![]() |
|
GECE Yakamozlar, Tüterken Denizin mavisinden, Gökyüzüne; Yıldız yağmurlarında Sırılsıklam yüreğim. Bir yanda özlemlerim, Bir yanda, O koyu mavilere Batan gece. Dayanamadım yine, Bu gece, Kendimden firardayım... |
http://img151.imageshack.us/img151/5033/anjoeamaotx4tt2.gif Yalnızlığım Duygular bir isyandır. Kimi zaman çığlık, kimi zaman gözyaşı... Düğüm düğüm bir şeyler sıralanır boğazına. Ağlarsın ağlayamazsın. Sevgidir, acıdır, umuda duyulan umutsuzluktur. Bütün dünya sığmıştır gözüne. Alabildiğine uçsuz bucaksız hissedişler içinde, zamansızlıklar içinde zamana çağrıdır içindeki. İstersin ama. zordur silip atmak her şeyi. Her şey yalnızlığındır, yalnızlık her şeyindir. Hiçbir şeyin kalmadığı zaman umudundur yalnızlık... Yalnızlık iki haliyle vardır yaşamımızda. Kimseli ve kimsesiz oluşuyla... İnsansızdık, yaban ve de garip... Bir sonbahar yaprağının yalnızlığını yaşardık. Bilirim herkesler yalnız bırakır ama sen bırakmazsın... Oysa şu an öyle yalnızım ki ne bir insan ne bir canlı hayatımda kimseyi istemiyorum bu yalnızlığımda bile... Oysa sana öyle açım ki ne bir sevgi ne de bir ilgi istemiyorum... Bir tek sen, bir tek senin sevgin, bir senin ilgin benim yalnızlığımı yok edebilir... Ve bana bugün, bu saatte, bu anda sana böylesine açken gel,gel! Sağır, kör, karanlıklar içinde bir başkasıyla değil, yalnızlığımla, kimsesizliğimle, sensizliğimle bekliyorum seni. |
Yalnızlık..! Bilir misiniz yalnızlık nasıl acı verir insana? Soğuk bir oda da tek başına uyumak nasıl acıtır yüreğinizi… Yalnızlık çoğuna göre basit bir kelimeden ibarettir. Ama hiç düşündünüz mü sadece istediğinizde değil her zaman yalnız olsaydınız;yaşyasakn nasıl olacağını. Yalnızlık bir annenin karanlık geceler de okuyan çocuğunu düşünerek sabahlamasıdır. Yalnızlık bir askeri bekleyen genç kızın uyumadan önceki duasıdır. Yalnızlık dertlerini boş duvarlara anlattığında onların sana cevap vermesini istercesine boş boş duvarlara bakmandır. Yalnızlık eve döndüğünde sevdiğin kişinin cansız bedeniyle karşılaşmandır. Ölümdür yalnızlık;soğuktur... Ateş gibi yanan kalbinle sevdiğinin sana gelmesini beklemektir yalnızlık. Üşümektir onsuz boş yatakta,ağlamaktır. Özlemektir yalnızlık; hasretle beklemek. ‘Yalnızlık’ sadece bir kelime değil;bir yaşamdır. Umutla beklemek, gözyaşlarını tutmaktır… |
Özledim de söylemedim ... Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez. |
|
|
Adımlar bir adım attığım yerde ne vardı ki gitmemle kayboldu her adımımda sonsuz ben'leri koyuyorum boşluğa ve yine ben dolmuyorum geçip gittiğim yerlerden iç içe öne ve arkaya bakan bir sürü ben ler koymuşumdur eskileri çocuk şimdikiler ihtiyar |
GÜZ YORUMCUSU Eylül işte değiştirerek geliyor Eziyor hırpalıyor sonra da coşturuyor beni Yeni bir haz olarak hayatın sonbaharında gizli Sarışınlık kokuyordu diyerek Daha iri bir nokta koymadan cümlenin sonuna Nureddin Durman Neden susayım usta, kırmızı bir gök yağıyor üstüme Dörtnala içiyorum rüzgârın soğumuş yapraklarını Göğsümdeki âteş düşüyor soyunmuş dudaklarıma Savurup atıyorum taflan yemiş çocukları, alnımdan Yürü yürü çoğalıyor eylül denen yol, Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu iki sevgili Birdenbire uçuruma düşüyor simyası yalnızlığın… Islak çöl ıslıkları yapışıyor moraran parmaklarıma Eylül denen ölüm çiçeğine asılı son nefesim, usta Kurşun yemiş düşlerden tanıyorum hayalifener çocukları Sesime katık yaptığım hüznünden, içime batan aşk teknesinin Çıkarıp atıyorum zehirli çığlıklarını coğrafyamın Bir sonbahar aynasında unutuyorum yoksulluğumu Alışıyorum toprağa bulanmış karanlıklara, serin sokaklara… Hüzün akşamlarında dökülüyor bütün sırlarım usta Kalbe yıldırım süren hemzemin geçitlerde Ve ışıktan sesleriyle ölüyor bahçedeki çiçekler Küskün bir zambak sığınıyor üşüyen dar kapılara Kapanmış pazarların titreyen meydanlarında yani Uğultulu bir ihtilal sabahında düşüyorum sayımdan İçimde kuşların sessizliği, bahçeye koşan korku….. Ben ölürsem, kim taşıyacak onca gök gürültüsünü Kim toplayacak uçarı şimşekleri çocukların kalbinden Kıyılarına vura vura kim yürüyecek lodoslu dalgaların Devrik sokakların, boynu bükük balkonların ve ağaçların Lezzetli güz sofraları çekildi kursağımdan usta Yarıda bırakılmış sevincim yokluk mülkünün yoldaşı Ateşler içinde yanan güller ve hüzün soluyan kuşlar… Ölüp ölüp dirildim, yağmurla yıkadılar cesedimi Sağnak yemiş caddelerde kayboldum, güngörmüş kentlerde Unuttum gazel bakışını poyraz toplayan sevgilinin Gözlerinin limanına demirledim intihar yüklü bulutları Ellerimle topladım dengini yazıklı şarkıların, usta Ağlayan duvarlara bırakırken muammalı notaları Küçüldü gözlerim, bildim eylülün sarışın mahzunluğunu Bir hüzzam şarkı gibi çekildim bütün surlardan Yarı uçuk çarşılarda dağıldı camdan şarkılarım Eylülün sırrında kaldı bakışı şefkatin, merhametin Yokluğu kemiren çocuğun destan okuyan gözleri bir de Çamur içmiş adımlarım kaçıyor paletlerin ağından Şimdi sana usta, bu hüzzam şarkıyı bırakıyorum Hüzün mü? Hâlâ mümkün! Ben çekip gidiyorum… |
YALNIZ GECELERIM sensiz gecelerimde yine oturmuşum yalnız başima dalmışım derin düşüncelerime inmişim derinliğine yüreğimin gözlerim dalgın beynim yorgun yüreğim kırgın yüzüm solgun haykırıyorum yine gecelerimde sevdalı yüreğim coşar sigaramın dumanı tüter alevlenir yine ateşi sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. sanki ıssız ve karanlık bir boşluktayım nice yıldızlar döner kuşlar öter bulutlar dolaşır üzerimde şimşekler çakar yıldırımlar düşer ve beyaz kar taneleri üşür ellerim titrer canım buz gibi olur parmaklarım şarıl şarıl yağmur damlaları sel olur akar sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. türküler söylenir ağıtlar yakılır gözyaşları dökülür halaylar çekilir kahkahalar atılır ve bir hawar sesi gelir kulağıma çığlık atarcasına hüzünlenir, kederlenir ve sevdalanırım yüreğim sızlar yine sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. sussuzum, su olmak isterim kurumuş dudaklara açım, ekmek olmak isterim acıkmış midelere yoksulum, yetimim toklar ne anlar halimden üşüyorum, sıcak bira ateş olmak isterim üşüyen canlara ışık olmak isterim kör karanlığa sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. benim sevdalı yüreğim fışkıran bir pınar gibidir coşarım taşarım sınır nedir bilmem nice engelleri aşarım türkülerim şiirlerim uyanırlar sessiz gecelerimde yalnızlığımda bir sevda türküsü başlar yüreğimde dağlarımın tutkusudur ülkemin özlemidir kürt dilimin hasretidir Kürdistan tarihimin gerçeğidir başlayan yine hüzünlenir, kederlenir ve coşarım sessiz gecelerimde yalnızlığımda hey Ay! hey yıldızlar! aydınlatmak isterim karanlık sayfaları coşkuyla yanan ışığınızın altında ve mum ışığim yanar, ışıldar sessiz gecelerimde yalnızlığımda sanki hep yoksulluğumdur acılarımdır hep beni bekleyen bu benim yazgım mıdır? ben mutluluk nedir bilmem nedir yaşamın anlamı sence? yaşam kendisi bilmiyor ki! hayatın tadını çıkarmadan göçup giderim ben ruhumda bir sıkıntı var yüreğimi dağlar gözlerim dolar ağlayamıyorum bir türlü gözyaşlarım nereye gitti? bazen rakımı yudumlarım kırmızı gülümü koklarım konuşurum fısıldaşırım kendi yüreğimle sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. bazen bir öfkeyle nefret duygusuyla bazen coşku ve umutla bazen acı ve kederle yaşarım ben gecelerimde.. ah ah.. değil gündüzlerimi bari gecelerimi bağışlayın bana rahat bırakın beni hey kötüler kötülüğünüzün içinde kıvranırım boğulurum sessiz gecelerimde yalnızlığımda bazen kuşlar ve dağlar gibi özgur kayalar gibi güçlü deniz dalgaları gibi coşkulu çiçekler gibi kokulu melekler gibi temiz ruhlu olmak isterim ben sessiz gecelerimde yalnızlığımda bazen mutlu ve umutlu bazen mutsuz ve umutsuz bir beklenti içinde olurum ben gecelerimde bazen kendi derinliklerime inip yolculuk yapmak istiyorum yalnız başıma derinliklerimde gizli olan erdemi bulup çıkarmak istiyorum evet, erdemli olmak.. karanlık yolları, engelleri aşıp, yırtıp aydınlığa umuda, sevgiye, barişa doğru koşmak istiyorum çırpınan yüreğimin özgür sevdasını ve o derin mutluluğu solumak istiyorum ben ıssız ve sessiz gecelerimde yalnızlığımda.. ve yine yalnız olmak istiyorum yorgun ve dargın yüreğimle küskün türkülerimle yitik sevdamla karışık duyrularımla ve küçük dünyamla başbaşa… |
| Saat: 20:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık