MsXLabs
2005-2016
X-Sözlük forumunda yer alan Demir YumruK tarafından açılmış Plak Nedir? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: plak -ğı isim (l ince okunur) Fransızca plaque 1 . Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri ...

Plak Nedir?

Gösterim: 5.665 | Cevap: 2
3 Ocak 2008 16:35   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Plak ne demek, anlamı, tanımı.

plak -ğı
isim (l ince okunur) Fransızca plaque

1 .Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak:
"Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta."- Y. K. Beyatlı.

2 .Metal nesne, plaka.

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • plak bozulmak
Birleşik Sözler
  • taş plak
  • bakteri plağı
  • diş plağı
(2015-12-05T15:57:36+02:00)
20 Ağustos 2011 21:00   |   Mesaj #2   |   
AndThe_BlackSky - avatarı
VIP VIP Üye
İzmir

13.266
5.472 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 11-06-2011

Plak - Plak Nedir - Plak Hakkında

Vikipedi, özgür ansiklopedi
220px 45rpm

45'lik plak
Plakların 33 ve 45'lik olmak üzere iki türü vardır. 40-50 yıl kadar önce ise 78'lik taş plaklar da bulunmaktaydı. Hem 33 hem de 45 lik plaklardaki rakamlar dakikadaki dönme hızını belirtir ve RPM olarak isimlendirilir (round per minute). Normal albümler 33'lüktür, bunlara Longplay (LP) adı verilir, 45'liklere göre daha yavaş dönerler ve daha fazla parça içerirler. 45'likler ise günümüzde halen daha üretilmektedir. Sadece yeni çıkmış bir parçanın diskoteklerde çalınması ve pikaplar (turntable) aracılığı ile ritm oturtulmak sureti ile miks edilip, kesintisiz bir müzik hedeflendiğinde 33'lük boyutundaki malzemeye 45'lik hızda dönen kayıt yazılır. Böylece diskolardaki ve radyolardaki DJ'ler, iki veya daha çok pikabı bir miksere bağlayarak, iki plaktaki ritmi birbirine parçaları biraz yavaşlatıp hızlandırarak tuttururlar ve bir parçadan diğerine geçerler. Buna da mix denir.
CD playerlerin çoğunda ise CD'nin dönüş hızına müdahale yoktur. CD playerlar CD'nin dönüş hızındaki düşme belli bir limitin altına düşünce, çalma olayını sona erdirecek şekilde tasarlanmıştır. CD'nin dönüş hızına müdahaleye izin veren CD playerler özel olarak üretilirler ve profesyonel amaçlıdırlar. Günümüzde DJ'ler aynı anda hem pikapları hem de CD playerleri miks işi için kullanmaktadırlar. Ancak, daha iyi ses verdiğinden ve kullanması daha esnek olduğundan, dolayı genelde DJ'ler sıklıkla plak kullanırlar. Ayrıca, kulüplerde çalınacak olan yeni parçalar önce hep plağa basılır.
Günümüzde CD'ye rağbet daha fazla olduğundan artık sadece DJ'ler ve radyolar için az miktarda üretilmektedir. Plağa kayıt edebilmek için temiz, clean room denen özel yerlerde ve fabrikalarda yapılır. Önce özel alaşımlı bir metal plağa, özel bir iğne ile audio kayıt yapılır. Bu kayıt esnasında genellikle kaynak olarak makaralı bant kullanılır. Günümüzde DAT'tan ya da CD'den plağa kayıt yapılmakta ise de, mastering olayları için son aşamada yine makaralı aletler kullanılmaktadır. Her ne şekilde olursa olsun, elde edilen master plak erkektir. Bunun dişisi yapılır ve daha sonra bu dişiden presleme yöntemi ile seri üretime geçirilir. Plakların basımı sırasında hammadde olarak vinyl kullanılır. Fabrikada plağın her iki yüzü de aynı anda bir kerede basılır. Daha sonra etiket yapıştırılır.
5 Aralık 2015 15:57   |   Mesaj #3   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ankara

26.213
20.099 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 06-06-2015
Reklam
PLAK a. (fr. plaque).
1. Her iki yüzünde uygun bir okuma tekniğiyle işitilebilir hale getirilebilecek bir ses kaydı bulunan termoplastik malzemeden (PVC) yapılmış dairesel levha: Plak dinlemek. (Bk. ansikl. böl. Elektrotekn.)
2. Metal yaprak; plaka.
3. Plak bozulmak, bir kimseden söz ederken, onun artık can sıktığını belirtmek için söylenir (arg.).

—Der. hast. Mukoza plağı, frenginin ikinci devre lezyonu.

—Dişç. Diş plağı, dişlerin aralıklarına, çukur çizgilerine çökelen ve diş minesini kaplayan sıva. (Diş plağı, tükürük, yiyecek, özellikle şeker artıkları ve bakterilerin [özellikle laktobasil ve streptokoklar] karışımıdır. Genellikle, dişetinin kenarlarına ve dişin taç kısmına sıvaşır. Diş çürüklerinin oluşmasında önemli rol oynar.)

—Elektroakust. Doğrudan ham plak kaydı, bir mikrofondan ya da ses üreten bir aletten gelen elektromanyetik işaretlere asetat kaplı alüminyum bir levha üzerine, özel bir kaydedici kafayla sarmal biçimde bir iz kazıyarak kayıt yapma işlemi. || Düşey ya da derinlemesine plak kaydı, ses izlerinin kayıt ortamı yüzeyine dik oldukları mekanik kayıt işlemi. || Ham plak kaydı, ara manyetik ortam kullanılarak yapılan plak kaydı. || Üniversal ya da bağdaşık plak kaydı, bir plağın, hem monofonik hem de stereofonik araçlarla okunabilmesine olanak verecek biçimde, yani hem düşey hem yanal olarak gerçekleştirilen kaydı^Bk. ansikl. böl.) || Yanal plak kaydı, ses izlerinin kayıt ortamının devinim yönüne dik, yüzeyine ise koşut oldukları mekanik kayıt işlemi.

—Elektrotekn. Ana plak ya da ana kalıp, bir ya da birçok yavru kalıp gerçekleştirmeye yarayan, kabartmaları orijinal plağınkilerle özdeş olan ve baba kalıptan yola çıkılarak elde edilen nikel ya da bakır parça. || Baba plak ya da baba kalıp, orijinal bir plaktan yola çıkılarak elde edilen, üzerinde orijinal plağın kabartmalarının negatifi bulunan ve bir ya da birçok ana kalıp gerçekleştirmede kullanılan nikel ya da bakır parça. || Döküm plak, kaydedilmiş bir plaktan yola çıkılarak gerçekleştirilmiş yavru kalıplar aracılığıyla, termöplastik bir maddenin dökümüyle elde edilen plak. || Orijinal plak, doğrudan ham plak kaydıyla elde edilen ve bir baba plak ya da gerektiğinde bir yavru plak oluşturmada kullanılan plak. || Video plak - VİDEOPLAK. || Yavru plak ya da yavru kalıp, ana kalıptan yola çıkılarak elde edilen, üzerinde ana kalıp kabartmalarının negatifi bulunan ve döküm plak üretiminde kullanılan nikel parça.

—inş. Plak kaplama, ince ve geniş yüzeyli gereçlerle yapılan zemin ya da cephe kaplaması. || Yalıtım plağı, dış duvarlarda kullanılan yalıtkan kaplama öğesi.

—Nörobiyol. Plak mikropotansiyeli, bir asetilkolin keseciğinin içeriğini salıvermesiyle devimsel plak düzeyinde ortaya çıkan küçük kutupsuzlaşma. || Devimsel plak, karşısında kumanda siniri ucu bulunan ve hepsi birlikte sinir-kas bağlantısını oluşturan iskelet kası lifinin biçimsel ve işlevsel farklılaşması. || Plak potansiyeli, sinirsel bir dürtüyle uyarıldığında, devimsel plağın'her iki yanında beliren ölçülebilir elektrik potansiyeli. (Bk. ansikl. böl.)

—Nörol. Yaşlılık plağı, yaşlılık bunaması ve Alzheimer hastalığı sırasında beyin kabuğunun (özellikle alın lopları ve Ammon boynuzu) yüzeysel tabakalarında gözlenen doku lezyonu. (Çevre kısmı yozlaşmış dendrit uçlarından çoğalmış mikrogliadan oluşan, ortası amiloit madde özellikleri taşıyan ve gümüşlü boyaları tutan, 50 mikron çapında yuvarlakça bir kütle gibi görünür.)

—Spor. KİL GÜVERCİN'’in eşanlamlısı.

—Tıp. Deri ya da mukoza üzerinde değişik renk gösteren küçük bölge, leke || Yassı bir biçimde olan küçük tanecik, pulcuk.

—Zool. — LEVHA.

—ANSİKL. Elektroakust. Üniversal plak kaydı. Üniversal kayıtlı bir plak, iz genişliği elektronik kontrol yoluyla azaltılan stereofonik bir kayıttır. Ses alımı sırasında, bir bağdaştırıcı, mikrofon düzeneğinin zıt fazlı işaretleri sistematik bir biçimde verecek kanalları sağlayıp sağlamadığını belirtir. Kayıt sırasında, bir sınırlayıcı, karşıt fazdaki işaretlerin genliklerini ve aynı zamanda, çok kısa süreli ve çok büyük genlikli bölümleri azaltır. Böylece, tam anlamıyla bağdaşık plaklar elde edilir. Plakların büyük bir çoğunluğu, depolama ve dağıtımı basitleştirmek amacıyla, üniversal plak kaydı yoluyla üretilir. Monofonik bir plağın izleri, yanal olarak kaydedilir; derinlik sabittir; okuma kafasının sivri ucu yanal olarak esnek, düşey olarak ise sert bir yapıya sahiptir. Stereofonik bir plaktaki izlerin genişlik ve derinlikleri ise iki kanalın fazlarına bağlı olarak değişir. Durgun durumunda ilk genişlik yaklaşık 70 /»m'dir. Bu genişlik, güçleri zıt fazlı işaretler sözkonusu olduğunda 25 ^m'ye, hatta 25 jım'nin de altına inebilir. Bu tür bir plağın monofonik bir aygıtta dinlenmesinden iyi bir sonuç alınması, ancak üniversal bir kayıt sözkonusuysa olanaklıdır.

—Elektrotekn. Ham plak kaydı sırasında iz çizgisinde oluşturulan kalıcı değişimler, ses kayıt ortamını oluşturur. Kayıttan sonra, üniversal ses salınımlarını taşıyan izler elde edilir, iz çizgisindeki değişimler, çizgiyi yalnızca derinliğine etkiliyorsa, kayıt düşeydir. Yanal plak kaydı, yalnızca izin, derinliği sabit kalan yüzey çizgisinin biçimini etkiler. Santimetre başına düşen iz sayısı, kayıt uzunluğuna göre değişebilir. Ses şiddeti çok yükseldiğinde, ardışık iki izin üst üste binmesini önleme zorunluluğunca belirlenen bu büyüklük, plağın kayıt süresini büyük ölçüde etkiler. "Adım”, değişmez ya da değişken olabilir; adımın değişken olması durumunda, izler arasındaki açıklık, modülasyonun şiddetine bağlı olmakta ve böylece plağın bir yüzünün süresi hissedilir ölçüde artırılabilmektedir. Ses plaklarının dönme yönü, saatin dönme yönü olarak kabul edilmiştir; kayıt, plağın dış kenarından başlar.
Plaklar, şu yönleriyle birbirlerinden ayrılabilirler:
1. 17, 25 veya 30 cm olan çaplarıyla. Profesyonel kullanıma ayrılmış 40 cm'lik plaklar da vardır;
2. dönme hızlarıyla: dakikada 78, 45, 33 1/3 ve 16 2/3 devir;
3. Yapıldıkları malzemeyle: doğrudan ham plak kaydına olanak tanıyan, ince bir nitroselüloz kökenli asetat bileşiğiyle kaplı dairesel bir alüminyum levhadan oluşan, vernikli ya da yumuşak plaklar; gomalaktan ya da PVC'den, metal bir yavru kalıp yardımıyla sıcak sıkıştırmayla elde edilen sert plaklar;
4. merkezinde bulunan deliğin çapıyla: 78 ve 33 devirlik plaklar için 7,3 mm; 45 devirlik plaklar için 38,5 mm;
5. iz genişliği ve oyma adımıyla: normal ya da standart iz çiziminde santimetrede, 150 ıım genişliğinde 35 iz bulunur.
Sıkıştırılmış iz çizimi ya da mikroiz kullanılması durumunda ise, bir santimetreye 60-70 um genişliğinde, ortalama 100 iz sığdırılabilir. Kuramsal yönden, Edison tarafından önerilen silindirden daha az doyurucu olsa da (merkeze olan uzaklığı bağlı olarak dönme hızının değişmesi nedeniyle), plak, oldukça ekonomik bir biçimde çok yüksek sayıda basılabilmesi, sağlam oluşu, rahat evrilip çevrilebilmesi, reprodüksiyon niteliği ve plakların oluşturulabilmesine olanak tan'yan, az yer kaplaması gibi çok sayıda pratik özelliğiyle kendisini ticari olarak kabul ettirmiştir.

• Tarihçe. Ses plaklarının evriminde değişmez iki eğilim ayırtedici niteliktedir: kayıt kapasitesinin ya da süresinin artması ve röprodüksiyon niteliğinin yükselmesi. Plağın tarihinde, iki büyük dönem tanımlanabilir: plak kayıtta doğrudan akustik enerjinin kullanıldığı mekanik dönem; akustik enerjinin önce, kayıt iğnesinin daha kesin ve duyarlı olarak çalışmasını sağlamak amacıyla yükseltilecek olan eleMrik enerjisine dönüştürüldüğü elektriksel dönem.
Mekanik kayıt. Ses kayıt ortamı olan bir plak düşüncesi, 1877’lerde, Charles Cros'un Bilimler akademisi'ne yazdığı mektupta büyük bir açıklıkla dile getirildi. Amerikalı bir teknisyen olan Emile Berliner, Ch. Cros’un düşüncesini hayata geçirmeyi başardı. 1887'de, yanal plak kaydı kimyasal yolla gerçekleştirilen bir çinko plağa kayıt yapması işlemiyle ilgili bir berat verildi. Bu kayıtların reprodüksiyonunu sağlamak için tasarlanan aygıt da “gramofon" olarak isimlendirildi. Plak, 1888'de Philadelphia Franklin enstitüsü' ne sunuldu, ama, sınai boyutlarda üretilebilmesi için gerekli, uygun bir baskı sistemi geliştirilinceye dek, araştırmayla dolu 5 yılın geçmesi gerekti. Ebonitten yapılan bu ilkel plakların çapları 17 cm'ydi; iki dakika sürüyor ve dakikada 70 devirlik bir hızla dönüyorlardı. Bu hızın, daha sonra kayıt pikaplarını çalıştırmada eşzamanlı elektrik motorlarının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, dakikada 78,26 devir olması kararlaştırıldı. 1897'nin sonunda, Berliner, sıkıştırılması zor olan eboniti terk ederek, onun yerine gomalak kökenli bir bileşik kullanmaya başladı. Bu malzeme 1948’de vinilitli mikroiz plakların ortaya çıkışına dek, plak sanayisi tarafından kullanılan hemen hemen tek malzeme oldu.
1896'da, E. R. Johnson, ilk yaylı motorlu gramofonu gerçekleştirdi. Ayrıca, Berliner’in kayıt yöntemlerini de geliştirmeye çalıştı. Böylece, Bell ve Tainter’ in mum üzerine orijinal kayıt yöntemine geri döndü, ama, metal baskı matrislerinin yapımını ancak 1899'da gerçekleştirebildi.
1904 yılı, farklı görüşte bir girişime sahne oldu. Büyük Britanya’da, W. Michaelis, düşey kayıtlı bir plak formülü ve "Neofon" adı verilen bir röprodüksiyon aygıtı önerdi. Bu girişim 1906'dan başlayarak Pathö kardeşlerin düşey kayıtlı plakları benimsedikleri ve “Pathefon" adıyla bu plaklar için yapılmış bir röprodüksiyon aygıtını ürettikleri Fransa'da da yayıldı. Pathe, 1920'de yanal kayıda geçti.
Elektriksel kayıt Mikrofor’a ses alım yükseltme ve eleKtrıksel kaya işlemlerin den oluşan bir kayıt yöntemini ilk kez Lionel Guest ve H. O. Merriman adında iki amatör İngiliz denedi. Resmi olarak bu yöntemle gerçekleştirilen ilk plaklar 1920’de ortaya çıktı. Benzer çalışmalar, aynı dönemde, Amerika’da, J. R Maxfield ve H. C. Harrison’un yönetimi altında Bell Telephone Laboratories teknisyenlerince yürütüldü. Bell Telephone Laboratories’ in ticari organı olan VVestern Electric Co 1924'te, üzerinde 100-5 000 Hz'lik bir ses aralığına yayılmış frekansların uygun bir biçimde kaydedildiği bir plağı ve H. C. Harrison’un gün ışığına çıkardığı ve dinamik örneksemeler ilkesinden yola çıkarak tasarlanan üstel hunili bir mekanik röprodüksiyon aygıtı üretebilecek düzeye geldi. Kısa zamanda, bütün plak yapımcıları elektriksel kaydı benimsediler. Teknik alanda önemli ilerlemeler gerçekleştirildi. Kayıt niteliği kavramı önem- kazandı ve 1942'ye doğru, National Association of Broadcasters, yüzey gürültüsünün tiz seslere kayıt sırasında ağırlık verme yoluyla azaltıldığı bir formülü benimsetmeye çalıştı. Elektriksel okuma ve röprodüksiyon yöntemleri 1934'lere doğru yaygınlaştı. Radyo reklamlarında ortaya çıkan "Hi-Fi" (yüksek sadakat) terimi, plağa da uygulanmaya başladı.
1947’den başlayarak, manyetik bant üzerine yapılan kayıtlar, plak sanayisinde, özgün kayıt ortamı olarak kullanılmaya başladı; kayıt işlemi, daha sonra labora- tuvarlara kaydı. Bu yöntem, 1949’dan başlayarak tüm dünyada benimsendi.
Yine de, 78 devirlik gomalak plaklar, röprodüksiyon niteliğini düşüren yüzey gürültülerinden etkileniyordu ve otomatik plak değiştirici aygıtların varlığına rağmen, maksimum 4 dakika olan süre de yetersiz kalmaktaydı. Bu olumsuzlukları giderebilmek için, amerikan Columbia firmasından Peter Goldmark, sık izli (veya mikroizli) vinilik reçineden yapılmış ve dakikada 33 1/3 devirlik hızla dönen bir plak geliştirdi. Süreleri 25-30 dakikayı bulan bu plaklar elektriksel, piezoelektrik ya da manyetik ilkelere göre çalışan pikaplarda okunuyordu. Çok hafif olan bu pikaplarda, ucunda yarıçapı 25 ftm'lik bir başlık olan bir okuyucu iğne bulunmaktaydı.
1949’da, Victor şirketi 17 cm çapında sık izli ve 7 dakika boyunca dakikada 45 devirlik bir hızla dönebilen bir plak geliştirdi. Daha sonra stereofonik plakların sahneye çıkışı yeni gelişmelere ortam hazırladı. (STEREOFONİ.)
Mikroiz plakların üstün niteliği geniş bir ticari ve sanatsal etkinliğe yol açtı ve bu dönemde 30 cm çapında ve 16 devirlik plaklar bile piyasaya sürüldü.
Değişik üstünlükler sunan başka plak basım teknikleri de (enjeksiyon, mikrofüzyon vb.), olmasına karşın bunlar henüz sınai alanda benimsenmemiştir.
Kusursuz bir ses niteliği sunan ve uzun süre saklanabilen sert plaklardan başka (yarısaydam) maddeden basılmış, genellikle küçük çaplı (15-17 cm) ve dakikada 33 1/3 ya da 45 devirlik bir hızla dönen, son derece ince ve yumuşak plaklar da boy göstermeye başladı. Akustik nitelikleri plastiklikleriyle sınırlanan bu plaklar, çok hızlı bir biçimde ve büyük miktarlarda, baskı tekniğine benzer yöntemlerle çoğaltılabilirler. Sesli “basın”, bu plakların temel kullanım alanını oluşturur.

• Teknoloji. Modern plakların özgün kayıtları bir manyetik bant üzerine yapılır. Manyetik kaydın yalnızca gerçekten kullanılabilir olan bölümlerinin bırakıldığı montaj işleminden sonra, ısıtılmış bir kazıma ucu aracılığıyla, verniklenmiş bir plağın (asetat ya da neosir plak) oyulması işlemine başlanır Bu iğne, sarmal biçimli bir iz oluşturmaya yarayan radyal bir yer değiştirme düzeneği ya da oyma köprüsüyle desteklenen bir oyucu kafa aracılığıyla harekete geçirilir. Neosir üzerinde bulunan ve özenle kontrol edilen kayıtlar özgün plağı oluşturur. Özgün plaktan yola çıkarak galvanoplasti yoluyla, baskı matrislerinin yapımı gerçekleştirilir. Bu baskı matrislerinin merkezinde, plağın merkez deliğini açacak olan bir broş bulunur. Baskı matrisleri, daha sonra, buharla ısıtılması ya da suyla soğutulması olanaklı olan bir prese ikişer ikişer bağlanır. Sonra da, biçimlendirilecek olan madde, izlerin yeterli kesinlikte işlenebilmesine olanak tanıyacak ölçüde bir basınç uygulayacak olan ısıtılmış matrislerin arasına konur. Belirli bir süre geçtikten sonra ise, matrisler soğutulur; biçimlendirilmiş olan madde katılaşır, pres açılır ve artık tamamlanmış olan plak dışarı alınır.

—Nörobiyol. Devimsel plak, kas zarındaki sayısız kıvrımlarla, sinir-altı aygıtını oluşturur; bu da sinaps yarığıyla aksondan ayrılır. Devimsel plağın işlevi plak potansiyeli aracılığıyla kas kasılmasını sağlamaktır. Bundan dolayı devimsel plağın zarı iki çeşit önemli protein içerir:
1. katyonlara geçirgenliği denetleyen ve iyonofor adı verilen proteinlerle birlikte bulunan asetilkolin alıcıları;
2. asetilkolini fizyolojik etkisini gösterdikten sonra etkisizleştirmeye yarayan asetilkolin esteraz adlı bir enzim.
Plak potansiyeli, iskelet kasındaki kas-sinir bağlantısı düzeyinde ölçülür. Sinir lifi bir sinirsel uyarı yaydığında, bu bağlantı asetilkolin keseciklerini salıverir. Onlar kas hücresinin zarına tutunarak onun katyonlara karşı geçirgenliğini değiştirirler Böylece sodyumun girişi ve potasyumun çıkışı sonucu zarda kutupsuzlaşma meydana gelir
Bir âsetilkolin keseciğinin içeriğinin açığa çıkması bir plak mikropotansiyeli doğurur, bu yaklaşık olarak 20 OOO asetilkolin molekülünün tutulması demektir. Birçok asetilkolin keseciği aynı anda salıverildiğinde, mikropotansiyeller birbirine eklenerek plak potansiyelini oluşturur, bu da komşu kas hücresinin zarını uyararak kas lifinin kasılmasına yol açan bir kas etkinliği akımı yaratır.


Kaynak: Büyük Larousse
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj: