| | #1 (mesaj-linki) |
Erzurum ERZURUM ADI Erzurum'un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios' a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis' ti, şimdiki Erzurum' un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios' un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat'ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos' un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali' nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala' yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığım ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam' ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarım Ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen' in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis' e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen' den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır. Tarih Öncesi Çağlar Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu ağım bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen.dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır. MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır. Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı. Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti. Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantı-ya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler. Ermeni Meselesi 1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç'in komutasında Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya'da bu yönetim değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. Ancak Doğu Anadolu'da Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak, Erzurum ve çevresinde soykırıma giriştiler. Erzurum Rus II. Topçu Kale Komutanı olan Twerdo Khlebov, Ermenilerin bu kanlı hareketlerine sadece seyirci kaldı. Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali Antranik yönetmiştir. 2 Mart 1918 tarihinde Erzurum Merkez Kumandanlığına tayin olunan General Antranik Alaca, Tepeköy. Ilıca, Yeşil yayla katliamlarında aktif rol oynamış, binlerce insanın hayatına acımasızca son verdirmiştir. Ayrıca Erzurum ve çevresindeki Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, Divan-ı Harp üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan görev almışlardı. 1918 yılının Şubat ve Mart aylarında bu tarihi şehir insanıyla, medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu halde götürülen insanlar Kars kapı ve Yanık dere bölgelerinde, senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit edilmişlerdir. Sonra Erzurum Garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk birlikleri şehir içinde 2127 şehit defnetmişler, ayrıca Kars kapıda da 250 ceset bulmuşlardır. Türk-Ermeni ilişkilerini tarihi perspektif içerisinde incelediğimizde, bölgede Türk insanıyla birlikte yaşamış, kapı komşusu olmuş Ermeni'nin ihaneti açıkça ortadadır. Milleti Sadıka diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca, Tepeköy, Erzurum-Merkezde; Yanık dere, Kars kapı, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa konakları, Yakutiye Kışla hamamı, Yeşil yayla, Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan da yaptıkları insanlık dışı katliamlar sonunda Türk Milleti'nin hafızasında "Yerli Gavur" olarak unutulmayacak bir iz bırakmıştır. Kazım Karabekir Paşa, 12 Mart sabahım şöyle dile getiriyordu: "Erzurum'da halk göz yaşları içinde kimi babasını, kimi karışım yakılmış yada süngülenmiş buluyor, saçlarım yoluyordu, sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu." Ermenilerin yalnız son gece (11-12 Mart 1918) 3000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki Rus Yarbayı Twerdo- Khelebof anılarında ifade etmiştir. "Demiryolu istasyonun da sanki bir mezarlık ölülerini dışarıya çıkarmıştı. Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk. Bilhassa Tahtacılar semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel Paşa konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular insanı titrediyordu." Erzurum'da resmi belgelere göre 9563 yerli Türk ahali Taşnak Ermeni çeteleri tarafından şehit edilmiştir. 12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum'un esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti, Doğuda ki güzel toprakları, yüksek dağları mert kanıyla sulayarak, düşmana göğüs geren Erzurum'u karanlık bir günden kurtardığının yıl dönümüdür. 12 Mart 1918 tarihi Erzurum kalesinin beklediği kutsal sabahtır. 84 yıl önce bir 12 Martta zamanın saygısı altında kalan, hatırladıkça kanayan bir yara içimizi sızlatır, sevincimizi göz yaşlarımızın ıslaklığı, mutluluğu kederimizin hüznü, Hürriyetimizde kanımızın pahası, yaşamımızda Türk olmanın gururu, bayrağımızda varlığımızın manası vardır ve saklıdır, işte 12 Mart kutlu günümüzün bizlere hatırlattıkları bu duygu ve fikirlerdir. ERZURUM KONGRESİ - (23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919) Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşı’nın uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: “Vilâyat-ı Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler” şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler “Ermeni Vilâyetleri” olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbul’da, “Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”nin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919’da Erzurum’da bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadele’nin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur. Kongre, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin ortak girişimleriyle 23 Temmuz (Çarşamba) – 7 Ağustos (Perşembe) 1919 tarihleri arasında Nutuk’ta belirtildiği gibi çalışmalarını 14 günde tamamlamıştır. Mustafa Kemal ve Rauf Beyler’in Kongreye Erzurum (merkez) delegeleri olarak katılabilmeleri için Emekli Binbaşı Kazım (Yurdalan) ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından Cevat (Dursunoğlu) Bey, delegelik haklarından vazgeçmişlerdir. Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. Mustafa Kemal yaptığı açılış konuşmasında, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu, dünyanın çeşitli yerlerinde milli bağımsızlık uğruna yapılan mücadeleleri anlatarak bağımsız, milli bir iradenin Anadolu’dan çıkacağını ve bunun millete dayanması gerektiğini belirtmiştir. Yoğun çalışmalardan sonra 7 Ağustos’a kadar süren kongre, aynı gün Heyet-i Temsiliye seçimlerini yapmış, 9 kişilik heyetin başına Mustafa Kemal getirilmiştir. Böylece milli mücadelenin ilk siyasi kuruluşu da oluşturulmuştur. Kongre sonunda yayınlanan beyannamenin giriş kısmında: Aydın Vilâyetinde Yunanlıların, Kafkasya’da Ermenilerin, Karadeniz’de Rumların Müslüman ahaliye yaptığı zulümlerden, milleti parçalanma tehlikesi karşısında gören Doğu Anadolu halkının kurduğu cemiyetler vasıtasıyla Erzurum Kongresi’ne katıldığından ve kongrenin yayınlanan kararları aldığından bahsedilmiştir. Kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir: Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez; İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır; Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir; Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır; Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır. Erzurum Kongresi’nin amacı, sadece doğu bölgesinin bütünlüğü değil, 30 Ekim 1918’deki sınırıyla “Vatanın bütünlüğü” idi. Bağımsızlık ise, yine bütün Türk milletinindi. Bu gayenin ilk adımı Erzurum Kongresi’nde atıldı. Kongrenin kabul ettiği kararları, belirlediği hedefleri, çizdiği stratejiyi iyi tahlil etmek gerekir. Kongrenin benimsediği hedefler, Türk Milli mücadelesinin de gerçekleştirmeye çalıştığı milli hedeflerdir. Milli Mücadele hareketinin siyasal temeli olan “hukuk-ı milliye” ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongrenin kabul ettiği kararlar ise milli bağımsızlık savaşımızın programı olarak ele alınmış, belirlediği hedefler gerçekleştirilmiştir. 28 Ocak 1920’de Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misâk-ı Milli adıyla kabul edilip, 17 Şubat 1920’de bütün dünyaya ilân edilen programın esasları Erzurum’da, bu kongrede belirlenmiştir. Kongre, temsil ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle; “Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır.” Kazım Karabekir Paşa MUSA KAZIM KARABEKİR - (1882-1948) Musa Kâzım, 1882’de İstanbul’da doğdu. Aslen Karaman’ın Gafariyat kasabasındandır. Babası Mehmet Emin Paşa’dır. Fatih Askeri Rüştiyesi’ni ve ardından Kuleli Askeri İdadisi’ni bitirdi. 14 Mart 1900’de Harp Okulu’na girdi. 6 Aralık 1902’de Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle piyade sınıfının birincisi olarak Harp Okulu’ndan mezun oldu. Erkân-ı Harp (Kurmay) sınıfına ayrılarak Harp Akademisi’ne başladı. 5 Kasım 1905’de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi de birincilikle bitirdi. 10 Aralık 1905’de Edirne’deki II. Ordu’ya atandı. 11 Ocak 1906’da III. Ordu’ya verildi. 13.Seyyar Topçu Alayı, 15. Süvari Avcı Taburu’nda ve Manastır Mıntıka Komutanlığı Erkân-ı Harbiyesi’nde bulundu. Bu dönemde Kâzım Bey İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Eşkıya takibinde bulundu. 19 Ağustos 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 6 Eylül 1907’de İstanbul Harp okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı’na atandı. 19 Kasım 1908’de Edirne’deki II. Ordu’nun Nizamiye 3. Piyade Tümeni Kurmaylığı’na tayin olundu. 31 Mart Vakası, yani 13 Nisan 1909’da meydana gelen olay üzerine Hareket Ordusu’na katılarak; Mürettep 2. Fırka’nın Kurmay Başkanı olarak İstanbul’a geldi. 1 Nisan 1910’da Arnavutluk Ayaklanması’nı bastırmak için oluşturulan Mürettep Kolordu da Birinci Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911’de 10. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığında görevlendirildi. 28 Nisan 1911 günü Harbiye Nezareti’ne verdiği dilekçe ile aile adları olan Karabekir’i yazışmalarda kullanmaya başladı. 9 Nisan 1912’de ek bir görevle vekaleten Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği’ne atandı. 27 Nisan 1912’de Binbaşı oldu. Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgarlara karşı Edirne’yi savunan 10.Tümen’in Kurmay Başkanı iken 22 Nisan 1913’te esir düştü. İkinci Balkan Savaşı sırasında 29 Eylül 1913’te esaretten kurtuldu. 2 Aralık 1913’te Balkan Savaşı sırasında Rusya tebasının uğradığı zararın tespit için oluşturulan Türk-Rus ve Bulgar Karma Komisyonu’na Türk temsilcisi olarak katıldı. 11 Ocak 1914’de Genelkurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı’nda görevlendirildi. 3 Ağustos 1914’te Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü tayin edildi. 7 Aralık 1914’te Kaymakam (Yarmay) rütbesine yükseltildi. 6 Ocak 1915’te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye Komutanı olarak İran Harekâtı’na memur edildi. 6 Mart 1915’te Beşinci Kolordu 14. Tümen Komutanlığı’na atanarak Marmara ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile görevlendirildi. Tümeni bir süre sonra Çanakkale Cephesi’ne gönderildi. 26 Ekim 1915’te İstanbul’daki I. Ordu Kurmay Başkanlığı’na atandı. 10 Kasım 1915’te 6. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesi’ne gönderildi. 14 Aralık 1915’te rütbesi Miralaylık ’a (Albay) yükseltildi. 24 Nisan 1916’da 18. Kolordu Komutanı ve 8 Nisan 1917’de becayişen Kafkas Cephesi’ndeki 2. Kolordu Komutanı olarak görevlendirildi. 27 Aralık 1917’de Erzincan karşısındaki I. Kafkas Kolordusu Komutanlığı’na memur edildi. Buradaki görevinde ağır kış şartları altında fedakârlıkla ilerleyerek, Rus subaylarıyla takviye edilmiş Ermeni kuvvetleri ve çetelerinin bütünüyle bozgunu sırasında; 1918 yılının 13 Şubat’ında Erzincan’ı, 12 Mart’ında Erzurum’u 13 Mart’ın da Pasinler’in Merkezi Hasankale’yi kurtardı. Sonrada, 1914 hududunu aşarak; 5 Nisan’da Sarıkamış, 25 Nisan’da Kars’taki hâlâ halkımız arasında “Kırk Yıllık Karagünler” diye acı hatırası anlatılan istilâ esaretine son verdi. 28 Temmuz 1918’de Mirlivalığa (Tümgeneral) yükseltildi. 23 Aralık 1918’de Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığı’na atandı. 2 Mart 1919’da merkezi Erzurum olan 15. Kolordu Komutanlığı’na tayin edildi. 21 Temmuz 1919’da 3. Ordu Müfettiş Vekili olarak görevlendirildi. 23 Temmuz-7 Ağustos 1919’da çalışmalarını yürüten Erzurum Kongresi’nin toplanmasında büyük katkıları oldu. 16 Kasım 1919’da Temsil Heyeti’nin düzenlediği komutanlar toplantısına katıldı. 14 Ocak 1920’de Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından Şark Cephesi Komutanlığı ile görevlendirildi. 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi Birinci Devresi’nde Edirne Milletvekili olarak meclise girdi. Bu sıfatı üzerinde kalmak kaydı ile Kolordu Komutanlığı’na devam etti. 6 Mayıs 1920’de Erzurum Vali Vekili oldu. 13-14 Haziran 1920’de Ordu Komutanı yetkisi ile Şark Cephesi Komutanlığı’na atandı. 28 Eylül 1920’de Ermenilere karşı taarruzu başlattı. 30 Ekim 1920’de Göle ve Kağızman’dan sonra Kars’ı ikinci defa kurtardı. 31 Ekim 1920’de Feriklik (Korgeneral)’liğe yükseltildi. 7 Kasım 1920’de Gümrü’ye girdi. 3 Aralık 1920’de Büyük Millet Meclisi Murahhası olarak Gümrü Muahedesi’ni imzaladı. 10 Ekim 1921’de biten Kars Konferansı’na Türkiye Baş Murahhası olarak katıldı ve başkanlık etti. 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması’nı imzaladı. İstiklâl Harbi’nin zaferle bitmesinden sonra 15 Ekim 1922’de Ankara’ya geldi. Edirne Milletvekili sıfatı ile meclise devam etmeye başladı. 17 Şubat 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi’ne başkanlık etti. Büyük Millet Meclisi’nin ikinci devresinde İstanbul Milletvekili seçildi. 21 Ekim 1923’te merkezi Ankara’da bulunan Birinci Ordu Müfettişliği’ne atandı. 26 Ekim 1924’te Ordu Müfettişliği’nden istifasını bildiren dilekçesini Milli Müdafaa Vekâleti’ne gönderdi. 17 Kasım 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra Genel Başkanı seçildi. Gazi’ye İzmir’de suikast ile ilgili olarak İstiklâl Mahkemesi’nde yargılandı ve beraat etti. 5 Aralık 1927’de ordu açığında iken emekli edildi. Uzun bir süre politikadan uzaklaştı. Halil Ethem Eldem’in vefatı ile boşalan İstanbul Milletvekilliği’ne 1939 yılında 1374 reyle seçildi. 1943-1946’da yine milletvekili olarak yerini korudu. 5 Ağustos 1946’da TBMM Başkanlığı’na seçildi. 26 Ocak 1948’de Ankara’da öldü. ALDIĞI NİŞAN, BERAT VE MADALYALAR Kâzım Karabekir Paşa, başarılı askerlik yaşamı sırasında, Altın Maarif, beşinci Rütbeden Mecidi, Dördüncü Rütbeden Osmani, Muharebe Gümüş Liyakat, Harp Alman İkinci Rütbeden Kron dö Broş Kılınçlı, Avusturya’dan İkinci Sınıf Salip; Alman Demir Salip, Muharebe Gümüş İmtiyaz, Muharebe Altın Liyakat, Kılınçlı İkinci Mecidi, Kılınçlı İkinci Rütbeden Osmanî, İstiklal Madalya ve Nişanları ile ödüllendirilmiştir. ESERLERİ Bulgarca, Almanca, Fransızca ve Rusça dilerini bilen Kâzım Karabekir’in çok çeşitli konularda yazdığı bazı eserler şunlardır: • İstiklâl Harbimiz, I-II • İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı • Birinci Cihan Harbi, I-IV • Paşaların Hesaplaşması • Paşaların Kavgası • Ankara’da Savaş Rüzgarları • Gizli Harp İstihbarat • 1885 İsyanı ve Bulgar Harbi • Birinci Kafkas Kolordusu’nun 1334 Senesindeki Harekât ve Müşehedatı • Erzincan ve Erzurum’un Kurtuluşu • İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi • Bolşevik Ordusunun Çekilmesinden Sonra Osmanlı Ordusunun İleri Harekâtı • Sırp-Bulgar Seferi • Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri • Kürt Sorunu • Ermeni Dosyası • Ermeni Mezalimi • Öğütlerim • Talim ve Terbiye Hakkında Ana Hatlar • Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiye’dir. • Şarkılı İbret • İktisadi Esaslarımız • Sanayi Projesi Layihası • Erkân-ı Harbiye Vezaifinden İstihbarat • İstiklâl Harbimizin Esasları • Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik? • İttihat ve Terakki Cemiyeti | |
|
| | #2 (mesaj-linki) |
Cvp: Erzurum ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() davranışlarıyla örnek olmuş Dadaş kelimesi erzurumun yerli halkına verilen bir isimdir. Dadaş kelimesinin manası ise dogruluk, mertlik, dürüstlük, misafir perverlik vs. bunun gibi güzelinsanlardır. Dadaşın eşine benzerine rastlamak mümkün degildir. Örf ve adetlerine baglılıkları ile asıllarıyla gurur duyan kişilik sahibi insanlardır. Ne mutlu türküm diyene ve sonrada Ne mutlu dadaşım diyene. Tarihimize 93 Harbiyle adı geçen Türk-Rus savaşında Erzurumun Aziziye Tabyasında Erzurum kadınlarından bu savaşta eşlerini ve çocukarını şehit vermiş Kara Fatma (Fatma Seher Erden) ve Nene Hatunun göstermiş oldukları kahramanlıktan dolayı dadaş ünvanı ilk kez bu kadınlara verilmiştir,Dadaş kadına verilen bir ünvandır UZUNDERE TARİHİ : İlçenin 3000 yıla yakın bir tarihi olduğu tahmin edilmekte olup, tarih boyunca pek çok devletin egemenliği altına girdiği bilinmektedir. M.S. 1018-1036 yıllarında Türkler’in eline geçen Uzundere , 1071 Malazgirt savaşından sonra Türkler’in Anadolu'ya girmesiyle Saltukoğullan Beyliğine katılmıştır. Eskiden beri ismi Azort olan ilçe daha sonra Uzundere bucağı olarak teşkilatlanmış, 1955 yılında belediye, 19.06.1987 tarih ve 3392 Sayılı Kanunla daha önce bağlı olduğu Tortum ilçesinden ayrılarak ilçe statüsüne kavuşmuştur. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 11.621 Şehir Nüfusu: 4.277 Köy Nüfusu: 7.344 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 10 Yüzölçümü(km2): 840 İl'e uzaklığı (km): 85 OLUR TARİHİ : İlçe, 1922 yılında bucak merkezi haline getirilmiştir. Bu günkü ilçe merkezimiz 1958 tarihine kadar OLTU İlçesine bağlı bucak iken, 1958 tarihinde Oltu' dan ayrılarak ilçe olmuştur. Bölgedeki gözetleme kuleleri, kaleler aynı zamanda kiliseler yörede yerleşimin çok eskiye dayandığını kanıtlamaktadır. İlçe Keçili köyünde Van Kalesi, bunun yanında Yıldızkaya köyünde tabii mağara gezilip görülmeye değer yerlerdendir. Ayrıca İlçeye bağlı Köprübaşı, A.Karacasu, Beğendik köylerinde gözetleme kaleleri bulunmaktadır. Kale, Kilise ve tarihi eserlerin hangi devirden kaldığına dair tam bir tarih belirtmek mümkün değildir. Olur çevresi 1877 -1878' de Osmanlı - Rus savaşı sonunda Berlin antlaşması ile savaş tazminatı olarak Ruslar’a bırakılan yörelerimizden biridir. 40 yıl esarette kalmıştır. Bölgeye intikal eden düzenli birliklerin mücadelesi sonunda ilçe 28 Mart 1918' de İstiklaline kavuşmuştur. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 10.833 Şehir Nüfusu: 3.260 Köy Nüfusu: 7.573 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 40 Yüzölçümü(km2): 820 İl'e uzaklığı (km): 174 TORTUM TARİHİ : Tortum’un tarihi hakkında çeşitli kaynaklarda bilgiler mevcuttur. Selçuklular zamanında Saltukoğullardan Tortum llgan ve îmadeitin beylerin ilçenin ilk yerleşimcileri olduğundan bu adı aldığı sanılıyor. Ayrıca Selçuk dilinde Tortum Bağlık bahçelik anlamına gelmektedir.Tortum tarihte Med, Pere, ve Romalıların hakimiyetinde kamus 1018 yılında Türk hakimiyetine geçmiştir. Selçuklular, Karakoyunlular ve Osmanlı hakimiyetinde kalmış 1828-1829 Rus savaşından sonra Rus istiladan kurtarılmıştır. Erzurum’ dan geri çekilen Ruslar silah ve cephanelerini buralarda yaşayan Ermeniler’e bırakmışlar ve zamanla Ermeni saldırıları başlamıştır. İlçe 16 Mart 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 20.949 Şehir Nüfusu: 7.856 Köy Nüfusu: 13.093 Belde Sayısı: 5 Köy Sayısı: 47 Yüzölçümü(km2): 1.423 İl'e uzaklığı (km): 52 TEKMAN TARİHİ: İlçenin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1517 yılında Osmanlı yönetimine katılmıştır. 1946 yılına kadar Hınıs ilçesine bağlı bir köy iken, aynı yıl ilçe olarak teşkilatlandırılmıştır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 34.685 Şehir Nüfusu: 6.584 Köy Nüfusu: 28.101 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 69 Yüzölçümü(km2): 2.197 İl'e uzaklığı (km): 151 ŞENKAYA TARİHİ: Şenkaya İlçesi tarihi süreç içerisinde çok değişik milletlerin egemenliği altında kalmıştır .Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi’ne giderken 23 ağustos 1514 yılında Erzurum' u Akkoyunlulardan alıp Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katmasıyla Osmanlı egemenliği altına girmiştir. 1828-1878 yıllarında Rus istilasına uğrayan bölge "1877-1878" Osmanlı Rus harbinde (93 harbi ) Gazi Ahmet Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin yenilmesi üzerine 1879 yılında imzalanan "Ayastefonos antlaşması " ile Kars vilayetine bağlanarak Rus yönetimine girmiştir, İlçe, Bardız Deresi Rusya ile Osmanlı devleti arasında 1917 yılına kadar sınır teşkil etmiştir.1917 yılında Rusya'da Bolşevik ihtilali üzerine işgalci Rus birlikleri bölgeyi terk etmişler ve Rus hakimiyeti son bulmuştur. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 16.740 Şehir Nüfusu: 3.647 Köy Nüfusu: 13.093 Belde Sayısı: 5 Köy Sayısı: 47 Yüzölçümü(km2): 1.423 İl'e uzaklığı (km): 185 PAZARYOLU TARİHİ : Çok eski bir tarihe sahip olan Pazaryolu' nun eski adı "Norgah" olup, bu "Yenişehir" veya "Sulak Yer" anlamına gelmektedir. Pazaryolu' nun kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. M. Ö.' ki yıllarda Sasper Türkleri’nin Doğubayazıt ile Çoruh Vadisi arasında yerleştikleri ve uzun süre bu yörede yaşadıkları, tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Daha sonra bir süre Cenevizlilerin idaresinde kalan Pazaryolu, sonra Selçuklu Türkleri’nin himayesine girmiş, bilahare Anadolu Selçuklu Beyliklerinden Saltukoğullarına, Fatih' in Trabzon' u fethi ile de Osmanlı İmparatorluğu'na intikal etmiştir.Bugün ilçede Selçuklular ve Cenevizlilere ait Kale ve hamam gibi eserlere rastlanmaktadır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 9.595 Şehir Nüfusu: 4.812 Köy Nüfusu: 4.783 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 35 Yüzölçümü(km2): 750 İl'e uzaklığı (km): 121 PASİNLER TARİHİ: Pasinler Urartular döneminde ( M.Ö.900-600) önemli bir yerleşim birimidir. Sonraları, Karadeniz' in kuzeyinden Kimmerler ve İskitler inmişlerdir. İskitlere bağlı Phassis'ler Aras' ın verimli ve sulak vadisine yerleşerek kendi isimlerini verdiler. Böylece Phasis'lerin memleketi anlamına gelen Pasin kelimesi ortaya çıkmıştır.Pasinler, tarihten günümüze kadar bir "kilit” rolünü üstlene gelmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan önce 1048'de " Pasinler Savaşı” olması bu rolün en ilgi çekici örneklerindedir. Pasinler ovaya hakim bir noktada kurulu kalesi sebebiyle "Hasankale" olarak da adlandırılmıştır.1828-1829 yıllarında ilk 1877 1878 yıllarında ikinci defa Rus işgali yaşamıştır.Üçüncü işgal 1716 Şubatında başlamıştır ve Birinci Dünya Savacı sonunda Ermeni işgalinden kurtuluşu 13 Mart 1918'dir.1954 yılında Horasan, 1991 yılında Köprüköy Pasinler'den ayrılarak ilçe olmuşlardır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 44.644 Şehir Nüfusu: 22.706 Köy Nüfusu: 21.938 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 56 Yüzölçümü(km2): 1.460 İl'e uzaklığı (km): 37 OLTU TARİHİ : Oltu ismi Kıpçakların bir boy veya oymağından gelmektedir. Ayrıca bu ad Dağıstan' ın güneyinde oturan Küçük Şirvan Bölgesi' nde bir kasaba ve küçük bir köye de verilen isimdir. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Alpaslan' ın komutanlarından Ebul-Kasim Erzurum yöresinde Saltuklu' lar Beyliğini kurunca, 1080 tarihinde Emir Ahmet Oltu' yu işgal ederek Türklerin eline geçmesini sağlamıştır. 1878 Ayestefanos Antlaşması ile Oltu Rusya' ya bırakılmıştır.1917 Bolşevik ihtilali ile Ruslar çekilirken burasını Ermenilere bırakmıştır. Ruslar tarafından Oltu'ya yerleştirilen Ermeniler, 40 yıl boyunca yerli halka zulüm etmişlerdir. 1918 yılında işgalden kurtulmak amacıyla Oltu İslam Komitesi kurulmuş ve 25 Mart 1918'de Ermeniler sınır dışı edilmiştir. Bu tarih Oltu' nun kurtuluşu olarak kutlanmaktadır. Kurtuluş mücadelesi sonrası kurulan Oltu Şura Hükümeti 17 Mayıs 1920' de TBMM Hükümetine katılmıştır. 1926 yılında Oltu ilçe statüsüne kavuşmuştur. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 46.518 Şehir Nüfusu: 30.073 Köy Nüfusu: 16.445 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 65 Yüzölçümü(km2): 1.380 İl'e uzaklığı (km): 124 NARMAN TARİHİ :Narman yöresi sırasıyla (MÖ. 680-655 yıllarında) Sakalan daha sonra Arapların ve Bizanslıların hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Hanı Alparslan'ın Malazgirt Zaferiyle Tortum, Oltu, Şenkaya, Olur ilçeleri ile birlikte Narman'da Türk hakimiyetine girmiştir.Selçuklulardan sonra Osmanlılar’ın hakimiyetine giren Narman, 1877-1878 Osmanlı Rus Harbinde Ruslar’ın işgaline uğramış, 1914-1918 yıllarında 1. Dünya Savaşında Ruslar’ın eline geçmiştir. 1917 yılında başlayan Bolşevik ihtilali sebebiyle Ruslar Narman’ı terk etmişlerdir. Ruslar’ın bölgeye yerleştirdikleri Ermeniler’in Türkler’e saldırarak katliam yapmaya başlamaları nedeniyle Narman halkı, kendilerini müdafaaya karar vermişlerdir.Yapılan çarpışmalar sonucunda 18 Mart 1919 günü İlçe düşman işgalinden kendi halkı tarafından kurtarılmıştır. Tarihi seyri içerisinde Narman Bizans hakimiyetinde iken NAMURVAN olarak adlandırılmış, Arapların bir bayram günü ele geçirmeleri nedeniyle "İD" olarak adlandırılan Narman Türk hakimiyetine geçtikten sonra NARMAN olarak adlandırılmıştır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 34.372 Şehir Nüfusu: 13.042 Köy Nüfusu: 21.330 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 42 Yüzölçümü(km2): 1.275 İl'e uzaklığı (km): 98 KÖPRÜKÖY TARİHİ :Türkler acısından Köprüköy İlçesinin tarihi 1071 Malazgirt Savaşı öncesine kadar uzar. Bugün için sınırları içerisinde bulunan Avnik (Güzelhisar) Kalesinin stratejik önemi çok büyüktür. 1054-1055 yıllarında Türk Boylarının Anadolu' ya ilk fetih hareketlerinin başladığı sıralarda Avnik Kalesinde bulunan Bizans yöneticileri, İslamiyet’le tanışmışlar ve İslamiyet’i kabul etmeleri neticesinde kendilerine bağlı 27 pare köyü Türklere satmışlardır. Türkler tarafından satın alınan bu köylerden bir tanesi de Köprüköy’ dür. 1829' da Ruslar’ın Erzurum'u işgal etmeleri ile Rus işgaline girmiş olan Köprüköy, Ermeni katliamlarından da nasibini almıştır İLÇENİN GENEL DURUMU Toplam Nüfusu: 20.500 Şehir Nüfusu: 5.583 Köy Nüfusu: 14.917 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 38 Yüzölçümü(km2): 665 İl'e uzaklığı (km): 57 KARAYAZI TARİHİ: İlçenin M.Ö, III, yüzyılda kurulduğu Aras nehri civarında, Salyamaç , Yolgören ve Çelikli köylerinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Eski adı Bayraktar’dır. Bucak iken Hınıs İlçesine bağlı olan ve daha sonra Pasinler İlçesine bağlanan Bayraktar Bucağı’nın ismi 1937 yılmda Karayazı olarak değiştirilmiş, müstakil ilçe haline getirilmiştir. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 35.785 Şehir Nüfusu: 7.532 Köy Nüfusu: 28.253 Belde Sayısı: - Köy Sayısı: 70 Yüzölçümü(km2): 2.372 İl'e uzaklığı (km): 120 KARAÇOBAN TARİHİ : Karaçoban ilçesinin tarihi M.Ö. 1400 yıllarına dayanmaktadır. Uzun yıllar İranlıların egemenliği altında kalmış, daha sonra Bizanslıların eline geçmiştir. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt savaşını kazanmasıyla, Karaçoban Türk hakimiyetine geçmiş, daha sonra tekrar İranlıların eline geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde Anadolu birliği sağlanırken, tekrar Karaçoban Türk hakimiyetine girmiştir. Kısa bir süre Rus işgalinde kalan İlçe, işgalcilerin temizlenmesiyle vatan topraklarına katılmıştır İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 32.300 Şehir Nüfusu: - Köy Nüfusu: - Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 19 Yüzölçümü(km2): - İl'e uzaklığı (km): 183 İSPİR TARİHİ DURUMU : Oldukça eski bir yerleşim alanı olan ilçemiz ve çevresi, tarih boyunca Perslerin, İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyetinde bulunmuş, zaman zaman da Müslüman Arapların eline geçmiştir. 1015'ten itibaren Anadolu’ya başlayan Türk akınlarının tesir sahasında kalan yöremiz, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır. Fatih'ten sonra Anadolu da kurulan ilk Türk beyliği olan Saltukoğulları beyliği sınırları içerisinde kalan İlçemiz, 1202 Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Bu devletin yıkılmasından sonra birkaç kez daha el değiştiren ilçemiz ve çevresi 1517'de Yavuz Sultan Selim'in Mısır sefer dönüşünde kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.Birinci Dünya savaşı döneminde ilçemiz 1914 - 1918 yılları arasında Rus işgali ve Ermeni mezalimine uğramış, 25 Şubat 1918'de Kazım Karabekir Paşa Komutanlığında l. Kafkas Kolordusuna bağlı birliklerce vatan topraklarına katılmıştır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 30.260 Şehir Nüfusu: 11.244 Köy Nüfusu: 19.016 Belde Sayısı: 3 Köy Sayısı: 88 Yüzölçümü(km2): 2.100 İl'e uzaklığı (km): 137 ILICA TARİHİ :Ilıca İlçesinin ilk yerleşme yeri, Karasu ile Pulur çayı arasındaki verimli bölgedir. Bu bölgenin sınırları içinde yer alan Karaz (Kahramanlar Köyü ) da yapılan kazılar ve arkeolojik araştırmalar buradaki hayatın M. Ö. 4000 yıllara kadar uzandığını göstermektedir.Ilıca sırasıyla; Huriler, Hayasa, Azzi krallığı, Urartular (MÖ. 900-600), İskitler, Metler ve Perslerin istilasına uğramıştır. M.Ö. 65 yıllarında Romalıların hakimiyetine geçmiştir. M. S. 1040 ile 1063 yıllarında Büyük Selçuklu Devleti Komutanlarından İbrahim Yınal ile Kutalmış, Erzurum 'u ele geçirmek için Ilıca'da ordugah kurmuşlardır. Malazgirt Zaferi’nden sonra Ilıca tamamen Türklerin eline geçmiştir.Birçok kez işgal ve istilaya uğrayan Ilıca, l Cihan Harbinde General Yudeniç kumandasındaki Rus ordusunun 16 Şubat 1916 günü Erzurum'u işgaliyle geri çekilen Türk ordusunu takip ederken 16-17 Şubat 1918 gecesi vuku bulan şiddetli çarpışmalardan sonra Rusların eline geçti.Kazım Karabekir Paşa kumandasındaki Türk ordusunun saldırışı karşısında Ermenilerin kaçması neticesinde 11 Mart 1918 günü Ilıca yeniden Türkler’in eline geçti. İLÇENİN GENEL DURUMU Toplam Nüfusu: 30.328 Şehir Nüfusu: 12.909 Köy Nüfusu: 17.419 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 63 Yüzölçümü(km2): 1.702 İl'e uzaklığı (km): 14 HORASAN TARİHİ: Horasan, Doğuyu Batıya bağlayan eski ipek yolu üzerinde bulunan ve M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan bir geçmişe sahip olup, Büyük Roma, Asur, Uranu, Med, Pers Devletlerinin istilalarına uğramış, milattan sonraki dönemde ise, Sasani, Arap ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşıyla birlikte Selçukluların Bizans, Gürcü ve Ermeni krallıklarına karşı kesin üstünlükleri Doğu Anadolu' nun zaptı başlamış oldu. Bu süreçte İran Horasan' ından gelen Türk topluluklar, o zamana kadar ismi ÜSKÜHAT olan yere Horasan ismini vererek yerleştiler.Erzurum ve civarında Osmanlı hakimiyeti 1514 yılında yapılan Çaldıran Seferiyle kurulmuş ve Horasan, Erzurum Sancağı Pasinler Kazasına bağlı 16 köyden ibaret bir Osmanlı Nahiyesi olmuştur.1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sırasında, Ahmet Muhtar Paşa kumandasındaki ordu her ne kadar kısmi başarılar elde ettiyse de Horasan - Köprüköy - Pasinler hattı Rus işgali altına girdi ve ordu Erzurum hattına çekildi.1917 yılında Rusya'da meydana gelen ihtilal üzerine Rus'lar, işgal ettikleri yerleri Ermenilere bırakarak bölgeden çekildiler.Rusların çekilmesinden sonra Doğu illerini kurtarmak üzere harekete geçen ordumuz, Kazım Karabekir Paşa komutasında 12 mart 1918 de Erzurum' u kurtarmıştır. Horasan' ın Ermeni zulmünden kurtuluşu ise 25 mart 1918’dir.Horasan İlçesi, Cumhuriyet devrinde Pasinler İlçesine bağlı Zanzak (Akçataş) nahiyesinin bir köyü iken 1940 yılında nahiye merkezi şimdiki Horasan' a nakledilmiş ve 30 köy bağlanmıştır. 4 Aralık 1953' de 6191 sayılı kanunla ilçe olmuştur. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 44.884 Şehir Nüfusu: 15.578 Köy Nüfusu: 29.306 Belde Sayısı: Köy Sayısı: 77 Yüzölçümü(km2): 1669 İl'e uzaklığı (km): 81 HINIS TARİHİ: Hınıs İlçesinin tarihi kesin olmamakla beraber İlçenin Kuruluş tarihi M. Ö. 1400 Yılına dayanmaktadır. Uzun süre İranlıların hakimiyetinde kalan İlçe, daha sonra Bizanslıların eline geçmiş. 1071 Malazgirt Zaferi ile Türk hakimiyetine girmiştir. Daha sonra İranlılar’ın eline geçen Hınıs, Osmanlı İmparatorluğunun büyüme döneminde Türk hakimiyetine girmiştir. Kısa bir süre Rus işgalinde kalmış ise de 14 Mart 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılarak vatan topraklarına katılmıştır. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 50.750 Şehir Nüfusu: 31.132 Köy Nüfusu: 19.618 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 81 Yüzölçümü(km2): 1799 İl'e uzaklığı (km): 150 ÇAT TARİHİ: Çat İlçesi XVIII Asrın başlarında Osmanlı Sipahileri Tarafından İlçeye 17 Km uzaklıkta bulunan Yavi Kasabası civarında kurulmuş XIX. Asrın başlarında Dersim tarafından gelen Türk Aşiretleri ile birleşmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra-Kığı İlçesine bağlanmış daha sonra coğrafi konumu sebebiyle Tercan İlçesine bağlanmıştır. Yavi Bucak Merkezi iken 1936 yılında Aşağıçat Köyü İlçe Merkezi olmuş, 1939 yılında idari bağlılığı değiştirilerek Aşkale ilçesine bağlanmıştır. 1946 yılında Oyuklu Köyü adı altında Erzurum İline bağlanmıştır. 1954 yılında ise Oyuklu Köyü Çat adı altında İlçe merkezi haline dönüştürülmüştür. İLÇENİN GENEL DURUMU Toplam Nüfusu: 27.104 Şehir Nüfusu: 8.131 Köy Nüfusu: 18.973 Belde Sayısı: 1 Köy Sayısı: 41 Yüzölçümü(km2): 1386 İl'e uzaklığı (km): 52 AŞKALE TARİHİ :Konumu itibariyle, doğu illerini batıya ve kuzeye bağlayan yolların kesiştiği noktada yer alan ve tarihi açıdan eski bir yerleşim yeri olan Aşkale, tarihi boyunca çeşitli kavimlerin ve milletlerin istilasına uğramış ve otuz beş kez el değiştirmiştir.Bugünkü ismini Türk devresinde alan Aşkale' nin tarihi, MÖ 1700 yılında Hititler' le başlamış, 1081 yılında Türkler' in , Çaldıran Savaşı (1514) ile de Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girmiştir. İLÇENİN GENEL DURUMU : Toplam Nüfusu: 35.388 Şehir Nüfusu: 15.374 Köy Nüfusu: 20.014 Belde Sayısı: 2 Köy Sayısı: 67 Yüzölçümü(km2): 1.500 İl'e uzaklığı (km): 56 | |
|
| | #3 (mesaj-linki) |
Cvp: Erzurum Erzurum Yemekleri ÇORBALAR 1-Ayran Aşı: Diğer yörelerde adı yoğurt çorbası olan bu çorbaya Erzurum'da ayran aşı denir. Bir ölçek gendime (aşlık) iyice pişirilir. Başka bir kapta hazırlanan ve içine birazcık un katılan yoğurt (buna urva denir) gendime ile karıştırılarak ateş üzerine konur. Kaynayıncaya kadar karıştırılır. Diğer tarafta hazırlanan köfteler içine katılır.Aş otu dene ve Erzurum'da yetişen maydanoz türü çok güzel bir ot ilave edilir. Bir tavaya bir baş soğan doğranır.Tereyağında pembeleşinceye kadar kızartılır (buna soharıç) denir. Çorbanın üzerine dökülür ve sıcak sıcak servis yapılır. Ayran aşı yoğurtla yapıldığı gibi yayık ayranından yapılırsa eğer tadına doyum olmaz. 2-Kesme Aşı: Açılan yufkalar erişte gibi kesilir ve bir bez üzerine serilir. Diğer taraftan bir ölçek mercimek pişirilir. Pişen mercimeğin üzerine kesilmiş olan hamur ilave edilir, suyu ayarlanır. 15-20 dakika kaynadıktan sonra ateşten indirilir. Bir tavada bir baş soğan tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulur ve tencerenin içine dökülür.Çorbaya tat vermesi için "tarhım" denilen güzel kokulu bir ot katılır. Sıcak sıcak servis yapılır. Tarhın yeşil olarak ta kullanıldığı gibi kurutularak da kullanılır 3-Herle Aşı: Bir miktar un tereyağında iyice kavrulur, üzerine bir miktar su konur ve devamlı karıştırılır. 15-20 dakika kaynatılır ve sıcak sıcak içilir. Bu çorba bilhassa kış aylarında yapılır. Hastalara herle çorbası içirilerek terletilir ve şifaya kavuşmaları sağlanır. BÖREKLER VE MANTILAR 1-Su Böreği: Yurdumuzun hemen hemen her yöresinde su böreği olarak bilinmektedir. Yalnız Erzurum'da yapılan su böreğinin ayrı bir özelliği vardır. Börek hamuruna, her künde (parçaya) bir yumurta isabet edecek edecek şekilde kırılır. Hamur kuvvetlice en az yarım saat yoğrulur. Yufkalar tepsinin büyüklüğüne göre açılır. Yufkanın ince olması böreğin tadı yönünden önemlidir. Tepsinin altı yağlanır, açılan ilk yufka haşlanmadan tepsinin altına serilir. Yufkalar kaynayan suya atılır ve bir dakika bekletilir. Sıcak sudan çıkan hamur soğuk su tenceresine atılır. Oradan çıkan yufkalar kuru bir bezle suyu alındıktan sonra tepsiye serilir. Serilen yufkaların arasına eritilmiş yağ gezdirilir.Yufkaların yarısı serildikten sonra tepsiye bol civil peynir ( tel peynir ) ve maydanoz serpiştirilir. Geri kalan yufkalar haşlanarak ve araları yağlanarak tepsiye yerleştirilir. En üste konan yufka haşlanmaz. Bilahare ocak üstünde yavaş yavaş kızartılır. Bir yüzü kızartıldıktan sonra ters yüz yapılarak diğer yüzüde aynı şekilde kızartılır. Sıcak sıcak servis yapılır. 2-Tatar Böreği: Hamur iyice yoğrulduktan sonra yufka açılır. Yufkalar börek yufkası gibi değil biraz kalındır. Açılan yufkalar parçalara bölünür. Bu parçalar üçgen şeklinde küçük küçük parçalara ayrılır. Kaynayan suya atılır, haşlanır. Suyu süzüldükten sonra tepsiye alınır, üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızgın tereyağı dökülür.Bunun üzerine zevke göre, ya kavrulmuş kıyma veya küçük küçük doğranmış ve tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulmuş soğan dökülür. sıcak olarak yenir. 3-Hıngel: Yurdumuzun her yöresinde mantı olarak bilinmekte ve yenilmektedir. Erzurum'da hıngel (mantı) sulu ve susuz olarak iki şekilde pişirilmektedir. A-Susuz Hıngel: Hamur iyice hasıllanır. Yufka şeklinde açılır, kesilir içine evvelce hazırlanmış kıyma konur. Yarım daire veya bohça şeklinde kapatılır. Kaynamakta olan suyun içine atılır ve haşlanır. Piştikten sonra suyu süzülür. Geniş bir tepsiye alınır. Üzerine sarımsaklı bol yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülerek yenir. B-Sulu Hıngel: Hazırlanışı aynen susuz hıngel gibidir. Haşlama suyu dökülmez, bol salça ve bir miktar tereyağı konur. Suyu ile birlikte tepsiye dökülür. Üzerine sarımsaklı yoğurt , kızdırılmış tereyağı ve salça dökülerek servis yapılır. SEBZE YEMEKLERİ VE PANCARLAR 1-Çiriş Pancarı: Çiriş ilkbaharın bitimi ile, yazın başlangıç aylarında yetişen ve yaprakları zambağa benzeyen, yabani bir bitkidir. Her Erzurumlu senede bir kere çiriş pancarı yer. Ciriş pancarının şifalı olduğuna inanılır. Kavurma ile pişirildiğinde tadına doyum olmaz. Parça etle de pişirilir. Pişirme işleme aynen ıspanakta olduğu gibidir. Çiriş kurutularak çiriş unu elde edilir, zamk ve tutkal yerine yapıştırıcı olarak kullanılır. 2-Çortutu Pancarı: Şalgam turşusu Erzurum'da çok meşhurdur. Şalgamlar, ilk önce daire daire, sonra küçük parmak kalınlığın da ve boyunda kesilerek, küplere turşu kurulur. Turşuya koku vermesi içinde içine reyhan katılır.Turşu olduktan sonra çortutu pancarı yapılır. Bir miktar şalgam turşusuna, bir ölçek pirinç veya bulgur katılır, ayrıca parça et veya kavurma ile pişirilir. Şalgam turşusuna "çortutu" turşusundan yapılan bu pancara da "çortutu pancarı" denir. Bilhassa kış aylarında yapılır. 3-Şalgam Çırtması: Şalgam ilk önce daire şeklinde sonra da bu daireler parmak kalınlığında uzun uzun kesilir ve haşlanır.Suyu süzülür. Haşlanmış şalgama evvelce hazırlanmış ve pişirilmiş yağlı kıyma, biraz tereyağı ilave edilerek bir tavada karıştırılır.Üze rine baharat (karabiber vs) dökülerek sıcak sıcak yenir. 4-Çeç Pancarı: Şalgamın yeşil saplarına "çeç" denir. İçine bulgur veya pirinç katılarak, ıspanak gibi parça et veya kavurma ile pişirilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür yenir. 5-Çaşır Kavurması: Çaşır,çiriş gibi dağlarda yetişen buruk bur tadı olan yabani bir bitkidir.Çaşır yenildiği gibi,patates haşlama sıyla karıştırılıp tereyağında kavrularak da yenir.Bunun dışında çaşır haşlanır, haşlanan çaşır un ve yumurtaya batırılarak yağda kızartılır, buna çaşır kızartması denir. Erzurumlu yılda en az bir defa çaşır yer. Şifalı olduğuna inanılır. 6-Borani: Patatesin her türlü yemeği yapılır. Boranide bunlardan biridir. Patates haşlanır, kabukları soyulur ve bir tepsiye doğ- ranır. Üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülür, sıcak olarak yenir. HAŞILLAR VE KUYMAKLAR Haşıllar ; un haşılı ve pıt pıt haşılı olmak üzere iki türlü yapılır. 1-Un Haşılı: Bir ölçek un, su ile karıştırılır ve ateş üzerine konur. Katı bir kıvam alıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Bir tepsiye alınır, ortası çukurlaştırılır ve bu çukura erimiş tereyağı ve bal doldurulur. Kaşıkla alınan hamur yağ ve karışımına batırılarak yenilir. 2-Pıt Pıt Haşılı: Çok ince bulgur ve un karıştırılır. Aynen un haşılındaki olduğu gibi pişirilir. Tereyağı bal karışımına batırılarak yenir. 3-Peynir Kuymağı: Tavada kızdırılmış tereyağına bir miktar taze civil peynir veya yağlı peynir konur. Üzerine birkaç yumurta kırılır ve karıştırılır. Peynirler tamamen eridikten sonra ocağın üzerinden alınır ve sıcak sıcak yenir. 4-Un Kaymağı: Bir ölçek un bir kapta sulandırılır. Bir tavaya bir miktar tereyağı konularak eritilir. Eriyen tereyağına hazırlanan un bulamaca yavaş yavaş karıştırılarak dökülür. Un katılaşıp yağ, yağ, pişen hamurun üzerine çıkıncaya kadar ateşte pişirilir. TATLILAR 1-Kadayıf Dolması: Kadayıf, Ramazan'da 30 gün süre ile sofraların eksilmez tatlısıdır. Hatta sahurda bile taze taze kadayıf kızartılır.Kadayıfın sermesi yapıldığı gibi, dolması da meşhurdur.Güzel yapıldığı takdirde tadına doyum olmaz.Yumuşak tel kadayıfın içine toz karıştırılmış iç ceviz konularak,zeytin yağlı dolma büyüklüğünde sarılır.Kadayıf dolmaları yumurtaya batırılarak ta- vadaki kızgın yağa atılır. Kızardıktan sonra tavadan alınır, şeker balının içine atılır. Oradan çıkartılır, bal dökülerek servis edilir. 2-Poğaç: Poğaç, tandır olan evlerde ve bilhassa köylerde yapılır. Özel bir yemektir. Hamur börek gibi hazırlanır. Hamur tereyağı süt veya yoğurt katılarak yoğrulur ve bir siniye yayılır. Üzerine de bir sini kapatılarak tandıra indirilir. Üstüne bol miktarda kor haline gelmiş kül karışımı ateş konur. Her iki yüzü kızardıktan sonra tandırdan çıkarılır. Üzerine bol tereyağı ve bal şerbeti dökülerek sıcak sıcak yenir. 3-Hasıta: Bilhassa doğum yapan kadınlara doğumun akabinde güç kazanması için yedirilir. Bir miktar nişasta iyice sulandırılır .İçine bol miktarda şeker katılır. Bir tavada kızdırılmış tereyağına, hazırlanmış bu sıvı dökülür, 1-2 dakika karıştırılır ve yenir. 4-Keysefe: Malatya kaysısı, hoşaf halinde pişirilir. Kaynatılarak suyu çekilir, üzerine tereyağı dökülür ve sıcak sıcak yenir. 5-Pestil Çullaması:Tatlı pestil ufak ufak doğranır,bir tavaya bir miktar tereyağı konularak eritilir.Pestiller tereyağının bulunduğu tavaya dökülür ve beklenir. Üzerine yumurta kırılır ve karıştırılır, Sıcak olarak da yenir. 6-Dut Çullaması: Bir miktar dut yıkanır bir kaba konur. Tereyağında pişirilir. Pişirilme şekli aynen pestil çullamasındaki gibidir. | |
|
| | #4 (mesaj-linki) |
Erzurum Barları BAR'IN BİLİNMEYEN YÖNÜ ![]() Ezurumlu şair Sadeddin Akatay ‘Bar’ dan "Yüzyılların ardından Kopup gelen bir vakar " diye bahseder. 1948’de Anadolu’yu dolaşan İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Sir Davit Kelly Erzurum’da “Bar” tutan gençleri izler ve hayranlığını “Bana heyecanlı bir kuvvet ve kudret tesiri verdi” diye ifade eder. Genellikle güftenin bulunmadığı Erzurum erkek barlarının tamamına yakını Hüseyni makamında. Kadın oyunlarının bir bölümü ise yine Hüseyni makamını içeriyor. Nedir Bu Hüseyni makamı? Müzik otoriteleri, Hüseyni makamı için şu ifadeleri kullanıyorlar: "Dünya yüzünde nerede Türk varsa, orada Hüseyni makamı vardır. Meşhur Yemen Türküsü de Hüseyni'dir. Sarı gelin Türküsü on zamanlı Aksak Semâi usulüyle ölçülmüştür. Bu usûl, Azeri Kültür Dairesine giren bölgelerde bilinir ve uygulanır. Yemen Türküsü'nün usûlü de Aksak Semai'dir. Hüseyni makamını ve Aksak Semai usûlünü Türk olmayanlar çalamaz, söyleyemez, besteleyemez. Özenen olursa bozarlar. Şark dünyasındaki en yakın milletler için bile bu yargımız geçerlidir. Hatta bize göre ana makam niteliğindedir. Bazı kaynaklar, Harzemşahlar devletinin büyük hükümdarı Hüseyin Baykara'nın düzenlediği şiir ve musiki toplantılarına daha sonraları Hüseyin Baykara Meclisi adını vermişlerdir. Makamın adı buradan gelir." Bar, bulunduğu muhitin insanının tabiatını dile getirirler. Erzurum bar oyunları 3, 5, 7, 9 kişi ile oynanmaktadır. Genellikle ayakta oynanmakta olan bu oyunlarda, dadaşlar özel ve geleneksel kıyafetleri ile elele tutuşurlar. Başta bulunan dadaşa Başbarı, sonda bulunan dadaşa da Son veya Poççık denir. Oyunların figürel özelliklerine göre, dadaşların birbirlerine sıkı sıkıya duruş ve oynamalarına kapalı bar, parmak uçlarından tutularak seyrekçe oynamalarına da açık bar denilir. Çalgı olarak davul, zurna kullanılır. Bar ve makamları Başbar: Açık oynanır, güftesi yoktur. Bestede başlangıç ve son ayrı olmak üzere iki tür müzik vardır. Hüseyni makamındadır. Bu oyun dadaşın, ağır başlı, zevk ehli, eğlencede laubalilikten ziyade ağır başlı ve vakarlı olduğunu gösterir. İkinci Bar: Kapalı barlardandır. Güftesi yoktur. Hüseyni makamındadır. Dadaşların birbirlerine gönülden gönüle bağlı, birlik ve uyum içinde olduklarını ifade eder. Sekme (Tikine): Güftesi yoktur. Hüseyni makamındadır. Dadaşın, yerine göre çok hareketli, fakat şuurlu ve müşterek sonuca ulaşma iradesini temsil eder. İkinci Aşırma: Güftesi yoktur. Hüseyni makamındadır. Dadaşların savaşta ve barışta hareket halinde, iş hayatında birlik ve beraberlik içinde olduklarını ifade eder. Nari: Güftesi vardır. Açık bardır. Hüseyni makamındadır. Dadaşın zevki selim, aşk, sevgi yaşantılarının ecdattan gelen hasletlerini çevreye aktarma duygularını sembolize eder. Koçeri: İki motif halinde oynanmaktadır. Birinci kısmın figürü de aynıdır. Aynı zamanda her kısmın müzik besteleri de ayrı ayrı özelliktedir. Hüzzam makamındadır. Birinci kısım kapalı, ikinci kısım açıktır. Adından da anlaşıldığı gibi, dadaşların savaşlara gönüllü katıldığını ve kahramanca döğüşmeden zevk aldıklarını sembolize etmektedir. Güftesi yoktur. Tamzara: Güftesi yoktur. Hüseyni makamındadır. Yarı kapalı, yarı açık oynanmaktadır. Bu oyun Erzurum köylerinde, şehirde olduğundan başka bir takım figürler ekleyerek oynanmaktadır. Dadaşın beden ve kafa güçlülüğünü ifade etmektedir. Tavuk Barı: Hüseyni makamındadır. Güftesi yoktur. Menşeinin Orta Asya olduğu söylenir. Felek: Açık oynanır. Hüseyni makamındadır. Güftesi vardır. Çingeneler: Açık oynanır. Güftesi yoktur. Rast makamındadır. Uzundere: Açık oynanır. Güftesi yoktur. Hicaz makamındadır. Daldalar: Kapalı oyunlardandır. Hüseyni makamındadır. Güftesi vardır. Yayvan: iki kısım halinde oynanır. iki çeşit figür birleşerek bir bütün teşkil eder. Birinci kısım kapalıdır. Hüseyni makamında olan müzikle oynanır. Bu barın bitiminde içlerinden ikisi ortaya çıkar, diğerleri dışarda seyirci kalırlar. Bu oyunda pala ve kılıç kullanılır. Hancer Barı: iki kişi ile oynanır. Hüseyni makamındadır. Son bölümde melodi ve ritm değişir. Birinci kısımda düello halindeki dadaşlar, ikinci kısımda birbirlerini affederek, kusuru bağışlama ve hoşgörülü ruh yapısı içinde neşeli gösteri halinde oynarlar. Kadın barları ![]() Kavak: Gelin ve kızların elele tutuşarak oynadıkları bir oyundur. Güftesi vardır. Hüseyni makamındadır. Çift beyaz güvercin: Açık ve kapalı olarak oynanır. Güftesi vardır. Hüseyni makamındadır. Çember: Çember oyunu aynı ekip tarafından oynanır. Hüseyni makamındadır. Güftesi vardır. Döne: Hüseyni makamındadır. Güftesi vardır. Söylenerek ve çalgı eşliğinde oynanır. Hari: Hüseyni makamındadır. Güftesi vardır. Söylenerek ve çalgı eşliğinde oynanır. Çarşıda üzüm kara: Güftesi vardır. Çalgılar ve diğer oyunlarda olduğu gibi aynıdır. Sallama: Güftesi yoktur. Ekip tarafından yalnız çalgılarla oynanmaktadır. Mendilimde kişmiş ile badem var: Güftesi vardır. Aynı çalgılarla oynanır. Tortumun eğmeleri: Hüseyni makamındadır. Çalgılar aynıdır. Tortum ilçesine mahsustur. Aşşahtan gelirem: Hüseyin makamındadır. Aynı çalgılarla oynanır. Güftesi vardır. Köylü kızı: İki kişi tarafından oynanır. Bir köylü kızının günlük hayatını anlatan taklidi bir oyundur. Güftesi vardır. | |
|
| | #5 (mesaj-linki) |
Cvp: Erzurum
yaa sağolasın paylaşım için kardeş | |
|
![]() |
Erzurum Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sivas Kongresi | virtuecat | Satırlarla Türkiye | 4 | 3 Gün Önce 15:46 |
| Erzurum Kongresi | virtuecat | Satırlarla Türkiye | 2 | 3 Gün Önce 15:44 |
| Sivas | NoRanynn | Türkiye'nin İlleri | 25 | 07-09-2008 17:32 |
| Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri | Mystic@L | Türkiye Coğrafyası | 6 | 09-01-2008 15:56 |
| All About TURKEY | Hi-LaL | INTERNATIONAL FORUM (English) | 54 | 13-03-2007 20:08 |
| |||||
| vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||