| | #501 (mesaj-linki) | |
| Hasret bitsin!.. Sultân-i Dil-ârâm, Ar$'a uzandi fîrâk Gamm-gîn Yevm'de galeyân, kalbi eyler in$irâk Çün ümîdim vuslattir, ola mi zuhur, merâk? Temennimdir ittisâl, Mevlâm eylesin nasib... Mesrûriyyet Kervani, alsin bizi müntesib... Isfirâr-i benz ile, rengim uçmus, ne çâre? Od'a gir-yân cigerim, hem dehlizde üsâre Füsûnkâr Rüveyde'siz, kapanir mi kim yâre? ITRINI, râyihâni, isterim Rabb'den niyâz... Kabahat mi ola ki, O'na ilticâ, IYÂZ? iftirâk-i ahvâle, bu tebligât mütercim Gönül-Dîmag cenginde, hissiyâtimdir hercim isit kim nidâlari, feryâdimdir habercim Zül-Celâl'e mâlumdur, O Mu'în etsin nusret... i$'ar ile, söz ile, nihâyet bulsun hasret... 11.09.2000 Landsberg 04:10 M. Engin Karatay | |
|
| | #502 (mesaj-linki) | |
| ![]() Bir bana sarılışını, birde gülüşünü özledim. Bir bana bakışını, birde öpüşünü özledim. Senden ayrı burda sanki zaman donmuş. Sana öyle alışmışım ki yüreğim hep senle dolmuş. Sen bu dünyada benim olan en güzel şeysin. Bütün hücrelerimde dolaşır kalbim attıkça benlesin. Benden belki çok uzaktasın ama sanki yanımdasın. Gözlerimin baktığı her yerde ve aklımdasın. Seninim ben sevgilim benden alabildiğini al. Yeterki hep beni sev ve hep bende kal. Adını kalbime kazıdım, kalbimi sana emanet ettim. Korkmuyorum, biliyorum ki emin ellerdeyim... Şiir:***_CaDı_***Fatoş'undur... Hazırlayan:VuR@L | |
|
| | #503 (mesaj-linki) | |
| " Sendeki " beni " öldürebilirsin lakin bendeki "seni " asla ! " " Yokluğuna inat, Dudaklarının şefkatina sığınmış bir izmarit olmayı Yüreğimde ödül bildiğim canıma ve ölümsüz sevdama....." Yokluğunun ayazında gülüşlerini üzerime bir çarşaf misali örttüğüm gecenin en karanlık zamanında yazıyorum bu satırları sana. Bu mektubun her satırına hasretinin dayanılmaz acısını ilmekleyip seni arıyorum yüreğimin nurlu tepelerinde. Sensizliğe uzanıp koynuma sen diye sabır taşlarını alıyorum. Yokluğuna inat varlığının huzuruyla seni " sana " yazıyorum. Satırlarımdaki umutsuz çığlıklara bakıp sana sitem ettiğimi düşünme sakın sevgili. Bana umutsuz olmamayı, bir yudum sevgiyle yetinip hayatı solumayı öğreten sen değil miydin ? Aldırma sen. Yokluğunda canım sıkılıyor işte. Pes etmeler bize göre değil yılmakta öyle.. Lakin yüreğini " yüreğim " bilmesem, çoktan unutulduğumu düşüneceğim. Off yalnızlık ve sen..Sessizliğin içinde yavaş yavaş eriyorum. Gitmez diyorum, bu kadar sevmişken gidemez diyorum. Bu sevda ölümsüzdü, gidemezdin işte.. Uzaklardasın şimdilerde. Geldiğinde yokluğuna inat yıldızların avuçlarında gezineceğiz seninle. Gürül gürül akan derenin başına geçip yetim kelebeklerin tozlu kanatlarını yıkacağız. Bir an bile durmayacağız. Hasrette biriktirdiğimiz gözyaşlarımızın nehir yataklarını ezip en sonunda ulaştığı sarı denizlerde kağıttan gemilerimizle vuslata yol alacağız seninle.. Bana ve yüreğime geldiğinde, şehrimin sabah ezanları göğe yükseliyor olmalı. Koca şehir uyurken biz seninle ayakta olmalıydık. Köhne binaların ardına gizlenmiş mahalle fırınına uğrayıp yeni çıkmış taze simitlerin en sıcağını ve susamı en bol olanı almalıydık seninle. Yeşil çimenlerin üzerinde bir simiti yüreklerimizle paylaşmanın tarif edilmez hazzını ve lezzetini yaşamalıydık. Avuçlarımızda birikmiş susamları aşkımıza şahitlik eden kuşlara verip onları uzaktan izlemenin verdiği huzurla güneşin doğuşuna tanıklık etmeliydik seninle.. Gelecektin, biliyorum. Saçlarına baharları, gözlerine yıldızları doldurup dönecektin. Zaman geçiyor yokluğun ayazlarında. Düşler kuruyorum sana dair. Utangaç yanaklarından yuvarlanıp senin teninden toprağa yağmayı diliyorum. Zamanı " gözlerinde " durdurup adını oluşturan her harfi Cennetin Kevser ırmağında yıkamayı düşlüyorum... Ayazların elini kolunu sallayarak gezindiği zemherilerde dudaklarının üşümüşlüğüne bir yudum alevi serebilmek için devasa yangınları sırtlamıştım yüreğimin kamburuna. Hatırladın mı ? Ya da kirpiklerinin ıslaklığına bir avuç güneşi sürebilmek için en mahzun halimle mevsimlerle kavgaya girişmiştim. Hatırladıkça gülümsedim, gülümsedikçe seni aradım nefesimin tek kişilik duraklarında. Rüzgarın saçlarını usul usul okşayışını, Nisan yağmurlarının kurak çöllerine nazlı nazlı yağışını izledim durdum uzaklardan. Sen farkına bile varamazdın. Kıskanırdım seni. Tenini terinden, gözlerini kirpiklerinden kıskanırdım seni. Kıskanç biri olduğumdan değil sevgili. Söylesene bana sevgili; gece vardiyasından yorgun dönen yıldızların kirpiklerinde dinlendiği o Meleksi yüreğini kim kıskanmaz ki sevgili.... Biliyorum bir yağmur sonrası üzerine gökkuşağını giyinip kurak toprağıma süzüleceksin. Güneşi gözlerine serip soğuk gölgelerime düşeceksin. Lakin gelmesen de korkmuyorum artık. Neden diye sorma sevgili. Ben, sen olmuşken; kendimi yüreğinden hayata ödül diye bırakılan bir nefes bilmişken korkmuyorum gidişini yüreğime söylemelerinden sevgili. Korkmuyorum yokluğundan. Bir yudum sevginle yaşıyorken, dudaklarının şefkatine sığınmış bir izmarit olmuşken korkmuyorum gelmeleri ertelemelerinden sevgili.. | |
|
| | #504 (mesaj-linki) | |
| ||
|
| | #505 (mesaj-linki) | |
| Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki Be ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum Beni çağırdığını bir defa duyabilsem Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum Ümit Y.Oğuzcan | |
|
| | #506 (mesaj-linki) | |
| Az Yaşadıksa da Ben kibriti çaktığım zaman Her şey kırmızıydı yüzün oarak Ben kibriti çaktığım zaman Çünkü her hüz bir memlekettir Ben sigaramı yaktığım zaman Çünkü her sigara bir kelimedir Ben sigaramı yaktığım zaman Güz günleriydi bir şarkı olarak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Nice hüzünlerden yaprak yaprak Bir güvercin ben öldüğüm zaman Cemal Süreya | |
|
| | #507 (mesaj-linki) | |
| Seninle zaman Seninle zaman bir pamukhelva Çocuklugumdan kalan. Bir sabunköpügü Uçurmaya doyamadigim Bozulmasina kiyamadigim... Seninle zaman bir öksüz masal, Vuslata bir türlü ulasamayan. Zaman;dünyadaki en tatli bal, Dudaklarinin kivrimindan damlayan. Ve bir ilahi sarki zaman Rüzgarin agaçlarla söyledigi; Sevdandir aslinda yüregimde çagildayan, Sah damarimin bile bilmedigi... İnce belli küçük bardaktaki çay. Soğuk bir kış günü Buharıyla yüzümü, camıyla elimi Dokunuşuyla içimi ısıttığım... Seninle zaman çözülememiş Herkesin peşinden koştuğu tatlı bir sır. Bir efsane , bir masal , bir hazine. Bir bülbül ki hasret kalmış güle, Vuslata erince şakır ha şakır.... Ne yazık tüm bu masalsı gizemine, Asırlık çınarların özlemine, Ve aşkın tüm güzelliklerine rağmen Zamanı seninle yaşamak varken Hüzünlü bir zamansızlık ötesinden, Haykırıyorsun bana: "Kayiptir zamani geriye dönüslerin, Uzun bir yolculuktur ayrilik, Gidesim gelmez.... Ne zaman yitirdigimi bilmedigim sarkilarim Çagirir simdi uzaklardan Hüzünlendirir beni zamansizlik.... Mehmet Kızılkaya | |
|
| | #508 (mesaj-linki) | |
| Senin İçin Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlarıma Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş, Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş; Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma. Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken. Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben; Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi. Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan Ne zaman gençliğini yolda hıraman görsem. Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem Toplanır leblerime, bir gece dalgın dursan. Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu; Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerde? Cebhemi varsın o solgun seneler soldursun Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam, Gençliğin böyle benimken kocaman, hiç kocamam .. . Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun Cenap Şahabettin | |
|
| | #509 (mesaj-linki) | |
| Ya orada batan güneşler buradan doğar mı orada burada parmaklıklarda yaşar akşamlar akşamlar aşar mı güneşi güvercin takla takla tekerlek eller okşar mı gerdanı orada batan güneşler buradan doğar mı orada burada sularda güneş var -ya orada- ya orada parmaklık aşar mı akşamlar ya çocuklar okşar mı sübyan öksüzlüğü orada cayır cayır cehennem güneşler var mı akşamları batar sabahları boğarlar mı orada Ömer Serdar | |
|
| | #510 (mesaj-linki) | |
| GÖZYAŞLARIM ULAŞTIRIRKEN AĞITLARIMI GÖKYÜZÜNE BEN YIKILAN BİR ÇOCUK OLUYORUM... SENİ BIRAKMAK MECBURİYETİ BU YIKIK KENTİN ACIMASIZ DAĞLARINA BENİ KAHREDİYOR... ARTIK SEN YOKSUN YANIMDA ELLERİMİ TUTMUYOR ELLERİN GÖZLERİN TATLI TATLI GÜLÜMSEMİYOR. EFKARIMIZA BİR SİGARA SUNMUYORSUN ARTIK ARTIK BAKMIYORUZ KONUŞAN İNSANLARA BAHANE SUNMUYORUZ DUYGULARIMIZI GİZLEMEK İÇİN ARTIK GÜLMÜYORUZ ARTIK EĞLENMİYORUZ ARTIK AĞLAMIYORUZDA BİRLİKTE. SEN YOKSUNYA BU ŞEHİRDE KUŞLAR İNADINA UÇAR OLDU ÇİÇEKLER İNADINA GÜZEL SEN YOKSUN YA HAYAT İNADINA YAŞANIYOR SEN KARANLIĞIN KOYNUNDA BİR GÖZYAŞI YANLIZLIĞI YAŞARKEN BEN SOĞUKLUĞUNU TADIYORUM SENSİZLİĞİN AKLIMA TAKILIYOR YÜZÜN BEN DEFALARCA ÖLÜYORUM VE BEN HATIRALARINCA ÖLÜYORUM ARTIK YAŞAMAKTA GÜLÜMSETMİYOR BENİ BE GÜLÜM... SAHİ KİM ÖLDÜ? NEFES ALMAYAN SEN Mİ? ALDIĞI NEFESİ SENSİZ CİĞERLERİNE DOLDURMAK ZORUNDA KALAN BEN Mİ? SAHİ ÖLEN HANGİMİZDİ? mehmet ali güneş | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Özlem | enes aktas usuyorum, latif memis, ozlem ayten in hayati, ozlem ozdemir facebook, ozlem ozdil kac yasinda, ozlem ozelden dinlet, ozlem yilmazin kucuklugu, www sicaks te com, |
Özlem -2- Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Özlem - Özlem Nedir - Özlem Hakkında | asla_asla_deme | X-Sözlük | 1 | 03-02-2010 06:11 |
| Özlem Özdil (Özlem Özdil Kimdir? - Özlem Özdil Hakkında) | KisukE UraharA | Müzik tr | 2 | 25-03-2009 22:55 |
| Özlem Yılmaz (Özlem Yılmaz Kimdir? - Özlem Yılmaz Hakkında) | Demir YumruK | Sinema tr | 2 | 23-09-2008 10:15 |
| Özlem Yılmaz (Özlem Yılmaz Kimdir? - Özlem Yılmaz Hakkında) | TiglonBoYs | Tiyatro tr | 0 | 26-07-2008 16:55 |
| Özlem Süer (Özlem Süer Kimdir? - Özlem Süer Hakkında) | Requiem | Moda tr | 1 | 17-07-2008 17:45 |