| | #571 (mesaj-linki) | |
| Şimdi sen yoksun içimdeki sevdan her gece esir alıyor aciz bedenimi, her gece ayrı bi çıkmaz ayrı bi ölüm oluyor benim için...Her gece kendimle savaşıyorum ve her gece ölen ben oluyorum. Çaresizce sadece savaşıyorum belkide artık kabul etmeliyim sana olan sevdamın hiç bitmeyeceğini belkide bu sevdanın sonum olacağını artık kabul etmeliyim. Her gece beni terkedip gidişin geliyor aklıma ve her gece benden bi kez daha ayrılıyor, uzaklaşıyorsun...Ayrıldığımız kaldırım geliyor aklıma işte o kaldırım çiğnedi benim hayatımı birde sen giderken aramızda sürekli büyüyen boşluk hayallerimi umutlarımı en acısı beni yutmuştu.. bi anda herşey yalan oldu bitti gitti sadece içimdeki sevdan bitmedi ve şimdi o tek gerçek öksüz kaldı.. Senin yokluunda geceleri beraber ettiimiz yeminleri tekrarlıyorum şimdi hani diyordun ya seni görmediğim birgün yas tutarım diye senin kara yas dediğin ellerle zevke dalmaksa kahrolsun sevda.. Aşk böyle kolay mı Ucuz bir eşya mı Yaralı kalbim satılık mı Gitmek en kolayı Zoru başarmalı Aşk yürek ister Yıkılmamalı Serseri kör karanlıklara terkettin beni yeminleri bi anda bozdun bir kalemde bitirdin herşeyi aslında herşey teninin kuytularındaki parmak izlerini görmezden gelişimşe başlıyordu Benim...İHANET..senin ise..AŞK dediğin... Söylemek istemediğim tek kelime nedir biliyormusun ayrılık.. Peki ayrılığın ne olduğunu bilir misin sen bilemessin Çünkü sen taş kalplisin Ya sevmenin aşkın ne olduğunu bilirmisin sen Onuda bilemessin Çünkü sen hiç sevmemişsin Ama ben sevmenin ne oldunu biliyorum sevmek; beni hayata bağlayan tek umut tek duygu tek yaşama hevesi ben genede seni seviorum.. Seni Seviyorum... Sen ellerleyken içim sızlıyor karayaslar ellerle zevke dalmaksa KAHROLSUN SEVDA.. Silemiyorsan Eğer Karalayacaksın... Son Düzenleyen Blue Blood; 18-04-2007 @ 12:29. | |
|
| | #572 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Gönül Hicran işte yüreğim avuçlarımda yani avuçlarında yine sessizliğe ayrılmış sensiz satırlar ya sen? neden diye soramıyorum.sorular yoruluyor,eriyor yokluğunda.... fakat bu aşk! gelip gelip kapımı çalan,yollarını özleyen,beni hatırlamayan aşk.. aslında yoksun. senin yokluğun yok ,varlığın kadar ellerimi açıp bekleyişimden olacak yüreğim,sırlardan sorulmuyor gönül hiran... söyle; sen neden yokluğunla varsın ve beklenmek yollarını bağlamakta?....... Zehra Hilal Şenocak | |
|
| | #573 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnDenize karşı, Hiç deniz oldunmu sen benim gibi.. Günün en sakin zamanlarında hoyrat bir alışkanlığa terkettiğim hatıralarımı çalıyorum aşktan yana. Serenad öykünmelerinde paranoya kurgularına gömülüyor tutkularım. Bir varım bir yokum. Yokluğunun çoğuluyum.. Özlemek sol yanımda ağrısı dinmeyen bir yarayı deşiyor hesapsızca. Çekip vursalar beni bu saatten sonra, yinede illaki sen diyorum.. Dalgalar yüzümde yıkıyor suskunluğun kalelerini. En olmadık anda tutuyorum kendi ellerimden sana geliyorum.. Varmısın diyorum, varmısın yalınayak koşmaya hayata. Cam kırıkları ile kaplanıyor hayallerim. Varmadan daha sabaha.. Eski bir evin çatı arasında tozlanıyor ışığın avcundaki silüetler. Kitaplar bir kaldırılıyor, bir çıkarılıyor aşk adına. Şiirler bir yazılıyor bir siliniyor sevdaya infaz edilen uykularına. Nefes nefese kalıyor yüreğim. Neon ışıkları altında tenime bırakılan suskunluğun peşindeyim.. Yeryüzünü terkediyor gençliğim ve denizde balık olmayı bekliyor sendeki düşlerim.. | |
|
| | #574 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu.. | |
|
| | #575 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn NEŞE VE IZDIRAPLA Neşe ile ızdırapla, Düşünce ile dolu iken, Tükenmez ezalar içinde, Ümitler, tereddütler geçirirken Kederler içinde yoğurulurken Mesut olan, Ancak seven ruhtur. Goethe | |
|
| | #576 (mesaj-linki) | |
| Cvp: NoranynnPia ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm Attilâ İlhan | |
|
| | #577 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn Yorgunum, ağzımdan düşürdüğüm son-baharla, kendime sürgün yitik adreslerden geliyorum. Dinle bak; kavgalarımı susturdum. Kundaklanmış sığınaklarımdaki bitap vurgunlarımı dağıttım. Tedirginim; hasretin voltasında gölgesiz kaldım. Adın yitik, sesin yitik, mevsimin yitik... Ölüme rehin ömrümün sağanak kayıplarını, ruhsuzluktan acuze bedenimin arka sokağına astım. Nerede, nereye esir bilmem avuntum yitik... Kısır sancılı düşler vurulur bileklerime. Sen gitmeler topladın ceplerine, ben intiharlar dilime. Sen düşler sattın aşka, ben korkular yalnızlığa. Görmedin; ayrılığın satırbaşında, son damla mavi gözyaşıma düşürdün gözlerini. Düştükçe yandım, yandıkça kanadım, kanadıkça sana çoğaldım. Her çoğalmamda kendime eksilen sen yanımla aşka çattım. Ben gözümü ölüme açtım, önüme sen uzandın. En çok sen kesilmiş soluğumdan asıldım. Bilmedin; vakitsiz gitmelerine tökezlerken sol yanım, ben çocuk yanımın ayrılık yaşındaydım. Biraz durgun, biraz yorgun, biraz yabancılaşmıştım. Sür beni şimdi yörüngesi kendi içinde kayıp kentinin yedi tepesinden. Zehir zemberek intizar kokulu soluğuna kat hadi. Artık; ne ucu yanık ayrılık yaşıma, ne dilime mahkûm müebbet suskunluğuma, nede hüküm giymiş zamanda eksilen 'sen' hücrelerime uğramam bir daha... Kalemim kırıldı yar, bu masal noktasız artık. Adın dilimde kırık, adın içimde kırgınlık, adın gölgemde... | |
|
| | #578 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn -İçimde Yeni Bir Sevda Nereye Gitsem Bilemem..Aklım Dağınık Bulanık Açılsam Sana Derdimi Döksem.. Nasıl Bunca Yıl Nasıl Sustuğumu..İçimde Söndürdüm Ateşimi..Şimdi Okyanuslar Yetmez Söndürmeye Kabimi.. Vursalar Beni Susamam.. Öldürseler Beni Duramam Sen Yazıldın Yüreğime..İstesende Atamam..Yanmışım Tutuşmuşum Bunca Yıl Nasıl Susmuşum..Taş Basmışım Yüreğime Susamam Artık Yorgunum.. | |
|
| | #579 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn GÖNLÜ GÜVERCİNLİ KADIN önce sesin geldi aralandı kapılarım ardında şaşkın bulutlar çıkmazı sonunda sen gönlü güvercinli kadın köpüren simsiyah saçlarınla günler boyu koşuşup durdun içimin aykırı ırmaklarında gamzelerinde gizlediğin o binlerce yıldızı döküp de şimdi üstüme söyle nereye artık herkes tutsun da elinden kendi şiirinin tersinden mi girsin ölü kelebekler sokağına sen bende daha bitmedin ki gönlü güvercinli kadın Tekin GÖNENÇ | |
|
| | #580 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Noranynn DENİZ'İN MAVİ BOYNU Bir basamak: Önümde ne var hep bildim. Arkamı kollamayı bilemedim. Güneş esirgemezliği bu. Ayırmaksızın sevmenin bedeli. Toprak, yeşilin boy attığı yer değil ki sadece. İnsanım ben baba, topraktan türkü yükselir bildim. Avucunda parçalanan tane, yalın bir geleceğin özlemi. Böyle bildim. Sorgu sual toprağa değil, toprağa ihanet edene. Bilemediler baba. Yaşamak daha mı kolaydı sence? İkinci basamak: Burada durmalıyım.uzun bir soluk ama.ne kadar uzun. Zamanın göreceliğini zamanı kullanırken anlıyor insan. Ölüm yaklaşınca yaşamın değeri artıyor derlerdi inanmazdım.her ölüm erken ölüm diyor bazıları. Bazı ölümler genç ölüm bunu niye sormadılar baba. Güneşi içerken karınca topraktan.gümüşi kanadını açarken bir deli kuş.kendini anlatamamanın ağır kederi erken inen karanlık gibi ranzaya.hayatın bir yolculuk anlıyorsun. Gözlerimden başka sığınacak yer kalmamıştı. Kırmızı bir bayrağın onurunu bizden başka taşıyan kalmamıştı. Zorla mı sıkıştırdılar elimize. Asla. Biz de kaldırmazsak onu yerden toprak onursuz kalır ve yarın olmazdı. Gecenin penceresi hep açık kalırdı. Beni esirgemek ölümden değil, hayattan olmalıydı değil mi baba? Bir başka basamak: Terliyorum, sadece terliyorum, güneş daha yaklaşıyor. Basamaklar bitmese: Kısa yaşadığım için bana kızma.çok uzun sürecek bir onurdu yaşamı dersin. Bitmeyen masal gibi. Beni görememenin acısı gönlüne bıçak gibi saplandığında. Bazı ayrılıklar vuslattır baba.ben kavuşma diyordum. Kızma. Sırasız terk-i diyarlara yürüdüğüm için ömründen. Sevmediklerimi de esirgemeyi neden öğrettin. ...daha: Baba yüreğim kanıyor bak, bunu ben istemedim. Onlar istedi. Onlar istedi diye de yapmadım. Ben istediklerimi yaptım, çünkü böyle gördüm senden. Bir fotoğraf kalacak elinde biliyorum. Ne anlatır, hüzünden başka, artık nefes almayan birinin fotoğrafı. An, ne kadar saklı kalır bir yürekte. Son seveni de bakmaz olunca mı ölür fotoğraflar? Ölüm haklı çıkarmaz biliyorsun. Ölümsüzlük çok daha zor baba. Bunu öğretmedin. Bir basamak daha: Okuduğum bütün şiirler geçiyor şimdi aklımdan. Ölüme yaklaşınca hayatın geçer film şeridi gibi diyenlere bunu söylemek isterdim. Kendi yüzüm bu şiirlerin içinde geziniyor. En sevdiğim şarkıyı söylüyorum içimden. Birileri şimdi kahvaltı yapıyor diye düşünüyorum aile sofrasında. çocuğu bıçağı kirletti diye bir anne yüzünü ekşitiyor. bir kadın eteğini kaldırıyor bir başka şehvetli güneşin altında. Antartika’ da, Afrika’ da neler oluyor. Hindistan’ da daha kaç kadın ölecek sistem yaşasın diye. Ya bu topraklarda. Kaç türkü daha söylenecek zulüm adına. Türküler zulmün önünü kesmiyor, sadece anlatıyor baba... Son basamak: Var mı sahi son basamak. Asıl, bu basamaklardan inerken düşünüyorum kendimi ter içinde. Çıkarken döktüğüm terden daha çok ter içinde. Ellerimde değil terin yumuşak taneleri. gönlümde tek tek.dökülüyor. Yağmur sesi gibi geliyor kulağıma kendi terimin sesi. Sanki kırmızı kan ter taneleri. Yüzümü silmeliyim ama utanıyorum. Ölümün emeği terimden utanıyorum. Yukarıda bekliyor terimi silecek olan. Ebedi gençliğimi. Göz gözeyiz onunla. Utançla bakışıyoruz. Ben ölümümü armağan ettiğim için ona, daha çok utanıyorum. Bunu fark ettiğini hissediyorum. Ömrümün son saniyeleri de bir utanç yarışı işte. Halkım benden hep utanacak mı baba. Haksızlığa sesini çıkaramayan bir insan korosu Türkçe bir Requem söyleyecek mi bir gün papatyalara karşı. Ter içinde. Kaçıncı ölümün kurban görüntüsüyüm acaba. Kendinden şüphe etmeyen kalbimin duruşu kendinden şüphe ettirecek mi sokaktaki birini. Yarın bir çocuğu. Kirpiğimdeki tek ter tanesi yanıtlıyor: Evet! Umudum, korkumu öldürüyor. Kendimi hep yaşayacak hissettiriyor bana.ölümsüzlüğün bir başka sırrı olmalı giden için de kalan kadar. Bunu bütün bedenimde hissediyorum. Bedenim baştan sona hayat.nefesi dursa da hayat. Hayata inanmayı ölürken de bilmenin huzuru şimdi ikimizin de gözlerinde. onun yanına gidiyorum. Duruş: Deniz'in mavi boynuna geçirirken yuvarlak ipi: Elleri titriyor hayatın. Yelda Karataş | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
Noranynn Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| NoRanynn | GÜLGECELER | Üyeler Hakkında | 6 | 19-03-2009 13:28 |
| NoRanynn | SatanpisT | Duygu Yüklü Flash'lar | 2 | 06-11-2007 18:02 |