| | #391 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Artık ben gidiyorum... Belki sensizliğin yollarında yürürken ıssız olacağım, tek başıma olacağım.. Belki de sevdalar çıkacak önüme. Kimi zaman sarıp yaralarımı, kimi zaman acıtıp kanatacaklar. Zaman zaman sevdana yanacağım yine, kimbilir.. Ama korkularımı yük etmeyeceğim kendime bu yolculukta. Yüreğimin senin olan yanını, yine sende bırakacağım.. Bende kalan yanından yeni bir ben yaratacağım.. Bende bittin sanma sakın.. Yok olmadın hala benim için.. Ben seni tıpkı adın gibi, kalbimin sonsuzluğuna gömdüm.. | |
|
| | #392 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Ama sonunda kendinden de sıkılır insan elbet... Gün gelir, terk edebilir en sevdiklerini bile... Birtek yanlızlığımız ömür boyu yanlız bırakmaz bizi... O yüzden bence aşk tek kişiliktir... | |
|
| | #393 (mesaj-linki) | |
| güneşi tutmasınlar Güneş tutulacakmış! Demek, güneş şimdiye kadar özgürdü? Kim tutacak ki güneşi? Kimler yakalayacak o kor gibi ateşi? Güneş tutulacak. Birileri yakalayacak, en müstesna anı. Benim güneşim çoktan tutulmuş. Ben ay ışığında yaşayan bir yarasa, Karanlıklara alışık bir drakula! Benim güneşim çoktan tutulmuş, beni zindanlara atmışlar. Beni güneşsiz yaşatmışlar. Güneşim tutulacak? Güneş tutulacakmış, ışık vermeyecekmiş, ısıtmayacakmış, kuşatmayacakmış. Zifiri karanlıklarda yaşamayı seven ben, hiç aldırmıyorum, hiç merak etmiyorum. Benim güneşim tutulmuş tutulacağı kadar. Siyahın ötesine geçebilir mi hiçbir renk, hiçbir ışık? Bana güneşi anlatabilir misiniz? Beni ışıkla buluşturabilir misiniz? Gözlerimi açabilir misiniz? Güneş tutulacakmış? Kimin umrunda benim güneşim? Bizim güneşlerimiz zaten tutulmamış mı? Zaten çökmemiş mi üstümüze geçmişin karanlığı ve yel götürmez bulutlar? Zaten kuyularda yaşamıyor muyuz? Gördüğümüz gök, aslında bir kuyu ağzı olmasın? Güneş zaten tutulmuş ey insan! Benim güneşim tutulmuş, senin güneşin tutulmuş, güneşlerimizi tutmuşlar! Güneş tutulacakmış ve biz seyredecekmişiz? | |
|
| | #394 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnDevam ediyordum hayatıma, seni hiç tanımıyordum.Renksiz ve belki de sürekli aynı şeyleri yaparak yaşayıp gidiyordum, gri rengi benimseyerek hayatımda.. Ve başka renkler katmıyordum hayatıma.. Kırmızının acısını yaşamak korkutuyordu yüreğimi..Kan kırmızıya boyamak istemiyordum bedenimi.Bu nedenle çekici geliyordu bana ve hergün aynı yerlerden geçip, aynı şeyleri yapan aynılaşmış yaşamları izlemek sıkmıyordu canımı asla.. Yada şöyle demeli... Biraz sıkıcı ama az acılı... Gördüğüm mutsuz yaşamları kaleme alırdım çoğu zaman. Çoğu zaman onların acısı bin parça ederdi yüreğimi. Sen en çok bu yanımı severdin benim. En çok bu yanım etkilerdi yüreğini. Ben senin etkileneceğini bilmeden devam ederdim siyah-beyaz yolumda ilerlemeye elimde kağıt kalem bilinçsizce.. Kimi zaman arkadaşımın gözyaşına karışırdı yanağımdan süzülen damlalar.Kimi zaman ölü yavrusunun başında miyavlayan bir anne kedi etkilerdi beni derinden.. Ve ben düzelmesini ümit ederdim çoğu kez kaleme alırken yaşananları... Ve sen en çok bu yanımdan etkilenirdin.. Ve ben seni o zamanlar hiç bilmezdim... Keşke hiç "Bilmeseydim..!" Keşke hiç "Görmeseydim..!" Keşke hiç "Bakmasaydım..!" gözlerine sevdiğim... Söyler misin bana.. ? Ne yaptım sana, seni çok sevmekten başka... Söyler misin bana.. ? Neydi suçum, seni çok sevmek dışında... Griydi benim hayatım; renksiz ama acısız aynı zamanda.. Sen çıktığında karşıma direndim... Evet direndim gözlerinden fışkıran renkli hayata... Evet sevdiğim; siyah-beyaz yolumda, grimsi hayatıma devam etmek için çok direndi yüreğim... Ama olmadı... Olamadı.. (alıntıdır) | |
|
| | #395 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn YORGUN ZAMANLARIN İNSANLARI Yorgun zamanların insanlarıydık Kırılgandık, Gözlerimizde ürkek bakışlarla hayata tutunuyorduk Yaşamalıydık, Dokunsalar alarmıydık? Yoksa, Ağlamak için dokunmayı sebep sayanlardan mıydık? Gözlerimiz de her daim iki damla yaşı hazır tutardık Gidenler akla geri geldiğinde onları böyle anardık Ağlardık… Çocuktu yüreğimiz, Küçük sevgilere kanat çırpar, üzüntüleri yok sayardık Oysa, Neleri görüp, nelere üzülmüştü bu yürekler, Ne sevgiler için kaç kere yas tutmuşlardı kara gecelerde, Korkarak… Islak gözlerimizi kaç kere kurulamıştır yastığımız, Bilinmez… Yardımcımız olması için ALLAH’ a Kaç kere duaya kalkmıştır ellerimiz, Hayatta kaç dilek hakkımız olduğunu bilmeden Kaç kere dilek diledik ALLAH’ dan Kimin için ne dilediğimizi bilmeden Bizim için değerli olan neleri feda etik bir sevgi uğruna. Kaç kere… Ağladığımız belli olması diye, Her fırsatta yağmura eşlik etme gereğini duyduk, sokaklarda Ya da kaç kere, İçimize akıttık gözyaşlarımızı, boğazımızda koca bir acıyla Oysa, Her bulduğumuz da kaybettiğimizi sandığımız, Ama aslında hiçbir zaman bulamadığımız Neleri tükettik yüreğimizde, Hayatımıza izini süren neleri düşündük sabahları bulan geceler de Kaçımız dürüsttük, kaçımız yalancı, Kaçımız korkmadan haykırdık içimizdekileri Kimsenin ne düşüneceğini umursamadan Kaçımız cesurduk, kaçımız ürkek… Ama hepimiz, Aşk ya da sevgi adına her ne derseniz Tutulduk… Belki de sonunu bile bile atıldık kollarına Yürek bu gider bulur bir yerde aşkı O ki gelmek için mekân kollamayan, Zamanın durduğu yerde ilerleyen bir serseri Atarız gene kendimizi aşkın dikenli kollarına Kanatana kadar çırpınır dururuz aşkımız uğruna Zaten ne kadar acıta bilir ki canımızı Acıttığından fazla… Alışır bünyemiz artık bu aşk acısına Her şeyin ilacı zaman der büyüklerimiz, Nasihatimiz olur… Kaç saatte alacağımızı bilmediğimiz aşk ilacımız Koca bir düğüm olur boğazımızda… Tesellimiz ise yine ZAMAN olur | |
|
| | #396 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Hadi dramatik olmasın bir veda da ne çıkar? Ayrılırken gülümseyebilelim bir kere de, İçten bir el sıkışma olsun son dokunuş, Yaşananların hatrına düşman değil de pişman bakalım birbirimize… Kendine iyi bak olsun ağzımızdan çıkan son heceler. Hala için titresin bakarken gözlerime, Utanmalısın ayrılırken, Yanlış bir şey yapmış gibi başını öne eğmeden, Kalbinden başka birini bulup unutmakta geçmesin ne çıkar sevmesen bir daha? Hayalimle süslesen yine gecelerimi, Sanki hiç tanışmamış gibi, İlk aşkın gibi, Heyecandan kalbin duracak, Sesin kısılacak gibi olsun, Konuşamayacak kadar titresin dişlerin, Ve ellerin ellerimi son bir kez tutamayacak kadar terlesin. Ayrıldıktan sonra da özle beni, Ara,mesajlar çek,hiç utanmadan sıkılmadan, Dost gibi, Ama çokta dost değil, Hani hem sev hem çaktırma!! Gibi…. Sonra bir gün de ki bana, Beraber bir nescafe’ye ne dersin,biraz laflarız.. Sonra ben ne diyeceğimi, Ne giyeceğimi, İlk gördüğümde nasıl davranacağımı şaşırayım, Sonra özlememiş gibi çaktırmadan tokalaşalım.. Gitgide koyulaşsın sohbet, Eskilere gelsin, Ben sana, -Şu masayı hatırladın mı? Diye sorayım.. Sen de beni hiç bekletmeden, -Aaa evet unutur muyum hiç de.. Ben mutlu olayım.. Sonra dayanamayıp elimi tut, Ben inanamayım, Bir daha hiç ayrılmayalım diye fısılda kulağıma.. Bu kadar özletme bir daha kendini diyeyim ben sana.. Ve bu sefer karar verecek çok farklı şeylerimiz olsun… Betül & Heren | |
|
| | #397 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn
Ecel tuzağını açamaz mısınAçıp da içinden kaçamaz mısın Azad eyleseler uçamaz mısın..Kırık mı kanadın kolların hani Aç mısın yok mudur ekmeğin aşın..Odan ne karanlık yok mu ataşın Hanidir güveyin hani yoldaşın..Hani kapın bacan yolların hani Bunda yorgan döşek yastık var mıdır..Bu geniş dünyada yerin dar mıdır Dalın tahta duvar önün yar mıdır..Yeşil başlı sunan göllerin hani Yatarsın gaflette gamsız kaygısız..Ninni balam ninni kalma uykusuz Hem garip hem çıplak hem aç hem susuz..Felek fukarası malların hani Her gelip geçtikçe selam vereyim..Nişangah taşına yüzüm süreyim Kaldır nikabını yüzün göreyim..Ne çok sararmışsın hallerin hani Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın..Uyandın da taş yastığa dayandın Aslı hanım gibi kavruldun yandın..Yeller mi savurdu küllerin hani. | |
|
| | #398 (mesaj-linki) | |
| Her gün birşey daha kaybediyorum senden öte.. Varlığın bir hiç gibi. Yokluğun bedenimi yakar... Yine gördüm seni. Yanıma oturdun. Ama konuşmadın bile. Sessizlik çökmüştü içine sanki.. Sana sevdiğimi söylemek istedim.. ama sadece istedm.. /yapamadım/ Yanımdayken kokunu duydum ya.. Bittiğim an "o" andır.. İçime çektim doya doya. Hissettim yüreğimde. Kalbime söz geçiremedim yine... İsmini bile bilmediğim sevdiğim.. Özledim seni! Seninleydim "o" an. Sadece senindim.. Söylemek istedim sana. Haykırmak istedim dağa,taşa. ama sadece istedim.. /yapamadım/ Her gün birşey daha kaybediyorum senden öte.. Varlığın bir hiç gibi. Yokluğun bedenimi yakar... Yüreğimin çarptığı, sana söyleyemediği an "o" andır.. Yine gördüm seni sevdiğim.. Sen ise hiç konuşmadın.. Bende sessizlik elbisemi giydim işte "o" an... Yüreğimde çığlıklar... Çok yalnızım sevdiğim.. Sana aç.. Sana susuz.. Sana hasret.. İsmini bile bilmediğim sevdiğim.. Yalnızım şimdi. Yoksun yanımda. Ağladım gecelerce uğrunda. Dinsin yüreğimdeki bu sancı.. Bedenim kavruluyo.. Yüreğim acıyo.. Dayanamıyorum.. Anlamsızlıklar içinde kayboldum. Çözüm yolu aranıyorum.. /Senden ba$ka/ Yalvarırım geri dön.. Yada yok dönme. Yada istersen dön.. Ama boşver. Sen sana yakışanı yap. Gitmeler sana yakışır! Ayrılığın hakkını ver... Anlamsız kıl tüm yaşanmışlığı... Kalmayı BECEREMEDİN, Bari gitmesini öğren ! Ne bileyim vur sırtımdan mesela, Adı AYRILIK olsun ! Gidişlerden gidiş beğen, yeterki GİTMELER senin olsun... Çok oluyorsun böyle gitmek mi olur !!! Her gidişinde kendini bende unutuyorsun...! | |
|
| | #399 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn İçimde bir hastalık başladı aniden.Bu öylesine amansız bir hastalık ki; asalak gibi tüm duygularımı kemiriyor.Hakim olamıyorum ona hükmedemiyorum.Hastalığım ne mi? Nefret...Nefret...Nefret! Şimdi senin yokluğunda her şeyden nefret ediyorum.Eskiden yanlızlığımın en yakın sırdaşı olan mavi denizlerden,tatlı sert dalgalardan şimdi nefret ediyorum.Bana yanlızlığımı hatırlatıyor şimdi kıyıya ulaşan her dalga. Şu bana her zaman romantik gelenşiirlerimin ilham kaynağı kızıl ufuklardan, güneşin batışından nefret ediyorum.Biliyor musun artık dünyadan ve şehirlerdende nefret ediyorum.Şehirleri ayıran uzun yollardan da,derin uçurumlardan da nefret ediyorum.Nefretim en çok iki şehirde yoğunlaşıyor.Birincisi ayrılığı tattığım bu şehirden,adına ayrılıklar şehri dediğim, gecesine şiire yattığım, gündüzüne umutla baktığım, havasını ciğerime çektiğim bu şehirden nefret ediyorum.Ve senin yaşadığın şehirden nefret ediyorm.Bana senin yokluğuna ağıtlar yaktırdığı, seni ışıltılı gecelerinde barındırdığı için o şehirden nefret ediyorum. Nefretim o denli yoğun ki... O her gece ışıl ışıl yanan sokak lambalarını teker teker kırıp karanlık katran gecelere mahkum etmek istiyorum.Karanlıklara gömülsün ki karanlıkta kalmak nasılmış anlasın istiyorum. İşte nefretim böylesine yoğun hasret çiçeğim. B ir gün bu nefretim beni öldürebilir. Ama ben nefretten değil senin sevginden ölmek istiyorum. Çabuk dön! Ölebilirim... | |
|
| | #400 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn AŞK Ne zaman yüreğimde bir deli tay gemi azıya alsa... Ne zaman yağmur yürekli bulutlarla yarışsa gözlerim.. Ve ne zaman ürkek bir ceylan geçse düşlerimden.. Sen geliyorsun aklıma... Duru, berrak, engin, derin gözlerinle sen... Gelip oturuveriyorsun yüreğimin orta yerine. "Ne zaman aklıma gelsen Kırk ikindi yağmurları misali Uzunca bir sağanak Boşalıyor gözlerimden Sana giden yollarda Başlıyor bir tipi Başlıyor bir boran" O ünlü türküye inat, yolun sonu görünmüyor, dağlar geçit vermiyor. Lakin; gönül de ferman dinlemiyor. Bir al kızı oluyorsun düşlerimde. Hani ninelerimizin soğuk ve karlı kış günlerinde anlattığı, ağzımızdan buharlar çıkarak, soğuktan kızarmış burunlarımızla dinlediğimiz o masal kızı.. Hani yakaladığında senin olan ve her isteğini yerine getiren güzel peri kızı. Seni yakalamak için büyük çaba sarf ediyorum. Ama beyaz bir köpük gibi kayıveriyorsun avuçlarımdan. Ellerim boş kalıyor, gözlerim boş bakıyor, yüreğim boş... Bir bebek oluyorsun sonra. Henüz emekleyen ve eşyalara çarpa çarpa yürümeye çalışan şirin ve afacan bir bebek. Ve yürüyorsun beynimde, bedenimde, yüreğimde.. tüm hücrelerimde yankılanıyor ayak seslerin. Sonra deniz oluyorsun. Yemyeşil/masmavi bir deniz. Nice fırtınalara gebe engin bir deniz. Ve ben gözlerinin hapsinde müebbet muhabbete mahkum bir forsa. Yüreğim yüreğine prangalı, gönlüm gönlüne kilitli bir forsa. Mahkum sevinir mi hiç? Ama ben seviniyorum. Çünkü senin mahkumunum. Ne güzel bir mahkumiyet bu. Ve sonra yağmur oluyorsun, rüzgar oluyorsun, bahar oluyorsun, aşk oluyorsun... Ama her şeyden önemlisi ben oluyorsun. Öyle bir ben ki; baştan aşağı sen... Fikrimin ince gülü, a yirmi dört ayarım, suna boylum, kalem kaşlım.. Yalan değil seni sevdiğim. Seni özlediğim yalan değil. Sensiz gecelere, öksüz hecelere, isyankâr ağıtlara, yetim türkülere, odamın duvarlarına sor. Dolunaya, ufuklara, başa karlı dağlara sor. Kalemime, bağlamama sor.. Bugün bunu bir kez daha anladım. Anladıkça ağladım, ağladıkça anladım. Ömrümde ilk kez böylesine deli seni sevdim.. Ömrümde ilk kez böylesine deli seni özledim.. Ömrümde ilk kez böylesine deli seni arzuladım.. Ve şimdi ömrümde ilk kez bir sigara yakıp; dumanını ciğerlerime değil, ta iliklerime çekiyorum. Gün doğmuş, gün batmış kimin umurunda. Yokluğunda terk edilmiş bir kent gibiyim.. Tut sana uzanan ellerimden Sevda Ecesi... Sıla tükensin, hasret ölsün. Tut... Ki ...........Leyla Mecnun aşk görsün.../ Alıntı (erol gmail) | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Noranynn Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| NoRanynn | GÜLGECELER | Üyeler Hakkında | 6 | 19-03-2009 13:28 |
| NoRanynn | SatanpisT | Duygu Yüklü Flash'lar | 2 | 06-11-2007 18:02 |