![]() |
http://img224.imageshack.us/img224/803/senqe8.png Saatler yine seni vuruyor Gecenin en dip yerinde Düşünmekteyim, Kimse anlamasın, Kimse görmesin diye Seni seviyorum Yüreğimin en ulaşılmaz, en çocuk En masum yerinde seni öpüyorum Bazen nefret ediyorum senden Ama en nefret ettiğim anlarda Daha bir farklı seviyorum seni Okşuyorum yüzünü, ellerini İşte o zaman yaşadığımı anlıyorum Sen zamansın , Yanındayken herşey avuçlarında Sen aşksın , Sen hüzünsün Ben, artık senim... Özen Güllü |
Bun Elim geçiyor aptaldan Kapital Elim mi çiçek mi bilmiyorum Bir elim bir çiçek mi açılan Çekingen mahzun açılan bunu bilmiyorum Ama üst üste yenildiğime göre İskambil oynuyorum garanti Max Jacob papazı ablasından Ablasını o saat meryemsiyorum Çünkü her kadını meryemsiyorum Gözleri göz değil gözstan O müthiş korku saatlerinde Başını omuzuma koymasa olmazdı Başını omuzuma koyunca da Kurtarmasa olmazdı beni olmaktan İçtiği şaraba ait bir adam Gözleri göz değil gözistan Bir odadan bir odaya geçiyor Kapının birini açıp birini kapıyor Adı Meryem değil sade Dorothy, Lucy Renklerinden dolayı okulsuz bırakılan Zenciler zenciler iki okka zencefil İntihar süsü verilerek Güneşin linç edildiği bir akşam Cemal Süreya |
Saat Sekizi Geç Vurdu Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yana Yüzümü güneşe dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif Damar | |
Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun Güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun Rüzgarı sevdigini söylüyorsun Rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun İşte bundan korkuyorum Çünkü beni de sevdigini söylüyorsun http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifW.SHAKESPEARE |
On Ayrılık Şiiri Hayatta ve ölümde ayrıldık Ayrıldı iki beden Gönüllerimiz ayrıldı Seslerimiz ayrıldı birbirinden Ellerimiz ayrıldı Kokularımız Aynı yatakta uyanmalarımız Gülüşlerimiz Gözyaşlarımız Düşlerimiz ayrıldı birbirinden Ruhun içindeki gece Kapladı her şeyi birden Ataol Behramoğlu |
YAGMUR ALTINDA ISLANAN ASK ....Ask yagmurda ıslanmaya benzer Sırılsıklam olursun üşümekten titrersin Ama hep yalnızsın ve tek basınasın Hiç dusunmezsın,derdı tasayı hiç umurunda olmazdunya...... İşte ask boyle birsey bitanem, Sırılsıklam asık olursun Yerı gelır ağlamaktan gözlerin kızarır... Ama sonunda bir tek sen varsındır bu yolda. Hiç dusunmezsın ondan baskasını Sadece kosarsın ve ıslanırsın Bır de yanımda o olsa dersın Ama o hıcbır zaman Senın oldugun kadar cesaretlı olamaz.... O yagmurda ıslanmaktan kacar, Tıpkı asktan kactıgı gıbı... Sevmeyi bilemez yalnızdır Yenı ayrılmıstır sevgilisinden Hep sevilmiştir , birileri tarafından... Hiç sevmemiştir,sadece sevılen olmuştur, Sevmeyı bilemez cunkı o Hıc yagmur altında ıslanmamıştır... Serkan Güler |
Şehir ve Biz Bu şehir bize küçük gelecek İhanet kesti yağmurları Yıkanmıyor caddeler Sokaklar satıcı pisliği dolu Kaldırım çiğneyemez yüksek topuklar Boşuboşuna çıkma bulvara Gözlerin çakılıp neon lambalara Ne bakacak, ne görecek Bu şehir bize küçük gelecek Bu şehir bize dar gelecek Hıyanet kuruttu ağaçları Yaprak döktü bütün parklar Vitrinleri kütük dolu çarşının Ve bir çift siyah göz Kararacak küller arasında Adımlarımız sığmayıp çarşafa Ne gidecek, ne dönecek Bu şehir bize dar gelecek Bu şehir bize az gelecek Nedamet uyuttu asrın bebeklerini Zifiri karanlık kundaklarımız Mezarlıkta sıra taşlar Önünü keser rüzgarların Bilmen nasıl salınacak sitede Gecekondu endamın Avuçla boş böğrünü cüzdan yerine Ne yetecek, ne bitecek Bu şehir bize az gelecek Bu şehir bize sıkıcık gelecek Atalet doyurmuş insanları Bir adım gayret yok huzura doğru Gündoğumundaki köpek uykusu İştahını açar çakalların Boşuna yutkunma, miden bozulur Yağmurda ıslanmayı sevemedin ömür boyu Seryerle cam kenarından Ne bakacak, ne dönecek Bu şehir bize sıkıcı gelecek Bu şehir bize gülünç gelecek Sefalet parlıyor kadın gözleri Mart kedisi gibi ortalıkta Farelerle dans eder Delik deşik asfaltlar, ne hacet arabaya Nasırına bastılar, gözlerin doldu Yüz yıkamak için midir küvetler Asansörde kaldın ya sen Ne çıkacak, ne inecek Bu şehir bize gülünç gelecek Hünkar Dağlı |
her yalnızlık, yalnız yaşanılmaz oysa... kaldırımlar gibi; ezip geçse de her gün onca insan, elbet vardır, oturup üstüne senin için ağlayan... sen benim; çoğul yalnızlığımın yegane türküsü... ... bazen düğümleniverir hayat. düğüm düğüm olur yol diye bildiklerin. el ayak dolanır, üstüne üstüne gelir duvarlar. kelimeler yoğun trafiğe takılır, her akşam üstü. sen benim; kelime özürlü dilimin tek büyüsü... ... sonbaharın telaşında daldan kopup rüzgarın insafına takılır bir yaprak. baharın bir daha geri gelme ihtimali yoktur ona. birazdan düşecektir bir yere, iş çıkaracaktır çöpçülere... sen benim; telaş çığlıklarımın yegane çöpçüsü... ... kısa bir hikayedir hayat. içine ne katarsan kat... -senin elinde...- senaryona girip çıkacaktır yüzlerce figüran. bir kareliktir çoğu kalmayacaktır uzun zaman... tekrar seyrettiğinde, “ bu kimdi..? ” diye sorarken hafızan, sen benim; gördükçe dayanılmaz acıların saplandığı beynimin yaşayan tek öyküsü... ... her dağ; bir zirve, her yol; bir son, her can; bir ölüm taşır aslında... tüm gelişler; gidiş taşır cebinde... sen benim; kabullendiğim onca şey içinde, inadına bağrında bahar sakladığım, elimde sımsıkı tuttuğum tohumlarım... CAFER YILMAZ |
Adını funda oteli koy Aklından gelip geçen bir yazın Ve akşam güneşlerinde orda burda Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda İnce ince gezinen turuncu adamların. Adını funda oteli koy Sevdamızın da adını Ayakları dibinde gün batımının. Ve ağzında binlerce güneşin tadı Dilinin ucunda yalnızca kendi adın. Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın. Edip Cansever |
Çağın Tanığı Olmak Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Yukardan aşağı, boş küpler, Soldan sağa Hangi harfleri koymalı Ki çözülsün bilmece? Diş diş Kalıntı çağ mazgalları Sonra yeni katmanlar Bir intihar gibi içerde. Aldatışı yakınların Bilinseydi Kime inanacaksın Ki hangi yolları yürümeli? Çocukluk, gene ancak çocukluk Gerçi o da acı Ama iyi ki var Yerine hangi mutlu yaşantı? O nineler, o kızlar, o evler De yoksa Kimin bu toprak Çok düşünmüşümdür. Onu benden, beni ondan ayıran Düzenler Bırakmaz bizi bize, bölücü Olmuş nice değerler, ben de ölmüşümdür. İçindeyim, diretiyorum çağa Size ne miyim ben, siz bana nesiniz? Bir hayal, bir masal mı eski Ama ben görmüşümdür. Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Behçet Necatigil |
| Saat: 16:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık