![]() |
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak MEHMET AKİF ERSOY |
Seni seviyorum dediğim zaman SEVİYORDUM, Özlüyorum dediğim zaman ÖZLÜYORDUM, Gittin........ G E R İ G E L M E !!! :*( :*( :*( |
AŞK BİR KUMSAATİ GİBİDİR,BEYİN BOŞALIRKEN KALP DOLAR... |
ACI ■ Bütün acılara dayanılır, yeterki ekmeğin olsun. CERVANTES ■ İşi çok olanların gözyaşları için vakitleri yoktur. LORD BYRON ■ Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. NAPOLEON ■ Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır. AESKHYLOS ■ Hiçbir şey, acıdan daha hızlı gelemez. BAİLEY ■ Dünkü acılar, bugünkü sevinçlerin kaynağını oluşturur. POLLOK ■ Acı, acıyı bastırır. TÜRK ATASÖZÜ AÇLIK ■ Açlık, kılıçtan bile keskindir. BEAUMONT İLE FLETCHER ■ Açlık, dünyanın en güzel salçasıdır. CERVANTES ■ Aç tavuk düşünde darı ambarı görür. TÜRK ATASÖZÜ AKRABALAR ■ Akrabalarının sevmediği insanı kimse sevmez. PLAUTUS ■ En kötü nefret, akrabaların nefretidir. TACITUS ■ Akrabalar, ne yaşamasını nede ölecek zamanı bilen insanlardır. OSCAR WILDE ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ■ Övülmek isterseniz,alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz. CHESTERFİELD ■ Gerçekten alçak gönüllü olan bir insan, kendisinden hiç söz etmeyen insandır. LA BRUYERE ■ İnsan gururu yüzünden de alçak gönüllü olabilir. MANTAİGNE ■ İnsan yüzü kızaran hayvandır. MARK TWAİN ■ Bir adamın gerçekten büyük olup olmadığını, onun alçak gönüllülüğünden anlayabilirsiniz. ■ Senden iyilere yerini vermesini bil. KEBLE APTALLIK ■ Her aptal onu beğenen başka bir aptal bulur. BOİLEAU ■ Gençler, yaşlıların aptal olduklarını sanırlar, ama yaşlılar gençlerin aptal olduklarını bilirler. ■ Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır. MOLİERE ■ Büyük tehlike, yarı aptallarla yarı akıllıların arasında yatar. GEOTHE ■ Eğer hiç aptal görmek istemiyorsanız, gözlüklerinizi kırın. RABELAİS ■ İnsanlar aptal olarak yaşayabilirler; ama aptal olarak ölemezler. YOUNG ■ Aptal ata binmiş, bey oldum sanmış. TÜRK ATASÖZÜ ■ Kendini akıllı sanan herkes aptaldır. VOLTAİRE ■ Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim. ALBERT CAMUS AŞK ■ İlk ve son aşkımız kendimize karşı olandır. BOVEE ■ Aşk, masraflarla çevrilmiş bir duygu okyanusudur. LORD DEWAR ■ Gençlerin istekleri: Aşk, Para, sağlık. Yaşlıların istekleri: Sağlık, para, aşk. Erkekler aşka aşık olarak başlarlar,kadınlara aşık olarak bitirirler; kadınlarda erkeklere aşık olarak başlar, aşka aşık olarak bitirirler. REMY DE GOURMONT ■ Aşk Fransa'da bir komedi, İngiltere'de bir trajedi,İ talya'da bir opera, Almanya'da bir melodramdır. MARGUERİTE BLESSİNGTON ■ Aşk, deniz meltemleri gibidir; sesini duyarız, nereden nereye gittiğini kestiremeyiz. BORNE ■ Aşkın gözü kördür. PROPERTİUS ■ Aşk, yüreklerden gökyüzüne kadar uzanan ateşten bir merdivendir. E.GEİBEL ■ Aşk, yepyeni kalabilen eski bir masaldır. H.HEİNE ■ Aşkın gelişi, aklın gidişidir. ANTOİNE BRET ■ Beni az, ama uzun sev. MARLOWE ■ Aşk, geceyi bile gün ışığına boğabilir. A. SALLE ■ Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi de bilmez. ANONİM ■ Aşk, sürekli bir mutluluktur. GEORGE SAND ■ En tatlı gelen sevinç ve en kötü gelen acı aşktır. BAİLEY |
Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona, her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona, bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını... Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı, gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği... Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi... Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yere giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluna. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini, ve sadece iyi olanları almasını da öğret... Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona, ve aşırı ilgiye dikkat etmesini... Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona, ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran, fakat onu kucaklama, çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun, birak cesur olacak kadar sabri olsun. Ona her zaman kendisine karsi derin bir inanc tasimasini ögret, böylece insanliga karsi da derin bir inanc tasiyacaktir... Bu büyük bir taleptir, ne kadarini yapabilirsen bir bak bakalim... (alıntıdır) |
Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen,buğulu bir cama güneşi çizmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR! |
Jackson Brown dan hayat dersleri 1- Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yolun başka birini neşelendirmeye çalışmak olduğunu öğrendim. 2 - Bir bebeğin evlilik sorunlarını çözemeyeceğini öğrendim. 3- Bir tartışmayı tatlıya bağlamadan yatağa gidilmemesi gerektiğini öğrendim. 4- İşyerinde romantik ilişkiler aranmaması gerektiğini öğrendim. 5- İnsanin kendisinden daha sorunlu birisiyle evlenmemesi gerektiğini öğrendim. 6- Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye iyi davrandıklarını öğrendim. 7- Bir toplantıda zekâmı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih yapmak gerektiğinde sohbeti seçmenin daha iyi olacağını öğrendim. 8- İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim. 9- Gerçekten yaşamaya başlamak için emeklilik beklenirse, çok uzun bir süre beklenilmiş olunacağını öğrendim. 10-İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu öğrendim. 11-Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacağını öğrendim. 12-Kimle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim. |
bana neyi öğrettiler biliyor musun? "unutmayı" kimin öğrettiğini biliyor musun? kim oldugunu sorma çoktan unuttum bile.. gidenler ve kalanlar vardır aramızda.. mektuplar,telefonlar ve bir de duygular işte... gidenler gitmistir nerededirler bilinmez. kalanlar ise ne zaman gidecekler ASLA düşünülmez... |
Risksiz yaşamda başarı aramak, bulanık suda balık avlamaya benzer. *Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. (Michel de Montaigne) *Düşünmeden konuşmanın cezası, konuştuktan sonra düşünmeye mahkum olmaktır. * Haksızlığa sapıp bütün insanların seninle beraber olmasını sağlamaktansa, adaletle hareket edip tek başına kalmak daha iyidir. (Mahatma Gandi) * Bakılacak yüze, utanılacak söz söyleme. * Güzelliği bulmak için tüm dünyayı dolaşsak da; Onu içimizde taşımıyorsak asla bulamayız. (R. W. Emerson) * Cesaretli olmayan insan, keskin kenarı olmayan bıçağa benzer. (B. Franklin) * Önemli olan elinde ne olduğu değil, onu nasıl kullandığındır. * İnsanın, yalnız gerçeğin ne olduğunu bilmesi yeterli değildir; Doğruyu istemesi ve yapması da gereklidir. (Goethe ) * Bir zincir en zayıf halkası kadar kuvvetlidir. * Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. * Bir haksızlık karşısında 'tarafsızım' diyen biri, artık bir taraf olmuştur. * Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, Söyleyeyim: ANNEM'dir. (Abraham LINCOLN) * Kimse bizi aldatamaz... Ancak biz kendi kendimizi aldatırız. (Goethe) * Bekleyebilen için herşey iyi sonuç verir. (Tolstoy) * Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın. (Eflatun) * Her bildiğini söyleme ama, söylediklerini daima bil. * Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. * Yoksul adam tavuk yiyorsa, ya adam hastadır, ya tavuk. |
BİR ÖYKÜ Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör'ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi? Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı.. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.. Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı... Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.. Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti. Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı. Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..." "Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın.. "Anıt değil... Belki, Harvard'a bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı..." Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi.. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?" Rektör'ün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı. Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya, Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular. Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u. ========= Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara yaklaşmadan önce bir kez daha düşünmeniz dileğiyle... |
| Saat: 00:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık