Noranynn Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Yazın Hayatı
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 23-06-2006   #31 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn



Kendimi kandırmaktan yoruldum...Hep senin haklı olduğun yalanına tutunmak artık zor geliyor bana.

''Ben yanlış anladım...Hayır,sen öyle yapmak istemedin.
Tamam,suçlu bendim.Sen haklısın,sen suçsuzsun,sen masumsun.
sen...sen...sen...''

Ya ben...!
Her yanlışının ardından doğrularını arayan,onlarla avunan ben,kendini haksız bulup kahrolan,kendini gecelere vuran ben...
Ama yinede nerdeyse bundan mutluluk duyan gene ben.Tekrar tekrar aynı acıyla yanan,her acıyla birkez daha aşık olan hep ben...
Bunları yazması kolay da,taşıması öyle kolay değil.Her babayiğidin,her aşığım diyenin çekeceği dert değil...

İşte ben bu cesaretle,bu koskoca sensizliği yenmeye çalışıyorum...Gözlerimden öteyken bile özlerken tenini,gönlümden öte atıyorum tüm hislerimi...

Eskiden...
Verdiğin acıya bile razıydım.O ; ayrı bir haz,ayrı bir paylaşımdı.İçimde kıpır kıpır bir umut vardı.
Zaman zaman aklımı karıştırıp hayallerime oturttuğum sen,sonra hiçbirşey olmamış gibi davranıp sessizce ama ardında derin sancılar bırakarak yokediyordun herşeyi...
Biliyor musun...gitmelerine bile alışmıştım artık!

Şimdi...
Dayanamaz oldum bu yürek sancılarına,artık kaldıramıyor bedenim,senin uğruna olsada...
Senin uğruna ama senden habersiz,ama sensiz...Senin hayallerin başkayken,hayallerimin bir parçası yapamıyorum artık seni...

Güçsüz de...yapamadı,pes etti de...yoruldu,gitti de...
İnan son kez dayıyorum başımı omzuna,
İnan son kez bakıyorum böyle içten sana,
Ve inan son kez ağlıyorum uğruna...

Son Düzenleyen Blue Blood; 23-06-2006 @ 16:34.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 24-06-2006   #32 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn

Kırdığın kalplerden çaldığın parçalarla yapmaya çalışıyosun kalbini.bölük pörçük sevmelerin hep bu yüzden.sevmelerin,sevememelerin, nefretlerin,ayrılışların,hüzünlerin,aşkların..
sevdiğim için gözardı etmeye çalıştım bunları.bağımlılıkla umarsızlık arasında gidip geldim.sense her zaman tehlike anında kırılacak bi kalp olarak gördün beni.

neden böylesin?hayat kadar acımasız,korkusuz.ayrıca kalpsizsin de.ölümü,sonsuza kadar kaybetmenin ezikliğini,yenikliğini anlamayacak kadar hemde.ve tüm bunlara rağmen ne olduğunu asla anlayamadığım yanımsın benim ve denize düşüpte ıslanmaktan korkutan bi savaşsın yüreğimde.zaten sarsak olan kelimelerimi oldukları yerde bile bi araya toparlayamıyorum artık.seni unutmamı sağla bana.

şimdi bana gittin diyosun ya ağlayarak.yüzünü çevir ve aynaya bak.giden sendin anla artık olduğun yerde durarak.giden sendin.bi sevmelik canım kalmış zaten bırak, harcama beni..

''içimdeki çocuğun masal saatine denk geldi aşk''
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 25-06-2006   #33 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Noranynn

SEVİLMEDEN SEVMENİN NE MANASI VAR
sevenlerin feryadı bitmez gönül sevince gözyaşı dinmez sevmeyi bilmeyen halden halden anlamaz sevilmeden sevmenin ne manası var gönül aşkına olmaz ki isyan seni seve seve oldum perişan çile çeksem bile yine gönlüm şen sevilmeden sevmenin ne manası var


ANLADIM
Öyle bir yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir AŞK YAŞADIM Kİ,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum, okudum, ANLAMADIM
Kendi kendime konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki ''söz ver kendine.''
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan,ÖNCE SEVMEYİ BİLECEKSİN
Uçmayı seviyorsan (Kİ KELEBEKSİN) düşmeyide bileceksin
Korkarak yaşıyorsan,yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki ZAMAN
Hep acele etmem bundan, ANLADIM..

Son Düzenleyen Blue Blood; 26-06-2006 @ 13:15.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 25-06-2006   #34 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn

Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi, her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi.

Nefretimle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum.

Sabahları cebime koyup “iyi ki”lerimi, “keşke”lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum yola, günün bir saatinde “keşke”lerimi alıyorum, başka bir saatinde “iyi ki”lerimi yanıma.

Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu yorgun kelimelerden medet umuyor.

Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış, geriye kalan bir et parçasıymış anladım.

Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam kalbim sendeki gibi atmıyor.

Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum.

Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum, aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum...

Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar acıtmıyormuş.

Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden büyükmüş aslında.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 25-06-2006   #35 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Noranynn

GÖZYAŞLARIM

Ağladığıma bakmayın benim,
Hüzün yok bende şuan sevinç var.
Bu gözyaşlarım, mutluluk gözyaşları.
**
Dün kaldırımda soğuktan donarken bulduğum.
Sonra sarıp sarmalayıp,
Kimsesizler yurduna sunduğum.
Genç'in yaşadığının gözyaşları bunlar.
**
Birde beni kim buldu, getirdi,diye sormuş.
Ve sonra kirli ellerini kaldırıp,
Bana dua'da bulunmuş.
Teşekkür ederim...
**
Şimdi yanına gideceğim,utanıyorum.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
**
Birde çevresinde bu haldeki,
Muhtaç ve aç insanlara el uzatmayanlara,
Bu gözyaşlarım.
Dostlarım,sizede birazıcık...


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 27-06-2006   #36 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn

Gidiyorum
Yana Yana Da Olsa Öldürse de Bu Gidiş Beni Gidiyorum…
Gitmezsem Eğer Biliyorum Kararacak Hem Senin Hem Benim Dünyam…
Ne Oldu Bize,Neden Bu Durumlara Düştük,Bu Hallere Geldik
Neden Hep Yorduk Birbirimizi,Dinlendirmek Yerine.Eskiden Huzur Veren Bakışmalar Neden Daha Sonraları Acıttı İçimizi…
Ne Yaptık Birbirimize Yada Ne Yapmamalıydık…
Neyse Dedim Ya Gidiyorum.Ne Olur Sende Benden Git;Gelme Peşimden;Acıtma İçimi Daha Fazla….Bırak Unutayım Yaralarımızı…Eskisi Gibi Kal Anılarda…
İnan Böylesi Daha Güzel…
(Hiç Olmadı Okyanus Gibi Derin,Saf Ve Büyük Bir Sevdam…)
27.06.2006
14.28
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 27-06-2006   #37 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Noranynn

Ölüme Yolculuk


Yolcuyum artık bu dünyadan
Yolcuyum topladım bavulumu
Bavullar dolusu keder.
Söyle be biletçi,bu tren nereye gider.
Yalnız ölüme olsun yolculuk
Durma be biletçi kes bir bilet.
Uzak kalmışım sıladan,yardan,anadan.babadan
Anarlar şimdi beni uzaktan
Bense şimdi istasyon da
Ölüme giden yolda
Yalnız,garip ve kederli
Bekliyorum ölüm saatim
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-06-2006   #38 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn

Dokunmayı özlerken... Şimdi telefonda bile sesini duyamaz oldum. Az önce tekrar okudum bana yazdığın tek mektubu.
Ne kadar inanılmaz geliyor şimdi yazdıkların "Seninle herşeye varım ben" Sanki Masallar Şehrinden geliyor yazılanlar sanki sen degilsin bunları yazan söyleyen.. Değişmiyor hiç bir şey değişenlerde var aslında özlemin ve sevgin büyüyor her gün.. Biliyormusun seni çok özlüyorum kokun gitmedi hala zarfın içinden. Buram buram sen kokuyor..
Sorsana bir nasıl dayanıyorsun koklamaya diye koklayamıyorum canım çok acıyor.... Ya herşeyi aldığın gibi benden o kokunuda alırsan... olsun bırak canım acısın kokun kalsın.. Artık hergün sensiz mi kalacağım gerçekten inanamıyorum biliyormusun halen şaka gibi geliyor. Sanki birazdan çalacak telefon sanki birazdan otogardan bir otobüsten ineceksin Aşkım ben sensiz yapamıyorum diyecekmişssin gibi geliyor..
MASALLAR ŞEHRİ yandı yıkıldımı neden sesin ya da sen gelmiyorsun... Offff.. Sana demiştim ben bu telefonları hiç sevemedim diye şimdi telefon bile intikam alıyor sanki benden. Kırıp atasım geliyor ama umutlarımı taşıyorum cebimde.. kıramıyorum.. Haber bekliyorum ne zaman arayacaksın beni?? Benimkide hayal işte.. vakit çok.. Ömrümün son gününde geleceğine inandırdım kendimi.. Şimdi anlıyormusun bir insan ölümü niye bu kadar özler... Seni ya da ölümü her gün büyüyen sevgim ve özlemimle bekliyorum.. Seni çok seviyorum..
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 30-06-2006   #39 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Noranynn

İçimden geçiyorum...
Çıldırıyorum...
Üzülüyorum...
Yokluklarda yok oluyorum...
Ağlamak istemiyorum artık..
Bu öldüresi sessizlik hiç hoşuma gitmiyor...
Aklım çok karışık..


Şurdan biri gelse, elimde derdinin dermanı dese,çaren işte bu dese ve bitse...!

Hiç kimse tanıdık değil artık ve hiç bir suret anımsatmıyor birşey..

Körelmişim yada kör`olmuşum..
Çığrından çıkıyor gitgide çığlıklarım, kendi içimde yine kendime patlıyorum..

Patlasam neye yarar,hiç işte.. Birşey olmuyor, zaman dolmuyor, vakit geçmiyor bir türlü ve olan olmuyor.."Ne olacaksa olsun artık" derken bile eriyor yavaş yavaş insan..
Çoğu var, eksiği yok isyanların..

Düğüm düğüm işlenmişler sanki kader yolumuza..
Her çakıl taşı altından bir isyan çıkıyor..

"Ortalıkta çorap söküğü gibi dolaşmasana..
Ama gitsene..

"bi gitsene !!"

Yetmedi, yetmiyor yada yetmeyecek mi bu azap deresinden akan kırmızı sular..
Bir sonu gelmeyecek mi sonsuz düşlerin yada kırıklarının..?
Ama ses vermeyecekse yine yankıların!
O zaman bu azaba kendi kendine son vermekte sakınca bulmayacak kulaklarım..

Üşürken,havanın buz gibi derin soluğunda terlerim...
Soğuktan buz tutmuş parmaklarım bir dokunuşta,tuzla buz olmayacak mı?

Olacak elbet olacak, hepsi bir son bulacak..

Birazdan...
Az sonra...
VE
Şimdi...
Gidip tek nefeste ve bir seste...
İkiye bölecek penceremden dünyayı dudaklarım..

Eyyyyyy
Zalim
Yarrrrrrrr...!
Sadece Sen olma diye ..
Canımın en can yerini..
Yüreğimin Sesini Susturdum..
Ve yüreğimin yarasına..
Tuz bastım...Kanasında içindeki sen çıksın diye..
Gitsene...Nolur..! ...Bi gitsene...!
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 30-06-2006   #40 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Noranynn

Sen bir MELEKSiN


Melek Hanım, bu akşam bir başka hazırlık yapmıştı. Bir başka çıkmıştı kocasının karşısına. İpek gibi siyah saçlarını omuzlarından aşağılara salmıştı. Birilerinin dışarısı için gösterdikleri özeni; o, sadece kocası için gösteriyordu. En güzel elbisesini giymiş, yeni gelin gibi süslenmiş, ‘yaratılışımı, yüzümü güzelleştirdiğin gibi, huyumu ve ahlakımı da güzelleştir ya Rabbi’ diye dualar etmişti. Kararmakta olan akşamın ilk karanlığı içinde; tül perdenin altından bakabildiği kadarıyla kocasının gelmesi için yolu gözlüyordu. Tahir Bey, ise fena halde yorulmuştu ama vazifesini yapmış olmanın huzuru içinde eve dönüyordu. Üzerinde taşıdığı anahtarı ile kapıyı açacaktı ki; eşi Melek Hanım\'ını kapıyı açar olarak buldu. Melek Hanım, içeri giren kocasının boynuna sarıldı. Davranışları ile onun gönlünü alevlendiriyordu. O, evinin hanımı, hanımefendisiydi.
“Selamünaleyküm.” Dedi Tahir Bey,
“Aleykümselam. Hoş geldiniz efendim.”
“Hoş bulduk canım” dedi. Tahir Bey, bir buse kondurdu güler yüzle kapıda kendini karşılayan hanımının yanağına. Melek Hanım, Tahir Bey’e terliklerini verirken; elindekileri aldı. Pardösüsünü astı. Hanımı tarafından güler yüz, tatlı söz ile karşılanan Tahir Bey’in bütün yorgunluğu bir anda çıkıvermişti sanki... Şu Melek Hanım, ne hoş bir kadındı. Tahir Bey, kolunu onun beline doladı. Birlikte salondaki kanepeye kadar geldiler. Karşılıklı hal ve hatır sordular. Bundan dolayı her ikisi de ziyadesiyle memnundular.
“Bu güzel karşılamayı neye borçluyum acaba?”
“Görevinin bilincinde olan bir hanım almaya!”
“Ey Rabbim ne kadar şükretsem yine de azdır. Senin gibi bir Meleği nasip etti bana…”
“Ya ben bu övgüyü neye borçluyum?”
“Görevinin bilincinde olan; bir beyle evlenmeye!”
“Sen hem çok akıllı, hem çok zeki, anlayışlı, güzel, kibar, nazik, hem de çok sevimli, hem de çok…”
“Yeter, görende bir şey var zannedecek.”
“Sen başkasın, benim için ‘çok özel bir yer’ sahipsin. Sen benim bir tanemsin. Ben seni övmüyorum, hakikati söylüyorum. Hem senin övülmeye ihtiyacın mı var? Kadın, evi ve kocası için süslenmeli. Ama kadınlar daha çok dışarı çıkacakları zaman, sanki bir başkaları için süslenirler. Evlerinde ve kocalarının yanında ise sıradan şeyler giyerler. Sen öyle değilsin, bir tanem.”
“Nasılım peki?”
“Sen başkasın…”
“Evlendiğimiz günden bu yana seni çamaşırda, bulaşıkta görmedim. Üstün başın pis ve dağınık görmedim hiç.”
“Benim en önemli vazifem; sana huzurlu bir ortam hazırlamaktır. Sizi huzurlu ve mutlu gördükçe, dünyalar benim oluyor.”
“Ya Rabbi ne amel ettim ki, bana böyle bir melek nasip ettin?” diyordu Tahir Bey. Melek Hanım Tahir Bey’in geçen her gün sevgisi artıyor, gözünde ve gönlünde büyüyordu. Melek Hanım da ‘sen benim hayat kaynağım, umudum, sevgim, aşkım, her şeyimsin, sana kul köle olmak istiyorum’ diyordu. Ne yapar eder, gönlünün en uç noktasına kadar inerdi. Çalışmalarında destekçisi olur, şevk ve zevk vermeye çalışırdı. Bu güne kadar, ne kıştan ne yazdan, ne soğuktan ne de sıcaktan şikayetçi olmamışlardı. Huyları da öyle birbirine benziyordu ki! Kocası evde olduğu zaman; iş çıkarmazdı ortaya, sürekli yanında olmaya çalışır, sevdiği yemekleri yapar, duruma göre çay, kahve, meyve getirir, soyup dilimleyerek eliyle de ikram ederdi. Tahir Bey ne zaman misafirle gelecek olsa, kapı ziline basar, Melek Hanım’ın ‘kim o?’ sorusuna ‘biziz’ cevabıyla yalnız olmadığını anlar, gelen misafirin zahmet değil rahmet olarak geldiğine inanır ona göre hüsnü muamelede bulunurdu. Ne kadar geç gelirse gelsin, asla ‘kadına kocasından önce yatmak yakışmaz’ der mutlaka kocasını beklerdi.
Melek hanım, abdest almak için gömleğinin kollarını sıvarken; Tahir Bey’in ayaklarına uzanarak çoraplarını çıkarmaya başladı. Tahir Bey, onu ellerinden tuttu, memnuniyetini ve sevgisini belli etmek için; anlına bir öpücük kondurdu.
“Sen benim hizmetçim değil, eşimsin.”
“Çoraplarınızı çıkarsam ne olur ki!...”
“Bu senin görevin değil.”
“Seni memnun ve mutlu etmek, benim görevim değil mi?”
“Bu ikimizin de görevi…”
“Öyleyse müsaade ette çıkarayım.”
“Hayır.”
Tahir Bey kendi çoraplarını çıkardı. Lavaboya doğru giderken; “Bu Allah’ın bana bir hediyesidir” diye, dua edip şükretti. Abdestini alıp çıkınca onu elinde havlu ile bekler buldu.
“Yapma Meleğim.”
“Size hizmet etmekten zevk alıyorum.”
Birlikte akşam namazını kıldılar. Melek Hanım yere sofrayı hazırlarken; Tahir Bey eşine sofra hazırlamada yardım ediyordu.
“Sen otur efendi…”
“Sana yardım etmek istiyordum.”
“Eksik olma. Ama erkeğin dışarıda başarılı olmak için içeride dinlenmesi lazım.” İkisi de bir birinin hoşgörüsünden, nezaket, sevgi ve saygısından son derece memnundular. Huzur doluydular. Örnektiler. Yemekten sonra ağzını yıkamak için lavaboya giden Tahir Bey, onu yine havluyla bekler buldu. Onu havlu ile birlikte kucakladı. Ne asil bir hanımdı, şu Melek Hanım.
“Sen bir Melek’sin.”
Yemekten sonra oturup sohbet ettiler. Aynı derdin, aynı tasa ve kasavetin, aynı ideal ve davanın insanlarıydılar. Yıllarca birbirini görmemiş iki aşık gibiydiler. Yatsı yaklaştığında; Tahir Bey’in pardösüsünü getirdi. “Yatsı ile sabah namazlarını camide ifa etmen senin için daha hayırlıdır diye düşündüm” diyen Melek Hanım’a teşekkürden başka verecek cevap bulamadı.
“Şu sendeki tatlı dil var ya!...” dedi.
O gidince bulaşıkları yıkadı, ocağa koyduğu çayı demledi. Abdestini tazeleyerek namazını kıldı. Geleceği zamanı tahmin ediyordu. O cebinden anahtarını çıkarırken; Melek Hanım kapıyı açtı.
“Kapıda mı bekledin yine!...”
“Sen hem kocam, hem de hocamsın. Dünya ahiret mutluluğumu sana borçluyum. Nankör olamam. Hakkını nasıl öderim sana…” Salonda Tahir Bey tefsirde dünkü kaldıkları yerden devam etti. Melek hanım hem çayını doldurdu, müphem konuları açıklaması için hem de sorular sordu. Melek Hanım okudu, Tahir Bey değerlendirdi. Erken kalkmak için; erken yatmak bir gereklilikti. Yatmadan önce Tahir Bey abdestini tazelerken; Melek hanım yatak örtüsünü kaldırdı, yastık ve yorganı açtı. Gecelik ve pijamaları hazırladı. Dualarını ettiler ve yattılar.
Gece yarısı uyanan Melek Hanım, abdestini alarak; teheccüd namazı kıldı. Eşine, kendine ve tüm Müslümanlara dua etti. Yatağında asude bir şekilde uyuyan Tahir Bey’i uyandırmaya kıyamadı. Sessizce yanına sokularak yattı. O uykuya varmak üzereyken Tahir Bey teheccüd namazını kıldı, dua etti. Muhabbetle yatan eşine baktı. Sabah namazını camide kılarak eve geldiğinde sabah kahvaltısını hazır buldu. Huzur ve saadet içinde kahvaltılarını yaptılar. Melek Hanım, her günkü gibi, sevgiyle Tahir Bey’i işe yolladı. Melek Hanım biliyordu ki…
“İnsanların, hayatını bir yaşam biçimine dönüştüremiyorlardı. Yuvayı her ne kadar erkek yapsa da, kadının huzur ve mutluluk içinde devam ettirebileceğini gayet iyi biliyordu. Evden sevgi ve muhabbetle işe çıkan erkeğin; gözü ve gönlü dışarıda kalmayacağını, akşam olunca da; sevgi ve muhabbetle eve döneceğini ama herkesten daha iyi biliyordu.”

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Noranynn Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
NoRanynn GÜLGECELER Üyeler Hakkında 6 19-03-2009 13:28
NoRanynn SatanpisT Duygu Yüklü Flash'lar 2 06-11-2007 18:02