![]() |
Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener Abdurrahim Karakoç |
Bir Fotoğrafta Sen Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm İki uzak yıldız gibiydiler, dalgın Bilsen neler anlattı bana, sessizce Bir sevgiyle derinleşen bakışların. Orda değildin sanki, bir başka yerde Ötelerde, uzakta benimle vardın Güzellikler bahçesi ayna gibi Yansıdığını gördüm yüzünde aşkın. Bir ara çıktın resimden usulca, ürkek Bir ceylan gibi kollarıma atıldın Özlemli dudaklarınla yangın yangın Seni gördüm, yaşadım bir fotoğrafta Her zamankinden daha çok bana yakın Gelecek o mutlu günleri anlattın. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Boşver be yaşı başı! gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna,ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin... parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin... Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş. sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin? Can Yücel |
Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgarlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana “Gel” desin. Ahmet Kutsi Tecer |
Barış Koyun Çocukların Adını Oyunu sever bütün çocuklar birdirbir, uzun eşek, körebe bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez oyun sözcüğünün halkların dilinde Oyun koyun çocukların adını Savaşa karşıdır bütün çocuklar kışın: kar altında her sabah tükenip erise de solgun nefesi yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda çarkları döndürse de yoksul alevi savaşa karşıdır bütün çocuklar nice ölümlerden geçmişlerdir nice rüzgarlar içmişlerdir gelincik tarlası çocuklar Emek koyun çocukların adını Gökyüzünün penceresinden şimdi bir kuş havalansa kanat çırpışlarında hayatın yağmalanmış sevinci - Kuş uçar rüzgar kalır Sevinç koyun çocukların adını Uzay denizlerinde şimdi bir balık ağlasa gözyaşı billurlarında yüz bin umut kıvılcımı - Alev uçar nazar kalır Umut koyun çocukların adını Çocuk bahçelerinde şimdi bir çiçek açsa hüzün sevince dönüşür sevinç çiçeğe - Ölüm uçar çocuklar kalır Mutluluk koyun çocukların adını Barıştan yanadır bütün çocuklar sabah: kuşatılmış bir toplama kampında ayrılığın tetiğini okşasa da elleri akşam: yıldızların mor orağıyla sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi barıştan yanadır bütün çocuklar nice çığlık emmişlerdir nice korku gezmişlerdir yürekten hisli sevmişlerdir güvercin harmanı çocuklar Devrim koyun çocukların adını Barışı sever bütün çocuklar beştaş, saklambaç, elim sende bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez barış sözcüğünün halkların dilinde Barış koyun çocukların adını... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifRefik DURBAŞ |
HERŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... CAN YÜCEL |
BOYLE BIR SEVMEK ne kadinlar sevdim zaten yoktular yagmur giyerlerdi sonbaharla bir azicik oksasam sanki cocuktular biraksam korkudan gozleri sislenir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir hayir sanmayin ki beni unuttular hala arasira mektuplari gelir gercek degildiler birer umuttular eski bir sarki belki bir siir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir yalnizliklarimda elimden tuttular uzak fisiltilari icimi urpertir sanki gokyuzunde bir buluttular nereye kayboldular simdi kimbilir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir. Şair: Atilla Ilhan |
MIRILDANDIKLARIM Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim , yani bizim için... Murathan Mungan |
Ben Yağmurum Kararır gökyüzü ansızın, Çarpar bulutlar kahrederek, Ve bir ateş yanar... Bulutlar yanar, Yürek yanar. Sonra tek tek düşer damlalar, Toprak kokar, Yağmur kokar. Bir ateş yanar rüzgarında, Bin ateş söner. Ben yağmurum - gününe ve gecene yağan. Kararırsa bulutların ansızın, Ve şimşekler çakarsa özünde, Bak gözündeyim. Önce tek tek, Sonra sel olurum göğsüne... Aydınlanırsa yüreğin, Güneşler açarsa yüzünde, Neşeyim şimdi özünde. Yürürken bahtının yollarında. Yalnız ve dalgın, Ve görürsen açmış, Bir dal çiğdem Üzerinde çiğ damlası. O,benim. Sabahları dağılırken bulutlar, Yürüyorsan sokaklarda, Düşünüyorsan Nisan yağmurlarını, Havayı kokla, O,benim. Ararsa ellerin ellerimi, -gözlerinde yağmurlar, Üzülme. Yum gözlerini usuldan. Bak yüreğindeyim. Estirme hüzün rüzgarlarını, Kov sahilinden deli dalgaları. Sakin serin pınarlarda çağlar damlalarım. Dağlardan esen meltemlerde, Akan çeşmende benim. Yıka yüreğini temiz sularımda, Gönlünde melankoli kalmasın, Şifalıdır damlalarım, Ben yağmurum, Yağmur, Benim... Çiğdem Altınöz |
Bir yanımda elli yılın tecrübesi Diğerinde bir o kadar yorgunluk Sevgilim bırak artık kıskançlıkları Beni senden başkaları söyle ne yapsın Huyumu suyumu bilenim sensin Derdimi kederimi anlayan sensin Canı benimki ile acıyan sensin Beni senden başkaları söyle ne yapsın Toyluğum gençliğim geride kaldı İyi huylarımı çocuklar aldı Bedenim yoruldu, saçım ağardı Beni senden başkaları söyle ne yapsın Bakışımdan bile anlar dilimi Birazcık hüzünlendem dalar gözleri İçimi bir hoş eder tatlı sözleri Beni senden başkaları söyle ne yapsın. TURAN GÖKMENOĞLU |
| Saat: 12:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık