![]() |
DOST SESİ kime uzatsam dost diye havada kaldı ellerim dost diyenler kırdı kanadımı kalmadı içimde sellerim kimseye yaranamadım tüm güvenlerimi tükettim bir dost sesi yok şimdi sevdim diyenler açtı yüreğimdeki bu derin dehlizi duygularım paramparça hepsi nokta gibi bıraktılar izi Yarabbim insanlık ölmüş herkes de para konuşma krizi bir dost sesi yok şimdi yaşamak dan artık haz almıyorum herkes den deli gibi kaçıyorum şefkat tellere takılmış yaşamıyorum bir dost sesi yok şimdi mihenk taşına değdirsem yok kimsede tam bir değer alın duygularınızı verin şiirlerimi kalmadı bende eser mızrabı kalbime vurdum namesiz şarkılarda yaşayacağım yeter bir dost sesi yok şimdi |
Bir Dost -Can DÜNDAR Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... 'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: 'Bunu da aşacağız! İmza: Bir dost!...' Can Dündar |
ÇIKARLAR Onu yıllardır tanırım.Halen de görüşüyoruz. Kendine ait ufak bir işyeri var,geçinip gidiyor. Yaşantısı boyunca paylaşım için sert kavgalardan kaçındı. Ama kendisinin ve başkalarının çıkarlarını dengede tutmasını da biliyordu. Dünya görüşünde bencilliğin yeri yoktu.Gene öyle düşünüyor. Tabii ki dünyadan elini eteğini çekmiş birisi değil. Yıllar önce,henüz kendi işini kurmadığı günlerde bir şirkette çalışıyordu. Yönetim kadrolarının birinde idi. Daha çok hafta sonlarında bir araya geldiğimizde anlatırdı. Şirkette işler iyi gidiyormuş,şefler ve müdürler arasında uyum varmış. Gerçekten arada sırada onu ziyaret için gittiğimde ben de öyle görmüştüm. Daha doğrusu öyle görünüyordu. O zamanlar anlatmıştı,şimdi sebebini unuttum. Patronları şirketi başkalarına devretti. Yeni patronlar elbette yönetim kadrolarında değişiklik yapacaklardı. Nitekim temsilci ve gözlemciler işe giriştiler.Herkesle görüşmeye başladılar. İşte o zaman onun açısından inanılmaz olaylar başladı. Ben okuduklarım ,duyduklarım ve gördüklerimden menfaat için rekabetin ne olduğunu biliyordum. Özellikle işyerleri ,çalışanlar açısından sanki can pazarı gibi yerlerdir. Hele ülkemizde bu durum daha da belirgindir. Gerçi o da bunları biliyordu. Ama insanın somutlaşan olayları bizzat görmesi başka oluyor. Heyecanla anlatmıştı. O güne dek tanıdığı insanlar, sihirli değnek değmişçesine değişivermişler. Herbir kişi diğerinin ne kadar kabiliyetsiz,yetersiz ve hatta ahlaksız olduğunu söylemeye başlamış. Elbette bu sözleri birbirlerinin önünde sarf etmiyorlarmış. Olanlar onun dünyaya bakış açısı dışında kalan şeylerdi. Herkes,geçmişte yaptığı hataların suçunu başkalarına atma yarışına girmişti. Şirket içindeki davranış ve konuşmaları yeni patronların kulağına gidecek şekilde oluyordu. Derhal istifa edeceğini söyledi.Nitekim dilekçesini ertesi gün verdi. Onu anlıyordum.Üstelik tanıyordum da. Başka ne yapabilirdi ki?Şirkette kalacak olsa bu insanlarla mı çalışacaktı? Hatta onlardan biri onun kaçtığını,oysa mücadele etmesi gerektiğini söylemiş. Bana,başkasını kötüleyerek para kazanmak istemediğini,rekabetten bunu anlamadığını anlatmıştı. Hemen başka bir iş bulup orada çalışmaya başladı. Aradan birkaç ay geçtikten sonra görüşmelerimizden birisinde söylemişti. Onun istifasından üç hafta sonra yeni patronlar herkesi işten çıkarmış. BİR AY SÜREN DOSTLUK Öğrencilik yıllarımdı.Babamın işi dolayısı ile şehrin en uzak semtinde idik. Lojmanımız bağımsız bina halinde olup bahçe içindeydi. Bir gün okul dönüşü bahçemizde bir köpek gördüm. Beyaz tüylü,orta boyda sevimli bir hayvandı. Ben o zamanlar köpeklerin cinsi hakkında bilgi sahibi değildim. Ama bugün hepimizin gördüğüne benzer bir sokak köpeği idi. Hiçbir korku davranışında bulunmadı.İlk kez karşılaşmamıza karşın bakışları sıcacıktı. Ben de onu hiç yadırgamamıştım.Bir-iki saatte birbirimize alıştık. Yakınlığımız çok hızlı başlamıştı ve bu şekilde süreceği belli olmuştu. Bahçe içinde ona derme çatma bir barınak hazırladım. Birkaç gün içinde tüm ailemi tanımıştı.Hepimiz onu benimsemiştik. Ve de benim en iyi dostum olmuştu. Ben,o zamanlar da yurt ve dünya olaylarını takip ederdim. Dünya üzerinde bugünkü gibi acı olaylar sürüp gitmekte idi. Savaşlar,haksızlıklar,açlık ve sömürü ne zaman azaldı ki? İşte o ilk gençlik günlerinde bu acıları paylaşma ihtiyacı daha fazladır. O köpek bana yardımcı oldu.En iyi arkadaşım gibiydi. Bahçede hep onunla idim.Sevinçlerimi,mutluluklarımı her şeyimi ona aktarırdım. Şaşılacak şey:Herşeyi anlardı. Sanki beynimden yayılan duygu frekanslarını yakalıyordu. Ve aynı dalga boyunda cevap verircesine hareket ediyordu. Sevinçli olduğumda o da neşeyle etrafımda dönüyordu. Üzüntülü isem o da mahmur bir halde duruyordu. Doğal içgüdüsü sevgi ile kaplanmıştı. Kısacası o sessiz semtimizdeki en iyi dostum olmuştu. Ancak bir huyu vardı. Okula gitmek için evden çıkıp tren istasyonuna giderken hep yanımda yürüyordu. Ben istasyona girince de eve dönüyordu. Beni istasyona kadar takip etme huyundan vazgeçiremedim. Ben yokken aynı şeyleri aile fertlerine de uyguluyordu. Okulda iken hep endişeliydim. İstasyon ile ev arasında başına bir şey gelmesinden korkuyordum. Bir gün eve döndüğümde onu göremedim. Annem şehre inmek için istasyona gitmiş,tabii peşinde gene o. Sonra eve dönüşte onu görememiş. Ben hemen isyasyona koştum.Saatlerce etrafta aradım.Yoktu. Bir daha göremedim.Günlerce bekledim. Ama gelmedi. Ne olduğunu bilmiyorum. Dostluğumuz bir ay sürmüştü. Ama onun sevgi ve sadakatını hiç unutmadım. |
SOKAKTAKİ HAYVANLAR Yürüyüş yaptığım yerlerde kedi ve köpekler var. Bunlar sokakta yaşayan kimsesiz hayvanlardır. İnsanların verdikleri veya sağdan-soldan buldukları yiyeceklerle beslenirler. Doğadaki mücadele yeteneklerini birçok nesil önce yitirmişlerdir. Kısacası kendilerini insanların insafına bırakmışlardır. Hiç kimseye zararları dokunmaz ve hep aynı yerdedirler. Oradan geçmekte olan insanların bazısı durur. Bu hayvanlardan birisini okşamaya başlar. Hayvan bütün varlığını bu okşamaya bırakır. Duyduğu haz vucudunun tümüne yansır. Artık içgüdüsü sadece bu noktada yoğunlaşmıştır. Okşamakta olan kişi hafifçe gülümsemektedir. Hayvancağız ile karşılıklı sevme-sevilme ilişkisi içindedir. O kişi arada sırada çevresine bakınır. Yaptığı bu eylemin diğer insanlarda bir yadırgama uyandırıp uyandırmadığını anlamaya çalışır. Derken gözgöze geliriz. Saniyenin çok kısa bir bölümünde birbirimize mesaj göndeririz. Ben,onun hayvancağızı sevme eylemini takdir ettiğimi, O da benim ne düşündüğümü anladığını iletir. Duygusal iletişim ortak bir noktada uyum sağlamıştır. Hayvan sevgisi iki kişi arasında paylaşılmıştır. Yeryüzünde sürmekte olan açlık.. Anlamsız savaşlardaki,işgal edilmiş topraklardaki zulümler.. Ekonomik baskı altındaki milyarlar. Bütün bu acı karanlığın içinde çakıp sönen ufacık bir hayvan sevgisi kıvılcımı. Her ikimiz de yolumuza devam ederken gülümsememiz sürmektedir. |
Dostlukların Hatırına Sevdanın yollarında İster öldür vur beni Bu yolun dönüşü yok Beklesede dar beni Bir türlü anlamadı Can sunduğum yar beni Çok sevdiğim yar beni Yanlızım duygularda Düşünceler yer beni Bırak gitsin buğünü Geçmişlerden sor beni Bir türlü anlamadı Can sunduğum yar beni Çok sevdigim yar beni Gönüllerin dergahında Yunus gibi işlenirim Dostlukların hatırına Kavgalardan hoşlanırım Sabahların hatırına Gecelerden hoşlanırım Uğur Işılak |
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... Nereden çıktın bu vakitte dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; Gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, hak ettim diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş... CAN DÜNDAR |
|
Beni ben degil dostlarim anlatsin belki onlara inanmayabilirsiniz beni sizlere dusmanlarim anlatsin. ta ki beni birazcik olsun taniyasiniz aci soyler bana karsi dostum ama dusman yuzume karsi guler kusurlarimi orter can dostum ama dusman ne var ne yok soyler dusmanlariminda iyi anlattigi zaman anlayacagim ne kusurum kaldigini soracagim can dostuma rastladigim bir an dusmanimin veya kusurumun kalip kalmadigini |
Dostlar arasına hasret uçurumu girdiğinde, yıldızlarla vuslat köprüsü kurduk yürekten yüreğe. Gönlümüzün hasret günlüğüne unutmayı ve unutulmayı hiç yazmadık Duygular vardır anlatılamayan, sevgiler vardır kalplere sığmayan, dostluklar vardır hiçbir şekilde yıkılmayan, bazı insanlar vardır asla unutulmayan Hiç kimse bir arkadaş kaybedecek kadar zengin değildir. Hele ben hiç değil. Affet beni dostum… Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. Gel seni bi kuçaklıyayım yaa ? Her dostluğun gökyüzünde bir meleği varmış, yeryüzünde biten her dostluk için gökyüzünde bir melek ağlarmış, sana ant olsun ki bizim meleğimiz asla ağlamayacak dostum... |
|
| Saat: 00:11 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık