MsXLabs
Sayfa 2 / 14

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Ekonomi (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/)
-   -   Dünyada ve Türkiye'de Ekonomi Gündemi, Güncel Haberler (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/7297-dunyada-ve-turkiyede-ekonomi-gundemi-guncel-haberler.html)

Hi-LaL 9 Eylül 2006 15:25

BTC'de son dakika imzası...
http://www.internethaber.com/images/news/11901.jpg


Dünyanın en önemli petrol boru hattı porojesi Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı'nın işletmesi son anda teslim edilen 9 evrakla İngilizlere geçmekten kurtarıldı. İşletmeyi yapan Botaş Intarnation Limited (BİL) bugüne kadar 26 tankere 18 milyon varil ham petrol yüklemesi yaparak ilk 3 ayda 6,5 milyon dolar gelir elde etti. Botaş International Limited Şirketi'nin Genel Müdürü Muvaffak Çiğ, Haydar Aliyev Deniz Terminali'nde projenin tüm ayrıntılarını basın mensuplarına yaklaşık 3 saat süren brifingle anlattı.

İŞİ KUĞU GİBİ KAPTIK

Muvaffak Çiğ, işlemenin devralındığı tarihten bir gün önce, 27 Temmuz'da zor bir gece yaşadıklarını belirterek, gece yarısı tamamlanan operasyonun ayrıntılarını şöyle anlattı:

"O akşam Ankara'daydım. Çarşamba gecesi eksik kalan son 9 imzayı tamamlamak için 21.15 uçağı ile dosyalar getirildi. 24.00'de imzalar tamamlandı. 10.30 uçağı ile en son evraklar tamamlanarak şirkete sunuldu. O an hissettiğim rahatlığı size tarif edemem. Üzerimizde Türkiye'nin yükü vardı. Bir ülkenin sorumluluğu vardı. Eğer işlemleri zamanında tamamlamasaydık, BTC.co isterse işletme hakkımıza el çektirme uygulayabilirdi. BTC'den bir yetkili buruk bir gülümsemeyle, 'Muvaffak Bey işin içerisinden bir kuğu gibi çıktınız' dedi. Çünkü kuğu suya girdiği zaman boğulduğu zannedilir. Ancak sonrasında büyük bir ihtişamla kalkar ve kanatlarını iki yana açar. Biz de aynen öyle yaptık."

DÜNYADA HER YERE GİDERİZ

Botaş Intarnation Limited'in, tüzüğüne göre dünyanın her yerinde petrol ve doğalgaz alanında arama, ithalat, sondaj işlemleri, üretim, taşıma, depolama, pazarlama, hizmet, rafineri ve enerji santralleri kurup işletme hakkına sahip olduğuna dikkat çeken Muvaffak Çiğ, "Firmamız Almanya, Dubai, Venezuella, Brezilya gibi birçok yerde, anlaşma yaparak doğalgaz ve petrol arama ve rafineri kurma hakkına sahip" diye konuştu.

'JERSEY'İ HİÇ GÖRMEDİM

Muvaffak Çiğ, BIL'in 1996 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Jersey adasında kurulduğunu kaydederek bu adayı seçmelerindeki nedenini dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin vergi başta olmak üzere yatırımcıya kolaylık sağlamasına bağladı. Çiğ, "Ben Jersey'i hiç görmedim. Zaten bizim orada bir avukatımız var, işleri yürütüyor. Bizim orada büromuz yok. Avantajlı olduğu için Jersey'i tercih etti. Adada 600 binden fazla şirket varmış. Bu şirketler 3 metrekara yer versek ada kalmaz" diye konuştu.

Projeden Türkiye'nin elde edeceği gelirler

Asrın projesi olarak adlandırılan ve 3,6 milyar dolara mal olan BTC'nin Türkiye'ye yıllık getirisi işletme karı, kurumlar vergisi ve yüzde 6,5'luk TPAO hissesi ile birlikte yaklaşık 1,5 milyar doları bulacak. Bu kar, petrol ya da petrol satışından elde edilen gelirden tahsil edilebilecek.

Tam kapasite ile çalışması halinde günde 1 milyon varil, yılda ise 50 milyon ton ham petrol geçişi sağlanacak.

Türkiye yüklediği varil başına ilk 5 yılda 0,35 dolar, daha sonraki on yılda ise 0,42 dolar para alacak. Ayrıca varil başına 0,20 dolar kurumlar vergisi bedeli tahsil edilecek.

İlk 5 yılda tam kapasite ile çalışılması halinde işletme geliri yıllık 120 milyon doları bulacak.


evo 13 Eylül 2006 09:57

BÜTÇE, 474 MİLYON YTL FAZLA VERDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/para_deste.jpg

ANKARA - Merkezi Yönetim Bütçesi, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde 474 milyon YTL fazla verdi.
Maliye Bakanlığının açıkladığı bütçe uygulama sonuçlarına göre, Ocak-Ağustos döneminde bütçe 23 yıl sonra ilk kez fazla verdi.
Bu dönem içinde faiz dışı fazla ise 34 milyar 609 milyon YTL oldu.
Yılın sekiz ayında Bütçe giderleri 115 milyar 48 milyon YTL, bütçe gelirleri de 115 milyar 522 milyon YTL olarak gerçekleşti.
8 aylık dönemde, 91 milyar 322 milyon YTL vergi toplandı.
http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif

BORSA 37.667 PUANDAN AÇILDI

İMKB Bileşik Endeksi birinci seansta, dünkü ikinci seans kapanışına göre 43 puan artarak 37.667,54 puan seviyesinde açıldı.
Hisse senetleri, bu seviyede ortalama yüzde 0,11 oranında değer kazandı.


AreX 13 Eylül 2006 17:42

13 Eylül 2006

PETROL FİYATLARI...

LONDRA (A.A) - Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, 64 doların altında seyrediyor.

ABD ham petrolü, bir ara 23 Mart'tan bu yana kaydedilen en düşük seviyeye düştükten sonra, 14 sent artışla varili 63,90 dolardan işlem görüyor.

Londra Brent ham petrolünün fiyatı da 15 sent değer kazanarak varili 63,14 dolardan satılıyor.

Petrol fiyatlarının artışında, İran'ın nükleer programı ile görüşmelerin yeniden başlaması ve Nijerya'da petrol işçilerinin 3 günlük grevi etkili oldu.

13 Eylül 2006

''PETROL TÜKENECEK'' KORKULARI YERSİZMİŞ -ARAMC0 BAŞKANINA GÖRE 140 YIL YETECEK POTANSİYEL VAR


VİYANA (A.A) - Suudi Arabistan devlet petrol şirketinin (ARAMCO) üst yetkilisi Abdullah Cuma, dünyadaki petrol rezervlerinin sadece yüzde 18'inin kullanıldığını söyledi.

Cuma, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) Viyana'da devam eden seminerinde yaptığı konuşmada, petrol arzının talebi karşılayamaz noktaya geleceği kaygılarının yersiz olduğunu savundu.

Dünyada potansiyel olarak 450 trilyon varil, başka deyişle bugünkü tüketim düzeyini 140 yıl karşılayacak petrol rezervi bulunnduğunu belirten Suudi işadamı, petrol şirketlerini ve devlet adamlarını petrol arama ve çıkartma faaliyetlerine hız vermeye davet etti.

Sondaj ve üretim teknolojisindeki gelişmelerin daha derinlerdeki yataklardan ve daha az fireyle petrol çıkarmayı mümkün kıldığını ifade eden Cuma, gelecek 25 yıl içinde mevcut rezervler dışında 1 trilyon varillik yeni rezervler keşfedebilecek durumda olduğunu öne sürdüğü petrol şirketlerini göreve çağırdı.

13 Eylül 2006

YASED BAROMETRE SONUÇLARI... -AĞUSTOS 2006 ARAŞTIRMASINA KATILANLARIN YÜZDE 75'İ TÜRK LİRASININ HIZLA DEĞER KAYBETMESİ VE FAİZ ORANLARININ YÜKSELMESİNİN YIL SONU KARLILIK HEDEFLERİNDE SAPMA YARATTIĞINI BELİRTİYOR -ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE YABANCI SERMAYEYİ EN ÇOK ETKİLEYECEK OLUMSUZ GELİŞME, YÜZDE 44 İLE BÖLGEDEKİ GERGİNLİĞİN DAHA DA ARTMASI -KATILIMCILARIN YÜZDE 43'Ü DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR İÇİN EKONOMİK ORTAMIN DAHA İYİYE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR -YASED BAŞKANI ERDİKLER: -''ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE YATIRIM İNDİRİMİ KONUSUNDA MUTLAKA BİR ŞEY YAPILMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM''


İSTANBUL (A.A) - Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) üyelerinin yüzde 75'i, YTL'nin hızla değer kaybetmesi ve faiz oranlarının yükselmesinin yıl sonu karlılık hedeflerinde sapma yarattığını belirtiyor.

YASED tarafından gerçekleştirilen Barometre Ağustos 2006 sonuçları bir basın toplantısı ile açıklandı.

Araştırmaya katılanların yüzde 48'i kurumlar vergisi oranının indirilmesinin yatırım kararlarını etkilediğini, yüzde 38'i etkilemediğini belirtti.

Araştırmaya katılanların yüzde 45'i son aylarda ulusal ve uluslararası piyasalarda yaşanan dalğalanmanın yatırım kararlarını etkilemediğini, yüzde 43'ü etkiledigini ifade etti.

Katılımcıların yüzde 75'i YTL'nin hızla değer kaybetmesi ve faiz oranlarının yükselmesinin yıl sonu ciro ve karlılık hedeflerinde sapma yarattığı görüşünü taşıdı.

Önümüzdeki dönemde Türkiye'deki yabancı sermayeyi en çok etkileyecek olan olumsuz gelişmelerde ilk sırayı yüzde 44 ile bölgedeki gerginliğin daha da artması, yüzde 29 ile uluslararası piyasalarda yaşanacak yeni bir ekonomik dalgalanma, yüzde 19 ile AB müzakerelerinde Kıbrıs nedeniyle yaşanacak tıkanıklıklar ve yüzde 8 ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri geldi.

Ankete katılanların yüzde 48'i ciro ve üretim açısından 2006 yılı ilk 6 ayında hedeflerinin büyük oranda gerçekleştiğini, yüzde 40'ı ise hedeflerinin üstünde gerçekleşme olduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 43'ü karlılığın beklentilerinin çok altında olduğunu, yüzde 56'sı da ihracat beklentilerinin büyük oranda gerçekleştiğini kaydetti.

-EKONOMİK ORTAM DAHA İYİYE GİDECEK-

Araştırmaya katılan YASED üyelerinin yüzde 57'si ekonomik büyümenin yavaşlayacağını, yüzde 55'i enflasyonun hızlanacağını, yüzde 59'u döviz kurunun enflasyona paralel seyredeceğini, yüzde 50'si de faiz oranlarının sabit kalacağını öngördü.

Katılımcıların yüzde 43'ü doğrudan yabancı yatırımlar için ekonomik ordamın daha iyiye gideceğini, yüzde 36'sı değişmeyeceğini belirtti.

Ankette, ''Türkiye'de yabancı yatırımların önünde üç ana engel nedir?'' diye sorulduğunda, ilk sıraları ekonomik istikrarsızlık, kayıt dışı ekonomi ve bürokratik engel aldı. Bunların yanı sıra yasal çerçeve, fikri mülkiyet hakları, finansal ortam, vergi ve teşvikler de engeller arasında sayıldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 71'i, önceki 6 ayda ekonomik istikrarın daha kötü olduğunu düşünürken, önümüzdeki 6 ayda ekonomik istikrarın aynı kalacağını düşünenlerin oranı yüzde 38, daha kötü olacağını düşünenlerin oranı yüzde 33, daha iyi olacağını düşünenlerin oranı da yüzde 29 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların yüzde 63'ü önceki 6 ayda vergi ve teşvikler daha iyi derken, yüzde 81'i sonraki 6 ayda aynı olduğunu belirtti.

Ankete göre 2006 ve 2007'de GSMH artışı yüzde 4,9 olacak. Tüketici fiyatları endeksi 2006 için yüzde 10,6, 2007 için yüzde 8 olarak beklenirken, toptan eşya fiyatları 2006'da yüzde 11,2, 2007'de yüzde 8,1 olarak bekleniyor.

2006 için dolar kuru beklentisi 1,586 YTL, 2007 için 1,711 YTL, 2006 sonu için avro beklentisi 2,042, 2007 için 2,143 YTL. Faiz oranlarının 2006 sonunda yüzde 18,4, 2007'de yüzde 15,9 olması bekleniyor.

-KURUMLAR VERGİSİ ORANLARININ İNDİRİLMESİ-

YASED Başkanı Şaban Erdikler, araştırmanın sonuçlarına ilişkin olarak, kurumlar vergisi oranlarının indirilmesinin yatırım kararlarını son derece olumlu etkilemesini beklerken anketten farklı bir sonuç çıkmasını şaşırtıcı bulduklarını belirtti.

Burada kurumlar vergisindeki indirimle beraber yatırım indiriminin kalkmasının etkili olduğunu ifade eden Erdikler, ''Kurumlar vergisi indirimi ile beraber yatırım indirimi müssesesi de devam etseydi bu soruya alacağımız cevap yüzde 90 olumlu olurdu. Önümüzdeki dönemde yatırım indirimi konusunda mutlaka bir şey yapılması gerektiğine inanıyorum. Vergi teşvik müessesesine ihtiyaç var'' dedi.

Şu anda Türkiye iş piyasasında faaliyet gösteren herkesin 2006 enflasyon hedefinin tutmayacağı konusunda fikir birliği içinde olduğunu belirten Erdikler, 2006 için yüzde 6 civarında büyümenin gerçekleşeceği konusunda da fikir birliği bulunduğunu kaydetti. Erdikler, kayıtdışı ekonomide sağlanan gelişmeye de dikkat çekti.


AreX 14 Eylül 2006 12:54

14 Eylül 2006

IMF'NIN ''DÜNYANIN EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ'' RAPORU (2) -BU YILKİ KÜRESEL BÜYÜME ORANI BEKLENTİSİ YÜZDE 5,1'E ÇIKARILDI -RAPORA GÖRE ABD EKONOMİSİNDE YAVAŞLAMA BEKLENİYOR -ÇİN'DE, OLAĞANÜSTÜ YÜKSEK BÜYÜME BEKLENTİLERİ DEVAM EDECEK


WASHINGTON (A.A) - Uluslararası Para Fonunun (IMF) Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda, bu yıl gerçekleşmesi beklenen küresel büyüme, nisandaki bir önceki rapora göre 0,3 puan yükseltilerek, yüzde 5,1 olarak dile getirildi.
Raporda, gelecek yılki küresel büyüme oranı da, 0,2 puanlık bir artışla yüzde 4,9 olarak tahmin edildi.

Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda, buna karşılık küresel ekonominin, enflasyonist baskılar, yüksek petrol fiyatları ve ABD ekonomisinde gelecek yıl beklenen yavaşlamadan olumsuz etkilenebileceği anlatıldı.

Petrol fiyatlarının yüksek kalmaya devam edeceği beklentisi dile getirilirken, gelecek yıl bir varil petrolün ortalama fiyatının 70-75 dolar olabileceği ifade edildi.
Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de bu yılki büyüme oranı beklentisi, önceki rapora göre değiştirilmeyerek yüzde 3,4 olarak ifade edildi. Ancak IMF'nin raporunda, emlak piyasasındaki hızlı yavaşlamanın ve enflasyon tehdidinin, ABD ekonomisini olumsuz etkileyebileceği kaydedildi. ABD'de gelecek yılki büyüme beklentisi de, 0,4 puan azaltılarak yüzde 2,9 olarak verildi.

Rapora göre, Avrupa'daki Avro bölgesinin, bu yıl yüzde 2,4 büyümesi bekleniyor. Bu rakam, nisandaki rapora göre yüzde 0,4 puanlık bir artış beklentisine karşılık geliyor.
Avro bölgesi ülkelerinden Almanya'nın, bu yıl yüzde 2 büyüyeceği tahmin edilirken bu oran, Fransa'da yüzde 2,4, İtalya'da da yüzde 1,5 olarak dile getirildi.
IMF raporunda, gelişmiş Avrupa ekonomilerinin toparlanmaya devam etmesinin beklendiği kaydedilirken, bunun desteklenmesi için reformlara ihtiyaç olduğuna işaret edildi.

Rapora göre, en gelişmiş ekonomilerden Japonya ve İngiltere'nin de, bu yıl yüzde 2,7 büyümesi bekleniyor.

Asya ekonomisinin lokomotifi niteliğini kazanan Çin'de, olağanüstü yüksek büyüme beklentileri devam ediyor. Raporda Çin ekonomisinin, bu yıl ve 2007'de yüzde 10 büyümesinin beklendiği belirtildi.

Hindistan'da da büyümenin, bu yıl yüzde 8,3, gelecek yıl da yüzde 7,3 olacağı beklentisine yer verildi.

Petrol gelirleri sayesinde ekonomisi düzelen Rusya'da da bu yılki ve 2007'deki büyüme oranları, yüzde 6,7 olarak tahmin edildi.

14 Eylül 2006

IMF'NIN ''DÜNYANIN EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ'' RAPORU (1) -TÜRKİYE'NİN BÜYÜME ORANLARI BU YIL VE 2007'DE YÜZDE 5 OLARAK TAHMİN EDİLİRKEN, CARİ AÇIK ORANININ GELECEK YIL AZALACAĞI BEKLENTİSİ DİLE GETİRİLDİ -RAPORA GÖRE TÜRKİYE'DE BU YIL GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILANIN YÜZDE 6,7'Sİ DÜZEYİNDE OLMASI BEKLENEN CARİ AÇIK ORANININ, GELECEK YIL YÜZDE 5,8'E GERİLEMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR

WASHINGTON (A.A) - Uluslararası Para Fonunun (IMF) Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda, Türkiye'nin bu yıl ve 2007'deki büyüme oranları, gayri safi yurtiçi hasıla bazında yüzde 5 olarak tahmin edildi.
Raporda cari açık oranının gelecek yıl azalacağı beklentisi de dile getirildi.

IMF ve Dünya Bankasının bu sene Singapur'da düzenlediği yıllık sonbahar toplantılarının hemen öncesinde yayımlanan rapora göre, Türkiye'de bu yıl gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 6,7'si olarak çıkması beklenen cari açık oranının, gelecek yıl yüzde 5,8'e gerilemesi bekleniyor.

Türkiye'de yıllık ortalama tüketici enflasyonunun bu sene yüzde 10,2, 2007'de de yüzde 7,2 olarak gerçekleşeceği tahmininde bulunuldu.

IMF'nin daha önce hazırladığı Dünyanın Ekonomik Görünümü raporlarında Türk ekonomisinden genellikle 2-3 ayrı paragrafla bahsedilirken, son raporda Türkiye'ye, Avrupa'daki gelişmekte olan piyasalar bölümünün içinde diğer ülkelerle birlikte atıfta bulunuldu.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bazı gelişmekte olan piyasaların, uzun süreli büyüme dönemlerinin ardından, para birimlerinde meydana gelen değer kaybıyla birlikte fiyat baskısı altına girdiği belirtildi.

Türkiye'de enflasyon baskısı ve Lira'daki değer kaybına karşı Haziran'dan bu yana faiz oranlarının yüzde 4,25 yükseldiği hatırlatılırken, büyümenin yavaşlayabileceğine işaret edildi.

Raporda, iç talep baskısının azaltılması için, Türkiye gibi bazı gelişmekte olan piyasalarda, mali politikaların bir ölçüde sıkılaştırılmasının yararlı olabileceği kaydedildi.


evo 15 Eylül 2006 14:46

IMF-DÜNYA BANKASI YILLIK TOPLANTILARI BAŞLADI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/dunya_bankasi_imf.jpg

ANKARA - Singapur'da bugün başlayıp 23 Eylül'e kadar sürecek Uluslararası Para Fonu (IMF)- Dünya Bankası Yıllık Guvernörler toplantılarında Türkiye'yi temsil edecek olan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, IMF Başkanı Rodrigo de Rato ve Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz ile görüşecek.
Babacan, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve BDDK yetkililerinin de yer alacağı Singapur'daki zirvede, çok sayıda toplantıya girerek ikili görüşmelerde bulunacak ve Türkiye'nin IMF-Dünya Bankası içindeki etkinliğinin daha da artırılması konusunda çalışma yapacak.
Bu arada Babacan, Singapur temasları sırasında 2009 Yılı IMF ve Dünya Bankası Yıllık Toplantılarının İstanbul'da yapılması kararının ardından, IMF ve Dünya Bankası Başkanları ile bir mutabakat zaptı da imzalayacak.
2009 yılındaki IMF ve Dünya Bankası Yıllık Toplantıları İstanbul'da gerçekleştirilecek.


AreX 16 Eylül 2006 14:29

16 Eylül 2006

SANAYİCİ ARA İŞGÜCÜ ELEMANINI KENDİ YETİŞTİRECEK... -ASO BAŞKANI ÇAĞLAYAN: -''6 MİLYON İŞSİZİN BULUNDUĞU TÜRKİYE'DE İŞLETMELERİMİZ MESLEKİ EĞİTİM ALMIŞ, NİTELİKLİ ELEMAN BULMAKTA ZORLANIYOR'' -''MESLEKİ EĞİTİM SORUNUNU MUTLAKA ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR''

ANKARA (A.A) - Sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara işgücü elemanı doğrudan kendisinin yetiştirmesine olanak sağlayan ''Okul-Sanayi Eğitim Programları (OSEP)'' kapsamında ilk pilot uygulama 1. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünde başladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara Sanayi Odası (ASO) ve İŞKUR'un katkısıyla hayata geçirilen programın tanıtım toplantısına katılan ASO Başkanı Zafer Çağlayan, gelişmiş ülkelerde nüfusun asgari yüzde 70'inin işgücüne katıldığını, bu çerçevede 73 milyonluk bir nüfusa sahip Türkiye'de yaklaşık 55 milyon kişinin çalışabilir yaşta olduğunu, fakat çalışan sayısının 22 milyon da kaldığını söyledi. Çağlayan, bu sayının da sadece yarısının sosyal güvenlik kurumlarına kayıtlı olduğunu, diğer kısmının kayıtdışı çalıştığını, 6 milyon kişinin de işsiz olduğunu kaydetti.
Zafer Çağlayan, işsizlik konusunun çözümünde meslek eğitiminin çok önemli olduğunu ve yeterli mesleki eğitimi almış bir kişinin işsiz kalmasının mümkün olmadığını belirterek, ''Üniversite mezunu bir işsiz mi olmak istersiniz, işi hazır meslek lisesi mezunu mu olmak istersiniz'' dedi.
Sanayisi gelişmiş ülkelerde meslek liseleri aracılığıyla nitelikli işgücü sorununun çözüldüğünü kaydeden ASO Başkanı, sanayisini geliştirmek ve rekabet etmek isteyen Türkiye'de de nitelikli işgücünün yetişebilmesi için mesleki eğitim sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini söyledi.

-''MESLEKİ EĞİTİM MESELESİ İMAM HATİP MESELESİYLE KARIŞTIRILIYOR''-

Bu kadar işsizin ve üniversite mezununun olduğu bir ülkede nitelikli ara işgücü elemanı bulmakta zorlandıklarını anlatan Çağlayan, şöyle konuştu:
''OSB'ye girerken görmüşsünüzdür ilan panolarını, bir bakın, ilanlar üst üste binmiş. İşletmeler mesleki eğitim almış, nitelikli eleman bulamazken Türkiye'de 6 milyon işsiz var. Elimde 7 bine yakın özgeçmiş var, bunlar arasında doktora yapmış, master yapmış, 2 dil bilen insanlar da var. Asgari ücretle çalışmak için sıraya girmişler. Fakat ben kaynak ustası, motor ustası...vesaire bulamıyorum. Buradaki çarpıklığın mutlaka düzeltilmesi gerekiyor.
Gelişmiş ülkelerde orta öğretim okullarından mezun kişilere bakın, yüzde 75 meslek lisesi, yüzde 25 düz lise mezunu, bizde ise tam tersi.''
Türkiye'de mesleki eğitim meselesinin imam hatip meselesiyle karıştırıldığına işaret eden Çağlayan, ''İmam hatip meselesine benim saygın var ama bu tamamen ayrı. Sanayinin ihtiyacı olan ara gücünün bulunması lazım'' diye konuştu.

-PROGRAM NASIL İŞLEYECEK?-

OSEP ''uzun vadeli ve kısa vadeli model'' olmak üzere 2 şekilde uygulanacak.
Uzun vadeli modelde çeşitli meslek liselerinde eğitim gören öğrenciler haftanın 3 günü işletmelerde ve 1. OSB'de bulunan Erkunt Eğitim Merkezinde uygulamalı, 2 gün de kendi liselerinde teorik eğitim görecekler. Bu yılki programda seçilen 77 öğrenciye ''elektromekanik, metal teknik ve otomotiv'' eğitimi verilecek.
Uzun vadeli modelde 3 yıllık eğitimin sonunda öğrenciler kalfalık belgesi alacaklar ve 4. yılın sonunda fark derslerini vererek endüstri meslek lisesi diplomasını alabilme imkanına sahip olacaklar. Öğrenciler isterlerse meslek yüksek okullarına doğrudan girebilme hakkına da sahip olacaklar.
Eğitime katılan öğrencilere asgari ücretin en az 3'te 1'i kadar ücret verilecek, sosyal güvenliği sağlanacak, giyim, yol ve yemek masrafları karşılanacak.
Kısa vadeli modelde ise meslek komitelerinin belirleyeceği alanlarda ''meslek edindirme, meslek geliştirme ve meslek değiştirme'' adı altında belli sürelerde eğitimler verilecek.

-VATAN SEVGİSİ OLAN VE ENTELLEKTÜEL ELEMANLAR YETİŞTİRİLECEK-

Uzun vadeli modelde eğitim gören meslek liseli öğrencilere kitap okuma, anlatma, toplum önünde konuşabilme, kendini ifade edebilme, işyeri ve malzeme sevgisi...vesaire dersler verilecek. Öğrenciler sinema, tiyatro, spor gibi sosyal etkinliklere de özendirilecek.
Çağlayan, Japonya'da mesleki eğitime başlayan öğrencilere önce Hiroşima ve Nagazaki gezdirilerek ülkenin geçmişte atlattığı sıkıntıların gösterildiğini, ardından sektöründe öncü yüksek teknoloji ve katma değer üreten işletmeler gezdirilerek ülkenin kendi küllerinden nasıl yeniden kurulduğu bilincinin kazandırılmasının hedeflendiğini belirterek, şunları söyledi:
''Biz de eğitimlerimizde vatanseverlik bilincini kazandırma amacıyla çeşitli etkinliklerde bulunacağız. Bu çerçevede öncelikle önümüzdeki hafta Anıtkabir'i ziyaret edeceğiz. Uygun bir tarihte de Çanakkele'ye gezi düzenleyerek şehitlerimizi yerinde ziyaret edeceğiz.''
Törende konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik Eğitim Genel Müdürü Hüseyin Acar, meslek liselerinde sanayinin ihtiyacına göre eğitim verebilmesinin sanayicilerle işbirliği yapılarak mümkün olabileceğini belirterek, bu konuda her türlü işbirliğine açık olduklarını söyledi.
Törenin ardından Çağlayan, eğitim programına katılan 77 öğrenciye giyim ve eğitim-öğretim seti armağan etti.

16 Eylül 2006

TÜRKİYE İŞ KURUMU İL İSTİHDAM KURULLARI... -KURULLAR, İL DÜZEYİNDE İSTİHDAMI KORUYUCU, GELİŞTİRİCİ VE İŞSİZLİĞİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLERİ SAPTAMAKLA GÖREVLİ OLACAK

ANKARA (A.A) - İl düzeyinde istihdamı koruyucu, geliştirici ve işsizliği önleyici tedbirleri saptamak üzere il istihdam kurulları kurulacak.
Türkiye İş Kurumu İl İstihdam Kurulları Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre kurullar; illerde valinin başkanlığında, belediye başkanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüğü bulunan yerlerde bölge müdürü, il milli eğitim Müdürü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu il müdürü, gençlik ve spor il müdürü, sanayi ve ticaret il müdürü, Türkiye İş Kurumu il müdürü ve ilçe şube müdürleri, il ticaret ve/veya sanayi odası başkanları, il esnaf ve sanatkarlar odaları birliği başkanı, il küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanı, il organize sanayi bölgeleri müdürleri, ilde bulunan fakülte veya yüksek okullardan en fazla üç öğretim üyesi, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu tarafından belirlenecek bir temsilciden oluyacak. Kurullarda, mahalle ve köy muhtarlarından birer temsilci, valinin ilin istihdam yapısını dikkate alarak davet edeceği eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri ile diğer kurum ve kuruluş temsilcileri ve o ilde en çok üyeye sahip işçi ve işveren konfederasyonlarının birer temsilcisi de yer alacak.

-KURULLARIN GÖREVLERİ-

Kurullar, il düzeyinde istihdamı koruyucu, geliştirici ve işsizliği önleyici tedbirleri saptayarak il istihdam politikasının oluşturulmasına yardımcı olacak. Kurullar, Türkiye İş Kurumu Genel Kurulu seviyesinde ele alınmasını uygun gördüğü konuları Genel Müdürlüğe bildirecek.
Kurullar aktif iş gücü programları çerçevesinde ise şu görevleri yürütecek:
''-Yerel iş piyasasının yıllık iş gücü eğitim ve uyum programları ihtiyacını belirlemek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda il müdürlüğü tarafından hazırlanan yıllık iş gücü eğitim ve uyum planlarını geçmiş yıl faaliyetleri ile birlikte değerlendirmek,
-Gençlere, kadınlara, özürlülere, terör mağdurlarına, eski hükümlülere ve uzun süreli işsizlere yönelik mesleki eğitim ve uyum programları uygulanması için il müdürlüğüne önerilerde bulunmak,
-İl müdürlüğü tarafından hazırlanan yıllık iş gücü eğitim planlarını incelemek, varsa gerekli değişiklikleri yapmak,
-İl müdürlüğünce uygulanan işletmelerde eğitim hizmetleri, mesleğe yöneltme faaliyetleri ile ulusal ve uluslararası kaynaklarla gerçekleştirilen aktif iş gücü programlarının geniş kitlelere duyurulması ve bu programların verimli olarak yürütülebilmesi için gerektiğinde il müdürlüğüne önerilerde bulunmak,
-Eğitim planı uygulaması ile ilgili olarak yöredeki iş gücü yetiştirme ve istihdam etkinliklerini izleyip, değerlendirmek.
-Hem yerel düzeyde hem ulusal düzeyde iş gücü piyasasına ilişkin sağlıklı verileri bünyesinde toplayan bilgi sisteminin kurulmasına yönelik politikalar oluşturarak mesleki eğitimle ilgili planlamaların bu doğrultuda yapılması yönünde ilgili kurum ve kuruluşları bilgilendirmek,
-Mesleki Eğitim Kurulu ile koordinasyonu sağlayarak, il düzeyinde istihdamı geliştirici çalışmaları işbirliği içinde yürütmek,
-Farklı kurumlarca yürütülen iş gücü yetiştirme ve uyum hizmetleri, mesleki eğitim, beceri kazandırma, meslek edindirme gibi faaliyetlerin bölgesel ihtiyaçlara göre ilgili birimlerle koordinasyon içerisinde yürütülmesini sağlamak.''

-İL İSTİHDAM YÜRÜTME KURULLARI-

İl istihdam yürütme kurulları ise ilde bulunan fakülte veya yüksek okullardan bir öğretim üyesi, Türkiye İş Kurumu il müdürlüğü, il mili eğitim müdürlüğü, il ticaret ve/veya sanayi odaları başkanlığı, il esnaf ve sanatkarlar odaları birliği başkanlığından birer temsilci ile ilde en fazla üyeye sahip işçi ve işveren konfederasyonlarının birer temsilcisinden oluşacak. Yürütme kurulları ise şu görevleri yapacak:
''-Kurulda alınan kararların uygulanmasına yönelik plan ve programlar yapmak,
-Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlara sunulabilecek projeler önermek,
-Kurulda alınan kararları İl Mesleki Eğitim Kurulu Sekreteryasına bildirmek,
-İş gücü piyasası araştırmaları yapmak veya yaptırmak,
-İş gücü piyasasındaki gelişmeleri ve aktif tedbir uygulamalarını izlemek ve iş gücü piyasasında yeni girişimlere yönelik öneriler yapmak,
-Kurul gündemini sekreterya ile birlikte oluşturmak,
-Belirlenecek konularda alt komisyonlar oluşturmak ve komisyon çalışmalarını denetlemek,
-Kurulda alınan kararlara ilişkin yapılan çalışmalar ve önerileri içeren raporları, sekreteryanın teknik desteğiyle hazırlayarak Kurula sunmak,
-Kurulun il istihdam politikasını oluşturabilmesi için gerekli bilgi ve dokümanları sekreteryanın teknik desteğiyle hazırlamak
-Gerektiğinde kurulu olağanüstü toplantıya çağırması için valiye teklifte bulunmak.''


AreX 17 Eylül 2006 16:18

17 Eylül 2006

AB'DEN BESİCİLİĞE DESTEK... -7 PROJE, AB GAP KIRSAL KALKINMA PROGRAMINDAN ONAY ALDI

ANKARA (A.A) - Tam üyelik müzakerelerin sürdürüldüğü Avrupa Birliğine (AB) ait Avrupa Birliği Fonundan Türkiye'deki hayvancılığın geliştirilmesine yönelik sağlanan kredi ve hibelere bir yenisi daha eklendi.
Türiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğünce geliştirilen toplam 7 adet projenin AB GAP Kırsal Kalkınma Programı tarafından kabul edilerek söz konusu projelere tahsis edilen kaynak, kullanılmaya başlandı.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği yetkililerinden edinilen bilgilere göre, toplam tutarın yüzde 90'ı hibe olan yaklaşık 1 milyon 100 bin avroluk finansman sağlandı. Kaynak, AB fonlarından hesaplara aktarıldı.
AB fonlarından Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği hesaplarına aktarılan kaynakla 20 köyde 1650 aileye 640 adet süt sığırı dağıtılırken ve bunları ihaleleri de yapıldı.
Bu projelere destek amacıyla ayrıca Fırat Üniversitesi ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri arasında süt toplama ve değerlendirme tesisi kurulması yönünde çalışmalar yapıldığını da belirten yetkililer, bu projenin hayata geçirilmesi ile hayvan dağıtılımı yapılan çiftçilerin sütlerinin değerlendirme endişelerinin tamamen ortadan kaldırılacağını belirttiler.
Fondan sağlanan finansmanla ilk aşamada Malatya, Diyarbakır, Silvan, Ergani,Batman tarım kredi kooperatfleri yararlanacak. Program boyunca her bir kooperatifte 80 baş olmak üzere toplam 320 baş damızlık gebe düvesi dağıtılacak.


17 Eylül 2006

IMF İCRA DİREKTÖRÜ KIEKENS: -''IMF VE DÜNYA BANKASININ 2009 YILINDAKİ TOPLANTILARININ EV SAHİPLİĞİNİ TÜRKİYE YAPACAK''


SİNGAPUR (A.A) - Uluslararası Para Fonunun (IMF) Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkeler grubundan sorumlu İcra Direktörü Belçikalı Willy Kiekens, IMF ve Dünya Bankasının 2009 yılındaki toplantılarının ev sahipliğini Türkiye'nin yapacağını söyledi.
Kiekens, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin ev sahipliği konusunda bir anlaşmanın olduğunu yarın Singapur'da yapılacak olan guvernörler kurulundaki oylamanın daha çok bir seramoni niteliğinde olacağını bildirdi.Willy Kiekens, Türkiye'nin ev sahipliği konusunda başarılı olacağını da vurguladı.
Bu yıl Singapur'da yapılan IMF ile Dünya Bankası yıllık toplantıları 3 yıl önce Dubai'de yapılmıştı. Bu toplantılar, her üç yılda bir IMF ve Dünya Bankasının merkezlerinin yer aldığı ABD'nin dışında bir ülkede yapılıyor.



17 Eylül 2006

52 ADET HELİKOPTER İHALESİ... -TEDARİK EDİLECEK HELİKOPTERLERLE İLGİLİ AÇILAN İHALEDE TEKLİF VERME SÜRESİ SONA ERDİ


ANKARA (A.A) - Türk Silahlı Kuvvetlerinin öncelikli tedarik ve üretim projeleri arasında yer alan toplam 52 adet arama-kurtarma ve genel maksatlı helikopter tedariği için açılan uluslararası ihalede, teklif verme süresi sona erdi.
Savunma Sanayii Müsteşarlığının (SSM) geçen yıl içinde ihaleye çıkardığı ve dünyanın önde gelen firmalarının teklife çağrı dosyası alarak hazırlıklarını yürüttüğü ihalede Fransız, İtalyan ve Rus helikopter üreticisi firmalarının da yarışması bekleniyor.
Firmalardan gelen talep doğrultusunda, SSM tarafından daha önce üç kez tekilfe çağrı süresi uzatımına gidilen ihalede, en son teklif verme tarihi 15 Mart 2006 tarihinden 15 Eylül 2006 tarihine uzatılmıştı.
Toplam 52 adet helikopter tedariki ile ilgili açılan ihalede, Agusta Westland, Erickson Air-Crane, Eurocopter, Kamov, Rosoboron Export, Sikorsky ve Ulan-Ude firmaları teklife çağrı dosyası almıştı.


AreX 17 Eylül 2006 16:59

17 Eylül 2006

EN BÜYÜK ANTEPFISTIĞI FABRİKASI KURULDU... -TİRYAKİ GIDA GRUBU'NUN 2 MİLYON AVROLUK YATIRIMLA HOLLANDALI ORTAKLA KURDUĞU TÜRKİYE'NİN İLK ENTEGRE ANTEPFISTIĞI TESİSİ FAALİYETE BAŞLADI -TİRYAKİ GRUBU BAŞKANI AHMET TİRYAKİOĞLU: -''BU YATIRIMIMIZLA SEKTÖRE YÖN VERMENİN YANI SIRA KAYBEDİLEN YURTDIŞI PAZARLARI YENİDEN KAZANACAĞIZ''

GAZİANTEP (A.A) - Gaziantep'te faaliyet gösteren Tiryaki Gıda Grubu, Türkiye'nin ilk entegre ve en büyük kapasiteli antepfıstığı üretim tesisini 2 milyon avroluk yatırımla kurdu.
Gaziantep 3. Organize Sanayi Bölgesi'nde 10 bin metrekarelik alanda Hollandalı bir ortakla yapılan fabrikada, günlük 100 ton fıstık işlenecek, üretimin yüzde 80'i Avrupa ülkelerine ihraç edilecek.
Tiryaki Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, Avrupa'nın gıda ambarlarından birisi durumuna geldiğine işaret ederek, AB ülkelerine önemli miktarda gıda ve tarım ürünü ihraç edildiğini söyledi.
Tiryakioğlu, ''Gerek endüstriyel gıda maddeleri ve gerekse tüketime hazır yarı işlenmiş gıdalardaki payını artırmaya çalışan ülkemizde, uluslararası pazara girmiş mevcut ürünlerde de önemli mesafeler kat edilmektedir. Özellikle Gaziantep'e özgü antepfıstığı kavrulmuş kuruyemiş tüketimi ve iç olarak tüketilen önemli ürünlerin başında gelmektedir'' dedi.
Tiryakioğlu, Tiryaki Grubu olarak bulgur, mercimek ve bakliyatta elde ettikleri başarı ve tecrübeyi son bir yıl içinde antepfıstığına da kaydırmaya başlamanın mutluluğu içinde olduklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Bu sebeple TLP adı ile kurduğumuz yeni firmamız ve bugünlerde devreye giren yüksek teknoljiye sahip, hijyen ve sanitasyon kuralları doğrultusunda tasarlanan fabrikamız, antepfıstığına gereken işlenme üstünlüğünü katacaktır.
Gaziantep 3. OSB'de 10 bin metrekarelik alanda kurduğumuz fabrikamız faaliyete geçti. Yatırım maliyetimiz yaklaşık 2 milyon avro. Hollandalı özel bir şirketle ortak kurduğumuz yatırım, Türkiye'nin en büyük kapasiteli antepfıstığı tesisi olacak. Günlük 100 ton fıstık işlenecek. Üretimin yüzde 80'inini Avrupa başta olmak üzere ihraç edeceğiz.''

-''ANTEPFISTIĞI DÜNYADA HAK ETTİĞİ YERE ULAŞACAK''-

Tiryakioğlu, fıstığın anavatanı olarak bilinen Gaziantep ve bölgesinin antepfıstığına gereken önemi veremediğini ve dünya pazarlarındaki yerlerini İran, Suriye ve ABD gibi ülkelere kaptırdığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün bile antepfıstığını işleyebilecek yeteri düzeyde teknoloji ve altyapı bulunmamasından dolayı maalesef bu kadar kıymetli bir ürünün hak ettiği şekilde pazara girmesini ve tüketiciye en yüksek hijyenik seviyede ürün ulaşmasını engellemiştir. Antepfıstığında gerekli endüstriyel yatırımların ve teknolojilerin kullanılmamasından dolayı, antepfıstığı piyasalarında da gerekli arz-talep dengeleri oluşturulamamıştır. Sektördeki bu düzensizlik, teknoloji ve bilgi eksikliği, TLP'nin kendi know-how oluşturmasını sağlamış ve yine kendi AR-GE'sini oluşturarak Türkiye'nin en modern ve dünyanın sayılı antepfıstığı işleme sistemini oluşturmuştur.''
Fabrika tasarımı ve sistem geliştirmelerinin yaklaşık 1 yıl sürdüğünü anlatan Tiryakioğlu, ISO-9000, TSE, GMP ve HACCP standartlarının ve ilkelerinin doğrultusunda tasarlanan ve üretim yapacak olan tesisin Türkiye'nin en büyük kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti.

-SIFIR AFLATOKSİN İLE ÜRETİM YAPILACAK-

Tiryakioğlu, Türkiye'nin en büyük kontrollü stoklama sistemine sahip olan tesisin sıfır aflatoksin toleransı ile üretim yapacak bir teknolojiye sahip olduğunu vurguladı.
TİRYAKİ-TLP'nin, Gaziantep ve Bilkent Üniversiteleri ile halen fıstık işleme teknolojileri üzerine araştırma ve geliştirme çalışmaları yaptığını ifade eden Tiryakioğlu, açıklamasını şöyle tamamladı:
''TİRYAKİ-TLP, önümüzdeki süreçte bu çalışmalardan elde edilen sistemlerde bu üretim teknolojisinin içinde yer alacak. Antepfıstığında görülen mikrobiyoloji ve aflatoksin sorunlarının çözümüne yönelik olarak geliştirilen sistemde ise fıstık hiçbir şekilde el ile temas etmemektedir. Bunun yanı sıra sterilazyon kabinleme ve GMP sistemi yer almaktadır. Aflatoksin ve diğer kalite kontroller içinde laboratuar devrede olacaktır. Özellikle kurulan laboratuar antepfıstığı kontrollerinde fıstık işletmeleri içinde bir ilk ve tek olacak.
Bu yatırımımızla en büyük özelliğinin sektöre yön vermenin yanı sıra tüketiciye en sağlıklı ürünü üretmek olacağını dile getirdi. Teknoloji, fiyat istikrarsızlığı ve uygun olmayan üretim tekniklerinden dolayı kaybedilen yurtdışı pazarların yeniden kazanılması için önemli ve lider bir kurum haline gelecek olan TLP, fıstıktan yeni ürünlerin elde edilmesini, antepfıstığına yeni katma değerlerin katılmasını sağlayacak.''


evo 19 Eylül 2006 10:12

TÜRKİYE'NİN IMF'DEKİ KOTA PAYI ARTTI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/imf_turkiye.jpg

SİNGAPUR - Mustafa Seven - Türkiye'nin, Çin, Meksika ve Güney Kore ile birlikte IMF'deki kota payı artışının onaylandığı öğrenildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, IMF-Dünya Bankası yıllık toplantısında, Türkiye'nin aralarında bulunduğu 4 ülkenin kota payının artırılması onaylandı.
Türkiye'nin aralarında bulunduğu 4 ülkenin kota payı artışı için 184 ülkenin toplam kotasının en az yüzde 85'inin onayı gerekiyordu.


AreX 19 Eylül 2006 18:10

19 Eylül 2006

DÜNYA BANKASI'NIN ''YÖNETİM GÖSTERGELERİ'' RAPORU... -DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DİREKTÖRÜ VORKİNK: -''KÜRESEL YÖNETİM GÖSTERGELERİNİN BAZILARA GÖRE TÜRKİYE, AB'YE ADAY DOĞU AVRUPA ÜLKELERİNE GÖRE DAHA İYİ İLERLEME GÖSTERİYOR''

ANKARA (A.A) - Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, küresel yönetim göstergelerinin bazılarına göre Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne (AB) aday Doğu Avrupa ülkelerine göre daha iyi ilerleme gösterdiğini bildirdi.
Dünya Bankası'nın ''Yönetim Konuları V, 1996-2005 yılları için Yönetim Göstergeleri'' Raporu'nda, ifade özgürlüğü, siyasi istikrar, hesap verebilirlik, hükümetin etkinliği, mevzuatın kalitesi, kanun hakimiyeti ve yolsuzlukla mücadele gibi kriterlere göre ülkelerin değerlendirmesi yapıldı.
Rapor, Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelede da dahil olmak üzere birçok göstergeye göre önemli ölçüde ilerleme kaydettiğini, ancak bazı konularda ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu ortaya koydu.
Bankanın raporunda, Türkiye'de, yolsuzlukla mücadelede 2000/2002 yıllarında hatırı sayılır bir gerilemenin yaşanmasının ardından, 2005'te gözle görülür bir ilerleme meydana geldiğine dikkat çekiliyor. Buna göre, Türkiye ''yolsuzlukla mücadele'' göstergesinde 2002 yılında en alttaki yüzde 40'lık dilimden bulunurken, 2005'de en alttaki yüzde 60'lık dilime yükselmiş gözüküyor. Bir diğer ifade ile 2002 yılında Türkiye'den daha iyi durumda yüzde 60'lık ülkeler grubu varken, bu oran 2005 yılında yüzde 40'a iniyor.
Raporda, Türkiye'nin ''ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik'' göstergesi, 1998 yılında yüzde 20 iken, bu oran 2005 yılında yaklaşık yüzde 40-50'ye ulaşıyor.
''Politik İstikrar'' konusunda da Türkiye'nin ilerleme kaydettiği anlaşılıyor. Rapora göre, 1996 yılında Türkiye'nin yüzde 10'luk dilimde yer aldığı, 2005 yılında ise diliminin yüzde 30'a çıktığı görülüyor.
''Hükümetin etkinliği'' göstergesinin 2005 yılında yüzde 60'lık diliminin üstüne çıktığı görülen raporda, ''mevzuatın kalitesi''nin 2005 yılında yüzde 60'lık dilimde olduğu belirtiliyor. ''Mevzuatın kalitesi'' göstergesinde, 1998 yılına göre gerileme kaydedildiği, ancak 2002 yılından bu yana ilerleme görüldüğü anlaşılıyor.
''Kanun hakimiyeti'' göstergesinde de 1998 yılına göre bir gerileme söz konusu iken, 2002 yılından bu yana bu göstergede de iyileşme gözleniyor.

-DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DİREKTÖRÜ VORKİNK-

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, küresel yönetim göstergelerinin bazılarına göre Türkiye'nin, AB'ye aday Doğu Avrupa ülkelerine göre daha iyi ilerleme gösterdiğini söyledi.
Birkaç yıl içinde Türkiye'nin pek çok konuda ilerleme kaydettiğini belirten Vorkink, ancak Türkiye'nin daha iyi standartlara yükselmesi için ''mevzuatın kalitesi'' gibi bazı göstergelerde daha çok ilerleme göstermesi gerektiğine işaret etti.
Vorkink, raporun, yönetimdeki iyileşme ile gelir seviyesi ve sosyal göstergeler arasındaki bağlantıyı belirgin biçimde ortaya koyduğuna dikkat çekerek, yönetimdeki gelişmenin, Türkiye'ye daha iyi gelir seviyesi ve yaşam standardı olarak döndüğünü, Türkiye'nin ekonomisinde son 5 birkaç yılda bunu gözlemlediklerini kaydetti.


evo 20 Eylül 2006 10:24

İŞSİZLİK ORANI HAZİRANDA DÜŞTÜ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2006/sanayi_uretimi_10.jpg

ANKARA - Türkiye'de bu yıl Haziran ayında, Mayıs-Haziran-Temmuz dönemini kapsayan üç aylık hareketli ortalamalara göre işsizlik oranı yüzde 8,8 oldu. Geçen yıl aynı dönemde işsizlik oranı yüzde 9,1 oranında bulunuyordu.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) üçer aylık dönemler itibarıyla her ay açıkladığı Hanehalkı İşgücü Anketi'nin ''Mayıs-Haziran-Temmuz'' dönemini kapsayan Haziran 2006 sonuçlarına göre, bu dönemde işgücüne katılım oranı ise yüzde 49,3 olarak hesaplandı.
İşsizlik oranı kentlerde yüzde 11,2, kırsal kesimde yüzde 5,5 olarak belirlendi.


HAZİRANDA İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8,8 OLDU

Türkiye'de bu yıl Haziran ayında, Mayıs-Haziran-Temmuz dönemini kapsayan üç aylık hareketli ortalamalara göre işsizlik oranı yüzde 8,8 oldu.


AreX 20 Eylül 2006 16:07

20 Eylül 2006

PETROL FİYATLARI 6 AYIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE...

LONDRA (A.A) - Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, son 6 ayın en düşük seviyesine düştü.

ABD ham petrolünün fiyatı 89 sent azalarak varili 60,77 dolar olurken, Londra Brent tipi petrol de 81 sent düşerek 61,36 dolardan satılıyor.

Petrol fiyatlarının düşmesinde, dünyanın en büyük petrol tüketicileri ABD, Japonya ve Almanya'nın kış mevsimi öncesinde petrol stoklarının artması etkili oldu.

Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali El-Naimi de, Riyad'ta yaptığı açıklamada, şu anki petrol fiyatlarının, hem üreticiler hem de tüketiciler için ''makul'' düzeyde olduğunu söyledi
.

20 Eylül 2006

TEPAV'DAN 2001 KRİZİ ARAŞTIRMASI... -HANE HALKI REEL TÜKETİMİ, KRİZDEN SONRAKİ 6 AYLIK DÖNEMDE ORTALAMA YÜZDE 7 DARALDI

ANKARA (A.A) - Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), 2001'de yaşanan ekonomik krizin reel tüketimde yüzde 7'lik bir daralmaya yol açtığını bildirdi.

TEPAV, 2001 krizi hakkında bir araştırma yaptı. 2000-2005 döneminde 28 ilden ve 5 binin üzerinde haneden toplanan veriler kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada, kriz sonrası reel tüketimdeki gerilemenin yüzde 7'de kalmasının, tüketicilerin ucuz ürünlere yönelmesinden kaynaklandığı sonucuna varıldı. Bu olmasaydı, tüketimdeki düşüşün yüzde 30'lara ulaşacağı ve 2005 sonuna kadar da devam edeceği belirtildi.

TEPAV'ın araştırmasına göre, 2001 krizi hane halkı tüketimini nominal anlamda çok fazla etkilemedi. Mevsimsellikten arındırılmış hane halkı harcaması, 2000-2005 dönemi boyunca sürekli artan bir trend takip etti. 2000'in ortasında aylık 50 YTL düzeyinde bulunan hanebaşı hızlı tüketim malları harcaması, 2005 sonunda 150 YTL'ye yükseldi.
2001 krizini izleyen ilk 6 aylık dönemde reel tüketim, kaliteden kaçış sayesinde yüzde 7 düştü. Bu düşüş, kaliteden kaçışın yaşanmadığı varsayımıyla yüzde 16 olarak hesaplandı.

2001 krizi gibi tüketicilerin gelirlerini ve beklentilerini oldukça olumsuz etkileyen bir süreçten sonra yaşanan kaliteden kaçış, 2001 sonbaharından itibaren reel tüketimin toparlanmaya başlamasına neden oldu. 2002 ortasında ise kriz öncesi tüketim düzeyi yakalandı. 2004'de başlayan normalleşme sürecinde de hem tüketim sepetindeki fiyat kompozisyonu yükselmeye başladı hem de reel tüketim arttı. 2005 başından itibaren de kriz öncesi reel tüketim düzeyi yakalandı.

-DAR GELİRLİLER ÇABUK UYUM SAĞLADI-

Araştırmada, 2000 yılındaki tüketim sepeti sabit kalsa ve pahalı mallar daha ucuz mallarla ikame edilmese, reel tüketimde kriz ile ortaya çıkan düşüşün 2003 sonuna kadar devam edeceği sonucuna da ulaşıldı. Bu durumda da, 3 yıllık süreçte reel tüketimdeki daralma yüzde 30'u aşacaktı. 2004 başında toparlanma başlayacak, ancak 2005 sonunda bile reel tüketimin kriz öncesinin yüzde 10 altında kalmasının önüne geçilemeyecekti.

TEPAV araştırmasında, reel tüketim serileri sosyoekonomik statü bazında da incelendi. Burada da dar gelirlilerin duruma daha çabuk uyum sağladığı belirlendi.


AreX 20 Eylül 2006 17:30

20 Eylül 2006

''TÜRKİYE PERAKENDECİLİĞİ'' TOPLANTISI... -BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER: -''BÜYÜK MAĞAZALAR YASASININ ÇIKMASI İÇİN BEN DE ÇABA GÖSTERECEĞİM'' -''TOPLAM KAMU DENGESİNDE, 2006 YILINDA TÜRKİYE FAZLA VERECEK'' -SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN: -''BÜYÜK MAĞAZALAR YASASININ ÇIKMASINI BAZI GÜÇLER ENGELLEDİ''

ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Büyük Mağazalar Yasasının kısa sürede çıkması için çaba harcayacağını belirtirken, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun da yasanın çıkmasını bazı güçlerin engellediğini söyledi.

Bu yıl kurularak faaliyete geçen Perakendeciler Federasyonu, ''Global Ekonomide Türkiye Perakendeciliği'' konulu bir toplantı düzenledi.
Başkan Yardımcısı Şener, konuşmasında, dünyadaki küreselleşmenin devrelerine ilişkin kendi yorumunu nakletti.

Küreselleşmenin son aşamasının günümüzde yaşandığını ve artık sermayenin büyük bir hızla dolaştığını, üretilen malların da aynı biçimde hareket ettiğini vurgulayan Şener, firmaların da küresel rekabetin içinde yer aldığını ve bunun baskısını üzerlerinde hissettiklerini dile getirdi.

''Para 5 saniye içinde 5 yer değiştiriyor'' diyen Şener, ülke olarak ve bu ülkenin insanları olarak, hep birlikte ''Biz küreselleşmenin neresindeyiz, ben küreselleşmenin neresindeyim'' diye sorulması gerektiğini kaydetti.
Bir ülkenin gelişmesinde iki önemli unsur olduğuna dikkati çeken Şener, bunlardan birinin insan gücü, diğerinin ise kurumsal yapılar olduğunu belirterek, 4 yıllık süre içinde hükümetin güven ve istikrarı sağladığını ve bu süreçte kurumsal anlamda pek çok şeyin yerine getirildiğini söyledi.

Şener, finans ve mali disiplinde sağlanan gelişmelerin her şeyi açıkça göstermekte olduğunu büyüme hızının 4 yıl ortalamasının yüzde 7.8 olduğunu hatırlattı. ''Daha önce bu ortalama yakalanamadı''diyen Şener, ''2005 yılında bütçe açığının Gayri Safi Milli Hasıla'ya (GSMH) oranı yüzde 2 olmuştur. Toplam kamu dengesinde 2006 yılında ise Türkiye fazla verecektir'' dedi.

Ekonominin alt yapısını oluşturan temel yasaların çıkarılmaya devam edeceğini ifade eden Şener, dün ihtiyaç olarak insanların karşısına çıkmayan bazı konuların, gün gediğinde ihtiyaç olarak karşısına çıktığını ve bu nedenle de Büyük Mağazalar Yasası'nın kanunlaşması konusuna da önem verdiklerini söyledi. Yasa için ''Bende çaba harcayacağım''diyen Şener, Büyük Mağazalar Yasası'nın Başbakanlıkta incelendikten sonra TBMM'ye gönderileceğini ve sürecin işlemekte olduğunu da ilave etti.

-KİM ENGELLEDİ ACABA?-

Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun da konuşmasına, esnafın Türkiye'de rejimin teminatı olduğununu belirterek başladı ve göreve geldiklerinden bugüne kadar geçen sürede, elde edilen ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verdi.

Artık gelinen noktada işsizliğin azalmaya, gelir dağılımındaki adaletsizliğin gitmeye başladığını ve ülkenin yapılan yatırımlarla şantiye haline geldiğini ifade eden Coşkun, bu iyileşmeden esnafın da nasibini aldığını kaydetti.

Coşkun, market tanımlamasını pek sevmemekle birlikte, artık bu adlandırmanın Türkiye yerleştiğini ve kamuoyunda ''Büyük Marketler ya da Büyük Mağazaların Çalışma Esas ve Usullerini belirleyen yasanın hazırlandığını, ancak halen kanunlaşamadığını söyledi.
Büyük mağazaların 15 bin metre kareden büyük olanlarının şehrin yoğun olmadığı yerlerde kurulmasını öngördüklerini anlatan Coşkun, ''Ancak bazı güçler, bu yasanın çıkmasını engellediler. Biz de yasayı geri çektik'' dedi.

Yasa hazırlanmadan önce bazı ülkelere konuyla ilgili uzmanlar gönderdiklerini ve araştırma, inceleme yaptırdıklarını ifade eden Bakan, ''Mesela Fransızların bu alanda uyguladıkları yasadan daha hafif bir yasa hazırlamamıza rağmen, yine de karşı çıkıldı''dedi. Coşkun, bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı ve liberal ekonominin de güçlünün, güçsüzü istismar ettiği bir ekonomi olmadığını kaydetti.

-''İMAJ KAYIRICI OLMASIN''-

Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref Songör de kendi sektörlerindeki gelişmeleri dikkatle incelediklerini ve sektörlerinde küresel oyuncuların yer almasını istediklerini söyledi.
''Bölgemiz itibariyle coğrafi farklılıklar yaratarak öne çıkmalıyız'' diyen Songör, Büyük Mağazalar Yasası'nın da büyük marketleri kayıran imajı vermeyecek şekilde hazırlanıp yasalaşması taraftarı olduklarını kaydetti.

Songör, yeni yasa tasarısı için ''Bakkal ve küçük esnafı koruyor'' demenin haksızlık olacağını sözlerine ekledi


evo 21 Eylül 2006 11:03

REKABET KURULUNDAN ERDEMİR'E YİNE "EVET"

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/erdemir_3.jpg

İSTANBUL - Rekabet Kurulu, Erdemir'in Özelleştirme İdaresi Başkanlığına (ÖİB) ait yüzde 46,12 hissesi ile Kalkınma Bankası kontrolünde bulunan yüzde 3,81 hissesinin özelleştirme yoluyla Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) tarafından devralınması işlemine izin verilmesinde sakınca bulunmadığına karar verdi.
Rekabet Kurumundan, Başkan Mustafa Parlak imzasıyla İMKB'ye yapılan açıklamada, Rekabet Kurulunun 24 Kasım 2005 tarıh ve 05-79/1083-271 sayılı kararına karşı, Danıştay 13. Daıresi'nin verdiği 'yürütmeyi durdurma kararı' üzerine Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.nin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait yüzde 46,12 oranında hissesi ile Kalkınma Bankası kontrolünde bulunan yüzde yüzde 3,81 oranında hissesinin özelleştirme yoluyla devredilmesi işleminin, Rekabet Kurulunun 15 Eylül 2006 tarıh, 06-64/882-254 sayılı toplantısında ''yeniden değerlendirildiği'' belirtildi.
Açıklamada,OYAK tarafından devralınması işleminin, ilgili ürün pazarlarında 4054 sayılı kanunun 7. maddesi kapsamında ''hakim durum yaratılması veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesi ve böylece rekabetın olumsuz yönde etkilenmesi'' sonucunu doğurmayacağına ve devir işlemine izin verilmesinde sakınca bulunmadığına karar verildi.
Açıklamanın duyurulmasının ardından, Erdemir hisselerinin geçici olarak kapatılan işlem sırası tekar açıldı.


AreX 21 Eylül 2006 11:47

21 Eylül 2006

ŞEKERBANK'IN YÜZDE 33,9 HİSSESİNİN DEVRİNE İZİN ÇIKTI... -REKABET KURULU, ŞEKERBANK T.A.Ş.NİN TOPLAM HİSSELERİNİN YÜZDE 33,9787'SİNİ TEMSİL EDEN HİSSELERİN TURANALEM SECURITIES JSC TARAFINDAN DEVRALINMASI İŞLEMİNE İZİN VERDİ

İSTANBUL (A.A) - Rekabet Kurulu, Şekerbank T.A.Ş.nin toplam hisselerinin yüzde 33,9787'sini temsil eden hisselerin Turanalem Securities JSC tarafından devralınması işlemine izin verdi.
Şekerbank T.A.Ş.den İMKB'ye gönderilen yazıda, şirket ana ortaklarından Şekerbank T.A.Ş. Personeli Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı ile Şekerbank T.A.Ş. Personeli Sosyal Sigorta Sandığı Vakfı'ndan şirkete iletilen açıklamaya yer verildi.
Şekerbank'ın yazısında, Rekabet Kurulundan yapılan bildirimde Şekerbank T.A.Ş.nin toplam hisselerinin yüzde 33,9787'sini temsil eden hisselerin Turanalem Securities JSC tarafından devralınması işlemine izin verildiğinin belirtildiği ifade edildi, ayrıca Şekerbank T.A.Ş.nin bağlı şirketlerinden Şeker Faktoring Hizmetleri A.Ş., Şeker Finansal Kiralama A.Ş. ve Şeker Yatırım Menkul Değerler A.Ş.nin Şekerbank T.A.Ş. hisselerinin devri işleminin sonucu olarak dolaylı sermaye payları nedeniyle Turanalem Securities JSC tarafından kontrolüne, 4054 sayılı kanunun 7. maddesı gereğince Rekabet Kurulu tarafından izin verildiği kaydedildi.



AreX 21 Eylül 2006 12:09

21 Eylül 2006

OFF-SHORE ÖDEMELERİ... -İMAR BANKASINDA KIYI BANKACILIĞINDAN FAİZ GELİRİ ELDE EDENLERİN VERGİ İLİŞİĞİ İLE İLGİLİ İŞLEMLERİ 3 GRUPTA TOPLANDI -VERGİ UYGULAMALARI BAKIMINDAN SORUNU OLMADIĞI BELİRLENEN 3 BİN 589 KİŞİYE, ''VERGİ İLİŞİĞİ YOKTUR'' YAZISI VERİLECEK -İKİNCİ GRUPTA YER ALAN 6 BİN 171 HESAP SAHİBİ DE FAİZ GELİRLERİNİ BEYAN EDEREK, TAHAKKUK EDECEK VERGİLERİ ÖDEMELERİ HALİNDE SÖZ KONUSU YAZIYI ALABİLECEK -BU GRUPTA YER ALAN MÜKELLEFLER, VERGİ BORÇLARINI, ZİRAAT BANKASINDAKİ HESAPLARINDAN DA ÖDEYEBİLECEKLER -ÜÇÜNCÜ GRUPTA YER ALAN HESAP SAHİPLERİ HAKKINDA İSE VERGİ İNCELEMELERİ HENÜZ TAMAMLANMADI

ANKARA (A.A) - Gelir İdaresi Başkanlığı, İmar Bankasında hesabı bulunan ve kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) faiz geliri elde edenlerin vergi ilişiğiyle ilgili yapacakları işlemleri belirledi, Ziraat Bankasına ve vergi dairelerine bildirdi.

Gelir İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamada, Bakanlar Kurulu Kararı ile bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan İmar Bankasında hesabı bulunan kişilere yapılacak ödemelere ilişkin usullerin düzenlendiği anımsatıldı. Bu çerçevede kıyı bankacılığından elde edilen faiz gelirleri için ilgili vergi dairesinden ''vergi ilişiğinin olmadığına'' dair belgenin, ödemeyi yapacak görevli bankaya ibrazı gerektiği kaydedildi.

Bu hüküm uyarınca, söz konusu belgenin verilebilmesi için hak sahiplerince elde edilen faiz gelirlerinin beyan edilip, vergilerinin ödenmiş olması gerektiği belirtilen açıklamaya göre, Gelir İdaresi Başkanlığı, Ziraat Bankası ile işbirliği içinde ödeme yapılacak kişileri tespit etti. Vergi uygulamaları çerçevesinde durumları tek tek değerlendirilerek vergi ilişiği olmadığına ilişkin belge talep eden kişilerin başvuruları üzerine yapılacak işlemler, 3 grupta toplandı ve vergi dairelerinin bilgisayar sistemlerine aktarıldı.

Birinci gruptaki hesap sahiplerinin vergi uygulamaları bakımından herhangi bir sorunu olmadığından başvuruları üzerine talep ettikleri belgeler ilgili vergi dairelerince verilecek. Bu grupta toplam 3 bin 589 hesap sahibi yer alıyor.

İkinci grupta yer alan 6 bin 171 hesap sahibinin ise kıyı bankacılığından elde ettikleri faiz gelirlerini beyan ederek, tahakkuk edecek vergileri ödemeleri halinde vergi ilişikleri kalmayacak ve kendilerine ilgili Banka tarafından ödeme yapılabilecek.

Bu grupta yer alan mükelleflerin hesaplanan vergi borçlarını, vergi dairelerine ödemeleri mümkün bulunduğu gibi Ziraat Bankasındaki hesaplarından da ödemelerine imkan sağlandı. Banka tarafından yapılan tahsilatın vergi dairesi kayıtlarına aktarılması, en geç 3 gün içinde sağlanacak. Bunun akabinde kendilerine vergi ilişiği olmadığına dair belge verilecek.

Üçüncü grupta yer alan hesap sahipleri hakkında ise vergi incelemeleri henüz tamamlanmadığından bu kişilere, bu aşamada vergi ilişiği olmadığına ilişkin belge verilemeyecek ve Banka tarafından kendilerine ödeme yapılamayacak.

Vergi ilişiği ile ilgili başvuruda bulunmamış hesap sahiplerinin ilgili vergi dairelerine başvurmaları, daha önce başvuranların ise haklarında yapılacak işlemi öğrenmeleri için başvurularını yaptıkları vergi daireleri ile irtibata geçmeleri gerekiyor.


AreX 21 Eylül 2006 12:59

21 Eylül 2006

DÜNYA BANKASI BAŞKAN YARDIMCISI KATSU: -''TÜRKİYE EKONOMİSİ DAHA GÜÇLÜ HALE GELDİĞİ İÇİN, BAHAR AYLARINDAKİ DALGALANMAYI ÇABUK ATLATTI'' -''BAZI EKONOMİK GÖSTERGELER YENİDEN RAYINA OTURMAYA BAŞLADI'' -''TÜRKİYE'YE BUNDAN SONRA, DAHA ÇOK YAPISAL REFORM ALANINDA DESTEK SAĞLAYACAĞIZ''

SİNGAPUR (A.A) - Dünya Bankasının, aralarında Türkiye'nin bulunduğu bölgeden sorumlu başkan yardımcısı Shigeo Katsu, Türkiye ekonomisinin daha güçlü hale gelmesi nedeniyle, bahar aylarında ortaya çıkan dalgalanmayı çabuk atlattığını söyledi.

Shigeo Katsu, Dünya Bankası-IMF Yıllık Toplantıları için bulunduğu Singapur'da, A.A muhabirinin Türkiye ekonomisine ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye ekonomisinin 2001 ve öncesi döneme artık benzemediğinin altını çizen Katsu, son yıllarda, kamu maliyesi, bankacılık, sosyal güvenlik sistemi gibi alanlarda gerçekleştirilen yapısal reformların sonucu, Türkiye ekonomisinin daha güçlü bir hale geldiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinde yapısal bir dönüşümün sağlanması sonucunda, enflasyonun uzun yıllar sonra tek hanelere gerilediğini belirten Katsu, ekonomik büyümenin de güçlü bir şekilde devam ettiğini ifade etti.

-EKONOMİK GÖSTERGELER YENİDEN RAYINA OTURUYOR-

Shigeo Katsu, bahar aylarındaki dalgalanmanın ardından rayından çıkan bazı ekonomik göstergelerin de yeniden rayına oturmaya başladığını söyledi.

Türkiye'nin ekonomik programını aynı şekilde sürdürmesi ve yapısal reformlara da devam etmesi halinde, kırılganlığının azalacağını belirten Katsu, bu politika sonucunda, bundan sonra küresel ekonomide çıkabilecek dalgalanmalardan da daha az etkileneceğini kaydetti.

-YAPISAL REFORM DESTEĞİ-

Türkiye'nin ekonomideki yapısal dönüşümü, başarılı yapısal reformlarla kazandığına dikkati çeken Katsu, bunun kalıcı hale getirilebilmesi ve kırılganlıkların azaltılması için yapısal refromların devam ettirilmesinin önemine işaret etti.

Türkiye'nin üçer yıllık Ülke Yardım Stratejisi (CAS) çerçevesinde Banka'dan mali ve teknik destek aldığını belirten Katsu, yeni CAS döneminin başlayacağı gelecek yıl bu yardımın devam edeceğini vurguladı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde yapısal reformlara ağırlık vereceğinin altını çizen Katsu, bu çerçevede, Türkiye'ye önümüzdeki yıllarda ağırlıklı olarak yapısal reform desteği sağlayacaklarını kaydetti.

-BABACAN VE YENİ ÜLKE DİREKTÖRÜ-

Bu arada görev süresi tamamlanmak üzere olan Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink'in yerine gelecek yeni ülke direktörü konusunda ise Katsu, yeni direktörün henüz kesinleşmediğini, ancak yakın zamanda bu kişinin belirleneceğini ifade etti.

Öte yandan Katsu, Dünya Bankası-Türkiye ilişkileri çerçevesinde, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın başarılı bir kişi olarak Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelere katkıda bulunduğunu söyledi.

-BANKA, TÜRKİYE'YE 6 MİLYAR DOLARDAN FAZLA DESTEK SAĞLADI-

Dünya Bankası, gelecek yıl sona erecek olan üç yıllık CAS dönemi çerçevesinde Türkiye'ye 6 milyar dolardan fazla finansal kaynak sağladı.

Yetkililer, Türkiye'nin IMF'deki kotasının artırılmasını, Banka'nın da takip etmesi gerektiğini, bu nedenle artacak olan kota çerçevesinde, Türkiye'nin yine gelecek yıl başlayacak olan yeni CAS döneminde, Banka'dan daha çok finansal kaynak sağlama imkanının olacağını vurguluyor.


AreX 21 Eylül 2006 13:35

21 Eylül 2006

TMO İLE FİSKOBİRLİK ANLAŞTI

ANKARA - TMO ile Fiskobirlik anlaştı.
Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Pamuk, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Toprak

Mahsulleri Ofisi (TMO) ile ''TMO adına fındık alınması, FİSKOBİRLİK depolarının kullandırılması ve depolardaki 2005 yılı ürününün bedelinin ödenmesi için kredi bulunması konusunda anlaşma sağladıklarını açıkladı.
Anlaşmaya ilişkin protokol yarın imzalanacak.


evo 22 Eylül 2006 09:51

ENFLASYON BEKLENTİSİ %9,63'E İNDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/enf_bek_eylul06.jpg

ANKARA - Merkez Bankası tarafından düzenlenen beklenti anketine göre, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 9,77'den yüzde 9,63'e geriledi.
Merkez Bankası, Eylül ayının ikinci dönemine ilişkin beklenti anketi sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, yıl sonu enflasyon beklentisi, tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) bazında Eylül ayının ilk anketine göre 0,14 puan azalarak yüzde 9,77'den yüzde 9,63'e indi.

http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif

KAPALIÇARŞI'DA DÖVİZ

İstanbul serbest piyasada dolar 1,5180 , avro 1,9400 YTL'den güne başladı. Kapalıçarşı'da 1,5160 YTL'den alınan dolar 1,5180 YTL'den satılıyor. 1,9380 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,9400 YTL olarak belirlendi. Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,4800 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,8820 YTL olmuştu.


AreX 22 Eylül 2006 10:45

22 Eylül 2006

ULUSLARARASI FİNANS ENSTİTÜSÜ BAŞKANI DALLARA: -''TÜRKİYE'YE 2007 YILINDA, YAKLAŞIK 20 MİLYAR DOLARLIK BİR DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE GELECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUZ'' -''AB YOLUNDA GERÇEKLEŞTİRİLEN REFORMLAR, TÜRKİYE PİYASASINA OLAN İLGİYİ ARTIRDI''

SİNGAPUR (A.A) - Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Başkanı Charles Dallara, Türkiye'ye gelecek yıl yaklaşık 20 milyar dolar düzeyinde bir doğrudan yabancı sermaye geleceğini tahmin ettiklerini söyledi.
Dünyadaki bankalar ve finans kuruluşlarının neredeyse tümünün üyesi olduğu ve merkezi Washington'da bulunan IIF'nin Başkanı Dallara, IMF-Dünya Bankası toplantısı için geldiği Singapur'da Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin, enflasyon ve ekonomik büyüme başta olmak üzere makro ekonomik durumunda iyileşme sağladığının altını çizen Dallara, özellikle bu yıl bankacılık başta olmak üzere önemli bir yabancı sermaye ilgisinin olduğunu kaydetti.

-AB SÜRECİNİN OLUMLU ETKİSİ-

Özellikle Avrupa Birliği (AB) yolunda alınan önlemlerin ve reformların Türkiye piyasasına olan ilgiyi artırdığını vurgulayan Dallara, AB sürecinde, yalnızca özel portföy cinsinden sermaye değil, doğrudan yatırımın da artan oranda Türkiye'ye gelmesini beklediklerini söyledi.
Uygulanmakta olan politikaların kararlı bir şekilde sürdürülmesinin piyasalardaki güveni daha da artıracağını belirten Dallara, istikrarlı politikaların da uzun vadeli yabancı sermayenin en çok aradığı koşullardan biri olduğunu hatırlattı.

Türk bankacılık sektörünün geçtiğimiz yıllarda alınan yapısal önlemler sonucunda güçlü bir yapıya kavuştuğunu belirten Dallara, bu nedenle bankacılık sektörüne olan yabancı ilgisinin devam ettiğini vurguladı.

-KÜRESEL DENGESİZLİKLER-

Küresel dengesizliklerin devam ettiğini de hatırlatan Dallara, özellikle ABD ekonomisindeki yavaşlamanın, küresel dengesizliği artırdığını, sanayileşmiş ülkelerdeki faiz ve enflasyon artışının da yükselen piyasalara giden fonları azalttığını ifade etti.
2005 yılında yükselen piyasaların portföy cinsinden önemli miktarda sermaye çektiğini belirten Dallara, bu olumlu konjonktürün bu yıl devam etmediğini ve yükselen piyasalardan özel sermaye çıkışı olduğunu söyledi.

Dallara, Türkiye ve diğer yükselen piyasaların, mali disiplini koruyarak ve IMF gibi uluslararası kuruluşlarla sıkı bir işbirliği yaparak, küresel dengesizliklerin olumsuz etkilerinden korunabileceklerini kaydetti.


AreX 22 Eylül 2006 11:13

22 Eylül 2006

YAPI VE KREDİ BANKASI-KOÇBANK BİRLEŞMESİ... -İKİ BANKANIN DÜN YAPILAN OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL TOPLANTILARINDA KOÇBANK A.Ş'NİN TÜM HAK, ALACAK, BORÇ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİYLE BİRLİKTE YAPI VE KREDİ BANKASINA DEVRİ SURETİYLE İKİ BANKANIN BİRLEŞTİRİLMESİ VE BU BİRLEŞME SONUCUNDA KOÇBANK A.Ş'NİN İNFİSAH ETTİRİLMESİ ONAYLANDI

İSTANBUL (A.A) - Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ve Koçbank A.Ş olağanüstü genel kurullarında, Koçbank A.Ş'nin tüm hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte Yapı ve Kredi Bankasına devri yoluyla iki bankanın birleştirilmesi ve Koçbankın yürürlükten kaldırılması onaylandı.

Yapı ve Kredi Bankasından Borsaya gönderilen açıklamada, genel kurulda birleşme ve devir sözleşmesinin onaylandığı kaydedildi.
Açıklamada, Superonline'ın Çukurova Holding A.Ş'ye devrinden sonra, Superonline'ın bankaya olan nakdi kredi borcunun silinmesine ve bu sebeple, banka tarafından ilgili davadan feragat edilmesine karar verildiği kaydedildi.

Akdeniz Marmara ve Bayındırlık isimli şirketlerin ise diğer iştirak şirket olan Enternasyonel bünyesinde birleşmelerine ve bu birleşme sonucunda ortaya çıkacak mal varlığının vergi ve kamu borçlarının kapanmasından sonra kalan kısmının, adı geçen şirketlerin bankaya olan borçlarının ödenmesinde kullanılmak üzere adı geçen şirketlerle borç tasfiye sözleşmesi imzalanmasına karar verildiği aktarıldı.

Açıklamada, bu işlemlerin ifa ve icrası için banka yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiği bildirildi.


22 Eylül 2006

YAPI KREDİ'NİN HİSSE SIRASI KAPATILDI

İSTANBUL (A.A) - Yapı ve Kredi Bankası hisse senedinin sırası kapatıldı.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan (İMKB) yapılan açıklamada, şirketin olağanüstü genel kurul sonuçlarının duyurulabilmesi amacıyla hisse sırasının geçiçi olarak kapatıldığı bildirildi.
Açıklamada, şirketin hisse sırasının saat 09.50 itibariyle yeniden açılacağı duyuruldu.


AreX 22 Eylül 2006 13:18

22 Eylül 2006

TOKİ'DEN BÜYÜK SATIŞ... -TOKİ 9 BİN 22 KONUTU, BÜYÜK BÖLÜMÜ ''ŞARTSIZ'' OLMAK ÜZERE SATIŞA ÇIKARDI -DAHA ÖNCE ''ŞARTSIZ'' OLARAK SATIŞA ÇIKARILAN 5 BİN 885 KONUTTAN 2 BİN 819'U İSE SATILDI -TOKİ BAŞKAN VEKİLİ BAYRAKTAR: ''FAZLA KONUT ÜRETİMİ SÖZ KONUSU DEĞİL. ÖZELLİKLE KÜÇÜK ŞEHİRLERDE, KONUT İHTİYACI ÇOK, AMA VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ YOK'' -''ALT GELİR GRUBUNDAKİ VATANDAŞLARIN ALIM GÜCÜNÜN FONLA DESTEKLENMESİ, TAPU VE İSKAN HARÇLARININ ALINMAMASI YARARLI OLUR''

ANKARA (A.A) - Son üç yılda yaklaşık 210 bin konutun inşaatını başlatan, bunların 85 binini bitirme aşamasına getiren Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), özellikle küçük yerleşim yerlerindeki konutların satışı konusunda sorun yaşıyor.

Bu yılın ilk yarısında ilk kez ''şartsız satış'' kampanyası gerçekleştiren idare, bu kapsamda yine 9 binden fazla konutu satışa sundu.
Satış sorunu yaşanmaması için nüfusu 40 binden düşük yerlerde örgütlü talep olmadan konut üretmeme kararı alan TOKİ, daha önce üretilen, ilk kez satışa çıkarıldığında satılmayan konutların satış şartlarını da kolaylaştırıyor.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Haziran-Temmuz'da 5 bin 885 konutu ''şartsız satışa'' çıkaran, bunlardan 2 bin 819'unu satan TOKİ, büyük bölümü ''şartsız'' olmak üzere 9 bin 22 konutun satışı konusunda, yarın tanıtım kampanyası başlatacak.

Özellikle alt gelir grubuna yönelik projeler kura yöntemi ile satışa sunulurken, başvuran sayısının konut sayısından az olması durumunda, isteyen istediği konutu seçebilecek. Diğer konut projelerinde ise önce gelen istediği konutu alabilecek. Ziraat ve Halk bankalarının aracılık edeceği satışlarda, vade, alt gelir grubuna yönelik projelerde 180 aya çıkıyor. Diğer konut projelerinde vadeler, 60-144 ay arasında değişiyor.
Bazı konut projelerinde, Aralık sonuna kadar başvuru süresi verildi.

-''VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ YOK''

TOKİ Başkan Vekili Erdoğan Bayraktar, A.A muhabirine yaptığı değerlendirmede, ''fazla konut üretiminin söz konusu olmadığını'' belirtirken, ''Özellikle küçük şehirlerde konut ihtiyacı çok fazla, ama vatandaşın alım gücü yok'' dedi.

''TOKİ'nin satış haritasının, vatandaşın ekonomik durumunun da bir göstergesi'' olduğuna işaret eden Bayraktar, Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir gibi gelişmiş kentlerde satışa çıkarılan bütün projelerin kısa sürelerde satıldığını, ancak ekonomik olarak az gelişmiş yerlerde, alt gelir grubuna yönelik konutlara bile yeterli talep gelmediğini söyledi.
TOKİ'nin, ekonomik olarak az gelişmiş yörelerde ve alt gelir grubuna yönelik projelerde çoğu zaman arsa ve sosyal donatı bedellerini hesaba katmadan veya sembolik düzeyde katarak, maliyetine konut sattığını anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:

''Ekonomisi gelişmiş yörelerde, vatandaşın alım gücü var ve yaptığımız konutlara büyük talep geliyor. Az gelişmiş yerlerde ise vatandaşın alım gücü yok. Bu alım gücünün belki bir fonla desteklenmesi gerekir. Ayrıca, tapu ve iskan harçlarının alınmaması da bu vatandaşların konut maliyetlerinin düşürülmesi açısından yararlı olur. Bugün Türkiye'de 2,5 milyon konut açığı var. Konut fazlalığı ya da (TOKİ'nin ihtiyaç olmayan yerlerde konut ürettiği) görüşü kesinlikle doğru değil. Türkiye'deki kaç konut depreme dayanıklı, kaçı insani ve modorn yaşam standartlarını sağlıyor? TOKİ, yaptığı projeler ile vatandaşa modern, insani yaşam şartlarını sağlıyor. Ancak, alım gücü olmayan vatandaş maalesef bunları alamıyor, gecekondularda yaşamaya devam ediyor.''

Uygulanan konut politikasının ekonomiye de büyük canlılık getirdiğini, istihdamı ve sanayide üretimi artırdığını belirten Bayraktar, ''Hükümetin TOKİ tarafından uygulanan konut politikası, kesinlikle doğru ve bu politika geliştirilerek devam ettirilmeli'' dedi.

Gelir sağlayan projeler dışında, bundan sonra gecekondu dönüşüm ve alt gelir grubuna yönelik projelere, tarım köy uygulamalarına ağırlık vereceklerini vurgulayan TOKİ Başkan Vekili Bayraktar, satış sorunu yaşanmaması için nüfusu 40 binden az olan yerlerde örgütlü talep olmadan konut üretmeme kararı uyguladıklarını hatırlattı. Buna rağmen şimdiye kadar 150'nin üzerinde örgütlü talep geldiğini belirten Bayraktar, piyasa şartlarını da dikkate alarak ihalelerin gerçekleştirildiğini kaydetti.


-''ŞARTSIZ'' SATIŞA ÇIKARILAN KONUTLAR

TOKİ, uyguladığı projeleri, öncelikle kura yöntemi ile satışa sunuyor. Bu satış sırasında konutlara yeterli talep gelmezse, kalan konutlar ''şartsız, açık satışa'' çıkarılıyor.

TOKİ'nin ''şartsız, açık satış'' kampanyasında, ''konut satın almak için başvuruda bulunan kişilerin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukları üzerine tapuda kayıtlı bağımsız bir konutun bulunmaması, daha önce TOKİ tarafından satılmış bir gayrimenkule sahip olmamış ve daha önce TOKİ'den kredi almamış olmaları'' şartları aranmıyor. Parası olanlar, bu konutlardan yatırım amacıyla da alabiliyor.

Bu kampanya sayesinde isteyenler, TOKİ standartlarında 120-143 metrekarelik evleri, 45-65 bin YTL'ye, üstelik 180 aya kadar ulaşan vadelerle alabilecek.

TOKİ, açık satışa sunduğu bir çok projede ayrıca, ''konutu aldıktan sonra 1 yıl süreyle üçüncü şahıslara devretmeme'' şartını da kaldırdı.

TOKİ yetkilileri, aynı yapım standardında olmasına karşın, taşradaki projelerdeki konut fiyatlarının, büyükşehirlere göre daha düşük olduğuna dikkat çekiyor.

A.A muhabirinin yaptığı belirlemelere göre, TOKİ, Adıyaman-Besni, Aksaray-Eskil ve Merkez, Ankara-Şereflikoçhisar, Bilecik-Merkez, Bitlis-Ahlat, Diyarbakır-Ergani, Elazı-Palu, Giresun-Şebinkarahisar, Gümüşhane-Merkez, Hatay-Dörtyol ve Kırıkhan, Karaman-Merkez, Kars-Sarıkamış, Kırşehir-Kaman, Kocaeli-Gebze, Konya-Beyşehir ve Halkapınar, Malatya-Akçadağ, Mardin-Kızıltepe ve Merkez, Niğde-Bor, Ordu-Fatsa, Trabzon-Akçaabat, Yozgat-Boğazlıyan, Merkez ve Yerköy'de bulunan konutlarını açık satışa sunuyor.

Alt gelir gurubuna yönelik Adana-Sofulu, Afyon-merkez, Ağru-Patnos, Amasya-Merkez, Ankara-Kuzey Polatlı, Ankara-Şereflikoçhisar, Antalya-Çıplaklı, Kayseri-Melikgazi, Sivas-Suşehri, Tokat-Merkez, Trabzon-Bahçecik'teki konutlarını ise kura yöntemi ile satacak. TOKİ, şimdiye kadar satışa sunduğu 150 bin 694 konuttan 132 bin 151'ini sattı.


evo 23 Eylül 2006 09:41

TOKİ'DEN BÜYÜK SATIŞ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/toki.jpg

ANKARA - Son üç yılda yaklaşık 210 bin konutun inşaatını başlatan, bunların 85 binini bitirme aşamasına getiren Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), özellikle küçük yerleşim yerlerindeki konutların satışı konusunda sorun yaşıyor.
Bu yılın ilk yarısında ilk kez ''şartsız satış'' kampanyası gerçekleştiren idare, bu kapsamda yine 9 binden fazla konutu satışa sundu.
Satış sorunu yaşanmaması için nüfusu 40 binden düşük yerlerde örgütlü talep olmadan konut üretmeme kararı alan TOKİ, daha önce üretilen, ilk kez satışa çıkarıldığında satılmayan konutların satış şartlarını da kolaylaştırıyor.
Haziran-Temmuz'da 5 bin 885 konutu ''şartsız satışa'' çıkaran, bunlardan 2 bin 819'unu satan TOKİ, büyük bölümü ''şartsız'' olmak üzere 9 bin 22 konutun satışı konusunda, yarın tanıtım kampanyası başlatacak.
Özellikle alt gelir grubuna yönelik projeler kura yöntemi ile satışa sunulurken, başvuran sayısının konut sayısından az olması durumunda, isteyen istediği konutu seçebilecek. Diğer konut projelerinde ise önce gelen istediği konutu alabilecek. Ziraat ve Halk bankalarının aracılık edeceği satışlarda, vade, alt gelir grubuna yönelik projelerde 180 aya çıkıyor. Diğer konut projelerinde vadeler, 60-144 ay arasında değişiyor.
Bazı konut projelerinde, Aralık sonuna kadar başvuru süresi verildi.


AreX 23 Eylül 2006 10:39

23 Eylül 2006

MENKUL KIYMET İHRACI... -FİNANSBANK 10 MİLYON YTL TUTARINDA FON KATILMA BELGESİ İHRACI İÇİN KURUL'A BAŞVURDU

ANKARA (A.A) - Finansbank A.Ş. 10 milyon YTL tutarında Quant B Tipi Değişken Fon katılım belgesi ihracı için Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) başvurdu.

SPK haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, Egeli ve Co. Yatırım Ortaklığı A.Ş'de iç kaynaklardan karşılanmak üzere 4 milyon 199 bin 600 YTL'lik bedelsiz hisse senedi ihracı talebiyle Kurul'a başvuruda bulundu.

Öte yandan İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. 500 milyon YTL olan kayıtlı sermaye tavanını 2 milyar YTL'ye yükseltmek amacıyla kurula başvuruda bulundu. Şirketin ödenmiş veya çıkarılmış sermayesi 329 milyon 966 bin YTL.


AreX 23 Eylül 2006 14:01

23 Eylül 2006


GÜNEYDOĞU'DAN AB'YE İHRACAT...
-BÖLGE İLLERİNDEN AB ÜYESİ ÜLKELERE YAPILAN İHRACAT YÜZDE 31,45 ARTTI -AB ÜYESİ ÜLKELERE YAPILAN İHRACATIN BÖLGENİN TOPLAM İHRACATI İÇİNDEKİ PAYI YÜZDE 24,12'YE YÜKSELDİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesinden Avrupa Birliği (AB) üye ülkelere yapılan ihracat, bu yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,45 arttı.

AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Genel
Sekreterliği verilerinden derlediği bilgiye göre, Ocak-Ağustos 2006 döneminde,
bölge illerinden AB üyesi ülkelere 346 milyon 389 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Birlik üyesi ülkelere yapılan ihracatla sağlanan 346 milyon 389 bin dolar döviz girdisinin 307 milyon 631 bin doları tekstil ve ham maddeleri, 30 milyon
145 bin doları kuru meyve ve mamulleri, 6 milyon 176 bin doları hububat ve
bakliyat ve 2 milyon 437 bin doları da canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri dış
satımıyla elde edildi.

Bölge illerinden AB üyesi ülkelere geçen yılın aynı döneminde 263 milyon 497
bin dolarlık ihracat yapılmıştı. Döviz girdisinin 226 milyon 887 bin doları
tekstil ve ham maddeleri, 29 milyon 439 doları kuru meyve ve mamulleri, 5 milyon
509 bin doları hububat ve bakliyat ve 1 milyon 662 bin doları canlı hayvan su
ürünleri ve mamulleri ihracatıyla sağlanmıştı.

Bu yılın ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre, AB üyesi ülkelere
canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri ihracatı yüzde 46,63, hububat ve bakliyat
ihracatı yüzde 12,10, kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 2,39, tekstil ve ham
maddeleri ihracatı yüzde 35,58 artış gösterdi.

-BÖLGE İHRACATI İÇİNDEKİ PAYI ARTTI-

Ocak-Ağustos 2006 döneminde AB üyesi ülkelere yapılan ihracatın bölgenin
toplam ihracatı içindeki payı yüzde 24,12 oldu. AB üyesi ülkelerin bölgenin
toplam ihracatı içindeki payı geçen yıl aynı döneminde yüzde 22,62 olmuştu.

Bölge illerinden en fazla ihracat yapılan AB üyesi ülkeler 93 milyon 925 bin
dolarlık ihracat ile İtalya, 49 milyon 249 bin dolarlık ihracat ile Almanya ve 43
milyon 157 bin dolarlık ihracat yapılan Polonya oldu.
5 milyon doların üzerinde ihracat yapılan 11 AB üyesi ülkeden Almanya, Portekiz ve Macaristan'a yapılan ihracatta gerileme yaşanırken, İtalya, Polonya,
İngiltere, İspanya, Yunanistan, Belçika, Fransa ve Hollanda'ya ihracat yüzde 9.54
ile yüzde 228,17 arasında değişen oranlarda arttı.


AreX 23 Eylül 2006 14:29



AreX 23 Eylül 2006 17:15

23 Eylül 2006

YATIRIMCI REHBERİ (1) -GEÇEN HAFTA HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 4,60 DEĞER YİTİRDİ -YENİ TÜRK LİRASI KARŞISINDA ABD DOLARI YÜZDE 3,89, AVRO DA YÜZDE 4,73 DEĞER KAZANDI -24 AYAR KÜLÇE ALTININ GRAM SATIŞ FİYATI YÜZDE 5,88, CUMHURİYET ALTINININ SATIŞ FİYATI DA YÜZDE 5,46 ARTTI -YATIRIM FONLARI GEÇEN HAFTA ORTALAMA YÜZDE 0,43 DEĞER KAZANDI -AYLIK MEVDUAT FAİZİNİN HAFTALIK NET GETİRİSİ YÜZDE 0,27, HAFTALIK REPONUN NET GETİRİSİ YÜZDE 0,32 OLDU

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri, geçen hafta ortalama yüzde 4,60 oranında değer yitirdi.

Geçen hafta, FED'in faiz artırımına gitmeyeceği yönündeki beklentileri destekleyen düşük ABD ÜFE verileri ve 60 dolar seviyesinin altına gerileyen petrol fiyatlarının etkisiyle hafta başından itibaren gelişmiş ülkelere endeksli 38.000 seviyesi üzerinde iyimser bir görünüm sergileyen İMKB'de, beklentiler dahilinde açıklanan FED toplantı sonuçlarına karşın, Perşembe günü 38.500 direncinin aşılamamasıyla birlikte satışların hız kazandığı gözlendi.

Gelişmekte olan ülke piyasalarında yaşanan dalgalanmanın büyük rol oynadığı bu geri çekilme, döviz ve faizlerde tırmanan yükselişle birlikte bir panik havası yaratarak Cuma günü yerini sert bir düşüşe bıraktı.
Macaristan'da yaşanan siyasi kriz, Tayland'da gerçekleşen askeri darbe, Güney Afrika'da son 25 yılın en büyük cari açığı, Brezilya Başbakanı ile ilgili yolsuzluk iddiaları ve petrol fiyatlarındaki keskin düşüşün en büyük emtia ihracatçılarından Brezilya ve Rusya ekonomisinde yarattığı olumsuz etki başta olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde öne çıkan bu sıkıntılar global anlamda birçok piyasada tedirginlik yaratmaya devam ediyor.

Hisse senetleri Pazartesi günü yüzde 0,27'lik artışla haftaya başladı. Salı günü de ortalama yüzde 0,27 değer kazanan hisse senetleri, haftanın kalan üç gününü düşüşle tamamladı. Hisse senetleri Çarşamba günü ortalama yüzde 0,18, Perşembe günü ortalama yüzde 1,27 ve Cuma günü de ortalama yüzde 3,71 oranında değer yitirdi.

-GELECEK HAFTA-

Uzmanlar, iç piyasada kısa vadeli önemli bir beklentinin bulunmaması nedeniyle, seyrin önümüzdeki hafta da yine yurt dışı ve alternatif piyasalara paralel olarak şekillenmesinin bekleneceğine işaret ederek, dış piyasalarda belirgin bir toparlanma oluşmadığı takdirde, düşüşün sürmesinin, fakat teknik olarak kritik destek seviyelerine gelinmiş olunması nedeniyle, psikolojik olarak satış baskısının gücünü bir miktar kaybetmesinin beklenebileceğini savunuyor.

-ÖZETLE PİYASALAR-

Borsa, geçen hafta geriledi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'ndaki oranlarda iniş-çıkışlı bir seyir izlendi. Dolar ve avroda artış eğilimi vardı. Altın fiyatları da geçen haftayı artışla kapattı. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı.

Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,60 oranında değer yitirdi. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 5,88, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,46 arttı.

Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta ortalama yüzde 0,43 oranında yükseldi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,32 olarak gerçekleşti.

-BORSA ENDEKSLERİ-

İMKB Ulusal-100 Endeksi, geçen hafta 1.753,90 puan düşüşle 38.143,91 puandan 36.390,01 puana indi. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama kayıp yüzde 4,60 oldu.

İMKB Ulusal-Mali Endeksi 2.821,05 puan düşüşle 60.107,85 puandan 57.286,80 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 1.366,64 puan düşüşle 29.268,75 puandan 27.902,11 puana ve Ulusal-Hizmetler Endeksi 422,67 puan düşüşle 21.090,27 puandan 20.667,60 puana geriledi.

Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 4,69, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 4,67 ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 2,00 oranında değer yitirdi.

-KAZANANLAR VE KAYBEDENLER-

Borsada geçen hafta işlem gören 322 hisse senedinden 45'i değer kazanırken, 261 hisse senedi değer yitirdi, 16 hisse senedinin değeri de değişmedi.

Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 33,33 ile Emek Elektrik hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 30,43'lük artışla Marmaris Altınyunus hisseleri ikinci ve yüzde 25,86'lık artışla Egeplast hisseleri üçüncü oldu.
En yüksek oranlı düşüş ise yüzde 22,73 ile Tek-Arta Turizm hisselerinde oldu. Lüks Kadife hisseleri yüzde 15,82'lik kayıpla ikinci, yüzde 15.24'lük kayıpla da Borova Yapı hisseleri üçüncü sırada yer aldı.

-DÖVİZ-

Geçen hafta YTL karşısında, tüm döviz türleri değer kazandı. İstanbul serbest döviz piyasasında alınıp satılan ABD Doları Yeni Türk Lirası karşısında yüzde 3,89, avro da yüzde 4,73 yükseldi. İngiliz Sterlini'ndeki artış yüzde 5,07, İsviçre Frangı'ndaki artış da yüzde 5,58 oldu.

Serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Doları'nın Yeni Türk Lirası satış fiyatı 0,0570 YTL artarak 1,5240 YTL'ye, avronun fiyatı 0,0880 YTL artarak 1,9480 YTL'ye, İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,1400 YTL artarak 2,9000 YTL'ye ve İsviçre Frangının fiyatı da 0,0650 YTL artarak 1,2300 YTL'ye çıktı.

Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,5100 YTL'den, Avro 1,9290 YTL'den, İngiliz Sterlini 2,8850 YTL'den ve İsviçre Frangı da 1,2250 YTL'den satılıyordu.

-ALTIN-

Kapalıçarşı'da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bir önceki hafta sonuna göre yüzde 5,88, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 5,46 arttı.

Dünkü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 28,80 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 193,00 YTL'ye çıktı.
İstanbul Altın Borsası'nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı da yüzde 4,40 artarak 28,71 YTL'ye yükseldi.

-YATIRIM FONLARI-

Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,43 oranında değer kazandı.

Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 2.916 puan artarak 673.002 puandan 675.918 puana yükseldi.

Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 3,10'luk artışla İş Bankası A Tipi İştirak Fon, yüzde 2,42'lik artışla Global A Tipi İMKB-100 ENdeks Fon ve yüzde 1,89'luk artışla da Evgin A Tipi Değişken Fon olarak sıralandılar.

Haftanın en çok değer yitiren katılma belgeleri ise yüzde 1,26'lık düşüşle Vakıf A Tipi Karma Bereket Fon, yüzde 0,65'lik düşüşle Global A Tipi Karma Hızır Reis Fon ve yüzde 0,57'lik düşüşle İş A Tipi Metal Eşya Endeks Fon oldular.

-TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO-

Hazine geçen hafta ihale düzenlemedi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,29 ile yüzde 0,38 arasında gerçekleşti.

Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27 olarak gerçekleşti.

Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı'nda ortalama faizi yüzde 18,5 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,32 oldu.


AreX 25 Eylül 2006 10:31

25 Eylül 2006

İÇ BORÇ ÖDEMESİ... -HAZİNE, BU HAFTA 6,7 MİLYAR YTL İÇ BORÇ ÖDEMESİ YAPACAK

ANKARA (A.A) - Hazine, bu hafta 6 milyar 721 milyon YTL iç borç ödemesini yapacak.

Hazine, 27 Eylül Çarşamba günü 5 milyar 668 milyon YTL'si piyasaya, 1 milyar 54 milyon YTL'si de kamu kurumlarına yapılan satışların geri ödemesi olmak üzere toplam 6 milyar 721 milyon YTL İç borç ödemesinde bulunacak. Söz konusu ödemenin tamamı YTL cinsinden yapılacak.

Hazine, Eylül ayında 16 milyar 356 milyon YTL'si piyasaya olmak üzere toplam 17 milyar 200 milyon YTL iç borç ödemesi gerçekleştirecek.


AreX 25 Eylül 2006 10:50

25 Eylül 2006

ELEKTRİK ÜRETİM-TÜKETİMİ... -TÜRKİYE'NİN ELEKTRİK ÜRETİMİ, YILIN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE YÜZDE 9,01, TÜKETİMİ İSE YÜZDE 9,21 ARTTI

ANKARA (A.A) - Türkiye'de elektrik üretimi, Nisan-Mayıs-Haziran aylarını kapsayan bu yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,01 artarak 41 bin 660 gigavatsaate (Gwh) yükseldi.
2005 yılının ilk çeyreğinde brüt elektrik üretimi 38 bin 217,4 Gwh olarak hesaplanmıştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan elektrik üretim-dağıtımı ile ilgili verilere göre, bu yılın ikinci çeyreğinde, bu yılın ilk çeyreğine göre ise elektrik üretiminde yüzde 2,05 azalma görüldü.
Bu yılın ikinci çeyreğinde elektrik enerjisinin yüzde 48,72'si Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve EÜAŞ'a bağlı ortaklıklar tarafından, yüzde 41,59'u üretim şirketleri ve yüzde 9,69'u da otoprodüktörler tarafından üretildi.

Üretilen elektriğin yüzde 71,27'si (taşkömürü, linyit, fuel oil, doğal gaz, jeotermal, LPG, nafta ve diğerleri) termik, yüzde 0,05'i rüzgar, yüzde 28,68'i de hidrolik santrallarden sağlandı.

Termik santrallarden sağlanan elektrik içinde linyitin payı yüzde 17,01, doğal gazın payı da yüzde 44,36 olarak belirlendi.

-TÜKETİM-

Elektrik tüketimi ise ikinci çeyrekte, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,21 artarak 30 bin 875 GWh olarak gerçekleşti.

Bunun parasal karşılığı 3 milyar 421 milyon 194,3 bin YTL olarak saptandı.

Geçen yılın aynı döneminde parasal değeri 2 milyar 971 milyon 448,1 bin YTL olan 28 bin 271 Gwh elektrik tüketilmişti.

Bu yılın ikinci döneminde elektrik enerjisinin yüzde 42,79'u sanayide, yüzde 25,34'ü meskenlerde tüketildi.

Ayrıca 2006 yılı ikinci döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik satış gelirleri cari fiyatlarla yüzde 15,14 oranında arttı.

-6 AYLIK VERİLER-

Türkiye'de elektrik üretimi, bu yılın 6 ayında ise 84 bin 191,4 gigavatsaat (Gwh) oldu.

Elektrik tüketimi ise 6 ayda 61 bin 7 GWh olurken, bunun parasal karşılığı 6 milyar 806 milyon 302,4 bin YTL olarak saptandı.


AreX 25 Eylül 2006 11:12

25 Eylül 2006

IMF ESKİ BİRİNCİ BAŞKAN YARDIMCISI ANNE KRUEGER: -''KÜRESEL EKONOMİDE YÜKSELEN PİYASALARDA, BUNDAN SONRA DA DALGALANMALAR OLACAKTIR. TÜRKİYE BU DALGALANMALARDAN DAHA AZ ETKİLENEREK, KIRILGANLIĞINI AZALTMAK İÇİN SON YILLARDA UYGULADIĞI BAŞARILI REFORMLARI SÜRDÜRMELİDİR'' -''TÜRKİYE, DALGALI KUR POLİTİKASINI SÜRDÜRMELİDİR. DİĞER HİÇBİR DÖVİZ KURU REJİMİ, DALGALI KUR REJİMİ KADAR TÜRKİYE'YE YARDIM EDEMEZ'' -''TÜRKİYE'NİN, DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ AĞIRLIĞI ARTIYOR''

ANKARA/SİNGAPUR (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) eski Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger, Türkiye'nin, dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığını belirterek, ancak dalgalanmalardan daha az etkilenmesi için son yıllarda uyguladığı başarılı reformları sürdürmesi gerektiğini kaydetti.

IMF eski Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger, Singapur'daki IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarının ardından A.A muhabirinin sorularını yanıtladı.

Küresel ekonomide yükselen piyasalarda, likiditeye bağlı olarak bundan önce bir dalgalanma olduğunu hatırlatan Krueger, ''bundan sonra da dalgalanmalar olacaktır. Türkiye bu dalgalanmalardan daha az etkilenerek, kırılganlığını azaltmak için son yıllarda uyguladığı başarılı reformları sürdürmelidir'' şeklinde konuştu.

-REFORMLAR VE SIKI MALİ DİSİPLİN...-

Türkiye ekonomisinde, son yıllarda uygulanan reformlar ve mali politikalar sonucunda, enflasyonun tek hanelere indiğine, ekonomik büyümenin sağlandığına ve her şeyden önemlisi kırılganlığın azaldığına dikkati çeken Krueger, Türkiye'nin, bundan sonraki süreçte çok daha dayanıklı bir hale gelmesi için reformları sürdürerek, sıkı mali disipline bağlı kalması gerektiğini vurguladı.

-DALGALI KUR POLİTİKASI...-

Dalgalanmalara karşı uygulanan döviz kuru politikasının önemli bir araç olduğunun altını çizen Krueger, bu çerçevede, Türkiye'nin uyguladığı dalgalı kur politikasının, Türkiye'ye en uygun döviz kuru rejimi olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin, dalgalı kur politikasını sürdürmesinin önemine de dikkati çeken Krueger, ''diğer hiçbir döviz kuru rejimi, dalgalı kur rejimi kadar Türkiye'ye yardım edemez'' dedi.

Dalgalı kur politikasının Türkiye'ye faydasının geçtiğimiz yıllarda kanıtlandığını belirten Krueger, bu kur politikasının şokları emdiğini ve borçların azaldığını, enflasyonun düştüğünü, ekonomik büyümenin de arttığını söyledi.

-TÜRKİYE'NİN DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ AĞIRLIĞI-

Türkiye'nin dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığını ve bunun en somut sonucunun da IMF'nin, Türkiye'nin kotasını artırması olduğunu belirten Krueger, ''Türkiye'nin IMF'deki kotasının artırılması, ekonomik büyüme oranının oldukça yeterli oranda gerçekleştiği ve Türkiye'nin dünya ekonomisindeki payının ve ağırlığının arttığının onaylanmasıdır'' dedi.

-KRUEGER'İN YERİNE LIPSKY...-

Öte yandan, Anne Krueger'in yerine Birinci Başkan Yardımcılığı görevine getirilen John Lipsky ise 1 Eylül 2006 tarihinde görevine resmen başladı.
IMF Başkan Yardımcılığı'na atanan John Lipsky, daha önce, yatırım bankası JP Morgan'ın başkan yardımcılığını yürütüyordu.


AreX 25 Eylül 2006 11:39

25 Eylül 2006

DIŞ BORÇ GERİ ÖDEMESİ... -HAZİNE BU HAFTA, 89,5 MİLYON DOLAR DIŞ BORÇ SERVİSİ YAPACAK ANKARA

Hazine bu hafta, 89,5 milyon dolar genel bütçe ve hazine garantili dış borç servisi yapacak

Hazine haftanın en büyük dış borç geri ödemesini, 42,2 milyon dolar ile 28 Eylül Perşembe günü yerine getirecek. Hazine bugün ve yarın ise 12,2'şer milyon dolar, 27 Eylül'de 6,2 milyon dolar, 29 Eylül'de de 16,6 milyon dolar dış borç geri ödemesi gerçekleştirecek.

Hazine, Eylül ayında bugüne kadar 593,8 milyon dolar dış borç ödemesi yerine getirdi.

Bu arada Ocak ayında 883,6 milyon dolar, Şubat'ta 2 milyar 391,9 milyon dolar, Mart'ta 695,1 milyon dolar, Nisan'da 1 milyar 558,1 milyon dolar, Mayıs'da 2 milyar 62,5 milyon dolar, Haziran'da 848,6 milyon dolar, Temmuz'da 862,5 milyon dolar, Ağustos ayında da 2 milyar 17,4 milyon dolar dış borç ödemesi yapan Hazine'nin, yılbaşından bu yana yaptığı ödeme tutarı 11 miyar 897,6 milyon doları buldu.

Hazine, 2002 yılında 9 milyar 567,9 milyon dolar, 2003'de 11 milyar 498,3 milyon dolar, 2004'de 11 milyar 749 milyon dolar ve 2005 yılında da 16 milyar 23,4 milyon dolar dış borç geri ödemesi yapmıştı.


AreX 25 Eylül 2006 12:39

25 Eylül 2006

DÜNYA İŞ YAPMA RAPORU... -PROF. DR. KAYA: ''DÜNYADA İŞ YAPMA VAKFI TARAFINDAN HAZIRLANAN 2007 RAPORUNA GÖRE, İŞ YAPMA KOLAYLIĞI SIRALAMASINDA TÜRKİYE 175 ÜLKE İÇİNDE 91. SIRADA YER ALIYOR. TÜRKİYE 2005 YILINA GÖRE 7 SIRA GERİLEMİŞ DURUMDA'' -''TÜRKİYE SIRALAMADA EN İYİ YERİ 53. SIRAYLA YENİ İŞE BAŞLAMADA ALMAKTADIR'' -''ÜLKEMİZDE 2006 YILI TAHMİNİ KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR 4 BİN 710 DOLARDIR''

ESKİŞEHİR (A.A) - Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM) Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya, Dünyada İş Yapma Vakfı tarafından hazırlanan 2007 raporuna göre, iş yapma kolaylığı sıralamasında Türkiye'nin 175 ülke içinde 91. sırada yer aldığını belirterek, ülkenin geçen yıla göre 7 sıra gerilediğini bildirdi.

Prof. Dr. Kaya, yazılı açıklamasında, Dünyada İş Yapma Vakfı'nın dünyadaki 175 ülkenin ekonomilerini her yıl iş yapma kolaylığı ve zorluğuna göre sıraladığını ifade ederek, sıralamada başta olan ülkelerde yatırım yapmanın kolay olduğunu kaydetti.

Rapora göre, ekonomi reformunda Singapur'un dünyada ilk sırayı aldığını ifade eden Prof. Dr. Kaya, bu ülkeyi Yeni Zelanda, ABD, Kanada ve Hong Kong'un izlediğini bildirdi.
Prof. Dr. Kaya, iş yapmanın en zor olduğu ülkenin ise Kongo Demokratik Cumhuriyeti olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

''Türkiye 175 ülke içinde 91. sıradadır. Türkiye 2005 yılına göre 7 sıra gerilemiş durumdadır. Türkiye'nin 10 başlık içinde dünya ekonomi sıralamasında en kötü olduğu iki konu 148. sırayla lisans, 148. sırayla izin alma ve 146. sırayla işçi istihdamıdır.

Sıralamada en iyi yeri 53. sırayla yeni işe başlamada almaktadır. 2006 yılı ekonomisinde 10 başlığın 9'unda gerileyen Türkiye sadece istihdamda 148'ncilikten 146. sıraya çıkmıştır. Ülkemizde 2006 yılı tahmini kişi başına düşen milli gelir 4 bin 710 dolardır.''

-''ÜLKEYE YATIRIM CAZİP HALE GETİRİLMELİ''-

Bu yıl Türkiye ekonomisinin bir önceki yıla göre iş yapma kolaylığı açısından 175 ülke içinde 84. sıradan 91. sıraya gerilediğinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Kaya, iş yapmada en fazla gerilemenin 10 sırayla sınırlar arası ticaret, 6 sıra gerilemeyle yeni iş kurma, kredi alma ve mülkiyet kaydında yaşandığını bildirdi.

İş yapmada sadece istihdamda 2 sıra yükselerek 148. sıradan 146. sıraya çıkan Türkiye'nin kalkınması ve refahının artması için, üretim, yatırım ve ihracatın artırılması ve istihdamın geliştirilmesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Kaya, şöyle devam etti:
''İster yerli, ister yabancı yatırımcıların ülkemizde iş yapmasını özendirmede özellikle lisans işlemleri, işçi istihdamı ve iş kapatma (iflas) konularındaki mevzuatların öncelikle iyileştirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde yatırım yapılması yerli ve yabancı yatırımcılar için cazip hale getirilmelidir.''



AreX 25 Eylül 2006 16:13

25 Eylül 2006

PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ... -RUSYA İÇİN KRİTİK RAKAM 37 DOLAR

MOSKOVA (A.A) - Petrol fiyatlarındaki düşüş devam ederken, Rus hükümeti ekonominin 37 dolara kadar dayanabileceğini açıkladı.
Rus hükümeti, geçen yıl bütçe gelirlerinin yüzde 52'sini petrol satışından sağlarken, bu yıl fiyatlardaki sert düşüş ihtimaline karşı ''dayanma sınırı'' belirledi.

Maliye Bakanı Aleksey Kudrin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ''Ural ham petrolunun varilinin 37 dolara kadar gerilemesi bizi yaralamaz ve 2007 bütçe hedeflerimizi etkilemez'' dedi.

Rusya, 1998 yılında petrol fiyatlarının 11 dolara kadar düşmesi yüzünden ekonomik krize girerken, yükselen petrol fiyatlarının 37 doların altına düşeceğine kimse inanmıyor.

Kudrin'in Rus rublesinin 1998 krizi öncesindeki reel değerine yükseldiği yolundaki açıklaması, maliyetleri hızla artan sanayi kesiminin büyük zararlar görmeye başlayacağı yönündeki kaygıları artırdı.

Bakan Kudrin geçen hafta Rus parlamentosunun alt kanadı Duma'ya Rusya'nın ekonomik durumuyla ilgili sunduğu raporda ülkenin son 15 yıldaki en iyi dönemini yaşadığını söyledi.

2004-2007 dönemindeki toplam büyümenin yüzde 29 olacağını kaydeden Kudrin, istikrar fonunda biriken paranın 1 Eylül 2006 itibariyle 64,7 milyar dolar olduğunu ifade etti.

Rusya'nın altın ve döviz rezervlerinin şu anda 259 milyar dolar olduğunu ve rakamın yıl sonunda 270 milyar doları bulacağını söyleyen Kudrin, Rusya'nın yıl sonunda Japonya, Çin ve Tayvan'dan sonra en yüksek rezervi olan ülke haline geleceğini belirtti.


AreX 26 Eylül 2006 10:40

26 Eylül 2006

İSKAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK... -YASAYA GÖRE KAMULAŞTIRMA SONUCU YERLERİNİ TERK ETMEK ZORUNDA KALANLAR, TALEP ETTİKLERİ TAKDİRDE, BAKANLIKÇA GÖSTERİLECEK YERLERDE İSKAN EDİLECEKLER -BAKANLIĞIN GÖSTERDİĞİ YERLERDE İSKANI KABUL ETMEYENLERİN HAK SAHİPLİLİK DURUMLARI, MAHALLİ İSKAN KOMİSYONUNCA İPTAL EDİLECEK

ANKARA (A.A) - Yurtdışından gelen göçmenlerin, yerleri kamulaştırılanların, göçebelerin ve milli güvenlik nedeniyle yerlerinin değiştirilmesine karar verilen köylülerin iskanına ilişkin esasları belirleyen İskan Kanunu, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yasaya göre, kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak baraj, koruma alanı, havaalanı, karayolu, demiryolu ve fabrika inşaatı gibi amaçlarla yapılan kamulaştırma sonucu yerlerini terk etmek zorunda kalan aileler, yapılan iskan planlama etütlerinin başladığı takvim yılı başlangıcından en az 3 yıl önce kamulaştırma sahasında yerleşmiş olup taşınmaz malı olmayan aileler, talep ettikleri takdirde Bakanlıkça gösterilecek yerlerde iskan edilecekler.

Ancak, iskan planlama etütlerinin başladığı tarihten önce yerini terk etmiş olup, kamulaştırılacak taşınmaz malı bulunan aileler iskana tabi tutulmayacak. Bu tarihten geriye doğru 3 yıl içinde taşınmaz mallarını zorunlu hal olmadan ellerinden çıkaran aileler, yerlerini terk etmemiş dahi olsalar iskan edilmeyecekler.

Kamulaştırılan alanlarda yerleşik olan ve kamulaştırmadan etkilenen ailelerden devlet eliyle başka yerde iskanını istemeyenler, yazılı başvuruları üzerine, Bakanlıkça kendi köy sınırları içinde gösterilecek bir yerde iskan edilecekler.

-90 GÜN İÇİNDE BAŞVURMA ŞARTI-

Devlet eliyle iskanlarını isteyen ailelerden, iskan duyurusu tarihi bitiminden sonra 90 gün içinde başvurmayanlar ile aldıkları ve alacakları kamulaştırma bedelinin Bakanlıkça belirlenen miktardan az olması halinde kamulaştırma bedellerinin tamamını, Bakanlık ''Merkez Muhasebe Birim Hesabına'' yatırmayı taahhüt etmeyenler iskan edilmeyecek.

Milli güvenlik nedeniyle iskan edilecek yerleşim ünitelerinde yaşayan ailelerin iskanı, Milli Güvenlik Kurulunun önerileri doğrultusunda, Bakanlar Kurulunca alınacak kararda belirtilecek şekil ve şartlar çerçevesinde, bu kanun hükümlerince yapılacak. Bakanlığın gösterdiği yerlerde iskanı kabul etmeyenlerin hak sahiplilik durumları, mahalli iskan komisyonunca iptal edilecek. Bu durumdaki aileler, ikinci bir iskan talebinde bulunamayacak.

-KİMLER GÖÇMEN SAYILACAK?

Kanuna göre, Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmayan yabancılar ile Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı bulunup da sınır dışı edilenler, güvenlik bakımından Türkiye'ye gelmeleri uygun görülmeyenler, göçmen olarak kabul edilmeyecek.

Türk soyundan olmanın ve Türk kültürüne bağlılığın tayini ve tespiti, Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yapılacak. Yurda toplu olarak gelen göçmenlerin, sınırlardan girdikten sonra işlemleri tamamlanıncaya kadar bakım, beslenme ve barınma ihtiyaçları, Kızılay'ın da yardımlarıyla Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca karşılıksız sağlanacak.

Özel kanunlarla Türkiye'ye getirilen, Türk soyundan ve kültüründen olan ve taşınmaz mal verilerek iskanları sağlanan ''iskanlı göçmenler'', yurda girdikten sonra iskanları için belirlenen yerlerin; serbest göçmenler (devlet eliyle iskan edilmelerini istememek şartıyla yurda kabul edilenler) ise yerleştirildikleri yerlerin en büyük mülki amirine başvurarak ''vatandaşlığa giriş beyannamesi'' imzalayıp ''göçmen belgesi'' alacak. Göçmen belgesi 2 yıl için geçerli olacak ve geçici kimlik belgesi olarak kullanılacak. Göçmen olarak kabul edilenler, gerekli işlemlerin ilgili kuruluşlarca tamamlanmasından sonra, Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlığa alınacaklar.

Göçmenlerin, yerleri kamulaştırılanların, göçebelerin ve milli güvenlik nedeniyle yerlerinin değiştirilmesine karar verilen köylülerin iskanı için Bakanlıkça hazırlanacak projeye uygun olarak öncelikle konut, arsa, geçimlerini sağlayacak işyeri, işletme kredisi, çiftçilere arazi, tarımsal girdiler, tarımsal yapılar veya arsası ile işletme ve donatım kredileri; hak sahiplerinin talepleri halinde konut, iş yeri ve tarım arazileri kendileri tarafından bulunarak teklif edilmesi ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca uygun görülmesi halinde iskan kredisi verilecek.

Göçmenlere ve göçebelere, barındırma, yiyecek, yakacak ve tedavi yardımı ile bir defaya mahsus olmak üzere giyecek yardımı yapılacak. Bu yardımın miktarı ve süresi, daha sonra yönetmelikle belirlenecek.
Türkiye'ye kabul edilen ''iskanlı göçmenler'', şartların elverdiği yerlerde, Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde iskan edilecek. Ancak Türkiye'ye geldikleri tarihten itibaren 2 yıl içinde iskanını istemeyen göçmenler iskan edilmeyecek ve Bakanlıkça yapılmakta olan karşılıksız yardımlar kesilecek.

Göçebeler, Bakanlıkça uygun görülecek yerlere, kanun hükümleri gereğince iskan edilecek. Ancak iskan duyurusu tarihinin bitiminden itibaren 6 ay içinde başvurmayan aileler iskan edilmeyecek.

-ANNESİZ BABASIZ ÇOCUKLAR, AİLE KABUL EDİLECEK-

Kırsal alanlarda fiziksel yerleşimin düzenlenmesi amacıyla yerleşim birimleri başka bir yere nakledilen ailelere; arsa satılması, altyapı yapılması, konut bina projesi hazırlanması, kendi evini yapana kredi açılması gibi imkanlar sağlanacak.

Annesiz ve babasız çocuklar, çocuksuz erkek ve kadın dullar, aile olarak kabul edilecek ve eşit hisselerle iskan edilecekler. Bakanlıkça, gerekli görülmesi halinde Merkezi İskan Komisyonu kurulacak.

Bu komisyon, göçebelerin, göçmenlerin, yerleri kamulaştırılanların ve milli güvenlik nedeniyle iskan edilecek ailelerin ekonomik, sosyal ve sağlık şartlarına göre yerleştirilecekleri yerleri ve iskan programlarını tetkik etmek, iskana yarayacak taşınmaz malları araştırıp bulmak, iskan ödenekleri sağlamak ve bakanlıklarla işbirliği yapmakla yükümlü olacak.

İskan edilecekleri tespite ve taşınmaz mal tahsisine, mahalli iskan komisyonları yetkili olacak. Ailelere verilen taşınmaz mallar, temlik tarihinde yaşayan aile fertleri adına eşit hisselerle temlik ve tapuya tescil edilecek.

-10 YIL SÜREYLE SATILAMAYACAK-

Verilen taşınmaz mallar, temlik tarihinden itibaren 10 yıl süreyle hiçbir şekilde satılamayacak, bağışlanamayacak; terhin edilemeyecek, satış vaadi şerhi konulamayacak, haczolunamayacak.
Hak sahibine verilen taşınmazın, geçerli bir mazeret olmadan satıldığı, kiraya verildiği, gelir elde etmek amacıyla üçüncü kişilere kullandırıldığı belirlendiğinde, mahalli iskan komisyonunca hak sahiplilik durumu iptal edilecek

Hak sahiplerine verilecek taşınmazlar, kimin işgali altında olursa olsun, o yerin en büyük mülki amirinin yazılı emriyle kolluk kuvvetlerince boşaltılarak hak sahiplerine teslim edilecek.

Resmi ve özel, yerli ve yabancı kurumlar ile göçmen ve mülteci teşkilatları tarafından yapılacak maddi yardımlarla, nakde çevrilecek yardımlar; göçmenler için yabancı devletlerden alınacak tazminatlar; iskan amaçlı alınmış, ancak çeşitli nedenlerle hap sahiplerine devredilememiş taşınmaz malların ihale usullerine göre satışından elde edilen gelirler, hak sahiplerine yapılan arsa satışından sağlanan gelirler, kamulaştırma bedelleri sonucu alınan paralar, geri ödeme tahsilatlarından sağlanan gelirler, genel bütçeye gelir kaydedilecek.

-VADESİNDE ÖDENMEYEN BORÇLAR-

Hak sahipleri, kendilerine verilen taşınmazlardan dolayı kamulaştırılan ve satın alınan taşınmaz mallar için kamulaştırma veya satın alma bedelleri, hazine arazisi için de rayiç bedel üzerinden borçlandırılacak.

Ancak iskan amacıyla kamulaştırılmış, satın alınmış, inşa edilmiş olup, çeşitli nedenlerle tahsisleri 1 yıl içinde yapılmamış taşınmazlar yeniden iskan uygulamasına alındığı takdirde, yeni hak sahipleri bu taşınmazların rayiç bedelleri üzerinden borçlandırılacak.

Taşınmazlara ait borçlandırma bedelleri, faizsiz olarak tahsil edilecek. Milli güvenlik nedeniyle iskana tabi tutulan ailelerin veya fertlerin borçlandırılıp borçlandırılmayacağına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlar Kurulunca belirlenecek.

-MUAFİYETLER-

Göçmenlerin aile veya topluluk olarak yurda getirecekleri eşyaları, vize işlemleri, bir defaya mahsus olmak üzere her türlü vergiden muaf olacak. Temlik edilen taşınmazlar için veraset ve intikal vergisi ödenmeyecek. İskan hizmetlerine ilişkin her türlü tapu muamelesinden, döner sermaye katkı payı alınmayacak.

Kanun kapsamında kullanılacak arsa ve araziler; özel kanun hükümleri, milli güvenlik nedeniyle tahsis edilmiş askeri yasak bölge sınırlarında kalan yerlerden seçilemeyecek.

-BULGARİSTAN'DAN GELENLER İÇİN TOKİ'YE GÖREV-

Başbakan, Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulup, Türkiye'ye yerleşmek isteyen soydaşlarla ilgili olarak kanun çerçevesinde yapılacak işlemler ile alınacak kararların genel koordinasyonu ve bu kişiler için yapılacak konutlarla ilgili her konuda Toplu Konut İdaresi Başkanı'nı görevlendirmeye yetkili olacak.

Bulgaristan'dan zorunlu göçle gelen soydaşlara yaptırılan konutlardan almak için başvurarak para yatıranlardan konut sahibi olmayanların, kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde başvurmaları halinde yatırdıkları bedel, işleyecek kanuni faiziyle birlikte kendilerine ödenecek. Süresi içinde başvurmayan soydaşların yatırdıkları bedel, göçmen konutları hesabına gelir kaydedilecek.

Eski Kanun gereğince hak sahibi olup da iskan edilemeyen ailelere, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 2 yıl içinde, valiliklere ve Bakanlığa yazılı başvurdukları takdirde, hak sahibi oldukları tarihte yürürlükte olan kanun hükümleri çerçevesinde iskan yardımı yapılacak.
İlk iskan kararının veriliş tarihi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında taşınmaz mal edinen aileler, bu taşınmaz malları devir ve temlik etmiş olsalar dahi bu yardımdan yararlanamayacaklar.
Kanun yürürlüğe girdikten itibaren 2 yıl içinde başvurmayanlar ile Bakanlığın yapacağı iskan yardımını istemeyenler, gösterilen yeri kabul etmeyenler veya terk edenler, ikinci bir iskan talebinde bulunamayacaklar.


evo 26 Eylül 2006 11:48

AÇLIK SINIRI 586 YTL'YE YÜKSELDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2006/aclik_siniri.jpg

ANKARA - Türk-İş, açlık sınırının 586, yoksulluk sınırının bin 902 YTL'ye yükseldiğini bildirdi.
Türk-İş Araştırma Merkezi'nce yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için aylık zorunlu gıda harcaması tutarı, bu ay bir önceki aya göre 1,72 oranında artarak 586 YTL'ye çıktı.
Bu, son 4 yılın en yüksek Eylül ayı artışı oldu.
Gıda harcaması tutarındaki 9 aylık artış yüzde 7,54 olarak gerçekleşirken, geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 2,46 olmuştu.
Ramazan ayının temel gıda fiyatlarındaki artışın en önemli nedeni olarak gösterildiği araştırmada, buna, sebze ve meyvedeki dönemsel fiyat artışının da eklenmesiyle aile bütçesini olumsuz etkilediği belirtildi.
Araştırmaya göre, yoksulluk sınırı olarak nitelendirilen ve 4 kişilik ailenin aylık zorunlu gıda harcaması yanında ulaşım, kira, giyim, yakacak ve kültür gereksinimleri için gerekli olan tutar ise aynı dönemde bin 869 YTL 81 YKr'den bin 901 YTL 94 YKr'ye yükseldi.


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


BENZİN FİYATI AĞUSTOS'TAN BU YANA DÜŞÜŞTE

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/benzin_pompa_8.jpg

ANKARA - Gürbüz Ziya Akkıran - Petrol fiyatlarındaki düşüşe paralel, benzin fiyatları da Ağustos ayı başından bu yana düşüşte.
Ağustos ayı başına kadar yüzde 19,8 zam gören benzin fiyatları, o tarihten bu yanan yaşanan 6 indirimle birlikte yüzde 11,4 ucuzladı.
Yılın geçen kısmına bakıldığında, yılbaşından bu yana 9'u düşüş, 14'ü ise artış yönünde olmak üzere 23 fiyat ayarlaması yapıldı.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, önce petrol fiyatlarında artış, ardından Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında kurlarda görülen yükselişin etkisiyle, Türkiye'de benzin fiyatları artış trendi içine girdi.
Artışlarla birlikte benzin fiyatları, 1 Ağustos tarihinde en tepe noktası olan 3,08 YTL'yi görürken, 8 Ağustos tarihinden itibaren petrol fiyatlarında gerileme ve kurlardaki düşüşle tersine döndü. Bu tarihten itibaren yapılan 6 indirimle benzin fiyatları 2,73 YTL'ye geriledi.
http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif

BORSA, BİRİNCİ SEANSIN İLK YARISINDA YÜKSELDİ

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi, birinci seansın ilk yarısında yükseldi. Endeks, seansın 1 saat 15 dakikalık bölümünü, dünkü ikinci seans kapanışına göre 312,79 puan artarak 36.397,03 puandan geçti. Hisse senetleri bu seviyede ortalama yüzde 0,87 değer kazandı. İlk bölümde işlem hacmi ise 236,5 milyon YTL olarak gerçekleşti.


AreX 26 Eylül 2006 14:15

26 Eylül 2006

TAHVİL-BONO-PARİTE-DÖVİZ... -16 TEMMUZ 2008 VADELİ TAHVİLİN BUGÜN VALÖRLÜ İŞLEMLERİNDE, BİLEŞİK GETİRİ YÜZDE 21,82 OLDU

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 16 Temmuz 2008 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 09.50 itibariyle basit getirisi yüzde 23,71, bileşik getirisi yüzde 21,82 oldu.

Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin dünkü kapanışında basit getiri yüzde 23,19,bileşik getiri yüzde 21,37 olarak gerçekleşmişti.

-DOLAR KOTASYONLARI-

Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,5155 YTL,en yüksek fiyat 1,5205 YTL, satışta en düşük fiyat 1,5220 YTL, en yüksek fiyat 1,5265 YTL düzeyinde bulunuyor.

-PARİTE-

Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,2751, sterlin-dolar paritesi 1,8992, yen-dolar paritesi ise 116,43 düzeyinde seyrediyor.


AreX 27 Eylül 2006 10:39

27 Eylül 2006

KOMŞULARA İHRACAT...
-GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDEN, BÖLGEYE SINIR KOMŞUSU ÜLKELER SURİYE VE IRAK'A YAPILAN İHRACAT YÜZDE 43,10 ARTTI -SURİYE VE IRAK'A YAPILAN İHRACATIN BÖLGENİN TOPLAM İHRACATI İÇİNDEKİ PAYI YÜZDE 27,10'DAN YÜZDE 31,46'YA YÜKSELDİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden, bölgeye sınır komşusu ülkeler Suriye ve Irak'a ihracat, bu yılın ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43.10 arttı.

AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgiye göre, Ocak-Ağustos 2006 döneminde, Suriye ve Irak'a toplam 451
milyon 811 bin dolarlık dışsatım yapıldı.

Suriye ve Irak'a geçen yılın aynı
döneminde 315 milyon 724 bin dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti.
Suriye ve Irak'a yapılan ihracatın bölgenin toplam ihracatı içindeki payı, geçen yılın ilk 8 ayında yüzde 27,10 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 31,46'ya
yükseldi.

Bir başka ifadeyle bölgeden yapılan ihracatla kazanılan her 100
dolarlık döviz girdisinin 31,46 doları Suriye ve Irak'a yapılan ihracatla
kazanıldı.

Ocak-Ağustos 2006 döneminde, Suriye ve Irak'a 227 milyon 790 bin dolarlık
tekstil ve hammaddeleri, 223 milyon 24 bin dolarlık hububat ve bakliyat, 558 bin
dolarlık canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri ile 439 bin dolarlık kuru meyve
ve mamulleri dışsatımı yapıldı.

Suriye ve Irak'a geçen yılın aynı döneminde, 168 milyon 614 bin dolarlık
hububat ve bakliyat, 145 milyon 878 bin dolarlık tekstil ve hammaddeleri, 627 bin
dolarlık kuru meyve ve mamulleri ile 605 bin dolarlık canlı hayvan, su ürünleri
ve mamulleri ihraç edilmişti.

-SURİYE'YE İHRACATTA REKOR ARTIŞ-

Bölgenin toplam ihracatının yüzde 23,76 oranında arttığı Ocak-Ağustos 2006
döneminde, Suriye'ye yapılan ihracat yüzde 89,61, Irak'a yapılan ihracat ise
yüzde 38,68 artış gösterdi.

Suriye ve Irak'a ihracatta sağlanan artışın, bölgenin toplam ihracatında
sağlanan artışın çok üzerinde seyretmesi, bu ülkelerin önümüzdeki yıllarda da
Güneydoğu Anadolu Bölgesi için en önemli dış pazarlar olacağını ortaya koyuyor.

Suriye ve Irak'a yapılan ihracatla sağlanan döviz girdisinin neredeyse
tamamı hububat ve bakliyat ürünleri ile tekstil ve hammaddeleri ihracatından
sağlanıyor.

Suriye ve Irak gıda ve giyim ürünleri ile gelişmekte olan tekstil
sanayilerinin ihtiyaç duyduğu hammaddelerini Gaziantep ve bölge illerinden
karşılıyor.


27 Eylül 2006

MOBİLYA SEKTÖRÜ KAN KAYBEDİYOR -SEKTÖRÜN ADANA'DAKİ TEMSİLCİLERİ, DUBAİ, ÜRDÜN VE LÜBNAN GİBİ ÜLKELERİN YANI SIRA YUNANİSTAN, FRANSA VE ALMANYA GİBİ İHRACAT KAPILARINI ÇİN VE HİNDİSTAN'A KAPTIRDIKLARINI BELİRTİYOR -ADASO YÖNETİM KURULU ÜYESİ GEZERŞEN: ''MOBİLYADA CİDDİ BİR KRİZ SÜRECİNE GİRDİK''
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mobilya sektörünün son aylarda ciddi sıkıntı yaşadığı, Adana'dan Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yapılan ihracatın Çin ve Hindistan ile rekabet zorluğu nedeniyle önemli ölçüde kaybedildiği bildirildi.

Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Üyesi İlker Gezerşen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diğer bazı sektörlerde olduğu gibi mobilya sektöründe de büyük ölçüde üretim ve satış sıkıntısı yaşandığını söyledi.

Piyasadaki durgunluk sonucu esnafın ayakta kalabilmek için bankalardan kredi çektiğini belirten Gezerşen, bazı işletmelerin kapanma noktasına geldiğini ifade etti.

Gezerşen, geçmiş yıllarda olduğu gibi evliliklerin yoğun olduğu aylar ve kış mevsiminin yaklaştığı günlerdeki canlılığı özlediklerini belirterek, ''Mobilya sektörü özel tüketim kapsamında olduğu için piyasadaki durgunluktan en çok etkilenen sektör konumuna geldi. Şu andaki ekonomik istikrarsızlıktan farklı sektörler de nasibini alıyor.

Piyasadaki belirsizlik mobilya sektörünü sıkıntıya itti,ciddi bir kriz sürecine girdik diyebilirim'' dedi.
Krizin, işletmelerin kapanmadan aşılması umudu taşıdıklarını belirten

Gezerşen, şöyle konuştu:
''Düşük kur ve yüksek faiz politikası nedeniyle son aylarda ciddi sıkıntı yaşandı. Seçim sürecine kadar piyasa sanıyorum böyle devam edecek. Hükümetin, eski dönemdeki gibi piyasaya güven verdiğini söyleyemeyiz. Daha önceki yıllarda gerek ülke ihtiyacının karşılanması ve gerekse ihracat yönünden ivme kazanan sektörün bu yılki yaşadığı sıkıntıyı en az zararla atlatmasını arzu ediyoruz.''

-DIŞ PAZAR KAYBI-

Gezerşen, iç piyasanın yanı sıra ihracatta da sıkıntı yaşandığını, sorunun pazar kaybına kadar ulaştığını söyledi.

Çin Halk Cumhuriyeti ağırlıklı olmak üzere Türkiye'ye yüksek miktarlarda ürün ithali yapıldığını belirten Gezerşen, ''Bu da yerli üreticiyi sıkıntıya soktu. Sadece düşük kur ve yüksek faiz politikası Türkiye'nin ihracat belini zayıflattı. Daha önce ihracat yapan firmalar, artık iş yapamaz hale geldi'' dedi.

Gezerşen, ihracat rakamlarında geçen yıla göre yüzde 15-20 oranında düşüş olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Türkiye, daha önce ihracat yaptığı piyasaları kaybetti. Bölgemizden Dubai, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerin yanı sıra Yunanistan, Fransa ve Almanya'ya ihracat yapılıyordu. Bu ülke pazarlarının çoğu Çin ve Hindistan'a kaydı. Bunları tekrar kazanmak çok zor.

Zaten, enerji maliyetlerinin yüksek olması gibi birtakım sorunlar nedeniyle Türkiye artık, ucuz üreten bir ülke değil. Enerji maliyetlerinin yüksek olması da bizi başka pazarlarla rekabet edemez hale getirdi. Önümüzdeki süreç Türkiye için zor ve hedefi yok.

Ekonomide ve ihracatta stratejimiz bulunmuyor. Dünya devleri ile nasıl rekabet edebileceğimiz konusunda öngörü yok. Sanayici, üretici ve esnaf günü kurtarmanın çabasında.''


AreX 27 Eylül 2006 11:01

27 Eylül 2006

YENİ IMF YAKLAŞIMI... -IMF'NİN YENİ PRENSİPİNE GÖRE, IMF KAYNAKLARINDAN İLAVE KREDİ ÇEKMEK İSTEYEN BİR ÜLKE, İLAVE KREDİYİ ALMADAN ÖNCE, IMF TARAFINDAN HAZIRLANAN ÜLKE RAPORUNUN YAYINLANMASI GEREKECEK -TÜRKİYE GİBİ YÜKSELEN PİYASALARIN DALGALANMADAN ETKİLENMEMESİ İÇİN, SAĞLAM BİR PARA MALİYE POLİTİKASI UYGULAMASI VE BUNUN IMF DÜNYA BANKASI GİBİ KURULUŞLARCA DA ONAY GÖRMESİ GEREKİYOR

Uluslararası Para Fonunun (IMF) yeni benimsediği prensiplere göre, bundan böyle IMF kaynaklarından ilave kredi çekmek isteyen bir ülke, ilave krediyi almadan önce, IMF tarafından hazırlanan ülke raporunun yayınlanması gerekecek.

Ayrıca Türkiye gibi yükselen piyasaların dalgalanmadan etkilenmemesi için, sağlam bir para maliye politikası uygulaması ve bunun IMF Dünya Bankası gibi kuruluşlarca da onay görmesi gerekiyor.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, özellikle Singapur'daki IMF-Dünya Bankası yıllık toplantısında ortaya çıkan yeni IMF yaklaşımı, Fonun, ''kriz olmadan önleme-gözetim'' ve ''daha çok sosyal sorumluluk-sivil toplum kuruluşları ve kamuoyuyla paylaşma'' gibi yeni yaklaşım biçimlerini ortaya çıkarıyor.

IMF, kaynakların daha etkin kullanılması açısından, ilave kredi sorumluluklarında, ilgili ülke halkının da haberdar edilmesini ve böyle bir sorumluluktan halkın da bilgi sahibi olmasını amaçlıyor. Fonun bilgilendirme süreci de, ülke raporlarının yayınlanmasının zorunlu hale getirilmesiyle sağlanacak.

-KAMUOYUYLA PAYLAŞMA...-

Uluslararası Para Fonu uzmanları, bir ekonomik program yürütülürken, IMF'nin mevcut sağladığı kredi desteğine ilave olarak kredi isteyen bir ülkenin yeni bir sorumluluk altına girdiğini ve bu nedenle, yeni sorumluluğun, ilgili ülkenin kamuoyuyla da paylaşılması gerektiğini vurguluyorlar.

Öte yandan, IMF, krize giren bir ülkenin, acil finansman ihtiyacını sağlamak amacıyla, normal kotasının 3-4 katı kadar bir kredi çekebilme imkanı üzerinde de çalışıyor. Bu türden kredi verilecek ülkelerin, doğru politikalar uygulamalarına rağmen dış faktörlerden kaynaklanan bir krize girmiş olmaları kriteri aranacak.

-DALGALANMADAN ETKİLENMEMENİN REÇETESİ...-

IMF uzmanları tarafından yapılan bir çalışmada, en son ekonomik dalgalanmanın da sonuçları göz önüne alınarak bir reçete hazırlandı.
Buna göre, Türkiye gibi yükselen piyasaların dalgalanmadan etkilenmemesi için sağlam bir para maliye politikası uygulaması ve bu politikanın IMF Dünya Bankası gibi kuruluşlarca da onay görmesi gerekiyor.

Reçeteye göre ülkeler, saydamlığa ve hesap verilebilirliğe önem vermeli, özel sektör başta olmak üzere kuruluşlar bilanço kırılganlıklarını en aza indirmeliler.

-ŞİRKETLERİN SİSTEMİK BORÇ ANALİZLERİ...-

Şirketlerin döviz cinsinden borçlanmaları yerine, yerel para birimi ağırlıklı politika teşvik edilmeli.
Şirketler, belirli aralıklarla, ulusal ve uluslararası bağımsız kuruluşlara, sistemik borç sürdürülebilirliği analizleri yaptırmalılar, ülkeler ise bu analizleri reyting kuruluşlarına yaptıracaklar.

Reyting kuruluşlarının yaygın olarak kullanılmasının da teşvik edilmesi gerekiyor.
Uluslararası rezervlerin mutlaka artırılması ve ülkeye uygun bir döviz kuru politikası uygulanması gerekiyor.
Cari işlemler açığı sürdürülebilir bir düzeye çekilmeli, sıcak para hareketleri ve döviz hareketlerinin çok yakından takip edilmesi gerekiyor.

Döviz kurunun, çok hızlı bir şekilde, kısa sürede değerlenmesi ise dalgalanmanın uyarılarından biri olarak değerlendiriliyor.


AreX 27 Eylül 2006 12:12

27 Eylül 2006

HSBC BANK FAİZ ORANLARINDA DEĞİŞİKLİK...

HSBC Bank A.Ş., YTL mevduat ve e-mevduat faiz oranlarını yükseltti.
Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, 1 aylık, 3 aylık ve 6 aylık YTL mevduat faiz oranları yüzde 17,00'den yüzde 17,25'e, 12 aylık faiz oranı ise yüzde 17,00'den yüzde 17,75'e yükseldi.

1 aylık, 3 aylık ve 6 aylık YTL e-mevduat faiz oranları ise yüzde 18,75'ten yüzde 19,00'a, 12 aylık faiz oranı ise yüzde 18,75'ten yüzde 19,50'ye yükseldi.

ABD doları, avro, İngiliz sterlini, İsviçre frangı, Avustralya ve Kanada doları mevduat faiz oranları ile ABD doları ve avro e-mevduat faiz oranlarında herhangi bir değişiklik olmadı.


AreX 27 Eylül 2006 12:46

27 Eylül 2006

PETROL FİYATLARI YÜKSELDİ

Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, 6 ayın en düşük seviyesine indikten sonra bugün yeniden yükseldi.
ABD tipi hafif petrolün Kasım teslimi fiyatı 35 sent artarak varili 61,36 dolar seviyesine yükseldi.

Londra Brent petrolünün fiyatı da 14 sent artışla varili 60,26 dolardan işlem görüyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesinde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üretim planlarındaki belirsizlik ile ABD'de ham petrol rezervleriyle ilgili açıklanacak haftalık verilerde düşüş beklentisini girilmesi etkili oldu.


AreX 27 Eylül 2006 15:13

27 Eylül 2006

DEİK'İN YENİDEN YAPILANMA TOPLANTISI... -DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN: ''İHRACAT, İHRACAT, İHRACAT... TÜRKİYE'NİN BAŞKA ÇIKIŞI YOK'' -''SİZLERE GÜZEL BİR MODEL TEKLİFİM VAR. BEN UYGULAMAYA BAŞLADIM. İSMİ TİC-TAK...''

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'nin cari işlemler açığını ihracattan başka bir şeyle kapatmasının mümkün olmadığını ifade ederek, ''İhracat, ihracat, ihracat... Türkiye'nin başka çıkışı yok'' dedi.
Bakan Tüzmen, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Kemerburgaz'da bulunan Yaşamkent Konferans Toplantı ve Seminer Merkezinde düzenlenen yeni dönem tanışma ve yeniden yapılandırma toplantısına katıldı.

Toplantıda konuşan Tüzmen, OECD'nin ihracat artış listesinde Türkiye'nin birinci sırada olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin ihracat artış oranı olarak Güney Kore'yi geçmiş durumda bulunduğunu belirtti. İhracat artış oranındaki performansın mutlaka devam ettirilmesi gerektiğine dikkat çeken Tüzmen, cari işlemler açığını başka türlü kapatmanın mümkün olmadığını kaydetti.

Tüzmen, şöyle devam etti:
''İhracat, ihracat, ihracat... Türkiye'nin başka çıkışı yok. Yolsuzlukların önüne geçilebilmesi için ihracat. Türkiye'nin tam demokratik, bütün kurum ve kuruluşlarıyla çalışabilmesi için ihracat, ülkenin uluslararası saygınlığının tam sağlanabilmesi için ihracat. Bunun başka yolu yok. ''
2000 yılında, Türkiye'nin komşu ve çevre ülkeleriyle yaptığı ticaretin toplam dış ticareti içindeki payının yüzde 3 olduğuna işaret eden Bakan Tüzmen, yapılan strateji çalışmaları sonucunda bu payın yüzde 3'ten yüzde 32'ye çıkarıldığını söyledi.

Kürşad Tüzmen, Afrika ülkeleri için yapılan strateji çalışmaları sonucunda da Türkiye'nin 500 milyon dolar olan ihracatının 3 milyar dolara çıkarıldığını anlatarak, Asya ülkeleriyle durumun da aynı şekilde olduğunu ve Birleşmiş Devletler Topluluğu ülkelerinin de dış ticaretteki payının son 3 sene içerisinde yüzde 9'dan yüzde 12'ye yükseltildiğini vurguladı.

Bakan Tüzmen, ''Türkiye'nin 36 milyar dolarlık ihracatı, bakıyorsunuz 2005'te 73 milyar dolara çıkmış. Şu ana kadar 26 Eylül itibariyle de 82 milyar dolara yaklaşmış. Böyle giderse 83 milyarı zorlayacağız'' şeklinde konuştu.

Türkiye'nin aynı zamanda kuvvetli ithalat da yaptığına işaret eden Tüzmen,ithalatın bu yıl 123-124 milyar dolar civarında olacağını söyledi.
Tüzmen, ''Petrol ve enerji yatırımları dışında, bulunduğumuz coğrafyada en büyük yatırımcı Türk firmaları'' dedi.
Türkiye'nin ABD'de de dış ticarette iyi bir nokta yakalamak için çalışma içinde olduğunu anlatan Tüzmen, Türkiye'nin şu anda ABD'yle yaptığı dış ticaretin 10 milyar dolar civarında olduğunu, ABD'nin en fazla dış ticaret yapan 6 eyaletini seçtiklerini ve buralarda çalışma yapacaklarını anlattı.

Tüzmen, Türkiye'nin Çin pazarında da rahatlıkla malını satabildiğini ifade etti.

-TİC-TAK PROJESİ...

Bakan Tüzmen, şunları kaydetti:
''Ben size şimdi uygulamaya başladığım, ama sizin de desteğiniz olduğu zaman, bu salonun sinerjisini aldığım zaman çok daha iyi noktaya getirilebilir bir proje getirmek istiyorum. İsmi Tic-Tak. 'Ticaret Takımları'nın kısaltması... Bu takımların ön çalışmasını yaptım. Devlet kuruluşundan gönderdiğimiz bir eleman orada devletin karşılıklı olarak yapması gereken yükümlülükleri yerine getiriyor. Dış Ticaret Müsteşarlığından bir arkadaşımız orada misyonun başında, onun altında DEİK'ten veya TOBB'un içerisinde, TİM'den, ihracatçı birliklerinden bir arkadaş. Onun altında da yerel personel. O zaman bu ticaret takımları iyi çalışmaya başlar.''

Kadrolar çıkmadığı için geçici görevlendirmeler yaptığını dile getiren Tüzmen, Türkiye'nin resmi atama yapamadığı birçok ülke olduğunu, Türkiye'nin Çin'de sadece iki elemanı bulunduğunu, buna karşılık Çin'in ise Türkiye'de 40, ABD'de de 200 elemanının görev yaptığını anlattı.
Bakan Tüzmen, özel sektörden bu takımda görev yapacak olanların, İhracatı Geliştirme Merkezi ve Eximbank'ta stajlarını tamamladıktan sonra yurt dışına gönderileceklerini belirterek, bu çalışmanın finansmanının ve dağılımının iyi bir şekilde programlanması gerektiğini vurguladı.

Tic-Tak isminin herkesin kafasında kalması için seçildiğini ifade eden Tüzmen, ''Tic-Tak'ları saat gibi hızlı çalıştıralım. Çünkü dünya koşuyor'' dedi.

-HİSARCIKLIOĞLU'NUN KONUŞMASI...

DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da konuşmasında, eskiden bir kanat ülkesi olarak görülen Türkiye'nin, bugün dünyanın gözünün üstünde olduğu bir bölgenin merkez ülkesi konumunda olduğunu söyledi.

Bu yeni konumun, Türkiye'nin bölgedeki varlığına yeni bir anlam yüklemekte olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin ilk kez sadece nerede olduğu için değil, ne olduğu için de önem taşıdığı bir döneme girdiğini kaydetti.

DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı da toplantıda, DEİK'in yeni yapılanması ve çalışmaları hakkında brifing verdi.


AreX 28 Eylül 2006 10:46

28 Eylül 2006

SAĞLIK KURUMLARININ HAZİNE PAYI ÖDEMELERİ ERTELENDİ

ANKARA - Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermayeli sağlık kurumlarının bu aya ilişkin tahakkuk edecek Hazine payı ödemeleri yıl sonuna kadar ertelendi.

Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığınca valiliklere gönderilen genelgede, Bakanlığa bağlı kurumların mali durumunun, Tek Düzen Muhasebe Sistemi üzerinden yakından takip edildiği bildirildi.

Tek Düzen Muhasebe Sisteminden alınan veriler üzerinde yapılan analiz neticesinde, Bakanlığa bağlı döner sermayeli kurumların mali sıkıntı içerisinde bulunduğunun görüldüğü belirtilerek, bu kurumların rahatlatılabilmesi amacıyla, hazine payının ertelenmesi yönünde Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğu kaydedildi.

Genelgede, "Konuyla ilgili olarak Maliye Bakanlığından alınan 25 Eylül 2006'da onayda; Bakanlığımıza bağlı döner sermayeli kurumların Ekim ayında ödemesi gereken Eylül 2006 dönemine ilişkin tahakkuk edecek Hazine payı tutarları 2006 yılı sonuna kadar ertelenmiştir. söz konusu erteleme dolayısıyla Eylül 2006 dönemine ilişkin Hazine payı ödemelerine gecikme zammı uygulanmayacaktır" denildi.

28 Eylül 2006

TOKYO BORSASI'NDA NİKKEİ ENDEKSİ YÜKSELDİ

TOKYO-Tokyo Borsasında Nikkei Endeksi yükseldi. Endeks, kapanışta 76,98 puan artarak 16,024.85 puana çıktı. Aynı borsada ABD Doları Japon Yeni karşısında 0,11 yen değer kazanarak 117,56 yene yükseldi.


AreX 28 Eylül 2006 12:55

28 Eylül 2006

TAHVİL-BONO-PARİTE-DÖVİZ... -16 TEMMUZ 2008 VADELİ TAHVİLİN BUGÜN VALÖRLÜ İŞLEMLERİNDE, BİLEŞİK GETİRİ YÜZDE 21,29 OLDU

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 16 Temmuz 2008 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 10.15 itibariyle basit getirisi yüzde 23,08, bileşik getirisi yüzde 21,29 oldu.

Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin dünkü kapanışında basit getiri yüzde 23,18, bileşik getiri yüzde 21,37 olarak gerçekleşmişti.

-DOLAR KOTASYONLARI-

Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,4850 YTL,en yüksek fiyat 1,4920 YTL, satışta en düşük fiyat 1,4930 YTL, en yüksek fiyat 1,4970 YTL düzeyinde bulunuyor.

-PARİTE-

Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,2717, sterlin-dolar paritesi 1,8818, yen-dolar paritesi ise 117,65 düzeyinde seyrediyor.


AreX 28 Eylül 2006 13:45

28 Eylül 2006

EMNİYET HURDALIĞI, EKONOMİYE KAZANDIRILDI -GAZİANTEP DEFTERDARI KENAN BİLGEHAN: -''ÇEŞİTLİ NEDENLERLE TRAFİKTEN MEN EDİLEN VE HURDAYA ÇIKARTILAN 3 BİN 700 MOTOSİKLET VE 777 ADET ARACIN HURDA SATIŞINDAN 60 BİN YTL GELİR ELDE EDİLDİ''

GAZİANTEP (A.A) - Gaziantep Defterdarı Kenan Bilgehan, çeşitli nedenlerle trafikten men edilen ve hurdaya çıkartılan 3 bin 700 motosiklet ve 777 adet aracın hurda satışından 60 bin YTL gelir elde edildiğini söyledi.

Bilgehan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, emniyet hurdalığında, plakasız, ruhsatsız, kime ait olduğu bilinmeyen veya terkedilmiş olarak bulunan, çeşitli nedenlerle trafikten men edilen ve bugüne kadar sahipleri tarafından geri alınmayan çeşitli araçlar bulunduğunu belirtti.

Bilgehan, 1996 yılından bugüne kadar emniyet hurdalığında 3 bin 700 adet motosiklet, 777 adet otomobil, kamyonet ve kamyondan oluşan araçların yığıldığını bildirdi.

Hurda özelliği kazanmış bu araçların ekonomiye kazandırılması amacıyla harekete geçtiklerini anlatan Bilgehan, Karayolları Trafik Yasası'na istinaden yürürlüğe giren Milli Emlak Genel Tebliği ve Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nden onay alındığını, Gaziantep Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Makine Kimya Enstitüsü bünyesindeki Hurdasan A.Ş'ye satış yapıldığını dile getirdi.

Yapılan satışla birlikte, emniyet hurdalığında bekletilen 300 tonluk hurdanın satışından 60 bin YTL gelir elde edildiğine dikkati çeken Bilgehan, şöyle konuştu:
''Türkiye'de ilk defa Gaziantep'te yapılan çalışma ile emniyet hurdalığında bulunan ve hurda özelliği alan araçlar ekonomiye kazandırıldı. Sahibi olmayan veya bulunamayan bu tür araçların ekonomiye kazandırılması için çalışmalarımız sürecek. Biz, bu şekilde bekletilen hurda araçların milli servete kazandırılması düşüncesindeyiz. O nedenle böyle bir çalışma yaptık.''


AreX 29 Eylül 2006 11:11

29 Eylül 2006

THE ECONOMIST DERGİSİ: -''TÜRKİYE BU YIL, YÜKSELEN PİYASALAR ARASINDA EN ÇOK DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE ÇEKEN YEDİNCİ ÜLKE DURUMUNDA BULUNUYOR'' -''2010 YILINA KADARKİ SÜREÇTE İSE TÜRKİYE'NİN, DÜNYADA EN ÇOK DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE ÇEKEN ÜLKELER ARASINDA BAŞLARDA YER ALMASI BEKLENİYOR''

LONDRA(A.A) - Merkezi Londra'da olan The Economist Dergisi, Türkiye'nin bu yıl, yükselen piyasalar arasında en çok doğrudan yabancı sermaye çeken ''yedinci ülke'' durumunda bulunduğunu bildirdi.

Bu arada 2010 yılına kadarki süreçte ise Türkiye'nin, dünyada en çok doğrudan yabancı sermaye çeken ülkeler arasında ''başlarda'' yer alması bekleniyor.

A.A muhabirinin The Economist Dergisi ve ona bağlı ekonomik araştırmalar yapan The Economist Inteligence Unit çalışmasından derlediği bilgiye göre, özelleştirme süreci ve şirket evlilikleri ile satın almalar, Türkiye'ye gelecek olan yabancı sermayenin miktarını belirleyecek.

Türkiye'nin, 10 milyar doları aşkın doğrudan yabancı sermaye miktarıyla ''yedinci'' sırada bulunduğu sıralamada birinci sırayı Çin alırken, Hong Kong ikinci sırada, Rusya üçüncü sırada, Singapur dördüncü sırada, Brezilya Beşinci sırada, Meksika ise altıncı sırada bulunuyor.

-TÜRKİYE, AB ÜYELERİNİ GEÇTİ...-

Bu arada doğrudan yabancı sermaye sıralamasına göre Türkiye, Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan'dan daha fazla yabancı sermaye çekerken, Hindistan, Güney Kore, Arjantin, Endonezya, Malezya ve Tayland gibi, aynı kategoride bulunan diğer yükselen piyasalardan da fazla yabancı sermaye çekti.

Türkiye'nin özellikle Çin ile birlikte, dünyanın yeni yükselen güçleri olarak da gösterilen Hindistan'dan daha çok doğrudan yabancı sermaye çekmesi ise çalışmada dikkat çeken bir başka nokta olarak gösteriliyor.

-KÜRESEL YABANCI SERMAYE ARTIYOR...-

Öte yandan Türkiye'nin de artan oranda pay aldığı toplam küresel doğrudan yabancı sermaye miktarı, bu yıl 1,2 trilyon dolara ulaşacak.
Toplam küresel yabancı sermayenin, 2010 yılına kadar ise 1,4 trilyon dolara çıkması bekleniyor.

Bu yıl, Türkiye'nin de içinde bulunduğu yükselen piyasalara sermaye akışının yavaşladığı belirtilirken, 2006-2010 döneminde dünyada ençok doğrudan yabancı sermaye çeken ülkenin ABD olacağı ve ABD'nin toplam küresel doğrudan yabancı sermayenin yaklaşık üçte birini çekeceği ifade ediliyor.

-YABANCI SERMAYE ÖNÜNDEKİ ENGELLER...-

Küresel yabancı sermaye akışının önündeki en büyük engellere bakıldığında ise yabancı şirketlerle evlilik ve satın almalara karşı ev sahibi ülkenin, ulusal, ekonomik ve kültürel kaygılarla engeller çıkarması, en başta gelen sorunu oluşturuyor.


AreX 29 Eylül 2006 14:10

29 Eylül 2006

İTALYA-İSPANYA-TÜRKİYE KOBİ'LER ARASI İŞBİRLİĞİ PROJESİ... -PROJE KAPSAMINDA 80 İTALYAN VE İSPANYOL İŞ ADAMI, İSO'DA TÜRK FİRMALARININ TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

İSTANBUL (A.A) - İtalya-İspanya-Türkiye KOBİ'ler arası işbirliği projesi kapsamında, 80 İtalyan ve İspanyol iş adamı İstanbul Sanayi Odası'nda (İSO) Türk firmalarının temsilcileriyle bir araya geldi.

İSO bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Avrupa Yakası Avrupa Bilgi Merkezi'nin İtalya ve İspanya'nın çeşitli bölgeleri ile Gaziantep Avrupa Bilgi Merkezi ile ortaklaşa yürüttüğü proje çerçevesinde İSO'da düzenlenen seminerde, Türk firmalarının bu ülkelerdeki iş potansiyeli ile dış ticarette pazarlama yöntemleri hakkında bilgi paylaşımı ve işbirliği platformu oluşturuldu.

Seminerde, İtalya'nın Cenova, Roma ve Palermo ile İspanya'nın Valencia ve Zaragoza şehirlerinden gelen Avrupa Bilgi Merkezi yetkilileri, kendi bölgeleri hakkında birer sunum yaparak iş ortamı hakkında bilgi aktardılar.

Seminere, 80 İtalyan ve İspanyol iş adamı ile 50 civarında Türk iş adamı katıldı.

İSO yetkililerinden alınan bilgiye göre, projede bir sonraki aşamada işbirliği alanları olarak tespit edilen makine, gıda, kauçuk, inşaat malzemeleri ve plastik sektörlerinde faaliyet gösteren Türk, İtalyan ve İspanyol firma yöneticileri 13 Kasım'da yine İstanbul'da ikili görüşmeler gerçekleştirecekler.

Firmalar, ikili görüşmeler sonrasında iletişimlerini, oluşturulacak online iş ağı üzerinden sürdürecek.

-AVRUPA BİLGİ MERKEZ-

Avrupa Bilgi Merkezi (ABM), Avrupa Komisyonu tarafından, KOBİ'lerin AB'ye uyumunu sağlamak amacıyla 1987'de kurulan bir uzmanlar ağı.
Dünyanın 45 ülkesinde birbirine online ile bağlı 300'e yakın ABM bulunuyor. ABM ağı sayesinde, kendi ülkesinde ABM'ler üzerinden birine başvuran bir firma, ağa bağlı ülkelerdeki tüm ABM'lere erişmiş oluyor. Dünyadaki ABM'ler, her yıl 6 milyon KOBİ'nin 500 bin civarında sorusuna cevap veriyor.

Firmalar, ABM ağı üzerinden 45 ülkede görevli bin 200 kadar uzman aracılığıyla yatırım yapmayı planladığı veya pazara girmek istediği ülkelerle ilgili sorularına yanıt alabiliyor.

Türkiye'de 8 şehirde kurulu 9 ABM, Avrupa'daki 300 ABM ile birlikte 2003 yılından beri Türk KOBİ'lerine hizmet veriyor.
Türkiye'deki ABM'ler Adana Ticaret Odası, Ankara KOSGEB, Bursa Sanayi ve Ticaret Odası, Denizli Ticaret Odası, Gaziantep Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul KOSGEB, Konya Sanayi Odası ile Samsun Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteriyor.


AreX 29 Eylül 2006 15:01

29 Eylül 2006

ELEKTRİKTE İLK ZAM TETAŞ'TAN... -TETAŞ DÖVİZ KURUNDAKİ ARTIŞTAN DOLAYI MALİYETLERİNİN ARTTIĞI VE ZARARA UĞRADIĞI GEREKÇESİYLE, TEDAŞ'A VERDİĞİ ELEKTRİĞE YÜZDE 23,9 ORANINDA ZAM YAPTI -BU ARTIŞIN VATANDAŞA YANSIYIP YANSIMAYACAĞI YA DA YANSITILMASI DURUMUNDA ZAMMIN NE OLACAĞI KONUSUNDA İSE BAKANLIKTA ÇALIŞMA YAPILACAK

ANKARA (A.A) - Elektrik enerjisinin alım satımından sorumlu kamu şirketi Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş. (TETAŞ), dağıtımdan sorumlu kamu şirketi Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye (TEDAŞ) verdiği elektriğe zam yaptı.

Bu arada söz konusu artışın vatandaşa yansıyıp yansımayacağı ya da yansıtılması durumunda zammın hangi oranda olacağı konusunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında çalışma yapılacak. Konu Bakanlar Kurulunda değerlendirildikten sonra netleşecek.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, döviz kurundaki artışlardan dolayı maliyetlerinin arttığını gerekçe gösteren TETAŞ, uğradığı zararı telafi etmek için TEDAŞ ve 20 dağıtım bölgesine sattığı elektrikte yüzde 23,9'luk zam talebinde bulundu ve kuruma sattığı elektriğin kilowattsaatini 8,63 YKr'den 10,69 YKr'ye çıkarılmasını istedi.

Dün yaptığı toplantıda konuyu değerlendiren Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, TETAŞ'ın talebini olumlu karşıladı. EPDK bu kararının birkaç güne kadar TETAŞ'a bildirecek ve Kurul kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak.

Bu çerçevede 1 Eylül 2006 tarihinden geçerli olmak üzere Aralık ayı sonuna kadar yani 4 ay boyunca TETAŞ, TEDAŞ'a EPDK'nın kabul ettiği yeni tarifeden elektrik verecek.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu her yılbaşında TETAŞ'ın tarifesini yeniden onayladığı için, 1 Ocak 2007 tarihinde tekrar bir durum değerlendirmesi yapılacak ve yeni fiyatlar belirlenebilecek.


AreX 29 Eylül 2006 15:55

29 Eylül 2006

TÜRKİYE'NİN 2006-2007 ZEYTİNYAĞI REKOLTE TAHMİNİ... -İZMİR TİCARET BORSASI MECLİS BAŞKANI BARAN: ''TAHMİN ÇALIŞMALARIMIZ SONUNDA TÜRKİYE GENELİNDEKİ YAKLAŞIK 100 MİLYON ZEYTİN AĞACINDAN, 1 MİLYON 223 BİN 686 TON ZEYTİN ELDE EDİLECEĞİ BELİRLENDİ'' -''ZEYTİNYAĞI REKOLTESİNİN İSE EGE VE MARMARA BÖLGELERİNDEN 131 BİN 365, GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDEN DE 34 BİN 959 TON OLMAK ÜZERE TOPLAM 166 BİN 324 TON OLARAK GERÇEKLEŞECEĞİ TAHMİN EDİLDİ''

İzmir Ticaret Borsası (İZTB) Meclis Başkanı Ayhan Baran, Türkiye'nin 2006-2007 zeytinyağı rekolte tahmininin 166 bin 324 ton olarak belirlendiğini bildirdi.

Baran, İZTB Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Yemişçi, TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birlikleri Başkanı Cahit Çetin ve Marmara Birlik Genel Müdürü İsmail Muzaffer Eren ile düzenlediği basın toplantısında, Ege İhracatçı Birlikleri, İZTB, Marmara Birlik ve Zeytincilik Enstitüsünden üyelerin yer aldığı ''Rekolte Tahmin Heyeti''nin, Ege, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yürüttüğü çalışmanın ardından hazırlanan raporu, kendilerine sunduğunu belirtti.

Baran, tahmin çalışmaları sonucuna göre, Türkiye genelinde yaklaşık 100 milyon zeytin ağacından, 1 milyon 223 bin 686 ton zeytin elde edileceğini ifade ederek, şu bilgiyi verdi:

''Zeytinyağı rekoltesinin Ege ve Marmara bölgelerinden 131 bin 365, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden de 34 bin 959 ton olmak üzere, Türkiye genelinde toplam 166 bin 324 ton gerçekleşeceği tahmin edildi.
Zeytin ağacı sayımız son yıllarda yapılan çalışmalarla Ege ve Marmara'da 4,5, Güneydoğu Anadolu'da da 4 milyon olmak üzere, 8,5 milyon adet artmıştır. Heyet yaptığı çalışmalar sırasında, zeytin ağacı sayısının 108 milyona çıktığını rapor etti. İspanya, 2,5 milyon ton zeytinyağı üretimi yapıyor, biz ise 250 bin tonları konuşuyoruz. Zeytin ve zeytinyağı ürünü kıymetlidir. Türkiye güçlü ve büyük bir ülkedir.''

-HAZİNE ARAZİLERİNİN DAĞITILMASI-

İZTB Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Yemişçi de Ege ve Marmara bölgelerinin yanı sıra Çukurova'nın dağlık kesimleriyle, Güneydoğu Anadolu'da bir kısım Hazine arazisinin zeytincilik için dağıtılmasının sevindirici gelişme olduğunu belirtti.

Şu anda Türkiye'de zeytin ağaçlarından ortalama 9,5 ile 15 kilogram zeytin elde edildiğini, bunun kalite ve verimlilik olarak artırılması gerektiğini ifade eden Yemişçi, ''Verimlilik artarsa üreticinin de geliri artacak. Türkiye'de problem, verimsiz, kalitesiz üretimden kaynaklanıyor'' dedi.

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, birlik ve üreticiler adına rekolte tahmin çalışmasından mutluluk duyduklarını bildirdi.

Tahmin edilen 166 bin 324 ton zeytinyağının Türkiye için çok az olduğuna işaret eden Çetin, şöyle konuştu:

''2001 krizini hasarsız geçiren tek sektör zeytinyağı sektörüdür. Sektörün önü açıktır. Dünyada zeytin ve zeytinyağına talep artacaktır. Ülkemizin hedefi yıllık 600 bin ton zeytinyağı üretimi olmalıdır. 166 bin tonluk rekolte çok az. Üreticinin heyecanı yüksek tutulmalıdır. Yüksek rekolteden korkmamamız lazım. Türkiye, zeytin ve zeytinyağının ana vatanıdır. Türkiye'de üretilen zeytinyağlarının dünyanın çeşitli ülkelerinde aldığı ödüller de bunun göstergesidir. Zeytinyağımızı daha ilerilere götürmek için çiftçi, sanayici, ihracatçı olarak el ele vermemiz lazım. Çiftçi üretirse, pazar olur, ihracat olur, bunun bilinmesi lazım.''

Bir soru üzerine zeytinyağında şu anda fiyat açıklanmasının erken olduğunu ifade eden Çetin, üreticiyi mağdur etmeden, ihracatçılar, borsa ve birliklerle yapılacak çalışmadan sonra fiyatın belirleneceğini söyledi.

Çetin,''İşin devamlılığı için iyi fiyat belirlenmesi gerek''dedi.
Marmarabirlik Genel Müdürü Eren de Türkiye'de ağaç başına 12 kilo zeytin üretimi gerçekleştirildiğini, bunun artırılmasının şart olduğunu kaydetti.


AreX 29 Eylül 2006 16:56

29 Eylül 2006

BDDK, KOÇBANK'IN YAPI KREDİ'YE DEVRİNİ ONAYLADI

İSTANBUL (A.A) - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Koçbank'ın, Yapı ve Kredi Bankasına devrine onay verdi.

BDDK Daire Başkanı Kemaleddin Koyuncu imzasıyla Borsaya yapılan açıklamada, Koçbank A.Ş.'nin tüm hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte ve tüzel kişiliğinin tasfiyesiz sona ermek suretiyle Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye devrine ilişkin her iki bankanın 21 Eylül Çarşamba günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantı tutanaklarının incelendiği kaydedildi.

Açıklamada, şöyle denildi:
''Tutanakların incelenmesi sonucunda BDDK'nın 28 Eylül 2006 tarih ve 1990 sayılı kararıyla, Yapı ve Kredi Bankası genel kurul toplantı tutanağında yer alan iştirakler ve eski yöneticiler aleyhine açılan tazminat/alacak davalarından feragat edildiğine dair hususların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Kurulca tesciline onay verilecek hususlar olmaması sebebiyle, Yapı ve Kredi Bankası genel kurul kararının devre dair olan 1, 2, 3, 4 ve 5 numaralı maddelerinin, Koçbank A.Ş. genel kurul kararının ise devre dair olan 1, 2, 3 ve 4 numaralı maddelerinin tescil edilmesine onay verilmesi 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 19'uncu maddesi ve bankaların birleşme ve devirleri hakkında yönetmeliğin 15'inci maddesi uyarınca uygun görülmüştür.'


AreX 30 Eylül 2006 09:40

TÜRK-ALMAN EKONOMİ FORUMU... -TÜSİAD VE TOBB, ALMANYA FEDERAL CUMHURİYETİ BAŞBAKANI ANGELA MERKEL'İN ZİYARETİ ÇERÇEVESİNDE TÜRK-ALMAN EKONOMİ FORUMU DÜZENLEYECEK

İSTANBUL (A.A) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Almanya Federal Cumhuriyeti Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti çerçevesinde, 6 Ekim Cuma günü İstanbul'da, Türk-Alman Ekonomi Forumu düzenleyecek.

TÜSİAD'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, foruma Angela Merkel'in yanı sıra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun katılacağı aktarıldı.

Bu arada, TÜSİAD'ın aynı tarihte gerçekleşmesi planlanan olağan yüksek istişare konseyi toplantısının, tarihlerin çakışması nedeniyle iptal edilerek, tüm TÜSİAD üyelerinin foruma davet edildikleri bildirildi.



Saat: 21:20
Sayfa 2 / 14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık