Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 76.907|Cevap: 4|Güncelleme: 28 Şubat 2016

Kapı ile ilgili deyimler nelerdir?

3 Aralık 2009 14:41   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Kapı ile ilgili deyim ve atasözleri bulabilir misiniz?



EN İYİ CEVABI armyes verdi
Aynı kapıya çıkmak
Anlamı: Sonuç bakımından fark etmemek, aynı sonuca varmak: “Talihin aşırısı da insanı eninde sonunda aptallaştırdığından, sonuç aynı kapıya çıkardı.” -E. Şafak.

Sponsorlu Bağlantılar
Açık kapı bırakmak
Anlamı: Gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.

Arka kapıdan çıkmak

Anlamı: Okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak

Anlamı: İş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

Bir kapıya çıkmak

Anlamı: Aynı sonuca varmak.

(Bir şeyden) kapı açmak

Anlamı: 1) bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak; 2) pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak.

(Bir yeri) komşu kapısı yapmak

Anlamı: Sık gidilen yer hâline getirmek.

(Bir yeri) komşu kapısına çevirmek

Anlamı: Yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

(Birinin) kapısını çalmak

Anlamı: Birine başvurmak: “İskele memurluğu isteyen işçiler hep benim kapımı çalıyorlar.” -M. Ş. Esendal.

Çat orada çat burada çat kapı arkasında

Anlamı: Çok çabuk yer değiştiren bir şeyin durumunu anlatan bir söz: “Sizin sevgili bir yerde durmaz, çat orada çat burada çat kapı arkasındadır.” -O. C. Kaygılı.

Dış kapının mandalı

Anlamı: 1) uzak akraba; 2) önemsiz, değersiz.

Doksan kapının ipini çekmek

Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

El kapısına düşmek

Anlamı: Yabancıya muhtaç olmak: “Başından nasıl bir sergüzeşt geçmişti de böyle el kapılarına düşmüştü?” -R. H. Karay.

Han kapısından teğelti atmak
Anlamı: Defetmek, kovmak: “Bir adamı hiç sormadan, etmeden böyle han kapısından teğelti atar gibi kolundan tutup fırlatınca içinde bir üzüntü kalır.” -M. Ş. Esendal.

İkisi bir kapıya çıkmak
Anlamı: Aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak.

Kapı almak (yapmak)

Anlamı: Tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek: “Altı bir geldi mi köşeyi kapacaksın, kapıları almayı asla unutmayacaksın.” -T. Uyar.

Kapı aralamak

Anlamı: Bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.

Kapı aramak

Anlamı: Ev ziyareti yapmak istemek.

Kapı baca açık

Anlamı: Korunmaya alınmamış.

Kapı dışarı etmek (atmak)

Anlamı: Kovmak, dışarı atmak: “Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.” -M. İzgü.

Kapı gibi

Anlamı: 1) iri vücutlu (kimse); 2) dayanak noktası güçlü, sağlam olan: “İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı.” -İ. O. Anar.

Kapı kadar

Anlamı: çok enli ve uzun olan.

Kapı kapı aramak

Anlamı: Her yeri aramak.

Kapı kapı dolaşmak (gezmek)

Anlamı: 1) ev ev gezmek; 2) bir yerlere sürekli girip çıkmak: “Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.” -A. Ümit. 3) iş aramak için her yere başvurmak.

Kapı komşusu yapmak (etmek)

Anlamı: bir yere sık gidip gelmek.

Kapı yapmak
Anlamı: 1) bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak: “Rumeli'de bıraktığı çiftlikleri de anlattıktan sonra yaptığı kapıyı kâfi gördü. İşlere geçti.” -Ö. Seyfettin. 2) ev gezmesi yapmak; 3) kapı almak.

Kapıda kalmak
Anlamı: İçeri girememek: “Anahtar bendedir. Onlar sonra kapıda kalırlar.” -M. Ş. Esendal.

Kapıdan çevirmek
Anlamı: Geri döndürmek, kabul etmemek: “Fakat görücüleri de kapıdan çevirmeyi doğru bulmuyordu.” -H. E. Adıvar.

Kapıdan kovsan bacadan düşer
Anlamı: Yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz.

Kapılar yüzüne (üzerine veya üstüne) kapanmak
Anlamı: İstenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.

Kapıları açık tutmak
Anlamı: Herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.

Kapıları kapamak

Anlamı: Bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.

Kapısına kilit vurmak

Anlamı: 1) girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak; 2) bir yerin çalışmasına son vermek.

Kapıya dayanmak

Anlamı: 1) gelip çatmak: “Kış kapıya dayandı, daha kömür alamadık.” -R. N. Güntekin. 2) bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak: “Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.” -İ. O. Anar.

Kapıyı açmak

Anlamı: 1) bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak; 2) bir işte başkalarına örnek olmak.

Kapıyı büyük açmak

Anlamı: Çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak.

Kapıyı göstermek

Anlamı: Kovmak, uzaklaştırmak.

Kendini kapının dışında bulmak

Anlamı: Kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak: “Bir gazeteci gelsin de bizden bir haber alsın. Haberi veren ertesi günü kendini kapının dışında bulurdu.” -M. Ş. Esendal.

Kırk kapının ipini çekmek

Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

Masraf kapısı açmak
Anlamı: Para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

O kapı (mahalle) senin bu kapı (mahalle) benim

Anlamı: Sürekli gezip dolaşmayı anlatan bir söz: O kapı senin bu kapı benim, akşamı eder.

Seksen kapının ipini çekmek
Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak: “Ama şimdi, bir çift lastik için seksen kapının ipini çekiyoruz.” -R. Enis.

Şöhret kapısı açılmak

Anlamı: Meşhur olmaya başlamak.

Şüpheye kapılmak
Anlamı: Şüphe duymak: “Eski bir bakan Ankara'nın bir köşesinde bir apartman mı yaptırmış, İsmet Paşa derhâl bir haksız iktisap şüphesine kapılıyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

Yağlı kapıya konmak

Anlamı: Rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak: “Kondu, namussuz, yağlı kapıya, diye, hasedini belli ediyordu.” -H. Taner.

Yanlış kapı çalmak

Anlamı: İsteğinin yapılmayacağı, yersiz sayılacağı bir yere başvurmak.

Yumurta kapıya dayanmak (gelmek)
Anlamı: Yapılacak iş için zaman çok daralmak.
Son düzenleyen Safi; 28 Şubat 2016 17:16
_KleopatrA_
4 Aralık 2009 02:21   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Kapı dışarı etmek: Kovmak, dışarı atmak."Ben de bu evin insanıyım, beni kapı dışarı edemezsiniz!"
Kapı kapı dolaşmak: 1. Ev ev gezmek, her eve uğramak. 2. Hemen her devlet dairesine başvurmak."Kapı kapı dolaştı, ne var ki bir iş bulamadı."
Kapı komşu: Bitişikte oturan komşu, evleri yan yana olan ailelerden her biri."Kapı komşum öyle iyi bir insan ki.."
Kapısında büyümek: Birinin evinde eğitim görüp yetişmek."Onun kapısında büyümüştü, ona bu kötülüğü nasıl yapmıştı aklı almıyordu."
Kapısını aşındırmak: İstediğini elde edinceye kadar birinin yanına çok sık gidip gelmek.
Kapı yoldaşı: Herhangi bir yerde aynı hizmette bulananlardan her biri.
Kapıyı açmak: 1. Başlama. 2. Bir işte birilerine örnek olmak."Açık artırmada kapı bir milyon liradan açıldı."
Son düzenleyen Safi; 28 Şubat 2016 17:00
Misafir
22 Aralık 2011 13:21   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
1- acemi katır kapı önünde yük indirir:
beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır

2- Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar:
işi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı'nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır

3- altın anahtar her kapıyı açar:
para olduğunda her güçlük yenilebilir

4-avrat (kadın) malı, kapı mandalı:
bir erkek, karısının malından yararlanmayı düşünmemelidir

5-borçtan korkan kapısını büyük açmaz (küçük açar):
borçlanmak istemeyen fazla açılmaz, giderlerini kısar, kendi durumuna uygun bir yaşama yolu tutar

6-çalma elin kapısını, çalarlar kapını:
kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar
Son düzenleyen Safi; 28 Şubat 2016 17:14
Misafir
17 Aralık 2012 16:34   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
•Kapı ağzı: 1. Kapı yanı. 2. İpucu.
•Kapı almak (yapmak): Tavla oyununda bir hanede iki pul toplamak.
•Kapı baca açık: Korunmasız (yer).
•Kapı dışarı etmek: Kovmak, dışarı atmak.
•Kapı duvar: Çalındığı halde açılmayan kapı.
•Kapı gibi: İri vücutlu, iri yarı kimse.
•Kapı kadar: Eni ve uzunluğu çok olan.
•Kapı kapamaca: Evde kimse kalmamak üzere.
•Kapı kapı dolaşmak: 1. Her yere uğramak, ev ev gezmek. 2. Her devlet dairesine başvurmak.
•Kapı (bir) komşu: Bitişikte oturan komşu.
•Kapı mandalı: İşe karıştırılmayan, kendisine önem verilmeyen kimse.
•Kapı tutmak: İşe yada hizmete girmek.
•Kapı yapmak: 1. Bir şey istemek yada söylemek 2. Ev gezmesi yapmak. 3. Tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul koymak.
•Kapı yoldaşı: Aynı hizmette bulunan hizmet arkadaşlarının birbirine göre durumu.
Son düzenleyen Safi; 28 Şubat 2016 17:15
armyes
8 Ocak 2014 21:45   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Aynı kapıya çıkmak
Anlamı: Sonuç bakımından fark etmemek, aynı sonuca varmak: “Talihin aşırısı da insanı eninde sonunda aptallaştırdığından, sonuç aynı kapıya çıkardı.” -E. Şafak.

Sponsorlu Bağlantılar
Açık kapı bırakmak
Anlamı: Gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.

Arka kapıdan çıkmak

Anlamı: Okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak

Anlamı: İş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

Bir kapıya çıkmak

Anlamı: Aynı sonuca varmak.

(Bir şeyden) kapı açmak

Anlamı: 1) bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak; 2) pazarlığa çok yüksek bir fiyatla başlamak.

(Bir yeri) komşu kapısı yapmak

Anlamı: Sık gidilen yer hâline getirmek.

(Bir yeri) komşu kapısına çevirmek

Anlamı: Yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

(Birinin) kapısını çalmak

Anlamı: Birine başvurmak: “İskele memurluğu isteyen işçiler hep benim kapımı çalıyorlar.” -M. Ş. Esendal.

Çat orada çat burada çat kapı arkasında

Anlamı: Çok çabuk yer değiştiren bir şeyin durumunu anlatan bir söz: “Sizin sevgili bir yerde durmaz, çat orada çat burada çat kapı arkasındadır.” -O. C. Kaygılı.

Dış kapının mandalı

Anlamı: 1) uzak akraba; 2) önemsiz, değersiz.

Doksan kapının ipini çekmek

Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

El kapısına düşmek

Anlamı: Yabancıya muhtaç olmak: “Başından nasıl bir sergüzeşt geçmişti de böyle el kapılarına düşmüştü?” -R. H. Karay.

Han kapısından teğelti atmak
Anlamı: Defetmek, kovmak: “Bir adamı hiç sormadan, etmeden böyle han kapısından teğelti atar gibi kolundan tutup fırlatınca içinde bir üzüntü kalır.” -M. Ş. Esendal.

İkisi bir kapıya çıkmak
Anlamı: Aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak.

Kapı almak (yapmak)

Anlamı: Tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul getirmek ve o hanenin karşı oyuncu tarafından kullanılmasını engellemek: “Altı bir geldi mi köşeyi kapacaksın, kapıları almayı asla unutmayacaksın.” -T. Uyar.

Kapı aralamak

Anlamı: Bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.

Kapı aramak

Anlamı: Ev ziyareti yapmak istemek.

Kapı baca açık

Anlamı: Korunmaya alınmamış.

Kapı dışarı etmek (atmak)

Anlamı: Kovmak, dışarı atmak: “Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.” -M. İzgü.

Kapı gibi

Anlamı: 1) iri vücutlu (kimse); 2) dayanak noktası güçlü, sağlam olan: “İçlerinden biri atından inerek celladın burnuna kapı gibi bir fermanı dayadı.” -İ. O. Anar.

Kapı kadar

Anlamı: çok enli ve uzun olan.

Kapı kapı aramak

Anlamı: Her yeri aramak.

Kapı kapı dolaşmak (gezmek)

Anlamı: 1) ev ev gezmek; 2) bir yerlere sürekli girip çıkmak: “Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler.” -A. Ümit. 3) iş aramak için her yere başvurmak.

Kapı komşusu yapmak (etmek)

Anlamı: bir yere sık gidip gelmek.

Kapı yapmak
Anlamı: 1) bir şey istemek veya söylemek için karşısındakini önceden başka sözlerle hazırlamak: “Rumeli'de bıraktığı çiftlikleri de anlattıktan sonra yaptığı kapıyı kâfi gördü. İşlere geçti.” -Ö. Seyfettin. 2) ev gezmesi yapmak; 3) kapı almak.

Kapıda kalmak
Anlamı: İçeri girememek: “Anahtar bendedir. Onlar sonra kapıda kalırlar.” -M. Ş. Esendal.

Kapıdan çevirmek
Anlamı: Geri döndürmek, kabul etmemek: “Fakat görücüleri de kapıdan çevirmeyi doğru bulmuyordu.” -H. E. Adıvar.

Kapıdan kovsan bacadan düşer
Anlamı: Yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz.

Kapılar yüzüne (üzerine veya üstüne) kapanmak
Anlamı: İstenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.

Kapıları açık tutmak
Anlamı: Herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.

Kapıları kapamak

Anlamı: Bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.

Kapısına kilit vurmak

Anlamı: 1) girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak; 2) bir yerin çalışmasına son vermek.

Kapıya dayanmak

Anlamı: 1) gelip çatmak: “Kış kapıya dayandı, daha kömür alamadık.” -R. N. Güntekin. 2) bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak: “Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.” -İ. O. Anar.

Kapıyı açmak

Anlamı: 1) bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak; 2) bir işte başkalarına örnek olmak.

Kapıyı büyük açmak

Anlamı: Çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak.

Kapıyı göstermek

Anlamı: Kovmak, uzaklaştırmak.

Kendini kapının dışında bulmak

Anlamı: Kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak: “Bir gazeteci gelsin de bizden bir haber alsın. Haberi veren ertesi günü kendini kapının dışında bulurdu.” -M. Ş. Esendal.

Kırk kapının ipini çekmek

Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

Masraf kapısı açmak
Anlamı: Para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

O kapı (mahalle) senin bu kapı (mahalle) benim

Anlamı: Sürekli gezip dolaşmayı anlatan bir söz: O kapı senin bu kapı benim, akşamı eder.

Seksen kapının ipini çekmek
Anlamı: İçinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak: “Ama şimdi, bir çift lastik için seksen kapının ipini çekiyoruz.” -R. Enis.

Şöhret kapısı açılmak

Anlamı: Meşhur olmaya başlamak.

Şüpheye kapılmak
Anlamı: Şüphe duymak: “Eski bir bakan Ankara'nın bir köşesinde bir apartman mı yaptırmış, İsmet Paşa derhâl bir haksız iktisap şüphesine kapılıyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

Yağlı kapıya konmak

Anlamı: Rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak: “Kondu, namussuz, yağlı kapıya, diye, hasedini belli ediyordu.” -H. Taner.

Yanlış kapı çalmak

Anlamı: İsteğinin yapılmayacağı, yersiz sayılacağı bir yere başvurmak.

Yumurta kapıya dayanmak (gelmek)
Anlamı: Yapılacak iş için zaman çok daralmak.
Son düzenleyen Safi; 28 Şubat 2016 18:19

Daha fazla sonuç:
kapı ile ilgili deyimler

paneli aç