![]() |
Yetmiyor Gibi Çocukluğumu Hatırlıyorum Bu Gün ki Gibi Sevgin Işık Saçıyor. Bir Güneş Gibi Yakıyor Senide Beni Yaktığı Gibi Aşka Susamış Sevgiler Sevgililer Gibi.. Sen Çok Uzaklara Gittin Göçmen Kuşlar Gibi Sevgimi Gözünde Büyüttün, Büyüttün Gibi Şaşkına Dönmüşssün Divane Gibi Aşkın Bana Yetmiyor Yetmiyor Gibi Güneş Doğacak Umutlara -ADIYAMAN-2000 Mehmet Nedim Bilgiç |
Görüşürüz. Yarısı sevinir yüzünün kaçarak gider yarısı. Ayak izlerin tutuşur, huysuz çağlayanlarda köpürür korku. Ülke yorulur modaya uyar bir köy kahvesi gıcırdayıp duran tahta sandalye zaman salıncak kurar, üzerinde bıraktığım sıcaklık soğur. Gömülmeye kendinden başlar bir ölü dirilip ötekini sorar Su'ya vurduğunuz balta paslanır güneş avluda, koşagelir ayışığı gece ki yalancısıdır gündüzün örtünür, bıraktığım ne varsa Çocuk, çekilecek kulağa kiraz sapına yabancı durur ! Karavanla gidilen belde, at arabaları, düş örülen duvarlar uzayan akşamlarda pu-hu sesleri ritmik bulantı, kaybolan inci. Çekip gider izim olan ne varsa Hülya Deniz Ünal.. |
Ben Adımı Onda Bıraktım dönüşü olmayan yolculuk gidiyor işte bugün, yüzünün en tatlı tebessümlerinide götürüyor, yeni bir hayata gidiyor ve bensiz gidiyor ağlayabilseydim eğer bugün,belki gitmezdi ama o entatlı diliyle gidiyor ve ben ağlayamıyorum. saçlarım ağardığı zaman dönecek belki ama ben o zaman benliğimden çıkmış olacağım sensizliği ise gözyaşlarımla boğacağım........... ne olursun gitme seray yıldırım |
Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. Mustafa Şekerci |
http://www.imagextreme.org/img/622aa1998a5f17afc2ea86a2ebe4bc49/che39.jpg GÖLGELİ OTOPORTRE Genç bir ülkeden, kökleri otlardan doğan, (o kökler ki Amerika'nın öfkesini yadsıyan) sizlere geliyorum, kuzeyli kardeşlerim. Acılı haykırış, umutsuzluk ve inanç yüklü, sizlere geliyorum, kuzeyli kardeşlerim. Biz "homo sapiens"lerin geldiği yerden, nice yol aldım göçebe ayinleriyle, bir haç gibi taşıdığım astımımla ve onun özüme yakışmayan mecazıyla. Uzundu yol ve çok ağırdı dert sürmektedir bende avare adımlarımın kokusu, hala batık bir gemidir derinlerdeki özüm -kurtarıcı kıyılar görünseler bile- dalgalara karşı gönülsüz yüzüyorum batık bir gemi oluşumu koruyarak. Yalnızım acımasız geceye karşı ve biletlerin bıraktığı kesin şeker tadına. Avrupa çağırıyor beni yıllanmış şarabının sesiyle, sarı etinin soluğuyla, müzedeki eserleriyle. Yeni ülkelerin neşeli klarnet sesiyle alıyorum karşıdan geniş etkisini Lenin'in icra ettiği ve halkların söylediği Marks ve Engels şarkılarının. Che GUEVARA |
Yıkılma sakın Sana durlanmış kelimeler getireceğim pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir seni çünkü dik tutacak bilirim kabzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir. Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı. Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan acılar bile duymadım kof yürekler önünde beynim her sabah devrimcinin beyniydi ayaklarım donukladı gelgelelim sağlığın yerinde mi? Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor halkın doğurgan dünyasına dalmakla onların güneşe çarpan sesini anlamayan dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri seyir bile edemezken içimizdeki şenliği yılgı yanımıza yanaşamazken bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat yıkılmak elin de mi? Boşuna mı sokuldu bankalara petrol borularına kundak kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza yaşamak bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki. Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar sevgiyle hatırlansa bile hatta. Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim bütün devrimcilerin çektikleri biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak ama budandıkça fışkıran da bizleriz ölüyoruz, demek ki yaşanılacak İsmet Özel |
Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın Bir akşamı geçecek Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın belki de Bir kadını geçecek Bir kadını bekliyorum Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek… Ataol Behramoğlu |
http://www.yazgulu.com/karisik/magnolias-bar.jpg http://www.yazgulu.com/karisik/sevmekdenbas.jpg Her gün yanında olamamaktan korkuyorum Sesini duyamamaktan Seni görünce, sana alışmaktan da korkuyorum Nedense sensizlikten de korkuyorum Bir gün hoşça kal demenden İstemesem de; Bir gün, bir gül gibi İçimde solmandan korkuyorum Hafızamda bırakacağın hatıralardan Hatıralardan kaçamamaktan Adını unutamamaktan korkuyorum Ah be güzelim; Ben seni sevmekten korkuyorum. Benimkisi sadece bir sevda Göz yaşlarımla söndüremediğim Korkularımı yenemediğim Söyleyemediğim Fakat, kendimi tükettiğim Ve beni; Yedi kat yerin dibine sokan Utandıran, korkutan An be an içimi yakan Cesaretsiz bir sevdan Bu nasıl bir sevda ? Anlayamıyorum Ah be güzelim; Ben seni sevmekten korkuyorum. Biliyor musun; Aklımdan hiç çıkmıyorsun. Sen benim; İmkansızlar bahçesinden koparttığım Edâlı gülümsün. Hiçbir zaman koklayamayacağım Adını söylerken burkulacağım Sevmekten hep korkacağım Fakat, ömrüm boyunca unutmayacağım Edâlı gülümsün. Ah be güzelim; Aslında sen benim, Kendi ömrümsün MKÖ http://www.yazgulu.com/karisik/magnolias-bar.jpg |
Şayet gideceksen günün birinde Sonbaharda git Yani bugünlerde Yani şimdi Hemde ardına bakmadan Yollara savrulmuş yapraklar misalı Bırakıpta git... Biliyormusun: Geldiğin günü dün gibi hatırlıyorum İLKBAHARDI Birlikte filizlendik,çiçekler açtık Hasat olduk harmanlarda Sevda olduk bir elden öbürüne Anlam yükledik yüreklere Neyse Sen bana aldırma boşver Hadi git gölgeler kaybolmadan Ama bakma ardına omuzbaşından Neolur Görme ağladığımı MEHMET AYDIN |
İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
| Saat: 00:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık