![]() |
Sana Dönecegım! Olup bitmekte hersey... Geceden sonra yine gündüz olmakta... Günes dogmakta, ve ömrüm bir gün daha kisalmakta. Yillandikça düsmekte degeri bir çok seyin... tükenmekte ümidim... Pahasi eksilmekte bir zaman ki servetlerin.. ve Sen hâlâ varsin efendim.. Son gördügüm yerdesin.. böylesi sadakât! Hak ettimmi acaba efendim?! Ben böyle mahçup.. Utanip, ezilmekte bir sözün altinda. Gonlüm hep mahsus, sevgilere inanip, gülümseyisine kanmakta! Adimlarim sana yönelmeye mecbur... Sana dönecegim efendim. Hem suçluyum hem de magdur.. Hos görüne siginacagim efendim! Ahmet Arslan |
Ağlarım Neden gülmesin gül gibi yüzler; Niçin ağlasın o güzel gözler, Niye sevgiye sevimsiz sözler, Söylenir diye şaşar ağlarım. Şu gördüğümüz rengarenk, çiçek, Sevdalı bülbül, arı, kelebek, Yekdiğerini bırakıp gidecek: Vefasızlığa bakar ağlarım. Solmasın dersin sünbülüm, gülüm; Yarin elinden alacak ölüm; Bütün dünyayı inletse ünüm; Çaresizlikten coşar ağlarım. Neş'e gizlenir çöker bir melal; Her vücud, her şey mahkum zülal; Son nefese kadar tükenmez cidal, Tükenmez derdim sayar ağlarım. Aklım ermiyor of, ne haldir bu! Yaşamak için dert, mihnet kaygu; Bir zevke bedel bin acı duygu; Duygusuz felek sorar ağlarım. Zalimler ceza görmeli elbet. Mazlumlar niçin çeksinler zahmet? Hak çiğneniyor, nedir bu hikmet? Haksızlıklara yanar ağlarım. (Gözyaşları adlı kitabından) İhsan Raif Hanım |
Giden Onun gittiğinde: Gözlerin yollarda sense çok uzaklarda Onu ararsın, belki de sorarsın Özlemin dayanamaz, hasretinse kolay olmaz O hep aklına gelir gelir... Gelir ama o gelmez. Gitti iste bu dünyadan gitti Bir daha gelmez Senin ateşin yanar yanar sönmez Kimse onun yerine tutamaz Çünkü o bir gidendir gider... gider dönmez O gitti bir daha gelmeyecek Senin yüzünü asla göremeyecek Dünya sana bos gelecek Hayatında kimse onun gibi seni sevmeyecek İçin kan ağalar gözyaşların damlar O Bir Gidendir Gider... Gider Gelmez Canan Uluçay |
Kaçtık kentin bizi sarmayan sesinden denizin kış artığı sessizliğine izlendiğimizi biliyorduk, hem de kendimiz kendimizi bir umut, bu kez böyle olmayabilir ve öteki susar bağışlarız biz bizi gece kuşu aynı zaman aralığını kullanıyor çığlığını boşaltırken yeryüzüne yüreğin ve saatın kullandığı aralığı yıkılmış köyleri, göçmüş olanları yollarda çocukları, ruhlarını o doğulmuş yerde bırakılmış gözlerinin ardı boşalmış yaşlıları erkekleri, utangaç kadınları, öfkesi kendini bitiren onları onları onları taşıdığımızı her çığlıkta yeniden anımsaya çoğalta. yargılanmış, hükmü hayatına düşülmüş biri halinde.. gece acı azığımızı paylaşıyor bizimle uyumuyor uyutmuyor uslu durmuyor oysa güller vardı önce aklımızda iğdeleri gördük zambakları da ayartıldığımız güzel kokulara kök edinmiş aşka, derin buluşmaya biz onları bulurduk bulmasına gece, kuş çığlığı yüreği çıldırtan aralıklarla yiten dinginlik -gündüzü bekledik, Gülten Akın |
Git” Desen de Ne Fayda... İç/tim ırmaklar akan gözlerinde Bir kırık buse Her gece lâl Her bakış yetim bilmece İsminin zihnimdeki gel-gitlerinde Benden ötede Huysuz kayalıkların uysal bağrında Saklı, umudun yediveren gülü Çilesini biriktiriyor mor bakışlarının “Git” desen de şehrengiz kuşanmış her yanımı hüküm giymiş imkansıza sensizlik varlığınla azad kimsesizlik güneş yoksa ay da mahkum med cezirin tahtına gece yoksa gündüz de kilitli aşka sağır sayfalara “git” desen de ne fayda! gitmeler inanmaz gözlerindeki o yalancı yolculuklara... |
Geri Dönülmez mi Dersin? Ben böyle sevdayı kolundan tutup, Gönül deryamın taaa içine atsam, Sonra seni hepten, içimden atıp, Ardıma bakmadan; çekip te gitsem... İçimde ateşin dönse de kor'a, Seni unutması kolay olmasa, Şu sensiz yüreğimi; hasretin yora, Soranlara artık o bitti desem, Sensizlik ölüm ya, ona mı gitsem... |
gitme kal benimle bu söz niye zorlar yüreğimi neden çıkamaz dudaklarımdan yüreğim çırpınırken gitme diye sessiz çığlıklar atıyorum ama sana bi türlü gitme diyemiyorum. canım çok acısada... mutsuz olsamda... seni kaybetmekten korksamda... bi türlü söyleyemiyorum ki kırdıysam seni özür dilerim sen beni kırsanda mühim değil bi tanede sen vur nolurki ben bunuda yutarım. susmalarım boşa değil kalp kırmak çok basit onu tamir edememekten korkum... bak artık söylüyorum gitme lütfen kal benimle... ama sen beni artık duymuyorsun bunu biliyorum herşey için çok geç... |
Durakta üç kişi Adam kadın ve çocuk Adamın elleri ceplerinde Kadın çocuğun elini tutmuş Adam hüzünlü Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü Kadın güzel Güzel anılar gibi güzel Çocuk Güzel anılar gibi hüzünlü Hüzünlü şarkılar gibi güzel Cemal Süreya |
Tutsak Bu gece; Olta atıp, topladım gökyüzünden yıldızları Mandalladım güneşi geceye tüm aydınlık günlere inat. Kimbilir...... Kaç zaman asılı tutacağım güneşi o yerde. Gelmelisin, Sen bana özgür sevinçler vermelisin Ben de güneşe Tutsaklığımızı bitirmelisin Geceler yine bizim olmalı yıldızlarıyla Güneş de gündüzlerimizin. |
gitme kal benimle bu söz niye zorlar yüreğimi neden çıkamaz dudaklarımdan yüreğim çırpınırken gitme diye sessiz çığlıklar atıyorum ama sana bi türlü gitme diyemiyorum. canım çok acısada... mutsuz olsamda... seni kaybetmekten korksamda... bi türlü söyleyemiyorum ki kırdıysam seni özür dilerim sen beni kırsanda mühim değil bi tanede sen vur nolurki ben bunuda yutarım. susmalarım boşa değil kalp kırmak çok basit onu tamir edememekten korkum... bak artık söylüyorum gitme lütfen kal benimle... ama sen beni artık duymuyorsun bunu biliyorum herşey için çok geç... |
Nereye Gitsem Kendimi Götürüyorum Nereye gitsem kendimi götürüyorum Kapadığım kapılar, Aştığım dağlar boşa gidiyor. Boşa gidiyor tükettiğim yollar.. Kaynağı kuru dereler gibi Surları yıkık kaleler gibi Taş basılı bağrımda.. taş! Kendimi götürüyorum nereye gitsem Ayaklarım yorgun.. Gözümde yaş. Ne fark eder kasaba ya da şehir Ha denize bakmışım.. ha göğe İkisi de mavi değil. Yer gök mavi olsa bile Mavisi benim değil. Nereye gitsem ben beni götürüyorum Asırlık çınar gövdesinden kovuk içim. Ne çıkar, Düşlerde olsa da süslü bahar Son güz renginde dallar Sarı lalelerden yapraklar döküyor.. üşüyorum.. Ellerimde kar Nereye gitsem kendimi götürüyorum! Takvim,, Mayıs diyor.. Yalan! Mayıslar yalan söylemez.. ilkyaz sıcağından Tomurcuklar çatlatan Gül dalını allayan Baharlar sözünden döndü mü.. Erguvanlar öldü mü Neden bu talan, bu boran.. Nereye gitsem kendimi götürüyorum Ve yalın yalnızlığımla… Kendimi kendimle öldürüyorum. |
Gözlerin Kal Diyor Bu Nasil Ayrilik Bu Nasil Veda Gözlerin Kal Diyor Dudaklarin Git Bakişin Anahtar Gözlerin Kilit Ellerin Aç Diyor Dudaklarin Git Ayrilik Dönüşü Olmayan Nehir Yalnizlik Yikilmiş Bomboş şehir Kaç Sevda Kül Oldu Böyle Kimbilir Gözyaşin Kal Diyor Dudaklarin Git Gidersem Bir Daha Dönmeyeceğim Kalirsam Kalbime Yenileceğim çözemedim Seni Delireceğim Gözlerin Kal Diyor Dudaklarin Git Duvardan Insin Mi Resimlerimiz Yabanci Olsun Mu Isimlerimiz Ya O Deli Dolu Gecelerimiz Anilar Kal Diyor Dudaklarin Git Bu Romanda Biter Belki Birazdan Ne Aşklar Yikildi Gururdan Nazdan Ağliyor Besteler Yine Hicazdan şarkilar Kal Diyor Dudaklarin Git |
Şu karşı yaylada göç katar katar Bir güzel sevdası serimde tüter Bu ayrılık bana ölümden beter Geçti dost kervanı eyleme beni Şu benim sevdiğim başta oturur Bir güzelin derdi beni bitirir Bu ayrılık bize zulum getirir Geçti dost kervanı eyleme beni Pir Sultan Abdalım kalkın aşalım Aşıp yüce dağı engin düşelim Çok nimetin yedik helallaşalım Geçti dost kervanı eyleme beni Pir Sultan Abdal |
şafakta ayrılık var, kahrolası ayrılık ne demeli bilmem ki yok mu düşünülesi başka şey ya da bir ben miyim ayrılığı kahrını böylesi çeken? bir ben miyim yüreği kanayan... şafakta ayrılık ve umutsuzluk tohumları var artık umut yerine. umut yerine aldanışlara karşı koymalar var umut yerine hasret var sonu gelmeyeceği bilinen ve sonu gelmeyen bu hasret yanlız benim yüreğimde umut yerine... umut yerine sen varsın ayrılık yani şafakta ayrılık var şafakta ayrılık ve karamsar, umutsuz mecnunlar var leyladan umutsuz adını "leyla" koymuştur mecnun ayrılığın ve ağlamaktadır ilk kez öylesine.. ağlamaktadır.. kanayan yaraları vardır ve başında deli ayrılığı olmayan tek şey leylasıdır ve olmayacak olan... şafakta ayrılık kumsalda yanlız kum taneciklerini değil yürekleri de alıp götüren bir rüzgar var deniz artık manzara resimlerindeki uçsuz bucaksız mavi değil gözlerinin mavisinde bir çığlık, şafakta ayrılık var.. şafakta ayrılık. Ömer Seydi Ekinci |
Kal Biraz Daha Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... |
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Bu Sehirden Gidiyorum Ayrılığın vakti geldi Çarem yok ki biliyorum Beni alıp düşlerime Bu şehirden gidiyorum Cebimde bir küçük resmin Dudağımda yalnız ismin Yüreğimde bitmez sevgin Bu şehirden gidiyorum Gidiyorum gidiyorum Bu şehirden gidiyorum Başım darda yolum uzun İçin için eriyorum Sen ağlama dayanamam Bu şehirden gidiyorum Elimde bir küçük resmin Dudağımda yalnız ismin Yüreğimde bitmez sevgin Bu şehirden gidiyorum Gidiyorum gidiyorum Bu şehirden gidiyorum Söz: Aşkın Tuna |
Yoğun sevgide Ben’im suçum yok; Dış dünyâdan, Sen’den geliyor bu... Yoğun acıda Sen’in suçun yok; İçimdeki Ben’den geliyor bu... Fakat, diniyorsa bu acı bazan, İçimdeki Sen’den geliyor bu... Hüsrev Hatemi |
GİTMEK Mİ ZOR?YOKSA KALMAK MI?GÜLE GÜLE DİYEBİLMEK Mİ?YOKSA HOŞÇAKAL DİYEBİLMEK Mİ?ARDINDA BIRAKTIĞIN SAHİLE,SEN VURACAKSAN BAHARLAR SENİN RENGİNDE ÇİÇEKLER AÇACAKSA,OLMADIĞIN HALDE KUMLARA İLÂN-I AŞK YAZILACAKSA,BIRAKMAK MI KOLAY,BIRAKILMAK MI? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM… SÖZLERİM YARIM,OKUDUKLARIM YARIM,GÖRDÜKLERİM,BAKIŞLARIMIZIN YARISI… ADIMLARIM YARIM,YÜREĞİMİN ATIŞI YARIM,CÜMLELERİMİN “ÖZNE”Sİ YOK;YARIM…. ORTADAN İKİYE BÖLÜNMÜŞ SEVGİ SÖZCÜKLERİ GİBİ,SULARIN KESİK AKMASI GİBİ,YARIM GİBİ YARIM… SÖYLEYEBİLDİKLERİMİN,YAZABİLDİKLERİMİN YARISI OLDUĞU GİBİ… SEN GİTTİN YA;YAŞADIKLARIMIN YARISINI DA GÖTÜRDÜN…MERHABA DİYEBİLMEK Mİ ZOR?HADİ EYVALLAH DİYEBİLMEK Mİ YOKSA?KOLAY OLAN… BERABERKEN YAPTIKLARIMIZIN,YARISINI YAPABİLİYORSAM VE ŞEKERİN KALMAMIŞSA ŞEKERİ VE TUZUN DA TUZU…HAYAT TADINI BURUKLAŞTIRMIŞSA,HÜZÜNLÜ BAKIYORSA AYDINLIK,GECE GİBİ…EKSİK DEĞİL Mİ BİR YANIMIZ?.. KOLAY OLAN… ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ?YOKSA,YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM… GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ?YOKSA KALMAK MI BURUK?İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR?..ELLERİNİ Mİ?..GÖZLERİNİ Mİ?..HER YERİM SENDE KALDI,HER YERİN BENDE… DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE,YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN?...ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?.. YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ? |
Kaldım Sensiz Buralara hasretin çöktü bir ayaz gibi her dem titretir oldu şu cılız bedenimi. Senden sonra dalıma bir damla su gelmedi gözlerim hep nemliydi yüzüm hiç gülmedi. Kaldım sensiz, zehir olur günlerim kırıp penceremden yollarını gözlerim her şeyi unuttum adın tel ezberim gel yetiş kara gözlüm çok beterim. Mustafa Özoğlu |
sen gittiğinde!!! Bu hayat köprüsünün altından Daha çok seller akacak topraklarıma… Ve sensizliğin içinde Her an ölüm bana musallat olacak.. Kâh yenilgilerimi fırlatacak yüzüme, Kâh sana gecikmişliğimin ipini geçirecek yüreğime.. Ama ben pes etmeyeceğim.. Var gücümle “ seni “ bende yaşatacağım… Yaşatmaya çalışacağım.. Ama her şey bir “ sen “ eksik olacak… Her şey tamam olsa da, Sol yanım hep sana “ noksan “ kalacak….” alıntıdır |
Geceler yine uzadııı, uzadııı... Taa sonsuza kadar. Aşkında yüreği yorgun adam Sırtını soğuk duvara dayadı Taa ciğerine kadar. Uzak diyarlarda bir sevdiği vardı, Ruhunu dayanılmaz hasretler sardı. Sonra kalktı birden bire Aşkından yüreği yorgun adam. Uzaklara baktı , kıstı gözlerini.. Taaa kaf dağının ardına kadar... Aradığı şey mutluluktu, Göremedi ne ufukta, ne yanında. Mutluluk ne zaman diye sordu kendine Aşkından yüreği yorgun adam.. Mutlululuk, nerede, kiminle? Mutlululuk diye bir şey, Var mıydı yeryüzünde? Mehmet Kızılkaya |
Bu gece son, biraz sonra Bu kapıdan son kez çıkıp yine kendimi Vuracağım, yollara Kim bilir kaç kere ıslanacak yüzüm Elimi tut, düşman olma Ne olur parça parça olmasın içimiz... Gitmelerin eşiğindeki bir gecedeyim yine. Susmalara öyle alışmışki yürek son iki kelimeye bile yer bırakmıyor hüzünler... Bu sefer son... Dönüşü olmayan bir gidiş bu. Birazdan bu kapıdan çıkıp gideceğim. Adım gece olacak, sense ardımdan yere dökülen kalp kırıklarını toplayacaksın. Kim bilir belki de iki damla ile kutsayarak. İkimizde biliyoruz hiçbir parça diğeriyle denk gelmeyecek arada boşluklar olacak, iliklerimize kadar üşüten soğukları misafir eden boşluklar.. Boşver, varsın olsun sen beni tanıdığın gün öğrendin zaten yaralarını sarmayı. Sana getirdiğim her acıya mutlulukmuş gibi sarıldın. Oysaki ben hiç fark etmedim seni kanattığımı ... Bu sefer son artık seni acıtmayacağıma söz verdim kendime... Kim bilir kaç kez uykulardan uyanacağım hıçkırıklarla, artık olmadığını bile bile seni arayacak gözlerim eve her gelişimde, belki de sohbetlerin olmayınca eksik kalacak çayımın lezzeti, yemeğimin tadı tuzu ve kahvaltılarımın keyfi ... Üzgünüm ama artık gitmeliyim.. Ne olur anla beni! Eğer şimdi gitmezsem daha fazla kan kaybını taşıyamayacak bu sevgi.. Her şeyi anlatabilirim de yüreğime ışıldayan gözlerinin düşman olması yok eder beni bir tek onu anlayamaz işte.. Ne kadar zor olsa da bu ilk değil ki kaç kez kan kaybından kaybettim ben ümitlerimi. Varsın bunu da kaybedeyim. Eğer gitmezsem sevdiceğim daha bir acıtır olacak bu yara ikimizi.. Bir eksik bir fazla fark etmeyecek kadar anlamsızlaştı hayatım bir anda. Birkaç cümlenin, bir dağı nasıl yıkabileceğini gözlerimle görmesem anlamazdım. Ama artık seni hayallerime ortak edemem. Bu geceden sonra kanattığım yaraları yok sayamam. Kızgınlığını ve kırgınlığını omuzlarımda taşıyamam.. Üzgünüm sen nefretini savurdukça duvarlara ben öylece kaldım hayatın tam ortasında. Issızlaştı bir anda, sıcacık sandığım yuva. Sen ne halin varsa gör dedin. Ve ben bittim, hayat bitti... Mutlu ol iyi bak kendine Ne olur gözüm arkada kalmasın Uzun uzun seneler var önünde Gün gelir sevgilim acıya alışırsın Alışırsın .bu gece son... |
üstümden silemediğim tek kokunun yalnızlık oldugunu bir kez daha ögreten yaşanmışlara inat,seni yine seviyor olacagım ben... giderken elimi tutmamana,sarılmamana ve arkana bakmamana inat... her giden arkasında söylenmemiş onca şey bıraktıgı için özel olurmuş ya kimbilir belki sende o yüzden özelsin. oysa yarıda bırakılmış tamamlanmayı bekleyen o kadar çok cümle var ki ardında.. ama gittin sen bana gitmek için gelmişsin |
Gitmek Olmuyor Yine bitiverdi gecemiz Yine yollardayım Yine gidiyorum sensiz Her gece, her gece eriyorum Yine yollara düşüyorum yine Bitsin artık, bitsin bu çile Yanaklarından öpüp, Saçlarından okşayıp Seni öylece bırakıp gitmek Yine gitmek olmuyor Başını kollarımdan almak Usulca yastığına koymak Seni uyandırmadan, Kapını sesizce çekip gitmek Yine gitmek olmuyor Seni gerilerde bırakmak O sıcaklığını terketmek Cümle alem uyurken Yollara düşmek olmuyor Yanındayken sıcacık gönlüm Ayrılınca üşüyor, titriyor Dönesim geliyor Tekrak koynuna girmek Hiç çıkmamak Yanında uyumak Bir ömür kalmak istiyorum Sen bir parçamsın Seni bırakıp gitmek Öylece bırakıp gitmek olmuyor. İsmail Dinçer |
GİTTİN... bu kadar aci duymazdim. Acim yas olup akmaliydi gözlerimden. AGLAYAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa... Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece seninle paylasmakti. ANLATAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden. Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine, biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu. TUTAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Bir yikim gibiydi gidisin. Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere. Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti. Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim. KALKAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum. Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim. DEVAM EDEMEDIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Bir sey söyledin mi giderken?.. "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?... "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine ugulduyordu ki. DUYAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Nereye gittigin önemli degildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu. Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim. KURTULAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Unutulanlarin arasina katilmaliydin. Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim. Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim. YAPAMADIM... http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Gittin... Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi. BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM http://img250.imageshack.us/img250/6816/soylekiflt27jfzi7.gif Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz... Sesim kisiliyor Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin, Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin. Beni,yüregimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidisin dinderemez bu firtinayi. Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana; GITME.... |
http://img518.imageshack.us/img518/5033/hasretdernek1sr4.jpg Bitsede güzelliyin solsada benzin Cukura düşsede gözlerin Yinede aşkımsın benim Oldürmegelim aşkımızı Sarmaş doLaş olsun birbirlerine Yasaşın umutlarımızda ölümsüzlessin anılarda Yüreginin sesini dinle Seviyorsan beni gitme kal Ne kapında dilenci nede Nede sevdamda yalanci olmam Paylasmam bu sevdayi kimseyle Umudum tükense de Gitsende gelmesen de Yüregimle sevdim seni Al sakla sevdami yüreginde ölümsüzlestir kendinle |
Gidiyorum Gidiyorum! Bir koluma hayâllerimi Bir koluma hatıralarımı alıp Tutuyorum yolunu cennet'in. Gözlerini benle bağlayıp Ayaklarına tonlarca ağır taş bağlayarak Kilometrelerce derin sulara atıyorum sana olan aşk'ımı Ben büyüklüğümle gidiyor Ve seni küçüklüğünle başbaşa bırakıyorum... 2 Geliyorum! Bir koluma pişmanlığımı Bir koluma umutlarımı alıp Tutuyorum yolunu cehennemin. Gözlerimi senle bağlayıp Çözüyorum prangalarını ayaklarımın En derinin derinliğinden bulup Çıkarıyorum sana olan aşk'ımı Ben küçüklüğümle geliyor Ve senin büyüklüğün karşısında Diz çöküp ağlıyorum..... Necdet Bayraktar |
yağmur yağıyor bak sokaklar hepten ıslak yer kalmamış ıslayacak artık ağlamayız değil mi iki gün küs durduk hayır durmadık kudurduk böyle acı istemem bir daha artık darılmayız değil mi yok sevgimi koyacak yerim yüreğinden başka senin deniz sensin mavi benim artık ayrılmayız değil mi Celal Kabadayı |
gitmekmi zor kalmakmı sewmekmi zor sewmemekmi unutmakmı zor hatırlamakmı özlemekmi zor özlemekmi zor olanı sewmezmi insan zor olduğun için sewiyorum gitmekmi zor kalmakmı zor olduğun için sewiyorum gitmiyorum sewmekmi zor sewmemekmi zor olduğun için sewiyorum unutmak we özlemek yok ben seni sewiyorum zor olsada sewiyorum zeyenep(naıas) |
Acılar katlanır mendil yerine sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere beklediğin mektuplar da gelmez Bomboş sayfalara dönerken aklın tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular Akşamı geciktirebilirsin belki suladığın fesleğenlerle, kimbilir ama vaktin ayırdındadır şimdi kuşlar, çocuklar ve mahpuslar Usulca inse de koldemirleri Ahmet Telli |
Ayrılık Günü Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakalarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü |
Hiç ummadığım bir anda düştüm bu boşluğa Bu umarsız çığlıklar, hep seni sevmemden Yürek yokluğundan bihaber, Defne ektiğim taş duvarlar soğuk Yine de yaslanıyorum, omuzlarını bulamayınca , Kolum kanadım kırık, beni sorarsan Uzaklardan salladığın mendiller ıslandı-kurudu Yüzüm dargın aynalara, Bakmaktan korkmasamda, Içimde bir sızı, Hasret kaldım tanıdık bir dokunuşa Acıktım zamanlı zamansız dokunan parmak uçlarına, Yine de bile bile lades çektim sana, Git sevgili, bensizliğe açılan yollar açık sana. Toz kaçan gözlerim, Terleyen avuç içlerim, Titreyen ellerim, Senden kalan soluk bir hatıra, Ben sensizliğin ipini çoktan çektim Sen git sevgilim! Git! |
Saçların çırılçıplak omuzlarından aksın Mermer üzerinden geçen su gibi. İçinde engin bir his duyacaksın Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi. Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer Gözümün değdiği yerlere gül düşer Sonunda sana da bir gönül düşer Gölümün şimdiki duygusu gibi. Dillerde dökülüp sayılır saçın Sıcak nefeslerle bayılır saçın Bir tütsüdür, kalbe yayılır saçın Kararan gözlerin buğusu gibi. Necip Fazıl Kısakürek |
ANLADIM Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil. Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış. Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım. Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş. Neden kendine aşık olduğunu anladım. Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden. Neden hiç ağlamadığını anladım. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş. Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım. Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş. Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım. Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım. Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını. Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. Yüreğini elime koyduğunda anladım. Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış. Neden hiç yalnız kalmadığını anladım. Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak. Sana git dediğimde anladım. Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek. Git dediklerinde gittiğimde anladım. Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil. Aslında hep yanımda olduğunu anladım. Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş, Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım anladım. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan. Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım. Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım. Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş hâlâ sevgi varsa içinde eğer. Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış. Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım. Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi. Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım. Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar |
Acılar Denizi Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ağır günlerin altında kalıyoruz. Puslu havanın soluğumuzu kestiğini Ve bir sanatçı fırçasından çıkmamış göğün, Üzerimize yıkıldığını, Şimdi şimdi söylüyoruz; Şarkılarımızı nasıl söylediysek. Oysa, çocukluk, oysa mutluluk, Ne kadar yakındır? Bir elmaya uzanmacasına, Bir elma ağacının dallarından sarkmacasına. Ağır günlerin altında adam oluyoruz. Yağmurlu ve kirli. Düşlerimizden yaratılmamış bir dünya bu! Sellerinde; küçük, kağıtdan yapılmış gemilerimizle, Birbirimize sevgi taşıyoruz. Zaman nasılsa aleyhimizde, Tam denize atlayacağız derken, Ağır günlerin altında kayboluyoruz... Ekim - 1998 Albatros |
Kal Biraz Daha Bu veda faslından belki cayarsın Gözümün içine dal biraz daha Yüreğim derin ağı duyarsın Aşktan nasibini al biraz daha... Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Kurtuluş yok, aşkım alın yazındır. Ne söylersen söyle merhem nazırdır. Emrine amade gönlüm sazındır Mızrabın olayım çal biraz daha Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Uğur Işılak |
Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır o ferah ve delişmen birçok alınlarda betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim şakaklarıma dayanınca güneş can çekişen bir sansar edasıyla uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum kadınların sahiden doğurduğuna toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum nicedir kavrayamam haller içinde halim demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum duydum yağmurların gövdemden ağdığını. Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları bir harfin başlattığı yangın ile söndür beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım öyle mahzun ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın. İsmet Özel |
Gitmeler de kalmaktır Babalık babaya has imiş demek Bunu nisâ cinsi bilmese gerek Bazen sana bezmek doğru gelse de Sevmek sevmesini bilene gerek. Galatlar dizerek sefa sürülmez Kiminin göz yaşı elle silinmez Bazen hastalarda sağlık bilinmez Bazen sağlıklılar hasta görülmez. Sen söylersin sözün boşa gitmezmiş Bilmelisin aşkta cefa bitmezmiş Kim ne derse desin ömür yetmezmiş Aşkın tahlilini tahril örtmezmiş. Kendi öz dilinle yazmaya çalış Yazdığın dil eski yeniye alış Yeni yazdıkların sana benzesin Kendini bulmaya şeb-hûn gidersin. Şeref Öztürk (Usta) |
Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çicek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğukllar başlayıncı havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle. Edip Cansever |
Adımı unuttum adımı unuttum adı olmayan yerlerde ne in ne cin ne benî adem zamanlar içinde kuşlar uçuyor kervanlar geçiyor bir iğne deliğinden çarşılar kuruluyor sarayları oyuncak insanları karınca şehirler zamanları gördün mü bir iğne deliğinden adımı unuttum adı olmayan yerlerde geçip gidenlere bakarak Asaf Halet Çelebi |
Sana kalan çekip gitmek olmalı şimdi. Sadeleşmeli sözcükler ve sevdanın bir anlamı kalmamalı bırakıp gittiğin yerde. Yaşamanın sahtekarca olduğunu kanıtlayan onca insanın içinde; kendini inkar ederek daha fazla kalamazsın yeryüzünün en karanlık coğrafyasında. Susmalı ve artık kaybolmalısın. İnandığın onca güzelliğin gülümseyen yüzlerini görerek yalanın ortasında kendini kurtaramazsın.Gitmelisin... İşte o zaman ellerinin elimde terlediği günlerin bir anlamı olur belki. Yeşerttiğimiz umut dolu sevdanın yeniden gözleri güler birgün.. Bize ait olan şiirlerin içinde Yorulmadan sevdayı aradığımız günleri getir aklına, getir ki kirlenmeden sonsuza uzanan bütün masumlukların yanında çıkalım en son ve en huzurlu yolculuğumuza. Mutluluk artık bizim bir parçamız olsun ve hiçbir kötülük dokunamasın kıskanılası masumluğumuza. Güneş bizim için parlasın. Ve belki birgün kötülüğün doğduğu yere ulaşır ellerimiz böylece. Sihirli dokunuşlarımızla aydınlatırız pas tutmuş yüreklerin aynasını. Artık hiçbir çocuk ölmez suçsuz yere uzaklarda, hiçbir anne ağlamaz yoklukların acısıyla sessizce ve utanarak, insanlar çaresizce izlemez yok oluşların ruhunu törpüleyen resimlerini. Sadece gülümsemeler kalır yeryüzünde bütün duruluğuyla. Düşlerin içinde doğan umut dolu bebekler, düşlerden kucaklara alınır mutluluğun sembolleri olarak. Silahlar yok olur; soğuklar, açlıklar... Gün hepimiz için doğar ve biz dünyanın o en güzel, o en yüksek tepesinden izleriz bize bakıp gülümseyen, milyonlarca yıldıza benzeyen çocuk gülümsemeleri... Herkes mutluluk olur. Çekip gitmelisin şimdi. Sana sadece mutluluk olmalı en sonunda kalan. Vedalaşmalar sadeleşmeli. Herşeyin geri dönüşü olduğunu bilmeli insanoğlu. Düşünceler, düşler, aydınlıklar bizimler birlikte mutluluğa hizmet etmeli. Bitmeli ölüm işkenceleri. Kötülük sonsuza kadar silinip gitmeli.. Sonsuz birgüne hiç bitmeyecekmiş gibi gülümsemeli.. |
kaygılanma katıl kalbine direnen aşka sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen sokak kedisi mırıltısı. huzurun doğdugu ve kutsandığı ölümün olduğu yerde nisyan yüzün acılı bir kuş hafifliği derdime derman ey dile dolanan şarkı belirgin ol kallavi bir acı ol ak kalbime çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına şairin ruhu ol. kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin ve şiarı şairin ah oldu ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu İlhami Atmaca |
Gideceksen ; Seni seven kalbimi yerinden sökerek git Bavuluna mutlu anılarımızı Yüreğine ise güneşte ısınmış umutlarımızı Doldurup son nefesimi çekerek git Hadi usulca git, Karanlıklar güneşini elinden almadan Hançerlediğin yüreğimi merdiven bilip Yıldızlara koş karanlık saçlarınla. Gideceksen; Yüreğimdeki taze umutları çiğneyerek git Avuçlarına mevsimsiz açan baharlarımızı Gözlerine ise ölümsüz sevdamızı alıp Gündüzüme karanlıkları sererek git Hadi usulca git, Sahillerine gözyaşlarım ulaşmadan Ve ihanetinle yüreğimi hançerleyip Ateşlere koş , çıplak ayaklarınla. Gideceksen; Güzelliğine dalmış yüreğimi kaldırmadan Kış uykusundaki çicekleri ağlatmadan Hadi usulca git , Gözlerine yanmış bedenimi uyandırmadan Bedenimi yollarına paspas bilip Bahara koş, karlara bürünmüş sevdanla. Gideceksen; Tüm acılarını gözlerime gömerek git Saçlarına çicek kokan nefesimi alıp Beni soğuk ayazlara emanet ederek git Aynalarda uyuyan hüzünlerimi kırmadan Hadi usulca git. İsmail Sarıgene |
Ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında... Geriye hiç bir şey kalmayacak... Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde -ki ben en çok onları duydum-... Gittin mi adamakıllı gideceksin !!! Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren... Demem o ki... Böyle gidilmez!!! Büyük olmalı ayrılık !!! Uçsuz bucaksız, dursuz duraksız olmalı... Telefonun numaraları sesime düşmemeli... Yolların yoluma değmemeli... Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık... Şiirler okununca unutulmalı... Hasret dokununca uyutulmalı... Rakının, şarabın diktasında titrerken yürek... Gözyaşlarının debisi arttığında... Gece inmişken ayak parmaklarına kadar... Yahut gün doğarken... Yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine... Ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında... Susacaksın... Duracaksın... Gitmenin hakkını vereceksin !!! Ayrılık gurur duymalı seninle... Gidersen... Sözün ayaklarına geçiyorsa... Ayakların yakınımdan geçmeyecek... Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık... Ayrılığı seçtin mi?!!! |
yüzün halisina dökülen zeytinyagi askin dikis izleri ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla gün gün biraz allik biraz agri biraz suyla bilerek gitmeyecegini ve daha beter kusacagini aslinda uzak bir 'sonra'da Ilgım Veryeri |
ZoR olan Kalmaktır bence.. Bırak karşındaki sevgisini sana ... en ufak bişeyde; çekip gitmesiyle GÖSTERSİN;) |
Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? |
| Saat: 03:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık