| | #1 (mesaj-linki) | |
| Bir Demet Tiyatro Dillere pelesenk, hararetli komedi "BİR DEMET TİYATRO" yepyeni bölümleriyle 28 Kasım'dan itibaren her Salı akşamı 20.00'da ATV ekranında... 1995-2002 yılları arasında 138 bölüm boyunca, seyircinin yoğun ilgisiyle ekranda olan "BİR DEMET TİYATRO" 5 yıl aradan sonra yeniden seyirciyle buluşuyor. "BİR DEMET TİYATRO" efsanesi izleyicilerin özlediği eski karakterlerinin yanı sıra, yeni yüzleriyle yine tiryakilik yaratacak. ![]() Oyuncular: Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan, Zerrin Sümer, Altan Erkekli, Şebnem Sönmez, Serhat Özcan, Erdal Tosun, Deniz Özerman, Neslihan Yeldan, Sinan Bengier, Erkan Can, Güven Kıraç, Celal Tak, Caner Alkaya, Pelin Körmükçü, Ayberk Atilla, Volkan Saraoğlu, ![]() Yapım:BKM Film Yönetmen: Sevgi Birsel Senaryo: Yılmaz Erdoğan ![]() ![]() ![]() BIR DEMET TIYATRO’NUN BILMIS LÜTFIYE’SI, AZGIN FERISTAH YENGESI... KISACA BESIKTAS KÜLTÜR MERKEZI’NIN ÖNEMLI BIR TEMEL TASI... Yillardir milleti gülmekten kirip geçiren oyunculugu, sansasyondan uzak özel hayati, sosyal projelerde tercih edilen güvenilir ismiyle, sessiz ve derinden kalp ve hayran kazananlardan. Komik evet. Üstelik, bunca yillik tanisiklik, insanlarin kendinde ‘simdi konussun ve beni güldürsün’ hakkini görmesine neden oluyor. Ancak sadece seyircinin gülmeye alistigi haliyle sinirlanmayi hak etmiyor. Bir kere içli, kirilgan bir Oglak kadini. Isini dogru düzgün yapmaya çalisirken kafa yoran sanatçi, kendini hirpalayan insan. Her türlü star kompleksinden uzak oldugunu bilmem söylemeye gerek var mi? Karsilastigimizda bir çiftlige kapanip sadece tavuga yem vermek istedigini söylüyordu. Samimiydi. Sonra sahneyi anlatirken ve yüzü ifadeden ifadeye geçerken, her bir ifadede öyleydi. Bana, dogalligi nasil olup da bu kadar dogal yansitabildigini düsündürdü... 1960 yilinin sonunda, Denizli’de dogar; Sen Hiç Atesböcegi Gördün Mü oyununda oynadigi Gülseren’in dogdugu eve benzeyen bir evde... Istanbullu bir ailenin kizi olmasina ragmen Denizli’de dogmasinin nedeni, dedesinin görevidir. Tüm çocuklari ve torunlariyla hayatinin son yillarini Denizli’de geçiren agir ceza reisi Kemal Bey’in námi halen sürmektedir kentte. Námi halen süren bir baska sey ise babasinin daha Demet Akbag dogmadan açtigi Foto Oktay’dir. Baslangiçta baba meslegini seçip Istanbul Hukuk’a giren Oktay Ilbar, üçüncü sinifta fotografa gönül verip okulu birakmis, bunu babasinin yüzüne söyleyebilmeye cesaret etmistir. Hayatini daha sonra Istanbul’da Tercüman gazetesinde fotograf sefligi, spor muhabirligi, yöneticilik yaparak geçirecektir ama Foto Oktay, ayni adla kalir Denizli’de. O üç yasindayken Istanbul’a tasindiklarindan ilk çocukluk anilari Fatih’te baslar. Simdiden bakinca pek inanilir gibi görünmez ama yaramaz degildir, tersine babasinin otoritesi nedeniyle pek sokaga çikarilmayan, her seyin idareli kullanildigi, babanin ilgi ve sevgisinden çok kurallarinin hakim oldugu evin büyük ve ezik kizidir. Derslerle, özellikle matematik ve kimyayla degil, spor faaliyetleriyle gündemdedir. Ha, bir de çok küçük yasinda basladigi taklit ve dans yetenegiyle... Burasi, yani hayatini belirleyecek olan kisim, önemlidir iste; çünkü evde en ufak bir sey oldugunda önce onun adinin zikredilmesinden, ‘simdi çarpacaksin’, ‘olmaz yapamazsin’ sözlerinden o kadar pasifize edilmis, büyüklerine ve hayata karsi o kadar ürkeklesmistir ki tiyatro hayatta seçebilecegi en son sey gibi görünür o yillarda. Üstelik, hep uzun, ‘iri yari’ olarak tarif edilmis, kendisi de çirkin olduguna o kadar inanmistir ki aynaya bakip ‘hiç de fena degilmisim’ diyebilmesi için 28 yasini beklemesi gerekmistir. EZIK VE ÜRKEK KIZNASIL TIYATROCU OLUR Yine de sekiz yasinda koyar tiyatroyu kafasina... Çünkü bütün o ürkek yillarinda, bir tek aile içinde o taklitleri yaparken, babasinin yasakli plaklarini pikaba koyup kendi kendine bale koreografileri yaratirken kendi olmaktan çikar (ya da kendini bulur), farklilasir, ‘ona bir seyler olur’, sanki ruhuna baskasi girer... Bir tek orada begenilir. En önemlisi babasindan aferin alir; o 14 yasindayken annesinden ayrilip eksikligini iyice hissettiren babasi onu bir tek orada onaylar. Öyle ki aile içi eglencelerde sov yapan o, sunucu babasidir. Denizlili Özay Gönlüm’den baslayarak, Emel Sayin, Ajda Pekkan, Nilüfer taklitleri ve danslar, onu o çirkin, iri ve sakar halinden kurtarir, kabul gören hale getirir. Aileden ‘Bu kizi yönlendirmeli’ sesleri yükseldiginde, ortaokuldadir, konsevatuvarin tiyatro bölümüne o yillarda lise bitince girilir. Baleye de merakli ve uygun oldugu için bale bölümüne girip yatay geçis yapmayi düsünür. Ama gelin görün ki, onu Fatih’ten Çemberlitas’a götürecek biri yoktur evde. Babasi da otobüse binmesine izin vermez. Böyle saçma bir nedenle zamaninda baslayamayacaktir sevdigi dalin egitimine. Dolayisiyla Istanbul Kiz Lisesi’nde ve annesiyle babasinin bosanmasindan ardindan Bostanci’ya tasininca Erenköy Kiz Lisesi’nde okur. Ancak liseden sonra Istanbul Üniversitesi Belediye Konservatuvari’na girer. Ama ondan bir yil önce adim atacaktir tiyatro sahnesine... Bir tanidik sayesinde karsisina çiktigi Gazanfer Özcan, onu kuliste dener. ‘Ortaligi iyice temizledin mi kizim?’ sorusuna cevap olacak repligi, Özay Gönlüm sivesiyle ‘Guller gibin yaptim hanimim’ diye dogaçlama cevaplayinca bayilir. Ama oyunda ona göre rol yoktur. ‘Dur bakalim, sana bir ek rol yazariz belki’ deyince hemen atlar; ‘Hani ikinci perdede otel var ya, orada hizmetçi olabilirim!’ Gazanfer Özcan, kendine rol de bulabilen bu yetenekli kizi kirmak istemez, hemen bir hizmetçi rolü yazar. Toplam 70 saniyelik bir roldür ama dünyalar onun olur. Yalniz bu kez de Bostanci’dan Sisli’ye hafta içi gidemedigi için sadece haftasonlari oynayabilir. Yani oyunda hafta içinde olmayan hizmetçi, haftasonu belirmektedir. Bazen konu komsuya pazartesi, sali günleri için biletler götürür, gece eve onlarla dönebilsin ve bir oyun fazla oynayabilsin diye... Sonraki rolünü okuldayken Yildiz Kenter teklif eder... Bahçede yanina yaklasirken ‘biraz kilo ver’ filan diyecegini bekler ama hayir. Arzu Tramvayi’nda küçük bir roldür söyleyecegi. O gün orada nasil düsüp bayilmadigina hayret eder hálá ama bu onun profesyonel oyunculuga ilk adimidir. Kent Oyunculari’ndan sonra Hadi Çaman Yeditepe Oyunculari, Devekusu Kabare, Dormen Tiyatrosu ve Ortaoyuncular gibi en iyilerle çalisir. 1987’de televizyona adim atar. Ilk televizyon dizisi Baldiz ve Bacanak, rolü Düriye’dir. Yani klasik bir drama oyunculugundan ziyade, siveli konusan, komik, uç tiplemelere yakistirilir daha çok. Olaylar da basta öyle gelisir; mesela Düriye’den önce yine bir hemsire rolüne seçilmistir ama dizinin senaristi Necef Ugurlu bir gün çekim arasinda arkadaslarina fikra anlatisina tanik olunca, derhal ‘bu Düriye’ der. Sonrasinda da izleyici onun bu ‘konusur konusmaz güldürmeye mecbur’ haline alisir ve baskasini pek istemez. Konservatuvar yillari boyunca drama oynamis, hatta kendisine uygun boyda bir sevgili bulamadigi için hep ‘Sirça Kümeste Amanda’ misali rollere uygun bulunmus, anne, abla olmustur ama sonradan böyle tanininca rol teklifleri de öyle gelir. TRAJIKOMIK SEVIYORÇÜNKÜ HAYAT ÖYLE O da çok sikayetçi deglidir bu durumdan, çünkü aninda reaksiyon alir; izleyicinin agladigini oyuncu anlayamaz ama güler gülmez duyar. ‘Açgözlülükten!’ der, ‘Ben simdi bir sey yapacagim, beni alkisla, bununla da yetinme, gül’ açgözlülügü. ‘Pesin alayim ben’ der yani... Ayrica güldürmek zor olandir; bunu basarabilenin tragedya oynayabilecegine inanir. Sonradan ikisini birden yapabilmenin keyfini yasar. Rol aldigi her komediden onun dramatik oyunculuklarini cimbizlayabilir dikkatli bir izleyici. Sonuçta trajikomik oyunu sever, çünkü hayat da budur. Siyahla beyaz, gözyasiyla kahkaha, dügünle cenaze... ‘Acaba burada aglamali miydik, gülersek oyuncu üzülür mü?’ oyunculuguna daha yakin hisseder kendini. Iste bunu metinlerinde en iyi yapabilenlerden biridir Yilmaz Erdogan. Bu yüzden bulusmalari kaçinilmazdir. 1990’da onun ‘Biz Besiktas’ta eski bir sinema (Mistik) aldik, tiyatro salonu yapiyoruz, yeni oyunumuzda basrol oynar misin?’ teklifini kabul ettiginde, ayni zamanda Star televizyonundan da bir teklif almistir. Böylece Star’a, altinci bölümde yayindan kaldirilmak istenmesine ragmen 138 bölüm çekilerek bir klasik haline gelen Bir Demet Tiyatro’yu çekerken, Besiktas’taki eski sinema salonunda da uzun bir aradan sonra ilk kez dört yil oynanan Otogargara’yi sahnelerler. Ve bu iki proje Besiktas Kültür Merkezi’nin (BKM) dogmasini saglar (1995). BKM’nin tiyatro oyunlarinin yanisira Vizontele filmlerinde de vazgeçilmezlerden biridir. Televizyon serüveni de ayni hizla devam eder. Ama o biraz sezgileriyle oynayan bir oyuncudur; seyirciden hemen reaksiyon almayi da sevdigi için, ilk sirada sahne gelir elbette. Sinema ve televizyonda da her seyi bittikten sonra seyretmek güzeldir ama bu onun degil, yönetmenin elinde olan bir seydir. Sinemada yakin plan çekilirken, agaca bakarak ‘seni seviyorum’ demekle, sahnede her gece baska bir sekilde ‘seni seviyorum’ demek arasinda dünya kadar fark vardir. Ikincisi, özgürlüktür. Seyircinin henüz görmedigi baska renkleri vardir elbette. Tabii ki onu sadece Feristah’la, Lütfiye’yle, Düriye’yle, seyircinin gülmeye alistigi Demet Akbag’la sinirlamak haksizliktir. O yüzden artik sadece oyunculuga dayali, ‘düz’ rollere kayar gönlü; sivesiz, oyunsuz, sivri, orali-burali kadin olmayan, gerçek karakter rollerine. Galiba, seyircinin hálá kolay seylere, mesela düsene gülmesinden sikilmistir biraz. Yilmaz Erdogan’in metinlerinden çikardigi seylerden biri sudur: Eger laf komikse, komik tavirla söyleme! Kiskandigini belirten bir laf ediyorsan, kiskanç bakma! Yani Haluk Bilginer-Zuhal Olcay’in tiyatrolarina yazdigi ‘bu sahnede oynamak yasaktir’ cümlesindeki gibi oynamak ister. Oynama, o ol! O yüzden su aralar ‘oynamamaya’ çalismakla mesguldür. Yeni baslayan dizisi Sevinçli Haller’deki Evinç Hanim tiplemesini biraz da böyle izlemek gerekir... Hürriyet 06/11/20 - 12:41:04 Bir tanesiyle aylar önce Avrupa Yakasi’nin yeni sezon ilk bölümünde tanismistik. Ata Demirer’in ekipten ayrilmasiyla diziye katilan Tolga Çevik’ten bahsediyorum. Yani BKM kadrosunda yetisen su yetenekli gençten. Izleyen herkeste ayni duyguyu yaratmisti. Oynadigi Sacit karakteri, hepimize Bir Demet Tiyatro’nun Mükremin’ini hatirlatmisti. Ikisi de yürekli, bitirim ve altin kalpli birer mahalle delikanlisiydi. BKM ekibi, bugünlerde bir zamanlarin efsane dizisi Bir Demet Tiyatro’yu yeniden çekmeye basladi. Önümüzdeki günlerde ekranlarda, üstelik de ayni kanalda, iki Mükremin birden izleyecegiz. Bakalim hangisine daha fazla gülecegiz, hangisiyle daha çok eglenecegiz? ERDOĞAN "BİR DEMET TİYATRO"YU YENİDEN ÇEKİYOR 06/11/20 - 12:39:32 Cumartesi günü bu sütunlarda Bir Demet Tiyatro`yu ne kadar özlediğimi yazmıştım. Üstelik bu yapımın 12 yıl içinde şov dünyamıza birbirinden yetenekli isimler kattığını hatırlatıp, "Bu bahçeden daha çoook tomurcuk çıkar" demiştim. Allah hayra çıkarsın, erenlerin arasına mı karışıyorum ne? Aynı gün Yılmaz Erdoğan aradı. "Az önce atv ile imzaları attık. Bir Demet Tiyatro`yu yeniden çekiyoruz. Sevineceğini düşündüğüm için ilk seni aradım" dedi ve devam etti: "Biliyorsun, Haybeden Gerçeküstü Aşk oyununun televizyon dizisi haline getirilmesi fikrini de sen ortaya atmış, bizim başımıza dert açmıştın. Birkaç deneme bölümü çektik. Ama gördük ki, içimizde hâlâ Bir Demet Tiyatro ateşi sönmemiş. Kendi kendimize `Ne yapıyoruz biz?` diye sorduk. Asıl yapmamız gerekenin Bir Demet Tiyatro olduğuna kanaat getirdik..." Hakikaten çok sevindim. Kaybettiği oyuncağını yıllar sonra tavan arasında bulan bir çocuğun heyecanını yüreğimde duydum. Düşünebiliyor musunuz? Mükremin`le, Lütfiye`yle, Feriştah`la, Fadıl`la, Tirbüşon`la, Mücver`le ve diğerleriyle 12 yıl sonra yeniden buluşacağız. Bu süre içinde aramızdan ayrılanları bir kez daha minnetle, saygıyla anacağız. Gerçek komedi dizilerini mumla aradığımız şu günlerde ekrandan bir demet tiyatro dereceğiz. Mükremin ile Lütfiye o zamanlar "Çıtır"dı, şimdi biraz "kıtır" oldular. Olsun... Ben tıpkı simit gibi oyuncunun da "gevreğini" severim!.. Hele hafif ateş üstünde, deneyimle, sınama-yanılmayla, kültür şoklarıyla, sürpriz yaşanmışlıklarla gevremiş, lezzetlenmişse... YÜKSEL AYTUĞ / GÜNAYDIN Son Düzenleyen KisukE UraharA; 17-08-2008 @ 12:28. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Bir Demet Tiyatro Komedi dizilerinin şahı olmuş, tiyatro kıvamlı dizi. Ne yazık ki yayınladığı gün (Salı 20:00) aynı saatte Kanal 7 deki Fıkralarla Türkiye adlı diziye reitingini kaptırıyor. İçerdiği komik unsurların felsefeyle izleyiciye sunulmasınden ve genellikle aydın kesimin tercih ettiği bir dizi olmasındandır sanırım. Maalesef ülkemizde düz mantıkla hayatını sürdüren insanların nüfusu daha ağır basıyor. ' Öteki Türkiye' gerçeği... | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Bir Demet Tiyatro gerçekten güzel bi dizi hiç değilse bir - bir buçuk saat kadar dertlerden uzaklaşıyoruz izlerken hiçbişey düşünmemek lazım bence birçok diziden daha iyi | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Bir Demet Tiyatro | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Bir Demet Tiyatro Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Tiyatro ve Tiyatro Tarihi | Blue Blood | Tiyatro | 2 | 14-05-2009 12:38 |
| Tiyatro Yapıları | Bia | Tiyatro | 0 | 08-08-2008 23:03 |
| Devrimci Tiyatro | azemyilmazer | Tiyatro | 1 | 29-05-2008 13:02 |
| Uyumsuz Tiyatro (Absürd Tiyatro) | Blue Blood | Tiyatro | 1 | 22-01-2008 22:51 |
| Türk Tiyatro Sanatçıları (Türk Tiyatro Sanatçıları Hakkında) | descartes | Tiyatro tr | 5 | 15-09-2006 02:18 |