| | #431 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnHasret gözümden düşen iki damlam hüzünlü nazarım söyleyemediğim sözlerim alamadığım nefesim sessiz çığlığım çaresiz namem gördüğüm hüzünlü rüyam bir çocuğun minik avucu bir devin beyaz yüreği kara kısrağın şahlanışı taze gelinin kınası HASRET adın hasret adım sana hasret günüm hasret yıl hasret saat hasret anılarım hasret ten hasret tin hasret ben sana hasret sen bensizliğe... Hürrem Yalçın | |
|
| | #432 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn![]() HASRET Saçlarım hasret sevgiyle okşanışa. Yüreğim hasret sevildiğini bilmeye. Hasret yüreğim çırpınışlara. Bedenim hasret bir yudum heyecana. Duygularım hasret bir gün ışığına. Konuşmalıyım,konuş**ıyorum. Haykıramıyorum... Anlatamıyorum... Yalnızca ağlayabiliyorum... Ne komik, ne acizlik! | |
|
| | #433 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnSevdiğin Kadar Sevilirsin Herşey sende gizli, Yerin seni çektiği kadar ağarsın Kanatların çırpındığı kadar hafif... Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü... Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin... Yaşadıklarını kar sayma; Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün... Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki, ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanama her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin... Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer, Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın... Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın... Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın... Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ıslattığı kadar sıcak... Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın V e güçlü hissettiğin kadar güçlü... Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin... İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun... Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir, Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin, BUNU DA ÖĞREN; SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN....!!! Can Yücel | |
|
| | #434 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnBen hiç… Benim hep diye başlayan bir cümlem var. Başka hiç yok. Hep hiç oldum BEN. Türlü anlamsızlıklardan anlamlar oluşturmaya çalıştım ama başaramadım. Yok işte. Çabalarımın sonucu, tebessüme gayem, mecalim, mealim yok! Yarın! Tek anlamı olan sözcük bu lügatimde. Yarın gidiyorum. Sana rağmen gitmem gerek artık! Kendimi yok sayıp, tüm akları karalayıp gidiyorum. “Elimden tut Yoksa düşeceğim Yağmur beni gotürecek Yoksa beni…” Tutamazsın! Biliyorum. Bırakıyorum kendimi hüznün akıntısına, bertaraf edip tüm düşleri, el sallıyorum tüm sevdalarıma. Ellerime yüzüme sana inat gotürmeyeceğim. Uzanmayacağını biliyorum ya yağmuruma, denemeyi denesen de ıslak kalsın yüreğim. Nasıl bir yoksunluktur bu? Bilen biri cevap versin. Nereye kadar sürükler bu başı bozuk düzen beni? Yar dedikçe kanayan benliğim nasıl iflah olur? Biri açıklasın, anlatsın n’olur biri? Kendini aşıp da nasıl başarır gitmeyi gelmeyi Neyse.. Tüm bu sorular kendime aslında, sussan kaç kuruş, konuşsan ne! Baktım becerebildim gidiyorum olmadı gelmiyorum! Evet n’olmuş ağlıyorum, sana ne bundan! | |
|
| | #435 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim MURATHAN MUNGAN | |
|
| | #436 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Bizim de bir ayrılık vaktimiz varmış zamanını hiç hesaba katmadığımız. Yıllara yaydığımız aşkı, nasıl da hunharca harcamışız meğer. Nasıl da tüketmişiz elimizde, avucumuzda ve yüreğimizdeki tüm bozuklukları, Artık harcayacak kuruş kalmamış… Zaman hesap yapma zamanı değil sevgili! ”Koy yüreğini ortaya, iç hesaplaşma yap” demiyorum artık sana. Kimin ne kadar çok sevdiğinin de önemi yok artık “Riyasız, yalansız, çıkarsız, yarınsız” diye başlanılan aşkın “hiç kimseydin” diyerek kapatılması koyuyor insana… Şimdi avucumu açıyorum ve bir damlacık sevgi bulamıyorum, avunacak “Kim daha çok sevdi?” diyorsun ısrarla Bitmiş bir aşkın hesabını yapmak, yakışıyor mu bize? İllaki istiyorsan sevgimizin derecesini iyi dinle o zaman beni Benim aşkım bir okyanus; Seninse ; Elini suya batırdığında, parmağının ucundan süzülüp düşen su damlasıydı… Bu aşk sadece bir çıkmaz sokaktı… Rüya DeğiLdi İşte Ordaydın Tam Ortasındaydın Hayatımın SöyLediğimde Kızmıştın ama Görüyosun ya Bensizde Dönüyor Dünya...! | |
|
| | #437 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler,iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur…Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan’da Ganj Nehri’nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de… Newyork’ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de… Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan… Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye… Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da…. Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya… İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır… Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara… Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi… İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi,umutsuzluğumuzu… Birazdan sabah olacak… Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak… Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım… Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek… Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak… Aşkta yarın yoktur sevgili… | |
|
| | #438 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Uçurum bu aşkın sonu Aşka çıkmadan yollar Gitmeli sesim kulaklarından Yollar bana çıkmamalı Bende seni beklememeliyim Gelmeyeceğine inandır beni Kapat gözlerini gözlerime İzin verme seni sevmeme Korkularımı haklı çıkarma Yaklaştırma yüreğini bana Git gidebildiğin kadar uzağa Bu kadar yakınımda hissetmeyeyim seni Seni sevme ihtimallerimi al ve git benden Üzüldüğünü görürsem tutamam kendimi Kilit vuramam gözyaşlarıma Görmek istemiyorsan gözyaşlarımı Al kendini git benden Dudaklarım gitmeni söylerken Biliyorum gözlerim gidişine ağlayacak Gitmemen için yalvaracak Ama sen bilmelisin gitmen gerek Ben başa çıkabilirim hüzünle Ama dayanamam senin üzülmene Üzülmeni görmektense Razıyım sensiz olayım Ellerim ellerinle buluşmadan Ve zorlaşmadan yalnız kalmak Al kendini git benden… | |
|
| | #439 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; gülüşmelerimizi.. yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... Ya da saçlarını karıştırdığım da, Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana... Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek... "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... Yokluğunu beklemek, ne zor... Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duy..ama yoksun artık gelemezsin ebediyen.... | |
|
| | #440 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn bomboş bir sokakta açtım gözlerimi bu gün üşümüşüm...buz kesmiş ellerim ne garip, aklımdan hiç çıkmadığını sanırken, bugün HATIRLAMADIM seni üşümüşüm... buz kesmiş ellerim. ne garip, aklımdan hiç çıkmadığını sanırken, bugün hatırlamadım seni. ellerimi ısıtmanı dilemedim hiç. rehberde ~HytM~ yazıodu ama hayatım diildin bu sabah, başka bişedi adın, ama hayat diildi. bu sabah benim diildin... sen bu sabah kimdin?? dün gece başka birinin gözlerine bakıo olmanla ilgili diil bu, aslında beni hiç umursamamanla da ilgili diil, yanlışsın, yalansın. seni ben atmıyorum içimden. yüreğim kusuyo seni, gözlerimden akıyosun damla damla. sen hiç anlatma daha, sorma "napiosun" diye olduk olmadık bi zamanda. ben dayanamam gelirim sana, "git" de bana. ... ben anladım, yasaksın sen bana. ne ben varım sende biyerlerde, ne de sen kaldın benim hayallerimde, biz bittik!!!! şimdi ister dursun, ister dönsün dünya ... UMRUMDA DEĞİL!! ____ | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Noranynn Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| NoRanynn | GÜLGECELER | Üyeler Hakkında | 6 | 19-03-2009 13:28 |
| NoRanynn | SatanpisT | Duygu Yüklü Flash'lar | 2 | 06-11-2007 18:02 |