![]() |
Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi. Bütün çiçekler gözlerimde. Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu. Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı? Mutluluk muydu? Bugün, Ne varsa hüzünden yana denize fırlattım az önce. Sanki beklermiş gibi hepsini, hop hop hoplatıverdi dalgalarında. En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu. "Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine... İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!" Sonra, şakalaşırcasına bir kaç tuzlu damlasını sıçratıverdi yüzüme. Gülümsedim mahcup mahcup, onun bu neşesine... Duruldu. Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma. Yoksa mutluluk bu muydu? Herkes kalabalıkken, içimdeki yalnızlığı alıp, gidiverdi sihirbaz martılar! Bir de arkasından o bildik şen kahkahalı bağrışmalar! Hiç bu kadar güzelini görmemiştim. Beyazmış meğerse beni, onlarla bütünleştiren mucize! Kanat çırpa çırpa, yüreğimdeki isyanları uçurdular... Yaşamaktan aldığım tat; işte buydu! Yoksa mutluluk bu muydu? "Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?" Evet... Adım İNSAN... Ya, tabii ki, çizerim! Az önce; ağaç oldum, çiçek oldum, güneş oldum, deniz oldum, martı oldum, ölümsüzleştim... Meğerse, hep yanıbaşımdaymış bu güzel resim! Ben çizdim. Adı umudum'du! Yoksa tüm umutlarım beni hiç terketmeyen mutluluğum muydu? Mutluluk, hepimize sadece kendi çizdiğimiz resimler ve uzaklıklar kadar yakındır! Nedret Türer |
Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber O vefasız yad ellerde acep ne eyler? Rüzgar ona dertlerimi bari sen anlat Git kaygısız şen gönlüne biraz elem kat Ayrılmıştım ben onunla bir karlı gece Hatırlamaz o geceyi belki iyice Yıldızlarla parıldayan bir sema gibi Yaş dolmuştu pek sevdiğim siyah gözleri Yıllar var ki o bakışı düşünerekten Aşkımızı ölmeyecek zannetmiştim ben Bu hissimde yanılmamak ümidi bugün Beni biraz yaşatıyor işte onun'çün: Rüzgar ona dertlerimi ne git ne anlat Ne de gelip hasta ruha daha elem kat Nazım Hikmet |
BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım. Can YÜCEL |
Aysel Git Başımdan aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın aysel git başımdan ben sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim ya ölmek ustalığını kazanırsın ya korku biriktirmek yetisini acılarım iyice bol gelir sana sevincim bir türlü tutmaz sevincini aysel git başımdan ben sana göre değilim ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan Seni Seviyorum _____________________________-Saygılarımla & Attilâ İlhan |
Ayrı Ayrı Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine suçlu suçlu yürürdük gülmeyi konduramadan dudaklarımıza acılarla delik deşik bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi yağmur ıslatırken kaçak evi kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı. Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız sen ve ben pekala kandırabilirdik kendimizi mutluluk oynayarak ayrı ayrı yas içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu ve bitmemiş olurdu takas. A.Kadir Bilgin |
Arayı Arayı Bulsam İzini Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasip eylese görsem yüzünü Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni Ali ile Hasan, Hüseyin anda Sevdası gönüllerde muhabbet canda Yarın mahşer gününde hak divanında Ya Muhammet canım arzular seni Yunus meth eyledi seni dillerde dillerde dillerde hem gönüllerde Arayı arayı gurbet ellerde Ey sevdiğim canım arzular seni Yunus Emre |
Geliyor şimdi geliyor akla denizler geliyor yelleri başında kavaklar öyle oturmuşum sahile şimdi geliyor akla kızlar geliyor kızlar saçları uzun kısa hatta irice olanı hani ya esmer gecede beyaz saten ve uzunca bakışları da hatta o kızlar geliyor tam karşıdan ardından bakışlar kaçamak sevda arayışlar geliyor gözler denize değiyor kızlar gelip geçiyor değiyor küçük dalgacıklara serinde ellere eller geliyor oysa bu sahil öyle eski öyle gerilerden geliyor onaltılık aşkı hiç yüzünden terk ediş ve şimdi onca kayıpla yüklenip de yıllara serinde ellere eller geliyor gelip geçiyor ha bire sahilden kızlar oğlanlar kadınlar gül dönümlü günler sıla hasreti sanki dönüp dönüp yine geliyor gözlere biniyor sular sarı saçlı kadınlardan geliyor geliyor da geliyor kayıplar asırlık çınarda yaprak seli ve bir de akla o geliyor bardak taşiyor o geliyor ben gidiyorum Ömer Serdar |
Geriye Kalan Bir suçu bir defa islersin, bin defa ölürsün... Bu hayati bir defa yasarsin, bir defa ölürsün... Anilar unutulmaz gibi olur, sürer seni çikmaz sokaklara... Yalniz kalirsin, anlarsin çok geç oldugunu.. bakarsin bos gözlerle duvarlara, ve bir endise kaplar yüregini, girerken ölümün küçük ve penceresiz odasina. Çocukluk günlerin gelir aklina, aglarsin. Bir salincakta sallandigin günleri hatirlarsin. Dün gibidir, yillar önce yasadiklarin. Bir defa daha unutmaya çalisirsin, hiç yasanmamis gibi olmasini istedigin anilari. Yasadigin yillarin kaç gün ettigini hesaplarsin... Dakikalar yavas gelir, baslarsin saniyeleri saymaya. Los bir odada hareketsiz kalirsin. Bir fisiltidan, kulaklarinda yankilanan hisirtidan, adeta korkarsin kimildamaktan. Kalp atislarin yavaslamis gibidir.. Her atistan sonra daha da yavaslamis gibi gelir. Perdenin kösesinden bir isik sizar içeri.. Mat gözlerinde oynasir, gözyasi gibi, serâp gibi.. Âh'ina izdirap katan korku misali... Tek arkadasin tavanda ki çizik olmustur... Sen ona bakarsin o da sana. Gözlerinin yorgunlugu tabiata siner.. birden kis olmustur... Iste bu halim senden geriye kalan, diye inlersin için için. Göz kapaklarin bir daha açilmazcasina kapani verdigi an. Ahmet Arslan |
VUSLATINI BEKLEYEN ADAM Firakınla beni yaktın bitirdin Selamını sabahınla kestirdin Sabahını akşamına derdirdin Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Gönül havuzunda yüzüp dalardın Gümrah ırmaklarda beni avlardın Kollarınla kanatlanıp sarardın Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Vuslatını akik yaptım beklerim Yollarına şu gönlümü sererim Otuzbeşe otuzbeşler eklerim Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Çevirdin yüzünü döndün bir kere Yalvarıp yakarıp döndüm küllere Soğutup yüzünü kaçtın ellere Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Sevgi ekip şu gönlümde büyüttüm Aşk dağına lavlarını püskürttün Ağaçları köklerinden söktürdün Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Kış gelince kardelenler açardı İnadına karakışta doğardı Baharlarda mor sümbüle kaçardı Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Serseri divane meczup yada serkeşim Senden gayrısına resti çekmişim Gözü kara yollarına düşmüşüm Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Kim o diye sorardın kapını çalınca Seni bana beni sana sarınca Sen geldin derdim sana varınca Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Mor sümbüller o dağlarda açarmı Hacı babam sevgisini saçarmı Sen geldin desem kapısını açarmı Yüce dağın mor sümbülü varmı bak Kuruyan gözlerime derman olanda Yıkılan sevgime ferman bulanda Bu dağlarda mor sümbüller solanda Yüce dağın mor sümbülü gitti bak Ciğerimi kebap yaptım sana ben Şu terimi esans yaptım sana ben Bey babama ne yaptım ki ana ben Yüce dağın mor sümbülü nerde bak Derdimi gidipde yunus’amı desem Nabi’yemi nedim’emi içimi döksem Tunahanı babama aracımı etsem Yüce dağın mor sümbülü yok ki bak Kanatlanıp yine bana uçsana Sana geldim gönül kapın açsana Mor sümbüller sana açtı baksana Yüce dağın mor sümbülü güldü bak Anne yüce dağda mor sümbüller varmı? Mehmet Hüsnü ASAN |
Melekler Gelip Alsın Emanetini... Gidecek misin şimdi sende ? Bilirler pamuk ipliği yaşamak dediğin Yinede biraz daha kalabilseydin keşke, Kimbilir kimin duaları Kimbilir kimin gözyaşları dökülecek gölgene Anladım gitmen gerekte, Giderken yüreğini almadın küçük adam Bin gözyaşı gözlerimden o çaresiz bedenine Gittin... Melekler gelip alsın emanetini Yüreğini bıraktığın o yerden... Ayça Çepniler |
| Saat: 01:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık