MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Fıkralar/Komik Olaylar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/6307-fikralar-komik-olaylar.html)

Mystic@L 1 Ağustos 2006 21:08

KÖTÜ HABER

— Sabahın bu erken saatinde sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim, dedi doktor telefonda hastasına. "Ama tahlil sonuçlarınızı aldım ve size verecek çok önemli haberlerim var. Kötü haberle mi başlayayım, yoksa çok kötü haberle mi?

— Kötüsüyle başlayın doktor,
dedi hasta sinirli bir sesle.

* Şey, dedi doktor. Teşhisime göre yirmi dört saat
ömrünüz kaldı.
* Zavallı hasta donup kaldı. Sonra biraz gücünü
toplayıp sordu:
* Peki çok kötü olan haber ne?
* Size dün haber verecektim, ama telefonunuz ce­
vap vermiyordu.



kambis 1 Ağustos 2006 23:45

Güzel nazı,ördek kazı,kış yazı sever.
Orman çamı,kedi damı,işçi zammı sever
Sac böreği,aç çöreği,turist yöreyi sever.
Ocak közü,kirpik gözü,ozan sözü sever
Kuş darıyı,çiçek arıyı,kırmızı sarıyı sever.
Garip sılayı,yiğit halayı,bakır kalayı sever
Geveze lafı,bakkal rafı,açıkgöz safı sever
Güvey gelini,cömert elini,zayıf belini sever
Bekçi feneri,bel kemeri.eşek semeri sever.
Sporcu kupayı,şişe tıpayı,eşek sıpayı sever:
Anne bebeği,bulgur dibeği,fırın çöreği sever
Evlenen balayı,göl turnayı,avcı vurmayı sever
Kirli hamamı,baca dumanı,inek samanı sever
Futbolcu topu,gençler popu,hırsız jopu sever
Kan damarı,züğürt kumarı,azgın şamarı sever.
Yemek tuzu,maymun muzu,kurt kuzuyu sever
Gelin güveyi,tosun düveyi,başkan üveyi sever.
Beyaz karayı,sinek yarayı,zengin parayı sever
Kasap danayı,öksüz anayı,yırtık yamayı sever
Asil soyunu,çoban koyunu,çocuk oyunu sever
Memur masayı,para kasayı,hakim yasayı sever
İnsan kabağı,yemek tabağı,miskin yatağı sever
Kilim keçeyi,sözcük heceyi,baykuş geceyi sever
Sarhoş dostunu,ayı postunu,yaşlı bastonu sever
Çöl yağmuru.çizme çamuru,oklava hamuru sever
Dünür dünürü,ateş kömürü,muhtar mühürü sever
Sultan fermanı,hasta dermanı,çiftçi harmanı sever
Ana çocuğu,üşüyen gocuğu,yumurta sucuğu sever
Harman döveni,kuzu çimeni,pastırma çemeni sever
Davul zurnayı,bilezik burmayı,oruçlu hurmayı sever
Tembel yatmayı,geveze atmayı,pazarcı satmayı sever


Mystic@L 2 Ağustos 2006 18:07

İkinci soru


Öğretmen,Öğrencilere:
-Sizlere sorular soracağım.Birinci soruyu bilene ikinci soru
sorulmayacak. Simdi söyle bakalım Ahmet,bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı.


Misafir 2 Ağustos 2006 18:21

BIR KARAFATMA'NIN Günlügü

Dün gece yine ölümle burun buruna geldim.Kendime bir zarar geleceginden
degil ama karim Cemile ne yapar sonra.
Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin
misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadılar.
Neyse ki konukların gitmesiyle birlikte uykuya daldilar.
Bir süre ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya başladım.
Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi.
Pasta ve börek kirintilarina bayiliriz.
Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfağın ışığı yandı, ve
"Aaaaaa! Karafatma"diye bir ses duydum.Salak adam, ben bir erkegim Fatma
da nereden çikti.
Benim adim METIN.Böyle şeyler delikanlıyı bozar.Hadi beni karimla
karistirdin diyelim.
Sen ne kadar korkak bir adamsin.Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen
bu bagiris da ne böyle?
O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir b..k yapmisim gibi
beni kovalamaya basladi.
Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak bardak üzerinde
dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz.
Bazen diyorum ki bu giciklarin misafiri geldiginde git ortalarda dolas
böylelikle utanilacak duruma
düssünler.
Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü gözle
bakmamak gerekir.
Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler.
Rahmetli kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi.
O zamanlar rahattik, çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü.
Bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolasabiliyorduk.
Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde oldu.
Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde
yasayacak.
Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi.
Bu evde rahmetli karisininmis, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla
seçenegimiz yoktu. Ama
daha mutlu ve huzurluyduk.
Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti.
Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi.
Riza amcanyn topraga verildigi gün biz de oradaydik.
Karsi komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini asmi?ti.Biz de bunu
firsat bilip ceketin cebine girdik.
Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga do?ru yola koyulduk.
Riza amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta
gözüküyorlardi.
Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar.
Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi.
Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu.
Adam sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti.
Sanki kendisi çok temizmis gibi.
Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina defalarca sahit
oldum.
Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin resmi olan bir ilaç
almis, durmadan üzerimize sykyp duruyor.
Kayinvalidem Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür
ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor.
Hatta bir iki reklam filminde de oynamisti.
Ama evlenince mecburen birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.
Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk,artik daha
fazla dayanacak halimiz kalmadi.
Ese dosta haber saldik.Kendimize göre bir ev bulur bulmaz tasinacagiz
buradan.
Belki de sizin evinize yerlesiriz hayat bu belli mi olur?
KARA METIN ( Kara Fatma' nin oglu )


Mystic@L 2 Ağustos 2006 18:31

Şakadan Hoşlanmam

Temel'in ensesine biri tokadı indirmiş Temel dönmüş bakmış, azman gibi bir adam yanıbaşında duruyor.
- Ciddi miydu diye sormuş?
- Ciddu demiş adam.
- Pen şakadan hoşlanmam daa.


arwen 4 Ağustos 2006 02:42

Adana\'da belediye otobüsünde ön ve arka kapida görevli 2 muavin arasinda geçen diyalogdan :
Muavin1 : Durakta inecek var mi ?
( yolculardan ses çıkmaz )
Muavin2 : Olumsuz !...

Eskisehir\'de bir belediye otobüsü :
Biletçi : Arrrrka tamammm, kapat arkayi !
( bir teyze arka kapiya sıkışır )
Biletçi : Kari sıkıştı, aççç kapa !...

Otobüs Söförü : Paso lütfen !...
( ben pasoyu almak için cüzdanıma davrandigimda... )
Aynı Söför : Varsa gösterme !...



Mystic@L 4 Ağustos 2006 12:53


OLEY

Temel, İspanya'da boğa güreşlerine gitmiş. Kalabalık bir seyirci toplulu- Vğu varmış. Herkes matadorun hare­ ketlerine hep bir ağızdan "Oleeey!

Oleeey!" diye bağırıyormuş, ama Temel onlar sustuktan sonra tek başına Oleeey! Oleeey! diyormuş, Yanındaki İspanyol merak etmiş:

— Kardeşim niye bizimle beraber bağırmıyorsun
da, tek başına "Oley" diyorsun?

Temel:

— Uşağum, ben boğayı destekliyorum, demiş.



asla_asla_deme 4 Ağustos 2006 15:46

Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektör demiş ki :
- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 200 milyon ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 300 milyon, üçüncü yakalanışında da 500 milyon ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi :
- Sezonluk bilet ne kadar?


virtuecat 4 Ağustos 2006 18:32

Yazılı soruları ve öğrencilerden verilen ilginç cevaplar
soru:gece yüryüşlerinde kendi güvenliğimizi sağlamak için neler yapmalıyız.
cevap:Arabaların geldiğini görünce önümüzü iliklemek gerekir, parlak şeyler giymezsek arabanın önündeki insanlar veya canlılar görünmez.

soru: ülkemizdeki demir yataklarını yazınız.
cevap:somya , karyola, kanepe,divan.

soru:malazgirt savaşının sonuçları nelerdir yazınız.
cevap: malazgirt savaşı sonuçları, malazgirt savaşı sonucunda ben kan dökülmesin dedim onlar pat küt girdiler savaşa ve malazgirtliler savaşı kazandılar.

soru:otmobil nedir tanımlayınız.
cevap: üzerinde taksi yazmayan araca otomobil denir.
cevap:Bekir öğretmenimizin kullandığı otomobil.

soru: araç nedir?
cevap: evimizde yada okulumuzda kullandığımız öteberilerdir.
cevap:karayolları üzerinde kullanılan bir cisimdir.

soru: ülkemizde vali atanması nasıl oluyor?
cevap:başbakan tamam şuraya atansın diyor ve bakanda oraya vali atıyor.

soru: hava alanı ve hava limanı nedir? tanımlayınız.
cevap:hava alanı uçakların havaya uçtuğu yerdir.hava limanı uçakların endiği yerdir.
cevap :uçakların gittiği yere denir. helikopterin kalkıp endiği yere denir.

soru:ülkemizde karayollarının bakım, yapım ve onarımından sorumlu kuruluşların isimlerini yazınız.
cevap: türk genel müdürlüğü
türk genel memurluğu
belediye unsurları
trafik kurumları genel müdürlüğü


Mystic@L 4 Ağustos 2006 20:57

ALDATMIŞ

Kahveye iriyarı, öfkeli bir adam girdi; olanca sesiyle bağırdı:

— Ahmet kim?

Kimse ağzını açmadı. Gelen adam bir daha bağırdı:

— Ahmet hanginiz? Çabuk karşı­
ma çıksın!

Sonunda ufak tefek, çelimsiz biri yerinden kalktı:

— Benim.

Kabadayı, yumruklarım sıkıp onun üstüne atıldı, pestilini çıkanncaya kadar dövdü. Kahvedekiler yerle­rinden kımıldamıyorlar, neredeyse soluk bile almıyor­ lardı.

Kabadayı gittikten sonra dayak yiyenin başına üşüş­ tüler:

— Hastaneye götürelim mi?

Yerde kanlar içinde yatan adam, bir iki yutkunduk­tan sonra konuşabildi:

— Nasıl kandırdum enayiyu. Benim adım Temel.
Amma nasil inandırdum oni!..



virtuecat 5 Ağustos 2006 20:09

Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasanın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.
Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.
Bunu farkeden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.

Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasana sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi??
Hasan cevap vermiş:

-"Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım" ve annesine şöyle yazmış:
-"Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp"

Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:

-"Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor
olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı.."


Mystic@L 5 Ağustos 2006 20:45

EVİN YOLU

Neyzen Tevfık, Aksaray'da bir ev kiralar.

Yeni taşındığı sıralar, gece eve dönerken ara sokak içindeki evini bulmakta güçlük çekmektedir. Bir gece,

karşısına çıkan bekçiye:

— Bekçi baba, der, Neyzen Tevfık buralarda bir yer­
de oturuyor. Sen evini biliyor musun?

Bekçi, "bana kül yutturamazsın" dercesine bakıp ce­ vap verir:

* Neyzen Tevfik sensin, a beyim.
* Ben sana Neyzen Tevfik ben miyim? diye sorma­
dım ki... Neyzen Tevfik'in evini sordum!




Misafir 8 Ağustos 2006 16:07

FIDYECI LAZ
Ekonomik kriz yuzunden buyuk para problemi olan Temel,
çocuk kaçirip fidye istemeye karar vermis. Sehrin büyük bir
parkinda çocugun birini gözüne kestirmis.Önce bir not yazmis :
"Cocugunu kaçirdim. Bunu yaptigim icin üzgünüm ama kusura bakma
çünkü gercekten paraya ihtiyacim var. Yarin sabah saat 7'de
falanca parktaki filanca agacin altina bir siyah çantada 5 milyar
getir. Imza: Laz."
Çocugun yanina gitmis, notu çocugun
ceketinin iç cebine koyup, dogruca evine gitmesini ve notu
babasina göstermesini söylemis..
Ertesi sabah parka geldiginde
söyledigi agacin altinda,söyledigi renkteki çantada içinde 5
milyar olan emaneti bulmus. Paralarin yaninda bir de not varmis :
"Paran purada ama bir Laz hemsehrisine nasil peyle bir sey yapar
inanamayrum"


Misafir 8 Ağustos 2006 16:13

BİRAZ DA GÜLMECE...

1. Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada aciklarinda
battıktan sonra,petrole bulanan iki tane deniz ayisi 80.000 dolar harcanarak temizlenmiş ve büyük bir törenle denize
birakilmislar. Tam 2 dakika sonra herkesin gozleri onunde bir mavi balina deniz ayilarini yemis...

(neymiiis: dogaya asla mudahale etmeyeceksiiiin)

2. New York'ta yasayan bir psikoloji ogrencisi kız bos odasını bir marangoza kiralar. Amaci onunla konusup, adamin davranislarini incelemek.Ama iki hafta sonra
marangoz kızı bir balta ile parcalar...

(neymiiiis: insanin basina ne gelirse ya meraktan............)

3. Bonn'da iki gosterici, domuzlarin kesimevi'ne barbarca
götürülüp orada kesilmelerini protesto ederken, domuzlarin bulundugu yerin kapıları kırılır ve 2000
domuz kacisirken, iki gostericiyi ezerek oldururler...

(neymiiiis: demekki domuz domuzlugunu yapar)

4. Irakli bir terorist postaya bombali-mektup verir. Posta ücreti eksik odendigi icin mektup kendisine geri postalanir. Herseyi unutan terorist mektubu açınca parçalanarak ölür...

( neymiiiis: unutkansan terorist olmayacaksın)

ve sonuncusu....

5. Amerika'da kadinin biri evine gelir ve kocasını mutfakta
titrerken gorur.Belinden su-kaynatici'ya dogru bir kablo gitmektedir. Kadın hemen kalın bir tahta parcasi bulur ve adamin koluna vurarak onu elektrik sokundan ayırmaya
calisir. Adamin kolu iki yerinden kirilir. Sonradan anlaşılır ki, kocasi orada mutlu bir bicimde walkman dinliyordur...

(neymiiiiis: kadin milleti her zaman erkek milletinin mutluluguna engeldir)


Mystic@L 8 Ağustos 2006 19:14

BİLGİSİZLİĞİN SONU

Gençliğinde din bilgisi alamamış, cahil fakat iyi ni­ yetli bir kişi, hayli yaşlan­ dıktan sonra, durumundan pişman olarak din dersi al­maya başlamış. Bir caminin

imamı ona din dersi vermeyi kabul etmiş. Adam 40 ya­ şından sonra başlamış sıfırdan öğrenmeye.

Ama daha ilk günlerde Subaşı'nın dikkatini çekmiş. Subaşı şehrin emniyet ve huzurundan sorumlu ya... Osmanlı Devleti zamanında bunlar sokakları kontrol eder, şüpheli gördükleri insanları sorguya çekerler. Köyden yeni gelmiş, henüz şehre alışamamış bu garip adam da dikkati çekmiş ve yakalanmış... Subaşı'nın hu­ zuruna çıkınca da büsbütün şaşırıp abuk sabuk konuş­maya ba,şlamış. Subaşı hiddetle çıkışmış adama:

— Sen Müslüman mısın?

Adam şaşkınlık ve korku içinde, biraz da bu işin so­ nunu düşünerek aklı dağınık bir halde cevap vermiş:

* Müslümamm.
* Müslümamm olur mu? Müslümamm elhamdülil­
lah, diyeceksin be adam... Müslüman olduğundan dola­
yı Allah'a şükretmek yok mu? diyerek daha bir kızmış
ve biraz fazlaca da şüphelenmeye başlamış. Adam bu
kadar basit bir şeyi bilmiyor, var bunda bir bit yeniği
demiş...
* Madem Müslümamm diyorsun. Söyle bakalım İs­
lâm'ın şartı kaçtır?

Adam, herhalde dinlediği hikâyelerin ve masalların da etkisiyle şaşırarak:

— Kırktır efendim, demiş.

Subaşı'nın hiddeti son haddine çıkmış ve demiş ki:

— Bu adam galiba bizi aldatıyor. Müslümamm dedi
ama, daha onun şartının kaç olduğunu bile bilmiyor.
Yatırın falakaya...

Adamı falakaya yatırmışlar. Tabanının altına ver et­ mişler sopayı. Kalktığında ayaklarının üzerine basacak hali yokmuş. Şiddetli bir acıyla kıvranarak ve topallaya­ rak, iki gözü iki çeşme ders almaya başladığı camiyi bulmuş.. Hoca onu bu perişan vaziyette görünce:

* Bu ne hâl? diye sormuş.
Adam başına gelenleri anlatmış,
* Ah hocam, demiş. İslâm'ın şartını sordular. ,


Hoca atılmış birden:

* Beştir deseydin keşke...
* Aman hocam, demiş adam. Hiç beş der miyim?
Ben 40 dediğim halde bu kadar dövdüler. Bir de Allah
korusun, beş deseydim, öldürürlerdi herhalde...



virtuecat 9 Ağustos 2006 21:59

BAYAN AJAN

İsrailli güzel casus Suriye'den dönüp İsrail Genelkurmayı'na rapor verir: - Hafız Esad'ın son saldırı planını gece masasından çaldım. Üstelik, bununla kalmayıp oğlunu da hapsettim. Generaller sevinçle haykırırlar: - Harika, oğlunu hemen bize ver, sorguya çekelim. Güzel casus üzgün bir yüzle cevaplar: - İşte bu hemen olmaz, dokuz ay beklememiz lazım...

ATEİST

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: - "Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş. Adam utanç içinde: - "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş. Ses: - "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş: - "Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."

MAÇ

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: - "Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim, ne dersin?" - "Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş Şeytan. - "Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde." Şeytan şeytanca gülümsemiş: - "Ama bütün hakemler de bizde."


Mystic@L 9 Ağustos 2006 22:12

KİMDEN YANAŞIN?

Temel ile Cemal, kahvede oturmuş sohbet ediyorlardı. Temel birden sordu:

— Ula Cemal,
tenhada pi domuza
rastlasan ne edersun
de pakayum?

* Tüfeğimle ateş ederum oğa!
* Ya tüfeğin yoğsa?
* Kafasına sopayla vururum daa...
* Peçi ya sopan da yoğsa?
* Pıçağumla öldirurum oni.
* De pakayum yanında pıçağın da yoğsa?
* Ula Temel de pakayum bağa. Sen penden yana
musun, yoksa domizdan yana mu?





kambis 10 Ağustos 2006 22:08

AKŞAM FIKRANIZ


4 rahibe ölmüş ve cennet cehennem sınırında sorgulamaya alınmışlar.
Sorgulama
meleği demiş ' simdi herkes sırayla dünyadayken işlediği en büyük günahı
anlatsın. Sakin atmayın tespit ederiz.
1. rahibe ben hayattayken bir kere pen..se dokunmuştum parmağımın ucuyla demiş
melek hangi parmağınla diyince sağ elinin işaret parmağını göstermiş. Melek:
Tamam yavrum simdi git ve günahı islediğin o parmağı
yan taraftaki kutsal suya sokarak arın günahlarından demiş.

2. Rahibe ben hayattayken bir kere pe..isi tutmuştum Melek: hangi elinle
demiş.
Sağ elini kaldırmış 2.rahibe, melek de ona gidip o elini yandaki kutsal suya
sokarak günahlarından arınmasını öğütlemiş.

Bu sırada 3. rahibeyle 4. rahibe aralarında fısıldaşıyolarmış. Sonra aniden
yer değiştirmişler. Sorgulama meleği bunu fark ederek: 'Bir dakika ne oluyor, siz niye yer değiştirdiniz ' diye sorunca daha önce 4. sırada olup 3.
sıradakiyle yer değiştiren rahibe:

' İzin verirseniz, arkadaş kutsal suya g…ünü sokmadan ben bi ağzımı
çalkalayıp çıkayım efendim...


Mystic@L 10 Ağustos 2006 22:10

OTOBÜS

Temel ile Dursun otobüsle İstanbul'a gidiyorlardı. Yolun yarısına gelince şoför:

— Sayın yolcular, şanzıman bozuldu bir saat mo­
la veriyoruz..

Temel sordu:

— Yahu Dursun, bu şanzıman nedir?

— Ha şu vites var ya, işte oni çalıştıran alettir.
Temel sinirlendi:

— Ben onun bozulacağını baştan anlamıştım. Şo­
för ha bire onunla oynuyordu...



virtuecat 13 Ağustos 2006 00:07

Yönetici ve Mühendis

Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun New York uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya, pusulasini asagiya dusurur ve kaybolur. Inmek icin uygun bir yer ararken bir gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir.
"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.
"Yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icindesin" der adam.
Yonetici sinirlenir:
"Sen muhendissin degil mi?" diye sorar.
"Evet." der adam. "Nereden bildin?"
"Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100% dogru fakat hic bir isime yaramiyor."
"Sen de yoneticisin degil mi?"
"Evet sen nereden bildin?"
"Cunku yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icinde kaybolmussun. Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu simdi benim sucum oldu."


Mystic@L 13 Ağustos 2006 00:16

GEMİYİ DURDURAMAZLAR

Amerika'da, Robert Fulton'un Clarment adındaki ilk buharlı gemisi, Hudson Nehrinde ilk seferine hazırlanı­ yordu.

Nehrin 2 yakasında, bu tarihi hadiseyi görmek için, onbinlerce insan toplanmıştı.

Seyircilerden biri kötümser yaşlı bir çiftçiydi.

— Gemiyi yürütmeyi asla başaramıyacaklar, diyordu.

Fakat, neticede gemi çalıştı, sür'ati de gittikçe arttı. Hızı arttıkça, geminin bacasından çıkan duman koyu- laştı.

Nehrin 2 sahilindeki halk bu büyük başarıyı çılgınca alkışladılar.

Kötümser yaşlı çiftçi ise gördüklerine inanmazcası- na başım 2 yana sallıyarak:

— Ama, gemiyi asla durduramazlar, diyordu.
KORKUTMA BEDELİ



virtuecat 15 Ağustos 2006 01:41

Atatürk ve Komik Bir Olay
 
Atatürk ve Komik Bir Olay


Atatürkün) En sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada
başkasına anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY)
Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere
Sormus: "Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı.
Hangisini içer?" Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu."
Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"
Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor.
"Eşekliğinden."
Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.
Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.
Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor:
"Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini Icer?"
Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki Muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor:
"Rakıyı kumandanım!"
Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip:

"Aman beyler! Neden diye sormayın


İşte kendisiyle barışık bir lider,, kimseyle kavgalı değil.. Kendi kendini
eleştirebiliyor.diktatör
hiç değil...:)) Büyüklük buna derler.. Kendinle barışık değil vede
eleştiriyi kaldıramayacaksan lider/yönetici olmayacaksın...


kambis 15 Ağustos 2006 02:07

Temel karısı yanlışla feminist toplantısına katılmış. Bakmış
-1 konuşmacı Amerikalı diyor ki
Eşime sert şekilde dedim ki bundan sonra yemekleri sen yapacaksın. Eşim yemekleri yapmaya başladı. rahatladım.artık gözüm açıldı
-2 konuşmacı Fransız başlamış konuşmaya
Eşime azarlar gibi dedim ki bundan sonra evi sen temizleyeceksin . Eşim evi temizlemeye başladı . rahatladım. artık gözüm açıldı.
-Temelin eşine demişler ki sende konuş ayıp olmasın . zorla konuşma yerine götürmüşler. Temelin eşi demiş ki, geçenlerde eşime dedim ki.
Temelim canımın içi : bari ayda 1 kere dağlara sen tırman çayları ayda 1 kere topla.diğer 29 gün ben yine dağlara çıkar çayları toplarım. Canım eşim.
Rahatlayamadım. Çünkü 2 gözümde hala yumruklardan yeni yeni açılmaya başladı.


Mystic@L 15 Ağustos 2006 02:21

TANIMIYORMUŞ

Temel ile Cemal çok samimi arkadaştılar. İçtik­ leri su dahi ayrı gitmeyen bu iki arkadaş bir gün para yüzünden birbirleriyle mahkemelik olurlar.

Yargıç mahkeme salo­nunda karşısında Temel ile

Cemal olduğu halde durumu açıklar. Temel'in arkada­ şından 6orç para aldığı halde geri vermediğini söyler. İddianame okunur, şahitler birbiri ardınca dinlenir ve söz Temel'e gelince:

— Ha pen pu uşaktan borç para almadum. der.

Cemal bir arkadaşına, bir de yargıca baktıktan son­ ra:

— Ha sen penden para almadin mi?der.
Temel anlamsız gözlerle baktıktan sonra:

* Hacim peğ, pen pu adami tanımayrum çi, ondan
para alayum... der.
* Ha sen penu tanimay misun?
* Tanimayrum tabii...

Cemâl, "Allah kahretsin!" gibilerden sağ elini yuka­ rıdan aşağıya salladıktan sonra:

— Peçi öyleyse, pen de senu heç tanimayrum... der.




Pollyanna 15 Ağustos 2006 07:04

http://www.fikralar.com/images/bir_beyaz.gif
http://www.fikralar.com/images/t_solkose.gif
Zenciler Beyazlaştırılır
http://www.fikralar.com/images/t_sagkose.gif
http://www.fikralar.com/images/bir_piksel.gif
Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 doları bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!"


Mystic@L 15 Ağustos 2006 13:21

NEDEN YEMEZSİN?

Nasreddin Hoca Akşehir'e yeni geldiği sıralar parasız kalmış. Karnı da aç... Sokak­ larda dolaşırken bir fırın görmüş. Yeni çıkan ekmek­lerin kokusuna dayanamayıp fırına girmiş, tezgâhın başın­ daki adama sormuş:

— Bu ekmeklerin hepsi senin mi?

— Benim.

— Be adam, madem ki bu kadar mis gibi kokan ek­
meğin var, ne diye oturup da yemezsin!



virtuecat 15 Ağustos 2006 22:57

Dört ayrı kavanozun içine dört tane bağırsak kurdu koymuşlar.
Birinci kurdu alkol dolu bir kavanozun içine atmışlar.
İkinci kurdu sigara dumanı dolu bir kavanozun içine atmışlar.
Üçüncü kurdu sperm dolu bir kavanozun içine atmışlar.
Dördüncü kurdu toprak dolu bir kavanozun içine atmışlar.

Bir gün sonra:
Birinci kurt ölmüş.
İkinci kurt ölmüş.
Üçüncü kurt ölmüş.
Dördüncü kurt yaşıyor.

Bu hikayeden çıkaracağımız sonuç şu:

İçki içtiginiz, sigara kullandıgınız ve seks
yaptığınız sürece barsaklarınızda kurt olmaz.

Ot gibi yaşarsanız ortalığı kurtlar basar!


Mystic@L 15 Ağustos 2006 23:03

İPTAL

İş adamı sekreterine:

* Hafta sonundaki bütün randevularım iptal edildi
mi kızım? dedi.
* Ettim, beyefendi. En çok da Leman Hanım üzül­
dü. Cumartesi günü onunla evlenecektiniz ya...



Mystic@L 15 Ağustos 2006 23:19

KORKUTMA BEDELİ

Dişçi, müşterisine:

* Bu diş çekimi için siz­
den iki misli ücret almak zo­
rundayım hanımefendi.
* Neden doktor bey?
* O kadar yaygara yaptınız ki, bekleme odasındaki
müşterilerimden ikisi çığlıklarınızı duyunca hemen kal­
kıp gittiler.




virtuecat 16 Ağustos 2006 01:42

Saf kizin bir tanesini erkek arkadaslari erik agacina cikmasi icin israr ediyorlarmis. "Agaca cikarsan sana para verecegiz hediye alacagiz..." diye kandirmaya calisiyorlarmis. Kizcagiz da suphelenmis, gelmis annesine sormus. "Anne bu arkadaslarim benim erik agacina cikmami neden bu kadar israrla istiyorlar?". Annesi, "Kizim onlar seni erik agacina cikarip asagidan küloduna bakacaklar." diyor ve pesine nasihati veriyor "Sakin cikma." Kiz da "Peki"diyor.
Ertesi gunu kizin annesi bakiyor ki kizinin elinde bir suru hediye ve para ile geliyor. Annesi cikisiyor "Seni erik agacina cikardilar degil mi....!"
Kizi, "Anne ciktim ama külodumu cikaripta ciktim. Onlar da benim külodumu goremediler. Ben külotumu gosterecek kadar saf miyim...?"


Mystic@L 16 Ağustos 2006 02:06

TEMEL VE FADİME

Temel, karısı Fadime ile dargındır. Ayrı odalarda yat­ maktadırlar. Konuşmak zorun­ da oldukları şeyleri yazılı ola­ rak birbirlerine anlatmaya çalı­şıyorlardı. Bir akşam Fadime yatağına yatacağı zaman dola­ bının yanında küçük bir pusula bulur. Pusulayı Temel yazmıştır. Şöyle demektedir:

— Sabah penu saat peşte uyandurasın...

Ertesi sabah saat sekizde uyandığı zaman Temel ya­ nındaki masanın üzerinde şu pusulayı görür:

— Temel, haydi kalk saat peşe celeyi...



Harabe-Gönlüm 22 Ağustos 2006 19:09

Karne



Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş... diye düşünür ve oğluna seslenir:
-Getir bakayım şu karneyi!
-Al baba...
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!
-Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum...


Nasrettin Hoca zamanında PC olsaydı

Adamın biri Nasreddin Hocaya sormuş:
- Hoca bir mizah sitesi hacklenmiş duydun mu?
- Hoca demiş bana ne!
- İyi ama hocam senin site hacklenmiş.
- iyide o zaman sana ne!

-----------------------------------------------------

Nasreddin hoca birgün küçük hack programlarıyla Yahoo’yu hacklemeye çalışıyormuş.
Çevresindekiler sormuş.
- Hoca ne yapıyorsun.
- Görmüyormusunuz Yahoo’yu hacklemeye çalışıyorum.
- İyi de hocam o programla Yahoo hacklenmez ki!
- Ya hacklenirse.

------------------------------------------------------

Hocaya sormuşlar
- Hocam dünyanın merkezi neresi.
Hoca demiş.
- Google da girip dünyanın merkezi diye arattır demiş.

------------------------------------------------------

Hocadan devamlı Windows XP cdsini istiyorlarmış
Hocada bakmış olacak değil en sonunda
- Cd yi bardak altlığı yaptım demiş.
- İyide hocam hiç CD den bardak altlığı olurmu demiş.
Hoca da
- Niyetin yoksa vermeye bardak altlığıda olur demiş.

------------------------------------------------------

Arkadaşları Hocaya dert yanıyorlar
- Hocam senin karın internette çok sört yapıyor demişler.
Hocada
- Olurmu canım o kadar sörf yapsaydı bizim siteyede uğrardı demiş.
Adamın biri hocaya

--------------------------------------------------------

- Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.
- Hocada Aylık 10.000 der
Aradan birkaç yıl geçer. Aynı adam hocaya tekrar sorar.
- Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.
- Hoca yine 10.000 der.
- İyide hocam bunca yıldır hiç değişmedimi der.
Hocada
- Erkek adamın ağzından laf bir kere çıkar.

-------------------------------------------------------

Hoca birgün CDciye gidiyormuş. Çocuklar önünü kesip.
- Hocam bize de oyun cd si alsana demişler. Yalnız içlerinden biri hocaya para vererek Doom3 cdsi istemiş.
Hoca akşam CDciden dönerken çocuklar yine önünü kesip hocaya hani bizim CD demişler.
Hocada yalnız bir Cd çıkarıp parasını veren çocuğa vermiş. Sonra da
- Parayı veren oyunu oynar demiş.

-------------------------------------------------------

Hocanın bilgisayarına virüs girmiş. Hoca çok dertliymiş.
Çevresindekiler sormuş.
- Hoca kimi getirelim de baksın bilgisayara demişler.
Hocada
- Çernobil virüsünü yiyen birini getirin demiş. Benim halimden en iyi o anlar.

-------------------------------------------------------

Hoca internetten tanıştığı bir kadın ile evlenir fakat daha kadının yüzünü görmemiştir
Gerdek gecesi bakarki kadın çok çirkin. Hoca birgün seyahate çıkar ve karısı:
- MSN listeme kimi ekliyim diye sorar.
Hocada
- Beni eklemede kimi eklsesen ekle der....


Terbiyesizlik

Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...






Arabın Kilodu

Arabın biri türk kızına aşık olmuş, sonra türk arkadaşına onunla
evlenmek için ne yapması gerektiğini sormuş;
Türk arkadaşı araba :
- Öncelikle kendine entarinin altından giymek için bir kilot diktir,
sonrada kızı gidip ailesinden iste demiş,
Arap kendine beş metrelik kumaş almış, iki metresiyle kilot diktirmiş, üç
metresini de evde bırakmış ve kızı istemeye gitmiş.
Arabın heyecandan çişi gelmiş ve tuvalete gitmiş, kilodu tuvalette unutmuş, dışarı çıkıp koltuğa bacaklarını açarak yayılmış.
Kız kahveleri tutarken;
- Aman tanrım! deyip elindekileri düşürmüş.
Arap gülerek cevap vermiş:
- Çok mu beğendin üç metresi de evde..!:D:D


kambis 22 Ağustos 2006 21:55


Gelin & kaynana

Evlenmek istediği sevgilisini annesine tanıtmak isteyen genç adam,bu işe bir eğlence havası katmak istedi ve annesine şöyle bir öneride bulundu:
''yarın sana üç kızla geleceğim''dedi.''İkisi arkadaşım biri ise sana tanıtmak istediğim,evlenmeyi düşündüğüm sevgilimdir.Senden,evlenmeyi düşündüğüm kızın hangisi olduğunu tahmin etmeni isteyeceğim''.
Genç adam dediğini yaptı ve ettesi gün eve üç kızla birlikte geldi,üçünü de annesine tanıttı.Annesi bir ara mutfağa gidince genç adam da arkasından gitti ve annesine evlenmek istediği kızı tahmin edip edemediğini sordu.''Şu kızıl saçlı olanıyla evlenmek istiyorsun,değilmi?'' dedi annesi.Genç adam,bunu nasıl bildiğini sorduğu zamansa '' Benim için hiçte zor olmadı'' dedi annesi.
''Çünkü ondan hiç hoşlanmadım.''


Mystic@L 22 Ağustos 2006 22:39

MUAYENE..

Temel tedavi için İstanbul'a gelir ve dok­ tora gider.

Muayenehanede doktor Temel'e soyun­ masını söyler. Temel soyunur ancak uzun sü­ redir yıkanmadığı için ter kokmaktadır.

Doktor sinirlenir:

* Arada bir yıkansanız fena olmaz.
* Bileyrum doktor, memleçetteki doktor da öyle
söyledi, ama pen cene eyi bir doktora cöruneyum diye
celdum.





Harabe-Gönlüm 23 Ağustos 2006 08:23

Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerinikutluyorlardı. Sam birden eşine bir soru sordu : -"Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?" -"O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsinherhalde" dedi. -"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat." -"Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap verdi eşi. -"Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. -"İlki" diye anlatmaya başladı eşi "hani sen 30 yaşındaydın vekendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu.Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şeysormadan tüm kağıtlarıimzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğiniaçabildin..." -"Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım" dedi Sam. "Peki ikincisi?" - Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-passameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor ocesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi,ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün" dedi eşi. -"Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini birkez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?" -"Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odasıbaskanı olmak istemiştin de 247 oy ek*****...

birden fazla hatun nasıl idare edilir

Farklı mekânlar: Öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta, elinizdeki hatunların her birinin ayrı mekânların kızı olmalarına özen göstermek. Kızlardan biri Taksim İstiklâl'de takılmayı severken, diğeri Kadıköy'de Akmar'da takılmayı tercih ediyorsa şimdilik pek bir sorun gözükmüyor. Bunlara ek olarak bir tane de Bakırköy camiasından stepneye alırsanız da kan yapar. Hem bir gün Kadıköy, bir gün Bakırköy, caanim İstanbul'u gez babam gezersiniz, hem de öpersiniz çeşit çeşit elma yanaklardan, bade dudaklardan...Ama şimdiki delikanlılar bu farkli mekânlar kuralına pek riayet etmiyorlar. Bakıyorum delikanlıya, İstiklâl Caddesi'nde bir gün farklı, öbür gün farklı kızla el ele dolaşıyor. (Bu arada dolaşırken elini sevgilisinin kıç cebine sokma adeti de ne zaman çıktı bilemem. Biz el ele, yanak yanağa izdivaç etmeyi bilirdik. Bunlarınki ne ayaktır anlayamadım. Birbirlerinin kıçlarını kolluyorlar herhal.) Neyse, ne diyorduk?.. Haa, ayni mekânda bir gün farklı, öbür gün farklı kızla dolaşıyorlar. Hiç mi hiç korkma yok bu çocuklar da canim. Kızla gezerken bir bara girelim bir iki bir şeyler içelim diye bara bir giriyorlar, haydaa, evvelsi günkü kızla burun buruna geliyor bizim çocuk. İşte o an ikinci altın kural devreye giriyor:

Kural 2: Sağlam bahane: Bu kuralın bir diğer adi da, "Favori kızı bil"dir. Öbür manitaya ebelendiğin takdirde hemen laf ebeliği ile durumu kurtarmayı deneyeceksin.Ya da sağlam bir bahanen olacak. "Bu benim kuzenim, kaç aydır ilk defa karşılaşıyoruz da o yüzden biraz samimi gibi bir durum oldu da, kil da tüy de..." gibi düz duvara tırmanma çabaları hem karizmanızı dibe vurduracak, hem de ikisinden birden olmanıza sebebiyet verecektir. Kazı sağlam bir şekilde çeviremiyorsanız, favori kızınızın hangisi olduğuna karar
vereceksiniz. Diyelim elinizde üç tane manita var. Üçü de taş, maaşallah. Bir şekilde sakata gelip ebelendiğinizde, iki tanesiyle papaz olup tüm ilişkilerinizi kopardığınızda, bir tanesinin elinizde sağlam kalması için bu yöntem şart.

Kural 3: Hattın açık olmasın: Cep telefonu bu tür multi - manita durumlarında tam bir oyunu bozan, borazanlık yapıyor. Siz kızın evinde ilk içkinizi yudumluyor, kız da üstüne hafif bir şeyler giyiyorken çalan cep'inizde diğer hatunun adini görebilirsiniz. Telefonu kapatsanız, her iki kıza da bir sürü izah gerekecek. Bu yüzden ya is üstündeyken telefonu kapalı tutun, ya da iki ayrı hat alin. Biri biri için, öteki öbürü için... Bazı cep telefonları istediğiniz kişiye farklı şekilde çalabiliyor, onlardan edinin, çalışından öbür manitanın aradığını anında çakıp, daha cebinizden çıkarmadan kapatabilirsiniz. "Kim arıyorsa arasın. Su animizi kimse bölemez bebeğim" gibisinden bir iki cümleyle de roketi ateşlediniz mi, sizi kimse tutamaz.

Kural 4: Kızın mezhebini genişletin: Bütün bu saydıklarımdan daha önemli bir numara daha var. Hatun kişiyi yavaş yavaş mevzuya ısındırmak. Sizin yanınızda çeşitli kızlar görebileceğini, bunun gayet normal bir şey olduğunu, modern toplumda karşı cinsle bir kafede oturup bir şeyler içerek bir is görüşmesi yapmanın kıskanılmaması gerektiğini, kıskanmanın ve bunu problem haline getirmenin çok ilkel bir libido seviyesi gerektirdiğini paşa paşa izah edin. Öncelikle kızı çok modern bir insan olduğuna inandırın; "Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, bir kızla bir erkek yan yana oturduklarında illâ ki malabadi aftirseyv vaziyetleri mi olucak?" deyin. Bu arada elinizi de kızın
bacaklarından çekin, yoksa anlattıklarınız bir ***a yaramaz.
Ve diğer artçı kurallar:
Bos bulunup birinin adıyla diğerine seslenmeyin. Kazara yediğiniz bu halt hatunun kıllanmasına ve bu isi çaktırmadan araştırmasına vesile olacaktır. Hatunlarla daha çok evde takılmaya çalışın. "Ev ortamı, huzur ortamı" gibi lakırdılar sarf edin. Ama ev sizin eviniz değil de kızların evi olsun. Saklandığınız kalenin farkına sizden başka kimse varamasın. Unutmayın, sizin eviniz, sizi arayanların ilk bakacakları yer olacaktır.Dediklerimi dinlediyseniz, hepiniz çok rahat edersiniz. Öpülmedik yanak, koklanmadık çiçek bırakmazsınız...

yeni uyenin ilk gecesi

uyumaya calısırken
-karma1 karma2 karma3 karma4
-napıosun oglum sen?
-uyku tutmadı karma sayıyorum

kabuslarındaki cümleler...
-abi aradım yemin ederim aradım!!
-banlama banlama daha yeniyim
-başlıgın altında öylesine rep istedim şaka maksatlı!banlamıacaksınız di mi?
-bu başlık yoktu!hayırrrrrrrr
-yanlış yere açmadım!sporla ilgiliydi ama komikti ondan güncel haberlere açtım
-reklam yoktu mesajda!ya da ben görmedim!tamam belki siz görmezsiniz diye şey ettim
-bu attığım 10.mesaj!belki sizin için küçük bir adım ama benim için büyük bir adım!vatana millete hayırlı uğurlu olsun!
-paylaşım için saol!paylaşım için saol!mesaj sayısını yükseltmek ne zor bea!!
-karma ? karma ? kar kar karmaaaaaa


mesaj yükseltmeye çalışıyor!!!!
* 9kıza tecavüz eden sapık katil aranıyor
yeni üye-aferim helal olsun adama!

*bilim adamımız bir ilke daha imza attı!nobel fizik ödülünnü aldı
yeni üye-yazık yaa

*bülent ersoy hamile kalmış
yeni üye-paylaşım için saol dostum bende bunu arıyordum!

*2009 dünyaya meteor çarpacak!!!!
yeni üye-eyvallah dostum emeğe saygı!!


Mystic@L 23 Ağustos 2006 18:01

NİÇİN BALIK TUTAMIYORMUŞ?

Bir Batılı Alman ile bir komünist Rus, sınırın iki ya­nında balık avlıyordu.

Alman birbiri ardınca balık tutarken, Rus'un oltasına bir tek balık bile gelmiyordu.

Nihayet Rus nehrin karşı yakasındaki Alman'a ses­ lendi:

— Sen balık tutarken aynı nehirden, ben neden hiç
bir balık tutamıyorum?

Alman biraz düşündükten sonra cevap verdi:

— Belki senin tarafında, balıklar ağızlarım açmaktan
korkuyorlardır.



arwen 24 Ağustos 2006 01:51

Karne

Küçük Temel babasına elindeki karneyi gösteriyordu.
Baba Temel sinirle:
- Böyle bir karneyi getirmeye utanmuyor musun?
- Ben getirmedim ki, bu karne senin baba. Annem sandukta bulmus.


Harabe-Gönlüm 24 Ağustos 2006 08:29

Yeni geldim

TEMEL apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadasları hemen gelip sormuşlar:

Ne oldu lan Temel demişler.

Temel de:VALLAHA BEN DE YENI GELDIM demiş.


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Suda kalma yarışması

Temel, Dursun, Cemal suyun altında en çok kalma yarışması yapıyorlarmış. Dursun 15 dakika, Cemal 10 dakika durmuş çıkmışlar. 10 saat olmuş 20 saat olmuş Temel in cesadi karaya vurmuş. Daha sonra Fadimeye baş sağlığı dilemişler.

-Üzülme diye teselli etmek istemişler.

Fadime: -Önemli değil yarışı kazandı ya önemli olan o demiş.


Misafir 24 Ağustos 2006 09:48

Düzen
Ecevit 1997 yılı seçim kampanyasında konuşuyor: "Bu düzen değisecektir" Bir vatandaş bağırmış: "Düzen hayatından memnun; düzülen ne zaman değişecek?"


Misafir 24 Ağustos 2006 20:18

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana *********** verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çok güldüm beaa


Harabe-Gönlüm 24 Ağustos 2006 20:31

Allah, Hoca’yı sevindirmek isterse, ikide bir eşeğini kaybettirip buldururmuş; bir gün yine boz eşek nereye gitmişse, başını alıp gitmiş. Yer yarılıp yere girmedi ya, elbet yine bir delikten çıkacak. Hoca bu düşünceyle ağır ezgi, fıstıki makamdan bir türkü tutturarak yola düşer. Şura senin, bura benim, dolaşıp dururken tanıdık birine rastlar. Adamcağız, Hocanın hangi sevdaya geldiğini anlayınca:
“Bre Hoca, böyle türkü çağıra çağıra eşek aranır mı? Şöyle bir ünleyip, yedi mahalleyi birden ayağa kaldırmak lazım!” der. Hoca bu söze bir tuhaf güler:
“Ağam, der; bir umudum şu dağın ardında kaldı. Hele bir orada da çıkmasın; seyreyle sen o zaman gümbürtüyü!”



Misafir 24 Ağustos 2006 20:50

Karı koca oturmuş televizyon izlerken, erkeğin canı sevişmek ister. Gider mutfaktan bir bardak su ile iki aspirin getirir, karısına uzatır: - "Al karıcığım, sana su ve aspirin getirdim!" - "Neden hayatım? Başım ağrımıyor ki?" - "Allaha şükür!"


kambis 25 Ağustos 2006 00:46

Sözümüz meclisten dışarıdır:-):-):-):-):-):-):-):-):-)
Araba tamircilerine gittiğinizde duyacağınız sözler ve açıklamaları


ABİ, HOŞGELDİN...
Bu ilk uyarıdır.Yaşınız ondan küçük olduğu halde "Abi" diyorsa, sizi
kazıklamaya hazırlanıyor demektir. Kaçarcasına uzaklaşın...

BU ARABA ÇOK GÜZEL ABİ...
"Eh, her güzel şeye sahip olmanın bir bedeli vardır ve sen bu bedeli çok
ağır ödeyeceksin..." anlamına gelir.

NEYSE, O...
Arabanızı tamamen uydurma olarak, hiçbir orjinal parça kullanmadan ve
sağlam
olan parçaları da eskileriyle ve bozuk olanlarla değiştirerek yapacak
anlamındadır. Literatüre geçmiş en tehlikeli laftır.

ABİ, BİZİM FİYATIMIZ BELLİDIR...
İstemesi gereken fiyatın 5 katını isteyecektir.Yemeyin sakın, pazarlık
yapın...

ABİ, ARABA ÇOK GÜZEL OLDU...
Böyle bişey duyarsanız hemen benzin döküp arabanızı yakın. Kullanmanız
emniyet açısından son derece tehlikeli olduğu gibi, arabayı düzgün bir hale
getirmek yenisini almaktan çok daha pahalıya çıkacaktır.

ABİ, BU ARABALARDA BÖYLE OLUYOR...
Yanlış birşey yaptığının farkındadır, yapılan iş külliyen yanlıştır,
yedirmeye çalışmaktadır. Arabayı bu sekilde kullanmaya teşebbüs dahi
etmeyin.

ABİ SEN BU ARABAYI SATMA, ÇOK GÜZEL Bİ ARABA...
Sizden çok memnun kalmıştır, aynı memnuniyeti tekrar tekrar yaşamak
istemektedir. Çok fazla kazıklandığınız anlamına gelir. Geçmiş olsun...

ABİ ÇOK UĞRAŞTIM SENİN ARABAYLA...
Daha önce anlaştığınız fiyatın cok üzerinde bir fiyat isteyecektir.

ABİ, NE YAPTIN BU ARABAYA, ÇOK KÖTÜ OLMUŞ....
Arabanız sapasağlamdır. Hemen oradan uzaklaşın..

ORJİNAL PARÇADAN ŞAŞMA ABİ...
Temenni babında edilmiş bir laftır. Ustanın arabanızı tamir etmeye
çalışırken asla orjinal parça kullanmadığı anlamındadır

ABİ, MERAK ETME SEN. BİZ ÇOK YAPTIK BU ARABALARDAN.
Ustanın hayatında böyle bir arabayı bırakın tamir etmeyi; görmediğini
belirten bir cümledir.

ABİ SEN BEKLEME, BİTİNCE ARARIZ, GELİR ALIRSIN...
Eski tamir ettiği arabalardan söktüğü parçaları sizin arabaya monte edip
"Orjinal yedek parça" ücreti alacağını; arabanızı 13 yaşındaki çocuklara
emanet edeceğini; bu çocukların arabanızla
sanayide tur atıp konfeksiyon atölyesindeki kızlara hava atacağını; yine bu
çocukların arabanızla kaza yaptıktan sonra ortadan kaybolacağını ve sizinde
Asliye Hukuk Mahkemesi'ne abone olacağınızı belirten en tehlikeli cümledir.

ABİ, BİRAZ KULLAN BAKALIM, BİR SORUN OLURSA GETİR, BAKARIZ...
Tamir edemediği arabayı, (Parasını alıp) size kakalıyor anlamına gelir...
Sorun olsa bile, gittiğinizde yine para alacaktır



Mystic@L 25 Ağustos 2006 00:59

SAYI

Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir koğuşta rastladığı hastaya sordu:

— Burada kaç kişisiniz?

Karşısındaki, elini "boş ver" anlamında salladıktan sonra:

— Asıl, dedi, siz dışarda kaç kişisiniz?




Misafir 26 Ağustos 2006 00:51

şeytan ve kadın
İnsanlığın ilk var olduğu dönemde adamın biri şeytani yakalamaya karar vermiş
fakat bunun için 40 yıl boyunca Tanrı ya ibadet etmesi gerekiyormuş.
Karısıyla,dostlarıyla ve bütün dünya ile ilişkisini kesmiş ve 40 boyunca Tanrıya ibadet etmiş.
40 yıl sonunda Tanrı ibadetinin karşılığı olarak ona şeytanı ağzı kapalı bir şişenin içinde sunmuş.
Adam da karısına o şişeye sahip çıkmasını dünyada neler olup bittiğini artık öğrenmek istediğini söyleyerek dışarı çıkmış.
Kadıncağız şeytanı merak ediyormuş.
Merakına bir türlü engel olamayıp şişenin ağzını açıvermiş.
Açmasıyla şeytan dışarı çıkmış ve gülmeye başlamış.
Merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emeğini boşa çıkardın.
Kadın da şeytan a ;
Sen o şişenin içinde hiç değildin ki
Şeytan ;
Nasıl olur? şişeden çıktım sende gördün
Kadın;
O şişenin içinde hiç değildin.Nasıl o şişenin içine girebilirsin ki
Şeytan;
Gireyim de gör (der ve şişenin içine giriverir)
YANI ; ADAMIN ŞEYTANI HAPSETMESİ 40 YILINI,KADININ İSE 5 DAKİKASINI ALMIŞ. ŞEYTANDA TANRIYA İSYAN ETMİŞ VEEEEEEEEEE.
TANRIM MADEMKİ KADINLARI YARATACAKTIN O ZAMAN BENİ NEDEN YARATTIN!!!


Mystic@L 26 Ağustos 2006 13:40

NEREDEN KARDE Şİ OLUYORMU Ş ?

Adamın biri Hükümdarın kapıcısına gelir ve ona:

— Anne-baba bir kardeşin geldi, demesini söyler.

Hükümdar, içeri girmesine izin verir. Aralarında şu konuşma geçer:

* Nereden kardeşim oluyorsun sen?
* Adem ile Havva'dan.
* Ona bir dirhem verin.


* Anne-baba bir kardeşine bir tek dirhem mi veri­
yorsun?
* Adem ile Havva'dan olan her kardeşime bir dir­
hem verecek olsaydım, sana bu kadarı bile düşmezdi...




PLAYBOY 27 Ağustos 2006 21:03

IYI KOCA :)
 
Akşamdan kalma adam,
> büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
> Zorlukla gözlerini açıp,
> yerinden doğrularak,
> şöyle bir etrafına bakınmış.
>
> Komodinin üstünde bir bardak su
> ve iki aspirin duruyor.
> Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz
> ve ütülenmiş.
> Aspirinleri içerken,
> komodindeki not dikkatini çekmiş;
>
> "Sevgilim, günaydın.
> Kahvaltın mutfakta.
> Ben alışverişe çıkıyorum,
> erken dönerim.
> Seni seviyorum".
>
> Kalkıp, giyinmiş
> ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.
> Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor.
> Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor.
>
> Oturmuş, kahvaltısına başlamış
> ve oğluna sormuş;
>
> - Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?
> - Evet, dün gece saat 3'ü geçiyordu,
> sarhoş olarak eve geldiğinde.
> Önce koridordaki sandalyeyi devirdin,
> ardından kustun,
> daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın,
> bir gözün morardı.
>
> Adam, şaşırmış vaziyette:
>
> - Anlayamadım.
> O zaman niye herşey temiz,
> kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?
> - Ha onu mu soruyorsun.
> Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp,
> pantalonunu çıkarmaya çalıştığında,
> "Bayan, beni yalnız bırakın,
> ben evli bir adamım" dedin.

Mutluluğu yakalayan bir erkeğin yazısını okudum ve
sizlerlepaylaşmak
>istedim.
>
>Karım ve ben bir evliliği sonsuz yapmanın sırlarini
keşfettik...
>
>Haftada iki kere, güzel bir restoranta gideriz, biraz
şarap, biraz
>güzel yiyecek... Salı günleri o gider, Cumaları
ben...
>
>Ayrı yataklarda yatarız...
>Onunki izmir'de, benimki istanbul'da...
>
>Karımı her yere götürürüm...
>Ama her seferinde dönüş yolunu bulur...
>
>Yıldönümümüz için karıma nereye gitmek istedigini
sordum...
>
>O da "Uzun zamandır gitmediğim bir yer olsun" dedi...
>
>Mutfağı önerdim...
>
>Her zaman elele tutuşuruz...
>Eğer elini bırakırsam, hemen alışverişe başlar...
>
>Elektrikli blender'ı, elektrikli tost makinesi,
elektrikli ekmek
>kızartıcısı var...
>Bana diyor ki "çok fazla ıvır zıvır var ve oturacak
tek bir yer
>yok" Ben de ona elektrikli sandalye aldım...
>
>Şunu her zaman hatırlayın... Evlilik boşanmanın
birinci nedeni...
>
>İstatiksel olarak, boşanmaların %100 ü evlilikle
başlıyor...
>
>Karıma 18 aydır tek bir söz söylemedim...
>Onun sözünü hiç bir zaman kesmek istemem...
>
>Son kavgamız benim suçumdu...
>Karım bana "televizyonda ne var" diye sordu... Ben de
"toz"
>dedim...

Zengin bir Arap kalp ameliyati geçirecekmis.
Doktorlar,ameliyat öncesi
bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemisler.
Ama bu Arap'ın kani çok nadir bir kan imis. Bütün
dünyayi arayip taramislarve sonunda Kudüs'te yasayan
bir yahudide bu kanin oldugu anlasilmis.Yahudi kan
vermeye razi olmus ve ameliyat da yapilmis.
Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren
Yahudiye tesekkürleriile beraber müthis bir otomobil
ve bir milyon dolar para yollamis.
Bir kaç ay sonra Arap'in bir kere daha ameliyat olmasi
icap etmis.
Doktorlar yine Yahudi'yi aramislar ve Yahudi'de tekrar
kan verecegini
söylemis. Arap yine ameliyat edilmis. Ancak bu defa
kendisine kan verenYahudiye bir tesekkür notu ile bir
kutu Sam baklavasi yollamis.
Çok daha kiymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu
ise çok bozulmus.
Kan verdigi Arap zenginine bir telefon açip neden bu
kadar cimri
davrandigini sormus.
Arap kahkahalar atarak su cevabi vermis 'Ya
habibi,gözümün nuru.
Artik damarlarimda Yahudi kani dolasiyor!'

FIKRA-NECATİ
> Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri
> yerde
> kamp kurarlar.
> Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek
> yiyip uykuya dalarlar.
> Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da
> uyandırır.
> Adam uyku sersemidir; güzel bir rüyadan
> uyandırıldığı için de biraz
> kızgındır.'Ne oldu, ne istiyorsun?' diye sorar.
> 'Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle'
> Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir.
> Bunun için mi uyandırdın beni?Baktım işte birsürü
> yıldız görüyorum.Işıl
> ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
> Karısı tekrar sorar;'Peki bu sana neyi gösteriyor'
> Artık uykusu iyice kaçan adam biraz düşünür ve
> cevap
> verir.
> Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi
> acizliğimizi görüyorum.
> Felsefi olarak evrenin sonsuzluğunu ve onun
> karşısındaki önemsizliğimizi
> görüyorum.
> Astronomik olarak
> galaksilerin,yıldızların,gezegenlerin varlığını
> görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3
> olduğunu görüyorum.
> Meteorolojik olarak ta bugün havanın çok güzel
> olacağını görüyorum. Niye
> sordun bunu bana?Sence neyi gösteriyor?
> Necati çadırımızı çalmışlar!

Adamın biri Randevu Evi'nin kapisini calar...
" -Merhaba, ben Samantha ile gorusmek stiyorum.
" -Bir dakika efendim. Adami iceri alirlar, bir sure
sonra cokguzel bir
kadin merdivenlerden iner.
" -Beni aramissiniz.
" -Evet, geceyi sizinle gecirmek istiyorum.
" -Tamam, ama benim tarifem biraz pahalidir, geceligi
1000Dolar.
" -Parasi onemli degil, geceyi seninle gecirmek
istiyorum. Beraberce yukari
cikarlar ve geceyi birlikte gecirirler... Ertesi gun
adam yine Randevu
Evine
gelir...
" -Samantha ile gorusmek istiyorum.
" -Beyefendi baska kizlarimiz da var.
" -Umurumda degil, ben Samantha ile gorusecegim.
Samantha gelir :
" -Yine mi sen ?
" -Evet, geceyi seninle gecirmek istiyorum.
" -Yalniz fiyatimi hatirliyorsun degil mi 1.000 Dolar.
" -Hic onemli degil, ben geceyi seninle
gecirecegim.Birlikte yukari
cikarlar,o geceyi de beraber gecirirler...Ucuncu gun,
ayni adam, yine ayni
Randevu Evi...
" -Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.
Samantha asagi iner:
" -Tanrim, yine mi sen ! Bak, devamli musterilere
indirim falan yapmiyorum,
fiyatim ayni, 1.000 Dolar.
" -Onemli degil, ben geceyi seninle gecirmek
istiyorum.Yine yukari
cikarlar.
islerini bitirdikten sonra
" -Benden bu kadar hoslanman cok guzel ama
anlayamiyorum, uc gece ust
uste bana 1.000 Dolar odedin. Nerelisin sen??
" -Tel Aviv'liyim.
" -Tel Aviv mi ? Aaa, benim Kizkardesim deTel Aviv'de
yasiyor.
" -Biliyorum, sana getirmem icin bana üç bin dolar
verdi.


Mystic@L 27 Ağustos 2006 23:30

NİÇİN ALKIŞLIYORLAR?

Bir gün Einstein'la, meşhur komedyen Charlie Chaplin otomobille Hollywood'dan geçiyorlardı. Gören herkes onları alkışlıyorlardı.

Charlie, Einstein'a dönerek:

— Bakınız, dedi, ikimizi de alkışlıyorlar.

Sizi anlamadıkları için, beni de anladıkları için alkış­ lıyorlar.



virtuecat 29 Ağustos 2006 01:29

TÜRK USULÜ BAŞARI FORMÜLÜ
İşe Başlamadan Önce
İNŞALLAH



Kendimize Güvenirsek
EVELALLAH


İşe Başlarken
BİSMİLLAH



İşten Vazgeçersek
EYVALLAH



Sonuna Kadar Gitmek İstersek
YA ALLAH


Canımızı Sıkarlarsa
FESÜPANALLAH


İşe Coşku ve Heyecanla Sarılınca
ALLAH,ALLLAH,ALLAH



İşi Başarıyla Bitirince
MAŞALLAH


Eğer İşi Başaramazsak
HAY ALLAH


Mystic@L 29 Ağustos 2006 01:32

DÖVE DÖVE ZINDIK ETMEK REVA MI?

Harun Reşid'in huzuruna, zındık olduğu söylenen bir adam getirirler.

Harun:

— Sen zındık imişsin, doğru mu? diye sorar.
Adam inkar eder. Harun:

* Hayır, sen zındıksın! dedikten sonra, ikrar edince­
ye kadar dövülmesini emreder. Adam:
* Sultanım! Bir putperest huzurunuzda müslüman
olsa, kaftan giydirerek iltifat ettiğiniz halde; bir müslü-
manı döve döve zındık etmek haktan reva mıdır? der.
Bu söz, Sultan'ın hoşuna gider, adamı affederek serbest
bırakır.




Saat: 03:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık