![]() |
Ortalama Büyüklükte Bir Yıldız : Güneş Güneş'in Ölümü Yıldızlarda insanlar gibi doğar, yaşar ve ölürler. Güneşimiz de bize en yakın yıldızdır. Yıldızlar kütle olarak Güneş'imizin 0.1-100 katı ağırlığında olabilirler. Kütlesi 20-50 kat olanlar, hızlı yaşarlar ve bir kaç milyon yılda yakıtlarını tüketirler. Bir Güneş kütlesindeki bir yıldız ise 10 milyar yıl yaşamını sürdürebilir.Güneş'ten küçük yıldızlar ise daha uzun yaşarlar. Güneş Sistemimizin Doğumu Yaklaşık 9 milyar yıl önce, güneşimiz ve etrafındaki gezegenler oluşmuştur. Güneşimizin çapı 149 milyon km, kütlesi 2-1030 kg (yani 332,950 Dünya kütlesi), kendi çevresinde bir tur dönüşü 25 Dünya günü sürer. Yaklaşık saniyede 217 km hızla Dünya ve diğer gezegenleri de beraberinde galaksimizde sürükler. %90 hidrojen+%10 helyum ve çok az miktarda ağır elementlerden oluşur. Bu zamandan sonra, kalan 10 milyar yıllık ömrü daha vardır. Günümüzde ise yakıt kaynaklarının yarısını tüketmiştir ve kalan ömrü yaklaşık 5 milyar yıldır. Güneşimiz tipik düşük kütleli bir yıldızdır. Hidrojeni sürekli yanarak iç kısmında helyuma dönüşür. Helyum genelde atıl bir iç çekirdekte toplanır. Nükleer reaksiyonlar ise bu çekirdeğin dış kısmında (füzyon) gerçekleşir. Çekirdeğin kendisi bu aşamada ısı üretimine katkıda bulunmaz. Güneş sistemimizin gezegenleri iki aileye ayrılır. Güneş'e yakın yer alan iç gezegenler ve güneşten uzakta yer alan dış gezegenler. İç gezegenler; kaya biçiminde, katı yüzeyli ve uydularının olmayışı ya da az sayıda olmaları ile Dünya'ya benzerler. Bunlar Dünya ile birlikte toprak grubu gezegenleri oluştururlar: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars. Güneşten daha uzakta bulunan gezegenler daha büyük ama yoğunlukları daha düşüktür, yüzeyleri katı değildir ve çok sayıda uyduları vardır: Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Gezegenlerin Güneş'e olan uzaklıkları belli bir geometrik kurala uyar. Bu kural 1776 yılından beri bilinmektedir ve Titius-Bode yasası olarak adlandırılır. Bu yasaya göre gezegenler güneş çevresinde belli yörüngelerde bulunurlar. Buna Mars-Jüpiter arasında bulunan asteroid kuşağının yörüngesi de dahildir. Yasanın elde ettiği tahmini yörünge uzaklıkları ile ölçülen gerçek uzaklıklar mükemmel bir şekilde uyuşmaktadır. Gezegenlerin bu yasaya neden uyduğunun elle tutulur bir açıklaması yoktur ve bunun bir kozmolojik kural olup olmadığı bilinmemektedir. Bu uzaklıklar gezegenlerin kütle ve yoğunluklarından bağımsızdır. Ancak, sadece Neptün bu kuralı çiğner. Kaynak : Popüler Bilim |
Satürn'ün Uydusu Titan'da Yaşam Olasılığı Uzayda Bilim Dünyasını Şaşırtan Gelişme Herkes uzayda canlı var mı? diye araştırırken, şaşırtıcı bilgi beklenmedik bir yerden geldi! Saturn'ün uydusu Titan'da yaşam olabileceğine dair iki bulgu, Cassini uzay aracı tarafından bulundu.Titan, suyun sıvı halde bulunması için oldukça soğuk bir uydu. Ancak bazı bilimadamları, metan ve etan göllerinin içinde yaşam formları olabileceğini söylüyorlardı. 2005 yılında yapılan araştırmalar sonucunda bazı mikropların hidrojen gazı soluyarak ve asetelin organik molekülünü yiyerek, metan oluşturabileceğini buldular.Araştırmaya göre bu mikropların yaşadığı yerlerde asetelinde ve hidrojende azalma görüleceği de söylendi. Cassini uzay aracının yaptığı gezi sırasında yakaladığı ipuçları bu araştırmaları destekler yönde. Uzay aracının bulgularına göre bazı bölgelerde asteline rastlanmazken, Titan'ın yüzeyinde de hidrojen zamanla yok oluyor.Atmosferdeki hidrojen hem yüzeye hem de uzaya doğru hareket ederken, yüzeye inen hidrojen birikmiyor. Bu da bir şeyin onu tükettiği anlamına geliyor olabilir. Bilimadamları biyolojik bir sonuca varmadan önce, bu olayın kimyasal yönünün araştırılmasını daha doğru buluyorlar. Bilimadamlarına göre bu olay bilinmeyen bir kimyasal reaksiyonun sonucu da olabilir.Şimdi bu durumun kesinleşmesi için bütün olasılıkların tek tek elenmesi gerekiyor. Canlı varlığına bir kanıt kabul edilebilmesi için, bilimsel yöntemlerle katedilmesi gereken uzun ve zahmetli bir yolculuk var. Kaynak : Chip Online / Bilim Teknoloji (07 Haziran 2010,21:00) |
NASA'nın Kaldıraçlı Taşımacıları NASA, Kaldıraçlı Taşımacıları Yeni Fırlatmalara Hazırlıyor Uzay mekiğini araç montaj binasından, Kennedy Uzay Merkezi'ndeki fırlatma panellerine taşımak için NASA’nın bir çift kaldıraçlı taşımacıları var. Bu yaklaşık 2.300 ton ağırlığındaki paletliler 5,500 ton ağırlığındaki uzay mekiğini ve fırlatma platformunu etrafta çekebiliyor; ama yeni Uzay Fırlatma Sistemi'nin üstesinden gelebilmek için geliştirilmeleri gerekiyor. Kaldıraçlı Taşımacılar (The Crawler-Transporters (CTs)) 1960’lı yıllardan beri aramızdalar. NASA, uzay mekiği fırlatma sistemlerinin montajı için güvenli kapalı bir merkez arıyordu, bunu yapmak yerine fırlatma işlemini 2 ya da 3 km uzakta yaparak, araç montaj binasını her seferinde tekrar yapmalarına gerek duyulmayacağı bir yolu benimsediler. Çözülmesi gereken problem ise mekiğin ve fırlatma platformunun nasıl taşınacağıydı. NASA, rayları, duba ve kanalları içeren sistemleri ve bir de karada taşıma sistemini ele aldı ve elbette ki karada taşıma yapmak aralarında en mümkün ve maliyeti hesaplı olandı. 100 milyon dolara üretilen bu taşıma araçları bir süre boyunca dünyadaki en büyük kara taşıtlarıydı. Her bir kaldıraçlı taşımacı tek başına 2,3 milyon tonluk ağırlığı taşıyabiliyor ve büyük bir beyzbol sahası büyüklüğünde (40 metre uzunluk ve 35 metre genişlik). Bir yük taşırken CT’lerin ulaşabildiği en yüksek hız 1,5 km, CT boşken ise hızını iki katına çıkarabiliyor. Gücün kaynağı, her biri 2000Kw enerji üreten 12 silindir dizel lokomotif motordan geliyor. Buradan gelen enerji elektrik jeneratörlerini çalıştırıyor ve bu da elektrik motorlarını besliyor; böylece paletleri (16 paletin her biri için 280 kW gerekiyor) ve hidrolik sistemi çalıştırıyor. Hidrolikler CT’nin işini yapabilmesi için en önemli donanımlardır: Kaldıracağı yükün altına girdikten sonra hidrolik gücünü kullanarak onu kaldırıyor ve böylece onu uzağa taşıyabiliyor. CT’ler genelde uzay mekiklerini ve portatif fırlatma platformlarını oradan oraya çekmek için görevlendiriliyor. Portatif fırlatma platformu kendiliğinden CT'den ayrı ve asıl fırlatmayı destekleyenin ta kendisi. CT platformu ve aracı fırlatma alanındaki panellerden birine taşıyor ve orda serbest bırakıyor (özel set pedalların üstüne alçalarak). CT oradan uzaklaşıyor, fırlatma gerçekleşiyor ve sonra geri gelip bu defa boş platformu alıyor. Portatif platform bir uzay mekiği ile birlikte toplam 5.500 ton ağırlığa ulaşıyor ve bunun yaklaşık 4.000 tonunu fırlatma platformu oluşturuyor. Yeni Uzay Fırlatma Sistemi var olan mekiğin ağırlığını 3.000 tona çıkarıyor yaklaşık 9 tane tamamiyle dolu Boeing 747sp uçağına eşit bir ağırlık. Bu değişiklik sistemin toplam ağırlığını 7.300 tona çıkarıyor ki böyle bir ağırlığı hareket ettirmek için var olan kaldıraçlı taşımacıların geliştirilmeye ihtiyacı var. Kaldırma kapasitesini 8.200 tonu yüklenebilecek şekilde yükseltmek için, kaldıraçlı taşımacılardan biri büyük bir yapılanma altından geçiyor: Yeni motorlar, yeni egzoz, yeni frenler, yeni hidrolikler, yeni bilgisayarlar ve büyük olasılıkla yeni palet jantları. Bu değişiklikler yakıt verimliliğinde ya da başka bir şey de etki oluşturmayacak (1 galon da 10 metre mesafe hala bir CT'den bekleyebileceğinizin en iyisi); ama 2014 itibariyle, işlem tamamlanacak ve Kaldıraçlı taşımacılar tamamı ile NASA’nın en yeni Uzay Fırlatma Sistemini 2017'deki ilk uçuşuna çekmek için hazır olacak. NASA 7 yıl önce kaldıraçlı taşımacıları yeni bir teknoloji (tekerlekli sistem) yerine hurdaya çıkartmaya karşı çıkmıştı. CT’ler eski teknoloji olabilir ama etkililer ve güvenilirler ve bir 50 yıl daha kullanılmamaları için bir sebep yok. Bu yüzden bu sistemi torunlarımızın bile görebilmesi mümkün olabilir. Kaynak : Dvice (07 Eylül 2012,07:37) |
UZAY ARAÇLARI Uydular Dünyanın yörüngesinde dönen, üzerlerinde özel alıcılar ve vericiler bulunan araçlardır Uydular, roketler yardımızla ya da uzay mekikleriyle uzaya taşınır Dünya’nın yörüngesinde, uzaktan algılama uyduları, haberleşme uyduları, GPS uyduları gibi farklı işlevlerde binlerce uydu bulunuyor Yörünge Araçları Başka gezegenlerin ya da gökcisimlerinin yörüngesine girip keşif yapmaları için gönderilen uzay araçlarıdır Uzak gezegenlere varmaları bazen yıllar sürer Üzerinde özel kameralar, alıcılar ve vericiler bulunur İniş Araçları Yörünge araçlarıyla birlikte, başka gezegenlerin keşfi için gönderilirler Gezegenin yörüngesine girdikten sonra yörünge aracından ayrılarak o gezegene iniş yaparlar Yüzey Araçları İniş yapılan gezegenlerin yüzeyinde ilerleyerek veri toplayan robotlardır Üzerlerinde çeşitli alıcılar ve vericiler bulunur Uzay Mekikleri Uzaya insan ve yük taşımada kullanılan araçlardır Fırlatılarak uzaya gönderilirler, geri dönüşteyse özel bir piste iniş yaparlar Dünya’yla uzay arasında birçok kez gidip gelebilirler Kimi zaman mekiğin içine uzay laboratuarı denilen özel bir bölme yerleştirilir; burada deneyler yapılır Uzay İstasyonu Uzay istasyonları, içinde insanların yaşayabileceği ve çalışabileceği büyük uydulardır İstasyon dünyanın yörüngesine yerleştirildikten sonra astronotlar burada kalarak deneyler ve araştırmalar yapar Sputnik Uzaya Gönderiliş Yılı : 1957 Ağırlığı : 84 kg Uzay Ajansı : Eski SSCB Uzay Dairesi Özellikleri : Sputnik 1, dünyanın ilk yapay uydusuydu Görevi, atmosferle ilgili veriler toplayarak, bunları yeryüzüne göndermekti Ancak, uydu yalnızca 21 gün boyunca sinyal gönderebildi Mariner 2 Uzaya Gönderiliş Yılı : 1962 Ağırlığı : 203 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Venüs gezegeninin keşfi için uzaya gönderilen Mariner 2, başka bir gezegenin yakınında uçan ilk uzay aracı oldu Venüs’ün atmosferi ve yüzeyi konusunda bilgiler topladı Güneş rüzgarıyla ilgili ilk ölçümleri yaptı Apollo II iniş aracı Uzaya Gönderiliş Yılı : 1969 Ağırlığı : 5900 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Apollo II seferi, insanlı bir uzay aracının Ay’a iniş yaptığı ilk sefer Fırlatıldıktan dört gün sonra, bir astronot yörüngede beklerken, iki astronot bir kapsülle Ay’a iniş yaptı Astronotlar Ay’da 22 saat kaldılar ve taş örnekleri topladılar Salyut 1 Uzaya Gönderiliş Yılı : 1971 Ağırlığı : 18500 kg Uzay Ajansı : Eski SSCB Uzay Dairesi Özellikleri : İlk uzay istasyonuydu Uzunluğu 12 metre, maksimum genişliği 4,1 metreydi Yapılış amacı, uzun süreli uzay uçuşlarının, insan bedenine etkilerini incelemek ve uzaydan Dünya’nın fotoğraflarını çekmekti Skaylab uzay istasyonu Uzaya Gönderiliş Yılı : 1973 Ağırlığı : 74783 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : İnsanların uzayda, ağırlıksız ortamda uzun süre de kalabileceklerini kanıtlamak için uzaya gönderildi Altı yıl görev yaptı Güneş ve yeryüzü kaynakları hakkında da veriler topladı Viking iniş aracı Uzaya Gönderiliş Yılı : 1975 Ağırlığı : 576 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Mars’ın keşfi için planlanan Viking seferlerinde, her biri birer yörünge aracı ve birer iniş aracından oluşan iki araç kullanıldı Bu bir uzay aracının başka bir gezegeninin yüzeyine güvenli bir biçimde indiği ilk sefer oldu Voyager Uzaya Gönderiliş Yılı : 1977 Ağırlığı : 825 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Voyager 1 ve Voyager 2 adlı ikiz uzay araçları önce Jüpiter ve Satürn’ün yakınından geçtiler Voyager 2, Uranüs ve Neptüne’de gitti Şimdi her ikisi de Güneş sisteminin dışındaki gezegenlere doğru yol alıyorlar Ploneer Uzaya Gönderiliş Yılı : 1978 Ağırlığı : 517 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Bir büyük, üç küçük kapsül ve bir yörünge aracından oluşuyordu 14 yıl Venüs’ün yörüngesinde kalarak gezegenin yüzeyi ve atmosferiyle ilgili ölçümler yaptı 1992’de görevi sona erdi Uzay mekiği Discovery Uzaya Gönderiliş Yılı : 1984 Ağırlığı : 24990 kg (yüküyle birlikte) Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Sekiz kişilik bir uçuş ekibini taşıyabiliyor Boyutları, Nasa’ya ait öteki mekiklerle aynı, Uluslar arası Uzay İstasyonu’nun yapımı gibi nedenlerle astronotları ve başka uzay araçlarını birçok kez uzaya taşıdı Glotto Uzaya Gönderiliş Yılı : 1985 Ağırlığı : 960 Kg Uzay Ajansı : Esa Özellikleri : Halley kuyruklu yıldızının 1986 yılında Güneş’e en yakın konumdayken incelenmesi için uzaya gönderildi Daha sonra, “GriggSkyjellerup” adlı başka bir kuyruklu yıldızın yakınından uçmak üzere yoluna devam etti Mir Yapımına başlama yılı : 1986 Ağırlığı : 135 ton Uzay Ajansı : Eski SSCB Uzay Dairesi ve Rus Havacılk ve Uzay Ajansı Özellikleri : 15 yıl boyunca yeryüzünden 390 kilometre yüksekteki yörüngesinde kaldı Farklı ülkelerden birçok astronot, deneyler yapmak amacıyla istasyonda yaşadı Galileo Uzaya Gönderiliş Yılı : 1989 Ağırlığı : 2223 Kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Jupiter’in keşfi için tasarlanmış bir yörünge aracıydı Jüpiter’e 1995 yılında vardı Gezegenin atmosferine çeşitli ölçümler yapan bir kapsül bıraktı Hala Jüpiter ve uyduları hakkında bilgi topluyor Magellan Uzaya Gönderiliş Yılı : 1989 Ağırlığı : 1035 Kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Dört yıl görev yaptı Venüs’ün yüzeyinin ve çekim alanının haritalarını çıkardı Bir uzay aracını yönlendirmek amacıyla, bir gezegenin atmosferinden yararlanılan özel manevra yöntemi ilk kez bur araçta denendi Navstar Uzaya Gönderiliş Yılı : 1990 Ağırlığı : 1665 Kg Uzay Ajansı : ABD Hava Kuvvetleri Özellikleri : Küresel Konumlandırma sistemi (GPS) uydularından biri Yeryüzünün 20000 km yukarısında bir ağ oluşturan bu uydular, yeryüzündeki GPS alıcıları yardımıyla herhangi bir yerin coğrafi konumunun belirlenmesini sağlar Hubble uzay teleskopu Uzaya Gönderiliş Yılı : 1990 Ağırlığı : 11600 Kg Uzay Ajansı : Nasa ve Esa Özellikleri : Astronotların Dünya’dan uzay mekikleriyle gelerek bakım yapabileceği biçimde tasarlanmış ilk uzay aracı Hubble’in gözlemleri, araştırmacılara evrenin yapısı ve sınırları konusunda bilgi sağlıyor Topex / Poseidon Uzaya Gönderiliş Yılı : 1992 Ağırlığı : 2500 Kg Uzay Ajansı : Nasa ve Fransa Ulusal Uzay Çalışmaları Merkezi Özellikleri : Her on günde bir, yeryüzündeki denizlerin düzeyini ölçerek topladığı verileri Dünya’ya gönderiyor Bu veriler, küresel hava tahminleri ve hava olaylarının izlenmesinde kullanılıyor Soho Uzaya Gönderiliş Yılı : 1995 Ağırlığı : 1350 Kg Uzay Ajansı : Nasa ve Esa Özellikleri : Güneş rüzgarları ve Güneş’in taç katmanını gözlemleyerek topladığı verileri Dünya’ya gönderiyor Uzaya gönderildiğinde ömrünün altı yıl olacağı hesaplanmıştı; ancak hala görev yapıyor Sojourner yüzey aracı Uzaya Gönderiliş Yılı : 1996 Ağırlığı : 11 Kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Mars’ı keşfetmek amacıyla Mars Pathfinder görevinde kullanıldı Gezegenin kuzey yarım küresindeki “Ares Vallis” olarak bilinen ve eski su baskınlarının izlerini taşıyan bir düzlüğü inceleyerek veri topladı Cassini-huygens Uzaya Gönderiliş Yılı : 1997 Ağırlığı : 5712 Kg Uzay Ajansı : Nasa, Esa ve İtalyan Uzay Ajansı Özellikleri : Cassini, Satürn gezegeninin keşfi için uzaya gönderildi Venüs’ü geride bıraktıktan sonra Jüpiter’in yakınından geçti 2004 yılında Satürn’e varacak Cassini’nin içinde, Huygens adlı bir iniş aracı bulunuyor Deep Space 1 Uzaya Gönderiliş Yılı : 1998 Ağırlığı : 486 Kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Uzay araçları için geliştirilmiş yeni teknolojileri sınamak için uzaya gönderildi Daha sonra görev süresi uzatıldı 2001 yılında, Borelly kuyruklu yıldızının fotoğraflarını çektikten sonra görevi sona erdi Uluslar arası uzay istasyonu Yapıma başlanılan yıl : 1998 Ağırlığı : Tamamlandığında 460 ton olacak Uzay Ajansı : Nasa, Esa, Rusya, Japonya ve Kanada’nın uzay ajansları Özellikleri : Görevli ülkelerin her biri, istasyonun belli teknik donanımlarının ya da parçalarının yapımından sorumlu Astronotlar, şimdiden istasyonda çeşitli deneyler yapmaya başladılar Landsat 7 Yapıma başlanılan yıl : 1999 Ağırlığı : 1969 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Uzaktan algılama yöntemiyle yeryüzündeki karaların ve kıyıların görüntülerini çekiyor Bu veriler, ormanların azalması, buzulların küçülmesi, arazi kullanımı gibi konular üzerinde çalışan araştırmacılarca kullanılıyor Stardust Yapıma başlanılan yıl : 1999 Ağırlığı : 385 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Stardust, Wild-2 adlı bir kuyruklu yıldıza doğru yol alıyor Kuyruklu yıldızın çekirdeğini çevreleyen toz bulutunun içinden geçip bu maddelerden örnekler toplayarak Dünya’ya geri dönecek Cluster Yapıma başlanılan yıl : 2000 Ağırlığı : 1200 kg Uzay Ajansı : Esa Özellikleri : Cluster’in görevi, Güneş’ten gelen parçacıklar ve bu parçacıkların Dünya’nın manyetik alanında neden olduğu değişimlerle ilgili veriler toplamak Cluster, birbirinin eşi dört uzay aracından oluşuyor 2001 Mars odyssey Yapıma başlanılan yıl : 2001 Ağırlığı : 758 kg Uzay Ajansı : Nasa Özellikleri : Mars yüzeyinin yapısını incelemek üzere tasarlanmış bir yörünge aracı Gezegende su ya da buz bulunup bulunmadığını ortaya çıkarabilecek veriler toplayacak Radyasyon incelemeleri de yapacak |
Samanyolu Galaksisi'nin Merkezi Samanyolu'nun Kalbi İki yüz milyar yıldızı bir arada barındıran Samanyolu Galaksi’si bir imparatorluğa benzetilebilir. Sistemin merkezinde bulunan görünmeyen müthiş bir kuvvet, bu imparatorluğu yönetmektedir. Kara, parçalı bir toz şeridi içinde parlayan yıldız bulutsularını barındıran imparatorluğun merkezi kuzey yarımküredeki bir gözlemci için yaz aylarında Yay takımyıldızı doğrultusunda görülür. Son yıllarda astronomlar x-ışını, kızılötesi ve radyo dalga boylarında, giderek artan çözünürlük ve hassasiyet ile yıldızlararası ortamın neden olduğu etkiyi aşarak Galaksi merkezini araştırmaya başlamışlardır. Elektromanyetik tayfın farklı bölgelerinden alınan enerjiler ile Galaksi merkezi doğrultusundaki cisimler ayırt edilebilir ve bu cisimler arasında meydana gelen şiddetli etkileşimler anlaşılabilir. Bununla beraber, Galaksi merkezinde alışılagelmişin dışında farklı fiziksel süreçler ve bu süreçlere katkı sağlayan çok sayıda cisim bulunur. Güneş’ten 26,000 ışık yılı uzaklıkta meydana gelen açıklanması güç fiziksel süreçleri ve söz konusu cisimleri inceleyelim. Yay takımyıldızının üst kısmına doğru bakıldığında çaydanlığın ağzından yükselen, buharlanmış gibi görünen parlak bir leke görülür. Bu leke Büyük Yay Yıldız Bulutu’dur; bulut Galaksi merkezinin konumunu göstermemekle birlikte merkezin gerçek yeri lekenin sadece birkaç derece doğusunda bulunur. Galaksi merkezi doğrultusundaki yıldızlararası ortam görünür ışığa geçirgen değildir. Fakat bu bölgeye kızılötesi ve radyo dalgaboylarına duyarlı alıcılar ile bakıldığında yıldızlararası ortamın neden olduğu sönümleme azalır, cisimler belirmeye başlar ve yıldız sayısında ciddi bir artış görülür. Ortada parlayan Galaksinin şişkin bölgesinin iç kısmıdır ve yaklaşık 500 ışık yılı genişliğindedir. Karanlık benekler yoğun toz bulutlarının çekirdekleridir. Bu toz bulutlarından biri milyonlarca yıldızı bir arada tutan, yaklaşık 30 ışık yılı genişliğindeki parlak Galaksi merkezini gizler. Galaksideki Radyo Enerjisi Yıldızlararası ortamın etkilerinin en aza indiği radyo bölgede, gizlenen Galaksi merkezinin daha iyi bir görüntüsü elde edilir. Galaksideki çoğu yıldızın radyo bölgede ışınımı yetersizdir; fakat bu bölgeden aldığımız radyo enerjisi üst üste binmiş yapılar şeklinde dağılmış yıldızlararası gazı ortaya çıkartır. Galaksi merkezi doğrultusunda en göze çarpan yapılardan biri de Galaksi düzlemini dik olarak doğu-batı doğrultusunda kesen ince iplikimsi yapılardır. Manyetik alan çizgileri etrafında ivmelenen, rölativistik hızlara sahip, yüklü parçacıkların yayınladığı sinkrotron ışınım radyo bölgede yıldızlararası plazmanın ince iplikimsi yapıda görülmesine neden olur. Bu yapılar Galaksi merkezine giren düzgün manyetik alanın iyi bir göstergesidir. Kaynak : Popüler Bilim (Kasım 2011 / Sayı : 211) |
Yıldızlar Arasında Nefes Kesici Bir Gezinti Uzay ve yıldızlarla ilgilenen birkaç Google çalışanının oluşturduğu 100,000 Stars adlı proje, bizleri galaktik sistemimizin içerisindeki 119.617 yıldızın arasında sanal bir gezintiye çıkarıyor. Bu interaktif simülasyonda fareniz yardımıyla güneş sistemimizden başlayarak tüm galaksimiz etrafında ileri ve geri hareket edebiliyor, yıldızların etrafında dönebiliyorsunuz. Ve bu sırada size Sam Hulick'in düzenlediği gizemli bir müzik eşlik ediyor. Sayfanın sol üst köşesinde göreceğiniz "Take a tour" butonuna bastığınızda ise Güneş'ten başlayarak tüm galaksimizi bize kısa ve faydalı bilgiler eşliğinde gösteren bir animasyonu izlemeye başlayabilirsiniz. Bu bilgiler arasında en ilginç olanı ise NASA tarafından 5 Eylül 1977 tarihinde fırlatılan ve günümüz itibariyle insan yapımı en uzak obje olma özelliğini taşıyan Voyager 1'in yeryüzünden sadece 17 ışık saati uzaklıkta olmasıydı. Çünkü bu simülasyon içerisinde bu uzaklığın tüm galaksiyi baz aldığımızda aslında ne kadar da anlamsız olduğunu göreceksiniz. Google şu mesajı da sayfaya eklemeyi unutmamış: "Dikkat: Bu görselleştirmede tam bir bilimsel kesinlik söz konusu değildir. Lütfen yıldızlararası araştırmalar için kullanmayınız!'' Kaynak : Bilim org (17 Kasım 2012) |
Ay'ın Yapısı ve Atmosferi Kütleçekim Alanı Ay’ın kütleçekim alanı, yörüngedeki uzay araçlarının yaydığı radyo dalgalarının izlenmesi sonucu belirlenmiştir. Kullanılan prensip Doppler Etkisi’ne bağlıdır. Uzay aracının bakış açısı yönündeki ivmesi radyo dalgalarının yönünü azar azar değiştirerek ve uzay aracından Dünya üzerindeki sabit bir noktaya olan uzaklığı kullanarak belirlenir. Ancak Ay’ın eşzamanlı dönmesi nedeniyle, uzay aracı öte taraftayken izlenemediğinden ötürü, öteki tarafın kütleçekimi alanı çok iyi belirlenememiştir. Ay’ın kütleçekim alanının en önemli özelliklerinden birisi dev krater düzlükleri ile bağlantılı olan geniş pozitif kütleçekimsel anomalilerin varlığıdır.Bu anomaliler uzay araçlarının yörüngesini önemli ölçüde etkiler bu nedenle insanlı ya da insansız uçuşların planlanmasında Ay’ın doğru kütleçekimsel modeli gereklidir. Kütleçekimsel yoğunluğun olduğu bölgelerin nedeni kısmen, krater düzlüklerini dolduran yoğun bazaltı oluşturan lava akışının varlığına bağlıdır. Ancak bu lava akışları tek başına kütleçekimsel izin tamamını açıklayamaz, aykabuğu ile manto arasındaki etkileşime de gerek vardır. Lunar Prospector ‘un kütleçekimsel modellemeleri bazaltik volkanların etkisi nedeniyle oluşmadığı sanılan bazı kütleçekimsel yoğunlukların varlığını gösterir. Oceanus Procellarumda devasa volkan kaynaklı bazaltlar bulunmasına rağmen kütleçekimsel anomali gözlemlenmemektedir. Manyetik Alan Ay’ın dış manyetik alanı bir ile yüz nanotesla arasındadır yani 30-60 mikrotesla büyüklüğündeki Dünya’nın manyetik alanından yüz kat daha küçüktür. Diğer önemli farklılıklar çekirdeğindeki jeodinamo tarafından üretilmiş bir dipolar manyetik alnı yoktur ve varolan manyetik alanların kaynağı tamamen aykabuğudur. Bir varsayıma göre aykabuğundaki manyetikleşmelerin Ay daha gençken ve çekirdeğinde bir jeodinamo bulunurken oluştuğudur. Ancak ay çekirdeğinin küçüklüğü bu varsayımın doğruluğu karşısında bir engel oluşturmaktadır. Alternatif varsayımlar arasında, Ay gibi havası olmayan gökcisimlerinde süreksiz manyetik alanlar büyük gök cisimlerinin çarpması bulunur. Bu varsayımı destekleyecek şekilde en geniş aykabuğu manyetikleşmelerinin dev kraterlerin tam karşısında Ay yüzeyinde gerçekleştiğinin farkına varılmasıdır. Böyle bir fenomenin çarpışma sonucu oluşan plazma bulutunun ortamda bir manyetik alan bulunurken serbest olarak yayılmasından kaynaklanabileceği önerilmiştir. Atmosfer Ay’ın atmosferi öyle incedir ki yok bile sayılabilir. Toplam atmosferik kütlesi 104 kg.’dır.radyoaktivite sonucu ortaya çıkan radon gibi gazların salınımıdır. Diğer önemli bir kaynak ise mikrogöktaşları, güneş rüzgârı iyonları, elektronlar ve günışığının bombardımanı sonucu oluşan püskürtüm süreciyle gerçekleşir. Püskürtüm yoluyla salınan gazlar ya tekrar regolit içinde hapsolur, ya da güneş radyasyon basıncı veya iyonize olmuşlarsa güneş rüzgârının manyetik alanı nedeniyle uzaya kaçar. Dünya üzerinden yapılan spektroskopik yöntemlerle sodyum (Na) ve potasyum ( K ) gibi elementlerin varlığı tesbit edilmiştir. Radon–222 (222Rn) ve Polonyum-210 (210Po) gibi elementler ise Lunar Prospector ‘un alfa parçacık spektrometresi ile tesbit edilmiştir. Kaynak : Bilimnet |
Cassini Uzay Aracı Gözlemlerine Dair Makale Yarışması Bir Günlüğüne Cassini Bilimcisi Olmak Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Jet İtiş Laboratuvarı’nda (Jet Propulsion Laboratory) Cassini uzay aracı üzerinde çalışan bilim insanları, her yıl tüm dünya ülkelerinden öğrencilerin katılımına açık bir yarışma düzenliyor.Amaç; uzay aracının gözleyeceği hedefi en iyi açıklayan kısa bir makale yazmak ve bunun nedenlerini sıralamak. 2012 yılında incelenmesi ve üzerinde makale yazılması gereken üç hedef ise şöyleydi: Satürn gezegeni, Satürn’ün F halkası ve Satürn’ün küçük bir uydusu olan Pan. Öğrencilerin kısaca Cassini uzay aracının bu üç hedeften hangisini ve ne amaçla incelenmesi gerektiğini açıklayan bir makaleyi, bir bilim insanı gibi düşünerek en fazla 500 kelimeyle bir makale yazmaları gerekiyor. İlki 2009 yılında gerçekleştirilen yarışmanın Türkiye’deki organizasyon ev sahibi ise Eyüboğlu Eğitim Kurumları. Şimdilik İstanbul okulları arasında düzenlenen yarışmaya katılım başvurularının İngilizce olarak ve istenilen formatta hazırlanması gerekiyor.Bunlar daha sonra değerlendirilmek üzere astronom jüri üyelerine gönderiliyor. Bu yıl İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden Prof. Dr. A. Talât Saygaç (Cassini yarışması Türkiye koordinatörü), Arş. Gör. Özgecan Önal Taş ve Çağ Üniversitesi Uzay Gözlem ve Araştırma Merkezi’nden Arş. Gör. Arif Solmaz’ın jüri olarak yer aldığı yarışmada, 26 okuldan 72 adet başvuru değerlendirildi ve dereceye giren ilk beş öğrenci seçildi.Başarılı olan öğrencilerin makaleleri ve resimleri yayınlanmak üzere NASA’ya gönderilecek. Cassini Araştırmacısı Olmak Yarışma hakkında ntvmsnbc’ye açıklamalarda bulunan Arif Solmaz (Çağ Üniversitesi) şunları aktardı: “Bu tür uluslararası ve bilimsel yarışmalara katılmak hem bizler hem de öğrenci ve öğretmen arkadaşlarımız için çok güzel fırsatlar içeriyor. Öğrenciler ‘bir günlüğüne bilim insanı’ kimliğine bürünerek, öne sürülen sorulara karşı bilimsel yöntemleri kullanarak cevap aramaya çalışıyor. Başvuruları değerlendirdiğimizde gerçekten kaliteli eğitimi ve bu ortamı hazırlayan öğretmenlerimizi ve bunlardan faydalanarak istendiğinde en iyisini üretmeyi başaran öğrencilerimizin potansiyelini keşfetmek bizleri oldukça mutlu ediyor.”Solmaz, 2012’deki en çarpıcı bilimsel gelişmeler adlı konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı: “2012 yılı bilimsel gelişmeler açısından oldukça verimli geçti. Stephen Hawking yıl sonunda şimdiye kadarki en yüksek bütçeli bilim ödülüne layık görüldü. 2004 yılının ardından Venüs gezegeni tekrar Güneş’in önünden geçti, bir sonraki geçiş ise 2117 yılında gerçekleşecek. CERN’deki bilim insanları sonunda uzun süredir aranan Higgs parçacığını bulmuş olabileceklerini açıkladılar. NASA’nın uzaya yolladığı en karmaşık ve en becerikli uzay aracı Curiosity (Merak) Mars yüzeyine başarılı bir şekilde iniş yaptı ve yüzey üzerindeki çalışmalarına başladı.Vogayer 1 uzay aracı Güneş Sistemi’ni terk ederek yıldızlar-arası ortama giriş yaptı.” Satürn Keşfi Tüm Hızıyla Sürüyor 1997 yılında uzaya fırlatılan ve iki ana uydudan oluşan Cassini-Huygens robotik uzay aracı 2004 yılında Satürn ve sistemine ulaşarak gözlemlerine başladı. Cassini’den ayrılan Avrupa Uzay Ajansı’nın ürettiği Huygens sondası ise 2005 yılında Satürn’ün uydularından biri olan Titan’ın yüzeyine iniş yaptı. Cassini halen Satürn ve sistemi üzerindeki çalışmalarına halka ve uyduları ve bunların birbirleriyle ilişkilerini inceleyerek devam ediyor. Haziran 2008 yılında olağan görevini tamamlayan Cassini, birinci genişletilmiş Cassini Ekinoks Görevi’ni 2010 yılı Eylül ayında tamamlayarak ikinci genişletilmiş Cassini Gündönümü Görevi’ne başladı. Fonksiyonel çalışmaların 2017 yılı Eylül ayına kadar devam etmesi bekleniyor. Böylece Satürn sisteminde tüm mevsimlerin tamamlandığı gözlemlerin yapılması hedefleniyor. Kaynak : Ntvmsnbc / BBC (04 Ocak 2013,12:42) |
Mars Yolculuğunda Alzheimer Riski Kozmik Işınlar Alzheimer’a Neden Oluyor Rochester Üniversitesi Tıp Merkezi’nde son yapılan araştırmalar gelecekte olası bir Mars yolculuğunda astronotların ne gibi sağlık riski ile karşı karşıya kalabilecekleri üzerineydi. Çalışmalar sonucunda uzayın derinliklerinden yayılan kozmik ışınların hafızayı ciddi şekilde etkilediği ve Alzheime’ra sebep olduğunu gösteriyordu.NASA’nın önümüzdeki yıllar içerisinde daha fazla araştırmacıyı uzaya göndermeyi planladığı bu günlerde ortaya çıkan bu gelişme Dünya’nın manyetik alanı ve atmosferi sayesinde bu zararlı ışımalardan insanlığın nasıl korunduğunu da gösteriyordu. Araştırmacıların yaptığı çalışma ile uzay araçları güneşten gelen proton ışımalarına karşı korunabilir hale getirildi. Ama halen çok daha güçlü dev yıldızlardan yayılan kozmik ışımaların etkilerine karşı etkili bir koruma yöntemi geliştirilemedi. M.Kerry O’Banion (MD, PhD) yoğun demir iyonlarında uzay araçlarını korumanın çok güç olduğunu bunun için araçları en az 6 kat kurşun ile kaplamanın gerektiğini belirtiyor.Yüksek şarjlı ağır metallerin insan sağlığına zararı zaten uzun yıllardır biliniyordu.Şimdilerde ise bu ağır metallerin insan psikolojisindeki etkileri üzerinde araştırmalar sürdürülmekte.Rochester Üniversitesi Tıp Merkezinden araştırmacıların yayınladıkları makalede; yüksek enerji radyasyonlarına maruz kalmanın beyin fonksiyonlarında ciddi zararlar oluşturduğu ve bunun Alzheimer’a neden olduğu belirtildi.Dr. O’Banion yüksek enerji radyasyonlarının kansere neden olduğunun bilindiğini ama ilk kez Alzheimer gibi bilişsel problemlere de neden olduğunun bu çalışma ile saptandığını belirtiyor. Grup, özellikle çalışmalarını süpernova patlamasında ortama yoğun bir şekilde yayılan demir iyonun doğuracağı problemler üzerine yoğunlaştırmış. Bunun nedeni ise demir iyonlarına karşı aktif bir koruma tabakasının oluşturulamıyor olması olarak belirtiliyor.Laboratuar ortamında fareler üzerinde yapılan çalışmada ortamın radyasyon yoğunluğunun artırılması sonucu fare beyinlerinde beta amyloid denilen protein plakların biriktiğini bu protein birikmesinin de insanda Alzheimer hastalığına neden olan birikme ile aynı olduğu belirlenmiş. Dr. O’Banion bu sonucun bile başlı başına yüksek radyasyonun Alzheimer’a neden olduğunun kanıtı olduğunu belirtiyor. Kaynak : Unıverse Today (01 Ocak 2013) |
ABD'nin Ölüm Yıldızı Projesi 'Ölüm Yıldızı İnşa Etmeyeceğiz' ‘Yıldız Savaşları’ serisinde Galaktik İmparatorluk’un en güçlü silahı olan ‘Ölüm Yıldızı’nın, ABD ordusu için düşünülmediği açıklandı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, 2016’da gerçek bir Ölüm Yıldızı inşasına başlanması talebinin gerçeğe dönüştürülemeyeceği ifade edildi.Beyaz Saray, kamudan gelen dilekçelere cevap verdiği ‘We the People’ sayfasında, Ölüm Yıldızı açıklaması yaptı. Tek atışta gezegenleri yok edebilen dev silahın inşa edilip edilmeyeceğine yönelik açıklamada bulunan Beyaz Saray, ‘Dünyevi sebeplerden böyle bir projenin hayata geçemeyeceğini’ belirtti. Beyaz Saray’ın Yönetim ve Bütçe Ofisi’nde Bilim ve Uzay Dalı’nın başında yer alan Paul Shawcross, internette yaptığı açıklamada, “Hükümetimiz, istihdam oluşturulmasına ve güçlü bir ulusal savunma oluşturulmasına yönelik arzunuzu anlıyor. Ancak bir Ölüm Yıldızı şu an ufukta görülmüyor’ dedi. LiveScience'ın verdiği bilgiye göre, Beyaz Saray’a Kasım ayında gönderildiği ifade edilen Ölüm Yıldızı dilekçesinin, 34 bin 435 kişi tarafından imzalandığı belirtildi. Beyaz Saray, 30 gün içinde 25 binden fazla imza toplayan dilekçelere cevap verme yükümlülüğüne sahip. 'Bütçemiz Yetmez' Her ne kadar 35 bin kişi 2016’da inşasına başlanabileceğine inansa da, Ölüm Yıldızı gibi bir silah ABD için son derece zor bir proje. Bunun en büyük sebebi, teknolojik imkansızlığın yanı sıra olağanüstü boyuttaki maliyet.Shawcross’un hesabına göre, Ölüm Yıldızı inşa etmenin maliyeti 850 katrilyon dolar (850,000,000,000,000,000$). Beyaz Saray yetkilisi, ‘Amacımız bütçe açığını kapatmak, iyice açmak değil’ dedi. Shawcross, açıklamasında ayrıca, ‘hükümetin, gezegenleri havaya uçurmayı planlamadığını’ belirtti. Luke Skywalker’ın, ilk Ölüm Yıldızını bir X-kanatlı uzay gemisiyle yok etmesine de dikkat çeken Shawcross, “Neden sayısız vergi verenin parasını bir kişilik uzay aracıyla yok edilen bir silahı inşa etmek için harcayalım?” ifadesini kullandı. Ay Mı Yoksa Mimas Mı? Beyaz Saray’dan yapılan açıklama, gelecekte ABD ordusunun cephaneliğinde Ay büyüklüğünde bir Ölüm Yıldızı bulunmayacağını kesinleştirdi. Gök bilimciler ise tartışmanın çıkmasından yararlanarak, kurgu ürünü silaha en çok benzeyen gök cisminin aslında Ay değil, Satürn’ün uydusu Mimas olduğuna dikkat çekti. Shawcross, Ölüm Yıldızı gibi projeler dışında Uzay’da gezinen bir uzay üsleri olduğuna dikkat çekti: ‘Orada bir futbol sahası büyüklüğünde bir dev var. Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) Dünya dışında insanların yaşaması için çalışmalar yapıyor’ dedi. 100 milyar dolara inşa edilen ISS’de altı mürettebat görev yapıyor. Üssün mevcut mürettebatı 2 Amerikalı, üç Rus ve bir Kanadalı astronottan oluşuyor. ISS, gündüzleri parklaklığıyla Venüs ile yarışıyor ve Dünya’dan çıplak gözle görülebiliyor. Bir Sonraki Proje: Enterprıse Shawcross, Uzay’ın derinliklerinde gezinen dev silahlar konusunda açıklama yapmaya devam etmek zorunda kalabilir.Geçtiğimiz ay, ‘BTE Dan’ adında bir mühendisin imza toplamaya başladığı dilekçe, ‘Uzay Yolu’ dizisinde yer alan ‘Enterprıse’ yıldız gemisinin inşa edilmesi talebini içeriyor. Şu ana kadar 5 bin 973 imza toplayabilen BTE Dan’in, 21 Ocak’a kadar vakti var. Kaynak : Ntvmsnbc / LiveScience (15 Ocak 2013,13:06) |
| Saat: 01:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık