![]() |
ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız . sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. şimdi nerdesin, ne yapıyorsun? güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın , değil mi? öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz . zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek ! özleme bir diyeceğim yok. o, kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o, tek güzel yönü bekleyişlerimizin. İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel. özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz . verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki ! |
Bir Hikaye...... Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür: -Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der. -Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa istediklerini elde edebilir. Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden dağarcığınızda ne varsa paylaşın lütfen, Bırak iyi vaya kötü olduğuna başkaları karar versin.sen bunu hiç dert etme senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için... Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır...(F) |
En Zayıf Anımda Daha düne kadar sensiz olamam, Ben senin gölgende varım diyordun. Sensiz okuyamam ,sensiz yazamam, Sensiz aklım bile yarım diyordun. Sen beni en zayıf anımda vurdun. Şarapla tütünle açtım arayı, Bir de sen terk ettin bahtı karayı, Bir seni düşündüm bir sigarayı, Demek ki şeytanca bir tuzak kurdun. Sen beni en zayıf anımda vurdun. Bir yandan gönlümün işret çağrısı, Bir yandan midemin ince sancısı, Tetiği vaktinde çektin doğrusu, Demek ki aylarca pusuda durdun, Sen beni en zayıf anımda vurdun. Övgüye değerdi oyun takatin, Alkışlık bir roldü her hareketin, Giderken vicdanın ve sadakatin, Lügatçe manası ne diye sordun, Sen beni en zayıf anımda vurdun. Hayrını umsan da hain kararın, Eyvah’la telafi olmaz zararın, Yarama tuz bastı ani firarın, Düşerken tuttuğum son dalı kırdın. Sen beni en zayıf anımda vurdun Cemal Safi |
varma sevmek gibisi sevilenden ötürü. ben acıyı severim acı cekmek gibisi yoktur benim hayatımda. Her acı cekisim beni yasama daha cok baglar bilmiyorum belki sacma ama büle.... |
Vazgectim.. Seni sevmem için Gerekli gereksiz Bir sürü neden varken Vazgeçtim seni sevmekten Hangisi daha kolay bilmem Kalıp devam etmek mi kavgaya Çekip gitmek mi yoksa Yoruldum hem de çok Ve işte... vazgeçtim Oh be, yok artık seni düşünmek Sensizliğinde sersemleyerek Gecenin kör saatlerine dek Düşünle dalıp uykulara Uyanmak da yok kabuslarla Sesini günlerce duymasam Aklıma bile gelmeyecek Aramak seni bundan sonra Hem bana ne zaten Nerdesin kiminlesin Ne alemdesin Kimi ne ilgilendirir ki Önemli değil artık Sevip sevmemen de beni Bir sürü sevenim var nasılsa Çoktan hakeden sevgimi Yüzünü görmedikçe Gülüşünü de unutacağım Beni hep sarhoş eden Ve çok mutlu olacağım Hatta ve hatta Adını bile unuttum bak Daha şimdiden İçimdeki ses Yalan...yalan Külliyen yalan diye İnlese de Bir çırpıda oldu işte Vazgeçtim senden... |
Bulunur.. Çeker gibi bakma hançeri kından, Seninde canını yakan bulunur. Senin de bir zalim gelir hakkından, Sana da bir kurşun sıkan bulunur. Aşkımın ahıyla tutulur yakan, Alıcıkuş kadar sürmez fiyakan. Senin de gözünü yaşlı bırakan, Senin de boynunu büken bulunur. Merhamet olmazsa kalp kiracında, Tahtın da kurtarmaz seni tacın da... Bir kara sevdanın darağacında, Senin de ipini çeken bulunur..! Cemal Safi |
Mükemmellikten, kusursuzluktan asla korkmayın.. Nasılsa ulaşamayacaksınız.. S. Dali |
Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, hayat deniyor. Öylesine güçlü olun ki ,hiçbir şey huzurunuzu bozmasın. Sağlık ,mutluluk ve zenginlikler hakkında konusun. Dostlarınıza değerli oldukları hissini verin. Her şeyin iyi yanını görmeye çalışın. Başkalarının başarılarına kendi basarınız kadar sevinin. Geçmişin hatalarını unutun ve onlardan yararlanın. Neşeli davranın ve herkese gülümseyin. Kuşkular karşısında çok düzeyli , Öfke karşısında çok olgun, Korkular karşısında çok güçlü ve Sorunlar karşısında çok mutlu olun ki, silgiye ihtiyacınız kalmasın... Ve unutmayın; hayat duygularımızı bastırmamıza izin vermeyecek kadar kısa... |
KIRIK DÖKÜK HAYATLARI VARDI ... Kırık dökük bina cephelerinin ardında saklıydı Hayalleri, göz yaşları, suskunluk ve haykırışları... Delik deşik ayakkabılarıyla atmıştı hayata ilk adımlarını... Ve yüzünde umut dolu bir bakışın yanında Akmaya hazır birkaç damla göz yaşı, Ellerinde nasırlar, Bedeni şimdiden yorgun... Kırık dökük hayatları vardı ... Acıları seninkine benimkine benzemeyen... Dudakları çatlamış... Hırçınlığında suçlanan ... Dışlanan... Derdini anlayamadığımız ... Neden diye sormadan yargıladığımız... Sokak çocuklarımız... Ben sokak çocuğuyum abi, hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan, bilyelerini rüyalarında unutan ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya? O benim işte, o benim abi... Sahi bir annem olmalıydı, değil mi? Ben dudaklarıimda sokakları besteliyorum oysa. Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün? Anneler nasıl okşar çocuklarını? Anne kokusu nasıldır, kimbilir? Ana ha!...Bir anne çizebilir misin benim için, karanliğin kar soğuğu parmak uçlarına? Bir anne!?... Unutulmuş çocukların ürkek avuçlarına, bir anne ve yanına beni ekler misin? Abi... Tıpkı sulu boya resimlerindeki gibi sımsıcak... Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi, bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni? Sahi sen hiç seyrettin mi, Aydede’yi bir köprünün altından? Üşüdün mü abi, kayan bir yıldıza bakarken? Abi sen..., Abi sen... Boş ver. Gel boyat istersen ayakkabılarını. Ben aha şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum yaşama. Gel boyat ayakkabılarını, boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın, tüm kaldırımların. Yokların varlığında tam göbek bağından yakalandın mı hiç yalnızlığa? Bir de, bir de babam olmalıydı, değil mi? Baba! Beni dövecek bir babam bile yok. Biliyormusun? Nasırlı ellerinde şevkat arıyacağım bir insan. Kimbilir bayramlarda neler alırdı, babalar çocuklarına? Unutmuşum, bayramlarınız vardı, sizin öyle değil mi? Arifeleriniz, bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı, sonra. Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum; güneşe ve mehtaba, yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar. Bir babam olsaydı, belki yeterdi. Çocuk olurdum. Eskisi gibi şımarırdım, öylesine. Boş ver abi, kimin neyine bayram, kimin neyine hediye, baba kimin neyine abi!... Sahi senin düşlerin vardır. Söylesene göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın? Ahmet bir düş görmüş geçenlerde. Köprü altında tanıştık. Yorgun ve geç gelen bir gecede, utanırken anlattı, anlatırken utandı. Bir ip bağlamış gökkuşağına, “bak ana” diyormuş ”Uçurtmamı gördün mü? Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?” Ahmet'in düşü işte. Bana düşlerini kiralarmısın abi? Bedava boyarım ayakkabılarını. Bana düşlerini abi... Boş ver, boş ver Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar. En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama, sen düşünme. Sokaklar düşünsün beni, gazete manşetlerinin üçüncü sayfa haberleri düşünsün. İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün. Sen beni düşünme, düşünme be abi. Nasıl olsa ben olmayan ayakkabıların sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara. Olmasada anne-babası sokakların, sokak çocuğuyum işte. Ben sokak çocuğuyum. Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin, herhangi bir yerinde. Ben sokak çocuğuyum abi. Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan, bilyelerini rüyalarında unutan. Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya, işte o benim. O benim abi. Ben sokak çocuğuyum abi........ |
Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. |
| Saat: 00:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık