![]() |
DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ AĞUSTOS/2006 İhracat Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre %14,1 arttı... Geçici verilere göre 2006 yılı Ağustos ayında; geçen yılın aynı ayına göre ihracat %19,4 oranında artarak 6.631 Milyon Dolar, ithalat %15,6 oranında artarak 11.870 Milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde dış ticaret açığı %11 oranında artarak 4.719 Milyon Dolardan 5.240 Milyon Dolara yükselmiştir. 2005 Ağustos ayında %54,1 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2006 Ağustos ayında %55,9 olarak gerçekleşmiştir. 2006 Ocak - Ağustos döneminde; 2005 yılının aynı dönemine göre ihracat %14,1 artarak 53.276 Milyon Dolar; ithalat ise %18,5 artarak 88.862 Milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. 2005 Ocak-Ağustos döneminde 28.262 Milyon Dolar olan dış ticaret açığı, 2006 yılı Ocak-Ağustos döneminde % 25,9 oranında artarak 35.586 Milyon Dolara yükselmiştir. Avrupa Birliği’ne ihracatımız 27.775 Milyon Dolar oldu... 2006 Ocak-Ağustos döneminde de Avrupa Birliği’nin (AB) ihracattaki ağırlığı devam etmektedir. Geçen yılın aynı dönemine göre AB ülkelerine yapılan ihracat %14,4 artarak 27.775 Milyon Dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Toplam ihracat içinde AB ülkelerinin payı %52,1, Türkiye Serbest Bölgelerinin payı %3,6, Diğer ülkelerin payı ise %44,3 olmuştur. 2006 Ocak-Ağustos döneminde en fazla ihracat yapılan ülke 6.127 Milyon Dolarla Almanya olmuştur. Geçen yılın aynı dönemine göre bu ülkeye gerçekleştirilen ihracat %1,5 artmıştır.2006 Ağustos ayında Almanya’ya yapılan ihracat %0,9 artarak 727Milyon Dolar olmuştur. Ağustos ayında Almanya’yı sırasıyla İngiltere (519 Milyon Dolar), Amerika Birleşik Devletleri (403 Milyon Dolar), İtalya (396 Milyon Dolar), ve Fransa (328 Milyon Dolar) izlemiştir. 2006 Ocak-Ağustos döneminde; ithalatın %39,9’u Avrupa Birliği ülkelerinden yapılmıştır (35.498 Milyon Dolar). AB’ye dahil olmayan diğer Avrupa ülkelerinden 18.927 Milyon Dolar, Asya ülkelerinden 23.154 Milyon Dolar ve Türkiye Serbest Bölgelerinden ise 573 Milyon Dolar ithalat yapılmıştır. 2006 Ağustos ayında en fazla ithalat yapılan ülke Rusya Federasyonu’dur (1.522 Milyon Dolar). Bu ülkeyi Almanya (1.273 Milyon Dolar), Çin (835 Milyon Dolar), İtalya (787 Milyon Dolar) ve İran (544 Milyon Dolar) izlemiştir. Fasıllara göre İhracatta motorlu kara taşıtları ilk sırada... 2006 Ocak-Ağustos döneminde fasıllar bazında en büyük ihracat kalemi Kara taşıtları ve bunların aksam, parçaları (7.445 Milyon Dolar) olurken, bu fasılı örme giyim eşyası (4.546 Milyon Dolar), makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları (3.989 Milyon Dolar) izlemiştir. Aynı dönemde, ithalatta ise en büyük kalem mineral yakıtlar, mineral yağlar (18.552 Milyon Dolar) olmuştur. Bu fasılı makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları (12.024 Milyon Dolar) izlemiştir. Geniş ekonomik grupların sınıflandırmasına göre ise; ithalattaki payı %71,6 olan ara mallarının ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre %19,4 oranında artarken, sermaye malları ithalatı %11,tüketim malları ithalatı %25,8 artmıştır. http://img82.imageshack.us/img82/2231/clipimage003py3.gif |
30 Eylül 2006 YABANCILARA SATILAMAYACAK YERLER, KADASTRO HARİTALARINA İŞLENECEK -TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, YABANCILARA GAYRİMENKUL SATIŞI YAPILMAYACAK ASKERİ YASAK BÖLGELER İLE GÜVENLİK BÖLGELERİNE İLİŞKİN GENELKURMAY VERİLERİNİ, KADASTRAL PAFTALARA İŞLEYECEK -KADASTRO MÜDÜRLÜKLERİNCE YÜRÜTÜLECEK İŞLEMLER, 3 AY İÇİNDE TAMAMLANACAK -SÜREÇ TAMAMLANDIKTAN SONRA, SATIŞLAR İÇİN ARTIK ASKERİ MAKAMLARDAN GÖRÜŞ SORULMAYACAKANKARA (A.A) - Yabancılara gayrimenkul satışı yapılmayacak askeri alanlar ve güvenlik bölgelerine ilişkin Genelkurmay Başkanlığının hazırladığı veriler, kadastral paftalara işlenecek. Kadastro Müdürlüklerince yürütülecek işlemler, 3 ayda tamamlanacak. Süreç sona erdikten sonra satışlar için askeri makamlardan görüş almaya gerek kalmayacak. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Tapu ve Kadastro Genel Müdür Vekili Zeki Adlı, konuya ilişkin genelge yayımladı. Genelgede, 7 Ocak'ta yürürlüğe giren Tapu Kanunu'nda değişiklik öngören düzenlemeye göre, ''kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerlerinin tamamının, Milli Savunma Bakanlığı tarafından en geç 3 ay içinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa gönderilmesi gerektiği'' hatırlatıldı. Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan söz konusu bilgilerin de Genel Müdürlüğe iletildiği belirtildi. Genelgeye göre, bu bilgi ve belgeler, kadastro müdürlüklerinin yetki alanlarına göre tasnif edildi. Dokümanlar, Bölge Müdürlüklerince, ilgili Kadastro müdürlüklerine, ''gizlilik'' nedeniyle kurye vasıtasıyla teslim edilecek. Teslim edilen koordinat değerleri ve haritalar, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği, Harita ve Harita Bilgilerini Temin ve Kullanma Yönetmeliği ile ilgili diğer mevzuat çerçevesinde kullanılacak ve saklanacak. -''ALTYAPI, DOĞRU VE HIZLI OLUŞTURULMALI''- Yasa uyarınca, süreç tamamlandıktan sonra artık askeri makamlardan görüş sorulmasına gerek kalmayacak. Genelgede, yabancı gerçek kişilere satılacak taşınmazların askeri yasak bölge ve güvenlik bölgeleri içinde kalıp kalmadığı konusunda tapu sicil müdürlüklerinin, kadastro müdürlüklerine danışacağı ifade edilerek, gerekli alt yapının ''doğru ve hızlı bir şekilde'' oluşturulmasının önemi vurgulandı. Kadastro Müdürlüklerince yürütülecek teknik çalışmalara da yer verilen genelgede, şunlar kaydedildi: ''Grafit paftaların sayısallaştırılması, mevzuat çerçevesinde ilgili kadastro müdürlüklerince yapılacak. Askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerleri, kadastrosu yapılmamış alanlara isabet ettiğinde aynen muhafaza edilecek. Bu yerlerde kadastral paftalar oluştuğunda söz konusu işlemler tekrarlanacak. Şeffaf kopyaları çekilip sayısal değerlerinin işlenmesi sırasında oluşacak tereddütler, yetkili askeri makamlardan sorulup, teyit edildikten sonra kadastral paftalara işlenecek.'' -3 AYDA TAMAMLANACAK- Genelgede, işlemlerin en geç 3 ay içinde tamamlanması gerektiği ifade edilerek, bu sürede çalışmaların yetiştirilememesi halinde Genel Müdürlükten ek süre istenebileceği kaydedildi. Tüm işlemler tamamlandıktan sonra sonucun Bölge Müdürlüklerince Genel Müdürlüğe iletileceği belirtilen genelgede, süre ve gizlilik konusunda duyarlılık gösterilmesi istendi. |
TAHVİL-BONO FAİZİNİN VERGİLENDİRİLMESİNE AÇIKLIK GETİRİLDİ ANKARA (A.A) - Maliye Bakanlığı yabancılar için 7 Temmuzdan itibaren sıfıra indirilen, yerli yatırımcılar için ise yüzde 10 olarak uygulanan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesiyle ilgili esaslara açıklık getirdi. Maliye Bakanlığı'nın konuya ilişkin tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğde Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen tevkifat oranları, eurobondların itfası ile alım-satımından elde edilen getirilerin gerçek kişiler yönünden vergilendirilmesi gibi konulara yer verildi. |
30 Eylül 2006 ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI GÜLER: -''TETAŞ'IN YAPTIĞI ZAM, TÜKETİCİYE YANSIYACAK BİR FİYAT ARTIŞI DEĞİLDİR'' -''TETAŞ'IN YENİ TARİFESİ, GEÇMİŞ YILLARDA DA YAPILAN BİR İÇ DÜZENLEMEDİR'' Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler,Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş.'nin (TETAŞ) yaptığı zammın, tüketiciye yansıyacak bir fiyat artışı olmadığını bildirdi. Güler, ''TETAŞ'ın yeni tarifesi, geçmiş yıllarda da yapılan bir iç düzenlemedir, vatandaşımıza, sanayiciye ihracatçımıza kısaca tüketiciye yansıyacak bir fiyat artışı değildir'' dedi. Bakan Güler, enerji konusunda son gelişmelerle ilgili Bakanlıkta bir basın toplantısı düzenleyerek, TETAŞ'ın, dağıtımdan sorumlu kamu şirketi TEDAŞ'a verdiği elektriğin fiyatını artırmasına dönük haberlere açıklık getirdi. TETAŞ'ın yeni tarifesinin bir iç düzenleme olduğunu ve geçmiş yıllarda da böyle düzenlemeler yapıldığını vurgulayan Güler, bunun vatandaşa, sanayiciye, ihracatçıya kısaca tüketiciye bir fiyat artışı, bir zam şeklinde yansımasının söz konusu olmadığını söyledi. Enerjinin bir sistemi olduğunu ve bu sistemin çok dinamik yapıda olduğunu vurgulayan Güler, şunları kaydetti: ''Daha önceki yıllarda bu tip hareketler genellikle farklı farklı birimler tarafından ele alınıyordu. Ama şimdi artık bizde bir sistem var, bir enerji yönetimi var, ham maddesiyle, üretimiyle, dağıtımıyla, iletimiyle, ticaretiyle ve düzenleyici kurulları ile bir enerji sistemi, enerji yönetimi var. Biz bu yönetim tarzımızda kendi içimizde düzenlemeler yapıyoruz. Bunu bir futbol maçına benzetirseniz biz maçın sonunu beklemiyoruz, maçın içinde de gerekli düzenlemeleri yapıyoruz, bu her teknik direktörün yapması gereken hareket gibi biz de bunu enerji yönetimimizde duruma göre, şartla göre bu düzenlemeleri yapıyoruz.'' Enerji yönetiminin kamuoyunda özen gerektiren bir noktada bulunduğunu da belirten Güler, kendilerinin de bu kapsamda her gelişmeyi şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıkladıklarını ifade etti. |
02 Ekim 2006 ANTALYA'DAN YAPILAN İHRACAT... Antalya'dan bu yılın dokuz aylık bölümünde 262 milyon dolardan fazla ihracat yapıldı. AA muhabirinin Antalya İhracatçı Birliklerinden aldığı bilgiye göre, bu yılın dokuz aylık döneminde, tekstil ve hammaddeleri ihracatında yüzde 6, kombine ihracatta yüzde 50 düşüş oldu. Kesme çiçek ihracatında yüzde 10, yaş meyve sebze ihracatında ise yüzde 1 oranında artış yaşandı. Aynı dönemde tekstil ve hammaddeleri, kombine satış, kesme çiçek ve yaş meyve sebze ihracatından toplam 262 milyon 166 bin 133 dolar döviz girdisi sağlandı. Tekstil ve hammaddeleri ihracatından elde edilen gelir 67 milyon 311 bin 17 dolar, kombine ihracattan elde edilen gelir ise 489 bin 788 dolar oldu. Kesme çiçekte yaz üretiminin ve çeşitliliğin artırılması ihracata da yansıdı. Yüzde 10 artan kesme çiçek ihracatında gelir, dokuz aylık dönemde 29 milyon 597 bin 970 dolara ulaştı. Turizmden sonra Antalya ekonomisinde en büyük sektör olan tarımda ise, yaş meyve sebze ihracatında artış yüzde 1 olarak gerçekleşti. Bu dönemde AB ülkeleri başta olmak üzere Avrupa'nın çeşitli ülkelerine 164 milyon 767 bin 358 dolarlık ihracat yapıldı. Geçen yıl sonu itibariyle tüm sektörlerde 338 milyon 255 bin 603 dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti. |
02 Ekim 2006 IRAK'TA İŞ İMKANLARI -ABD, IRAK'TAKİ ASKERİ İHALELERİ İÇİN TÜRK FİRMALARINA SEMİNERLER DÜZENLİYOR ANKARA (A.A) - ABD'nin Irak'taki askeri ihalelerinin sözleşme prosüdürü ve şartları hakkında Türk firmaları bilgilendirilecek. ABD Kara Kuvvetleri Komutanlığı, ABD Ankara Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarlığı ve ABD Askeri Sözleşme Komutanlığınca Türkiye Müteahhitler Birliğinin desteğiyle verilecek sözleşme eğitim seminerleri, 16-17 Ekim günlerinde Ankara'da, 19-20 Ekim günlerinde de İstanbul'da düzenlenecek. ABD Ankara Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, seminerlerin özellikle ABD Sözleşme Komutanlığı ve ABD Hava Kuvvetleri tarafından Irak'ta sunulacak iş olanaklarıyla ilgili olmakla birlikte, benzer ihalelerde daima benzer kayıt ve dökümanlar gerektiğinden, tüm Amerikan devlet ihalalerine katılım için gereken bilgileri vereceği vurgulandı. Belirtilen tarihlerde Ankara'da Hilton, İstanbul'da Conrad otellerinde düzenlenecek seminerlere katılmak isteyenlerin www.tmb.org.tr ya da Home -- U.S. Commercial Service Turkey web adreslerinden ayrıntılı bilgi edinebileceği belirtildi. |
02 Ekim 2006 DENİZLİ'DEN İHRACAT... -EYLÜL AYI TEKSTİL VE KONFEKSİYON İHRACATI YÜZDE 4,3 ARTTI DENİZLİ (A.A) - Denizli'den yapılan tekstil ve konfeksiyon ihracatı, Eylül'de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,34 oranında artış gösterdi. Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nden (DETKİB) yapılan açıklamada, Eylül ayı ihracatının 106 milyon 517 bin dolar olarak gerçekleştiği, artış oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,34 olduğu belirtildi. 1 Ocak-30 Eylül tarihleri arasındaki ihracatın da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,45 oranında artarak, 759 milyon 742 bin dolara yükseldiği bildirildi. Denizli'den en fazla ihraç edilen ürünler arasında dikkati çeken çarşaf ve nevresim ihracatı ilk 9 ayda yüzde 12,74, havlu ihracatı yüzde 0,83 arttı. Buna karşın bornoz ve sabahlık ihracatı yüzde 5,99 geriledi. En fazla ihracat yapılan ülke ise 170 milyon 361 bin dolarla Almanya oldu. Almanya'ya 9 aylık dönemdeki ihracat yüzde 3,71 arttı. 133 milyon 546 bin dolarla ikinci sırada yer alan ABD'ye ihracat yüzde 4,31 oranında geriledi. AB ülkelerine yapılan ihracat da, Eylül ayı sonu itibariyle yüzde 8,91 oranında artarak 537 milyon 608 bin dolara ulaştı. Bu rakam, Denizli'nin toplam tekstil ve konfeksiyon ihracatının yüzde 70,76'sını oluşturuyor. |
02 Ekim 2006 PLASTİK İHRACATINDA ARTIŞ... -TİM-1000'DEKİ 23 FİRMANIN İHRACATININ 856 MİLYON DOLARA ULAŞTIĞI BİLDİRİLDİİSTANBUL (A.A) - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan ve Türkiye'nin en büyük 1000 ihracatçısının açıklandığı listede yer alan 23 plastik firmasının ihracatının, yüzde 98 artışla 856 milyon dolara ulaştığı bildirildi. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma ve Geliştirme Vakfının (PAGEV) açıkladığı verilere göre, 2005 yılında, TİM ilk 1000 ihracatçı firma listesine giren 23 plastik firması, toplam 856 milyon dolar ihracat yaparak ilk 1000 firmanın yaptığı ihracatın yüzde 1,7'sini gerçekleştirdi. PAGEV Başkanı Selçuk Aksoy, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, sektörün hızlı büyümesini sürdürdüğüne dikkat çekerek, ''Rakamlar da gösteriyor ki plastik sektörü tüm olumsuzluklara rağmen yüksek oranda katma değer yaratmayı sürdürüyor. İhracatını artıran plastik sektörünün, yurt dışı pazarlarda rekabet avantajının elinden alınmaması gerekiyor'' dedi. Aksoy ayrıca, Çin'den yapılan plastik ham maddesi ithalatına getirilen ton başına 320 dolar ek vergi kararını da anımsatarak, Çin'den yapılan plastik ithalatına önlem alınacaksa bunun sektör açısından hayati öneme sahip ham maddeye değil plastik mamul ithalatına getirilmesinin daha doğru olacağını vurguladı. |
02 Ekim 2006 TMO GENEL MÜDÜRÜ KEMALOĞLU: ''TMO, RAMAZAN BAYRAMI'NA KADAR BU PİYASADAN 100 BİN TONA YAKIN FINDIĞI ÇEKMİŞ OLACAK'' -''PİYASALARIN RAHATLAMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN FINDIK MİKTARI NE İSE OFİS O KADAR FINDIĞI PİYASADAN ÇEKECEK'' -''FİSKOBİRLİK'E, 2005 ÜRÜNÜ 50 BİN TON FINDIK İÇİN MAKBUZ SENET DÜZENLEYECEĞİZ. BUNUN KARŞILIĞINDA 120 TRİLYON LİRA GİBİ BİR KAYNAK KULLANACAKLAR'' TRABZON (A.A) - Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Ramazan Bayramı'na kadar piyasadan 100 bin tona yakın fındık çekeceklerini bildirdi. Kemaloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 Eylül itibariyle başladıkları fındık alımlarına 70 noktada devam ettiklerini ve şu ana kadar 23 bin 350 ton fındık aldıklarını kaydetti. TMO'ya 30 bin 400 üreticinin başvurduğunu ifade eden Kemaloğlu, şöyle devam etti: ''Toplam randevulu başvuru miktarı 97 bin 300. TMO, fındık piyasasında yeniydi, bölgede örgütlenmede yoktu. Kısmen ilk günler alım şeklinde sorunlar yaşandı. Fakat bunun üstesinden geldik. FİSKOBİRLİK ile yapılan anlaşmadan itibaren günlük alımlar 3-3 bin 500 tona çıkacak. Bayrama kadar 100 bin tona yakın fındık alınacak. TMO, Ramazan Bayramı'na kadar bu piyasadan 100 bin tona yakın fındığı çekmiş olacak. Bize göre bunun anlamı şudur. Biz 20 günlük süre içerisinde bu piyasadan bu fındığı çektiğimizde, piyasanın bu manada ateşi söndürülmüş olacaktır. Fiyat istikrarı anlamında önemli bir denge sağlanmış demektir.'' Ödeme noktasında hiçbir sıkıntı yaşamadıklarını vurgulayan Kemaloğlu, şunları kaydetti: ''Dün akşam itibariyle üreticiye 26 trilyon lira aktardık. Ödemelerin yarısını peşin, yarısını azami 20 gün içerisinde yapıyoruz. Bu piyasaların rahatlaması için alınması gereken fındık miktarı ne ise ofis o kadar fındığı piyasadan çekecek. Deposunu, organizasyonu buna göre yapmıştır. Bu miktar 150 bin, 200 bin tonsa, ne kadarsa bunu alacak. Bugün için ofis bu piyasanın ateşini söndürmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Eğer üreticilerimiz paniğe kapılmazsa, ürününü kısa sürede satmazsa, fındık çok kısa sürede belli bir düzene oturacaktır. Bu saat itibariyle fındık üreticisi, 'fındığımı 2 milyon küsura satıyorum' demesini çok anlamlı bulmuyorum.'' Piyasada fındık fazlalığının bulunduğunu kaydeden Kemaloğlu, şöyle konuştu: ''Biz fındık alımı yaparken, üreticiden alacağımız fındığı asgari 2 yıl satamayacağımız hesabı ile yola çıktık. TMO, uluslararası piyasada hububat alımı için kredi kullanan bir kurum. Bu krediyi genelde 9 ay için kullanıyorduk. Oysa biz fındığa dayalı uluslararası borçlanmaya, asgari 18 aylığına çıktık. Yani biz üreticiden alacağımız fındığı 2 yıl satamayacağımız düşüncesiyle yol çıktık. Bizim fındığı acele satma gibi bir derdimiz yok. Zaten biz müdahale bir kuruluşuz. Ama bu piyasadan çok uzak kalacağız demek değil. Alıcılarla, piyasadaki aktörlerle görüşeceğiz.'' Kemaloğlu, kendilerinden bir talep olursa aldıkları ürüne maliyetlerlerini de katarak bir satış fiyatı belirleyeceklerini vurgulayarak, ''Eğer piyasa bizim maliyet fiyatımızından fındık talep ediyorsa, fındık fiyatı belli bir seviyeye oturmuş demektir'' dedi. -TMO, FİSKOBİRLİK'İN 50 BİN TON FINDIĞINA GARANTİ OLUYOR''- Kemaloğlu, FİSKOBİRLİK ile bir mutabakat yaptıklarını ifade ederek, ''FİSKOBİRLİK'e, 2005 ürünü 50 bin ton fındık için makbuz senet düzenleyeceğiz. Bunun karşılığında 120 trilyon lira gibi bir kaynak kullanacaklar. Biz bunu en azından 3 bankadan garanti ettik. Gerisi FİSKOBİRLİK'in takdirinde. FİSKOBİRLİK formaliteleri tamamlayarak, çekiş süresini ayarlayacak. Yani TMO, FİSKOBİRLİK'in 50 bin ton fındığına garanti oluyor'' görüşünü dile getirdi. Kemaloğlu, TMO'nun hiçbir zaman FİSKOBİRLİK'in yerini alamayacağını, böyle bir durumun ''eşyanın tabiatına'' aykırı olduğunu vurguladı. |
02 Ekim 2006 HAZİNE, NET 5,6 MİLYAR YTL BORÇLANDI... -HAZİNE'NİN 91 GÜN VADELİ REFERANS BONO İHALESİNDE BİLEŞİK FAİZ YÜZDE 19,69 OLDU -679 GÜN VADELİ TAHVİL İHALESİNDE BİLEŞİK FAİZ YÜZDE 22,59, 5 YIL VADELİ DEĞİŞKEN KUPONLU TAHVİL İHALESİNDE İSE DÖNEMSEL FAİZ YÜZDE 11,24 OLDUANKARA (A.A) - Hazine bugün, net 5,6 milyar YTL borçlandı. Hazine'nin bugün düzenlediği 91 gün vadeli iskontolu referans bono ihalesinde bileşik faiz yüzde 19,69, 22 ay (679 gün) vadeli iskontolu tahvil ihalesinde bileşik faiz yüzde 22,59 ve 5 yıl vadeli değişken kuponlu tahvil ihalesinde ise dönemsel faiz yüzde 11,24 oldu. Hazine'nin 3 ay vadeli referans bono ihalesine nominal 2 milyar 833,4 milyon YTL teklif gelirken, nominal 865 milyon YTL, net ise 827 milyon YTL satış yapıldı. İhalede basit faiz yüzde 18,38 oldu. -TAHVİL İHALELERİ- Hazine'nin 22 ay (679 gün) vadeli iskontolu tahvil ihalesine ise nominal 4 milyar 54,9 milyon YTL teklif geldi. Nominal 2 milyar 506,2 milyon YTL, net ise 1 milyar 713,9 milyon YTL'lık satışın yapıldığı ihalede, bileşik faiz yüzde 22,59, basit faiz de yüzde 24,78 oldu. 5 yıl (1.554 gün) vadeli değişken kuponlu tahvil ihalesinde ise dönemsel faiz yüzde 11,24 olarak gerçekleşti. Bu ihaleye nominal 1 milyar 479,7 milyon YTL teklif gelirken, nominal 1 milyar 34,9 milyon YTL, net ise 1 milyar 55,5 milyon YTL'lık satış yapıldı. Hazine bugün iki tahvil ihalesinde, piyasa yapıcı bankalara yapılan net 2 milyar 12,2 milyon YTL'lik satışla birlikte, toplam 5 milyar 608,6 milyon YTL net borçlanmaya gitti. Hazine'nin referans bono ihalesinde satılan kağıtların geri ödemesi 3 Ocak 2007'de, 679 gün vadeli tahvil ihalesindeki kağıtların geri ödemesi 13 Ağustos 2008'de ve 5 yıl vadeli değişken kuponlu tahvillerin geri ödemesi de 7 Eylül 2011'de yapılacak. -YARIN DEĞİŞİM İHALELERİ VAR- Öte yandan Hazine, yarın, 4 Ekim Çarşamba valör tarihli olmak üzere, (24 Ocak 2007 ve 7 Mart 2007) vadeli senetlere ilişkin 2 ayrı değişim ihalesi yapacak. Bu ihalelerde, söz konusu senetlerin geri alımı karşılığında 13 Ağustos 2008 vadeli YTL cinsinden iskontolu devlet tahvili ihraç edilecek. İhraç edilecek 13 Ağustos 2008 vadeli senedin satış fiyatı, bugünkü ihalede oluşan ortalama fiyat olacak. Bu çerçevede, yatırımcılar geri getirilen 24 Ocak 2007 ve 7 Mart 2007 vadeli senetler için fiyat teklifinde bulunacaklar. Değişim ihaleleri Çoklu Fiyat İhale Sistemi'ne göre yapılacak ve ihalede Rekabetçi Olmayan Teklif (ROT) satışları ve İhale Sonrası Teklif satışları yapılmayacak. Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi gereği değişim ihalesine yalnızca Piyasa Yapıcı Bankalar katılabilecek. Hazine, Çarşamba günü Ekim ayının en büyük borç ödemesini gerçekleştirecek. Hazine, 6 milyar 486,5 milyon YTL'si piyasaya 80,7 milyon YTL'si de kamu kurumlarına yapılan satışların geri ödemesi olmak üzere 6 milyar 567,1 milyon YTL borç ödeyecek. Söz konusu ödemenin tamamı YTL cinsinden olacak. |
03 Ekim 2006 T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI 30.06.2006 İTİBARİYLE DIŞ BORÇ STOKU 1996 – 2006 yılın ikinci üç aylık dönemine ait resmi dış borç istatistikleri geçici verileri kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır. Toplam Dış Borç Stokundaki Gelişmeler: Toplam dış borç stoku, 2006 Haziran sonu itibariyle 193,6 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 110,9 milyar dolar ile yüzde 57,3 ve kamu kesimi borçlarının payı 66,9 milyar dolar ile yüzde 34,6’dır. T.C. Merkez Bankası borçlarının toplam borç stoku içerisindeki payı ise 15,8 milyar dolar 1. Kamu Kesimi Dış Borçları: Kamu kesimi dış borçlarının tamamı orta-uzun vadeli dış borçlardan oluşmaktadır. 1.1 Merkezi Yönetim Borçları: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli I, II ve III sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinden oluşan Merkezi Yönetim dış borç stoku, 2006 Haziran sonu itibariyle 64,2 milyar ABD Doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu miktarın 33,9 milyar ABD Dolar tutarındaki kısmı uluslararası finansal piyasalarda gerçekleştirilen tahvil ihraçları stokundan 1.2 Diğer Kamu Kuruluşlarının Borçları: Merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KİT'ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları, 2006 Haziran sonu itibariyle 2,7 milyar ABD Doları tutarında gerçekleşmiştir. 2. Özel Sektör Dış Borçları: 2.1 Kısa Vadeli Özel Sektör Dış Borçları: 2006 Haziran sonu itibarıyla kısa vadeli özel sektör dış borcu 40,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu tutar içinde en büyük payı 20,8 milyar dolar ile bankaların dış borç stoku 2.2 Orta-Uzun Vadeli Özel Sektör Dış Borçları: Özel sektörün 2006 ikinci çeyreği itibarıyla orta-uzun vadeli dış borçları 70 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Finansal olmayan kuruluşlar 49,7 milyar dolar ile orta-uzun vadeli özel sektör dış borç stoku içinde en büyük paya sahip olmuştur. 3. T.C. Merkez Bankası Borçları: Orta uzun vadeli TCMB dış borçları, 2006 yılı Haziran sonunda 12,9 milyar ABD Doları tutarında gerçekleşmiştir. 4. Kur etkisi: Bilindiği gibi dış borç istatistiklerinde uluslararası standart, büyüklüklerin ABD Doları cinsinden ifade edilmesidir. Bu durum, yayınlanan istatistiklerdeki dış borç büyüklüklerinin çapraz kurlarda gerçekleşen hareketlerden etkilenmesine yol açmaktadır. Bu çerçevede, 2005 Aralık – 2006 Haziran döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 3,7 milyar ABD Doları tutarında artış göstermiştir. Bu değişimdeki en büyük etken, 2006 Haziran sonu itibariyle 2005 yıl sonuna göre ABD Doları’nın Avro ve SDR karşısında değer kaybetmesidir. Kamuoyuna duyurulur. |
03 Ekim 2006 UİB'DEN 12.3 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT... -YILIN 9 AYINDA YÜZDE 15 ORANINDA ARTAN İHRACAT, 12 MİLYAR 326 MİLYON DOLARA ULAŞTI Üyelerinin büyük bölümünü otomotiv ve tekstil firmalarının oluşturduğu Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) kanalıyla yılın 9 ayında yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 oranında artarak 12 milyar 326 milyon dolara ulaştı. AA muhabirinin UİB verilerinden derlediği bilgiye göre, eylül ayında yüzde 15'lik artışla 1 milyar 479 milyon 746 bin dolara yükselen ihracat, geçen yılın aynı ayında 1 milyar 288 milyon 328 bin dolarda kalmıştı. Ocak-Eylül döneminde ise yüzde 15'lik artışla 12 milyar 326 milyon 832 bin dolara yükselen ihracat, geçen yılın aynı döneminde 10 milyar 728 milyon 243 bin dolar olmuştu. İhracat kalemleri arasında, taşıt araçları ve yan sanayi, 10 milyar 601 milyon 626 bin dolar ile ilk sırada yer alırken, bunu tekstil ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri izledi. UİB Genel Sekreteri İbrahim Okur, ihracat rakamlarını değerlendirirken, cari açığın daha çok dış ticaret açığından kaynaklandığını belirterek, ihracatı artırıcı önlemlere şiddetle ihtiyaç olduğunu, döviz kurunda mayıs ve haziran aylarında başlayan ve halen devam eden artışın, ihracat rakamlarına olumlu yönde yansıdığını kaydetti. |
03 Ekim 2006 BANKALAR BİRLİĞİNDEN SEKTÖR DEĞERLENDİRMESİ... -HAZİRAN İTİBARİYLE SEKTÖRDE ŞUBE VE PERSONEL SAYISI İLE AKTİF BÜYÜKLÜKTE ARTIŞ EĞİLİMİ GÖZLENDİ -284 MİLYAR 12 MİLYON DOLARLIK AKTİF BÜYÜKLÜK TOPLAMINDA YABANCI BANKALARIN 17 MİLYAR 98 MİLYON DOLARLIK PAYI BULUNUYORİSTANBUL (A.A) - Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Bankacılık Alt Çalışma Grubunun Haziran 2006 itibarıyla yaptığı değerlendirmede, sektörde şube ve personel sayısı ile aktif büyüklükte artış eğilimi olduğu belirtildi. TBB'nin web sitesinde yer alan değerlendirmede, 47 bankanın faaliyet gösterdiği Türk bankacılık sektöründe 6 bin 451'i mevduat bankalarına, 22'si kalkınma ve yatırım bankalarına ait olmak üzere toplam şube sayısının 6 bin 473, toplam personel sayısının da 138 bin 666 olduğu kaydedildi. Haziran 2006'da bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 284 milyar 12 milyon dolar olurken, bu aktif büyüklükte yabancı bankaların 17 milyar 98 milyon dolarlık payı bulunduğu bildirildi. Değerlendirmeye göre, Haziran itibariyle bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün Gayri Safi Milli Hasılaya oranı yüzde 84 seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde sektördeki ilk 10 bankanın aktif büyüklüğü yoğunlaşması yüzde 84, ilk 5 bankanınki yüzde 60 seviyesinde, kredi büyüklüğü yoğunlaşması sırasıyla yüzde 80 ve yüzde 56, mevduat büyüklüğü yoğunlaşması ise yüzde 88 ve yüzde 63 oldu. Bankacılık sektöründe Haziran itibarıyla ortalama ihale faiz oranları yüzde 14,5, menkul değerler portföyü ise yüzde 35 seviyesinde gerçekleşti. -''YURT DIŞI KREDİLERDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR''- Değerlendirmede, 2001 krizi sonrası sektörde yaşanan yeniden yapılanmaya bağlı olarak azalan banka sayısının mevcut düzeyini koruduğu, şube ve personel sayısında kriz etkilerinin sona ermesine bağlı olarak artış eğilimi görüldüğü vurgulandı. Ekonomide kaydedilen iyileşmelere paralel olarak sektörün aktif büyüklüğünün artma eğiliminde olduğu, aktif, kredi, mevduat büyüklüklerindeki yoğunlaşmanın devam ettiği ve özellikle son 3 yıllık dönemde kısmen stabilite yakalandığı belirtildi. Ekonomideki iyileşmelere paralel olarak bankaların aktif yapısının değiştiğine ve kredilerin aktif içindeki payının arttığına işaret edilen değerlendirmede, pasifin yapısının aktife oranla görece kısıtlı olarak değiştiği, mevduatın ağırlığının devam ettiği, ancak yurt dışından sağlanan kredilerdeki artışın dikkat çektiği aktarıldı. -''ULUSLARARASINDA ÖZ KAYNAK KARLILIĞI DÜŞÜK''- Türkiye Bankalar Birliği Bankacılık Alt Çalışma Grubunun değerlendirmesinde, faiz gelirlerinin kompozisyonunda değişim görüldüğü, menkul değerlerden alınan faizlerin oranı azalırken kredilerden alınan faizlerin oranının arttığı, faiz giderleri içinde en yüksek paya sahip olan mevduata verilen faizlerin mevcut yapısını devam ettirdiği vurgulandı. Değerlendirmede, faiz gelirlerinin faiz giderlerine oranının son dönemde az miktarda da olsa gerileme gösterdiği kaydedilerek, bankaların net ücret ve komisyon gelirlerini artırma çabalarının devam ettiği belirtildi. Ekonomide yaşanan değişimlere kısa sürede uyum sağlanmasına paralel olarak Türk bankacılık sektörünün karlılığında son yıllarda görece istikrar yakalandığı aktarılan değerlendirmede, öz kaynak karlılığının ise uluslararası karşılaştırmalar itibarıyla düşük seviyede olduğunun gözlendiğine dikkat çekildi. |
03 Ekim 2006 ''AB MÜZAKERE SÜRECİNDE SENDİKAL HAKLAR'' SEMPOZYUMU -ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI BAŞESGİOĞLU: -''TÜRKİYE'NİN AB'YE YÖNELİK BÜTÜN GAYRETLERİNİN TEK HEDEFİ TAM ÜYELİKTİR. AYRICALIKLI ORTAKLIK YOLCUSU DEĞİLİZ'' -''YENİ SOSYAL MODELİMİZ HEM İŞLETMELERİMİZİN KÜRESEL REKABETTE AYAKTA KALMALARINA İMKAN VERECEK, HEM DE ÇALIŞANLARIN BUGÜNE KADARKİ KAZANIMLARINI KORUYACAK BİR DENGE ANLAYIŞI İÇİNDE TASARLANACAK'' ANKARA (A.A) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Türkiye'nin AB'ye yönelik bütün gayretlerinin tek hedefinin tam üyelik olduğunu belirterek, ''Ayrıcalıklı ortaklık yolcusu değiliz'' dedi. Başesgioğlu, Türk-İş ve Finlandiya İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SAK) tarafından Dedeman Oteli'nde düzenlenen ''AB Müzakere Sürecinde Avrupa Sosyal Modeli ve Sendikal Haklar'' konulu sempozyuma katıldı. Başesgioğlu, burada yaptığı konuşmada, küreselleşme süreciyle birlikte Avrupa ülkelerinin ''Liberal Avrupa mı, yoksa sosyal Avrupa mı'' konusunu tartışmaya başladıklarını ifade etti. Dünyadaki gelişmelerden bağımsız olarak sosyal politikaların yapılmasının mümkün olmadığını ifade eden Başesgioğlu, ''Yeni sosyal modelimiz hem işletmelerimizin küresel rekabette ayakta kalmalarına imkan verecek, hem de çalışanların bugüne kadarki kazanımlarını koruyacak bir denge anlayışı içinde tasarlanacak'' dedi. Dünyada endüstriyel ilişkilerde yaşanan değişimler dolayısıyla sendikal hareketin gücünün azaldığını anlatan Başesgioğlu, Türk sendikacılığının da bu gelişmelerden nasibini aldığını söyledi. Sendikal hareketin önündeki engellerin kaldırılması için sendikal mevzuatta değişiklik öngören yasa tasarıları hazırladıklarını belirten Başesgioğlu, bu konuda işçi ve işverenin uzlaşmalarının ardından taslakları yasalaştıracaklarını bildirdi. Başesgioğlu, ancak sendikal hareketin gelişmesi için sadece yasal düzenlemelerin yetmediğini, sendikal kültürün de benimsenmesi gerektiğini söyledi. Özel sektörde sendikalaşmaya karşı büyük bir direnç olduğunu ifade eden Başesgioğlu, geçmişte sendikacılık adına yapılan olumsuz hareketlerin bedelinin bugün ödendiğini söyledi. -ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM- Başesgioğlu, Türk çalışma hayatının uluslararası standartlara ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine uyumu noktasında bazı sıkıntılar bulunduğu belirtti. Türkiye'nin, ülkelerin çalışma hayatındaki olumsuzluklarının görüşüldüğü ILO Aplikasyon Komitesine son 20 yılda sadece 4 kez girmediğini kaydeden Başesgioğlu, bunun 3 yılının kendi hükümetleri döneminde olmasının, uluslararası sözleşmelere uyum konusundaki hassasiyetlerini gösterdiğini söyledi. Başesgioğlu, memur sendikacılığı konusunda Türkiye'nin atması gereken adımlar olduğunu kaydederek, bunun için kamu personel rejiminde yapılacak değişikliklerin beklendiğini dile getirdi. Türkiye'nin AB yolunda eksiklerini gelecek süreçte tamamlamaya devam edeceğini belirten Başesgioğlu, Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununun TBMM'de kabul edildiğini ve revize edilmiş Avrupa Sosyal Şartının bazı maddelerine çekince konularak onaylandığını anlattı. AB üyesi ülkelerden yalnızca Fransa'nın Avrupa Sosyal Şartını çekincesiz onayladığını hatırlatan Başesgioğlu, şunları söyledi: ''Temennimiz, şartın çekincesiz olarak hayata geçmesidir. Nihai hedefimiz budur. Ama bu bir imkan meselesidir. Sözleşmeye imza atmakla mesele bitmiyor. Bunun uygulanıp uygulanmadığını sorgulayan mekanizmalar var. Ülkeyi taahhüt altına sokup gereklerini yerine getirmemenin bir bedeli, maliyeti var. Onun için en azından bugünün şartları içinde karşılama imkanımız olmayan maddelerde çekincelerimiz devam etmektedir.'' -''AVRUPA TRENİNDE BİRİNCİ SINIF MEVKİ''- Başesgioğlu, Türkiye'nin AB'ye yönelik gayretlerinin tek hedefinin tam üyelik olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Ama eğer Türkiye'ye bu sürecin sonunda ayrıcalıklı ortaklık gibi AB'nin felsefesiyle örtüşmeyen bir formül zihinlerde varsa, bugünden 'hayır' diyoruz. Ayrıcalıklı ortaklık yolcusu değiliz. Bu, Türkiye'ye Avrupa treninde birinci sınıf mevkide bilet aldırıp, bunun maliyetini ödetip, üçüncü sınıf mevkide yolculuk etmesini tavsiye etmeye benzer. Hayır, ben binmek istediğim mevkinin biletini kendim seçmek istiyorum. Benim binmek istediğim mevki birinci sınıf mevkidir.'' Türkiye'nin tanıdığı azınlık kavramının Lozan Barış Antlaşmasında yazılı olduğunu hatırlatan Başesgioğlu, bunun dışında hiç bir azınlık kavramını kabul etmediklerini ifade etti. Başesgioğlu, ''Bu ülkenin asli unsurlarını azınlık olarak tanımlayan görüşlere asla itibar etmiyoruz'' diye konuştu. Kıbrıs konusuna da değinen Başesgioğlu, KKTC'ye verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Başesgioğlu, Brüksel'in Türkiye'ye ''ortalama Türk insanının gözünden'' bakması gerektiğini kaydederek, ''Türkiye'den gelen sesleri Brüksel'de dinlerken Türkiye'deki ortalama fikre dikkat etmek gerekiyor'' dedi. |
03 Ekim 2006 HAZİNENİN DEĞİŞİM İHALESİ... -HAZİNE, DEĞİŞİM İHALESİNDE TOPLAM 1 MİLYAR 877,3 MİLYON YTL TUTARINDA ALIM YAPARKEN, 2 MİLYAR 591 MİLYON YTL TUTARINDA KAĞIT SATTIHazine, bugün düzenlediği iki değişim ihalesinde, toplam nominal 1 milyar 877,3 milyon YTL tutarında kağıt geri alırken, toplam nominal 2 milyar 591 milyon YTL tutarında kağıt sattı. Değişim ihalesinde 24 Ocak 2007 ve 7 Mart 2007 vadeli kağıtları geri alırken, 13 Ağustos 2008 vadeli YTL cinsi iskontolu Devlet Tahvilini ihraç etti. Değişim ihalesine toplam 1 milyar 881,1 milyon YTL tutarında teklif geldi. Bu teklifin 723,8 milyon YTL'si 24 Ocak vadeli tahvile, 1 milyar 157,3 milyon YTL'si de 7 Mart vadeli tahvile oldu. 13 Ağustos 2008 vadeli kağıttan ise toplam 2 milyar 591 milyon YTL tutarında satış yapıldı. İhalede, 24 Ocak 2007 vadeli kağıdın geri alım tutarı 722,1 milyon YTL, 7 Mart 2007 vadeli kağıdın da 1 milyar 155,2 milyon YTL olmak üzere, toplam 1 milyar 877,3 milyon YTL olarak belirlendi. İhalede 24 Ocak vadesinde en düşük değişim fiyatı 95.500 YTL, ortalama 95.383 YTL, 7 Mart vadesinde de en düşük fiyat 93.810 YTL, ortalama fiyat da 93.764 YTL oldu. |
03 Ekim 2006 TÜRKİYE-IMF... -IMF HEYETİ, 5. GÖZDEN GEÇİRME İÇİN ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA TÜRKİYE'YE GELECEK -HEYETİN 5. GÖZDEN GEÇİRME ÇALIŞMALARINI, RAMAZAN BAYRAMINA KADAR TAMAMLAMASI BEKLENİYORANKARA (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, beşinci gözden geçirme görüşmeleri için gelecek hafta Türkiye'ye gelecek. A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki IMF heyetinin gelecek hafta Türkiye'ye gelmesi beklenirken, bir grup IMF uzmanının da İstanbul'da çalışmalarda bulunması öngörülüyor. IMF heyetinin, 5. Gözden Geçirme görüşmelerinin Ramazan Bayramına tamamlanması beklenirken, görüşmelerin uzaması halinde, çalışmaların Bayramdan sonra da devam edeceği kaydediliyor. 5. Gözden Geçirmenin, Kasım ayında, İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylanarak tamamlanması bekleniyor. IMF heyetiyle yapılacak görüşmelerde, Gelir Politikaları, 2007 Bütçesi, enflasyondaki gelişmeler, enflasyon hedeflemesi, para ve maliye politikası, mali sektör ve bankacılıktaki gelişmeler kamu bankalarının yeniden yapılandırılması, 2006 yılının bütününe ilişkin gelişmeler gibi konular ele alınacak. Sosyal güvenlik reformu ile Gelir Vergisi reformuna ilişkin yapısal gelişmeler ile dış ticaret, ödemeler dengesi ve Cari İşlemler Açığı gibi konuların da görüşmelerde ele alınması bekleniyor. IMF ile yürütülen Stand-by programına göre, toplam 10 Gözden Geçirme programı çerçevesinde, bu yıl sonuna kadar 6.Gözden Geçirme'in de yapılması öngörülüyor. Gelecek yıl üç Gözden Geçirme, 2008 yılında da son Gözden Geçirme'nin yapılması planlanıyordu. Bazı Gözden Geçirmelerin, 3.ve 4.Gözden Geçirmede olduğu gibi birleştirilebileceği de belirtiliyor. -4. MADDE KONSÜLTASYON ÇALIŞMASI...- Bu arada IMF'nin, Türkiye'ye yönelik 4.madde konsültasyon çalışmasının ise bu ay içinde yapılıp yapılmayacağı henüz kesinleşmedi. Daha önceden, 5. Gözden Geçirmeye paralel yürütüleceği belirtilen 4. Madde çalışmalarının, bu yıl sonuna kadar yapılacağı, ancak bu ay içinde mi yoksa daha sonra mı başlayıp başlamayacağının ise henüz kesinleşmediği vurgulanıyor. IMF'nin, üye ülkelerde, gelişmiş ya da gelişmemiş ülke ayrımı yapmadan düzenli olarak gerçekleştirdiği 4. Madde Konsültasyon çalışmalarında, Türkiye'nin orta ve uzun vadeli ekonomi politikaları, yapısal reformları değerlendirilecek. 4. Madde Konsültasyon Çalışmalarında Türkiye ekonomisinin, orta ve uzun vadeli genel manzarasına bakılırken, Avrupa Birliği yolundaki ekonomik uyum politikaları da gözden geçirilecek. 4. Madde Konsültasyon çalışmasına, üst düzey bir IMF yetkilisinin de katılabileceği belirtiliyor. -4. MADDE KONSÜLTASYON ÇALIŞMASI NEDİR?... IMF, üye ülkelerin ekonomi yönetimlerine yol gösterici olmak ve uluslararası finansal sistem üzerindeki gözetim görevini yerine getirmek amacıyla, her bir üye ülkenin ekonomik gelişmelerine ilişkin olarak (genellikle yılda bir kere) ayrıntılı gözden geçirme çalışmalarında bulunuyor. Bu çalışmalara, IMF'nin 4. Maddesi kapsamında gerçekleştirildiğinden, 4. Madde Konsültasyon Çalışmaları ismi veriliyor. Görüşmeler çerçevesinde ilk olarak, IMF uzmanlarından oluşan bir heyet, ekonomik verileri toplamak için ilgili ülkeyi ziyaret ederek, Hükümet ve Merkez Bankası yetkilileriyle görüşmelerde bulunuyorlar. IMF Heyeti bu çalışmada, ülkenin makro ekonomik politikalarını gözden geçirirken, finansal sistemin sağlamlığını, makro ekonomik politikaları ve bunları etkileyebilecek sosyal, endüstriyel, idari ve diğer sorunları inceliyor. IMF Heyeti, gerekli analizleri yaptıktan sonra, tespitlerini özetleyen bir rapor hazırlıyor ve bu rapor, İcra Direktörleri Kurulu tarafından tartışılıp, onaylanıyor. |
04 Ekim 2006 TETAŞ ZAMMI RESMİ GAZETE'DE... -EPDK'NIN, TETAŞ'IN TEDAŞ'A BAĞLI 20 ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETİNE SATTIĞI ELEKTRİĞE YÜZDE 23,7 CİVARINDA YAPTIĞI ZAMMA İLİŞKİN ONAY KARARI RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANDI -SÖZ KONUSU ZAM, BU AŞAMADA NİHAİ TÜKETİCİYİ ETKİLEMEYECEKANKARA (A.A) - Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş.nin (TETAŞ), Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.nin yeniden yapılanması sonucu oluşan 20 dağıtım şirketine sattığı elektriğe yüzde 23,7 civarında zam yapmasına ilişkin onay kararı, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) onay kararına göre, TETAŞ'ın 1 Eylül-31 Aralık 2006 tarihleri arasında uygulacağı toptan satış fiyatı, 20 elektrik dağıtım şirketi için aktif enerjide kilovatsaatte ortalama 10,69 YKr'ye yükseltildi. Üç zamanlı aktif enerji fiyatları da gündüz 10,70 YKr/kWh, gece 10,31 YKr/kWh olarak belirlendi. Elektrik talebinin en yüksek olduğu dönemi gösteren ''puant'' fiyatı ise 11,26 YKr/kWh oldu. Bu arada söz konusu zam, bu aşamada nihai tüketiciyi etkilemeyecek. -İLETİM SİSTEMİNE DOĞRUDAN BAĞLI OLAN TÜKETİCİLER- TETAŞ'ın iletim sistemine doğrudan bağlı tüketiciye uygulayacağı yeni fiyatlar ise çift terimli-sanayi için uygulanacak fiyatlar gece tarifesi 4,71 YKr/kWh, gündüz tarifesi 8,40 YKr/kWh olarak belirlenirken, talebin en yüksek olduğu saatlerde uygulanacak fiyat ise 14,31 YKr/kWh oldu. Tek terimli-sanayi için ise gece fiyatları 4,71 YKr/kWh, gündüz 9,21 YKr/kWh, talebin en yüksek olduğu saatler için ise 16,41 YKr/kWh olarak yeniden düzenlendi. TETAŞ, Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş.'ye uygulayacağı tarifeyi mevcut sözleşme koşullarına göre ayrıca belirleyecek. Bu fiyatlar 31 Aralık 2006 tarihine kadar geçerli olacak. 2007 yılı toptan elektrik satışına ilişkin fiyatlar ise yeniden belirlenerek EPDK'nın onayına sunulacak. TETAŞ'ın 20 dağıtım bölgesine yüzde 23,7 civarında yaptığı zam, geçtiğimiz hafta sonu Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanırken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, bu zammın nihai tüketiciyi etkilemeyeceğini bildirmişti. |
04 Ekim 2006 ÇELİKTE ÜRETİM ARTIŞI, DÜNYA ORTALAMASININ ÜSTÜNDE...-TÜRKİYE'NİN ÇELİK ÜRETİMİ BU YILIN 8 AYINDA, YÜZDE 9,4'LÜK DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE YÜZDE 11,1 ARTARAK, 15,3 MİLYON TONA ULAŞTI -BÖYLELİKLE DÜNYANIN EN BÜYÜK 11. ÇELİK ÜRETİCİSİ KONUMUNDA OLAN TÜRKİYE, İLK 15 ÜLKE İÇERİSİNDE, ÇİN VE HİNDİSTAN'DAN SONRA ÜRETİMİNİ EN FAZLA ARTTIRAN ÜLKE OLDU Türkiye'nin ham çelik üretimi bu yılın 8 ayında, yüzde 9,4'lük dünya ortalamasının üzerinde yüzde 11,1 oranında artarak 15,3 milyon tona ulaştı. Böylelikle dünyanın en büyük 11. çelik üreticisi konumunu sürdüren Türkiye, ilk 15 ülke içerisinde, Çin ve Hindistan'dan sonra üretimini en fazla arttıran ülke oldu. AA muhabirinin Demir Çelik Üreticileri Derneğinin 2006 yılının 8 aylık döneminde ilişkin çelik raporundan derlediği bilgilere göre, Ocak-Ağustos döneminde, Türkiye'nin ham çelik üretimindeki artış, yüzde 9,4 seviyesinde gerçekleşen dünya ortalamasının üzerinde bir performans gösterdi. Rapora göre, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,2 oranında artışla 12 milyon 928 ton uzun, yüzde 2,6 oranında artışla 2 milyon 90 bin ton yassı, yüzde 21,7 oranında artışla da 305 bin ton vasıflı olmak üzere toplam 15 milyon 323 bin ton çelik üretildi. Geçen yılın aynı döneminde, söz konusu üretim 13 milyon 798 bin ton düzeyindeydi. Toplam 15,3 milyon tonluk üretiminde de 11 milyon 64 bin tonu elektrik arklı ocaklı (EAO) tesislerde, 4 milyon 259 bin tonu da oksijen üflemeli fırınlarda (BOF) üretildi. Çelik üretimi 8 aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 oranında artan ve dünyanın en büyük 11. çelik üreticisi konumunda olan Türkiye, dünya sıralamasında ilk 15 ülke içerisinde, üretim artışı yüzde 18,8 olan Çin ve yüzde 15,3 olan Hindistan'dan sonra üretimini en fazla arttıran ülke oldu. -İÇ PİYASAYA YÖNELME EĞİLİMİ GÜÇLENİYOR- Rapora göre, bu yılın Ocak-Haziran döneminde, büyük ölçüde iç talepteki canlılığın etkisiyle, üreticilerin satışlarını iç piyasaya yönlendirmeleri sonucunda, yüzde 3,3 seviyesinde kalan demir çelik ürünleri ihracatındaki artış, Mayıs ayının sonlarından itibaren döviz kurlarında gözlenen yükselişin, başta inşaat endüstrisi olmak üzere, iç talepte daralmaya yol açmış olması sebebiyle Temmuz ayında canlanma gösterdi. Temmuz ayında toplam demir çelik ürünleri ihracatı, birikmiş siparişlerin de etkisi ile arızi bir şekilde yüzde 69,4 oranında artışla, 1,1 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. İç talepteki daralmadan kaynaklanan yüksek oranlı ihracat artışı, Ocak-Temmuz dönemi itibariyle, sektörün ihracatındaki artışın yüzde 10 seviyesine çıkmasına imkân sağlarken, Temmuz ayında kur artışından kaynaklanan iç talepteki ani daralma da sektörü ertelenmiş ihraç satışlarını gerçekleştirmeye yöneltti. Demir çelik sektörü, talep durumuna göre, gerektiğinde iç piyasaya gerektiğinde ihraç piyasalarına yönelebilen dinamik bir yapı sergilediğine işaret edilen raporda, şöyle denildi: ''Özellikle uzun ürünlerdeki yüksek oranlı tüketim artışı, 2005 yılında inşaat sektöründe yaşanan canlanmanın, 2006 yılının ilk yarısında da devam ettiğini göstermektedir. Yıl sonuna kadar Türkiye ekonomisi ve global ekonomide yeni bir mali kriz yaşanmaması ve piyasaların dengeli bir seyir izlemesi halinde, iç talebin yeniden kademeli olarak yükselmeye başlayacağı ve buna paralel olarak, yılın ikinci yarısından itibaren ihraç piyasalara yönelmeye başlayan Türk çelik ürünlerinin, yeniden iç piyasaya yönelme eğiliminin güçleneceği tahmin edilmektedir.'' -''ELEKTRİK MALİYETLERİ REKABETİ ZORLAŞTIRIYOR''- Global çelik sektöründe hız kazanan konsolidasyon çalışmaları ile Çin'in her geçen artan etkisinin, uluslararası piyasalarda rekabeti arttırmakta ve uzun ürünlerde önemli bir ihracatçı olan Türk çelik sektörünün, iç ve dış piyasalarda varlığını sürdürebilmesi için rekabet gücünü arttırmasını zorunlu hale getirdiği belirtilen raporda, artan elektrik enerjisi maliyetlerinin sektörün rekabet etmesini zorlaştırdığı ve ihracat üzerinde de olumsuz bir etki yarattığı iddia edildi. Raporda, ''sektör, devletten herhangi bir destek beklememekte, girmeye çalıştığımız AB'deki şartların, Türk çelik sektörü için de geçerli kılınmasını, başka bir ifade ile, hurda ve katı yakıt ithalâtında fon uygulamasına son verilmesini ve sanayi kesimine uygulanan elektrik enerjisi fiyatlarının, AB ülkelerinde olduğu gibi, kullanım miktarına göre, küçük, orta, büyük ve çok büyük ölçekli tüketici şeklinde tarifelendirilmesini talep etmektedir'' denildi. |
04 Ekim 2006 DOĞU KARADENİZ'DEN İHRACATTA DÜŞÜŞ... -DKİB'E BAĞLI 3 İLDEN, BU YILIN 9 AYINDA YAPILAN İHRACAT, GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YÜZDE 10 DÜŞTÜ -DKİB YÖNETİM KURULU BAŞKANI GÜRDOĞAN: ''DÜŞÜŞÜN ANA NEDENİ, ÖNCEKİ YILLARA ORANLA YURTDIŞI PİYASALARDA FINDIK FİYATLARINDA YAŞANAN BELİRGİN DÜŞÜŞ''TRABZON (A.A) - Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliğine (DKİB) bağlı 3 ilden, bu yılın 9 ayında yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 düştü. DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, yaptığı yazılı açıklamada, yetki alanlarında bulunan Artvin, Rize ve Trabzon'dan, bu yılın Ocak-Eylül döneminde 728 milyon 179 bin 483 dolarlık ihracat yapıldığını bildirdi. Geçen yılın aynı dönemindeki ihracat rakamının 805 milyon 357 bin 627 dolar olduğunu ifade eden Gürdoğan, bu yılın 9 ayındaki ihracatta, 2005 yılının aynı dönemine göre yüzde 10 düşüş yaşandığını kaydetti. Gürdoğan, ihracatın 509 milyon 99 bin 969 dolarlık bölümünün Trabzon, 197 milyon 887 bin 587 dolarlık bölümünün Rize, 21 milyon 191 bin 928 dolarlık bölümünün Artvin'den yapıldığını, en çok ihracat gerçekleştirilen sektörleri ise sırasıyla fındık ve mamulleri, madencilik ürünleri ile yaş meyve ve sebzenin oluşturduğunu belirtti. Bölge ihracatı ve özellikle Trabzon'un ihracatında yaşanan düşüşün ana nedeninin, önceki yıllara oranla yurtdışı piyasalarda fındık fiyatlarında yaşanan belirgin düşüşten kaynaklandığına dikkati çeken Gürdoğan, şöyle devam etti: ''Bu durum karşısında da bölge ihracatı içinde yüzde 75 oranında paya sahip olan fındık ve mamulleri ihracatındaki fiyat düşüşü, bölge ihracatına da olumsuz yönünde etki etmiştir. Özellikle Trabzon'un ihracatında fındık ve mamulleri ihracatı düşüldükten sonra diğer ürünlerin ihracatında yüzde 50 oranında artış yaşanmıştır.'' Bu dönemde 70 ülkeye ihracat yapıldığını kaydeden Gürdoğan, en çok ihracat yapılan ülke grubu sıralamasında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin birinci, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin ikinci sırada yer aldığını vurguladı. -''İHRACATÇILAR DESTEKLENMELİ...''- Gürdoğan, Türkiye genelinde ihracatta artış görülmesine rağmen, özellikle cari açığın ürkütücü boyutlara ulaşması, döviz kurlarında yaşanan istikrarsızlık, yüksek girdi maliyetleri ve yüksek faiz oranlarının, ekonomi ve ihracatın önündeki en büyük sorunlar olduğunu belirterek, bunun bölgesel bazda olumsuz yansımalarının da Doğu Karadeniz bölgesi ekonomisini derinden etkilediğini kaydetti. İhracatı teşvik ve sanayi politikalarının bölgeler arası gelişmişlik ve olumsuzluklar dikkate alınmadan uygulandığını savunan Gürdoğan, şunları kaydetti: ''İhracatçıların rakip ülke eşdeğerinde desteklenmemesi, merkezi idarenin bölge şartlarını dikkate almadan uygulamaya koyduğu mevzuat nedeniyle bürokrasiden kaynaklanan sorunlar bölge ihracatının önündeki en büyük tehditler arasındadır. Bu gerçekler hala görmezden gelinerek uygulamalara devam edilmesi ülke gerçekleri, menfaatleri ve potansiyellerine uygun politika geliştirilemediğini göstermektedir. Bunların üstüne de Doğu Karadeniz tarımının destekten mahrum bırakılarak adeta yok edilmesine yönelik politikaların uygulamaya konulması, bölge ekonomisini durma noktasına getirmiştir.'' |
04 Ekim 2006 PETROLDE DÜŞÜŞ SÜRÜYOR... -BRENT TÜRÜ HAM PETROLÜN VARİL FİYATI, SON ÜÇ AYIN EN DÜŞÜK DÜZEYİ OLAN 58,08 DOLARA GERİLEDİLONDRA (A.A) - Uluslararası ham petrol fiyatlarındaki düşüş sürüyor. Brent türü Kuzey denizi ham petrolünün varil fiyatı, son üç ayın en düşük düzeyi olan 58,08 dolara geriledi. Aynı şekilde ABD Ham Petrolünün varil fiyatı da 58,30 dolar düzeyinde seyrediyor. Petrol fiyatlarının gerilemesinde, ABD'deki yüksek petrol stokları ile Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in petrol üretimini kısmaması etki oldu. |
04 Ekim 2006 TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ -TÜRKİYE'DE 2 BİN 384 ALMAN FİRMASI FAALİYET GÖSTERİYOR -TÜRKİYE'NİN İTHALAT VE İHRACATINDA ORTALAMA YÜZDE 12-13 PAYI OLAN ALMANYA'YA, SON 15 YILDA İHRACAT YÜZDE 176,4 ARTARKEN, İTHALATTAKİ ARTIŞ YÜZDE 319,8'E ULAŞTI -TÜRKİYE, İKİLİ TİCARETTE GEÇEN YIL 4,1, BU YILIN OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE 2,9 AÇIK VERDİ İşçi göçleri nedeniyle 10 yıl önceye kadar ''Acı Vatan'' olarak anılan Almanya ile ticari ve ekonomik ilişkiler, artık daha çok ''karşılıklı yatırıma'' dayalı olarak gelişiyor. Türkiye'de en fazla yatırım yapan firmalar arasında Alman firmaları yer alırken, ''işçi''olarak giden Türkler yanında, Türkiye'deki sermaye de Almanya'da yatırıma yöneldi. Beraberinde 20 iş adamıyla birlikte yarın Türkiye'ye gelecek olan Almanya Federal Cumhuriyeti Başbakanı Angela Merkel'in ziyareti öncesinde, Almanya'nın halen Türkiye'nin en önemli ticari partneri olduğu görülüyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) ve DEİK bünyesindeki Türkiye-Almanya İş Konseyi'nin verilerine göre, Türkiye'nin ithalat ve ihracatında ortalama yüzde 12-13 pay ile ilk sırada yer alan Almanya'ya ihracat, son 15 yılda yüzde 176,4 artarken, bu ülkeden ithalattaki artış yüzde 319,8'e ulaştı. Bu ülke ile ticaretinde sürekli açık veren Türkiye'nin dış ticaret açığı, geçen yıl 4,1 milyar dolar, bu yıl Ocak-Temmuz döneminde ise 2,9 milyar dolar oldu. Verilere göre, özellikle 1980 yılından sonra Alman yatırımcıların Türkiye'ye ilgisi büyük ölçüde arttı. 1980'lerde Türkiye'de faaliyet gösteren Alman firma sayısı sadece 24 iken, bu yıl Temmuz ayı itibariyle sayı 2 bin 384'e ulaştı. Son yıllarda büyük Alman firmalarının yanı sıra, orta ölçekli işletmeler de Türkiye'de yatırım yapmaya başladı. Türkiye'deki Alman yatırımları, imalat sanayisinde otomotiv ve yan sanayi, elektrikli aletler, metal, lastik, kimyasallar ve gıda; hizmet sektöründe ise haberleşme, finans, ticaret, inşaat-taahhüt ve turizm alanlarında yoğunlaşıyor. Geçen yıl ve bu yılın Ocak-Temmuz dönemi itibariyle Türkiye'de kurulan yabancı sermayeli firmaların yüzde 18'i Almanya menşeli. Almanya sermayeli bu firmaların 37'si 500 bin doların üzerindeki yatırım yaptı. Geçen yıl Türkiye'ye gelen toplam yabancı sermayenin yüzde 4,6'sını (391 milyon dolar), bu yılın Temmuz sonu itibariyle gelen sermayenin ise yüzde 2,6'sını (196 milyon dolar) Alman yatırımları oluşturuyor. -TÜRK FİRMALARININ ALMANYA'DAKİ YATIRIMLARI- Son yıllarda Almanya'daki Türk yatırımları da hızla artıyor. 1997 yılı sonunda Türkiye'den Almanya'ya kümülatif kayıtlı sermaye ihracı 203,3 milyon dolar, Almanya'da yerleşik Türk firma sayısı 85 iken, 2005 yılı sonu itibariyle Almanya'ya kayıtlı sermaye ihracı 461,9 milyon ABD Doları'na, Almanya'da yerleşik Türk firma sayısı ise 143'e yükselmiş. Sermaye miktarı açısından Türk yatırımlarının yüzde 80'i bankacılık, yüzde 11'i imalat, yüzde 4,8'i ticaret ve yüzde 3,5'i turizm sektöründe gerçekleştirildi. Türkiye'nin toplam yurt dışı (kayıtlı sermaye ihracı) yatırımları içinde Almanya, firma sayısı açısından KKTC'nin ardından 2., sermaye miktarı açısından ise Hollanda, Azerbaycan ve İngiltere'nin ardından 4. sırada yer alıyor. Almanya'da yerleşik Türk vatandaşlarının bu ülkede sahip oldukları yaklaşık 40 bin küçük ve orta ölçekli işletmenin, Alman ekonomisine önemli katkı sağladığı belirtiliyor. Dünyadaki en büyük ihracatçı ve ithalatçı ülkeleri arasında yer alan Almanya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin artması açısından, karşılıklı yatırımların devamı büyük önem taşıyor. Almanya, yüksek alım gücü ve yaklaşık 3 milyon Türk kökenli nüfus varlığı nedeniyle Türkiye'nin ticaretinin artması açısından büyük potansiyel arz ediyor. Almanya, yılda 3-4 milyon ile Türkiye'ye en fazla turist gönderen ülkeler arasında. Bu nedenle, Türkiye-Almanya ilişkileri, gümrük birliğinin de ötesinde önem taşıyor. -TİCARETTE YASAL ALTYAPI TAMAM- DTM verilerine göre, Türkiye ile Almanya arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yasal altyapısı tamamlandı. Ticaret ve ödeme anlaşmaları 1952'de, yatırımların karşılıklı korunması ve teşviki anlaşması 1962'de, teknik işbirliği anlaşması 1970'de, çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması 1985'te, karayolları ile eşya ve yolcu taşıma anlaşması 1977'de, çevre korunması alanında işbirliği anlaşması 1992'de imzalandı. Geçen yıl, Almanya'nın Türkiye'nin ihracatındaki payı yüzde 12,7, ithalatındaki payı ise yüzde 12,5 oldu ve ilk sıralarda yer aldı. Almanya'ya ihracatta, giyim eşyası ve aksesuarları, kara ulaşım araçları, tekstil elyafı ve mamulleri, sebze-meyveler ve mamulleri, haberleşme, ses kayıt cihazları, enerji üreten makine ve cihazlar, elektrikli makine ve cihazlar, metallerden nihai ürünler, kauçuk ve mamulleri, çeşitli mamul eşya önemli yer tutuyor. Özellikle tekstil ürünlerinin payı yüzde 40'a ulaşıyor. Almanya'dan ithalatın büyük bölümünü ise kara ulaşım araçları, belirli sanayi kollarında kullanılan makine ve cihazlar, elektrikli makine ve cihazlar, plastikler ve mamulleri, enerji üreten makine ve cihazlar, vitaminler, hormonlar, alkoloidler, antibiyotikler, ilaçları tıbbi eşya, demir ve çelik oluşturuyor. Ticari ve ekonomik ilişkilerdeki yoğunluk nedeniyle, iki ülke firmaları, karşılıklı ülkelerde düzenlenen fuarlara geniş şekilde katılıma önem veriyor. İkili ilişkilerin geliştirilmesi, dış ticaret ve yatırım faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla, iki ülke arasında, biri İstanbul, diğeri Köln merkezli olmak üzere 1994'te Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası kuruldu. |
http://www.ntvmsnbc.com/news/248192.jpg Babacan: Enflasyonda hedef % 10’nun altı Devlet Bakanı Ali Babacan, ekonominin sağlam temellere oturduğunu ve yıl sonu enflasyonunu yüzde 10’un altında beklediklerini söyledi. NTV-MSNBC VE AJANSLAR Güncelleme: 00:20 TSİ 05 Ekim 2006 Perşembe ANKARA - Eko-Diyalog programında Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe, Taner Berksoy ve Mahfi Eğilmez’in sorularını yanıtlayan Babacan, cari açık ve Avrupa Birliği konularında da açıklamalarda bulundu. Bütçe açığını geçmiş dönemlerle kıyaslayan Babacan, “Türkiye yüzde 17’lik bütçe açığından geçen sene yüzde 2’ye indi, borç stokumuzun gayri safi milli hasılaya oranı 2001’de yüzde 91’di, 2005’te yüzde 55... Şu anda yüzde 50 tahmin ediyoruz” dedi. |
05 Ekim 2006 GÜNEYDOĞU'DAN İHRACAT -TÜRKİYE İHRACATININ YÜZDE 10,48 ARTTIĞI EYLÜL AYINDA, GÜNEYDOĞU'DAN İHRACAT YÜZDE 9,48 ARTIŞ GÖSTERDİ Türkiye ihracatının yüzde 10,48 oranında arttığı Eylül ayında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gerekleştirilen ihracat yüzde 9,48 artış gösterdi. AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Genel Sekreterliği verilerinden derlediği bilgiye göre, bölge illerinden Eylül 2006'da yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,48 oranında artarak 176 milyon 960 bin 311 dolar oldu. Bölge illerinden Eylül 2006'da, 125 milyon 515 bin 95 dolarlık tekstil ve ham maddeleri, 22 milyon 645 bin 422 dolarlık hububat ve bakliyat, 377 bin 802 dolarlık canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri ile 12 milyon 506 bin 671 dolarlık kuru meyve ve mamulleri ihraç edildi. Diğer ürünler ihracatıyla (kombine ihracat) da 15 milyon 915 bin 321 dolar döviz girdisi sağlandı. Eylül 2006'da geçen yılın aynı ayına göre, tekstil ve ham maddeleri ihracatı yüzde 11,32, kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 44,89, kombine ihracat yüzde 39,81 arttı. Hububat ve bakliyat ihracatı ise yüzde 20,53 oranında geriledi. |
05 Ekim 2006 ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ... -SİSTEMİN KURULUŞ VE HAZIRLIK ÇALIŞMALARINDA GEÇİCİ PERSONEL İSTİHDAM EDİLMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLARLA BU PERSONELE ÖDENECEK ÜCRETLER BELİRLENDİANKARA (A.A) - Adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin kuruluş ve hazırlık çalışmalarında geçici personel istihdam edilmesine ilişkin usul ve esaslarla, bu personele ödenecek ücretler belirlendi. Söz konusu kişilerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili maddesine göre, geçici personel olarak çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesiyle bu personele ve kurum dışından bu işlerde çalıştırılacak olan kamu personeline ödenecek ücretlerin tespitine ilişkin karar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, numaralama kontrolü ve yerleşim yeri adres bilgileriyle vatandaşların kimlik numarası esasına göre alanda eşleştirilmesi çalışmalarında veri derleme ve benzeri işler için bu yıl içinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı merkez ve bölge teşkilatlarında aylık en çok 20 bin kişi geçici personel olarak çalıştırılacak. Sistemde görev alacak geçici personelde Türk vatandaşı olmak ve kamu haklarından mahrum bulunmamak şartı aranacak. Geçici personel ayrıca, taksirli suçlar, devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan ya da kaçakçılık, resmi ihale ve alım şartlarına fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmayacak. Personelin askerlikle ilgisi de bulunmayacak. Geçici personel, görevini devamlı yapmasına engel olabilecek vücut veya akıl hastalığı veya vücut sakatlığı ile özürlü de olmayacak. -ÜCRETLER- Geçici personele, tahsil dereceleri ve nitelikle dikkate alınarak aylık asgari ücret tutarının altında olmamak kaydıyla en çok; üniversite ve yüksek okul mezunlarına 17500 gösterge rakamının memur maaş katsayısı ile çarpımından elde edilecek tutarda, lise ve dengi okul mezunlarına 14400 gösterge rakamının memur maaş katsayısıyla çarpımından elde edilecek tutarda aylık ödenecek. Parça başı ücret verilmesi halinde yerleşim yerinin özellikleri dikkate alınarak adrese dayalı nüfus kayıt sistemi bilgi formu derleyenlere form başına en fazla 1 YTL, adrese dayalı nüfus kayıt sistemi bilgi formu veri girişi yapanlara form başına en fazla 0,50 YTL olmak ve günlük en fazla 30 YTL'yi aşmamak üzere brüt ücret ödenecek. Geçici personele belirtilen ücretler dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacak ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulamayacak. Ödemeler, sosyal güvenlik mevzuatına göre kişiden yapılacak kesintilerle gelir ve damga vergisi dışında herhangi bir kesintiye tabi tutulamayacak. Geçici personelin sözleşmeleri; devlet memurları için çeşitli kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinde suç sayılan ve/veya disipline aykırı fiil ve hareketlerin yapılması, görevlerinde başarısız olduklarının amirlerince tespit edilmesi hallerinde sona erdirilecek. Söz konusu personel, tip sözleşme örneklerini Maliye Bakanlığına vize ettirecek. Vize işlemi yapılmadan sözleşme yapılmayacak ve herhangi bir ödemede bulunulmayacak. Sistemde çalıştırılmak üzere kurum dışından görevlendirilen kamu personeline, mesai saatlerine bağlı olmaksızın eğitim çalışmalarına katılmak, soru kağıdı ve form derlemek, sayım, anket ve kontrol memurluğu yapmak bilgi formu veri girişi yapmak üzere; belediye hudutları içinde çalıştırılacaklara günde 9,5 YTL, belediye hudutları dışında çalıştırılacaklara ise günde 10,5 YTL brüt ücret ödenecek. |
YTL dalga sonrası yüzde 8.7 değerlendi 50% 75% 100% 125% 150% 175% 200% http://www.habervakti.com/resimler/ekonomi/ytl002.jpgYTL eylülde TÜFE'ye göre yüzde 0.5 oranında değer kazandı Mayıs ve haziran aylarında yüzde 17 oranında değer kaybeden YTL son üç ayda yeniden yüzde 8.7 oranında değerlendi.Mayıs ve haziran aylarında yüzde 17'den fazla reel değer kaybeden Türk parası, eylülde de yüzde 0.5 oranında değer kazandı. YTL'de dalgalanma sonrasındaki toplam reel değer artışı yüzde 8.7'ye ulaştı. Merkez Bankasının, Türk parasının 1995 yılındaki ortalama değerini 100 kabul ederek oluşturduğu TÜFE bazlı reel kur endeksi eylülde yüzde 0.5 oranında artarak 154.5'e kadar yükseldi. Ancak ÜFE bazlı reel kur endeksi ise yüzde 1.2 oranında azalarak 137.4'e geriledi. Türkiye'deki enflasyonun yanı sıra Türkiye'nin en fazla dış ticaret yaptığı ülkelerin de enflasyon oranları ve paraları dikkate alınarak oluşturulan endekste bu yıl haziran ayından sonra ise TÜFE'ye göre yüzde 8.7, ÜFE'ye göre ise yüzde 5.9 oranında atış yaşandı. Türk parası mayıs ve haziran aylarında TÜFE'ye göre toplam yüzde 17.3, ÜFE'ye göre ise yüzde 13.8 oranında değer kaybetmişti. Temmuz, ağustos ve eylül aylarında TÜFE bazlı endekse göre yeniden değerlenen YTL'nin eylül ayı itibariyle reel değeri bu yıl nisan ayındaki düzeyinin yüzde 10.7 altında kaldı. Temmuz ve ağustosta artıp eylülde gerileyen ÜFE bazlı reel kur endeksi de nisan ayındaki düzeyinin yüzde 8.7 altında seyrediyor. TÜFE bazlı reel kur endeksi bu yıl nisan ayında 171.8 düzeyinde bulunuyordu. Mayısta 158.4'e haziranda ise 142.1'e gerileyen reel kur endeksi, temmuzda 147'ye, ağustosta ise 153.87e yükselmişti. Merkez Bankasının hesaplamalarına göre YTL geçen yıl aralık ayındaki düzeyine göre TÜFE'ye göre yüzde 9.8, ÜFE'ye göre ise yüzde 6.7 oranında değer kaybetti. Reel değer kaybı geçen yıl eylül ayına göre ise TÜFE bazlı endeksle yüzde 4.7, ÜFE bazlı endeksle ise yüzde 5.5 olarak hesaplandı. Reel kur endeksi (1995=100) TÜFE ÜFE 2005 Eylül 162.2 145.4 Ekim 165.7 146.2 Kasım 170.8 147.1 Aralık 171.3 147.2 2006 Ocak 172.1 148.3 Şubat 174.6 150.5 Mart 172.9 150.9 Nisan 171.8 150.5 Mayıs 158.4 139.7 Haziran 142.1 129.7 Temmuz 147.0 133.7 Ağustos 153.8 139.1 Eylül 154.5 137.4 Değişimler(%) TÜFE ÜFE Son ay 0.5 -1.2 Temmuz-Eylül 8.7 5.9 Son dokuz ay -9.8 -6.7 Son bir yıl -4.7 -5.5 |
TCMB'nin Eylül ayı enflasyon değerlendirmesi "RAMAZAN'IN ETKİSİ EKİMDE DE SÜRECEK" http://www.aa.com.tr/images/stories/ANASAYFA/2008/tcmb_logo.jpg ANKARA - Merkez Bankası, enflasyon değerlendirmesinde, Ramazan etkisinin Eylül ayı enflasyonu üzerindeki katkısının 0,2 puan civarında hesaplandığını, söz konusu etkinin Ekim ayı enflasyonu üzerinde de belirgin olarak hissedileceğinin öngörüldüğünü bildirdi. Değerlendirmede, bunun yanında giyim fiyatlarındaki mevsimsel ayarlamalar da göz önüne alındığında, Ekim ayı enflasyonunun geçici olarak yüksek gerçekleşebileceğinin tahmin edildiği ifade edildi. Merkez Bankası'nın ''Eylül Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu''nda, Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 10,55 olarak gerçekleştiğini ve bir önceki aya göre yükseliş gösterdiği hatırlatıldı. Rapora göre, söz konusu artışta, mevsimsel ürünlerdeki yüksek oranlı fiyat artışlarının etkisi hissedildi. Ramazan ayı ile birlikte gıda fiyatlarında yaşanan artışların, yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasına bağlı olarak eğitim ve eğlence-kültür grubu fiyatlarında gözlenen artışlar ile döviz kurunun gecikmeli etkileri neticesinde, ev eşyası ve sağlık grubu fiyatlarında devam eden artışların tüketici fiyatları üzerinde olumsuz etki yaparken, enerji ve altın fiyatlarının gerilemesinin Eylül ayı enflasyonu üzerinde olumlu yönde etkide bulunduğu kaydedildi. Değerlendirmede, Kasım ayında ise gıda fiyatlarında düzeltme niteliğinde bir hareket yaşanma olasılığının bulunduğu ve bir önceki raporda dile getirilen Ramazan ve diğer mevsimsel unsurların etkisiyle, kısa dönemde enflasyonda geçici dalgalanmalar görülebileceği görüşünün korunduğu da bildirildi. |
05 Ekim 2006 IMF HEYETİ, ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA TÜRKİYE'YE GELİYOR -HEYET, 20 EKİM'E KADAR TÜRKİYE'DE ÇALIŞMA YAPACAKANKARA (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetinin, Stand-by düzenlemesine ilişkin değerlendirme çalışmalarında bulunmak üzere 9 Ekim Pazartesi günü İstanbul'a geleceği bildirildi. Hazine Müsteşarlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, 9 Ekim'de İstanbul'da özel sektör ile görüşmelere başlayacak olan IMF heyeti, temaslarına 11 Ekim 2006 tarihinden itibaren Ankara'da resmi kurum ve kuruluş yetkilileri ile devam edecek. Değerlendirme çalışmalarının 20 Ekim 2006 tarihine kadar tamamlanması hedefleniyor. Heyetin ziyareti kapsamında, son makro ekonomik durum ve beklentiler ile yapısal reformlar konusundaki gelişmelerin ele alınacağı kaydedildi. Bu çerçevede, 2006 yılı program hedefleri doğrultusunda kamu maliyesi ve para politikası alanlarındaki son gelişmelerin gözden geçirileceği ve vergi, sosyal güvenlik ve mali sektör reformlarına ilişkin çalışmaların da değerlendirileceği ifade edildi. http://www.ntvmsnbc.com/news/248192.jpg 05 Ekim 2006 DEVLET BAKANI BABACAN: -''ENERJİ FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN, CARİ İŞLEMLER AÇIĞINA ETKİSİ ÇOK BÜYÜK'' -''ENERJİ FİYATLARININ, BIRAKIN DÜŞMEYİ BU SEVİYELERDE DURMASI BİLE, HEM CARİ İŞLEMLER AÇIĞINA HEM DE ENFLASYONA OLUMLU ETKİDE BULUNUR'' -''ENERJİ FİYATLARI 2002 YILINDAN BUYANA HİÇ DEĞİŞMESEYDİ, GEÇEN YILKİ CARİ AÇIĞIN GSMH'YE ORANI YÜZDE 3,9 OLACAKTI, BU YILKİ CARİ AÇIĞI İSE YÜZDE 4 OLARAK KAPATACAKTIK'' -''İLK ALTI AYDAKİ ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARININ REEL ARTIŞI, GEÇEN YILA GÖRE YÜZDE 21 ORANINDA ARTIŞ GÖSTERDİ. ÖZEL SEKTÖR YATIRIMA, ARTAN ORANDA DEVAM EDİYOR'' -''ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA CUMA GÜNÜ İTİBARIYLA TARAMA SÜRECİ TAMAMLANACAK''ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, enerji fiyatlarındaki artışın, Cari İşlemler Açığına etkisinin çok büyük olduğunu söyledi. Babacan, ''enerji fiyatlarının, bırakın düşmeyi bu seviyelerde durması bile, hem cari işlemler açığına hem de enflasyona olumlu etkide bulunur'' dedi. Babacan, NTV Televizyonununda katıldığı Eko-Diyalog programında yaptığı konuşmada, Cari Açık üzerindeki en önemli etkinin ''enerji fiyatları'' olduğunu vurguladı. Babacan, ''enerji fiyatları 2002 yılından bu yana hiç değişmeseydi, geçen yılki cari açığın Gayri Safi Milli Hasıla'ya (GSMH)'ye oranı yüzde 3,9 olacaktı, bu yılki Cari Açığı ise yüzde 4 olarak kapatacaktık'' dedi. Türkiye'nin dış ticaret hacminin de arttığına dikkati çeken Babacan, ''2002'de 36 milyar dolar olan ihracatımız, bu yıl 80 milyar doları geçecek, Türk Lirası'nın son 3-4 yıl içinde değerlenmesine rağmen ihracat artıyor. İhracat, Türk Lirası'nın değer kaybettiği zamanlarda dahi bu kadar artmamıştır'' dedi. Babacan ithalatın önemli bir kısmının yatırım mali ithalatını olduğunun altını çizerken, geçen yılki yatırım malı ithalatının 20 milyar doları geçtiğini, bu yılki rakamın ise geçen yılın çok daha üstünde gerçekleşeceğini vurguladı. Babacan, ''geçen yıl, yatırım malı ithalatı daha aşağıda olsaydı Cari Açık ta yüzde 1,5 oranında düşük çıkardı'' dedi. -ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARI YÜZDE 21 ARTTI...- Özel sektör yatırımlarının arttığına da işaret eden Babacan, ''ilk altı aydaki özel sektör yatırımları reel olarak, geçen yıla göre yüzde 21 oranında artış gösterdi. Özel sektör yatırıma artan oranda devam ediyor'' şeklinde konuştu. Ali Babacan, doğrudan yabancı sermaye girişiyle, uzun vadeli kredileri topladıkları zaman Cari Açığın fazlasıyla kapandığını da vurguladı. -ENERJİ İTHALATI...- Babacan, enerji faturasının Cari Açık üzerindeki etkisine değinirken, şunları söyledi: ''Türkiye enerji ithal eden bir ülke, petrol, petrol ürünleri, doğal gaz ve kömürden oluşan enerji ithalatımız bu yıl 28-29 milyar dolar düzeyinde olacak.Türkiye, enerji ithalatına dünyada en çok bağlı ülkelerden birisi durumunda.Enerji fiyatlarının düşmeyi bırakın bu seviyelerde durması bile, hem Cari İşlemler Açığına hem de enflasyona olumlu etkide bulunur. Enerji ithal eden bir ülke olarak, son dört yıldır, enerji fiyatlarındaki artıştan çok olumsuz etkileniyoruz. Yeni bir çalışma yaptıklarının altını çizen Babacan, ''bu çalışmayla, enerji fiyatları, 2002 yılından buyana aynı kalsaydı, Türkiye'de Cari Açık ne olacaktı buna baktık'' dedi. Geçen yılki Cari Açığın, GSMH'nin yüzde 6,4'ü oranında olduğunu hatırlatan Babacan, ''enerji fiyatları 2002 yılından buyana hiç değişmeseydi, geçen yılki Cari Açığın GSMH'ye oranı, yüzde 3,9 olacaktı, bu yılki Cari Açığı ise yüzde 4 olarak kapatacaktık'' dedi. Babacan, enerji fiyatlarındaki artışın geçen yılki maliyetinin 9 milyar dolar olduğunu, bu yılki maliyetinin de 13,5 milyar dolar olmasının beklendiğini kaydetti. -ÖZEL SEKTÖRÜN DIŞ BORCUNDA KAYGI YOK...- Babacan bu arada, bankacılık sektöründe, içeride, kredi hacminde büyük bir genişleme bulunduğunu, tüketici kredileri, konut kredilerinin hacminin arttığına dikkati çekti. Babacan, ''ancak bunlar Türkiye'nin GSMH düzeyine göre, hala olması gereken düzeyde değil. Türkiye'de bankacılık sektörü geliştikçe bu kredi hacmi de büyüyecek, bu gayet doğal bir gelişmedir'' şeklinde konuştu. Borçlanmanın kamu yerine özel sektör tarafından gerçekleştirilmesinin her zaman daha iyi olduğunu, çünkü özel sektörün borçlanmada daha kontrollü olduğunu belirten Babacan, özel sektörün dış borcunun Merkez Bankası'nın rezerv denetimi açısından çok önemli olduğunu, Merkez Bankası'nın sadece kamuya değil, özel sektörün dış borcuna da baktığını ve özellikle özel sektörün kısa vadeli dış borcunun da bu çerçevede önemli olduğunu ifade etti. Özel sektörün dış borcunun dikkatli takip edildiğini belirten Babacan, ancak özel sektörün dış borcunun artmasıyla ilgili bir kaygılarının bulunmadığını da vurguladı. -''ENFLASYON GERİLEYECEK'' Babacan enflasyonla ilgili soruya karşılık, gıda harcamalarının etkisiyle Ekim ayında da enflasyonun yüksek çıkabileceği uyarısında bulunurken, ''enflasyonla mücadele bizim bir numaralı hedefimizdir. Merkez Bankasının bir numaralı hedefi de enflasyondur, para politikasını enflasyonla mücadele temeline göre belirler '' şeklinde konuştu. Babacan, enflasyonla mücadele çerçevesinde, mevsimsel yükselmelere rağmen, yıl sonu enflasyonunu yüzde 10'un altında beklediklerini de kaydetti. -AB İLE İLİŞKİLER...- Babacan, ekonomide gerçekleştirilen reformlar ile Avrupa Birliği (AB) yolunda gerçekleştirilen reformların paralel olduğunu belirtirken, Türkiye'nin ekonomideki başarısının, AB sürecindeki pozisyonunu da güçlendirdiğini ifade etti. Babacan, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in, kendisiyle yaptığı görüşmede, müzakereleri yürüten teknik ekibin kalitesinden son derece memnun olduğunu ifade ettiğini kaydetti. -TÜM TARAMA SÜRECİ GELECEK HAFTA TAMAMLANIYOR... Ali Babacan, gelecek hafta, AB ile yürütülen tarama sürecinin tamamıyla bitirileceğini belirtti. ''Önümüzdeki hafta cuma günü itibarıyla tarama süreci tamamlanacak'' diyen Babacan, tarama sürecinin bitirilmesinin ardından, tek tek fasıllar üzerindeki müzakerelerin başlayacağını bildirdi. Bu süreçte tüm üye ülkelerin tek tek onaylarının gerekeceğini anlatan Babacan, ''siyasi bir süreç olmasaydı, Türkiye 3-4 yılda tüm müzakereleri tamamlayarak tam üyeliğe hazır hale gelirdi'' şeklinde konuştu. Babacan, Kıbrıs Rum kesiminin tutumu yüzünden Türkiye'nin müzakere sürecinin aksamasının, tüm Avrupa Birliği ve bölge ülkelerini olumsuz etkileyeceği uyarısında da bulundu. |
06 Ekim 2006 DEVLET YARDIMLARI, HANGİ YATIRIMLARA NASIL UYGULANACAK? -KOBİ'LERİN YATIRIMLARININ TEŞVİK BELGESİNE BAĞLANABİLMESİ İÇİN, YATIRIM TUTARININ ASGARİ 200 BİN YTL OLMASI GEREKECEK -TEŞVİK BELGESİ KAPSAMINDAKİ YATIRIM MALLARI İLE YENİ MODEL ÜRETİMİNE YÖNELİK OTOMOBİL VE HAFİF TİCARİ ARAÇ YATIRIMLARINDA, YATIRIM DÖNEMİ İÇERİSİNDE KALMAK KAYDIYLA, CKD AKSAM VE PARÇALARININ İTHALİ GÜMRÜK VERGİSİNDEN MUAF OLACAK -KÖY'LERDE YAPILACAK YATIRIMLAR İLE KOBİ YATIRIMLARI, AR-GE VE ÇEVRE YATIRIMLARI İÇİN BANKALARDAN KULLANILACAK YATIRIM KREDİSİ FAİZİNİN VEYA KÂR PAYININ YTL CİNSİ KREDİLERDE 5 PUANI, DÖVİZ KREDİLERİNDE İSE 2 PUANI BÜTÇEDEN KARŞILANABİLECEKANKARA (A.A) - Küçük ve Orta Boy işletmeler (KOBİ) yatırımlarının yatırım teşvik belgesine bağlanabilmesi için, sabit yatırım tutarının en az 200 bin YTL olması gerekecek. Bakanlar Kurulunun, hangi yatırımlara, hangi koşullarda devlet desteği sağlanacağını düzenleyen ''Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararı'', Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre teşvik belgesi kapsamında yatırımlara sağlanabilecek destek unsurları, ''gümrük vergisi muafiyeti, Katma Değer Vergisi istisnası ve faiz desteği'' olarak sıralanıyor. -SABİT YATIRIM TUTARLARI- Bir yatırımın, yatırım teşvik belgesine bağlanabilmesi için sabit yatırım tutarının, kobi'lerin yatırımlarında asgari 200 bin YTL, azami 2 milyon YTL, kobi kapsamına girmeyen işletmelerin yatırımlarında ise asgari 1 milyon YTL olması gerekecek. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla yapılacak yatırımlarda ise bu şirketler için aranacak asgari yatırım tutarı 200 bin YTL olarak belirlendi. -NASIL MÜRACAAT EDİLECEK?- Teşvik belgesi düzenlenebilmesi için, yatırımı gerçekleştirecek şirketi temsile yetkili kişilere ait imza sirküleri, şirket kuruluşunu ve şirketin nihai durumunu gösterir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi veya Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Gazetesi, esasları bu Karara istinaden çıkarılacak tebliğle belirlenecek Yatırım Bilgi Formu ve eki bilgi ve belgeler ile Saymanlık hesabına yatırılan meblağa ait makbuz gerekecek. Bunun yanında, ar-ge yatırımları, çevre yatırımları, kobi'lerin yapacağı yatırımlar, yabancı sermayeli yatırımlar ve imalat ve tarımsal sanayi sektöründe yapılacak sabit yatırım tutarı 8 milyon YTL'yi aşan yatırımlar için Müsteşarlığa, imalat ve tarımsal sanayi sektöründe yapılacak, sabit yatırım tutarı 8 milyon Yeni Türk Lirasını aşmayan yatırımlar için ise yatırımın bulunduğu yerdeki sanayi odasına veya Müsteşarlığa müracaat edilecek. -GÜMRÜK VERGİSİ MUAFİYETİ- Teşvik belgesi kapsamındaki yatırım malları ile yeni model üretimine yönelik otomobil ve hafif ticari araç yatırımlarında yatırım dönemi içerisinde kalmak kaydıyla CKD aksam ve parçalarının ithali, yürürlükteki İthalat Rejimi Kararı gereğince ödenmesi gereken Gümrük Vergisinden muaf olacak. Ayrıca makine ve teçhizat bedelinin yüzde 5'ini geçmemek kaydıyla yedek parçaların ve binek araçları, otobüs, çekici, treyler, mobilya, yat, motorbot, kamyon, transmikser, beton santrali, forklift, beton pompası, inşaat malzemeleri, porselenden ve seramikten mamul sofra ve mutfak eşyasının teşvik belgesi kapsamında ithal edilmesi halinde yürürlükteki İthalat Rejimi Kararında öngörülen oranlarda Gümrük Vergisi tahsil edilecek. Teşvik belgesi kapsamında, bölgesel ve sektörel kısıtlamalar göz önüne alınarak, ithali mümkün olan kullanılmış makine ve teçhizatın, ithaline izin verilen kullanılmış makine ve teçhizatın ve kullanılmış komple tesisin ithaline, proje bazında yapılacak değerlendirme sonucunda uygun görülmesi halinde izin verilebilecek. -KDV VE FAİZ DESTEĞİ- Katma Değer Vergisi Kanunu gereğince, teşvik belgesi kapsamında yapılacak makine ve teçhizat ithal ve yerli teslimleri Katma Değer Vergisinden istisna durumda bulunuyor. Kalkınmada öncelikli yörelerde (KÖY) yapılacak yatırımlar ile kobilerin yapacağı yatırımlar, ar-ge ve çevre konularında yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için bankalardan kullanılacak en az 1 yıl vadeli yatırım kredileri ile ilgili olarak ödenecek faizin veya kâr payının YTL cinsi kredilerde 5 puanı, döviz kredilerinde ise 2 puanı, Müsteşarlıkça da uygun görülmesi halinde azami ilk 4 yıl için ödenmek kaydıyla bütçe kaynaklarından karşılanabilecek. Ar-ge konusunda yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için, Müsteşarlıkça uygun görülen işletme malzemelerinin teminine yönelik olarak bankalardan kullanılacak en az 6 ay ve en çok 12 ay vadeli işletme kredileri ile ilgili, YTL cinsi kredilerde ödenecek faizin veya kâr payının 5 puanı, döviz kredilerinde ise 2 puanı bütçe kaynaklarından verilebilecek. Proje bazında bütçe kaynaklarından karşılanabilecek azami yatırım kredisi faizi desteği miktarı, ar-ge ve çevre yatırımları için 300 bin YTL'yi, kobi yatırımları için 200 bin YTL'yi, kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak yatırımlar için 1 milyon YTL'yi, ar-ge yatırımlarına yönelik işletme kredisi faizi desteği ise 100 bin YTL'yi geçemeyecek. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla yapılacak yatırımlar ile kullanılmış makine ve teçhizat için faiz desteği yapılmayacak. -TURİZM YATIRIMLARI- Belgeli turizm yatırımları veya işletmelerinin 2004 yılı Nisan ayından sonraki elektrik enerjisi giderlerinin, şantiye dönemi de dahil olmak üzere o bölgedeki mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü ile kendi abone grubuna uygulanan tarife arasındaki fark Hazinece karşılanacak. Kararın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanacak tebliğlerle belirlenecek. |
06 Ekim 2006 OTOGAZIN LİTRE FİYATI 3 YKr UCUZLADI... Otogazın rafineri çıkış fiyatında bugünden geçerli yapılan indirimin ardından, otogazın litre fiyatı 3 YKr düştü. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, yeni ayarlamayla Ankara'da otogazın litre fiyatı 1,49 YTL'den 1,46 YTL'ye, İstanbul Anadolu yakasında 1,48 YTL'den 1,45 YTL'ye, Avrupa yakasında da 1,49 YTL'den 1,46 YTL'ye indi. İzmir'de ise otogazın litre fiyatı 1,48 YTL'den 1,45 YTL'ye düştü. Bu arada serbesti nedeniyle fiyatlar, otogaz dağıtım firmaları bazında küçük çaplı değişiklikler gösterebiliyor. |
Akaryakıt cezasında Maliye devrede EPDK’nın akaryakıt dağıtım şirketlerine kestiği rekor cezanın ödenmesi için tanınan bir aylık süre bugün doluyor. Kurum, cezaların tahsilini Maliye Bakanlığı’na devrediyor. Bakanlığın cezaları gerekirse haciz yoluyla da tahsil edebileceği belirtiliyor. Ahmet Ergen NTV-MSNBC Güncelleme: 14:12 TSİ 06 Ekim 2006 Cuma ANKARA - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 28 akaryakıt dağıtım şirketine lisanssız bayilere akaryakıt temin etmek suçlamasıyla 1.8 milyar YTL’lik para cezası kesmişti. 31 Ağustos’ta alınan ceza kararının şirketlere tebliği ise 6-13 Eylül tarihleri arasında yapılmıştı. Şirketlere cezayı ödemek için tanınan bir aylık yasal süre bugünden itibaren dolduğundan Maliye Bakanlığı’na bildirim yapılmaya başlandı. |
CARİ İŞLEMLER AÇIĞININ İLACI "YABANCI SERMAYE" http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/sp_logo.jpg LONDRA/ANKARA - Mustafa Seven - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's Türkiye Direktörü Faruk Soussa, Türkiye'deki cari işlemler açığının sürdürülebilir olup olmamasının, doğrudan yabancı sermaye düzeyine bağlı olduğunu söyledi. Türkiye'deki cari işlemler açığı konusunda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Soussa, cari işlemler açığının yabancı sermaye ile finanse edildiğini söyledi. Türkiye gelen yabancı sermaye içinde ''doğrudan'' yabancı sermayenin önemine dikkati çeken Soussa, özellikle doğrudan yabancı sermaye girişindeki artışın, cari işlemler açığının ''sürdürülebilir düzeyde'' seyretmesi açısından en önemli faktör olduğunu vurguladı. Hükümetin uyguladığı reformların, Türkiye'ye yabancı sermaye çekmede çok önemli bir katkı sağladığına da işaret eden Soussa, cari işlemler açığının sürdürülebilirliği açısından önemli olan doğrudan yabancı sermayenin devamı için, özellikle iş ortamını geliştirici reformların devam etmesi gerektiğinin altını çizdi. Soussa, iş ortamını geliştirici reformların sürmesi halinde, doğrudan yabancı sermaye akışının da devam edeceğini vurguladı. http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif RAMAZANDA EN ÇOK GIDA VE İÇECEK HARCAMALARI ARTTI Türkiye'de hane tüketimi konusunda çalışmalar yapan araştırma şirketi HTP'nin hazırladığı ''Ramazan Raporu''na göre, Ramazan ayında oruç tutan hanelerin öğünlerinde azalma olmasına rağmen, hane tüketim ürünleri harcamasında en fazla pay artışı gıda ve içeceklerde gerçekleşti. Araştırmada, kuruyemişçi ve büfeler hariç, tüm perakendeci kanallarında daha fazla para harcandığı, en büyük harcama artışının ise et ve işlenmiş et ürünlerindeki büyümeden dolayı kasaplarda gerçekleştiği belirtildi. |
06 Ekim 2006 ABD EKONOMİSİ... -EYLÜL AYINDA İSTİHDAM ARTIŞI BEKLENENİN ALTINDA KALDIWASHINGTON (A.A) - ABD'de Eylül ayındaki istihdam artışı beklenenin altında kaldı. Çalışma Bakanlığının açıklamasında, inşaat, imalat ve perakende satış sektörlerindeki zayıflık nedeniyle, Eylül ayında yeni işe girenlerin sayısı 51 binde kaldı. ABD'de işsizlik oranı da Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında gerileyip, yüzde 4,6 oldu. 06 Ekim 2006 İŞSİZLERE MESLEK UMUDU... -GAZİANTEP ABİGEM DİREKTÖRÜ SURAN: -''GTO VE İŞKUR İŞBİRLİĞİYLE YÜRÜTECEĞİMİZ PROJE KAPSAMINDA 10 KİŞİYE MESLEK EDİNDİRECEĞİZ''GAZİANTEP (A.A) - Gaziantep Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) Direktörü Funda Suran, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işbirliğiyle yürütecekleri proje kapsamında 10 kişiye meslek edindireceklerini bildirdi. Suran, yaptığı yazılı açıklamada, günümüz iş koşullarında, çalışanların iş hayatında başarılı olması için sürekli mesleki bilgi ve becerilerini artırmalarının yanı sıra güncel gelişmeleri yakından takip etmeleri gerektiğini belirtti. ''Bilgisayar Destekli İş İngilizcesi, Dış Ticaret ve Elektronik Ticaret Eğitim Projesi'' kapsamında Türkiye İş Kurumu'na kayıtlı işsizlerin dış ticaret, iş İngilizcesi, bilgisayar ve elektronik ticaret konularında bilgi sahibi olmalarının amaçlandığını ifade eden Suran, şu bilgileri verdi: ''Proje kapsamında verilecek eğitim, kişilerin bilgilerini ve becerilerini artırmalarını sağlamak için tasarlandı. Proje kapsamında eğitim programına katılanlara iş bulmalarında yardımcı olunması hedefleniyor. Böylelikle istihdamın artmasına da katkı sağlanmış olacak. Gaziantep Ticaret Odası ve İŞKUR işbirliğiyle yürüteceğimiz proje kapsamında 10 kişiye meslek edindireceğiz. Bu kişilerin bilgi ve becerileri doğrultusunda istihdam edilmeleri sağlanacak. 9 Ekim'de başlayacak eğitimler 3 ay sürecek ve katılımcılara başarı sertifikası verilecek.'' |
06 Ekim 2006 RAMAZAN AYINDA EN ÇOK GIDA VE İÇECEK HARCAMALARI ARTIYOR -HTP TARAFINDAN HAZIRLANAN RAMAZAN RAPORUNA GÖRE, ORUÇ TUTAN HANELERİN ÖĞÜNLERİNDE AZALMA OLMASINA RAĞMEN, HANE TÜKETİM ÜRÜNLERİ HARCAMASINDA EN FAZLA PAY ARTIŞI GIDA VE İÇECEKLERDE GERÇEKLEŞTİİSTANBUL (A.A) - Türkiye'de hane tüketimi konusunda çalışmalar yapan araştırma şirketi HTP'nin hazırladığı ''Ramazan Raporu''na göre, Ramazan ayında oruç tutan hanelerin öğünlerinde azalma olmasına rağmen, hane tüketim ürünleri harcamasında en fazla pay artışı gıda ve içeceklerde gerçekleşti. KMG Pazarlama Hizmetleri Grubu şirketlerinden HTP, hızlı tüketim harcama trendindeki değişime yönelik Ramazan dönemlerini daha ayrıntılı inceleyerek Ramazan Raporu hazırladı. HTP Genel Müdürü Kıvanç Bilgeman yaptığı açıklamada, Ramazan dönemlerinde tahmin edilenin aksine, hızlı tüketim ürünleri harcamalarında artış gözlemlediklerini belirtti. Bilgiman, 2005 yılında aylık ortalama hane tüketim ürünleri harcamasının 2 bin 450 milyon YTL iken, Ramazan ayında bu değerin 2 bin 842 milyon YTL olarak gerçekleştiğini kaydetti. -ET, ÇORBA, ÇİKOLATA- Ramazan aylarında oruç tutan hanelerin öğünlerinde azalma olmasına rağmen hane tüketim ürünleri harcamasında 2005 yılında en fazla pay artışının gıda ve içeceklerde gerçekleştiğini ifade eden Bilgeman, Ramazan aylarında, Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgesi'ndeki hanelerin harcamalarını, diğer bölgelerdeki hanelere kıyasla daha fazla artırarak gıda ve içecek harcamasından daha fazla pay aldıklarına dikkat çekti. Bilgiman, kuruyemişçi ve büfeler hariç, tüm perakendeci kanallarında daha fazla para harcandığını, en büyük harcama artışının ise et ve işlenmiş et ürünlerindeki büyümeden dolayı kasaplarda gerçekleştiğini belirtti. Belli başlı ulusal zincirlerde Ramazan ayındaki alışveriş sepetlerini, ortalama sepetler ile kıyasladıklarını, hediyelik çikolataların tüm bu kanallarda bulunurluğu en çok artan ürün grubu olduğunu ifade eden Bilgeman, bunun yanında çorbaların da bu ulusal zincirlerde aylık ortalamaya kıyasla en çok büyüyen ilk beş kategori arasında yer aldığını kaydetti. |
07 Ekim 2006 ULUSAL TÜTÜN KONTROL PROGRAMI... -PROGRAMA İLİŞKİN STRATEJİLER VE İLGİLİ KURULUŞLAR BELİRLENDİ -2010 YILINA KADAR TOPLUMUN YÜZDE 90'INDA SİGARA KARŞITI BİR TUTUM OLUŞTURMA AMACIYLA HAREKET EDİLECEK -TÜTÜN VE MAMULLERİNİN KULLANIMIYLA MÜCADELE KONUSUNDA ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM POLİTİKALARI GELİŞTİRİLECEK VE UYGULANACAK -NİKOTİN BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLARIN KOLAY ULAŞILABİLİRLİĞİNİN SAĞLANMASI VE ÜLKEDE BULUNMAYANLARIN KULLANIMA SUNULMASI SAĞLANACAK -SİGARA ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜNÜ 2010 YILINA KADAR YÜZDE 80'İN ÜZERİNE ÇIKARMAK HEDEFİYLE, ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ HEM ORANSAL HEM DE MAKTU OLARAK ARTIRILACAKANKARA (A.A) - Ulusal Tütün Kontrol Programına ilişkin stratejiler ve ilgili kuruluşlar belirlendi. ''Ulusal Tütün Kontrolü Programı'' konulu Başbakanlık Genelgesi, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelge ile tütün ürünlerine olan talebin azaltılmasına yönelik önlemler, tütün arzının ve tütün ürünlerinin kullanımının azaltılmasına yönelik önlemler ve tütün kullanımı ile ulusal tütün kontrol programının izlenmesi, değerlendirmesi ve raporlanmasına ilişkin stratejiler ve ilgili kuruluşlar belirlendi. Buna göre, 2010 yılına kadar toplumun yüzde 90'ında sigara karşıtı bir tutum oluşturma amacıyla hareket edilecek. Ulusal Tütün Kontrol Programının kabulünü ve uygulanmasını her düzeyde kolaylaştırmak için tütün ve tütün ürünlerinin sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararları konusunda halkın bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla; tütün ve mamullerinin kullanımıyla mücadele konusunda örgün ve yaygın eğitim politikaları geliştirilecek ve uygulanacak. Tütün mamullerinin tüketiminin itibar düşürücü, olumsuz bir davranış olduğu mesajının topluma verilmesi, tütün mamulleriyle ilgili tüm alanlarda çarpıcı görsel temalar kullanılmasının yaygınlaştırılmasına çalışılacak. Tütün endüstrisinin geçmişten günümüze uygulamalarıyla ilgili bilgiler toplumun paylaşımına açılacak. Toplumda rol modeli olduğu veya önemli etkisi olduğu bilinen meslek grupları başta olmak üzere, tüm hedef gruplarına yönelik geniş tabanlı eğitim materyalleri geliştirilerek bilgilendirme ve bilinç düzeylerinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak. Medyanın bilinçlendirme çalışmalarına aktif katılımı sağlanacak. -SİGARAYI BIRAKMA- Sigarayı bırakmanın yaygınlaştırılması, tütün bağımlılığının tedavisinde ve tekrar başlamanın önlenmesinde başarı oranının yükseltilmesi amacıyla; -2007 yılına kadar toplumda sigara bırakma oranını tespit etmek, -2010 yılına kadar toplumda sigara bırakma oranını yüzde 40'ın üzerine çıkarmak, -2008 yılı sonuna kadar sağlık personelinde bırakma oranlarını yüzde 50'nin üzerine çıkarmak, -2010 yılına kadar öğretmenler, din adamları ve yönetici, görevle bağlantılı meslek mensuplarında sigara bırakma oranını yüzde 50'nin üzerine çıkarmak, -2008 yılına kadar hamilelik döneminde sigarayı bırakmış olma oranını yüzde 90'ın üzerine çıkarmak hedefleniyor. Bu hedefler doğrultusunda, düzenli olarak yapılan ''Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması''na sigara içme bırakma oranları konularında soru eklenecek. Sağlık personelinin ve psikolojik danışmanların mezuniyet öncesi eğitiminde nikotin bağımlılığı, nörobiyolojisi, bıraktırma teknikleri ve tütün kontrolü konusunda standart eğitimin çekirdek eğitim programlarında yer alması sağlanacak. Nikotin bağımlılığı tedavisinde kullanılan ilaçların kolay ulaşılabilirliğinin sağlanması ve ülkede bulunmayanların kullanıma sunulması sağlanacak. Okul ve iş yerlerinde sigara içenlerin saptanarak bırakmaları için motivasyon ve destekleme programları başlatılacak. -FİYAT VE VERGİLENDİRME- Türkiye'de sigara üzerindeki vergi yükünü 2010 yılına kadar yüzde 80'in üzerine çıkarmak hedefiyle; özel tüketim vergisinin hem oransal hem de maktu olarak artırılması, yapılacak vergi düzenlemelerinin vergi gelir kaybına yol açmayacak ve yasa dışı ticareti özendirmeyecek şekilde hazırlanması, tütün ürünlerine uygulanan fiyat ve vergilendirme uygulamasının diğer tütün mamulleriyle ikame etme imkanı bırakmayacak şekilde düzenlenmesi stratejileri uygulanacak. Tütün mamulleriyle ilgili her türlü reklam, promosyon ve sponsorluk faaliyetlerinin önlenmesi için yurt içi ve yurt dışı kaynaklı reklam ihlallerini izleyecek ve gerekli ihbarları daha yaygın ve hızlı yapacak mekanizmalar oluşturulacak. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin yanı sıra uluslararası yayınlarda görülebilecek açık veya gizli tütün mamulü reklamlarının görülmemesi için gerekli teknolojilerin sağlanmasının ilgili yayın kuruluşu veya ürün sahibi firmanın sorumluluğunda olması için gerekli düzenlemeler yapılacak. -ARZIN AZALTILMASI- Tütün arzının ve kullanımının azaltılmasına yönelik olarak 2007 yılı sonuna kadar ülkede yasa dışı ticaretin boyutunu kanıta dayalı yöntemlerle saptamak ve 2010 yılına kadar tespit edilen yasa dışı ticareti ortadan kaldırmak için paketlerin üzerindeki bandrollerin güvenilirliği artırılacak. Yasa dışı tütün mamulleri ticaretiyle mücadelede karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlardan oluşan bir Çalışma Grubu oluşturulacak. Çalışma grubuna ek bütçe sağlanarak belirlenecek iş planına uygun olarak kanıta dayalı yöntemlerle Türkiye'de yasa dışı ticaretin boyutu araştırılacak. -PROGRAMIN İZLENMESİ- Ulusal Tütün Kontrol Programı'nın süreç ve çıktılarının izlenmesi, değerlendirmesi ve raporlanması için model oluşturulması amacıyla Çalışma Grubu tarafından göstergeler belirlenecek. Belirlenen verilerin rutin olarak toplanması için veri toplama/araştırma protokolleri oluşturulacak. Verilerin toplanması ve değerlendirilmesinden sorumlu bir yapı oluşturulacak. |
07 Ekim 2006 MALİYE BAKANLIĞININ HESAP PLANLARI TEBLİĞİ... -GENEL YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİN HESAPLARINDA KONSOLİDASYONUN SAĞLANMASI AMACIYLA ORTAK YARDIMCI HESAPLAR OLUŞTURULDU -KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFİ OLAN KAMU İDARELERİ, VERGİ KANUNLARI GEREĞİ KULLANDIKLARI HESAP PLANLARINDA YER ALAN İLGİLİ HESAPLARIN DETAYINDA ORTAK YARDIMCI HESAPLARI AÇACAKLARANKARA (A.A) - Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerin hesaplarında konsolidasyonun sağlanması amacıyla, gerekli ve ilgili hesaplarda konsolide mali rapor, tablo ve istatistiklerin üretilmesine imkan verecek detayda ''Ortak Yardımcı Hesaplar'' oluşturuldu. Maliye Bakanlığı'nın ''Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Detaylı Hesap Planlarına İlişkin Genel Tebliği'' Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi. Tebliğ, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin detaylı hesap planlarının hazırlanmasında uyacakları esas ve usuller ile kullanacakları ortak yardımcı hesapları kapsıyor. Buna göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali işlemlerinin, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği'nde belirtilen muhasebe ve raporlama standartlarına göre çerçeve hesap planında yer alan hesaplara kaydedilip, söz konusu yönetmelik eki mali rapor ve tabloların düzenlenmesi ve bu rapor, tablolar esas alınarak ilgili idareler bazında ve konsolide verilerden genel yönetim sektörü düzeyinde mali rapor, tablo ve istatistiklerin üretilip belirlenen sürelerde yayımlanması gerekiyor. Bu nedenle genel yönetim için hesaplar düzeyinde standardın sağlandığı çerçeve hesap planında olduğu gibi gerekli ve ilgili hesaplarda konsolide mali rapor, tablo ve istatistiklerin üretilmesine imkan verecek detayda ortak yardımcı hesaplar oluşturuldu. Detaylı hesap planları, ''ana hesap grubu, hesap grubu, hesap (büyük defter hesap), birinci düzey yardımcı hesap, ikinci düzey yardımcı hesap, üçüncü düzey yardımcı hesap, dördüncü düzey yardımcı hesap'' olarak sınıflandırıldı. Bu kapsamda, ortak yabancı hesaplara kapsama dahil kamu idarelerince hazırlanacak detaylı hesap planlarında yer verilmesi ve en az bu detayda kayıt ve raporlama yapılması zorunlu olacak. Kurumlar vergisi mükellefi olan kamu idareleri, vergi kanunları gereği kullandıkları hesap planlarında yer alan ilgili hesapların detayında ortak yardımcı hesapları açacaklar. Bütçe hesaplarında kamu idarelerinin bütçelerinde yer alan bütçe gelirleri ve bütçe giderlerinin ekonomik sınıflandırılmasına paralel şekilde yardımcı hesaplar açılacak. Ödenek hesaplarının detaylarında kesin hesabın çıkarılmasına yönelik olarak oluşturulan kodlar ile bütçe giderlerine ilişkin olarak idare bütçelerinde yer alan ekonomik kodlar bir arada kullanılacak. Faaliyet hesaplarında yansıtmada ve uygulamada kolaylık sağlanması amacıyla bütçe hesaplarında yer alan ekonomik kodlarla paralellik sağlanacak. Ayrıca faaliyet hesapları ile bağlantılı bilanço hesaplarında '12-faaliyet Alacakları'' hesap grubunda yer alan hesaplarda olduğu gibi dönen varlıklar, duran varlıklar, kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ile öz kaynaklar ana hesap gruplarındaki aynı nitelikte olan hesapların detaylandırılmasında da ortak yabancı hesaplar esas alınacak. -KURUMSAL İHTİYAÇLARA GÖRE AÇILABİLECEK YARDIMCI HESAPLAR- Öte yandan kamu idareleri, muhasebe düzenlemeleri çerçevesinde oluşturdukları hesap planında yer alan ilgili hesapların detaylarında ortak yardımcı hesaplar ile bütçe gelirleri ve bütçe giderleri hesaplarına kurum bütçelerinde yer alan ekonomik sınıflandırmaya yer vermek kaydıyla, kurumsal ihtiyaçlarına göre ve detaylı hesap planının sınıflandırma mantığına uygun olarak detaylı hesap planlarına istedikleri düzeyde yardımcı hesapları açabilecekler. Kamu idareleri, hazırlayacakları detaylı hesap planlarını da Maliye Bakanlığı'na uygun görüşe gönderecekler. Söz konusu tebliğ ile ''24 sıra No'lu Muhasebat Genel müdürlüğü Genel tebliği'' yürürlükten kaldırıldı. |
07 Ekim 2006 EMERGING TURKEY ARAŞTIRMASI: -''TÜRKİYE, BÜYÜYEN EKONOMİSİ VE AB YOLUNDA BİR ÜLKE OLARAK CAZİP YATIRIM İMKANLARI SUNUYOR'' -''RUSYA'NIN KAYGI VERİCİ ENERJİ POLİTİKASI İLE İRAN'IN FİLİZLENEN NÜKLEER PROGRAMI SÜRERKEN, TÜRKİYE, ÖNEMİ GİTTİKÇE ARTAN BÖLGESEL BİR ENERJİ İLETİM ÜLKESİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI'' -''TÜRKİYE, ORTA ASYA VE HAZAR İLE AVRUPA ÜLKELERİ ARASINDA BİR ENERJİ KÖPRÜSÜ OLMA POTANSİYELİ TAŞIYOR''ANKARA (A.A) - Emerging Turkey (Yükselen Türkiye) araştırmasında, Türkiye'nin büyüyen ekonomisi ve Avrupa Birliği (AB) yolunda bir ülke olarak cazip yatırım imkanları sunduğu belirtildi. A.A muhabirinin, merkezi İngiltere'de bulunan Oxford Business Group (OBG) tarafından hazırlanan Emerging Turkey araştırmasından derlediği bilgiye göre, Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) destekli mali istikrar programı ile enflasyonu indirme politikasıyla makro ekonomik istikrarı sağlarken, güçlü bir ekonomik temele sahip bulunuyor. Araştırmada, Türkiye, 83 yıllık geçmişinde en önemli dönüm noktalarından biri olan AB üyeliği yolunda, müzakerelere başlayarak önemli bir adım attığı ve bunun Türkiye tarihi açısından bir kilometre taşı olduğu kaydedildi. -SEKTÖREL TEMELE GÖRE TÜRKİYE EKONOMİSİ...- Emerging Turkey araştırmasında, Türk bankacılık sektörünün, 2001 yılındaki krizden buyana süratle yeniden yapılandığı ve AB sürecinde, yabancı büyük bankaların yoğun ilgisini çektiği kaydedildi. Araştırmada, Türk bankacılık sektörünün, geçen yıl başlayan yabancı sermaye ile birleşme sürecinin gelecek yıl da devam etmesinin beklendiği ifade edildi. Türkiye'deki sermaye piyasasının da cazip imkanlar sunduğunun belirtildiği araştırmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın geçen yıl, Merkez Bankasının başarılı enflasyon hedefleme politikası, IMF destekli istikrar programı ve AB ile müzakerelerin başlamasının da etkisiyle mükemmel bir yıl geçirdiği vurgulandı. Ülkede sigortacılık sektörünün de büyüme içinde olduğunun belirtildiği araştırmada, sektörün AB standartlarına uyumunu sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirildiği ifade edildi. Türkiye'de gayrimenkul ve inşaat sektörünün cazip bir sektör olduğu belirtilirken, özellikle mortgage yasası çerçevesinde bu sektörün gelecek vaat ettiği kaydedildi. Tarım sektörünün AB fonlarından yararlanabilmesi için AB kriterlerine uygun bir üretim tarzı içinde olması gerektiğinin hatırlatıldığı çalışmada, tarım sektörünün, milyarlarca avroluk tarım fonlarından faydalanabilmesi için tarım reformunun gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulandı. -ENERJİ KOPRÜSÜ OLARAK TÜRKİYE...- Araştırmada, Rusya'nın kaygı verici enerji politikası ile İran'ın filizlenen nükleer programı sürerken, Türkiye'nin, önemi gittikçe artan bölgesel bir enerji iletim ülkesi olarak ortaya çıktığı vurgulandı. Emerging Turkey araştırmasında, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatının açılmasıyla, Türkiye'nin bölgesel bir enerji iletim ülkesi haline geldiğine dikkat çekildi. Araştırmada, Türkiye'nin, enerji zengini Orta Asya ve Hazar ile enerji yoksulu gelişmiş Avrupa ülkeleri arasında bir enerji köprüsü olma potansiyeli taşıdığı vurgulandı. -OXFORD BUSİNESS GROUP- OBG, merkezi İngiltere olan araştırma, danışmanlık ve yayıncılık kurumu. Dünya çapında 27 bölge ve ülkede, yükselen piyasalar hakkında ekonomi ve politika konularında bilgi içeren yayınlar yapıyor. Basılı ve on-line yayınları ile, Oxford Business Group (OBG) bankacılık, sermaye piyasası, enerji, altyapı, endüstri ve sigortacılık alanlarına yoğunlaşan, politik, makroekonomik oluşumlar ve sektör gelişmeleri hakkında kapsamlı ve hassas analizler yapıyor. |
Kamu-Sen: "Asgari geçim sınırı yüzde 2.05 arttı" Türkiye Kamu-Sen AR-GE Merkezi'nce yapılan araştırma sonucunda oluşturulan Asgari Geçim Endeksi'ne göre, 4 kişilik bir ailenin asgari geçim sınırı bir önceki aya göre yüzde 2.05 oranında artarak 2 bin 43 YTL'ye yükseldi. Türkiye Kamu-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, konfederasyonun AR-GE Merkezi'nce hazırlanan Asgari Geçim Endeksi verileri hakkında bilgi verildi. Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan (TÜİK) alınan Eylül 2006 fiyat verileri baz alınarak hazırlanan endekste, çalışan tek kişinin yoksulluk sınırının bin 28 YTL 7 YKr'ye yükseldiği ifade edildi. Endekse göre, 4 kişilik bir ailenin geçim sınırının 2 bin 43 YTL 15 YKr'ye yükseldiği vurgulanan açıklamada, bu sonucun 4 kişilik bir ailenin asgari geçim sınırının bir önceki aya göre yüzde 2.05 oranında arttığının göstergesi olduğu ifade edildi. Çalışan tek kişinin, açlık sınırının ise bir önceki aya göre yüzde 1.68 oranında artarak 787 YTL 77 YKr'ye ulaştığı belirtilen açıklamada, 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamının Eylül ayı için 770 YTL 74 YKr olarak tahmin edildiği kaydedildi. Araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için yapması gereken harcamanın yine Eylül ayı için günlük 14 YTL 70 YKr olarak belirlendiği açıklamada, şu bilgilere yer verildi: ''Toplam tüketim harcamaları içinde gıda harcamalarının payı yüzde 21.59 ve ailenin aylık gıda harcaması ise 441 YTL 9 YKr olmuştur. Eylül ayı itibariyle ortalama 874 YTL 8 YKr ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının yüzde 50.46'sını oluşturmuştur. Konut gideri ise TÜİK verilerine göre Eylül 2006 ortalama maaşının yüzde 37.71'ine denk gelmiştir. Buna göre bir memur, ortalama maaşının yüzde 88.17'sini yalnızca gıda, barınma harcamalarına ayırmak zorunda kalmıştır. Diğer ihtiyaçları için ise maaşının yüzde 11.83'ü ile yetinmiştir. Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Eylül 2006 maaşından geriye yalnızca 103 YTL 40 YKr kalmıştır.'' Açıklamada, ''Kasım 2002=100 olarak kabul edildiğinde Türkiye Kamu-Sen ARGE Merkezi tarafından hazırlanan açlık sınırı endeksi 156.9 olurken, yine Kasım 2002=100 olarak hesaplanan TÜFE endeksi 151.06 olarak hesaplanmıştır. Buna göre, açlık sınırındaki artış, TÜFE'den yüzde 5.84 dana fazla olmuştur'' denildi. 07.10.2006 İstanbul, protestolu senette de birinci İstanbul, Türkiye'nin ticaret merkezi olduğunu protesto edilen senet sayısı ve miktarında da gösterdi. Türkiye'nin üç büyük ili İstanbul, Ankara ve İzmir, protesto edilen senette de aynı sıralamada yer aldı. Merkez Bankası verilerine dayanarak yapılan hesaplamalara göre, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde İstanbul'da 610 milyon 713 bin 487 YTL'lik 109 bin 598 adet senet protesto edildi. Aynı dönemde Ankara'da protesto edilen senet sayısı 62 bin 145, miktarı 337 milyon 734 bin 764, İzmir'de ise bu sayı 160 milyon 669 bin 760 YTL'lik 38 bin 171 adet oldu. Üç büyük ili protesto edilen senet sayısı bakımından 24 bin 731 adet ile Antalya, 18 bin 432 adet ile Bursa, 10 bin 759 adet ile Konya, 10 bin 138 adet ile Muğla, 9 bin 904 adet ile Adana, 9 bin 148 adet ile Kocaeli ve 8 bin 768 adet ile de Balıkesir izledi. Ocak-Ağustos döneminde protesto edilen senetlerin miktarlarına bakıldığında ise ilk on sırada İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından, 115 milyon 348 bin 810 YTL ile Antalya, 90 milyon 863 bin 711 YTL ile Bursa, 74 milyon 52 bin 513 YTL ile Konya, 50 milyon 913 bin 188 YTL ile Adana, 45 milyon 4 bin 599 YTL ile Muğla, 42 milyon 501 bin 817 YTL ile Kocaeli, 37 milyon 375 bin 625 YTL ile de Mersin yer aldı. Söz konusu dönemde en az senet protestosu ise Kilis'te yaşandı. Bu yılın 8 ayında Kilis'te toplam 432 bin 424 YTL tutarında, 131 adet senet protesto oldu. Kilis'in ardından en az senet protestosu 145 adet ile Tunceli ve 150 adet ile Bayburt'ta görüldü. Protesto edilen senet miktarında ise en alt sıraları Kilis'in ardından 573 bin 260 YTL ile Bayburt, 1 milyon 108 bin 620 YTL ile de Tunceli aldı. 06.10.2006 |
09 Ekim 2006 KÖRFEZ SERMAYESİNİN TÜRKİYE İLGİSİ... -SUUDİ ARABİSTAN'IN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ EL HÜSEYNİ: -''BUNDAN SONRA İKİ ÜLKE TİCARİ İLİŞKİLERİ ÇOK DEĞİŞECEK, ÇOK GELİŞECEKTİR. ÇÜNKÜ SUUDİ HALKI, BURAYA GELİNMEMESİ İÇİN HİÇ BİR SEBEP GÖRMÜYOR'' -''EĞER BU TÜRKİYE'NİN MENFAATLERİNE HİZMET EDECEKSE, NEDEN İSLAM ÜLKELERİ İLE İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRMESİN?'' -''SUUDİ ARABİSTAN'DA 85 BİN TÜRK İŞÇİSİ ÇALIŞIYOR, BU RAKAM 1 YIL İÇİNDE İKİYE KATLANABİLİR. SON OLARAK BİR SUUDİ ŞİRKETİNDE ÇALIŞMAK ÜZERE 4 BİN TÜRK İŞÇİSİNE VİZE VERDİK'' -''TURİZM ALANI İHMAL EDİLİYOR... KÖRFEZ'DE TÜRKİYE'Yİ GÖRMEK İÇİN CAN ATANLARA DA BUNU SATMALISINIZ'ANKARA (A.A) - Son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kral Abdullah'ın davetlisi olarak hafta sonu ziyaret ettiği Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed El Hüseyni, ''Bundan sonra iki ülke ticari ilişkileri çok değişecek, çok gelişecektir. Çünkü Suudi halkı buraya gelinmemesi için hiç bir sebep görmüyor'' dedi. Körfez ülkelerindeki sermayenin Türkiye'ye ilgisi devam ederken, A.A muhabirinin, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz'in Ağustos ayındaki Türkiye ziyaretinin ardından yaşanan gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan Büyükelçi El Hüseyni, Kral'ın gezisi sırasında çifte vergilendirmenin önlenmesi ve ticaretin geliştirilmesini amaçlayan iki anlaşma imzalandığını hatırlattı. İki ülke arasındaki ticaret hacminin, geçtiğimiz yıl 3 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu kaydeden Suudi Büyükelçi, ''Bu rakam bir yıl sonra, hiç şüphe yok ki 2-3 katına çıkacak'' diye konuştu. İki ülkenin serbest piyasa ekonomisine sahip olması nedeniyle ilişkilerin çok hızlı gelişebileceğine dikkati çeken Büyükelçi, şu anda bile Suudi iş adamlarından turizm alanında yatırım yapmak isteyenler bulunduğunu ve bu konuda kendisinden yardımcı olmasını istediklerini anlattı. -''SUUDİ ARABİSTAN'TA 85 BİN TÜRK İŞÇİ VAR''- Ülkesinde şu anda 85 bin Türk işçisi çalıştığını ve bu rakamın 1 yıl içinde ikiye katlanabileceğini söyleyen El Hüseyni, gündemde yeni projeler bulunduğunu, Türk girişimcilerin son derece becerikli olduğunu söyledi. Suudi Arabistan'ın da Türk iş adamı ve işçilerinden gayet memnun olduğunu kaydeden Büyükelçi, son olarak iki hafta önce bir Suudi Şirketinde çalışmak üzere 4 bin Türk işçisine vize verdiklerini kaydetti. -DEĞİŞİM PROGRAMI GELİYOR- Türk Kültür ve Turizm Bakanlığının, Suudi Arabistan'da kültür faaliyetleri için girişimleri bulunduğunu, bu kapsamda kitap ve resim sergileri açılması, folklor ekipleri gibi sanatçı gruplarının gitmesinin söz konusu olduğunu da anlatan El Hüseyni, akademik alanda da değişim programı geliştirmeyi amaçladıklarını açıkladı. Bu kapsamda, Türk öğrencilerinin Suudi Üniversitelerinde arapça, Suudi öğrencilerin de Türk üniversitelerinde Türkçe öğrenmelerinin hedeflendiğini vurgulayan El Hüseyni, şu anda her iki taraftan da 40'ar kişi olmak üzere toplam 80 öğrenci olmasının öngörüldüğünü, değişimin bir yıl içinde gerçekleşebileceğini bildirdi. -TBMM DELEGESİ ''ŞURA''YI İNCELEYECEK- Ayrıca TBMM'nin Suudi Arabistan'daki dengi olan Şura Meclisinin başkanının TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı arayarak bir delegenin gelmesini talep ettiğini açıklayan El Hüseyni, aynı şekilde Suudi bir delegenin de buraya geleceğini bildirdi. Bunun ilk defa iki meclis arasında ziyaret alış verişi olacağına işaret eden Suudi Büyükelçi, ''İlk defa bu delege Suudi Arabistan'daki Şura Meclisinin nasıl işlediğini görecek ve bu arada Kralla ve bakanlarla görüşme imkanı da bulacak'' diye konuştu. -''TURİZM İHMAL EDİLİYOR''- İki ülke arasındaki ilişkilerde ihmal edilen bir alanında turizm olduğuna vurgu yapan El Hüseyni, Marmaris, Bodrum ve Fethiye gibi tatil beldelerine gittiğini, böylesine güzel yerleri 40 yıllık diplomatlık kariyerinde görmediğini anlattı. El Hüseyni, Körfeze yönelik tanıtım eksikliğine dikkat çekerek, ''Suudi Arabistan'daki halk Türkiye'deki güzellikleri bilmiyor. Siz daha çok batıya yöneliyorsunuz, tamam, ama Körfez ülkelerinden Türkiye'yi görmek için can atanlara da bunu satmak zorundasınız'' diye konuştu. Türk turizmine dışarıdan bakıldığında en büyük problemin ''hizmet'' olarak görüldüğünü ifade eden Suudi Büyükelçi, ''Sahilleriniz ve otelleriniz çok güzel, tek sorun servis'' dedi. -TÜRKLERE ''SUUDİ HAVAYOLLARI'NA ORTAKLIK'' ÇAĞRISI- Suudi Arabistan'ın Türkiye'deki özelleştirmelerine bakışı konusunda da El Hüseyni, ''Tabii ki özelleştirmeyle çok ilgilenmekteyiz. Bu arada Suudi Arabistan'da da özelleştirmeler yapılıyor. Örneğin, Suudi Arabistan Havayolları da özelleştirilmeye çalışılmaktadır ve belki de Türk girişimcileri de bununla ilgilenecektir'' dedi. İki ülke arasında petrol alanında zaten büyük hacimli bir ticaret olduğuna dikkati çeken Suudi Büyükelçi, bunun değişik alanlara yayılması gerektiğini vurguladı. Bu amaçla iş adamlarının karşılıklı ziyaretlerinin artarak devam edeceğini de söyleyen El Hüseyni, ''Bayramdan sonra da bir Suudi delegesi gelecektir. Bundan sonra iki ülke ticari ilişkileri çok değişecek, çok gelişecektir. Çünkü Suudi halkı buraya gelinmemesi için hiç bir sebep görmüyor.'' -''BATILILAR DA BİZİMLE TİCARET YAPIYOR''- Son yıllarda Türkiye'den nasıl bir değişim yansıdığının sorulması üzerine de Suudi Elçi, ''Tarafgirlik yapmak istemem, (şu parti, bu parti) diye. Ama Başbakan geldiğinden bu yana Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkeleriyle ilişkiler gelişti. Ancak bunu Araplar ya da Müslümanların menfaati için yapmamıştır, Türkiye'nin menfaati için yapmıştır. Bu nedenle son 3-4 yıldır Arap ülkeleri ile Türkiye ticaret hacmi 2-3 katına çıktı ve eminim ki ülkesine bağlı ve dürüst başka herhangi bir parti de bunu yapacaktır'' diye konuştu. Bazı batılı ülkelerin Türkiye'yi doğuya, İslama dönmekle suçladıklarını kaydeden El Hüseyni, ''Halbuki bu suçlamada bulunan batılı ülkeler, Suudi Arabistan ve Arap ülkeleriyle çok iyi ilişkiler yürütmektedir. Ve eğer bu Türkiye'nin menfaatlerine hizmet edecekse neden İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesin'' diye sordu. -SEVDA TEPESİ- Kral Abdullah'ın İstanbul'da sahip olduğu Sevda Tepesi'ndeki araziye ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine ise El Hüseyni, konuya ilişkin haberleri gazetelerden izlediğini belirtirken, ''Kral buraya sadece iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek için gelmiştir. Konuyla ilgili herhangi bir söz sarf etmemiştir'' dedi. |
09 Ekim 2006 DEVLET BAKANI BABACAN, AB TURUNA ÇIKIYOR -BABACAN, İSPANYA, BELÇİKA VE ALMANYA'DA, AB YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞMELER YAPACAKANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan yarın, İspanya, Belçika ve Almanya'yı kapsayacak Avrupa Birliği (AB) turuna çıkıyor. Edinilen bilgiye göre, yarın İspanya'nın başkenti Madrid'e gidecek olan Babacan, burada, ekonomi ve AB yetkilileriyle görüşecek. 11 Ekim Çarşamba günü sabah İspanyol işadamları ile görüşmesi beklenen Babacan, aynı gün İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, Başbakan İkinci Yardımcısı ve Ekonomi-Maliye Bakanı Pedro Solbes ile bir araya gelecek. İspanya'da, Avrupa Birliği'nden sorumlu Devlet Sekreteri Alberto Navorro Gonzales ile bir çalışma yemeğine katılacak olan Babacan, aynı gün Brüksel'e geçecek. -BRÜKSEL'DEKİ GÖRÜŞMELER...- Brüksel temasları çerçevesinde, 12 Ekim Perşembe günü ''Avrupa'nın Dostları'' konulu bir yuvarlak masa toplantısına katılacak olan Babacan, Adalet ve İçişlerinden sorumlu AB Komiseri Franco Frattini ile bir araya gelecek. Babacan aynı gün Brüksel'de, Bilim ve Araştırmadan sorumlu AB Komiseri Janez Potocnik ve Komisyonun Tarım ve Kırsal Kalkınmadan sorumlu üyesi Mariann Fischer-Boel ile de ayrı ayrı görüşecek. -ALMANYA TEMASLARI...- Ali Babacan, 13 Ekim Cuma günü Almanya'ya geçerek, Almanya'nın ekonomi ve AB ile ilişkilerden sorumlu yetkilileriyle bir araya gelecek. Berlin'de cuma sabahı, Almanya'nın Avrupa işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Günter Gloser ile görüşecek olan Babacan, ardından da Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya gelecek. Öğleden sonra Almanya Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanı Michael Glos ile görüşecek olan Babacan, daha sonra Frankfurt'a geçerek görüşmelerde bulunacak. Babacan'ın, Almanya'daki temaslarının ardından Türkiye'ye dönmesi bekleniyor. |
SANAYİ ÜRETİMİNDE ARTIŞ http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/sanayi_uretimi_9.jpg ANKARA - Türkiye'nin sanayi üretimi, bu yılın Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,8 oranında arttı. 2005 yılının Ağustos ayında sanayi üretimi yüzde 6,8 artmıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2006 Ağustos ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı. Buna göre Ağustos'ta madencilik sektöründe yüzde 6,6, imalat sanayi sektöründe yüzde 4, elektrik, gaz ve su sektöründe de yüzde 9,8 oranında artış yaşandı. Geçen yıl Ağustos ayında üretim artışları, madencilik sektöründe yüzde 3,6, elektrik, gaz ve su yüzde 11,1, imalat sanayi sektöründe yüzde 6,4 artmıştı. Sanayi üretimi Temmuz ayında ise yüzde 9,5 artmıştı. http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif BORSA 1. SEANSTA 36.717,77 PUANDAN KAPANDI İMKB Bileşik Endeksi birinci seansta, Cuma günü ikinci seans kapanışına göre 19,85 puan azalarak 36.717,77 puandan kapandı. Hisse senetleri ortalama yüzde 0,05 değer kaybeti. |
09 Ekim 2006 İTO'NUN ''İHRACATA İLK ADIM PROGRAMI''... -KOBİ'LERE İHRACAT YAPMAYI ÖĞRETEN PROGRAMIN ÜÇÜNCÜSÜ KASIM AYINDA BAŞLAYACAKİSTANBUL (A.A) - İstanbul Ticaret Odasının (İTO) ''İhracata İlk Adım Programı''nın üçüncüsü Kasım ayında başlayacak. İTO'dan yapılan yapılan açıklamada, İTO'nun, bugüne kadar ihracat yapmayı istediği halde ihracat yapamamış üretici KOBİ'leri eğittiği, bu amaçla ''İhracata İlk Adım Programı'' başlattığı belirtildi. Programın ikinci bölümünün geçtiğimiz aylarda tamamlandığı, program sonunda 40 KOBİ'nin çeşitli ülkelere ihracat yapar duruma geldiği bildirilen açıklamada, programın üçüncü ayağının ise Kasım ayında başlatılacağı duyuruldu. KOBİ'lerin program ile ilgili bilgilendirilmeleri amacıyla yarın İTO'da bir toplantı yapılacak. İTO'nun ''İhracata İlk Adım Programı''nın amaç, yarar ve aşamaları toplantıya katılacak KOBİ yöneticilerine anlatılacak. Verilen bilgiye göre, ''İhracata İlk Adım Programı''na dahil olan firmalar 4 ay boyunca 30'ar saatlik bir eğitimden geçecek. Eğitimleri, uluslararası pazarlama ve dış ticaret gibi alanlarda uzman danışmanlar verecek. Nasıl ihracatçı olacakları ve dış pazarlara açılacakları konusunda her türlü desteği alan firmalar, aynı zamanda İTO'nun bazı hizmetlerinden de özel olarak yararlanabilecek. |
09 Ekim 2006 ÖDEMELER DENGESİ...(1) -CARİ AÇIK BU YILIN AĞUSTOS AYINDA, GEÇEN YILIN AYNI AYINA GÖRE YÜZDE 43,1 ARTIŞLA 1,7 MİLYAR DOLAR OLDU -OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİNDE İSE CARİ AÇIK, YÜZDE 44,6 ARTARAK 22 MİLYAR 422 MİLYON DOLARA ULAŞTIANKARA (A.A) - Merkez Bankası, bu yılın Ağustos ayında cari açığın, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43,1 artışla 1 milyar 711 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Cari açık, geçen yılın Ağustos ayında 1 milyar 196 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Merkez Bankası'nın Ocak-Ağustos dönemi Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Raporuna göre, cari açıkta en büyük paya sahip olan dış ticaret açığı, ödemeler dengesi tablosunda yer aldığı şekliyle, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,8 oranında artarak 4 milyar 281 milyon dolara ulaştı. Ağustos ayı tahmini net turizm gelirleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,3 oranında azalarak 3 milyar 174 milyon dolar oldu. -OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİ Bu arada, 2005 yılı Ocak-Ağustos döneminde 15 milyar 510 milyon dolar olarak gerçekleşen cari işlemler açığı, 2006 yılının sekiz ayında yüzde 44,6 artışla 22 milyar 422 milyon dolara ulaştı. |
Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, Eylül ayı Hazine nakit gerçekleşmelerine ilişkin geçici sonuçlar alındı. Buna göre, Eylül ayında nakit bazda toplam 11,8 milyar YTL gelir elde edildi, 10,8 milyar YTL faiz dışı harcama yapıldı ve 1 milyar YTL faiz dışı fazla oluştu. Toplam 3,4 milyar YTL faiz ödemesinden sonra Hazine nakit dengesi 2,3 milyar YTL açık verdi. Hazine, Eylül ayında 517, 2 milyon YTL dış borç kullanırken, 368,5 milyon YTL tutarında ödeme yaptı. Böylece 148,6 milyon YTL net dış borçlanma gerçekleştirdi. Buna karşın 12 milyar 546 milyon YTL iç borç kullanılırken, 14 milyar 361 milyon YTL ödeme yapıldı. -OCAK-EYLÜL 2006 NAKİT GERÇEKLEŞMELERİ- Yılın ilk dokuz aylık döneminde ise nakit bazda toplam 124,8 milyar YTL gelir elde edildi, 92 milyar YTL faiz dışı harcama yapıldı ve 32,7 milyar YTL faiz dışı fazla oluştu. Toplam 37 milyar YTL faiz ödemesinden sonra Hazine nakit dengesi 4,6 milyar YTL açık verdi. Bu dönemde, 9 milyar 424 milyon YTL dış borç kullanımına karşılık 11 milyar 490 milyon YTL ödendi. Aynı dönemde 88,5 milyar YTL'lik iç borç kullanımına karşılık da 86,9 milyar YTL ödeme yapıldı. Bu dönemde, özelleştirmeden 8 milyar 490 milyon YTL, TMSF'den de 84 milyon YTL hesaplara girdi. Devirli-garantili borç geri ödemelerinden de 337 milyon YTL geldi. Dinç Bilgin'in gayrimenkulleri de gidiyorTasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Bilgin Grubundan devralınan 8 gayrimenkulü yarın satışa çıkaracak. TMSF'den yapılan açıklamada, toplam muhammen bedelleri 2 milyon 505 bin YTL olan taşınmazların ihalesinin, Fon'un Esentepe'deki binasında gerçekleştirileceği bildirildi. Verilen bilgiye göre, tamamı Ankara'da bulunan gayrimenkullerden 570 bin YTL ile en yüksek muhammen bedele sahip olanı Çankaya Karum İş Merkezinde bulunan büro. İkinci en yüksek muhammen bedele sahip olan gayrimenkul de yine aynı yerde bulunan 560 bin YTL bedelli büro. Teklif vermek isteyenlerin, her bir gayrimenkul için belirlenen muhammen bedelin yüzde 7,5'i oranında nakit ya da nakit para verilmediği takdirde teminatı, satış mahallinde satış komisyonuna ya da Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O Esentepe Şubesindeki 2002621 numaralı YTL hesabına yatırmaları ve banka dekontunu en geç satış saatine kadar Satış Komisyonuna teslim etmeleri gerekiyor. Açık artırma yoluyla gerçekleştirilecek ihalede, alıcı çıkmayan gayrimenkullerin satışı, 17 Ekim 2006 Salı günü aynı adres ve saatte tekrarlanacak. |
09 Ekim 2006 ÖDEMELER DENGESİ...(2) -OCAK-AĞUSTOS DÖNEMİNDE DIŞ TİCARET DENGESİ, GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YÜZDE 29,4 ARTIŞLA 27 MİLYAR 980 MİLYON DOLAR AÇIK VERDİ Ödemeler dengesinin belirleyici kalemlerinden dış ticaret açığı, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,4 artışla 27 milyar 980 milyon dolar oldu. Merkez Bankası tarafından açıklanan Ocak-Ağustos dönemi ödemeler dengesi verilerine göre bu gelişme, ihracat gelirlerinin yüzde 14,1 oranında artarak 53 milyar 276 milyon dolara ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin yüzde 34,3 oranında artarak 2 milyar 909 milyon dolara yükselmesine rağmen, ''altın dahil ithalat harcamalarının yüzde 18,5 oranında artarak 88 milyar 862 milyon dolara ulaşmasından'' kaynaklandı. Öte yandan, ödemeler dengesi bilançosunda ''kaynağı belirsiz para giriş-çıkışını'' gösteren net hata noksan kalemine göre, 2006 yılının Ağustos ayında 1 milyar 913 milyon dolar, Ocak-Ağustos döneminde ise 1 milyar 122 milyon dolar para çıkışı oldu. -HİZMETLER DENGESİ- Ocak-Ağustos 2005 döneminde 9 milyar 126 milyon dolar fazla veren hizmetler dengesi kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 8 milyar 549 milyon dolar fazla verdi. Ağustos ayı için kullanılan tahmini verilere göre, Ocak-Ağustos dönemi turizm gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,1 oranında azalarak 11 milyar 676 milyon dolara düşmesi, turizm giderlerinin de yüzde 0,4 artarak 1 milyar 918 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirlerinin yüzde 1,4 oranında azalarak 9 milyar 758 milyon dolara ulaştığı tahmin edildi. -TAŞIMACILIK- Aynı dönemde hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde net giderler, 2005 yılının ilk sekiz ayına göre yüzde 8,8 artarak 988 milyon dolara yükseldi. Alt kalemler itibariyle, net navlun giderlerinde 928 milyon dolar net çıkış gözlemlenirken, diğer taşımacılık kaleminden kaynaklanan net çıkışlar bu yılın sekiz ayında 60 milyon dolar oldu. Taşımacılık, turizm ve inşaat hizmetleri dışında kalan diğer hizmet kalemlerinde 2005 yılının Ocak-Ağustos döneminde toplam 425 milyon dolar net çıkış olmuşken, bu yılın aynı döneminde toplam 849 milyon dolar net çıkış gerçekleşti. -YATIRIM GELİRİ DENGESİ- 2005 yılının sekiz ayında 3 milyar 962 milyon dolar net çıkışla sonuçlanan yatırım geliri kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 3 milyar 983 milyon dolar net ödemeyle sonuçlandı. Bu yılın Ağustos ayında yatırım geliri dengesi kaleminin altında yer alan doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkışlar, sırasıyla 68 milyon ve 541 milyon dolar oldu. Geçen yılın Ocak-Ağustos dönemiyle karşılaştırıldığında cari transferler, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 5 oranında azalarak 992 milyon dolar oldu. Söz konusu dönemde, işçi gelirleri ve resmi transferlerden kaynaklanan girişler sırasıyla 659 milyon ve 333 milyon dolar olarak gerçekleşti. -SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI- 2006 yılının Ocak-Ağustos döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, 2005 yılının aynı dönemine göre yüzde 98,4 artarak 23 milyar 544 milyon dolar oldu. Bu yılın sekiz ayında doğrudan yatırımlar kaleminde gerçekleşen net girişler, geçen yılın aynı döneminde 2 milyar 364 milyon dolar iken bu yılın aynı döneminde 12 milyar 129 milyon dolar oldu. Portföy yatırımlarında geçen yılın Ocak-Ağustos döneminde 7 milyar 264 milyon dolar olarak gerçekleşen net sermaye girişi, 2006 yılının aynı döneminde 2 milyar 403 milyon dolara düştü. |
10 Ekim 2006 SİİRT'TEN KAZAKİSTAN'A BOYA İHRACATI...SİİRT (A.A) - Siirt'ten Kazakistan'a 45 ton boya ihracatı yapıldı. Siirt Organize Sanayi Bölgesindeki (OSB) ilk ve tek tesis olan İBAS Boya A.Ş., ilk yurtdışı ihracatını Kazakistan'a 45 ton boya ihraç ederek gerçekleştirdi. İBAS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Koz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 3 ay önce hizmete giren ve günlük 10 ton üretim kapasitesine sahip fabrikanın ilk yurtdışı ihracatını Kazakistan'a yaptığını söyledi. OSB'nin ilk ve tek tesisi olarak üretime başladıklarını belirten Koz, ''Üç aylık üretimde bölge geneline satış yaptıktan sonra ilk yurtdışı ihracatımızı Kazakistan'a yapıyoruz. İlk parti olarak 45 ton yağlı boya gönderdik'' dedi. Siirt Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Özgür Çalapkolu ise, Siirt'in ekonomik açıdan büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade ederek, yakın bir zamanda üretime başlayan bu fabrikanın da ihracata yönelmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. İşadamlarını Siirt'te yatırım yapmaya davet eden Çalapkolu, ''Halen OSB'de 80 parselimiz yatırımcıları bekliyor. Oda olarak yatırımcılara her türlü yardımı yapmaya hazırız'' dedi. |
SURİYE'YE ELEKTRİK SATIŞI BAŞLIYOR http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/elektrik_diregi_7.jpg ANKARA - Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş (TETAŞ) ile Suriye Elektrik Üretim ve İletim Kuruluşu (PEEGT) arasında, Suriye'ye elektrik satışı konusunda anlaşmaya varıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, TETAŞ ile Suriye Elektrik Üretim ve İletim Kuruluşu arasında yapılan anlaşma kapsamında TETAŞ, Suriye'ye en az 100 Mw (megavatt) en çok 440 Mw güç ile yıl boyunca 1.4 milyar kilovat saat (KWh) civarında elektrik ihraç edecek. Birecik-Halep Enerji İletim Hattı üzerinden verilecek olan elektrik, Türkiye-Suriye ortak sınırında teslim edilecek. http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif BORSA 2. SEANSIN İLK YARISINDA ARTTI İMKB Bileşik Endeksi ikinci seansın ilk yarısını, birinci seans kapanışına göre 248,29 puan azalarak 37.221,73 puandan geçti. Hisse senetleri, birinci seans kapanışına göre yüzde 0,66 oranında değer kaybetti. 10.10.2006 |
10 Ekim 2006 IMF HEYETİNİN TEMASLARI... -MALİYE BAKANI UNAKITAN İLE GÖRÜŞEN IMF HEYETİ, ÇALIŞMALARINI HAZİNE'DE SÜRDÜRÜYORANKARA (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki heyet, çalışmalarını Hazine'de sürdürüyor. Edinilen bilgiye göre, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile görüşen heyet, daha sonra çalışmalarını Hazine'de devam ettirdi. IMF heyetinin, Maliye Bakanı Unakıtan ile yaptığı görüşmede, 2006 bütçe gerçekleşmeleri, 2007 bütçe rakamları ve hedefler ile gelir politikasına yönelik çalışmaları ele aldığı öğrenildi. Heyet dün de, Devlet Bakanı Ali Babacan ile görüşmüştü. Bu arada, IMF'nin mali sektör grubundan bazı uzmanların da İstanbul'da bankacılık sektörü yetkilileriyle görüşmelerde bulundukları ifade ediliyor. IMF'nin ''ön değerlendirme'' çalışmalarının 20 Ekim 2006 tarihine kadar tamamlanması hedefleniyor. 10 Ekim 2006 OTOMOTİV ÜRETİMİ EYLÜL AYINDA ARTTI... -EYLÜL AYINDA TOPLAM ÜRETİM, GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE ORANLA YÜZDE 8 ORANINDA ARTARAK 96 BİN 249 ADET OLARAK GERÇEKLEŞTİ -OTOMOBİL ÜRETİMİNDE DE GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE ORANLA YÜZDE 15 ARTIŞ GERÇEKLEŞTİİSTANBUL (A.A) - Otomotiv sektöründe Eylül ayında toplam üretim, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 8 oranında arttı. Otomotiv Sanayii Derneğinin (OSD) aylık istatistiki bilgiler bülteninde yer alan verilere göre geçen ay, 53 bin 465 adet otomobil, 2 bin 364 adet büyük kamyon, 32 bin 920 adet kamyonet, 506 adet otobüs, 2 bin 108 adet minibüs üretildi. Eylül ayında toplam üretim, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 oranında artarak 96 bin 249 adet olarak gerçekleşti. Otomobil üretiminde de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış yaşandı. Eylül ayında ayında 24 bin 190 adet toplam üretim ile Oyak Renault ilk sırada yer alırken, 23 bin 38 adet ile Ford Otosan ikinci, 16 bin 502 adet ile Tofaş üçüncü sırada yer aldı. Otomobil üretiminde de yine 24 bin 190 adet ile Oyak Renault ilk sırada bulunurken, Renault'u, 15 bin 528 adet ile Toyota, 7 bin 206 adet ile Tofaş takip etti. Hyundai Assan'ın geçen ayki otomobil üretimi ise 4 bin 550 adet olarak gerçekleşti. -9 AYLIK ÜRETİM 756 BİNİ AŞTI- Otomotiv sanayii firmalarının 9 aylık üretimlerine bakıldığında ise toplam üretim adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 oranında artarak 756 bin 620 adede ulaştı. Yılın 9 ayında toplam otomobil üretimi de geçen yıla göre yüzde 18 oranında artarak 339 bin 760 adetten, 400 bin 911 adede yükseldi. 2006'nın 9 aylık döneminde en fazla otomobil Oyak Renault tarafından üretildi. Oyak Renault, 9 ayda toplam 171 bin 990 adet otomobil üretti. Toyota'nın 9 aylık üretimi 129 bin 686 adet, Tofaş'ın 57 bin 793 adet, Hyundai Assan'ın ise 28 bin 410 adet olarak gerçekleşti. Yılın 9 aylık döneminde toplam üretimlerde ise 188 bin 442 adet ile Ford Otosan ilk sırada yer aldı. |
Konut satışında kampanya dönemi http://www.ntvmsnbc.com/news/248700.jpg Müteahhitler, konut talebini canlandırmak için uygun kredi ve vade koşulları içeren kampanyalar düzenlemeye başladı. Tüketicileri çekebilmek için yapılanlar arasında, fiyatları YTL’ye çevirme, konut yanında araba verme gibi uygulamalar var. AA Güncelleme: 11:48 TSİ 10 Ekim 2006 Salı ESKİŞEHİR - Türkiye’de, müteahhitler Mayıs-Haziran aylarında özellikle döviz kurları ve faiz oranlarında meydana gelen artışlar nedeniyle duraklama yaşayan konut talebini canlandırmak için, kar marjlarından kısarak uygun kredi ve vade koşulları içeren kampanyalar düzenlemeye başladı. Beklemedeki tüketicileri çekebilmek için yapılanlar arasında, döviz bazındaki fiyatları YTL’ye çevirme, vade farksız taksit imkanı sağlama, bankalarca uygulanan faiz oranlarının altında vade farklarıyla satış yapma, konut beraberinde araba hediye etme gibi özel uygulamalar yer alıyor. Babacan IMF Heyeti ile görüştü Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki IMF heyetiyle, 2006 yılı gelişmeleri ile 2007 yılına ilişkin çalışmaları değerlendirdi. Edinilen bilgiye göre Babacan, dün gece IMF heyetiyle yaklaşık iki saat süren bir toplantı yaptı. Toplantıda 2006 bütçesine ilişkin gelişmeler, 2007 bütçesi, 2007 yılının makro çerçevesi, para politikası, sosyal güvenlik reformu uygulamaları ve finans sektöründeki gelişmeler ele alındı. IMF heyetinin çalışmalarında, 2007 makro ekonomik beklentileri ve bütçesi, üzerinde en çok durulacak konular arasında yer alacak. Fransız firmalarının '12 ekim' tedirginliği 10 Ekim, 2006 11:51:00 (TSİ) http://www.cnnturk.com/images/1.gif http://www.cnnturk.com/images/ekonomi/mpc3h.jpg Tasarının geçmesi askeri ihalelerde yer alan Fransız firmalarını da olumsuz etkileyecek Fransa Parlamentosu'nda 12 ekimde görüşülecek 'Ermeni soykırımı yoktur' diyene ceza verilmesini öngören tasarıda geri sayım başlarken, Türkiye'de iş yapan Fransız şirketleri sıkıntıya girdi. Tasarının geçme ihtimali, ihalelerde bazıları ''kısa listeye'' giren Fransız firmalarının Türkiye'deki yatırımlardan pay almalarını zora soktu. Öngörülere göre söz konusu tasarının parlamentoda yasalaşması durumunda, Türkiye'de toplam tutarı 20 milyar doları aşan yatırımlarda, Fransız firmalarının bu ihaleleri üstlenme şansları iyice azalmış olacak. Nükleer santral ihalesinde iş zora girecek Fransa parlamentosunun alacağı karardan sonra Fransız firmalarının en çok etkilenebileceği projeler arasında, ulaştırma, enerji ile savunma yatırım ve tedarik projeleri yer alıyor. İlk aşamada yaklaşık 5 milyar dolarlık bir yatırımla Sinop'ta kurulması planlanan Nükleer santral projesinde, Fransız firmaların da teklif hazırlığında olduğu biliniyor. Türkiye'nin ilk nükleer santral projesi ile Fransız firmalarının yanı sıra ABD, Kanada, İngiltere ve Alman firmaları da ilgileniyor. Kısa adı ''Marmaray'' olan, İstanbul metro sistemlerinde kullanılması planlanan ve yaklaşık 2 milyar dolarlık maliyeti bulunan araçların alımında Fransız firmaları da ''kısa listede'' yer alıyor. İstanbul ve İzmir, Adana, Konya, Kayseri ile diğer büyükşehir belediyelerinin de inşa edecekleri metro hatlarında kullanılacak araçların önemli bir bölümü de Fransız firmaları tarafından imal ediliyor. İKİ ÜLKE DIŞ TİCARETİ Fransa Türkiye'nin en çok ticaret yaptığı beşinci ülke. İki ülke ticareti 2005 yılında 9.7 milyar dolara kadar ulaştı. Türkiye'de 2005 yılı sonu itibarıyla 500 Fransız firması iş yapıyor. Sadece 2005'de Türkiye'ye giriş yapan Fransız doğrudan yatırımları 263 milyon dolar civarında bulunuyor. Türkiye'nin Fransa'yla ticaretinde otomotiv sektörü çok önemli bir yer tutuyor. Otomotiv sektörünün Fransa'yla olan toplam ithalat içindeki payı yaklaşık yüzde 15 civarında. 2000 yılında ihracat 1 milyar 657 milyon dolar, ithalat 3 milyar 531 milyon dolar iken bu rakamlar 2005 gelindiğinde neredeyse iki katına çıktı. Geçtiğimiz yıl ihracat 3 milyar 788 milyon dolar, ithalat 5 milyar 870 milyon dolar olarak gerçekleşti. Helikopter ihalesi de tehlikeye girecek Geçtiğimiz dönemlerde Türk Silahlı Kuvvetleri komutanlığının önemli tedarik projelerine katkı sağlayan ve Özellikle TAI ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile işbirliği yapan Fransız firmalarının da tasarının çıkması durumunda bunun yaracağı olumsuzluklardan etkilenmeleri kaçınılmaz görülüyor. Özellikle SSM'nin 52 adetlik ''helikopter'' ihalesine teklif veren Fransız Eurocopter firmasının da, ihalede iddialı konumda olduğu ve bu konuda SSM'nin belirlediği ''kısa listede'' yer aldığı biliniyor. Kısa liste, ihalelerde istenilen kriterleri yerine getiren ve ön elemeyi geçen firmaların yer aldığı grup için kullanılan bir ifade şekli. Yine bazı Fransız firmalarının Savunma Sanayii Müsteşarlığının yatırım programında bulunan İnsansız Hava Araçları, denizaltı kurtarma gemisi projesi başta olmak üzere diğer önemli tedarik projeleri ile de ilgilenerek teklif sundukları öğrenildi. Fransız firmalar ihale dışı kalabilir İstanbul'un uzun vadeli ulaşım sorunun çözümü amacı ile inşa edilmesi planlanan 3. boğaz köprüsü ile 2. tüpgeçit projesinin de, önümüzdeki dönemlerde ihaleye çıkarılması halinde Fransız firmalarının şansı da son yaşanan gelişme sonrasında zora girdi. Yine İzmit körfezine yapımı planlanan ''asma köprü'' için açılan ilk ihaleye katılan Fransız firmalarının da ihalenin yenilenmesi halinde bu ihaleye katılmama riski ortaya çıktı. İstanbul'un çeşitli güzergahlarda yapımı devam eden hafif ve ağır raylı sistemlerde kulanılacak araç, gereç ile sinyalizasyon, elektrifikasyon ve telekomünikasyon projelerinde de Fransız firmalarının tekliflerinin değerlendirmeye alınmaması tehlikesi bulunuyor. TCDD Genel Müdürlüğünün hızlı tren hatlarında kullanılacak olan elektrikli ana hat lokomotifleri, banliyö trenleri, yine dış kredi ile yapımı planlanan Kars-Tiflis demiryolu hattı gibi projeler de ''sözde Ermeni soykırımı'' tasarısından nasibini alacak önemli yatırım ve tedarik projeleri arasında bulunuyor. |
12 Ekim 2006 TÜKETİCİ KREDİLERİ 43,4 MİLYAR YTL'YE ÇIKTIANKARA (A.A) - Tüketici kredileri, 6 Ekim itibarıyla 95,5 milyon YTL artarak 43 milyar 437,9 milyon YTL'ye çıktı. Söz konusu krediler, 29 Eylül tarihi itibarıyla 43 milyar 342,4 milyon YTL düzeyinde idi. Tüketici kredileri kapsamında konut kredileri 21 milyar 146,5 milyon YTL, taşıt kredileri 6 milyar 486,7 milyon YTL, diğer krediler 15 milyar 804,8 milyon YTL olarak hesaplandı. Tüketici kredilerinin 11,9 milyar YTL'si kamu bankaları, 27,5 milyar YTL'si özel bankalar, 4,1 milyar YTL'si de yabancı bankaları içeriyor. Bireysel kredi kartları ise 6 Ekim itibarıyla 20 milyar 202,2 milyon YTL'den 20 milyar 279 milyon YTL'ye çıktı. YTL cinsinden bireysel kredi kartlarının 8 milyar 13 milyon YTL'si taksitli, 12 milyar 238,8 milyon YTL'si taksitsiz kredi kartından oluştu. Tasfiye olacak tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı da, bir hafta içinde 5,2 milyon YTL artarak 1 milyar 939,5 milyon YTL'ye çıktı. 12 Ekim 2006 TMSF'DEN KABLONET AÇIKLAMASI... -''KABLONET'E AİT İŞ YERLERİNDEKİ MALLAR, HACZEDİLEREK ŞİRKET ÇALIŞANLARINA YEDİEMİN OLARAK TESLİM EDİLMİŞTİR''İSTANBUL (A.A) - Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Kablonet'e ait bazı il ve ilçelerde bulunan iş yerlerindeki malların haczedilerek şirket çalışanlarına yediemin olarak teslim edildiğini bildirdi. TMSF'den yapılan açıklamada, kurumun amme borçlularından Kablonet İletişim Sistemleri San. ve Tic. AŞ hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip yapıldığı hatırlatıldı, bu kapsamda Kablonet'e ait Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir, Tekirdağ, Yalova ve bazı ilçelerde bulunan kablolu TV yayın makineleri dahil iş yerlerindeki malların haczedilerek şirket çalışanlarına yediemin olarak teslim edildiği bildirildi. Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ'nin hacizli malların kendisine ait olduğu iddiası ile davalar açtığı anımsatılan açıklamada, bu doğrultuda mahkemelerden hacizlerin ertelenmesini ve satış işlemlerin durdurulması konusunda tedbir talebinde bulunulduğu, bazı dosyalarda tedbir talebinin kabul edildiği bazı dosyalarda ise reddedildiği belirtildi. Açıklamada, mahkemece, haczin ertelenmesi konusunda tedbir kararı verilmeyen Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir, Çorlu, Yalova ve Gebze'de bulunan hacizli malların bir kısmının bugün teknik elemanlar aracılığı ile sökülerek muhafaza altına alındığı kaydedildi. |
Sözde ERMENİ SOYKIRIMI yasa teklifi Kabul edildi !!! 12 Ekim 2006 Fransa'da 'soykırım' yasa teklifi kabul edildi PARİS (A.A) http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2288984.jpgFransa meclisi genel kurulu, Sosyalist Parti'nin sunduğu sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Yasa teklifi 19'a karşı 106 oyla kabul edildi. Teklifin yasalaşması için Senato'nun da onayı gerekiyor. Yasa teklifinin Senato'ya götürülme kararı ise hükümetin elinde bulunuyor. Meclis genel kurulunda bugün yapılan tartışmalarda hükümet adına konuşan Avrupa İşlerinden sorumlu Bakan Catherine Colona, teklife karşı çıkmıştı. Yasa teklifi, sözde soykırımı reddedenlere, bir yıla kadar hapis ve 45 bin euro para cezası verilmesini öngörüyor. Oylama öncesi yasa teklifine yönelik 6 değişiklik önergesi verildi. İktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) milletvekili Patrik Deveciyan'nın öergesi, tarihçi ve araştırmacıların yasadan muaf tutulmasını içeriyordu. Ancak önergeler reddedildi. YASALAŞMA SÜRECİ Siyasi gözlemciler, düzenlemeye karşı çıkan hükümetin, yasayı senato gündemine uzun süre götürmeyeceğini düşünüyor. Senatonun da onayından sonra yasanın yürürlüğe girebilmesi için cumhurbaşkanının imzası gerekiyor. Fransız parlamentosu, 2001 yılında kabul edilen bir yasayla sözde Ermeni soykırımını resmen tanımıştı. Parlamentonun kararı, Türk ve Fransız ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştı. YASA TEKLİFİNİN KABULÜ ÖNCESİ KONUŞMALAR; DEVECİYAN TÜRKİYE'Yİ SUÇLADI Fransa Meclisi genel kurulunda, sözde Ermeni soykırımı inkarının suç sayılmasına ilişkin yasa teklifinin tartışılması sırasında söz alan iktidar ve muhalefet temsilcileri, Lyon'da Türklerin “Ermeni soykırımı anıtı”nı protesto gösterisini, teklifin kabul edilmesi için gerekçe gösterdiler. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2288953.jpgGenel kurul oturumunda söz alan iktidardaki Halk Hareketi Birliği, muhalefetteki Sosyalist Parti, Fransa Demokrasi Birliği ve Komünist Parti temsilcileri yasa teklifini savunan konuşmalar yaptılar. İktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) adına söz alan Patrik Deveciyan, konuşmasında Türk hükümetini ve yasa teklifine karşı çıkan AB Komisyonu temsilcisini eleştirdi. Türkiye'de ifade özgürlüğü olmadığını ileri süren Deveciyan, Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesine göre soykırım ifadesini kullananların cezalandırılıp mahkum edildiğini söyledi. "TÜRKİYE İNKARCI POLİTİKASINI İHRAÇ EDİYOR" “Türkiye inkarcı politikalarını artık ihraç etmeye başladı” diyen Deveciyan, Lyon'daki gösterileri, Türk devletinin organize ettiğini iddia etti. Türkiye bize ifade özgürlüğü dersi verecek durumda değil" diyen Deveciyan, bugünkü yasayla tarih yazmak istemediklerini, daha önce 2001 yılında kabul edilen yasanın gereklerini bu yasayla yerine getirmek istediklerini savundu. Yasa teklifinde değişiklik önergesi veren Devciyan devamla şöyle konuştu: "Söz konusu yasa tasarından tarihçiler muaf tutulmalıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi ile zaten ifade özgürlüğünü kısıtlayan Türkiye, bizi eleştiremez. Bizim hükümetimiz, Türkiye hükümeti ile aynı düzeyde olmamalıdır." "TEKLİFİ KARŞI ÇIKMAK ÇİFTE STANDART" Sosyalist Parti adına söz alan Rene Rouquet , yaptığı konuşmada, yine Lyon'da yapılan gösterilere atıfta bulunarak, devletin yasal olarak bu tür gösterilerin önüne geçebilmesi için teklifin kabul edilmesini istedi. Fransa'nın Ermeni soykırımını 2001 yılında tanıdığını hatırlatan milletvekili Rouquet, şimdi bu teklife karşı çıkmanın çifte standart olacağını söyledi. Fransa Demokrasi Birliği adına konuşan François Rochebloine, ifade özgürlüğünün sınırsız olamayacağı görüşünü savunarak, “bir suçun inkarının banal hale getirilemeyeceğini” söyledi. PIRON: HİÇBİR ÖZGÜR ÜLKEDE TARİHİ PARLAMENTOLAR VE YARGI YAZAMAZ UMP Milletvekili Michel Piron, yasa teklifine karşı çıktı. Genel kurul oturumundaki konuşmacılar arasında 9. sırada yer alan ve teklife karşı çıkan ilk milletvekili olan Piron, “Hiçbir özgür ülkede tarihi parlamentolar ve yargı yazamaz” diye konuştu. Tarihin tarihçilere bırakılmasını isteyen Piron, hiçbir ülkede tarihin, tam ve kusursuz olarak da yazılamayacağını söyledi. Piron, yasa teklifinin kabul edilmesinin Ermenilerin kendi davalarına ve evrensel gerçeklere aykırı olduğunu belirtti. 12 Ekim 2006 Fransa'ya tepki yağdı http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289900.jpg Fransa Parlamentosu'nun "Ermeni soykırımı”nı inkara cezayı öngören yasayı kabul etmesi, Türkiye içinde ve yurt dışında tepkileri yol açtı. İlk tepkilerden biri TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan geldi. Arınç, “Utanç verecek bir karardır. Türk milletine karşı hasmane bir tutumdur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir' değerlendirmesinde bulundu. TBMM Başkanlık Divanının ardından gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Arınç, sonucun bu şekilde çıkabileceği konusunda herkesin beklentisi olduğunu bildirerek, şöyle konuştu: http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289918.jpg“Utanç verecek karardır. Bu, Türk milletine karşı hasmane bir tutumdur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türk halkının temsil yeri olan TBMM'de, Fransa Parlamentosunun aldığı veya alacağı bu kararı, üzüntüyle ve esefle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.” DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: İLİŞKİLER AĞIR DARBE ALDI Dışişleri Bakanlığı, Fransız meclisinde sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yasa teklifinin kabul edilmesiyle, Türkiye-Fransa ilişkilerinin ağır darbe aldığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Uzun bir geçmişe dayanan ve asırlar boyunca özenle geliştirilen Türkiye-Fransa ilişkileri, izledikleri politikaların sonuçlarını görmekten uzak bir kısım Fransız siyasetçinin asılsız iddialara dayanan sorumsuz girişimleri sonucu, bugün ağır bir darbe almıştır" denildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Tarafımızdan uzun bir süredir en üst düzeyde seferber edilen ve Fransa'da yerleşik vatandaşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve iş çevreleri ile ele ele sürdürülen tüm diplomatik ve parlamenter girişimlere karşın, Sosyalist Parti tarafından geçtiğimiz mayıs ayında Fransız Ulusal Meclisine sunularak sonuçsuz kalmasının ardından, bu kere 12 Ekim 2006 tarihinde tekrar gündeme taşınan asılsız Ermeni soykırımının inkarını ağır cezai yaptırıma bağlayan yasa tasarısının Meclis Genel Kurulunda kabulü derin esefle karşılanmıştır." Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, sözde Ermeni soykırımı iddiaları karşısında Türkiye'nin takındığı tavrın Fransa'nınkinden daha Avrupalı olduğunu söyledi. Brüksel'de düşünce kuruluşu “Friends of Europe” tarafından düzenlenen yuvarlak masa tartışmasında “Dünyada Avrupa'nın ve Türkiye'nin Yeri” başlıklı bir konuşma yapan Babacan, AB'nin bugün karşı karşıya kaldığı en büyük zorluğun ”değişen sürece uygun şekilde kendisini yeniden tanımlayabilmesi” olduğunu belirterek, “Genişlemeden korkan bir AB, dünyanın yeni gerçekleriyle baş edemez” dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Fransa Meclisinin sözde Ermeni soykırımına ceza yaptırımı öngören yasa teklifini kabul etmesini kınayarak, “Tarihi yasayla tutsak almak mümkün değildir. Fransa, aldığı bu kararla, yaşanan trajedideki kışkırtıcı rolünü unutturamaz ve kışkırtıcı rolünün vicdani sorumluluğundan kurtulamaz” dedi.Baykal, konuya ilişkin yazılı açıklamada, Fransa Meclisinde alınan kararı büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ve esefle karşıladığını belirtti. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2290239.jpg PARİS'TEKİ CHP HEYETİNİN TEPKİSİ Yasa teklifiyle ilgili görüşmeleri izleyen CHP heyeti, teklifin kabul edilmesine sert tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, teklifin kabulünden sonra yaptığı açıklamada, “Dinleyici locasında hayatımın en zor bir buçuk saatini geçirdim. Kendimi itiraz etmemek için zor tuttum. Yüzyıllık kin kusuldu. Tarihin bu kadar tek taraflı ve tek yanlı yansıtıldığı bir ortamı hiçbir yerde görmedim” dedi. Heyette yer alan milletvekillerinden Gülsüm Bilgehan Toker, “Bu oturum Lozan'dan bu yana nereye geldiğimizi gösteriyor. Burada bir Osmanlı tarihi yargılandı. Hükümet mutlaka gerekli tepkiyi ortaya koymalı ve bunu karşılıksız bırakmamalı” dedi. Milletvekili Şükrü Elekdağ igenel kurul görüşmeleri sırasında konuşanların hiçbirinin “Türkiye ile dostluğu bozabileceklerini, incitebileceklerini düşünmeden konuştuklarını” belirterek, “Bunun nedeni zaten Türkiye'den bir tepki görmeyeceklerini düşünmeleridir. Bize karşı, 'sıfır bedelli' bir politika izleyebileceklerini düşünüyorlar” dedi. Elekdağ, konuşmacıların “Türkiye'den bir tepki gelmeyeceğini bilerek, buna güvenerek konuştuklarını” belirterek, bunun yanlış olduğunu göstermek için Türkiye'nin gerekenleri ortaya koyması, kendi tutumuzu gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. FRANSA HÜKÜMETİ: YASANIN GEREKLİLİĞİNE İNANMIYORUZ Fransa hükümeti, sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yasanın gerekliliğine inanmadığını belirterek, Türkiye-Fransa ilişkilerin önemini vurguladı. Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, parlamentoda kabul edilen yasa tasarısına destek olunmadığı ifade edildi ve Fransa'nın, Türkiye ile olan yakın ilişkilerine verilen değere dikkat çekildi. Açıklamada, yasanın, yürürlüğe girmesi için Senatodan onay alması gerektiği hatırlatıldı ve "Bu, uzun bir yasal sürecin sadece başlangıcı. Hükümet, gereksiz ve zamansız görünen yasayla ilgili her aşamada kendi pozisyonunu belirlemeye devam edecektir" denildi.Bakanlık, iki ülke arasındaki yoğun dostluk ve işbirliği ilişkileriyle birlikte Türkiye ile diyaloğa bağlı olduğunu kaydetti. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289897.jpgDİNK: FRANSA'YA GİDİP YASAYI İHLAL EDERİM Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Türkiye'nin olan biteni soğuk kanlılıkla karşılaması gerektiğini söyledi. Dink, özellikle Türkiye'nin kendi içinde yapması gereken demokratikleşme sürecini bu tür olaylara kızıp, geri plana atmaması gerektiğini ifade etti. Dink, şunları kaydetti: “Aksine daha ilerletmesi lazım. Türkiye'nin olan biteni soğukkanlılıkla karşılaması lazım. Bence çok daha önemli olan, Türkiye ile Ermenistan'ın ilişkilerini ve diyaloğunu sağlayabilmek için daha fazla çabalara girmek lazım. Sonuçta gördük ki, dışarıdan yapılan bu müdahaleler bu diyaloğu sağlamaktan ziyade zorlaştırıyor. Bence Türk ve Ermenilerin kendi aralarında konuşma zeminlerini aramaları lazım.” Hrant Dink, "Bu yasayı ihlal ederim. İfade özgürlüğü adına ihlal ederim” dedi. Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn, yasa tasarısının görüşülmesinden önce “Türkiye ile diyaloğu öldürmeyelim” çağrısında bulundu. İnkarı cezalandırmanın sonucunun “felaket” olacağını belirten http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289963.jpgRehn, “Tasarı, milyonlarca Türkü, AB üyesi bir ülkede potansiyel suçlu duruma düşürecek” uyarısını yaptı. AB Komisyonu, Fransa meclisinde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin yasalaşmasının diyalog ve konunun tartışılması ortamına zarar vereceğini bildirdi. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Krizstina Nagy, Fransa meclisinde kabul edilen teklifin henüz yürürlüğe girmediğini ve yürürlüğe girmesi için daha uzun bir süreçten geçeceğini hatırlatarak, "Olli Rehn toplantıda olduğu için güncel değerlendirmesini alamadım. Ancak Rehn, bu konuyla ilgili tutumu çok net ortaya koymuştu" dedi. Fransa Uluslararası İlişkiler ve Strateji Enstitüsü Türkiye uzmanı Diddier Billion, Fransa'da “Ermeni soykırımı”nı inkar edenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören yasa tasarının “bir skandal olduğunu” belirterek, bu tür girişimlerin ancak diktatör ülkelerde görülebileceğini savundu. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, “Fransa'nın sözde Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasayı kabul etmiş olmasını büyük bir infial ve derin bir esefle karşılıyor, şiddetle kınıyoruz” dedi. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Fransa Meclisi'nin yasa teklifini kabul etmesiyle “Türkiye'yi değil, kendisini lekelediğini” bildirdi. SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, yasaya tepki göstererek, “Fransa tarihinin en ciddi yanlışlıklarından birini yaptığını söyledi. HÜRPARTİ Genel Başkanı Yaşar Okuyan, Fransa Parlamentosundaki “Sözde Ermeni soykırımını reddedenlere cezai yaptırım öngören yasa teklifi”ne ilişkin, “Bugün Fransa Parlamentosu'ndan çıkacak karar Fransa'nın rezil bir ülke olup olmadığının kararıdır” dedi. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289964.jpgBBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, “Bu kararla Fransa hem ekonomik hem de siyasi anlamda kendi ayağına kurşun sıktığını görecektir” dedi. İşçi Partisi Denizli İl Başkanı Mustafa Güleç de yaptığı basın açıklamasında, “Eğer Fransa sözde Ermeni soykırımında ısrar ederse çılgın Türkler, Paris'e de gelecektir” dedi. İşçi Partisi Antalya İl Başkanlığı, Kışlahan Çarşısı önünde düzenlediği basın açıklamasında, Fransa'yı protesto etti. Memur-Sen üyeleri, yasayı protesto amacıyla Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktılar.Büyükelçilik binası yakınında toplanan konfederasyon üyeleri, Fransa aleyhine çeşitli sloganlar attılar. Saadet Partisi İzmir İl Teşkilatı üyeleri, Fransa'nın İzmir Konsolosluğu önüne siyah çelenk bıraktı. Malatya Barosu Başkanı Mehmet Görgeç, yasa teklifinin 19'a karşı 106 oyla kabul edilmesinin utanç verici olduğunu belirterek, “Fransa kendi karanlık geçmişine bakmalı” dedi. Bitlis Barosu Başkanı Mezher Yürek, yaptığı açıklamada, yasa teklifinin düşünce özgürlüğüne vurulmuş önemli bir darbe olduğunu söyledi. ERMENİ ASILLI TÜRKLER, KARARDAN RAHATSIZFransa Parlamentosunun gündeminde yer alan ”Ermeni Soykırımını İnkar Yasası” teklifinin kabul edilmesi, Hatay'da yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşlarını rahatsız etti. Samandağ ilçesine bağlı Vakıflı köyünde, organik tarımla uğraşan 200 civarındaki Ermeni asıllı Türk vatandaşı adına konuşan muhtar Berç Kartum, Fransa'nın aceleyle aldığı karardan olumsuz etkilendiklerini ve bunun üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi. Fransa Meclisi'ne mektup yazarak, rahatsızlıklarını bildireceklerini ifade eden Kartum, şunları kaydetti: “Fransa'nın bizim adımıza hareket etmesini anlamış değiliz. Bizi kimsenin alet etmeye hakkı yok. Bizler Vakıflı'da, Türklerle barışık, kardeşçe ve dayanışma içinde yaşıyoruz. Yangından mal kaçırılıyor gibi 90 yıllık konuları gündemde tutarak, böyle bir karar almalarını kabul edemiyoruz.” Uşak Tabip Odası Başkanı Zafer Aydın, düzenlediği basın toplantısında, Ermenilerin Osmanlı topraklarında 600 yıl yaş Kocaeli'nin Karamürsel İlçe Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, Türkiye'nin bütünlüğü ve tarihi kimliğine yapılan “siyasi hücumların” son günlerde kasıtlı olarak yoğunlaştırıldığını savundu. Çorum'un Sungurlu İlçe Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Şahiner, yasa teklifinin kabülünün Ortaçağ'daki haçlı zihniyetinden farklı olmadığını söyledi. Sağlık- Sen: Sağlık Sen İzmir Şubesi Teşkilat Sekreteri Toğan Demircan, Fransa'nın kabul ettiği sözde Ermeni soykırımını reddetmeyi suç sayan kanun tasarısının İnsan Hakları Sözleşmesi'nin temelleriyle çeliştiğini belirtti. Erciyes Üniversitesi: Fransız parlementosunun sözde Ermeni soykırımının reddedilmesini suç sayan yaşayı kabul etmesi tepkiye neden oldu. Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ögretim üyesi ve Türk- Ermeni ilişkileri Sempozyumu Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. M. Metin Hülagü, yasa teklifininin 106’ya 19 oyla kabul edilmesini kınadığını ve protesto ettiklerini söyledi. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi (AÜ) Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeleri, Havuzbaşı'ndaki Atatürk Anıtı önünde biraya gelerek, karara tepki gösterdi. Denizlili iş adamı İsmet Abalıoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Fransa Senato Başkanı Chiristian Poncelet, Fransa Meclis Başkanı M.Jean Louis Debré ve Fransa Başbakanı Dominique De Villepin'e birer protesto mektubu gönderdi. Teklifin reddedilmesi çağrısında bulunan Le Monde Gazetesi, Fransız hükümetinin oturumda etkili olmadığını yazdı. Le Monde, Fransız Ulusal Meclis’te yapılan oylamayı değerlendirdiği haberinde yasa tasarısının Parlamento tarafından kesin olarak kabul edilmesi için Senato tarafından da ele alınması gerektiğine dikkat çekti. 12 Ekim 2006 Fransa'ya tepki yağdı http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289900.jpg Fransa Parlamentosu'nun "Ermeni soykırımı”nı inkara cezayı öngören yasayı kabul etmesi, Türkiye içinde ve yurt dışında tepkileri yol açtı. İlk tepkilerden biri TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan geldi. Arınç, “Utanç verecek bir karardır. Türk milletine karşı hasmane bir tutumdur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir' değerlendirmesinde bulundu. TBMM Başkanlık Divanının ardından gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Arınç, sonucun bu şekilde çıkabileceği konusunda herkesin beklentisi olduğunu bildirerek, şöyle konuştu: http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289918.jpg“Utanç verecek karardır. Bu, Türk milletine karşı hasmane bir tutumdur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türk halkının temsil yeri olan TBMM'de, Fransa Parlamentosunun aldığı veya alacağı bu kararı, üzüntüyle ve esefle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.” DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: İLİŞKİLER AĞIR DARBE ALDI Dışişleri Bakanlığı, Fransız meclisinde sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yasa teklifinin kabul edilmesiyle, Türkiye-Fransa ilişkilerinin ağır darbe aldığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Uzun bir geçmişe dayanan ve asırlar boyunca özenle geliştirilen Türkiye-Fransa ilişkileri, izledikleri politikaların sonuçlarını görmekten uzak bir kısım Fransız siyasetçinin asılsız iddialara dayanan sorumsuz girişimleri sonucu, bugün ağır bir darbe almıştır" denildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Tarafımızdan uzun bir süredir en üst düzeyde seferber edilen ve Fransa'da yerleşik vatandaşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve iş çevreleri ile ele ele sürdürülen tüm diplomatik ve parlamenter girişimlere karşın, Sosyalist Parti tarafından geçtiğimiz mayıs ayında Fransız Ulusal Meclisine sunularak sonuçsuz kalmasının ardından, bu kere 12 Ekim 2006 tarihinde tekrar gündeme taşınan asılsız Ermeni soykırımının inkarını ağır cezai yaptırıma bağlayan yasa tasarısının Meclis Genel Kurulunda kabulü derin esefle karşılanmıştır." Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, sözde Ermeni soykırımı iddiaları karşısında Türkiye'nin takındığı tavrın Fransa'nınkinden daha Avrupalı olduğunu söyledi. Brüksel'de düşünce kuruluşu “Friends of Europe” tarafından düzenlenen yuvarlak masa tartışmasında “Dünyada Avrupa'nın ve Türkiye'nin Yeri” başlıklı bir konuşma yapan Babacan, AB'nin bugün karşı karşıya kaldığı en büyük zorluğun ”değişen sürece uygun şekilde kendisini yeniden tanımlayabilmesi” olduğunu belirterek, “Genişlemeden korkan bir AB, dünyanın yeni gerçekleriyle baş edemez” dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Fransa Meclisinin sözde Ermeni soykırımına ceza yaptırımı öngören yasa teklifini kabul etmesini kınayarak, “Tarihi yasayla tutsak almak mümkün değildir. Fransa, aldığı bu kararla, yaşanan trajedideki kışkırtıcı rolünü unutturamaz ve kışkırtıcı rolünün vicdani sorumluluğundan kurtulamaz” dedi.Baykal, konuya ilişkin yazılı açıklamada, Fransa Meclisinde alınan kararı büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ve esefle karşıladığını belirtti. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2290239.jpg PARİS'TEKİ CHP HEYETİNİN TEPKİSİ Yasa teklifiyle ilgili görüşmeleri izleyen CHP heyeti, teklifin kabul edilmesine sert tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, teklifin kabulünden sonra yaptığı açıklamada, “Dinleyici locasında hayatımın en zor bir buçuk saatini geçirdim. Kendimi itiraz etmemek için zor tuttum. Yüzyıllık kin kusuldu. Tarihin bu kadar tek taraflı ve tek yanlı yansıtıldığı bir ortamı hiçbir yerde görmedim” dedi. Heyette yer alan milletvekillerinden Gülsüm Bilgehan Toker, “Bu oturum Lozan'dan bu yana nereye geldiğimizi gösteriyor. Burada bir Osmanlı tarihi yargılandı. Hükümet mutlaka gerekli tepkiyi ortaya koymalı ve bunu karşılıksız bırakmamalı” dedi. Milletvekili Şükrü Elekdağ igenel kurul görüşmeleri sırasında konuşanların hiçbirinin “Türkiye ile dostluğu bozabileceklerini, incitebileceklerini düşünmeden konuştuklarını” belirterek, “Bunun nedeni zaten Türkiye'den bir tepki görmeyeceklerini düşünmeleridir. Bize karşı, 'sıfır bedelli' bir politika izleyebileceklerini düşünüyorlar” dedi. Elekdağ, konuşmacıların “Türkiye'den bir tepki gelmeyeceğini bilerek, buna güvenerek konuştuklarını” belirterek, bunun yanlış olduğunu göstermek için Türkiye'nin gerekenleri ortaya koyması, kendi tutumuzu gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. FRANSA HÜKÜMETİ: YASANIN GEREKLİLİĞİNE İNANMIYORUZ Fransa hükümeti, sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yasanın gerekliliğine inanmadığını belirterek, Türkiye-Fransa ilişkilerin önemini vurguladı. Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, parlamentoda kabul edilen yasa tasarısına destek olunmadığı ifade edildi ve Fransa'nın, Türkiye ile olan yakın ilişkilerine verilen değere dikkat çekildi. Açıklamada, yasanın, yürürlüğe girmesi için Senatodan onay alması gerektiği hatırlatıldı ve "Bu, uzun bir yasal sürecin sadece başlangıcı. Hükümet, gereksiz ve zamansız görünen yasayla ilgili her aşamada kendi pozisyonunu belirlemeye devam edecektir" denildi.Bakanlık, iki ülke arasındaki yoğun dostluk ve işbirliği ilişkileriyle birlikte Türkiye ile diyaloğa bağlı olduğunu kaydetti. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289897.jpgDİNK: FRANSA'YA GİDİP YASAYI İHLAL EDERİM Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Türkiye'nin olan biteni soğuk kanlılıkla karşılaması gerektiğini söyledi. Dink, özellikle Türkiye'nin kendi içinde yapması gereken demokratikleşme sürecini bu tür olaylara kızıp, geri plana atmaması gerektiğini ifade etti. Dink, şunları kaydetti: “Aksine daha ilerletmesi lazım. Türkiye'nin olan biteni soğukkanlılıkla karşılaması lazım. Bence çok daha önemli olan, Türkiye ile Ermenistan'ın ilişkilerini ve diyaloğunu sağlayabilmek için daha fazla çabalara girmek lazım. Sonuçta gördük ki, dışarıdan yapılan bu müdahaleler bu diyaloğu sağlamaktan ziyade zorlaştırıyor. Bence Türk ve Ermenilerin kendi aralarında konuşma zeminlerini aramaları lazım.” Hrant Dink, "Bu yasayı ihlal ederim. İfade özgürlüğü adına ihlal ederim” dedi. Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn, yasa tasarısının görüşülmesinden önce “Türkiye ile diyaloğu öldürmeyelim” çağrısında bulundu. İnkarı cezalandırmanın sonucunun “felaket” olacağını belirten http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289963.jpgRehn, “Tasarı, milyonlarca Türkü, AB üyesi bir ülkede potansiyel suçlu duruma düşürecek” uyarısını yaptı. AB Komisyonu, Fransa meclisinde kabul edilen sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin yasalaşmasının diyalog ve konunun tartışılması ortamına zarar vereceğini bildirdi. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Krizstina Nagy, Fransa meclisinde kabul edilen teklifin henüz yürürlüğe girmediğini ve yürürlüğe girmesi için daha uzun bir süreçten geçeceğini hatırlatarak, "Olli Rehn toplantıda olduğu için güncel değerlendirmesini alamadım. Ancak Rehn, bu konuyla ilgili tutumu çok net ortaya koymuştu" dedi. Fransa Uluslararası İlişkiler ve Strateji Enstitüsü Türkiye uzmanı Diddier Billion, Fransa'da “Ermeni soykırımı”nı inkar edenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören yasa tasarının “bir skandal olduğunu” belirterek, bu tür girişimlerin ancak diktatör ülkelerde görülebileceğini savundu. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, “Fransa'nın sözde Ermeni soykırımı iddialarının reddini suç sayan yasayı kabul etmiş olmasını büyük bir infial ve derin bir esefle karşılıyor, şiddetle kınıyoruz” dedi. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Fransa Meclisi'nin yasa teklifini kabul etmesiyle “Türkiye'yi değil, kendisini lekelediğini” bildirdi. SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, yasaya tepki göstererek, “Fransa tarihinin en ciddi yanlışlıklarından birini yaptığını söyledi. HÜRPARTİ Genel Başkanı Yaşar Okuyan, Fransa Parlamentosundaki “Sözde Ermeni soykırımını reddedenlere cezai yaptırım öngören yasa teklifi”ne ilişkin, “Bugün Fransa Parlamentosu'ndan çıkacak karar Fransa'nın rezil bir ülke olup olmadığının kararıdır” dedi. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2289964.jpgBBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, “Bu kararla Fransa hem ekonomik hem de siyasi anlamda kendi ayağına kurşun sıktığını görecektir” dedi. İşçi Partisi Denizli İl Başkanı Mustafa Güleç de yaptığı basın açıklamasında, “Eğer Fransa sözde Ermeni soykırımında ısrar ederse çılgın Türkler, Paris'e de gelecektir” dedi. İşçi Partisi Antalya İl Başkanlığı, Kışlahan Çarşısı önünde düzenlediği basın açıklamasında, Fransa'yı protesto etti. Memur-Sen üyeleri, yasayı protesto amacıyla Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktılar.Büyükelçilik binası yakınında toplanan konfederasyon üyeleri, Fransa aleyhine çeşitli sloganlar attılar. Saadet Partisi İzmir İl Teşkilatı üyeleri, Fransa'nın İzmir Konsolosluğu önüne siyah çelenk bıraktı. Malatya Barosu Başkanı Mehmet Görgeç, yasa teklifinin 19'a karşı 106 oyla kabul edilmesinin utanç verici olduğunu belirterek, “Fransa kendi karanlık geçmişine bakmalı” dedi. Bitlis Barosu Başkanı Mezher Yürek, yaptığı açıklamada, yasa teklifinin düşünce özgürlüğüne vurulmuş önemli bir darbe olduğunu söyledi. ERMENİ ASILLI TÜRKLER, KARARDAN RAHATSIZFransa Parlamentosunun gündeminde yer alan ”Ermeni Soykırımını İnkar Yasası” teklifinin kabul edilmesi, Hatay'da yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşlarını rahatsız etti. Samandağ ilçesine bağlı Vakıflı köyünde, organik tarımla uğraşan 200 civarındaki Ermeni asıllı Türk vatandaşı adına konuşan muhtar Berç Kartum, Fransa'nın aceleyle aldığı karardan olumsuz etkilendiklerini ve bunun üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi. Fransa Meclisi'ne mektup yazarak, rahatsızlıklarını bildireceklerini ifade eden Kartum, şunları kaydetti: “Fransa'nın bizim adımıza hareket etmesini anlamış değiliz. Bizi kimsenin alet etmeye hakkı yok. Bizler Vakıflı'da, Türklerle barışık, kardeşçe ve dayanışma içinde yaşıyoruz. Yangından mal kaçırılıyor gibi 90 yıllık konuları gündemde tutarak, böyle bir karar almalarını kabul edemiyoruz.” Uşak Tabip Odası Başkanı Zafer Aydın, düzenlediği basın toplantısında, Ermenilerin Osmanlı topraklarında 600 yıl yaş Kocaeli'nin Karamürsel İlçe Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, Türkiye'nin bütünlüğü ve tarihi kimliğine yapılan “siyasi hücumların” son günlerde kasıtlı olarak yoğunlaştırıldığını savundu. Çorum'un Sungurlu İlçe Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Şahiner, yasa teklifinin kabülünün Ortaçağ'daki haçlı zihniyetinden farklı olmadığını söyledi. Sağlık- Sen: Sağlık Sen İzmir Şubesi Teşkilat Sekreteri Toğan Demircan, Fransa'nın kabul ettiği sözde Ermeni soykırımını reddetmeyi suç sayan kanun tasarısının İnsan Hakları Sözleşmesi'nin temelleriyle çeliştiğini belirtti. Erciyes Üniversitesi: Fransız parlementosunun sözde Ermeni soykırımının reddedilmesini suç sayan yaşayı kabul etmesi tepkiye neden oldu. Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ögretim üyesi ve Türk- Ermeni ilişkileri Sempozyumu Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. M. Metin Hülagü, yasa teklifininin 106’ya 19 oyla kabul edilmesini kınadığını ve protesto ettiklerini söyledi. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi (AÜ) Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeleri, Havuzbaşı'ndaki Atatürk Anıtı önünde biraya gelerek, karara tepki gösterdi. Denizlili iş adamı İsmet Abalıoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Fransa Senato Başkanı Chiristian Poncelet, Fransa Meclis Başkanı M.Jean Louis Debré ve Fransa Başbakanı Dominique De Villepin'e birer protesto mektubu gönderdi. Teklifin reddedilmesi çağrısında bulunan Le Monde Gazetesi, Fransız hükümetinin oturumda etkili olmadığını yazdı. Le Monde, Fransız Ulusal Meclis’te yapılan oylamayı değerlendirdiği haberinde yasa tasarısının Parlamento tarafından kesin olarak kabul edilmesi için Senato tarafından da ele alınması gerektiğine dikkat çekti. |
| Saat: 18:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık