MsXLabs
Sayfa 6 / 14

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Ekonomi (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/)
-   -   Dünyada ve Türkiye'de Ekonomi Gündemi, Güncel Haberler (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/7297-dunyada-ve-turkiyede-ekonomi-gundemi-guncel-haberler.html)

AreX 27 Kasım 2006 15:32

27 Kasım 2006

DEVLET BAKANI BABACAN: -''NİYET MEKTUBU İMZALANARAK IMF'YE GÖNDERİLDİ''

(A.A) - Devlet Bakanı Ali Babacan, stand-by kapsamında 5. gözden geçirmeye ilişkin niyet mektubunun, imzalanarak IMF yönetimine gönderildiğini açıkladı.

Babacan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Hazine ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin 2007 mali yılı bütçesine ilişkin sunumunun ardından, gazetecilerin sorusu üzerine, niyet mektubunun imzalanarak IMF'ye gönderildiğini söyledi.

Niyet mektubu, Aralık ayında IMF İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylanmasının ardından, yaklaşık 900 milyon dolarlık kredi dilimi serbest bırakılacak.


AreX 28 Kasım 2006 12:27

28 Kasım 2006

DÜNYA BANKASININ YENİ TÜRKİYE DİREKTÖRÜ BELLİ OLDU... -ALMAN ASILLI YENİ DİREKTÖR ULRICH ZACHAU, YAKINDA TÜRKİYE GÖREVİNE BAŞLAYACAK -LATİN AMERİKA ÜLKELERİNDEKİ BAŞARILI UYGULAMALARIYLA TANINAN ZACHAU'NUN, BANKA'NIN PARLAK İSİMLERİNDEN BİRİSİ OLARAK BİLİNİYOR

ANKARA/WASHINGTON (A.A) -Dünya Bankasının yeni Türkiye Direktörü belli oldu.
Bankanın deneyimli isimlerinden Alman asıllı Ulrich Zachau, yeni Türkiye Direktörü olacak.
A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, son olarak ABD ve Alman asıllı iki adayın kaldığı seçim sürecinde, Ulrich Zachau'nun Türkiye Direktörlüğüne getirilmesi kararlaştırıldı.
Ulrich Zachau'nun yakında Türkiye görevine başlaması bekleniyor.
Türkiye eski Direktörü Andrew Vorkink ise 3 yıllık görev süresini tamamlayarak, bu ay içinde Türkiye'den ayrılmıştı.

-LATİN AMERİKA UZMANI ZACHAU...-

Brezilya Ülke Direktörlüğü başta olmak üzere, Latin Amerika ülkelerine ilişkin görevlerde yer alan Zachau'nun, Latin ülkeleri bölgesinde başarılı uygulamalarının bulunduğu belirtiliyor.
Parlak bir Dünya Bankası uzmanı olarak tanımlanan Zachau, Dünya Bankası'nın, Latin Amerika ve Karayipler Bölümü Strateji ve Operasyonlar Direktörü olarak ta görev yaptı.

-SEÇİMDE TÜRKİYE'YE DE İNİSİYATİF TANINDI...-

Bu arada Dünya Bankası direktörlüğü konusunda bir ilk gerçekleştirilerek, Dünya Bankası Türkiye Direktörlüğüne aday olan isimler ve daha sonra iki kişiye inen aday listesi konusunda, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile de görüşüldü.
Banka içindeki önemi nedeniyle, seçim sürecinde Türkiye'nin de inisiyatif aldığı vurgulanıyor.

-WOLFOWITZ...-

Türkiye'yi yakından tanıması nedeniyle, Dünya Bankası Direktörlüğü atamasıyla yakından ilgilenen Wolfowitz'in, Türkiye ile ilişkileri geliştirebilecek başarılı bir adayın Türkiye'ye atanmasını bizzat istediği belirtiliyor.
Wolfowitz, daha önce yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, son yıllarda eğitimde, finans ve özel sektörde yaptığı reformlar sayesinde, Türk Halkının hayat standartlarını yükseltmeyi başardığını, bu reformların Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne daha da yakınlaştıracağını söylemişti.
Wolfowitz, Türkiye'nin, dünya için önemli bir model oluşturduğunu belirtirken, ''Türkiye, doğuyla batıyı kucaklayabildiği için alkışlanmalıdır'' ifadesini kullanmıştı.
Paul Wolfowitz'e göre, Türkiye'nin iki önceliği olması gerekiyor. Birincisi eğitim, ikincisi de özel sektörün gelişmesi için imkan tanınması.


AreX 28 Kasım 2006 13:57

28 Kasım 2006

KESK'İN 2007 YILI BÜTÇESİ ARAŞTIRMASI... -ARAŞTIRMADAN: -''KAMU HARCAMALARI YÜZDE 32.4'TE KALIYOR''
(A.A) - KESK Araştırma Birimi'nin 2007 yılı bütçesine ilişkin yaptığı araştırma sonucunda, OECD ülkelerinde kamu harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla içindeki ortalaması 41,3'ü bulurken, Türkiye'de bu oranın 32,4'te kaldığı bildirildi.

KESK'ten yapılan açıklamada, KESK Araştırma Birimi'nin 2007 yılı bütçesine ilişkin yaptığı araştırmanın sonuçlarına yer verildi.

Araştırmada, OECD ülkelerinde kamu harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla içindeki ortalamasının 41.3'ü bulduğu, Türkiye'de ise bu oranın 32.4'te kaldığı belirtildi.Türkiye'deki bu oranın, faiz harcamaları ayrı tutulduğunda yüzde 24'e, askeri harcamalar düşüldüğünde ise yüzde 21'e kadar gerilediği kaydedilen araştırmada, OECD ortalamasında bu oranın 34,8'ü bulduğu ifade edildi.

Kamu harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı bakımından Türkiye'nin OECD ortalamasının çok gerisinde kaldığı belirtilen araştırmada, Türkiye'nin üyesi olmayı hedeflediği AB ülkelerinde ise kamu harcamalarına OECD ortalamasının üzerinde pay ayrıldığı ifade edildi.

Araştırmada, kamu harcamalarına yeterli kaynak aktarılmamasının, okul, hastane, doktor, öğretmen, iş ve fabrika sayısının yetersiz kalmasına yol açtığı savunuldu.

KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, başta eğitim, sağlık gibi tüm yurttaşlara eşit, ücretsiz ve nitelikli olarak ulaştırılması ve sunulması gereken hizmetlerin, ticari amaçlara, kar güdüsüne teslim edilmeyecek kadar önemli olduğunu belirtti. Tombul, bu alanların bugün kademeli olarak paralılaştırıldığını ve niteliğinin düşürüldüğünü öne sürdü.


Hi-LaL 28 Kasım 2006 14:18

Vergi ve harçlara %7,8 zam
 
Vergi ve harçlara %7,8 zam

--28 KASIM 2006--

Maliye Bakanlığı, 2006 yılının yeniden değerleme oranını yüzde 7,8 olarak açıkladı.


Bugünkü Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre, yüzde 7,8'lik oran, bu yıla ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacak.

Vergi Kanunları uyarınca, Bakanlar Kurulu'nun yetkisini kullanmaması halinde, motorlu taşıtlar vergisi, maktu damga vergisi, harçlar, işyerleriyle ilgili çevre temizlik vergisi ve vergi cezaları, 2007 başında, 2006'nın yeniden değerleme oranı kadar artacak. Böylece söz konusu vergiler, yeni yılda yüzde 7,8 oranında zamlanacak.


AreX 28 Kasım 2006 14:36

ÖZBEKİSTAN... -BU YILIN 10 AYINDA ÜLKEDE, 40,657 MİLYAR KİLOVAT SAAT ELEKTRİK ÜRETİLDİ
28/11/2006

(A.A) - Özbekistan'daki elektrik üretimi bu yılın 10 ayında yüzde 3,9 artarak 40,657 milyar kilovat saat oldu.

Devlet İstatistik Komitesinden yapılan açıklamada, bu yılın Ocak-Ekim döneminde ülkedeki termik santrallerde üretilen elektrik üretimi yüzde 7,7 artışla 35,175 milyar kilovat saat olduğu bildirildi.

Açıklamada, bu dönem içerisinde ülkedeki hidroelektrik santrallerde üretilen elektrik enerjisi ise yüzde 15,3 düşüşle 5,482 milyar kilovat saate ulaştığı kaydedildi.

Elektrik enerjisinin yüzde 98'inin Özbekenergo'ya ait santrallerde üretildiği kaydedilirken, kalan kısmının ise Tarım ve Sulama Bakanlığına ait küçük çaplı hidroelektrik santrallerde üretildiği ifade edildi.

Özbekistan'da 11'i termik santral ve 31'i hidroelektrik santrali olmak üzere 42 elektrik santrali faaliyet gösterirken, bu santrallerinde geçen yıl toplam 47,581 milyar kilovat saat elektrik üretildi.


AreX 29 Kasım 2006 12:04

29 Kasım 2006

SEL FELAKETİNDE ZARAR GÖREN ÇİFTÇİLERİN BORÇLARI... -SEL FELAKETİNE MARUZ KALAN İLLERDEKİ ÜRETİCİLERİN TARIMSAL KREDİ BORÇLARI, 1 YIL SÜRE İLE FAİZSİZ OLARAK ERTELENECEK

(A.A) - Sel felaketine maruz kalan illerdeki üreticilerin tarımsal kredi borçları, 1 yıl süre ile faizsiz olarak ertelenecek.

Bakanlar Kurulu'nun konuya ilişkin kararına göre, 15 Eylül 2006-20 Kasım 2006 tarihleri arasında sel felaketine maruz kalan illerde faaliyet gösteren ve tabii afet nedeniyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları ve seraları toplam olarak en az yüzde 20 oranında zarar gören ve bu durumları il/ilçe hasar tespit komisyonlarınca belirlenen gerçek ve tüzel üreticilerin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan ve 30 Kasım 2006 tarihi itibariyle vadesi henüz gelmemiş veya vadesinden itibaren 90 günlük bekleme süresi içerisinde olan tarımsal kredi borçları, 1 Aralık 2006 tarihi itibariyle faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle, bu tarihten itibaren 1 yıl süre ile faizsiz olarak ertelenecek.

Üreticilerin, 30 Kasım 2006 tarihi itibariyle banka ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin Tasfiye Olunacak Alacaklar hesaplarında kayıtlı veya kayıtlı olması gereken tarımsal kredi borçları bulunan üreticilerin bu borçları da (yeniden yapılandırılanlar dahil) 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren bir yıl süre ile faizsiz olarak ertelenecek.

Faizsiz ertelenen dönem için bankanın uğrayacağı gelir kayıpları, cari tarımsal kredi faiz oranı ile tarımsal kredi cari temerrüt faiz oranları esas alınarak hesaplanacak ve bu amaçla Hazine Müsteşarlığı bütçesine konulacak ödenekten, müsteşarlıkça bankaya avans olarak erteleme süresi sonunda ödenecek.

Üreticilerin borçlu bulundukları banka ve Tarımsal Kredi Kooperatiflerine erteleme için müracaat süresi, bugünden itibaren 3 ay olacak.

Ayrıca, söz konusu tarihler arasında gerçekleşen sel afeti nedeniyle, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılan Tarımsal Amaçlı Kooperatiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre kuruluşlarına izin verilen ve söz konusu illerde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatiflerin borçları, 30 Kasım 2006 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile faizsiz olarak ertelenecek. Erteleme için müracaat süresi bugünden itibaren 3 ay olacak.

Öte yandan, söz konusu illerdeki çiftçilerin kayıplarının telafisini teminen, en fazla 18 bin 700 ton buğday tohumluğu ve 2 bin 600 ton arpa tohumluğu ile 3 bin 700 küçükbaş damızlık hayvanı söz konusu illerde valiliklerin tespit ettiği koordinasyon merkezlerine teslim etmeye Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) görevli kılındı.


AreX 29 Kasım 2006 17:49

29 Kasım 2006

ABD EKONOMİSİ, 3. ÇEYREKTE YÜZDE 2,2 ORANINDA BÜYÜDÜ

(A.A) - ABD ekonomisi, 2006 yılının üçüncü çeyreğinde öngörülenin üstünde yüzde 2,2 oranında büyüdü.

ABD Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD'de Gayri Safi Milli Hasılanın Temmuz-Eylül döneminde yüzde 2,2 oranında büyüdüğü bildirildi.

Bir ay önce yapılan tahminlerde 3. çeyrek için yüzde 1,6 oranında büyüme öngörülmüştü.

ABD'de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 2006 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,6 oranında büyümüştü.

29 Kasım 2006

GARANTİ BANKASI'NA 700 MİLYON DOLARLIK SENDİKASYON KREDİSİ...

(A.A) - Garanti Bankası, dış ticaretin finansmanında kullanılmak üzere uluslararası piyasalardan 700 milyon dolarlık sendikasyon kredisi aldı.

Garanti Bankasından yapılan açıklamada, bankanın 2 yıl vadeli 700 milyon dolar tutarında sendikasyon kredisi aldığı, 17 ülkeden toplam 34 bankanın katıldığı işlemin ödenen faiz ve komisyonlar dahil toplam maliyetinin libor artı yüzde 0,625 olarak gerçekleştiği belirtildi.

Londra'da imzalanan kredi ile bankanın, 1995 yılından bu yana 2 yıl vadede bir Türk bankasının bugüne kadar sağladığı en düşük maliyetli ve en yüksek tutarlı sendikasyon kredisini aldığı kaydedildi.

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen yaptığı açıklamada, uluslararası piyasaların Garanti Bankasına duyduğu güvenin vade, maliyet ve tutar açısından çıtayı daha yukarıya taşımalarını sağladığını ifade etti


AreX 29 Kasım 2006 18:19

29 Kasım 2006

AFETZEDE ÇİFTÇİYE DESTEK KOLAYLAŞTIRILACAK -ÖNCEDEN DEVLET YARDIMI İÇİN, ÇİFTÇİNİN TÜM MAL VARLIĞININ YÜZDE 40'ININ ZARAR GÖRMESİ ŞARTI ARANIRKEN, BU ORANIN, TARIMSAL ÜRETİMLE İLGİLİ VARLIKLARIYLA SINIRLI OLMAK ÜZERE YÜZDE 30'A DÜŞÜRÜLMESİ VEYA ASGARİ ÜCRETE BAĞLI OLARAK ''ASGARİ GEÇİM DÜZEYİ'' BELİRLENMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR -YABANİ HAYVAN BASKINI, SICAK VE KAR BASMASI DA DOĞAL AFET SAYILACAK -AFET ZARARLARININ ÖDENMESİ İÇİN, BÜTÇEYE, TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI BÜTÇESİNİN YÜZDE 2'SİNDEN AZ OLMAYACAK ŞEKİLDE ÖDENEK KONACAK -ZARARIN YÜZDE 70'İNİN ÖDENMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR -DEVLETİN, HALEN, AFETZEDE ÇİFTÇİYE 290 MİLYON YTL BORCU VAR

(A.A) -Tarım sigortalarının gelişemediği Türkiye'de, mevcut mevzuatın afetlerden zarar gören çiftçilerin zararlarının karşılanmasında yetersiz kalması ve afet zararlarının karşılanması için gerekli kaynağın sağlanamaması nedeniyle, afetzede çiftçiye devlet yardımının kolaylaştırılması amacıyla yeni düzenleme yapılıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ''Doğal Afetlerden Zarar Gören Muhtaç Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun'' başlığı ile hazırladığı taslağı, kurum içi görüşe açtı. Daha sonra ilgili bakanlıkların görüşüne açılması ve tamamlanarak bu yıl içinde TBMM'ye gönderilmesi planlanan taslakta, halen devlet yardımı sağlanmasında yetersiz kalan 2090 sayılı ''Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun''un da yürürlükten kaldırılması öngörülüyor.

Doğal afetler nedeni ile tarımsal üretim imkanları önemli ölçüde bozulan muhtaç çiftçilere devlet tarafından yapılacak yardıma ilişkin usul ve esasları belirleyen kanun taslağı ile ilk kez ''muhtaç çiftçi ve çiftçi'' tanımı da yapılırken, ''Mal sahibi, kiracı, yarıcı veya ortakçı olarak devamlı veya en az bir üretim dönemi veya yetiştirme devresi tarımsal üretim yapan gerçek kişi'' çiftçi sayılacak.

Taslakta, doğal afetin tanımı da genişletiliyor. Devlet, yangın, deprem, heyelan, hortum, yıldırım, taşkın, sel, don, dolu, kuraklık yanında, artık ''yabani hayvan saldırısı, kar baskısı, bitki döllenmesini etkileyen sıcak hava dalgası (sıcak hava basması)'' gibi afetlerden kaynaklanan zararı da karşılayabilecek.

-''ASGARİ YILLIK GELİRİ 19,1 BİN YTL'DEN YÜKSEK OLANLARA,
DEVLET YARDIMI YOK''-

Taslağa göre, doğal afet dolayısı ile zarar gören çiftçiye devlet yardımı yapılabilmesi için, çiftçinin yıllık gelir toplamının her yıl bakanlar kurulunca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün yıllık toplamının 3 katına (mevcut durumda 19 bin 116 YTL) tekabül eden miktar veya altında olması gerekiyor.

Asgari gelir dışında, ayrıca ''çiftçinin tarımsal ürünlerinin yüzde 30 zarar görmesi'' veya ''çiftçinin tarımsal ürünlerinin en az yüzde 50'sinin zarar görmesi'' şartı aranacak. Zarar oranı, bakanlık ve ilgili kurumlardan gelecek öneriler değerlendirildikten sonra kesinleştirilecek.

Doğal afetlerden tarımsal üretimleri belirlenen oranın üzerinde zarar gören ve yıllık asgari geliri de belirlenen miktarın altında kalan üreticilerin zararlarının ise yüzde 70'i, karşılıksız nakdi yardım şeklinde devletçe karşılanacak.

Taslakta ayrıca, çiftçinim tarımsal ürünlerinin yüzde 30 zarar görmesi halinde, ''çiftçinin zarar toplamının 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün 36 katına tekabül eden miktarının yüzde 70'i, bu miktar üzerindeki kısmın yüzde 10'u nakdi olarak ödenir'' şeklinde bir alternatif de bulunuyor.

-SİGORTA YAPTIRANA YÜZDE 10 DAHA FAZLA YARDIM-

Zararın ödenmesinde yüzde 70 oranının belirlenmesinde; tarım sigortasının da zararın yüzde 100'ünü karşılamaması, belirli oranda muafiyet payının konulması göz önüne alınırken, sigortaya göre bir avantaj sağlanmaması da öngörüldü.

Taslakta ayrıca, Tarım Sigortaları Kanunu'nun tanıtımını ve yaygınlaştırılmasını teşvik etmek amacıyla; ''daha önce sigorta yaptıranlara yüzde 10 daha fazla yardım yapılması şeklinde'' düzenleme yer aldı.

Devletçe zararları herhangi bir suretle karşılanmış olanlar ile Tarım Sigorta Kanunu kapsamındaki afet nevileri, bölge ve ürünler için, ayrıca bu kanun kapsamında devlet yardımı yapılmayacak.

Doğal afetlerden zarar gören çiftçilerin zarar oranı, gelirleri ve yapılacak yardımın miktarı, il ve ilçelerde oluşturulacak hasar tespit komisyonları tarafından belirlenecek.

Mevcut 2090 sayılı kanunda, doğal afete uğrayan çiftçiye yardım yapılabilmesi için, çiftçinin tarımsal ürünler ve evi dahil tüm mal varlığının yüzde 40'ının zarar görmesi gerekiyor. Yani çiftçinin evi sağlamken, hayvanları ve tarlasındaki ürünleri zarar görse bile, toplamda mal varlığının yüzde 40'ı zarar görmemişse, mevzuat gereği devlet yardımı verilemiyor.

Bu nedenle bu ay 24 ilde yaşanan yoğun sel olayları nedeniyle tarım alanları büyük oranda zarar görse bile, çiftçilerin mal varlıklarının toplamda yüzde 40'ı zarar görmediği için, devlet mevcut mevzuata göre ödeme yapamadı. Zararın karşılanması için ayrıca 3 adet bakanlar kurulu çıkarıldı.

Hazırlanan taslak yasalaşırsa, artık, yeni düzenlemelere gerek kalmadan, kanuna dayanarak yardım yapılabilecek.

-BÜTÇEYE ÖDENEK ŞARTI -290 MİLYON YTL BORÇ-

Taslak gereğince, doğal afetlerden zarar gören çiftçilere yapılacak yardımlar; bakanlık bütçesinin afet tertibine konulacak ödenek ile muacceliyet hükümlerine göre alınacak diğer paraların bütçeye özel gelir ve ilgili tertiplere özel ödenek kaydedilen paralardan karşılanacak.

Özel ödeneklerden yılı içerisinde kullanılmayan miktarlar ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve ödenek kaydedilecek.

Maliye Bakanlığı'nca afet tertibine aktarılacak ödenek, o yılki bakanlık bütçesinin yüzde 2'sinden az olamayacak.

Mevcut durumda, afetler tertibine yeterli kaynak konmadığı, ayrılan ödenek afet zararlarını karşılamakta yetersiz kaldığı için, devletin halen afetzede çiftçilere 290 milyon YTL borcu bulunuyor.

Bu yıl afetler tertibine 46,9 milyon YTL ödenek konurken, bakanlığın 300 milyon YTL'lik talebine karşın, 2007 bütçesine konan ödenek 57 milyon YTL'de kaldı.

Diğer taraftan taslağa, afetzede çiftçilere mevcut 290 milyon YTL'lik borcun ödenmesi için bütçeye bir defaya mahsus ödenek konması amacıyla bir geçici madde eklendi.

Taslağa göre, hasar tespit komisyon kararı ile talep edilen karşılıksız nakdi yardım; çiftçilerin Ziraat Bankası'ndaki hesabına aktarılmak üzere defterdarlık kanalı ile il müdürlüklerine gönderilecek.

Bakanlık merkez, il ve ilçe müdürlüklerince yapılan kontrol ve denetimlerde, verilen nakdi yardımın haksız alındığı tespit edildiğinde, yardımın bir ay içerisinde geri ödenmesi için çiftçiye tebligat yapılacak. Sürenin sonunda, geri ödeme yapılmazsa o ana kadar verilen karşılıksız yardım temerrüt faizi ile birlikte genel hükümler çerçevesinde tahsil edilecek ve para afetler tertibine aktarılacak.

Taslağın genel gerekçesinde, Türkiye'de dolu, don, sel ve kuraklık gibi afetlerin zaman zaman çok etkili olduğu, buna karşın çiftçiye, mevcut 2090 sayılı kanun ve kısmen tarım sigortası dışında destek sağlanamadığına işaret edildi.


AreX 30 Kasım 2006 11:49

30 Kasım 2006

ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU TOPLANTISI SONA ERDİ -TÜİK, DPT VE MALİYE BAKANLIĞINDAN EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELERLE İLGİLİ BİLGİ İSTENMESİNE KARAR VERİLDİ -İKİNCİ TOPLANTI 15 ARALIKTA TİSK'TE YAPILACAK

(A.A) - Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısı sona erdi.

Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Mustafa Türkel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ayrılırken yaptığı açıklamada, komisyonun Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Maliye Bakanlığından ekonomik ve sosyal göstergelerle ilgili bilgi istenmesine karar verdiğini bildirdi.

Türkel, komisyonun ikinci toplantısının 15 Aralık saat 12.00'de TİSK'te yapılacağını kaydetti.

Daha sonraki toplantının Türk-İş'te yapılacağını anlatan Türkel, bugünkü toplantıda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'dan, asgari ücretten alınan vergilerin azaltılmasına yönelik Maliye Bakanlığı çalışmasının gelecek toplantıda kendilerine ulaştırılmasını talep ettiklerini bildirdi.

Türkel, bu çalışmayı önemsediklerini vurgulayarak, görüşlerini, konuyla ilgili taslağı inceledikten sonra belirteceklerini söyledi.


AreX 30 Kasım 2006 13:38

30 Kasım 2006

AB'DEN ÜÇ YILDA 1,6 MİLYAR AVRO HİBE... -AVRUPA BİRLİĞİ TARAFINDAN, 2007-2009 DÖNEMİNE İLİŞKİN TÜRKİYE'YE 1 MİLYAR 602 MİLYON AVRO FON TAHSİSİ YAPILDI -YENİ DÖNEMDE 'PROJE' BAZLI YAKLAŞIMDAN 'PROGRAM' BAZLI YAKLAŞIMA GEÇİLECEK

(A.A) - Avrupa Birliği (AB) tarafından Türkiye'ye, 2007-2009 dönemini kapsayan 3 yıl için toplam 1 milyar 602 milyon avro fon tahsis edildi.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, 2007-2013 dönemini kapsayacak bütçeden daha fazla pay alma umudu taşıyan Türkiye, gelecek yıl 497 milyon avro, 2008 yılında 538 milyon avro, 2009 yılında ise 566 milyon avro tutarında hibe kullanabilecek.

Buna göre bu yıl 500 milyon avroya yakın hibe kullanacak olan Türkiye'nin, önümüzdeki 3 yılda alacağı kaynak pek değişmeyecek.

2010-2013 dönemine ilişkin Türkiye'ye yapılacak tahsisat ise Türkiye'nin kullanım kapasitesine göre analiz yapılıp, 2009 yılında belirlenecek.

Bu arada Türkiye'nin hibe kullanacağı IPA Fonunda, 2007-2013 dönemi için toplam 11,5 milyar avro bulunuyor. Ancak aday ülkelerin yanı sıra Sırbistan, Bosna Hersek ve Arnavutluk gibi potansiyel adaylar da bu fondan yararlanabilecek. Bu da Türkiye'ye düşen dilimin azalmasına neden olacak.

-EN FAZLA KAYNAK KURUMSAL GELİŞMEYE-

Bu arada AB tarafından kullandırılacak hibelerin en büyük bölümü, kurumsal gelişmeye yönelik teknik yardım projelerine ayrılmış durumda.

2007'de 252 milyon avro, 2008'de 248 milyon avro, 2009'da da 231 milyon avro aktarılacak bu alanın, 3 yıllık kaynak kullanımı 733 milyon avroya yaklaşacak.

Bölgesel gelişme için ayrılan fonlarda ise yıllar itibariyle bir artış olacağı öngörülüyor. Nitekim gelecek yıl 167 milyon avro verilecek bu alanda, 2008 yılında 173 milyon, 2009 yılında ise 182 milyon avro olmak üzere toplamda 524 milyon avro verilecek.

Üç yıllık dönemde, sınır ötesi işbirliği çin 24 milyon avro, insan kaynaklarının geliştirilmesi için 161 milyon avro, kırsal kalkınma için ise 159 milyon avro tutarında hibe kullandırılacak.

-HANGİ KURUM KOORDİNE EDECEK?-

Kurumsal gelişmeye yönelik teknik yardımlardan AB Genel Sekreterliği, sınır ötesi işbirliği projelerinden ise Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), AB Genel Sekreterliği ve Dışişleri sorumlu olacak.

Bölgesel gelişme ve insan kaynaklarının geliştirilmesi projeleri DPT koordinasyonunda, kırsal kalkınma ise Tarım Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilecek.

-YENİ DÖNEMİN FARKI NE?-

AB'den 2007-2009 döneminde kullanılacak hibelerde yeni yaklaşımlar da geliyor. Bu çerçevede 'proje bazlı' yaklaşımdan 'program bazlı' yaklaşıma geçiliyor.

Bu kapsamda operasyonel programlar hazırlanacak. Operasyonel programlar bakanlıklar yürütecek. DPT tarafından da koordinasyon sağlanacak.

Burada öncelikle, stratejik çerçeve belgesi hazırlanacak. İşin makro durumu ortaya konacak. Ardından hazırlanacak operasyonel programlarda 10 milyon avro üzeri projelerin isimleri de yer alacak.

İkinci fark ise daha az Brüksel merkezli bir yapıya gidilmesi olarak gösteriliyor.

Yeni uygulamada, sadece operasyonel programlar Brüksel tarafından onaylanacak. Proje tahsisatları içeride yapılacak.

Burada amaç, Türkiye'nin tam üyelik sonrası büyük çaplı yapısal fonlara alıştırılması olarak açıklanırken, AB kaynak kullanımı mekanizmasının metodolojisi ve kurumlarının oluşturulması hedefleniyor.

AB hibeleri, bölgesel kalkınma, tarım, enerji, çevre ve ulaşım, balıkçılık, veterinerlik, tüketicinin ve sağlığın korunması, finansal kontrol ve rekabet, endüstriyel politikalar, kültür, eğitim, sosyal politika, telekomünikasyon ve enformasyon konularındaki projelere veriliyor.

Hibe kullanımı konusunda Hazine Müsteşarlığı bünyesindeki Avrupa Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimi, DPT, AB Genel Sekreterliği ile AB Komisyonu Türkiye Delegasyonundan bilgi alınabiliyor.


AreX 1 Aralık 2006 10:12

01 Aralık 2006

TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU..

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun Tasarı üzerinde milletvekillerinin, memur maaşına ilişkin sorusunu yanıtlarken, ''Bu yıl Ocak ayında da çalışanlara enflasyon farkı vereceğiz. Bu fark tahminen yüzde 2.8 olarak maaşlara yansıyacak'' dedi.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2007 Ocak ayında çalışanların ücretlerine tahminen yüzde 2.8 oranında enflasyon farkı yansıtılacağını söyledi.

Unakıtan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun Tasarı üzerinde milletvekillerinin, memur maaşına ilişkin sorusunu yanıtlarken, ''Bu yıl Ocak ayında da çalışanlara enflasyon farkı vereceğiz. Bu fark tahminen yüzde 2.8 olarak maaşlara yansıyacak'' dedi.

Kemal Unakıtan, iktidarları döneminde memur maaşlarında yüzde 88.8 oranında artış sağlandığını bildirerek, 2007 yılında enflasyon farkının da yansıtılmasıyla memurların ortalama maaşının 1091 YTL olacağını söyledi.



AreX 1 Aralık 2006 12:02

01 Aralık 2006

TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU..

2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi. Tasarıya göre, 2007 Yılı Bütçesinin gideri 204.9 milyar YTL olacak. Bütçe gelirleri ise 188.1 milyar YTL olarak belirlenirken, bütçenin vermesi öngörülen 16.7 milyar YTL açık, net borçlanma hasılatı ile karşılanacak.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi.

Tasarıya göre, 2007 Yılı Bütçesinin gideri 204.9 milyar YTL olacak. Bütçe gelirleri ise 188.1 milyar YTL olarak belirlenirken, bütçenin vermesi öngörülen 16.7 milyar YTL açık, net borçlanma hasılatı ile karşılanacak.

-MEMUR MAAŞLARI...-

Tasarıya göre, 1 Ocak-30 Haziran arasını kapsayan 2007 yılının ilk yarısı için aylık katsayısı 0.04605, memuriyet taban aylığına uygulanacak katsayı 0.5864, yan ödeme katsayısı 0.01461 olacak. 1

Temmuz-31 Aralık arasını kapsayan yılın ikinci döneminde ise aylık katsayısı 0.04739, taban aylığı katsayısı 0.61417, yan ödeme katsayısı ise 0.01503 olarak uygulanacak.

Sözleşmeli memurların ücret tavanı ise yılın ilk yarısında 2 bin 403, ikinci yarısı için de 2 bin 480 YTL olarak belirlendi.

Memurlara enflasyon farkından doğan ödemeler, Bakanlar Kurulu kararıyla yapılacak.

Maaşları düşük olan memurlara yüzde 8, yüksek olanlara ise yüzde 6 oranında zam yapılacak.

Hazine garanti limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemlerde garanti imkan limiti 3 milyar ABD Dolarını; elde edilecek kaynaklar Hazineye aktarılacak şekilde kamu kurum ve kuruluşlarınca ihraç edilecek sertifika, senet ve benzeri finansman enstrümanlarına sağlanacak garanti tutarı ise 2 milyar ABD Dolarını aşamayacak. 3 milyar doların yüzde 1'ine kadar ikrazen özel tertip devlet iç borçlanma
senedi ihraç edilebilecek.


Türkiye Şeker Fabrikaları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin görev zararları, Hazine tarafından karşılanacak.
BELDES projesinde kullanılacak 300 milyon YTL'nin kullanımında yetki belediyelerde olacak.

-KADROLAR-

Kamu kurum ve kuruluşları, 2007 yılında, çeşitli nedenlerle ayrılan memurların yüzde 50'sini geçmeyecek şekilde, açıktan veya nakil yoluyla atama yapabilecek. Bu sınırlar içinde memur ihtiyacını karşılayamayan kuruluşlar için ilave 23 bin atama izni verilecek. Yükseköğretim kurumlarına ise 2 bin atama izni verilmesi öngörülüyor.

-ÖNERGELER-

Komisyonda verilen bir önerge ile bütçenin gider kalemleri 86.3 milyon YTL artırıldı.

Verilen bir başka önerge ile genel bütçeye dahil kurumların 143, özel bütçeleri kuruluşların da 43 adet özel donanımlı araç temin etmelerine izin verildi.

Fazla mesai ücretlerinin tavanı da artırıldı. Buna göre, fazla mesai tavanları nüfusu 10 bine kadar olan yerlerde 135, 50 bine kadar olan yerlerde 145, 100 bine kadar olan yerlerde 160, 250 bine kadar olan yerlerde 180, 1 milyona kadar olan yerlerde 217 ve 1 milyondan fazla olan yerleşim birimlerin de de 225 YTL olacak. Ankara ve İstanbul'da ise itfaiyecilerin fazla mesai tavanı
244 YTL'den 250 YTL'ye çıkarıldı. Büyükşehir sınırları içende ise bu rakam 335 YTL olacak.

-GAZİLER İLE ŞEHİTLERİN DUL VE YETİMLERİ-

Verilen önerge ile 1 Ocak'ta yürürlüğe girecek Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunundan, gaziler ile şehitlerin dul ve yetimlerinin olumsuz etkilenmemesi için yeni düzenlemeler yapıldı. Bunlar için 2007 yılından önceki uygulamalar geçerli olmaya devam edecek.

Cep telefonlarından alınan kullanım bedelinin 12 eşit taksitte tahsil edilmesine ilişkin düzenleme de yasal güvenceye kavuşturuldu.

-EMZİRME YARDIMI DÜŞÜRÜLDÜ-

Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile kadınlara 6 ay süre ile 190 YTL emzirme yardımı verilmesini düzenleyen hüküm de değiştirilerek, bu yardım 54 YTL'ye indirildi.

Yeşil Kart sahiplerinin sağlık primlerinin yüzde 12'si Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenecek.
Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü birbirlerine taşınmaz devredebilecekler.

Hazine bu taşınmazları vatandaşlara satabilecek.
Şehit çocuklarına ödenen eğitim yardımları 2007 yılında da devam edecek.

Sevk zincirini özendirmek amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna, hastanelerden alınacak katkı payını 5 katına kadar artırma, yarıya kadar indirme veya hiç almama yetkisi tanındı.

Sahte belgelerle Emekli Sandığından malulen emekli olduğu tespit edilenlerden tahsil edilmesi öngörülen alacaklardan da vazgeçilecek.


AreX 1 Aralık 2006 15:21

01 Aralık 2006

ABN AMRO TÜRKİYE İMALAT SANAYİ RAPORU: -''TÜRK İMALAT SANAYİ BÜYÜMEYE KASIM'DA DA DEVAM ETTİ. FİYAT KONUSUNDAKİ BASKILAR HAFİFLEMEYE BAŞLADI''

(A.A) - ABN AMRO Türkiye Satın Alma Yöneticisi Endeksine (PMITM) göre, Türk imalat sanayi büyümeye Kasım'da da devam ederken, fiyat konusundaki baskılar hafiflemeye başladı.

ABN AMRO ile ekonomik araştırma şirketi NTC Research işbirliğiyle hazırlanan çalışmada, Ekim ayında 53,5 olan ABN AMRO Türkiye Satın Alma Yöneticisi Endeksinin Kasım ayında 52,1'e gerilediği, ancak bunun 53 olan dönem ortalamasının çok az altında olduğu bildirildi.

Bu inişin son dokuz ayda görülen büyümenin en az oranda olduğunu gösterdiği, başlık endeksinin düşüş nedeninin yavaşlayan üretim ve az gelen yeni siparişler olduğu, istihdamın etkisinin de PMI üzerinde bu ay daha az olumlu etki gösterdiği belirtildi.

Araştırmaya katılan şirketlerin son on sekiz ayda üretimlerinin arttığını bildirdiği, ancak büyüme oranının yıl ortalamasının altında kaldığı vurgulanırken, üretim artışının Türk imalat sektörünün çalışma gücüyle daha da verimli hale geldiği ifade edildi.

Şirketler genel olarak üretimlerinin ve çalışan sayılarının artışını Kasım ayında alınan yeni işlere bağlarken, araştırma bulgularının pazarın iyileşmesinin ve başarılı promosyon çalışmalarının yeni siparişlerin gelmesinde etkili olduğunu gösterdiği kaydedildi.

İhracat siparişlerinde de Ekim ayından bu yana iyileşme görüldüğü, bu iyileşme son dört ayda görülenin en yükseği olduğu belirtildi.

Bazı şirketlerin yeni siparişlerin ellerinde olan stoklardan temin ettiğini bildirirken, bunun son dokuz aydır nihai ürün stoklarındaki ve birikmiş işlerdeki gerilemeyi gösterdiği vurgulandı.

Kasım ayı bulgularına göre, şirketlerin satın almalarında az da olsa gerilemenin olduğu, yüksek yoğun talepten dolayı son yedi aydır tedarikçilerin teslimatlarında gecikmeler yaşandığı, fiyatlarda görülen baskının Haziran ayının yüksek fiyat artışından sonra biraz gerilediği ifade edildi.

Çalışmada, şirketlerin hammadde fiyatlarında artış olduğunu bildirdiği, bu artışın satış fiyatları üzerinden müşterilere yansıtıldığı belirtildi.


evo 2 Aralık 2006 10:34

MOTORİNE ZAM

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/benzin_pompa_9.jpg

ANKARA - Motorinin rafineri çıkış fiyatlarına bugünden geçerli olmak üzere zam yapıldı.
Zammın pompa satış fiyatlarına yüzde 1,93 oranında yansıması bekleniyor.
TÜPRAŞ, motorinin rafineri çıkış fiyatını yarından geçerli olmak üzere yüzde 4,23 oranında artırarak, metreküp fiyatını 702,52 YTL'den 732,23 YTL'ye çıkardı.
Yapılan zammın ardından motorinin, özel tüketim vergisi (ÖTV), gelir payı, kdv dahil metreküp fiyatı ise yüzde 1,93 artışla 1.815,18 YTL'den 1.850,24 YTL'ye yükseldi.


AreX 2 Aralık 2006 11:11

02 Aralık 2006

YABANCILARA MÜLK SATIŞI... -TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VERİLERİNE GÖRE, 21 KASIM 2006 TARİHİ İTİBARİYLE TÜRKİYE'DE 71 ÜLKEDEN 68 BİN 248 YABANCININ GAYRİMENKULU BULUNUYOR -62 BİN 163 TAŞINMAZIN TOPLAM YÜZÖLÇÜMÜ 181,2 MİLYON METRE KAREYİ BULUYOR -TÜRKİYE'DE EN FAZLA GAYRİMENKULÜ OLAN YABANCILARIN BAŞINDA ALMANLAR, İNGİLİZLER VE YUNANLILAR GELİYOR -MEKSİKA, FAS, EL SALVADOR, BANGLADEŞ, LIECHTENSTEIN, NİJERYA, SLOVENYA, TUNUS VE VENEZUELA'DAN İSE YALNIZ BİRER KİŞİNİN MÜLKÜ BULUNUYOR -YABANCILARA GAYRİMENKUL SATIŞI İLE İLGİLİ BİLGİLERİN GÜNCELLENMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMA, ŞUBAT AYINDA TAMAMLANACAK

(A.A) - Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, Kasım sonu itibariyle Türkiye'de 71 ülkeden 68 bin 248 yabancının gayrimenkulü bulunuyor.

Yabancıların elindeki 62 bin 163 taşınmazın toplam yüzölçümü 181 milyon 188 bin 870 metre kareyi buluyor. Bunun yaklaşık 150 milyon metre karesi Suriyeler'in mülkü oluşturuyor. Ancak Suriyelilere, Hatay'ın Türkiye sınırına katıldığı 1939'dan bu yana satış yapılmıyor. Suriyelilere ait taşınmazlara Hazine tarafından 1966'da el konulduğu için malların yönetimi de o zamandan bu yana Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün elinde bulunuyor.

A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, Suriye listenin dışında tutulduğunda, 21 Kasım 2006 tarihi itibariyle Türkiye'de en fazla mülkü olan yabancıların başında Almanlar, İngilizler ve Yunanlılar geliyor.

Halen Türkiye'de 15 bin 148 Alman vatandaşının, toplam yüzölçümü 10,5 milyon metre kareye varan 14 bin 993 taşınmazı bulunuyor. 16 bin 897 İngiliz'in de yaklaşık 4,7 milyon metre kare büyüklüğünde 12 bin 358 taşınmazı yer alıyor.13 bin 843 Yunan vatandaşının da toplam gayrimenkul sayısı 12 bin 182 adeti buluyor.

Listenin devamında yer alan 3.432 Hollandalının 2.695, 3.304 İrlandalının 2.427, 2.273 Danimarkalının 1.696, 1.208 Avusturyalının 1.485, 1.504 Norveçlinin 1.097, 1.153 Belçikalının 947, 1.020 İtalyanın 1.057, 986 KKTC'linin 1.085, 896 ABD'linin 1.141 ve 860 Fransızın 800 adet gayrimenkulu çeşitli illerde bulunuyor.

-EN AZ İLGİ GÖSTERENLER-

Meksika, Fas, El Salvador, Bangladeş, Nijerya, Slovenya, Tunus, Liechtenstein ve Venezuela'dan ise yalnız 1'er kişinin Türkiye'de mülkü bulunuyor.

Guatemala, Kırgızistan, Özbekistan, Türmenistan, El Salvador, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Hırvatistan, Portekiz, Estonya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Bahreyn, Libya, Gürcistan, Moldova, Kuveyt, Filipinler'den de Türkiye'de gayrimenkul alanların sayısı 10'nun altında kalıyor.

Türkiye'de toplam 71 ülke vatandaşının gayrimenkulü bulunuyor. Bu ülkelerin tam listesi şu şekilde sıralanıyor:

''Almanya, ABD, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Belçika, Bosna-Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, El Salvador, Estonya, Fas, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Guatemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Hırvatistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Güney Kore, Kuveyt, Libya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Meksika, Mısır, Moldova, Nijerya, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Sırbistan ve Karadağ, Slovenya, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Ürdün, Venezuela, Yeni Zelanda, Yunanistan.''

-BİLGİLER, ŞUBAT'TA GÜNCELLENECEK-

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Genel Müdürlüğün, yabancılara gayrimenkul satışı ile ilgili istatistiksel bilgilerin güncellenmesine yönelik çalışması, 2007 yılı Şubat ayında tamamlanacak.

Yurt genelinde yürütülen proje ile yabancılara gayrimenkul satışı verileri ile ilgili bazı tutarsızlıklar, aksayan taraflar giderilecek. Son şekli verilen veriler, merkezde hazırlanan bir bilgisayar programına yüklenecek ve gelişmeler günlük takip edilebilecek.

Yetkililer ayrıca yabancılara gayrimenkul satışı yapılmayacak askeri alanlar ve güvenlik bölgelerine ilişkin Genelkurmay Başkanlığının hazırladığı verilerin kadastral paftalara işleme sürecinin de tahmini Şubat ortasında sona ereceğini bildirdiler. Yetkililer, çalışma tamamlandıktan sonra satışların artık askeri makamlardan görüş alınmadan yürütüleceğini ifade ettiler.


AreX 2 Aralık 2006 12:10

02 Aralık 2006

DENİZLİ'DEN İHRACAT... -KASIM AYINDA TEKSTİL VE KONFEKSİYON İHRACATI YÜZDE 25 ARTTI

(A.A) - Denizli'den yapılan tekstil ve konfeksiyon ihracatının Kasım ayında yüzde 25,04 oranında arttığı açıklandı.

Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nden alınan bilgiye göre, Kasım'da Denizli'den yapılan tekstil ve konfeksiyon ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,04 oranında artarak 106 milyon 879 bin dolar olarak gerçekleşti.

1 Ocak-30 Kasım tarihleri arasındaki ihracatta, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,32 oranında artarak, 956 milyon 363 bin dolara ulaştı.

Denizli'den en fazla ihracatı yapılan ürünler 370 milyon 746 bin dolarla havlu, 213 milyon 215 bin dolarla bornoz ve sabahlık, 115 milyon 22 bin dolarla çarşaf ve nevresim oldu.

Havlu ihracatı yüzde 1,53, çarşaf ve nevresim ihracatı yüzde 10,38, erkek iç giyim ihracatı yüzde 130,48, pamuklu örme kumaş ihracatı yüzde 105,73, pijama-gecelik ihracatı yüzde 37,29, bayan iç giyim yüzde 27,15 arttı.

Buna karşın bornoz ve sabahlık ihracatında yüzde 2,68, erkek dış giyimde yüzde 9,77 oranında gerileme oldu.

Ülkeler bazında 213 milyon 82 bin dolarla Almanya, 161 milyon 822 bin dolarla ABD ve 115 milyon 834 bin dolarla İngiltere, en fazla ihracat yapılan ülkeler oldu.

Almanya'ya ihracatta yüzde 1,75 ve İngiltere'ye ihracatta yüzde 15,03 artış kaydedildi. ABD'ye ihracatta ise yüzde 2,81 azalma görüldü.

AB ülkelerine ihracatın da 11 aylık dönemde yüzde 8,73 artışla 682 milyon 461 bin dolara yükseldiği belirtildi.


evo 4 Aralık 2006 09:42

Türkiye'nin sosyal göstergeleri
1000 KİŞİYE 78,1 OTOMOBİL DÜŞÜYOR

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/oto_pazar.jpg

ANKARA - Güliz Demircan Yücel - Türkiye'nin sosyal göstergeleri gelişmesini sürdürürken, halen Türkiye'de 1000 kişiye; 78,1 otomobil, 261 telefon, 600 televizyon düşüyor.
Ayrıca kişi başına elektrik tüketimi 1808 kilovat saate, ortalama ömür ise 71,3'e yükseldi.
Kadın-erkek olarak bakıldığında da ortalama ömür kadınlarda 73,8'e, erkeklerde 68,9'e yükseldi. Bebek ölüm oranı ise binde 23,6'ya geriledi.
Dış Ticaret Müsteşarlığının TÜİK verilerinden derlediği bilgilere göre, 2000 yılında Türkiye'de 1000 kişiye 65,2 otomobil düşerken, bu rakam 2005 yılında 78,1'e yükseldi.
2000 yılında bin kişiye 271 sabit telefon düşerken, 2005'de bu sayı 261'e düştü, bin kişiye düşen televizyon sayısı da 439'dan 600'e yükseldi.
Kişi başına elektrik tüketimine bakıldığında, 2000 yılında 1505 kilovat saat olan tüketim, 2005'de 1808 kilovat saate yükseldi.
2000 yılında 61 bin 90 kilometre olan karayolu uzunluğu, 2005'te 61 bin 939kilometreye, 1773 kilometre olan otoyol uzunluğu 1775 kilometreye, 8 bin 671 kilometre olan demiryolu uzunluğu da 8 bin 697 kilometreye çıktı.


AreX 7 Aralık 2006 11:25

07 Aralık 2006

AÇILIŞIN ARDINDAN PİYASALAR... -AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE DAİR GELEN HABERLER ÜZERİNE İMKB BİLEŞİK ENDEKSİ 39.197,60 PUANI GÖRDÜ -GÖSTERGE KAĞIDINDAKİ FAİZ YÜZDE 21,45 SEVİYESİNE GERİLEDİ

(A.A) - AB-Türkiye ilişkilerinde havaalanı ve limanlarla ilgili son gelişme ve haberlere bağlı olarak piyasalarda olumlu bir tepki gözleniyor.

Açılışın ardından yükseliş eğilimine giren İMKB Bileşik Endeksi 39.197,60 puana kadar hızlı bir çıkış gösterdi. Güne 78,86 puan ve yüzde 0,21'lik artışla 38.263,62 puandan başlayan Endeks, hızlı bir yükselişle seansın 17. dakikası dolarken 39.022,39 puana, yarım saat dolduğunda da gördüğü en yüksek seviye olan 39.197,60 puana ulaştı.

Bankalar arası piyasada dolar kotasyonları açılışta alışta en düşük 1,4290 YTL, en yüksek 1,4330 YTL, satışta en düşük 1,4350 YTL, en yüksek 1,4385 YTL düzeyinde bulunuyordu. Bu seviyeler bir süre korundu. Kotasyonlarda 1,4400 YTL'nin altındaki değerler en son Mayıs ayı ortalarında görülmüştü. İlk bir saat tamamlanırken kotasyonlarda alışta 1,4325-1,4360, satışta ise 1,4370-1,4410 aralığında işlemler sürüyor.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 13 Ağustos 2008 vadeli gösterge tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 10.30 itibariyle basit getirisi yüzde 22,99'a, bileşik getirisi yüzde 21,45'e geriledi.

Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin dünkü kapanışında basit getiri yüzde 23,31, bileşik getiri yüzde 21,72 olarak gerçekleşmişti.

İstanbul serbest piyasada döviz fiyatlarında ise dolar 1,4350 YTL'den alınıp 1,4450 YTL'den satılıyor. 1,9100 YTL'den alınan avronun satış fiyatı da 1,9200 YTL seviyelerinde bulunuyor.

-DEĞERLENDİRME-

Uzmanlar, güne yükselişle başlayan piyasada, özellikle AB ile ilgili gelişmeler ve bunların yansımalarına yönelik bekleyişlerin etkili olduğuna işaret ediyorlar. Borsa uzmanları, bu aşamada piyasaların, Türkiye'yi tartışacak olan COREPER toplantısı ile Ercan havaalanının uluslararası trafiğe ve Maraş limanının doğrudan ticarete açılması karşılığında Türkiye'den de bir havaalanı ve limanın Rumlara açılabileceği yönündeki öneriye ilişkin gelişmeleri yakından izlediğine dikkat çekiyor.


evo 8 Aralık 2006 11:21

SANAYİ ÜRETİMİ EKİM'DE YÜZDE 2,5 ARTTI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/sanayi_uretimi_9.jpg

ANKARA - Türkiye'nin sanayi üretimi, bu yılın Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,5 oranında arttı. 2005 yılının Ekim ayında sanayi üretimi yüzde 7 artmıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2006 Ekim ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı.
Buna göre Ekim'de, madencilik sektöründe üretim yüzde 13,3 oranında azalırken, imalat sanayi sektöründe yüzde 3,3, elektrik, gaz ve su sektöründe de yüzde 2,5 oranında üretim artışı yaşandı.
Geçen yıl Ekim ayında üretim artışları, madencilik sektöründe yüzde 15, elektrik, gaz ve suda yüzde 7,9, imalat sanayi sektöründe yüzde 6,5 olmuştu.
Sanayi üretimi Eylül ayında ise yüzde 3,5 artmıştı.


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/haberayrinti.gif LPG VE OTOGAZ'A ZAM

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2005/lpg01.jpg

ANKARA - Likit petrol gazın (LPG) ve otogazın rafineri çıkış fiyatlarında bugünden geçerli olmak üzere zam yapıldı.
Zammın tüketiciye LPG'de yüzde 2,04, otogazda yüzde 1,95 oranında yansıması bekleniyor.
LPG'nin çıplak rafineri çıkış ton fiyatları yüzde 4,25 artışla 738,55 YTL'den 769,95 YTL'ye yükseldi. Perakende fiyatları ilgilendiren vergiler dahil rafineri çıkış fiyatı ise tüplü, sanayi ve ısınma amaçlı kullanımlarda 1.811,95 YTL'den 1.849 YTL'ye çıktı.
Otogazın rafineri çıkış fiyatı da yüzde 4,25 zamlandı. Otogazın vergiler dahil rafineri çıkış ton fiyatı ise yüzde 1,95 artarak, 1.892,19 YTL'den 1.929,24 YTL'ye yükseldi.


AreX 8 Aralık 2006 12:49

08 Aralık 2006

OTOMOTİV İHRACATININ EN GÖZDE 5 ÜLKESİ... -YILIN 11 AYINDA, İHRACATIN YARISINDAN FAZLASI, İTALYA, ALMANYA, FRANSA, İNGİLTERE VE İSPANYA'YA YAPILDI -BEŞ ÜLKEYE GERÇEKLEŞTİRİLEN İHRACAT, 2003 YILININ TAMAMINDA YAPILAN 7 MİLYAR 191 MİLYON DOLARLIK İHRACATA YAKLAŞTI

(A.A) - Otomotiv sektörü, yılın 11 ayında ihracatının yarısından fazlasını, İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere ve İspanya'ya yaptı.

Beş ülkeye yapılan ihracat, 2003 yılının tamamında gerçekleştirilen 7 milyar 191 milyon dolarlık ihracata yaklaştı.

AA muhabirinin, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türk otomotiv sektörü, ocak-kasım döneminde gelişmiş batı ülkeleri başta olmak üzere, 5 kıtada toplam 168 ülke ve özerk bölgeyle 13 serbest bölgeye ihracat yaptı.

Toplam 13 milyar 312 milyon 904 bin dolarlık otomotiv ihracatının, 9 milyar 383 milyon 816 bin dolarlık kısmı, Türkiye'nin geleneksel olarak en büyük ticari partnerleri konumundaki AB ülkelerine gerçekleştirildi.

Bu rakam, toplam otomotiv ihracatının yüzde 70,5'ini karşılarken, AB üyesi 25 ülkenin, 143 ülke karşısındaki potansiyelini de ortaya koydu.

-İHRACATIN YARISINDAN FAZLASI 5 ÜLKEYE-

AB ülkeleri arasında, İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere ve İspanya'ya yapılan ihracat, 7 milyar 133 milyon 159 bin dolar ile toplam otomotiv ihracatının yarısından fazlasını oluşturdu.

AB üyesi Hollanda, Belçika, İrlanda, Avusturya, İsveç, Yunanistan, Finlandiya, Danimarka, Portekiz, Lüksemburg, Polonya, Letonya, Macaristan, Litvanya, Slovenya, Slovakya, Malta, Çek Cumhuriyeti, Kıbrıs ve Estonya'ya yapılan ihracat da yine üst sıralarda yer aldı.

-ADAY ÜLKELER-

Aday ülke konumundaki Romanya ve Bulgaristan da eklendiğinde, birliğin pazar payı yüzde 74,8'i buldu.

Bu iki ülkeye ocak-kasım döneminde, 571 milyon 803 bin dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, toplam otomotiv ihracatının yüzde 4,3'ünün yapıldığı ve yakın gelecekte AB üyesi olması beklenen Romanya'da yüzde 36,4, Bulgaristan'da da yüzde 30,4 oranında artış kaydedildi.

AB üyesi ve aday ülke konumundaki toplam 27 ülkeye, 9 milyar 955 milyon 619 bin dolar ihracat yapılırken, kalan 141 ülkeye gerçekleştirilen ihracat ise 3 milyar 357 milyon 285 bin dolar ile sınırlı kaldı.


AreX 9 Aralık 2006 12:10

09 Aralık 2006

PETROL STOKU İÇİN 'ULUSAL AJANS' KURULUYOR... -ULUSAL PETROL STOK AJANSI KURULMASINA İLİŞKİN KANUN TASLAĞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMAYA GELİNDİ -TASLAĞA GÖRE, KAMUNUN YANI SIRA ÖZEL SEKTÖRÜN ELİNDEKİ MEVCUT PETROL STOKU, KURULACAK ULUSAL STOK AJANSINA DEVREDİLEREK ''KAMU MALI'' SAYILACAK -BÖYLELİKLE ZORUNLU 90 GÜNLÜK PETROL STOKU, STOK AJANSI VASITASIYLA TUTULURKEN, ÖZEL SEKTÖRÜN AYRICA YARATACAĞI KAPASİTEYLE DAHA YÜKSEK STOKA ULAŞILMIŞ OLACAK -UYGULAMAYLA ÖZEL SEKTÖRÜN STOK MALİYETİ DE DÜŞECEK -ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI MÜSTEŞARI DEMİRBİLEK: -''KARIŞIK BİR PETROL STOKU TUTMAK YERİNE, ULUSAL STOKLARIN KAMU MALI OLARAK TUTULMASINI AMAÇLIYORUZ'' -''ÖZEL SEKTÖRÜN KENDİ TİCARİ AMACINA DÖNÜK TUTACAĞI PETROL STOKLARI DA, BİZİM EK GÜVENCEMİZ OLACAK''

(A.A) - Petrol piyasasında arz güvenliğinin sağlanması ve ulusal petrol stok sisteminin daha etkin işlemesini teminen, kamu ve özel sektörün elindeki mevcut petrol stoklarını birleştirmeye dönük ''Ulusal Petrol Stok Ajansı'' kuruluyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Ulusal Petrol Stok Ajansının kurulmasına ilişkin kanun taslağı çalışmalarında son aşamaya gelindi.

Taslağa göre, kamunun yanı sıra özel sektörün elindeki mevcut petrol stoku, kurulacak ulusal stok ajansına devredilerek 'kamu malı' sayılacak.

Böylelikle mevzuat gereği zorunlu 90 günlük petrol stoku, Stok Ajansı vasıtasıyla tutulurken, özel sektörün ayrıca yaratacağı kapasiteyle birlikte daha yüksek stoka ulaşılmış olacak.

Uygulamayla özel sektörün stok maliyeti de düşecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının hazırladığı taslakla, Türkiye'de Ulusal Petrol Stok Ajansının kurularak, petrolün ''kamu malı'' olarak stoklanması amaçlanıyor.

-STOK KOMİSYONU, STOK AJANSINA DÖNÜŞÜYOR

Bakanlığın 2007 yılı programında da yer alan Ulusal Stok Ajansının kurulmasıyla, mevcut durumda komisyon alarak görevini ifa etmekte olan Ulusal Stok Komisyonu, ''Stok Ajansı'' olarak yeni bir kurumsal yapıya kavuşturulacak.

Taslak çalışmalarının önümüzdeki günlerde tamamlanarak, özel sektörün görüşlerine açılması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Sami Demirbilek, taslağa ilişkin soruları yanıtlarken, mevcut yapıda petrol stoklarının özel sektöre getirdiği finansal yükün, ticareti de etkilediğini, bu düşünceyle karışık bir stok tutmak yerine ulusal stokların 'kamu malı' olarak tutulmasının yolunu açmaya çalıştıklarını bildirdi.

Petrol stoklarının tamamen kamu malı olmasına kadar, özel sektörle birlikte bir geçiş süreci yaşanacağını ifade eden Demirbilek, ''ne zaman ulusal stokları Stok Ajansı vasıtasıyla tamamen kamu malı olarak tuttuğumuzda, özel sektörün kendi ticari amaçlı tutacağı stoklar da, bizim ek güvencemiz olacak'' dedi.

Taslak ne kadar erken yasalaşırsa, Ajansın da o kadar çabuk faaliyete başlayabileceğini anlatan Demirbilek, Petrol Piyasası Kanunu gereği elde edilen gelirin Stok Ajansının emrine verilmesiyle, kamu malı olarak stokların tutulmasına hemen başlanabileceğini kaydetti.

-''SEKTÖR DE AJANSIN KURULMASINA OLUMLU BAKIYOR''-

Sektör temsilcilerinin de Ulusal Stok Ajansının kurulmasına olumlu baktıklarını ifade eden Demirbilek, ajansın, sektörün üzerindeki finansal maliyetleri azaltacağını, böylelikle daha etkin bir rekabetin sağlanacağını söyledi.

Demirbilek, Ulusal Stok Ajansıyla kamunun ''satın alma ya da sahiplenme'' şeklinde stok geliştireceğini, dağıtıcı şirketlerin de kendi ticari stoklarını tutacağını ve sadece bunun maliyeti olacağını anlattı.

-MEVCUT İŞLEYİŞ NASIL?-

Mevcut Petrol Piyasası Kanunu, piyasada sürekliliğin sağlanması, kriz veya olağanüstü hallerde risklerin önlenmesi ve uluslararası anlaşmalar gereği olağanüstü hal petrol stokları ile ilgili yükümlülüklerin ifası amaçlarıyla, ''bir önceki yıl günlük ortalama kullanımının içindeki net ithalatın en az 90 günlük miktarı'' kadar petrol stokunun tutulmasını zorunlu kılıyor.

Ulusal petrol stoku, rafineri, akaryakıt ve likit petrol gazı (LPG) dağıtıcı lisansı sahiplerinin ikmal ettiği günlük ortalama ürün miktarının ''minimum 20 katını kendi depolarında veya lisanslı depolama tesislerinde topluca veya statülerine göre ayrı ayrı bulundurma'' yükümlülüğü ile sağlanıyor.

Rafinerilere ve depolara boşaltılmak üzere karasularında bulunan yüklü tankerler ile rafinerilerdeki ham petrol ve yarı mamul ürünler, ürüne tahvil edilerek ulusal stok mükellefiyetine sayılıyor.

Ulusal petrol stokunun tamamlayıcı kısmı rafinericiler tarafından tutuluyor ve tamamlayıcı kısmın edinilmesi nedeniyle oluşabilecek kaynak ihtiyacı, finansman giderleri ve bu kısım stokların depolama ve idame maliyeti, tüketici fiyatlarına ilâve edilen ve rafinericilerin kullanımında kalan gelirler ile karşılanıyor.

Ulusal petrol stokunun esas gün sayısının belirlenmesi, artırılması, yönetimi, getirilebilecek yükümlülükler, ulusal petrol stokunun temin süresi, ulusal petrol stokunun cinsi, miktarı ve stoklama yerinin belirlenmesi, ulusal petrol stokuna dair petrol ve

hizmet alımları, stok ve stoklamaya ilişkin diğer kararlar ile tedbirlerin alınması, ulusal petrol stoklarından olağanüstü hallerde satış yapılması ile Bakanlar Kuruluna sunulacak tekliflerin hazırlanması gibi konularda karar vermek üzere ve bu Kanuna göre oluşturulan Komisyonun çalışmasına ait usul ve esasların belirlenmesinde Bakanlar Kurulu yetkili bulunuyor.

Komisyon ise Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı başkanlığında, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Kurum temsilcilerinden oluşuyor.


kambis 10 Aralık 2006 23:33

TC kimlik numarasında hata 10 Aralık 2006


ANKARA(ANKA)

Türkiye’nin en büyük e-devlet projesi olan 22 yılın emeği MERNİS (Merkezi Nüfus İşletim Sistemi) adeta çöktü. 130 milyon kaydın yer aldığı ve yaklaşık 30 milyon dolara mal olan sistemde bulunan kayıtların yüzde 25’ten fazlası hata veriyor.

Skandal, Mersin’de meydana gelen sahtekarlık olayı ile ortaya çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına da giren skandala konu olan ilde nüfus müdürlüğünde görevli bir personelin, hazırladığı nüfus kağıdına rahatlıkla TC Kimlik Numarası girebildiği ve bunu resmileştirebildiği fark edildi.

Yaşanan kimlik sahteciliğinin üstü bir anda kapatılırken, bir kişinin kayıtlarının nasıl bu kadar rahat düzenlenebildiği Emniyet Genel Müdürlüğü’nce soruldu. Sözlü yapılan görüşmede, bu kayıtların merkezdeki bilgisayarla eş zamanlı olarak güncellenebildiğini ifade eden Nüfus Genel Müdürlüğü yetkilileri, “kötü niyetli memurların girdiği kayıtlar, otomatik olarak tüm Türkiye’de güncellenmiş” dediler.

Ancak skandalın büyüklüğü Sağlık Bakanlığı’nda yaşanan terfi ve atamalarda açığa çıktı. Geçtiğimiz ay yapılan düzenlemede personelin verdiği TC Kimlik Numaraları ile internet üzerinden çıkan kayıtları karşılaştıran bakanlık yetkilileri, hataları görerek Nüfus Genel Müdürlüğü’nden yardım istediler.

ÖZEL BÜRO KURDULAR

Nüfus Genel Müdürlüğü’nde yaşanan MERNİS skandalının en önemli yönü ise kayıtlardan hangilerinin hatalı olduğunun tam olarak belirlenememesinden kaynaklanıyor. Konuyla ilgili başvuruların 2004 yılından itibaren hızla artması üzerine harekete geçen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri’nin yaptığı inceleme de felaketin boyutlarını resmen ortaya koydu.

Müfettişlerin 2004 Ekim’inde hazırladığı raporda, yapılan incelemede aynı TC kimlik numarasına sahip 77 bin 756 kişi tespit ederek, “bunlardan 58 bin 558 tanesi halen yaşayan kişilerdir” denildi. Aynı T.C kimlik numarası almış kişilerin yarısının aslında aynı kişiler olduğunu ve bunların kadın olduğunu belirleyen müfettişler, “boşanma ve vatandaşlık işlemleri sırasında ortaya çıkan kayıtların işlenmesinde hatalar yapılmıştır” dediler.

Müfettişler, 28 Ekim 2000’de ilk kez vatandaşlara TC kimlik numarası verilirken, merkez ile taşra arasındaki data bağlantılarında zaman zaman yaşanan sıkıntıların tüm sisteme yansıdığının da altını çizdi. Raporda, “Programın T.C Kimlik Numarası üzerkinde güncelleme yapılabilmesine olanak sağlamasının en önemli sorun olduğu görülmüştür” denildi.

MALİYETİ 30 MİLYON DOLARI AŞTI

Dünya Bankası’nın MERNİS Projesi Özelleştirme ve Sosyal Güvenlik Ağı (PİAL) kapsamında açtığı 5.5 milyon dolarlık kredinin, 3.5 milyon dolarlık kısmının kullanıyla başlatılan projede, kağıt üzerinde bulunan 122 milyon 145 bin 860 nüfus hareketi elektronik ortama taşınmış, ardından da 2000 yılının sonunda, bu kayıtlara TC Kimlik Numarası verilmeye başlanmıştı.

1984 yılından günümüze Nüfus Vakfı ve devletin aktardığı paralarla 30 milyon doların üzerinde para yiyen sistemde, Dünya Bankasından alınan kredinin 1 milyon 100 bin doları alt yapı, 400 bini ise MERNİS’in çalıştıran yazılım için kullanıldı.

HATA, HATAYI DOĞURDU

İçişleri Bakanlığı’nın sır gibi sakladığı skandala, Nüfus Genel Müdürlüğü’ndeki merkezi sisteme online giriş yapabilen 943 ilçe nüfus müdürlüklerinin neden olduğu düşünülürken, aynı TC Kimlik numarasına sahip birden fazla kişi ve birden fazla TC Kimlik Numarası’na sahip pekçok kişinin bulunduğu müfettişlerce tespit edildi.

70 milyonu yaşayan, 5 milyonu yurtdışında, 24 milyonu ölü, 23 milyonu ise evlenme, boşanma ve vatandaşlığa geçme gibi kayıtlardan oluşan toplam 130 milyonu aşkın TC kimlik numarası kayıtlarındaki hataları gidermek için kolları sıvayan Nüfus Genel Müdürlüğü, ilk olarak hatalı çıkan kayıtları ilçelerden istedi.

Bu kayıtların 2005 yılında düzeltilmesinin ardından, beklenenin aksine sistem kendi kendine yaşanan her nüfus hareketinde hata üretmeye devam etti. Bugün gelinen noktada hatalı TC Kimlik Numarası oranının yüzde 25’i aştığını farkeden İçişleri Bakanlığı yetkilileri, olaya müdahale ederek sistemin 2007 yılından itibaren Maliye ve Çalışma Bakanlığı ile ortak çalışacağını hatırlatarak, “kesin çözüm neyse tespit edin ve hemen gerçekleştirin” emrini Nüfus Genel Müdürlüğü’ne verdi.

ÖDÜLLÜ PROJE

Başbakan Erdoğan’ın Eylül 2006’da Bürokratik İşlem ve Süreçlerin Azaltılarak Vatandaşlarla İlgili İşlemleri Basitleştirdiği” gerekçesiyle ödüllendirdiği Nüfus Genel Müdürlüğü, skandalı ortadan kaldırabilmek için, gizlice yürütülen bir çalışmayla, bu konuda uzman olan Koç-Meteksan grubunun MERNİS’i incelemesi istendi. Ancak, sistemi inceleyen şirket yetkilileri hataların onarılmasının mümkün olmadığını belirterek, “Programın yeniden yapılması ve yeni yazılımla işletilmesi” gerektiğini, bunun da devlete 8.5 milyon dolara mal olacağını ifade etti.

İHALEYE ÇIKILAMADI

Tüm hatanın data hatlarının zaman zaman kesintiye uğraması ve 943 ilçedeki bilgisayarların kayıt güncelleme yetkisiyle, merkez bilgisayar kayıtlarında hatalara neden olmasından kaynaklandığını ifade eden uzmanların önerisini kabul eden bakanlık, olayın duyulmaması için yapılacak işin bir “geliştirme-işin devamı” gibi gösterilmesine karar verdi.

Böylece 400 bin dolara mal olan MERNİS’in yazılımının düzeltilmesi işi, 6 yıl sonra 8.5 milyon dolara ihalesiz şekilde iki firmaya verildi. Sır gibi saklanan şartnamede firma yetkilileri, tüm işlemlerin merkezden yapılacağı bir sistem oluşturacağını kayda alırken, nüfus müdürlüklerindeki bilgisayarların güncelle yetkisini aldı. Çalışmaları 3 aydır devam eden yeni sistemin 2007’de MERNİS’e entegrasyonunun sağlanacağı öğrenilirken, bu işlem yapılırken mecburen tüm Türkiye’deki nüfus işlemlerinin de zaman zaman kesintiye uğrayacağının altını çizdiler.

Hürriyet


kambis 11 Aralık 2006 00:57

‘Mernis veritabanı çökmedi’
İçişleri Bakanlığı, “MERNİS veritabanının çökmesi ve kayıtların yüzde 25’inden fazlasının hatalı olduğu” iddiasının “tamamen hayal ürünü” olduğunu, gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını bildirdi.


NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 19:04 TSİ 10 Aralık 2006 PazarANKARA - İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, özel bir haber ajansı tarafından “MERNİS Skandalı” başlığıyla haber servise konulduğu belirtildi.


Açıklamada, MERNİS Projesi kapsamında verilen Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ile vatandaşın yaşamını kolaylaştırmak, bürokrasiyi en aza indirgemek ve işlemlerde sürat ve etkinliği sağlamanın temel ilke olarak amaçlandığı ifade edildi.

Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaralarının hayata geçirilmesinin, kamu kurum ve kuruluşlarının, kişi kayıtlarını nüfus kütük kayıtlarına uygun olarak tutmaları ve üzerine düşen görevi eksiksiz yapmalarına bağlı olduğu belirtilen açıklamada, MERNİS Projesi kapsamında uygulamaya konulan kimlik numarasının kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarındaki hata ve eksikliklerin belirlenmesine de katkı sağladığı kaydedildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Kamu kurum ve kuruluşlarının kullandıkları farklı numara sistemleri yerine, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarasını uygulamaya koymaları ve kayıtlarındaki yanlışlıkların düzeltilmesi için yapılacak çalışmaların, iş hacimlerinin büyümesine ve zaman kaybına neden olsa da bu düzeltmeleri yapmaları ve uygulamalarında, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaralarını esas almaları, kamu hizmetinin sağlıklı ve isabetli yürütülmesi bakımından zaruridir. MERNİS kapsamında, 923 nüfus idaresinin çevrim içi olarak hizmet yürüttüğü MERNİS veritabanının çökmesi ve kayıtların yüzde 25’inden fazlasının hatalı olduğu iddiası tamamen hayal ürünüdür, gerçeklerle uzaktan yakından ilgili bulunmamaktadır.”

“OKS VE SON ÖSS’DE SORUN YAŞANMADI”
Açıklamada, 2005 yılından itibaren OKS ve son ÖSS sınavlarında yaklaşık 3 milyon kişiyi ilgilendiren bütün verilerin, kimlik paylaşım üzerinden alındığı ve kullanıldığı ifade edilen açıklamada, bu konuda hiçbir sorun yaşanmadığı ifade edildi.

Söz konusu haberde yer alan, “kimlik sahteciliğinin üstünün kapatıldığı” iddiasının da “doğru olmadığı” kaydedilen açıklamada, “Mersin İlçe Nüfus Müdürlüklerinde görevli hiçbir personelin sahte kimlik düzenlemesinin söz konusu olmadığı” bildirildi.

Ancak, geçtiğimiz ay, “Adana ili Yüreğir ilçesinde görevli bir personelin sahte nüfus cüzdanı düzenlediğinin tespit edildiği” anımsatılan açıklamada, söz konusu personel hakkında adli ve idari soruşturmanın sürdürüldüğü, bu konunun 9 Kasım 2006 tarihli bazı basın yayın organlarında yer aldığı belirtildi.

Açıklamada, İçişleri Bakanlığının, “herhangi bir suça karışmış personeli koruması ve herhangi bir suç unsurunu örtbas etmesinin söz konusu olamayacağı” vurgulandı.

“65 MİLYON KİŞİNİN CÜZDANI DEĞİŞTİRİLDİ”
Açıklamada, 1998 yılından bugüne kadar, gerek kurumca yapılan yazılımlar vasıtasıyla gerekse vatandaşların nüfus cüzdanı değiştirmeleri veya nüfus kayıt örneği talepleri sırasında tespit edilen “münferit hataların nüfus idarelerince süratle düzeltildiği” belirtildi.

Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının verildiği 28 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar yaklaşık 65 milyon kişinin nüfus cüzdanının yenisiyle değiştirilmesinin sağlandığı bildirilen açıklamada, bu rakamın nüfusun yaklaşık yüzde 90’ının nüfus cüzdanının değiştiğini gösterdiği belirtildi. Açıklamada, “Bu durum, MERNİS kayıtlarının yüzde 25’inin hatalı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu açıkça göstermektedir” denildi.



evo 11 Aralık 2006 09:37

AÇLIK SINIRI 800 YTL 52 YKr




ANKARA - Türkiye Kamu-Sen'in araştırmasına göre, Kasım ayında tek kişinin yoksulluk sınırı bin 49 YTL'ye yükselirken, 4 kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 2 bin 86 YTL olarak belirlendi. Araştırmaya göre, açlık sınırının ise 800 YTL 52 YKr olduğu belirtildi.
Türkiye Kamu-Sen'in, Türkiye İstatistik Kurumu'nun resmi verilerinden yararlanılarak yaptığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Kasım ayı sonuçları açıklandı.
4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 451 YTL 5 YKr olarak belirlenirken, gıda ve barınma harcamaları toplamı 790 YTL 93 YKr, ailenin asgari geçim haddi ise 2 bin 86 YTL 74 YKr olarak saptandı.


AreX 11 Aralık 2006 16:31

11 Aralık 2006

HSBC'DEN MİKRO KREDİYE 5 MİLYON DOLAR KAYNAK... -5 YIL İÇİN 5 MİLYON DOLAR AYIRDIĞI ''MİKRO KREDİ İLE TOPLUMA DESTEK PROJESİ'' KAPSAMINDA TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI İLE PROTOKOL İMZALAYAN BANKA, BU SÜRE İÇİNDE 80-90 BİN KİŞİYE ULAŞMAYI HEDEFLİYOR -TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI BAŞKANI İBRAHİM BETİL: ''ÖNCELİK KADINLAR VE GENÇLERDE''

HSBC Bank AŞ, 5 yıl için 5 milyon dolar ayırdığı ''Mikro Kredi ile Topluma Destek Projesi'' kapsamında Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile protokol imzaladı.

Proje kapsamında, HSBC'nin sağladığı kaynaklarla ilk etapta pilot bölge olarak belirlenen yerlerde yoksul kişilere kredi desteği verilecek.

HSBC Bank AŞ Genel Müdürü Piraye Antika, düzenlediği basın toplantısında, yoksul insanlara onurlu bir gelecek sunmayı amaçlayan proje ile 5 yılda 5 milyon dolar hatta bunun da üzerinde bir kaynağı sivil toplum örgütlerinin aracılığıyla destek vermek üzere bilançolarından ayırdıklarını bildirdi.

Antika, bu kaynağı kırsal, büyük kentlerdeki yoksul yöreler ve üniversiteden yeni mezun girişimcilere eşit oranlarda paylaştıracaklarını, üzerinde bir yıldır çalıştıkları projeyi bir iş değil sosyal sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı.

TOG ile yaptıkları protokolü gelecekte, mikro kredi desteği veren İsrafı Önleme Vakfı ile de gerçekleştirebileceklerini kaydeden Antika, birlikte çalışacakları sivil toplum örgütlerinde, şeffaflık, denetimden geçmiş olması ve proje geliştirebilecek altyapıya sahip olması gibi kriterler aradıklarını belirtti.

-''FAİZLER, MİNİMUM PİYASA KOŞULLARINDA''-

Piraye Antika, sorular üzerine de bu tür kredilerde önceliğin kadınlara verildiğini, ancak bunun, mikro krediden sadece kadınların yararlanacağı şeklinde algılanmaması gerektiğini ifade ederek, yapılan çalışmalarda kadınların parayı geri dönüşü olacak şekilde ailenin kalkınmasına yönelik harcadığı, erkeklerin ise kumar, eğlence gibi alanlarda israf ettikleri yönünde bir gözlemin söz konusu olduğunu söyledi. Antika, TOG'un kaynağı ''çarçur'' etmeme konusunda çok titiz davrandığını vurguladı.

Verilen mikro kredinin kesinlikle bir bağış olmadığına işaret eden Antika, işbirliği fikrinin, TOG Başkanı İbrahim Betil'in bankaya kütüphane projesi için geldiği bir sırada, bankanın mikro kredi çalışmalarından bahsetmeleri üzerine doğduğunu anlattı.

Mikro kredi için kadınlardan aile içi şiddete karşı tekvando kursu gibi çok ilginç projeler geldiğini kaydeden Antika, toplam 5 bin 100 banka çalışanının yüzde 95'inin HSBC gönüllüsü olduğunu, dünyada destek verdiği bu tür bir proje bulunmayan bankanın, söz konusu çalışma sayesinde Türkiye'ye bir model olarak bakabileceğini ifade etti.

Antika, verilecek mikro kredinin faiz oranlarının minimum piyasa koşullarına göre olacağını bildirdi.

Türkiye'de 2,5 milyon kişinin yoksulluk sınırında yaşadığını ifade eden Antika, ''Biz aslında göle atılmış bir taşın yarattığı dalga gibi olmak istiyoruz. Projeyle 5 yılda 80-90 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu kişilerin, aileleri göz önüne alındığında, desteğin ulaştığı kişi sayısı 400-450 bin kişi olur'' diye konuştu.

-''İLK PİLOT BÖLGE SAMSUN''-

TOG Başkanı İbrahim Betil de, Bangladeş'de kurduğu banka ile yoksullara yardım eden Nobel barış ödülü sahibi Muhammed Yunus'un çalışmaları ile bu ülkede mikro kredi çalışmaları yürüten Brac'a değindi.

Türkiye'de bu alanda çalışan İsrafı Önleme Vakfı ve Maya'nın bulunduğunu hatırlatan Betil, şu bilgiyi verdi:

''Biz biraz farklı olacağız. Bizim 10 bine yakın toplum gönüllüsü gencimiz var ve bunlar yılda 250-300 proje üretiyor. Mikro kredi bunlardan biri. Gönüllü gençlerimiz mikro kredinin dağıtılması, yönlendirilmesinde görev alacaklar. Sorumlu gençlerimiz, bu sorunun bileğini bükmeye kararlı oldukları sürece başarı elde edilecektir.''

Betil, projede ilk pilot bölgenin Samsun olduğunu ve 19 Mayıs Üniversitesinde 50'nin üzerinde gencin bu proje üzerinde çalıştığını belirterek, Engiz bölgesi için vali, belediye başkanı, muhtar, imam, hoca gibi toplumun tüm sorumlu kesimiyle koordinasyon içinde olacaklarını söyledi.

HSBC'nin projede ilk başta büyük rakam önerdiğini aktaran Betil, ''Ancak çok dikkatli ve temkinli olmak zorundayız. Küçük rakamlarla başlayarak destek vermek istedik. Geriye dönüşleri gördükten sonra arkasından yine gerekirse destek veririz. Bankacı olarak risk alırken biraz hesaplı risk alıyoruz'' dedi.

-''TOPLUMUN İÇ ENERJİSİNİ HAREKETE GEÇİRECEK''-

Projeyi yardım ya da hayırseverlik olarak değil, toplumun iç enerjisini harekete geçirecek bir çalışma olarak tanımladıklarını ifade eden Betil, kısa bir süre sonra proje yöneticilerinin Bangladeş'e gideceğini, ayrıca Diyarbakır ve Kağıthane gibi mikro kredinin uygulandığı bölgelerde yakından inceleme yapılacağını kaydetti.

İbrahim Betil, mikro krediyi düzenli bir geliri, barınağı bulunmayan ve üç öğün yiyecek şekilde düzenli beslenmeye sahip olmayan kişilere vereceklerini, önceliğin kadınlar ve gençler olduğu bu projede kadınların eşlerinin onayı olmadan işin sağlıklı yürüyemeyeceğini söyledi. Betil, ''Bu nedenle yöre insanlarıyla el sıkışarak bu işi götürmeyi düşünüyoruz'' dedi.

-''GERİ DÖNÜŞ YÜZDE 95-97 ARASINDA''-

Yanlış yapmak istemedikleri için ikisi HSBC'den ikisi TOG'dan oluşan dört kişilik değerlendirme kurulu oluşturulduğunu aktaran Betil, böylelikle kaynakların heba edilmeden doğru alanlara gitme sorumluluğunu tam olarak yerine getireceklerini vurguladı.

Mikro kredide geri dönüş oranlarına da işaret eden Betil, dünyada uygulamanın gerçekleştirildiği ABD dahil 100 ülkede geri dönüşün yüzde 95-97 arasında olduğunu belirterek, ''Bankalar eğer kurumsal sosyal sorumluluk projesi yapacaksa, bunu yoksullara mikro kredi vererek yapabilirler. Burada sosyal sorumluluk ön planda olduğu için karlılık biraz göz ardı edilecektir'' diye konuştu.

Betil, yurt dışında bazı hayırsever kişilerin mevduatlarını mikro kredi şeklinde kullandırdıklarını anlatarak, ''Mesela bankada 3 milyon doları olan bir kişi, (bunun 2 milyon dolarını mikro kredi olarak kullandırın) diyebiliyor. Duyarlı vatandaşlar da bankayı yönlendirebiliyor'' dedi.

HSBC'nin kaynak ayırmanın yanı sıra proje için 40 bin YTL'lik bağış yaptığını kaydeden Betil, mikro kredilerde geri ödemenin 1 ay ödemesiz, 13-14 ay taksit şeklinde olacağını, projeye göre bu sürelerin uzatılabileceğini söyledi.


AreX 11 Aralık 2006 16:47

11 Aralık 2006

DIŞ BORÇ GERİ ÖDEMESİ... -HAZİNE BU HAFTA 294,8 MİLYON DOLAR DIŞ BORÇ SERVİSİ YAPACAK

A.A) - Hazine bu hafta 294,8 milyon dolar genel bütçe ve hazine garantili dış borç servisi yapacak

Hazine haftanın en büyük dış borç geri ödemesini 216,9 milyon dolar ile 13 Aralık Çarşamba gününde yerine getirecek. Hazine, bugün 4,9 milyon dolar, yarın 0,04 milyon dolar, 14 Aralık'ta 29,5 milyon dolar, 15 Aralık'ta 43,5 milyon dolar dış borç geri ödemesi gerçekleştirecek.

Ocak ayında, 883,6 milyon dolar, Şubat'ta 2 milyar 391,9 milyon dolar, Mart'ta 703,9 milyon dolar, Nisan'da 1 milyar 564,1 milyon dolar, Mayıs'da 2 milyar 62,5 milyon dolar, Haziran'da 848,6 milyon dolar, Temmuz'da 862,5 milyon dolar, Ağustos'ta 2 milyar 89 milyon dolar, Eylül'de 667,3 milyon dolar, Ekim'de 1 milyar 362,2 milyon dolar, Kasım ayında 3 milyar 799,7 milyon dolar ve Aralık ayının ilk 10 gününde 122,1 milyon dolar dış borç ödedi.

Böylelikle Hazine'nin bugüne kadar ödediği dış borç tutarı 17 milyar 327,9 milyon doları buldu.

Hazine, 2002 yılında 9 milyar 567,9 milyon dolar, 2003'de 11 milyar 498,3 milyon dolar, 2004'de 11 milyar 749 milyon dolar ve 2005 yılında da 16 milyar 23,4 milyon dolar dış borç geri ödemesi yapmıştı.


AreX 12 Aralık 2006 12:35

12 Aralık 2006

AMBALAJ ENDÜSTRİSİ FUARI... -13-17 ARALIK TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL'DA YAPILACAK FUARA, BİN 260 FİRMA VE FİRMA MÜMESSİLLİĞİ KATILACAK

İSTANBUL (A.A) - İstanbul Ambalaj Endüstrisi Fuarı, 13-17 Aralık tarihleri arasında Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilecek.

Bu yıl 12'ncisi düzenlenecek fuara, 36 ülkeden bin 260 firma ve firma mümessilliği katılacak.

60 bin metre kare alanda düzenlenecek ve 40 binden fazla ziyaretçinin beklendiği fuarın açılışında; Dünya Ambalaj Örgütü (WPO) Başkanı Keith Pearson bir konuşma yapacak.

Fuarda, Ambalaj Dernekleri Federasyonunun kuruluş imza töreni de yapılacak ve 2005 yılına ait Türkiye Ambalaj Sektörü Raporu açıklanacak.

Avrupa'nın her yıl düzenlenen ambalaj fuarları arasında en büyüğü olma özelliğini taşıyan İstanbul Ambalaj Endüstrisi Fuarında, ambalaj ham maddeleri ambalaj ve ambalajlama işlemlerine yönelik mürekkep ve boyar maddeler, ambalaj makineleri sergilenecek.

Verilen bilgiye göre, 2005 yılında 1,35 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, 2009 yılı 2,5 milyar dolar ihracat hedefliyor.

60-85 bin dolayında istihdam yaratan sektörde 2 bin 500 firma faaliyet gösteriyor.


AreX 12 Aralık 2006 12:56

12 Aralık 2006

BTC HATTI 200 MİLYON DOLARA KOŞUYOR... -CEYHAN'DAKİ HAYDAR ALİYEV DENİZ TERMİNALİNDEN BUGÜNE KADAR 47 MİLYON VARİL HAM PETROL YÜKLENDİ -SEVKIYAT VE VERGİLERDEN ELDE EDİLEN GELİR İSE 200 MİLYON DOLARA YAKLAŞTI

ADANA (A.A) - Yüzyılın projesi olarak gösterilen ve resmi açılışı 13 Temmuz 2006'da yapılan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattından bugüne kadar 47 milyon varil ham petrol yüklendiği, sevkıyat ve vergilerden elde edilen gelirin ise 200 milyon dolara yaklaştığı bildirildi.

AA muhabirinin BTC yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Hazar petrollerini Türkiye üzerinden uluslararası piyasaya taşıyan ve Adana'nın Ceyhan ilçesini dünyaya açan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattında petrol yüklemeleri sorunsuz devam ediyor.

1076 kilometresi Türkiye, 260 kilometresi Gürcistan, 440 kilometresi de Azerbaycan sınırları içinde olmak üzere, toplam 1776 kilometre uzunluğundaki BTC Ham Petrol Boru Hattının çıkış noktası olan Ceyhan'daki Haydar Aliyev Deniz Terminalinden bugüne kadar 65 gemiye yükleme yapıldı.

İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin yanı sıra İsrail, ABD ve Hindistan yoğunluklu olarak yapılan sevkıyatta, 47 milyon varil yükleme gerçekleşti.

Bunun yanı sıra sahadaki tanklarda 3,16 milyon varil petrol stoklandı. Türkiye'nin sevkıyat ve vergilerden elde ettiği gelir ise 200 milyon dolara yaklaştı.


AreX 12 Aralık 2006 13:16

12 Aralık 2006

BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER: (1) -''BU YILKİ BÜYÜME ORANININ YÜZDE 5'İN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞECEĞİ, ANCAK YÜZDE 6'NIN BİRAZ ALTINDA KALACAĞI ANLAŞILDI'' -''CARİ DENGE KONUSUNDA İSE YIL SONU İTİBARİYLE ÖNGÖRÜLMEYEN BİR GELİŞME SÖZ KONUSU DEĞİL''

ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, bu yıl sonu itibariyle büyüme rakamının ''yüzde 5'in üzerinde, yüzde 6'nın da altında'' olacağının anlaşıldığını söyledi.

Türkiye-Yeni Zelanda 4. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısından sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Şener, yıl sonu cari açık rakamı konusunda da öngörülmeyen bir durum olmadığını ifade etti.

Dün, Ocak-Ekim dönemi cari açık verileri ile 3. çeyreğe ilişkin büyüme oranlarının açıklandığını hatırlatan Şener, yılın ilk yarısındaki büyüme oranlarının yüksekliği nedeniyle yıl sonu itibariyle büyümenin ne olacağına ilişkin tahminler yapıldığını, ancak yüzde 5 olarak açıklanan hedefte bir değişikliğe gidilmediğini hatırlattı.

Buna karşın yıl sonu büyüme rakamının yüzde 6 olabileceğinin ifade edildiğini kaydeden Şener, ''3. çeyreğe ilişkin büyüme rakamları değerlendirildiğinde, büyüme oranının yüzde 5'in üzerinde gerçekleşeceği ve yüzde 6'nın altında kalacağı anlaşıldı'' dedi.

Bakan Şener, cari açığa ilişkin soru üzerine de, yıl sonu itibariyle 30 milyar dolar düzeyinde bir cari açığın ifade edildiğini, Ekim ayı verilerinin de bu öngörüyü doğruladığını söyledi.

Cari açığın bir çok aktörle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Şener, ''2006 rakamlarında öngörülmeyen bir gelişme söz konusu değil'' diye konuştu.

Basın mensuplarının 30,7 milyar dolarlık bir cari açık öngörüldüğünü hatırlatmaları üzerine Bakan Şener, bu konuda kesin bir rakam verilemeyeceğini ifade etti.


AreX 12 Aralık 2006 18:52

12 Aralık 2006

TOBB Sanayi Odaları Konsey Toplantısı Ortak Bildirisi

ANKARA, TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sanayi Odaları Konsey Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Sanayi Odaları Konsey Başkanı Tanıl Küçük’ün başkanlığında, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un katılımıyla gerçekleştirildi.


Gümrük Müsteşarı Mehmet Şahin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Adem Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Üyeleri ile Konsey üyelerinin de hazır bulunduğu Sanayi Odaları Konsey Toplantısı’nda, Dış Ticarette karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri detaylı bir biçimde görüşülerek, aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulması kararlaştırılmıştır.

1- Gümrük beyannamelerinin tasdik edilmesindeki bürokratik işlemlerin azaltılması için, gümrük beyannameleri fatura tasdikleri ile birlikte Odalarımız tarafından tasdik edilmelidir.

2- Gümrük işlemlerinin hızlı biçimde sonuçlandırılabilmesi için tüm gümrüklerde BİLGE sisteminin teknik altyapısı güçlendirilmeli ve personele gereken eğitim verilmelidir.

Gümrüklerde artan iş hacmine bağlı olarak personel sayısı artırılmalı, gümrük memurlarının mevcut vardiya saatleri yeniden düzenlenerek, işlemlerin yönetmeliğe uygunluğu denetlenmelidir.

3- Dahilde işleme izin belgelerinin süresi eskiden olduğu gibi bir yıla çıkarılmalıdır.

İhracatçılar kapatma yazılarını almalarına rağmen ilgili gümrük idarelerine müracaat ettiklerinde, tekrar ihracat yapılan gümrüklere yazı yazılarak teyit istenmektedir. Gümrük teyidine gerek kalmadan DTM’den alınan kapatma yazısı yeterli olmalıdır.

Yeni Dahilde İşleme İzin Belgesi tanzimi için gerçekleşme oranlarına bakılmaktadır. Bazen ihracatçılarımız aynı anda 4–5 bölgeden ihale alabilmektedir. DİİB müracaatları ihracatçıların geçmiş yıl performansına bakılarak değerlendirilmelidir.

4- Yurt dışı fuarlara katılım teşvikleri yeniden düzenlenerek, yurt içi fuarlara izin verilmesi ve fuar şirketlerine yetki belgesi verilmesi yetkisinin TOBB’ye verildiği gibi, yurt dışı fuarlara katılım desteğinin koordinasyon yetkisi de TOBB’ye verilmelidir.

5- MERCOSUR Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı % 20’lik verginin kaldırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

AB’nin Cezayir ve Meksika ile Serbest Ticaret Anlaşması yapması sonucu AB malları bu ülkelere sıfır gümrük ile girmektedir. Bu ülke pazarlarının kaybedilmemesi için Cezayir ve Meksika ile Serbest Ticaret Anlaşması yapılmalıdır.


AreX 12 Aralık 2006 19:10

12 Aralık 2006

ABD EKONOMİSİ... -DIŞ TİCARET AÇIĞI, EKİMDE BEKLENMEDİK BİR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ, ANCAK YILLIK PLANDA DURUM PARLAK DEĞİL

(A.A) - ABD'nin kronik dış ticaret açığı Ekim ayında yüzde 8,4 gerileyerek yaklaşık son 5 yılın en düşük düzeyinde gerçekleşti.

Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre, dış ticaret açığı Ekim ayında beklentilerin üzerinde bir azalış göstererek 58,9 milyar dolar oldu.

Açığın azalmasında, aynı dönemde ithal petrol fiyatlarındaki yüzde 11,3'lük rekor düşüş etkili oldu.

Ancak, ABD ekonomisinin en büyük sorunları arasında görülen dış ticaret açığı, Ekim ayında kaydedilen büyük gerilemeye rağmen, yıllık bazda 772,1 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Bu rakam, ABD'nin 2006 sonu itibariyle üst üste 5. yıl rekor dış açık vereceğine işaret ediyor.

ABD'nin Ekim ayında ithalatı da yüzde 2,7 gibi yaklaşık son 5 yılın en büyük azalışını göstererek 182,5 milyar dolara geriledi. Aynı ay, mal ve hizmet ihracatı ise yüzde 0,2 gibi hafif bir artış göstermesine rağmen 123,6 milyar dolar ile aylık bazda yeni bir rekor kırdı.

-ÇİN İLE TİCARETTE REKOR AÇIK-

ABD'nin dış ticaretinde Ekim ayında kırılan bir başka rekor, Çin ile ticaretinde verdiği açıkta oldu. ABD'nin en önemli dış politika sorunlarından birini oluşturan Çin ile ticaretindeki açık, Ekim ayında yüzde 6,1 artışla aylık bazda yeni bir rekor olan 24,4 milyar dolara çıktı.

ABD'nin, azaltılması için Çin hükümetine şu ana dek sonuçsuz kalan bir baskı uyguladığı açığın, Ekim sonu itibariyle ulaştığı yıllık rakam ise 229 milyar doları buldu. Yılın geri kalan bölümü de hesaba katıldığında, ülkenin Çin ile ticaretindeki açığının 202 milyar dolarlık geçen yılki rekoru açık arayla geride bırakacağı görülüyor.


AreX 13 Aralık 2006 10:54

13 Aralık 2006

ANADOLU YAKLAŞIMI KOBİ'LERE CAN SİMİDİ OLACAK -GSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI KOÇER: ''TÜRKİYE'DE KOBİ'LERE YÖNELİK İŞLETME VEYA YATIRIM KREDİLERİ ARTMALI. BÜYÜMENİN, İHRACATIN VE İSTİHDAMIN ESAS MOTORU BURASI'' -GESOB BAŞKANI KÜSBEOĞLU: ''SON 4 AYDA, 600-700 ÜYEMİZ FİNANSAL SIKINTIDAN DOLAYI İŞ YERİNİ KAPATTI. ANADOLU YAKLAŞIMI İLE SANAYİCİMİZ NEFES ALACAK, İFLASLARIN ÖNÜNE GEÇİLECEKTİR''

(A.A) - Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Koçer, Türkiye'de KOBİ'lere yönelik işletme veya yatırım kredilerinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, ''Büyümenin, ihracatın ve istihdamın esas motoru burası'' dedi.

Koçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, KOBİ'lerin borçlarını yeniden yapılandıracak Anadolu Yaklaşımı'nın önemli bir karar olduğunu belirtti.

Koçer, ''Firmaların bir kısmı, bu yaklaşım çıkmayacak düşüncesiyle bankalarla zaten, temerrüt faiziyle anlaşmak zorunda kaldı. Yani zoru seçtiler, nasıl yaşadılar bilmiyoruz. Bir kısmı da halledemedi. O halledemeyen KOBİ'lerin Türkiye genelinde böyle bir yaklaşım içerisinde, ekonomiye yeniden kazandırılması geç de olsa önemli'' diye konuştu.

KOBİ'lerin vergi veya SSK borçlarının belirli bir tarihe ertelenmesinde fayda olduğunu ifade eden Koçer, bu yeniden yapılanma içerisinde KOBİ'lerin çalışıp para kazanabileceği ortamı da sağlamak gerektiğini vurguladı.

Koçer, Anadolu Yaklaşımı'nı sadece borç erteleme olarak düşünmemek gerektiğine işaret ederek, şunları dile getirdi:

''KOBİ'lere bir şeyler yapmanın vakti geldi. Hala teminat sorununu çözemedik. KOBİ'ler kredi alamıyor. Kredi Garanti Fonunu çok daha öne çıkartmamız, bunları teşvik etmemiz gerekiyor.

Borçların yeniden yapılandırılması ile bir şeyler olacak. Zaten, aslında KOBİ'lere yönelik uzun vadede yatırım kredilerinin de ortaya çıkması gerekiyor. Bu arada, bu kredileri veren bir bankayı da özelleştiriyoruz. Yerine başka bir enstrüman da koymadan Halkbankın satışını gerçekleştiriyoruz. Bugünkü KOBİ, konut kredisi ya da taşıt kredisi kullanırken insanların rahatça ulaştığı vadelere, kredi alırken ulaşamıyor. Halkbank olur veya başka bir banka olur, Türkiye'de KOBİ'lere yönelik kredilerin işletme veya yatırım kredilerinin artmasından yanayız. Büyümenin, ihracatın ve istihdamın esas motoru burası. Türkiye'de esas büyüme KOBİ'lerle gerçekleşecek. Bu tür enstrümanlarla KOBİ'leri desteklemek zorundayız.''

Gaziantep'te çok büyük oranda sorunlu kredi kalmadığını, şirketlerin büyük çoğunluğunun bugüne kadar kendi bankalarıyla oturup bir çözüme kavuşturmaya çalıştığını belirten Koçer, ''Buna rağmen tabii ki sorunlu kredi var. Onların ayrı bir vade içinde yeniden yapılandırılması ekonomiye yeniden nefes getirecektir. O şirketlerimizi ayağa kaldıracaktır'' dedi.

-''EKONOMİ CANLANACAK''-

Gaziantep Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (GESOB) Başkanı Ömer Küsbeoğlu da KOBİ'lerin esas sıkıntısının kredi pastasının paylaşımında yaşandığını, aldıkları payın çok küçük olduğunu söyledi.

Küsbeoğlu, şu anda 81 bin 200 civarında üyeleri bulunduğunu ifade ederek, şöyle dedi:

''Resmiyete göre biz KOBİ statüsündeyiz, ama krediler dağılırken değiliz. İsim bizden, kredi kullanan başkası. Orta ve büyük ölçekliler yıllarca KOBİ kredilerinden faydalandı.

Küçük esnaf ve sanatkarımızın bankalardan aldığı, esnaf kefalet kredi kooperatiflerinden kullandıkları krediler var. Esnafta, hiçbir bankanın ve devletimizin batan parası yoktur. Belki yüzde 1-2 oranında ödenmeyen çıkar, ama o da nihayetinde ödenir.''

Küsbeoğlu, finansal sıkıntılardan dolayı son 4 ayda 600-700 civarında üyelerinin iş yerini kapattığını bildirdi.

KOBİ'lerin Anadolu Yaklaşımı ile borçlarının yeniden yapılandırılması sayesinde reel sektörün canlanacağını ve işsizliğin azalacağını vurgulayan Küsbeoğlu, ''Anadolu Yaklaşımı, geç kalınmasına rağmen iyi bir girişimdir. Bunun ile sanayicimiz nefes alacak, iflasların önüne geçilecektir'' görüşünü dile getirdi.


AreX 13 Aralık 2006 11:16

13 Aralık 2006

EN MUTSUZ ÇALIŞANLAR TÜRKİYE'DE... -TÜRKİYE'DEKİ ÇALIŞANLARIN YARISINDAN FAZLASI İŞ YERLERİNDE MUTLU DEĞİL -TÜRK ÇALIŞANLAR, PATRONLARINA 10 ÜZERİNDEN YALNIZCA GEÇER ANLAMINA GELEN 6,2 PUAN VERDİ

(A.A) - İş yerlerinde çalışan mutluluğu üzerine yapılan uluslararası bir araştırma, Türkiye'de çalışanların yarısından azının işlerinde mutlu olduğunu ve çalışanların patronlarının performansını beğenmediğini ortaya koydu.

İnsan kaynakları alanında faaliyet gösteren Kelly Services tarafından 28 ülkede 70 bin çalışanla yapılan ve Kelly Global İşgücü Endeksi adı altında yayınlanan araştırmada, mutluluk oranı en düşük çıkan çalışanlar Türkiye'den çıktı.

-SONDAN İKİNCİ-

Çalışanların mutluluğu açısından Türkiye, 28 ülke arasında yalnızca Rusya ve Macaristan'ı geride bırakarak 26'ıncı olabildi.

En mutlu çalışanlar ise Danimarka, Meksika ve İsveç'te.

Türkiye'den ankete 1000'i aşkın çalışan katıldı. Türk çalışanlar arasında işlerinde en mutlu olanları; seyahat/eğlence (yüzde 71), profesyonel hizmetler (yüzde 66), ilaç sanayi (yüzde 65) ve eğitim (yüzde 61) dallarında çalışanlar oluşturdu.

-PATRONLARIN PERFORMANSI-

Çalışanların gözünde patronların performansı ise, ''Liderlik ve etkili iş dağıtımında iyi, takım ruhu açısından zayıf'' olarak değerlendirildi.

Patronların yüzde 39'u iyi yapılan işi ya nadiren ödüllendiriyor ya da hiç ödüllendirmiyor. Genç çalışanlar patronlarına daha hoşgörülü bakıyor.

Kadın çalışanlar, erkeklere göre patronlarını daha iyi derecelendiriyor.

Çalışmaya katılan ve yalnızca yüzde 49'u iş yerinde mutlu olduğunu söyleyen çalışanlar, patronlarının kalitesini de eleştirdi.

Patronlarını 10 üzerinden derecelendirmeleri istenen Türk çalışanlar, patronlarına 10 üzerinden ''geçer'' anlamına gelen 6,2 puan verdi. Patron derecelendirme açısından da Türkiye son sıralarda yer aldı ve ancak 24'üncü olabildi. Çalışanlara göre en iyi patronlar Meksika, ABD ve Kanada'da iken, en kötüleri ise İsveç, İtalya ve Türkiye'de.

-İŞ GÜCÜNÜ MOTİVE EDECEK UYGULAMALAR-

Kelly Services Türkiye Genel Müdürü Taylan Kovanlıkaya araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ''Bu sonuçlar gösteriyor ki, Türkiye'deki pek çok kuruluş çalışanlarını motive edecek iş yeri uygulamaları geliştirme ve iyileştirme ihtiyacı içinde'' dedi.

İş gücünün hoşnut ve motive olmasını sağlayan şeyin ne olduğunu bulmaya çalışmanın önemli olduğunu belirten Kovanlıkaya, işlerinde keyif içinde çalışanların organizasyonların performansına çok etkili katkıda bulunduğunu aktardı.

Kovanlıkaya, iyi işverenlerin çalışan katkısını anladıklarını ve çalışanlarına ilgi çekici ve sıra dışı işlerin yanı sıra öğrenme ve kendi becerilerini geliştirme ortamı da sağladığını ifade ederek, bunların yüksek düzeyli verim olarak geri döndüğünü vurguladı.

Taylan Kovanlıkaya, üst düzey yöneticilerin işi yönetmekle fazlasıyla meşgul olduklarına ve işin en önemli yanı olan insan unsurunu unuttuklarına dikkat çekti.


AreX 13 Aralık 2006 12:16

13 Aralık 2006

ASGARİ ÜCRETTE 2. TOPLANTI 15 ARALIKTA -ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU, TÜİK, DPT VE MALİYE BAKANLIĞINDAN GELECEK EKONOMİK VE SOSYAL GÖSTERGELERLE İLGİLİ BİLGİLERİ DEĞERLENDİRECEK -DİSK, TOPLANTININ YAPILACAĞI TİSK BİNASI ÖNÜNDE, KOMİSYONUN YAPISINI VE ASGARİ ÜCRETİN BELİRLENME ŞEKLİNİ PROTESTO EDECEK

(A.A) - Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti belirlemek için 15 Aralıkta ikinci kez toplanacak.

TİSK'te gerçekleştirilecek toplantıda, ilk toplantıda alınan karar doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Maliye Bakanlığından istenen ekonomik ve sosyal göstergelerle ilgili değerlendirme yapılacak.

TİSK, asgari ücrette, ''Uluslararası rekabet gücünü zayıflatacak, işsizliği ve kayıt dışını büyütecek artışlardan titizlikle kaçınılması'' gerektiğini savunuyor.

Asgari ücretin, ''insanca yaşanacak ücret'' özelliğini koruması gerektiğini belirten TÜRK-İŞ ise net asgari ücretin, en az 605 YTL olarak hesaplanan ''açlık sınırına çekilmesini'' talep ediyor.

SSK verileri, Türkiye'de yaklaşık 7 milyon kayıtlı işçinin yüzde 44'ünün asgari ücretle çalıştığını ya da asgari ücretli olarak gösterildiğini ortaya koyuyor.

İşçi sendikaları asgari ücrette yapılan artışın, diğer ücretli kesimlere yapılan artışları da dolaylı etkilediğini belirtiyor.

Asgari ücret, geçen yıl 16 yaşından büyükler için yüzde 8.65 oranında artırılarak brüt 531 YTL, net 380 YTL 46 YKr seviyesine çekilmişti. 16 yaşından büyükler için asgari ücretin işverene toplam maliyeti 645 YTL 17 YKr'yi buluyor.

Öte yandan DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısı ve asgari ücretin belirlenme şekline karşı ''İnsanca Bir Yaşam İçin Asgari Ücret'' isimli kampanya başlattı.

DİSK üyeleri, kampanya kapsamında, ikinci toplantının yapılacağı 15 Aralıkta, TİSK binası önünde basın açıklaması yapacak.


AreX 13 Aralık 2006 14:37

13 Aralık 2006

TCMB'NİN REZERV YÖNETİMİ... -MERKEZ BANKASI, DÖVİZ REZERVLERİNİ GELİŞMİŞ ÜLKELERİN HAZİNE KAĞITLARINA YATIRARAK DEĞERLENDİRİYOR

(A.A) - Merkez Bankası, sahip olduğu döviz rezervlerini gelişmiş ülkelerin hazine kağıtlarına yatırarak değerlendiriyor.

Edinilen bilgiye göre, Merkez Bankası, 1 Aralık tarihi itibarı ile 58 milyar 484 milyon dolar olan döviz rezervinin bir kısmını, uluslararası piyasada en risksiz olarak görülen başta ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkelerin hazine bonolarını almak üzere değerlendiriyor.

Uluslararası düzeyde merkez bankaları, risksiz olarak nitelenen gelişmiş ülkelerin hazine bonolarını almayı tercih ediyor. Bu çerçevede merkez bankaları, dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ABD'nin hazine kağıtlarına ilgi gösteriyor.

Toplam 8,5 trilyon dolarlık borç stokuna sahip ABD'nin hazine kağıtlarına en fazla ilgi gösteren ülkeler Japonya, Çin ve İngiltere olarak sıralanıyor.

Merkez bankalarının ABD bonosu tutmayı tercih etmelerinin nedeni, bu ülke bonolarının istendiği anda en kolay yatırım aracı olarak görülmesi ve küresel düzeyde teminat olarak kabul görmesi olarak belirtiliyor.


AreX 14 Aralık 2006 13:16

14 Aralık 2006

EBRD RAPORU... -AVRUPA İMAR VE KALKINMA BANKASININ (EBRD), PİYASA EKONOMİSİNE GEÇEN ÜLKELERİN İNCELENDİĞİ ''GEÇİŞ RAPORU'' AÇIKLANDI -RAPORDAN: ''REFORMLARA VERİLEN SİYASİ DESTEKTE AZALMA OLDU''

(A.A) - Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) hazırladığı piyasa ekonomisine geçen 29 ülkenin incelendiği ''Geçiş Raporu'', bankanın Başdanışmanı Alan Rousso tarafından açıklandı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen toplantıda, Orta Asya, Güneydoğu, Orta ve Doğu Avrupa, Kafkaslar ve Baltık ülkelerinde son bir yılda gerçekleşen makro ekonomik gelişmeler ve özellikle finans sektöründeki değişimler ele alındı.

Son bir yılda, inceleme alanı olan bölgede ortalama yüzde 6 oranında ekonomik büyüme gerçekleştiğini dile getiren Rousso, piyasa ekonomisine geçişe yönelik reformlara devam edildiğini ancak, reformlara verilen siyasi destekte azalma olduğunu söyledi.

Büyüme trendinin yine de devam ettiğine dikkati çeken Rousso, büyümenin sonuçlarının ülke içindeki dağılımı konusunda ise bazı sorunlar olduğunu belirterek, hizmetlerden yararlanma konusunda, görece daha gelişmiş ülkelerde dahi bölgesel farklılıkların öne çıktığını kaydetti.

Rousso, inceleme yapılan hemen hemen tüm ülkelerde fiyat özelleştirmesi, küçük ölçekli özelleştirme gibi reformun birinci aşamasını oluşturan değişimlerin gerçekleştirildiğini, şimdi ise asıl zor kısım olan kurumsallaşma aşamasının devam ettiğini ifade etti.

Orta Avrupa ve Baltık ülkelerinin, yüksek enerji fiyatları ve yüksek iç talep nedeniyle enflasyon sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Rousso, Güneydoğu Avrupa ülkelerinde büyümenin asıl olarak yabancı dış yatırımlar aracılığıyla gerçekleştiğini, eski SSCB ülkelerinin ise yüksek petrol fiyatları sayesinde güçlü bir büyüme gerçekleştirdiğini dile getirdi.

-DAHA DİNAMİK BANKACILIK-

Finans sektöründeki dönüşüme de değinen Rousso, güçlü bir tek banka kültüründen çok daha dinamik bir bankacılık sektörüne doğru bir değişim olduğunu belirterek, bu alanda yabancı bankaların daha kaliteli portfolyo yönetimleri sayesinde daha hızlı geliştiklerini kaydetti.

Rousso, finans piyasalarındaki gelişimin asıl olarak bankacılık alanında gerçekleştiğini vurgulayarak, sigortacılık, hisse senedi gibi diğer finans piyasalarının yavaş yavaş gelişmeye başladığını dile getirdi.


AreX 15 Aralık 2006 10:22

15 Aralık 2006

MENKUL KIYMET İHRAÇLARI...

(A.A) - Adana Çimentonun, 69,03 milyon YTL tutarında iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz hisse senedi kayda alındı.

Sermaya Piyasası Kurumunun (SPK)'nın haftalık bültenine göre, bu hafta iki şirketin hisse senedi ihraç talebi Kurul kaydına alındı.

Buna göre, Klimasan Klima Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin 9 milyon YTL, Adana Çimento Sanayi T.A.Ş'nin de 69 milyon 34 bin 579 YTL tutarında iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz hisse senedi ihraç talebinin kayda alınmasına karar verildi.

Kartonsan Karton San. ve Tic. A.Ş. 810 bin YTL iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz, Yenice Gıda Sanayi A.Ş. 2 milyon 150 bin YTL bedelli, Odöksan Osmaneli Döküm San. ve Tic. A.Ş. de 4 milyon YTL tutarında bedelli hisse senedi için Kurula başvurdu.

Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi, kayıtlı sermaye tavanını yükseltmek amacıyla kurula başvuruda bulunurken, Birlik Sigorta A.Ş'nin kayıtlı sermaye tavanını yükseltme talebi Kurul tarafından olumlu karşılandı.

Buna göre, Birlik Sigorta A.Ş, 2006 yılı içerisinde çıkarılmış sermayesini 6 milyon YTL bedelli, 2007 yılı içerisinde 14 milyon 500 bin YTL bedelli, 2008 yılında ise 17 milyon YTL bedelli, 2 milyon 760 bin YTL bedelsiz artırmayı öngörüyor.

Bu arada Alan Yatırım Menkul Değerler A.Ş. de 2 milyon 700 bin YTL tutarında A tipi değişken fonu ihracı nedeniyle Kurula başvurdu.


AreX 15 Aralık 2006 12:33

15 Aralık 2006

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI GÜLER: -''(İRAN DOĞAL GAZINDA) KISINTI VAR AMA SIKINTI SÖZ KONUSU DEĞİL, ONLARLA GÖRÜŞÜYORUZ'' -''KARADENİZ-KIZILDENİZ BORU HATTI PROJESİ İLE ÇOKLU BİR BORU SİSTEMİ ARACILIĞIYLA HEM PETROL, DOĞAL GAZ HEM DE SU, ELEKTRİK, SİSTEMDEN GEÇECEK'' -''BUNA BİR DE FİBEROPTİK EKLENİRSE BU BEŞLİ BİR PROJE OLACAK'' -''PROJE SAMSUN-CEYHAN'IN DEVAMI OLMASI NEDENİYLE, ÇALIK BURADA ÖNEMLİ BİR ÖZEL SEKTÖR ŞİRKETİ OLARAK DEVREDE OLACAK''

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, İran'dan gelen doğal gazda kış koşulları nedeniyle azalma yaşanmasına ilişkin olarak, bir doğal gaz kısıntısı olduğunu, ancak herhangi bir sıkıntının söz konusu olmadığını bildirdi.

Bakan Güler, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde başlayan ''Kömür ve Enerji'' konulu seminer öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İran'dan gelen doğal gaz miktarındaki azalmaya ilişkin bir soru üzerine Güler, burada bir riskin söz konusu olmadığını, doğal gazda kısıntı olduğunu, ancak herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi.

İran ile bu konu hakkında görüştüklerini belirten Güler, ''Dengeleri kurduk, Ege gazı devreye aldık. Yeraltı deposu devreye giriyor, onun dışında ayrıca İran'ın sözleri var'' diye konuştu.

Güler, bu konuda kompresör istasyonlarının da devreye alındığını belirterek, bir problem olmadığını söyledi.

-KARADENİZ-KIZILDENİZ BORU HATTI-

Güler, Karadeniz-Kızıldeniz Boru Hattı'na ilişkin dün İsrail'de yapılan mutabakat zaptının hatırlatılması üzerine de, bunun bölge için son derece önemli olduğunu, bölgenin istikrarı ve kalkınması için siyasi gelişmeler açısından son derece olumlu etkileri olacak bir proje olduğunu söyledi.

Dün imzalanan mutabakat zaptı ile proje için önemli bir adım attıklarını anlatan Güler, şunları kaydetti:

''İsrailli bakan ile konu üzerinde anlaştık. Burada çoklu bir boru sistemi ile hem petrol, hem doğal gaz, hem su, ayrıca da elektrik geçecek. Buna bir de fiberoptik eklenirse bu beşli bir proje olacak. Bu Samsun-Ceyhan Projesi'nin bir devamıdır, uzantısıdır. Hem bölgenin kalkınmasına, proje ile bilhassa İsrail ile Filistin'in su ihtiyacını da bu şekliyle halledilmiş olacak. Su konusunda biliyorsunuz bölgede önemli bir gerilim söz konusu, bu halledilmiş olacak.''

-''TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR ENERJİ AKTÖRÜ''-

Projenin Türkiye'ye hem petrol, doğal gaz, hem su ve elektrik konusunda çok önemli bir katkısı olacağını ifade eden Güler, Türkiye'nin etkin bir enerji diplomasisi yürüttüğünü ve ülkenin bir enerji aktörü olarak, sistemin içinde olmasının çok önemli olduğunu kaydetti.

Projenin aynı zamanda Türkiye'nin stratejik üstünlüğünü ve bölgedeki ağırlığını bir şekilde ortaya koyacak çalışmalardan biri olduğuna dikkati çeken Güler, bölge istikrarına katkı sağlayacak projenin 6 ay içinde fizibilitesinin yapılacağını, ondan sonra da uygulamaya başlanacağını bildirdi.

Projede kaynak konusunda Rusya ile görüşülüp görüşülmediğinin sorulması üzerine Güler, ''Biz onlarla zaten devamlı görüşüyoruz. Bu proje herkese açık bir proje. Ama bu görüşmeleri özel sektör yapıyor'' dedi.

Güler, kendilerinin burada ana politikayı şekillendirdiğini söyledi.

-''ÇALIK ENERJİ, PROJEDE DEVREDE OLACAK''-

Projenin Samsun-Ceyhan Boru Hattı'nın devamı olması nedeniyle Çalık Enerji'nin de sistemde yer alıp almayacağına ilişkin bir soru üzerine Güler, ''Onu tamamen bize bıraktılar. Hükümetimize bıraktılar, o görüşmeler netleşince açıklayacağız'' dedi.

Güler, ancak söz konusu hattın Samsun-Ceyhan'ın devamı olması nedeniyle Çalık Enerji'nin burada önemli bir özel sektör şirketi olarak devrede olacağını ifade etti.

Güler bu arada, Gürcistan'ın gaz talebine ilişkin bir soru üzerine de, Gürcistan, Azerbaycan ile üçlü görüşmelerin devam ettiğini hatırlattı.

Kendisinin geçen hafta Tiflis'te olduğunu, şimdi de yetkililerin Bakü'de görüşmeler yaptıklarını anlatan Güler, Gürcistan Cumhurbaşkanı'nın da Türkiye'yi ziyaret edeceğini ve aşağı yukarı birkaç gün içinde konunun netliğe kavuşacağını söyledi.


AreX 15 Aralık 2006 13:35

15 Aralık 2006

PETROL FİYATLARI YÜKSELİYOR...

Uluslararası ham petrol fiyatları, yukarı doğru hareketlendi.

ABD ham petrolünün varil fiyatı 21 sentlik artışla 62,72 dolara çıkarken, Brent türü Kuzey Denizi ham petrolünün varil fiyatı da 36 sentlik artışla 63,25 dolara yükseldi.

Petrol fiyatlarının artmasında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC), iki ay içinde, günlük üretim kotasında ikinci bir kısıntıya gidecek olması etkili oldu.
(A.A)

15 Aralık 2006

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ULUSAL KAPASİTESİ EYLEM PROJESİ... -PROJENİN ELE ALINDIĞI TOPLANTIDA, ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN AZALTILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER GÖRÜŞÜLDÜ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından düzenlenen toplantıda ''Çocuk İşçiliği Konusunda Ulusal Kapasitenin Geliştirilmesi Doğrudan Eylem Projesi'' ele alındı.

Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde, Patalya Termal Otelde düzenlenen toplantı sona erdi.

Toplantıya katılan ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri çocuk işçiliğinin azaltılmasına yönelik önerilerini sundular.

Sokakta çalışan çocukların eğitime yönlendirilmesinin önemli bir çalışma olduğu belirtilen toplantıda, şu öneriler dile getirildi:

''-İllerde bulunan SHÇEK şubeleri bünyelerinde çocuk işçiliğiyle ilgili bürolar oluşturulabilir.

-5-15 yaş arasında eğitim sistemi dışında kalan çocukların belirlenmesi için çalışma yapılabilir.

-Sokakta, sanayide ve tarımda çalışan çocukların belirlenmesi için yeni bir proje ortaya konulabilir.

-Sokakta çalışan çocukların eğitime yönlendirilmesi amacıyla okul ihtiyaçları karşılanabilir.

-Çalışan çocukların ailelerine maddi yardımda bulunulabilir.

-Ailelerin çocuk işçiliğinin yanlış olduğu konusunda ikna edilebilmesi için eğitim çalışmaları düzenlenebilir.

-Çocuk işçilerin tarımda çalışmasının azaltılması amacıyla makineleşme teşvik edilebilir.

-Kırsaldan kente göçü azaltıcı bazı tedbirler alınabilir.

-Medyada çocuk işçiliğinin azaltılmasına dönük mesajlar taşıyan programlar yapılması teşvik edilebilir.

-Diyanet İşleri Başkanlığı taşra teşkilatı görevlileri hutbeler yoluyla vatandaşları çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda bilgilendirebilir.

-Çocuk işçiliği ile ilgili projelerin koordinasyonunun tek birimde toplanması sağlanabilir.

-Sokakta çalışan çocuk sayısına dair sağlam veriler hazırlanabilir.''


AreX 18 Aralık 2006 10:23

18 Aralık 2006

KURULAN VE KAPANAN ŞİRKETLER KASIM/2006

Kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 25.6 arttı.


2006 Kasım ayında; 2005’in aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı % 25,6 artarak 3165’den 3974’e yükselmiştir. Bu ayda yeni kurulan 3974 şirketin; 1485’i İstanbul, 535’i Ankara, 291’i İzmir ve1663’ü diğer illerde bulunmaktadır.

2006 Kasım ayında kurulan toplam 3974 şirket ve kooperatifin % 90,8’i (3607)limited şirket, % 6,1’i (243)anonim şirket, %0,8’i (3) kollektif şirket ve % 3’ü (121)kooperatiftir. Kapanan şirket ve kooperatif sayısı ise bir önceki yılın aynı ayına göre %7,1 artarak 608’den 651’e yükselmiştir.
2006 Kasım ayında1189 şirket ve kooperatifticaret sektöründe kuruldu.


2006 Yılı Kasım ayında kurulan toplam 3974 şirket ve kooperatifin; 1189’u Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 748’i İmalat, 589’u İnşaat, 556’sı Gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 310’u Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 132’si Otel ve lokantalar, 95’i Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 85’i Eğitim, 67’si Diğer sosyal, toplumsal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 59’u Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı, 57’si Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 44’ü Madencilik ve taşocakçılığı, 40’ı Tarım, avcılık ve ormancılık ve 3’ü Balıkçılıksektöründen oluşmaktadır.
Kurulan ticaret ünvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 10.2 arttı.


2006 Yılı Kasım ayında; 2005’in aynıayına görekurulan ticaret ünvanlı işyeri sayısı % 10,2 artarak 3230’dan 3560’a yükselmiştir. Kapananticaret ünvanlı işyerleri sayısı ise geçen yılınaynı ayınagöre %33,7artarak 1462’den1954’eyükselmiştir. Bu ayda yeni kurulan 3560 ticaret ünvanlı işyerinin; 1154’ü İstanbul,580’i Ankara, 151’i İzmir ve 1675’i diğer illerde bulunmaktadır.
2006 Kasım ayında ticaret sektöründe 1492 ticaret ünvanlı işyeri kuruldu.


2006 Yılı Kasımayında kurulan toplam 3560 ticaret ünvanlı işyerinin; 1492’si Toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımı, 720’si İnşaat, 301’i Ulaştırma, depolama ve haberleşme, 287’si Gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 285’i İmalat, 202’si Otel ve lokantalar, 112’si Mali aracı kuruluşların faaliyetleri, 96’sı Diğer sosyal, toplumsal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 28’i Eğitim, 22’si Sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 8’i Tarım, avcılık ve ormancılık, 4’ü Balıkçılık,2’si Madencilik ve taşocakçılığı ve 1’i Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı sektöründenoluşmaktadır.

Şirket kooperatif ve ticaret ünvanlı işyerlerinin bir önceki yıl aynı dönemine göre değişimi
Türlerine göre şirket ve kooperatifler


evo 18 Aralık 2006 10:28

VATANDAŞA KUR RİSKİ UYARISI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/para_elde_4.jpg

ANKARA - Gürbüz Z. Akkıran -Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın gündeme getirdiği "Türk Lirası tasarruf yapılması, Türk Türk Lirası kullanımının teşvik edilmesi" çağrısı, anlamlı gerekçelere dayanıyor.
Türkiye ekonomisi son 30 yıldır yaşadığı yüksek enflasyon ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle "dolarizasyonun" etkisinden kurtulamıyor.
Bankacılık çevreleri, bankalarda toplam yabancı mevduatta görülen artışa dikkat çekerken, dalgalı kur rejiminde Merkez Bankasının bir kur taahhüdü olmadığını, kurun yükselebileceği veya düşebileceğini o nedenle vatandaşların "kur riski aldığına" dikkat çekiyorlar.
Kurun düşmesi durumunda vatandaşın zarar edeceğini belirten uzmanlar, söz konusu durumun geçmişte yaşanmış bir çok örneği bulunduğunu ifade ediyorlar.


Misafir 18 Aralık 2006 10:55

Para yok, otoyolları siz işletin
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/98411000.jpg http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
Karadeniz Sahil Yolu’nu inşa eden firmalara para ödeyemeyen Maliye ilginç bir teklifte bulundu: “Yolu size verelim, işletip alacağınızı tahsil edin”

http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
18.12.2006

Aralarında Doğuş, Yüksel, Limak, Makyol, Nurol ve Tekfen’in de olduğu alacaklılara “Otoyolları siz işletin” dendi. Citigroup’tan da finansman desteği istendi. Müteahhitler projeye sıcak bakmıyor

Karadenİz Sahil Yolu müteahhitleri, 2006’da 2.7 milyar YTL tutarındaki ödeneğini alamayan Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kurbanı olurken, Maliye’nin yeni teklifi ile de ümitsizliğe düştüler. Maliye Bakanlığı’nın gayri resmi olarak müteahhit firmalara, “Ödenek bulamıyoruz. Gelin yaptığınız yolları size devredelim. İşletin, alacağınızı tahsil edin” diyerek nabız yokladığı ortaya çıktı.

Müteahhitler ise modelin uygulamasının mevcut projeler için çok zor olduğunu, belki yeni projeler için uygulanabileceğini söyleyerek Maliye’nin teklifine sıcak bakmadıklarını ortaya koydu.

Karayolları’nın, sadece Karadeniz Sahil Yolu projesinde çalışan toplam 14 firmaya 1.3 milyar YTL civarında borcu bulunuyor. Karayolları’na, Maliye tarafından ’siz yatırımları yapın 2006 yılı içinde özelleştirme gelirleriyle bu paralar ödenecek’ dendi, ancak 2006’nın bitmesine iki hafta kala sorun henüz çözülmedi.

BİZİM İÇİN YENİ BİLGİ

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, “Maliye Bakanlığı’nın kamu özel sektör ortaklığı ve yap-işlet-devret modelini uygulama konusunda ön araştırması var. Hatta uluslararası finans kurumlarıyla da bu konuyu görüşüyorlar. Geçtiğimiz günlerde Citigroup’la da bu konuda bir toplantı yapıldığını duyduk. Bu bizim de çok yeni bir bilgi, müteahhitlere resmi olarak bildirilmiş bir teklif yok. Ancak, bu modelin devam eden projelere uygulanması çok zor, ancak yeni projeler için uygulanabilir olduğu kanaatindeyiz. Üyelerimiz bu görüşte” dedi.

Karadeniz Sahil Yolu projesinde Doğuş, Yüksel, Limak, Makyol, Cengiz, Metiş, Nurol ve Tekfen gibi Türkiye’nin önde gelen firmalarının iş yaptığını ve en büyük alacaklıların bu firmalar olduğunu dile getiren Eren, “14 firmaya Karayolları’nın 1.3 milyar YTL borcu var. Bölünmüş yol işlerini yapan irili ufaklı 200 müteahhitin ise 900 milyon YTL alacağı var. Geri kalan 300 milyon YTL’lik borç ise TÜPRAŞ ve akaryakıt şirketlerine olan borçlardan oluşuyor” dedi.

İtalyan Autostrade 1.5 milyar euro kazandı
Özel sektör paralı otoyol işletmecileri arasında çok başarılı örnekler var. Bunların kuşkusuz en büyüğü ise 1950 yılında kurulan İtalyan Autosrade şirketi. Şirket, Avrupa’nın en büyük otoyol ve trafik altyapı sistemleri işletmecisi unvanını sahip. İtalya’dan İngiltere’ye, Avusturya’dan ABD’ye kadar birçok ülkede iş yapan şirket paralı otoban ve köprü geçişlerinden bu yılın ilk yarısında 1.3 milyar euro gelir elde etti. Şirket yine aynı dönemde köprü ve viyadük ile sinyalizasyon faaliyetlerinden 204 milyon euro kazandı. Avrupa’da yüzde 60’lık pazar payına sahip olan Autostrade sistemlerini sadece İtalya’da günde 4 milyon kişi kullanıyor.

Yüce Divan’a da giden 541 km’lik bitmeyen yol
Karadenİz Sahil Yolu inşaatına 1985’te ANAP Hükümeti döneminde, Trabzon şehir merkezindeki 7 kilometrelik bölümle başlandı. 1997’de ANAP-DSP-DTP koalisyon hükümeti döneminde yapılan Doğu Karadeniz Kesimi ihalesinden sonra yolsuzluk iddiaları ortaya atıldı. Müteahhitler hakkında davalar açıldı. Dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı Yaşar Topçu’nun Yüce Divan’da yargılanma süreci başladı. Sahil Yolu kapsamındaki Trabzon şehir geçişi için de iki dava açıldı. Türkiye’nin en büyük ulaştırma projesi olarak gösterilen ancak, yapımı yılan hikayesine dönen ve onlarca soruşturmaya konu olan Karadeniz Sahil Yolu’nun açılması için hedeflenen tarih 2005 sonuydu. 2005 sonunda bitmeyince Başbakan Erdoğan, hedef olarak 2006 sonunu gösterdi ancak projenin tamamının 2007 ortalarından önce bitmesi pek mümkün görünmüyor. Yapılan ödenek üstü harcamalarla toplam proje bedelinin 3.3 milyar dolar olması bekleniyor. 715 kilometre uzunluğundaki yol, Sinop il sınırlarından başlayıp Sarp sınır kapısında son buluyor ve 541 kilometrelik kesimi tamamen sahil şeridi üzerinde bulunuyor. Proje, Sinop’tan Sarp’a kadar 6 il, 63 ilçe, 9 liman ve 8 milyon insana hitap ederek, uluslararası transit trafiğe hizmet edecek.
Haber: Pelin CENGİZ


AreX 18 Aralık 2006 13:45

18 Aralık 2006

SANAYİ VE TİCARET BAKANI BAKÜ'DE... -BAKAN ALİ COŞKUN: ''KAPALI EKONOMİLERİN REKABET GÜCÜ ZAYIF KALIYOR'' -AZERBAYCAN SANAYİ VE ENERJİ BAKANI ALİYEV: ''İLİŞKİLERİMİZ NE KADAR GELİŞİRSE GELİŞSİN, BİZİM İÇİN YETERLİ OLMAYACAKTIR''

(A.A) - Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, kapalı ekonomilerin rekabet gücünün zayıf kaldığını belirterek, bu nedenle ülke ekonomilerinin dışa açılması gerektiğini söyledi.

Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Toplantıları nedeniyle dün gece Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun temaslarına başladı.

Bakan Coşkun, Azerbaycan Sanayi ve Enerji Bakanı Natıg Aliyev ile yaptığı görüşmede, Azerbaycan'ı aynı millet, iki ayrı devlet olarak gördüklerini ifade ederek, ''sizin zenginliğiniz bizim zenginliğimiz, bizim zenginliğimiz sizin zenginliğiniz'' diye konuştu.

İkili ticari ilişkilerin geliştirilmesi için tüm gayretin gösterilmesi gerektiğini kaydeden Coşkun, siyasiler olarak kendilerinin, birtakım kapıları açtığını, bu açılan kapılardan sanayici ve işadamlarının girmesi gerektiğini anlattı. Coşkun, ülkeyi yönetenler olarak, başta bürokratik engellerin kaldırılması için çaba gösterilmesinin ilişkileri daha anlamlı kılacağını dile getirdi.

Azerbaycan'ın Dünya Ticaret Örgütü'ne aday olduğunu hatırlatan Bakan, ''Kapalı ekonomiler rekabet gücünü zayıflatır, bu nedenle rekabet gücünü artırmak için ekonomilerin dışa, dünyaya açılması gerekir'' dedi.

Türkiye'nin kardeş ülke Azerbaycan'a 24 saat kapılarının her anlamda açık ve her türlü işbirliğine hazır olunduğunu vurgulayan Coşkun, bakanlığını ilgilendiren iki ülke KOBİ'lerinin bir araya gelmesi konusunda bir protokol yapıldığını anımsattı. Ancak, bu protokolün uygulama alanı bulamadığı siteminde bulunan Coşkun, Azerbaycan'da sadece enerji sektöründe değil, diğer sektörlerde de yatırım yapılması gerektiğine dikkati çekti.

Azerbaycan ile Türkiye arasında yapılan Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantılarında iki ülke ilişkilerinin ayrıntılarıyla belirlendiğini ancak, Türk işadamlarının buna rağmen muhatap bulamadıklarını söyledi.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Coşkun, iki ülke arasında 1 milyar dolara yaklaşan ticaret hacminin daha yukarılara çekilmesinin mümkün olduğunu kaydetti.

-NATIG ALİVEY'İN SÖZLERİ-

Azerbaycan Sanayi ve Enerji Bakanı Natıg Aliyev de, iki ülke arasındaki ilişkilerin sürekli geliştiğini belirterek, ''ancak ilişkilerimiz ne kadar gelişirse gelişsin bizim için yeterli olmayacaktır'' dedi.

Alivey, dünya pazar ekonomisinde sürekli yeni gelişmelerin olduğunu, rekabetin arttığını ve neredeyse bir savaş ortamı yaşandığını, bu ortamda ayakta kalabilmek için güçlü olmak gerektiğini dile getirdi. Söz konusu rekabetçi ortamda, dünya piyasalarında Türkiye ile birlikte olmak, ortak mücadele etmek istediklerini söyleyen Aliyev, bu çerçevede Türkiye ile sanayi alanında da yakın işbirliği arzuladıklarını söyledi.

Alivey, Bakanlığı ile Türkiye'nin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında ortak çalışma grubu kurulmasını önerdiklerini ifade ederek, sürekli nitelikte olacak bu çalışma grubunun, işbirliğini daha geliştireceği ve güçlendireceğini düşündüklerini bildirdi.

Azerbaycan'da petrol dışı sektörün geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalar yapıldığını, ülkesinde bu sektörde en fazla ve öncü yatırımcı grubunun da Türkiye'den geldiğine işaret eden Bakan, serbest pazar ekonomisine geçişte ve yeni ekonomi sisteminin kuruluşunda 1980'li yıllardan itibaren Türkiye'nin önemli başarılar kazandığını dile getirdi. Natıg Aliyev, Türkiye'nin bu süreçteki zengin deneyiminden yararlanmak istediklerini kaydetti.

-ERMENİSTAN-TÜRKİYE SINIRI-

Bu arada, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, temasları çerçevesinde Fahri Hıyaban'daki Azerbaycan Eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in anıt mezarını ziyaret ederek çelenk bıraktı ve dua etti.

Coşkun ve beraberindeki heyet daha sonra, Azerbaycan'ın bağımsızlığı için şehit olan Türk Askerleri anısına dikilen Türk Şehitliği ile Azeri şehitliği; Şehitler Hıyabanı'nı ziyaret etti.

Ziyaret sırasında şehitlik ve hıyabandaki anıtlara çelenk bırakan Coşkun, yetkililerden, söz konusu kompleks hakkında bilgi aldı.

Öte yandan, Bakan Coşkun, Azeri yerel basınının sorularını da yanıtladı. Coşkun, Ermenistan-Türkiye sınırının açılacağına ilişkin basında haberlerin yer aldığının anımsatılması üzerine, ''Türkiye'nin bu konudaki kararlılığı ortada. Karabağ meselesinde çözüm olmadan biz sınırları açmayız'' dedi.


Misafir 18 Aralık 2006 13:58

Borsalarda yıl sonu coşkusu sürecek mi?
http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gifABD ve Avrupa borsalarında rekorlar altüst. Bu durum İstanbul Borsası’nı da olumlu etkileyecek. Borsa endeksi yıl sonu için 42 bin 550 puanı deneyebilir

http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
18.12.2006

Cuma günü özellikle ABD’deki Dow Jones Industrial Average (DJIA) ve S&P 500 (S&P) endeksleri kritik seviyelerin üzerinde haftalık kapanışlar yaptı. DJIA 12.365 seviyesini geçerek 12.445 puanla yeni bir rekor kırarken, S&P’de 1.423 puandaki kritik seviyeyi aşarak 1.427.09’dan kapandı. Benzer şekilde Alman Dax endeksi de 6.565’teki direnç seviyesini aşarak 6.589’dan kapandı.

Noel ve yılbaşı öncesinde piyasalardaki bu coşkuyu anlamak mümkün. Goldman Sachs’ın her bir çalışanına 630 bin dolar ikramiye dağıtacağını açıklaması tüm piyasa çalışanlarının iştahlarını kabarttı. Herkes yılı iyi kapatmak ve benzer ikramiyeleri hesaplarında görmek istiyor. DJIA’dan çok piyasa değerlerine bağlı ağırlıklıklar nedeniyle gerçeği daha iyi yansıtan S&P’ye baktığımızda teknik olarak 1.423 seviyesinin haftalık bazda aşılmasıyla önce 1.451 ardından da 1.472 seviyeleri yeni hedefler olarak karşımıza çıkıyor.

Yıl sonu coşkusu nedeniyle bu seviyelerin görülmesi mümkün ancak bu seviyelerde kalınması hayli zor.

Tek risk altın ve Güney Afrika
ABD ve Avrupa borsalarındaki iyimser havaya karşın, altın ve özellikle gümüşte satışların sürmesi fiyatları altında 615’in, gümüşte de 12.75 dolar/ons seviyelerinin altına indirmesi durumunda Güney Afrika ile ilgili sorular sorulmaya başlanabilir. Geçen hafta teknik olarak önemli olan 6.95 seviyesini gören rand’ın bu durumdaki muhtemel hareketi yukarı doğru olacaktır.

Böylesi bir hareket YTL’yi etkileyecek ve kurlarda sınırlı da olsa yukarı bir hareket yaşanacaktır. Kurlardaki hareket borsadaki yükseliş ihtimalini sınırladığı gibi bonolardaki faizlerin düşüş şansını da azaltacaktır. Bu senaryonun yılın son iki haftasından çok yeni yılın ilk haftalarındaki muhtemel satışlar için ön tedbir olması açısından faydası olabilir.

Dolar/euro paritesi 1.30’un altını dener
Kötümserlİkten çok tedbirli olunması gereken bir zaman giriyoruz. Nedenlerine bakıldığında; bu haftaya başlamadan Cuma günkü ABD’deki enflasyon verisinin açıklanmasından sonraki piyasalardaki hareketlere bir göz atmakta fayda var:

* Euro/dolar paritesi 1.3180’lere kadar yükseldi, günü 1.3075 kapattı. (1.30’un altını deneyebilir)

* Enflasyon düşüyor, faizler düşecek beklentisiyle 10 yıllık ABD tahvillerinde alış yapanlar getirileri 4.51’lere kadar indirirken, gün sonuna doğru 4.61’e kadar yükselip, 4.59 kapattı. (4.65-4.70 arası yeni hedef)

* BOVESPA endeksi; 43.730 ve 44.030’lardaki iki teknik seviyesini de aşıp 44.263’e kadar yükseldi ancak günü 43.595’te kapattı.

* Altın 628 doları gördükten sonra 50 ve 200 günlük ortalamalarına denk gelen 615 dolar seviyelerinden günü kapatırken, gümüş 13.82’leri gördükten sonra 1 dolar düşerek 12.81 seviyelerinden kapandı. (17 Aralık tarihli Tek Borsa Dergisi’ndeki “AGU Paritesi” başlıklı yazıya bir göz atmanızı öneririm.)

İMKB yıl sonunda 42.550’yi görebilir

Tedbirli iyimser senaryo: (Gerçekleşme oranı % 55)
ABD ve Avrupa borsalarındaki kritik haftalık kapanışların etkisi ve yıl sonu “Goldman Sachs Bonusu” beklentileriyle yükselişler “ite kaka” da olsa devam eder. S&P’de ve Avrupa borsalarındaki muhtemel yükselişler, başta Brezilya olmak üzere gelişmekte olan ülke piyasalarını da olumlu etkiler.

Dolar kurlarında önemli bir değişiklik olmazken, Bovespa’da 44.030’un üzerine çıkılması yıl sonuna doğru 48.240 beklentilerini harekete geçirebilir. Bundan İMKB’de nasibini alır ve 40.380’in aşılmasıyla 41.810 ve yıl sonuna doğru da 42.550 seviyeleri konuşuluyor olur. Bonolarda yüzde 21 bileşiklerin altına inilme ihtimali az. Özellikle de MB başkanının faiz yorumlarından sonra.
Haber: Ali AĞAOĞLU


AreX 18 Aralık 2006 16:34

18 Aralık 2006

ABD'DE CARİ İŞLEMLER AÇIĞI, 3.ÇEYREKTE, 225,6 MİLYAR DOLARA ÇIKTI

(A.A) - ABD'de cari işlemler açığının, yılın üçüncü çeyreğinde 225,6 milyar dolara çıktığı bildirildi.

ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla temelinde, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 6,6 olan cari açık, üçüncü çeyrekte yüzde 6,8'e çıktı.

Ekonomistlerin, üçüncü çeyreğe ilişkin cari açık tahminleri 225 milyar dolar olmuştu.

Cari açığın yükselmesinde, artan ham petrol faturası etkili oldu.

18 Aralık 2006

TARIMDA KURAKLIK RİSKİ İÇİN HENÜZ ERKEN -DEVLET METEOROLOJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ZİRAİ METEOROLOJİ VERİLERİNE GÖRE, SON İKİ AYDA, YAĞIŞLAR NORMALİN VE GEÇEN YILIN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİ -EKİMDE VEYA DAHA GEÇ EKİLEN BUĞDAYLAR, HENÜZ GELİŞME DÖNEMİNDE OLMADIĞI İÇİN SUYA İHTİYACI BULUNMUYOR

(A.A) - Yağış olmaması nedeniyle barajlarda su seviyelerinin düşmesine karşın, tarımsal üretim açısından, mevcut durumun, özellikle buğday üretimine yönelik olumsuz etkisinin olmadığı belirtiliyor.

Devlet Meteoroloji İşleri (DMİ) Genel Müdürlüğü zirai meteoroloji verilerine göre, 1 Ekim'de başlayan 2006-2007 tarım takvimi döneminde, son iki aydaki, yağışlar normalin ve geçen yılın üzerinde gerçekleşti.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı uzmanları da, özellikle buğdayın gelişim dönemi olmaması nedeniyle suya ihtiyaç duymadığını belirtirken, ''son günlerdeki yağış azlığının gelecek yılın verim ve üretimini etkileyeceğini'' söylemek için henüz erken olduğunu vurguladılar.

DMİ zirai meteoroloji verilerine göre, 1 Ekim-30 Kasım günleri arasında kümülatif yağışlar genel olarak normalinden ve geçen yıl yağışından fazla oldu. Kümülatif yağış ortalaması 173,0 mm olurken, 126,8 mm'lik normal ve 156 mm'lik geçen yılki yağış seviyesinin üzerinde gerçekleşti.

Kümülatif yağışlarda normale göre yüzde 36,4 geçen yıla göre de yüzde 10,9 artış görüldü.

Marmara Bölgesi'nde kümülatif yağışlar, Bursa, Kocaeli, Lüleburgaz ve Şile'de normali civarında; diğer merkezlerde normalinden az oldu.

Ege Bölgesi'nde Akhisar, Dikili ve Edremit'te normalinden az kümülatif yağış, Denizli, Manisa, Milas, Simav ve Uşak'ta normali civarında; diğer merkezlerde normalinden fazla yağış gerçekleşti. Kütahya ve Muğla geçen yıldan fazla yağış, Afyon, Emirdağ, İzmir, Manisa, Salihli ve Uşak geçen yılki kadar, diğer merkezlerde geçen yıldan az yağış aldı.

Akdeniz Bölgesi'nde tüm merkezler; normalinden ve geçen yılın yağışından fazla yağış aldı.

İç Anadolu Bölgesi'nde Aksaray, Ankara, Cihanbeyli, Sivrihisar ve Yozgat geçen yıldan az yağış alırken, Kangal, Karapınar ve Konya?da geçen yılki kadar, diğer merkezler geçen yıldan fazla yağış oldu.

Karadeniz Bölgesi'nde, Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Rize, Tokat, Tortum ve Trabzon normalinden fazla; Akçakoca, Bolu, Çorum ve Samsun normalinden az; diğer merkezler normali civarında yağış aldı.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van'da normali civarında; diğer merkezlerde normalinden fazla yağış oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise Şanlıurfa'da normali civarında; diğer merkezlerde normalinden fazla yağış tespit edildi.

Zirai meteoroloji açısından tarım takvimi 1 Ekim'de başlıyor. Buğday kuru şartlarda, sulama yapılmadan üretildiği için yağışlar verim ve üretimde etkili oluyor. Ancak, Ekim'de veya daha geç ekilen buğdayların henüz gelişme döneminde olmadığı için suya ihtiyacı bulunmadığı vurgulanıyor.


AreX 19 Aralık 2006 11:33

19 Aralık 2006

RAKAMLARLA 2006 TÜRKİYE EKONOMİSİ (1) -2006 BÜYÜMESİNİN 'YÜZDE 5'LİK HEDEFİN ÜZERİNDE, YÜZDE 6'NIN İSE ALTINDA' OLMASI BEKLENİYOR -BÖYLELİKLE TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜST ÜSTE 5 YILDIR, BİR BAŞKA DEYİŞLE '20 ÇEYREK DÖNEMDE' BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRMÜŞ OLACAK -YÜZDE 5'LİK HEDEFİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞECEK ENFLASYONUN İSE BU YIL DA TEK HANELİ ÇIKMA OLASILIĞI YÜKSEK -TÜFE'DE ARALIK ENFLASYONU 0,54 PUANIN ALTINDA ÇIKARSA, YILLIK ENFLASYON YÜZDE 10'UN ALTINDA KALACAK -YIL SONU İHRACAT RAKAMININ DA, 85 MİLYAR DOLARLA YENİ BİR REKOR KIRMASI BEKLENİYOR -MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ 2006 YILI OCAK-KASIM DÖNEMİNDE, 23 YIL ARADAN SONRA FAZLA VERDİ

(A.A) - 2006, finansal piyasalarda Mayıs-Haziran döneminde yaşanan dalgalanmalara rağmen ekonominin büyümeye devam ettiği bir yıl oldu.
2006 büyümesinin ''yüzde 5'lik hedefin üzerinde, yüzde 6'nın ise altında'' olması bekleniyor.

Böylelikle Türkiye ekonomisi, üst üste 5 yıldır, bir başka deyişle ''20 çeyrek dönemde'' büyümesini sürdürmüş olacak

2001'de yüzde 9,5 küçülen Türkiye ekonomisi, 2002'de yüzde 7,9 , 2003'de yüzde 5,9 , 2004'de yüzde 9,9 , 2005'te ise yüzde 7,6 büyümüştü.

Bu arada yüzde 5'lik hedefin üzerinde gerçekleşecek enflasyonun ise bu yıl da tek haneli çıkma olasılığı yüksek.

TÜFE'DE 2006 Aralık enflasyonu 0,54 puanın altında çıkarsa, yıllık enflasyon yüzde 10'un altında kalacak. Türkiye, uzun aradan sonra ilk defa 2005'te tek haneli enflasyonla tanışmış ve tüketici fiyatları bazında yıllık enflasyon yüzde 7,72 olmuştu.

Ayrıca yıl sonu ihracat rakamının, 85 milyar dolarla yeni bir rekor kırması bekleniyor.

Mayıs-Haziran döneminde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanma düşük maliyetle atlatılırken, 2006 yılının 9 ayında Türk ekonomisi yüzde 5,7'lik büyüme hızını yakaladı. Enflasyon yılın ikinci yarısında tekrar çift haneli rakamlara çıksa da, Ekim'de TÜFE'de tek haneli rakamlar yeniden yakalandı.

Ekonomideki olumlu gelişmelere rağmen, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yüksek cari açık, en fazla dikkat çeken konuların başında geldi. Bu yıl Ekim ayı itibariyle 28 milyar doların üzerine çıkan cari açıkta, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 oranında artış kaydedildi. Ekonomi yönetimi ise finanse edildiği ortamda cari açığın sorun oluşturmadığı görüşünde.

-ENFLASYON-

Verilere göre 2006 yılının ilk yarısında tek haneli rakamlarda seyreden enflasyon, ikinci yarının başından itibaren çift haneli rakamlara çıktı. Ancak TÜFE'de tek haneli rakamlar Ekim ayında yeniden yakalandı.

Bu yıl Kasım ayında yıllık bazda ÜFE'de yüzde 11,67, TÜFE'de yüzde 9,86 artış kaydedildi. Geçen yıl Kasım ayında bu rakamlar sırasıyla yüzde 1,60 ve yüzde 7,61 idi.

Enflasyon, 2005 yılında ise ÜFE'de yüzde 2,66, tüketicide ise yüzde 7,72 olmuştu.

Enflasyon 2004 yılı içinde ÜFE'de 27 yıl 11 ay, TÜFE'de ise 32 yıl aradan sonra tek haneli rakamlara inmişti.

-BÜYÜME HIZI-

2002 yılının ilk çeyreğinde başlayan aralıksız büyüme süreci biraz hız kesmiş olsa da, 2006 yılının üçüncü çeyreğinde de devam etti.

Üçüncü çeyrekte büyüme hızı yüzde 3 ile beklentilerin altında kalırken, yılın 9 ayında ise yüzde 5,7 oldu.

19 çeyrektir artı yönde seyreden büyüme hızı 2002'de yüzde 7,9 , 2003'de 5,9 , 2004'de yüzde 9,9 , 2005'de de yüzde 7,6 olmuştu. Ayrıca bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,4 , ikinci çeyreğinde ise yüzde 8,8'lik büyüme sağlanmıştı.

Sektörel bazda bakıldığında 2006 yılının 9 ayında en yüksek büyüme hızı yüzde 20,1 ile inşaat sektöründe yaşanırken, sanayi yüzde 7,3, ticaret yüzde 5,9 büyüdü, tarımda ise yüzde 1,2 küçülme görüldü.

TÜİK'in verilerine göre, Gayrı Safi Milli Hasıla (GSMH) cari fiyatlarla yılın üçüncü çeyreğinde 117 milyar 713 milyon dolar (175 milyar 427 milyon YTL), 9 ayında da 290 milyar 103 milyon dolar (416 milyar 5 milyon YTL) oldu.

Geçen yıl GSMH cari fiyatlarla 360 milyar 876 milyon dolar olmuştu.

-İSTİHDAM-

İşsizlik oranı ise bu yıl Ağustos ayı itibarıyla yüzde 9,1 oldu. İşsizlik oranı bu yıl Ocak'ta yüzde 11,8 , Şubat'ta 11,9 , Mart'ta 10,9 , Nisan'da yüzde 9,9 , Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında yüzde 8,8 idi.

Bu yıl Ağustos ayında toplam istihdam 23 milyon 279 bin kişi, işsiz sayısı 2 milyon 343 bin kişi olarak açıklandı.

Geçen yılın aynı ayında ise işsizlik oranı yüzde 9,4 , toplam istihdam 22 milyon 838 bin kişi, işsiz sayısı 2 milyon 381 bin kişi olarak belirlenmişti. İşsizlik oranı geçen yıl sonu itibariyle yüzde 10,3 olmuştu.

-SANAYİ ÜRETİMİ-

Sanayi üretiminde geçen yılın Ocak-Ekim döneminde yüzde 4,8 oranında artış görülürken, bu yıl aynı dönemde bu oran yüzde 5,8'e yükseldi.

2006 yılının 10 ayındaki üretim artışı, madencilik sektöründe yüzde 5,2, imalat sanayinde yüzde 5,5, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 8,5 oldu.

Geçen yılın tamamında toplam sanayi üretimi yüzde 5,5 oranında artarken, madencilik sektöründe yüzde 13,8, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 7,4, imalat sanayinde yüzde 4,9 üretim artışı kaydedildi.

Öte yandan imalat sanayinde kapasite kullanım oranı, bu yıl Kasım ayındaki yüzde 83,2 oran ile son iki yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. 2005 yılı Kasım ayında yüzde 80,9 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanımı, bu yılın aynı ayında 2,3 puan arttı.

Bu yıl söz konusu ayda imalat sanayinde kapasite kullanım oranı devlet sektöründe yüzde 89,3, özel sektörde ise yüzde 82,1 oldu.

Bu arada tam kapasite çalışılamamasında, iç pazarda talep yetersizliği yüzde 47,6 ve dış pazarda talep yetersizliği yüzde 17,9 oranında etkili oldu. Mali imkansızlık yüzde 3,5 , ham madde yetersizliği, yerli mallarda ham madde yetersizliği yüzde 4,3 ve ithal mallarda ham madde yetersizliği yüzde 2,9 , işçilerle ilgili meseleler yüzde 1,8 oranında etkiledi.

-11 AYDA BÜTÇE FAZLA VERDİ

Merkezi yönetim bütçesi 2006 yılı Ocak-Kasım döneminde 64 milyon YTL fazla verdi. Bütçe, geçen yılın aynı döneminde 3,4 milyar YTL açık vermişti.

Bu yıl 11 ayda merkezi yönetim bütçe giderleri 157,7 milyar YTL, merkezi yönetim bütçe gelirleri 157,8 milyar YTL, faiz dışı fazla ise 44,1 milyar YTL olarak gerçekleşti.

Böylece, bütçe uygulamalarında 23 yıl aradan sonra Ocak-kasım dönemi itibariyle fazla verilerek bütçe performansında önemli bir iyileşme kaydedildi.

Geçen yılın tamamında bütçe giderleri 146,1 milyar YTL, bütçe gelirleri 138 milyar YTL ve bütçe açığı 8,1 milyar düzeyinde olmuştu. 2005 yılında faiz dışı fazla ise 37,6 milyar YTL idi.

-YIL SONU İHRACAT BEKLENTİSİ 85 MİLYAR DOLAR

2006 yılı Ocak-Ekim döneminde ihracat 67 milyar 819 milyon dolar, ithalat 112 milyar 321 milyon dolar, dış ticaret açığı 44 milyar 502 milyon dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60,4 düzeyinde gerçekleşti.

İhracatçı birlikleri kayıtlarına göre ise bu yıl Ocak-Kasım döneminde ihracat 77 milyar 89 milyon dolara yükseldi. Kasım sonu itibariyle son bir yıllık ihracat da 84 milyar 403 milyon dolara ulaştı.

İhracatın yıl sonu itibarıyla yeni bir rekor kırarak, 85 milyar dolar olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

2005 yılının tamamında ise 73 milyar 476 milyon dolar ihracat, 116 milyar 774 milyon dolar ithalat yapılmış, dış ticaret açığı 43 milyar 297,7 milyon dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 62,9 olmuştu.

-ÖDEMELER DENGESİ-

Merkez Bankası'nın açıkladığı ödemeler dengesi bilançosuna göre bu yıl Ocak-Ekim döneminde cari açık 28 milyar 21 milyon dolara ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde, cari açık 16 milyar 767 milyon dolar idi.

Cari açık geçen yılın sonunda ise 22 milyar 852 milyon dolar düzeyindeydi.

-DÖVİZ REZEVLERİ-

2005 yılı sonunda 75 milyar 66 milyon dolar olan Türkiye'nin uluslararası rezevleri yüzde 26,8 artışla bu yıl Kasım ayı sonu itibariyle 95 milyar 256 milyon dolara ulaştı.

Merkez Bankasının döviz rezevleri ise yüzde 16,4 oranında artarak 8 Aralık'ta 58 milyar 780 milyon dolara yükseldi. Geçen yıl sonunda Bankanın döviz rezevleri 50 milyar 518 milyon dolar idi.

-İÇ BORÇ STOKU-

Geçen yıl sonu itibariyle 244,8 milyar YTL olan iç borç stoku, 2006 yılı Ekim sonu itibariyle 250,9 milyar YTL'ye çıktı. Böylece, 10 ayda stoktaki artış yüzde 2,5 olarak hesaplandı.

2006 yılı Ekim sonu itibariyle iç borç stokunun 235,1 milyar YTL'si tahvil, 15,8 milyar YTL'si bonolardan oluştu.

Hazine, bu yıl iç borçlanmada en kısa 3 ay, en uzun 5 yıl vadeyle borçlanırken, yılın ilk ayında yüzde 12,41'e kadar gerileyen yıllık bileşik faiz oranı, Mayıs-Haziran döneminde finansal piyasalarda yaşanan çalkantılarla birlikte yükselme eğilimine girdi. Mayıs ayında yüzde 15, Haziran ayında yüzde 18'in üzerine çıkan yıllık bileşik faiz oranı Temmuz ayından bu yana da yüzde 20'nin üzerinde seyrediyor. Hazine'nin en son 5 Aralıkta yaptığı 616 gün vadeli ihalede de yıllık bileşik faiz yüzde 21,69 düzeyinde gerçekleşti.

-DIŞ BORÇ STOKU-

Türkiye'nin 2005 yılı sonunda 170,6 milyar dolar olan dış borç stoku, yüzde 13,5 artışla, bu yıl Haziran sonu itibariyle 193,6 milyar dolara çıktı. Haziran sonu itibariyle dış borç stokunun 43,7 milyar doları kısa vadeli, 149,9 milyar doları da orta ve uzun vadeli borçlardan oluştu.

Dış borç stokunun tamamı orta ve uzun vadeli olmak üzere 66,9 milyar dolarlık bölümü kamu borçlarından, 40,9 milyar doları kısa vadeli, 70 milyar doları orta ve uzun vadeli olmak üzere toplam 110,9 milyar dolarlık bölümü de özel sektör borçlarından oluştu. Merkez Bankasının orta ve uzun vadeli dış borç tutarı ise 13 milyar dolar, kısa vadeli dış borç tutarı 2,8 milyar dolar olarak hesaplandı.

Öte yandan yılbaşından 13 Aralık tarihine kadar yapılan dış borç ödemeleri ise 19 milyar 234,42 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu rakamın 9 milyar 401 milyon doları Hazine, 645,15 milyon doları merkez Bankası, 1 milyar 55,93 milyon doları genel ve katma bütçeli idarelerin dokümantasyon, kitap bedeli, katılma payı, üyelik aidatı şeklindeki ödemeler ve 8 milyar 132,28 milyon doları da IMF'ye ödemeler olarak gerçekleşti.

2005 yılının tamamında 20 milyar 628,97 milyon dolarlık dış borç anapara ve faiz ödemesi yapılmıştı.


AreX 19 Aralık 2006 16:07

19 Aralık 2006

BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER, SİVAS'TA... -ŞENER: ''ARTIK DEVLETİN FABRİKA KURDUĞU, İŞLETMECİLİK YAPTIĞI, AYAKKABI ÜRETTİĞİ DÖNEMLER GERİDE KALMIŞTIR''

(A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ''Artık devletin fabrika kurduğu, işletmecilik yaptığı, ayakkabı ürettiği dönemler geride kalmıştır. Fabrikayı yapacak olan, ekonomik faaliyetleri gerçekleştirecek olan, üretim yapacak olan firmalardır, işletmelerdir ve de o yörede, ülkede yaşayan insanların kendileridir'' dedi.

Doğan Yayın Holding ve Sivas Ticaret ve Sanayi Odası'nca (TSO) düzenlenen ''Anadolu'daki Avrupa Toplantıları 2006-Marka Güçtür Temalı Sivas Buluşması Toplantısı''na katılmak üzere holding yetkilileri ve bazı gazetecilerle birlikte özel bir uçakla Sivas'a gelen Şener, hava alanında Sivas Valisi Veysel Dalmaz ve yetkililer tarafından karşılandı.

Atatürk Kültür Merkezi'ndeki 23. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması Sergisi'ni gezen Şener, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ten sergi hakkında bilgi aldı.
TSO'da açılan ''DHA Objektifinden Sivas'' adlı sergiyi de gezen Şener'e, DHA Sivas Büro Şefi Eraydın Aytekin tarafından, Şener'in masa tenisi oynarken çekilmiş bir fotoğrafı hediye edildi.

Daha sonra, TSO Konferans Salonu'nda düzenlenen Anadolu'daki Avrupa Toplantıları 2006 Sivas Buluşması'na katılan Şener, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, bu tür toplantıların önemli olduğunu, devam ettirilmesinde büyük yararlar bulunduğunu söyledi.

Artık dünyanın küçücük bir mekan olduğunu, küreselleşen dünyada rekabetin de küreselleştiğini anlatan Şener, şöyle konuştu:

''O halde bu değişimi, dinamik gelişimi görmek, değerlendirmek gerekmektedir. Geçen haftalarda İstanbul'da İSEDAK toplantısı vardı. İslam Konferansı Teşkilatı'na üye 57 ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesiyle ilgili müzakereler yapılıyordu. Bu toplantı vesilesiyle şöyle dokümanları karıştırdığım zaman gerçekten rakamlar beni korkuttu. Neden? Çünkü dünyadaki büyüklüklere bakıyordum, bir taraftan da bu 57 ülkenin ortaya çıkardığı büyüklükleri değerlendirmeye çalışıyordum, arada büyük bir uçurum var.''

Bu ülkelerdeki üretim, ticaret ve ihracat rakamları ile diğer ülkeleri rakamsal verilerle kıyaslayan Şener, arada büyük farklar olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

''Demek ki bir şeyler yanlış, bir şeylerin değişmesi lazım. Bazı alışkanlıkların, değerlendirmelerin, kavrayışların, iş yapma biçimlerinin değişmesi lazım. Ve hangi noktadayız, dünya nereye gidiyor, biz neredeyiz? Bunu düşünerek geleceği yeniden planlamak zorundayız. İşte küreselleşme dediğimiz olgu, olay, karşınızda bu noktada duruyor.

Zaman zaman küreselleşme etrafında tartışmalar yapılır. Şunu bilmemiz gerekiyor ki küreselleşme dediğimiz hadise bir kabul veya ret değildir. Yani ben bunu kabul ettim veya ben bunu reddettim şeklinde değerlendirilecek bir hadise değildir. Küreselleşme bir vakadır, ister beğenin, isterse beğenmeyin. Dünya küçülmüştür. Artık dünyanın her köşesindeki olay anında burayı etkilemektedir. Burada ortaya çıkardığınız bir sonuç ise anında dünyanın diğer köşelerine ulaşmakta ve etkilemektedir.''

-''DEVLETİN AYAKKABI ÜRETTİĞİ DÖNEMLER GERİDE KALDI''-

İşletmenin pazarı ne kadar büyükse gücünün de o kadar büyük olacağını anlatan Şener, ''Onun için her işe başlayanın, fabrika dişlilerini her döndürmeye başlayanın 6.5 milyarlık dünya pazarını ve bu pazardaki gelişmeleri dikkate alarak işe koyulması, en azından hedefini ufkunu buna göre belirleme gerekliliği vardır'' dedi.

Bir ülkeyi ayağa kaldıracak olanların yine o ülkede yaşayan insanların kendisi olduğunu anlatan Şener, şöyle devam etti:

''Geçmişteki alışkanlıklara göre ekonomik gelişmeleri değerlendiremeyiz. Kamu yatırım yapacak, bir ildeki işsizlik ortadan kalkacak diye düşünemeyiz. Artık devletin fabrika kurduğu, işletmecilik yaptığı, ayakkabı ürettiği dönemler geride kalmıştır. Fabrikayı yapacak olan, ekonomik faaliyetleri gerçekleştirecek olan, üretim yapacak olan firmalardır, işletmelerdir ve de o yörede, ülkede yaşayan insanların kendileridir.''

Başarı için sevgi, dostluk ve kardeşliğin önemine değinen ve bu konuda tarihten çeşitli örnekler veren Şener, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bugün Sivasımızın da, Türkiye'mizin de en muhtaç olduğu değişimin, dönüşümün bu olduğuna inanıyorum. Yani insanlarımızın birbirini seveceği, birbirini anlayacağı, birbirine güveneceği bir ortamın ortaya çıkması lazım.''

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ise, korkmadan hedefleri koymak ve hedeflere doğru yürümek gerektiğini belirterek, ''Marka tek başına yeterli değil. Bu markaları sevilen, sayılan, güvenilen markalar haline getirmek gerekiyor'' dedi.

-SİVAS'TAKİ ARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR-

Açılış konuşmalarının ardından ara verilen toplantıdan sonra Bakan Şener, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erksin Güleç ile birlikte Sivas'ın Haliminhanı ve Hayranlı Bölgesi'nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Bölgede yürütülen kazı çalışmaları ve bulunan fosillerle ilgili görüntüler eşliğinde bilgi veren Prof. Dr. Güleç, her yıl temmuz, ağustos aylarında öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencilerinden oluşan 10-15 kişilik ekibin kazı çalışmalarını yürüttüğünü bildirdi.

Bu çalışmalarda 70'e yakın buluntu alanı tespit edildiğini ve bulunan fosillerin 9-10 milyon yıl öncesine ait olduğunu anlatan Prof. Dr. Güleç, çalışmalarda o döneme ait at, gergedan, keçi, geyik, antilop, fil, domuz, kunduz, sansar, zürafa, tavşan, fare gibi hayvan fosilleri bulunduğunu belirtti.

-SİVAS'TA 3 TOYNAKLI AT FOSİLİ BULUNDU-

Prof. Dr. Güleç, çalışmalarda o dönemde yaşayan 3 toynaklı bir at da bulduklarını, bunun dünyadaki ilk ve tek örnek olduğunu ifade etti.

Bakan Şener ise, Prof. Dr. Güleç'e mesleği ile ilgili birikimlerini Sivas'ta değerlendirdiği ve gayretleri için teşekkür ederek, şöyle konuştu:

''Bugüne kadar yapmış oldukları çalışmalarda şu anda Anadolu'da yaşamayan pek çok hayvan iskeletine ve kemiğine rastladılar. Bugün bulunmayan filler demek ki vaktiyle Sivas'ta yaşıyormuş veya bugün dünyada hiç bulunmayan 3 toynaklı atlar o dönemde Sivas'ta yaşıyor. 3 toynak dediğimiz şey, 3 ayaklı. Demek ki o dönemlerde 3 toynaklı atlar da vardı Sivas'ta.''


evo 20 Aralık 2006 08:47

VERGİ CEZALARI YENİ YILDA ARTIYOR

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/para_elde_4.jpg

ANKARA - Vergi cezaları yeni yılda yüzde 7,8'e varan oranlarda artacak. Bilanço esasına göre defter tutma hadlerinde de aynı oranda artış olacak.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ Taslağı, Başbakanlığa gönderildi.
Taslağa göre, kanunla ilgili çeşitli had ve miktarlar, 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren yüzde 7,8 olarak ilan edilen yeniden değerleme oranına kadar varan oranlarda artış görecek.
Bu çerçevede, halen 129 YTL olan, fatura, gider pusulası, müstahsil ve serbest meslek makbuzu verilmemesi ve alınmamasının cezası, yeni yılda 139 YTL'ye çıkacak. Bir takvim yılı içinde her belge için kesilecek toplam ceza miktarı da 64 bin YTL olacak.
En az ceza haddi damga vergisinde 6 YTL'den 6,4 YTL'ye, diğer vergilerde de 12,9 YTL'den 13,9 YTL'ye yükselecek.


AreX 20 Aralık 2006 11:28

T.C.
BAŞBAKANLIK
HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

Sayı: 2006/ 140
15 ARALIK 2006

BASIN DUYURUSU

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD) Genel Müdürlüğü’nce yapımı sürdürülen Ankara - İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin 1. Etabını oluşturan 236 km'lik Sincan – İnönü hattının ilave finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla, Avrupa Yatırım Bankası (AYB)’dan sağlanan 120 milyon Avro tutarındaki krediye ilişkin Anlaşma 14 Aralık 2006 (dün) tarihinde imzalanmıştır.

Sağlanan kredinin vadesi 7 yılı ödemesiz toplam 30 yıl olup, faizi Avrupa Yatırım Bankası’nın sabit faiz oranıdır.

Kamuoyuna duyurulur.


kambis 20 Aralık 2006 14:15

İTÜ: Büyük deprem için 'uyarıcı' kabul edilmeli 20 Aralık 2006


A.A

İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Bilgilendirme Grubu (İTÜ-DEPBİL), Gemlik Körfezi ve Balıkesir-Bayramdere depremlerinin, Marmara'da beklenen büyük deprem için “uyarıcı” olarak kabul edilmesi gerektiğini açıkladı.


İTÜ-DEPBİL üyeleri Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. A. M. Celal Şengör, Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Haluk Eyidoğan tarafından yapılan yazılı açıklamada, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün dün saat 21.15'te büyüklüğü 4.2, derinliği 10.7 kilometre olan bir deprem bildirdiği hatırlatıldı.

Depremin, Marmara Denizi'nin güney kıyısında Balıkesir Bayramdere mevkiinde olduğu kaydedilen açıklamada, şöyle denildi: Depremin Gemlik Körfezi'nden Kapıdağ Yarımadası'na kadar kıyıya paralel olarak uzanan ve Kapıdağ Yarımadası'ndan itibaren karaya çıkarak Gönen civarına doğru devam eden Güney Marmara Fay Sistemi üzerinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu fayın doğu devamı üzerinde Gemlik Körfezi'nde 24.10.2006 tarihinde de 5.2 büyüklüğünde bir deprem oluştuğu bilinmektedir. Fayın Gemlik Körfezi'nden daha doğuya doğru, kara üzerindeki devamı ise İznik Gölü ve Pamukova'dan geçerek Mudurnu Çayı'na kadar uzanmakta ve 1957 deprem kırığına birleşmektedir. Bu doğu kesim üzerinde 500 yılı aşkın süredir yıkıcı bir deprem gelişmemiştir.

Gerek yukarıda sözü edilen son iki deprem, gerekse daha önce bölgede meydana gelmiş olan depremler, Marmara'da beklenen büyük deprem için yeni bir uyarıcı olarak kabul edilmeli ve bu depremin yaratacağı hasarın önlenmesi için gerekli önlemler zaman geçirmeksizin alınmalıdır.”


Hürriyet

İşte 2007 vergileri

20 Aralık 2006


A.A

Yeni yılla birlikte vergi ve harçlara yüzde 8'e varan oranda zam gelecek. 1-3 Yaş grubunda bulunan ve motor silindir hacmi 1301-1600 cm3 arasında olan otomobillerin MTV tutarı 487 YTL7den 524 YTL'ye yükselecek. 1 yıllık pasaport harcı 136,5 YTL olacak.
Motorlu taşıtlar vergisi tutarları, yeni yılda yüzde 7,8 artacak. Maliye Bakanlığının Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.Tebliğe göre, 1 Ocak 2007'den itibaren motorlu taşıtlar vergisi tutarlarında, yüzde 7,8'lik yeniden değerleme oranı çerçevesinde artış olacak.
Yeni tarifeyle 1-3 yaş grubunda yeralan ve motor silindir hacmi 1301 ile 1600 cm3 arasında olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı, 487 YTL'den 524 YTL'ye yükselecek.
EMLAK VERGİLERİ
Maliye Bakanlığının Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğe göre, mükelleflerin 2007 yılı bina, arsa ve arazi vergi değerleri, 2006 yılı vergi değerlerinin “yüzde 3,9 oranında artırılması” suretiyle tespit edilecek.
Motor silindir hacmi 1300 cm3'ü geçmeyen otomobiller için yeni yılda 305 YTL yerine 328 YTL, 1801-2000 cm3 arasında olan otomobiller için 1.342 YTL yerine 1.446 YTL ödenecek.
Motor silindir hacmi 4001 cm3 ve üzerinde olan otomobillerin motorlu taşıtlar vergisi tutarı ise 10 bin 988 YTL'den 11 bin 845 YTL'ye yükselecek.

VERGİ, KASKO DEĞERİNİN YÜZDE 5'İNİ AŞARSA...

Öte yandan belirlenen MTV tutarlarının, kasko sigortası değerinin yüzde 5'ini aşması halinde, bir alt kademedeki vergi tutarı uygulamasına bu yıl da devam edilecek.
Buna göre Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda öngörülen yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından alınan karar uyarınca, 1 Ocak 2007 tarihinden geçerli olmak üzere, 1. tarifede yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar için, 1 Ocak 2007 ve müteakip yıllarda uygulanacak MTV tutarlarının, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından her Ocak ayında ilan edilen kasko sigortası değerlerinin yüzde 5'ini aşması halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarları, bir alt kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak uygulanacak.
Bu uygulama, mükelleflerin müracaatı üzerine yapılacak.

Mükellefler başvuru için “Motorlu Taşıtlar Vergisi Tutarına Esas Olan Kasko Sigortası Değeri Bildirim Formu”nu yetkili sigorta acentesine düzenlettirerek, bir dilekçe ile birlikte Motorlu Taşıtlar Vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine verecekler. Yetkili sigorta acenteleri, düzenledikleri “Motorlu Taşıtlar Vergisi Tutarına Esas Olan Kasko Sigortası Değeri Bildirim Formu”nun doğruluğundan, mükellefler ile birlikte sorumlu olacak.

-YENİ VERGİ TUTARLARI-

Yeni yıldan itibaren ödenecek motorlu taşıtlar vergisi tutarları, bazı yaş gruplarına göre şöyle:

1 SAYILI TARİFE
Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletler





(1-3 YAŞ GRUBU)
Motor silindir hacmi (cm3)

Yıllık vergi tutarı(YTL)
1300 cm3 ve aşağısı
328
1301-1600 cm3'e kadar
524
1601-1800 cm3'e kadar
920
1801-2000 cm3'e kadar
1.446
2001-2500 cm3'e kadar
2.170
2501-3000 cm3'e kadar
3.025
3001-3500 cm3'e kadar
4.606
3501-4000 cm3'e kadar
7.238
4001 cm3 ve üstü
11.845
Motosikletler

100-250 cm3'e kadar
64
251-650 cm3'e kadar
130
651-1200 cm3'e kadar
328
1201 cm3 ve yukarısı
789
























2 SAYILI TARİFE

(1-6 YAŞ GRUBU)
Taşıt cinsi ve oturma yeri, azami toplam ağırlık

Yıllık vergi tutarı
YTL

Minibüs
393
Panelvan ve motorlu karavan

1900 cm3 ve aşağısı
524
1901 cm3 ve üstü
789
Otobüs ve benzerleri (Oturma yeri)

25 kişiye kadar
986
26-35 kişiye kadar
1.183
36-45 kişiye kadar
1.315
46 kişi ve yukarısı
1.578
Kamyonet, kamyon, çekici v.b

1.500 kg'a kadar
354
1.501-3.500 kg'a kadar
709
3.501-5.000 kg'a kadar
1.065
5.001-10.000 kg'a kadar
1.183
10.001-20.000 kg'a kadar
1.419
20.001 kg ve üstü
1.775















3 SAYILI TARİFE
Özel amaçla kullanılan yat, kotra ve her türlü motorlu tekneler

(1-3 YAŞ)
Taşıt cinsi ve Motor Gücü Birimi(BG)

Yıllık Vergi Tutarı
(YTL)

10-20 BG'ye kadar
19,73
21-50 BG'ye kadar
26,31
51-100 BG'ye kadar
32,90
101-150 BG'ye kadar
39,47
151 BG ve yukarısı
59,22














4 SAYILI TARİFE

Uçak ve helikopterler (Türk Kuşu, THK'ya ait olanlar hariç)


(1-3 YAŞ)
Uçak ve helikopterler

Yıllık Vergi Tutarı
(YTL)

1.150 kg'ye kadar
6.580
1.151-1.800 kg'ye kadar
9.871
1.801-3.000 kg'ye kadar
13.161
3.001-5.000 kg'ye kadar
16.452
5.001-10.000 kg'ye kadar
19.742
10.001-20.000 kg'ye kadar
23.033
20.001 kg ve üstü
26.323














HARÇLAR

Harçlar Kanunu Genel tebliğiyle, Harçlar Kanunu çerçevesinde gelecek yıl uygulanacak harç tutarları da belirlendi.
Buna göre, 1 yıllık pasaport harcı 126,7 YTL'den 136,5 YTL'ye çıkarılırken, giriş vizesi harcı tek gfirişlerde 152,4 YTL'den 164,2 YTL'ye yükseltildi.

Bir diğer Harçlar Kanunu Tebliği ile de yılbaşından itibaren konsoloslukların yapacağı işlemlerden alınacak harç tutarları ve değerli kağıt bedellerinin hesaplanmasında esas alınacak döviz kuru da saptandı. Buna göre, bu işlemlerde 1 ABD Doları 1,45 YTL olarak esas alınacak.

Tebliğ hükümleri doğrultusunda yıl içinde geçerli olacak bazı harç miktarları şöyle:

YARGI HARÇLARI
-Sulh mahkemelerinde, icra tetkik mercilerinde başvurma harcı: 6,2 YTL
-Asliye ve idare mahkemelerinde başvurma harcı: 13.1 YTL
-Belli bir değer bulunmayan davalarda celse harcı: 7.6 YTL
İcra ve iflas harçları.
-İcraya başvurma harcı: 13.1 YTL
-İdare harçları: 9,2 YTL

NOTER HARÇLARI
-Özel vekaletnamelerde beher imza için: 3.7 YTL
-Genel vekaletnamelerde beher imza için: 5.6 YTL
-İşletme defteri ve diğer her türlü defter tasdiki: 10,50 YTL
-Serbest meslek kazanç defteri: 13,10 YTL

VERGİ YARGISI HARÇLARI
-Vergi ve bölge idare mahkemelerine başvurma: 13,1 YTL
-Danıştay'a başvurma: 27 YTL

KONSOLOSLUK HARÇLARI
-Gemilere konsolosluklarca verilecek bayrak şahadetnameleri (Beher rüsum tonilatosundan): 0.49 YTL
-Gemi jurnalinin tasdiki: 40,7 YTL
-Vizeye tabi olan yabancı hava ticaret ve gezinti gemilerinin vizeleri:
164,6 YTL

PASAPORT, VİZE, İKAMET TEZKERESİ VE YABANCILARA
VERİLECEK ÇALIŞMA BELGESİ HARÇLARI

-Pasaport harçları
6 aya kadar olanlar: 95,6 YTL
1 yıl için olanlar: 136,5 YTL
2 yıl için olanlar: 230,3 YTL
3 yıl için olanlar: 329,3 YTL
3 yıldan fazla süreli olanlar: 466,7 YTL
-Giriş vizesi (Tek giriş): 164,2 YTL
-Müteaddit giriş: 549,6 YTL
-Transit vizesi : 329,3 YTL
-Yabancılara verilecek süreli çalışma izin belgesi (1 yıla kadar): 84,3 YTL
-3 yıla kadar: 253,4 YTL
-Süresiz çalışma izin belgesi: 422,5 YTL
-Bağımsız çalışma izin belgesi: 845,5 YTL

İMTİYAZNAME, RUHSATNAME HARÇLARI
-Patent ve faydalı modeller başvuru harcı: 9,4 YTL
-Markalar başvuru harcı: 38,2 YTL
-Maden arama ruhsatnameleri (Her yıl için): 412,2 YTL
-Silah taşıma müsaade vesikaları (Her yıl için): 329 YTL
-Silah bulundurma vesika harcı: 526,3 YTL
-Özel Kanuna göre verilecek yivsiz tüfek ruhsatnameleri: 13 YTL
-İlköğretim seviyesindeki özel okulların işletme ruhsatnameleri (Her yıl için): 549,7 YTL
-Lise seviyesindeki özel okulların işletme ruhsatnameleri (Her yıl için):
1.100,1. YTL
-Özel dershane işletme ruhsatnameleri (Her yıl için): 1.100,1 YTL

TRAFİK HARÇLARI
-A sınıfı sürücü belgelerinden (A1 ve A2 dahil): 59,1 YTL
-B sınıfı sürücü belgesinden: 177,5 YTL
-F ve H sınıfı sürücü belgelerinden: 59,1 YTL
-Uluslararası sürücü belgelerinden: 118,3 YTL
-Diğer sürücü belgelerinden: 295,9 YTL
(Stajyer sürücü belgeleri de ilgili olduğu sınıfın harcına tabi tutulacak)





Saat: 00:09
Sayfa 6 / 14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık