MsXLabs
2005-2016
X-Sözlük forumunda yer alan asla_asla_deme tarafından açılmış Rejim Nedir? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: rejim isim Fransızca régime 1 . Yönetme, düzenleme biçimi, düzen: Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ... Etiketler:
  • rejim nedir
  • rejim ne demek

Rejim Nedir?

Gösterim: 21.031 | Cevap: 1
2 Nisan 2008 16:41   |   Mesaj #1   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
UnderWorld

33.977
4.489 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 12-10-2005

Rejim ne demek, anlamı, tanımı.

rejimisim Fransızca régime

1 . Yönetme, düzenleme biçimi, düzen:
"Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez."- B. Felek.

2 . Diyet:
"Sıkı bir rejim takip etmelidir."- R. H. Karay.

3 . Bir devletin yönetim biçimi:
"Birinci Dünya Harbi'nden beri dünyanın temellerini sarsan totaliter rejimlerin hiçbiri lehinde beyanatta bulunmuş değildir."- H. E. Adıvar.

4 . coğrafya Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

rejim yapmak

Birleşik Sözler

açık rejim kapalı rejim gıda rejimi
(2015-11-21T21:46:19+02:00)
21 Kasım 2015 21:46   |   Mesaj #2   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ankara

25.210
19.966 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 06-06-2015
REJİM a. (fr. reğime).
1. Örgütlenme tarzını ve iktidarın kullanım biçimini belirleyen uygulamalar, yöntemler ve kurumlar bütünü: Askeri rejim. Başkanlık rejimi.
2. Bir şeyin ya da bir kişinin bir kuruma bağlanma biçimini belirleyen yasal düzenlemeler bütünü: İnfaz rejimi. Gümrük rejimi. Mal birliği rejimine göre evlenme.
3. Sağlığı korumaya ya da yeniden kazanmaya yönelik olarak besinlerle ilgili tıbbi önerilerin tümü: Süt rejimi. Sebze rejimi. Tuzsuz bir rejim izlemek. Normal re jimde olmak. (Bk. ansikl. böl. Diyet bil.)
4. Besin alımında kısıtlamalara uymak: Birkaç kilo vermek içip rejime girmek. Re jim yapmak.
5. Bir olayın oluşma biçimi: Yağış rejimi. Akarsu rejimi.

—Fiz. Bir sistemde, önemli parametrelerinin değişmez kaldığı evrim biçimi. (Akışkanlar mekaniğinde ["laminer rejim", "türbülanslı rejim” gibi] bu ad altında örneğin bir akışı incelemek üzere seçilen yaklaşımı tanımlayan koşulların tümü özetlenir.)

—Hidrol. Bir akarsuyun akımında görülen değişimlerin tümü. (Bk. ansikl. böl.)

—İkt. İktisadi rejim, iktisadi servetlerin üretim, tüketim ve bölüşümünü düzenleyen kurum ve mekanizmaların tümü.

—Meteorol. Sinoptik rejim, havanın tüm bir dolaşım tipi süresince devam eden özelliklerinin tümü. (İki tip sinoptik rejim ayırt edilir: antisiklon rejimi ve siklon rejimi. Tedirginlik akımlarının kaynağına göre, batı rejimi, kuzey-batı rejimi, güney rejimi vb denir.) || Yağış rejimi, yağışların zaman içindeki düzeni.

—Pedol. Su relimi, topraklardaki su oranında görülen mevsimsel değişimlerin tümü; bu değer, iki su parametresi belirlenerek ölçülebilir: maksimum su tutma kapasitesi (TK) ya da alan kapasitesi (bir yağmurdan sonra kurumuş toprak) ve bitkilerin sürekli kuruma noktasında toprak nemi (KN). [Toprağın nemi TK’dan büyükse fazla su, serbest bir su örtüsü oluşturur ya da akaçlanarak akar, iki TK ve KN değeri arasında toprak, bitkiler için yararlı bir su rezervi gibidir; ancak KN'nin altındakinem değerlerinde toprak içlenemez.]

—Petr. san. Bir arıtma tesisinin sürekli çalışması.

—Sağl. kor. Sağlık rejimi, bir ülke ya da bölgede, yabancı ülkelerde salgın halinde olan hastalıkların yayılmasını önlemeye yönelik önlemlerin tümü.

—Siber. ve Fiz. Geçici rejim, kararlı, dinamik bir sistemin, bir etki büyüklüğünün zamana göre değişimi sonucunda, kurulu bir rejimden bir öbürüne geçişi, (indis ve darbe cevapları, geçici rejimlerin özel durumlarıdır.) || Kurulu rejim, kararlı, dinamik bir sistemin, gerek etki büyüklüklerinde (kumanda büyüklükleri ve bozucu büyüklükler) hiçbir değişiklik olmadığında, gerekse bunlardan birinin, örneğin değişmez hız ya da ivmeyle ya da sinüzoidal olarak (uyumlu kalıcı düzen) yalın bir matematik yasasına göre değiştiğinde gösterdiği durum. j| Uyumlu kalıcı rejim, kararlı, dinamik bir sistemin, bir etki büyüklüğünün sinüzoidal değişimi etkisiyle gösterdiği davranış. (Doğrusal bir sistemde, bu rejim yalnız frekansa bağlıdır.)

—Uluslarar. ikt. Tercihli rejim, ticari değişimlerin tümü ya da bir bölümü için birbirlerine elverişli özel haklar tanıyan iki ya da daha fazla ülkenin gümrük ilişkilerini belirleyen rejim.

—ANSİKL. Diyet bil. Sağlıklı bir kişide rejim, onun yaşıyla, fizyolojik durumuyla, yaşam biçimiyle, fiziksel etkinliğiyle orantılı besin gereksinmelerini karşılayacak düzeyde olmalıdır. Bu anlamda, süt çocuğu, büyük çocuk, ergenlik dönemindeki genç, durağan bir yaşam süren erişkin, ağır işçi, yarışmaya girecek sporcu, gebe kadın vb. için rejimler düzenlenebilir. Rasyon, denge, vitamin oranı gibi kavramlar dışında, rejim, yemeklerin sayısı, bileşimi ve gün süresince dağılımı ile ilgili önerileri de kapsar Her ayrı patolojik durum, hatta her hasta için bile kullanılacak çeşitli besinlerin dozunu ve seçimini belirten özel rejimler düzenlemek gerekebilir. Bu kavram çerçevesinde düzenlenen rejimler şunlardır;
1) toplam kalori alimim kısıtlayıcı rejimler (aşırı kanlı canlılık, şişmanlık, kalp hastalıkları);
2) bazı besin gruplarının ya da madensel tuzların dışlandığı ya da genellikle kısıtlandığı rejimler: sodyum klorür (böbrek hastalıkları, tansiyon yüksekliği, kortıkosteroit tedavisi); şekerler (diyabetliler); yağlar (hiperkolesterolemı, arteryoskleroz, hipertipidemi, karaciğer hastalıkları); proteinler (azotun tutulduğu durumlar, akut ya da süreğen böbrek hastalıkları). Bazı ko- lopatilerde lifli besinler bakımından fakır bir rejim uygun olabilir. Böbrek ve safra taşları da bazı beslenme önlemlerini gerektirir. Örneğin, diyabetli olup da aynı zamanda azot tutan hastada birden fazla besin grubunun (hem proteinlerin hem şekerlerin azaltılması) yasaklanmasına ya da kısıtlanmasına sık rastlanır;
3) madde kayıpları ve bazı nedbeleşme- leri desteklemek için verilen protein bakımından zengin rejimlerde olduğu gibi, bazı besin grubu rasyonlarının artırıldığı rejimler;
4) doku onarımını desteklemek, zayıflık ya da beslenme yetersizliği durumlarıyla savaşmayı kolaylaştırmak amacıyla hastalara günlük rasyonlarından daha fazla besin sağlayan aşırı beslenme rejimleri.

—Hidrol. Akarsu rejimleri'ni belirleyen, yıllık ortalama beslenme eşitsizliklerinden çok, mevsim değişiklikleri, yani bolluk ya da yokluktur.

• Basit rejimler. Basit rejimlerde aylık akım ortalamaları tek bir mevsimde yüksek ve tek bir mevsimde de alçaktır; yani akarsuyun düzeyini, çoğunlukla tek bir etken belirler. Örneğin, havzasının çoğu buzlarla kaplı akarsular buzul rejim) gösterir; suyun kar (daha sonra buz) halinde tutulması sonucunda, soğuk mevsimde akım azalır. Kar ve buzların eridiği temmuz ya da ağustos aylarında maksimum ortalama akıma erişilir ("aşınbuzul" tipi): bu dönemdeki akım, şubat, hatta mart ayındaki minimum akım ortalamasının on beş ile yüz katı daha çoktur. Chamonix'te Arve, Yukarı Aar ve kolları, Alp bölgesinde Rhöne ve kolları için durum böyledir. Karlı dağ rejimi'nde (Yukarı isöre, Arc, Alp bölgesinde Ren vb.) durum aynıdır; ancak yükselti daha az olduğu için çekik süresi daha kısadır ve daha az belirgindir; maksimum ortalama haziranda başlar.
Karlı ova rejimi'nde, SSCB ve Kanada' da (Volga, Dniepr, Obi, Saint Lavvrence' in kollan vb.), yükseltilerin göreli olarak eşit olması karın daha erken ve çok daha hızlı erimesine yol açar En yüksek akıma, enleme ve doygunluk derecesine göre nisanda ya da mayısta erişilir. Yazın görülen ikinci akım azalmasının nedeni buharlaşmadır.
Okyanusal yağmurlu rejimde (Sen, Meuse, Loire'ın aşağı çığırı, Thames vb.) en belirgin özelliği kabarma tarihinin ve bu sırada geçen su miktarının düzensiz olmasıdır. Bununla birlikte buharlaşmadaki eşitsizlikler, yağışlardaki eşitsizliklerden çok daha büyük rol oynar ve maksimum ortalama ocak ve şubat aylarına rastlar.
Buna karşılık, musonlar olsun olmasın saf tropikal yağmur rejimi'nın (Yukarı Nijer, Senegal, Bahrülazrak, Hindistan ve Birmanya'daki akarsular, Song Koi, Parana ve Güney Amerika'nın diğer akarsuları vb.) en belirgin özelliği yazın görülen yüksek suların düzenliliğidir; kışın ise, yağmur yağmadığı ya da pek az yağdığı için sular çekilir.

• Karmaşık rejimler. Bu tür rejimleri az ya da çok iç içe geçmiş iki etkenin ardışık etkileri belirler; bu etkenlerden her biri sırasıyla, suyun bolluğundan ve azlığından sorumludur. Böylece, Kuzey Fransız Önalpleri'nde 2 000 ve 2 500 m yükseltide yer alan akarsularda (Fier, Guiers, Bourne) karların erimesi ve yağmurlar nisan ve mayısta maksimum akıma erişilmesine yol açar; karın tutulması kış ortasındaki akımın net bir biçimde azalmasına neden olur. Sonbaharda yağan düzensiz yağmurlar yıllara göre, kasım ya da aralık aylarında ikincil bir maksimuma neden olur; buharlaşma sonucu ise ağustos ya da eylül aylarında (aşağı çığır kollarında) ikincil ya da temel bir minimum oluşur; bu da karlı-yağmurlu rejimdir. Güney Alpler' de yaz çekiği daha belirgindir; Akdeniz iklimi yağmurlarının neden olduğu ikincil sonbahar kabarması ise, nisan-mayıs aylarının yarı-kar maksimumuna yakındır (Verdon, Blöone vb.).
Karlı geçiş rejimi'nde karmaşıklık biraz daha azdır; mayıs ya da haziranda bir maksimum, kışın ortasında karların tutulması sonucu temel bir minimum, sonbaharda hafif bir kabarma görülür; bu rejimdeki akarsular şunlardır: Bröda, Giffre, Arly (2 800 - 3 200 m yükseltide Alp dağları) ve Pireneler'de ya da Pireneler'den çıkışlarında Yukarı Garonne, Yukarı Adour, Gaves, Ariöge. Alp dağlarının Akdeniz bölgesinde kalan Tanaro, Torino’da Po ve yukarı çığır kollan, Ticino, Adda, Taglia- mento vb. bu rejimin etkisi altındadır.
Bu tipin karşıtı olan yağmurlu-karlı rejim'e Jura’da (Ain, Yukarı Doubs, Orbe, Birse), Vosges'da (Yukarı Moselle) ve Massif central'da (Dordogne, Loire, Allier Tam, Yukarı Lot) rastlanır; bunlar, bir yandan yağmurların, bir yandan da buharlaşma ve terleme yoluyla su kaybındaki eşitsizliklerin etkisi altındadır. Bununla birlikte, karın tutulması ocak ve şubat akımlarında bir miktar azalmaya neden olur; karın erimesi ise nisan (kaynaklara doğru) ya da mayıs ortalamalarının biraz artmasını sağlar. Akdeniz bölgelerinde (Ardöche, Hörault, Gardons), kasımda büyük düzensiz kabarmaların neden olduğu ortalama akımlar, mart-nisan aylarının, karın da etkisiyle artan ortalama maksimumdan büyüktür.
Havzaları değişik bölgelerde bulunan akarsuların belirgin özelliği yukarıdakilerden daha da karmaşık rejimlerdir; çünkü gerek engebenin, gerek iklimin etkisiyle akarsu kolları, ana akarsuya farklı rejimlerden etkilenen suları getirebilir; bunun sonucunda ana akarsuyun rejimi, aşağı ve yukarı çığırlarda birbirinden çok farklı olabilir.
Sıcaklık, yağış, buharlaşma miktarlarının, kar örtüsü ve don sürelerinin çok farklı olduğu iklim tiplerinin görüldüğü ve bu iklim farklarının rejim üzerindeki etkilerinin ayrıca yükselti, eğim, zemin tabiatı ve bitki örtüsü gibi ayrılıklarla daha da çeşitlendiği Türkiye’de okyanusal yağmurlu ve saf tropikal rejimler dışında hemen bütün akarsu rejimleriyle karşılaşılır. Maksimum ve minimum akımlar arasında çok büyük farkların olması Türkiye akarsularının genel bir özelliğidir. Akarsuların en büyük bölümü, rejimi etkileyen etkenler bakımından farklı alanlardan geçtikleri için çoğunlukla karmaşık tipte rejimler gösterir. Örneğin, Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamacında doğarak denize ulaşan ve bazıları küçük buzullarla da beslenen kısa akarsular (Karadere, Değirmendere, Fırtına deresi, iyidere, Melet), daha çok sıcaklığın gidişine bağlı olarak buzul tipine yaklaşan karlı-yağmurlu geçiş rejimi gösterirler: en düşük akım, bol yağışlara rağmen kaynak kesimlerinde donun hüküm sürdüğü ocak-şubat aylarında, en yüksek akım ise yağışların azaldığı, ama buzul ve kar erimesinin büyük ölçülere vardığı nisan-mayıs aylarında meydana gelir Ayrıca, ağustosta kuvvetli buharlaşma, kasımda başlayan yağışlarla da ikincil bir maksimum görülür. Maksimum akım, minimum akımın on beş katına, hatta daha fazlasına ulaşabilir.
Türkiye'de basit buzul rejim'in görüldüğü alan ancak bazı akarsuların buzullarla beslenen yüksek yukarı çığırına özgüdür (Doğu Anadolu'da Zap ve Nehil ırmaklarının Cilo ve Sat dağlarından inen yukarı kolları, Doğu Karadeniz akarsularının 2 000 m üzerindeki yukarı çığırları).
Karlı-yağmurlu rejim gösteren Doğu Anadolu akarsularında (örneğin Fırat), biri karların eridiği aylarda (nisan-mayıs) çok belirgin, öteki buharlaşmanın azaldığı kasım aylarında çok hafif iki akım maksimumuyla, biri kış aylarında don, öteki eylülde azalan beslenme nedeniyle iki minimum görülür. Bu karlı-yağmurlu rejim iç Anadolu akarsularının çoğu (Sakarya, Kızılırmak, Porsuk vb.) ve Akdeniz bölgesinin yüksek dağlarla kaplı iç kesiminden doğan akarsular (Seyhan, Ceyhan vb.) için de karakteristiktir. Bunlarda maksimum akım genellikle nisana, minimum akım da eylüle rastlar. Ama Akdeniz bölgesinde karstın çok geliştiği alanlarda hem yağmur ve karla, hem de yeraltı sularıyla beslenen akarsuların durumu daha da farklı ve ilginçtir. Örneğin, Manavgat ırmağı kış aylarında (ocak-şubat) yağış miktarındaki oynamalara bağlı olarak değişen akım maksimum değerleri ve bir yandan kar sularının azalması, bir yandan da yaz kuraklığı etkisiyle meydana gelen eylül-ekim minimumunu göstererek kendine özgü ve az belirgin ikincil maksimum ve minimumla bir yağmurlu-karlı-karstik karmaşık rejim'e sahiptir; yaz aylarında da birçok büyük akarsudan daha fazla su geçirir.
Buna karşılık Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin kar yağışının ve donun daha az önemli olduğu alçak kesimlerinden doğan ve temelde yağmurlarla beslenen akarsuları (Susurluk, Ergene, Gediz, B. Menderes) için tek maksimum ve minimumlu basit yağmurlu-karlı rejim karakteristiktir. Bunlarda maksimum akım kış yağmurları nedeniyle ocak ya da şubata, minimum akım ise eylül ya da ekime rastlar. Yağmurlar ve yeraltı sularıyla beslenmenin çok azaldığı bu sırada bazıları kuruyacak kadar cılızlaşır, hatta kurur. Bununla beraber bu bölgelerdeki akarsuların daha yüksek kesimlerdeki çığırlarında (örneğin, Büyük Menderes'in ve Gediz' in İç Batı Anadolu'daki kolları) yine basit, ama karlı-yağmurlu rejim görülür.


Kaynak: Büyük Larousse
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj: