MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Asla Bitmeyen Konu (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/11-asla-bitmeyen-konu.html)

Misafir 19 Ağustos 2006 00:22

ARA SIRA YAPMAK İSTİYORUM BENDE THİNKER BELL DİLİMİN TERCUMANI OLDUN BE YA


Misafir 19 Ağustos 2006 02:06

Uzaklaş; yoksa sana dokunurum, yoksa yasak tanımam, günahkar olurum
Gunahım olursun, kaç, görme, görürsen hatırlama, hatırlarsan ağlama
Gelme! yoksa sana dokunurum, dudaklarına konarım, gözlerini esir alırım kölem olursun
Gecelerce kölem olursun, didik didik
ederim hayatını benden baskasına yaşatmam seni
Tarihini vururum, anılarını asarım yüreğine saplarım kendimi
Bedeninde yatıya kalırım, teninde beklerim geleceğimi yaklaşma!
Seni alırım, senin olurum, özgürlüğüm yoldaş olur yanina, sensiz düşüncelerim toprak olur
TAPARIM SANA! yatağına tapınak derim, yüzünde güneşler beklerim, gitmezsen sana dokunurum
Sahiplenirim seni, sana aşkı yaşatırım, daha küçük aşklara katlanamazsin..
"BENİMLE ÖLÜRSÜN".........


electra_mai 20 Ağustos 2006 14:23

once resımlerı duvardan kaldırdım
çay içtiğin bardağı rafa sakladım
giydın ne varsa bir bir katladım
bir damla yaş düştü çok ağlamadım
kokun uçtu gitti açık camlardan
sevdiğin şarkıyı hiç sölemedim
korkmuyorum sensız akşamlardan
sevgdiğimi unut...

sen haylaz rüzgarlar önünde şimdi
sevdanın yükünü attım omuzumdan
sen ... sandığım şey belkı benım yüreğimden
IYIKI donmuşum yolun başından.......


Misafir 22 Ağustos 2006 02:11

....ama sonunda kendinden de sıkılır insan elbet...
Gün gelir, terk edebilir en sevdiklerini bile...
Bir tek yalnızlığımız, ömür boyu yalnız bırakmaz bizi...
O yüzden bence aşk, tek kişiliktir.....


nünü 23 Ağustos 2006 01:39

kanadımı kırdılar uçamadım anne
savaşa soktular koşturdum
kalbini açamayan herkesin aklına eğriyi doğruyu ben soktum
sonbaharda dökülen yapraktım
ilkbaharda geri geldim ben
aileme dostuma selamlar olsun
yağmur sonrası güneşim ben....


Misafir 25 Ağustos 2006 21:49

Sevdiğim...
Bazen insanlar düşünürler hayatın anlamı nedir diye..
Bunu zaman zaman bende düşünüyorum.Hayatın anlamı nedir diye..En azından seni tanıyıncaya kadar düşünüyordum.
Gerçelerin acı olduğunu ve bu yüzden biberingerçek olduğunu anlatan bir espriyi hatırladım.Halbuki biliyormusun,bütün biberler tatlıdır.Zira hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli,kendin istediğin gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan..Zira sen yaşayamadıkların ile beraber ölüp gittiğinde çevrenin sana bir yardımı olmayacak.
Kendini özgür bırak,ne hissediyorsan onu yap.Çoğu insan gibi,mesela benim gibi,ne yapman gerekiyorsa onu yapma,bırak duygularını perdelemeyi,bırak ırmaklar gibi coşşun.
Bir sevdiğinin elini tutarken yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma,bırak o sevgi senin tüm benliğini sarsın.Eğer onun gerçekten aradığın olduğuna inanıyorsan,ona sımsıkı sarıl,onu yaşa,onu bırakma.
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini,ne kadar sevebileceğini,ne kadar sevildiğini,ne kadar sevilebileceğini,ama iş işten geçmiş,sevgilin,seni seven gitmiş,yitmiş olabilir.İşte o zaman üzülme vaktidir.Yerli yersiz ağlama vaktidir.İşte o zaman çevrene dönüp,şimdi ne yapacağım diye sorma vaktidir.Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim.Bilmiyorum diyecekler,senin dediğin gibi.Ben biliyorum oysa,oysa sende biliyordun.Hep bildin ama öyle olmadın.
Ama artık sende biliyorsun,biliyorsun ki en azından bir kez gerçekten sevildin.Ve yine biliyorsun ki,bu sevgi bitmeyecek.En azından ben bitene kadar.
Yaşa...Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa,ama bu dostunu sakın unutma..Bil ki unutulmayı hiç sevmem.Ve bil ki kurallarım vardır,herkes buna uymak zorundadır.Dostlarım benden önce ölemezler.Dostlarım benden çok üzülemezler:Dostlarım benden çok sevemezler.Ve dostlarımı benden çok kimse sevemez.Artık WİESTMİCH'in dostusun.
Yaşa bu hayatı sevdiğim,limon gibi sömürerek,tüm ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa.


melish 26 Ağustos 2006 14:56

“Birbirinizi gıybet etmeyiniz!”

Kötü huyların en zararlılarından biri de gıybet etmektir. Belli bir müminin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Kötüleyen sözler doğru ise gıybet olur. Yalan ise iftirâ olur.
Gıybet ve iftirâ söylemek, büyük günah olduğu gibi, bunları dinlemek de haramdır. Söyleyen ve dinleyen, Cehennem ateşinde yanacaktır. Söyleyeni susdurmalı, susduramaz ise, oradan kalkıp gitmelidir. Ve bunlar için, hayır duâ etmelidir.



Gıybet, haramdır. Bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dîninde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur.

Kapalı söylemek, işâret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir. Birisinden bahsedilirken, elhamdülillâh, Allah, bizi hayasız yapmadı gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibâdetde şu kusuru olmasa, daha iyi olurdu demek, gıybet olur. Hucurât sûresinde, onikinci âyetinde meâlen, “Birbirinizi gıybet etmeyiniz!” buyuruldu.

Gıybet etmenin keffâreti, üzülmek, tevbe etmek ve onunla helâllaşmakdır. Pişman olmadan helâllaşmak, riyâ olur, ayrı bir günah olur. Ölüyü gıybet etmek te haramdır.



İftira son derece kötü ve tahribedici bir hadisedir. Hem iftirayı yapan ve hem de kendisine iftira edilen kimse için oldukça rahatsız edici bir tutumdur. Iftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları zayıflar; dayanışma gücü ortadan kalkar. insanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Iftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.

Iftira, toplumda adaletin tam olarak etkisini kaybettiği zamanlarda yaygınlaşabilen bir sosyal ve ahlâkı hastalıktır. Çünkü adaletsizlik ve takipsizlik, kötü fiillerin yaygınlaşmasına ve artmasına yol açan bir başıboşluğa sebep olmaktadır.
Islâm'da iftira konusu, üzerinde oldukça fazla durulan bir konu olmaktadır. Çok sayıda ayet-i kerime, iftira'nın özelliğinden ve onun Allah'ın nezdinde sevilmeyen ve hatta yerilen bir davranış olduğundan bahsetmektedir.
Iftiranın en ağırı namus üzerine atılan iftiradır. Bunu, Hz. Âîşe ile ilgili olarak "Ifk"* olayında görmekteyiz.

Günümüzde fertlerin birbirine iftirası yanında basın ve yayın yoluyla da iftiralar yapılmaktadır. Namus, iffet, haysiyet ve zimmet üzerindeki bir iftira ne kadar çok yayılırsa, iftiracının sorumluluğunun da o nisbette artması tabiidir. Ayette şöyle buyurulur: "Mümin erkek ve o kadınlara işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir" (el-Ahzab, 33/38).


GusinapsE 26 Ağustos 2006 23:12

Dost, aradığınızda kolay bulduğunuz kişi değil; her zaman sizinle olan, sizinle olduğunu bildiğiniz kişidir. Bir yere bakmanıza gerek yok. Siz belki zaman zaman değişiklik istediğinden canınız ya da kimbilir ıramak istediğinizde uzaklaşırsınız. Gidip gelen sizsinizdir yani. Aslında onun varlığından emin olduğunuzdan rahatça gezinirsiniz. İhtiyacınız olduğunda onu bulacağınız yeri bilirsiniz. Bu güven duygusudur zaman zaman gözünüzü rahatça kapatıp dalmanızdaki rahatlığın müsebbibi. Gözünüzü açtığınızda onu göreceğinizi bilirisiniz.


Misafir 26 Ağustos 2006 23:15

Sevilecek biri olmadığınzamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana
sarılmalı....
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı..
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli,
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.............


NeutralizeR 26 Ağustos 2006 23:24

1 ek
Alıntıdaki Ek 8025



Saat: 21:22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık