![]() |
13 Kasım 2006 BÜTÇE UYGULAMA SONUÇLARI (1) -MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ YILIN 10 AYLIK DÖNEMDE 3 MİLYAR 787 MİLYON YTL AÇIK VERDİ -EKİM SONUNDA BÜTÇEDE FAİZ DIŞI FAZLA RAKAMI İSE 37 MİLYAR YTL'Yİ AŞTI(A.A) - Merkezi yönetim bütçesi, Ocak-Ekim döneminde 3 milyar 787 milyon YTL açık verdi. 10 aylık dönemde faiz dışı fazla rakamı ise 37 milyar YTL'yi aştı. Maliye Bakanlığı, Ocak-Ekim dönemi bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Buna göre, yılın 10 aylık dönemde Merkezi yönetim bütçesinden 144 milyar 336 milyon YTL harcama yapıldı. Bu dönemde bütçe gelirleri de 140 milyar 549 milyon YTL olarak gerçekleşti. Böylece 2005 yılı Ekim ayı sonunda 7 milyar 912 milyon YTL olan bütçe açığı, bu yıl aynı dönemde 3 milyar 787 milyon YTL'ye geriledi. Ocak-Ekim dönemi bütçe açığının yıl sonu gerçekleşmesine oranı açısından da bu yıl, 1984 yılından bu yana en iyi performansa ulaşıldı. |
13 Kasım 2006 NÜKLEER ENERJİDE REKABET KIZIŞIYOR -GE İLE HITACHI ORTAK SANTRALLER KURACAK(A.A) - ABD'li General Electrics (GE) ile Japon Hitachi şirketleri nükleer enerji alanında işbirliğini güçlendiriyor. İki şirket, uluslararası rekabetin sertleştiği nükleer enerji pazarında güçlerini korumak amacıyla yaptıkları anlaşmayla, Japonya ve ABD'de ortak yatırımlara gitme kararı aldı. Büyüyen küresel enerji talebinin yeni nükleer santraller inşasını körükleyeceğini hesaplayan GE ve Hitachi, bu alanda ortak iş görmeyi hedefliyor. Ayrıntıları henüz açıklanmayan anlaşmaya göre, iki şirket, ABD'de hisselerinin yüzde 60'ı GE'ye yüzde 40'ı Hitachi'ye, Japonya'da da hisselerinin yüzde 80'i Hitachi'ye yüzde 20'si GE'ye ait olacak ortak yatırımlar kuracak. GE ile Hitachi arasındaki anlaşma, sektördeki rakiplerinin son hamlelerine karşılık vermek amacını taşıyor. Dünyanın en büyük nükleer santral yapımcısı Fransız Areva'nın geçen ay Japon Mitsubishi Heavy Industries ile ittifaka girmesi, Japon Toshiba'nın da 4,2 milyar dolara İngiliz nükleer santral üreticisi Westinghouse'ın kontrol hisselerini satın alması, büyüyen nükleer enerji pazarındaki rekabeti kızıştırmıştı. |
13 Kasım 2006 DÜNYA EKONOMİK FORUMU AVRUPA RİSK RAPORU YAYIMLANDI... -RAPORDAN: ''TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN RİSK KAYNAĞI OLAN BİR ÜLKE KONUMUNDAN, RİSK AZALTICI BİR ÜLKE KONUMUNA GELİYOR'' -''TÜRKİYE, AVRUPA'NIN GELECEKTE KARŞILAŞACAĞI REFAH VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN KÜRESEL RİSKLERİ AZALTMADA YARDIMCI OLABİLİR''Dünya Ekonomik Forumu, Avrupa Risk Raporu yayımlandı. Raporda Türkiye'nin, Avrupa için ''risk kaynağı olan bir ülke konumundan, risk azaltıcı bir ülke'' konumuna geldiği bildirildi. Raporda, Türkiye'nin artan stratejik önemi, nüfus yapısı, ekonomisindeki gelişmeler nedeniyle, Avrupa'nın gelecekte karşılaşacağı refah ve güvenliğine ilişkin küresel riskleri azaltmada yardımcı olabileceği vurgulandı. Türkiye'nin AB sürecinin devam etmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, bu süreçte, Türkiye'nin potansiyel olarak Avrupa'nın geleceği açısından önemli olduğu ifade edildi. -AVRUPA'NIN RİSKLERİ...- Avrupa'nın gelecek 10-20 yıl içinde karşılaşabileceği en önemli küresel risklerin vurgulandığı raporda, bu riskler ''enerji arzının kesintiye uğraması, uluslararası terörizm, kitle imha silahlarının önlenmesi ve iç çatışmalar'' olarak sıralandı. Raporda, Türkiye'nin, Avrupa'nın en önemli sorunlarından birisi olan yaşlanan nüfusun yaratacağı sorunların azaltılmasından da etkin rol oynayabileceği vurgulandı. -ÜYELİKLE İLGİLİ TÜRKİYE VE AB'NİN KAYGILARI...- Raporda, 2004 yılından bu yana AB ülkelerinde, Türkiye ve genel olarak genişlemeye karşı olan desteğin azalmaya başladığı belirtilirken, Avusturyalıların yüzde 13'ü, Almanların yüzde 27'si, Fransızların yüzde 39'unun, AB'nin, Türkiye'yi de içine alacak şekilde genişlemesi taraftarı olduğu belirtildi. Yunanistan'da da, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'nın AB üyeliğine karşı halk desteğinin, yüzde 74'ten yüzde 56'ya gerilediği kaydedildi. Asıl sürpriz gelişmenin Türkiye'de yaşandığının belirtildiği raporda, Türkiye'de, AB'nin genişlemesine olan desteğin de azaldığı ifade edildi. AB Kamuoyunun yüzde 52'sinin, Türkiye'nin AB üyeliğinin Türkiye'nin çıkarına olduğu görüşünde olduğu belirtilen raporda, Türkiye'de ise kamuoyunun yüzde 34'ünün, Türkiye'nin üyeliğinin AB'nin çıkarına olduğu görüşünde olduğu vurgulandı. A.A. |
13 Kasım 2006 ÇİN'DEN 10 AYDA BİR YILLIK TİCARET(A.A) - Çin'in Ocak-Ekim dönemini kapsayan 10 ayda gerçekleştirdiği dış ticaret hacmi, 1 trilyon 420 milyar dolarla geçen yılın toplamını geçti. Çin Gümrük Genel Müdürlüğünden edinilen bilgilere göre, bu dönemde Çin'in elektronik ve makine ürünlerinin ihracatı hızla artarken, ham petrol ve işlenmiş petrol ürünlerinin ihracatı ise düşmeye devam etti. İthal edilen ürünler arasında ise basit tüketim mallarının miktarı arttı. Bu sürede Avrupa Birliği, ABD ve Japonya Çin'in en büyük üç ticaret ortağı haline gelirken, Çin'in AB ve ABD'ye yönelik ticaret hacmi, 200'er milyar doları geçti. Çin'in dış ticaret hacminin bu yılın sonunda ise 1 trilyon 700 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Öte yandan Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonuna bağlı bir araştırma kuruluşu olan Devlet enformasyon Merkezinin yayınladığı son raporda, Çin ekonomisinin 2007 yılında yüzde 9,5 büyüyeceği ifade edildi. 13 Kasım 2006 ASYA EKONOMİLERİNİN YÜKSELİŞİNİN, AFRİKA'NIN YARARINA OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR(A.A) - Dünya Bankası, özellikle Çin ve Hindistan'ın ekonomik yükselişinin, bu ülkelere yüksek miktarda ham madde satan Afrika'nın yararına olduğunu öne sürdü. Dünya Bankasının ''Afrika'nın İpek Yolu'' başlıklı raporunda, Afrika'nın şu an toplam ihracatının yüzde 27'sini Asya ülkelerine yaptığı belirtildi. 2000 yılında Afrika'nın Asya'ya ihracatının yüzde 14 olduğu ifade edilen raporda, bu rakamın 1990 yılına göre şu an 3 kat arttığına işaret edildi. Bu süreçte, Afrika'nın önde gelen geleneksel ticari partneri Avrupa'ya olan ihracatında ise büyük bir düşüş meydana geldiğine dikkat çekilen raporda, Avrupa Birliği ülkelerinin, Afrika'nın tüm ihracatındaki payının geçen yıl 2000 yılına göre yarı yarıya azaldığı vurgulandı. Ham madde ihracatı, halen Afrika'nın ticaretinin büyük bir bölümünü oluştururken, Çin ve Hindistan, Afrika'dan artan miktarda petrol, maden, kereste ve pamuk ithal ediyor. Raporda, ''Bu yeni İpek Yolu, Afrika'ya kalkınması için nadir bir şans sunuyor'' denildi. Öte yandan, Afrika, Çin ve Hindistan'ın mamul maddeleri için önemli bir pazar durumunda bulunuyor. Asya'nın Afrika'ya ihraç ettiği mamul madde miktarı, diğer bölgelerin tümünden daha hızlı biçimde artarak, yılda yüzde 18 oranında büyüyor. |
14 Kasım 2006 EMİSYON HACMİ AZALDI...(A.A) - Dolaşımdaki kağıt para miktarını gösteren emisyon hacmi, dün 240 milyon 976 bin YTL azalarak 22 milyar 692 milyon 632,4 bin YTL oldu. Merkez Bankası verilerine göre emisyon hacmi, 10 Kasım Cuma günü 22 milyar 933 milyon 608,4 bin YTL düzeyinde idi. Bu arada dün interbank işlemleriyle piyasadan 595 milyon 619,7 bin YTL, açık piyasa işlemleriyle de 1 milyar 40 milyon YTL çekildi. 14 Kasım 2006 PETROL OFİSİ AÇIKLAMASI...A.A) - Petrol Ofisi AŞ, ''Danıştay nezdinde açılmış bulunan davaların sonuçlarına ilişkin, kendilerine bugüne kadar herhangi bir bildirimde bulunulmadığını'' bildirdi. Petrol Ofisi AŞ'den İMKB'ye gönderilen açıklamada, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından şirket ve iştiraklerinden Erk Petrol Yatırımları AŞ aleyhinde uygulanan idari para cezalarının iptali ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin Danıştay nezdinde açılmış bulunan davaların sonuçlarına ilişkin, kendilerine bugüne kadar herhangi bir bildirimde bulunulmadığı belirtildi. |
14 Kasım 2006 JAPON EKONOMİSİ 3. ÇEYREKTE, BEKLENENİN ÜZERİNDE BÜYÜDÜ(A.A) - Japonya ekonomisi yılın üçüncü üç aylık döneminde, yıllık yüzde 2 ile 'beklenenin üzerinde' bir büyüme gösterdi. Konuyla ilgili hükümet açıklamasına göre, Temmuz-Eylül döneminde Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİ), bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,5 artarak yıllık yüzde 2 büyüme hızına ulaştı. Uzmanlar söz konusu dönem için GSYİH artışının yüzde 0,3 te, yıllık artış oranının da yüzde 1,1'de kalmasını bekliyordu. Ekonomideki bu beklenmedik büyümenin, şirketlerin fabrika ve donanım yatırımlarının şaşırtıcı bir büyüklüğe ulaşmasından kaynaklandığı belirtildi. Son ekonomik veriler, Japon ekonomisinin 1990'larda girdiği 10 yıllık durgunluk döneminden sonra, yeniden durgunluktan önceki durumuna göre daha ılımlı da olsa, bir büyüme dönemine girdiğine işaret ediyor. 14 Kasım 2006 ÇAYKUR, 22 ÜLKEYE ÇAY İHRAÇ EDİYOR -TÜRKİYE'DE PİYASANIN YÜZDE 65'İNİ ELİNDE BULUNDURAN ÇAYKUR, ARALARINDA İNGİLTERE VE ABD'NİN DE YER ALDIĞI 22 ÜLKEYE ÇAY İHRAÇ EDİYOR(A.A) - ÇAYKUR Genel Müdürü Ekrem Yüce, aralarında İngiltere ve ABD'nin de bulunduğu 22 ülkeye çay ihraç ettiklerini söyledi. Yüce, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ÇAYKUR'un 46 yaş çay ve 3 paketleme fabrikası bulunduğunu belirterek, ''Her yıl aldığımız yaş çay, buna bağlı olarak ürettiğimiz kuru çay miktarını artırıyoruz. Bu yıl 627 bin ton yaş çay alarak, son yılların en yüksek yaş çay alımını gerçekleştirdik. Ürettiğimiz kuru çay miktarı da 115 bin tona çıktı'' dedi. Yurt içinde piyasanın yüzde 65'ini elinde bulunduran ÇAYKUR'un yurt dışında da aralarında İngiltere ve ABD'nin de bulunduğu 22 ülkeye çay ihraç ettiğine dikkat çeken Yüce, ''Çay alanlarının genişliği bakımından dünyada 6. sırada yer alan Türkiye'de ÇAYKUR, son yıllarda her yıl 5 bin tona yakın çay ihraç etmektedir. İhracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler arasında Avrupa ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, ABD gibi 22 ülke bulunuyor'' diye konuştu. Yüce, bu yıl 5 bin ton kuru çay ihraç etmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Şimdiye kadar 3 bin tona yakın kuru çay ihracatı gerçekleştirildi. Hedefimize ulaşmak için geri kalan 2 bin tonu ihraç etmek için de girişimlerimizi sürdürüyoruz. Elimizdeki pazarları koruyarak ve yeni pazarlar oluşturarak, yaptığımız ihracatı artırmak için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Hem ihracat yaptığımız ülkelere hem de yapmadığımız ülkelere yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız yeni pazarlar elde ederek, ihracatımızı artırmaktır.'' |
14 Kasım 2006 ELEKTRİKTE ZAM TARTIŞMASI... -ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI GÜLER: -''KONU ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ, GEREKİRSE ELEKTRİKTE TARİFE DEĞİŞİKLİĞİNE GİDECEĞİZ''(A.A) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, elektrikte fiyatlandırma konusu üzerinde çalıştıklarını, gerekirse tarife değişikliğine gidileceğini bildirdi. Jeofizik mühendisleri Odası tarafından Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen ''Türkiye 17. Uluslararası Jeofizik Kongre ve Sergisi''nin açılışına katılan Enerji Bakanı Hilmi Güler, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının ''Elektriğe zam yapılacağı, fakat Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ve Enerji Bakanlığı'nın zam oranı konusunda anlaşamadıkları belirtiliyor, bu doğru mu'' şeklindeki soruları üzerine Bakan Güler, ÖİB ile bu konuda henüz bir görüşme yapmadıklarını, fakat Bakanlık olarak üzerinde çalıştıklarını, enerji konusunda hesapları sürekli ''canlı'' tuttuklarını söyledi. ''Elektriğe zam olacak'' diyen kişilerin kendi adlarına konuştuklarını ifade eden Güler, özellikle medyada elektrik zammı konusunda kendilerini çok rahatsız eden uydurma haberlerin çıktığını belirtti. Bakan Güler, şöyle konuştu: ''Biz bu konuda henüz herhangi bir görüşme ve detaylı analiz henüz yapmadık ama hesaplarımızı devamlı canlı tutuyoruz. Ekonominin gereği neyse ona göre hareket ediyoruz. Bu, zam konusunda da aynı. Biz aslında elektrik fiyatlarında indirimler yaptık. Yaptığımız indirimleri göz önüne alırsanız bu zam değil, bir fiyat düzenlemesi olabilir.'' Basın mensuplarının, ''o zaman elektrikte herhangi bir tarife değişikliğine gidecek misiniz'' sorusu üzerine Bakan Güler, ''gerekirse gideceğiz, üzerinde çalışıyoruz'' yanıtını verdi. |
14 Kasım 2006 DÜNYA MUHASEBE KONGRESİ... -DEVLET BAKANI ŞENER: -''MUHASEBE MESLEĞİNİN ETKİN, ETİK KURALLARA SAHİP BİR YAPILANMAYLA SİSTEMİ KAYIT ALTINA ALDIĞI BİR ÜLKEDE, KAYITLI EKONOMİ AYNI ZAMANDA SERMAYEYİ BÜYÜTMEYE ELVERİŞLİ BİR EKONOMİ ANLAMINI TAŞIMAKTADIR''(A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, muhasebe mesleğinin etkin, etik kurallara sahip bir yapılanmayla sistemi kayıt altına aldığı ülkede, kayıtlı ekonominin aynı zamanda sermayeyi büyütmeye elverişli bir ekonomi anlamını taşıdığını kaydetti. 17'nci Dünya Muhasebe Kongresine katılan Şener, artan bilgi ihtiyacı ve açıklanan bilgilerin güvenirliğinin muhasebe mesleğinin önemini ortaya koyduğunu kaydetti. Şener, Türkiye'de yabancı sermayenin özendirilmesi, çok uluslu şirketlerin daha fazla yatırım yapmaya başlaması, uluslararası ticaretin gelişmesi ve uluslararası finansman olanakları gibi etmenlerin, düzenlenen finansal tabloların diğer ülkelerdeki firmaların finansal tablolarıyla uyumlu olmasını zorunlu hale getirdiğini bildirdi. Abdüllatif Şener, AB için üyelik müzakerelerine başlayan Türkiye'nin IMF'ye verilen niyet mektubuyla uluslararası finansal raporlama standartlarını uygulayacağı sözü verdiğini belirterek, bu amaçla 2003 yılında gerekli düzenlemeler yapıldığını, Türkiye'de yayınlanan finansal tabloların uluslararası standartlarla uyumunun sağlandığını kaydetti. Kısa bir gelecekte de Basel II kriterlerinin uygulanacağını anımsatan Şener, şunları kaydetti: ''Muhasebe, doğrudan ekonomik büyümeyi, istikrarı sağlayan bir temel ekonomi midir? Yoksa ekonominin gelişmişlik düzeyine göre ortaya çıkan bir sonuç mudur? Bu farklı bakış açılarıyla yorumlanabilir, yumurta tavuk ilişkisine benzer bir biçimde muhasebe mesleği ve muhasebe standartlarının gelişimi bir anlamda neden bir anlamda sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.'' -KAYIT DIŞI EKONOMİ- Yolsuzluklar ve kayıt dışı ekonominin ortadan kaldırılmasının ekonominin genel dengeleri açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Şener, şöyle devam etti: ''Bir ülke eğer sermayeyi büyütebiliyorsa, sermaye yaratma kapasitesine sahipse ekonomik büyümeyi gerçekleştirebilir. Ancak kayıt dışılığın yaygın olduğu bir ülkede ki az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin temel sorunlarından biri budur, sermaye yaratması, sermayeyi büyütme imkanları her zaman sınırlı kalmaktadır. Muhasebe mesleğinin etkin, etik kurallara sahip bir yapılanmayla sistemi kayıt altına aldığı bir ülkede ise kayıtlı ekonomi aynı zamanda sermayeyi büyütmeye elverişli bir ekonomi anlamını taşımaktadır. Uluslararası standartlara kavuşturulmamış bir muhasebe sisteminin yürürlükte olduğu bir ülkenin küreselleşmenin risklerini daha fazla yaşayacağı, ama bu durumun, küreselleşmenin faydalarının ortaya çıkardığı fırsatlardan da yararlanmasını engelleyeceğini düşünebiliriz. Bu bakımdan muhasebe, büyüme ve istikrar arasında ilişkilerin bulunduğunu söyleyebiliriz.'' |
14 Kasım 2006 KESK ARAŞTIRMASI: -''GSMH'DEN EN AZ PAY ALAN ALAN KAMU ÇALIŞANI TÜRKİYE'DE''ANKARA (A.A) - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Gayri Safi Milli Hasıla'dan (GSMH) en az payı Türkiye'deki kamu çalışanlarının aldığını bildirdi. KESK'ten yapılan yazılı açıklamada, konfederasyon araştırma merkezinin yaptığı çalışmaya göre, Avrupa'da esas alınan 25 ülkede kamu çalışanlarının GSMH'den aldığı payın 2005 yılı için yüzde 10.84 düzeyinde olduğu belirtildi. Açıklamada, bütçe tasarısına göre personel giderlerinin GSYH'daki tahminin payının 2007 yılında yüzde 6.97, 2008'de yüzde 6.54 ve 2009'da yüzde 6.14 olmasının tahmin edildiği ifade edildi. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, hükümetin kamu hizmetini küçültme anlayışından vazgeçmediğini belirtti. Kamu çalışanlarından kesilen her bir liranın, kamu hizmetlerinden kesilmesi anlamına geldiğini savunan Tombul, ''Hükümetin, uyguladığı IMF politikalarıyla halka ve emekçilere verebileceği hiçbir şey bulunmamaktadır'' dedi. |
14 Kasım 2006 İNŞAATTA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SEMPOZYUMU... -İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR. GÜVEN: ''2004 YILINDA, 841 ÖLÜMLÜ İŞ KAZASININ 263'Ü İNŞAAT SEKTÖRÜNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR''(A.A) - İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Dr. Rana Güven, 2004 yılında meydana gelen 841 ölümlü iş kazasının 263'ünün inşaat sektöründe meydana geldiğini bildirdi. Güven, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) ve Türkiye Yol-İş Sendikası tarafından başlatılan ''İnşaatta İş Sağlığı ve Güvenliği Kampanyası'' etkinlikleri kapsamında Adana'da gerçekleştirilen sempozyuma katıldı. Güven, açılış konuşmasında, SSK istatistiklerine göre 2004 yılında meydana gelen 83 bin 830 iş kazasının yüzde 9,7'sinin inşaat sektöründe meydana geldiğini, sürekli iş göremez hale gelen bin 421 işçinin 345'inin ve 841 ölümlü iş kazasının 263'ünün yine bu sektörde olduğunu kaydetti. İnşaat iş kolunun kaza vakaları bakımından en yoğun sektörün başında geldiğini ifade eden Güven, şöyle devam etti: ''Bu kazaları ve ölümler nedeniyle yaşanan maddi ve manevi kayıpları azaltmak öncelikli hedeflerimizdendir. Bu nedenle düzenlediğimiz kampanyada hedeflerimiz, mevzuatlar doğrultusunda sağlık ve güvenlik tedbirlerinin alınması, uygun tesis, ekipman, alet ve makinelerin temin edilmesi, iş yerinden kaynaklanan tehlikelerin önlenmesi, çalışanların maruz kalacağı potansiyel tehlikelerin belirlenip önlemlerin alınmasıdır.'' Adana Vali Vekili Mehmet Demir ise kentte 2005 yılında yaşanan bin 242 iş kazasının 42'sinin, bu yılın 9 ayında da bin 60 kazanın 13'ünde ölümle sonuçlandığını kaydederek, ''Bu tablo ürkütmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır. AB'ye uyum çalışmaları kapsamında iş güvenliğiyle ilgili de önemli düzenlemeler yapılmıştır. İşverenlerin bu değişikliklere uyması sağlanmalıdır'' diye konuştu. Sempozyumda, Çukurova Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Öcal, İş Sağığı Daire Başkanı Mehmet Berk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Proje Müdürü İbrahim Etral ve İNTES Proje Müdürü Süheyla Aslan da katılımcılara bilgi verdiler. |
14 Kasım 2006 BULGARİSTAN EKONOMİSİ -REKORA GİDEN CARİ AÇIK DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARIYLA FİNANSE EDİLİYOR(A.A) - Yılbaşında Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyeliğe hazırlanan Bulgaristan'da cari açık rekora gidiyor. Bulgaristan Merkez Bankasının verilerine göre, ülkenin cari açığı yılın ilk 9 ayında toplam 2 milyar 94 milyon avroya yükselerek gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 8,7'sine ulaştı. Bulgaristan hükümeti, 2006 yılının bütünü için cari açığın GSYİH'inin yüzde 14-15'ini bularak yeni bir rekor kıracağını tahmin ediyor. Uzmanlar, cari açığın ciddi bir şekilde büyümesine rağmen, ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımlar sayesinde finansmanında sıkıtı yaşanmayacağını belirtiyorlar. Bulgaristan'a 2006 yılının ilk 9 ayında 2 milyar 845 milyon avro tutarında doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapıldığı kaydediliyor. 14 Kasım 2006 İŞ BANKASI, MARKA DEĞERİ EN YÜKSEK BANKALAR ARASINDA...A.A- İş Bankası, The Banker dergisinin raporuna göre dünyanın marka değeri en yüksek 100 bankası arasında yer aldı. İş Bankasından yapılan açıklamaya göre, banka, The Banker'in yayımladığı raporda, ''Dünyanın Marka Değeri En Yüksek 100 Bankası'' sıralamasında 100'üncü sırada yer aldı. Böylece İş Bankası, bankaların marka değerlerine göre sıralandığı bu rapordaki tek Türk bankası oldu. The Banker Dergisi'nin İngiltere merkezli Brand Finance şirketine hazırlattığı raporda, dünyanın en büyük 500 bankası değerlendirildi. Raporda, bankaların 2005 yıl sonu piyasa değerleri baz alındı. Ayrıca her bankanın kendi pazarındaki durumu ortaya konarak, rakipleriyle de kıyaslama yapıldı. Türkiye'den sadece İş Bankasının yer aldığı raporda, marka değeri en yüksek ilk 20 banka Avrupa ve ABD'den çıktı. |
Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Zirvesi... "TÜRKİYE STRATEJİK OLARAK AVRUPA AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ" http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/wef_logo.gif CENEVRE/ANKARA - Mustafa Seven - Dünya Ekonomik Forumu Avrupa Direktörü Felix Howald, Türkiye'nin stratejik olarak Avrupa açısından çok önemli bir ülke olduğunu vurgularken, bu nedenle Dünya Ekonomik Forumu Zirvesini Türkiye'de yaptıklarını bildirdi. 23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek Türkiye zirvesine ilişkin soruları yanıtlayan Howald, Türkiye'nin; Avrupa, Orta doğu, Orta Asya ve Balkanlar arasında stratejik bir merkez olarak yer aldığını belirtti. "Bu toplantıyı düzenlememiz zamanlama açısından da önemli, çünkü Türkiye hem AB ile fiili müzakerelere başladı, hem de son yıllardaki ekonomik başarıyla uluslararası iş dünyasının da ilgi odağı haline geldi" diyen Howald, forum üyelerinin Türkiye ile daha yakından ilgilenmeye başladıklarının altını çizdi. Howald, "Üyelerimiz ve uluslararası iş dünyası, Türkiye'deki yatırım ortamı, bölgesel işbirliği fırsatları, Türkiye'nin bölgesinde ve Avrupa'ya sunacağı imkanlar konusunda daha çok bilgi edinmek istiyor" dedi. Türkiye'nin laik ve Müslüman bir ülke olarak örnek oluşturduğunu ifade eden Howald,"Türkiye'nin başarılı olması dünya açısından önemli, çünkü böyle bir örneğin başarısı Batı ile Doğu'nun farklı dinlerin, kültürlerin bir arada yaşayabileceğini göstermesi açısından önemli" diye konuştu. Türkiye'nin "kültürler arası diyalog'' açısından önemine de işaret eden Howald, "Davos toplantılarının da temelini oluşturan kültürler arası diyaloğun en başarılı örneğini, şu anda Türkiye oluşturuyor" dedi. a.a |
14 Kasım 2006 JAPONYA'DAN DOĞU KARADENİZ'E BÖLGESEL KALKINMA DESTEĞİ...ANKARA (A.A) - Doğu Karadeniz Bölgesinde Küçük Ölçekli Çiftçilerin Yaşam Seviyesinin İyileştirilmesi Projesi, 2007 yılının Ocak ayında hayata geçecek. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (TÜGEM) tarafından yürütülecek olan projeye ilişkin teknik işbirliği protokolü, 20 Ekim 2006 tarihinde imzalanmıştı. JICA'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, zirai bilgi ve yayın sisteminin geliştirilmesi, küçük çiftçiler için tarımsal gelişim planlarının önerilmesi ve deneysel ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi gibi hedeflere hizmet etmesi beklenen proje, 2007 yılının Ocak ayı ile 2010 yılının Mart ayı arasında uygulanacak. JICA Türkiye Ofisi Yerel Temsilcisi Mitsuo Nakamura ve TÜGEM Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu tarafından imzalanan protokole göre, ''Doğu Karadeniz Bölgesi Bölgesel Kalkınma Planı-DOKAP'' kapsamında yürütülecek projeyle Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerindeki küçük çiftçilerin tarımsal uygulamalarının geliştirilmesi ve böylece geçim koşullarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Japonya'nın gelişmekte olan ülkelere yönelik teknoloji transferi çalışmalarını yürüten JICA'nın, Türkiye'deki en önemli çalışma başlığını 'kalkınmaya bağlı bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması' oluşturuyor. Bu çerçevede Doğu Karadeniz'de de uygulanmış ve uygulanmakta olan çok sayıda proje bulunuyor. |
14 Kasım 2006 HALK BANKASI İLE ATO ARASINDA, KREDİ PROTOKOLÜ İMZALANDI -ATO BAŞKANI AYGÜN: -''ATO OLARAK, HALK BANKASININ ÖZELLEŞTİRİLMESİNE KARŞIYIZ'' -''HALK BANKASI İLLA SATILACAKSA, SATIŞ FİYATININ 10 MİLYAR DOLARDAN DAHA AZ OLMAMASI GEREKİR''ANKARA (A.A) - Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, ATO olarak, Halk Bankasının özelleştirilmesine karşı olduklarını söyledi. ATO ve Türkiye Halk Bankası arasında, ATO üyelerine ucuz kredi sağlamaya yönelik kredi protokolü imzalandı. Aygün, imza töreninde yaptığı konuşmada, Halk Bankasının Türk ekonomisine en büyük katkıyı veren kurumlardan biri olduğunu belirterek, yüzde 99,9'u kamuya ait olan bir bankanın blok satışının da gayet yanlış olduğunu söyledi. Halk Bankasının altın yumurtlayan bir tavuk olduğunu belirten Aygün, şöyle devam etti: ''O yüzden illa özelleştirilecekse, bunun en uygun şekli halka arz. İlla ki para ise Türk halkının elinde parası var bunu alabilir. ATO olarak sembolik 10 trilyon lira para verip, buraya katkı sağlayabiliriz, yeter ki Halk Bankası halkın elinde kalsın. Halk Bankası satılacaksa, Halk Bankası satış fiyatının 10 milyar dolardan daha az olmaması gerekir.'' Aygün, bugün Halk Bankası ile Ankara tüccarını bir kredi sözleşmesi etrafında topladıklarını anlatırken, kullandırılacak kredilerden birinin azami 36 aya kadar, aylık eşit ödemeli nakit kredi olduğunu ve kredi limitinin azami 100 bin YTL olacağını söyledi. Sinan Aygün, kredinin aylık faizinin yüzde 1,9 olduğunu belirterek, eğer 100 milyar lira yetmiyorsa KOBİ'ler için 1,5 trilyona kadar YTL veya dolar veya avro, KOBİ dışındaki firmalara da 3 trilyon lira veya döviz karşılığı kredi vereceklerini bildirdi. -GENEL MÜDÜR AYDIN- Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın da kredi protokolü ile ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulunurken, Halk Bankasının misyonunu devam ettirdiğini ve toplam nakdi kredilerin yüzde 55'ini KOBİ'lere kullandırdıklarını kaydederek, sektörde bu oranın son derece düşük olduğunu, kendilerine en yakın bankanın KOBİ'lere kullandırdığı kredinin yüzde 20'ler civarında olduğunu anlattı. ATO ile bir protokol yapıldığını kaydeden Aydın, protokolde belli ana temalar bulunduğunu, bunlardan ilkinin aylık eşit taksitli kredi olduğunu söyledi ve kredinin 36 ay vadeli, 100 bin YTL limitli ve faiz oranının da 1,90 olduğunu anlattı. Aydın, ama Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulaması ile sadece Halk Bankasında yüzde 1,85 gibi maliyet oluştuğunu da kaydederek, komisyon oranının ise yüzde yarım olduğunu söyledi. İkinci hususun orta ve uzun vadeli kredi olduğunu belirten Aydın, özel sektörde KOBİ tanımında yer alan ve KOBİ tanımı dışındaki firmalara YTL ve ABD Doları cinsinden nakit kredi kullandırılacağını belirtti. Aydın, kredinin alt limitinin tüm firmalar 100 bin YTL veya karşılığı avro/dolar, üst limitinin KOBİ tanımına girenler için 1,5 milyon YTL veya karşılığı avro/dolar, KOBİ tanımı dışındaki firmalar için ise 3 milyon YTL veya karşılığı avro/dolar olduğunu söyledi. ATO üyelerine asgari 24 ay ve azami 60 aya kadar YTL veya ABD Doları cinsinden finansal destek kredisi kullandıracaklarını ifade eden Aydın, faiz oranlarının ise TRLibor ve Libora endeksli olduğunu, YTL'de TRlibor+3,5 yabancı para da libor +2,5 oranının uygulanacağını bildirdi. Yatırım kredilerinde 1 yıl ödemesiz döneminde bulunduğunu kaydeden Aydın, gayri nakit kredi kullanılmak istendiğinde yüzde 1 komisyon bulunduğunu ve 3 ayda bir tahsil edildiğini söyledi. |
15 Kasım 2006 MÜLKİ İDARE AMİRLİĞİ ÖZEL HİZMET TAZMİNATINDA DEĞİŞİKLİK...ANKARA (A.A) - Mülki İdare Amirliği Özel Hizmet Tazminatı yeniden düzenlendi. Bakanlar Kurulunun konuya ilişkin kararı, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı, 1 Ekim 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle, mülki idare amirliği sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan ''Vali unvanını kazananlar hariç olmak üzere, Kaymakamlık unvanını kazandıktan sonra İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatında görev yapanlarla merkez valilerine'' ''ayrıca 30 puan verilmesi'' karara bağlandı. Bu arada Mülki idare amirliği sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan bazılarının özel hizmet tazminat puanlarında da değişikliğe gidildi. Buna göre Kurul Başkanı, Müsteşar Yardımcısı, 1. Hukuk Müşaviri, Genel Müdür, Strateji Geliştirme Başkanı ile bu görevleri yürüten merkez valilileri için daha önce 325 olan tazminat puanı 330'a çıkarıldı. 1. dereceden aylık alanlar için 270 puan olan rakam 290'a, 2. ve 3. dereceden aylık alanları için 230'dan 280'e çıkarıldı. Daha önceki düzenlemede yer almayan, 4. ve 5. dereceden aylık alanlara bu düzenlemede yer verildi ve bu grup için de tazminat 260 puan olarak belirlendi. Önceki düzenlemede 180 puan üzerinden tazminat ödenen, diğer derecelerden aylık alanlar için bu rakam 240'a yükseltilirken, kaymakam adayları için 145 olan bu rakam 175 olarak belirlendi. |
15 kasım 2006 KAPASİTE KULLANIMI (1) -İMALAT SANAYİİNDE KAPASİTE KULLANIMI, EKİM AYINDA YÜZDE 82,5 OLDUANKARA (A.A) - İmalat sanayiinde kapasite kullanımı, bu yılın Ekim ayında yüzde 82,5 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aylık İmalat Sanayi Eğilim Anketi Ekim ayı sonuçlarını açıkladı. Ankete cevap veren 2 bin 702 iş yerinden derlenen verilerin Ekim ayı geçici sonuçlarına göre, 2005 yılı Ekim ayında yüzde 82,3 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanım oranı, bu yılın aynı ayında 0,2 puan artarak yüzde 82,5 olarak hesaplandı. Kapasite kullanım oranı geçen ay yüzde 82,8 olmuştu. 15 Kasım 2006 TÜRKİYE, HAZAR VE ORTA ASYA BANKACILIK VE FİNANS ZİRVESİ... -KIRGIZISTAN EKONOMİ VE FİNANS BAKAN YARDIMCISI İSMAİLOV: -''KIRGIZİSTAN'DA MADENCİLİK ALANINDA BÜYÜK YATIRIM OLANAKLARI VAR. HÜKÜMETİMİZ, BUNLARI İŞLETMEK İSTEYENLERE VERGİ DAHİL BİR DİZİ KOLAYLIK SAĞLIYOR''İSTANBUL (A.A) - Kırgızistan Ekonomi ve Finans Bakan Yardımcısı Murat İsmailov, Kırgızistan'da madencilik alanında büyük yatırım olanakları bulunduğunu, hükümetin, madenleri işletmek isteyenlere vergi dahil bir dizi kolaylık sağladığını belirterek ülkesine yatırım çağrısı yaptı. 4'üncü Türkiye, Hazar ve Orta Asya Bankacılık ve Finans Zirvesinde konuşan İsmailov, Dünya Bankasının Kırgızistan'da finanse ettiği projeleri anlattı. Ülke nüfusunun yarısından fazlasının kırsal bölgelerde yaşadığını aktaran İsmailov, tarımın modernizasyonu için Dünya Bankasından yardım alacaklarını kaydetti. İsmailov, Asya Kalkınma Bankasının da vergi idaresinin ve gümrüklerin modernizasyonu için yarısı hibe yarısı kredi olmak üzere finansman sağlayacağını söyledi. Yabancı yatırımların birkaç kanunla düzenlendiğini bildiren İsmailov, çifte vergilendirmenin önlenmesi için özellikle eski Sovyet Cumhuriyetleri ile 28 sözleşme imzaladıklarını dile getirdi. İsmailov, 2003-2005 döneminde BDT ülkelerinden gelen yabancı yatırımların yüzde 20 oranında arttığını, 2006'nın ilk yarısında BDT ülkeleri dışından 100 milyon dolardan fazla yatırım geldiğini ifade etti. Ülkesine yatırım çağrısı yapan İsmailov, ''Kırgızistan'da madencilik alanında büyük yatırım olanakları var. Maden, altın, kömür ve granit yatakları çıkarıldı. Hükümetimiz, bunları işletmek isteyenlere vergi dahil bir dizi kolaylık sağlıyor'' dedi. Murat İsmailov, dağ turizmi başta olmak üzere turizm sektöründe de cazip yatırım fırsatları bulunduğunu söyledi. Gürcistan Bankalar Birliği Başkanı Zurab Gvasalia ise ülkesinde bankacılık ve finans sektöründe son iki yılda yaşanan gelişmeleri anlattı. ''Halk istiyorsa kansız bir devrim yapabilir. Biz iki yıl önce bunu yaşadık'' diyen Gvasalia, bu devrim sonrası kurulan yeni hükümetin bankacılık sektörüne büyük destek verdiğini dile getirdi. Hükümetin desteği olmasaydı bankacılık sektörünün güçlü olmasının mümkün olmadığını vurgulayan Gvasalia, son yıllarda özellikle portföy yatırımlarının, kredi hacminin, mevduatların, banka özsermayelerinin ve aktif büyüklüğün önemli ölçüde arttığını ifade etti. Gvasalia, yaşanan bu gelişmelerin ardından Gürcistan bankacılık sektörüne kayda değer bir yabancı ilgisinin yaşandığını kaydetti. |
15 Kasım 2006 EGO ÖZELLEŞTİRİLECEK... -ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI GÜLER: -''EGO'NUN ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE DÜĞMEYE BASTIK'' -''MUHTEMELEN BLOK SATIŞ YOLUYLA ÖZELLEŞTİRİLECEK''ANKARA (A.A) - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Ankara Büyükşehir belediyesine bağlı EGO'nun özelleştirilmesi için düğmeye basıldığını bildirdi. Dış Ticaret Müsteşarlığında yapılan Türkiye Moldova Karma Ekonomik Komisyonu'nun 4. toplantısına katılan Bakan Güler, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının, ''EGO'nun BOTAŞ'a doğal gaz borçlarından dolayı, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı banka hesaplarına haciz konulup konulmadığı'' yönündeki sorusu üzerine Bakan Güler, olayın doğru olduğunu söyledi. EGO'nun BOTAŞ'a olan borçlarından dolayı, dün akşam Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve kendisinin üçlü bir görüşme yaptığını belirten Güler, şöyle devam etti: ''EGO'nun özelleştirilmesinde düğmeye bastık. Şimdi Ankara Büyükşehir Belediyesi, ilgili yasa taslağını bu hafta sonuna kadar hazırlayacak. Bu taslağı biz hemen yasalaştıracağız. Dolayısıyla süratli şekilde EGO'yu özelleştireceğiz. Netice itibariyle hem biz (BOTAŞ) hem de Hazine, buradaki alacaklarını alacaklar. Artan para ile de yatırımları yapılacak.'' Özelleştirmeyle, EGO ile ilgili sorunun çözüme kavuşturulacağını belirten Güler, özelleştirme modelinin yasa taslağı ile ortaya çıkacağını, büyük bir ihtimalle ''blok satış'' ile özelleştirme olabileceği kaydetti. Bu arada Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de, BOTAŞ yetkilileri ile yapılan görüşmeler sonrası, EGO'nun banka hesabındaki haczin kaldırılarak, normal ödeme tarifesine dönüldüğünü söylemişlerdi. |
15 Kasım 2006 OPEC BAŞKANI DAUKORU: -''ARALIK AYINDA MUHTEMELEN YENİ BİR ÜRETİM KISINTISINA GİDİLECEK''(A.A) - Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Başkanı Edmund Daukoru, örgütün muhtemelen Aralık ayında yeni bir üretim kısıntısı kararı alacağını bildirdi. Nijerya Petrol Bakanı da olan Daukoru, yaptığı açıklamada, OPEC üyesi ülkeler arasındaki genel eğilimin, örgütün, 14 Aralık'ta Nijerya'nın Başkenti Abuja'da yapacağı toplantıda, yeni bir üretim kısma kararı alınması yönünde olduğunu belirtti. OPEC, Ekim ayında yapılan petrol bakanları toplantısında, günlük 28 milyon varil olan toplam üretim miktarında 1,2 milyon varillik bir kısıntı kararı almış, 1 Kasım'dan itibaren de kararı uygulamaya koymuştu. |
16 Kasım 2006 MİLYON DOLARLIK YATIRIM ÇÜRÜMEYE TERK EDİLDİ -ELAZIĞ'DA KURULU, SAATTE BİR TON MEYVE İŞLEME KAPASİTESİNE SAHİP GÜL SOĞUK HAVA ve GIDA DONDURMA FABRİKASI, İŞLETME SERMAYESİ OLMADIĞI İÇİN 5 YILDIR KAPALI -FABRİKANIN SAHİBİ KÜÇÜKÖZER: -''GEREKLİ YARDIMI BULAMAZSAK, MAKİNALARI SÖKÜP KARADENİZ BÖLGESİNE GÖTÜRECEĞİM''(A.A) - Elazığ'da kurulu, Gül Soğuk Hava Deposu ve Gıda Dondurma Fabrikası, işletme sermayesi olmadığı için 5 yıldır kapalı. Fabrikanın sahibi Tuncay Küçüközer, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, üretime başladıktan kısa süre sonra fabrikayı kapatmak zorunda kaldıklarını belirterek, ''Gerekli yardımı bulamazsak, makinaları söküp Karadeniz bölgesine götüreceğim'' dedi. Organize Sanayi Bölgesinde (OSB), 2000 yılında bir milyon dolarlık yatırımla devreye giren fabrika, üretimini 3 ay sonra durdurmuştu. Küçüközer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fabrikaya işletme sermayesi için banka kredisi aldığını daha sonra yaşanan kriz nedeniyle borçları ödemekte zorlandığını, borçlar nedeniyle fabrikanın kapandığını söyledi. Fabrikanın saatte bir ton vişne ve kayısı ile 800 kilogram taze biber işleme kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Küçüközer, meyve ve sebzelerin burada dondurulduğunu, makinaların tam otomatik olduğunu ve üretimin el değmeden yapıldığını bildirdi. Küçüközer, şöyle konuştu: ''2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle fabrikayı kapattık. Şu anda fabrika kapalı ancak hiç bir yere borcu yok. Tek sorunumuz işletme sermayemizin olmamasıdır. Fabrika, Doğu ve Orta Anadoluda tektir ve bir benzeri daha yoktur. Bursa'da böyle bir fabrika bulunuyor. Bu, müşterisi bol olan sektörlerden birisidir. 5 yıldır çalışmıyor.'' -KİMSE İLGİLENMEDİ- Küçüközer, fabrikanın OSB'de bütün kuruluşların gözünün önünde olduğunu ifade ederken, ''Fabrika kapanalı 5 yıl oldu. Bu fabrika neden kapandı diyen bir tek kişi ve kuruluş olmadı'' dedi. Böyle bir yatırımın Kayseri, Gaziantep veya Denizli'de olması halinde ortak destekle işletmenin ayağa kaldırılacağını ifade eden Küçüközer, fabrikanın tam kapasiteyle çalıştığı dönemde iki vardiya halinde 83 kişinin istihdam edildiğini bildirdi. Pazar ve ham madde sorunlarının olmadığını dile getiren Küçüközer, şöyle devam etti: ''Fabrikanın yeniden üretime geçmesi en az 500 bin YTL işletme sermayesine ihtiyaç bulunmaktadır. Elazığ'daki tüm sivil toplum kuruluşlarına 'gelin ortak olun' dedik ama kimse ilgilenmedi. Beklemekten usandım. Makinaların böyle atıl bir şekilde durması bizi üzüyor. Karadeniz bölgesine gittim ve orada görüştüğüm bazı sanayiciler 'makinaları sök buraya getir dondurulmuş balık işi yapalım' dediler. Fabrikanın artık bir şekilde çalışması ya da makinaların başka yerlere götürülmesi gerekiyor. Bunu yetkililere söyledim eğer destek gelmezse makinaları söküp Karadenize götüreceğim. Çok iyi teklifler var.'' -''DAVULLU ZURNALI KAPANIŞ YAPACAĞIM''- Bu güne kadar tüm yatırımlarını Elazığ'a yaptığını, bu nedenle fabrikanın başka bir yere götürülmesinin kendisini manevi olarak üzeceğini kaydeden Küçüközer, şöyle dedi: ''Eğer makinaları söküp fabrikayı tamamen kapatırsam, kapanış töreni yapacağım. Bütün yatırımcılar açılış yapar, yetkililer, devlet erkanı açılışlara gelir. Ben de fabrikayı kapattığımda davul zurna çaldıracağım, fabrikanın kapısına kırmızı kurdele takıp kestireceğim ve fabrikanın kapanışını böyle yapacağım. Başka yapacak bir şey yok.'' |
16 Kasım 2006 İTHAL MALLARDA TSE DENETİMİ ... -TSE İTHAL MALLARI BELGELENDİRME DAİRE BAŞKANI HÜSEYİN ÖZDAMAR: ''1985'TEN BERİ, İTHALATTA TSE DENETİMİNE TABİ ÜRÜNLERİN ORANI, HİÇ BİR ZAMAN YÜZDE 5'İN ÜZERİNE ÇIKMADI'' -''AB DİREKTİFLERİ NEDENİYLE BATARYALARIN DENETİM DIŞINA ÇIKARILMASI NEDENİYLE, İSTANBUL'DA 1 MİLYON DOLARA KURDUĞUMUZ LABORATUVAR ATIL KALDI''(A.A) - Türk Standardları Enstitüsü (TSE) İthal Malları Belgelendirme Dairesi Başkanı Hüseyin Özdamar, ithalatta TSE'nin denetimine tabi malların oranının, 1985'ten beri hiç bir zaman yüzde 5'i aşmadığını söyledi. Özdamar, ithalatta TSE denetimi hakkında bilgi verirken, önceden ithalatta standart denetimi yapılırken, şu anda, AB'nin 23 direktifi doğrultusunda, uygunluk denetimi yapıldığını belirtti. Hüseyin Özdamar, TSE'nin, bazı sanayi ürünleri için Sanayi Bakanlığı, insan vücuduna yerleştirilen cihazlar konusunda Sağlık Bakanlığı, kimyevi ve organik gübreler konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 200 standart konusunda da Dış Ticaret müsteşarlığı adına ithalatta kontrol yaptığını, firmaların, gümrüklerde sorun olmasın diye 3. ülkelerin mallarını AB üzerinden getirdiğini söyledi. -''DOSYA ÜZERİNDEN İNCELEME, ÜLKEMİZE YAKIŞAN UYGULAMA DEĞİL'' İthal mal AB üzerinden geliyorsa ve CE işareti taşıyorsa, teknik dosya üzerinden bakıldığını, 3. ülkelerden geliyorsa uygunluk kriterlerine bakılıp kontrol edildiğini ve uygun değilse iade edildiğini anlatan Özdamar, şu bilgiyi verdi: ''AB'nin mevcut 23 direktifi kapsamındaki ürünlerin ithalatında, kontrol teknik dosya üzerinden yapılıyor. Bu, kendimize yakışan, ülkemize yakışan bir uygulama değil. Direktifler kapsamındaki ithalattan 7 bakanlık sorumlu. Önceden bir bakanlık sorumluydu. Uygulamalar çok iyi koordine ediliyordu. Şimdi 7 bakanlık, ayrıca DTM, Gümrük Müsteşarlığı, EPDK, TAPDK ilgileniyor. Koordinasyonu sağlamak çok zor.'' -''PİYASA DENETİMİNİ TSE YAPABİLİR'' Ürünlerde CE işareti varsa, AB direktiflerine uygun olarak denetimin piyasaya bırakıldığına, piyasadan, tüketiciden bir şikayet gelirse ürünün denetlendiğine işaret eden Hüseyin Özdamar, şöyle devam etti: ''Üründe CE işareti varsa, bırakın denetimi piyasa yapsın deniyor. İthalatçı, doküman, belge getiriyor ama gerçek mi, bu mal için mi düzenlenmiş hemen anlamak mümkün değil. Mal zaten Çin'den geliyorsa, ambalaj yok, belge yok. Türkiye'de ambalajlanıyor. AB, (gümrükte kontrol yapmayın, piyasada yapın) diyor. Hiç bir bakanlığın piyasa denetimi yapacak elemanı, deney yaptıracak parası yok. Örnek getirip deney yapmamızı istiyorlar. (Parasını yatır) diyoruz, parası yok. Şu anda piyasa gözetimini kimse yapamıyor. Şirket kurup TSE yapabilir. Şu anda TSE'nin bir sürü şirketi var. Bu amaçla şirket kurulabilir.'' -''1 MİLYON DOLARLIK LABORATUVAR ATIL KALDI'' Piyasada çok şikayet edilen bataryaların denetimi için, TSE'nin İstanbul'da 1 milyon dolara laboratuvar kurduğunu hatırlatan Özdamar, ''Bir yıl sonra bataryalar, AB mevzuatı gereği denetim dışına çıkarıldı. Laboratuvarın kapısına kilit vuruldu'' dedi. |
Ellerinize sağlık arkadaşlar:) İleriki günlerde türkiye ekonomisi hakkında yazacağım yazıyı yayınlayacağım Umarım paylaşımlarımız sonsuzlaşır Teşekkürler... |
|
16 Kasım 2006 TÜKETİCİ KREDİLERİ 44,2 MİLYAR YTL'YE ÇIKTIANKARA (A.A) - Tüketici kredileri, 10 Kasım itibarıyla 204,1 milyon YTL artarak 44 milyar 161,5 milyon YTL'ye çıktı. Söz konusu krediler, 3 Kasım tarihi itibarıyla 43 milyar 957,4 milyon YTL düzeyinde idi. Tüketici kredileri kapsamında konut kredileri 21 milyar 384 milyon YTL, taşıt kredileri 6 milyar 355,7 milyon YTL, diğer krediler 16 milyar 421,8 milyon YTL olarak hesaplandı. Bireysel kredi kartları ise 10 Kasım itibarıyla 20 milyar 570,6 milyon YTL'den 20 milyar 462,1 milyon YTL'ye indi. YTL cinsinden bireysel kredi kartlarının 8 milyar 388,4 milyon YTL'si taksitli, 12 milyar 35,5 milyon YTL'si taksitsiz kredi kartından oluştu. Tüketici kredilerinin 12,2 milyar YTL'si kamu bankaları, 27,8 milyar YTL'si özel bankalar, 4,1 milyar YTL'si de yabancı bankaları içeriyor. Tasfiye olacak tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı da, bir hafta içinde yaklaşık 23,5 milyon YTL azalarak 1 milyar 948,3 milyon YTL'ye indi. |
16 Kasım 2006 MERKEZ BANKASI HAFTALIK VERİLERİ... -BANKALARDAKİ MEVDUAT, 268,8 MİLYAR YTL'YE İNDİ(A.A) - Bankalardaki mevduat, 27 Ekim- 3 Kasım tarihleri arasında 1 milyar 371,3 milyon YTL azalarak 268 milyar 760,7 milyon YTL'ye indi. Merkez Bankasının haftalık verilerine göre, bankalardaki toplam mevduat 27 Ekim itibarıyla 270 milyar 132,1 milyon YTL idi. 3 Kasım itibarıyla, bankalardaki yabancı mevduat yaklaşık 99 milyar 844 milyon YTL, YTL cinsinden mevduat ise 164 milyar 723,2 milyon YTL oldu. Toplam 4 milyar 193,6 milyon YTL olan bankalar arası mevduatın ise 2 milyar 593,4 milyon YTL'si Türk parası, 1 milyar 600,1 milyon YTL'si de yabancı paradan oluştu. -KREDİ HACMİ- Bankaların kredi hacmi, 3 Kasım itibarıyla yaklaşık 785,8 milyon YTL azalarak 173 milyar 741,9 milyon YTL'ye indi. Bankaların kredi hacmi 27 Ekim itibarıyla 174 milyar 527,7 milyon YTL idi. 27 Ekim itibarıyla mali kesime verilen kredilerin 644,7 milyon YTL'si mevduat bankaları, yaklaşık 2 milyar 692,9 milyon YTL'si de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluşuyor. Mali olmayan kesime verilen kredilerin dağılımına bakıldığında da 44,8 milyon YTL'sinin Merkez Bankası, 163 milyar 842,6 milyon YTL'sinin mevduat bankaları, 6 milyar 516,9 milyon YTL'sinin de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluştuğu görüldü. -TÜKETİCİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN KREDİ HACMİ- Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 13,9 milyon YTL artarak 10 Kasım tarihi itibarı ile yaklaşık 3 milyar 48 milyon YTL oldu. Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 3 Kasımda 3 milyar 34,1 milyon YTL düzeyinde idi. Toplam kredinin 2 milyar 162,1 milyon YTL'si bireysel kredi, 885,9 milyon YTL'si de kurumsal krediden oluştu. -MENKUL DEĞERLER CÜZDANI- Bankaların alım satım amaçlı ve satılmaya hazır menkulleri, 27 Ekim tarihinde 94 milyar 17,1 milyon YTL iken 3 Kasımda 95 milyar 206,3 milyon YTL'ye çıktı. Verilere göre, 3 Kasım itibarıyla mevduat bankalarının portföyünde, 65 milyar 65,5 milyonu YTL, 28 milyar 632,4 milyon YTL'si de yabancı para menkul değerleri olmak üzere 93 milyar 697,9 milyon YTL'lik değerli kağıt bulunuyor. Bu bankalardaki yabancı para ve YTL cinsinden menkul değerlerin yaklaşık 904,4 milyon YTL'si yurt dışında bulunurken, yurt içi yabancı para cinsinden değerler arasında 27 milyar 555,4 milyon YTL'lik, Türk parası değerler arasında da 62 milyar 836,1 milyon YTL'lik devlet tahvili yer alıyor. |
17 Kasım 2006 TİSK'TEN KIDEM TAZMİNATI AÇIKLAMASI: -''OECD TÜRKİYE'DE İSTİHDAM ARTIŞI İÇİN KIDEM TAZMİNATININ KALDIRILMASINI ÖNERDİ''(A.A) - TİSK'ten yapılan açıklamada, Ekim ayında yayınlanan OECD 2006 Türkiye İnceleme Raporu'nda Türkiye'de istihdam artışı için kıdem tazminatının kaldırılması önerisinin yer aldığı bildirildi. Açıklamada raporda, ''Türkiye'de mevzuatın getirdiği yüklerin çalışan ve çalıştıranları kayıt dışı sektöre ittiği, çok ciddi bir istihdam maliyeti oluşturan kıdem tazminatının kaldırılarak işsizlik sigortasının ön plana çıkarılması gerektiği'' görüşüne yer verildiği kaydedildi. TİSK'in açıklamasında, OECD 2006 Türkiye Raporu'nda kıdem tazminatıyla ilgili olarak, ''Kanun, en son ücret seviyesinden her hizmet yılı için bir aylık ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmesini öngörmektedir. Bu, OECD ülkeleri içinde en yüksek kıdem tazminatı düzeyini ifade etmektedir'' tespiti yapıldığı belirtildi. Raporda, ''Kıdem tazminatı ödemelerinin istihdam üzerindeki vergi ve prim yüküne eklenmesi durumunda bu yükün büyük bir farkla OECD ülkeleri kapsamındaki en ağır vergi yükünü oluşturduğu'' görüşünün yer aldığı ve şu noktalara dikkat çekildiği savunuldu: ''Çok ağır yükler getiren kıdem tazminatı sorumluluğu daimi istihdamı çok pahalı hale getirerek kayıtlı sektörde istihdam yaratmayı engelleyen unsurlardan biri olmaktadır. Kayıtlı sektörde istihdamı teşvik etmeye yönelik kapsamlı bir iş gücü piyasası reformuna acilen ihtiyaç vardır. İstihdamla ilgili düzenlemelerin işletmeler üzerindeki yükü hafifletilmelidir. Türkiye'de kıdem tazminatı kaldırılarak işsizlik sigortası ön plana çıkarılmalıdır.'' TİSK'in açıklamasında rapora dayanarak OECD ülkelerinde kıdem tazminatı ödemelerinde kaç aylık ücretin esas alındığına ilişkin bir tabloya da da yer verildi. Buna göre, Türkiye'de 20 yıllık kıdemi olan çalışana 20 aylık ücreti, Avustralya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'da 1 aylık, Danimarka'da bir buçuk aylık, İrlanda'da 1.9 aylık, İsviçre'de 2.5 aylık, Japonya'da 2.9 aylık ücreti esas alınarak kıdem tazminatı ödeniyor. Fransa'da aynı kıdeme sahip bir çalışana 4 aylık, Yunanistan'da 5.9 aylık, İspanya'da 12 aylık ücreti esas alınarak kıdem tazminatı verilirken, Portekiz'de de Türkiye'de olduğu gibi 20 aylık ücret tutarında ödeme yapılıyor. |
17 Kasım 2006 TÜRKİYE EGE KIYILARI VE YUNANİSTAN EGE ADALARI 7. EKONOMİ ZİRVESİ... -İZMİR TİCARET ODASI MECLİS BAŞKANI NECİP KALKAN: `'ZİRVELERİN ,İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİNİN GELİŞMESİNE BÜYÜK KATKI SAĞLADIĞI ORTADA''(A.A) - Türkiye Ege Kıyıları ve Yunanistan Ege Adaları 7. Ekonomi Zirvesi, Marmaris'te başladı. Marmaris Divan Mares Otelde gerçekleştirilen toplantı, film gösterisiyle başladı. Önceki zirvelere katılan ve bugün hayatta olmayanlar için saygı duruşunda bulunulmasının ardından yapılan açılış konuşmalarında, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Necip Kalkan, iki ülke arasında, 1998 yılında Midilli'de gerçekleştirilen ekonomik zirvenin ardından, ticaret hacminde büyük artış olduğunu söyledi. Devam eden zirvelerin iki ülke arasındaki ticaret hacminin gelişmesine büyük katkı sağladığını dile getiren Kalkan, bu toplantı ve gelecek yıllarda yapılacak toplantılarla, bu hacmin daha da gelişmesi gerektiğini belirtti. Siyasetçinin farklı, halkın ve tüccarın daha farklı düşündüğünü ifade eden Kalkan, iki ülke arasında en iyi işbirliğini hedeflediklerini dile getirerek, konuşmasını, kürsünün üzerinde bulunan Türk ve Yunan bayraklarını eliyle havaya kaldırarak, ''Yaşasın Türkiye, yaşasın Yunanistan'' sözleriyle tamamladı. Kalkan'ın ardından konuşan Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mustafa Karaca da ticaretin dünyada barışın garantisi olduğunu, alışveriş içerisindeki toplumların birbirleriyle kavga ve savaş edemeyeceğini söyleyerek, zirvelerin ticaret hacminin gelişimin için birer fırsat olduğunu ve işbirliğinin artması gerektiğini dile getirdi. Yunanistan Oniki Adalar Ticaret Odası Başkanı Georgios Hacımarkos ise iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin altın dönemini yaşadığı bir süreçte başkanlık yapmanın kendisine mutluluk verdiğini, ilişkilerin sadece ticari değil kültürel ve sosyal yönde de etkilerinin olduğunu bildirdi. Hacımarkos, ticari ilişkilerdeki gelişmelerin, zirvelerin etkisini ortaya koyduğunu belirterek, sürdürülmesinin önemine değindi. Toplantıya; Türk ve Yunan iş adamlarının yanı sıra iki ülkeden çok sayıda gazeteci de katıldı. |
17 Kasım 2006 ÇORAP SEKTÖRÜ ÇİN TEHDİDİNİ AŞTI -ÇORAP SANAYİCİLERİ DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI ÖZÜREN: -''SEKTÖRÜMÜZ, ÇİN'E KARŞI TÜRK TEKSTİLİNİN VERDİĞİ İLK BAŞARILI SINAVDIR. KOTA KORUMASINDA DEĞİLİZ, BUNA RAĞMEN ÇİN İLE BİRE BİR REKABETE GİREBİLİYORUZ'' -''BU YIL, 2005'DE ELDE ETTİĞİMİZ RAKAMLARI KORUYABİLECEĞİZ. İHRACAT ARTIŞ HIZIMIZ DÜŞMEKLE BERABER, YİNE 1 MİLYAR 450 BİN ÇİFTİ İHRACAT OLMAK ÜZERE 2 MİLYAR ÇİFT ÜRETİM YAPACAĞIZ'' -''HER İNGİLİZE 5 ÇİFT, 3 MİLYON NÜFUSU OLAN BOSNA HERSEK'E DE 3 MİLYON ÇİFT ÇORAP SATIYORUZ''(A.A) - Türk çorap sektörü, ana ihracat pazarı olan AB'yi Çin'e kaptırma tehlikesini aştı. Çorap Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Ümit Özüren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çorap üretiminde Türkiye'nin, Çin ve ABD'den sonra dünyanın 3'üncü büyük üretici ülkesi olduğunu, ihracatta da ABD'nin iç piyasaya yönelik üretim yapması nedeniyle Çin'in ardından 2'nci sırada bulunduğunu söyledi. Özüren, çorabın tekstil ihracatı içinde ciddi bir yere sahip olduğunu ve geçen yıl 1 milyar 400 milyon çift ile 800 milyon dolar çorap ihracatı gerçekleştirdiklerini belirterek, ''Bu yıl, 2005'de elde ettiğimiz rakamları koruyabileceğiz. İhracat artış hızımız düşmekle beraber, yine 1 milyar 450 bin çifti ihracat olmak üzere 2 milyar çift üretim yapacağız'' dedi. Sektörün 33 ülkeye bir milyon çiftin üzerinde ihracat yaptığını anlatan Özüren, her İngilize 5 çift, 3 milyon nüfusu olan Bosna Hersek'e 3 milyon çift çorap sattıklarını, çorap tüketiminin coğrafi özellikler ve iklim ile bağlantılı olduğunu, İskandinavya ülkelerinde 20 çift olan yıllık kişi başı çorap tüketiminin Türkiye'de 5 çift seviyesinde bulunduğunu bildirdi. Yurt içi çorap tüketiminin yıllık 400 milyon çift olduğunu belirten Özüren, Türkiye'nin çorapta önde gelen bir ülke olduğunu, Çin'e uygulanan kotaların kalkmasına rağmen yenilmediklerini, İstanbul Deklarasyonu sayesinde AB'nin 10 kategoride Çin'e karşı kota uygulaması başlattığını, çorabın bu kategoride yer almadığını anlattı. Özüren, sektörün geçen yılın başından beri Çin'e karşı herhangi bir korumayla karşı karşıya olmadığını ifade ederek, en büyük pazarları olan AB'ye yaptıkları ihracatta Çin ile hemen hemen aynı şartlara sahip olduklarını, ilk beklentilerinin çok olumsuz olduğunu, ancak düşündükleri pazar kaybının gerçekleşmediğini söyledi. -''ÇİN, BİZİM PAZARIMIZDAN PAY ALAMADI''- Ümit Özüren, şunları kaydetti: ''Çorap ihracatımız, 2000-2004 yılları arasında yıllık yüzde 20'lik bir artışa sahipken geçen yıl Çin faktörü nedeniyle bu artış sadece yüzde 9'da kaldı. Bu yıl da geçen yılın rakamlarını koruyabileceğiz. Sektörümüz, Çin tehdidini aşmaya başladı, Çin'e karşı Türk tekstilinin verdiği ilk başarılı sınavdır. Kota korumasında değiliz, buna rağmen Çin ile bire bir rekabete girebiliyoruz. Yüzde 5-6 olan AB'nin ithalatı içindeki Çin'in payı, kotalar kalktıktan sonra yüzde 25-30'lara çıktı. Türkiye'nin payı yüzde 48'di, hala yüzde 47-46'lar civarında. Yani Çin, bizim pazarımızdan pay alamadı, AB'ye ihracat yapan diğer ülkeler ve AB'nin üreticilerinden pay aldı. Çin'e karşı kendimizi çok iyi savunduk. Yüzde 30-40 pazar kaybedeceğimizi düşünürken sadece ihracat artış hızımız yavaşladı.'' Özüren, Çin'e karşı verimlilik artışı, Avrupai bir bakış açısına sahip bulunmaları, sağlam altyapı, daha iyi bir estetik anlayışı ve teslimat sürelerinin kısa olması avantajlarına sahip olduklarını söyledi. Çorap firmalarının iç çamaşırı yanında başka sektörlere de girmeye başladığını anlatan Özüren, ''Firmalar, yeni yatırımlarını değişik sektörlere yapmaya başladı. Karlılık azalması, insanların yumurtaları değişik sektörlere böldürmesini gerektiriyor. Bunun yanında dışarıdan çorap üretimine yeni yatırım yapanlar da oldu'' diye konuştu. Türkiye'de çorap üretiminin İstanbul dışında daha hızlı büyüdüğünü anlatan Özüren, Avrupa'daki spor markaları, büyük mağaza zincirlerinin çorap üretimini Türkiye'de yaptırdığını da kaydetti. |
17 Kasım 2006 TIR KARNESİ SİSTEMİ KALDIRILIRSA NE OLACAK? -TOBB BAŞKAN YARDIMCI HALİM METE: -''TIR FİLOMUZ BÜYÜK GELİR KAYBINA UĞRAYACAK'' -UND BAŞKANI ÇETİN NUHOĞLU: -''TÜRK TIRLARI, HER ÜLKENİN GÜMRÜK KAPISINA PARA ÖDEMEK ZORUNDA KALACAK''(A.A) - Tır karnesi sisteminin kaldırılması halinde, taşımacılık yapan Türk TIR'larının sadece 25 ülkeye gidebileceği ve tır filosunun büyük gelir kaybına uğrayacağı bildirildi. Uluslararası karayolu taşımacılığını düzenleyen ve Türkiye'nin etkin biçimde yararlandığı Tır Karnesi Sistemine yönelik son dönemlerde ortaya çıkan gelişmelerin ne sonuç getireceğine ilişkin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı Halim Mete, basın toplantısı düzenledi. Mete'nin düzenlediği basın toplantısına Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Çetin Nuhoğlu, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) Başkanı Paul Laeremans, Genel Sekreteri Martin Marmy ile TOBB Genel Sekreteri İsmail Köksal eşlik ettiler. -DIŞ TİCARETİN YÜZDE 40'I, TÜRK TIR FİLOSUYLA TOBB Başkan Yardımcısı Mete, dünya tır karnesi kullanımının yaklaşık 600 bin civarında olduğunu, bu rakamın yüzde 20'sinin Türkiye tarafından rezerve edildiğini belirtirken, Türk dış ticaretinin yüzde 40'nın da Türk Tır Filosu'yla yapıldığını söyledi. Bu sistemin kaldırılması halinde, 80 milyar dolarlık Türk ihracatının yüzde 40'ının tır filosunun taşıdığı dikkate alındığında; konunun hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Mete, Türkiye'nin '' e..tır'' sistemine dahil olması durumunda, taşıma maliyetlerinin çok yükseleceğini kaydetti. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu da, Türkiye'nin yıllık olarak batıya 300 bin sefer düzenlediğini, bunun 70 bininin RO-RO seferiyle, 230 bininin Türk tırlarıyla yapılmakta olduğunu hatırlatarak, tır karnesine göre yapılan taşımacılığın ucuz maliyetle yapıldığını belirtti. ''Eğer bu sistem kalkarsa Türk tırları her giriş yaptıkları ülkenin gümrük kapısına para ödemek durumunda kalacaklar'' diyen Nuhoğlu, ayrıca mevcut sistemle AB'ye üye ülkelerin dışındaki ülkelere de taşıma yapıldığını bildirdi. Mevcut Tır karnesi sistemi kaldırıldığında Türkiye'nin sadece 25 ülkeye taşımacılık yapabileceğini, AB üye olmayan 30 ülkeye yani Orta Asya'ya, Orta doğuya taşıma işlemini gerçekleştiremeyeceğini kaydetti. Nuhoğlu, karayolu taşımacılığının yılda 3,5 milyar dolara yakın döviz getirisi bulunduğunu ve bunun büyük kısmının Tır karnesi sistemiyle kazanıldığını ifade etti. -TÜRKİYE'DEN DESTEK- IRU Başkanı Paul Laeremans da, kuruluşlarının BM şemsiyesi altında faaliyet gösteren bir kurum olduğunu, ancak Türk otoritelerinin bu kuruluşa destek olmadığını söyledi. IRU Genel Sekreteri Martin Marmy ise TIR Karnesi Sisteminin 55 ülkede 11 bin hareketi izlemekte olduğunu, bunun 66 ülkeye çıkması konusunda çalışmalar yaptıklarını kaydettiği konuşmasında, 2005 yılı itibariyle 3,2 milyon adet karne kullanıldığını bildirdi. Marmy, Türkiye'nin IRU'nun ana ortaklarından biri olmasına rağmen kamu tarafından desteklenmediğini dile getirdi ve Türk Kamu Kurumları'nca desteklenmesi talebinde bulundu. Öte yandan basın toplantısıyla sorunlarını dile getiren heyet, bugün Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nu ziyaret ederek, sorunlarının çözümü konusunda destek isteyecekler. |
17 Kasım 2006 TÜRKİYE-IRAK KEK PROTOKOLÜ İMZALANDI -DEVLET BAKANI TÜZMEN: -''2008 YILI SONUNDA İŞ HACMİMİZ, 15 MİLYAR DOLAR DÜZEYİNE ULAŞACAK'' -''KERKÜK-YUMURTALIK BORU HATTI SİSTEMİNİN TAHRİP OLAN İKİNCİ HATTININ DEVREYE ALINMASI VE İKİ ÜLKE ARASINDA BİR DOĞAL GAZ BORU HATTININ KURULMASININ BEKLENTİLER ARASINDA OLDUĞUNU VURGULADIK'' -IRAK PETROL BAKANI EL ŞEHRİSTANİ: -''TÜRK MÜTEAHHİTLİK FİRMALARI BUYURSUNLAR, IRAK'A GELSİNLER, PAZARI İNCELESİNLER. ÇOK SAYIDA BİRLİKTE ÇALIŞILACAK PROJELER SÖZ KONUSUDUR''(A.A) - Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye ve Irak arasındaki iş hacminin, 2008 yılı sonunda transit ticaret ve müteahhitlik hizmetleri dahil 15 milyar dolara ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Türkiye-Irak Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı Protokolü imzalandı. Protokole, Türkiye adına Devlet Bakanı Tüzmen, Irak adına da Petrol Bakanı Hüseyin El Şehristani imza koydu. Tüzmen, imza töreninde yaptığı konuşmada, anlaşma ile Türkiye ve Irak arasında yeni bir yol haritasının çizildiğini bildirdi. 2005 yılında iki ülke arasındaki iş hacminin 7,8 milyar doları bulduğunu belirten Tüzmen, 2006 yılında çok büyük ilerleme sağlanamadığını, bunun nedenlerinin ise Habur Sınır Kapısında yürütülen modernizasyon çalışmaları, gerek Irak'ta, gerekse Orta Doğu'da yıl içerisinde giderek artan istikrarsızlık, buna bağlı olarak iş koşullarının olumsuz etkilenmesi olduğunu ifade etti. Tüzmen, 2007'de Irak ve Türkiye iş hacminin 10-12 milyar dolar civarında gerçekleşmesini beklediklerini, bunun tamamen Irak'ın istikrarı ile ilgili olduğunu kaydetti ve istikrarın sağlanması durumunda, 2008 yılı sonunda bu rakamın transit ticaret ve müteahhitlik hizmetleri de dahil 15 milyar dolar düzeyine ulaşacağını söyledi. Toplantılarda, Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı Sisteminin Körfez Savaşı sırasında tahrip olan ikinci hattının devreye alınmasının dile getirildiğini belirten Tüzmen, ayrıca iki ülke arasında bir Doğalgaz Boru Hattının kurulmasının beklentiler arasında olduğunu vurguladıklarını kaydetti. Tüzmen, elektrik sektöründe Irak'ın ihtiyaçlarını daha da artan oranlarda karşılamak ve iki ülke arasındaki iletim hatlarının kapasitesini artırmak yönünde çaba gösterdiklerini de anlattı. -''ULUSLARARASI PRATİKLERİ UYMAYAN UYGULAMALAR KALDIRILMALI''- Bakan Tüzmen, Türk mallarının Irak pazarındaki rekabet şansını olumsuz yönde etkileyen çeşitli uygulamaları Irak tarafının dikkatine sunarak, uluslararası pratiklere uymayan bu uygulamaların ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini ifade etti. Türkiye'nin Irak politikasının açık olduğunu ve Irak'ı bölgede stratejik ortakların birisi olarak gördüğüne işaret eden Tüzmen, enerji konularının da söz konusu stratejik işbirliğinin en önemli parçalarından birini teşkil ettiğini söyledi. Tüzmen, Türk firmalarının Irak'ın yeniden yapılandırılması çalışmaları kapsamında aktif bir rol üstlendiğini, bu katkının daha da artırılması için Irak'ta proje üretimini desteklemek amacıyla, önümüzdeki dönemde bir teknik yardım programını yürürlüğe koyacaklarını kaydetti. -İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ SINIR KAPILARI AÇILACAK- Tüzmen, Habur Sınır Kapısının hızla gelişmekte olan Türkiye-Irak ticari ve ekonomik ilişkilerinin gereklerini karşılayamadığını, bu nedenle ikinci ve üçüncü sınır kapılarının da en kısa süre içerisinde açılması konusunda mutabakata varıldığını bildirdi. Açılacak bu yeni sınır kapılarının, gelecekte Akdeniz'i Arap Körfezi'ne bağlayacak kara ve demiryolu ağlarının kesişme noktasında olması gerektiğine işaret eden Tüzmen, söz konusu kapıların bağlantı yollarının da en kısa süre içerisinde, en düşük maliyetle tamamlanabilir olması gerektiğine dikkat çekti. Bakan Tüzmen, Irak Petrol Bakanlığı ile işbirliği içerisinde 'Petrol Gaz ve Konferansının' 2007 yılı başında Türkiye'de düzenlemek konusunda da mutabakata varıldığını söyledi. -IRAK PETROL BAKANI- Irak Petrol Bakanı Hüseyin El Şehristani de konuşmasında, Irak'ın zor bir dönem yaşadığını belirterek, bu sorunların üstesinden gelinmesi için gayret ve çaba sarfedildiğini kaydetti. Irak'ta yeniden yapılandırma çalışmalarının hükümet tarafından desteklendiğini bildiren Şehristani, önümüzdeki yıllarda dünyanın petrole olan ihtiyacının artarak devam edeceğini, Türkiye'nin Irak'ın petrol ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasında köprü konumunda olduğunu anlattı. Enerji alanının, başlıca işbirliği alanlarından birini oluşturduğuna dikkat çeken konuk Bakan, Irak'ın jeolojik yapısı nedeniyle rezervlerinin ancak yüzde 8'ini kullanabildiğini ifade etti. Şehristani, günlük petrol üretimini artıracaklarını ve hedeflerinin 2010 yılına kadar günlük 4 milyon varil olduğunu belirtti. Konuşmasında Türk müteahhitlik firmalarına çağrıda bulunan konuk Bakan, ''Buyursunlar, Irak'a gelsinler, pazarı incelesinler, çok sayıda birlikte çalışılacak projeler söz konusudur'' dedi. -YENİ PROJELER... Şehristani, ''Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattındaki sabotajların engellenmesi için by-pass boru hattı düşünülüyordu, son durum nedir ve Türkiye ile Irak arasında doğalgaz boru hattı ile ilgili durum nedir'' şeklindeki soruları yanıtlarken, Irak'ın mevcut imkanları içinde boru hattının korunması için tedbir aldığını ve alternatif boru hattı projesinin de uygulamaya konulduğunu söyledi. Dogal gaz boru hattı ile ilgili olarak da Şehristani, ''Kuzeyde olsun, batı Sahra'da olsun zengin rezervlere sahip doğal gaz imkanları var. Buralarda elde edilecek ihtiyaç fazlası doğal gazı Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılacak. Bu proje üzerinde de ciddi olarak çalışma yapılmaktadır'' dedi. Bakan Tüzmen ise projeler hakkında kendilerine iletilen herhangi bir şey olmadığını, Irak tarafının kendi içinde çalışma yaptıklarını söyledi. |
17 Kasım 2006 CE İŞARETİNDE ONAYLANAN İLK KURULUŞ TSE... -DEVLET BAKANI TÜZMEN: ''ONAYLANMIŞ KURULUŞ KONUSUNDA PASAPORT ALDIK''(A.A) - Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, 'bir malın serbest dolaşımını' sağlayan CE işareti konusunda, Türk Standardları Enstitüsünün (TSE), Türkiye'nin ilk onaylanmış kuruluşu olarak atandığını açıkladı. Bakan Tüzmen bu konuda, ''Onaylanmış kuruluş konusunda pasaport aldık'' dedi. Tüzmen, Türkiye-Irak Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Protokol imza töreninin ardından yaptığı açıklamada, CE işaretini zorunlu kılan 'asansörlerle' ilgili mevzuat kapsamında, AB üyesi ülkelerin onaylanmış kuruluşlarının yanı sıra artık bir Türk kuruluşunun da (TSE) faaliyet gösterebileceğini söyledi. Üstlenilen AB mevzuatının öngördüğü, CE gibi AB işaretlerinin, sadece AB üyesi ülkelerin test ve belgelendirme kuruluşlarının değil, Türk test ve belgelendirme kuruluşlarının da faaliyetleri sonucunda ürünlere iliştirilebileceği anlamına geldiğini anlatan Tüzmen, şöyle devam etti: ''Söz konusu işaretlerin malların taraflar arasındaki ticaretinde birer pasaport niteliği taşıdıkları dikkate alındığında, konunun sadece kendi pazarımıza yönelik üretimimiz için değil, AB'ye ihracatımız açısından da büyük önem taşıdığı açıktır. AB dışındaki ülkelerin AB ile ticaretinde Türk kuruluşlarının da hizmetlerinden faydalanabileceği düşünüldüğünde bu konunun sektörlerimiz açısından önemi daha da ön plana çıkmakta.'' Bakan Tüzmen, ilk etapta CE işaretiyle ilgili olarak ve asansör sektöründe kaydedilen gelişmenin, Türkiye'nin teknik mevzuat uyumunu tamamladığı CE veya diğer AB işaretlerini gerektiren tüm sektörlerde de gecikmeksizin kaydedilmesi halinde, Türkiye'nin teknik mevzuat alanında uzun süredir devam etmekte olan AB ile entegrasyon çalışmalarının beklenen sonuçlarının ekonomi içerisinde daha geniş bir yelpazede hissedilmesinin mümkün olacağını söyledi. Takip edecek gelişmelerin, öncelikle ''ürün güvenliği'' prensibini esas alan ve ilgili olduğu ürüne CE işaretinin iliştirilmesini zorunlu kılan Yeni Yaklaşım mevzuatında yaşanacağının tahminde edildiğini ifade eden Tüzmen, bugün itibariyle anılan AB mevzuatının tamamının, ilgili kamu kuruluşlarınca Türk mevzuatı haline getirildiğini kaydetti. Bakan Tüzmen, teknik mevzuat uyumu alanında, sistemin temel prensiplerini belirleyen mevzuatı hazırlamak ve ilgili kamu kuruluşlarınca yürütülen ürün bazlı uyum çalışmalarında eşgüdümü sağlama görevini yürüten DTM koordinasyonunda, yeni yaklaşım mevzuatıyla ilgili yaklaşık 2 yılı aşkın bir süredir Avrupa Komisyonu ile devam eden görüşmelerin tüm etaplarında son noktaya gelindiğini söyledi. Bu çerçevede, özellikle Onaylanmış Kuruluş adaylarıyla ilgili süreci detaylandırmak üzere hazırlanan 1/2006 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının, 15 Mayıs 2006 tarihinde yürürlüğe girdiğini anlatan Tüzmen, ilgili mevzuatın büyük bölümü hakkında komisyonla teknik görüş alışverişinin tamamlandığını, mevcut Onaylanmış Kuruluş adaylarının teknik yeterliliğinin AB tarafından incelenmesi işlemlerinin sonuçlandırıldığını kaydetti. Bakan Tüzmen, bu anlamda söz konusu görüşmelerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlamış olmasının, son derece memnuniyet verici bir gelişme olduğunu da ifade etti. 17 Kasım 2006 İÇ BORÇ ÖDEMESİ... -HAZİNE, GELECEK HAFTA 3 MİLYAR 447 MİLYON YTL İÇ BORÇ ÖDEMESİ YAPACAK(A.A) - Hazine, gelecek hafta 3 milyar 447 milyon YTL iç borç ödemesi yapacak. Hazine 22 Kasım Çarşamba günü tamamı YTL cinsinden ve piyasaya olmak üzere 3 milyar 447 milyon YTL iç borç ödemesinde bulunacak. Hazine, Kasım ayında 10 milyar 940 milyon YTL'si piyasaya olmak üzere toplam 12 milyar 417 milyon YTL iç borç ödemesi gerçekleştirecek. 17 Kasım 2006 HAZİNE GELECEK HAFTA TAHVİL İHALESİ DÜZENLEYECEK(A.A) - Hazine gelecek hafta, YTL cinsinden 5 yıl (1.750 gün) vadeli değişken kuponlu tahvil ihalesi yapacak. 21 Kasım Salı günü düzenlenecek tahvil ihalesinde satılan kağıtlar 22 Kasım Çarşamba günü ihraç edilirken, geri ödeme tarihi 7 Eylül 2011 olarak belirlendi. Bu arada Hazine gelecek hafta, tamamı YTL cinsinden ve piyasaya olmak üzere, 3 milyar 447 milyon YTL iç borç ödemesi yapacak. |
17 Kasım 2006 SANAYİ VE TİCARET BAKANI COŞKUN: -''BEN ELEKTRİK ZAMMINA KARŞIYIM. ÇÜNKÜ SANAYİCİYİM''(A.A) - Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, ''Ben elektrik zammına karşıyım. Çünkü sanayiciyim'' dedi. Coşkun, Türk Patent Enstitüsünün kuruluşunun 135'inci yıldönümü kutlamaları çerçevesinde Türk Patent Enstitüsü ve Marka Korumu Grubu tarafından düzenlenen ''Marka Kültürü: Sorunlar-Çözümler, Dünya ve Türkiye Örnekleri'' konulu uluslararası konferansın açılışında yaptığı konuşmada, ekonomide kaydedilen gelişmelere değindi. Bakan Coşkun, cari açık ya da dış ticaret açığının herhangi bir sıkıntı yaratacak durumda olmadığını, tarım sektöründe arzu edilen büyümenin gerçekleştirilmesiyle GSMH'nin daha sağlıklı büyüyeceğini vurguladı. Hükümet olarak özel sektör öncülüğündeki kalkınma modelinde çalışmaları ısrarlı bir şekilde sürdürdüklerini belirten Coşkun, 2012 yılına kadar Avrupa'nın altıncı büyük ekonomisi olmayı hedeflediklerini ifade etti. Ali Coşkun, Türkiye'nin sınai mülkiyet hakları konusunda dünyada önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, küreselleşme sürecinde ve ticari engellerin tamamen ortadan kaldırıldığı ortamda rekabetin, zenginliğin özünü yenilikler, markalar ile sınai ve mülkiyet haklarının oluşturduğunu söyledi. -ELEKTRİK ZAMMI...- Coşkun, konferansın açılış konuşmalarının ardından gazetecilerin elektrik zammına ilişkin soruları üzerine şöyle konuştu: ''Ben elektrik zammına karşıyım. Çünkü sanayiciyim. Bugün sanayicinin girdi maliyetleri içinde önemli unsurlardan bir tanesi rekabet için enerji. Ama onu da Enerji Bakanlığı, Maliye Bakanlığı değerlendiriyor. Tabii ki kalkınma sürecinde birçok yatırımlar, altyapı yatırımları var. Dolayısıyla mali dengenin disiplinin bozulmaması için üzerinde çalışıyorlar.'' Bakan Coşkun, konferans kapsamında düzenlenen Türkiye Coğrafi İşaretler Sergisinin açılışını da gerçekleştirdi. |
T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI Sayı: 2006/ 130 17 KASIM 2006 BASIN DUYURUSU Bilindiği üzere, 31.10.2006 tarihinde kamuoyuna duyurulan “Kasım 2006 İç Borçlanma Stratejisi” çerçevesinde Müsteşarlığımızca düzenlenecek olan ihalelerin detaylarının, ihale gününden en az bir gün önce kamuoyuna ilan edilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, • 21.11.2006 tarihinde, 22.11.2006 valör ve 07.09.2011 itfa tarihli olmak üzere, 6 ayda bir değişken kupon ödemeli, Yeni Türk Lirası cinsinden Devlet Tahvili ihalesi yapılacaktır. Söz konusu tahvil TRT070911T19 tanımlı senedin yeniden ihracı olacaktır. Piyasa Yapıcılığı Sistemi çerçevesinde, söz konusu ihale için değişim işlemine konu geri alınacak DİBS’lere ilişkin fiyat listesi aşağıdaki şekildedir: KUPONLU DİBS'LER İTFA TARİHİ ISIN GERİ ALIM FİYATI 02.07.2008 TRT020708T11 102,715 02.07.2008 TRT020708T29 102,715 17.02.2010 TRT170210T15 105,608 17.02.2010 TRT170210T23 105,608 18.08.2010 TRT180810T18 105,608 18.08.2010 TRT180810T26 105,608 12.01.2011 TRT120111T10 107,981 12.01.2011 TRT120111T28 107,981 Kamuoyuna duyurulur. |
17 Kasım 2006 KOBİ'LER VE VERİMLİLİK KONGRESİ... -SANAYİ VE TİCARET BAKANI COŞKUN: -''ŞİMDİ KOBİ'LERE KREDİ YAĞIYOR. ONUN İÇİN KOBİ'LERİN BASEL II ŞARTLARINA UYARAK BU KREDİLERİ ALABİLİR HALE GELMESİNE GAYRET EDİYORUZ''(A.A) - Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, ''Şimdi KOBİ'lere kredi yağıyor. Onun için KOBİ'lerin Basel II şartlarına uyarak bu kredileri alabilir hale gelmesine gayret ediyoruz'' dedi. Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) ve Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) işbirliği ile düzenlenen 3'üncü KOBİ'ler ve Verimlilik Kongresinin açılışında konuşan Coşkun, ekonomilerin gelişme motoru ve istihdam kaynağı olarak bilinen KOBİ'lerin, yeni iş imkanları sağlamakla kalmayıp yenileşmenin ve rekabetin en dinamik kaynağını oluşturduğunu söyledi. Coşkun, KOBİ'lerin, uluslararası pazarın taleplerine ilişkin yeni üretim ve tekniklerine, yeni pazarlama stratejilerine uyum sağlayabilecek esneklikte oldukları için sanayileşme sürecinin de lokomotifi durumunda olduğunu belirterek, KOBİ'lerin bir çok sorunu bulunduğunu, bunların başında bilgiye ulaşma eksikliğinin geldiğini kaydetti. KOBİ'lerin yeniden yapılanması, muhasebe ve bilanço düzeniyle ciddi yapılara kavuşması gerektiğini vurgulayan Coşkun, AB'de 20 milyon işletmenin KOBİ durumunda bulunduğunu, Türkiye'deki KOBİ'lerle bu AB'deki KOBİ'lerin rekabet edebilir hale gelmesi gerektiğini söyledi. Coşkun, KOBİ'lerin sorunlarına değinirken de, ''Toplumun neden okumadığını çok düşündüm. İlkokulda çocuğun önüne 'okuma' kitabı koyuyorlar. Toplum okumuyor, takip etmiyor. KOBİ'lerde de buna benzer bir yanlış alışkanlık var. Bir araya gelemiyor, ortaklık kuramıyorlar. Dolayısıyla sermaye yapısı güçlenemeyen KOBİ'lerin önümüzdeki günlerde çok daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya geleceğine inanıyorum'' diye konuştu. -BANKALARIN KOBİ'LERE DESTEKLERİ- Ali Coşkun, bankaların artık KOBİ'leri desteklediğini ifade ederek, ''Şimdi KOBİ'lere kredi yağıyor. Onun için KOBİ'lerin Basel II şartlarına uyarak bu kredileri alabilir hale gelmesine gayret ediyoruz'' dedi. KOSGEB çatısı altında 57 bin KOBİ'nin kontrol altında tutulduğunu bildiren Coşkun, 200 bin KOBİ'yi denetim ve gözetim altına alıp problemlerini çözmek istediklerini söyledi. Ekonomideki gelişmelere de değinen Coşkun, ''Artık Türkiye'ye kimse borçlu ülke demiyor. Kimse 'Türkiye borçlarını çevirecek mi, çevirmeyecek mi' demiyor. 4 yıldır büyüme süreci devam ediyor. Bu kazanımları siyasi çekişmelerle yitirmememiz lazım'' dedi. |
17 Kasım 2006 GEÇEN HAFTA YATIRIM ARAÇLARI... -GEÇEN HAFTA İMKB'DE HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 3,01 DEĞER KAYBETTİ(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsa'sında (İMKB)işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 3,01 değer kaybetti. İMKB Bileşik Endeksi, haftalık bazda 1.194,38 puan azalarak 39.627,18 puandan 38.432,80 puana düştü. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 2,39, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 1,27 oranında azaldı. Önceki hafta sonu 29,35 YTL olan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 28,65 YTL'ye, 197,00 YTL olan Cumhuriyet altınının satış fiyatı 194,50 YTL'ye geriledi. Kapanışta bugün, Amerikan Doları'nın satış fiyatı haftalık bazda değişmeyerek 1,4440 YTL oldu. Avronunki de yüzde 0,65 azalarak 1,8460 YTL'ye düştü. Yatırım fonlarına katılma belgeleri geçen hafta ortalama yüzde 0,04 oranında artış kaydetti. (A ) tipi endeks haftalık bazda yüzde 0,95 azalırken, (B) tipi endeks yüzde 0,27 yükseldi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda, ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vadelerdeki bono ve tahvillerin haftalık net getirileri ise yüzde 0,27 ile yüzde 0,39 arasında gerçekleşti. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarına bakıldığında, mevduat faizinin haftalık net getirisi, bir aylık mevduatta yüzde 0,27 oldu. Önceki hafta sonunda ortalama faizleri yüzde 17,9 dolayında olan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,31 olarak gerçekleşti. |
18 Kasım 2006 ARAÇ MUAYENE ÖZELLEŞTİRMESİNDE SONA DOĞRU... -DANIŞTAY'IN DÜN VERDİĞİ YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ ARDINDAN ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE SIRA 1. DAİRE'DEN ALINACAK İMTİYAZ SÖZLEŞMESİ ONAYINA GELDİ -BU ONAYIN DA ALINMASI DURUMUNDA ALICI FİRMAYA DEVİRİN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİ BELİRTİLİYOR(A.A) - Danıştay'ın, araç muayene istasyonlarının özelleştirilmesi ihalesini onaylayan Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararını iptal eden idare mahkemesi kararının yürütmesini durdurmasının ardından, sıra Danıştay 1. Daire'den imtiyaz sözleşmesi için onay alınmasına geldi. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Danıştay'ın dün verdiği kararların ardından, süren davalar nedeniyle imtiyaz sözleşmesini geri gönderen 1. Daire'ye tekrar başvuru yapacak. 1. Daire'nin imtiyaz sözleşmesi taslağına ilişkin görüşlerini bildirmesinin ardından, bu görüş doğrultusunda sözleşmeye nihai şekli verilecek. Bunun ardından da imtiyaz sözleşmesi ile birlikte devir sözleşmesi imzalanarak araç muayene istasyonlarının alıcı firmaya devri yapılabilecek. -613,5 MİLYON DOLARILK İHALE- Araç muayene istasyonlarının özelleştirilmesine ilişkin ihale Kasım 2004'te yapılırken, Akfen-Doğuş-TüvSüd Ortak Girişim Grubu toplam 613,5 milyon dolar bedelle iki bölgede en yüksek teklifi vermişti. Ortak Girişim Grubu, aralarında İstanbul'un da bulunduğu Türkiye'nin kuzeyindeki illeri kapsayan birinci bölge araç muayene istasyonları özelleştirme ihalesi için 300 milyon 250 bin dolar, aralarında Ankara ve İzmir'in de bulunduğu Türkiye'nin güney yarısını kapsayan 36 ilden oluşan ikinci bölge için ise 313 milyon 250 bin dolar teklif vermişti. Söz konusu ihale ile birlikte araç muayene istasyonlarının 20 yıllığına devri öngörülüyor. -DANIŞTAY'IN DÜN VERDİĞİ KARARLAR- Bu arada, Danıştay 13. Dairesi, Ankara 11. İdare Mahkemesi kararına karşı ÖİB ve ihaleyi kazanan firmaların yaptığı temyiz başvurularını değerlendirerek, dün karara bağlamış ve araç muayene istasyonlarının özelleştirilmesi ihalesini onaylayan ÖYK'nın Şubat 2005'deki kararını iptal eden idare mahkemesi kararının yürütmesini durdurmuştu. Danıştay 13. Dairesi, Makine Mühendisleri Odası tarafından ÖİB ve Rekabet Kurumu kararlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açtığı davalarda da ilk incelemesini tamamlamış ve ihalenin ÖİB tarafından sonuçlandırılmasına ilişkin 16 Ocak 2006 tarihli kararın yürütmesinin durdurulması istemini reddetmişti. Daire'den ayrıca, ihale sonuçlarının tekelleşme yaratacağı iddiasıyla açılan ve Rekabet Kurumunun ''olur'' kararının yürütmesinin durdurulması istemini de red kararı çıkmıştı. |
18 Kasım 2006 DÜNYA TÜRK İŞ ADAMLARI ALTINCI KURULTAYI... -DÜNYA TÜRK İŞ ADAMLARI VAKFI BAŞKANI ÖNEN: -''BİZ ÜLKEMİZİN AYDINLIK GELECEĞİNE İNANIYOR VE KENDİ GELECEĞİMİZİ ÜLKEMİZİN GELECEĞİNDE GÖRÜYORUZ''(A.A) - Dünya Türk İş Adamları Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Önen, ''Biz ülkemizin aydınlık geleceğine inanıyor ve kendi geleceğimizi ülkemizin geleceğinde görüyoruz'' dedi. Dünya Türk İş Adamları Vakfı tarafından 1996 yılından bu yana iki yılda bir düzenlenen Dünya Türk İş Adamları Kurultayının altıncısı İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında başladı. Açılış konuşmaları öncesi saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile TRT İstanbul Radyosu Gençlik Korosunun de sahneye çıktığı açılışta, İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçılarınca ''Cumhuriyetin Ekonomisi'' konulu bir gösteri sunuldu. Dünya Türk İş Adamları Vakfı Başkanı Önen, konuşmasına, geçmişte kurultaylarına büyük destek veren ve ilk üç kurultayın başkanlığını yapan merhum iş adamı Sakıp Sabancı'yı anarak başladı. ''Türkiye'ye yatırım, geleceğe yatırım'' söylemi ve inancıyla altıncı kez toplandıklarını aktaran Önen, ''Biz ülkemizin aydınlık geleceğine inanıyor ve kendi geleceğimizi ülkemizin geleceğinde görüyoruz'' dedi. Yurt dışındaki Çinliler'in, Hintliler'in, İrlandalılar'ın kendi ülkeleri için yaptıklarını görerek aynısını Türkiye için yapma ortak hedefine talip olduklarını dile getiren Önen, şunları söyledi: ''Üçüncü ülkelerde, ülkemiz aleyhine tezgahlanan oyunların karşısında dalga kıran olmak istiyoruz. Kişi başına milli geliri 15 bin doları, GSMH'si 1 trilyon doları aşmış, teknoloji ve Know How üreten bir bilgi toplumu olarak uluslararası camianın önder ülkelerinden biri olma yolunda görev almak istiyoruz. Yurt dışında ön cephede çalışan iş adamlarımızla ana vatanda bulunan meslektaşları arasında bir güç birliği oluşturarak bu hedefe doğru yürümek, bu kurultayın gerçekleştirmek istediği amaçlardan biridir.'' Önen, kurultayın diğer bir amacının da bu yıl bir ilk olarak gerçekleştirecekleri ve illere kendilerini tanıtabilmeleri açısından önemli bir faaliyet olarak gördükleri iller yatırım borsası uygulamasına da değindi. Ertuğrul Önen, kurultayda açılışı yapılacak borsanın yatırım yapmak isteyen iş adamları ve bölgelerine yatırım çekmek için her türlü desteği sağlayan yerel yöneticiler açısından yararlı olmasını diledi. |
18 Kasım 2006 YATIRIM FONLARINA İLİŞKİN ESASLAR TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK...(A.A) - Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliğinde değişikliğe gidildi. Sermaye Piyasası Kurulunun konuya ilişkin tebliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi. Buna göre, yatırım fonları iç tüzüklerinde belirtilmek koşuluyla ''fon portföyünün en az yüzde 51'ini devamlı olarak'' kurulabilecek fon türlerine, diğer yatırım fonlarının ve borsa yatırım fonlarının katılma paylarından oluşan ''fon sepeti'' eklendi. Fon sepetleri için uyulması gereken hükümlerin belirlendiği tebliğe göre, tek bir yatırım fonuna ait katılma paylarının değeri fon portföyünün yüzde 10'unu aşamayacak. Diğer fon sepetlerine ve portföyünün yüzde 10'undan fazlasını yatırım fonu katılma paylarına yatıran fonlara yatırım yapamayacak. Fon portföyüne alınan yatırım fonu katılma payları veya borsa yatırım fonu katılma payları, bu payları çıkaran fonun toplam pay sayısının yüzde 20'sini aşmayacak. Kurucu, yönetici ve yönetim veya sermaye bakımından bunlarla doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olanlar tarafından kurulan veya yönetilen fonların katılma paylarının fon sepeti portföyüne dahil edilmesi halinde fon sepeti tarafından bu fonlara giriş ya da çıkış komisyonu ödenmeyecek. Fon portföyü, Kurulca kayda alınmış katılma paylarından oluşturulacak. Fon sepetlerine ilişkin izahname ve sirküler düzenleme esasları Kurulca belirlenecek ve fon sepetinde yer alan serbest yatırım fonlarına ait katılma paylarının değerinin, fon toplam değerinin yüzde 10'unu geçmesi halinde, bu fon sepetleri, serbest yatırım fonları için belirlenen hükümlere tabi olacak. Portföyüne günlük olarak pay fiyatı hesaplamayan yatırım fonlarının katılma paylarını alan fon sepetlerinin, aylık raporlarında ve sürekli bilgilendirme formlarında, yatırım yapılan fonun pay fiyatı hesaplama dönemleri ve bu durumun fonun kendi pay fiyatı üzerindeki muhtemel etkilerine ilişkin açıklamalara yer vermeleri zorunlu olacak. Fon sepetlerinin, portföye alınacak yatırım fonları için ödenebilecek en yüksek yönetim, giriş, çıkış ücretlerini izahnamelerinde belirtmeleri gerekecek. Ayrıca, portföye alınan fonlarda o yıl içerisinde ödenen ücretlerin bir paya düşen kısmının ortalama pay değerine oranının, fonun kendisinin tahakkuk ettirdiği yönetim ücretiyle birlikte yıllık raporlarda pay sahiplerine duyurulması zorunlu olacak. |
"SICAK PARA TEHDİT EDİYOR" http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2006/ato-logo_bina.jpg ANKARA - Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) hazırladığı raporda, Türkiye'yi krizlere açık hale getiren sıcak paranın şu anki büyüklüğünün, ekonominin geleceğini önemli ölçüde tehdit ettiği belirtildi. ATO'nun hazırladığı ''Sıcak Paranın Türkiye Serüveni'' başlıklı raporda, kısa vadeli sermaye hareketlerinin serbest bırakıldığı 1989 yılından bu yana geçen 18 yılda Türkiye'nin sıcak para serüveni mercek altına alındı. Buna göre, 1989 yılı başında TL'ye çevrilerek 2006 yılı Ekim sonuna kadar Hazine iç borçlanma kâğıtlarında tutulan 1000 dolar 19 bin 710 dolara, borsada tutulan 1000 dolar ise 13 bin 711 dolara kadar yükseldi. Bir başka ifadeyle, sıcak para 18 yılda, Hazine iç borçlanma kağıtlarında 19 kattan fazla, borsada ise 13 kattan fazla kazanç elde etti. Bankaların ve şirketlerin, yurt dışından kullandığı kısa vadeli döviz kredilerinden oluşan yerli kaynaklı sıcak para stokunun 2006 Eylül ayı itibariyle 13 milyar 421 milyon dolara ulaştığı belirtilen raporda, yabancı ve yerli toplam sıcak para stokunun ise 70 milyar 513 milyon dolara çıktığı kaydedildi. |
20 Kasım 2006 TÜRKİYE-GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI ONAYLANDITürkiye-Güney Afrika Cumhuriyeti arasında, gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmeyi önleme ve vergi kaçakçılığına engel olma anlaşması onaylandı. Bakanlar Kurulunun onaya ilişkin kararı, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı. Anlaşma, devletlerden her biri, iç mevzuatında öngörülen işlemleri tamamlayıp diğerine bildirdiğinde yürürlüğe girecek. (A.A.) |
20 Kasım 2006 DÜNYA EKONOMİK FORUMU TÜRKİYE ZİRVESİ... -DÜNYA EKONOMİK FORUMU EKONOMİSTİ CHARLES EMMERSON: -''GÜÇLÜ BİR AVRUPA BİRLİĞİ'NİN TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR'' -''TÜRKİYE, AB'NİN ENERJİ GÜVENLİĞİ AÇISINDAN EN ÖNEMLİ TRANSİT ÜLKEDİR''(A.A) - Dünya Ekonomik Forumu ekonomisti Charles Emmerson, güçlü bir Avrupa Birliği'nin (AB), Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu söyledi. Türkiye'ye ilişkin Avrupa Risk Raporu'nun da hazırlayıcılarından olan Emmerson, 23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Zirvesi öncesinde A.A muhabirinin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin, AB'nin geleceğine, ekonomik, kültürel ve güvenlik açısından çok büyük katkılarda bulunabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Emmerson, gelecek 10-20 yıl içinde, Türkiyesiz bir AB'nin refahını sürdürmesi, istikrarını koruması ve küresel bir güç olmasının çok zor olduğunu ifade etti. Türkiye'nin, farklı kültürler arasında birleştirici bir role sahip olduğunu ifade eden Emmerson, Avrupa içinde de yer alan, Türkiye gibi farklı kültürler arasında diyalog sağlayabilecek bir ülkenin, AB üyesi olmasının AB'yi de güçlendireceğini vurguladı. -AB'NİN ENERJİ GÜVENLİĞİNDE TÜRKİYE...- Emmerson, Türkiye'nin jeostratejik, güvenlik, ekonomik ve enerji kaynaklarının Avrupa'ya ulaştırılması açısından önemli bir kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Türkiye'nin AB'ye risk oluşturan bir ülke olmaktan çıkarak, AB'nin gelecekteki güvenlik ve refahını tehdit edecek risk unsurlarını azaltıcı bir ülke olduğunu göstermesi gerektiğini belirten Emmerson, Türkiye'nin, AB'nin risklerini azaltan bir ülke olduğu görüldükçe, AB açısından vazgeçilmezliğinin de anlaşılacağını anlattı. Türkiye'nin, alternatif bir enerji yolu olarak AB'nin enerji güvenliğinde çok önemli bir yere sahip olduğunun altını çizen Emmerson, özellikle son olarak Rusya'nın Avrupa'ya giden doğal gazı kesmesinin ardından ortaya çıkan krizin, Türkiye'nin, alternatif enerji rotasındaki önemini ortaya çıkardığını söyledi. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi hatların, Türkiye'nin jeostratejik önemini daha da artırdığına dikkati çeken Emmerson, diğer inşa edilecek boru hatlarıyla da, enerji kaynaklarının Avrupa'ya taşınabileceğini, bunun Türkiye'yi, Avrupa'ya daha da yakınlaştıracağını kaydetti. Emmerson, Türkiye'nin önemli bir alternatif enerji nakil rotası olması avantajıyla, AB'nin enerji riskini azaltıcı bir ülke olduğunu ifade etti. 23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan ''Bölgeleri Birleştirmek-Yeni Fırsatlar Yaratma'' ismini taşıyacak olan İstanbul'daki toplantıda, Türkiye ile ilgili olarak, ''Rekabet ve iş fırsatları, medeniyetleri birleştirme, AB süreci ve Jeopolitik rol'' ana konuları ile, ilgili altbaşlıklar ele alınacak. |
20 Kasım 2006 AB ÜLKELERİ, AB'YE ADAY ÜLKELER VE TÜRKİYE'DE İŞSİZLİK... -İZMİT TİCARET ODASININ YAYIN ORGANINDA, 2005 YILI İTİBARİYLE AB'NİN 25 ÜLKESİNDE ORTALAMA İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8,7, TÜRKİYE'DE İSE YÜZDE 10,3 OLARAK BELİRTİLDİ -AB'YE YENİ ÜYE OLAN ÜLKELER, İŞSİZLİK ORANINI YÜKSELTİYOR(A.A) - Avrupa Birliği'nin (AB) 25 ülkesinde 2005 yılı itibariyle işsizlik oranının yüzde 8,7, Türkiye'de ise yüzde 10,3 olduğu belirtildi. İzmit Ticaret Odasının, AB Resmi İstatistik Kurumu (Eurostat)kaynaklarına dayanarak, ''AB ülkeleri, AB'ye aday ülkeler ve Türkiye'' adlı dergide yayınlanan araştırmada, bu ülkeler ve Türkiye'deki işsizlik oranları karşılaştırıldı. 2000 ve 2001'de, AB'nin 25 ülkesinin ortalama işsizlik oranının altında bir işsizliğe sahip olan Türkiye'de, 2001 yılından sonra işsizliğin AB ortalamasının üzerine çıktığı, 2005'de yüzde 10,37'ye yükseldiği kaydedildi. AB ülkelerindeki 2005 yılı işsizlik oranı ortalamasının yüzde 8,7 olarak gerçekleştiği ifade edilen araştırmada, şu bilgilere yer verildi: ''Aynı yılın verilerine göre en yüksek işsizlik oranı yüzde 17,7 ile Polonya'da, en düşük işsizlik oranı ise yüzde 4,3 ile İrlanda'da gerçekleşti. AB'ye yeni üye olan ülkelerin AB'nin işsizlik oranını yükselttiği açıkça belirgindir. Bulgaristan'ın 2000 yılındaki işsizlik oranı yüzde 16,4'ten 2005 yılında yüzde 10,1'e düşmüştür. Romanya ise yüzde 7,7 ile aday ülkeler arasında en düşük işsizlik oranına sahiptir.'' -YAŞ VE CİNSİYET- AB ülkelerinin ve Türkiye'nin işsizlik yapısının da saptandığı araştırmada, Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusa, AB'nin ise yaşlı nüfusa sahip olduğuna işaret edildi. Türkiye'de istihdam olanaklarının artırılmaması halinde işsizliğin daha da artacağı belirtilen araştırmada, şöyle denildi: ''25 yaş altı ve 25 yaş ve üstü nüfusun işsizlik oranları incelendiğinde, genç nüfusun işsizlik oranı yaşlı nüfusa göre oldukça yüksektir. AB'nin 25 yaş altı çalışabilir nitelikteki nüfusunun işsizlik oranı yüzde 18,5 iken, 25 yaş ve üstü nüfusun işsizlik oranı yüzde 7,4'dür. Genç nüfusun işsizlik oranının en yüksek olduğu ülke yüzde ise 36,9 ile Polonya'dır. Türkiye'de ise 2005 yılı itibariyle işsizlik oranı 25 yaş altı nüfusta yüzde 19,3, 25 yaş üstü nüfusta ise yüzde 8,1'dir. AB'de kadınlarda işsizlik oranının, erkeklerdeki işsizlik oranından daha yüksek olduğu görülmektedir. AB'de 2005 yılı itibariyle kadın işsizlerin ortalaması yüzde 9,8, erkek işsizlerin ortalaması yüzde 7,9'dur. Türkiye'de ise kadın işsizler yüzde 10,2 oranında iken erkek işsizler yüzde 10,4 oranında bulunmaktadır.'' |
T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI Sayı: 2006/ 132 20 KASIM 2006 BASIN DUYURUSU 31.10.2006 İTİBARİYLE MERKEZİ YÖNETİM TOPLAM BORÇ STOKU Merkezi Yönetim toplam borç stoku 31.10.2006 tarihi itibariyle 346,6 milyar YTL olarak gerçekleşmiştir. Toplam borç stokunun 216,8 milyar YTL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsinden, 128,0 milyar YTL tutarındaki kısmı döviz cinsinden ve geriye kalan 1,8 milyar YTLtutarındaki kısmı ise dövize endeksli borçlardan oluşmaktadır. 2006 Ekim sonu itibariyle toplam borç stokunun yüzde 50,9’u iç piyasaya, yüzde 21,5’i ise kamu kesimine olan iç borçlardan oluşurken, dış borçların ağırlığı yüzde 27,6 olarak gerçekleşmiştir. Konuya ilişkin istatistiklerin detaylarına, Hazine Müsteşarlığı’nın http://www.hazine.gov.tr adresindeki internet sitesinde İstatistikler/Kamu Finansmanı/Merkezi yönetim Toplam Borç İstatistikleri bölümünden ulaşılabilir. (http://www.hazine.gov.tr/stat/konsolide_butce.htm). Kamuoyuna duyurulur. |
21 Kasım 2006 İŞ DÜNYASININ GÜNDEMİ ''ARA ELEMAN SIKINTISI''... -TÜRKONFED'İN DÜZENLEYECEĞİ GİRİŞİM VE İŞ DÜNYASI ZİRVESİNİN GÜNDEMİNİ ''EKONOMİNİN YENİ DAR BOĞAZI, YETİŞMİŞ ARA ELEMAN'' BAŞLIĞIYLA, MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM POLİTİKALARI OLUŞTURUYOR -ZİRVE İÇİN 19 KURUMDAN 30 UZMANIN OLUŞTURDUĞU ULUSAL DANIŞMA KURULU'NUN HAZIRLADIĞI RAPORDA, MESLEK EĞİTİMİNİN İMAM HATİP LİSELERİ TARTIŞMALARINDAN SOYUTLANMASI GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ(A.A) - Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından Adana'da 7-9 Aralık'ta gerçekleştirilecek 10. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi'nin gündemini ''Ekonominin Yeni Dar Boğazı, Yetişmiş Ara Eleman'' başlığıyla mesleki ve teknik eğitim politikaları oluşturuyor. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, KOBİ'lerin önde gelen sorunlarından biri olan nitelikli ara eleman sorununun çözümüne katkıda bulunmak ve mesleki-teknik eğitim sisteminin doğru gelişmesine yardımcı olmak amacıyla bir yıldır, Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ile çalışma yürüten TÜRKONFED, iş dünyası temsilcilerinin katılacağı zirvede, değerlendirmenin sonuçlarını ortaya koyacak. Zirve için 19 kurumdan 30 uzmanın katılımıyla oluşturulan Ulusal Danışma Kurulu tarafından mesleki eğitim politikalarıyla ilgili rapor hazırlandı. ERG ve TÜRKONFED işbirliğiyle hazırlanan raporda, mesleki ve teknik eğitimin hep gündemde olmasına rağmen, arzulanan sonuçların elde edilemediği ve uygulanan politikaların bazı beklenmeyen sonuçlara neden olduğu vurgulandı. Rapora göre, bu süreçte, meslek eğitiminin gençler için neden çekici olmadığı ve nasıl daha çekici hale getirilebileceği, incelenmesi gereken en önemli konu olarak ortaya çıkıyor. Mesleki eğitimin çekici kılınabilmesi için en önemli koşulun, bu eğitimin piyasa şartlarına cevap verebilmesi olduğu belirtilen raporda, son yıllarda meslek eğitimine talebin azalmasının en önemli sebebi olarak, bu eğitimin bireylere sağladığı ekonomik ve sosyal faydada gözlemlenen düşüş gösteriliyor. Değişim ihtiyacını karşılamaya yönelik dört temel hedef ve bunları geliştirmeye yönelik öneriler geliştirilen rapor, şöyle devam ediyor: ''Orta öğretimde, akademik ve mesleki eğitim arasında program farklılıklarının azaltılarak tüm mezunlara yaşam boyu öğrenme perspektifinde temel beceriler kazandırılmalı. Bireyler için meslek eğitiminin ekonomik ve sosyal faydasının artacağı koşulların ve açık öğrenme ortamlarının oluşturulması gerekir. Meslek eğitiminde kamu-özel sektör işbirliği potansiyelinin hayata geçirilmesi ana hedeflerden birisidir.'' -ÖNERİLER VE İMAM HATİP SORUNU- Raporda öneriler sunan uzmanlar, orta öğretimde ilk yıl tüm okullarda ortak olarak uygulanan ve temel yeterliliklere odaklanılan genel eğitim süresinin iki yıla çıkarılması gerektiğini savunuyor. Orta öğretimde akademik ağırlıklı eğitim yapan okullardaki öğrencilere bazı alanlarda mesleki ve teknik ders alma fırsatının sağlanması gerektiğini öneren uzmanlar, tüm öğrencilere uygulama deneyimi edinebilecekleri fırsatların sağlanmasının önemli avantaj sağlayacağını vurguluyor. Raporda, imam hatip liseleri ile meslek liselerinin aynı tartışma zemininde yer alması sonucu ortaya çıkan olumsuzlukların, bir diğer dikkat çekici unsur olarak altı çiziliyor. Meslek eğitiminin imam hatip liseleri tartışmalarından soyutlanması gerektiği savunulan raporda, şunlar kaydedildi: ''Meslek eğitimi ve genel eğitim arasında toplumsal algılama açısından saygınlık denkliği yok. Bu statü sorunu evrenseldir. Ancak, Türkiye için bu durumu ağırlaştıran en önemli faktör kamuoyunda meslek liseleriyle ilgili tüm tartışmaların imam hatip liseleri üzerinden ideolojik olarak kutuplaşmış bir ortamda yapılmasıdır. Böyle bir ortamda, meslek eğitiminin sürekli bir kriz unsuru olarak algılanması statü sorunuyla mücadelenin önüne bir Çin seddi oluşturuyor. İmam hatip liseleri sorununun çözümü için üç olguyu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bunlar, toplumun din öğretimi talebinin karşılanması, din görevlilerinin eğitilmesi ve Türkiye'nin asla vazgeçemeyeceği laiklik ilkesi.'' Raporda, imam hatip liseleri sorununun toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilebilir, uygulanabilir ve kalıcı bir şekilde çözmede vatandaşlara ve sivil toplum örgütlerine büyük görev düştüğüne dikkat çekiliyor. Öğrencilere yatay ve dikey hareketlilik fırsatlarının sağlanması, meslek derslerinin özel sektör tarafından verilmesinin özendirilmesi konusunda önerilerde bulunulan raporda, Kore, Malezya, İskoçya ve Almanya'daki meslek eğitim politikalarından örnekler sunuluyor. Raporda ayrıca, kamu-özel sektör işbirliğinin önündeki engel sayılan bürokratik güç tekelinin sona ermesi gerektiği vurgulanırken, meslek yüksek okullarının YÖK'e bağlı olmasının yanlış bir yaklaşım olduğu dile getirildi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Onatça da raporun hazırlanmasında ilgili bakanlıklar, YÖK, Devlet Planlama Teşkilatı, sanayici, iş adamları ve eğitim kuruluşlarıyla diyalog halinde olunduğunu ifade etti. Adana Hiltonsa Oteli'nde 8 Aralık'ta gerçekleştirilecek zirvede konunun taraflarının da buluşacağına dikkati çeken Onatça, zirveden çıkacak sonucun mesleki eğitim politikalarında etki yaratacağına inandıklarını belirtti. |
TÜKETİCİNİN GÜVENİ ARTTI http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2006/tuketici_1.jpg ANKARA - Tüketici Güven Endeksi, bu yılın Ekim ayında, bir önceki aya göre yüzde 0,22 oranında artarak 91,56'ya yükseldi. Endeks, bu yılın Eylül ayında 91,36 düzeyindeydi. Güven endeksindeki artış, tüketicilerin ''mevcut ve gelecek dönem satın alma güçleri ile mevcut dönemin dayanıklı tüketim malı satın almak için uygunluğuna dair değerlendirmelerinin iyileşmesinden'' kaynaklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Merkez Bankası tarafından her ay ortaklaşa düzenlenen ve tüketicilerin harcama, davranış ve beklentilerinin değerlendirildiği, ''Tüketici Eğilim Anketi''nin, 2006 Ekim ayı sonuçları açıklandı. Endeksin alt kalemleri ve değişim oranlarına bakıldığında da mevcut dönemde satınalma gücü endeksi, Eylül ayına göre artarak 82,41'den 83,47'ye, gelecek dönem satın alma gücü endeksi de 85,69'dan 85,77'ye çıktı. Gelecek dönem genel ekonomik durum 85,92'den 85,82'ye, gelecek dönem iş bulma olanakları endeksi de 91,12'den 87,05'e indi. Mevcut dönemin dayanıklı tüketim malı satın alma için uygunluğu endeksi ise 111,66'dan 115,70'e yükseldi. Endeksin 100'den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100'den küçük olması tüketici güveninde kötümser durum, 100 olması ise tüketici güveninde ne iyimser ne de kötümser durum olduğunu gösteriyor |
25 Kasım 2006 PETROL FİYATLARI -SUUDİ PETROL BAKANI EL NAİMİ: -''PİYASA DENGEYE KAVUŞMAZSA, OPEC OLARAK GELECEK AY YENİ BİR ÜRETİM KISINTISI YAPACAĞIZ''(A.A) - Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) yeni bir üretim kısıntısına hazırlanıyor. Dünyanın bir numaralı petrol ihracatçısı ve OPEC'in etkin üyesi Suudi Arabistan'ın Petrol Bakanı Ali el Naimi, ''Kasım ayında yürürlüğe giren son kısıntının petrol piyasasına dengelemeye yetmediğinin görülmesi halinde, gelecek ay yapılacak OPEC toplantısında yeni bir kısıntı kararı alınacağını'' söyledi. Üretim miktarını ayarlamakta önem taşıyan göstergenin fiyatlar değil, piyasada arz ve talep dengesinin korunması olduğunu belirten el Naimi, son kısıntı kararının bu dengeyi sağlayıp sağlamadığına bakacaklarını, denge sağlanmamışsa yeni bir kısıntının gerekeceğini ifade etti. El Naimi, daha önceki bir konuşmasında da OPEC'in günlük üretimini 500 bin varil daha kısması gerekeceğini söylemişti. Petrol fiyatlarının yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 25 gerileme göstermesi üzerine OPEC petrol bakanlarının Ekim ayında Katar'ın başkenti Doha'da yaptıkları toplantıda kartelin toplam günlük üretiminin 1,2 milyon varil kısılarak 26,8 milyon varile indirilmesi kararı alınmıştı. Kısıntı kararı, 1 Kasım'dan itibaren uygulamaya konulmuştu. |
25 Kasım 2006 TAPU'NUN ÇEHRESİ DEĞİŞİYOR... -TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, KURUMUN LOGOSUNDAN HİZMET ANLAYIŞINA, MÜDÜRLÜKLERDEKİ OTURMA DÜZENİNDEN BÜROKRASİNİN AZALTILMASINA KADAR, BİR DİZİ DEĞİŞİKLİĞE HAZIRLANIYOR -KURUM İÇİN BELİRLENECEK ''YENİ İMAJ'', PİLOT BİR MÜDÜRLÜKTE UYGULAMAYA KONULACAK -TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜR VEKİLİ ADLI: -''YILDA YAKLAŞIK 15 MİLYON İNSANA HİZMET VERİYORUZ. UFAK TEFEK AKSAKLIKLAR OLUŞABİLİYOR TABİİ. VATANDAŞIN ALGISINI GÜZELLEŞTİRECEK BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUZ''(A.A) - Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, kurumun logosundan hizmet anlayışına, tapu sicil müdürlüklerindeki oturma düzeninden bürokrasinin azaltılmasına kadar, bir dizi değişikliğe hazırlanıyor. Kurum için belirlenecek ''yeni imaj'', pilot bir müdürlükte uygulamaya konulacak. Tapu ve Kadastro Genel Müdür Vekili Zeki Adlı, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Tapu Sicil müdürlüklerindeki iş yükünün çok fazla olduğunu, yılda yaklaşık 15 milyon insana hizmet verildiğini belirterek, ''ufak tefek bazı aksaklıklar'' yaşanabildiğini kaydetti. Vatandaşların kuruma yönelik algısını güzelleştirmek istediklerini dile getiren Adlı, bu yönde bir imaj ve vizyon çalışması yürüttüklerini ifade etti. Bu alanda, dıştan, uzman bir bakışa ihtiyaçları olduğunu belirten Adlı, TÜBİTAK'a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsünden (TÜSİDE) yetkililerle görüştüklerini, bazı özel şirketlerle de bir araya geleceklerini söyledi. Zeki Adlı, uzman ekibi belirledikten sonra çalışmanın netleşeceğini ve Ankara veya yakın bir ilde pilot uygulama yapılacağını bildirdi. -YÖNETİCİLER, EĞİTİME ALINIYOR- Adlı, çalışma çerçevesinde, kurumun logosundan hizmet anlayışına, müdürlüklerdeki oturma düzeninden bürokrasinin azaltılmasına kadar köklü bir değişikliğe gidileceğini belirterek, özellikle vatandaşa daha pratik hizmetin nasıl sunulacağı üzerinde duracaklarını söyledi. Projenin maliyetine ilişkin soru üzerine Adlı, maliyetin, ''uzman grup'' belirlendikten ve pilot uygulama şekillendikten sonra netleşeceğini ifade etti. Zeki Adlı, projeye altyapı oluşturmak için bilgisayar ve diğer ihtiyaçlara yönelik bazı alımlar yaptıklarını, eğitim çalışmalarına da hız kazandırdıklarını dile getirdi. Bu çerçevede, tapu ve sicil müdürlüklerinde görevli 900 yöneticiyi, iki gruba ayırarak, Antalya'da bir araya getirdiklerini kaydeden Adlı, 450 kişilik grubun geçen hafta eğitim gördüğünü, ikinci grubun da bu hafta eğitime alındığını ifade etti. Akademisyenlerin ve uzmanların yer aldığı 3'er günlük eğitimlerde, ''sahtecilik nedir, nasıl önlenir, ekip çalışması nasıl yürütülür, nasıl daha iyi hizmet sağlanır'' gibi konuların işlendiğini belirtti. |
Türk ekonomisine övgü... Türk ekonomisine övgü... http://www.internethaber.com/images/news/20171.jpg Almanya'nın en büyük bankalarından biri olan Commerzbank'ın iştiraki Eurohypo'nun Türkiye Temsilcisi Cenk Arson, bir yılda Türkiye'deki beş gayrimenkul projesine 560 milyon dolar kredi verdiklerini, dolayısıyla üç yıllık hedefe bir yılda ulaşınca çıtayı 1,2 milyar dolara çıkardıklarını kaydetti. Arson, yaptığı açıklamada, ticari gayrimenkul projelerine uzun dönemli kredi sağlayan Eurohypo'nun yaklaşık 250 milyar avroluk bilanço büyüklüğü ile Avrupa'da kendi alanında lider olduğunu vurguladı. Eurohypo'nun 22 ülkede faaliyet gösterdiğini ve yüzde 99'unun Commerzbank'a ait olduğunu aktaran Arson, ticari gayrimenkul ve kamu finansmanından oluşan iki ana iş alanı bulunan bankanın dünyanın birçok yerinde ticari gayrimenkul finansmanı işi yaptığını aktardı. Cenk Arson, kamu finansmanı ürünlerini henüz Türkiye'ye getirmediklerini ve bunun için biraz daha süreye ihtiyaç olduğunu ifade ederek, bugüne kadar Türkiye'de 5 projeye kredi verdiklerini ve bu kredilerin büyüklüğünün 560 milyon avro olduğunu bildirdi. Bunun bir yıl içinde ulaşılan önemli bir miktar olduğuna işaret eden Arson, bu kredilerin Fiba Grubunun Swissotel'i satın alırken kullandığı satın alma finansmanı ile Tepe Grubundan aldığı alışveriş merkezinin finansmanı, Multi TurkMall'un Bayrampaşa'da inşaatına başladığı ve 150 bin metre karelik kiralanabilir alanı bulunan Forum İstanbul, yine aynı grubun Forum Ankara projesi ile Doğuş Grubunun Maçka Palas'ın otele çevrilmesi finansmanı olduğunu aktardı. -''İNİŞ ÇIKIŞLAR YUKARI TRENDİ DEĞİŞTİRMEZ''- Cenk Arson, ticari gayrimenkul tanımı içine alışveriş merkezleri, ofis binaları, şehir otelleri ve uzun dönemli kira kontratı olan depo, antrepo ile fabrika binalarından oluşan dört grubun girdiğine işaret ederek, şunları kaydetti: ''Şu anda üzerinde konuştuğumuz 6-7 projemiz var. Bunların bir kısmının kredi onay prosedürleri devam ediyor. Türkiye'ye ilk geldiğimizde üç yılda 500 milyon dolar rakamına ulaşırız diye düşünüyorduk. Bir yılda bu hedefimizi aştık. Biz Türkiye'ye diğer bankaların bakışından iki kat daha iyi bakıyoruz. Hem yüksek miktarlı, hem uzun vadeli kredi veriyoruz. Üç yıllık hedefimize bir yılda ulaşınca, çıtayı 1,2 milyar dolara çıkardık.'' Arson, Commerzbank'ın güçlü sermaye yapısı ve reyting notundan dolayı gerçekleşmesi konusunda soru işaretleri olan projelerin kendileri açısından elle tutulur olduğunu söyledi. Eurohypo olarak Türkiye'de uzun vadeli yatırımcı olduklarını dile getiren Arson, genellikle 10 yıllık krediler verdiklerini, bu süre içinde Türkiye'de geçmişte yaşananlara oranla daha küçük çaplı inişler çıkışlar olabileceğini, ancak bunların Türkiye'nin yukarı trendini değiştirmeyeceğini vurguladı. -''YABANCILARIN KAFASINDA OLUMLU BEKLENTİ VAR''- Cenk Arson, sık sık yabancı yatırımcılarla toplantı yaptıklarını anlatarak, ''Bunların arasında önümüzdeki bir iki yıl içinde Türkiye'de gayrimenkul sektörüne 300-500 milyon dolar yatırım yapmayı düşünenler var. Bir iki milyar dolar yatırmayı düşünenler bile var. Dolayısıyla uzun dönemde dışardan bakıldığında, birçok yabancı yatırımcının kafasında Türkiye'ye dair olumlu bir beklenti söz konusu'' diye konuştu. Eurohypo Türkiye Temsilcisi Arson, yaptıkları sözleşmelerin zaten olası ufak tefek çalkantılarda kredinin riske atılmaması koşullarını içerdiğine dikkat çekti. Türkiye'de bir yıldır faaliyet gösterdiklerini hatırlatan Arson, 29 Kasım'da İstanbul'da, Commerzbank'ın da Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Eurohypo'nun Başkanı Bernd Knobloch'un katılımıyla gecikmiş bir resmi açılış yapılacağını ve bir yıllık sürenin değerlendirileceğini ifade etti. |
IMF'den acı rapor!!! IMF'den acı rapor!!! http://www.internethaber.com/images/news/16982.jpg IMF raporuna göre, İMKB 100 Endeksi'nde işlem gören şirketlerin yüzde 90'ının döviz borçları arttı. Buna rağmen döviz gelirleri giderek azalan şirketler, IMF tarafından 'cehennem' kategorisine konuldu. Kriz nedeni olarak gösterdiği kredilerin Türkiye'de artmasını isteyen Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), İMKB 100 Endeksi'nde işlem gören şirketleri de 'cehennem'de gördüğü ortaya çıktı. Önceki gün IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp'ın, önümüzdeki yıllarda Türkiye'de çok hızlı kredi genişlemesi olması gerektiğini belirterek, "Kredilerin hızla ilerlemesi genelde mali krizlerden önce gelen bir durum" demesi, "IMF Türkiye'de yeni bir kriz istiyor" şeklinde yorumlanmıştı. Dev şirketler bile yok Şimdi de IMF'nin, 10 Kasım'da açıkladığı Türkiye raporunun satır aralarında İMKB'ye kote şirketleri (finans sektöründekiler hariç), fazla ihracat yapmamalarına karşın yüksek döviz borçları nedeniyle 'cehennemde' gördüğü anlaşıldı. Raporda yayınlanan tablodaki 'cennet' sınıflandırmasına, aralarında Türkiye ekonomisine üretim ve ihracatlarıyla yön veren, en büyük sanayi şirketlerinden bir tanesi bile giremedi. Bu kategori, 'borçlarını azaltırken yurtdışı satışlarla daha fazla rekabet edebilen' şirketleri tanımlıyor. Şirketlerin yüzde 90'ı ise 'fazla döviz borcu olduğu halde düşük ihracat rasyosuna sahip' yani 'cehennem' kategorisinde değerlendirildi. Yüksek faiz etkiliyor Borsada işlem gören şirketleri, piyasa değeri üzerindeki net döviz kuru pozisyon oranı ve ihracatın toplam satışa oranı kriterlerine göre değerlendiren raporda, şu noktalara dikkat çekildi: * Türkiye'nin İMKB'de işlem gören 100 şirketinden finans sektöründe olmayanlar giderek daha çok 'cehennem' ve borcu kadar döviz geliri olan 'doğal hedge' kategorisine kayıyor. * Şirketlerin üçte ikisi hâlâ bir yıl ve daha az sürelerle borçlanıyor. Bu nedenle artan faiz oranları gelirlerini, dolayısıyla da kura karşı dayanma güçlerini azaltıyor. * Şirketlerin borç ve pozisyon risklerinin takibinde boşluk var. Bu yüzden de bağımsız denetim büyük önem kazanıyor. Kaynak: Takvim Gazetesi |
27 Kasım 2006 TÜRK-İŞ'E GÖRE AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI... -TÜRK-İŞ, 4 KİŞİLİK AİLENİN BU AYKİ ''AÇLIK SINIRINI'' 605 YTL 22 YKR, ''YOKSULLUK SINIRINI'' İSE BİN 971 YTL 41 YKR OLARAK HESAPLADI -TÜRK-İŞ: -''ÇALIŞANLAR, YILBAŞINA GÖRE SADECE GIDA İÇİN 62 YTL, TEMEL İHTİYAÇLARI İÇİN İSE TOPLAM 203 YTL DAHA FAZLA HARCAMA YAPMAK DURUMUNDA''(A.A) - Türk-İş, 4 kişilik ailenin bu ayki ''açlık sınırını'', 605 YTL 22 YKr, ''yoksulluk sınırını'' ise bin 971 YTL 41 YKr olarak hesapladı. Türk-İş'in hesaplamalarına göre, 4 kişilik ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken asgari harcamayı ifade eden ve ''açlık sınırı'' olarak da adlandırılan tutar, geçen aya göre yüzde 1.96 artarak 593 YTL 60 YKr'den 605 YTL 22 YKr'ye yükseldi. Ailenin gıda harcamalarının yanı sıra, kira, ulaşım, yakacak, elektrik, su, haberleşme, eğitim, sağlık, iletişim, kültür gibi temel ihtiyaçları için gerekli olan ve ''yoksulluk sınırı'' olarak da ifade edilen tutar ise aynı dönemde bin 933 YTL 55 YKr'den bin 971 YTL 41 YKr'ye çıktı. Hesaplamalara göre, yılın onbir ayında gıda harcaması tutarı yüzde 11.47 artarken, geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 14.24 olarak gerçekleşmişti. Gıda harcaması tutarı, son bir yılda yüzde 8.58 yükseldi. -YILBAŞINDAN BU YANA 62 YTL ARTIŞ- Türk-İş'in ''açlık ve yoksulluk sınırına'' ilişkin açıklamasında, çalışanların bugün, yılbaşına göre sadece gıda için 62 YTL, temel ihtiyaçları için ise toplam 203 YTL daha fazla harcama yapmak durumunda bulundukları ifade edildi. Geçen yılın başında asgari ücretin 30 YTL arttırıldığı kaydedilen açıklamada, ''Buna göre, asgari ücretlinin yaşamı günde 7 YTL pahalılaşırken, gelir artışı 1 YTL ile sınırlı kalmıştır'' denildi. Açıklamada, bu ayın sonunda yeniden belirlenme çalışmaları başlayacak olan asgari ücretin, çalışanların geçim koşulları esas alınarak belirlenmesi gerektiği kaydedildi. -BAKLİYAT FİYATI ARTTI- Açıklamada ayrıca, ''açlık ve yoksulluk sınırı'' hesaplamalarında temel alınan ürünlerden olan bakliyatın fiyatında, kış aylarına girerken önemli oranda artış olduğu da vurgulandı. |
(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri, geçen hafta ortalama yüzde 2,21 oranında değer yitirdi. Önceki hafta, AB sürecine yönelik endişeleri tetikleyen yorum ve açıklamaların etkisiyle karamsar bir görünüm sergileyerek, yurt dışı piyasalardan bağımsız bir düşüş eğilimi içine giren İMKB, kısa vadeli önemli bir beklentinin bulunmaması nedeniyle geçen hafta da ağırlıklı olarak AB ile ilgili mevcut ve muhtemel sıkıntıları fiyatlamayı sürdürdü. Avrupa Birliği dönem Başkanlığı'nı yürüten Finlandiya'nın, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için 6 Aralık'a kadar süre tanıması karşısında, Kıbrıs baskısına yönelik net tavrını sürdüren hükümetin yapmış olduğu açıklamalar, piyasalar tarafından yakından izlendi. AB riskini almak istemeyen yabancı yatırımcıların, pozisyonlarını azaltma eğilimi içine girmesiyle birlikte, alternatif piyasalarda ve özellikle döviz tarafında yaşanan hareketliliğin ise satışları belirgin şekilde artırdığı gözlemlendi. Perşembe günü AB'nin Kıbrıs sorununu aşma konusundaki ılımlı açıklamaları ile 38.000 direncine kadar toparlanan endeks, Cuma günü yurt dışı ve alternatif piyasaların etkisiyle devam eden düşüşünü, 37.500 güçlü destek seviyesini koruyarak tamamladı. Hisse senetleri haftaya ortalama yüzde 0,22'lik düşüşle başladı. Salı günü ortalama yüzde 0,40 yükselen endeks Çarşamba günü yüzde 1,99 puanlık düşüşle 38.000 puanın altında kapandı. Perşembe günü AB ve Kıbrıs konusuyla ilgili gelen ılımlı açıklamalarla ortalama yüzde 0,91 yükselen endeks, Cuma günkü satışlarla yüzde 1,30 oranında geriledi. -GELECEK HAFTA- Teknik olarak bu seviyelerden bir tepki yükselişi beklentisinin arttığına işarete eden uzmanlar, ancak 38.500 direnci güçlü bir işlem hacmiyle kırılamadığı takdirde, olası yükselişlerin kalıcı bir etki yaratmasının zor göründüğünü vurguluyor. Uzmanlar, gündemde ilk sırada yerini koruyacak olan AB ve Kıbrıs konusuna ilişkin gelişmelerin, satışların devamı ya da tepki niteliğinde bir dönüşün başlaması açısından önümüzdeki hafta yine belirleyici rol oynamasının bekleneceğini savunuyor. -ÖZETLE PİYASALAR- Borsa, geçen hafta geriledi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'ndaki oranlarda artış eğilimi ağır bastı. Dövizde önemli oranlarda artışlar gerçekleşti. Altın fiyatları da haftayı yüzde 4'ün üstünde artışlarla tamamladı. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 2,21 oranında değer yitirdi. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 4,33, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,37 arttı. Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta ortalama yüzde 0,22 oranında geriledi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,31 olarak gerçekleşti. -BORSA ENDEKSLERİ- İMKB Ulusal-100 Endeksi, hafta boyunca 850,67 puan düşüşle 38.432,80 puandan 37.582,13 puana indi. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama kayıp yüzde 2,21 olarak gerçekleşti. İMKB Ulusal-Mali Endeksi 1.486,39 puan düşüşle 59.986,17 puandan 58.499,78 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 466,40 puan düşüşle 30.155,11 puandan 29.688,71 puana ve Ulusal-Hizmetler Endeksi 467,55 puan düşüşle 21.097,48 puandan 20.629,93 puana geriledi. Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 2,48, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 1,55 ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 2,22 oranında değer yitirdi. -KAZANANLAR VE KAYBEDENLER- Borsada geçen hafta işlem gören 324 hisse senedinden 72'si değer kazanırken, 236 hisse senedi değer yitirdi, 16 hisse senedinin değeri de değişmedi. Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 31,15 ile Marmaris Altıryunus hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 20,57'lik artışla Sönmez Pamuklu hisseleri ikinci ve yüzde 19,02'lik artışla Datagate hisseleri üçüncü olarak sıralandı. En yüksek oranlı düşüş ise yüzde 13,29 ile Doğan Holding hisselerinde oldu. Selçuk Gıda hisseleri yüzde 12,64'lük kayıpla ikinci, yüzde 12.39'luk kayıpla da Alternatif Yatırım Ortaklığı hisseleri üçüncü sırada yer aldı. -DÖVİZ- Geçen hafta YTL karşısında, tüm döviz türleri değer kazandı. İstanbul serbest döviz piyasasında alınıp satılan ABD Doları Yeni Türk Lirası karşısında yüzde 2,08, avro da yüzde 4,28 artış gösterdi. İngiliz Sterlini yüzde 4,03, İsviçre Frangı da yüzde 5,63 oranında artış kaydetti. Serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Doları'nın Yeni Türk Lirası satış fiyatı 0,0300 YTL artarak 1,4740 YTL'ye, avronun satış fiyatı 0,0790 YTL artarak 1,9250 YTL'ye, İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,1100 YTL artarak 2,8400 YTL'ye ve İsviçre Frangının satış fiyatı 0,0650 YTL artarak 1,2200 YTL'ye çıktı. Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,4640 YTL'den, Avro 1,9120 YTL'den, İngiliz Sterlini 2,8300 YTL'den ve İsviçre Frangı da 1,2100 YTL'den satılıyordu. -ALTIN- Kapalıçarşı'da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bir önceki hafta sonuna göre yüzde 4,33, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,37 arttı. Dünkü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 30,10 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 203,00 YTL'ye yükseldi. İstanbul Altın Borsası'nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı da yüzde 4,50 artarak 30,01 YTL oldu. -YATIRIM FONLARI- Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,22 oranında değer yitirdi. Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 1,525 puan düşerek 691.334 puandan 689.809 puana geriledi. Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 3,64'lük artışla Akbank B Tipi Altın Fon, yüzde 3,45'lik artışla İş B Tipi Euro Eurobond Fon ve yüzde 2,82'lik artışla da Akbank Özel Bankacılık Dengeli Fon olarak sıralandılar. Haftanın en çok değer yitiren katılma belgeleri ise yüzde 4,81'lik düşüşle Garanti A Tipi Mali Sektör Fon, yüzde 4,60'lık düşüşle İş A Tipi Teknoloji Endeks Fon ve yüzde 4,59'luk düşüşle Fortis Yatırım A Tipi İMKB-30 Endeks Fon oldular. -HAZİNE İHALESİ- Hazine geçen hafta bir tahvil ihalesi düzenledi. Hazine'nin Salı günü düzenlediği ve yeniden ihraç ettiği 5 yıl vadeli YTL cinsinden değişken kupon ödemeli ihalede, dönemsel faiz yüzde 10,86 oldu. İhaleye nominal 3 milyar 204,3 milyon YTL teklif gelirken, nominal 1 milyar 460 milyon YTL, net ise 1 milyar 564,8 milyon YTL'lik satış yapıldı. Tahvillerin geri ödemesi 7 Eylül 2011'de yapılacak. -TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO- İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,30 ile yüzde 0,39 arasında gerçekleşti. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27 olarak gerçekleşti. Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı'nda ortalama faizi yüzde 17,8 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,31 oldu. |
| Saat: 21:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık