MsXLabs
2005-2016
X-Sözlük forumunda yer alan _KleopatrA_ tarafından açılmış Soğuk Nedir? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: soğuk -ğu isim 1 . Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu: Apışlarının arasına ...

Soğuk Nedir?

Gösterim: 1.390 | Cevap: 1
11 Mart 2010 14:19   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Soğuk ne demek, anlamı, tanımı.

soğuk -ğu
isim


1 .
Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu:
"Apışlarının arasına bir sac mangal alarak yakıcı soğuktan korunmaya çalışıyordu."-
E. E. Talu.
2 .
sıfat Isısı düşük olan, sıcak karşıtı:
"Bu el soğuktu ve titriyordu."-
P. Safa.
3 .
sıfat Üşütecek derecede ısısı olan:
"Güneşli, soğuk bir gündü."-
S. F. Abasıyanık.
4 .
sıfat, mecaz Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz:
"Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar."-
R. H. Karay.
5 .
sıfat, mecaz Sevimsiz veya yersiz, antipatik:
"Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu."-
H. C. Yalçın.
6 .
sıfat, mecaz Cinsel istek duymayan:
"Soğuk bir kadın."-
.
7 .
zarf İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.


Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • soğuk almak
  • soğuk çalmak
  • soğuk çıkmak
  • soğuk düşmek (veya kaçmak)
  • soğuk ter dökmek (veya basmak veya boşanmak)
Birleşik Sözler
  • soğuk algınlığı
  • soğuk bez
  • soğuk büf
  • soğuk damga
  • soğuk harp
  • soğuk hava deposu
3 Kasım 2015 22:47   |   Mesaj #2   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ankara

28.579
20.644 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 06-06-2015
SOĞUK sıf.
1. Sıcaklığı, özellikle insan bedeninin sıcaklığından düşük olan şey için kullanılır: Buz soğuktur. Soğuk suyla yıkanmak.
2. Sıcaklık derecesi genelde pek yüksek olmayan bir yer; sıcaklığın düşük olduğu bir dönem, bir zaman kesiti için kullanılır: Soğuk bir ülke. Soğuk bir bölge Mevsime göre soğuk bir akşamüstü. Soğuk bir kış.
3. Isıyı toplayamayan ya da iyi tutmayan bir yer için kullanılır: Evin en soğuk odası.
4. Isı vermeden parlayan güneş için kullanılır: Soğuk kış güneşi.
5. Soğumuş ya da ısıtılmamış bir şey için kullanılır: Sofraya soğuk yiyecekler getirmek. Makama soğuk, biraz ısıtır mısın?
6. Isıtılmayan ya da çalıştırılarak ısıtılmamış olan şey için kullanılır: Radyatörler henüz soğuk.
7. ilişkilerinde çok ölçülü olan ya da insan sevgisinden yoksun, başkalarına karşı ilgisiz kimse için kullanılır: Soğuk, kibirli bir insan.
8. Dostluktan, içtenlikten, coşkudan uzaklığı gösteren, ilgisizlik belirten şey için kullanılır: Soğuk bakışlar. Soğuk bir karşılama. Şu sıralar araları çok soğuk. Soğuk bir ilişki.
9. Uygun, yerinde olmayan, tedirginlik doğuran şey için kullanılır: Soğuk esprilerine gülmek zorunda değiliz.
10. Sıcaklık, canlılık izlenimi uyandırmayan şey için kullanılır: Soğuk bir dekorasyon. Mavi ve yeşil soğuk renklerdir
11. Soğuk büfe - BÜFE.
12. Soğuk duş, ansızın bildirilen ya da duyurulan kötü bir haberin yarattığı sarsıcı etki. || Soğuk nevale soğuk neva, konuşması, davranışları hoşa gitmeyen, sevimsiz kimse için kullanılır. || Soğuk terler (dökmek), birdenbire boşanan, buz gibi bir etki bırakan ter; korku.

—Camc. Soğuk boyama, bir tür cam bezeme tekniği. (Genellikle büyük boyutlu ya da ikinci bir fırınlamaya dayanamayacak eşyalann süslenmesinde kullanılan bu teknikte, yapıtlar verniklendikten ya da yağlıboya ile boyandıktan sonra fırınlanmaz; ancak bu durum bezemenin çabuk bozulmasına neden olur.)

—Ciltç. ve Süslem. sant. Soğuk damga, eski ciltlerde süsleme kalıbının deri üzerine yaldızsız olarak bastırılmasıyla elde edilen bezeme. || Soğuk iplik, deri şemse ciltlerin üzerine soğuk iplik demiri ile çekilen içi boş çizgi. || Soğuk iplik demiri, deri cilt üzerine çizgi çekmekte kullanılan teber biçiminde alet. || Soğuk şemse cilt kapakları üzerine yaldız kullanılmadan, şemse kalıbı basılarak yapılan şemse (Tüm İslam ciltleri XV. yy.'a değin bu biçimde yapılmış, motifler cildin renginde bırakılmıştır.)

—Çekird. fiz. Soğuk kaynaşma ya da soğuk füzyon, laboratuvar ortamında ve bir deney tüpünde, klasik kaynaşma tepkimeleri için gerekenden çok farklı koşullarda ve özellikle yüksek sıcaklıklar gerekmeksizin gerçekleştirilen (1989) ilk kaynaşma tepkimesine verilen ad. (Bk. ansikl. böl.)

—Denize. Soğuk ambarlı gemi, çabuk çürüyen yükleri bir arada ya da ayrı ayrı çok değişik sıcaklıklarda taşıyabilen soğuk hava depolu yük gemisi. (Bk. ansikl. böl.)

—Esk. dökme. Soğuk bez - SOĞUKBEZ.

—Fişekç. Soğuk barut, ılımlı patlama sıcaklığındaki (2 000 °C'tan düşük) barut.

—Isıbil. Soğuk deneme, BİR KAZANI ya da BİR SIVI DEPOSUNU BASINÇ ALTINDA DENEMEnin eşanlamlısı.

—Kaynakç. Soğuk kaynak, kaynak yapılacak parçaları tamamen kaplayan esnek bir kalıba, bir akışkan (hava, su ya da vakum) yardımıyla basınç uygulayarak gerçekleştirilen toynak yöntemi.

—Nalbantl. Soğuk nallama, nalı kızdırmadan çakma.

—Radyol. Soğuk düğüm, sintigrafi sırasında şırınga edilen radyoaktif iyodu iyi tespit edemeyen tiroit düğümüne denir.

—Seksol. Cinsel ilişki isteği duymayan ya da ilişki sırasında zevk alamayan kadına denir.

—Soğut, san. Soğuk hava deposu - BUZHANE.

—Tarım. Soğuk toprak, genellikle aşırı nem, elverişsiz mikroiklim ya da güneş ışınlarını kolayca ememeyen açık renkli yüzey nedeniyle ilkbaharda ağır ısınan toprak.

♦ be
1. Soğumuş ya da ısıtılmamış olarak: Bu yemek soğuk yenmeli. Sütü soğuk içmek.
2. Üşütecek soğuklukta: Kış çok soğuk geçti.
3. ilgi, yakınlık duymadığını gösterir biçimde: Ona çok soğuk davranmışsın. Önerimi pek soğuk karşıladı.
4. (Bir kimseye) soğuk durmak, ona ilgi ve yakınlık duymamak: Arkadaşlannıza soğuk durmayın, onlarla konuşup dertleşin. || Soğuk düşmek, soğuk kaçmak, sözkonusu bir söz, bir davranış ise, sevimsiz ve yersiz olmak.

♦ a.
1. Atmosferin, bir bölgedeki havanın düşük ya da çok düşük sıcaklığı; bu durumda edinilen duyum: Bu bitkiler soğuğa dayanamaz. Bu sabah dondurucu bir soğuk var. Soğuktan zarar görmek.
2. Soğuk algınlığı, soğuğun etkisiyle ortaya çıkan hastalık. || Soğuk almak, soğuğun etkisiyle hastalanmak. || Soğuk çalmak, bir bitki sözkonusuysa, soğuktan zarar görmek. || Soğuk vurmak, soğuk yakmak, bir bitki sözkonusuysa, soğuğun etkisiyle canlılığını yitirmek, kurumak.

—Bot. ve Fizyol. Atmosferdeki, havadaki düşük ya da çok düşük sıcaklık. (Bk. ansikl.)

—Iklimbil. Soğuk kutbu, resmi kayıtlara göre gezegenimizin en düşük (-55,6 °C) yıllık ortalama sıcaklığı. (Antarktika'nın doğu kesimindeki yaylada, 3 488 m yükseltide, Rusya'nın Vostok bilim istasyonununda kaydedilmiştir. Burada en düşük mutlak sıcaklıklar -90 °C'ın altına inmektedir.

—Ted. Soğuk tedavisi, KRİYOTERAPİ'nin eşanlamlısı.

—Tekst. Soğukta bekletme, dokumayı uygun boyarmaddelerle bir fular makinesinde emdirmeye, sonra rengin fikse olması için gerekli süre boyunca top halinde soğukta bekletmeye dayanan boyama yöntemi. (Bu teknik, boyarmadde normal sıcaklıkta fikse olurken ısıl enerji tüketmediğinden ilgi görmektedir)

—Tip. Soğuk alma, çok düşük sıcaklığın bazı enfeksiyonların gelişmesini kolaylaştırarak vücutta neden olduğu rahatsızlık; üşütme. (Bk. ansikl. böl.)

♦ soğuklar çoğl. a.
1. Soğuk yenen mezeler.
2. Soğuk hava, kış: Soğuklar başladı.

—ANSİKL. Bot. Son derece düşük sıcaklıkta tutulan tohumlar ille de ölmez. Örneğin, Jean Becquerel -269,2 °C'ta on saat kalmış tohumları çimlendirmeyi başarmıştır. Bununla beraber, üstün yapılı bitkilerin dokuları, derece 0 °C'ın altına indiğinde genellikle az ya da çok ağır zarar görür. Derece +5 °C dolayında olduğunda solunumun hemen hemen durduğu kabul edilir, buna karşılık, fotosentez etkinliği -5 °C'ta kesinlikle devam eder, özellikle soğuğa dayanıklı bitkilerde -10 °C’ta bile gözlenebilir.
Rus botanikçi T. Lisenko bazı bitkilerin (örneğin kışlık buğday) tam gelişebilmek için, büyümeleri sırasında, düşük sıcaklıklı bir evre geçirmeleri gerektiğini göstermiştir. Bu olayı, hafifçe nemlendirilmiş tohumları +3 °C'ta bir ay kadar bırakarak yapay olarak gerçekleştirmeyi başarmıştır. Buna kışlama denir.

—Çekird. fiz. Soğuk kaynaşma ya da soğuk füzyon, jki elektrokimyacı, Martin Fleischmann (Southampton Üniversitesi, Büyük Britanya) ve Stanley Pons'un (Utah Üniversitesi, ABD), laboratuvar ortamında, soğuk füzyon (ya da kaynaşma) tepkimesi gerçekleştirdiklerini kamuoyuna açıklamaları (24 mart 1989) bilim dünyasında bir anda büyük yankı ve ilgi uyandırdı. 60’lı yıllardan bu yana, klasik, yüksek sıcaklıkta kaynaşma ilkelerine göre (KAYNAŞMA) sürdürülen termonükleer kaynaşma denemelerinin, mali faturası çok yüksek yatırımlar gerektirmesi ve henüz alt edilememiş birçok teknik sorun yaratmasına karşın, laboratuvarda gerçekleştirilen soğuk kaynaşma deneyinin aşırı basitliği ve göz ardı edilebilecek düzeydeki maliyeti konuyu daha da heyecan verici kıldı.
iki bilim adamının deneyi gerçekleştirdikleri düzenek, lityum hidroksidin ağır su (D20+T20) içindeki çözeltisiyle dolu bir elektroliz kabından oluşuyordu; katot olarak bir palladyum çubuğu, anot olarak ise, katodu sarmal biçimde çevreleyen platin bir tel kullanılmıştı. Deney sonucunda, ağır suyu iyonlarına ayrıştırmak ve banyo sıcaklığını değişmez bir değerde tutmak için tüketilen enerjinin yaklaşık dört katı kadar bir ısı enerjisinin açığa çıktığı, palladyum katodun kısmen eridiği (palladyumun erime sıcaklığı yaklaşık 1 550 °C) ve bu arada algılayıcıların da nötron yayımı saptadığı açıklandı. Bu, kaynaşma enerjisi olmalıydı. Yakın geçmişte birbirlerinden bağımsız olarak ABD’Iİ kimyacı Seaborg ve rus fizikçi Saharov'un fikir babalığını yaptıkları bu kaynaşma süreci, büyük olasılıkla palladyumun, hacminin 900 katınadek hidrojen ya da döteryum molekülü soğurabilme özelliğinden kaynaklanmıştı; palladyumun kristal kafesi içinde, döteryum moleküllerinin, mekanik basınç eşdeğeri 1027 atmosfere denk düşen bir yoğunlukta sıkışması çekirdekler arasındaki Coulomb itme kuvvetlerini yenerek, kaynaşma için gerekli ortamı sağlamış olmalıydı. Ancak deney sonrasında saptanan nötron sayılarını kuramsal olarak öngörülen değerden düşük olması kimi tartışmalara yol açtı ve sözkonusu enerjinin, bilinmeyen bir çekirdek tepkimesinden, özellikle de öngörülenden az sayıda nötron yayımlayan bir füzyon tepkimesinden de kaynaklanabileceğini savunan düşünceler ileri sürüldü.
Aynı deneyi, daha sonraki günlerde çeşitli ülkeler ve araştırma merkezleri, değişik başarı oranlarıyla gerçekleştirdiler ve hemen hemen benzer sonuçlar alındı. Sürecin mekanizması kesin olarak açıklana- mamakla ve elde edilen enerji gerçekten kaynaşma enerjisiyse bile, bunun sınai olarak kullanımının ve bu yolla elektrik üretiminin, en iyi koşullarda bile 20-30 yıldan önce başartlamayacağının öngörülmesiyle birlikte en azından ufukta, ümit verici bir gelişmenin ışıkları görülmüştü.

—Denize. Besin maddelerine göre, taşıma sıcaklıkları muzlar için yaklaşık +12 °C, diğer meyveler ve süt ürünleri için 0 °C ile + 4 °C, hızlı tüketime yönelik parça halinde etler için 0 °C, dondurulmuş ve şok dondurulmuş ürünler için -20 °C ile - 30 °C’tır. Bölmeler genellikle hava- soğutucu'sunun üflediği soğuk havayla soğutulur. Hava karışımı, soğutulan tüm alanda değişmez bir sıcaklık elde etmek için zorunludur. Ayrıca havanın belli oranlarda yenilenmesi, özellikle meyve sözkonusu olduğunda, yüklemeyle açığa çıkan gazları gidermek için gereklidir. Soğutma enerjisi, soğutucu akışkan bir sıvı kullanan soğutma makineleriyle (kompresörler, kondansörler ve gerektiğinde buharlaştırdılar) üretilir, daha modem aygıtlarda genellikle fluoroklorometan (Fröon) kullanılır. Soğuk kaybını olabildiğince azaltmak için, soğutulan bölmelerin çeperleri yalıtılmalıdır.
Modern gemilerin soğutma tesisleri genellikle otomatiktir, soğutulan bölmelerdeki otomatik ayar düzenekleri, “yönerge sıcaklığı" denilen, önceden saptanmış sıcaklığı korumayı sağlar. Bu gemilerin hızı 20 deniz mili düzeyindedir ve ambar hacimleri 10 000 ile 20 000 m3 arasında değişir.

—Fizyol. Soğuk, insanlann, sıcakkanlı ya da kış uykusuna yatan hayvanların uyum tepkisini gerektiren çevresel bir etmendir. Hiç değilse tropikal iklimler dışında çevre hemen her zaman organizmadan daha soğuk olduğundan, soğukla savaş ısı düzenlemesinin en önde gelen görüntüsüdür.

—Tip. Ani soğuk alma, dıştan üşümeye, içten önce damar daralmasına, sonra tepkisel bir kan konjestiyrcınuna neden olur. Organizmanın direnci azalır, enfeksiyonlara, özellikle bronş ve akciğer enfeksiyonlarına karşı daha büyük bir anıklık meydana gelir Belirli bir sıcaklık derecesinden aşağıya inen soğuklarda tepkisel ısınma olmadığından, şiddetli soğuk alma ölüme neden olabilir.

Kaynak: Büyük Larousse