| | #1 (mesaj-linki) | |
| Türkiye Liginden Flash Haberler Rıza Çalımbay istifa etti! Ligdeki kötü gidişatın ardından son olarak ta Kayserisspor ile berabere kalan Kartal'da, Çalımbay istifa etti. Gordon Milne ise İstanbul'a geldi Sezon başında kadroya katılan Ailton ve Kleberson gibi kaliteli isimlere rağmen, ligde istenilen sonuçları alamayan Kara Kartal'da, dün İnönü'de alınan Kayserispor beraberliği bardağı taşıran son damla oldu. Malmö ile oynanan ilk maçta alınan mağlubiyet ve ligdeki kötü gidişatın ardından Çalımbay'ın yeri tartışılmış ve ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Yönetim, Teknik Direktör Rıza Çalımbay ile İsveç'te alınan 4-1'lik galibiyetten sonra göreve devam kararı almıştı. Son olarak İnönü'de oynanan Kayserispor karşılaşmasında alınan 0-0'lık beraberlik Rıza Hoca'nın istifasında büyük etken oldu. Rıza Çalımbay, Beşiktaş'ın Ümraniye'deki Tesisleri'nde toplantı halinde olduğu yöneticilere istifasını verdiği öğrenildi. Kayserispor'la 0-0 berabere kalması ve Beşiktaş eski Teknik Direktörü Gordon Milne'nin kulübe getirilmesinin Çalımbay'ın istifasında etkili olduğu belirtiliyor. Beşiktaş taraftarı dün oynanan Kayserispor maçında aralıklarla futbolcuların aleyhine tezahürat yapmıştı. Taraftarlar, bir rakip futbolcunun sakatlanması üzerine topu dışarı atan Tümer'e "Tümer milli takıma" diye bağırmıştı. Ayrıca Kayserispor maçından hemen sonra beşiktaş taraftarları stadyumu terketmemiş ve tezahurat yapmaya devam etmişlerdi. Çalımbay, teknik direktörlükte 264 gün kalabildi Beşiktaş'ta görevinden istifa eden teknik direktör Rıza Çalımbay, Kara kartal'ın birinci ligde en uzun süre formasını giyen futbolcusu olurken, takımdaki teknik direktörlük serüveni kısa sürdü. Beşiktaş'ta 1980-81 sezonunda futbolcu olarak (A) takım kadrosuna yükselen Çalımbay, 16 sezon siyah-beyazlı formayı giyip 494 lig maçında 41 gol kaydetti. 16 yılda 6 lig, 3 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı, 1 Başbakanlık ve 6 TSYD kupası şampiyonluğu yaşayan Çalımbay, 1996 yılında jübile yaptığında kulüpte en uzun süre forma giyen futbolcu unvanını da eline geçirdi. Çalımbay'ın, Beşiktaş'ta uzun süren futbolculuk kariyeri, teknik direktörlükte ise çok kısa sürdü. İspanyol çalıştırıcı Vicente Del Bosque'nin yerine 27 Ocak 2005 tarihinde Beşiktaş'ın başına geçen Rıza Çalımbay'ın, kulüpteki teknik direktörlüğü 264 gün sürdü. Beşiktaş, Rıza Çalımbay döneminde ligde toplam 26 maç yaparken, bunların 15'ini kazandı, 7'sinde berabere kaldı ve 4 kez de sahadan yenilgiyle ayrıldı. Kartal, Çalımbay ile Avrupa kupalarında ise 4 maçta 3 galibiyet, 1 yenilgi aldı. Böylece Çalımbay'ın 264 günlük Beşiktaş serüveninde takım, çıktığı 30 resmi maçın 18'ini kazandı, 7'sinde berabere kaldı ve 5 kez de sahadan yenilgiyle ayrıldı. Beşiktaş, bu maçlarda 50 gol atıp, kalesinde 25 gol gördü. (mynet) :: kompetankedi:: bir BJK lı olarak çok üzgünümm medya utansın tamda UEFA maçı arifesinde olmadı bu neyse HAYırlısI Son Düzenleyen kompetankedi; 01-04-2008 @ 22:15. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Bir Galatasaray'lı olarak Rıza Hoca'nın doğru yaptığını düşünüyorum. Kral_Aslan Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum'un bir Alman gazetesine yaptığı açıklamayla ilgili Futbol Federasyonu'na başvurdu. Kulüpten yapılan açıklamaya göre, federasyona gönderilen başvuruda şu görüşlere yer verildi: "Fenerbahçe Teknik Direktörü Daum'un, 'İstanbul cehennemi gibi klişeleşmiş sözler, konuklarımız candan hoş gelirler maçımıza, Galatasaraylı olmadıkları sürece' şeklinde beyanatı çıkmıştır. Bir teknik direktörün bu sözleri sarf etmemiş olacağına inancımız tam olmakla birlikte, doğru olup olmadığının araştırılması ve kulübümüze bilgi verilmesi konusunda gereğini ve yardımlarınızı arz ederiz." artık rıza hoja gittigine göre ![]() I Love you TİGANA ![]() Son Düzenleyen Kral_Aslan; 31-03-2008 @ 18:20. | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Yazık oldu
Bence beşiktaş rıza hoca ile devam etmeliydi.Rıza hocayı göndererek yanlış yaptılar.Rıza hocaya daha fazla şans tanınmalıydı..... | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Galatasaray'da Ümit şoku Turkcell Süper Lig'de Gol Krallığı'nı dünden itibaren Kayserisporlu Gökhan ile paylaşmaya başlayan Ümit Karan, Fenerbahçe derbisinde ilk 11'e alınmadı.Teknik Direktör Gerets'in 59. dakikada sahaya sürdüğü yıldız futbolcu maç sonrası mutlu olmadığının altını çizerek "Yedek kalmak beni olumsuz etkiliyor. Belki birkaç maç sonradan girip gol attım ama her zaman yedek kalacak oyuncu değilim. Devre arasında ayrılma konusunda şimdilik sessiz kalıyorum. Ama mutlu olduğumu söyleyemem. Almanya'dan ve başka yerlerden de bayağı teklifler geliyor. Bunları devre arasında değerlendireceğim" açıklamasını yaptı. | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Sakarya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (SASİAD) konuğu olarak Adapazarı'na gelen Sakarya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (SASİAD) konuğu olarak Adapazarı'na gelen Fenerbahçeli eski futbolcu, yorumcu ve antrenör Rıdvan Dilmen, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazanarak Türk Futbolu'na büyük bir kötülük yaptığını öne sürdü.SASİAD'ın aylık olarak düzenlediği sohbet toplantısına katılan Rıdvan Dilmen, Türk Futbolu'nda yaşananları anlattı. Tuna Tan Tesisleri'nde düzenlenen toplantıda Rıdvan Dilmen, sanayici ve işadamlarının sorularını yanıtladı. Rıdvan Dilmen, Türkiye'de çok sayıda antrenör olduğunu ifade ederek, "Ancak hep aynı antrenörler görev yapıyor. Bunun nedeni ise siyasi ve medya ilişkilerinden kaynaklanıyor. Medya ve siyasi desteği olanlar her zaman bir takımda görev alıyor. Türkiye'de başarılı başarısız olmasına bakılmaksızın küme düşüren antrenörlere bile görev veriliyor. En önemlisi Dünya 3.'lüğünü yaşatan bir Şenol Güneş örneği var. Güneş, bence bir başarı elde etmiştir. Burada çok ciddi konular var. Futbolda belirli bir yerlere gelmek için başarı bir araç değildir. Türkiye'de en başarılı antrenörler, 15-16 kulüp çalıştırabiliyorlar. Hem siyasi, hem de medya ilişkileri, oyuncuların ve antrenörlerin kaderlerini belirleyebiliyor" dedi. Galatasaray'ın, UEFA Kupası'nı kazanarak Türk Futbolu'na kötülük yaptığını öne süren Dilmen, "Biz, Dünya Kupası'na 2 defa katıldık. 2002 yılında Japonya'daki Dünya Kupası'nda 3. olduk. Galatasaray, UEFA Kupası'nı kazanarak aslında Türk Futbolu'na kötülük yaptı. Bir anda çıtayı yükseltti. Şimdi biz, hep kupa kazanmak istiyoruz. Ama bu mümkün değil. UEFA Kupaları'nda yarı final, çeyrek final oynayabiliriz ama Şampiyonlar Ligi'nde şampiyon olmak hayal" diye konuştu. Fenerbahçe Teknik direktörü Daum'a yapılan eleştirilere de değinen Dilmen, Fenerbahçe'nin 2 kez üst üste şampiyon olan ve ekonomik durumu iyi bir takım olduğunu söyledi. Dilmen, Daum'un sürekli eleştirildiğini de belirterek, "Bana göre geçen sezon da, bu sezon da başarılı oyunculara sahip. Daum, yıldızlar topluluğundan oluşan oyuncuları sezon sonuna kadar problemsiz olarak götüren başarılı bir teknik adamdır" dedi. Türkiye ve Avrupa Futbolu hakkında da konuşan Rıdvan Dilmen, Türk seyircisi ve Avrupa seyircisinin futbola bakışını değerlendirirken, fanatikleri de eleştirdi. Öte yandan söyleşinin sonunda SASİAD Sakarya Şube Başkanı Hakan Alkan, Rıdvan Dilmen'e bir plaket verdi. | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Zengin daha da zengin, fakir daha da fakir Türkiye-İsviçre maçından sonra yaptığı açıklamalarla tepkimizi çeken FIFA Başkanı Sepp Blatter, geçtiğimiz günlerde Japonya'da düzenlenen 2. Dünya Kulüplerarası Futbol Şampiyonası'nda Avrupalı büyük kulüplere adeta verip veriştirdi. Birçok ligde gelir dengesizliğinin arttığından yakınan Blatter, “Bazı liglerde zengin gittikçe daha da zengin olurken, fakir gittikçe fakirleşiyor. Bu, futbol değil. Paranın cazibesi ve artan futbolcu göçleri, futbol için büyük tehlike arz ediyor." sözlerini kullandı. Futbolcuların aldıkları yüksek ücretlerin kontrol altına alınması ve sadece birinci liglerde değil tüm liglerde gelişme kaydedilebilmesi gerektiğini de belirten Blatter, oldukça sert çıktı: "Yıllardır zengin Avrupa kulüpleriyle tartışıyoruz. Futbol, bu kulüpler tarafından yok ediliyor." Blatter'in bu görüşleri, zaten uzun süredir tartışma konusuydu. Şampiyonlukların artık sadece birkaç takımın tekelinde olacağı bir futbol dünyasına doğru hızla yol alıyoruz. Yıllardır Türkiye Ligi için dile getirdiğimiz "Acaba 5. şampiyon kim olacak?" sorusu, diğer ülkelerin de bir gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. İlk yarıların hemen hemen bittiği Avrupa liglerinde ortaya çıkan tablo, takımlar arasındaki uçurumları daha iyi görmemize yardımcı oluyor. İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa ve Türkiye gibi belli başlı ülkelerde zirveyi kovalayanlar çoktan alıp başını gitmiş. Puan cetvelinin ilk sıralarındaki takımlarla sonuncular arasında da devasa bir puan farkı bulunuyor. Şimdi ligleri tek tek ele alalım.... İngiltere: 1992-93 sezonunda şampiyonluğa ulaşan Manchester United, 10 yılda tam 8 kez ligi zirvede bitirerek hegomanyasını açıkça ilan ediyordu. Bu dönemde Manchester'ın tek rakibi olan Arsenal ise 2 kez şampiyonluk ipini göğüsledi. Premier Lig şampiyonluğunun Arsenal-Manchester arasında paylaşıldığı bir ortamda sahneye çıkan bir Rus bütün hesapları karıştırdı. 2003'te Chelsea'yi satın alan Rus milyarder Roman Abramovich, kısa sürede milyonlarca Euro harcayarak yıldızlar topluluğu bir takım kurdu. Ancak savrulan paralar şampiyonluk kazandırmayınca takımın başına Porto'yu hem UEFA hem de Şampiyonlar Ligi'nde zirveye taşıyan Jose Mourinho getirildi. Mourinho tercihi Chelsea'yi 50 yıl sonra 2004-05 sezonunda şampiyonluğa ulaştırdı. Chelsea, bu sezon da 21 maçta topladığı 58 puanla en yakın takipçisi M.United'ın 14 puan önünde yoluna devam ediyor. İşte Arsenal ve Manchester'ın arasından sıyrılan Chelsea ve bunları her zaman gerilerden takip eden Liverpool, İngiltere'deki futbolun özetini sunuyor. Bu takımlar Ada futbolunda tamamen söz sahibi konumundalar. Manchester dünyanın en zengin kulübü, Arsenal ve Chelsea de paraya para demiyor. Bunlara nazaran biraz daha gariban sayılabilecek Liverpool ise zaten ligde bahse konu üçlüyü yeterince zorlayamıyor. Gelir adaletsizliğinin had safhada olduğu Premier Lig'de bu yıl da Chelsea alıp başını gitti. Manchester ve Liverpool'un zirveyi kapması artık çok zor. Lider Chelsea ile son sıradaki 6 puanlı Sunderland arasındaki fark ise sadece 52(!) Evet, dünyanın ve Avrupa'nın en önemli liglerinden birinde para ve puanlar böyle mi dağılmalıydı? İspanya: Geçen sezonun ortasında takımın başına getirilen Vanderlei Luxemburgo'nun Barcelona'dan daha fazla puan toplaması, Real Madrid taraftarının bu sezona umutla başlamasını sağlamıştı. Ancak Real, sahasında özellikle ezeli rakibi Barcelona'ya 3-0 yenilince bu sezona ait bütün umutlarını rafa kaldırdı. Frank Rijkaard'la geçen sezon 6 yıl aradan sonra şampiyonluk yaşayan Barcelona, bu sezon da zirveyi hiç bırakmadı. Top sihirbazı Ronaldinho, son vuruş ustası Eto'o ve genç yıldız Messi ile ligin tozunu atan Katalan ekip, 17 maçta 40 puan topladı. Real Madrid'in istikrarsız sonuçları, Valencia'nın Rafael Benitez'den doğan boşluğu bir türlü dolduramaması Barcelona'yı rakipsiz kıldı. Ezeli rakipler sahneden çekilince Barça'ya önce isimsiz Getafe daha sonra Osasuna rakip oldu. La Liga'nın en büyük sürprizine de Osasuna imza attı. Tarihinde hiçbir başarısı olmayan Osasuna 17 maçta 38 puan toplayarak futbol otoritelerini şaşkına çevirdi. Barcelona 40 puanla 2005'i La Liga'nın ilk sırasında bitirirken, ligin sonuncusu Alavez 12 puan topladı. Yine de şu anki duruma bakılmaksızın La Liga'da Real Madrid ve Barcelona hâlâ en büyükler. Her yıl birkaç farklı takım zirveyi zorlasa da bu gerçek hiç değişmiyor. İtalya: Geçen yılın şampiyonu Juventus sezona Buffon şokuyla girdi. Dünyanın en iyi kalecisi gösterilen Buffon'un ayağının kırılması üzerine Juve'nin imdadına ezeli rakibi Milan yetişti. Yedek kalecisi Abbiati'yi Juve'ye veren Milan centilmenlik örneği gösterirken, Juventus kurduğu güçlü kadroyla iyi bir kaleci olmadan bile ligin zirvesine nasıl çıkılacağını gösterdi. İbrahimoviç-Trezeguet ikilisiyle rakip kaleye gol yağdıran Siyah-Beyazlılar, Emerson-Vieira dayanışmasıyla da rakip atakların başlamadan bitmesini sağladı. Juventus 46 puanla ligin ilk sırasında yer alırken takipçileri Milano takımları İnter ve Milan oldu. Şampiyonlar Ligi finalini kaybetmenin şokunu yaşayan Milan kendi sahasında ‘aslan' olurken, deplasmanda ‘kuzu' pozisyonuna büründü. 1988-89 sezonunda şampiyon olmasından sonra kayıplara karışan İnter ise ‘Bu sezon yarışta ben de varım' diyerek topladığı 38 puanla 2005'i 2. sırada bitirdi. Milan ise halen 37 puanla 3. sırada. Serie A'da lider Juve ile 11 puanlı lig sonuncusu Treviso arasındaki fark 35. İtalya'da Juventus, Milan, İnter, Roma ve Lazio (araya birkaç takım da girebiliyor) son 15 yılda hep en tepedekiler konumunda oldu. Diğerleri figüranlıktan öteye geçemedi. Almanya: Bundesliga cephesinde de bir değişiklik yok. "Herkesin oynadığı ama Almanlar'ın kazandığı spor dalı" olarak tanımlanan futbol, konu Bundesliga'ya geldiğinde "Herkesin mücadele ettiği ama Bayern Münih'in kazandığı bir yarış" olarak algılanıyor. Bayern'i bazen Werder Bremen bazen de Bayer Leverkusen zorluyor ama sonunu pek getiremiyorlar. Geçen sezonun şampiyonu Bayern, bu yıl da 17 maçta topladığı 44 puanla devreyi en tepede tamamladı. Bayern'in bu çıkışı normal karşılanırken, Hamburg'un şampiyonlukta rakip olması sürpriz oldu. Bir zamanların hızlı sol açığı Thomas Doll yönetiminde başarılı bir performans gösteren Hamburg, 38 puanla 2. sıraya yerleşti. Ligin dibinde ise puanları birbirine çok yakın takımlar bulunuyor. 12'şer puan alabilen Köln, Duisburg ve Kaiserslautern son üç sıradaki takımlar. Fransa: 1993-2001 arasında Fransa Ligi'ni şampiyon bitiren takım sayısı 8'di. 2001'den sonra ise şampiyonluğun tek adresi Lyon. Son 4 sezon üst üste ligi şampiyon kapatan Lyon, bu yıl da neredeyse şimdiden garantiledi. 19 maçta 44 puan toplayan Lyon, en yakın takipçisi Lens'e 12 puan fark attı. Lyon'un rakipsiz olarak 5. şampiyonluğa doğru ilerlediği Fransa Ligi'nin son sırasında 11 puanlı Strasbourg bulunuyor. Diğer büyük liglerde olduğu gibi Fransa'da da ligin dengesi çoktan bozulmuş. Büyükler yine büyük, küçükler yine küçük; zenginler hep zengin, fakirler hep fakir... Diğer ülkeler: İskoçya'da geçen sezonun şampiyonu Glasgow Rangers bu sezon sefilleri oynuyor. Ligin zirvesinde ise 51 puan toplayan Celtic bulunuyor. Son sıradaki Livingston'un ise 12 puanı var. Zaten İskoçya'da Rangers ve Celtic dışında başka takımın adı bile geçmiyor. Portekiz Ligi'nde Porto 37 puanla liderliğini sürdürürken 7 puanlı Penafiel son sırada yer alıyor. Hollanda Ligi'nde geçen yılın şampiyonu PSV, 42 puanla yine en üstte. 18. sıradaki Roosendaal'ın puanı ise sadece 4. Belçika Ligi'nde Standard Liege 38 puanla devreyi lider kapatırken, Serhat Akın'ın takımı Anderlecht 36 puanla 2. sırada yer buldu. Son sıradaki Lierse ise 9 puan toplayabildi. Son Düzenleyen Kral_Aslan; 31-03-2008 @ 18:17. | |
|
| | #7 (mesaj-linki) | |
| Galibin adı belli, ilkesizlik Yaklaşık 1 aydan beri süren futbol federasyonu seçimi kulislerinin nihayet sonuna gelindi. Siyaset, spor, iş dünyası derken o kadar çok kurum ve kişi olaya angaje oldu ki, zannedersiniz ülke cumhurbaşkanını seçiyor. Tarafsız kişileri seçim öncesinde en fazla üzen konu hiç şüphesiz insanımızın ortaya koyduğu kişilik zaaflarıydı. Kabul, herkesin hayatında inişler çıkışlar olur, hepimizi sarıp sarmalayan nice sevmediğimiz huyumuz var. Ancak aynı konu hakkında 12 saat içinde 3 kez fikir ve söylem değiştirenleri görünce insan isyan etmeden duramıyor. Siyaset bu seçim de taraf tutmuyorum diye orta çıktığı halde ortalığı yangın yerine çevirdi. Spordan sorumlu bakan her adaya eşit mesafedeyim derken Haluk Ulusoy’u seçilse bile o koltukta oturtmayacağını söyledi. Levent Bıçakcı’yı güvenoyu almak maksadıyla genel kurula götüren Hasan Doğan’ın hızına yetişebilmek ise mümkün değildi! Kulüpler Birliğinin fikirlerine bu denli sadakat gösteren bir insanın aynı birliği etkilemek adına yaptığı kulislerin nedenini kimse anlayamadı. Biz en çok Ayhan Bermek’e üzüldük; sevilen bir kişi, yıpranmamış bir isim olduğu halde yıpranmış adları ekibine alacağı yönünde sinyaller vererek daha yolun başında kendi kendisini zora soktu. Tamam, kimsenin eli güçlü değil, ortalık karışık, zemin kaygan, o yüzden belirli makamlarla iyi geçinmek zorunluluğu var. Ancak adı tartışmaya açılmış insanları ekibine aldıktan sonra kamuoyundan geniş çaplı destek bulabilmesi hayli zor. Şu saatten sonra başkanın adı bizce önemli değil; yarışı kim kazanırsa kazansın seçime müdahaleler olduğundan ötürü daha ilk günden adı tartışmaya açılacak. Şimdi gelin 20 Ocak’tan sonrası için tahminler yapalım: - Özerkliğin kağıt üstünde kaldığı iyice anlaşıldığından ötürü siyaset artık futbolun ayrılmaz bir parçası haline gelecek. - Kulüp başkanlarından eski-yeni federasyon yöneticilerine varıncaya dek verilen sözler karşılıklı olarak hiç tutulmadığı için güven kelimesi anlamını yitirecek. - Oy verenlere ya da oy sağlayanlara verilen sözler seçilecek başkanın ileriye yönelik vereceği kararları ipotek altına aldıracak. - Yeni başkan olup bitenlerin unutulmasını isteyerek yeni bir sayfa, temiz bir başlangıç yapacağını deklare edecek ama küçük bir azınlık dışında insanlar ona şüpheyle bakacak. - Küçük bir ihtimal de olsa Haluk Ulusoy başkan seçilirse ilk güne damgayı Mehmet Ali Şahin vuracak. Ya söylediği gibi seçimi iptal ettirecek ya da politika kariyerine son verecek! - Büyük ihtimalle yeni başkanın ekibinde son federasyondan bazı isimler yer alacağı için FIFA’nın 7 Şubat’ta vereceği kararın aleyhimize çıkması mümkün olabilecek. - Ulusoy başkan seçilirse hükümetin prestiji büyük yara alacak. Ayhan Bermek işbaşı yapar ve Davut Dişli, Hasan Doğan gibi isimleri yanında tutacak olursa siyasetin gölgesini her zaman üzerinde hissedecek. - Son gün büyük bir sürpriz olur ve kulüpler üçüncü bir isim etrafında birleşecek olursa, bu takdirde bile başkanın gönlünce hareket etme şansı olmayacak. Dahası seçime bu denli müdahale edilmişken, bir de bunun üstüne atama yoluna gidilirse FIFA duruma el koyabilir. - Sonuçta ilkesizlik kazanacak, kalifiye insanlar futboldan soğuyacak. | |
|
| | #8 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Ulusoy bir kez daha başkan Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu'ndaki başkanlık yarışını Haluk Ulusoy kazandı. Genel kurulda başkanlık için yarışan iki adaydan Haluk Ulusoy, 211 geçerli oydan 109'unu, Ayhan Bermek ise 102'sini alırken, seçim sonucu taban birliklerinin oy kullandığı 6. sandığın açılmasından sonra Ulusoy lehine döndü. Aralarında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un bulunduğu Birinci Süper Lig kulüplerinin oy kullandığı 1. sandıkta 48 delege oy kullanırken, Ayhan Bermek'e 28, Haluk Ulusoy'a 20 oy çıktı. Diğer süper lig kulüplerinin yer aldığı ve 40 delegenin oy kullandığı 2. sandıkta da Bermek 23, Ulusoy 16 oy aldı. Eski federasyon başkanlarının oy kullandığı 3. sandıktaki 36 oydan, 13'ünü Bermek, 22'sini Ulusoy kazandı. İkinci ve Üçüncü Lig kulüp delegelerinin oy kullandığı 4. sandıkta Bermek'e 17, Ulusoy'a 11 oy çıktı. Yine İkinci ve Üçüncü Lig delegelerinin yer aldığı 5. sandıkta bu kez Ulusoy 19-14 üstünlük sağladı. Son sandık açılmadan önce Ayhan Bermek, sayılan oylardan 95'ini alırken, Ulusoy'a 88 oy çıkmıştı. Fakat taban birliklerinin belirlediği 28 delegenin oy kullandığı 6. ve son sandıkta Haluk Ulusoy, Ayhan Bermek'e 21-7 gibi büyük bir fark atınca, seçimden 109-102'lik üstünlükle federasyon başkanı olarak çıkmayı başardı. TFF Genel Kurulu'nda seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Haluk Ulusoy'a sevgi gösterisinde bulunuldu. Kısa bir süre fenalık geçiren Ulusoy bir süre dinlendikten sonra tebrikleri kabul etti. Son Düzenleyen Kral_Aslan; 31-03-2008 @ 18:18. | |
|
| | #9 (mesaj-linki) | |
| Ulusoy kazandı, kriz bitmedi Futbol Federasyonu Genel Kurulu dün Ankara’da olağanüstü toplanarak yeni başkanını seçti. Kıran kırana geçen yarışta Ulusoy, 211 geçerli oydan 109’unu aldı ve rakibi Ayhan Bermek karşısında 7 farkla sandıktan galip ayrıldı. Ancak bir haftadır hemen her gün yeni bir gelişmeyle çalkalanan futbolun zirvesinde kriz bitmedi. Spordan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin daha önce açıkladığı gibi federasyonu olağanüstü seçime götüreceğini bildirdi. Meclis Genel Kurulu’nda CHP milletvekili Berhan Şimşek’in suçlamalarına cevap veren Şahin, Haluk Ulusoy hakkındaki Başbakanlık Teftiş Kurulu raporuna dikkat çekti. “Cumhuriyet savcılıklarının, Futbol Federasyonu’nu zarara uğrattığı ve haksız birtakım parasal ilişkileri nedeniyle sorumlu tuttuğu bir kişinin aklanmadan aday olmamasını istedim.” diyen Şahin, ‘istifa’ çağrılarına ise şöyle cevap verdi: “Elimde bulunan imkanları kendi şirketlerime aktarmadım ki istifa edeyim. Ben temiz spor adına davranışta bulundum, asla da pişman değilim.” Federasyon Genel Kurulu’nu olağanüstü toplantıya çağıracağını belirten Devlet Bakanı görevden alma yetkisinin olmadığına işaret etti ve ekledi: “Türkiye Futbol Federasyonu Yasası’nın 31. maddesinin bana verdiği yetkiye dayanarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndan mütalaa isteyeceğim. ‘Haluk Ulusoy’un görevde kalmasında sakınca vardır’ şeklinde bir mütalaa gelmesi halinde gereğini yapacağım. Sonuçlarına herkes katlanacak.” Seçim sonuçları açıklandıktan sonra Başbakan ve Devlet Bakanı ile uyumlu çalışacağı, saygıda kusur etmeyeceği mesajı veren Haluk Ulusoy, Şahin’in Meclis’teki konuşmasına ise şöyle cevap verdi: “Belirtilen raporlarda suç unsuru yoktur. Gayet net biliyorum. Yeniden bir teftiş yaptırmak ne anlama geliyor, bunu anlayamıyorum.” Son Düzenleyen Kral_Aslan; 31-03-2008 @ 18:18. | |
|
| | #10 (mesaj-linki) | |
| Kendini akıllı sanmanın zorlukları Bu başlık, Futbol Federasyonu seçimiyle değil, kendi tercihimle ilgili. Ama istiyorsanız onunla da ilişkilendirebilirsiniz. İki gündür yok efendim böyle kirli bir seçimin nesini izleyelim, yok efendim zaten bu genel kurul ertelenir diye homurdanıp durduktan sonra Ankara’ya gitmeye karar verebildim. Ben yola çıktığımda başkan adayları konuşmalarını yapıyorlardı. Böylece genel kurulu radyodan ve televizyondan takip etmiş oldum. Bunlara bir de Ankara Esenboğa Havaalanı çevresinde yoğunlaşan kar yağışı eklenince uçağımız yaklaşık 1,5 saat havada dönüp durdu. Shereton oteline ulaştığımızda ise seçim çoktan sonuçlanmış, kutlamalar yapılıyordu. Yani bu genel kurulu izlemek için biraz akıllıca davranalım derken, böyle bir fiyasko yaşamış olduk. Elbette ki bu seçimle ilgili olarak çok değişik değerlendirmeler yapılacaktır. Bunların başında da Turgut Özal’ın ANAP’ının iktidar olduğu seçimde dönemin kudretli adamı Kenan Evren’in Turgut Sunalp’i destekleyen konuşması akıllara gelecektir. Haluk Ulusoy’un listesinde yer almayan; ama perde gerisindeki beyin olarak görülen Ata Aksu’nun değerlendirmesine göre bu seçimle Türk futbolunun onuru kurtarılmıştır. Yine onun değerlendirmesine göre Haluk Ulusoy, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında ille de aday olmak niyetinde değildi; ama Bakan Şahin’in konuşmaları onun bu işe soyunmasına yol açmıştı. Bu yazının başlığı seçimin galibi Trabzonspor Başkanı Nuri Albayrak da olabilirdi. Hiç olmadık adamların şaşırtıcı zigzaglar çizdikleri bir ortamda Albayrak baştan sona Haluk Ulusoy’un arkasında durarak takdir topladı. Çünkü bu dönemde iktidara yakın bazı kişilerin Haluk Ulusoy’a telefon ederek, “Hakkını helal et, büyük baskı var. Bermek’e oy vermek zorundayız.” dedikleri belirtiliyordu. Nitekim bu baskılardan bunalan Sakaryaspor delegesi Selahattin Aydın’ın salonda istifası çarpıcı bir kanıt oluşturdu. Nuri Albayrak’ın kazandığı ilginç bir nokta da iki adayın alacakları oyları tam olarak tahmin etmesiydi. Albayrak’a göre Haluk Ulusoy 110 oyla seçilecek, Bermek de yüzün üstünde oy alacaktı. Öyle de oldu. Seçimin bir başka galibi olarak da Beşiktaş Kulübü gösterilirken, Fenerbahçe ile Galatasaray iktidarla birlikte en büyük mağluplar olarak gösteriliyordu. Fenerbahçe son dakikaya kadar genel kurul kulisinin dışında kalmaya gayret etmiş; ama ikinci başkan Nihat Özdemir’in beyanıyla iktidarın istediğinin dışında hareket etmeyeceğini göstermişti. Galatasaray’da ise genel kurulun açılış saatlerinde radyo spor’a konuşan Ergün Gürsoy, seçimi kazanmış olmanın rahatlığı içinde görülüyordu. Sarı-Kırmızılı kulübün deneyimli yöneticisi, “Ömer Gürsoy, Ayhan Bermek’in listesinde. Tabii ki Bermek’i destekliyoruz. Haluk Ulusoy da kardeşimiz ama herkes gerçekleri kabul etmek zorunda.” diyordu. Şimdi o gerçekler herhalde Ergun Gürsoy’a uzaktan nanik yapıyordur. Şimdi ne olacak.... Haluk Ulusoy, çok umutsuz gibi görünen bir ortamda sağlam durarak seçimi kazanmayı başardı. Bu durumda ilk akla gelen ona geçit vermeyeceğini açıkça ortaya koymuş bulunan Bakan Şahin’in tavrı. Bakan’ın seçimin hemen ardından Meclis’te yaptığı konuşma değişik şekillerde yorumlandı. Onun savaşı sürdüreceğini düşünenler de var, bir süre sessiz kalarak gelişmeleri beklemesi gerektiğini düşünenler de. Hatta istifa etmesi gerektiğini düşünenler de az değil... Daha bunun gibi bir yığın konuyu önümüzdeki günlerde sıkça tartışacağız. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Türkiye Liginden Flash Haberler Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Save Flash - Flash Saver - Flash Kaydedici | virtuecat | Ücretsiz-Beta Yazılımlar | 8 | 21-02-2009 23:48 |
| Flash (Flash Kimdir? - Flash Hakkında) | KisukE UraharA | Süper Kahramanlar | 6 | 18-01-2009 23:44 |
| SWF9 Patch - Flash Player 9'da yüklenmeyen flash animasyonları için | NeutralizeR | Flash/Video Dünyası | 13 | 12-12-2008 20:04 |
| 123 Flash Image/Sound Extractor Flash Dosyalarından Ses ve Resim Alın | ozti | Ücretsiz-Beta Yazılımlar | 3 | 17-05-2008 20:33 |
| Flash Programları AnimFx MixFX Magic Flare Astro Flash AnFx | Blue Blood | Arşive Kaldırılan Konular | 13 | 26-09-2006 16:08 |