![]() |
Adı barış olacak Yakında bir oğlum olacak adını "Barış" koyacağım Savaşın ortasındayken bile yüzü hep gülecek yavrumun Gülen fotoğraflarına bakacağım Hasbelkader cephedeysem Yaşama umudum olacak benim gül yüzlü ciğerparem Ya kızım mı olursa? Ne fark eder ki? Öğütledim hayat arkadaşıma Adı yine "Barış" olacak Özcan Günergök |
Karar ver Sevgi mi? Aşk mı? Sevgi,bilgelik ister Sabır ister Aşk ise savaşçı Aşk,yalınkılıç dolaşır Sevgi tarlalarında Barbardır,hem de yağmacı Saçlarında rüzgar Kucağında sevgi var Zalimdir, üstelik talancı Aşk,özgürlük ister Onun için duyabileceğin Tekşey Tutku,zevk ve acı Bilgeye gerekli olan ise Hüzün ve sevgi Daima aşkı arar gözleri Karar ver Sevgi mi.? Aşk mı.? Ama unutma Bilge de bir zaman Olmuştu savaşçı.. ÖNER KAÇIRAN |
Bir kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş, Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş... Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş, Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş... Ortak olmak her sevince, her derde kedere, Ve yürümek ömürboyu, Beraberce elele... Olmasın hiç, O ta içten gülen gözlerde yaş, bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş... Yılmaz Güney |
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri? Sana düşer azapların, tövbelerin beteri. Alçakları besler, yoksulları ezer durursun: Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri. Ömer Hayyam... |
diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM |
Mahallemizde Senden başka ağaç olsaydı Seni bu kadar sevmezdim. Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Güzel ağacım! Sen kuruduğun zaman Biz de inşallah Başka mahalleye taşınmış oluruz. Orhan Veli Kanık |
GECE VARDİYALARI 1. Bu sıkıntılı floş tarlasında yapayalnızken Eski tezgâhlarda dokuduğum saçak desenlerine Işıltılı ipek gözlerini çizmiştim Sevgilim acılarla dolu şiirler ezberimde Döndükçe gres yağını ezen dişliler gibi İncecik dudakların da her gece Korunmasız dudaklarımı ezsin isterdim Hiç düşmesem bile aklına Paylaşılan bir sevginin sevincini duyarak Yine de senin uzak ve titreyen Soğuk yatağında üşüyen yüreğini Sonsuza kadar tutuşturmak isterdim Kimse bilmiyor her makara değişiminde Yanlış renkler taktığımı tahta cağarlığa Yeşil yerine mavi örneğin Aklıma sen gelince apansız Ve işsiz kaldığında solgun yüzüne yazılan Zayıflamış umarsız Kimse bilmiyor nasıl dokunur Bu alımlı bu pahalı desenler Denize bakan varsıl yalıların Lüks otellerin kadife perdelerini süsleyen Sabahlara kadar bir denizkızının Saçlarıyla dokuduğu Gece vardiyalarının bedeli Hiç ödenmemiş emeğimce soylu Seni düşleyebilmek Terlemiş tezgâhlar halden bilip sustuğunda Uzak yollardan dönen Yorgun doru atlar gibi Anlatabilmek seni Şu çıkrığı döndüren mumlu ipliği Değiştirmek kadar kolay değil Kimseler olmasa da yanımda Sana "sevgilim" diyebilmek de Bir çiçeğe su vermek kadar Yazan : ibuyukcebeci |
Kaç zamandır yorgun gözlerim Sevgilinin tebessümüne hasret bu yüreğim Kapı pencere geleceği günü beklerim Dön dön artık gel bitanem Gözlerim kan çanağıdır Kollarım asırlık bir çınar dalı Yüreğim patlamaya hazır bir volkan Hatırlamaz başka bir şeyi zaman Yaşadığımız anıları, maziden kalan En ağır çalışan işçi benim Yirmi dört saat seni düşünürüm Gün gün kahrolur eririm Çürümeye yüz tutmuş şu bedenim Üç ay yedi gün tüm ömrüm Senden öncesi ve sonrası yok Anlamsız ve kavramsız zaman Boş gözler artık bana bakan Anlamsız geliyor sensiz zaman Yokluğundandır kahrolmam Beni yüzüstü bırakmandandır Hayattayken ölümü yaşamam Sensiz söylemez bülbüller şarkısını Yıldızlar kaybeder parlaklığını Artık dönmende kapatmaz Kalbime açtığın o kocaman yarayı Arayamam seni soramam kimselere Bıraktın beni kendi kendime Elimi kolumu bağladın Söylediğin o son sözle RIZA BEKTAŞ |
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye; Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye.. Anılarından kale yapıp sığınsa bile, Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye. Özdemir Asaf |
Yokluğuna Dokundum Ellerime Çiğ Düştü Sana bir şiir borcum vardı yorgun düşen akşamların gölgesinde haykırıştı o vuslat acemiliği yarım kalmış bir uykuydu hüzün bu deli kentin sabahına inat senli geceler kuşandım gözlerini dokudum kapanmak bilmeyen göz kapaklarıma bir şiir borcum kaldı yüreğime mıhlı gizemli öyküler esrarında saman alevi hayata inat yangınlar kuşandım aşka dair ondandır susuşum düşüşüm ondan / gecenin kuytu yanına yalnızlığımla hani kanar ya gece hani yıldız yıldız dökülür ya kelimeler öylece uzatıp ellerimi yokluğuna dokundum yokluğun bir suret aynaya her bakışımda gözlerimin içinde bir koca dünya yokluğun çığlıklanmış bir dize kalemime bağdaş kurmuş yokluğun bir zehirli nân oyy yokluğun isyan belki bu son şiiri gençliğimin belki yazılacak yeni bir ömrün başlangıcı gözleri kısık bir İstanbul yokluğun / karanlık zaman erirken sarhoş gülmeler ısrarında tenha sokaklarda kırıldı adımlarım peşimde iri gölgeler bir şiir yazacaktım sana ellerime çiy düştü alnı ak bir kaç harf kopardım gökyüzünden çiy düşen ellerimle gecenin en karanlık yanına adını yazdım düştüm kanadım yokluğun şiirimi kuşatmış en anlamsız cümle yokluğun bir apansız kurşun kalbimi dağıtmış yokluğun zemheride kurulmuş bir dâr oyy yokluğun intihar... İmdat Özcan |
| Saat: 00:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık