Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

Bu konu Ziraat forumunda Pasakli_Prenses tarafından 11 Ocak 2008 (00:14) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
30350 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 19 Eylül 2011 (00:06) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.00  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 11 Ocak 2008, 00:14

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#1 (link)
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
Pasakli_Prenses - avatarı
Gübre, bitkinin beslenmesinde gerekli olan kimyasal elementleri sağlamak için toprağa ilave edilen herhangi bir madde.
Gübreler, bitkilerin büyümesi için gerekli gıdayı ihtiva eden maddelerdir. Her ne kadar toprak ve su bu gıdanın büyük bir kısmını sağlamaya yeterse de birçok hallerde bir takım gıdalar bakımından fakir olabilirler. Böyle hallerde toprağın gübre ile takviye edilmesi gerekir.
Bitkiler, büyüme ve yaşamaları için azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, demir, mangan, bakır, çinko, bor ve bazı hallerde de molibden gibi elementlere muhtaçtır. Bunlar arasında azot, fosfat ve potasyum en önemlileridir.
Hayvan pislikleri, saman ve diğer bitki artıkları binlerce yıldan beri doğal gübre olarak kullanılmaktadır. Eski zamanlarda toprağın asitliğini azaltmak ve kalsiyum temin etmek için kireçli maddeler kullanılmıştır. Kullanılan ilk kimyevi gübreler, sodyum nitrat ve kemikler olmuştur.
Bugün doğal ve yapay gübrelerin her ikisi de değişik şekillerde elde edilmektedir. Bitkinin beslenmesi öncelikle yapay (mineral ya da ticari) gübre dediğimiz azot, fosfor ve potasyum tarafından sağlanır. Genellikle yapay gübrelerin ihtiva ettiği besin, azot, fosfor pentoksit (P2O5) ve potas (K2O) olarak ifade edilir. Yapay gübrelerin ticari ambalajlarında bir veya daha fazla madde bulunur. Karışık gübrelerin bileşimi çoğunlukla gübre ambalajlarının üzerindeki bir seri numara ile belirtilir. İlk sayı azotun yüzdesini, ikincisi fosfor pentaoksidin yüzdesini ve üçüncüsü de potasın yüzdesini belirtir. Böylece 5-10-10 şeklinde işaretlenmiş bir karışık gübre % 5 azot, % 10 fosfor pentaoksit ve % 10 potas ihtiva eder.

Doğal gübreler

220px-Kunstmestpendelstrooier
Gübrelemede kullanılan traktör.

Doğal gübreler bitki ve hayvanlardan sağlanır. Bunların en önemlisi guano denilen kurutulmuş kuş gübresidir. Bu gübrede % 12 azot ve % 12 fosfor pentaoksit vardır. Bütün doğal gübreler azot ve fosfor temin ederler. Fakat sentetik gübrelerden daha pahalı oldukları için, modern ziraatte çok az kullanılırlar. Bununla beraber doğal gübreler daha yavaş tesirli oldukları, suda daha az çözündükleri için, çim tohumlarına, yeni filizlerin köklerine zarar vermezler. Bu özellikleri dolayısıyle sebze ve çiçek yetiştiriciliğinde tercih edilirler. Doğal gübrelerin bir diğer katkısıda toprak yapısını düzeltmesidir.
Doğal gübrelerden en önemlileri; ahır gübresi, kompostlar ve yeşil gübredir.

Ahır gübresi

Ahır gübresi, terkibinde bulunan azot, fosfor ve potasyum gibi bitki besin elementleri dolayısıyle, toprağı besin maddelerince zenginleştirir.Toprağa humus vererek de toprağı ıslah eder. Ahır gübresi, toprağın işlenmesini kolaylaştırır. Toprağın su tutma kabiliyetini ve havalanmasını arttırır.
Genel olarak mahsul artışında gübre faktörü, % 40 gibi bir artış sağlar. Memleketimizde takriben 150 milyon ton ahır gübresi istihsal edilmektedir. Bunun 80-100 milyon tonu tezek olarak yakılmaktadır. Halbuki yakılan miktarın gübre olarak kullanılmasıyla elde edilebilecek mahsul artışı iki milyon ton kadardır.
Toprağa verilen gübrenin ilk üç sene verim üzerine tesir ettiği, üç seneden sonra da bu tesirin giderek azaldığı müşahade edilmiştir. Dekara verilen iki ton iyi ahır gübresiyle, toprağa 10 kg azot, 5 kg fosfor, 11 kg potas verilmiş olur. Memleketimiz şartlarında ahır gübresi genel olarak ahırdan dışarı atıldıktan sonra ekim zamanına kadar açıkta bırakılmaktadır. Bu durumda yağışlar ve fermantasyon gazlarıyla gübre içinde bulunan besin maddelerinin büyük bir kısmı zayi olmaktadır. Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır. Ahır gübresini gayet sıkı bir yığın halinde biriktirip, içine hava girmesine mani olacak şekilde sıkıştırmak masrafsız ve en pratik bir muhafaza yoludur.

Kompostlar

220px-Compost_en_bac_ouvert
Yeşil gübreler.

Çiftlikte meydana gelen bitki ve hayvani menşeli artıkların bir araya toplanıp, gübre yapmak üzere çürümeye terk edilmesiyle elde edilir.
Çiftlikteki bitki ve hayvan artıkları takriben 30 cm yüksekliğinde yayılır. Üzerine su serpilerek iyice ıslatılır ve sıkıştırılır. Bunun üzerine 5-15 cm yüksekliğinde, varsa ahır gübresi, yoksa toprak veya odun külü yayılır. Bunu takiben yine 30 cm’lik bitki artığı konur. Sulandıktan sonra, tekrar 5-15 cm toprak veya odun külü ilave edilerek istenilen yükseklikte bir kompost yığını yapılır. Yığına yukarı doğru daralan bir şekil verilir. Rutubet kaybını önlemek için en üste toprak serilir. Hazırlanan kompost yığını 3-4 hafta kendi haline bırakılır. Bundan sonra birer ay ara ile bir veya iki defa alt üst edilerek yığının her tarafının çürümesi sağlanır. 3-4 ay sonra kompost gübre kullanılmaya hazır bir hale gelir.
Sanayii şeklinde kompostlama da mümkündür ve farklı çeşitleri vardır. Kompostlama aslen bir fermentasyon biçimidir. Aerobik ve anaerobik olarak ikiye ayrılmaktadır.

Yeşil gübreler

Ekilmiş bir mahsulün hasat edilmeden, toprağı ıslah etmek maksadıyla, toprağa gömülmesine yeşil gübreleme ve bu maksat için kullanılan bitkilere ise yeşil gübre adı verilir.
Yeşil gübre bitkileri, toprakta çürüyerek, toprağı organik maddece zenginleştirir. Bünyelerinde bulunan besin maddeleri de toprağa geçer. Toprağın yapısı düzelir.
Yeşil gübrelemede, daha ziyade fiğ, bakla, soya fasulyesi, taş yoncası gibi havanın azotundan istifade ederek, köklerinde azot biriktiren ve bu sebeple toprağı azotça zenginleştiren bitkinin seçilmesi en uygundur. Yapılan birçok denemeler neticesinde, bunların kendilerinden sonra gelen mahsulün verimini % 20-100 arasında arttırdığı görülmüştür.

Yapay gübreler

220px-Dolokal
Yapay gübre örneği.

Yapay gübreler, sıvı ve katı halde bulunur. Genellikle taşınması ve depolanması kolay olduğundan, katı ve granül haldekiler tercih edilir. Eskiden kimyevi gübreler toz halinde yapılmaktaydı. Toz halindeki gübreler çok nem çekici ve taşınması zor olduğundan terk edilmiştir. Sıvı gübreler ise gün geçtikçe önem kazanmaktadır.
Gübreleme, genellikle ilkbaharda yapılır. Fakat kışın hafif ve yağışlı geçtiği bölgelerde sonbaharda yapılmaktadır. İstenirse ekstra olarak bitkinin büyüme mevsiminde katı gübre, mevsim ortasında ise sıvı gübre kullanılır. Uçucu özellikte olan gübreler, toprak altına konur. Bitki köklerinin, toprağın derinliklerine gitmesi sağlanır.
Toprağın yapısına ve yetiştirilen bitkinin çeşidine göre azot, fosfor ve potas ihtiva eden yapay gübrelerin dekara verilecek miktarları hesap edilir ve buna göre verilir.
Yapay gübreler şunlardır:

Azotlu gübreler

Azotlu gübrelerin çeşitli tipleri vardır. En çok amonyum ve nitrat tuzları halinde kullanılır. Bunlar arasında en önemlileri, sırasıyla amonyak ve amonyum hidroksit, amonyum nitrat, amonyum sülfat, amonyum fosfat, sodyum nitrat, kalsiyum nitrat, potasyum nitrattır. Bunlardan amonyak sıvı, diğerleri ise katı olup, amonyaktan elde edilirler. Kalsiyum nitrat ve potasyum nitratın dışındaki bütün azotlu gübreler toprağı asidik yaparlar. Fakat bu asitlik uygun kireçleme ile kolaylıkla düzeltilebilir. Siyanamid, üre ve üre-form adı verilen üre-formaldehid bileşiği de azot gübresi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu sayılan bileşiklerin değişik oranlardaki karışımları ayrı patentler altında piyasaya sunulmaktadır.

Amonyak

% 82 azot ihtiva eden amonyak, normal sıcaklıkta bir gazdır ve basınç altında taşınmalıdır. Amonyak gazı direkt gübre olarak kullanılacağı zaman, toprağın 15-20 cm kadar altına gönderilir. Böylece buharlaşıp gitmesine mani olunur. Sıvı amonyak, amonyak gazının suda çözünmesi ile elde edilir. Bu durumda % 20-28 azot ihtiva eder. Sıvı amonyağın buhar basıncı az ve taşınması kolaydır. Ayrıca toprağın derinliğine gönderilmesine gerek yoktur.

Amonyum nitrat

Amonyağın oksitlenmesiyle elde edilen nitrik asit, amonyakla birleştirilerek amonyum nitrat elde edilir. Amonyum nitrat % 32-33,5 azot ihtiva eder. Çok geniş bir kullanma sahası vardır. Pekçok ürün için faydalıdır. Yalnız pirinç yetiştirilmesinde kullanılmaz. Çünkü su baskını olan sahalarda mikrobik denitrifikasyon işlemi ile nitrat, azot gazına dönüşür ve kaybolur. Amonyum nitrat, granül halinde ve kireç ile karıştırılarak satılır.

Üre

45-46 azot ihtiva eden konsantre edilmiş azotlu bir gübredir. Amonyak ile karbondioksidin basınç altında birleştirilmesiyle elde edilir. Toprakta hızla amonyum karbonata hidroliz olur. Bu sebepten kararsız olup, amonyak gazı salıverir. Amonyak kılcal kökleri tahrip ettiği için üre, tohumun veya genç bitkinin yakınına konulmaz.

Fosfatlı gübreler

220px-Tripelsuperfosfaat_%28triple_phosphate%29
Fosfatlı gübre örneği.

Fosfatlı gübreler veya fosfat gübreleri olarak daha çok fosfat asidinin kalsiyum tuzları kullanılır. Fosfatlı gübrelerin imalinde çeşitli kaynaklar vardır. Bunlar doğal trikalsiyum fosfatlar, hayvan kemiklerinden elde edilen fosfatlar ve tomas çelik üretim konverterlerinden çıkan curuflardır. Doğal fosfat yataklarının en önemlileri Amerika’da ve Fas’ta bulunmaktadır. Bu fosfatlar ince bir şekilde öğütülerek başka işlem yapılmadan asidik topraklara kullanılabilir.

Süperfosfatlar

Süferfosfatlar, doğal fosfatlar üzerine sülfat asidi etkisiyle meydana getirilir. İlk süperfosfat fabrikası, İngiltere’de 1855 yılında kurulmuştur. Bunu 1868’de Almanya ve Fransa, 1870’te Amerika takip etmiştir. Trikalsiyum fosfat Ca3(PO4)2 suda çözünmez, dolayısıyla bitkiler tarafından emilemez. Trikalsiyum fosfatın sülfat asidi ile muamelesinden suda çözünebilen monokalsiyum fosfat elde edilir, buna süperfosfat denir.
En çok kullanılan fosfatlı gübre % 18-20 fosforpentaoksit (P2O5) ihtiva eden normal süperfosfattır. % 45-50 fosforpentaoksit ihtiva eden zenginleştirilmiş süperfosfat gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Fosfor yüzdesi zengin olan fosfat gübreleri yalnız başına kullanıldığı gibi diğer gübrelerle karıştırılarak da kullanılır.

Amonyum fosfat

Azot ve fosfor gibi iki faydalı elementi ihtiva etmesi bakımından çok önemlidir. Monoamonyum fosfat ve diamonyum fosfat olmak üzere iki çeşittir. Amonyum fosfat üretmek için önce trikalsiyum fosfattan, elektrik fırınında fosfor elde edilir. Fosfor su buharı ile muamele edilerek fosfat asidi haline çevrilir. Fosfat asidi (H3PO4)nin uygun miktardaki amonyak ile muamelesi neticesinde amonyum fosfat elde edilir. Bu işlemler fazla miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç gösterir. Amonyum fosfat gübreleri % 11-14 azot, % 48 civarında fosfatpentaoksit ihtiva ederler.

Potasyumlu gübreler

220px-Patentkali_%28Potassium_sulfate_with_magnesium%29
Potasyumlu gübre örneği.

Bütün potasyum gübreleri suda çözünürler. Potasyum tuzlarının çoğu, esas itibariyle (% 91-93 nisbetinde) gübre olarak kullanılırlar. Potasyum ihtiva eden yatak ve kayalardan üretilerek zenginleştirilir ve gübre şekline getirilirler.
Potasyum tuzlarının üretimi: Denizlerdeki oranı düşük olan potasyum tuzları, tuzla ana sularında biriktirilerek çıkarılır. Böyle bir biriktirme bazı kapalı deniz veya göllerde de doğal bir sûrette vukua gelerek kaya tuzu gibi yataklar teşekkül eder. Stassfurt ve Alzas potas madenleri buna güzel birer misal teşkil eder.
Denizlerde uzun yıllar boyunca sodyum klorür çöker ve ana sular kalsiyum, mağnezyum ve potasyum tuzlarınca zenginleşir. Açık denizle olan bağlantı kesilince ana sular zenginleşmeye devam eder ve mağnezyum ile tuzlardaki sıraya göre çökmeğe başlarlar. Mesela, Stassfurtta çöken ham ürünlerin bileşimi şöyledir:
1. Silvinit (% 18-20 K2O)
2. Karnalit (% 9-10 K2O)
3. Kainit (% 13-14 K2O)
4. Hartsalz adı verilen bir silvinit + kieserit karışımı (% 12 K2O)
Bu tuzların uzun mesafelere nakli için zenginleştirilmeleri lazımdır. İşlemler ilkel maddelerin cinsine göre şöyle yapılır:
220px-Chilisalpeter_%28Sodium_nitrate%29
Sodyum Nitratlı gübre örneği.

Potasyum sülfat üretimi: İlkel madde olarak kainit kullanılır. Bunun sıcak suda eritilmesi ve çözeltinin soğutulmasıyla % 55 potasyum sülfat ihtiva eden bir ürüne varılır. Yeni bir kristalizasyondan sonra da sanayide kullanılan % 90’lık tuz elde edilir.
Potasyum klorür üretimi: Zenginleştirilmiş potasyum klorür, en çok kullanılan potaslı gübreyi teşkil eder. Bunun üretimi için de madenden gelen ve ortalama % 50 karnalit, % 20 kieserit ve % 30 silvinit ihtiva eden ham ürün, birkaç kademe kristalizasyon işlemlerinden geçirilerek % 90’lık potasyum klorür elde edilir.
Alzas yataklarının en önemli ürünü ortalama % 30-60 KCl, % 50-65 NaCl, % 0,1-0,7 MgCl2 ve % 9-14 çözünmeyen kısım ihtiva eden “silvinit”tir. Bu madde sadece parçalanıp öğütüldükten sonra bileşimine göre % 20-22 veya % 14-16 K2O’lu gübre olarak satılır veyahut zenginleştirilerek özel gübreler hazırlanır. Alzas ürünlerinde mağnezyum bulunmadığından, bu işlem Stassfurttaki üretime nazaran ana suların buharlaştırılmasına lüzum olmaksızın hasıl olması sebebiyle basittir. İşlemin esası sodyum ve potasyum klorürlerinin soğukta ve sıcaktaki çözünürlük farkına dayanır.
Stassfurt ve Alzastan başka Amerika’da (Teksas), Afrika’da Tunus ve Avrupa’da (Fransa, İspanya) diğer bazı potasyum tuzu madenleri mevcuttur.
Potasyum tuzlarının kayalardan çıkarılması: Potasyum tuzları bazı kayalardan da çıkarılmaktadır. Fakat pek bol değildirler. Önemli bir maden feldispattır ki ortalama % 2,4 K2O ihtiva eder. Ancak bu oran üretim masrafını karşılayamaz. Buna karşılık İtalya’da bulunan ve leucit (4 SiO2Al2O3K2O) ihtiva eden bazaltlar (Bkz. Bazalt) bu hususta daha elverişlidir. Burada potasyumun kazanılması için yapılan bir usûlde (blanc usûlü), leucitli taşlar kum şekline getirilerek, bazaltı çeken ve leuciti bırakan bir elektro mıknatıs tesiriyle zenginleştirme yapılır. Bu suretle % 23 Al2O3, % 18 K2O ve % 55 SiO2 ihtiva eden bir ürüne varılır. Klorür asidi tesiriyle silis çöker ve potasyum klorürle alüminyum klorür ihtiva eden bir çözelti meydana getirir. Bu iki tuz da billurlaşma işlemleriyle birbirinden ayrılarak % 90’lık potasyum klorür, öte yandan bir çöktürme ile alüminyum üretimine elverişli saf alüminyum elde edilir.

Guano, esasen penguen ya da karabatak gibi deniz kuşlarının dışkılarından oluşan bir madde. 19. yüzyılda tarımda çok popüler olan bir gübredir.
Kökeninin doğal ve organik olmasına rağmen tarımsal üretimde kullanılan ilk suni gübrelerden kabul edilir. 1840'dan sonra Justus von Liebig'in teşvikleri ile kesin olarak kullanıma geçmiştir. Doğal güherçilenin yanında guano patlayıcı madde imalatında kullanılmıştır.

Potasyum nitrat, suda tamamen eriyen bir Potasyum bileşiğidir. Güherçile olarak da bilinen bileşik doğal halde kayaçlarda ve mağaralarda oluşan beyaz renkli kabuksu yapıda bulunur. Yapay üretimi Potasyun hidroksitin nitrik asit ile ya da potasyum klorürün sodyum nitratla tepkimeye girmesi sonucu gerçekleşir.
Potasyum nitrat, bitkiler için çok önemli iki besin maddesini taşıyan, verim ve kalite arttırıcı bir yapay gübrenin ana maddesi olarak da yaygın olarak kullanılır. Bitkilerin pek çok türü, atmosferdeki serbest azotu kullanamaz, azot tuzları olarak almak zorundadırlar. Oysa organik bileşiklerin çok önemli bir bileşenidir azot. Potasyum nitrat, bitkilerin kullanabileceği bir azot ve potasyum kaynağı olarak önem taşır.Potasyum bitkinin meyve kalitesini,adedimi ve raf ömrünü uzatır. Bu bileşik aynı zamanda,elektrokimyasal yöntemlerde kullanılan tuz köprülerinin yapısında da bulunur.
Potasyum nitratın sanayide diğer yaygın kullanımı patlayıcı madde ve havai fişeklerdir. Pudra şekeri ile karıştırılarak ateşlendiğinde hacminin 600 katı büyüklüğünde bir duman oluşturduğu için duman bombası ve duman efektlerinde kullanılır. Doğru karışım oranları 40 mol şekere 60 mol potasyum nitrat olacak şekildedir. İstenirse pudra şekeriyle birlikte dikkatle ısıtılıp eritilir ve macun kıvamına getirilerek de kullanılabilir ancak ısıtırken karışımın alev alma tehlikesi vardır.
Son Düzenleyen Daisy-BT; 18 Eylül 2011 @ 01:13. Sebep: Sayfa düzeni.
Rapor Et
Reklam
Eski 11 Ocak 2008, 00:16

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#2 (link)
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
Pasakli_Prenses - avatarı
Bitkilerde besin eksikliğinin belirtileri

220px-No-fertilizer
Gübrelenmemiş bitkiler.

220px-Fertilizer-added
Gübrelenmiş bitkiler.

Bitkiler, temel besinlerini yeterli alamadıkları zaman, çok defa eksiklik belirtileri gösterirler.

Eksiklik belirtileri
  • Azot : Yetişme engellenir, bitkinin rengi sararır. Yaprak uçları bitkinin altındaki yapraklarından başlayarak kırmızımsı kahverengi olur.
  • Fosfor : Kök gelişmesi engellenir, saplar uzar, bitkinin olgunlaşması gecikir. Bitkinin rengi morumsu olur.
  • Potasyum : Yaprak uçları kavrulur, sararır, saplar zayıflar. Meyve çekirdekleri kuruyup büzülür.
  • Kalsiyum : Yaprak uçları tarak dişi gibi parçalanır. Uç tomurcuklar ölür, çiçekler olgunlaşmadan taç yapraklarını kaybederler.
  • Magnezyum : Yapraklar ince ve gevrek olurlar; uçlarında ve damar aralarındaki bölgede renklerini kaybederler, soluk yeşil renk alırlar.
  • Kükürt : Bitkinin alt kısımlarındaki yaprakları sararır, kökler ve sapların çapları küçülür.
  • Bor : Uç tomurcuklar açık yeşildir. Köklerde koyu lekeler görülür. Saplar çatlar.
  • Bakır : Bitkilerin renkleri ağarır. Turunçgiller kırmızımsı kahve renkte, anormal şekilde büyüme gösterir.
  • Demir : Yapraklar sararır. Fakat damarlar yeşil kalır. Yapraklar yukarı doğru kıvrılır.
  • Mangan : Arazlar demirdekine benzer. Yapraklarda ölü dokular görülerek, yaprağa pürüzlü bir görünüş verir.
  • Molibden : Azot eksikliği gibidir.
  • Çinko : Uç yaprakları çok küçülür. Yapraklar ölü bölgelerde benekli hale gelir. Tomurcuk teşekkülü azalır.
Son Düzenleyen Daisy-BT; 19 Eylül 2011 @ 00:10. Sebep: Sayfa düzeni.
Rapor Et
Eski 13 Haziran 2008, 07:48

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#3 (link)
Bia
Ziyaretçi
Bia - avatarı
Gübre Üretimi

Bitkisel üretimin ve çiftçilerin gelirlerinin artırılabilmesinin verimliliğin artırılmasına bağlı olduğu, verimliliğin geliştirilmesinde ise en etkin yollardan birisinin doğru gübre kullanımı olduğu bilinen bir gerçektir. Gübrelerin verimlilik artışındaki payı koşullara göre değişse de, genel olarak % 50civarında olduğu ifade edilmektedir (Aydeniz, 1992). Yurtsever ve Ülgen (1992), Türkiye koşullarında yaptıkları bir hesaplamayla 1990 yılı fiyatları dikkate alındığında gübreleme için yapılan masrafın aynı yılın sonunda yaklaşık 10.5 kat olarak geri döndüğünü bildirmişlerdir. Bu hesaplamalar gübreleme yoluyla yapılan yatırımın çok karlı ve alternatifsiz olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu ekonomik kazanç yanında, gıda üretimi bakımından ülkemizin kendi kendine yeterliliğinin sağlayacağı stratejik ve sosyal yararları rakamlarla ifade etmek mümkün değildir. Bu ölçülerde önemli olan gübre kullanımı devletçe de desteklenmiş ve bunun sonucu olarak da gübre tüketim düzeyimiz hızla artarak bu günkü seviyelere ulaşmıştır. Ancak bu önemli girdi ile ilgili sektörün pek çok sorunu söz konusudur. Toplumsal hayatı dolaylı ama etkin biçimde etkileyen bu sektörün, yeterli dinamizmden yoksun olduğu görüşündeyiz. Pek çok sorunu olan gübre sektörünün her fırsatta durumunun gözden geçirilmesi, sorunlarının tartışılması ve çözümler üretilmesi ekonomik açıdan önemli olduğu kadar sosyal ve stratejik bir değere de sahiptir.



ÖZET

Bitkisel üretimde verimliliğin artırılabilmesindeki en etkin araçlardan birisi kimyasal gübrelerdir. Bu özelliği nedeniyle devletçe önemli bir kaynak ayrılarak bu girdi desteklenmektedir. Gübre kullanımının verim üzerine açık etkisinin görülmesi ve desteklemenin teşviki gibi nedenlerle ülkemiz gübre tüketimi hızla artmıştır. Ancak son yıllarda tüketim artış hızında bir yavaşlama eğilimi belirmiştir.Gübre sektörü; üretimi, taşınması, depolan-ması, uygulanması, bitkisel verim ve kaliteye etkisi gibi yönleriyle çok yönlü,dinamik, toplumsal hayatı doğrudan ve dolaylı olarak ciddi bir şekilde etkileyen sektörlerden birisidir. Sektörde zaman içerisinde önemli değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimlerin gelecekte de hızlanarak devam edeceği açıktır.

Önemi ölçüsünde yeterince tartışılmayan gübre sektörü,bilgi üretme ve kullanımında yeterli dinamizmden yoksundur. Bu makale çok yönlü olan bu konuda bazı noktalarda tespitler ve öngörüler yapmak suretiyle, konunun tartışılması için mütevazı bir katkı olarak düşünülebilir.


1- GÜBRE ÜRETİMİ

Gübre tüketimimize benzer şekilde gübre üretimimiz de planlı kalkınma dönemi içerisinde önce hızlı bir artış göstermiş, daha sonra bu artışın hızı yavaşlamış ve VII. beş yıllık kalkınma döneminde ise maalesef düşüş göstermiştir (Şekil 7). Plan dönemlerindeki üretim ve tüketim arasındaki farka diğer bir ifade ile üretim açığına baktığımızda, üretim açığının II. plan döneminde arttığını, daha sonra azaldığını ancak V. plan dönemi ile birlikte yeniden artışa geçtiğini görüyoruz . Besin maddeleri bakımından üretim açığını plan dönemleri bakımından incelediğimizde VII. beş yıllık plan döneminde azotlu gübrelerde üretim açığının % 20.97, fosforlu gübrelerde % 25.17, potasyumlu gübrelerde ise % 4.08 olduğunu görüyoruz.

Mevcut gübre fabrikalarının kapasitelerine baktığımızda 1990-1994 yılları için yaklaşık 2.2 milyon ton’luk (N+P2O5) bir üretim kapasitesinin olduğunu görüyoruz (Çizelge 9). Aynı yıllardaki N+P2O5 tüketimimizin ise 1.8 milyon ton olduğunu dikkate aldığımızda üretimin tüketimi karşılaması beklenir. Ancak gerçekleşme yukarıda da bahsedildiği gibi hiç bir zaman böyle olmamıştır.

Gübre fabrikaları çeşitli nedenlerle tam kapasite ile çalışamamaktadır. Ancak bu kapasite kullanım oranları çeşitli gübre cinsleri için çok farklı olabilmiştir. Nitekim 1990-1994 döneminde üre gübresi üretiminde kapasite kullanım oranı % 97.6 olabilmişken, triple süper fosfat üretiminde % 29.4 olarak gerçekleşmiştir. Burada son yıllarda triple süper fosfat gübresinin kullanımına karşı olan ilginin azalması diğer bir ifade ile talep düşüklüğü rol oynamıştır. Talepteki bu düşmenin öngörülememesinin sektör için düşündürücü olması gerekir. Benzer şekilde gübre sektörünün kurulu kapasitesinin 1990-1994 yılları için N/P2O5 olarak 1.36 olduğunu görüyoruz. Halbuki aynı yıllardaki tüketim dengesinin 1.87 olduğunu dikkate aldığımızda, gübre fabrikalarının yatırım aşamalarında gübre tüketiminin geleceği konularında öngörü yetersizliklerinin olduğunu düşünüyoruz.

Gübre sektörünün üretim kapasitesini kamu ve özel kesim olarak irdelersek, sektörün hala yarıdan fazlasının kamunun elinde olduğunu görüyoruz. Bu durum sektörde tam rekabet kurallarının işletilmesinde önemli bir problem olarak durmaktadır. Zaten bu ve buna bağlı pek çok nedenle sektörde yeni yatırımlar yapılmamaktadır. Sektörün sermaye yoğun yatırımlar gerektirmesi ve sektördeki belirsizler yeni yatırım yerine, yenileme yatırımlarının tercih edilmesine neden olmaktadır. Kamu sektörünün içinde bulunduğu ekonomik dar boğazlar ve yatırım gücündeki yetersizlikleri dikkate aldığımızda yeni yatırımların mümkün olamayacağını, hatta yenileme yatırımlarında da önemli dar boğazların olacağını öngörmeliyiz. Bu nedenlerle kamu tesislerinin çeşitli yöntemlerle özel sektöre devri sektörün kendini yenilemesi bakımından pek çok yarar sağlayacaktır. Ancak, kamu tesislerinin özel sektöre devrinde üretici birliklerine tekelleşme sağlamayacak şekilde ama öncelikler sağlanması yoluna gidilmelidir. Bu konudaki çalışmaların detayı muhakkak tartışılmaya muhtaçtır.

Gübre üretiminde çeşitliliğinin artırılmasına özel bir önemin gösterilmesine gerek vardır. Özellikle kompoze gübrelere olan talep artışı bu konuda çalışmaların yoğunlaştırılmasını gerekli kılmaktadır (Kaplan, 1999). Nitekim son yıllarda farklı bileşimli yeni kompoze gübreler üretilerek piyasaya sürülmüştür. Ancak seçilen bazı kompozisyonlar yetersiz ön çalışmaların ve pazarlama metotlarının sonucu olarak piyasada beklenilen ilgiyi görememiştir. Bu konuda yeni öneriler var olmakla birlikte bazı olumsuz deneyimler üreticileri atak davranmaktan alıkoymaktadır. Ancak bu tür yeni gübrelerin diğerlerine göre daha fazla desteklenmesi, gübre üreticilerini daha istekli hale getirebilir. Bu çerçevede gübre üreticilerin sıvı gübre üretimlerine yönelmeleri, mikro element içeren gübreleri çeşitlendirmeleri hatta mikrobiyel gübre üretimine yönelmeleri sağlanabilir.

Gübre ham maddeleri bakımından dışa bağımlılığımız; ucuz ve kaliteli ham madde teminindeki güçlükler sektörün en zayıf noktalarıdır. Fosfat kayası, pirit, kükürt, potas, doğal gaz ve kömür ana maddeleri; bu maddelerden üretilen amonyak, sülfirik asit ve fosforik asit ara maddelerdir. Ana maddelerden fosfat kayası büyük potansiyeller sunmasına rağmen tenörlerinin düşük olması nedeniyle istenilen üretim sağlanamamaktadır. Üretim maliyetinin yüksek oluşu ve talebi karşılayamaması ithalatı gerekli kılmaktadır. Fosfat kayası ithalatı genellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden yapılmaktadır. Diğer ham maddelerden pirit ve kömürde şimdilik dar boğaz görülmemektedir. Kükürt için yeni yatakların bulunması gerekmektedir (Uncugil, 1991). Ham madde kaynaklarımızın rezervlerinin yetersiz, tenörlerinin düşük, üretim maliyetlerinin dış pazarlarla rekabet edememesi, ithalatı zorunlu kılmaktadır. Ancak bu alanda yapılacak çalışmalarla (arama ve uygun teknolojiler geliştirme) ithalat miktarları önemli ölçüde azaltılabilir. Amonyak üretimi için doğal gazın kullanımı maliyetlerin azaltılabilmesi imkanı sağlamaktadır. Ancak bu konuda mevcut linyit yataklarımızın değerlendirilmesi de uzun vadede gözden uzak tutulmamalı bu noktadaki teknolojik geliştirmeler üzerinde durulmalıdır. Kısa ve orta vadede ise doğal gaz temininde görülebilecek gelişmeler ümit verici gözükmektedir.

Gübre üretiminde meydana gelen emisyonlarda kükürt oksitler, azot oksitler ve toz genel kirleticiler olup amonyak ve flor bileşikleri bu çerçevede sayılabilir. Ayrıca atık sular üretim faaliyeti konusuna göre amonyak, azot, fosfor, sülfat, flor bileşikleri, kadmiyum ve askıda katı maddeler, klor, demir bileşikleri, hidrazin yağı, gres çökelebilen katı maddeler içerebilmektedirler. Gübre üretim tesislerinin bahsedilen bu maddeler yoluyla çevreye verdikleri zararlar çok çeşitli faktöre göre değişkenlik göstermektedir. Bu etkilerin azaltılması için yapılabilecekler de çeşitlidir, ancak genellikle ortak özellikleri büyük yatırımlar gerektirmeleridir. Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde bu yatırımlar bir gereklilikten zorunluluğa dönüşecek ancak bu konuda fonlardan çeşitli finansman olanakları elde edilebilecektir. Hükümetin bu konuda teşvik edici ve destekleyici olmasına gerek vardır.
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 21 Mayıs 2010 @ 19:26.
Rapor Et
Eski 3 Temmuz 2008, 16:11

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#4 (link)
Gecenin Aydınlığı!
Aynacan - avatarı
GÜBRE GÜBRELEME GÜBRELER
Tarımsal üretimde amaç olabildiğince yüksek ürünü yüksek bir kalite ile elde etmektir. elde edilecek ürünün miktar olarak fazlalığı yanıda bu ürün ün yüksek değerde olması da amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için tarımda kullanılan kültürel tedbirlerin başında gübreleme gelmektedir. Gübre verimliliği arttırmak amacıyla toprağa katılan maddelerdir.Kökeni ne göre gübreleri gruplandırmak mümkündür.
Bitkiler için önemli besin maddeleri:
A - Makro elementler :N-P-K-Ca-Mg-S,Na
B - Mikro elementler: Fe-Cu-Mn-Zn,Mb,B,Cl
C- C-H-N: organik maddenin yapısına katıldığı için bitkilerce çok kullanılm aktadır.
C (Karbon) Havadan sağlandığı Hidrojen ve oksijende su yoluyla bitkice temin edildiğinden noksanlıkları söz konusu değildir.
Makro elementlerden Azot ( N ) , Fosfor( P ) ,Potasyum ( K ) bitkisel organiz mada en çok miktarda kullanıldığından top rakta noksanlıklarına çok rast lanan bitki besin maddeleleridir.
Bu nedenle bugün dünyada en çok üretimi yapılan ticari gübrelerdirler.
gübrelemenin doğru ve dengeli uygulaması için Toprak ve bitki faktörlerinin dikkate alınması gerekir. Toprak analizi ile toprakta eksik olan bitki besin maddesi tesbit edilmelidir. Birde her bitkinin torpak ve besin mad deleri istediği farklıdır, Gübreleme yaparken bu durum gözönü nde bulundurulalıdır.
Azot ( N ) Fosfor , ve K (Potasyumlu) gübreleri bitkiler yeterince alamazlarsa, bunların eksikliğinde ortaya çıkan araz, gelişmenin yavaş olması noksanlığın devamlı (uzun) sürdüğü hallerde ise bitkinin zayıflayıp ölmesi çiçek teşekkülünün zayıflaması, çiçek sayısının azalması, çiçeklerin küçük kalmaları ve çiçek renklerininde çoğunlukla bozulmasına neden olur.
Rapor Et
Eski 9 Eylül 2008, 13:00

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#5 (link)
Bia
Ziyaretçi
Bia - avatarı
Hangi Gübre Nasıl Uygulanmalı?

Üst Gübreler

26’lık Amonyum Nitrat: CAN tüm bitkilerde üst gübre olarak yaygın biçimde kullanılır. Yapısında yüzde 26 Azot bulunur. Ülkemizde azotlu gübreler arasında en fazla kullanılanıdır. Hububatta üst gübre olarak özellikle kurak bölgelerde başarı ile kullanılır, diğer çapa bitkilerinde de tercih edilir. Çeltik tarımında CAN kullanılması tercih edilmez. Yeteri kadar verilmemesi halinde bitkide gelişme yavaşlar; yapraklar küçük kalır, soluk yeşil ya da sarımtrak yeşil olurlar. Gereğinden fazla verilmesi halinde gelişme fazla olur, olgunluk gecikir, bitkinin girişi azalır.

Can nötr reaksiyonlu bir gübre olduğundan her cins toprakta kullanılabilir. Hafif ve kumlu topraklara biraz daha fazla, organik maddece zengin topraklara ise daha az Can verilmelidir. Baklagillerden sonra tahıl ekilecek toprağa daha az Can verilmelidir.

21’lik Amonyum Sülfat: Asit özellikli bir gübre olduğu için nötr ve kireçli (alkali) topraklarda kullanılır. Uzun yıllar sürekli olarak toprağa verilmesi halinde topraktaki asit miktarını arttırır. Bu nedenle asitli topraklara verilmemelidir. Verilmek zorunda kalındığında ise bir miktar kireçle birlikte uygulanmalıdır.
Amonyum Sülfat genellikle ekim sırasında verilir. Bu bitkilerin büyümelerini hızlandıran topraktaki fosforun bitki tarafından daha kolay alınmasını sağlar. Ayrıca, bünyesinde kükürt bulunması nedeniyle bitkinin kükürt ihtiyacını da giderir. Çay, çeltik ve tahıl tarımında kullanılır. Bu bitkilere ihtiyacından az amonyum sülfat verilirse bitkinin gelişmesi zayıf olur.

Üre:
Üre, bitkilerin azot ihtiyacını karşılamak için hemen her tür ürünlerde ve tütün fidelerinin gübrelenmesinde çok yararlıdır. Üre yetersiz verildiğinde bitkinin gelişmesi yavaşlar, yapraklar sararır, verim düşer. Üre bitki gelişmesinin bütün evrelerinde kullanılabilme özelliğine sahiptir. Ekim sırasında kullanıldığı gibi üst gübre olarak da verilebilir.

33’lük Amonyum Nintart:
Tüm bitkilerde üst gübre olarak yaygın biçimde kullanılır. Yapısında yüzde 33 Azot bulunur. Hububatta üst gübre olarak özellikle kurak OLMAYAN bölgelerde başarı ile kullanılır, diğer çapa bitkilerinde de tercih edilir. Yeteri kadar verilmemesi halinde bitkide gelişme yavaşlar; yapraklar küçük kalır., soluk yeşil ya da sarımtrak yeşil olurlar. Gereğinden fazla verilmesi halinde gelişme fazla olur, olgunluk gecikir, bitkinin girişi azalır.

Taban Gübreler

TSP-Triple Süper Fosfat: T.S.P Fosfor bakımından zayıf ya da orta olan topraklarda yetişen tüm bitkilerde kullanılabilir. İhtiyaçtan az T.S.P verilirse kök oluşumu zayıflar, bitki bodur kalır, verim düşer, yapraklar ya da yaprak kenarları mor, tütün, pamuk gibi bitkilerde anormal koyu yeşil bir renk alır. Patates yumrularında kahverengi lekeler oluşur. T.S.P hafif asit özellikte bir gübre türü olduğundan nötr ya da kireçli topraklarda etkisi azdır. Bünyesinde bulunan fosfor suda kolay çözündüğünden etkisini çabuk gösterir.

T.S.P taban gübresi olarak kullanılır. Erken verilirse içindeki fosfor topraktaki kireç ve diğer maddelerle birleşerek yararsız hale gelir. Ekimden veya dikimden sonra verilmesi halinde yüzeyde kalır, etkisi olmaz. Bu nedenle ekim veya dikimden hemen önce ya da ekim-dikim sırasında verilmelidir.

Dap Diamonyum Süperfosfat:
DAP bitkinin fosfor ihtiyacını karşılamak üzere verilir. Bileşiminde azot da bulunduğundan bitkinin bu ihtiyacını da karşılar. Azot miktarı bitkinin ihtiyacını tümüyle karşılamıyorsa, eksik kalan kısmı azotlu gübrelerle karşılanmalıdır. İçindeki fosfor topraktaki diğer fosforlu gübrelere göre daha hızlı harekete geçer. Etkisi birkaç yıl sürer.

DAP tahıllarda ekim sırasında verilmelidir. Yeterli DAP gübresi verilmediği takdirde kökler zayıf kalır, gelişme yetersiz olur., olgunlaşma gecikir, bitki bodur kalır, yapraklar mor ya da koyu yeşil renk alır, verim düşer. Erken verilmesi halinde gübrenin içindeki fosfor topraktaki kireç ve diğer maddelerle birleşerek etkisiz hale gelir. Ekimden sonra verilirse toprak yüzeyinde kalacağı için bitkiye yararı olmaz.

20–20–0 Kompoze Gübre: Hububat ve pamuk başta olmak üzere birçok bitkide ekim sırasında taban gübresi olarak kullanılır. Verilecek miktarın hesaplanmasında yetiştirilecek bitkinin fosfor ihtiyacı dikkate alınmalıdır. Yeteri kadar verilmezse bitkilerde kök gelişimi zayıf olur, boy kısa kalır, olgunlaşma gecikir, meyveler dökülür, verim düşer. Nötr reaksiyonlu bir gübre olduğundan her cins toprakta kullanılabilir. Tarlanın iyi hazırlanmış olması etkisini daha da arttırır. Suda erime özelliği yüksek olduğundan ekimden önce veya ekim sırasında tohumla birlikte kullanılır.

Son Düzenleyen Daisy-BT; 19 Eylül 2011 @ 00:11. Sebep: Sayfa düzeni.
Rapor Et
Eski 9 Eylül 2008, 22:23

Bitkilerde Gübreleme ve Gübre Çeşitleri

#6 (link)
GÜLGECELER
Ziyaretçi
GÜLGECELER - avatarı
GÜBRELEME İÇİN ANALİZ AMACIYLA TOPRAK ÖRNEĞİ ALINMASI


Bitkisel üretimde daha kaliteli daha bol ürün almak için gübre kullanımı önemli bir faktördür.Gübre; bitkinin beslenmesinde, toprağı besin maddeleri bakımından zenginleştirmek için uygulanır.

Toprak canlı bir varlıktır. Her canlı gibi onunda beslenmeye ihtiyacı vardır. toprağı beslerken gübreyi toprağa en uygun zamanlarda, bitkinin isteği olan cinsten ve en uygun miktarlarda atmalıyız ki
- Faydalı olsun.
- Ekonomik olsun.
Bu dersimizde tarlamıza meyve bahçemize atacağımız gübrenin cinsini, miktarını belirlemek için toprak örneğinin nasıl alınacağını göreceğiz.
Toprak bizi besliyor öyleyse bizde toprağı beslemeliyiz.
TOPRAK ANALİZLERİNİN AMACI
Topraklarda bulunan bitkiye yarayışlı besin maddesi miktarlarını bularak o topraklarda yetiştirilecek bitkilerin isteği olan gübre cins ve miktarlarını ortaya koymaktır. Çiftçinin kafasında daima tarlasında yetiştirdiği ürün için hangi gübrenin, NE KADAR, NE ZAMAN ve NASIL kullanılacağına dair sorular vardır.

Resim 1. Gübreleme yapılmadan önce hangi gübreden, ne kadar, ne zaman ve nasıl kullanılacağını öğrenmek gerekir..
Kârlı bir gübreleme ancak, bitkinin isteği olan gübre cins ve miktarını bilmek ve bu gübreleri en uygun zamanda ve şekilde toprağa uygulamakla yapılabilir. Burada önemli olan diğer bir hususta gübreye en az parayı vererek en fazla ürünün nasıl kaldırılacağını bilmektir. Fazladan atılan gübre fazla para demektir. En kazançlı gübrelemeyi yapabilmek için öncelikle toprağımızdaki besin maddesi miktarını bilmemiz gerekir. İşte bunun için toprak analizi yaptırmalıyız.
Toprak analizleri bu amaçla kurulmuş laboratuvarlarda kimyasal yollarla analiz edilir. Bu analizler sonucu toprak içerisindeki bitkiye yarayışlı besin maddesi miktarları ortaya konur. Ve böylece o toprakta yetiştirilecek bitkinin büyümesi ve iyi bir ürün alınması için hangi besin maddesinin eksik olduğu bilindiğinden, topraktaki bu eksiği tamamlayacak miktarda gübrenin atılması en kazançlı olanıdır.

Toprak analiz laboratuvarı

TOPRAĞI ANALİZ ETTİRMEDEN GÜBRE KULLANIRSAK NE OLUR?

- Bitkinin ihtiyacından daha az gübre kullanılabilir. Bu durumda bitkiler yeterince beslenemediklerinden iyi gelişemezler ürün azalır, alınan ürün gübre parasını bile karşılamayabilir.
- Bitkinin ihtiyacından daha fazla gübre kullanılabilir böylece fazladan attığımız gübrenin parası ziyan olduğu gibi fazla gübre toprağa ve ürüne olumsuz etkiler yapabilir.
- Yanlış cins gübre kullanılabilir. Bunun bir sonucu olarak ürün azalabilir, yatabilir veya kuruyabilir. En azından üründe bir artış olmayabilir. Böylece de gübreye verilen para boşa gitmiş olur.
- Yanlış zamanda ve yanlış şekilde gübre kullanılabilir. Bunun sonucu olarak gübreden beklenilen yarar sağlanamayabilir.
Eksik veya fazla, yanlış cins ve zamansız gübre kullanmamak için gübre kullanmadan önce toprağın mutlaka analiz ettirilmesi ve laboratuvardan alınacak toprak analiz raporu sonucuna göre gübre kullanılması gerekir.
Ancak toprak analizi sonuçlarının beklenen faydaları sağlayabilmesi ve yukarıda açıkladığımız hatalara düşülmemesi için toprak örneklerinin mutlaka usulüne uygun olarak alınması gereklidir. Eğer usulüne uygun toprak numunesi alınmamışsa bunun sonucu hiçbir anlam ifade etmediği gibi emek, para ve zaman kaybına neden olacaktır.

TARLADA NEREDEN TOPRAK ÖRNEKLERİ ALINIR?

Değişik tarlaların topraklarında farklı miktarlarda bitki besin maddesi bulunmaktadır. Bunun için her tarladan ayrı ayrı toprak örneği alınması gerekir.
- Aynı tarla içinde, değişik özellik gösteren kısımlar bulunabilir. Mesela tarla toprağının bir kısmı açık renkli, diğer bir kısmı koyu olabilir. Bu renk farklılığı bize tarlanın bu iki kısmında organik madde demir gibi birçok madde bakımından farklılıklar olduğunu gösterir.
- Tarlanın bir kısmı düz bir kısmı eğimli olabilir. veya tarlanın bir kısmı çorak, diğer bir kısmı nispeten daha verimli olabilir. Eğer aynı tarlanın içinde böyle farklı yerler varsa bu alanlardan da ayrı ayrı toprak örneği alınmalıdır.

NERELERDEN TOPRAK ÖRNEĞİ ALINMAZ

Toprak örneğinin alınacağı alan belirlendikten sonra toprak almak için küreğin batırıldığı nokta eğer;
- Harman yeri veya hayvan yatmış yer ise, - Önceden gübre yığılmış yer ise,
- Sap kök veya yabani otların yığın halinde yakıldığı yer ise,
- Hayvan gübresinin bulunduğu nokta ise,
- Tarlanın tümsek veya su birikmesi olan çukur noktaları ise,
- Dere, orman, su arkı ve yollara yakın arazi kısımları ise,
- Sıraya ekim yapılan ürünlerde sıra üzeri ise,
- Binalara yakın alanlar ise,
- Özellikle meyvecilik, kavakçılık gibi ağaç yetiştirmek için ayrılan araziler hariç, tarlada bulunan birkaç ağacın altından, toprak örneği alınmamalıdır.

TOPRAK ÖRNEĞİ NASIL ALINIR?

1. Tek Yıllık Bitkiler İçin:

Tek yıllık bitkilerde gübreleme amacıyla toprak örneği almak için; bir küreğe, alınan toprak örneklerini karıştırmak için bir kaba (kova, leğen, geniş bir naylon) ve temiz bir naylon veya bez torbaya ihtiyaç vardır. Bu malzemeleri kullanmadan önce küreğin iyice temizlenmiş ve üzerinde başka artıkların kalmamış olması gerekir. Toprak örneklerini içine koyup laboratuvara analize göndereceğimiz naylon veya bez torba ise 1 kg kadar toprak alabilecek bakkallarda satılan temiz bir naylon olabileceği gibi, aynı büyüklükte yıkanmış çok iyi durulanmış ve temiz bir yerde kurutulmuş bez torbada olabilir.
Örnek alma:
Toprak örneği olmak için hazırlanan araç gereçleri alarak tarlanın başına gidilir. Tarlanın bir ucundan girerek öbür ucuna kadar örnekler alınarak ilerlenir. Ancak bu örnekler tarlanın bir ucundan öbür ucuna doğru düz bir çizgi üzerinde ilerleyerek dosdoğru olmayıp zig-zaglar yaparak alınmalıdır. Yani ekim yapacağımız alanın her tarafından örnek almaya dikkat etmeliyiz.

Resim 3. Karışık toprak örnekleri tarlanın bir ucundan diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zak'lar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.
Bu şekilde tarladan alınan toprak örnekleri elimizdeki kovaya konarak ilerlenir ve tarlanın öbür başına çıkılır.
Burada tarladan aldığımız ve kovaya üst üste koyduğumuz bütün toprak örnekleri iyice karıştırılır (paçal yapılır.) Sonra kova içerisinde iyice karıştırılmış olan topraktan yanımızda götürdüğümüz naylon veya bez torbaya 1 kg kadar toprak örneği konur.
Etiketleme :
Hazırlanmış ve torbalanmış olan toprak örneğinin kime ait olduğunu hangi tarladan alındığı belirlemek için yapılır.
Bunun için bir kağıda kurşun kalemle:
- Adını soyadını
- Toprak örneğinin nereden alındığını (tarlanın adını veya aynı tarladaki değişik yerlerin adını)
- Önümüzdeki ekim döneminde bu tarlaya hangi bitkiyi ekeceğini
- Geçen yıl bu tarlaya hangi bitkiyi ektiğini
- Kendin için gerekli başka bir bilgi varsa yazılır.
Hazırlanan bu kağıt torbanın içine konur. Eğer yapılabilirse aynı kağıttan bir tane de torbanın dışına bağlanır.

Resim 4. Aldığın örneği etiketlemeyi unutma.

TOPRAK ÖRNEKLERİ NASIL VE NEREYE GÖNDERİLİR?

Arazinin 10-20 yerinden alınarak bir kovaya doldurulan ve sonra karıştırılarak (paçal yapılan) bu topraktan torbalara konulan ve içine ve üzerine hazırlanan etiketten konulan bu toprak örnekleri çiftçiler tarafından tek tek, veya arazisinden toprak örneği almış bütün çiftçilerin toprak örnekleri topluca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı laboratuvarlara iletilir.
Bu laboratuarlarda analizler parasız olarak yapılmaktadır. Yapılan analiz sonuçları çiftçilerimize bir rapor halinde bildirilmektedir.

TARLADA ÖRNEK NASIL ALINIR?

Tarlada toprak örneği alınacak noktaya gelindiğinde
- Bu yerin toprak örneği alınmaya uygun bir yer olup olmadığı kontrol edilmelidir.
- Eğer bu yer örnek almaya uygunsa toprağın üzerindeki ot, sap gibi şeyler el ile temizlenir.
- Temizlenen bölgede kürek toprağa 20 cm derinlikte (pulluk sürüm derinliği) daldırılır.
- Alınan bu toprak olduğu gibi açılan çukurun hemen yanına konulur.
- Sonra açılan çukur içine kenarlardan toprak dökülmüş ise el ile temizlenir.
- Sonra kürek 3-5 cm kalınlıkta toprak alacak şekilde 18-20 cm derinliğe kadar daldırılır ve yavaşça kaldırılır.
- Alınan örnek kürek üzerinde yalnızca yan taraflarından düzeltilerek kovanın için konulur. Böylece bir adet toprak örneği alınmış olur.
Yaklaşık 40 dekar tarla için 10-20 adet örnek alınarak kovaya konur ve kovadaki bu topraklar karıştırılarak örnek alınır.

ÖRNEKLERİN TORBALANMASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Toprak örnekleri eğer naylon torbalara konulmuşsa naylonlar birkaç yerinden kalemle delinir. Böylece topraktan çıkacak nemin bu deliklerden uçması sağlanır. Aynı zamanda içine koyduğumuz kağıt etiketin nem dolayısıyla parçalanması engellenmiş olur.

Resim 5. Toprak numunesi almak için sonda, burgu, kürek gibi birçok alet kullanılır.


Toprak numunesi alınırken V harfi şeklinde bir çukur kızılır. Sonra çukurun düzgün yüzeyinden 3-4 cm kalınlığında 18-20 cm boyunda bir toprak dilimi alınır.
Toprak örneği alındıktan hemen sonra laboratuvara gönderilmeyecekse, toprağın evde kurutularak gönderilmesi daha erken analiz sonucu almanızı sağlar. Çünkü toprağın nemli olması analizlerin yapılmasına engel olduğundan laboratuvarlarda nemli toprak kurutulmak için muayyen bir süre bekletilir.
Eğer mümkünse alınan toprak örnekleri evde veya uygun bir yerde, oda sıcaklığında, toz almayacak bir şekilde temiz naylon veya dosya kağıtları üzerinde serilerek kurutulup sonra laboratuvara gönderilmelidir. Böylece laboratuvarda nemli toprağın kurutulması için geçen süreyi beklemeden toprak analize alınır ve daha erken analiz sonuç raporunun alınması sağlanmış olur.
UYGULAMADA YAPILAN HATALAR

Gübreleme amacıyla toprak örneği almak gübrelemenin temelidir. Bunun için dikkatli olmak gerekir. Özellikle uygulamada önemli hatalarla karşılaşılmaktadır. En çok yapılan hatalardan bir kaçı şöyledir:
- Toprak örnekleri kürekle 20 cm'e kadar olan derinlikten alınmayıp toprağın hemen yüzeyinden ve çoğu zaman elle alınmaktadır.
- Alınan toprak miktarı 1 kg kadar değil de 100-150 gr kadar alınmakta ve bu nedenle gönderilen toprak laboratuvarda analize yeterli olmamaktadır.
- Alınan toprak örnekleri uygun olmayan kaplara örneğin o anda bulunan konserve kutularına veya makarna naylonlarına konulmaktadır.
- Etiketler kurşun kalemle yazılmayıp tükenmez kalemle yazılmakta ve naylona konup ağzı kapatılınca toprak terleme yaptığından mürekkep bulaşınca etiketteki yazılar okunmaz olmaktadır.
- Topraklar naylon torbaya konulduktan sonra naylon torbalar birkaç yerinden delinmediğinden içine konan etiketler toprağın neminden dolayı naylon içerisinde ıslanarak parçalanmaktadır.
- Çiftçinin aynı mevkide birden fazla tarlası olduğunda, toprak örnekleri alındıktan sonra etikette hangi toprağın hangi tarlaya ait olduğu belirtilmemekte ve böylece laboratuara gönderilen topraklar analizleri yapılıp rapor gönderildiğinde çiftçi tarafından tarlalar karıştırılmaktadır.

2. Çok Yıllık Bitkiler İçin:

Çok yıllık bitkilerden gübreleme amaçlı toprak örneği alınması da tek yıllık bitkilerde olduğu gibidir. Tek yıllık bitkilerden farkları toprağın sadece 20 cm derinliğinden (pulluk sürüm derinliğinden) değil toprağın derinlemesine de örnek alınması gerekir.
Çok yıllık bitkilerde genellikle 0-20, 20-40, 40-60 cm derinlikten örnek almakla birlikte gerekli görülürse 60-90 veya 90-120 cm derinliklerden de toprak örneği alınır. Tabi ki bu derinliklerden toprak örneklerinin alınmasında kürek yeterli değildir. Bu örnekler çeşitli tipte burgularla alınabileceği gibi tarlada bu derinliklere kadar bir çukur (boy çukuru) kazılarak bu çukurun düzgün bir kenarından örnekler alınabilir.
Alınan örnekler tek yıllık bitkiler bölümünde anlatıldığı şekilde etiketlenir, torbalanır ve laboratuvara gönderilir.

Resim 7. Fosforlu ve gerekiyorsa potasyumlu gübre erken ilkbaharda ağaç tacının altına (izdüşüme) açılacak 15-20 cm genişlik ve 15-20 derinlikte daire şeklindeki hendeğe, verilerek üzeri toprakla doldurulur.


Resim 8. Toprak işlemenin traktörle yapılabileceği hallerde gübreler ağaç sıralarına paralel geçen 15-20 cm derinlikte açılan hendeklere verilebilir. 1 numaralı sıralar bir sene 2 numaralı sıralar ertesi sene gübrelenir.
Rapor Et
Eski 19 Eylül 2011, 00:06

Gübre

#7 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Gübre

Bitkilerin gelişmesi için gerekli elementleri sağlamak, tarımsal verimliliği artırmak için toprağa atılan madde.

Bitkiler bol azot, fosfor, potasyum, kükürt, kalsiyum ve magnezyuma gereksinirler. Ayrıca çok az miktarda da olsa bütün canlılar için gerekli bazı elementler daha vardır. Bütün bunlar duruma göre toprağa gübrelerle verilir. Geleneksel doğal organik gübreler (kemik tozu, guano ya da bitki artıkları ve hayvan pisliği), günümüzde çiçekçilik dışında kullanılmayacak kadar pahalı ya da miktarca yetersizdir ya da tezek gibi yakacak olarak kullanılır. Bu nedenle yapay gübre (gerçekte hepsi yapay değildir) denilen inorganik gübreler kullanılır. Bunlar suda kolay çözündüklerinden bitkilerce daha kolay emilirler. İnorganik gübreler, başlıca potaslı, fosfatlı, azotlu ve karışık gübreler olmak üzere dört gruba ayrılırlar. Potasyum, toprağa, yaygın olarak bulunan silvit minerali bileşimindeki potasyum klorür (KCl) biçiminde verilir. Fosforlu gübreler fosfat minerallerinden, özellikle apatitten elde edilir. Bazıları da amonyum fosfata ya da süperfosfata dönüştürülerek kullanılırlar. Azot ise toprağa amonyak, amonyum tuzları, nitratlar ve üre biçiminde verilir. Toprağa gerektiğinden çok gübre verilmesi de zararlıdır.

Türkiye'de gübre başlıca Karabük, Yarımca, Akdeniz ve Bandırma gübre fabrikalarında üretilir. Toplam üretim 3 milyon ton dolayında olup tüketimin ancak yarısını karşılar.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.446 saniyede (89.60% PHP - 10.40% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 11:33
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi