Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Akademik Forumlar :: > Tarih > Ülkeler ve Tarihleri
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 27-10-2006   #1 (mesaj-linki)
Finlandiya (Finland) ve Finlandiya Tarihi





Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Avrupa, Baltik Denizi kıyısında, İsveç ve Rusya arasında yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 64 00 Kuzey enlemi, 26 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 337,030 km²
Sınırları: toplam: 2,628 km
sınır komşuları: Norveç 729 km, İsveç 586 km, Rusya 1,313 km
Sahil şeridi: 1,126 km
İklimi: Tipik kuzey iklimi etkisini gösterir. Finlandiya'nın güneyinde kış ve yaz mevsimi ülkenin kuzey bölümüne oranla bir ay erken başlar.
Arazi yapısı: Çoğunlukla alçak, düz ve inişli çıkışlı ovalar göllerin ve yüksek olmayan tepeliklerin arasında yer almaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Baltik Denizi 0 m
en yüksek noktası: Haltiatunturi 1,328 m
Doğal kaynakları: Kereste, bakır, çinko, demir, gümüş
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8
sürekli ekinler: %0
otlaklar: %0
ormanlık arazi: %76
diğer: %16 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 640 km² (1993 verileri)


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,175,783 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.16 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0.61 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Yeni doğanlarda ölüm oranı: 3.79 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 77.58 yıl
erkekler: 73.92 yıl
kadınlar: 81.36 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.7 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.05 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,100 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri)
Ulus: Finli
Nüfusun etnik dağılımı: Fin %93, İsveçli %6, Sami %0.11, Roma %0.12, Tatar %0.02
Din: Lutherciler %86, Ortodokslar %1, diğer dinler %1, dinsizler %12
Diller: Fince (resmi dil %94), İsveççe (Nüfus toplamının %6 sının resmi dili) İngilizce, Almanca
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfus: %100 (1980 verileri)


Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Finlandiya Cumhuriyeti
kısa şekli : Finlandiya
Yerel tam adı: Suomen Tasavalta
yerel kısa şekli: Suomi
ingilizce: Finland
Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet
Başkent: Helsinki
İdari bölümler: 6 bölüm; Aland, Etela-Suomen Laani, Ita-Suomen Laani, Lansi-Suomen Laani, Lappi, Oulun Laani
Bağımsızlık günü: 6 Aralık 1917 (Rusya'dan)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 6 Aralık (1917)
Anayasa: 17 Temmuz 1919
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 9, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, NC, NEA (Nükleer Enerji Ajansı), NIB (İskandinavya Yatırım Bankası), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNFICYP (BM Barış Gücü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIFIL (BM Geçici Gücü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOGIP (BM Hint Pakistan Askeri Gözlem Grubu), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Eskiden büyük çapta tarım - ormancılığa dayalı Fin ekonomisi, son on yılda radikal bir yapısal değişikliğe uğramış ve yerini değişken - modern bir sanayi sektörüne bırakmıştır ki bu sektör, her ne kadar çalışan kesimin üçte ikisini hizmet sektörü görevlendiriyor da olsa, ülkenin ekonomik gücünü tayin eden alan niteliği kazanmıştır ve ülke ihracatının %85' ini oluşturmaktadır. En önemli sanayi dalı, ülke üretiminin ve ihracatının yarısına tekabül eden Metal- ve Elektronik sanayidir. İhracatta özellikle Telekomünikasyon araçlarıyla Elektro sektörü dikkate değer önemli başarılar elde etmiştir.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 118.3 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %5.6 (2000 verileri)
GSYİH - sektörlere göre: tarım: %3.5
endüstri: %29
hizmet: %67.5 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2000 verileri)
İş gücü: 2.6 milyon (2000 verileri)
İşsizlik oranı: %9.8 (2000 verileri)
Endüstri: Metal ürünler, gemi yapımı, kağıt, bakır arıtımı, gıda maddeleri, kimyasallar, tekstil, giysi
Endüstrinin büyüme oranı: %7.5 (2000)
Elektrik üretimi: 75.792 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 81.611 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 232 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 11.356 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Tahıl, şeker pancarı, patates, süt ürünleri, deniz mahsulleri
İhracat: 44.4 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Kağıt, selüloz, muhtelif orman ürünleri, makineler, elektronik, elektroteknik, demir - çelik, kimyasal ürünler, gemiler
İhracat ortakları: AB %58 (Almanya %13, İsveç %10, İngiltere %9, Fransa %5, Hollanda %4), ABD %8, Rusya, Japonya (1999)
İthalat: 32.7 milyar $ (2000)
İthalat ürünleri: Gıda maddeleri, petrol ve petrol ürünleri, kimyasallar, taşımacılık araçları, demir - çelik, makine, tekstil iplikleri ve kumaşlar, hububat
İthalat ortakları: AB %60 (Almanya %15, İsveç %11, İngiltere %7), ABD %8, Rusya %7, Japonya %6 (1999)
Dış borç tutarı: 30 milyar $ (Aralık 1993)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 2.861 milyon (1997)
Telefon kodu: 358
Radyo yayın istasyonları: AM 2, FM 186, kısa dalga 1 (1998)
Radyolar: 7.7 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 130 (1995)
Televizyonlar: 3.2 milyon (1997)
Internet kısaltması: .fi
Internet servis sağlayıcıları: 23 (2000)
Internet kullanıcıları: 2.27 milyon (2000)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 5,865 km (1998)
Karayolları: 77,796 km (1999)
Su yolları: 6,675 km
Boru hatları: doğal gaz 580 km
Limanları: Hamina, Helsinki, Kokkola, Kotka, Loviisa, Oulu, Pori, Rauma, Turku, Uusikaupunki, Varkaus
Hava alanları: 159 (2000 verileri)





Kaynak=http://www.ulkeler.net



Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 02-06-2008   #2 (mesaj-linki)
Cvp: Finlandiya (Finland) ve Finlandiya Tarihi

FİNLANDİYA

DEVLETİN ADI: Finlandiya Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ: Helsinki
YÜZÖLÇÜMÜ: 338.145 km2
NÜFUSU: 5.001.000
RESMİ DİLİ: Fince, İsveççe
DİNİ: % 88 Protestan, % 12 diğer dinler
PARA BİRİMİ: Fin Markkası
Bir kuzey Avrupa ülkesi. Doğudan Rusya Federasyonu, kuzeyden Norveç, kuzeybatıdan İsveç, Botni Körfezi, güney ve güneybatıdan Baltık Denizi (Botni ve Finlandiya Körfezi) tarafından çevrelenmiştir. Aynı zamanda Aland Adaları da bu ülkeye dâhildir. 60° ve 70° kuzey enlemleri ile 20 ve 32° doğu boylamları arasında yer alır.

Târihi

Asıl Finliler, Volga ve Ural nehirleri arasındaki bölgeden M.Ö. 3000 yıllarında göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Daha sonra ikinci bin yılda, Orta Avrupa’dan gelen kavimler yerleşmişlerse de, mîlâdî yılın başlangıcında ortadan kaybolmuşlardır. Çok geçmeden Estonya Finlileri ülkenin güneyine yerleştiler. Bu sırada ülkeye Fino-Ugriyen asıllı kavimler gelip yavaş yavaş ülkenin güneyini işgâl etmeye başladılar. Bunlar, ülke Vikingler tarafından istilâ edilinceye kadar rahat bir kürk ticâreti yaptılar.

Henüz tam anlamıyla siyâsî varlığını ispatlamayan Finlandiya, 1150 yılında İsveçliler tarafından işgâl edildi. Böylece Hıristiyanlık ülkeye girmiş oldu. On üçüncü yüzyılda Finlandiya, İsveç’e bağlı bir dükalık hâline geldi. İşte bu târihten îtibâren ülkede bağımsızlık fikri gelişmeye ve kendi başına bir hareket serbestliği kazanmaya başladı. On dördüncü yüzyılda Finlandiya ve İsveç arasında hukuk yönünden birleşme tamamlandı. Çok sayıda Almanın ülkeye geldiği sırada, bir İsveç asiller heyeti memleketin bütün kadrolarını elde etmişlerdir. Onlara göre, İsveç kültürü ve dili Finlandiya’da bir tesir bırakmalı idi.

Gustave Vasa’nın 1555’te Helsinki’yi kurarak bütün kilise varlıklarına el koymasıyla birlikte ülkede reform hareketleri görüldü. Rusya ile zâten var olan mücâdele yeniden canlandı. Finlandiya halkı Rusya ile yapılan savaşlarda çok yıprandı. On sekizinci yüzyılda ardarda gelen kayıplarından sonra 1809’da Birinci Alexandre tarafından Hamina Antlaşmasıyla ülke bütünüyle istilâ edildi. Rus hâkimiyeti ilk önce halka bâzı hürriyetler tanıdı. Kültürel ve politik faaliyetlere izin verdi. Fakat 19. yüzyıldan îtibâren gelişen yeni bir Rus akımı (Panislavizm) sonucunda bütün bu serbestlikler sona erdi. Finlandiya, bağımsızlığını ancak Sovyet ihtilâli sırasında elde edebildi.

Beyaz Ordunun başında bulunan General Mannerheim, bilhassa Almanlar’dan gördüğü yardımlarla Ruslarla bir sene mücâdele etti ve onları yendi.

Kısa bir krallık denemesinden sonra 1919’da Cumhuriyet îlân edildi ve bağımsız Finlandiya devleti kuruldu. 1920’de de Turku Antlaşması ile Rusya tarafından tanındı.

Ülkede komünist ayaklanmaların yer aldığı bir dönemden sonra, Lapua çiftçi hareketi muhâfazakârların zaferini sağladı. Bu hareketi sâyesinde ülkede bir ekonomik ve sosyal kalkınma görüldü. Çiftçilerin % 90’ı kendi topraklarına yeniden sâhip olabildiler. Buna rağmen bu ilerlemeler 30 Kasım 1939’da başlayan Rus istilâsıyla durduruldu. Büyük teknoloji ve insan gücü üstünlüklerine rağmen, bölgeyi ve bölge şartlarını iyi tanımayan Ruslar, kesif bir mukâvemetle de karşılaşınca, ağır kayıplar verdiler. Ancak 12 Mart 1940’ta imzâlanan barış antlaşması siyâsî zayıflıklarından dolayı Finlandiya’nın aleyhinde sonuçlandı. Anlaşmaya göre doğu Karelya’nın tamâmı ve Laponya’nın bir kısmı Ruslara bırakıldı. Böylece Finlandiya’nın toplam nüfûsunun % 12’si, zirâî ve endüstriyel kaynaklarının da % 11’i, SSCB sınırları dâhilinde kalmış oldu. Anlaşmaya rağmen devâm eden siyâsî baskı, Finleri Almanların karşısında yeralmaya zorlarken, Almanya 22 Haziran günü Rusya’ya savaş açarak Laponya’yı işgâl etti. Rusya’ya âit uçakların Finlandiya’yı bombalaması, Finlandiya’nın da İkinci Dünyâ Savaşına girmesini kaçınılmaz hâle getirdi. Cumhurbaşkanı Mannerheim tarafından idâre edilen Fin orduları, 1939 savaşında kaybettikleri yerleri geri aldılar. Ancak 1944’te Ruslar tekrar bölgeye girerek Finlandiya sınırına kadar ilerlediler. Yapılan anlaşmalarla her iki devlet de bugünkü sınırı kabul ettiler. Savaşlar Finlandiya’ya 100.000 Finli’nin ölümüne, 50.000’inin sakat kalmasına, büyük toprak parçaları ve bu vesileyle mühim iktisâdî kaynak kaybına, bundan ayrı olarak da 445 milyon dolarlık maddî zarara mal oldu.

İkinci Dünyâ Savaşında büyük başarılar elde eden Mannerheim, 1944’te Cumhurbaşkanlığını Juho Kutsi Paosikivi’ye bıraktı. Paosikivi, SSCB ve diğer komşuları ile münâsebetlerini ilerleterek kültürel ve ekonomik bakımdan uygun bir ortam meydana gelmesini sağladı. 1955’te Birleşmiş Milletler’e kabul edilen Finlandiya’da bir sene sonra yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Çiftçi Partisi lideri Urho Kekkonen kazandı. Paosikivi’nin yolunu izleyen Kekkonen hükûmeti Finlandiya’yı güçlü bir antikomünist ülke hâline getirdi. Ancak halk üzerine yapılan komünist propogandalar, barış taraftarlığı gibi akımlar beş-altı sene içerisinde menfi bir sonuç meydana getirdi. 1966’da yapılan seçimleri kazanan Sosyal Demokrat Partisi, içerisinde komünistlerin de bulunduğu bâzı partilerle koalisyon kurdu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca ülke hep sosyalist partiler ağırlıkta koalisyonlar tarafından yönetildi ise de, 1987 senesi Finlandiya’da siyâsal hayâtın bir dönüm noktası oldu. Bu târihe kadar hep muhâlefette kalmış olan Muhâfazakâr KOK Partisi hükûmete katılacak oy aldı. Kırsal tabanlı Merkez Parti iktidar dışı kaldı. 1991’de yapılan seçimleri ise Merkez Parti kazandı. Parlamentoda en büyük grubu meydana getiren SosyalDemokrat Parti muhalefete geçti. Finlandiya târihinin en genç başbakanı olan 36 yaşındaki Esko Aho’nun kurduğu hükümette Merkez Partisinin yanısıra Muhafazakarlar, İsveç Halk Partisi ve Finlandiya Hıristiyan Birliğinin üyeleri de yer aldı.

Fizikî Yapı

Finlandiya, granit özelliği taşıyan, dalgalı, geniş buzulların buzultaş sıraları meydana getirdiği dördüncü zamanda meydana geldiği zannolunan oldukça kuvvetli yontulmuş ovalardan meydana gelmiştir.

Salpausselka, ülkenin güney ve güneybatısında kum ve çakılla karışık bir yapıda olan bir çift su bölümü çizgisi meydana getirir. Rakım ortalama 120 m olup, kuzey uca kadar alçak yayla hâlinde uzanır. Bu uçta İskandinav zincirine dâhil olan dağlar bulunur. Bu dağlar “Holtiatuntiri”de ülkenin en yüksek noktasına ulaşır (1324 m).

Çok sayıdaki göller (yaklaşık 60.000), ülkenin hemen hemen onda birini kaplar. Göllerin toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 33.522 km2dir. Özellikle güneyde birbiriyle bağlantılı, gemi ulaşımına elverişli bir göller sistemi meydana gelmiştir. Salmaa ve Paijanne ülkenin en büyük gölleridir. Irmaklar düzgün akışlı değildir. Birçok yerde çağlayanlarla kesilmiştir. En büyük çağlayanı Imatra Çağlayanıdır. Genellikle nakliyâta müsâit değildirler. Çok girintili çıkıntılı olan kıyılar, sayısız küçük odacıklarla çevrelenmiştir.

İklimi

Finlandiya yüksek enlemlerde olması dolayısıyla sert bir iklime sâhiptir. Bununla berâber bâzen güneydoğu rüzgârlarının yumuşatıcı etkilerine mâruz kalır. Mevsimler pek az görülür. Yaz çok kısa ılık ve nemlidir. Kış uzun ve sert geçer. Sıcaklık ortalamaları Helsinki’de kışın -8°C, yazın ise 16,9°C civârında olur. Kar çoğu zaman yerden kalkmaz (hemen hemen bir yılın üçte biri). Bâzen ise Botni ve Finlandiya Körfezinin buzlarla kaplandığı görülmektedir.

Tabiî Kaynaklar

Ormanlar ülkenin yaklaşık üçte ikisini kaplamaktadır. Kozalaklılar ve kayın ağaçları kuzeyde ve merkezde, iğne yapraklılar ise (çam, akağaç, karaağaç) Finlandiya Körfezinin yakınında görülmektedir. İnari Gölünün kuzeyinde tundra bölgesi başlar.

Mâdenleri bakımından genel bir zenginlik göze çarpmaz. Ülkede en çok bulunan mâden bakırdır. Ayrıca sülfür, demir, nikel ve çinko da mevcut olan belli başlı mâdenlerdir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Yaklaşık 5.001.000 olan nüfûsunun % 90’dan fazlasını Finliler teşkil eder. Bundan başka kuzeyde Laponlar, güney ve batı kesimlerinde ise İsveçliler yaşamaktadır. Finlilerin karakteristik özellikleri, uzun boylu, sarı saçlı, mâvi veya gri gözlü olmalarıdır. Her etnik grup kendi lisanlarını konuşur. Ülkenin resmî dili ise Fincedir. Nüfus yoğunluğu güneyde çok fazladır. Kuzeyde ise gittikçe azalır. Nüfûsun % 20’si başşehri olan Helsinki civârındadır. Çoğunluk şehirlerde yaşar. Nüfûsun % 91,6 sı Hıristiyanlığın Protestan mezhebine, kalanı değişik mezheplere bağlıdırlar. Geri kalan dînî azınlığın büyük kısmını Yunan Ortodokslar meydana getirir. Çok az bir miktar da Yahûdî vardır. Eğitim ve öğretimin parasız olduğu Finlandiya’da 20 üniversite mevcuttur. 7-15 yaş arası eğitim ve öğretimin mecbûrî olduğu ülkede okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 100’dür. Çalışan nüfûsun %25’i zirâat ve ormancılıkla uğraşır. Kuzeyde yaşayan Laponlar an’anevî olan ren geyiği çobanlığı ve avcılığı ile geçinirler. Yıllık nüfus artışı % 0,3’tür. Kilometrekareye 14,7 kişi düşer.

Siyâsî Hayat

İdâre şekli cumhûriyetdir. 1919 senesinde kabûl edilen bir anayasası ve 300 üyeden teşekkül eden bir Millet Meclisi vardır. Meclis üyeleri 4 sene için halk tarafından, Cumhurbaşkanı ise 6 sene için Meclis tarafından seçilir. İdârî bakımdan ülke 12 bölgeye ayrılmıştır. Seçmen yaşı 21’dir.

Ekonomi

1920’lerden îtibâren uygulanan müsbet kararlar ekonomiyi istikrarlı bir gelişmeye sokmasına rağmen, 1930’ların başındaki kriz bu gelişmeye mâni oldu. Bu ekonomik buhran atlatılmadan geçilen 1939 Kış Savaşı ve İkinci Dünyâ Savaşı sırasında önemli iktisâdî kaynakların kaybedilmesi, gelişmeyi daha da yavaşlattı. İkinci Dünyâ Savaşından sonra ekonomisi tekrar iyi yola giren Finlandiya, bugün devlet iştirakinin % 25 oranında olduğu bir karma ekonomi sistemini benimsemiştir.

Tarım: Küçük âile çiftliklerinin, tarımın temelini teşkil ettiği Finlandiya, uzun bir zamandan beri zirâî bakımdan kendisini besleyen bir devlettir. Ayrıca bölgede et, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi mahsullerin büyük bir ihrâcatçısı durumundadır. Buğday ve çavdar, ülkenin üretim sezonunun 200 günün üzerinde olduğu güneybatı kesiminin ana ürünleridir. Bunları yine büyük miktarlarda yetişen yulaf, arpa, patates ve çavdar tâkib eder. Üretim sezonunun 150 günün altına düştüğü kuzey bölgelerindeki tarım arâzisi ise, geniş otlaklardan meydana gelir. Bu otlaklarda özellikle süt üretimi için iki milyon civârında küçük ve yine iki milyon civârında da büyükbaş hayvan beslenmektedir. Ülkenin her yerinde görülen ve toplam yüzölçüm içerisinde önemli bir yer kaplayan göllerde de geniş ölçüde balıkçılık yapılır.

Ormanlar da Finlandiya’nın tabiî kaynakları arasında büyük öneme sâhiptirler. Bunların % 46 sını çam, % 36’sını ladin, % 16’sını huş, geri kalan % 2’sini de diğer çeşit ağaçlar teşkil eder. Devlet, kuzeydeki ormanların tamâmına, diğer bölgelerde de bir kısmına sâhiptir. Ormanların % 60’ının özel sektöre, % 40’ının devlete âit olmasına rağmen, özel sektör ürettiklerinin % 16’sını devlete bırakmak mecbûriyetindedir. Toplam yüzölçümünün % 65’ini ormanların teşkil ettiği Finlandiya’da senede yaklaşık 40 milyon metreküp kereste işlenmektedir.

Endüstri: Finlandiya endüstrisi, ülke ihtiyacını karşılayacak şekilde çalışmaktadır. Ahşap işleri, kâğıt, kâğıt hamuru îmâli Fin endüstrisi içerisinde en büyük yer tutar. Aynı zamanda ihrâcatta da % 27,5 gibi büyük bir paya sâhib olan sanâyi dalıdır. aaaal ve mühendislik endüstrileri çok yaygın olmamakla birlikte, Finlandiya’nın en hızlı gelişen sanâyi koludur. Bunlar da sanâyi üretimine % 22 nisbetinde katılırlar. Finlandiya ülkede aaaal endüstrisi için kaynak bulunmadığından hammadde ihtiyâcını Rusya Federasyonundan karşılamaktadır. Hidroelektrik enerjisi ülkenin ana enerji kaynağıdır. Kömür, petrol ve tabiî gaz bulunmaması sebebiyle bu alandaki ihtiyaç ithâlat yolu ile temin edilmektedir. 1970’lerden beri sürdürülen çalışmalar ise Atom enerjisinden geniş ölçüde faydalanmayı hedef almaktadır.

Ticâret: Finlandiya, diğer küçük Avrupa devletleri gibi ithâlata büyük ölçüde ihtiyaç duyar. Ülke ithâlatının en önemli bölümünü hammadde, akaryakıt ve kömür teşkil eder. İhrâcatta ise kâğıt sanâyi ürünleri ilk sırayı almaktadır. Makina, gemi gibi ağır sanâyi ürünleri de ihraç edilen malzeme arasına girmeye başlamıştır. EFTA (Avrupa Serbest Ticâret Organizasyonu) ve AET üyesi olan Finlandiya, sosyalist temayüllü bir devlet olması sebebiyle, 1991 öncesi doğu bloku iktisâdî teşkilâtı olan Comecon üyeleri ile de alışverişte bulunmaktadır.

Ulaşım: Karayolu taşımacılığı ülke içi ulaşımda ilk sırayı alır. Bunu sıra ile deniz, demiryolu ve havayolu nakliyatı takib eder. 1960’larda karayolu ulaşımına verilen ağırlık üzerine, Finlandiya günümüzde bu bakımdan oldukça gelişmiş bir ülkedir. Dış ticâret ve yolcu bağlantılarının % 90’ı deniz yoluyla sağlanır. Kış boyunca çalışan buzkıranlar, güneybatıdaki önemli limanları dâimâ açık tutarlar. Ülke içindeki göl, nehir ve kanallarda da taşımacılık yapılmakla birlikte, bunun ulaşım içerisinde önemli bir yeri yoktur. Finlandiya demiryollarındaki ray arası açıklığı Rusya Federasyonu demiryollarıyla aynı, fakat Türkiye’de de kullanılan standart dünyâ ölçüsünden farklıdır. Bu yüzden Rusya dışındaki komşularıyla demiryolu bağlantısı yoktur. 1924’ten beri milletlerarası havayollarının önemli bir bağlantı yeri olan Finlandiya’da düzenli iç hat seferleri devamlı çalışmaktadır.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 02-06-2008   #3 (mesaj-linki)
Cvp: Finlandiya (Finland) ve Finlandiya Tarihi

senn nelerle ugrasıyosun bole ya cok fazla internet üzerindesin galiba
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 4 Hafta Önce   #4 (mesaj-linki)
Cvp: Finlandiya (Finland) ve Finlandiya Tarihi

Finlandiya Bağımsızlık Savaşı, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ortaya çıkan "Milliyetçi" ve "Sosyal" halk hareketlerinden biridir. Savaş Finlandiya'da 27 Haziran ila 15 Mayıs1918 tarihleri arasında başlamış ve Finlandiya'lı sosyal demokratlar halk tarafından yönlendirilmiştir. Sosyalistler "Kızıllar" olarak, karşı taraftaki anti-sosyalistler ise "Beyaz" olarak adlandırılmış ve Kızıllar; SSCB, Beyazlar ise Almanya tarafından askeri, ekonomik ve motivasyon açısından desteklenmişlerdir.
Rusya İmparatorluğunun (Çarlık Rusyası) yenilmesi bölgede bir çözülme hareketini başlatmış ve Rusya'da 1917'de Finlandiya ile anlaşma sorunları çıkarmıştır. Sosyal Demokratlar (Sol), gelenekçiler (Sağ) ülkeyi bölmeyi düşünmeye başlamışlardır. .[3]
Mart 1917'ye kadar Finlandiya, orduya veya polis teşkilatına sahip değilken sol ve sağ, kendi güvenlik guruplarını kurmaya başladılar. Sağ Beyaz Muhafızlar ve sol Kızıl Muhafızlar adları altında iki ayrı güvenlik gurubu kurmuşlardır. Finlandiya'daki korku dolu atmosfer sonunda Beyaz Muhafızların Senato'da kendilerini ülkenin milli ordusu ilan etmeleriyle, iki kutup arasında savaş başlamasıyla doruğa çıkmıştır. Beyazlar zafer kazanmışlardır. 1917–18 iç savaş krizinden sonra Finlandiyalılar yönlerini Rusya'dan çok Almanya'ya çevirmişlerdir. Hatta senato, "Alman Krallığına Bağlı" mutlak monarşiyi dile getirmiştir. Fakat Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılması bu fikri tek başına "Bağımsız Demokratik Cumhuriyet" anlayışına çevirmiştir.[4]
Sivil savaş ardında çelişkili tartışmaları da kalıntı olarak bırakmıştır.[5] Tahminen 37,000 insan bu halk hareketi sonunda öldü, ayrıca ahlak dışı toplama kampları ve çatışmalar da toplumsal negatif etkiler uyandırdı. Bu olay Finlandiya ekonomisini sarstı ve yıllarca politik görüş ayrılıklarını körükledi. Sol ve sağ arasındaki gerginlik uzun süre devam etti.[6]




Savaşın Arkaplanı

Savaşın ana sebepleri, I. Dünya Savaşı ve bu savaşın Rusya İmparatorluğunda başlattığı ve Eylül Devrimi'ne kadar giden yıkıcı etkileriydi. Finlandiya, Rusya'nın bir parçası olarak Rus-Alman savaşlarına mekan olmuş ve çatışmalardan çok etkilenmişti. İki imparatorluk ekonomik, askeri ve politik olarak Finlandiya'ya çok önem veriyorlardı. Erken bir kriz daha Rusya ile Federal Finlandiya arasında 1899 yılında olmuştu ve St. Petersburg'da tartışılmıştı. Finlandiya'nın bağımsızlık eğilimini farkeden "heterojen Rusya", "Finlandiya'nın Ruslaştırılması" başlığı altında, otonomsal bir programı başlatmıştı. Finliler bunu "Rusyanın ilk büyük baskısı" olarak adlandırmışlardı. Sonuç olarak bu program daha sonra olacakların ana hatlarını belirleme açısından önemliydi.[7]

Hiçbir politik hakka sahip olmayan Finli işçiler


Baskının ilk periodundan önce, Finlandiya büyük bir otonomluktan memnudu. Rusya'nın diğer bölgeleri ile karşılaştırılacak olursa, Finno-Rus ilişkileri daha sakin ve barışçıldı. Bu politika Finlilerin anti-emperyalist faaliyetlere başlamasına kadar devam etti. Daha sonra siyasi kutuplaşmalar oluşmaya başladı; en radikalleri, aktif hareket edenleri, Jäger önderliğinde Almanya'nın kışkırtmalarıyla çalışıyordu.[8]
Bu savaşın esas sebepleri aslında 17.yy İsveç kökenli "sınıf faklılıkları" idi. Bu antidemokratik sınıf farkları Finlileri ekonomik, sosyal veya politik anlamda iki guruba ayrılmaya yönlendirdi. Sol, 1899'dan sonra sadece Ruslaştırma politikasına değil, diğer tüm demokratik yapıya karşı aktivasyon gösteriyordu. Finlandiya'nın nüfusu 19.yy'da muazzam bir hızla artınca, endüstriyel bir işçi sınıfının ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmişti. Sol, endüstri devrimi ve Ekonomik Özgürlük kavramlarının Finlandiya'ya sıçraması ve Çar'ın emperyalist ve otokratik yönetiminin olumsuz etkisiyle gittikçe güçlendi. Bu, daha sonra ortaya çıkacak endüstrileşmenin ve İngiltere gibi ülkelerin ekonomik yapısından öğrenilen tecrübelerin etkisini göstermesiyle, solun faaliyetleri, işçi sınıfının kendine güvenlerinin artması, insanların daha yüksek hayat standardı istemesi, sayesinde yükselişe geçti. Fakat sadece sol yükselmiyordu. Onunla birlite "Nasyonalizim" ve "liberalizm" farklı sebeplerle yükseliyordu. Fakat insanların hayat standartının yükselmesi, endüstrileşme, zengin ile fakir arasındaki uçurumu daha da artırdı.[9]
Finlandiyalı işçi hareketleri, 19. yy da "Evangelist Lutherci Kilise" tarafından desteklendi ve bunu takiben "Finlandiya Sosyal Demokratik Partisi" 1899'da kuruldu. Bu sosyalist hareket, Rusya'nın Japonya'ya yenilmesi (1905) sayesinde, ortaya çıkan siyasi iktidarsızlıktan etkilendi. Kargaşa parlementoyu da etkiledi. Sosyal Demokratlar %50 oy kaybettiler. Rus çarı iktidarı tekrar sağladı ve bölgedeki baskılarını artırdı. Bu parlemento'nun 1908-1917 arasında faaliyetlerini durdurmasına sebep oldu.[10]
Şubat Devrimi (1917)


Halk Rusya'nın parlementoyu engellemesini ve gıda desteğini kesmesini protesto ediyor.


Başka bir Ruslaştırma projesi, halkın verdiği isimle "ikinci Rus baskısı" 15 Mart1917 tarihinde bitti. Çünkü Çar, Rusya'da ve tüm Rus otonomlarında iktidarını kaybetmişti. Rus İmparatorluğu'nun çöküşü ve Almanlar karşısında alınan mağlubiyet Rus halkında büyük bir savaş korkusu ortaya çıkmasına sebebiyet vermişti. İşte Eylül Devrimi'nin ana sebeplerinden biri buydu. Diğer sebep ise Avrupa'da başlayan "modernizasyon-endüstrileşme" hareketleriydi.[11]
Rus devrimi, Fin parlamentosunun iktidarını güçlendirdi. Rus toprağı iken otonom statüsüne yükseldiler (Mart 1917) ve modern anlamda bir parlemento kurdular. Sol ve sağ parlementoda yerlerini aldı. Sol yani sosyal demokratlar, devrimci sıfatını taşıyorlardı, sağ yani gelenekçiler ise daha radikal, liberalist tavırlarda bulunuyorlardı.
20. yüzyılın başlarında, Finlandiya halkı, eski rejim ile yeni devrimci sosyal demokratik modern bir rejim tercihi arasında gidip geliyorlardı. Bu periyodun yönü ve hedefi güçlü bir politik baskı ile askeri alana taşındı.[12] Sosyal Demokratlar, sağın halk üzerindeki güçlü etkisini azaltmaya çalışyırlardı ve bunu halkın "ekonomik gidişattan" memnun olmadığını belirterek, karamsar ifadelerle körüklüyordular.
Sosyal demokratlar bu sürecin devamında parlamentoda 1916 seçimlerinden sonra güçlü bir yer edindiler.[13] Yeni Finlandiya Senatosu sosyal demokratlar ve onların liderleri Oskari Tokoi tarafından şekillendi. Kabinesinde altı parti sosyal demokrat, altısı ise anti-sosyalistti. Teoride, yeni kabine geniş bir koalisyondan oluşuyordu; fakat pratikte, kabine üyeleri deneyimsiz yeni bürokratlardı ve bu yüzden hiçbir sosyal probleme çözüm olamamaları bir yana pek çok sosyal problem körüklendi; mitingler, protestolar, sokak çatışmaları bu olayları takip etti.[14]
I. Dünya Savaşı'nın global etkileri nedeniyle düzensiz ilerleyen ekonomi, 1915 ve 1916 arasında endüstriyel gelişmelere ihtiyaç duyulmasına neden oldu. Eylül devrimi ve onu takip eden büyük enflasyon üretimi sarstı, işsizlik oranlarını artırdı. Finlandiya el tezgahları ve büyük endüstrilerin iflaslarına sahne oldu. İşçiler düşük maaşlardan ve yüksek mesaiden şikayet ediyorlardı. Günde sekiz saat çalışıyorlar ve çok az maaş alıyorlardı. Üretimin düşmesi gıda stoklarında muazzam bir azalmaya sebep oldu ve Rusya'dan gelen gıda gittikçe azaldı; aynı ölçüde fiyat artışına şahit oldu. Zaten işsizliğin bu denli yüksek olması, enflasyon ve fiyat artışları, halkı çok sarstı. İnsanlar polikacıları kayıtsızlıkla suçluyorlar ve protestolar 1917 krizini körüklediler.[15]

Devrimci Ruslar servicemen 1917.


Liderlik için Savaş

Sosyal Demokratlar ve muhaliflari arasındaki iktidar mücadelesinin Haziran 1917 deki senatoya taşınması sonunda Sosyal Demokratların senatodaki güçlerini artırmak için yeni planlar yapmasına sebep oldu. Sosyal demokratlar öncelik olarak Bolşeviklerin Finlandiya içindeki etkilerinden yararlanmak istediler. Sosyal Demokratların planı Vladimir Lenin ve Rus Bolşeviklerini desteklemekti.Bolşevikler Haziran 1917'de Çarlık Rejimine karşı komplo planı düzenliyorlardı. Bazı sağcı ve egemenlik için hevesli eylemciler, ve diğer-sosyalist olmayanlar, savaşı desteklediler, ama hem Finli geçici muhafazakarlar hem de Rus hükümet, onun, onların güç azaltacak olduğu için karşı çıktı. Lenin, "Temmuz Günleri" olayları esnasında engellendi, ve, Finlandiya'ya zorla kaçıldı. Rus geçici hükümeti, Finlandiya'ya askerler yolladı ve parlamento, muhafazakarların desteğiyle, yeni seçimler ilan etti.1917 Ekim'deki seçimlerde, emek hareketinin rolünün değiştirdiği çoğunluk kaybetti. .[16]
Şubat Devrimi ile Rusya'nın çöküşü, Finlandiya'da kurumsal otorite boşluğuna ve polis gücünün çözülmesine, bu sayede de korku ve belirsizlik ortamına sebep oldu. Tepki olarak sağ ve sol gruplar kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla güvenlik kuvvetleri oluşturmaya başladılar. İlk başlarda bu gruplar yereldi ve çoğunluğu silahsızdı, ancak sonbahar 1917 itibarıyla parlamentonun çözülmesi ve stabil bir Fin hükümeti veya ordusunun olmaması sebebiyle gruplar daha askeri ve ulusal bir karakter kazanmaya başladılar[17] Sivil Muhafızlar (daha sonra Beyaz Muhafızlar) olarak adlandırılan oluşum, halkta etkisi olan yerel kişilerce, genellikle muhafazakar akademisyenler, endüstriciler ve büyük toprak sahipleri ve aktivistlerce kurulmuş bir organizasyondu. Buna karşılık İşçilerin Güvenlik Muhafızları (daha sonra Kızıl Muhafızlar) genellikle yerel partilerden ve işçi sendikalarından gelmeydi. Ülke içinde bu iki zıt silahlı kuvvetin bulunması çift kutuplu bir yapı yarattı. Fin toplumunda "çifte güç" veya "çoklu hakimiyet" olarak anılan bu durum, iç savaşın giriş bölümü olarak düşümülebilir.[18]
Ekim Devrimi (1917)

Lenin'in Bolşevik devrimi bilindiği gibi Rusya'da politik iktidarı sağın elinden sola kaydırmıştı. Alman liderlerin politikası, Ruslar'ın, barış için dava etmeye zorlayan Rusya'da rahatsızlık veya devrim olarak algılandı. Üstelik onlar, Lenin'in davranışı için 1917 Nisan'da Petrograd'a İsviçre'de sürgünden arkadaşlar ayarlamıştı, Almanlar, Bolşevik parti finanse etti, ve Lenin yanlıları, Rusya'da deyim yerindeyse silah oldu.[19]
Fin parlamentosunun dağılmasından sonra; ülkedeki Sosyal Demokratlar ve muhafazakârlar arasındaki kutuplaşma ve gerginlik, çarpıcı bir şekilde giderek tırmandı ve Finlandiya'da 1917 yılının Ocak ayında yapılan seçimler sonucunda tamamen muhafazakâr bir hükümet oluşturulmasından da vahim bir durum ortaya çıktı. 1 Kasım'da Sosyal Demokratlar, "İstiyoruz" adında, siyasi bir program sundu ve bu programın amacı, Sosyal Demokratların iç siyasette bazı haklara sahip olmasını sağlamaktı. Sosyal Demokratlar, ayrıca Finlandiya'nın Bolşeviklerden bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi konusunda 10 Kasım'da bir manifesto yayınlamayı ve bunu Sovyetler Birliği'ne aktarmayı düşündüler ama Petrograd'daki belirsiz durum nedeniyle bu plan ertelendi. Sosyal Demokratlar'ın katı "İstiyoruz" programı başarısız olunca; sosyalistler, 14-19 Kasım1917 tarihleri arasında genel bir greve başladılar. Bu sıralarda, Lenin ve Bolşevikler, Petrograd'taki tehditin altında, Finlandiyadaki sosyal demokratları iktidarı ele geçirmeye teşvik ediyorlardı, fakat daha sonraki çoğunluk parlementör ılımlı methodları tercih ediyordu, Lenin bunları "gönülsüz devrimciler" diye niteledi. Darbe başarılı olmaya başlayınca, “İşçilerin Devrimci Konseyi” çoğunluğun oylarıyla iktidarı ele geçirdi 16 Kasım 17:00 sularında. Güçlü devrimci “Yönetim Komitesi”, artık hareketi kontrol edemez duruma gelmişti ve 19:00 sularında devrim olduğunu ilan etti. Bu olay, "en hızlı devrim", gerçekten de sosyal demokratları ikiye böldü, çoğunluk devrimin ılımlılaştırılmasına neden olacak "parlementör" methodları tercih ediyordu. Fakat olayların gidişatı daha sonra belli olacaktı.[20]
Fin parlamentosu, darbeden etkilendi, Sosyal demokratların desteklediği proposals for an eight-hour working day and universal suffrage in local elections on 16 November1917. During the strike, however, radical elements of the Workers' Security Guards executed several political opponents in the main cities of southern Finland, and the first armed clashes between Civil Guards and Workers' Guards broke out, with 34 reported casualties. The Finnish Civil War would probably have started at that point had there been enough weapons in the country to arm the two sides; instead, there began a race for weapons and a final escalation towards war.[21]
Fin egemenliği

Rusya'nın dağılması, Finlilere bağımsızlığı kazanması için tarihi bir fırsatı sundu, ama Ekim devriminden sonra, muhafazakarların ve sosyal demokratların bu konudaki pozisyonları tersine dönmüştü. Sağ, şimdi bağımsızlık için hevesliydi çünkü egemenlik, solu kontrol etmekte ve devrimci Rusya'nın etkisini en aza indirmekte onlara yardım edecekti. Sosyal demokratlar, 1917 baharından beri bağımsızlığı destekliyorlardı, ancak bunu kendi partileri için politik fayda sağlamak amacıyla kullanamazlardı ve ülkedeki sağın egemenliği konusunda ayarlama yapmak zorundaydılar.

The Bolshevik government's recognition of Finnish independence was the first concrete expression of Lenin's demand for the right of nations to self-determination.


Pehr Evind Svinhufvud'un liderliğindeki Senato, 6 Aralık1917 'de parlamento tarafından benimsenen, Finlandiya bağımsızlık deklarasyonunu teklif etti[22]. Sosyal Demokratların Svinhufvud'un teklifine karşı oy vermelerine rağmen, hemen hemen hiçbir farkı içermeyen alternatif bir bağımsızlık deklarasyonu sunma kararı aldılar. Sosyalistler, gelecekte politik bir çoğunluk kazanmayı umuyorlardı ve (Ekimdeki seçimlerde olduğu gibi) aşırı milliyetçiler arasındaki desteğini kaybetmekten korkmuşlardı. Finlandiya'nın bağımsızlığını onaylaması için Lenin'e ricada bulunmak üzere iki delegasyonu Aralık 1917'de Petrograd'a gönderdiler. Her iki siyasi grup da ona liderlik etmek konusundaki kuvvetli anlaşmazlıklara rağmen, Fin egemenliği ihtiyacı konusunda hemfikirdiler.[23]
Finlandiya gibi küçük bir ülke için egemenliğin sağlanması beklenen bir sonuç değildi bunun için Rusya ve Avrupa'nın büyük güçleri tarafından tanınması gerekliydi. Bağımsızlık deklarasyonundan üç hafta sonra, Svinhufvud'un kabinesi, Rusya'nın egemenliği tanıması için, Lenin'le görüşülülmesi gerektiği sonucunu çıkardı. Aralık 1917'de, Bolşevikler, Brest-Litovsk'ta Almanya'yla olan barış görüşmelerinde baskı altına girmişlerdi. Rus Bolşevizmi, moralini bozuk olan ordusuyla ve Ekim devriminin kaderi hakkında olan kuşkularla derin bir krizdeydi. Lenin, Bolşevikler'in muhtemelen, Rusya'nın merkez bölümünü tutabileceğini hesap etmişti, ama fazla önemi olmayan kuzey-batı köşedeki Finlandiya da dahil çevredeki bazı bölgeleri bırakmak zorunda olacaklardı . Sonuç olarak 31 Aralık1917 'de, Svinhufvud ve onun senato delegasyonu, egemenlik konusunda Lenin'in ödününü kazandılar.[24]
Savaş


White Guard in Nummi. White Guards were mobilized on 28.01., at 3 a.m. and the Red Guards on 27.01.1918, at 11 p.m.


Gerginliğin artışı ve savaşın patlak vermesi

1917 olaylarının öneminin sonradan anlaşılması; Şubat Devrimi ile başlayan anlaşmazlığın kızışması sonucu oluşan Bağımsızlık Savaşı'nın habercisi olarak görülmekteydi. Ancak muhalif politik gruplar 1917'de kendi yeni düzenlerini yaratmaya ve toplumsal çöküşe mani olmaya yönelik birkaç başarısız girişimde bulundular.[25] Kasımdaki genel darbe olayları Finlandiya'da şüphe ve güvensizliğe neden oldu ve sonunda uzak bir uzlaşma ihtimaline kilitlenildi. Muhafazakarlar ve sağ görüşlü eylemciler radikal işçi gruplarının darbe süresince etkin olmalarını mal güvenliklerine tehdit olarak gördüler, böylelikle ordu dahil tüm servetlerini kullanmanın kendilerini savunmak için gerekli olduğuna karar verdiler. Aynı zamanlarda, devrimci işçiler ve sol kanat sosyalistler işçi hareketinin muvaffakiyetine olanak veren kuvvetten daha büyük ölçüde bir kuvvetle eski rejimi ortadan kaldırmak konusunda düşünüyorlardı. Duruştaki bu katılaşma 1917'nin sonlarında ve zamanla tarihin genelinde, tüfekliler idareyi üzerlerine almaya adım atarken; ılımlı, barışçıl kimseleri, başka bir tarafta durmak zorunda bıraktı.[26]
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı. Helsinki, Kotka ve Turku'daki en radikal İşçi Güvenlik Muhafızları adlarını Kızıl Muhafızlar olarak değiştirdiler ve buralarda barış ve savaş arasında tereddütte olan Sosyal Demokrat liderlerini devrimi desteklemeye ikna ettiler. Aynı ayın sonunda Aralık'ta atanmış eski bir Rus ordusu subayı olan Ali Aaltonen komutasındaki İşçi Muhafızları resmen Kızıl Muhafızlar olarak anılmaktaydı. Aynı zamanlarda Svinhufvud Senatosu ve Parlamentosu 12 Ocak 1918'de İşçi Güvenlik Muhafızları'nın Beyaz Muhafızlar'ı yasallaştırmaya yönelik bir basamak olarak gördüğü, teşvik edici, güçlü bir polis hakimiyeti yaratmaya karar verdi. Senato Beyaz Muhafızlar'ı Beyaz Fin Ordusu olarak adlandırdığında Kızıl Muhafızlar bu unvanı tanımayı reddettiler. 15 Ocak'ta, Aaltonen gibi eski bir Rus ordusu subayı olan Carl Gustaf Emil Mannerheim, Beyaz Muhafızlar'ın en yüksek rütbeli kumandanı olarak atanmıştı. Aaltonen karargahlarını Helsinki'de kurarken, o da karargahlarını Vaasa'ya yerleştirmişti.[27]
Finlandiya Bağımsızlık Savaşı'nın resmi başlangıç tarihi tartışma konusudur. İlk ciddi muharebeler Viipuri kasabasını kontrol altına almak ve silah yarışını kazanmak için 17-20 Ocak tarihlerinde Finlandiya'nın güneydoğu köşesinde yer alan Karelia'da yaşandı. The White Order to engage was issued on 25 January; the Red Order of Revolution was issued on 26 January. Ertesi gün, Beyaz Muhafızlar, Lenin'in Kızıllara söz verdiği, Rusya'dan gönderilen, silahların büyük kısmını taşıyan trenlere saldırdılar. Resmi çarpışmalar 27 Ocak'ta akşam geç saatlerde başladı, bunu Rus garnizonlarının 28 Ocak'ın ilk saatlerinde Ostrobothnia'da silahsızlanması takip etti. Savaşın, sembolik olarak, başlama tarihi, Kızıllardan bir grubun Helsinki İşçileri Binası'nın kulesine tırmanıp kırmızı bir feneri yakarak, Finlandiya tarihinin ikinci büyük isyanının başlangıcını işaret etmesi olarak nitelendirilebilir.[28]
Savaşa çağrılma


Initial frontlines and offensives of the Civil War at the beginning of February (area controlled by the Reds in red, and by the Whites in blue)


Savaşın başlarında, öncü kuvvetler güney Finlandiyayı batıdan doğuya katederek ülkeyi Beyaz Finlandiya ve Kırmızı Finlandiya olarak ikiye böldüler. Kızıl muhafızlar kuzeyi kontrol altına aldılar, Kuzey, neredeyse tüm endüstriyel ve tarımsal kaynakları kapsıyordu. Beyaz Muhafızlar ise kalan toprakları kontrol altına aldılar fakat onların bölgelerinde küçük tarımsal araziler ve sosyal yapılaşmalar vardı. Karşıt güçlerin yerleşim birimleri sınırın her iki tarafında da mevcuttu: Beyaz alanda endüstriyel kasabalar olan Varkaus, Kuopio, Oulu, Raahe, Kemi ve Tornio; kırmızı alanda ise Porvoo, Kirkkonummi ve Uusikaupunki bulunuyordu . 1918 şubatında bu kalelerin ele geçirilmesi her iki kuvvet içinde öncelikli hedefti.
Kızıllar daha sonra Finlandiya Sosyalist İşçi Cumhuriyeti adını aldılar (Helsinki'nin önderliğinde). Kullervo Manner başkandı ve diğer üyeler Otto Ville Kuusinen ve Yrjö Sirola'ydı.[29] Bolşevik Rusya Kızıl Finlandiya'yı desteklediğini deklare etti, ancak Kızılların demokratik sosyalizm görüşü, Lenin'in proletarya diktatörlüğüne benzemiyordu,[30]aslında Lenin ve arkadaşları Finlandiya'yı ilhak etmek istiyorlardı. Sosyal Demokratların çoğu bağımsız kalmak niyetindeydiler;[31] savaş devam ederken, Kızıl Muhafızlar Fin demokrasisinde daha baskın hale gelmeye başladılar Kızıl Finlandiya with their weapons, and the most radical Guards and the Finnish Bolsheviks, though few in number, obviously favoured annexation of Finland back to Russia.[32] The Finnish senate (the Vaasa Senate) relocated to the west-coast city of Vaasa, which acted as the capital of White Finland from 29 January to 3 May, and looked to Germany for military and political aid. Mannerheim agreed on the need for German weapons but opposed any intervention by German troops in Finland. The conservatives planned a monarchist political system, with a lesser role for Parliament. A section of the conservatives had always been against democracy; others had approved parliamentarianism at first but after the crisis of 1917 and the outbreak of war had concluded that empowering the common people would not work. Moderate non-socialists opposed any restriction of parliamentarianism and initially resisted German military help, but prolonged warfare changed their stance.[33] The Finnish Civil War was fought along the railways, the vital means of transporting troops and supplies.[34] The Red Guards' first objective was to cut the Whites' east-west rail connection, which they attempted north-east of Tampere, at the Battle of Vilppula. They also unsuccessfully tried to eliminate the Whites' bridgehead south of the River Vuoksi at Antrea on the Karelian Isthmus, a threat to their rail connection with Russia.

The main offensives to the end of March. Whites besiege Tampere and encircle attacking Soviet Russian and Red forces at Rautu, on Karelian Isthmus.


Askerlerin sayısı her bir tarafta, 50,000'den 90,000'e kadar değişiyordu. Kızıl Muhafızlar, çoğunlukla gönüllülerden oluşurken, beyaz ordunun sadece 11000-15000 kadarı gönüllülerden oluşuyordu ordunun geri kalanları askere alınmış kişilerdi. Gönüllü olmanın temel sebepleri ekonomik faktörlere (maaş, yiyecek), idealizme ve mahalle baskısına dayanıyordu. Kızıl Muhafızlarda ayrıca güney Finlandiya'daki endüstri merkezlerinden toplanmış ve çoğu genç kızlardan oluşan 2000 kadın asker de vardı. Her iki ordu da yaşları 15, 17 arasında değişen çocuk askerler kullanıyorlardı bunun en ünlü örneği daha sonra uzun bir dönem Finlandiya devlet başkanlığını yapacak olan Urho Kekkonen'dir. Kızıl Muhafızların çoğunluğunu şehirli ve tarımsal işçiler oluşturuyordu, oysa ki Beyaz Ordunun belkemiği arazi sahibi çiftçiler ve iyi eğitim görmüş insanlardan oluşmuştu.[35]

The German intervention (grey) and final offensives of the War


Kızıl Muhafızlar ve Rus Ordusu

Kızıl Muhafızlar, 28 Ocak'ın ilk saatlerinde, Fin başkenti Helsinki'nin kontrolünü ele geçirerek savaştaki ilk insiyatifi elde ettiler ve Mart'ın ortasına kadar devam edecek olan atak safhasında avantaj kazandılar. However, a chronic shortage of skilled leaders, both at command level and in the field, left them unable to capitalize on their initial momentum, and most of the offensives finally came to nothing. The troops of the Red Guards were not professional soldiers but armed civilians, whose military training and discipline were mostly inadequate to resist the counter-attack of the White Army when it came, still less the onslaught of the German forces who arrived later. Consequently, Ali Aaltonen found himself rapidly replaced in command by Eero Haapalainen, who in turn was replaced by the triumvirate of Eino Rahja, Adolf Taimi and Evert Eloranta. Kızıl muhafızların on kumandanı, Rusya'ya doğru son geri çekilmeye önderlik eden, Kullervo Manner'di. Finli Kızıl Muhafızların tek zaferleri, 28–29 Nisan 1918'de Hauho ve Tuulos, Syrjäntaka'da güney Finlandiya'dan Rusya'ya doğru çekilmeleri esnasında Alman birliklerine karşı girdikleri ağır muharebelerdi; Ancak bu çatışmalar sadece yerel bir öneme sahiplerdi.[36]

Red officers on their horses


Although some 60,000 to 80,000 Russian soldiers of the former Tsar's army remained stationed in Finland at the start of the Civil War, the Russian contribution to the Red Guards' cause was to prove negligible. When the conflict began, Lenin tried to commit the Russian army on behalf of Red Finland, but the Russian troops were demoralized and war-weary after years of constant, traumatic defeat against Germany. As a result, only 7,000 to 10,000 Russian soldiers participated in the Finnish Civil War, of which no more than 4,000, in separate small units, could be persuaded to fight in the front line. Despite the involvement of a few skilled Russian army officers such as Mikhail Svechnikov, who led the battles in western Finland throughout February 1918, it seems reasonable to assume that the Russian army had no significant influence on the course of the war.[37] The number of Russian soldiers active in the Civil War declined markedly once Germany attacked Russia on 18 February1918, and delivered its terminal blow to the Russian army. The Treaty of Brest-Litovsk, signed between Russia and Germany on 3 March, effectively restricted the Bolsheviks' ability to support the Finnish Red Guards with anything more than weapons and supplies.[38] The Russians did remain active on the south-eastern front, however, defending the approaches to Petrograd.
Beyaz Muhafızlar ve Alman Ordusu

Beyaz Ordu'daki sıradan askerlerin askeri kalitesi, birçoğuna sağlanan kısa ve yetersiz eğitim dolayısıyla Kızıl Ordu'dakilerin kalitesinden biraz farklıydı.[39] Fakat Beyaz Ordu'nun Kızıl Muhafızlar'an iki önemli üstünlüğü vardı: General Mannerheim'in ve ekibinin - ki bu ekibe 84 İsveçli gönüllü subay ve Tsar'ın ordusunun Finli eski subayları da dahildir - profesyonel yönetimi ve yaklaşık 1300 kişilik, Almanya'da eğitilmiş ve Doğu Cephesi' nde savaş deneyimi kazanmış, elit Finli Jäger askerleri.
Tampere Savaşı


Tampere savaşında yanmış bedenler


Mannerheim'ın stratejisi ilk olarak Finlandiya'nın güney batısındaki en önemli endüstriyel kasabası olan Tampere'ye saldırmaktı. Saldırıyı Tampere'nin 65 kilometre kuzeydoğusundaki Längelmäki'den başlattı. Aynı anlarda Beyaz Ordu Tampere'nin kuzey ve kuzeybatısından Vilppula–Kuru–Kyröskoski–Suodenniemi hattından yaklaşmaktaydı. The Red Guards collapsed under the weight of the assault, and some of its detachments retreated in panic. The White Army cut off the Red Guards' retreat south of Tampere in Lempäälä and lay siege to Tampere on 24 March, entering the town four days later. Then began the Battle of Tampere, Finland's first urban battle, fought from house-to-house as the Red Guards retreated; it was the bloodiest action of the war and lasted until 6 April.[40] The fighting in Tampere was pure civil war, Finn against Finn, "brother rising against brother", since most of the Russian army had retreated to Russia in March and the German troops had yet to arrive in Finland. The White Army lost 500–1,000 men, and the Red Guards lost 1,000–2,000, with a further 11,000 imprisoned.[41] The battle was the decisive action of the war and the largest military engagement in Scandinavian history to that point.[42]
Tempere yenilgisinden sonra, Kızıl Muhafızlar doğu yönünde geri çekildi. Beyaz Ordu 29 Nisan'da Karelia'nın başkenti Viipuri'yi alıp askeri merkezlerini oraya taşıdılar. Kızıl Muhafızlar'ın güneybatı Finlandiya'daki son kaleleri 5 Mayıs'ta düştü.[43]
Alman Baltık denizi bölümü


Alman Maschinengewehr 08-Makinelisi Helsinki'de konumlanmış


Alman İmparatorluğu, nihayet Mart 1918' de, Beyaz Ordunun yanında, Finlandiya Bağımsızlık Savaşına müdahil oldu. Aktivistler, 1917 sonbaharından beri, Finlandiya'yı Rus hegamonyasından kurtarıp özgürleştirmek için, Almanlardan yardım bulmaya çalışıyorlardı, ancak Almanlar, Rusya'yla 22 Aralık'ta Brest Litovsk'ta başlayan, ateşkesi ve barış görüşmelerini etkilemeyi istemiyorlardı. Trotsky'nin, Bolşeviklerin zayıf konumuna rağmen, Almanya'da devrimin başlayacağı ve her şeyin değişeceği umuduyla 10 Şubat'ta görüşmeleri durdurması ile Almanların tutumu, radikal bir şekilde, değişti. Alman hükümeti çabucak, Rusya'ya bir ders verme kararı aldı ve saldırı için bahane olarak da Rusya'nın batısındaki küçük devletleri yardım talebinde bulunmaları için davet etti. 14 Şubat'ta, Berlin'de Vaasa Senatosunun temsilcileri beklenildiği gibi, yardım talebinde bulundu.[44]Bunun üzerine Almanlar, 18 Şubat'ta Rusya'ya saldırdı.
On March 5 a German Naval squadron landed on the Åland Islands in the southwestern archipelago of Finland, where a Swedish military expedition had been protecting Swedish interests and the Swedish-speaking population since mid-February.[45] On 3 April1918, the 10,000-strong Baltic Sea Division led by Rüdiger von der Goltz struck west of Helsinki at Hanko, and on 7 April, the 3,000-strong Detachment Brandenstein overran the town of Loviisa on the south-eastern coast. The main German formations then advanced rapidly eastwards from Hanko and took Helsinki on 13 April. At the same time, two German battleships and smaller vessels entered the city harbour and bombarded the Red positions, which included the present-day Presidential Palace. The Brandenstein Brigade attacked the town of Lahti on 19 April, cutting the connection between the western and eastern Red Guards. The main German detachment advanced northwards from Helsinki and took Hyvinkää and Riihimäki on April 21–22, followed by Hämeenlinna on 26 April. The efficient performance of the German top detachments in the civil war contrasted strikingly with that of the demoralized Russian troops.[46]
Finlandiya Sosyalist İşçi Partisi, 8 Nisan'da Helsinki'den ve 25 Nisan'da Viipuri'den Petrograd'a kaçtılar. 14–15 Mayıs'ta küçük bir Rus kıtası Karelian Isthmus üssündeki kıyı topçu birliğinden geri çekildiğinde Finlandiya İç Savaşı sona erdi. Beyaz Finlandiya, 16 Mayıs1918'de Helsinki'de zaferlerini kutladılar.[47]
Beyaz ve Kırmızı Terör


Beyaz idam mangası Länkipohja'da Kızıl askerleri idam ediyor.


Bağımsızlık savaşı esnasında, Beyaz ve Kızıl Orduların her ikisi de terör suçunu işlemişlerdir. İlk değerlendirmelere göre, her iki taraf da kesin bir şekilde "çarpışma kuralları" konusunda anlaşmışlardı, fakat kural ihlalleri başlangıçta meydana geldi. İhlallerin başlıcaları Kızıl Muhafızlar 17 askeri 31 Ocak'ta, Suinula'da idam ettiğinde ve Beyaz Ordu 200 askeri 21 Şubat'ta Varkaus'ta idam ettiğinde meydana geldi. Bu olaylardan sonra her iki taraf da terörizme ve soykırıma eğilimi kızıştıracak olan yerel düzeyde intikam idamlarına başladılar.[48]
Son araştırmalar, her nasılsa, terörün bu savaşın hesaplanabilir bir parçası olduğunu gösteriyor. Her iki tarafın da en yüksek kurmayları bu hareketleri planladılar ve alt seviyedekilere emirler verdiler. Kırmızı terörün en az üçte biri ve muhtemelen Beyaz terörün büyük bir çoğunluğu merkezi olarak yönetiliyordu. Beyaz Finlandiya ve Kızıl Finlandiya hükümetleri resmi olarak teröre karşı çıkmışlardı ancak bu tür işlemsel kararlar askeri düzeyde alınıyordu.[49]
Both armies deployed “flying detachments” of cavalry, usually consisting of 10 to 80 troops aged 15 to 20, under the absolute authority of an experienced adult leader. These units, which specialized in search-and-destroy operations behind the front lines and during and after battles, have been described as death squads.[50]
Toplam olarak, 1,400–1,650 Beyaz, Kızıl terörde ve 7,000–10,000 Kızıl, Beyaz terörde idam edildi. Finlandiya Bağımsızlık Savaşı'nda çarpışma kurallarının bozulması, diğer birçok bağımsızlık savaşında gözlemlenenlere uyuyordu.[51]
Savaştan Sonra

KayıplarCause of deathKızıllarBeyazlarDiğerleriToplamÇatışmada ölmüş5,1993,4147909,403Öldürülmüş7,3701,4249269,720Toplama kampında ölmüş11,65241,79013,446Kamptan ayrıldıktan sonra ölmüş607-6613Kayıp1,767463802,193Diğer sebepler4432915311,265Toplam27,0385,1794,42336,640Kaynak: National Archive

Suomenlinna toplama kampı, Helsinki. 11.000'den fazla insan bu kampta açlıktan, hastalıktan veya saldırılardan öldü.


Acı Miras

Bu savaş Finlandiya halkı için tam bir yıkım olmuştur. Neredeyse 37,000 insan öldü, 5,900 kişi (%16)14 ve 20 yaşları arasındaydı. Savaşın en dikkate değer özelliklerinden biri de kayıplsrın sadece 10000 kadarının savaş alanında meydana gelmiş olmasıdır; Ölümlerin çoğu terör yüzünden ve hapisanelerdeki korkunç şartlardan dolayı meydana gelmişti. Ayrıca savaş 20000 kadar çocuğu yetim bıraktı. Kızıl Finlandiya destekçilerinin büyük çoğunluğu savaşın sonunda ve onu takip eden periyotta Rusya'ya kaçtı.[52]
The war created a legacy of bitterness, fear, hatred, and desire for revenge, and deepened the divisions within Finnish society. The conservatives and liberals disagreed strongly on the best system of government for Finland to adopt: the former demanded monarchy and restricted parliamentarianism; the latter demanded a Finnish republic with full-scale democracy and social reforms. A new conservative Senate, with a monarchist majority, was formed by J.K. Paasikivi. All but one of the representatives of the Social Democrats were excluded from the parliament due to being imprisoned. A major consequence of the 1918 conflict was the breakup of the Finnish worker movement into three parts: moderate Social Democrats, left-wing socialists in Finland, and communists acting in Soviet Russia with the support of the Bolsheviks.[53]
In foreign policy, White Finland looked to Germany and its military might for support, and at the end of May the Senate asked the Germans to remain in the country. The agreements signed with Germany on 7 March1918 in return for military support had bound Finland politically, economically, and militarily to the German Empire. The Germans proposed a further military pact in summer 1918 as a part of their plan to secure raw materials for German industry from eastern Europe and tighten their control over Russia. General Mannerheim resigned his post on 25 May after disagreements with the Senate about German hegemony over the country and about his planned attack on Petrograd to repulse the Bolsheviks, which the Germans opposed under the peace treaty signed with Lenin at Brest-Litovsk. On 9 October, under pressure from Germany, the monarchist Senate and the rump parliament chose a German prince, Friedrich Karl, brother-in-law of German Emperor William II, to be the King of Finland—and Finland approached the status of a monarchistic state. All these measures diminished Finnish sovereignty. The Finns, both right and left, had achieved independence on 6 December1917 without a gunshot but then compromised that independence by allowing the Germans to enter the country without difficulty during the civil war.[54]
The economic condition of the country had deteriorated so drastically that recovery to pre-conflict levels was not achieved until 1925. The most acute crisis was in the food supply, already deficient in 1917, though starvation had at that time been avoided in southern Finland. The Civil War, according to the leaders of Red Finland and White Finland, would solve all past problems; instead it led to starvation in southern Finland too. Late in 1918, Finnish politician Rudolf Holsti appealed for relief to Herbert Hoover, the chairman of the Commission for Relief in Belgium: Hoover arranged for food shipments and persuaded the Allies to relax their blockade of the Baltic Sea (which had obstructed food supplies to Finland) to allow the food in.[55]
Toplama Kampları

Beyaz Ordu ve Alman kuvvetleri, savaşın bitmesiyle birlikte 5 Mayıs1918 günü yaklaşık 80,000 Kızıl tutukluyu esir aldı. Beyaz terör dindiğinde, binlercesi serbest bırakıldı, fakat 74,000 kişi hala mahkumdu. En büyük toplama kamplarından biri Suomenlinna şehrindeydi, bu şehir Helsinki'ye yakın bir adadadır., Hämeenlinna, Lahti, Viipuri, Ekenäs, Riihimäki ve Tampere diğer başlıca toplama kamplarının bulunduğu şehirler. Fin senatosu bu insanların tehlikesiz olduklarına inandıkları zamana kadar hapis tutmayı kararlaştırdıydı. A Tribunal of High Treason was set up in May to try the prisoners. Over 60,000 Reds were sentenced to prison and 555 to death; of the latter half were executed.[56] Combined with the severe food shortage, the mass imprisonment led to high mortality rates in the camps, and the catastrophe was compounded by a mentality of punishment, anger and indifference on the part of the victors. The condition of the prisoners weakened rapidly during May, after food supplies had been disrupted during the Red Guards' retreat in April. The prisoners were also abandoned by their own leaders, who had fled to Russia. As a consequence, 2,900 starved to death or died in June as a result of diseases caused by malnutrition and Spanish flu, 5,000 in July, 2,200 in August, and 1,000 in September. The mortality rate was highest in the Tammisaari camp at 34%, while in the others the rate varied between 5% and 20%. In total, between 11,000 and 13,500 of the prisoners perished. The dead were buried in mass graves near the camps. [57] The majority of the prisoners were paroled or pardoned during 1918; there were 6,100 Red prisoners left at the end of the year.[58] In 1921, only a hundred prisoners remained in the camps. At the same time, 40,000 red prisoners were given back their civil rights. In 1927, the last 50 remaining prisoners were pardoned by the social democratic government of Väinö Tanner. In 1973, the Finnish government paid reparations to 11,600 persons imprisoned in the camps after the civil war.[59]
Uzlaşma

Just as the fate of the Finns was decided outside Finland in Petrograd on 15 March1917, so it was decided outside Finland again on 11 November1918, this time in Berlin, as Germany accepted defeat in World War I. The grand plans of the German Empire had finally come to nothing, and revolution had spread among the German people due to lack of food, war-weariness, and defeat in the battles on the Western Front. German troops left Helsinki on 16 December, and Prince Friedrich Karl, who had not yet been crowned officially, left his post on 20 December. Finland's status altered from a monarchistic protectorate of the German Empire to an independent democratic republic on the model of the western democracies. The first local elections based on universal suffrage in the history of Finland were held during 17–28 December 1918, and the first parliamentary election after the Civil War on 3 March1919. The United States and the United Kingdom recognised Finnish sovereignty on 6–7 May 1919.[60]
After the Civil War, in 1919 a moderate Social Democrat, Väinö Voionmaa, wrote: "Those who still trust in the future of this nation must have an exceptionally strong faith. This young independent country has lost almost everything due to the war...." At the same time, a liberal non-socialist, the eventual first president of Finland, K.J. Ståhlberg, elected 25 July1919, wrote: "It is urgent to get the life and development in this country back on the path that we had already reached in 1906 and which the turmoil of war turned us away from". He was supported in that aim by Santeri Alkio, leader of the Agrarian Union and by moderate Finnish conservatives, such as Lauri Ingman.[61]
Together with other moderate politicians of the right and the left, the new partnership constructed a Finnish compromise which eventually delivered a stable and broad parliamentary democracy. This compromise was based both on the defeat of Red Finland in the Civil War and the fact that most of the political goals of White Finland had not been achieved. After the foreign forces left Finland, the Finns realised they had to get along with each other and that none of the main groups could be rejected completely from society. The reconciliation led to a slow and painful, but steady, national unification. The compromise has turned out to be surprisingly strong and appears permanent. From 1919 to 1991, Finnish democracy and sovereignty withstood challenges from both right-wing and left-wing radicalism, the crisis of World War II, and pressure from the Soviet Union during the Cold War.[62]
Kültürel alanda Sivil Savaş

Finlandiya'da savaşı konu edinen ve genel anlamda beğeni kazanan ilk kitap, Nobel edebiyat ödüllü yazar Frans Emil Sillanpää tarafından 1919'da yazılmış Hurskas kurjuus (Türkçesi, Dindarca Sefalet)'tir. 1959 ve 1962 arasında, Väinö Linna, üçlemesi Täällä Pohjantähden alla (Kuzey Yıldızı'nın altında)'da, İç Savaş'ı ve İkinci Dünya Savaşı'nı sıradan insanın bakış açısından tasvir etmiştir. Şiirde, Tampere Çatışması'nın korkunçluğunu daha dokuz yaşında görmüş olan Viljo Kajava, 1960'larda çıkmış kitabı Tampere 1918 Şiirleri kitabında iç savaşa pasifist bir bakış açısını sunmuştur.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
fillandiya resimleri, fin tarihi, finland resimleri, finland ülke, finlandiya illeri, finlandiya resimleri, finlandiya tarihi, fınland ın başkenti, ingilizce finlandiyalı, tarihi gemi resimleri,
Finlandiya (Finland) ve Finlandiya Tarihi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Erzurum NoRanynn Türkiye'nin İlleri 21 19-07-2008 10:00
Tarihi Kentler Birliği ThinkerBeLL Satırlarla Türkiye 1 28-06-2008 16:51
Dinler Tarihi ThinkerBeLL Din/İlahiyat 57 20-06-2008 16:32
Din Bilimleri ThinkerBeLL Din/İlahiyat 2 05-12-2006 16:12
Kültür Tarihi ThinkerBeLL Kültür 0 16-10-2006 19:47
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 10:42Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.18965912 saniyede (67.82% PHP - 32.18% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR