Noranynn Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Yazın Hayatı
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 20-03-2009   #791 (mesaj-linki)
lavi - avatarı
Cvp: Noranynn





SEN…

Yollarından büyük küskünlükler büyüttüğüm, adı bile artıklaşarak küflenmeye yüz tutturulmuş güzel bir “hiç unutmayacağım “ yalanıydın. Kışlarından mevsimler büyüterek ,renkli acılardan kaymamak için direttiğimiz buzlu yollarımız oldu. Önce hep ben çıkıyordum patika başlarına. Sen alıştırılmıştın bir vesile bir şeylerin takibinden izler sürmeye. Tuhaf ama üstelik ataerkil olduğuna inandırılmış bir kültürün ikliminde…

Gitmeden daha doğrusu gelmeden bir bitişi yaşamayı birbirimizden öğrendik. Öğretiler ansiklopedisine ekleyebildiğimiz tek şey de bu oldu. “Gitmeden, daha doğrusu gelmeden bir bitişi bölüşmek, üleştirmek tam sayılar teoriyasında …”

Bir şehrin güneşine seninle ortak olmak, izlerimden, illaki izlerimden geleceğine olan bağlılığına güvencemden doğan zoraki dikkatliliklerim. Sen benim hata yapma özgürlüğümü törpüledin. Bunu yaparken bir güneşi, bildiğim bir şehrin gürültüsünden güzelliğini duyamadığım o rotatif rengin gizemini senden öğrendim.

Öğretilerimiz öğrenciliklerin sınırlandırılmış sahtekarlığı mıydı dersin? Az dikkat, çok dağınıklılık. En kolayların soru olarak dayatılması yalanından mutlu olmalar. Bile bile bir tembelliğe yakışmamış, pot kalmış başarılar giydirmeye inanıyor gibi yapmak… Birlikte kalmayı beceremediğimiz bütün anlarda aynı şehrin rotatif renklerinden kordonlar aradık. Yine de ne zaman en uzakları düşlesek; hep bahçedeki siyah kordonlu saatin yanındaydık. İzbe, uçurtma karanlıklarımız… Gerisi ,ilerisi hesaplamaları hep bir başka medeniyetin doğrularını gösteren o kordonlu saat, izbe güneşte…

Hesabını veremeyecek hesaplaşmalar mezbele ayrılıkların küskün garlarına yollandırdı birikmemiş renk tonlarımızı. Çok klasik olacaktı herhangi birimizin gara gitmeyi düşünmesi. Renkleri göndermek daha akıllıcaydı. Stratejik düşünüm diyorlardı buna; çok sonra öğrendik ki aşkta strateji bir halta yaramıyordu. Ayrılık ve acıdan başka…

Ama yüne de en gereksiz arabeskliğe bürünüp, üstümde komik olacağını bile bile, yıllar önce annemin ,ayağımda çocuk mezarı gibi duran topuklu ayakkabılarını giymek, onlarla yürümek, annemden azar işitmek ama tüm bu gereksiz gürültülerden doğan hüzne rağmen kendimi mutlu kılınmış bulmak gibi; “sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım” lı bir nidayla mektup yazmak isterdim sana son defa. Evet, illaki böyle olmalıydı girişi. “Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım dan sonra koymalıydım noktalı virgülü, defalarca buruşturup yere atmalıydım kağıdı. Olmadı, bu değil, diyerek attığım kağıtların dağınıklığına bakmak sonra masamdan.. Bu kadar millileştirmek, Türkleştirmek, ırklaştırmak, arabeskleştirmek bir aşkı. Kurtarır mıydı? Kurtulur muyduk? Bilmiyorum…

Almadan verdiğim, vermediğim halde benim saydığım nefes dolusu tükenmelerim öyle çok birikti ki kapı arkalarında. Kapatılan her dörtlü cam, toza ve acıya bulandı kış ayları ayazında ayaklarımı en çok da.. Evet yazmadım, hiç yazmayacağım da bundan sonra hiç kimseye “Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım”la başlayan üç beş arkası getirilmiş cümle. Yazsaydım, gitseydim gelecektin yine izlerimden. Kurtulur muyduk o zaman bu izbe güneş rotatiflerinden bilmiyorum. Gerçekten hiç bilmiyorum.

Hayır, yine de ırklara bölünmemeli aşk! Türkçeleştirilmemeli. Her dilde aynıdır sevdanın kangren yalnızlığı. Bu yüzden yazmadım. Bundan sonra da hiç öyle başlanmış bir satır arasızlığım olmayacak iyi biliyorum..

Sarahatun Demir
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 21-03-2009   #792 (mesaj-linki)
lavi - avatarı
Cvp: Noranynn



Ben senin degeri sonradan anlasılanınım. Sen benim uzaklastıkça yakınlasanımsın. Ben senin vicdanının kara deligiyim, kalbinin kabuk baglamayan yarası, içini rahat bırakmayanınım

Sen benim en gizli törenlerle içime gömdügümsün. Sen benim bogazıma takılanım, yutkunamadıgımsın. Sen pismanlıgımsın. Sen benim geri dönüsü olmayan yollarım, çıkmaz sokaklarımsın.

Ben senin herkesin yanındaki mutsuzlugunum. Bir türlü unutamayacagın, hafızanın söz dinlemeyen çocucuyum. Ben sende kalbin yargılanmasıyım, kalemin kırılması, adaletin ölümüyüm.

Sen benim “keske dilsiz olsaydım o sözleri söylemeseydim” temennimsin. Sen benim dolu bir bulut gibi üstümde dolasanımsın. Sen benim hayat boyu beraber yagacagım kaderimsin.

Ben senin çalmayan kapın, bosa çıkan bekleyislerinim. Bitip tükenmek bilmeyen son ümidin, her sabah yeniden baslayan umudunum.
Sen benim ne kadar istesem de uzak durdusum, kaçarken daha fazla aaık oldusumsun. Kendime verdigim tutamadıgım sözlerim, içine düstügüm çeliskimsin...

Ben senin gözünden akan damlan, kalbinden gelen öfken, beyninde rahat durmayan “keske”nim. Ben senin bakıp bakıp hatırladıgın, geri alamadıgın zamanınım.

Sen benim utancımsın, yüzlesmekten kaçtısım ama bir ayna gibi karsımda duran, saklanamadıgım, gözlerimi kapatamadıgım utancımsın

Ben senin son serzenesin, artık ne yapsan fayda etmeyeninim.

Sen benim tükenen kelimelerim, kalbimin beynime söz geçiremeyisisin.

Sen benim kalbimin ilk atısısın.

Ben senin kalbinin son atısı...
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-03-2009   #793 (mesaj-linki)
lavi - avatarı
Cvp: Noranynn

Öyleyse söyle bana kimsin sen?
Her an bir yenilik daha. Her yenilik bir tebessüm, her tebessüm bir güneş gününe, her güneşli gün bir umut yarınına ver her umut bir başarı avucunda. Aynada gördüğün yüzden başka birşeymi ki hayat dediğin muamma ve sen zannediyor musun ki, yüzündeki tebessüm senin ve sadece sana hizmet etmekte.

Hiçbir soruna cevap bulamadığın bir gün göreceksin ki; gülümsemek yetmiyor mutlu olmaya. Herşey güzelken de uykusuz geçebiliyor geceler. Anlamsızca! Anlamlandıramadığın herşey için kaçıyor uykun ve istemediğin kadar uykusuz gözlerin. Oysa ömrün boyunca istemiştin ki, uykunun esiri olmayasın da herkesten daha fazla yaşayasın gününü. İşte şimdi gün seninken bu başındaki ağrı niye?

Ne istedin? Herşeye hükmedebilmeyi mi? Büyüyünce sözün dinlenir mi zannettin? Hep dışında biryerlerde olduğun çemberin içinde olmak mıydı bütün çaban! Hani uraştığın kadar uzağında olduğun çemberin.

Haydi söyle bana, hiç dışında kalmak gelmedi mi aklına? Olduğun yerde yaşamak. Senin olanlarla kendini bulmak. Niye düşünmedin ki; aslında çemberin dışındaki güneş seni ısıtan, işte o yağmur kuruyan dudaklarını ıslatan, sen bile şimdi sensin, tam bu halinle, tanımsız bir geleceğin beyhude vehmiyle telaşlanmadan ufukla suyun birleştiği iddiasız ama kesin çizginin yüreğindeki sonsuz güveni hareketlendirdiği ve o sonsuz güvenin kalbinden akıp yüzünü nurlandırdığı umutlu kişisin.

Ne zannetmiştin ki, korkup kaçarak mutlu olunduğunu mu? Yağmurun sen istediğin zaman yağacağını mı? Sen istedin ama yağmadı yağmur. Kaçmadın ve hiçte aklında olmayanlar girdi hayatına. Ama baksana beklemediğin halde başına gelenler isteyipte yapamadıklarını getirdiler sana. Al haydi senin onlar, sadece senin hakkın.

Hep istediklerini doğru bilip, tüm benliğini ona bağlayıpta olmayışlarının ardından hüsranla yürürken sen, bu umutsuz yoldan yüreğine serpilen umut tomurcuklarıyla her yeşerişinde güneş yine aydınlattı gününü, her defasında bıkmadan yine ısıttı seni. Hiç sordun mu ki; kimsin sen? Ben onu senden daha çok sevipte zarar görmüşken senin sevgindi beni yeşerten. Öyleyse söyle bana kimsin sen?

Anladın ki; Kar tanelerinin herşeyin üzerine beyaz bir örtü serdiği anda o örtüyü yırtıpta dışarıya çıkan bir kardelen çiçeği kadar cesur, O çiçeğin renkleri kadar neşeli ve o beyaz örtüyle birlikte yaşamayı bilecek kadar sevgili ve güven vericiydi umut ki, zaten yüreğinin bir köşesinde hep vardı, farkedilmeyi bekleyen mahçup küçük bir çocuk edasıyla. Senin yapman gereken büyümüş olmanın kibirine yenilmeden o küçük zannettiğin çocuğun (yüreğinin) peşine takılıp şu yaşına rağmen görmediklerini öğrenmenin gerekliliğiyle yola çıkmaktı sadece...

Ruhun bedenini terketmeden hissetmeyi öğrenmelisin ondan. Kanın damarlarında dolanmaktan vazgeçene kadar koşmalısın yorulmak nedir bilmeden. Gözlerin, baktığın kadarını görecektir çünki, kulakların, ne söylüyorsan onları duymaya mahkum. Ayakların, nereye yürüyorsan sadece o yoldan, hep aynı yerden varacak günün bittiği yere ve aklın ne biliyorsa onları anlayacak istemediğin sürece.

Kalbinin her atışında hissettiğin farklılık renklendirecek seni. Ve onu her dinleyişinde farklı yerlerden de biten güne yüründüğünü göreceksin. Bu kez heybende daha çok yaşanmışlık olacak, bilmediklerin, hiç görmemiş oldukların.....

Ve zaman geldiğinde o küçük sır öğretilecek sana. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Korkup geriye attığın her adım bir ateş olup yakacak seni ve anlayacaksın ki, "gelecek" asıl yürümen gereken yer. Korkmadan, keşfederek. Ve ileriye atamadığın her adımda, tıpkı geriye attığında yandığın gibi, göreceksin ki; geçmişini kabullenmeden geleceğine asla yürüyemeyeceksin. İstediğin halde sebeplere bağlayıp yapamadığın herşey sebep olup dolaşacak ayaklarına...

Ertelemenin rahatlatıcı yanılgısını öğrendiğin an bir şeyle daha tanışacaksın, kalbin aklının eşi!!! Kalbin hayalleriyle canlı ve sen kalbin kadar canlısın!!! Şimdi sen sus, aklın görüp kalbine gösterecek. Ve dinle, kalbin ne söyleyecek, artık düşün, bakalım aklın ne diyecek. Sıra sende yürü, tek şart cesaret. Zamanı geldiğinde, cesaretin inancınla yoğrulup doğruyu yaptıracak. Bırak bilmeyen yanlış zannetsin. Ama sen sabret ki kalbiyle o da düşünebilsin.

Sen sev, bilmese de öğrensin. Sen gül, ağlıyorsa yüreği çiçeklensin. Sen bekle, sabretmeye özensin. Sen anla, anahtarı olasın. Sen konuş, dinlemek rahatlatsın. Sen bak, kaçmamayı anlasın. Sen hisset, hislerine dokunsun. Sen yürü, beklerken yorulmasın. Sen uğraş, ümitsiz yaşamasın. Ve iste, imkansızı tüketsin.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Noranynn Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
NoRanynn GÜLGECELER Üyeler Hakkında 6 19-03-2009 13:28
NoRanynn SatanpisT Duygu Yüklü Flash'lar 2 06-11-2007 18:02