| | #41 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Öylesine... Canımı yakmadan ilk defa,gözyaşı dökmeden hiç,oturmadan sabahlara kadar...Düşündüm!!! Ne çok yara aldığımı,benden götürdüklerini,geride kalan yaşanmışlıkları... Belkide hâlâ...neyse Her zerreme daşılmış,tüm benliğimi kaplamış varlığın...Zor da olsa,yorulsamda,içimdeki seni bitirme hevesindeyim şimdilerde. Bana artık ruhsuz-duygusuz bakan gözlerini görmeseydim ve sen gitmeseydin...Ya da yitmeseydin hayallerimden bile... Belkide hâlâ...neyse Zaman herşeyin ilacıymış,kanayan yaranın devasıymış ya...bu sözlere tutundum işte. Umutla doğan güneş lazım bana,uykusuz geceler değil... Şen kahkahalar yakışır bana,gözyaşı değil... Bir de sendin gönlüme reva,eğer bitmeseydi bu rüya... Belkide hâlâ...neyse Artık keşkelere yer yok yeni dünyamda, Bundan böyle tüm keşkeler sana yakışır,senin lugatında.. | |
|
| | #42 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnSevginin Gül Rengi Ne zaman “bayram” dense Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi Bir yerde sevgiler ağlar benimle Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Yedi veya sekiz yaşlarında. Kokusuna doyamadığım, sıcaklığını doyasıya içime sindiremediğim annemi kaybetmiştim. Saçımı okşayacak bir anam yoktu artık. Ne de sırtımı örtecek şefkatli bir el. Amansız bir hastalık dediler adına, çocuk aklım ermedi. Çocuk aklım ermedi anayı yavrusundan ayıran, eti tırnağından söken, sevgileri linç eden, adına “ölüm” denen bu “göç” ü. Geceler benimle ağladı sessiz sessiz... Günler benimle... Sabahlar benimle... Bulutlarda yüzü şekilleniyordu sanki anamın gökyüzünde, her özlediğimde baktığım. Yağmur yağmur iniyordu elleri yüzümü okşarcasına. Yağmurun elleri anam kadar sıcaktı... Bir okadar soğuktum ben, bir okadar ürkek, bir okadar masum ve korunmaya muhtaç. Hani yaprağı titrer ya bir çiçeğin; Bilmez niye... Titrer ya içi bir çocuğun, hüzün iner gözlerine ... Üzülür, üşür ve koynuna sokar ellerini ısınmak için. Bir avuç bulamadığından kendine... Bulutlar ve ben hep aynı yerdeyiz hala. Özlemlerin vuslatında. Kimsesizliğin ayazında... Bulutlarda bir resim. Elimden tutuşunu hatırlıyorum bir gün babamın,”Hadi gel” deyişini.”Köye gidiyoruz, ninenler bizi bekliyor, seni oraya bırakacağım” Küçücük yüreğimden taşan acılarımla son bir kez daha bakıp odama selamlıyorum bulutları. Yeşilin her tonu, göz alabildiğince, sözleşmişçesine, burada toplanmıştı sanki. Adını bilmediğim dünya kadar böcek ve kuş. Gökkuşaği bir halı gibi serilmişti çiçek çiçek... Toprağın sesi yükseliyordu çıplak ayaklarımın altında. Mutluydum... Bulutlar ve ben hep aynı yerdeyiz hala... Yaşamımı renklendiren analı kuzuyu orda tanıdım işte, adını Berfin koyduğum. Küçücüktü. Simsiyah gözleri, ağzı ve kulaklarıyla bir sevgi yumağıydı sanki. İçimdeki boşluğu dolduruvermişti bir anda. Hissetmiş miydi ne öksüzlüğümü? Ne zaman dalıp gitsem dünlere, bitiveriyordu yanı başımda türlü türlü oyunlarla. “Al bu kuzu senin olsun, istediğin gibi bak ona” dediler. Dünyalar benim olmuştu sanki. Bir kuzum vardı artık. Yalnız değildim. Ben, kuzum ve de anası... Sonradan Serfin’ de katıldı aramıza. Serfin: evimizin haşarı bir o kadar da sevimli köpeği. Artık, Serfin ve Berfin’in bakımları bana aitti. Bu sorumluluk altında her sabah erkenden kalkıyor ellerimle onları doyuruyordum. Ne güzeldi Berfin’in annesinin peşinden koşması! Annesiyle oyunlar oynaması ne güzeldi! Ama, ne yazık ki uzun sürmedi bu “analı kuzu” mutluluğu. Bir eve bir öksüz yetmezmiş gibi acı bir haber dağlayıverdi yeni baştan çocuk yüreğimi. Kuzucuğumun anası yediği bir ottan zehirlenerek ölmüştü. Ölüm bir kez daha çöreklenmişti kapımıza. Kuzucuğum öksüz kalmıştı. Daha bir sıkı sarıldım sanki bu olaydan sonra Berfin’e. Ona yalnızlığını unutturmam lazımdı. Öksüzlüğünü... Serfin olayların farkında gibiydi. Ya da bana öyle geliyordu. Ne zaman melemeye başlasa Berfin, hemen onun yanıbaşında bitiverip, bir şeyler yaparak onu neşelendiriyordu. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Biz üçümüz üç dost, üç kardeş, üç sırdaş gibiydik. Biraz geç uyansam ikisi birden kapımda bitiveriyordu. Yemyeşil kırlar bizimdi uçsuz bucaksız. Bir de bulutlar vardı Mavi bulutlar Beyaz bulutlar Bulutlarda şekiller vardı Bulutlarda iki resim Yağmur daha çok yağıyordu sanki Bulutlar ve ben aynı yerdeyiz hala Bulutlar kuzum köpeğim ve ben Bir tatlı koşuşturmaca başladı günlerden bir gün evin içinde. Bir telaş. Çarşı pazar alışverişleri. “Hadi sana bayramlık alalım” dedi ninem. Hep beraber şehire gidip bir şeyler aldık. Çizgili beyaz gömleğim, mavi pantolonum ve yeni Trabzon derbey lastiklerim çok güzeldi. Gül rengi kırmızı kravat ve kurdele de isterim diye tutturdum. Berfin’e, Serfin’e ve bana. Kırmadılar. Aldılar. “Birazda kına alalım” dedi ninem. “Ellerimize yakarız. Berfin’i de kınalarız” Sevindim. hayvan pazarı dedikleri yer çok kalabalıktı. Hiç bu kadar insanı bir arada görmemiştim. Meydanlar koyun, kuzu ve danalarla doluydu. Kınalanmıştı kimisi, kimisi renk renk boyanmıştı. Bir anlam veremedim. Çocuk yüreğimin coşkusuyla yarının heyecanı sarıvermişti içimi. Yarın bayramdı... Kurban bayramı... Ne zaman “bayram” dense Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi. Bir yumruk tıkanır genzime, kelimeler titrer Titrer yüreğim Bir yerde sevgiler ağlar benimle. Bulutlar ağlar Kınalar yakıldı ellerime. Berfin’in başına kınalar yakıldı o gece. Anlayamadığım bir fısıltı vardı evin içinde. Sanki duymamı istemiyorlarmış gibi gizli gizli konuşmalar. Berfin ve Serfin çoktan uyumuştu. Ben de uyumalıyım. Yarının heyecanı daha şimdiden sarmıştı içimi. Ayakkabılarımı sildim, ninemin kınalı ellerimi bağladığı bezlerle, parlattım. Bir daha sildim. Şimdi daha parlak olmuştu. Elbisemi kapının arkasına astım. Gözümün önünde dursun diye. Uyandıkça bakarım. Kırmızı kravatım, iki tane de kırmızı kurdele duruyordu başucumda. Biri benim için, biri kuzucuğum, diğerini de köpeğimin boynuna bağlayacağım. Kınalı ellerimin kokusu karıştı bahar kokulu odama. Gece bir başka güzeldi sanki. Perdemi araladım, bulutlar yıldızlara bırakmıştı gökyüzünü. Göz kırptı biri, diğeri yer değiştirdi... Kaydı gitti... Tutamadım.. Boğuk bir ulumayla uyandım. Köpeğim, kapımın önünde havlıyordu. Önce ellerimin bağını çözdüm kurumuş kınaları topladım. Kapıyı açar açmaz yatağıma atladı Serfin. Paçamı tutup bir yerlere götürmek istercesine gözlerimin içine baktı. Acı çektiği her halinden belliydi. Daha yataktan kalkmamıştım ki kuzucuğumun acı meleyişini duydum. Birden bahçeye attım kendimi. Kınalı kuzumun gözleri bağlıydı ve sürüklenircesine bir ağacın altına yatırılıyordu. Kocaman bir çukur açılmıştı yanı başında. Hani titrer içi bir çocuğun, korkar, üşür, üzülür, ağlar ve koynuna sokar ya ellerini, tutacak el, sığınacak kucak bulamadığından kendine... Oradayım işte! Ninemin sesi duyuldu. “Berfin’i kurban ediyoruz. Sana başka bir kuzu daha alırız sonra. Bugün kurban bayramı” Toprak kaydı ayaklarımın altından Bulutlar kaydı ayaklarımın altına Sesler çığlıklara karıştı Kızıla döndü yeşil Ellerimdeki kına sızladı Kapının arkasındaki gül rengi kravatım Çaresizliğim büyüdü kocaman çocuk gözlerimde Hiç bir şey yapamamanın acizliğiyle yandım Gök yere indi gürültüsüyle Şimşek şimşek Yanağımdaki damla utandı ışıldadı ıslak gözlerim, ve... Başımı sokup yorganın altına Yitip giden sevgilere ağladım... Ne zaman “bayram” dense Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi. Bir yerde sevgiler ağlar benimle. Bulutlar ağlar Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala Bulutlarda üç resim Haykırabilseydim nefreti Haykırabilseydim sevgiyi Anlatabilseydim dostluğu Yapamadım. Kara bir bulut gibi çöreklendi o bayram sabahı küçücük yüreğime. Kimse anlamadı. Kimseye anlatamadım . Bayramları neden sevmediğimi... | |
|
| | #43 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Geceleri yokluğunda şiirler yazıyorum sana, Bazen sana okuyor ama asla sana yazdığımı soyleyemıyorum, Mucizelere inanırmısın..! İşte ben sana olan aşkım için bir mucize bekliyorum, Fal bakıyorum bazı zamanlar seviyor mu sevmiyor mu diye, Hep seviyor çıkıyor nedense, zaten sevmiyor çıksada inanmıyorum, Hep şarkılar dinliyorum,ama oyle sıradan şarkılar değil; aşk şarkıları, Sevgiliye söylenmek istenen şarkılar bunlar, Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağımı düşünürdüm bazı zamanlar, Sevmek neydi açıklamak isterdim ama yapamazdım, Yapamadığımda da böyle bir şeyin olmadığına inanırdım, Ama her aşık oluşumda da şiirler yazardım, Aşk vardı elbet bunu biliyordum, Her yerde senin o güzel ve gizemli gözlerini arıyordum, Sadece sana ait şiirler yazıyordum, Dedim ya: asla sana yazdığımı söyleyemiyordum, Biliyormusun, seni sevdiğimden beri herşey gözüme daha güzel, daha hoş geliyor, Çünkü onlar bana seni hatırlatıyor, Sana canım demek,sana ömrümün anlamısın,ruhumsun demek, Ve daha dünyada ne kadar güzel şey varsa söylemek istiyorum, Fakat boğazıma bir şey düğümleniyor, Bütün düşündüklerim bir türlü dudaklarımdan sana ulaşamıyor, Bazen gecenin esrarengiz sessizliği vuruyor içime, Herşeyimi allaha emanet edip uykuya dalıyorum, Belkide bir tek sana orda ulaşıyorum, Bitmesin bu rüya,bitmesin bu mutluluk, gitme yanımdan ne olur, Biraz daha kal, biraz daha tut ellerimi diyorum usulca sana, Ama yüreğime hasret diye yazılmış adın, Yine sevdanla beni bir başıma bırakıp gitmen gerek, Olsun, ben seni özlemekten de hiç bıkmıyorum Kaç dolunay geçti geceleri seni beklerken, Ve kaç kez ağlamaklı oldu gözlerim, Dedimya yüreğime hasret diye yazılmış adın, Gönlümde de acısı, yanımda olmayışının, Son satırlarım bunlar kalem tutan ellerimden sana, Hasretimsin diyorum,sevdamsın benim,herşeyimsin , Hiç gelmeyeceksin belki ,yüreğimi ellerine bırakamayacağım, Gözlerine hiç bakmayacak,saçlarına hiç dokunmayacağım, Ve ben senin hiç bilmediğin sevdalın olarak kalacağım..! | |
|
| | #44 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Sonbahar Gülü Mevsimlerden sonbahar, aylardan ise eylül, Her nasıl olmuş ise açmış nadide bir gül. Zamansız açmış bir kez, yalnızlıkmış kaderi, Mutluluk şöyle dursun, tanımış hep kederi. Adı Gül`müş velakin gülmemiş bir kez yüzü, Sonbaharda açmış ya, görmemiş bahar, yazı... Ama öyle bir gül ki, güller görse kıskanır, Ne gözler bakabilir, ne yürekler dayanır. Derler ya, güzellerin şansı iyi olmazmış, Mahkum olur dertlere, çilesi hiç dolmazmış. Dikkat et kanma sakın tuzak kurup her yana, Koparır soldururlar, yazık ederler sana. Neden zamansız açtın, başını derde soktun? Öğreten mi olmadı, ayları mı unuttun? Dalına ne kelebek, ne de bülbüller konar, Derdine yansa yansa bir tek Yozgatlı yanar. | |
|
| | #45 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn°°ºo.ღ♥ღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ♥........GÜLLER........♥ღ.oღ♥ღ.oº°°ºo.ღ♥ღ♥ღ.oº°° ![]() Güllerin de agladıgı bir zaman vardır. Ama bir gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyası vardır. Geceler onun ![]() gözyaslarını kendine saklar. Ama gündüzün aydınlıgında nemlenen gözleri onun ![]() hüzünlerini fısıldar. Denizler onun gözyasları gibi ıslak; günesler hüzünleri kadar sıcaktır. ![]() Güllerin de kokmadıgı bir zaman vardır. Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır. Kokusu sevgiden, rengi hasretten bir güldür. O, kalbi hasretle yanmıs ama sönmemis,kül olmamıs, kor olmustur ve Allah adini kırmızı gül koymustur. ![]() Güllerin de sevildigi bir zaman vardır. Ama bir gül var ki sustugu an bile sevgiyi yasayan bir kalbi vardır. Onun ![]() gülerken bile yapragında gözyası vardır.Ama o gözyaslarında bile sevgiden gelen bir sıcaklık vardır. Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur. Ama onun hüznünü ve sevincini paylastıgı kır çiçekleriyle arkadaslıgı vardır ![]() Güllerin de uyudugu bir zaman vardır. Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır. Sevgisi gece gündüz yoldadır, duası, kokusu anbean sevdigine varır. Güllerin de soldugu bir zaman vardır. Ama bir gül var ki kokusu sevgilinin yüregine islemistir de bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır. Ve onun mezar tasına su yazılmıstır: SEVMEYEN INSANLAR ÖLÜR AMA, SEVEN GÜLLER SOLMAZ, ONLARIN KABRIDE OLMAZ.. ![]() Son Düzenleyen Blue Blood; 05-07-2006 @ 12:50. | |
|
| | #46 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Haberin Yoktu Be Güzelim Yine kahroldum bu akşam senin için İsmini haykırarak ağladım saatlerce Elimden başka bir şey gelmiyordu Çünkü seni sevdiğimden haberin yoktu Öyle büyük bir sevdam var ki benim Onu dağlara yazarım Söyleyeceğim sadece 2 kelime var Seni seviyorum. | |
|
| | #47 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Gül Yarası.. Bir gül müyüm, has bahçende solmayacak Sıra bana gelince korkularım bitiyor bülbül. Yaklaşan seher vakti midir, yoksa bir çiğ mi Bahçıvanın acımasız makasının sesi mi bu, Güneş buluttan kurtaramıyor sıra ne zaman bülbül. Arka planında hayatın, günlerim bir saka kuşuydu Lakin önce rengim soldu, sonra kısıldı sesim. Kimse bana hayatın tekin olmadığını söylememişti Çocukluğumda da böyle göğsümden vurulmamıştım. Hiç girmediğim bahçelere yağmur yağıyor bülbül. Aslında anlamadığı bir şey var, çok uzakta... Durup durup düşüncelerini dinliyor ama çok mutlu Boşver diyor aldırma varsa eğer bir kalbi Yolu gurbete varır bulur yağmurun yağdığı yeri Bundan böyle her ne düşünsem ona yarıyor bülbül. Tüm düşüncelerimi zımparaladım bir fincana Tertemiz bir kafayı teslim etmek için cellada Çekiyor beni ölüm, gülüyor celladım bana Bir sesi kalıyor kulaklarımda, bir tebessüm aklımda Ya bu gözünden akan yaş, gönül çiçeğine mi Kala kala bunlar kalıyor bana bülbül Ne bahçıvanlar varmış yatmış tüm zamanlar, Hastane koridorlarından asla geçmeyen, Söylemiyor yerini ne kadar sorsak da, Bulutlara bak yağmurun yağdığı yere in. Nasıl düşersen düş sinende açan bir gül yarasıdır, Bu has bahçedir düşünce yanılıyor bülbül. | |
|
| | #48 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn GÖRÜRÜM SENİ Kendini yüceltme dev aynasında Ne kadar cücesin bilirim seni Bir gün tökezlersin yol ortasında İşte ben o zaman görürüm seni. Elma şekeri mi sandın sen aşkı Ne şiirin şiir ne şarkın şarkı Hele bir kırılsın feleğin çarkı İşte ben o zaman görürüm seni. Ne yürek var sende ne içten bakış Bütün sermayense bir avuç alkış Baharın bahar da, ya gelecek kış İşte ben o zaman görürüm seni. Elbette atarsın böyle kahkaha Umutların yumruk yememiş daha Saatin beş kala "Ah"a, "Eyvah"a İşte ben o zaman görürüm seni Ah benim zavallım öperim seni. | |
|
| | #49 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn İHBAR EDİYORUM YÜREĞİMİ SANA Bıraktım suskunlukları bir yana bağırıyorum. Boğazımı yırtarcasına haykıra haykıra bağrıyorum. Sana sevdamı anlatıyorum. Yüreğimi ihbar etmekten korkmadan içimdeki deli dolu çoşkuyu saklamdan heycanın en büyüğünü yaşayarak her haykırışımda çoğalarak anlatıyorum. Sensizliğin beni boğduğu zamanlara inat cesurca yürüyorum aşkın denizinde. Ne ihanetler var ne yalanlar o sonsuz mavilikte. Senin yüzün senin tenin senin gülüşün besliyor beni tohumdum filizleniyorum bir koca ağaca döneceğim biliyorum. Dallarım seni taşıyacak yeşil yeşil köklerim seni saracak taa derinlere kadar. Hiçbir yıldız kaymayacak artık ay karanlığa dönüşmeyecek yağmurlar üşütmeyecek. Sana seni anlatmaya gücüm yetmiyor öyle güzelsin ki... Öyle güzel gülüyorsun ki... Bak senin gülüşüne özeniyor herkes mutluluk dağıtan bir yanın var senin. Sen gülerken benim içim içime sığmıyor çocuklaşıyorum. Sen gülerken mevsim bahar oluyo nasılda ısınıyor dünya. Sen gülerken ben bir sonraki gülüşün özlemini duyuyorum olacak şey mi bu? Sen gülerken gözlerin aşkı anlatıyor ah o zaman eriyorum. Gözlerin dedim de içim titredi. Bazen çocuk olan bazen baştan çıkaran o bakışlarına alev dudakların eşlik ediyor.Sevdan beni benden aldıkça yoldan çıkıyorum. Gönüllüyüm korkma. Nereye istersen gelirim seninle hangi iklimi seçersen orda olurum. Deniz kızı ol çağır beni denize sonsuza kadar kalırım orda seninle Sensiz zamanlarm vardı ya benim bir daha olmayacak... Söz verdim kendime bu hayat sensiz yaşanmayacak. Yazılar şiirler sana yazılacak şarkılar sana söylencek kadehler sana kalkacak. Senin olmadığın yerde bu yürek bir an bile kalmayacak. Bak herkse aşkı arıyor görüyor musun? Biz bulduk şanslıyız. Ya hiç görmeseydim seni ya hiç tanımasaydım? Şimdi yine uyanmak istediğim uykularda olmaması gereken sabahlarda bin parçaya bölünmüş umutlarda ve hep yalnızlıkta olacaktım. Seni sevmeseydim kendimide sevmeyecektim. Bana yeniden sevdirdin kendimi yeniden barıştım yüreğimle. Yaraları kapadım dindi kanayan acılarım... Bir tek sensizlikten korkuyorum.Korkmakda neymiş ödüm kopuyor. Mutluluğa çabuk alışıyor insan. Ben senin verdiğin mutluluktan senden aşkından ayrı kalmak istemiyorum. Seni anlatabileceğimden çok daha fazla seviyorum... | |
|
| | #50 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Portakal Çiçeğim yorganım yıldızlar yastığım dizlerin ekmek arası tütün azığım şubatın 21 i kıtlık kıran ve zemheri dağ başında bir serseri ve gözleri ateş koru bir sevgili annemi özledim ve makarnayı isyankar olmayı istemedim belki de babam çok istemişti berber olmamı, olmadı 18 inde ortak oldum isyana ve seni seviyordum bir de kırmızı kalem ve saman kağıdını abim de derdi olum oku adam ol peki abi sen ne yaptın hayatın boyunca ben sadece sevdim ve yüreğimin yolunda gittim bu gün dağ başındayım yarın bilmem nerde belki bilmem kaçında dönerim martın dönmezsem aile mezarlığımızdaki yerimi Atıf amcaya verin ben sevdiğimle beraber öleceğim kırmızı karanfil ekersiniz toprağıma bir de kırmızı kuşak bağlarsınız mezar taşımıza neyse... kekik kokulu gecelerin eylem gözlü güzel kızı çapraz ateş ortasında bir sevinç çığlığı gibisin kaybolmak üzereyken gençliğim onu poyraz rüzgarıyla geri getirdin teşekkür ederim turuncu portakal çiçeğim | |
|