![]() |
Dosta Doğru İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Menekşe, nergis. Itır, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandır Şeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru Şair : Abdurrahim Karakoç |
dostluk Eski Japon kültürüne göre parıldayan her şey değersiz ve bayağı kabul edilirdi. Yeni bir fincan veya vazo, ürküntü verirdi. Çünkü parlayan bir nesne yenidir ve yeni olduğundan henüz kullanımının ona kazandırdığı soylulukla değer kazanmamıştır.eskimiş, pek çok kez çay içmekten ötürü kararmış bir fincan, bizimle yaşamış, sabrımızı ve özenimizi aktardığımız bir eşyadır ve zamanla hem bizim huyumuzu, hem duygularımızı yüklenmiş ve bize hizmet ederek bunun karşılığını vermiştir.uzun süreli bir dostluk zamanın kararttığı bir fincanınkiyle eş değerde izler taşır.gündelik eşyalarda da, arkadaşlıklarda olduğu gibi çatlaklar ve gölgeler bulunur.bir fincanı fırlatıp atmamak ve bir arkadaşı yaşantından uzaklaştırmamak için sabır ve sadakat gibi son derece önemli, ama artık pek sık rastlanmayan iki duyguya gereksinme vardır.sabır, yüklendiği rol gereği bir tuğlaya, sadakat ise bir köke benzer. Sabır acelenin, sadakat ise tüketimin panzehiridir.bu iki duyguyu fiziksel bir imge olarak düşünürsek, "Dostluk tuğlalarla örülür, kökler sayesinde gelişir" |
Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür,süt beyaz yelkeniyle Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle iyi ki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle... 'Sen cansın benim dostumsun' ağız dolu kelimeleriyle Dosttur sözde değil özdedir adı... |
DOST BİRİKTİRMEK ! Dostluk nedir? Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe, erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil... Sempati.. İlgi.. Bağlılık.. Yüceltme.. Taçlandırma... Sorumluluk duyma.. Yürekten algılama. Bakışlarla anlaşma. Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz ilişki.. Kayıp olmaz, yitmez. Yoktan var olmaz bir duygu. Bunların hepsi biraraya gelip, zaman içinde gıdım gıdım birikerek dostluğun çimentosunu oluşturuyor. Gazetelerde okuyoruz. TV'lerde seyrediyoruz. Sağda, solda konuşmalarda adı geçiyor: Güzel yemek yeme dostu.. Edebiyat dostu. Türk Sanat Müziği dostu. Çocukların dostu.. Halkın dostu.. Dostluklar nasıl oluşuyor? Unuttuk.. Bu hızlı kent hayatı, dostluk duygusunu, aklımızdan aldı.. Yüreğimizden çaldı. Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş. Bir adam gelmiş. "Hocam" demiş! "Eşeğimi yitirdim..." Hoca da adama; "Şu namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız" demiş. Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş: "İçinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konuşmamış, dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış ve komşunun kızına kem gözle baktı diye dost bildiği arkadaşını arkadaşlıktan silmiş biri var mı?" diye sormus. Arka sıralarda saf tutmus, sümsük tipli biri parmağını kaldırıp,"Ben varım Hocam." demiş. Hoca eşeğini yitiren adama dönmüş, "Al bu adamı git, bundan büyük eşek olur mu? Yitirdiğin eşeğin yerine kullanırsın" demiş. Dostun yoksa... Eşekten farkın ne? Olumsuz düşünür Sokrates'e öğrencileri sormuş: Dostluk nedir? Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş; "Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır. Kimi insan atları olsun ister... Kimi insan köpekleri. Kimisi altını, kimisi de şanı, şerefi; bense bir dostum olsun isterim..." İnsan biriktiren yaratık... Şan, söhret biriktiriyor... Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor. Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor. Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor. Bazıları da Kuledibi'nde Çukurcuma'ya, Üsküdar'da Eskiciler Çarşısı'na, Unkapanı'nda Horhor'a gidip; antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tesbihler, tombaklar biriktiriyor. Alimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin biriktiriyor. Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor? Evet, kabul ediyorum , insan birçok kişiyle beraber mükemmel dost olamaz, tıpkı aynı zamanda birçok kişiye aşık olamayacağı gibi... Fakat cinnete düştük. Dost biriktirmeyi unuttuk. İyi halt ettik. |
|
Zaman boynumda kement ötelere kur beni. Her halimde gariblik hangi dost okur beni.? Bir uslanmaz gönlüm var taştan taşa vur beni. Rüzgar alıp götürsün göklere savur beni. Ey düşleri gül kokan korkular bürür beni.! Utanmaz şehirlerden mor dağlara sür beni... Sonsuz sefere saldı içimdeki kor beni. Söz yavan, sükut ehli dervişlere sor beni.. Yoluna baş koyduğum aşk ile yoğur beni.. Öyle acizim, lutfet cemale doyur beni.... |
http://www.yazgulu.com/Bg/dost.jpg http://www.yazgulu.com/Bg/magnifiquedivide.gif http://www.yazgulu.com/Bg/magnifiquesmpic.gif Seni sen olduğun için sevendir Yüreğinin sesini uzaklarda bile dinleyendir İki eli kanda olsa derdine yetişendir Varolduğunu hissetiren,kıymet bilendir Dostdur sözde değil özdedir adı... Sabun köpüğü değil, darlık anında kaybolmaz Sözünün eri güvenirliği tartışılmaz Bilirsin, çıkılan yolda yarenlikden caymaz Hayatına girdi mi kolay kolay çıkamaz Dostdur sözde değil özdedir adı... Yüreğini menfaatsiz sunar İyiliğin için sözleri acıya bular, Vakti zamanı gelir söyledikleri bir bir çıkar Yoktur senle dolan kalbinde ne fitne fucur ne de çıkar Dostdur sözde değil özdedir adı... Yangınlardaki yüreğine, varlığı ile ferahlık Mutluluklarında, üstüne dikilen saf ipekden bayramlık Bilmez ne rol ne sahtekarlık En büyük özelliği yaradılışı doğallık Dostdur sözde değil özdedir adı... Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür, süt beyaz yelkeniyle Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle İyiki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle 'Sen cansın benim dostumsun ' ağız dolusu kelimeleriyle Dostdur sözde değil özdedir adı.... Tüm Dostlarıma.... |
BİR DOST Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "nereden çıktın bu saatte" dememeli.. bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında, gözünün diline bilmeli.. dinlemeli sormadan.. söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında.. Sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin... ihtiyaç duyduğunda gidip, müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.. kucaklamalı seni güvenli kolları dalları betken başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açık gösterebilmelisin.. gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlamayacağını bilmeli.. alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli... övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli.. ve sen öyle güvenmelisin ki ona; övdüğünde de, sövdüğünde de, bunun iyilikten olduğunu bilmelisin... Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi.. Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.. ve ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış, iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... "parkurun bütün zorluklarına rağmen, dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız" diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız, kısa ama ümit varı bir yazıya, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp, birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz: "bunu da aşacağız! İmza: bir dost!..." Yazar : Can DÜNDAR |
|
PAYLAŞACAK DOSTLARINIZ YOKSA İYİ ŞEYLERE SAHİP OLMANIN BİR ZEVKİDE YOKTUR.. |
| Saat: 18:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık