| | #101 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynnimseye belli etmiyorum savaşımı. Yokluğunla savaşmak görünmeyen bir düşmana kılıç sallamak gibi... Yoruluyorum, düşüyorum, tekrar kalkıyorum ama sensizliği yenmeyi başaramıyorum. Hüzün işgalinde yüreğim, çünkü sen yoksun, seni düşünmek var. Yokluğun canımı öyle acıtıyor ki, parça parça oluyor yüreğim. Kalbimin parçalarını toplamaya çalışıyorum yerden. İçimde kopan fırtınaları söyleyemiyorum. Sessizleşiyorum. Saatlerce bakıyorum seni götüren yollara... Kimseye belli etmiyorum savaşımı. Yokluğunla savaşmak görünmeyen bir düşmana kılıç sallamak gibi... Yoruluyorum, düşüyorum, tekrar kalkıyorum ama sensizliği yenmeyi başaramıyorum. En büyük korkum bu sensizlik, korkularıyla yüzleşen insanlardan olamıyorum. Çünkü sensiz olmayı yediremiyorum kendime. Bir kez kabullensem sanki o an çıkıp gidecekmişsin gibi gelir yüreğimden. Oysa yanımda, hep yüreğimde taşıyorum seni. Orada olduğunu bilmek yaşama, hayata tutunma gücü veriyor. Korkularımla yüzleştiğim anda o gücü kaybetmekten çekiniyorum. Gece uykularım kaçıyor. Yalnızlığa isyan ederek dört duvar odayı sabaha kadar adımlıyorum. Bakamadığım aynalar kırılıyor. Binlerce parçası bedenime saplanıyor. Bir sigara, bir sigara daha... Dudaklarımda küfür lezzeti... Dumanı savuştururken tavana sensizlik üzerime çığ gibi yıkılıyor. Sonra hayaller gelip çörekleniyor üzerime. Sen, sen ve yine sen. Gözlerimi kapatıp dalıyorum sonsuz senli günlere, seni öperken soluğum kesiliyor. Nefes alamıyorum sanki. Sonra şiddetli bir yağmur başlıyor. Sanki gökyüzü her damlasıyla sana olan sevgimi haykırıyor. Seni seviyorum seni seviyorum, seni çok seviyorum diye. Bir hayalden bir hayale geçerken sabahı karşılıyorum. Güneş penceremden içeri girerek gecenin kasvetini getiriyor. Hayaller bir sonraki geceye kadar çekiliyor odamdan, gözlerimden. Hayaller gözlerimden çekiliyor diye kızma sakın! ! ! Çünkü benim günüm hep seninle başlayıp seninle bitiyor... | |
|
| | #102 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnAslında yeni başlangıçlar, geçmişten kurtulup yeniden nefes almalar gerçek sevgi ve gerçek aşkı yeniden aramak için bir fırsat sunar. Gerçek sevgi ve gerçek aşk yok ki dediğini duyar gibiyim, bu inancı körelten çok neden var bu hayatta biliyorum. Yazılarımda ve slâytlarımda ben hergün bunu unutturmaya çalışıyorum sana, eğer ispatsa istediğin gel yüreğimin atışını hisset. Gerçeklikse beklediğin her sabah güneşin aydınlattığı gündoğumuna ve her akşam karanlığının hükmettiği geceye gökyüzüne bak, ben sana oradan sesleniyor olacağım, her esen rüzgarda bir fısıldama, bir buse konduracağım yanaklarına. Her insanın bir dönem yaşadığı hayal kırıklıkları ve sevgisinin kullanıldığı anlar vardır, ama bunlar onun sevgi ve aşkın o cezp edici varlığından geri koymamalıdır, koyamazda. Doğru kişiyi gördüğü anda yüreğindeki çarpıntıdan, gözlerindeki parıltıdan anlayacaktır hiçbir şeyin bitmediğini. Ve ben seninle sağlamaya çalıştığım şu cılız bağlantıyla bile bunu görebiliyor, sıcaklığını hissedebiliyorum. Benim diyen ama sevemeyen, bu hayattan ümidimi kestim deyip, durağan bir yaşamda bekleyen insanlarında sadece kendine güvenmesi yeterlidir, kendi değerini bilmesi yeterlidir. Her insanın kendince bir değeri ve güzelliği vardır, fiziki ve maddi özellikleri değil, özbenliğidir bu güzelliği sağlayan. İnsanın kendi değerinin ve topluma kazandırdığı güzelliklerinin farkında olabilmesi için birilerinden duyması veya taltif edilmesini beklemememsi gerekir. Seviyorsa kendini ortaya koyabilmeli ben sevdim, ama ondan bir haber yok bitti dememelidir. Sevgili olabilmenin daimi koşullarından biri de birini sevmekten çok sevgiyi devam ettirebilmesidir. Fazla tanımadığı biri dahi olsa sevmek âşık olmak hislerinin yarattığı adrenalinle hayata farklı bakar sadece onunla vakit geçirmek ve sahiplenmek isteriz. İçimizden çıkan sevgiyi aşkı alıp taşımasını isteriz. Ve ben bitanem ben bekleyeceğim, imkânsız da olsa güzel günleri bekleyeceğim, biliyorum uzak değil o günler. Gözlerimi kapadığımda görüyorum, bir çiçeğe dokunduğumda hissediyorum, belli belirsiz seslerde duyuyorum ve diyorum ki seni sevmek ne güzel. | |
|
| | #103 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn HUZUR Bir gün bir kral ama halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar. Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir. Resimlerden birisinde sükunetli bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim bakanları mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşündürecek kadar güzeldir. Diğer resimde de dağlar vardır. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek resmi daha da sıkıntılı hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki bir şelale ise insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir. Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva, harika bir huzur ve sükun örneği sunmaktadır izleyenlere.... Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim... Kralın açıklaması çok da uzun değildir: Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir. Kaynak bilinmiyor | |
|
| | #104 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnOlur ya, birgün beni hatırlarsan, seni ne çok sevdiğimi hatırla... Belki de sevgilerin en safıyla sana nasıl inandığımı ve yüreğimde sevdanı taşıdığımı hatırla.. Günler, geceler, aylar boyu sana, sevdamın her satırında, her dizesinde, sadece sana yandığımı hatırla.. Bazen çaresizlik bağlarmış insanın elini, ayağını, ümitsizlik için de, sana nasıl sımsıkı sarıldığımı hatırla... Olur ya, birgün beni anarsan, bir film şeridinde yada kulağına değen bir müziğin namesin de, özlem için de geçen o günlerimi hatırla... Bir adımda sana koşmak varken, gözyaşlarımda çırpınarak nasıl boğulduğumu ve sana nasıl inandığımı hatırla... Geceler boyu, sıcaklığını yaşayamamış olmamın, buz gibi bir hava da sıcaklığına sarılmanın sevincini ve özlemlerin en acımasızına nasıl kahrolduğumu hatırla.. Olur ya. birgün beni hatırlarsan, en içli şarkılarda çıkıp gelirsem aklına birden, hüzün bulutları çökerse yanıbaşına ve bir iç sızısı hissedersen yüreğin de, beni hatırla... Biz baharı kucaklayamadık sevdiğim, sevdasıyla kucaklaşanları gördüğün de beni sakın, sakın unutma... Kördüğümler boğazım da, çaresiz katlanmak zor bu gamlı yazgıma, bin dualar benden artık sana... Beni unutma, dalından düşen bir yaprak yada gözyaşında... Seni çok seviyorum, sakın beni unutma... Ben bıraktığın yerde, yüreğindeyim. Ayşe Manav | |
|
| | #105 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn![]() Bir Güvercin Öyküsü Tanri bir gün peygamberin birine bir sandik hediye eder ve der ki; - Bu sandigi sana emanet ediyorum ama sakin ola ki icini acip bakmayasin... Tamam der peygamber. Aradan zaman gecer ve peygamberi bir merak sarar acaba sandikta ne vardir? Ici icini kemirmektedir. Sonunda dayanamaz ve sandigi azicik aralayip icine göz atar ama sandigi aralar aralamaz icinden bir sari güvercin ve bir mavi güvercin ucuverir. Peygamber son hamleyle sandigi kapatir ve icinde tek bir beyaz güvercin kalir. Ve Tanri yanina gelir, peygamber isledigi günahin farkindadir, mahcuptur. Tanri söyle seslenir; kacirdigin o sari güvercin insanoglu icin sonsuza dek yasamdi yani "ÖLÜMSÜZLÜK" tü. Kacirdigin o mavi güvercin sonsuza dek mutluluk yani "BARIS" ti. Peki der Peygamber icinde kalan beyaz olani nedir? Tanri cevap verir. - O da sonsuza dek "UMUT" tur. "Umutlarinizin ucup gitmemesi dilegiyle...." Son Düzenleyen Blue Blood; 15-08-2006 @ 20:01. | |
|
| | #106 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn BİRTEK SEVGİ Sevdiğiniz zaman yalnız değilsiniz artık. Hiç karşılık gözetmeden verin verebildiğiniz kadar, SEVGİ vermekle tükenmez. Aksine hiç ummadığınız bir zamanda büyür, çoğalır ve size doğru akan bir ırmak olur. Akşam üzeri batan güneşe değil, sabah tüm ihtişamı ile doğan güneşe bakalım. Batan güneş bize yalnız ulaşamadığımız umutları bırakmıştır. Ama doğan güneş bize yepyeni umutlar ve yepyeni bir yaşam göstermektedir. DÜN Sonbaharın sararmış yapraklarında tünemektedir. Bugün İlkbaharın filizlerinde ve çiçeklerindedir. Dün ölümün kucağındadır: BUGÜN yaşama gülümsemektedir. Ölüler yürüyemezler ama diriler koşabilirler. Yürüyemeyenler değil koşabilenler mutluluğa erişebilirler. Sonbaharın yaprakları yerlere düşerler; İlkbaharın filizleri göklere yükselirler. Dün ölüdür. Bugün yaşamdır. Toprak ölüyü çürütür ama yaşam küçücük bir tohumu koskoca bir çınar yapar. Dünü bırakmadan bu günü yüceltemeyiz. BUGÜNÜ DÜNÜN ÜZERİNE DEĞİL, BUGÜNÜN TEMELLERİ ÜZERİNE OTURTMAK ZORUNDAYIZ. Bir tek “SEVGİ “ olacak yaşam denen bunca telaştan arta kalan.. | |
|
| | #107 (mesaj-linki) | |
| BeLki bir Son.. Belki de bir baslangıc.. Aglıyorum... oysa öyle sulu gözlü biri degildim ben. ölümden korkuyordum, ölüm beni sevdiklerimden ayıracaktı çünkü... ama artık; hem aglıyorum, hemde ölümden korkmuyorum... acı çekmekten bıktım... hep seni beklemek çok degiştirdi beni, beni sahipsiz koydu. beni yalnız... beni benle baş başa... biliyorum sonu yok bu kavuşamamanın, olmayacak evet biliyorum... biz seninle hiç kavuşamadık. ve hiç kavuşamayacagız, ve biz senle hep uzaktan sevişecegiz, ve hep uzaktan kavuşacagız. gözlerim bitti... kalmadım... nerdeyim ?nerde o eski ben?!... | |
|
| | #108 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Alıntıdır: Yaşam sanılan bir an.. Aydınlığa her lanet edişinde o vardı siluetinin görünmez yönünde.. Karanlık iyidir diyordu ondaki ben ya da bendeki o.. Evet, biz bir bütündük.. Geri döndüğümde yağmur tanesi sesi tadında iniltiler duydum.. Hayır.. İniltiden daha çok mırıltıydı bu.. Biri yaşadığına kahrediyordu sanki… Hayıflanıyordu kendi kendine.. Ama kendisi yoktu ortada.. Fark etti bir an aynanın dehlizinde olmayışını.. Devinimin dönüş noktasındaydı.. Güçlüydü, ama çaresizdi.. Bir süre sonra anladı ne yapılması gerektiğini, aslında anlamak gerekmiyordu, kolaydı bekleyecekti. Bekledi.. Bekledi.. Bekledi.. Bekledi.. Beklediğini yaşadı.. Yaşadığını bekledi.. Değişim imkansızdı.. Devinimin ortasında kaldı.. Sirkülasyonunu tamamlayamadı.. Ve düşler kayboldu.. Bunun yıkım mı yoksa oluşum mu olduğunu anlamadan karıştı ebediyetine.. Bendeki o yok oldu.. | |
|
| | #109 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Can Arkadaşım O yıllarda her şey viran O yıllarda her şey dağınıktı Hayat hep siyah beyaz akardı.... Akşamları langırt bilardo kavgalarını Hep çalıkuşu kıraathanesi saklardı.... Çiçekli bakkal önündeki .... sohbetlerimize Tek tanık...yıldızlar vardı.. Kuyruklusu...saman yolu olanı... Ben hep.....tek başına olanları...... Silik duranları seçer.....sonrada.... Şiirler yazar...şiirler okurdum...... Dertlerimizi arşa çıkarır.... Ağlamaklı halimize naralar atar Kahkahalarımızı yetmiş ikinci sokaktan Yüzyirmialtıncı sokağa salardık... Bu durumdan.... Kimileri şikayetçi..kimileri halimize imrenirdi... İmrenirdi ,,ya,,, Hatırlar mısın hayallerimizi Cepte metelik yoktu..... Yolda duran külüstür otomobillere Kurduğumuz hayalleri Hani ?...tavuklar bile kümes yapmazdı Sağı solu altı üstü pas ve çürük içindeki Kırmızı otomobili.... Yada ayaklarımızın içinin kar suyundan vıcık vıcık olduğunu İliklerimize kadar donup titreye titreye dolaştığımızı Hani bir sevda üstüne yazdıklarımızı Sonrada üç beş bira ile seni esir aldığımı Söyle koçum bir daha bir daha söyle diye hıçkırıklara boğulduğumu Sonrası yüzyirmialtıncı sokaktaki hicran naralarımı Kırdığım üstüme başıma dökülen o bira şişelerini... Sabahlara dek voltaladığımız site yıldızın taşlı tozlu sokaklarını hatırlar mısın?.... Yollardaki maymunluklarımızı kahkahalarımızı Ya köşedeki ağlamaklı hallerimizi İçimize kan kustuğumuz o tatlı acı dolu acayip duygularımızı Karlar altında ki şehrin ....sadece ay ışığında ki o muhteşem halinde Kurduğumuz masmavi...bembeyaz o çok temiz masum hayallerimizi.... Hatırlamaz mısın....tabi ki hatırlarsın.....bunlar bizim en güzel yıllarımızdı..... Arabesk bilir ama pek dinlemezdin...... ta ki....o yüreğinin ortasındaki yangın volkanlara dönüştüğü ana kadar... ah!...kardeşim......biz bu yüzden mi hep dertler insanı olduk.....ha... dertler insanı.....sen ben hep bu yüzden derdimizden olduk dertler insanı dinmek bilmeden kanayan yürek yaralarımız bizi çok üzdü.... bu anlarda hep birlikte olur...birlikte sorgulardık....duygularımızı... birden eserdi...bir gece yarısı yada sabaha karşı..hiç farketmez..yürürdük.. az uzda değil iki saat sonra hep o mekan orası hep öyle kaldı..... ulus heykel....civarı bizi iyi bilirdi....esasında....sadece telefon kulübeleri...tanırdı. çok ağıtlarımıza tanık olmuşlar....telefonu sert kapamamıza alışmışlardı.... nede olsa onlar soğuk kış günlerinde sığındığımız küçük kulübeler aşk fısıltıları söylediğimiz.....en şeker villalarımızdı.....kulübe palasJ sonrası....hep aynı hikaye kırık kalpler sokağı yüzyirmialtıncı sokak.....L bir aşağı bir yukarı.....ay ışığında ki türkülerimiz...şarkılarımız türlü türlü masum hayallerimiz..... _____Hatırlar mısın can arkadaşım birbirimize sığınışlarımızı........... artık neredeyse şafak söker...biz ayrılmak istemezdik ne tu af....şimdi bir çay içmeye vakit ayırmıyoruz... o soğuk kış günlerinde önce beni eve bırakır... sonra sen salınırdın....şirin tepeye doğru... arkandan kaybolana kadar sana bakardım.... bilirdim aslan gibiydin..bir şey olmazdı... ama ben yinede endişelenir....sabah ilk iş sana uğrardım..... hemen tok olup olmamamı saymaz...ekmek kızartır yağ ve peynir sürerdin..... üf!..ne güzel olurdu....valla hiç hayır demezdim..... üstüne bir demlik çay az gelirdi... sonrası malum...hayallerimiz başlardı... aşklarımızı anlatır....garipliğimizi hiçe sayılmışlığımızı sorgular dururduk... hiç ayrılmazdık....ben sende sen bende kendimizi unutur dururduk... aslında en hoşumuza gidende buydu.... can kardeşim bu yanlarımızla...bu günlere geldik.... sadece biz biliriz...cidden zor geldik .. öldük öldük dirildik..... çok aç kaldık hep sustuk hiç söylemedik.... ne derin mevzudur bu .... bunu bir sen bir de ben iyi biliriz.... yıllar böyle birbirini kovaladı gitti... ben hercaice yaşarken...sen izdivaca çekilmiş... kendi halinde..kendi doğrularınla....birlikte yaşıyordun... biliyor musun bu halin...en sevdiğim...en doğru yanındı... seninle ne çok şeyler paylaştık..duygu sellerinde ne çok boğulduk... ne çok güldük..ne çok ağladık....ne çok yandık.... az isyan etmedik kadere...... yaşadıklarımızı...ne kalın romanlar anlatır..nede benim yazacağım.....binlerce dizeler..... biliyorum..biliyorsun....yazsam....hayat yetmez... ve yıllar bizi sürükledi...bugünlere getirdi.... hani az feleğin çemberinde,,,, değirmen taşı misali ...un ufakta etmedi değil.... neyse can kardeşim...yaşadıklarımız ...bir tesadüften ibaret mi?..yoksa kaderin bir cilvesi mi?..bilmiyorum .. tek bildiğim şu an yanımda olman....... sana isyan kaldırıyor...sana kahrediyorum ... böyle mi olmalıydık...Allah aşkına neredesin ya,,, duysana sesimi kafamı taşlara duvarlara vuracağım... söyle ..... buraları dağıtsam kaç yazar?....ha . ölüyorum .ANLASANA?... Eriyorum bitiyorum görsene Dağıldım gidiyorum neredesin Neredesin can arkadaşım Koptum darmadağın oldum.... Bu kadar duyarsız olmana katlanamıyorum... Hırsımdan şimdi..çatlayacağım Görsene kardeşin kan kardeşin ölüyor Sarılsana boynuma ağlama desene Budala mahvoluyorum görmüyor musun Beni senden başka kim anlar Kim anlar gözyaşları mı yüreğimi İçimdeki yangınlarımı söyleeee...kim kim .?..anlar Anlamıyor musun bu büyük...depremi.......... Bittim!!!BİTTİ!........ İçimdeki.....artçı sancıları anlamıyor musun... Darmadağın perişanım şimdi............... Ne soranım ne sırdaşım...nede teselli veren Bu merhemsiz derdin...dermanı olan yok .. Ay ışığında...yıldızları sayacağım...şiirler okuyup ağlayacağım kimsem yok...... Yalan insanlar.....gibi....yoksa..yoksa.......yok...yok.... Anla artık.......gözlerime bak.... Yürüyüşüme ,,sessizliğime Karşında eriyişime... Sesimin titrekliğine kulak ver Bazen ani çıkışlarımdan....hiddetimden anla Bitiyorum...kör....gör artık....kardeşin ölüyor... Bak şimdi yoksun....bu sen olamazsın Ne oldu sana?... Hani beni anlayan tek sen vardın Hani ilk adımdan sonrakini bir sen bilirdin Neredesin?... kahretsin neredesin?..... Bak bu duvarlar hafif kalıyor...un ufak oldular İsyanım çılgınlığım bir türlü dinmiyor Döksene kafamdan aşağı buz gibi suları Gör bee ..artık ölüyorum gör artık Biliyor musun.....kimseyi senden başka kimseyi yanımda istemiyorum Bugün yanımda sen olmalısın evet sen...sen olmalısın AMA YOKSUN YOKSUN KAHRETSİN Duyarsız nedir senin sorunun Bir derdin mi var Benden önemlimi benden ilerimi Bak yaşayan ceset gibiyim.... Mahvoluyorum.....mahvediyorsun... Halen görmüyorsun....can çekiştiğimi Sana olan düşkünlüğümü bilmiyor musun Bu sen olamazsın....bu benim can kardeşim olamaz... Yok yok sen bendende dertlisin.... Ben kendimi unuttum.... Söyle nedir derdin...anlat ben yanında olurum.... Vallahi billahi benim bir şeyim yok .. Umursama...takma kafana... Ben hep böyle ajitasyon takılan Bunalım adamın tekiyim .. Ben duyguların adamı Yalnızın derbederin tekiyim... Bitti bende duygular... Artık yalnız acılar var... Böyle iç çektiğime bakıp...öyle durma Sana dayanamam...ağlama...ağlama Bak bende ağlamıyorum... İkimizde dimdik ayaktayız Sonsuza dek birlikte omuz omuza yan yanayız... Canız kanız kardeşiz kan kardeş....... ALLAH,ALLAH dayanamıyorum...... | |
|
| | #110 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Sevmiştim seni varlıkla yokluk arası bi yerde. Gözlerim gözlerine çarptıgında Bir kıvılcım düşmüştü sanki hazan makamına... O andan itibaren her şey farklıydı O andan itibaren bakmakla görmek başkaydı... Anlamsızlıklar arasında gidip gelen hayatıma bi anlam katmıştı gözlerindeki fer, Umudumu yitirme noktasına geldiğimde Yemyeşil umutlar serpilmişti yüreğime. Umutlarım yeşerdi, mavilerim büyüdü... Çünkü artık sen vardın... Her fırsatta anlattım sana olan aşkımı,sevgimi ve her seferinde korktum, gün gelir benim hayat sandığım, bir rüya olur biter mi? Korktum, Bir çocuğun karanlık bi odada yalnız kalması gibi... Şimdi meraktasın değil mi? Ben gitim karanlık odadaki çocuğun boyu ışığa yetebildi mi? Endişe etme,an geçti,çocuk büyüdü,düş çürüdü, mevsim değişti...şimdi yosun kokan gözlerimde, bir mazi gizli... | |
|
![]() |
| Etiketler |
| noranynn |
Noranynn Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| NoRanynn | GÜLGECELER | Üyeler Hakkında | 6 | 19-03-2009 13:28 |
| NoRanynn | SatanpisT | Duygu Yüklü Flash'lar | 2 | 06-11-2007 18:02 |