![]() |
Küresel ısınma nedeniyle doğa giderek daha da kırılganlaşıyor. THE INDEPENDENT LONDRA - Bilim insanları, küresel sıcaklığın her 50 yılda bir 0.5 derece artmasıyla bugün için anormal sayılan hava olaylarının normal bir hal alacağını, 2005’teki Katrina benzeri fırtınaların sıklaşacağını vurguluyor. Ancak Bristol Üniversitesi’nde yapılar bir araştırma, bu öngörülerin ötesinde şimdiye dek pek dile getirilmeyen çok daha ciddi bir senaryoya dikkat çekiyor. Yeni bir teze göre, artan hava sıcaklığı bitkilerin fotosentez yeteneklerini kısacak, bitkilerin bulunduğu topraklar bugünkü gibi karbondiksidi tutamayacak. Bu durumda, atmosferdeki CO2 oranı artacak ve küresel ısınma daha da hızlanacak. Bristol Üniversitesi’nden Marko Scholze, küresel ısınmanın 200 yıl içinde 3 santigrat derece’yi aşması halinde, orman yangınları, kuraklık ve sel baskınları olağan hale gelecek. Scholze’nin öngörüsü korkutucu; “Yüzyılda bir meydana gelen olağanüstü hava koşulları, bu yüzyılın sonunda artık 10 yılda bir gerçekleşecek. Bu durumda insanlar da felaketlerden çok daha ciddi etkilenecek ve afet kurtarma maliyetleri yükselecek.” DÜNYA ORMANLARININ YÜZDE 60’I YOK OLACAK Scholze, sera etkisi yaratan gazların salınımı durdurulsa dahi küresel ısınmanın doğadaki bazı süreçler nedeniyle süreceğini savunuyor. Bilim çevrelerinde kabul gören tahminlere göre, sadece 2 santigrat derecelik bir artış dahi, Avrasya, Doğu Çin, Kanada, Orta Amerika ve Amazonlar’daki ormanların yüzde 30’su yok olacak. İşte Scholze’nin 3 santigrat derece artış için yaptığı öngörüye göre ise, Dünya’daki ormanların yüzde 60’a yakını yok olacak. Yükselen sıcaklıklar, tatlı suların buharlaşmasına ve dolayısıyla da Afrika, Güney Avrupa, Orta Amerika’da kuraklığa neden olacak. TOPRAK CO2’Yİ SALMAYA BAŞLARSA Scholze’nin en önemli öngörüsü ise bitkilerin bulunduğu toprakların karbon dioksidi tutmasıyla ilgili. İnsanların saldığı karbon dioksidin yarıya yakını bitkiler tarafından emilerek fotosentezde kullanılıyor. Bu sayede bir kısım CO2 toprakta tutulmuş ve atmosfere karışmamış oluyor. Bristol Üniversitesi profesörü Dr. Marko Scholze.Ancak Scholze, sıcaklığın 3 derece yükselmesi halinde, toprağın da karbon dioksidi kimyasal çürüme nedeniyle atmosfere bırakabileceğini öne sürüyor; “İnsanların o zamana kadar saldığı CO2’yi biriktiren toprak, bunu atmosfere kaçıracak. Topraktan açığa çıkan CO2, bitkilerin fotosentezini geride bırakabilir.” Scholze, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde küresel ısınmanın sürekli ısınan, ısıdıkça sıcaklığı daha da artan bir sarmala gireceğini tahmin ediyor. |
Küresel ısınmaya yapabileceğimiz 10 katkı Küresel ısınmayı durdurmak için siz de birşeyler yapabilirsiniz. İşte, karbondioksit salınımını azaltmak için gerçekleştirebileceğiniz 10 basit katkı ve bunları yaptığınızda ne kadar karbondioksit tasarrufu sağlayabileceğinizin hesabı. 1- Ampulünüzü değiştirin: Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayın. 2- Daha az araba kullanın: Her zamankinden daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanmaya özen gösterin. Araba kullanmadığınız her iki kilometre için 0.75 kg. karbondioksit tasarruf edeceksiniz. 3- Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda bin 200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz. 4- Lastiklerinizi kontrol edin: Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol yüzde 3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kilo karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar. 5- Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg., giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz. 6- Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz. 7- Su ısıtıcınızı ayarlayın: Isıtıcınızı kışın iki derece aşağı, yazın iki derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda bin kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz. 8- Bir ağaç dikin: Bir ağaç ömrü boyunca bir ton karbondioksit emer. 9- Çözümün parçası olun: Harekete geçmek ve daha fazla bilgi almak için 'www.iklimkrizi.net'i ziyaret edin. 10- Herkese anlatın: Küresel ısınmayla ilgili bildiklerinizi çevrenize anlatın. |
Küresel Savaş Önce Birleşmiş Milletler, sonra İngiliz Stern Komisyonu'nun hazırladığı raporlar, dünyanın felakete gittiğini gösterdi. Daha önce bu çağrıya "fenomen" diye burun kıvıran ülkeler şimdi küresel ısınmayla mücadele için program açıklıyor. Yarından sonra (The Day After Tomorrow) adlı Hollywood filmi, küresel ısınmanın sebep olabileceği felaketin boyutlarını ortaya koyduğunda başta Amerika, Rusya, Çin gibi dünyayı en çok kirletenler olmak üzere birçok ülke bilim dünyasının çağrılarına kulak asmıyordu. Ancak BM tarafından hazırlanan iklim raporları felaketin boyutlarını gözler önüne serdi. Yeryüzündeki canlı türlerinin yüzde 50'sinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olması hükümetleri harekete geçmek zorunda bıraktı. İşte 2007 başından beri ülkelerin küresel ısınmata karşı attığı adımlar:
Nanoteknolojiyle üretilen 'LED', çok az ısı yayarak elektrik enerjisini direkt ışığa çeviriyor. Tasarruf yüzde 90. 'LED' bazlı ışık kaynakları küresel ısınmaya da çareDünyanın gelmiş geçmiş en önemli icatlarından ampulü Edison buldu, ona alternatif nanoteknoloji ürünü ışık kaynağıysa Türk araştırmacıların elinden çıktı. Bilkent Üniversitesi'nden araştırmacılar, geliştirdikleri ayarlanabilir beyaz ışık teknolojisiyle, klasik ampulleri değişime uğrattı. Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü ve Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir'le öğrencileri Sedat Nizamoğlu, Tuncay Özel ve Emre Sarı'nın nanoteknolojiyle üretilen nanokristalli 'LED'leri (Işık Yayan Diyot-Light Emitting Diode), ısıyı ışığa dönüştüren normal ampulün aksine, elektrik enerjisini direkt ışığa çeviriyor. Yüzde 90 oranında enerji tasarrufu sağlayan LED bazlı ışık kaynakları küresel ısınma sorununa alternatif çözüm getirmeye aday. LED tabanlı ışık kaynaklarının ömrü 23 yıl sürecek ve otomobillerin aydınlatma sistemlerinde köklü değişikliklere gidilecek. Çalışma dünyanın prestijli bilimsel yayın organlarından 'Nanotechnology' dergisinin 14 Şubat 2007 baskısında da kapak konusu oldu. Ömür boyu en fazla dört kez yenilenecek 2004'te başladıkları çalışmanın sürdüğünü söyleyen Demir, TÜBİTAK ve AB'den destek alan projeyi şöyle anlattı: "Farklı nanokristalleri farklı kombinasyonlarda kullanarak, farklı beyaz ışıklar elde ettik. Bilimsel olarak bu tür bir beyaz ışık kontrolü önemli. Çok uzun yıllar kullanılabilen LED'ler evimizdeki ampul ve floresanların yerine geçecek. LED'ler elektrik enerjisini 1'e 10 oranında az kullanıyor. Ampulün dayanaksızlığını ne sıklıkta değiştirdiğimizi düşünerek anlayabiliriz. Bir LED'i günde 12 saatten 23 yıl kullanabilmemiz mümkün. Bu da insanın, ömründe sadece dört defa ışık kaynağını yenileyeceği anlamına geliyor." Demir, LED bazlı ışık kaynaklarının önemi hakkındaysa şunları söyledi: "Şu an dünyada enerjinin yüzde 20'si aydınlatmada kullanılıyor. LED bazlı ışık kaynağıyla bu miktarı yüzde 50 azaltmak mümkün. Dünyada yaklaşık 2 milyar insansa elektriğe ulaşamıyor, evlerinde bile güvensiz, sağlıksız, ışık kalitesi çok düşük gaz bazlı aydınlatma sistemlerini kullanıyor. Elektrik gereksinimi çok az olan LED bazlı beyaz ışık kullanımıyla bu sorunlar azalabilir."LED bazlı ışık kaynaklarıyla küresel ısınmaya yol açan karbon emisyonunun 300 milyon ton azaltılabileceğini söyleyen Demir, beş yıl içinde otomobil farlarının da LED bazlı ışık kaynaklarına yönelmesini beklediklerini söylüyor. |
Eskiden anakaraya bağlı bir kara parçası, küresel ısınma nedeniyle Grönland'dan koptu. Uzmanlara göre bu, küresel ısınmanın en çarpıcı göstergelerinden biri. http://www.milliyet.com.tr/2007/04/25/yasam/resim/axyas02.jpgDünyanın en büyük ikinci buz kütlesi olan Grönland'da, küresel ısınma yüzünden buzullar eriyince eskiden anakaraya bağlı olan bir kara parçası ada haline geldi. Kuzey kutup dairesinin 600 kilometre kuzeyinde, Grönland'ın doğu kıyısında ortaya çıkan ada, 1985'te Grönland'a tamamen bağlıyken, 2002'de anakaraya ince bir buz tabakasıyla bağlı bir yarımada haline geldi. 2005 yazında da tamamen ayrıldı. Grönland açıklarındaki yeni adayı keşfeden ABD'li araştırmacı ve Grönland uzmanı Dennis Schmitt, adaya Eskimo dilinde "Isınma Adası" anlamına gelen "Uunartoq Queqertoq" adını verdi. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi de "Isınma Adası"nın yeni bir oluşum olduğunu doğruladı. Küresel ısınmanın en büyük göstergelerinden biri olarak nitelendirilen yeni ada, Grönland'daki buz kütlesinin tahmin edilenden daha hızlı şekilde eridiğini de ortaya koydu. Bilim adamları, birkaç yıl öncesine kadar Grönland'ın eriyerek parçalara ayrılmasının 1000 yıl süreceğini tahmin ediyordu. Ancak son gelişmeler ve buzulların erimesiyle yeni bir adanın oluşması, Grönland'ın daha hızlı şekilde parçalanarak dünya genelinde deniz seviyesini yükselteceğini gösterdi. Antarktika'dan sonra dünyanın ikinci büyük buz kütlesi olan Grönland'da bulunan 2.5 milyon kilometreküp buzun erimesi halinde deniz seviyesinin 7.2 metre yükseleceği tahmin ediliyor. |
KÜRESEL ISINMA, BM'NİN ÖZEL GÜNDEMİNDE NEW YORK - BM Genel Kurulu, bu yıl Eylül ayında yapacağı toplantıda küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunu özel gündemle ele alacak. BM'den yapılan açıklamada, 25 Eylül ile 3 Ekim arasında düzenlenecek 62. yıllık BM Genel Kurulu genel görüşmelerinde ele alınacak küresel ısınma konusuyla ilgili olarak, 24 Eylül'de de özel bir toplantı yapılacağı bildirildi. BM, 60. kuruluş yıldönümü olan 2005'ten beri, BM Genel Kurulu genel görüşmelerinde özel bir tema seçiyor. 2005'te BM'de reformlarla ilgili daha etkin ve daha güçlü bir BM örgütlenmesi, 2006'da da kalkınma için dünya ortaklığının ortaya koyulması gibi özel temalar seçmişti. Temalar, üye devletlerin onayıyla Genel Kurul başkanı tarafından belirleniyor. 62. Genel Kurula, eski bir Makedonyalı diplomat ve bakan olan Sırcan Kerim başkanlık edecek. a.a. ***** KÜRESEL ISINMA ULUSAL GÜVENLİĞİ DE ETKİLEYECEK ANKARA - Eşref Fahri - Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi Başkanlığı Ortadoğu Uzmanı Tank Yarbay Süleyman Özmen, "ulusal güvenlik stratejisinin" küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan tehditlere karşı önleyici tedbirleri alacak şekilde gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Özmen, Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan yazısında, gerek Türkiye'de gerekse komşu ülkelerde yaşanacak kuraklık ve çölleşmenin, küresel ısınmadan daha az etkilenecek bölgelere doğru yoğun bir göç hareketine neden olabileceğine dikkati çekerek, bu durumun Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından tehlikeler doğurabileceğini bildirdi. Türkiye'nin sınır aşan sular konusunda diğer ülkelerle olan sorunlarını halen tam anlamıyla çözüme ulaştıramadığını belirten Yarbay Özmen, ileride doğacak bu sulardan yüksek oranda yararlanma ihtiyacının diğer ülkelere verilen taahhütlerin yerine getirilmesinde zorluklara neden olabileceğini vurguladı. ''Fırat ve Dicle nehirlerinin zengin su potansiyelleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin stratejik önemini artıracağına'' işaret eden Yarbay Özmen, ''Bu iki nedenden dolayı bu bölgelerimize yönelik dış tehditlerin oluşması gündeme gelebilecektir'' dedi. a.a. ***** "DÜNYAYI EN ÇOK ABD VE AVUSTRALYALILAR KİRLETİYOR" ANKARA - Dünyayı en çok kirleten ülkenin ABD, en çok kirleten halkın ise Avustralya halkı olduğu bildirildi. "Center for Global Development" düşünce kuruluşunun desteğiyle dünya genelinde yapılan araştırma, karbon salımında kişi başına düşen pay hesap edildiğinde Avustralyalıların, ülkeler listesinin ikinci sırasındaki Çin'in büyük farkla önünde olduğunu gösterdi. 50 bin kadar elektrik santrali ve 4 bin firmayı dahil ederek yapılan araştırmaya göre, kişi başı karbon salımında 10 ton ile başı çeken Avustralyalıları, 8 ton ile Amerikalılar izliyor. Genel olarak bakıldığında ise listenin başında ABD, ikinci sırada ise Çin yer alıyor. Araştırmada, ABD'nin sahip olduğu elektrik santrallerinden atmosfere her yıl 2,5 milyar ton karbon salındığına, bu alanda ikinci sırada ise 2,4 milyar tonla Çin'in yer aldığına dikkat çekiliyor. a.a. ***** 2007'DE 1 MİLYARDAN FAZLA AĞAÇ DİKİLDİ OSLO - Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), küresel iklim değişikliklerini yavaşlatmak amacıyla 2007 yılında 1 milyar ağaç dikilmesi kampanyasının hedefini aştığını açıkladı. UNEP Başkanı Achim Steiner, Kenyalı çevreci ve 2004 Nobel Barış Ödülü sahibi Wangari Maathi'nin fikrinden yola çıkılan kampanyada, 2007 yılı içinde 1 milyar ağaç dikilmesi hedefinin başarıldığını ve hatta bu hedefin geçildiğini belirtti. Çevre Programına göre, kampanyada en fazla ağaç diken ülke 700 milyon ağaçla Etiyopya olarak görülürken, bu ülkeyi 217 milyon ağaçla Meksika, 150 milyon ağaçla Türkiye izledi. a.a. |
Küresel ısınmanın Türkiye'ye etkileri 2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek, Karadeniz Bölgesi dışında yağışlar iyice azalacak. Ekosistem değişince, birçok canlı türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü, küresel ısınmasının, Türkiye üzerindeki etkilerine ilişkin bir senaryo hazırladı. Bu senaryoya göre, küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, 2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek. Ekosistem değişecek, canlı türleri yok olma tehlikesi yaşayacak.Prof.Dr. Nüzhet Dalfes, Türkiye’nin küresel ısınmayla mücadele karşısındaki tutumunu, “İlk defa bir yerde Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bizden bilgi talep eder durumda oldu. Bu tabii bizi çok sevindirdi ama Türkiye bu açıdan geç kalmış bir ülke” sözleriyle eleştirdi. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın isteğiyle, “Türkiye için iklim değişikliği senaryoları” başlıklı bir rapor hazırladıklarını söyleyen Dalfes, şu ana kadar elde edilen verilerin, 2070 -2100 yılları arasını kapsadığını açıkladı. Dalfes, çalışmayla en kötü durum için hazınlanmış bir projeksiyon yapıldığını dile getirerek, “Türkiye’yi hoş olmayan bir tablo bekliyor” dedi. Eldeki verilere göre küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, yaz aylarında Türkiye’nin batısında sıcaklıklar 5 ila 6 derece, Orta ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise 3 ila 4 derece yükselecek. Kış aylarında da sıcaklıklar 2 ila 3 derece yükselecek. Senaryoya göre, 2070 yılında Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar yüzde 10 ila 20’lik artış gösterecek, güneyde ise yüzde 30’a kadar azalacak. Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, iklim değişikliklerinin farklı şekillerde hissedileceğini, önümüzdeki on yıllarda iklimin değişikliğinin daha fazla hissedileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Kar yağdığı kışlar da olacak, daha az kar yağdığı kışlar da olacak. Türkiye’nin ekosistemlerinde ciddi sorunlar olacak ki bu ekosistemler de bir ülkeyi bir coğrafyayı ayakta tutan şeyler... Böceğiyle, merasıyla, kurduyla, hayvanıyla canlılar etkilenecek, bir sürü canlı yok olacak...”Dalfes, küresel ısınmayla mücadele konusunda, öncelikle, sera gazlarının yayılımının azaltılması gerektiğini vurguluyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmaların önümüzdeki yıl tamamlanması planlanıyor |
Birey olarak küresel ısınmaya karşı yapabileceklerimiz:
|
Tehditin Boyutları WWF tarafından yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma bu yüzyılın sonunda bitki ve hayvan habitatının üçte birini tehdit ediyor. Nadir görünen türler ve bölünmüş ekosistemler şimdiden kirlilik ve ormanların yok edilmesinden dolayı tehdit altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.1990'lar geçen yüzyılın en sıcak yıllarıydı. Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanusun derinliklerine, Ekvator'dan kutuplara kadar hissediliyor.Küresel ısınmanın etkileri gezegenin her yanında görülüyor, milyonlarca insanı sel, kuraklık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıyor. Avustralya'da 2002 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ana nedeni küresel ısınmaydı. Kuzey Pasifik'te somon popülasyonunda, bölgedeki sıcaklığın normalden 6 derece artması yüzünden büyük düşüş görüldü. Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi. Avustralya'daki Great Barrier Reef, sürdürülebilir olmayan balıkçılık yöntemleri, yapılaşma ve iklim değişikliği yüzünden çok yakında kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya. Şikago, Atina ve Yeni Delhi gibi şehirlerde ölüm çanları artarak çaldı, sıcak hava dalgalarından bunaldılar. Yükselen deniz seviyesi Pasifik adaları ve Hint Okyanusu'ndaki adaların çoğunu tehdit ediyor. Büyük kasırgalar, seller, kuraklık ve sıtma gibi hastalık salgınları bizi bekliyor. Küresel ısınma, çevre felaketlerin etkilenen mültecilerin zorunlu göçleri yüzünden bölgesel çatışmalar yaşanabilir. Küresel ısınma yüzünden dünya ormanların ve hayvan türlerinin üçte biri tehdit altında. Türkiye'de hava 3-3.6 derece ısınacak Bilimadamları sadece 11 Avrupa ülkesinde 2001 yılında 80 kişinin seller yüzünden hayatını kaybettiğini belirtirken, sıcak dalgasından geçtiğimiz yıl 20 bin kişinin öldüğüne dikkat çekiyor. Son 5 bin yıldır Avrupa'daki buzulların şu an en alçak durumunda olduğuna da dikkat çeken Avrupalı bilimadamları, bu yaşanan ani iklim değişikliklerinin 600 bin kişiyi etkilediğini ve sadece geçen yıl 18.5 milyar dolarlık zarara yol açtığını kaydetti. Bilimdamlarının çıkardığı haritaya göre; Türkiye'de 3 ila 3.6 derece oranında ısınacak. Özellikle güneyde artış daha fazla görünüyor. Grönland'da orman varmış ABD'nin saygın üniversitelerden Colorado Üniversitesi Prof Dr. James White başkanlığında yürütülen Greenland Ice Core Project çerçevesinde yapılan araştırmalar, Grönland'ın da eskiden "ormanlık bir alan" olduğunu ortaya çıkardı. White ve ekibinin adayı kaplayan buzullar üstünde yaptığı araştırma, tam "3 kilometre" derinlikte sonuç verdi. Ekip elde edilen sonuçlar içinde çam tipi iğneli ağaçlarınkine benzeyen dikensi yaprakların, buğdaya benzeyen bitkilerin ve otların olduğunu tespit etti. 2003 yılı yazında 3085 metre derinlikte bir kayaya ulaştı ve araştırmalarını o derinlikte devam ettirmeye karar verdi. Yapılan özel işlemler sayesinde de son 123 bin yıldır adada meydana gelen değişiklikleri tespit edebildiler. |
Küresel ısınmaya karşı atılacak ilk adım, hesap yapmak. İşler şöyle gelişti. Endüstri Devrimi'nden önce Dünya'nın atmosferinin içerdiği karbon dioksit miktarı yaklaşık olarak milyonda 280 parçacıktı. Bu, iyi bir miktardı. Buradaki "iyi", "alıştığımız gibi" anlamına geliyor. Karbon dioksitin -moleküler yapısı gereği- gezegenin yüzeyinde, uzaya geri ışıyacak olan ısıyı hapsetmesi nedeniyle uygarlık, termostatın bu sayıyla sabitlendiği bir dünyada gelişti. Bu sayı da, kentlerimizi kurduğumuz tüm yerlere, yetiştirip yediğimiz tüm ürünlere, muhtaç olduğumuz tüm su kaynaklarına ve hatta yukarı enlemlerde psikolojik takvimimizi etkileyen mevsim geçişlerini belirleyen yaklaşık 14 santigrat dereceye denk geliyordu. Elektrik için kömür, doğalgaz ve petrol yakmaya geçtiğimizde, 280'i gösteren bu değer yükselmeye başladı. Ölçüm yapmaya başladığımız 1950'lerin sonlarında 315 seviyesine ulaşmıştı bile. Günümüzdeki değeri de 380 ve her yıl yaklaşık olarak milyonda iki parçacık artıyor. Bu, kulağa yüksek bir rakam gibi gelmese de, CO2'in yer yüzeyinde her metrekare için fazladan hapsettiği birkaç vat, gezegenin önemli ölçüde ısınması için yeterli. Daha şimdiden sıcaklığı yarım derecenin üzerinde artırdık. Atmosferin içerdiği CO2 miktarındaki daha büyük bir artışın sonuçları üzerinde kesin bir tahmin yapmak olanaksız. Ama şimdiye kadar gördüğümüz ısınma Dünya üzerinde donmuş olan neredeyse her şeyi eritmeye başladı; mevsimleri ve yağış dağılımını değiştirdi; deniz seviyesinin yükselmeye başlamasına neden oldu. Şu anda ne yaparsak yapalım ısınma biraz artacak, çünkü ısı, atmosferde etkisini göstermeden önce belli bir zaman geçiyor. Bir başka deyişle, küresel ısınmayı durduramayız. Artık görece yavan bir görev söz konusu: Yapılması gereken şey, zararı kontrol altına almak ve işlerin kontrolden çıkmasını önlemek. Ancak bu bile kolay değil. Yakın döneme kadar felaketin yaklaştığına dair açık bir veri yoktu. Artık elimizde daha çok veri var: Son birkaç yılda milyonda 450 parçacık CO2 miktarının, eğer aklımız varsa, saygı göstermemiz gereken bir eşik olduğunu belirten bir dizi rapor yayımlandı. Araştırmacılar, bu eşiğin aşılması halinde gelecek yüzyıllarda Grönland ve Batı Antarktika'nın buz örtüsünün eriyeceğine ve deniz seviyesinde devasa bir artış olacağına inanıyor. Milyonda 450 parçacık hâlâ en iyi tahmin (ve bu cadı kazanında daha az miktarlarda bulunan metan ve azot oksit gibi sera gazlarını içermiyor). Ama bu, dünyanın o noktaya gelmemeye çalışacağı bir sınır noktası işlevi üstlenecek. Ve değerler sözü edilen sınır noktasına doğru hızla yükseliyor. Oran her yıl milyonda iki parçacık artmaya devam ederse bu sınıra ulaşmamıza sadece 35 yıl kalmış demektir. |
Küresel ısınma Akdeniz havzasını yakacak WWF Türkiye Su kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, küresel ısınmanın en önemli etkilerinden olan kuraklığın son yıllarda yalnızca Türkiye'yi değil, Avrupa'nın birçok bölgesini de etkisi altına aldığını belirtti. Kuraklıktan en çok zarar gören ülkeler ise İspanya, Türkiye, Portekiz ve İngiltere. Avrupa Çevre Ajansı'nın verilerine göre Avrupa'da kuraklıktan en çok etkilenecek kesimin Akdeniz havzası olduğunu anlatan Dıvrak, Türkiye'de ise Karadeniz ve Marmara bölgelerinin bir kısmının düşük su sorunuyla karşı karşıya kalacağını, Ege ve Orta Anadolu bölgelerininde ise çok ciddi su sıkıntısıyla baş etmek zorunda kalacağını belirtti. Buket Bahar Dıvrak, 20'nci yüzyılda dünya sıcaklığının ortalama 0.6 derece, Avrupa sıcaklığının ise 0.95 derece arttığına dikkati çekti: "Özellikle Akdeniz havzasında gelecekteki gelişmelerin etkilerinin, dünya ortalamalarından daha vahim olacağı öngörülmektedir. 2025 yılında, küresel ısınmanın 1 derece olacağı tahmin edilmektedir ve böyle birdurumda Akdeniz havzasında sıcaklıklar 0.7-1.6 derece arasında artacaktır. 20-50 yıl sonra sıcaklık artışının 2 dereceyi bulabileceği tahmin edilmektedir. Orman yangını tehlikesi Buket Bahar Dıvrak, Akdeniz'de özellikle iç kesimlerde aşırı sıcak günlerin sayısının artması ve bölgenin kuzeyinde yaz mevsiminde yağış miktarının yüzde 30 azalmasının beklendiğini dile getirdi: "2 derecelik sıcaklık artışı, Güney Akdeniz'de yıl boyunca orman yangını tehlikesini de beraberinde getirecek. Akdeniz'in diğer bölgelerinde ise orman yangını tehlikesinin altı haftaya kadar uzayacağı bildiriliyor. Sıcaklık ve kuraklık tarımsal verimde düşüşe yol açacak.Kuraklığın etkilerinin hissedilmeye başlandığı bölgede, daha kurak iklim, yağış miktarında düşüş, tarımda su tüketiminin giderek artması, yüzey sularının kaybedilmesi gibi sorunların şimdiden büyük sıkıntı yaratmaya başladığına değinen Dıvrak, yapılan son çalışmaların 2 derecelik sıcaklık artışının Kuzey Akdeniz'de bitkilerin yüzde 50 oranında kaybedilmesine yol açacağını gösterdiğini, bu kaybın İspanya'nın kuzeyi, dağları ve özellikle Fransa'da yüzde 80'e kadar çıkabileceğini kaydetti. Buket Bahar Dıvrak, orman yangınlarındaki artışın, istilacı türlerin ve otların yayılmasına, dolayısıyla orman yangınlarının daha geniş alanlara sıçramasına neden olacağını belirterek, "WWF'nin 2006 yılında yayımlanan raporuna göre, küresel iklim değişikliği Akdeniz havzasını kuraklıkla vuracak" dedi. Tüm Akdeniz havzasında yağışların son 25 yılda yüzde 20 azaldığının görüldüğünü, 2050'ye gelindiğinde deniz seviyesinin 20-40 santimetre oranında artmasının beklendiğini dile getiren Dıvrak, bu durumun en çok Türkiye ve Cezayir gibi ülkeler ve deltalarının zarar görmesine neden olacağını vurguladı. |
| Saat: 22:54 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık