MsXLabs
Sayfa 3 / 7

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Dostluk Üzerine (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/5651-dostluk-uzerine.html)

KafKasKarTaLi 9 Haziran 2006 00:42

DOSTLUKLARDAN VAZGEÇİLMEZ

DENİZLER ÇÖL DAĞLAR OVA OLUNCA
MEVSİMLER DEĞİŞİP ZAMAN DURUNCA
NE ZAMAN BU GÜNEŞ TERSTEN DOĞARSA
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
BU DÜNYA TERSİNE BİRGÜN DÖNERSE
UFACIK KARINCA FİLİ YENERSE
NE ZAMAN ATEŞLE YANGIN SÖNERSE
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
NE ZAMAN OLURSA GÜNDÜZLE GECE
NE ZAMAN BİTERSE DİLLERDE HECE
VARSA BİR BAŞKASI ALLAHTAN YÜCE
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM


Mystic@L 9 Haziran 2006 00:48



Pollyanna 9 Haziran 2006 23:39

Kolay değil belki, ama imkansızda değil.

Hangi küskünlük bitmemiş, hangi dostluk başlamamış!

Yüreğin senin elinde dostum. insanları değiştiremezsin,
ancak onlara olan düşüncelerini değiştirebilirsin.

Herkesi olduğu gibi kabul et, sen de olması gerektiğince ol.
inancının kazanmasını, ondan uzaklaşarak elde etme saçmalığından kurtul.
Hatırla,
iyiliğin HALLEDEMEDİĞİNİ KÖTÜLÜK HİÇ HALLEDEMEZ Ki..
Yüreğine de kaydet bunu.

ÜCRETSİZ BİLETTİR TEBESSÜM YÜREK YOLCULUGUNDA…

Sevgiye davet çıkar sen de hadi. Kanaat getir, olumsuzlukları eriteceğine.
Geçmişe üzülme. Yaptığın hatalardan ders aldıysan, mutlu edebildiysen eğer; bugünü bugünle yaşa.
Fakat biraz dur.
Hayatına deneyimler eklemen için şart değil yanlışlardan geçmen.
Başkalarının edindikleri doğruları yerleştir zihnine.
Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğinden, yolu uzatıp kaderini zorlama.
Güzellikleri de bizzat kendin uygula.
Savrulma sakın. Bak..
BATSA DA GÜNEŞ, BIKMAMIŞTIR DOĞMAKTAN.
SONUNDA TOPRAK OLSA DA CANLI, YORULMAMISTIR NEFES ALMAKTAN.
Dostum,
bedelsiz değildir ki mutluluklar unutma.
O bedellerle olmanın neresi zarar de, yorulma.
Dertlere de yenilme hiç, galiptir iyilikler sen ilerledikçe.

Sonra benim varlığıyla mutluluk duyduğum güzel dostum.
Bir martinin yanında yer al.
Gökyüzü meskenin olsun senin de.
Kat kendini maviye, hayran bakışları çek üzerine.
Özgürlüğü uçuşlarınla anlat.
Hem, kırık olsaydı kanadın ne önemi kalırdı ki genişliği dünyanın.
Keldir başını ve eğilme,
sakin güçsüzce.
Dipsizse de karanlık,
dal içeri...Öyle bir dal ki; sen değil o korksun..
Ne çıkar deme, bir nur da senden olsun.

( Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin...)

Anladım ki susmak bir cüsse işi...
Derin denizlerin işi...
Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor..
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…


asla_asla_deme 10 Haziran 2006 00:46

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"...
Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar...
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.

Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

Müşfik KENTER


Mystic@L 10 Haziran 2006 00:59



Pollyanna 10 Haziran 2006 16:04

DOSTUM
baslamadan biten askim
kurudu sulanmayan bir gul gibi
boynum bukuk yollarda dolasiyorum
yine sevda pesinde yine ask pesinde DOSTUM

hani ilk goruste bir carpma baslar ya kalpte
dilim tutulur anlatamam o ani
diller deyil gozler baslar o an konusmaya
bir heyecan bir korku baslar o an icimde DOSTUM

yildizlara bakar dalarimhayellere
konusacak bir dost ararim o an
kacmak isterim binbir düsünceyle ama nafile olmuyor dostum olmuyor

sevgisi saplanir kalir kalbimde
uyurken bile uyandirir sevda dolu bakislari
gozlerim ne kapanmak bilir nede acilmak
sanki bir kara sevda bu DOSTUM

baslamadan biter o büyük ask husranla
askim ayaklar altinda yuregimde urperti
ben benliyimden cikmis o ise sevdali
yine sevda pesinde yine ask pesinde DOSTUM


Misafir 13 Haziran 2006 00:53

....BİR DOST

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın.
'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla
yataktan
fırladığında;'Gözünün dilini' bilmeli; dinlemeli sormadan,
söylemeden anlamalı.
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir
ağaç gibi köklenmeli
hayatında; sen, her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli,
kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,dalları bitkin başına omuz,
yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı.
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp
gösterebilmelisin sorgusuz sualsiz.
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli,
yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup
koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki
ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu
bilmelisin, 'hak ettim' diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi.
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve
sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş.
Böyle bir dostum var benim. Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu
bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim. Kuşağımın en iyisi
hilafsız. Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın parkurunu.
Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu. Ekmeğimizi,
acılarımızı bölüştük. Çocuklardoğurduk, büyükler gömdük. Sonunda
yara bere içinde oraya buraya savrulduk.
Buluştuk geçenlerde. Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o
kadar yorgun:
'-Ne yapıyorsun' diye sordum
'-Seyrediyorum' dedi; 'çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece
seyrediyorum'.
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk
göğüsleyenlerin zirveye hak
kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti. İyiliğin ve ustalığın bu
kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca
ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba? Okuldaki
ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu
raftaki bir kitabı yıllar sonra karıştırır gibi.
Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin
karanlığını boğmaya yemin
ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi. Pazarda görsek
tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür
geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun
farı olduğunu çok geç fark etmiştik. Velhasılı ne sevebilmiş, ne
terk edebilmiştik.
Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek
devredebildiğimiz, çok dahaağırlaşmış bir kriz.
'-İşte' diye geçirdi içinden kadim dostum, '.bunları seyrediyorum
bir kenardan sessizce.' işte en çok da böyle zamanlarda bir dostu
olmalı insanın. Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet
arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış
iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri.
'Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları
birlikte göğüsleyebildik ya;
yenildik sayılmalıyız' diyebilmeli. Issızlığın, yalnızlığın en
koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümit var
bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından
içeri atabilmeliyiz:
'Bunu da aşacağız!
İmza: Bir Dost!


arwen 13 Haziran 2006 01:00

BIRGUN ISLAK SOKAKLAR BOYU DOSTLUGU ARARSAN, BIR DAG ETEGINDE BIR DENIZ KENARINDA, GOZLERINDEN YASLAR AKARSA , UZAT BANA ELINI, BEN SENIN YANINDA OLACAGIM.

ACIK KALPLE KONUSAN DUSMAN, ICTEN PAZARLIKLI DOSTTAN DAHA IYIDIR.


Mystic@L 13 Haziran 2006 02:44

ARKADAŞLIK

http://www.kalbiminsehri.com/images/hd/12.gif Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştügünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük ihtimalle ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.." İnanılması güç bir hadise.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen.. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum.. .... Kalbimizde arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın Allah' ın en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.


NihLe 15 Haziran 2006 11:14

ADINA "DOST" DERLER...

Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını. Hani hep yanı başınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir. Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya...
Senin sorununu kendi sorunu bilir, bir kolun, bir bacağın ya da yüreğin, canın-kanın olur adeta... Ayrılmak istesen de koparıp ayrılamazsın. Sen; O, O; sensindir gayrı... Sevindiğinde senden fazla mutluluk duyar. Üzüldüğünde ölümü tadar ölmeden önce... O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için. Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye cesaret dahi edemez. Ne zaman yardıma, ne zaman insana, ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıstır.
Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize. O sana gülmeyi öğretir, sen ona kahkaha atmayı, O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi, O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider... İşte bunun adına DOST derler... Kimdir o "DOST"?
Hayatta hiçbir şeyimiz olmasa da, hep bir dostumuz olsun inşallah...


PLAYBOY 25 Haziran 2006 08:13

Dostluk ve Para=Seytin yagi ve Su gibidir...

Doslugu; ya para yada Kizlar bozar...

Oyuzden, dostlari bosver sadece kizlara bak cok daha iyi :)


Misafir 25 Haziran 2006 14:49

yok ya dost yok
kalmadı bu piyasada
herşey cıkar herşey menfaat
bu kadar basitleşen değerleriin arasında malesef dostlukta eridi gitti...
ha halen dostum var diyebilen varsa ne mutlu ona
çok şanslı
dikkat etsin şans elinden kaçmasın


arwen 25 Haziran 2006 14:54

http://e-kart.askmasali.com/images/1111274879dost15.gif


KafKasKarTaLi 25 Haziran 2006 16:44

Ya Devlet Başa,Ya Kuzgun Leşe

Şu dünyadaki değerleri anlamalı, ayırt etmeli,
Sarılmalı sımsıkı, geç olmadan vakit ermeden,
Yarene muhabbet kafi, dosta sohbet yetmeli,
Mevlam önümüzü alıp, ardımızı sermeden.

Dost fırınında piştim, sohbet ile yoğruldum,
Muhabbet dergahına düştüm, yaren ile doğruldum,
Aşkı aşka kattım, sevdam ile kavruldum,
Dostu posta satmadan, meşki yabana vermeden.

Kul hakkını almayın, olmayın geleceği gailesiz,
Ayrılmayın gardaştan, muhabbetten ve dosttan,
Boş hülyalara kapılmayın, gerçek acı düşler faidesiz,
Medet ummayın kurttan çakaldan, içi boş posttan.

Kalma sakın uzak dergahtan, olma mesnetsiz,
Her zaman dost muhabbeti ile dol, meşkle yaşa,
Seçim senin, kalırsan yarensiz ve sohbetsiz,
Gidersin ya devlet başa, ya kuzgun leşe.


NihLe 26 Haziran 2006 11:13

1 ek
Alıntıdaki Ek 7279


Misafir 26 Haziran 2006 11:22

http://ozel.balca.net/resima/jpg/dostluk10013.jpg


Mystic@L 30 Haziran 2006 03:34

DOSTLUKLARDAN VAZGEÇİLMEZ



DENİZLER ÇÖL DAĞLAR OVA OLUNCA
MEVSİMLER DEĞİŞİP ZAMAN DURUNCA
NE ZAMAN BU GÜNEŞ TERSTEN DOĞARSA
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
BU DÜNYA TERSİNE BİRGÜN DÖNERSE
UFACIK KARINCA FİLİ YENERSE
NE ZAMAN ATEŞLE YANGIN SÖNERSE
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
NE ZAMAN OLURSA GÜNDÜZLE GECE
NE ZAMAN BİTERSE DİLLERDE HECE
VARSA BİR BAŞKASI ALLAHTAN YÜCE
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM




melish 3 Temmuz 2006 01:05

Hayatta pek çok insanla karşılaşırsın. Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.
İstenmeyen şeyler bir tehlikeyle ilgilidir.
Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur.
Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmiştir.
Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmiştir ve..
Kim inancını kaybetmişse her şeyini kaybetmiştir.
Başkalarının hatalarından öğren, kendi hatalarından öğrenemeyecek kadar kısa bir ömrün var.
Hiç bir zaman bir başlangıç ya da son yoktur
Dün geçmiştir
Yarın bir bilmece
Bugün ise bir hediye


asla_asla_deme 4 Temmuz 2006 16:12

SIRADAN BIR DOST EVINE GELINCE MISAFIR GIBI DAVRANIR

GERCEK BIR DOST BUZ DOLABINI ACIP ISTEDIGINI ALIR

SIRADAN DOST HAYATTA SENIN AGLADIGINI GÖRMEZ

GERCEK DOSTUN OMUZU SENIN GÖZYASLARINLA ISLANIR

SIRADAN DOST SENIN VE AİLENENİN TELEFON NUMARASINI BILMEZ

GERÇEK DOSTUN TELEFONUNDA ONLARIN NUMARASI YAZILIDIR

SIRADAN DOST DAVETİNE KATILINCA SANA BIR HEDİYE PAKETİ GETIRIR

GERÇEK DOST SANA YARDIM ETMEK ICIN ERKEN GELIR, VE EVI TOPARLAMAK ICIN GEC SAATTE GIDER

SIRADAN DOSTUN SENIN YATTIGI ZAMANDA ARAMAN ONU COK RAHATSIZ EDER

GERÇEK DOST NEDEN BU KADAR ZAMAN BEKLEDIGINI SORAR DERDINI ANLATMAN ICIN

SIRADAN DOST BIR KAVGADAN SONRA DOSTLUGUN BITTIGINI DÜSÜNÜR

GERÇEK DOST BIR KAVGADAN SONRA SENI TEKRAR ARAR

SIRADAN DOST SENIN DAIMA ONUN ARKASINDA OLMANI ISTER

GERÇEK DOST SENIN ICIN HER SEYE HAZIR VE DAIMA ARKANDA OLANDIR



Misafir 5 Temmuz 2006 10:34

Yitirdik Her Güzelliği
 
çok acı yitirdigimiz onca değerin arasında
dostluğuda yitirmek
hani eskiler der ya bizim zamanımızda bölemiydi diye
ve biz hiç cvp veremeyiz ya çünkü onların zamanındaki gibi dosluklarımız aşklarımız
ne acı onların yıllar geçmesine ragmen eski dostları varken bizim şimdilerde hiç dostumuzun olmaması
bir araya geldiklerinde eskilerden bahsetmeleri yüzlerindeki o ilk günkü tebessümün bizlerde hiç olmama ihtimali
ya acı ya sırtını rahatca dayaya bileceğin birinin olmaması
omzunda ağlarken hiç korkularının olmaması
hep yanında olcağını bilebilecegin birinin olmaması
dedim ya işte bunların sebebide biziz
beni asıl korkutan ne biliyormusunuz
şimdilerde dostlukları pek bulamasakta iyi arkadaşlarımız oluyor
ya bizden sonraki nesil bunada mahrum kalırsa işte o zaman ne olacak dünyanın düzeni bilmiyorum
NEYSE OLMAYAN DOSTUMA:

SENİ ÇOK SEVİYORUM İYİKİ VARSIN


Misafir 5 Temmuz 2006 10:37

DOSTLAR ARASINA HASRET UCURUMU GIRDIGINDE, YILDIZLARLA VUSLAT KOPRUSU KURDUK YUREKTEN YUREGE. GONLUMUZUN HASRET GUNLUGUGNE UNUTMAYI VE UNUTULMAYI HIC YAZMADIK


Misafir 8 Temmuz 2006 10:24



Mystic@L 8 Temmuz 2006 13:29

♥ Kimsesiz zamanların yalnızlığında,aydınlık diyarların masalsı görüntülerinde,küçük bir çocuk yüreğinin annesine olan sevgisi değerinde bir merhaba dostum nasılsın.

♥ Dost vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş.Biz dostlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.

♥ Gönüller birdir dünyalar ayrı olsa da. Arkadaşlıklar,sevgiler,aşklar yalan olsa da umrumda değil dünya yansada biz dostu unutmayız dost uzakta olsada.


Misafir 5 Ağustos 2006 20:31

Dost
Genç adamin biri, dermis babasina her gün;
'Benim de dostlarim var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder;
'Olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki.. Fazlasını bulamazsin gerçek, hakiki.. Devam eder durur konusma..
Aralarinda baslar bir tartisma, karar verirler bir sinava, dostun hakikisini anlamaya..

Bir aksam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala. Baba der ki ogluna;
'Hadi al bu çuvali, simdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüsler de bir adami, koymuslar çuvala,
dıştan böyle sanilmakta. Delikanli sirtlar çuvali, gider en iyi bildigi dostuna, çalar kapiyi.

O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanli. Kapar hizla kapıyı delikanlinin suratına, almaz içeri arkadasını. Böylece tek tek dolaşır delikanli, kendince tanıdıgı, sevdigi dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynidir. Evlat geriye döner. Ama içten yikilir.. Babasina dönerek;
'Hakliymissin baba ' der. 'Dost yokmus bu dünyada, ne sana, ne de bana.
Baba;
'Hayir Evlat ' der, 'benim bir dostum var bildigim. Hadi, çuvali al da, bir kere de git ona.' Genç adam, çuvali sirtlar tekrar. Alnindan ter, çuvaldan kanlar damlar.. Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanliyi alir hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte. Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, üzerine de serpistirirler toprak. Belli olmasin diye dikerler sarmisak... Genç adam gelir babasina;

'Baba, iste dost buymus' diye konusunca, Babasi;
'Daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarin git O'na, çikart bir kavga, atacaksin iki tokat, hiç çekinmeden ona, iste o zaman anlasilacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanlari anlat bana..'
Genç adam, aynen yapar babasinin dedigini, maksadi anlamaktir dostun hakikisini. Babasinin dostuna istemeden basar iki tokadi !
Der ki tokadi yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayiz sarmisak tarlasini böyle iki tokada!'


Mystic@L 5 Ağustos 2006 20:44



crazylady 5 Ağustos 2006 20:52

Şimdi şimdi anlıyorum dostluğun ne kadar önemli olduğunu herşey gelip geçiyo kalıcı olan tek şey dostluklar o yüzden bi erkek dostum olsun istiyorum beni sevmesin aşık olmasın sadece dostum olsun derdini dinliyeyim derdimi dinlesin zor gününde yanında olayım zor günümde yanımda olsun en güzel günleride birlikte paylaşalım ama olmuyo beceremedik dost kalmayı insanlarıda kırmak istemiyorum ama ben sevgili değil dost istiyorum:(


Mystic@L 5 Ağustos 2006 20:54

Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda...
Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? "Kaderde var mı?" diyerek!

Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından(!)
Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile...

Kimseye söylemiyorum seni sevdiğimi sana bile (!) Çünkü içimde yaşıyorum seni, sen de beni... Bizim aşkımızın kuralı da bu, baştan beri belli..



TheGrudge 5 Ağustos 2006 21:34

DOST DEDİĞİN*
Sadece Sen..
Dost dediğin; radikal olmalı;
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile
Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile
Sana sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
Sana Dayanmalı
Dost dediğin; fanatik olmalı
Bütün dünya seni üzdüğünde
Sana moral vermeli
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli..
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman
Bütün parçalardan daha büyük olmalı...


Mystic@L 5 Ağustos 2006 21:42

Dostlar terketmez. Ama, aşıklar terkeder. Çünkü aşk, bir sinema filmi gibidir. O filmde oynadığınız rol, film süresince vardır. Bir başka filmde farklı bir rolde olacağınız için, bir önceki rolünüzle ilginiz kalmaz. Dostluk üzerine bir aşk kurabilirsiniz. Ama aşk üzerine dostluk milyonda birdir. O tür bir aşkın temelinde az oranda bulunan başka duygularla karışmış olmakla beraber, dostluk duygusu baskın miktardadır mutlaka. Aşk, sevgi başta olmak üzere her türlü duygunun karışık bir sekilde bir araya geldiği bir manevi yoğunluk olarak çıkar karşınıza. Bu yüzden, aşkın barometresindeki ibrenin sevgiyle nefret, coskuyla öfke, iyiyle kötü, ruhla beden arasında gidip gelmesine hiç şaşmamak gerekir. Size "Bu insana neden aşıksınız?" diye sorulsa, genellikle vereceğiniz cevaba kendinizden başka kimse anlam veremeyecektir. Hatta sizin bile çoğunlukla kendi cevabınıza anlam vermekte zorluk çekme olasılığınız çok yüksektir. Çünkü böylesine karmaşık yapılı bir duygunun sizce anlamı ya da derinliği değil, sadece varolması, bir morfin gibi sizi yalnızlık denen başka bir karmaşık duygunun zindanından mümkün olduğu kadar uzun bir süre için almasıdır önemli olan. Oysa ki, çok derin bir dostlukla bağlandığınız bir insana olan sevginizi anlatmak için fazla zorlanmazsınız. Davranış ve tavırlarınızla anlatırsınız sevginizi, ona verdiğiniz değeri… Söylenecek çok şey vardır, ama sözlerin yerini bakışlar, davranışlar ve sadece sizin ikinizin konuşabildiği bir dil alır. Yıllar sonra bile, yine o kaldığınız yerden başlayabilirsiniz sohbetinize. Aşktaysa, insanlar birbiriyle bir daha o ayni dili konuşamazlar; ne kaldıkları yeri hatırlarlar ne de ne söyleyeceklerini. Çünkü aşk dinamik bir yapıdır, belli bir yoğunluk derecesinde ve etkileşim kıvamında olmak zorundadır. Duygunun olumlu ya da olumsuz olmasına bakmaksızın yoğunluk açısından üst düzeyde olması gerekir. Hangi insanoğlu nasıl bir insanüstü enerjiyle böyle bir duyguyu sürekli aynı düzeyde tutabilir ki?


TheGrudge 5 Ağustos 2006 21:50

Kimileri "seviyorum" der terkeder, kimileri sever ama "şartlar gereği" istemeden terkeder; kimileri hiç sevmeden terkeder, kimileri mekan değiştirmeden terkeder, kimileri de Tanri'nın ilahi bir kararıyla terkeder. Sonucta, terkedilenler yürekten sevenlerdir, bu terkedilişin acısını hissedenlerdir. Onun için yalnızlık çekerler. Bununla beraber, aynı çatı altında yaşayıp, çocukları bile olduğu halde birbirini sevmeyen, sevmesini bilemeyen ya da tek taraflı seven insanların dramıyla doludur terkedilmiş hayatlar. Onlar kendilerini sevenleri mekan olarak terketmeksizin gönülden terkederek onlara manevi bir sürgün hayatı yaşatırlar.


Mystic@L 5 Ağustos 2006 21:58

Dostlukta, sevilmemek ya da kaybetmek korkusuyla karşınızdaki tarafından bir anda terkedilmeniz sözkonusu değildir. Aksine, onu siz terkettiğinizde, o da sizi zamanla terkedecektir; bazen de hic terketmeyecek ama hafızasının ve kalbinin derinliklerinde bir yere gömecektir. Onu kolayca bulamazsınız ama kolayca kaybedemezsiniz de. Aşka gelince, o, hizla girer hayatınıza ve ayrılması da o kadar anlıktır. Ama insan olarak hayatınız o hızla değişen duygu yoğunluk ibresine ayak uyduramadığı için sizi hazırlıksız yakalar ve hasta eder. İşte, o yüzden aşk virüsünün bulaştığı beden hastalığın ilerlemesiyle normal işleyişinin dışına çıkar. Beyinle kalp arasındaki kan dolaşımı ve sinir iletişim ağı farkli bir şekilde çalişmaya başlar, haberleşme ve ulaşım yavaşlar; hatta, işlemez hale gelir. Duygulu ve duyarlı bir insansanız çabuk etkilenir, çabuk yenik düşersiniz. Ancak güçlü bir irade ve sağlam bir kişilik sahibiyseniz, gerekli iyi beslenme ve bakımla kendinize gelir, bir daha da kolay kolay hastalanmayabilirsiniz. Çünkü artık bağışıklık kazanmış olursunuz. Dostluk, aslında aşk denen virüsun yatağa düşürdüğü insanı ayağa kaldıracak tek ve en güçlü serumdur. Ne tıp ilmi, ne de diğer ilimler, etkisi daha güçlü alternatif bir ilacı henüz bulabilmiş değildirler.


TheGrudge 5 Ağustos 2006 22:03

ZORDUR "CAN YOLDAŞIM" DEMEK...*

Ve nihayet yoldaşlığa geçeceğiz diyorsun değil mi?.. Ben geçiyorum da, senin için kararı yine sana bırakacağım her zamanki gibi... Belki de sen kendin için öteki bana karşı hâlâ arkadaşlıkta kalmış olabilirsin... Ancak dostluk güzel dostum, yaşandığı şekli ile bir denemeden geçerse (ki bu deneme istemli, bilinçli değildir kendiliğinden oluverir) sadece dostluğu deneyen bir krizden başarı ile geçerse yoldaşlık mertebesine erişebiliyor ancak... O nedenle ben yazdığım kimi dizelerde "can yoldaşım" betimlemesini rahatlıkla kullanabiliyorum kendi adıma, çekincesiz...


Önce kendimi kendime yoldaş, gitgide kendimi sana yoldaş kılarak... Tut ki; dostluk süreci içerisinde bu dostluğu deneyen kriz döneminden geçmekteyiz... Bu süreçte ortaya çıkan duyarlılıklar (bu tek taraflı tek olabilir, bu çok "iki" taraflı tek olabilir, bu tek taraflı çok olabilir) saygıyla karşılanabildiği oranda yerini derin bir güven duygusuna terk edecek olan yoldaşlık evresi söz konusu olabilsin... Yoldaşlık senin kendinle, insanın insanla beraberliğinin en derinidir... Nasıl mı?.. İkili ilişkiler içerisinde kişilerden biri kendini yanılgılar, çelişkiler, zayıflıklar içerisinde buluvermiştir birden... Aşırı duyarlı olduğu bir dönemden geçiyordur belki de, olur a hatalar, yanlışlar yapmıştır, dengeler bozulmuştur, bütün bildiklerini yaşadıklarını sorguladığı bir devreye girmiştir. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği zamanlardan birindedir belki de... O zaman ben kendimi kendime/sana yoldaş kılmışsam, adamışsam bilirim ki benim ilgime, anlayışıma, sevgime ihtiyacın vardır. Bilirim ki eğer kendime/sana yoldaşsam ben; sevdamla, desteğimle, dengemle yanındayımdır. Sana vereceğim sonsuz güzellikleri paylaşmaya açığımdır. Kendimi sana kapamam sana yoldaşsam, bütün zamanlarımı sana vermek için hazır olduğumu bilirsin bu birlikte yol aldığımız süreçte...


Sana yoldaşsam hatalarının, yanlışlarının hesabını tutmam. Ama sana yoldaşsam bir hatalı konum içerisinde gördüğümde seni ikaz etmekte de tereddüt etmem. Bu ikazın senin gelişmen yolunda yapıcı bir ikaz olduğunu bilirsin sen.


Sana yoldaşsam seni yıpratmaya, çökertmeye, incitmeye, aşağılamaya, örselemeye daha başta yanaşmam. Sana yoldaşsam bana güveniyorsun demektir, bu güvenini kötüye kullanmam, dahası senin güvenine ihanet etmem, seni kullanmam... Sana yoldaşsam eğer bana yönelik kimi ihmallerine karşı seni suçlamam. Ancak kendince nedenlerin olduğunu düşünüp sonsuz bir hoşgörü ile açarım kollarımı sana... Sana yoldaşlığım emek ve sevgi ile gelmiştir bu güne ve alabildiğine özgürdür üstelik... Bu nedenle bir çok sıradan ikili ilişkilerde oluşan stresli, gerilimli anlara da göğüs gerebilmektedir...


Eğer sana yoldaşsam değerli dostum, o takındığın güçlülük masken arkasında kopan fırtınaları seni görmesem, seni duymasam bile bilirim... Ama yoldaşlığım öyle incelikli ve duyarlıdır ki gömüldüğün o sessizlikte sen istemeden rahatsız etmem seni... Çünkü sana insan olarak saygı duyarım... Gelişimini, başarını, mutluluğunu isterim. Bu nedenle seni yargılama hakkını görmem kendimde... Ben sana dost olarak bende olanlardan, yapabileceklerimden, verebileceklerimden sorumlu tutarım kendimi, sende olmayanlardan, yapamayacaklarından, veremeyeceklerinden değil...


Ben önce kendimi kendime yoldaş kılabildiğimdendir ki kendimi sana yoldaş olarak sunabiliyorum artık.


Çokça iki karşı cins veya iki aynı cins arasında bu tür ilişkiler yaşanmaz. Bir şeyler yaşanır, olası bir krizle çökme noktasına gelindiğinde de insanlar dönüp sorarlar; "neden böyle oldu?" diye... Şimdi kendine yoldaş olamayan, kendi ile yol almayı bilmeyen, buna tahammül bile edemeyen bir başkasına nasıl yoldaş olacak...

Senin ötekine/bana yoldaşlığına gelince yoldaşlığa kadar geldi mi?.. Dostluk aşamasında mı kaldı?.. Yoksa ne dostluğu daha en başında o el sıkışma noktasından bir adım öteye bile gidemedi mi? gibi soruların yanıtını sen vereceksin...


Ama önce kendine arkadaş, dost, yoldaş olmayı dene derim. Tabiî bu senin bileceğin bir şey benimki sadece dostane bir öneri... Önce kendinle sorunlarını aş ki; gerisi kolayca gelsin. Zor elbette... Hele son aşamaya gelmek... Önce kendinle yoldaş olabilmek, sonra da kime yoldaş olmak istiyorsan onunla birlikte yol almak... İnsan oğlunun o iyilikten, güzellikten, sevgiden çok kötülüğe, çirkinliğe, sevgisizliğe yatkın beyni, yüreği önüne kara bir çalı olarak sıkça çıkacak emin ol... Her yerine takılıp kanatacak, acıtacak, yaralayacak seni... Bu uzun, tehlikeli yolculuk biraz cesaret, çokça sevecenlik, dürüstlük, yalansızlık ister... Ben başaracağına inanıyorum... Sen zor olanı seversin, biliyorum...


Bir çok olguya emek vermekten, katılmaktan, yardım etmekten, sevmekten hoşlanırsın, mutlanırsın. Bu kez kendinle başla işe... Kendini destekle, besle, büyüt... Ödülün gerçekten emeğine değecek inan...


Ben her insanın yoldaşça bir ilişkiyi öğrenmesinden, kavramasından, anlamasından ve böyle bir ilişkiyi büyütüp, geçekleştirmesinden yanayım... Ara sıra isyanlar yaşayacak olsan da karşılaştığın fırtınalardan çok, bu fırtınaları nasıl atlattığınla ilgilen... Dünyanın bütün eksilerine ve yaşamın bütün kalleşliğine, insanların bütün vefasızlığına ve bütün sevgisizliğine rağmen yaşam içerisindeki kavgalarına devam ederken kendinle barış içerisinde olmayı sürdür derim... "Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey"


Devamını sen getir istersen?..

Türküleri duy!
Türküler gibi yaşa,
Gerçek, yalansız, insanca, dostça, yoldaşça...
Bir insanı sevmekle başla işe, mesela kendinle...


Mystic@L 5 Ağustos 2006 22:07

Dostlukta fiziki bir beraberlik ya da belli bir mekan olması gerekmez. Buna rağmen, çok yoğun bir birliktelik sözkonusudur... Gönül ve düşünce birliği dostları asktan öte bir duygu boyutunda yasatır birlikteliği. Ortak olan o kadar cok sey vardır ki... Belki aynı sokakta beraber yürümezsiniz, ama aynı ruh hali ve düşünceyle adımlarinızı beraber atarsınız. Yalnız olmadığınızı bilir, kendinizden emin olarak korkusuzca yürürsünüz o, yürümeğe çekindiğiniz yolları.


TheGrudge 5 Ağustos 2006 22:14

DOSTLUK İPLİĞİNİ KOPARAN TERZİ *


Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası.
Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini. Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş. Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kimbilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp,

- “Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince,
- “Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi. Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
- “Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam,
- “Ben terziyim” yanıtını alınca
- “Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.

Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş.

Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya:

“Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın...” Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...


Misafir 6 Ağustos 2006 23:14

Dosta Dair.
 

CAN DOST

dost musun?

Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...

Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...

Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!

Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma


Mystic@L 6 Ağustos 2006 23:30

DOSTLAR ARASINA HASRET UCURUMU GIRDIGINDE, YILDIZLARLA VUSLAT KOPRUSU KURDUK YUREKTEN YUREGE. GONLUMUZUN HASRET GUNLUGUGNE UNUTMAYI VE UNUTULMAYI HIC YAZMADIK.

GUNESE BAGLANDI KORKUYLA ONCE INSAN. SONRA ATESE, SUYA ... AY BATTI SU KURUDU GUN BITTI.. SEVGI KARDESLIK DOSTLUKTU SONSUZ OLAN..CAN DOSTUMA

DOSTLUKLARA MESKEN ßU YUREK ASKLARA DEGIL SEVGILININ GOZLERINE DEGIL DOSTUN SOZLERINE, SELAMIN'A MERHABASINA MUHTAC BU YUREK MERHABA EY DOST BU GECE DE YUREKTESIN...

DOSTLUK GUNAH OLMAYACAK KADAR MASUM, KOLE OLMAYACAK KADAR OZGUR, UMULMAYACAK KADAR YAKIN, UNUTULMAYACAK KADAR DERIN, TEK BASINA YASANMAYACAK KADAR ZORDUR.

ARKADASLIKLAR ASKA DONUSEBILIR,AMA ASKLAR ARKADASLIGA ASLA DONUSEMEZ.

ARKADAS KIS ORTASINDA YAZ GETIREN,DOST COL ORTASINDA SUYUNU PAYLASANDIR.

SEVGILER GECICI OLABILIR ASKLARDA OLUMLU OLUMSUZ OLAN TEK SEY DOSTLUKLARDIR...

DOST VARDIR GIDA GIBIDIR,ONU HEP ARARSIN.DOST VARDIR ILAC GIBIDIR GEREKIRSE ARARSIN. DOST VARDIR HASTALIK GIBIDIR, ONU ARAMAZSIN O SENI BULUR..


Misafir 9 Ağustos 2006 10:56

dostluk koşullar ne olusa olsun
karşındakinden çıkar gözetmeden
yapman gerektiği gibi davranman gerektiği gibi değilde
içinden geldiği gibi davranmaktır.
tıpkı böyle;
http://www.evcil.us/images/d22677054.jpg


DoGu 22 Ağustos 2006 12:32

uzun zaman önce yazmış olduğum "bir eski dost " adlı denememi sitenizde forumunuzda görmek çok güzel bi duygu..teşekkürler...herkese sevgiler saygılar.ben de aranızda yeni üye olarak bulunmaktan onur duydum..doğu kılıçoğlu


melish 25 Ağustos 2006 13:00

Adam geçirdiği trafik kazasını hafif atlatmıştır.
Hemşirelere pansumanı biter bitmez çıkması gerektiğini ve huzurevinde kalan karısıyla kahvaltı yapacağını zaten çok geciktiğini söyler ve ekler "eşim Alzheimer (alzaymır) hastasıdır der".
Hemşire ise o zaman geciktiğinizi farketmeyecek ve hatta sizi tanımayacak der.

Adamsa olsun ben onu tanıyorumya diyerek sevginin ve dostluğun yüceliğini sergiler.


Misafir 25 Ağustos 2006 21:54

Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını.
Hani hep yanı başınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir.

Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya...

Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta ayrılmak istesin de koparıp atamazsın.

Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar.

O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için.

Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez.

Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır.

Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize.

O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı,

O sana emeklemeyi öğretir sen ona yürümeyi,

O sana okumayı öğretir sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....

İşte bunun adına DOST derler...

Hayatta hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir DOSTUNUZ olsun.


TheGrudge 9 Eylül 2006 05:19



Dostluk


Dost dediğin yaren ile yoldaştır
Belki arkadaştır belki kardeştir
Belki ana baba belki de eştir
Dostluk öyle kolay kurulmuyor ki

Dostluk yaren ile gönül bağıdır
Dostluk duyguların olgun çağıdır
Dostluk bir yemeğin belki yağıdır
Dostluk öyle kolay kurulmuyor ki

Dostluk para ile alıp satılmaz
Elinin tersiyle hemen itilmez
Dostluk bozulursa rahat yatılmaz
Dostluk öyle kolay kurulmuyor ki

Dost olmak özüyle belki barışmak
Sevgiyle güvenle aşkla karışmak
Kendine güvenmek belki konuşmak
Dostluk öyle kolay kurulmuyor ki

Elemde kederde güzel şeylerde
Dağlarda şehir de belki köylerde
Yaşamın sürdüğü her türlü yerde
Dostun olmaz ise yaşanmıyor ki

Dostların yanında rahat edersin
Çok rahat konuşur her şeyi dersin
Dostluk çok önemli sen de bilirsin
Dostluk öyle kolay kurulmuyor ki


mydarling24 13 Eylül 2006 15:05

Dost

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...

Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!


Misafir 14 Eylül 2006 10:59



Misafir 15 Kasım 2006 17:14

Dostluğun renkleri...


http://img49.imageshack.us/img49/7933/wwwantolojicom524159626my5.gif

Dostlarınızın renkleri
Dostlar, çeşitli renklerde olur

“Yeşil dost"

Her şeye olumlu bakan ve her şeyde umutlanacak bir yön bulan.
Mavi dost" :
Denizin ve göğün rengi... Huzur ve dinginlik veren.

“Sarı dost" :

Güneşin rengi...
Bizi güldüren, ve hüzünlü olduğumuzda
bize bir yıldız gösteren.


“Kırmızı dost” :


Sıcacık sevgi sözcükleriyle,
bize yaşamın kurallarını anımsatan,
ama bizi değişmeye de özendiren.

Ha! “Portakal renkli dost”

Büyüyebilmemiz için ruhumuzu
yeni bir enerji ve sevgi vitaminleriyle güçlendiren.
Ya “Gri dost” ?

Bize sessizliği öğreten:
Kendimizi ve başkalarını
daha iyi tanıyabilmemiz için
yansıtan ve içimizi gösteren.

“Mor renkli dost”
Asil ruhlu olanların rengi,
gerçek yetkeyi ve yüreğin bilgeliğini öğrenmemize yardımcı olan.

“Kahverengi dost”

Boş hayallerden vazgeçip ayağımızı yere basmamıza, günlük yaşamın basit gerçeklerini anlamamıza yardım eden.



Ve “ Beyaz dostumuz”

Deneyimlerimizin her birinden kazanılacak bilgeliği
keşfetmemize yardımcı olan.

Tüm bu dostları Bir araya GETİRİRSEK

Sevgiden oluşan bir


Gökkuşağını


Misafir 1 Aralık 2006 10:14

Dost'luk Üzerine
 
Dostluğun ve dost olmanın değerini bilenlere…


HER ŞEYDEN ÖNCE …

Bir gün bunalırsan ve sıkıntını paylaşmak istersen beni ara....
İki elim kanda olsa gelirim,sıkıntını yok ederim...
Bir gün ağlayacak gibi olursan da ara beni ....
Seni belki güldüremem ama söz veriyorum seninle birlikte ağlayabilirim....
Bir gün uzaklara kaçmak istersen beni aramaktan çekinme....
Seni belki durduramam ama senle birlikte koşabilirim.....
Bir gün yüksek bir köprüden atlamaya kalkarsan da ara beni.....
Senle birlikte atlayamam ama aşağıda bekler seni tutabilirim...

Bir gün herhangi bir konuda kararsız kalırsan ara beni.....
Seni senden çok düşünür sana fikirler verebilirim.....
Bir gün kimseyi dinlememeye karar verirsen de ara beni....
Ağzımı açmayacağım ve söyleyemediklerimi bile dinleyeceğim....
Bir gün beni üzdüğünü düşünürsen de çekinme, yine ara....
Göreceksin sana kıyamam, kızamam, üzemem seni.....
Bir gün beni ararsan ve benden bir karşılık alamazsan ....
Söz ver o zaman sen ulaşacaksın bana ....
Çünkü o an bir meleğe gereksinim duyacağımı bilmelisin......


:) Bizim Dostluğumuz Ebedi Grup Tepsi:)
http://img242.imageshack.us/img242/8241/oceandilayla14847zu7.gif



MARLON 1 Aralık 2006 10:43

http://www.hz-muhammed.net/site/data/08_Efendimize_siirler/resimsel/he_01.jpg


Misafir 1 Aralık 2006 11:01

Dost'luk Üzerine
 
DOSTLUĞA DAİR;

Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse,
Kadınsan erkeğe, erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası,bir moda,bir gelgeç ruh hali değil...

Sempati.. İlgi.. Bağlılık.. Yüceltme.. Taçlandırma...Sorumluluk duyma..

Yürekten algılama. Bakışlarla anlaşma.

Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz ilişki..

KAYIP OLMAZ, YİTMEZ. YOKTAN VAR OLMAZ BİR DUYGU.

Olumsuz düşünür Sokrates'e öğrencileri sormuş: Dostluk nedir?
Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş;
"Çocukluğumdan beri arzuladığım şey vardır.
Kimi insan atları olsun ister...
Kimi insan köpekleri.
Kimisi altını, kimisi de şanı, şerefi;
Bense bir DOSTUM olsun isterim...“

İnsan, biriktiren yaratık...
Şan, şöhret biriktiriyor...
Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor.Tablo biriktiriyor.
Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor.
Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor.
Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor.

CAHİLSE KİN BİRİKTİRİYOR.

NAZİK OLMAK İÇİN,BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN.

SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN.

BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN.

ÖZÜR DİLEMEK İÇİN,DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN.
NE DE BARIŞMAK İÇİN, AYRILIĞI BEKLEMEYİN,

ÇÜNKÜ; NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ...

http://img153.imageshack.us/img153/3756/oceandilayla14847uw7.gif


nuisancex 1 Aralık 2006 11:12

Gerçek dostlar yıldızlar gibidir.

Karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.


Misafir 1 Aralık 2006 12:01

Dost'luk Üzerine
 
Dostlugu klavyelerinde, yaşami monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sicacik bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir agaç gölgesinde uyumanin keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz
dalgalarin sahille buluşmasini?... Içinizi isitan gün işigini gönderebilir misiniz maille arkadaşlariniza?
Sevgiyi tuşlarla mi yazarsiniz? Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?... Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Dogayi bilgisayarlarina döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanin tomurcuklandigini.
Ve islak toprak kokusu var midir dosyalariniz arasinda ?...



Misafir 6 Aralık 2006 10:39

http://ozel.balca.net/resima/jpg/dostluk10013.jpg

CAN DOST
dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı
Ne şekil gelirse, öylece...

Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!

Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...

Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle,

sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök

arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir

limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!

Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!

Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma



http://img244.imageshack.us/img244/601/oceandilayla28638ak9ka0.gif



Saat: 21:21
Sayfa 3 / 7

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık