MsXLabs
Sayfa 10 / 801

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Mystic@L 6 Aralık 2006 22:35

Adı barış olacak

Yakında bir oğlum olacak
adını "Barış" koyacağım
Savaşın ortasındayken bile
yüzü hep gülecek yavrumun
Gülen fotoğraflarına bakacağım
Hasbelkader cephedeysem
Yaşama umudum olacak
benim gül yüzlü ciğerparem
Ya kızım mı olursa?
Ne fark eder ki?
Öğütledim hayat arkadaşıma
Adı yine "Barış" olacak

Özcan Günergök


arwen 6 Aralık 2006 22:48

Karar ver
Sevgi mi?
Aşk mı?

Sevgi,bilgelik ister
Sabır ister
Aşk ise savaşçı

Aşk,yalınkılıç dolaşır
Sevgi tarlalarında
Barbardır,hem de yağmacı

Saçlarında rüzgar
Kucağında sevgi var
Zalimdir, üstelik talancı

Aşk,özgürlük ister
Onun için duyabileceğin
Tekşey
Tutku,zevk ve acı

Bilgeye gerekli olan ise
Hüzün ve sevgi
Daima aşkı arar gözleri

Karar ver
Sevgi mi.?
Aşk mı.?

Ama unutma
Bilge de bir zaman
Olmuştu savaşçı..


ÖNER KAÇIRAN


Misafir 6 Aralık 2006 22:53

Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce elele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...

Yılmaz Güney


Misafir 6 Aralık 2006 23:46

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.


Ömer Hayyam...


arwen 6 Aralık 2006 23:53

diller mi vefasız yürekler mi
gömüt taşına mı yazılacak
zamansız kayboluş
şiirlere karıştı sevdam
unuttum
günleri külrengi yolculukta
gelirsen
bulacaksın gücenmemiş şiirlerde
kıpırdamayan akrep de
yelkovan da
şiirlerimin gizli öznesi
ilkyaz tufanımsın
gidersen eksilirim

sanma aşkların mevsimi
binlerce renk
çökerken sisleriyle gökyüzü
yüzüne
yangın yerine çevrilen eylem
su kuşunun belirsiz serüveninde
noktalama imleri dolaşır
sokağında

sen bana dokun
anılarıma dokunma
sen bana dokun
yüreğime dokunma
konuşurum
susarsın
sustukça
içimde isyan
yoruldum
sevgimi taşımaktan
sanık dillerimdi
gelmek istesem
yeminin gölgemdi
hoşçakal demedim
savunmanı üstlendim
gönül bahçemde
gülüyorsun
ateş böceği gibi kayboluyorsun
bir aşk daha karışıyor
tarihin sararmıuş sayfalarına
yalnızım

çırılçıplak kaldım sevdam da
aşkın onuru yokmu dünyada
bıkkınlığım yok ne de ihanet
hain deyilim korkak hiç deyil
kim bilir kimse sormasa da adımı
hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü
desinler ki
denizdeki balıklar gii heyecanlı
desinler ki
aşkın örülmemiş dili
sevdamı boğsada ellerin
yüzümde ilkbahar sevinci
ekiyorum düşünceme yıldızlar
aşk rüzgarlarına savruluyorum
ya sen hangi rüzgarlara
küs çiçeği

ey! beyaz günlerimin ışığı
karanlığı aydınlat
kini nefreti at gel
dola saçları saçlrıma
çözülmüş gözlerinle gel
kaçışın:yitiriş
kaçışın:yok oluş
kaçışın: aşkın alaborası
sen hayatımın sevdası
doığrumda yanlışımda olsan
konuşturuyor
yüreğim beni

bak! yaşlanıyor gençliğimiz
alıp götürüyor yıllar
bakarsın aniden gelir ayrılık
ne adın kalır
ne de sevdan


SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM


Misafir 7 Aralık 2006 00:02

Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.

Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.

Orhan Veli Kanık


Misafir 7 Aralık 2006 00:19

GECE VARDİYALARI

1.

Bu sıkıntılı floş tarlasında yapayalnızken
Eski tezgâhlarda dokuduğum saçak desenlerine
Işıltılı ipek gözlerini çizmiştim
Sevgilim acılarla dolu şiirler ezberimde

Döndükçe gres yağını ezen dişliler gibi
İncecik dudakların da her gece
Korunmasız dudaklarımı ezsin isterdim
Hiç düşmesem bile aklına
Paylaşılan bir sevginin sevincini duyarak
Yine de senin uzak ve titreyen
Soğuk yatağında üşüyen yüreğini
Sonsuza kadar tutuşturmak isterdim

Kimse bilmiyor her makara değişiminde
Yanlış renkler taktığımı tahta cağarlığa
Yeşil yerine mavi örneğin
Aklıma sen gelince apansız
Ve işsiz kaldığında solgun yüzüne yazılan
Zayıflamış umarsız

Kimse bilmiyor nasıl dokunur
Bu alımlı bu pahalı desenler
Denize bakan varsıl yalıların
Lüks otellerin kadife perdelerini süsleyen
Sabahlara kadar bir denizkızının
Saçlarıyla dokuduğu
Gece vardiyalarının bedeli
Hiç ödenmemiş emeğimce soylu

Seni düşleyebilmek
Terlemiş tezgâhlar halden bilip sustuğunda
Uzak yollardan dönen
Yorgun doru atlar gibi
Anlatabilmek seni
Şu çıkrığı döndüren mumlu ipliği
Değiştirmek kadar kolay değil
Kimseler olmasa da yanımda
Sana "sevgilim" diyebilmek de
Bir çiçeğe su vermek kadar

Yazan : ibuyukcebeci


arwen 7 Aralık 2006 00:22

Kaç zamandır yorgun gözlerim
Sevgilinin tebessümüne hasret bu yüreğim
Kapı pencere geleceği günü beklerim
Dön dön artık gel bitanem

Gözlerim kan çanağıdır
Kollarım asırlık bir çınar dalı
Yüreğim patlamaya hazır bir volkan
Hatırlamaz başka bir şeyi zaman
Yaşadığımız anıları, maziden kalan

En ağır çalışan işçi benim
Yirmi dört saat seni düşünürüm
Gün gün kahrolur eririm
Çürümeye yüz tutmuş şu bedenim

Üç ay yedi gün tüm ömrüm
Senden öncesi ve sonrası yok
Anlamsız ve kavramsız zaman
Boş gözler artık bana bakan

Anlamsız geliyor sensiz zaman
Yokluğundandır kahrolmam
Beni yüzüstü bırakmandandır
Hayattayken ölümü yaşamam

Sensiz söylemez bülbüller şarkısını
Yıldızlar kaybeder parlaklığını
Artık dönmende kapatmaz
Kalbime açtığın o kocaman yarayı

Arayamam seni soramam kimselere
Bıraktın beni kendi kendime
Elimi kolumu bağladın
Söylediğin o son sözle



RIZA BEKTAŞ


Misafir 7 Aralık 2006 00:23

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Özdemir Asaf


arwen 7 Aralık 2006 00:34

Yokluğuna Dokundum Ellerime Çiğ Düştü

Sana bir şiir borcum vardı
yorgun düşen akşamların gölgesinde
haykırıştı o vuslat acemiliği
yarım kalmış bir uykuydu hüzün
bu deli kentin sabahına inat
senli geceler kuşandım
gözlerini dokudum
kapanmak bilmeyen göz kapaklarıma

bir şiir borcum kaldı
yüreğime mıhlı
gizemli öyküler esrarında
saman alevi hayata inat
yangınlar kuşandım aşka dair
ondandır susuşum
düşüşüm ondan / gecenin kuytu yanına
yalnızlığımla

hani kanar ya gece
hani yıldız yıldız dökülür ya kelimeler
öylece uzatıp ellerimi
yokluğuna dokundum

yokluğun
bir suret aynaya her bakışımda
gözlerimin içinde bir koca dünya
yokluğun
çığlıklanmış bir dize
kalemime bağdaş kurmuş
yokluğun
bir zehirli nân

oyy
yokluğun isyan

belki bu son şiiri gençliğimin
belki yazılacak yeni bir ömrün başlangıcı

gözleri kısık bir İstanbul yokluğun / karanlık

zaman erirken sarhoş gülmeler ısrarında
tenha sokaklarda kırıldı adımlarım
peşimde iri gölgeler
bir şiir yazacaktım sana
ellerime çiy düştü

alnı ak bir kaç harf kopardım gökyüzünden
çiy düşen ellerimle
gecenin en karanlık yanına adını yazdım
düştüm
kanadım

yokluğun
şiirimi kuşatmış en anlamsız cümle
yokluğun
bir apansız kurşun kalbimi dağıtmış
yokluğun
zemheride kurulmuş bir dâr

oyy
yokluğun intihar...



İmdat Özcan



Saat: 00:35
Sayfa 10 / 801

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık