Manda ve himaye nedir?

50,835 gösterim
2 Aralık 2012 misafir sordu
3 Aralık 2012 ThinkerBeLL düzenledi
(kısaca yazarmısınız)
28 Kasım 2013 Şurzan Şirin yorumladı
Kısaca ( Sömürgeciliğin ) Yeni Adı Denilebilir O Kadar Uzatılmaya Gerek Yok :(

22 Cevap

+8 oy
3 Aralık 2012 ThinkerBeLL (14,360 puan) cevapladı
 
En İyi Cevap
Manda
1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.
Fransızca olan manda sözcüğünün kelime anlamı "yetki, görev" demektir.

Himaye
Himaye (veya protektora), uluslararası ilişkilerde, bir sözleşme ya da tek taraflı bir karar uyarınca, (güçlü) bir devletin (zayıf) ötekini koruma ve denetimi altına aldığı hukuksal rejimdir. Bu koruma ve denetimin derecesi bazı farklılıklar gösterir. Örneğin Hindistan'ın Bhutan üzerindeki himayesi korunan devletin güvenliğini garanti etmekten ileri gitmezken, Mart 1939'da Çekoslovakya'da kurulan Alman himayesi aslında bir ilhakı maskeliyordu.
0 oy
4 Aralık 2012 cococo (1,790 puan) cevapladı
1.dünya savaşından sonra sömürgeciliğe verilen yeni addır.
–1 oy
18 Kasım 2013 CaGlarHaticeKübra (20,090 puan) cevapladı
26 Şubat 2014 CaGlarHaticeKübra düzenledi
=>paris barış konfersansı 'dan sonra sömürgeciliğin yeni adıdır
–3 oy
18 Kasım 2013 Baha (4,720 puan) cevapladı
mevcut sistem ile kendini idare edemeyen toplumların başka bir devlet tarafından idare edilmesidir. bu sistem bağımsızlığa aykırıdır.
–2 oy
20 Kasım 2013 ebra (3,780 puan) cevapladı
sömürgeciliktir.
–3 oy
29 Kasım 2013 Kim Hyun Jong (5,290 puan) cevapladı
Manda
 1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir.
–2 oy
8 Aralık 2013 Alperen Yılmaz (470 puan) cevapladı
Manda
1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.
Fransızca olan manda sözcüğünün kelime anlamı "yetki, görev" demektir.

Himaye
Himaye (veya protektora), uluslararası ilişkilerde, bir sözleşme ya da tek taraflı bir karar uyarınca, (güçlü) bir devletin (zayıf) ötekini koruma ve denetimi altına aldığı hukuksal rejimdir. Bu koruma ve denetimin derecesi bazı farklılıklar gösterir. Örneğin Hindistan'ın Bhutan üzerindeki himayesi korunan devletin güvenliğini garanti etmekten ileri gitmezken, Mart 1939'da Çekoslovakya'da kurulan Alman himayesi aslında bir ilhakı maskeliyordu.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/okul/21563/manda-ve-himaye-nedir#ixzz2mtL3hAm6
–2 oy
26 Aralık 2013 sahra (250 puan) cevapladı
Manda

1. Dünya savaşı sonlanınca toplanan Milletler cemiyetinde bir takım kararlar alınmıştır. Bu kararlardan birisi de manda ve himaye sisteminin getirilmesidir. Savaştan sonra gelişmemiş ülkeleri yönetmek ve bu ülkeleri kendi kendini idare edebilecek seviyeye getirmek amacıyla manda ve himaye sistemi getirilmişse de aslında sömürgeciliğin devamı olmaktan öteye gidememiştir. Kelime kökü olarak fransızda olan manda kelimesinin Türkçe karşılığını ise "yetki ve görev" olarak tanımlayabiliriz.

Himaye

Himaye ise kelime anlamı olarak bir kişiyi koruma altına almak anlamına gelir. Devletler arasında olan himaye ise güçlü devletlerin zayıf devleti bir protokol dahilinde yönetimi altına almasıdır.

Osmanlı tarihi boyunca da Avrupalı devletler Osmanlı devletini manda ve himaye rejimi altına almak için çok uğraştılarsa da hiçbir zaman başarılı olamamışlardır.

Manda ve himaye nedir
–2 oy
9 Ocak 2014 Badoef (1,450 puan) cevapladı
Kısaca Sömürgeciliğin Yeni Adı Denilebilir.
–2 oy
14 Ocak 2014 onurfırat (930 puan) cevapladı
mevcut sistem ile kendini idare edemeyen toplumların başka bir devlet tarafından idare edilmesidir. bu sistem bağımsızlığa aykırıdır.
 (ece kscg, 12.11.2009 08:07)
 
klasik anlamda bir devletin başka bir devletçe yönetilmesi. bu mantığa göre cemiyeti akvam'ı (milletler cemiyeti) kuran milletler, insan haklarına saygılı, medeni ve uygarlık seviyesi itibariyle yüksek, devlet yönetiminde bilgili, idare etmesini bilen milletler iken; karşılarında sözde kendilerini idareden yoksun doğulu toplumlar alır.

bunları idare etmek de büyük devletlerin işidir. cemiyeti akvam'da bu yönde kararlar alındı, buna göre irak ingiltere'nin mandaterliğine, suriye de fransa'nın mandaterliğine terk edilecekti.

manda yönetimi her ülkede farklı uygulandı. a tipi b tipi ve c tipi şeklinde üçe ayrılırdı. a tipi, sınırlı bir yönetim olup diğerlerine göre daha dar olarak vasıflandırılırken mandater devletin bir süreliğine hakimiyeti söz konusudur. b tipinde zaman sınırı olmayıp manda yönetimi ve cemiyet-i akvam kararı ile bu tip uygulama bitirilirdi. c tipinde kapalı bir ihlal söz konusuydu.

idare edilen devlet tam anlamı ile manda yönetimine aitti. manda idaresi, osmanlı aydınları içerisinde de özellikle mütareke dönemde tartışıldı. ingiliz ve abd mandaterliğinden yana olan gruplar vardı. manda fikrine yakın duran aydınlar mevcut durumdan az zararlı kurtulmak için güçlü bir devletin yardımı ile yeniden güçlenip bağımsızlık kazanmayı düşünüyorlardı. salih paşa, ali kemal paşa, vahdettin ve saray hükümeti ingiliz mandasını savunurken milli mücadele hareketinin ilk dışişleri bakanı bekir sami bey, ismet paşa, refet bele, rauf orbay, halide edip adıvar gibi isimler de abd mandasından yanaydılar.

wilson ve ekibi osmanlı topraklarında manda hakimiyeti kurmak istiyordu; ancak halkı böyle bir maceraya ikna etmek zordu. atatürke göre bu milleti hiçbir manda yönetimine terk etmek uygun değildi. ya istiklal ya ölüm mantalitesi vardı; ancak atatürkün dava arkadaşlarının bu fikre yakın olmaları abd mandasının uzun süre tartışılmasına neden olduğu gibi atatürk'te de zaman zaman bu fikrin uyanmasında etkili oldu. atatürk, anadolu üzerinde tetkik yapılmasını , amerikan mandaterliğinin ne derece mümkün olabileceğinin araştırılması yönünde bir rapor hazırlanmasını yazı ile amerikan hükümetine bildirir, cevap karanlıkta kalmıştır. bunun imkansızlığını bilen atatürkçüler, bu zaten kabul edilmez der. buna rağmen atatürk ün general harbordla sohbetlerde bulunması ve olası bir manda yönetimini, itilaf devletleriyle birbirine karşı kullanmak siyaseti hakkında tezler ileri sürülebilir. ''aynı zamanda atatürkün dava arkadaşlarından kopmamak için de manda fikrine bazen yakın durması olasıdır.''
0 oy
7 Mart 2014 sevvaltoktas (220 puan) cevapladı
ben kısaca değil ama uzun yazdım.
mevcut sistem ile kendini idare edemeyen toplumların başka bir devlet tarafından idare edilmesidir. bu sistem bağımsızlığa aykırıdır.
 (ece kscg, 12.11.2009 08:07)
 
klasik anlamda bir devletin başka bir devletçe yönetilmesi. bu mantığa göre cemiyeti akvam'ı (milletler cemiyeti) kuran milletler, insan haklarına saygılı, medeni ve uygarlık seviyesi itibariyle yüksek, devlet yönetiminde bilgili, idare etmesini bilen milletler iken; karşılarında sözde kendilerini idareden yoksun doğulu toplumlar alır.

bunları idare etmek de büyük devletlerin işidir. cemiyeti akvam'da bu yönde kararlar alındı, buna göre ırak ingiltere'nin mandaterliğine, suriye de fransa'nın mandaterliğine terk edilecekti.

manda yönetimi her ülkede farklı uygulandı. a tipi b tipi ve c tipi şeklinde üçe ayrılırdı. a tipi, sınırlı bir yönetim olup diğerlerine göre daha dar olarak vasıflandırılırken mandater devletin bir süreliğine hakimiyeti söz konusudur. b tipinde zaman sınırı olmayıp manda yönetimi ve cemiyet-i akvam kararı ile bu tip uygulama bitirilirdi. c tipinde kapalı bir ihlal söz konusuydu.

idare edilen devlet tam anlamı ile manda yönetimine aitti. manda idaresi, osmanlı aydınları içerisinde de özellikle mütareke dönemde tartışıldı. ingiliz ve abd mandaterliğinden yana olan gruplar vardı. manda fikrine yakın duran aydınlar mevcut durumdan az zararlı kurtulmak için güçlü bir devletin yardımı ile yeniden güçlenip bağımsızlık kazanmayı düşünüyorlardı. salih paşa, ali kemal paşa, vahdettin ve saray hükümeti ingiliz mandasını savunurken milli mücadele hareketinin ilk dışişleri bakanı bekir sami bey, ismet paşa, refet bele, rauf orbay, halide edip adıvar gibi isimler de abd mandasından yanaydılar.

wilson ve ekibi osmanlı topraklarında manda hakimiyeti kurmak istiyordu; ancak halkı böyle bir maceraya ikna etmek zordu. atatürke göre bu milleti hiçbir manda yönetimine terk etmek uygun değildi. ya istiklal ya ölüm mantalitesi vardı; ancak atatürkün dava arkadaşlarının bu fikre yakın olmaları abd mandasının uzun süre tartışılmasına neden olduğu gibi atatürk'te de zaman zaman bu fikrin uyanmasında etkili oldu. atatürk, anadolu üzerinde tetkik yapılmasını , amerikan mandaterliğinin ne derece mümkün olabileceğinin araştırılması yönünde bir rapor hazırlanmasını yazı ile amerikan hükümetine bildirir, cevap karanlıkta kalmıştır. bunun imkansızlığını bilen atatürkçüler, bu zaten kabul edilmez der. buna rağmen atatürk ün general harbordla sohbetlerde bulunması ve olası bir manda yönetimini, itilaf devletleriyle birbirine karşı kullanmak siyaseti hakkında tezler ileri sürülebilir. ''aynı zamanda atatürkün dava arkadaşlarından kopmamak için de manda fikrine bazen yakın durması olasıdır.''
 (kosankarga, 30.05.2010 19:10 ~ 19:13)
#8216205
 :) oy ver      w      tavsiye      şikayet et  
türkiye cumhuriyeti' nin mevcut vatandaşıyla hızla gitmekte olduğu yönetim şekilleri.
0 oy
25 Mayıs 2014 pişt kız cevapladı
5225Sömürgeciliğin modern adı güya sömürge yapan ülkelr diğer ülkeleri himeyesi altına alıp koruyordu ama bu sırada da onların yer altı ve yerüstü kaynaklarını sömürüyordu
0 oy
29 Mayıs 2014 mertali ata boyraz (4,990 puan) cevapladı
Manda
1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.
Fransızca olan manda sözcüğünün kelime anlamı "yetki, görev" demektir.

Himaye
Himaye (veya protektora), uluslararası ilişkilerde, bir sözleşme ya da tek taraflı bir karar uyarınca, (güçlü) bir devletin (zayıf) ötekini koruma ve denetimi altına aldığı hukuksal rejimdir.
+1 oy
3 Haziran 2014 SSERKAN (4,720 puan) cevapladı
Manda
1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.
Fransızca olan manda sözcüğünün kelime anlamı "yetki, görev" demektir.

Himaye
Himaye (veya protektora), uluslararası ilişkilerde, bir sözleşme ya da tek taraflı bir karar uyarınca, (güçlü) bir devletin (zayıf) ötekini koruma ve denetimi altına aldığı hukuksal rejimdir. Bu koruma ve denetimin derecesi bazı farklılıklar gösterir. Örneğin Hindistan'ın Bhutan üzerindeki himayesi korunan devletin güvenliğini garanti etmekten ileri gitmezken, Mart 1939'da Çekoslovakya'da kurulan Alman himayesi aslında bir ilhakı maskeliyordu.

TEK İSTEĞİM BİR ARTI KOYMANIZ:(
0 oy
19 Ocak HMS5142 (1,160 puan) cevapladı
Manda
1. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Geleneksel sömürgeciliği tasfiye etmeye yönelik bir proje olarak düşünülmüş, ancak uygulamada geleneksel sömürgeciliğe benzer sonuçlar doğurmuştur.
Fransızca olan manda sözcüğünün kelime anlamı "yetki, görev" demektir.

Himaye
Himaye (veya protektora), uluslararası ilişkilerde, bir sözleşme ya da tek taraflı bir karar uyarınca, (güçlü) bir devletin (zayıf) ötekini koruma ve denetimi altına aldığı hukuksal rejimdir. Bu koruma ve denetimin derecesi bazı farklılıklar gösterir. Örneğin Hindistan'ın Bhutan üzerindeki himayesi korunan devletin güvenliğini garanti etmekten ileri gitmezken, Mart 1939'da Çekoslovakya'da kurulan Alman himayesi aslında bir ilhakı maskeliyordu.

maskeliyordu

İlgili sorular

1 cevap 124 gösterim
2 Aralık 2012 Damla123 (740 puan) sordu
2 cevap 57 gösterim
21 Şubat 2013 francesco (63,500 puan) sordu

10,886 soru

20,091 cevap

4,326 yorum

2,253 üye

7 Çevrimiçi
0 Üye ve 7 Ziyaretçi
...