Astronomi (Uzay) Haberleri Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Uzay Bilimleri
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 20-12-2008   #31 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri



'Gezegenlerin depreme etkisi var'




Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, dünyaya yakın olduğu için Ay'ın yanı sıra Merkür, Venüs, Mars, Satürn ve Jüpiter gezegenlerinin hareketlerinin, depremle ilgisinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Yıldırım, yaptığı açıklamada, gök cisimlerinin hareketlerinin Yerküre'deki depremselliğe ilişkilerini, 2004 yılında araştırmaya başladığını bildirdi.

Bu çalışmalara, o dönem gerçekleşen tsunami olayı öncesinde dolunay görülmesinden hareketle başladığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, Ay'ın konumu ve durumuyla deprem arasındaki ilişkiyi bulmaya çalıştığını anlattı. Daha sonraki çalışmalarında sadece Ay değil, Ay ile birlikte başka gezegenlerin de depreme etkisi olduğunu gösteren bulgulara ulaştığını dile getiren Prof. Dr. Yıldırım, böylece depremin hava rasadı gibi aylık dönemlerde dünyanın neresinde ve hangi büyüklüklerde meydana geleceğini tahmin etme imkanını elde etiğini belirtti. ''Dünyaya yakın olduğu için Ay ve bunun yanı sıra Merkür, Venüs, Mars, Satürn ve Jüpiter gezegenlerinin hareketlerinin depremle ilgisi bulunuyor'' diyen Prof. Dr. Yıldırım, küçük kütleye sahip Merkür'ün çekiminin az ölçüde gerçekleştiğini ve önemsenmeyebileceğini, ancak Venüs ve Jüpiter'in, Ay ile birlikte en fazla çekim uygulayan gök cisimleri olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Yıldırım, her ay takviminin başlangıcında öncelikle Güneş ve Ay, daha sonra Jüpiter, Venüs ve Ay, zaman zaman Mars ve Ay, Satürn ve Ay'ın bir araya gelip dünya üzerinde büyük çekimler uyguladığına işaret ederek, bunların da depremi tetikleyici görev üstlendiğini kaydetti. Bu gezegenlerden herhangi birinin 3-4 büyüklüğünde deprem yapabileceğini, hatta Venüs, Ay ve Jüpiter'in tek başına 4-4,5 büyüklüğünde bir depremi gerçekleştirebileceğini bildirdi.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 20-12-2008   #32 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri

Mars’ta karbonat yaşam umudunu artırdı




Amerikalı bilim adamlarının Mars yüzeyinde karbonat keşfetmeleri, Kızıl Gezegen’de geçmişte bulunduğu tahmin edilen suyun pek de asitli olmadığını ve yaşamın ortaya çıkmasına elverişli bir ortam sağladığını düşündürüyor.

Science dergisinde dün yayımlanan makaleye göre, Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumunun (NASA) Mars’ın yörüngesinde bilimsel çalışmalarını sürdüren Mars Yörünge Kaşifinin (Mars Reconnaissance Orbiter-MRO) spektrometresi sayesinde yaptığı keşif, bu gezegenin sularının, 3,6 milyar yıldan fazla zaman önce mineraller oluşmaya başladığında, nötr bir pH’ı veya alkalini bulunduğu gösteriyor.

Karbonat, Dünya yüzeyinde bolca bulunan ve asitte çabucak çözünen bir mineral. Bilim adamları, Mars yüzeyinde karbonatın varlığının, Kızıl Gezegen’in tarihinde asitli bir çevrenin egemen olduğu yönündeki yaygın teoriye ters düştüğüne işaret ediyor.

Bu çalışmaya katılan bilim adamları, Mars’ta karbonatın bulunmasının, tersine, değişik tipte nemli çevreler bulunduğuna işaret ettiğini ve bu çevrelerin çeşitliliği arttıkça, yaşamın oluşması şansının da arttığını belirtiyorlar.

Araştırmanın başında yer alan Johns Hopkins Üniversitesi uygulamalı fizik laboratuvarından Scott Murchie, çalışmalarının sonunda karbonatın varlığını keşfettiklerini, bunun da kendilerine Mars’ın değişik dönemleri boyunca var olan koşullar konusunda daha fazla ayrıntı sağladığını söyledi.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 26-12-2008   #33 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri

Karanlık enerji, evrenin genişlemesini frenliyor




Amerikalı astronomlar, evrendeki karanlık enerjinin varlığını doğrulayacak yeni bir yöntemle ilk kez bu maddenin etkilerini gözlemlediklerini açıkladılar.Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu'ndan yapılan açıklamada, Chandra X-ışını uzay teleskobunu kullanan astronomların, karanlık enerjinin, evrendeki en büyük objeler olan galaksi kümelerinin büyümesini nasıl bastırdığını, çekim gücüne rağmen evrenin genişleme sürecini gözlemledikleri belirtildi.Bu alanda önceki çalışmaları da değerlendiren bilim adamları, karanlık enerji ile ilgili şimdiye kadarki ve evrenin kaderinin ne olacağına dair en iyi ipuçlarını elde ettiklerini kaydettiler.

Çalışmalarının karanlık enerjinin evrende değişmez bir unsur olduğuna dair kanıtları sağlamlaştırdığına işaret eden NASA bilim adamları, gözlemlerinin evrenin yüzde 70 ve daha fazlasının karanlık veya siyah enerjiden oluştuğunu teyit ettiğini kaydettiler.Yıllar süren araştırmanın başında yer alan Smithsonian Astrofizik Gözlemevi'nden Aleksey Vihlinin, "Elde ettiğimiz sonuçlar evrenin gelişimine ket vurulması olarak tarif edilebilir. Evrenin gelişmesinin hızlandırmaya zorlayan ne ise, gelişimini yavaşlatmaya zorlayan da o" diye konuştu.

Araştırmaya katılanlardan William Forman da, yıllardır bilim adamlarının, büyük ölçeklerde çekimin nasıl çalıştığını görmek istediklerini ve sonunda bunu elde ettiklerini söyledi.Gelişmelerinin sonunda çok yoğun bir ışık patlamasıyla infilak eden dev yıldızlar olan süpernovaların gözlemlenmesi temelindeki araştırmalarının, karanlık enerjiyi gözlemleme konusundaki diğer yöntemlerden farklı olduğunu belirten bilim adamları, bu yeni sonuçların kara enerjinin varlığıyla ilgili uzun yıllardır aranmakta olan kanıtlar konusunda önemli ve bağımsız bir test olduğunu söylediler.NASA araştırmacıları, hiçbir pozisyonu kaçırmamak için sahanın değişik yerlerine giden futbol hakemleri gibi, karanlık enerjiyle ilgili araştırmalarında aynı anlayışı benimsemeye çalıştıklarını ifade ettiler.

Tüm bunlara karşın, varlığı 1998'de keşfedilen ve Albert Einstein'ın kozmolojik değişmezliğine yeni bir boyut kazandıran kara enerjinin kaynağı bilinmiyor.Einstein, yaklaşık bir yüzyıl önce çekim gücüyle evrendeki dengeyi sağlamaya çalışan uzayın tepkisel gücü teorisini dile getiren ilk bilim adamı olmuştu. Ünlü fizikçi, karşı güç olmadan, çekim gücünün evrende bir iç patlamaya neden olacağını ileri sürmüş, ancak bu teoriyi daha sonra terk etmişti.Son araştırma ise, karanlık enerjinin Einstein'ın kozmolojik değişmezliğinin bir unsuru olduğu fikrini iyice güçlendiriyor.

Bilim adamları, evrenin uzun dönemdeki akıbeti konusunda da, genişlemenin mütemadiyen süreceğini, ancak Big Rip'in (Büyük Yırtılma, evrenin sonuna dair hipotez) muhtemelen meydana gelmeyeceğini belirtiyorlar.Araştırmacılar, yakındaki galaksilerin görüşümüzden kaybolacağını, ancak galaksi kümelerinin oluşturduğu cisimler ve kendi galaksimizin yakın bir gelecekte yırtılmayacağını söylüyorlar.Bu önemli araştırma The Astrophysical Journal'ın 10 Şubat sayısında iki ayrı makale olarak yayımlanacak.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-12-2008   #34 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri

Rusya üç yeni navigasyon uydusu fırlattı




Rusya, Amerika’nın GPS sistemine denk olarak tasarladığı GLONASS’ı güçlendirmek amacıyla üç yeni uydu fırlattı.

Rus ordusu tarafından geliştirilen radyo dalgası odaklı GLONASS (Global’naya Navigatsionnaya Sputnikovaya Sistema / Küresel Navigasyon Uydu Sistemi), Kazakistan’da bulunan Baykonur uzay üssünden Proton-M roketi ile fırlatıldı.

Yapımı 1976 yılında başlayan, ilk sonuçlarını 1982 yılında vermeye başlayan GLONASS, Amerika’nın navigasyon sistemi GPS ve Avrupa’nın navigasyon ssitemi Galileo ile rekabet etmek için geliştiriliyor.

Gönderilen üç uydu, GLONASS’ın mevcut 17 uydusuyla birlikte mevcut rakamı 20’ye çıkaracak. Rusya’nın 2009 sonunda 4 uydu daha gönderip toplam 24 uyduyla tüm dünyanın kapsama alanı içine alınması bekleniyor.

Rusya, GLONASS’ı 2010 yılı itibariyle tüm dünyada konum belirleme (navigasyon) cihazlarında kullanılabilir bir standart haline getirmek istiyor.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-03-2009   #35 (mesaj-linki)
estudiantes - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri



Bu teleskop uzayda UFO avlayacak: Dünya dışında yaşam arayacak olan aracın görevi en az 3.5 yıl sürecek ve 600 milyon dolara mal olacak


Dünya dışında yaşamlar arayan NASA, bu amaçla Kepler uzay teleskobunu fırlattı. Kepler, çevresindeki 100 bin kadar yıldızı izlemek üzere, Güneş çevresinde bir yörüngeye yerleşti.

ADINI Alman gök bilimci Johannes Kepler’den alan 1.03 ton ağırlığındaki araç, Florida’daki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden başarıyla fırlatıldıktan sonra, Güneş çevresinde bir yörüngeye yerleşti.

Kepler, üzerindeki şimdiye dek uzayda en gelişmiş ve en büyük, yani 95 megapiksel kamera sistemiyle çevresindeki 100 bin kadar yıldızı gözleyecek. Özellikle de Güneş’e benzer yıldızları inceleyecek olan "Gezegen avcısı" Kepler’in, yıldızlardan çeşitli uzaklıklarda Dünya ölçülerinde veya daha büyük yüzlerce gezegen bulması bekleniyor. NASA’nın Astrofizik Bölümü Müdürü Jon Morse’un verdiği bilgiye göre, Kepler, Dünya’ya benzer koşulların olabileceği gezegenlerin bulunması ve incelenmesi çabalarında ilk ve çok önemli proje konumunda bulunuyor.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-03-2009   #36 (mesaj-linki)
nötrino - avatarı
İlk Yıldızlarda Evren’in İpuçları Olabilir

Uzaybilim : İlk yıldızlarda Evren’in İzleri

Bilim insanları, ilk yıldızlarda Evren’in büyük bölümünü oluşturan karanlık maddenin ipuçlarının bulunabileceğini düşünüyorlar.

İngiltere’de düzenlenen Bilim Festivali’nde sunulan ve Science dergisinde de yayınlanan araştırmada, bilgisayar simülasyonlarıyla, Evren’in erken safhalarında ilk yıldızların çok büyük uzunlukta ve tel şeklinde olabilecekleri gösterildi. Bu simülasyonlarda, bir ucundan bir ucuna onbinlerce ışık yılı uzunluğundaki bu yıldızların, hakkında çok az şey bilinen “karanlık madde” tarafından biçimlendirilmeleri canlandırıldı.

Durham Üniversitesi’nden Liang Gao ve Tom Theuns, çalışmalarının Evren’in büyük bölümünü oluşturan karanlık maddeye açıklık getirebileceğini belirterek, ilk yıldızların oluşturduğu bu yapılar ile bunları kuşatan karanlık maddenin ısısı arasında bir bağlantı bulunduğu kaydettiler.

Karanlık maddenin ilk yıldızların oluşumu konusunda çok önemli rolü bulunduğunu keşfettiklerini söyleyen Tom Theuns, soğuk karanlık maddede parçacıkların çok yavaş, sıcak karanlık maddede ise çok hızlı hareket ettiklerini belirtti.

“Eğer karanlık madde bu hızlı hareket eden parçacıklardan oluşuyorsa, ilk yıldızların da çok uzun ince filamentler (tel) şeklinde olduğunu bulduk” diyen Theuns, bu filamentlerin Samanyolu’nun dörtte biri uzunluğunda olduklarını ve Güneş’in 10 milyon katı madde ve gaz içerdiklerini, bunun da çok sayıda yıldız için önemli miktarda yakıt sağladığını söyledi.

Astronomlar, daha az kütleye sahip filament şeklindeki yıldızların daha uzun ömürlü olduklarını ve bugüne kadar yaşamlarını sürdürebildiklerine inanıyorlar.

Gökbilimciler, karanlık maddenin sıcaklığının da hangi parçacıktan oluştuğunun göstergesi olduğunu düşünüyorlar.

Bilim insanları, daha önce Hubble teleskobu ile bin saati aşkın yaptıkları gözlemler sayesinde, Evren’in nasıl oluştuğu konusunda ipuçları veren gizemli karanlık maddenin ilk kez üç boyutlu haritasını yapmayı başarmışlardı.

Bilim insanlarının bu öncü çalışması, Evren’in yüzde 22’sini oluşturan karanlık maddenin, yıldızlar ve galaksileri oluşturan diğer gözle görülen maddeleri nasıl bir iskelet gibi bir arada tuttuğunu gösteriyor.

“Kimse karanlık maddenin ne olduğunu bilmiyor, ancak karanlık madde olmaksızın Dünya’da yaşam olmazdı” diye konuşan astronomlar, “gravitasyonel mercekleme” adı verilen teknikle bir yıldız ile gözlem teleskobu arasındaki ışığın yolundaki değişiklik tespit edilerek karanlık maddenin çekim gücünün hesaplandığını belirtiyorlar.

Bilim adamlarına göre, Evren’in büyük bölümü karanlık enerji, yüzde 22’si de karanlık maddeden oluşuyor. Çevrede gördüğümüz bilindik madde ise kainatın ancak yüzde 4’ünü oluşturuyor.









Kaynak:Uzaybilim
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-03-2009   #37 (mesaj-linki)
nötrino - avatarı
Ay Üzerindeki Şehir ve Mars Mikropları Hakkındaki Sırlar

Uzaybilim : ABD'li bilim adamları NASA'nın Ay üzerindeki şehir ve Mars mikropları hakkındaki sırlarını açığa vurdu.








NASA'nın Apollo insanlı Ay programı süresince uçuş yayın izleme laboratuvarı veri ve fotoğraf bölümü eski yöneticilerinden Ken Johnston'a dayandırılan bilgilere göre, astronotlar Ay yüzeyine indiklerinde yerçekimini kontrol etmek için yapay olarak ve bilinmeyen bir teknolojiyle oluşturulmuş antik kalıntılar buldular.

Astronotlar buldukları nesneleri görüntülemişler. NASA, Johnston'a bu görüntülerin imha edilmesini emretmiş ancak o bu emre uymamış. Johnston'ın dediğine göre ABD hükümeti bu bilgiyi 40 yıldır gizliyor.

Johnston'un şaşırtıcı Apollo iddiaları, CBS bilim ve NASA'nın eski danışmanı Richard C. Hoagland ve uzay endüstrisinde 25 yıllık mühendislik danışmanı Mike Bara tarafından yazılan "Karanlık Görev; NASA'nın gizli tarihi-Dark Mission: the Secret History of NASA," isimli geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir kitapta da yer aldı.

NASA, SSA parogramı JPL yöneticisi Kay Ferrari'ye göre (Geçtiğimiz hafta Jonhston'u telefola aramış) Hoagland'ın yeni kitabında "Karanlık Görev" yer alan alıntıların kendisine ait olup olmadığını ve kendisini SSA görevinden istifa etmeye iten şeyi sormuş. Johnston, JPL'de çalışsanız bile NASA'nın tüm çalışanlarına uyguladığı kaynak gösterilmeme ve konuşmama uygulaması nedeniyle bunu reddetmiş. (Kay Ferrari'de bu hafta görünür herhangi bir neden olmaksızın SSA programından çıkarıldı)

Kitaba, camdan yapılmış kubbe biçimli nesneler taş kuleler tarif edilmesi zor bina kalıntılarını gösteren düşük kalitede resimler ilave edilmiş.

Ken Johnston, birşey kaybetmedim, NASA ile aynı fikirde değildim ve kovuldum diyor.

Aslında, NASA, Ay üzerinde bulunan antik yerleşim ile ilgili ileri sürülen iddiaların ciddiye alınmayacağına inanıyor.

Tartışma yaratan kitabın yazarları ayrıca, ABD Başkanı John F. Kennedy'nin, Sovyetler Birliğiyle Ay yarışında gerçekte Moskova'yla dünyadışı teknolojiyi paylaşmaya niyetlendiği de söylüyorlar. Kennedy'nin, Eylül 1963'te Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada SSCB'ye Ay yolculuğunda işbirliği yapmayı önerdiği söyleniyor.

Richard Hoagland, Washington'un 40 yıldır sakladığı sırdan sonra aniden Ay araştırmalarına ilgi göstermesinin nedenini Rusya ,Çin, Japonya hatta Hindistan'ın Ay'ı araştırmak için plan yaptıklarını duyurmalarına bağlıyor ve ABD'nin bu noktada da ilk olmayı istediğini söylüyor.

NASA, geçtiğimiz yıl Aralık ayında Ay kutbu üzerinde uluslararası bir üs inşa edeceğini duyurdu. Üs, 2024 yılında bitmiş olacak. Rusya'nın hız kazandırıcı roket yapımcısı Energia ise insanlı Ay üssünün yapımını 2015 yılında bitirmek üzere çok hırslı bir programa sahip.

Rusya, Ay üssünü helyum-3'ün endüstriyel üretimi için kuracağını açıklarken, ABD'li uzmanlar bu konuda özel bir neden belirtmiyorlar. Tüm bunların üzerine tüy diken de Çin'in Ay yüzeyine ilk uydusunu 24 Ekim'de indirmesi oldu. Çin ayrıca Ay üssü kurmak için çalışma başlatmayı 2010 yılında da insansız bir sondayı Ay'a göndermeye niyetleniyor.

Helyum'un radyoaktif olmayan izotopu helyum-3, nükleer füzyon için son derece güçlü bir yakıt. Bu yakıtın sadece 6 tonu bile büyük Avrupa ülkelerinin bir yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yeterli. Bu değerli yakıt nedeniyle birçok ülke mümkün olduğunca ciddi bakış açısıyla davranıyor. Almanya, Hindistan, Çin helyum-3'ün çıkarma yöntemi geliştirmek üzere sayısız araştırma çalışması yürütüyor.

Hoagland ve Johnston, ayrıca NASA'nın önemli bilimsel ve teknik bilgileri ABD Kongresinin denetimi dışında gizleyen bir savunma birimi gibi davrandığını kanıtlamaya niyetleniyorlar.

Hoagland, Amerikan astronotlarının Ay'dan Dünya'ya getirdikleri dünyadışı teknoloji örneklerini gizlice teslim ettiklerini söylüyor.

Bilim adamları, bu teknolojilerin Dünya2nın önde gelen ülkelerini yeni bir Ay yarışına ittiğini belirtiyorlar.

Hoagland "Önceki Ay yarışının ABD ile SSCB arasında gerçekleşmiş olmasına karşın , yenisinin gezegen üzerinde yaşayan herbir insanın yaşamını belirleyebilecek bir yarış olduğunu vurguluyor.

Hoagland ce Johnston, ABD'nin kasıtlı şekilde, yeni uzay araçlarını kullanabilmek için programlanmış mekik fırlatmalarını tamamlayıp programı kapatmaya yönelik olarak uzay mekiği fırlatılışlarını yoğunlaştırdığını düşünüyor. Yeni uzay araçları ABD'nin yeniden Ay'a inişini mümkün kılacak.

Richard Hoagland ayrıca NASA'nın aralarında 1976 Viking sondasınca Mars yüzeyinde keşfedilen mikroplarında bulunduğu sayısız bulguyu gizlediğini söylüyor.

Based on news reports of Russian news agencies




Kaynak:Translated by Dmitry Sudakov-Pravda
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 24-04-2009   #38 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri


Bir uluslararası astronom ekibi tarafından yapılan ve Astrophysical Journal'ın 10 Mayıs tarihli sayısında yayınlanacak araştırmaya göre, Japon efsanesindeki bir kraliçenin adı olan "Himiko" ismi verilen bu olası devasa gaz topunun, evren 800 milyon yaşındayken var olduğu hesaplandı.

Evrenin 13,7 milyar yaşında olduğu tahmin ediliyor.Astronomlar, birçok teleskopla yapılan bu gözlemde, muhtemel dev gaz bulutu Himiko'nun 55 milyon ışık yılı büyüklüğünde olduğunu belirterek, bu büyüklüğün evrenin ilk zamanları için rekor bir ölçü olduğunu ve Samanyolu'nu oluşturan diskin ışıması kadar genişliğe sahip bulunduğunu kaydettiler.Bu gök cisminin kendilerini çok büyük şaşkınlık içinde bıraktığını ifade eden bilim adamları, dünyanın en güçlü teleskoplarınca elde edilen mükemmel verilere rağmen, bu gök cisminin ne olduğundan emin olmadıklarının altını çizdiler.

Şimdiye dek keşfedilen en uzak gök cisimlerinden birisi olan Himiko'nun görüntüsünün, bilim adamlarının fiziki özelliklerini anlamalarına izin vermeyecek derecede bulanık olduğu dikkat çekiyor.Bu gök cisminin, dev bir karadeliğin enerjisinden doğmuş koca bir gaz topu olabileceğini tahmin eden bilim adamları, bu gizemli gök cisminin arka arkaya oluşmuş iki büyük galaksinin çarpışmasıyla meydana gelmiş olabileceğine de dikkat çekiyorlar.Bu gözlemi yapan uluslararası astronom ekibine başkanlık eden özel bilimsel araştırma kuruluşu Carnegie Enstitüsü'nden Masami Ouchi, "Evrende daha uzağa baktıkça zamanda daha geriye gidilir. Çok şaşırdım çünkü bu kadar büyük bir cismin aynı zamanda evrenin doğuşundan hemen sonra olabileceğini hiç hayal etmemiştim" diye konuştu."Big Bang" teorisine göre, evrenin yaratılışının başında önce küçük cisimler oluştu, sonra bunlar daha büyük gök cisimlerini doğurmak için bir araya geldiler.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-05-2009   #39 (mesaj-linki)
nötrino - avatarı
Mars'ta Esrarengiz Kafatası

UFO spekülatörleri NASA'nın Mars'tan geçtiği uydu fotoğraflarından birinde insana ait olmayan bir kafatası belirlediklerini iddia ettiler.





İlk bakışta taşların bulunduğu bir çölü andıran görüntülerde göz çukurları olan ve garip bir şekilde kafatasına benzeyen bir cisim görünüyor.

Öyleki UFO takipçileri bunun bir Marslı'ya ait olabileceğini öne sürüyor.

İnternet forumlarında mizah malzemesi olan fotoğrafla ilgili tartışmalar yapılıyor. Spirit adı verilen NASA kamerasıyla çekilen fotoğraftaki cismin göz çukurunun yanı sıra dar ve sivri bir ağızı varmış gibi görünüyor. Bu nedenle cismin etobur bir hayvana ait olduğunu iddia edenler de mevcut.

Burun bölgesi geniş olan cismin boynuna kadar toprağa gömülmüş bir iskelet olduğuna inananlar da var.

Konuyla ilgili sorulardan bunalan NASA, fotoğraftaki cismin taştan başka bir şey olmadığını açıklamak zorunda kaldı.













Kaynak:veteknoloji Nethaber(01 Mayıs 2009 Cuma, 19:41 )
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 01-07-2009   #40 (mesaj-linki)
Blue Lucifer - avatarı
Cvp: Astronomi (Uzay) Haberleri

Güneş Sistemi'nde yeni hayat kaynağı

Satürn'ün 60 uydusundan en dış halka üyesi Enceladus'da sodyumklorür (tuz) izine rastlandı; bu kartopu uyduda ‘hayat olasılığı’ giderek güçleniyor.


LONDRA - Alman ve Amerikalı astrofizikçilerle nükleer biyoloji uzmanları, Ay'ın yarısı kadar olan 500 kilometrelik çapıyla Enceladus'un su ve tuz içerdiğini bildirdi. Enceladus üzerine iki araştırma, Nature (Doğa) dergisinde yayımlandı.
Almanya'nın güneybatısında Baden-Württemberg eyaleti Heidelberg kentindeki Max Planck Enstitüsü Fen Bilimleri Nükleer Fiziği Araştırma Kurumu'ndan astrofizikçi Frank Postberg, Enceladus'ta buharlaşmanın dev mağara oyuklarından ve tuzlu su ve deniz benzeri oluşumunun mümkün olduğunu söyledi.
Aynı görüşü, ABD'nin Colorado eyaleti Boulder Üniversitesi Güneybatı Araştırma Kurumu'ndan John Spencer de teyit etti.
Cassini uzay aracı, kasım ayında Enceladus'un yakınından 2 kez geçecek.
Kütlesi Dünya'nınkinden 95 kat, hacmi 750 kat büyük olan Satürn'ün minik uydusu Enceladus hakkında NASA, eski Yunan mitolojisinde dev yaratık olan Enceladus'da su bulunabileceğini çok önceden açıklamıştı.
Güneş sisteminde Mars, Jüpiter'in uydusu Europa ve Enceladus ''doğrudan su kanıtı'' taşıyan 3 gökcismi.
GAYZERLER BULUNMUŞTU
NASA'nın eski açıklamasında, ''Cassini, Enceladus'ta, ABD'nin Wyoming, Montana ve Idaho eyaletlerini kapsayan Yellowstone Milli Parkı'ndakilere benzeyen gayzerler bulunduğunu gösteren işaretler belirledi'' denildi.
Cassini seferinden sorumlu bilim adamlarından Carolyn Porco, ''Böylesine küçük ve soğuk gökcisminde sıvı halde su bulunduğunu gösteren kanıtlara sahip olduğumuzu sanıyoruz'' diye konuştu ve suyun varlığının, bu esrarengiz ayla ilgili soruları arttırdığını bildirdi.
Enceladus'a yakın bakan Cassini Enceladus'un milyarlarca yıl önce oluşumundan hemen sonra içindeki radyoaktif bozulmadan kaynaklanan ısının, bugün yüzeyinden fışkıran gayzerlerin nedeni olabileceği ve bunun da yaşam için gerekli ortamı sağlayabileceği görüşü 5 yıl önce ortaya atıldı.
İÇ KISIMLARI YAŞAMA UYGUN
ABD'nin Texas eyaletinde her yıl düzenlenen Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı'nda, yüzey sıcaklığı eksi 201 derece civarında olan Enceladus'un iç kısmında ilkel yaşam için uygun ortam olabileceğini gösterdiği kaydedilmişti.
Bilim adamları, yeni geliştirdikleri bir modelle Enceladus'un içindeki ısının, eskiden meydana gelen radyoaktif bozulmadan kaynaklandığını ve bunun da Satürn'ün ayının sıcak güney yarıküresindeki su buharı bulutu ve periyodik buz kristali rüzgarlarının açıklaması olabileceğini dile getirdiler.
Icarus gökbilim dergisinde yayımlanmış kurama göre Enceladus, 4.5 milyar yıl önce alüminyum ve demir radyoaktif izotopları içeren kaya ve buz karışımı olarak oluştu.
Birkaç milyon yıl sonraki dönemde, 2 radyoaktif elementin hızlı biçimde bozulması, merkezde kayalık çekirdeğin mantodaki buz örtüsüne yaklaşmasıyla sonuçlanan sıcak patlamasına yol açtı.
Zamanla çekirdekteki bozulmadan geriye kalanlar da Enceladus'un içinde eridi.
Ntvmsnbc
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
astronomi, haberleri, uzay
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Astronomi (Uzay) Haberleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Rock Müzik Organizasyon Haberleri necro Türkçe Rock - Yabancı Rock - Metal Müzik 50 3 Hafta Önce 05:29
Uzay Nedir? Uzay Hakkında Genel Bilgiler Blue Blood Uzay Bilimleri 4 08-09-2009 13:24
Uzay Gemileri - Uzay Gemisi Resimleri Dangerousspy Fotoğraflar Gezegeni 197 22-08-2009 08:54
Türkiye'den Çevre ve Ekoloji Haberleri sahillerindostu Çevre Bilimleri 26 22-06-2009 01:20
Astronomi (Uzay) Sözlüğü nünü Uzay Bilimleri 0 19-03-2008 14:29