Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Yazın Hayatı
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 13-06-2006   #1 (mesaj-linki)
Annelerimize Özel

Sevgi Değer Vermesini Bilmektir...



1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı;


Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.


2 yaşınızdayken size yürümeyi oğretti;


Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.


3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı;


Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.



4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu;


Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.


5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi;


Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.



6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü;


Sokaklarda "gitmiycem" diye ağlayarak teşekkür ettiniz.



7 yaşınızdayken size bir top hediye etti;


Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz.


9 yaşınızdayken size piano öğretmeni buldu;


Notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz.


10 yaşınızdayken doğumgünü partilerinden,


dans derslerine kadar her yere sizi arabayla götürdü;

Arabadan firlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak

teşekkür ettiniz.




11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü;


"Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz.



12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi;


O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.


15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi;


Tek satır mektup yazmayarak teşekkür ettiniz.


17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi; Bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.

19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı,


sizi arabayla kampüse götürdü ve eşyalarınızı taşıdı;

Arkadaşlarınız alay etmesin diye

kampüs kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.


21 yaşınızdayken iş hayatı ve kariyerinizle ilgili


size fikir vermek istedi;

"Ben senin gibi olmayacağım"diyerek teşekkür ettiniz.


22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı;

23 yaşınızdayken Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz. 24 yaşınızdayken uzun süredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi; "Zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz.

25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı,


sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı;

Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.


30 yaşınızdayken bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi; "Artık bu ilkel yöntemleri bırak" diyerek teşekkür ettiniz.

40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğumgününü hatırlattı;


"Anne işim başimdan aşkın" diyerek teşekkür ettiniz.


50 yaşınızdayken o, çok hastalandı, hafta sonunda


onu görmeye gittiginizde mutlu oldu;

Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek

teşekkür ettiniz


Derken bir gün... O, öldü...

O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa,

o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü...



EĞER HALA SİZİNLEYSE,


ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK SEVİN...

Son Düzenleyen NoRanynn; 03-03-2008 @ 12:24.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 14-06-2006   #2 (mesaj-linki)
Cvp: Annelerimize ÖzeL...

ANNE

Burası çok soğuk üşüyorum Anne
Her taraf beyaz her taraf kar
Saçlarım ıslandı ayaklarım donuyor kanım çekiliyor
Sar beni kollarına “Anne”
….
Doğduğuma sevinip
Basamadın bağrına
Emzirip ak sütünden
Doyurmadın beni Anne
Geceleri uyanmadın hiçbir zaman uykundan
Almadın minik bedenimi koynuna
Öylesine hasretim ki…
Tenimde Anne kokusuna…

Bir tek gün diyemedim yüreğimden koparak “Anne”
Sanki doğduğumda yasaklanmıştı o sözcük bana
Oysa her bebek gibi,
Benimde ilk sözcüğüm olsun isterdim “Anne”

Ne görebildin yürüdüğümü
Ne de düşe kalka büyüdüğümü
Tek sevincim nedir bilir misin? “Anne”
Ne ben gördüm, ne de sen görebileceksin öldüğümü …

Giydiğimde siyah önlüğümü ablamdan kalan
Sen göremedin “Anne”
Yakıştı mı bilmem, kimseler umursamadı
Kimselerde saçımı taramadı
Gözümde mutluluk parıltısı yerine
İki damla yaş vardı “Anne”

Okşanmak isterdi saclarım
Öpülmek isterdi yanaklarım
Ana şefkatiyle…
Ne çantam vardı. ne defterim,kalemim
Ne de her gün yıkandı çorabım
Bir tek gün giderken okuluma
Yavrum deyip uğurlanmadım…

Ahh.. Anneciğim..
Ana yüreğiyle sarıp sarmalasaydın
Geceleri uzanıp yanıma
Masallar anlatsaydın
Bir gün sadece bir gün tarasaydın saçlarımı
Öyle gitseydim okuluma …
….
Biliyorum üzüleceksin “Anne”
Genç kız olamayacağım
Pamuk prensesim deyip sarılamayacaksın boynuma
Düşlerimde olmayacak “Beyaz atlı Prensim”
Umutlarım hep kalacak yarım

Görmek isterdin sende her ana gibi
Kara kızını gelinlikler içinde
Gözlerinden dökülürken gururla karışık gözyaşın
Kınalarla süslenmeliydi ellerim
Şimdi kardan kına yaktım bembeyaz
Oysa duvağımı sen takacaktın öpüp alnımdan
Belime bağlayıp kuşağı
Yolcu edecektin beni göz yaşlarınla
Bu gelen, düğün alayı değil Anne
Bir yanımda öğretmenim diğer yanda arkadaşlarım
Uğurluyorlar beni
Ölümün koynuna
Geliyorum yanına beni al kollarına Anne

Ölmek değil beni üzen,
Hatta mutluyum geliyorum koynuna,
Ama hep içimde bir sızı kaldı;
Bir tek gün göremedim seni dünya gözüyle “Anne”

Ahh..Anacığım..
Ana diyemedim,
Üstelik olamayacağım ana da …
Senin bana sarılamadığın gibi
Bende sarılamayacağım çocuklarıma
Ve en kötüsü..
Hiç umudum olmadan
Hiç hayal kurmadan
Giriyorum toprağa…

Hiç unutmuyorum,
Ablam hastalanmıştı bir gün
Yanarken ateşler içinde
Sayıklıyordu“ Anne” diye
Ne olur ayıplama beni
Kıskandım onu Anne

Ne mutlu ki ona, gördü seni
Sarıldı boynuna, yattı koynunda
Çekti anne kokusun yüreğine
Doya doya “Anne” dedi sana
Ben bir kez olsun kopup yüreğimden
“Anne” diyemedim,
Bana mı benzerdin, ablama mı?
Ela mıydı gözlerin kara mı?
Siyah mıydı yoksa sarı mı saçların?
Bilemedim …
Ama güzelmiş sindir her ana gibi

Anne diyen her çocuğa
Annesine sarılan her bebeğe
Giyip temiz önlüklerini,
Saçları çift örgülü okula gelenlere
İmrendim,
Gözlerim nemli
Hep izledim uzaktan,

Hadi Anne aç kollarını,al beni koynuna sarıl öp beni
Kokunu istiyorum,üşüyorum ısıt beni Anne
Ne olur bir tek gün, bir saat gel Anne
Sonra gidersin..


Al beni yanına,
Cennetine al beni,
Burası çok karanlık korkuyorum Anne…

(Kardelenler, karları yararak çıkarlar güneşi görmeye
Özlemleri güneştir,
Bu kez Karlar aldı Kardeleni,
Söküp yüreğinde umutları,
Çocukluğunu, gençliğini ve yarını çaldılar...)
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 14-06-2006   #3 (mesaj-linki)
Cvp: Annelerimize ÖzeL...

CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR


HADİS-İ ŞERİF
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 14-06-2006   #4 (mesaj-linki)
Cvp: Annelerimize ÖzeL...

*** MELEK ***
Doğacak bebek doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür :
Allahım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.
* Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
Allahım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım, nasıl iletişim kuracağım
*Senin için yarattığım melek, sana onların dilini öğretecektir.
*Allahım duyduğum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.
Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme.
Allahım sana tekrar nasıl döneceğim?
* Senin için yarattığım melek, bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.
Derken melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler ve çocuğu Allahın huzurundan götürürlerken bebek tekrar sorar ;
Allahım benim için yarattığın meleğin adı ne?
* Adının önemi yok ; ama, sen ona ;

ANNE
diyeceksin


Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 14-06-2006   #5 (mesaj-linki)
Cvp: Annelerimize ÖzeL...

Annesiz Bir Güne Uyanmak

Gece çökünce, uzun beyaz florasanlar ile aydınlatılan koridorlarda, üzerlerine ilaç kokuları sinmiş hasta yakınları, korku, umut ve endişeyle beraber, geceyi sırtlayıp sabaha taşırlardı.

Hastanenin ikinci katında bulunan yoğun-bakım odasındaki sessizlik, karanlığı bile kıskandırmaya yeterdi. Azrail`in sık sık uğradığı bu yerde, umut zincirlerine sarılmış yaşamlar; insanca bir çaba ile sürdürülürdü. Belki anneme bir faydası olur düşüncesiyle, görevlilerin izin verdiği kadar bu odanın önünde beklerdim. Beni terk etmesine izin vermediğim umudumla...

Salı gününü çarşamba gününe bağlayan gece de, yoğun-bakım odasındaki hareketlilik gözüme çarptı. Ses avına çıkmış kulaklarımla, tüm olup biteni anlayabilmek için yaklaştığımda, görevlilerin her zaman yaptıkları gibi yaşam savaşını kaybeden birini, sarıp sarmalayıp, zemin katta bulunan morg odasına götürmek üzere çabaladıklarını gördüm. Ölen kişinin annem olabileceği korkusu, yüreğime oturdu. Üzerine bastığım mermer zemin sanki ayaklarımın altından çekildi, dengem bozuldu ve vücudumun her yeri titremeye başladı. Kendimi biraz olsun toparladıktan sonra görevlilere ; ''bu kez kim?'' diye soracakken, birgün önce hastanenin kantininde çay içip, sohbet ettiğimiz hemşirenin dost elini sırtımda hissettim. —Yaşlı amca!'' dedi. —Bir haftalık yaşam mücadelesi sona erdi. Dayanılmaz acılar çekiyordu. Ölüm belki de kurtuluşu oldu.''

Hemşirenin söyledikleri beni rahatlatmıştı ama her gün birilerinin ölmesi, sıranın anneme de gelebileceği korkusunu üzerimden atmama yetmemişti. Yine de tüm olumsuz düşünceleri beynimin duvarlarından kazımak üzere, hemşireye teşekkür edip yanından ayrıldım.

Hastanenin karşısında bulunan cami minaresinden yükselen ezan sesi; insanları sabah namazına davet ederken, İstanbul sisli bir sonbahar sabahına uyanıyordu.

Sigara içmek için kantine geldiğimde, kardeşlerimin ve babamın ayrı ayrı masalarda oturduklarını, sildikçe yenileri gelen gözyaşlarını, nafile çabalarla birbirlerinden sakladıklarını gördüm. Beni fark ettiklerinde, sorgulayan gözleri suratımdaydı.

İnandırıcılıktan uzak sözcükleri bile bulmamın günbegün zorlaştığı, kimin, kimi kandırdığının bilinmediği, insanca oynanan bir oyunun kim bilir kaçıncı sahnesindeydim. Benimle beraber umut biriktiren bu insanların, morallerini yüksek tutma zorundalığım, beni yalan üreten bir makineye çevirmişti.

Daha fazla beklemeden aklıma gelen yalanları sıralamaya başladım. ''Yoğun bakım odasında bulunan yaşlı amcayı hatırladınız mı? Hani annemin solunda bulunan. İşte o amca iyileşmiş. Ölüm riskini atlatmış olacak ki, yukarı katta bir odaya aldılar. İnşallah annem de iyileşecek! Hep beraber evimize gideceğiz!''

Söylediklerimi onaylarcasına başlarını sallayıp, hep bir ağızdan ''inşallah!'' dediler. Beraber, yoğun-bakım odasının sorumlu doktorunun, hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla, saat 10.30`da yapacağı görüşmeyi beklemeye koyulduk.

Saati görebileceğim bir masa bulup oturdum. Ismarladığım demli çayımı içerken, bir de sigara yaktım. Zaman genişliyordu, genişledikçe yüreğimden gelen kabul edilmez öfke ve direniş giderek artıyordu. Henüz hayatının baharında olan annem, lanet olası bir odada ölüm-kalım savaşı veriyordu. Şuurunu kaybetmiş, kalbi de bir cihaz yardımıyla çalışıyordu. Sığındığım Allah`a dua etmekten başka elimden hiçbir şey gelmiyordu. ''Ya annem ölürse'' düşüncesi, beynimi kemiren kocaman bir kurt oluyor ve her geçen dakika daha fazla kemirgenleşiyordu. Gözlerimde tıkalı olan yaşlar, bir yol bulup akmaya başladı. Ağladım çokça...

Saatler 10.30`u gösterdiğinde, yoğun-bakım odasının sorumlu doktoru, bir sonraki günün getireceklerine kendimizi hazırlamamız gerektiğini söylüyordu. Annemin beyninde oluşan ödem, yaşama şansını neredeyse sıfıra indirmişti.

Günlerdir hastanede uykusuz, sağa-sola koşturan bedenim, doktorun söyledikleri karşısında direncini iyice yitirdi. Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı. Eve kiminle geldiğimi, üzerimdekileri çıkartıp, yatağa nasıl uzandığımı hatırlamıyorum. Derin bir uykudan sıçrayarak uyandığımda, kardeşimin -''Hastaneye gitmemiz gerek!'' feryadının yankısı, hastaneye gitmek üzere bindiğimiz taksinin içerisinde bile sürüyordu.

Hastaneye geldiğimde, annemin parmak uçlarından kayan yaşam yıldızı, veda için bekliyordu. Henüz ısısını kaybetmemiş yanağına bir öpücük kondurduktan sonra, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, morg odasından dışarıya çıktım. Adımlarım beni, günlerdir annemi bize bağışlaması için dua ettiğim caminin avlusuna götürdü. Kulağıma fısıldanan, nereden ve kimden geldiğini bilmediğim ''Takdir İlahi'' sözcüğü, beni ne kadar teselli edebilirdi ki?

Aynı gün, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra, annemi son yolculuğuna uğurladım.

Ertesi günü, İstanbul yine bir sonbahar sabahına uyanırken, annesiz geçireceğim ilk gün başlıyordu. Canımın yarısının olmadığı...

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
ettiniz,
Annelerimize Özel Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Avrupa Fatihi Aslanlar (Galatasaray) ByKatip Galatasaray 651 1 Gün Önce 22:06
Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) NihLe Psikoloji ve Psikiyatri 9 31-07-2008 17:40
Yakın Koruma - Özel Güvenlik SiNbA Meslekler 3 30-07-2008 22:07
Hastaneler - Tedavi Merkezleri virtuecat Tıp Bilimleri 1 15-01-2007 03:05
Kur'an-ı Kerim Tefsiri ThinkerBeLL Kur'an-ı Kerim 1 12-09-2006 22:56
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 10:23Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.39370894 saniyede (25.04% PHP - 74.96% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR