![]() |
DOSTLUKLARDAN VAZGEÇİLMEZ DENİZLER ÇÖL DAĞLAR OVA OLUNCA MEVSİMLER DEĞİŞİP ZAMAN DURUNCA NE ZAMAN BU GÜNEŞ TERSTEN DOĞARSA O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM ******************************************* BU DÜNYA TERSİNE BİRGÜN DÖNERSE UFACIK KARINCA FİLİ YENERSE NE ZAMAN ATEŞLE YANGIN SÖNERSE O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM ******************************************* NE ZAMAN OLURSA GÜNDÜZLE GECE NE ZAMAN BİTERSE DİLLERDE HECE VARSA BİR BAŞKASI ALLAHTAN YÜCE O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM |
|
Kolay değil belki, ama imkansızda değil. Hangi küskünlük bitmemiş, hangi dostluk başlamamış! Yüreğin senin elinde dostum. insanları değiştiremezsin, ancak onlara olan düşüncelerini değiştirebilirsin. Herkesi olduğu gibi kabul et, sen de olması gerektiğince ol. inancının kazanmasını, ondan uzaklaşarak elde etme saçmalığından kurtul. Hatırla, iyiliğin HALLEDEMEDİĞİNİ KÖTÜLÜK HİÇ HALLEDEMEZ Ki.. Yüreğine de kaydet bunu. ÜCRETSİZ BİLETTİR TEBESSÜM YÜREK YOLCULUGUNDA… Sevgiye davet çıkar sen de hadi. Kanaat getir, olumsuzlukları eriteceğine. Geçmişe üzülme. Yaptığın hatalardan ders aldıysan, mutlu edebildiysen eğer; bugünü bugünle yaşa. Fakat biraz dur. Hayatına deneyimler eklemen için şart değil yanlışlardan geçmen. Başkalarının edindikleri doğruları yerleştir zihnine. Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğinden, yolu uzatıp kaderini zorlama. Güzellikleri de bizzat kendin uygula. Savrulma sakın. Bak.. BATSA DA GÜNEŞ, BIKMAMIŞTIR DOĞMAKTAN. SONUNDA TOPRAK OLSA DA CANLI, YORULMAMISTIR NEFES ALMAKTAN. Dostum, bedelsiz değildir ki mutluluklar unutma. O bedellerle olmanın neresi zarar de, yorulma. Dertlere de yenilme hiç, galiptir iyilikler sen ilerledikçe. Sonra benim varlığıyla mutluluk duyduğum güzel dostum. Bir martinin yanında yer al. Gökyüzü meskenin olsun senin de. Kat kendini maviye, hayran bakışları çek üzerine. Özgürlüğü uçuşlarınla anlat. Hem, kırık olsaydı kanadın ne önemi kalırdı ki genişliği dünyanın. Keldir başını ve eğilme, sakin güçsüzce. Dipsizse de karanlık, dal içeri...Öyle bir dal ki; sen değil o korksun.. Ne çıkar deme, bir nur da senden olsun. ( Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin...) Anladım ki susmak bir cüsse işi... Derin denizlerin işi... Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor.. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar… |
Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi? Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"... Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar... Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi. Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza? Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız? Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir? Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman? Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını? Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında? Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda? Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor? Müşfik KENTER |
|
DOSTUM baslamadan biten askim kurudu sulanmayan bir gul gibi boynum bukuk yollarda dolasiyorum yine sevda pesinde yine ask pesinde DOSTUM hani ilk goruste bir carpma baslar ya kalpte dilim tutulur anlatamam o ani diller deyil gozler baslar o an konusmaya bir heyecan bir korku baslar o an icimde DOSTUM yildizlara bakar dalarimhayellere konusacak bir dost ararim o an kacmak isterim binbir düsünceyle ama nafile olmuyor dostum olmuyor sevgisi saplanir kalir kalbimde uyurken bile uyandirir sevda dolu bakislari gozlerim ne kapanmak bilir nede acilmak sanki bir kara sevda bu DOSTUM baslamadan biter o büyük ask husranla askim ayaklar altinda yuregimde urperti ben benliyimden cikmis o ise sevdali yine sevda pesinde yine ask pesinde DOSTUM |
....BİR DOST Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın. 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;'Gözünün dilini' bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı. Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada olduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları,dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı. En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin sorgusuz sualsiz. Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, 'hak ettim' diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi. Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş. Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş. Böyle bir dostum var benim. Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim. Kuşağımın en iyisi hilafsız. Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın parkurunu. Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu. Ekmeğimizi, acılarımızı bölüştük. Çocuklardoğurduk, büyükler gömdük. Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk. Buluştuk geçenlerde. Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun: '-Ne yapıyorsun' diye sordum '-Seyrediyorum' dedi; 'çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum'. Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti. İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba? Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra karıştırır gibi. Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi. Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik. Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik. Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz, çok dahaağırlaşmış bir kriz. '-İşte' diye geçirdi içinden kadim dostum, '.bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce.' işte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın. Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri. 'Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmalıyız' diyebilmeli. Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümit var bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: 'Bunu da aşacağız! İmza: Bir Dost! |
BIRGUN ISLAK SOKAKLAR BOYU DOSTLUGU ARARSAN, BIR DAG ETEGINDE BIR DENIZ KENARINDA, GOZLERINDEN YASLAR AKARSA , UZAT BANA ELINI, BEN SENIN YANINDA OLACAGIM. ACIK KALPLE KONUSAN DUSMAN, ICTEN PAZARLIKLI DOSTTAN DAHA IYIDIR. |
ARKADAŞLIK http://www.kalbiminsehri.com/images/hd/12.gif Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştügünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve: - Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?.. Delirdin mi? der gibi baktı teğmen... - Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük ihtimalle ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın.. Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.." İnanılması güç bir hadise.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü: - Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş.. - Değdi teğmenim. dedi asker.. - Nasıl değdi? dedi teğmen.. Bu adam ölmüş görmüyor musun?.. - Gene de değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı: - Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum.. .... Kalbimizde arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın Allah' ın en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin. |
ADINA "DOST" DERLER... Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını. Hani hep yanı başınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir. Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya... Senin sorununu kendi sorunu bilir, bir kolun, bir bacağın ya da yüreğin, canın-kanın olur adeta... Ayrılmak istesen de koparıp ayrılamazsın. Sen; O, O; sensindir gayrı... Sevindiğinde senden fazla mutluluk duyar. Üzüldüğünde ölümü tadar ölmeden önce... O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için. Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye cesaret dahi edemez. Ne zaman yardıma, ne zaman insana, ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıstır. Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize. O sana gülmeyi öğretir, sen ona kahkaha atmayı, O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi, O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider... İşte bunun adına DOST derler... Kimdir o "DOST"? Hayatta hiçbir şeyimiz olmasa da, hep bir dostumuz olsun inşallah... |
| Saat: 21:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık