![]() |
|
Durun ve Düşünün------------------------------------------- Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklannı kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında, bandajlı ellerini farketmiş ve gayet masum bir ifadeyle, "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm," demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklanm ne zama yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve intihar etmiş.... Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü anımsayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. Insan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün. Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin. |
Hikayeler ve Öyküler.. ArkadaşLık:O Savasin en kanli gunlerinden biriydi. Asker en iyi arkadasinin az ileride, kanlar icinde yere dustugunu gördü. İnsanin basini bir saniye siperden cikaramayacagi gibi bir ates altindaydilar. Asker tegmenine kostu hemen: - Komutanim, bir kosu arkadasimi alip geleyim mi? "Delirdin mi?" der gibi bakti tegmen... - Gitmege degmez oglum, arkadasin delik desik olmus. Buyuk olasilikla ölmustur bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin! Ama asker o kadar israr etti ki, tegmen izin vermek zorunda kaldi. - Peki, dene bakalim! Asker yogun ates altinda firladi siperden ve mucize eseri, arkadasinin yanina kadar gitti, yarali arkadasini sirtlandigi gibi tasidi. Birlikte siperin icine yuvarlandilar. Tegmen kosup yaraliya bir goz atti ve nefes nefese bir kenara yikilmis askere döndu: - Sana hayatini tehlikeye atmaya degmez, dememis miydim! Bu zaten ölmus... Degdi Komutanim, degdi! dedi asker. -Nasil degdi, arkadasin zaten ölmus, görmuyor musun? - Gene de degdi komutanim, cunku yanina vardigimda henuz yasiyordu... Ve onun son sözlerini duymak, dunyalara bedeldi benim icin... Ve, hickirarak, arkadasinin son sözlerini tekrarladi: "Gelecegini biliyordum!" GELECEGINI BILIYORDUM! Kalbimizde "arkadaslik" denilen bir mucize var. Nasil oldugunu, nasil basladigini bilemezsiniz. Ama bunun ozel bir armagan oldugunu, Allah'in bir lutfu oldugunu bilirsiniz. Gercekten de arkadaslar nadide mucevherlerdir. Yuzunuzu guldurup, basarmaniz icin cesaret verirler.Sizi dinlerler ve kalplerini acmaya hazirdirlar. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ....eSen.... |
Hikayeler ve Öyküler.. tahTaperDe^o) Kötü karakterli bir genç varmis. Bir gün babasi ona çivilerle dolu bir torba vermis. Arkadaslarin ile tartisip kavga ettigin zaman her sefer bu tahtaperdeye bir çivi çak" demis. Genç, birinci gün tahtaperdeye 37 çivi çakmis Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalismis ve geçen her günde daha az çivi çakmis. Nihayet bir gün gelmis ki hiç çivi çakmamis. Babasina gidip söylemis. Babasi onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüs. Gence "Bugünden baslayarak tartismayip kavga etmedigin her gün için tahtaperdeden bir çivi çikart, sök" demis. Günler geçmis. Bir gün gelmis ki her çivi çikarilmis. Babasi ona "Aferin iyi davrandin ama bu tahtaperdeye dikkatli bak. Artik çok delik var. Artik geçmisteki gibi güzel olmayacak" demis. arkadaslarla tartisip kavga edildigi zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) birakir. Arkadasina bin defa kendisini affettigini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak). Bir arkadas ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür yüreklendirir. Sen ihtiyaç duydugunda yardimci olur seni dinler sana yüregini açar" demis. ------------------------------------------------------------------------- ....eSen.... |
DoSt DeDiĞiN!!!! Bir memleket varmış, adı Monomotapa, Iki gerçek dost yaşarmış orda. Birinin malı ötekinin malı gibiymis; Anlaşılan o memlekette dostluk, bizimkinden baska türlüymüş. Bir gece Monomotapa'da herkes dalmış derin uykulara. Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat, uykunun tadını çıkarırmış millet. Gece yarısı bizim dostlardan biri, firlamış yatağından birdenbire doğru dostunun evine. Uyandırmış hizmetçileri,tatlı uykularından. Dostu yukarıdan duymuş sesini, hemen kapığı gibi kılıcını, kesesini, koşmuş dostunun yanına: * Hayrola, demiş soluk soluga. Sen kolay, kolay uyandırmazın kimseyi, uyku yu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen, al şu keseyi. Evini bastilarsa, işte ben ve kılıcım ; haydi gidip haklarından gelelim. Yalnız yatamaz mı oldun yoksa, benim güzel cariyeyi al git,öyleyse. *Yok a canım, demiş dostu; Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düşünceli gördüm seni, sakin başı dertte olmasın deyip kostum; kusura bakma dostum. Hangisi daha dostmuş, okuyucu? Üstünde düşünmeye değer bu soru. Gerçek bir dostu olmak ne güzel bir şey! Derdini açmani beklemez bile, Kendi bulup söylemek ister: Belki sen çekinirsin diye. Sevdigi insanın üzerine titrer. Bir dişten, bir hiçten nem kapar. Jean de la Fontaine |
GöZyAşI:'(( Bir küçük gözyaşı varmış, bir gün dereyi görmüş. Çaresizliği gelmiş aklına ‘’Tanrım yardım et bana ben çok güçsüz ve çaresizim. Bir de şu dereye bak nasılda salına salına gidiyor. Muhteşem. Beni bir dere yap lütfen. Bende salınayım ağaçların arasından.’’ Tanrı duymuş gözyaşı damlasını, onu bir dere yapmış. Küçük gözyaşı damlası salına salına giderken ağaçların arasından. Nehir’i görmüş. Bakmış gürüldüyor, önüne kattığını götürüyor. Bütün dereler saygıyla eğiliyor önünde. Kendini güçsüz hissetmiş nehirin yanında ‘’ Tanrım ben nehir olmak istiyorum. Bak gücüne nasılda mağrur , nasılda ihtişamlı .’’ Tanrı bu isteğini de geri çevirmemiş. Onu bir nehir yapmış. Başlamış gürlemeye , önüne kattığını almış götürmüş. Sonra bir deniz kenarına ulaşmış. Deniz bütün sonsuzluğuyla karşısında. Güçlünün de güçlüsü. Sonsuzluğunda sonsuzu. ‘’ Tanrım’’ demiş küçük gözyaşı damlası. ‘’Ben aradığım gücü buldum demiş. İşte bu ben deniz olmak istiyorum. Şu güce bak. Nasılda hükmedici. ‘’ Tanrı bu dileğini de kabul etmiş. Küçük gözyaşı damlası mutlumu mutlu. Benden güçlüsü yok diye düşünürken. İskelede oturan genci fark etmiş. O çok üzgün ve ağlıyormuş. Sevdiğini nasıl kaybettiğini konuşuyormuş, bütün ağaçlar. Güneş, bulutlar, ağaçlar.yıldızlar gencin döktüğü gözyaşı damlası önünde saygıyla eğiliyorlarmış. Okyanuslar sessiz saygılı. Gözyaşı damlası kendine gelmiş, elindeki gücü nasıl kaybettiğini anlamış. Tanrı’ya yalvarmış ‘’tekrar ver gücümü geri.’’ Yücelerden bir ses;’’O güce erişmek için bazı aşamalardan geçmen gerek, ilk önce denizden nehir olman lazım sonra bir dere olmalısın. Dereden sonra bir sevgi masalı. Ancak sonra bir gözyaşı damlası olabilirsin. Elindeki gücün farkına varamadın. Sendeki o güç değil midir dereleri dere , nehirleri nehir, denizleri deniz yapan.’’ |
Hikayeler ve Öyküler.. .:. PİREMOS VE TİSPE .:. ÇOCUKLUKTAN BERİ BİRBİRLERİNİ SEVİYORLARDA AYNI ZAMANDADA AYNI MAHALLEDE OTURUYORLARDI.BİRGÜN AİLELERİNE BİRBİRLERİNİ SEVDİKLERİNİ VE EVLENMEK İSTEDİKLERİNİ SÖYLEMİŞLER AMA İKİSİNİNDE AİLESİ BU EVLİLİĞİ İSTEMEMİŞ ÇÜNKÜ BİRBİRLERİNE YAKIŞTIRMIYORMUŞ AİLELERİ.BİR AKŞAM PİREMOS VE TİSPE EVDEN KAÇIP EVLENİP MUTLU OLACAKLARMIŞ BİR GECE YARISI TİSPE MEZARLIĞIN ORAYA GİDİP SEVGİLİSİNİ BEKLEMEYE KOYULMUŞ TAM O SIRADA AĞACIN ARKASINDA AĞAZI KAN İÇİNDE OLAN ASLANI GÖRMÜŞ VE KAÇIP BİR MAĞARAYA SAKLANMIŞ KAÇARKENDE KÜLBENTİNİ YERE DÜŞÜRMÜŞ ASLANDA TÜLBENTİ AĞAZIYLA YIRTMIŞ SONRA PİREMOS GELMİŞ MEZARLIĞIN ORAYA YERDE TİSPESİNİN KANLAR İÇİNDEKİ EŞARPINA BULMUŞ VE ASLAN TARAFINDAN PARÇALANDIĞINI DÜŞÜNMÜŞ VE GÖZYAŞLARI GÖZLERİNDEN AKMAYA BAŞLAMIŞ TİSPESİZ YAŞAMAKTANSA ÖLMEYİ TERCİH ETMİŞ VE TABANCASINI ÇIKARTIM ANLINDAN KENDİNİ VURMUŞ TİSPE KORKA KORKA MAĞARADAN ÇIKMIŞ BULUŞMA YERLERİNE GİTMEYE PİREMOSU BEKLETMEK İSTEMİYORMUŞ VE ONUN CANSIZ BEDENİNİ YERDE BULMUŞ ELİNDEDE ONUN KANLAR İÇİNDE OLAN TÜLBENTİNİ GÖRMÜŞ VE HERŞEYİ ANLAMIŞ VE ODA TABANCAYI ALIP KENDİNİ VURMUŞ VE PİREMOSUN GÖZYAŞI AĞACIN GÖVDESİNE TİSPENİN KANI AĞACIN YAPRAKLARINA GEÇEREK BU GÜNKÜ KARADUT AGACI OLMUŞ HANİ ELİNİZE BULAŞAN VE ÇIKMAYAN LEKE.... |
KADINLARI MUTLU ETMEK Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) secebilecekleri bir erkek dukkanı (magazası) acılmıstır. Magaza 5 katlıdır ve her kat cıkıldıkca, erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir. Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir katın kapısından iceri giren kadın, o kattan alıs-veris etmek zorundadır ve eger bir ust kata cıkmak isterse, tekrar asagı katlara inemez. Bir gun bir grup kız arkadas, kendilerine erkek secmek icin magazaya gider. Ve.... 1. KAT'ın kapısında sunlar yazılıdır: "Bu kattaki erkeklerin calısacak bir isleri var ve cocukları da severler". Kızlar yazılanları okur ve soyle derler: "Eh, hic yoktan iyidir ama bir de ust kata bakalım". 2. KAT'ın kapısında yazılanlar: "Buradaki erkeklerin iyi bir isleri var, cocukları severler ve son derece yakısıklıdırlar." Kızlar: "Hmmm, hic fena degil ama acaba bir ust katta ne var ?" 3. KAT : "Buradaki erkeklerin cok iyi birer isleri var, cocukları severler, son derece yakısıklıdırlar ve ev islerine de yardım ederler". Kızlar: "Aman Tanrım, cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var." 4. KAT : "Buradaki erkeklerin isleri cok iyi, cocukları çok severler, gayet yakısıklı olup, ev islerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler". Kızlar cıglık atmaya baslarlar: Inanılmaz, bir ust katta bizi neyin bekledigini bir dusunun!" Ve bir kat daha cıkarlar... 5. KAT'ın kapısında sunlar yazmaktadır: "Bu kat bostur ve sadece, kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin konmustur. Cıkıs soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız |
OLAğAN DıŞı BiR AşK HiKaYeSi... .:. OLAĞAN DIŞI BİR AŞK ÖYKÜSÜ .:. > > Olagan Disi Bir Ask Öyküsü > Moses Mendelssohn hiç yakisikli bir adam degildi. Çok kisa boyunun > olmasinin yani sira, çok garip bir de kamburu vardi. Moses Mendelssohn, > günün birinde Hamburg'da yasayan bir isadamini ziyarete gitti. Isadaminin, > Frumtje adinda çok güzel bir kizi vardi. Moses,bu güzel kiza umutsuz bir > askla tutuldu. Fakat güzel kiz onun çirkin görüntüsünden ürkmüstü. O > nedenle, degil onun sevgisine karsilik vermek, yüzüne bile bakmak > istemiyordu. Ayrilma zamani geldiginde Moses, güzel kizin üst kattaki > odasina çikti ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konusma > girisiminde bulundu. Kizin güzelligi öylesine olaganüstüydü ki, bir an > için onun cennetten geldigini bile düsündü. Fakat kizin, basini kaldirip > da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses'i çok üzdü.Güçlükle basarabildigi > konusmasi sirasinda çirkin asik, bu güzel kiza bir soru sordu: > "Evliliklerin kutsal bir özelligi olduguna inanir misiniz?" dedi. > "Elbette" diyerek yanitladi güzel kiz ve gözlerini yine kaldirmayip > Moses'in yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu: > "Peki ya siz?"dedi."Siz inanir misiniz buna?" Moses bir an bile > duraksamadi: > "Evet,ben de inanirim" dedi ve ekledi:"Biliyor musunuz? Her erkek çocugu > dogdugunda Tanri,onun evlenecegi kizi belirlermis.Benim dogumumda da,benim > evlenecegim kiz belirlenmis ve bana 'Senin karin kambur olacak' demis.O > zaman ben bir istekte bulunmusum Tanri'dan. ' Tanrim, kambur bir kadin bir > trajedi olur. Lütfen onun kamburlugunu bana ver ve onu güzel bir kadin > yap' demisim." Moses' in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden > kaldirdi, onun gözlerinin içine bakti ve elini uzaatip, Moses' in elini > tuttu.Ve daha sonra da onun, sevgili esi oldu. Bu anlattigimiz bir "peri > masali" degil, ünlü Alman besteci Mendelssohn'un büyükbabasi ile > büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür |
-- Mucize -- En olmayacak yerde En olmayacak zamanda En olmayacak olay Her zaman ve her yerde olabilir." Mucize *Bonita L. Anticola - Kat & Chris* Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı, Georgi'nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu. Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally: "Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir." Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti. Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally'nin beklediğini görünce "Evet, ne istiyorsun söyle bakalım" dedi. "Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum" diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi. Sally "Kardeşim" dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti: "Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum." Eczacı Sally'e bakarak "Anlayamadım" dedi. "Şeyy, babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' dedi ''bir mucize kaç paradır, bayım?" Eczacı Sally'e sevgi ve acımayla baktı bu kez: "Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım" dedi. Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak "Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli" dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally'e dönerek "Ne tür bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu. "Bilmiyorum" dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: "Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ve ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' deyince ben de paramı alıp buraya geldim." "Ne kadar paran var?" diye sordu iyi giyimli adam. "Bir dolar ve onbir sent" dedi Sally. "Ve dünyadaki tüm param bu!" "Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para" dedi iyi giyimli adam. Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Sally'nin elini tutarak "Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?" diye sordu. "Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum" dedi. İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong'du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı. Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı. Anne "Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum" dedi. Sally kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent!... |
| Saat: 02:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık