![]() |
tek hayalim,hayalin olmak |
Amansız mısın yoksa zamansız mı? |
Nekadar anlatırsan anlat... anlatmak istedigin karşindaki kişinin anladigi kadardir... |
Sevmek çok zormuş, sevmemek çok zor, sevilmemek çok zor... Sevdim amma sevildim mi bilemiyorum... |
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin |
" Yandı bi' kere ruhum ama günün birinde elbet geçer! " |
Beni ben olmaktan çıkardın ya. Sen de çıkacaksın sen olmaktan.. Biliyor musun, vefasızsın. Artık dayanamıyorum. Gidiyorum. Gün doğumumu, sabahımı alıp gidiyorum. Daha çok yanacaksın. Bil ki gidiyorum ve belki artık dönmeyeceğim. Uyandığında emin ol beni bulamayacaksın. Bir gül yaprağı üzerinde bir çiğ tanesi olmayacağım. Bardağında su… Çayında şeker. Reçelinde vişne, turşunda biber… Gidiyorum. Üstelik en çok sevdiğin şeylerimi de alıp gidiyorum: Tabağında bıraktığın son lokmamı, musluğunda boşa akan suyumu, lambanda boşluğu aydınlatan ışığımı… Benimdi bunlar. Şimdi bildin mi? Sabah kahvaltında zeytin olmayacağım tabağında. Ya da bir maydanozun altında neşeyle sana gülümseyen beyaz peynir. Bir ekmeğin içiyle bandığın kekikli zeytinyağı… Ya da yatmadan önce çocuğuna içirdiğin süt… Artık dayanamıyorum. Vefasızsın. Gidiyorum. Üstelik benim olan her şeyimi alarak, yanarak, kavrularak, ağlayarak, belki en çok ağlatarak. Gidiyorum. Vazona çiçekler koyardın kesip bahçemden. İyi gelirdim renklerimle. Kokumla… İyi gelirdim çam kokulu yada fındık sabunu… Çok şey istedin evet. Hiçbir şey istemedim oysa ben. Çok kirlettin beni. Çok ahımı aldın. Ah etmedimdi sana ama… Ne çok araba… Ne çok beton, ne çok orman yangını, ne çok yok! Bir gün bakmadın yüzüme. Yalan mı? Biliyor musun vefasızsın. Kirlettiğin denizimi artık benden almazsın. Çöp dağlarından kendine gelecek kuramazsın! Plastik kefenlerle toprağın altında yatamazsın! Artık dayanamıyorum. Gidiyorum. En çok kendimi götürüyorum giderken. Güneşimi, ayımı, yıldızlarımı… Hem korkma, sana fabrika bacalarını bırakacağım. Suskun petrol siyahını en çok: Evinde, odanda, içinde… Sana bunları hiç anlatmadım mı? Bir gün giderim demedim mi? Kışım bahara, baharım yaza karışmadı mı? Durup durun en olmadık yerde yağmur yağmadım mı? Ağlamadım mı toprak toprak yarılıp ayaklarının altında? Daha nasıl haber verirdim ki gideceğimi sana? İnatla savaştın benimle. Evler yaptın en çok… Sel olduk yıkmadım mı; ağıt olmadım mı sana; sarmadım mı ayaklarının altındaki yeri zelzele olup, hiç anlamadın mı? Kah içimi boşalttın, kah setler yaptın önüme. Beni bedenin zannettin, hor kullandın. Tedavi olurum mu sence? Kış olur muyum kış gibi? Yaz olur muyum söylesene yaz gibi? Hani şiirler yazdırırdım ya sana sonbaharda? Nisan’da çiçek çiçek hanımeli, petunyalar bir yanda. Masan oldum, penceren, kapın, dolabın, yatağın, çarşafın, havlun… Elini sildiğin kağıt… En çok kendim oldum ben ama sen nerdesin? Vefasızsın biliyor musun? Artık gidiyorum. Bana ait olan her şeyimi alarak gidiyorum üstelik. Uykularından olacaksın. Gecelerinden. Çocuklarından. Kuruyacaksın yavaş yavaş yakıcı rüzgarımdan. Beni ben olmaktan çıkardın ya. Sen de çıkacaksın sen olmaktan. Sen her şeyi bilirdin ya? Hadi şimdi bir çay kaşığı süt yap. Ya da bir parmak bal… Hayır hayır, sen bırak bunları. Zor gelir belki, kıyamam sana. Bir damla su yap. Bir damlacık. Üzerimde demir kanatlarla uçmak kolay… Tekerleklerin üzerinden gitmek bir yerimden bir yerime… Bir damlacık su yap hadi. Beni utandır. Vefasızlığını yüzüne vurmayayım. Seni aklın tanrılaştırıldığı fiberoptik kablolarınla yalnız bırakmayayım. Bir damla su, yap da tüm acılarıma rağmen seninle kalayım. Utanan bir dünya olarak ayaklarının altında sonsuza kadar, dönüp durayım! |
Kaldığın yerden devam etmek diye birşey yoktur. Ya bıraktığın orda değildir, Ya da bıraktığın gibi değildir... |
(C) |
SUSMAK NEDİR? Susmak nedir bilirmisin arkadaş_ Susmak kabullenmek suçu Susmak değildir, bir suç gibi taşınan yükü Susmak Yücelliktir anlatışın Susmak büyüklüktür af edilişin Bazen bir güzelliktir Görünüşün Bazen de bir Aşktır sineye çeşilişin En önemliside Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Gök yüzünde parlayan yıldızlarda Sararken bedeni tertemiz havada Ve geceyi aydınlatan Ay’da Boş Konuş maktansa, Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Dünyaya hükmeden gücün En mahsum Çocuğun Haşeri toy bir gencin Ve ahreti gözleyen yaşlının en dirayetlisi Susandır Sadece konuşuyor desinler diye konuşan değil Bakışlarıyla, suskunluğuyla ve yüreğiyle konuşandır. Susmak bazen Aşktır sineye çekilişin Bazen baş kaldırıdır, bir direnişin Bazende tecrittir, toplumdan dışlayışın Hepsinden de öte Çok şey anlatmaktır susmak Sensizliğinde Susmak sabrın direncidir gönülde öykü Susmak sevdaları kavuşturan bir köprü,Bazen öfkelerin bastırılmasına, dökülen su Bazende kin ve nefrete vurulan gem Susmak bazen haksızlıklar karşısında Korku En önemlisi ise Bilgeler huzurunda erdemliktir susmak Sensizliğinde Söz gümüşse, süküt altındır misali, susmak Çok şey anlatmaktır işte Susmak bazen bir cezadır görmeyen göze, duymayan kulağa Bazen kat etmektir bir yolu, düşmeden ayağa Bazende sineye çekiliştir her şeyi çıkmayan cana Her şeyden öte çok şey anlatmaktır susmak, anlaya bilene |
| Saat: 21:21 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık