MsXLabs
Sayfa 7 / 14

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Ekonomi (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/)
-   -   Dünyada ve Türkiye'de Ekonomi Gündemi, Güncel Haberler (https://www.msxlabs.org/forum/ekonomi/7297-dunyada-ve-turkiyede-ekonomi-gundemi-guncel-haberler.html)

AreX 20 Aralık 2006 15:58

"BÜTÇE SEÇİM BÜTÇESİ DEĞİLDİR"

TBMM Bütçeyi görüşüyor


TBMM Genel Kurulunda, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının görüşmelerine başlandı.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bütçeyi sunarken yaptığı konuşmada, 2007 bütçesinin seçim bütçesi değil, mali disipline uyan ve popülizme meydan vermeyen bir bütçe olduğunu söyledi.

2007 bütçesinin, Hükümetin hazırladığı 5. bütçe olduğuna işaret eden Unakıtan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 5. yıl bütçesi yapıldığını bildirdi.

Bütçelerin mali yönleri yanında ekonomik ve sosyal yönlerinin de olduğunu ifade eden Unakıtan, geleceğe ilişkin öngörüleri içeren bütçelerin, ekonomide geleceğe yönelik beklentilerin de izlerini taşıdığını söyledi.


AreX 21 Aralık 2006 18:08

21 Aralık 2006

MERKEZ BANKASI HAFTALIK VERİLERİ... -BANKALARDAKİ MEVDUAT, 274,7 MİLYAR YTL'YE İNDİ

(A.A) - Bankalardaki mevduat, 1-8 Aralık tarihleri arasında yaklaşık 2 milyar 575,1 milyon YTL azalarak 274 milyar 724,8 milyon YTL'ye indi.
Merkez Bankasının haftalık verilerine göre, bankalardaki toplam mevduat 1 Aralık itibarıyla 277 milyar 299,9 milyon YTL idi.

1 Aralık itibarıyla, bankalardaki yabancı mevduat yaklaşık 103 milyar 63,6 milyon YTL, YTL cinsinden mevduat ise 167 milyar 630,3 milyon YTL oldu.

Toplam 4 milyar 30,9 milyon YTL olan bankalararası mevduatın ise 2 milyar 636 milyon YTL'si Türk parası, 1 milyar 394,9 milyon YTL'si de yabancı paradan oluştu.

-KREDİ HACMİ-

Bankaların kredi hacmi, 8 Aralık itibarıyla yaklaşık 10,5 milyon YTL azalarak 177 milyar 713,3 milyon YTL'ye çıktı. Bankaların kredi hacmi 1 Aralık itibarıyla 177 milyar 723,8 milyon YTL idi.

8 Aralık itibarıyla mali kesime verilen kredilerin 656,2 milyon YTL'si mevduat bankaları, 2 milyar 782,3 milyon YTL'si de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluşuyor.

Mali olmayan kesime verilen kredilerin dağılımına bakıldığında da 44 milyon YTL'sinin Merkez Bankası, 167 milyar 552,3 milyon YTL'sinin mevduat bankaları, 6 milyar 678,5 milyon YTL'sinin de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluştuğu görüldü.

-TÜKETİCİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN KREDİ HACMİ-

Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 12,2 milyon YTL artarak 15 Aralık tarihi itibarı ile yaklaşık 3 milyar 144,6 milyon YTL oldu.

Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 8 Aralık'ta 3 milyar 132,4 milyon YTL düzeyinde idi. Toplam kredinin 2 milyar 211,3 milyon YTL'si bireysel kredi, 933,3 milyon YTL'si de kurumsal krediden oluştu.

-MENKUL DEĞERLER CÜZDANI-

Bankaların alım satım amaçlı ve satılmaya hazır menkulleri, 1 Aralık tarihinde 100 milyar 171,8 milyon YTL iken 8 Aralıkta 99 milyar 677,4 milyon YTL'ye indi.

Verilere göre, 1 Aralık itibarıyla mevduat bankalarının portföyünde, 68 milyar 875,5 milyonu YTL, 29 milyar 246,2 milyon YTL'si de yabancı para menkul değerleri olmak üzere yaklaşık 98 milyar 121,7 milyon YTL'lik değerli kağıt bulunuyor.

Bu bankalardaki yabancı para ve YTL cinsinden menkul değerlerin yaklaşık 845,1 milyon YTL'si yurt dışında bulunurken, yurt içi yabancı para cinsinden değerler arasında 28 milyar 222,6 milyon YTL'lik, Türk parası değerler arasında da 67 milyar 135,4 milyon YTL'lik devlet tahvili yer alıyor.


AreX 21 Aralık 2006 19:02

21 Aralık 2006

DÜNYA BANKASI BAŞKAN YARDIMCISI KATSU: (2) -''PİYASALARDAKİ EN SON DALGALANMANIN KISA SÜRMESİ TÜRKİYE EKONOMİSİNİN NE KADAR DİRENÇLİ HALE GELDİĞİNİ GÖSTERİYOR'' -''SAĞLAM KAMU MALİ YÖNETİMİNİN SÜRDÜRÜLMESİ GEREKİR. HALKBANK'IN ÖZELLEŞTİRİLMESİNİN TAMAMLANMASI LAZIM. YAPISAL REFORMLARIN, TÜRKİYE'NİN SİYASİ TAKVİMİNE RAĞMEN DEVAM ETTİRİLMESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR'' -DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DİREKTÖRÜ ZACHAU: -''BU ZİYARETİMDE, TÜRKİYE İLE İLGİLİ OLARAK DAHA ÇOK 'DUYMAK, GÖRMEK VE ÖĞRENMEYİ'' AMAÇLIYORUM'

(A.A) - Dünya Bankasının, Türkiye'nin de içinde olduğu Avrupa ve Orta Asya'dan sorumlu Başkan Yardımcısı Shigeo Katsu, ''piyasalardaki en son dalgalanmanın kısa sürmesi Türkiye ekonomisinin ne kadar dirençli hale geldiğini gösteriyor'' dedi.

Katsu, Dünya Bankası Türkiye Temsilciliğinde, Bankanın yeni Türkiye Direktörü Ulrich Zachau ile birlikte basın toplantısı düzenledi.

Türkiye'deki, son 5 yıldan buyana devam eden makro ekonomik istikrar ile güçlü kamu maliyesi performansından duyduğu memnuniyeti dile getiren Katsu, ''Türk yetkilileri, mükemmel özelleştirme performansı ile iki yıl içinde Türkiye'ye artarak giren doğrudan yabancı sermaye nedeniyle kutladım'' dedi.

Türkiye ziyaretinin iki amacının bulunduğunu belirten Katsu, bunlardan birisinin, yeni Türkiye Direktörü Ulrich Zachau'yu Türk yetkililere tanıtmak ve diğerinin ise son ekonomik-sosyal gelişmeler, Hükümet'in 2007 programı ve Bankanın Türkiye'ye yaptığı, yapacağı yardımlar konusunda görüş alışverişi olduğunu kaydetti.

-YAPILMASI GEREKENLER...-

Türkiye ekonomisindeki makro ekonomik performansa rağmen, sürdürülebilir bir büyüme için yapılması gerekenlerin olduğunu vurgulayan Katsu, bunları şöyle sıraladı:

''Sağlam kamu mali yönetiminin sürdürülmesi gerekir. Halkbank'ın özelleştirilmesinin tamamlanması lazım. Mortgage yasasının çıkması önemli, istihdam piyasasında ise esnekliğin artırılması gerekir.

Yapısal reformların, Türkiye'nin siyasi takvimine rağmen devam ettirilmesi büyük önem taşıyor.''

-SOSYAL GÜVENLİK REFORMU...-

Sosyal güvenlik reformunun öneminin altını çizen Katsu, bu reformun uygulanmasının Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Katsu, sosyal güvenlik reformuna ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilen sosyal güvenlik reformunda, mali açıdan sürdürülebilirliği sağlayacak unsurların zaten mevcut olduğunu belirterek, ''bundan sonra, yetkililerin yeni düzenlemeyle nasıl bir çözüm üreteceklerini görmek lazım'' dedi.

-TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ KIRILGANLIK NOKTASI...-

Shigeo Katsu, Türkiye ekonomisinin en kırılgan noktasının ne olduğunu ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, cari işlemler açığının dikkat edilerek yakından takip edilmesi gereken bir unsur olduğunu söyledi.

Katsu, Türkiye gibi hızlı büyüyen, AB'ye yakınlaşmak isteyen ve bu nedenle de çok yatırım yapması gereken bir ülkede cari işlemler açığının olacağını belirtirken, bunun sağlıklı finansmanı için daha çok yabancı sermaye gerektiğini vurguladı.

-İSTİHDAMI ARTIRMA ÖNERİSİ...-

Shigeo Katsu, Türkiye'deki istihdamın artırılmasına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, istihdam artırmak için kombine bir çözüm gerektiğini söyledi.

Türkiye'de, yüksek vergi oranları nedeniyle kayıtlı istihdamın artırılamadığına dikkat çeken Katsu, şirketlerin yüksek vergi nedeniyle istihdam yatırımı yapamadıklarını, bunun yanı sıra, Mortgage yasasının da inşaat sektöründeki yatırımları artırarak, istihdama katkıda bulunacak bir unsur olduğunu ifade etti.

Katsu, Dünya Bankasının eğitim sektörüne katkısı konusundaki bir soruya karşılık, üniversite eğitimine de katkıda bulunabileceklerini, bu konuda yetkililerle görüşme aşamasında olduklarını vurguladı.

-YENİ TÜRKİYE DİREKTÖRÜ ZACHAU...-

Dünya Bankasının yeni Türkiye Direktörü Ulrich Zachau ise bir soru üzerine, bu ziyaretinde, Türkiye ile ilgili olarak daha çok ''duymak, görmek ve öğrenmeyi'' amaçladığını belirterek, Türkiye'nin oldukça karmaşık bir ülke olduğunu, ayrıca pek çok başarıya imza attığını da ifade etti.

Zachau, 15 Ocak 2007'de resmen Türkiye görevine başlayacağını da vurguladı.

Yarın Türkiye'den ayrılacak olan Katsu, temasları çercevesinde, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı İbrahim Tıktık, bazı milletvekilleri ve bir grup ekonomi araştırmacısıyla görüştü.


evo 22 Aralık 2006 07:48

ENFLASYON BEKLENTİSİ % 9,96'YA ÇIKTI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/enf_bek_21_12.jpg

ANKARA - Merkez Bankası tarafından düzenlenen beklenti anketine göre, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 9,93'den yüzde 9,96'ya çıktı.
Merkez Bankası, Aralık ayının ikinci dönemine ilişkin beklenti anketi sonuçlarını açıkladı.
Buna göre yıl sonu enflasyon beklentisi, tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) bazında, Aralık ayının ilk anketine göre 0,03 puan artarak yüzde 9,93'den yüzde 9,96'ya yükseldi.

CARİ AÇIKTA BEKLENTİ 33,3 MİLYAR DOLAR
Yıl sonu cari işlemler dengesinde meydana gelecek açık beklentisi, 33 milyar 350,7 milyon dolara çıktı. Cari açık beklentisi 32 milyar 509,8 milyon dolar düzeyindeydi.

KUR BEKLENTİSİ
Ay sonu ve dolayısıyla yıl sonu dolar kuru beklentisi Aralık ayının ikinci anketinde 1,4685 YTL'den 1,4444 YTL'ye, gelecek 12 ay sonunda dolar kuru beklentisi de 1,5765 YTL'den 1,5732 YTL'ye indi.
Aralık ayının ilk anketinde yüzde 5,5 olan cari yıl sonu gayri safi milli hasıla (GSMH) büyüme beklentisi ise son ankette yüzde 5,3'e geriledi.


AreX 23 Aralık 2006 11:12

23 Aralık 2006

SOSYAL GÜVENLİĞE 6 AY ERTELEME

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ''Sosyal Güvenlik Reformu'' olarak bilinen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlüğünün 6 ay süre ile ertelenmesinin uygun bulunduğunu açıkladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

''Anayasa Mahkemesi'nin Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın bazı maddelerini iptali, bazı maddelerinin de yürürlüğünü durdurması nedeniyle, 1 Ocak 2007'de yürürlüğe girecek olan yasayla ilgili yeniden değerlendirme yapma zarureti doğmuştur.

Bu değerlendirmelerde; yasal boşlukların oluşacağı, hak kayıplarının yaşanabileceği, vatandaşlarımızın sağlık ve emeklilik hizmetlerinin karşılanmasında sorunlar doğabileceği anlaşılmıştır.

Ayrıca, Yüce Mahkeme'nin gerekçeli kararının yayınlanmasından sonra yeni düzenlemelerin yapılacağı da doğaldır.

İlgili tüm kesimlerle ve 20 Aralık 2006 tarihinde yapılan Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu'nda beliren ortak eğilim de dikkate alınarak yasanın yürürlüğünün 6 ay süre ile ertelenmesi uygun bulunmuştur.

Bu zorunlu ertelemeye rağmen, Hükümetimizin Sosyal Güvenlik Reformuyla ilgili kararlılığı aynı şekilde devam etmektedir.''


AreX 23 Aralık 2006 13:47

23 Aralık 2006

YATIRIMCI REHBERİ -GEÇEN HAFTA HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 2,55 DEĞER YİTİRDİ -YENİ TÜRK LİRASI KARŞISINDA ABD DOLARI YÜZDE 0,49, AVRO DA YÜZDE 0,80 DEĞER KAZANDI -24 AYAR KÜLÇE ALTININ GRAM SATIŞ FİYATI YÜZDE 0,70, CUMHURİYET ALTINININ SATIŞ FİYATI YÜZDE 0,52 DÜŞTÜ -YATIRIM FONLARI GEÇEN HAFTA ORTALAMA YÜZDE 0,06 DEĞER KAZANDI -AYLIK MEVDUAT FAİZİNİN HAFTALIK NET GETİRİSİ YÜZDE 0,27, HAFTALIK REPONUN NET GETİRİSİ YÜZDE 0,31 OLDU

(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri, geçen hafta ortalama yüzde 2,55 oranında değer yitirdi.

Önceki haftanın sonlarında yaşanan sert yükselişin ardından Anayasa Mahkemesi'nin, IMF ile ilişkiler açısından önem taşıyan Sosyal Güvenlik Reformunun bazı maddelerini iptal etmesinin de etkisiyle haftaya hafif bir kar realizasyonu ile başlayan İMKB'de, kısa vadeli önemli bir beklentinin bulunmaması nedeniyle, seyrin yine ağırlıklı olarak yurt dışı piyasalara paralel olarak şekillendiği gözlendi.

Tayland Merkez Bankası'nın, dış ticarette meydana gelen bozulmayı önlemek için 1 yıldan erken çıkacak sıcak paraya karşı getirdiği sert tedbirlerin, global anlamda yarattığı tedirginlik ve ABD'de son 32 yılın en yüksek seviyesinde açıklanan UFE verileri, Salı günü sert bir düşüşe neden olan gelişmeler oldu.

Ancak, Tayland'ın borsadaki yabancı yatırımcılar için sınırlama kararını geri alması ve yurt dışı piyasalarda yüksek ABD ÜFE rakamları sonrası yaşanan kayıpların hızla telafi edilmesiyle bu olumsuz hava yerini hızlı bir toparlanmaya bıraktı.

Yeterli katılım ve nakit giriş desteğinin oluşmaması nedeniyle 39.500 direncinin aşılamaması ve Türkiye ile müzakerelerde altyapısı tamamlanmış olan dört başlıktan, yalnızca birinin yılbaşından önce açılması yönünde karara varılan COREPER toplantısından beklenen sonucun alınamamasıyla aynı gün yeniden 39.000 seviyelerine gerileyen endeks, hafta ortasından itibaren oldukça sakin bir görünüme geçti. Yaklaşan Noel tatili öncesi yabancı işlemlerinin belirgin derecede azalması, tepki niteliğindeki yükselişleri sınırlarken, 39.000 seviyesi üzerinde kalma çabaları, kısmen iyimser sayılabilecek havanın korunmasını sağladı.

Hisse senetleri haftaya ortalama yüzde 0,93'lük düşüşle başladı. Düşüşler Salı ve Çarşamba günleri de devam etti. Hisse senetleri Salı günü ortalama yüzde 1,91, Çarşamba günü de ortalama yüzde 0,19 oranında geriledi. Haftanın son iki günü ise artışlarla kapandı. Hisse senetleri Perşembe günü ortalama yüzde 0,22, Cuma günü de ortalama yüzde 0,25 değer kazandı.

-GELECEK HAFTA-

Uzmanlar, dönemsel bir yılsonu hareketliliğinin yaşanabileceği gelecek hafta, Noel tatili nedeniyle yurt dışı piyasalara olan duyarlılığın azalmasının ve dolayısıyla daha pozitif bir görünümün öne çıkmasının beklenebileceğine işaret ederek, teknik olarak önemini koruyan 39.000 desteği üzerinde olumlu bir kapanış gerçekleştiren endeksin, bu paralelde hafta başında 39.500 direncine yönelmesinin beklenebileceğini kaydediyor.

-ÖZETLE PİYASALAR-

Borsa, geçen hafta geriledi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'ndaki oranlarda iniş-çıkışlı bir seyir izlendi. Dövizde tüm para birimleri YTL karşısında artış gösterdi. Altın fiyatları geçen haftayı düşüşle tamamladı. Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı.

Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 2,55 oranında değer yitirdi. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 0,70, Cmhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,52 geriledi. Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta ortalama yüzde 0,06 oranında yükseldi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,31 olarak gerçekleşti.

-BORSA ENDEKSLERİ-

İMKB Ulusal-100 Endeksi, hafta boyunca 1.024,60 puan düşüşle 40.204,80 puandan 39.180,20 puana indi. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama düşüş yüzde 2,55 olarak gerçekleşti.

İMKB Ulusal-Mali Endeksi 1.791,23 puan düşüşle 62.579,00 puandan 60.787,77 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 544,81 puan düşüşle 31.467,18 puandan 30.922,37 puana ve Ulusal-Hizmetler Endeksi 276,84 puan düşüşle 21.971,74 puandan 21.694,90 puana geriledi.

Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 2,86, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 1,73 ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 1,26 oranında değer yitirdi.

-KAZANANLAR VE KAYBEDENLER-

Borsada geçen hafta işlem gören 324 hisse senedinden 72'si değer kazanırken, 226 hisse senedi değer yitirdi, 26 hisse senedinin değeri de değişmedi.

Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 25,00 ile Çelik Halat hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 15,28'lik artışla Berdan Tekstil hisseleri ikinci ve yüzde 13,98'lik artışla Işıklar Ambalaj hisseleri üçüncü olarak sıralandı.

En yüksek oranlı düşüş ise yüzde 24,55 ile İş Bankası (KURUCU) hisselerinde oldu. Kaplamin hisseleri yüzde 11,40'lık kayıpla ikinci, yüzde 10.58'lik kayıpla da Karsu Tekstil hisseleri üçüncü sırada yer aldı.

-DÖVİZ-

Geçen hafta YTL karşısında tüm döviz türleri değer kazandı. İstanbul serbest döviz piyasasında alınıp satılan ABD Doları Yeni Türk Lirası karşısında yüzde 0,49, avro yüzde 0,80 artış gösterdi. İngiliz Sterlini yüzde 1,08, İsviçre Frangı da yüzde 0,85 oranında artış kaydetti.

Serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Doları'nın Yeni Türk Lirası satış fiyatı 0,0070 YTL artarak 1,4280 YTL'ye, avronun satış fiyatı 0,0150 YTL artarak 1,8820 YTL'ye, İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,0300 YTL artarak 2,8100 YTL'ye ve İsviçre Frangının satış fiyatı 0,0100 YTL artarak 1,1800 YTL'ye çıktı.

Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,4280 YTL'den, Avro 1,8770 YTL'den, İngiliz Sterlini 2,8100 YTL'den ve İsviçre Frangı da 1,1800 YTL'den satılıyordu.

-ALTIN-

Kapalıçarşı'da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bir önceki hafta sonuna göre yüzde 0,70, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 0,52 düşüş gösterdi.

Dünkü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 28,55 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 192,00 YTL'ye indi.

İstanbul Altın Borsası'nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı da yüzde 1,01 düşerek 28,40 YTL oldu.

-YATIRIM FONLARI-

Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,06 oranında değer kazandı.

Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 415 puan artarak 697.992 puandan 698.407 puana çıktı.

Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 1,88'lik artışla Global Menkul B Tipi Tahvil-Bono Fon, yüzde 1,00'lik artışla Vakıf B Tipi Eurobond Fon ve yüzde 0,93'lük artışla da İş B Tipi Karma Fon olarak sıralandılar.

Haftanın en çok değer yitiren katılma belgeleri ise yüzde 3,62'lik düşüşle Global A Tipi Karma Hızır Reis Fon, yüzde 2,75'lük düşüşle İş Bankası A Tipi İştirak Fon ve yüzde 2,39'luk düşüşle Raymond James A Tipi Değişken Fon oldular.

-TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO-

Hazine geçen hafta ihale düzenlemedi. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,30 ile yüzde 0,39 arasında gerçekleşti.

Mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,27 olarak gerçekleşti.

Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı'nda ortalama faizi yüzde 18,05 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,31 oldu.


evo 24 Aralık 2006 06:55

ATO'DAN ''İNDİRİM GÜNLERİ'' UYARISI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/magaza-indirim.jpg

ANKARA - Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, indirim kampanyalarında ölçünün kaçtığını ve tüketicinin ''indirim'' adı altında kandırıldığını belirterek, ''İndirim günleri sindirim günlerine döndü, maalesef bazı mağazalar indirim değil bindirim yapıyorlar'' dedi.
Aygün, yaptığı açıklamada, aralıksız devam eden indirim kampanyalarını eleştirirken, tüketiciyi aldatmaya yönelik asılsız indirim kampanyalarının ticareti baltaladığını ve haksız rekabet yarattığını iddia etti.
Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 6 hafta süren indirim dönemlerinin Türkiye'de bütün yıla yayıldığına işaret eden Aygün, ''İndirim günleri bizde indirim yıllarına dönüştü. 365 gün indirim yapıldığı nerede görülmüş?'' dedi.
İndirimden önce 100 YTL'ye sattığı ceketi indirimde 30 YTL'ye satan mağazalar olduğuna dikkat çeken Aygün, bu mağazaların 30 YTL'ye satınca da kar ettiğine göre, müşterinin aklına haklı olarak, 'sezon fiyatının neden bu kadar pahalı olduğu sorusu' geldiğini belirtti.
Aygün, tüketicilere, ''Hangi mağazanın camında yüzde 30'un üzerinde bir rakam yazıyorsa, bilin ki bu bir kandırmacadır, o mağazadan alışveriş yapmayın'' şeklinde uyarıda bulundu.
İndirim dönemleriyle ilgili olarak Fransa, İtalya, Yunanistan ve İspanya'da olduğu gibi Türkiye'de de yasal düzenleme yapılması gerektiğini vurgulayan Aygün, Ankara Ticaret Odası Hukuk Müşavirliği'nin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na sunulmak üzere yasa tasarısı taslağı hazırlıklarına başladığını bildirdi.


MaKaLeLe 24 Aralık 2006 21:53

ahhh keşke bide izmir indirim günleri yapsalarda bizide kandırsalar ne güsell olur :)
şaka bi yana gerçekten dikkatli olmakta fayda var sanırım ...


AreX 25 Aralık 2006 10:34

25 Aralık 2006

ASGARİ ÜCRETTE SONA DOĞRU... -ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONUNUN, YARINKİ TOPLANTISINDA, YENİ ASGARİ ÜCRETİN AÇIKLANMASI BEKLENİYOR

(A.A) - Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti belirlemek için yarın üçüncü kez toplanacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında saat 11.00'de gerçekleştirilecek toplantıda taraflar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Devlet Planlama Teşkilatı ve Maliye Bakanlığının komisyona sunduğu ekonomik ve sosyal göstergelerle ilgili görüşlerini dile getirecekler.

Toplantı sonunda, 2007 yılında geçerli olacak yeni asgari ücretin açıklanması bekleniyor.

TÜİK, geçen toplantıda komisyona, hesaplama yöntemine göre değişen 543, 560 ve 589 YTL'ye karşılık gelen 3 farklı ''asgari harcama tutarı'' sunmuştu.

Asgari ücret tespitinde en azından TÜİK'in verilerinin dikkate alınmasını talep eden Türk-İş, işveren kesiminin tersine, bu rakamların perakende fiyatlarını yansıttığını ve net asgari ücretin belirlenmesinde esas alınmasını talep ediyor.

TİSK ise daha önce enflasyon oranında bir artış taleplerinin olmadığını belirtmişti.

Bu arada, 2001 yılından beri, komisyonun belirlediği asgari ücret rakamları TÜİK'in sunduğu ''asgari harcama tutarlarının'' gerisinde kalıyor.

Ocak 2001'de TÜİK'in belirlediği rakamla Asgari Ücret Tespit Komisyonunun ilan ettiği net asgari ücret arasında 51,07 YTL'lik fark bulunurken, Ocak 2006'daki fark 127,73 YTL olarak gerçekleşti.

TÜİK, Ocak 2006 için ''asgari harcama tutarını'' 508,19 olarak belirlemiş, net asgari ücret ise 380,46 YTL olarak açıklanmıştı.

-7 MİLYON KAYITLI İŞÇİ-

SSK verileri, Türkiye'de yaklaşık 7 milyon kayıtlı işçinin yüzde 44'ünün asgari ücretle çalıştığını ya da asgari ücretli olarak gösterildiğini ortaya koyuyor.

İşçi sendikaları, asgari ücrette yapılan artışın diğer ücretli kesimlere yapılan artışları da dolaylı etkilediğini belirtiyor.

Asgari ücret, geçen yıl 16 yaşından büyükler için yüzde 8.65 oranında artırılarak brüt 531 YTL, net 380,46 YTL seviyesine çekilmişti.

16 yaşından büyükler için asgari ücretin işverene toplam maliyeti 645.17 YTL'yi buluyor.


AreX 25 Aralık 2006 10:51

25 Aralık 2006

PETROL OFİSİNİN HİSSELERİNİN SIRASI AÇILDI... -PETROL OFİSİ: ''BU İNCELEME SÜRECİYLE İLGİLİ BUGÜNE KADAR TARAFIMIZA İNTİKAL ETMİŞ BİR RAPOR VEYA VERGİ TARHI BULUNMAMAKTADIR''

(A.A) - Petrol Ofisi, vergi kaçağı iddialarıyla ilgili olarak, ''Bu inceleme süreciyle ilgili bugüne kadar tarafımıza intikal etmiş bir rapor veya vergi tarhı bulunmamaktadır. Bu nedenle raporla ilgili yorum yapmamız mümkün değildir'' açıklamasını yaptı.

Petrol Ofisi, basında yer alan habere ilişkin Borsa Başkanlığı tarafından istenen açıklama üzerine Borsaya gönderdiği yazıda, Haziran 2002 tarihinde İş Doğan Petrol Yatırımları A.Ş'nin banka işlemlerinden kaynaklanan stopaj iadesi nedeniyle, ödenmiş stopajı Üsküdar Vergi Dairesinden talep ettiği ve teminat vererek iadeyi tahsil ettiği belirtildi.

Vergi mevzuatında belirtildiği üzere söz konusu teminatların iadesi için vergi mevzuatına uygun bir inceleme yapılması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlan kaydedildi:

''Bu inceleme sırasında vergi inceleme elemanı İş Doğan Petrol Yatırımları A.Ş'nin defter ve kayıtlarını incelemiş ve ilgili belgeleri tutanağa bağlamıştır. Bu inceleme süreciyle ilgili bugüne kadar tarafımıza intikal etmiş bir rapor veya vergi tarhı bulunmamaktadır. Bu nedenle rapor ile ilgili yorum yapmamız mümkün değildir.''

Basında belirtilen iddiaların kamuoyunu yanlış yönlendirmemesini teminen aynı gün bir basın toplantısı yapılarak iddialara ilişkin aydınlatıcı bilgilerin kamuoyuyla paylaşıldığı kaydedilen açıklamada, konuya ilişkin gelişmeler olduğunda kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla gerekli açıklamaların yapılacağı bildirildi.

Açıklamanın ardından şirketin hisse sırası yeniden işleme açıldı.


ReberamiN 25 Aralık 2006 10:58

5 Nisan Kararları « Türkiye Ekonomisi
1994 yılının başına gelindiğinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük cari açığı ve kamu açığı makroekonomik dengesizliklerin boyutu görmek açısından yeterlidir. Orta-uzun dönemde sürdürülemeyecek olan bu yapı ve politikalar 1994 yılı Nisan ayında içine düşülen ağır iktisadi krizin oluşumundaki nedenlerdir. Diğer yandan kriz sinyallerinin alınmaya başlandığı 1993 yılının son ayları ile 1994 yılının Nisan ayı arasında geçen sürenin incelenmesi krizin yönetimi açısından da oldukça yanlış uygulamalara başvurulduğunu göstermektedir. Aşırı spekülatif sermaye girişinin ekonomik dengeler üzerindeki olumsu... Devamı »»»
Milli Korunma Kanunu « Türkiye Ekonomisi
18.1.1940 tarihinde yürürlüğe konulan 3780 sayılı Milli Korunma Kanunu, hükümete o dönemin zorunlu kıldığı olağanüstü yetkiler vermiştir. Hükümete fabrikalarda üretilen malları değer fiyatını ödemek şartıyla el koyup stok etmek, fabrikalara el koyup işletmek, işçilere mecburi mükellefiyet yüklemek, malların fiyatlarını saptamak, mamulleri muayyen usullerle tevzi etmek, mal ihracatında satış şartlarını tayin etmek, halkın ihtiyaçlarıyla ilgili olarak iktisadi ve ticari faaliyette bulunmak üzere devlet müesseseleri kurmak gibi çok geniş yetkiler vermiştir. Savaş yıllarının getirdiği olağanüstü ... Devamı »»»
İMKB'de Kote İşlemi « Türkiye Ekonomisi
Borsanın, hisse senetlerinin ticaretinin yapıldığı bir piyasa olduğu belirtilmişti. Her piyasada olduğu gibi, bu piyasanın da kendine özgü kuralları vardır. İMKB, diğer borsalarda olduğu gibi hangi şirketlerin senetlerinin, ne miktarda (kaç adet) işlem görebileceğinin kayıtlarını tutmaktadır. İlk halka arzlarda, şirket yönetimleri, ne kadar hissenin borsaya kote (kayıt altına) edilmesinin düşünüldüğünü bildirir ve İMKB'den izin ister. İlerde oluşabilecek değişimler için İMKB'den izin almadan, yani kote ettirilmemiş senetlerin ticareti olanaklı değildir. Kısacası, bir senet için kote olmak dem... Devamı »»»
İMKB Pazarları « Türkiye Ekonomisi
Ulusal Pazar Ulusal Pazar'da yer alan tüm şirketler İMKB tarafından önceden belirlenmiş kotasyon şartlarını tümüyle karşılayan şirketlerdir. Şu anda, Ulusal Pazar'dan seçilmiş 100 şirkete ait hisse senetleri İMKB Ulusal-100 Endeksini oluşturmaktadır. Ulusal Pazar'da işlem gören hisse senetlerinin takası, Türkiye'deki tek yetkili takas ve merkezi saklama kuruluşu olan İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) tarafından gerçekleştirilir. Genel takas esasları şöyledir; - Takas günü T+2 şeklinde, işlemi izleyen ikinci işgündür. - Çoklu netleştirme sistemi uygulanır. - Ödemeler aynı gün hes... Devamı »»»
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) « Türkiye Ekonomisi
Türkiye'de sermaye piyasasını düzenleyen ve 30 Temmuz 1981 tarihinde yürürlüğe giren 2499 sayılı "Sermaye Piyasası Kanunu"nun getirdiği bir kamu tüzel kişisidir. Yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanan bu kurulun merkezi Ankara'dadır. Ancak kurulun gerekli gördüğü yerlerde büro açma yetkisi vardır. Kurul biri başkan, biri başkan vekili olmak üzere yedi üyeden oluşur. Kurul üyeleri Maliye Bakanlığı'nca gösterilen altı aday arasından üç, Adalet Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Merkez Bankası ve Bankalar Birliği'nce gösterilecek ikişer adaydan birer kişi olarak Bakanlar Kurul... Devamı »»»
19 Şubat Krizi « Türkiye Ekonomisi
Kasım 2000'in ikinci yarısında artan likidite sıkışıklığı ile su yüzüne çıkan kriz, mali piyasaları derinden sarstı. Bankalar hakkında ortaya atılan dedikoduların artması, bazı bankacı ve işadamlarının tutuklanmasıyla başlayan süreç piyasalar üzerindeki gerginliği artırdı. Borsa satışların etkisi altında kalarak 1999 yılı seviyelerine gerilerken gecelik faizlerde rekor artış yaşandı. Kısa bir süre içinde Türkiye'den 7 milyar dolarlık döviz çıkışı gerçekleşti. Hükümetin krizin önünü kesebilmek için aldığı tedbirler işi yaramazken IMF'den Aralık başında sağlanan 10.4 milyar dolarlık ek destek g... Devamı »»»
1923-1980 Türkiye Ekonomisi « Türkiye Ekonomisi
1920'lerden günümüze kadar Türkiye ekonomisi tarihini incelerken üç iktisat kongresinin de ekonomi politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı dönemlerin başlarına rastladığı gözlenmektedir. Bu açıdan iktisat kongrelerinin ekonomik hayata yön verme işlevleri olmuştur. Birinci İktisat Kongresi'nin düzenlendiği 17 Şubat 1923 tarihinde, Kurtuluş Savaşı'ndan galip olarak çıkan Türkiye, iktisadi açıdan Osmanlı İmparatorluğu'ndan devraldığı "Duyunu Umumiye" ile karşı karşıya kalan, halkın büyük çoğunluğu fakir ve eğitimsiz, sanayi kuruluşları yok denecek kadar az ve sermaye birikiminden yoksun, g... Devamı »»»
1980-1982 Türkiye Ekonomisi « Türkiye Ekonomisi
Yaşanan ekonomik dengesizlikler sonucunda alınan 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile, ihracatın ve döviz gelirlerinin artırılması, enflasyonun kontrol altına alınması ve ekonominin dışa açılarak uluslararası rekabet ortamına uygun dinamik bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır. İstikrar Programı ile öngörülen başlıca tedbirler şunlardır: Döviz gelirlerini artırıcı tedbirler. İthalatın libere edilmesine yönelik tedbirler. Fiyat oluşumu ile ilgili tedbirler. Yabancı sermaye ile ilgili tedbirler. İdari tedbirler. Para politikası ile ilgili tedbirler. Döviz Gelirlerini Artırıcı Te... Devamı »»»
1983-1987 Türkiye Ekonomisi « Türkiye Ekonomisi
1984 yılında, kur politikalarında esneklik sağlanmıştır. Bankaların, alış ve satış kurlarının, T.C. Merkez Bankası'nca günlük olarak belirlenen esas kurun dövizlerde %6, efektiflerde ise %8 altında veya üstünde belirlenmesine izin verilmiş, ancak döviz alış ve satış kurları arasındaki farkın %2'yi aşmaması şart koşulmuştur. 1985 yılı Haziran ayında ise, bankalar kur tespiti konusunda tamamen serbest bırakılmıştır. Ancak, 1986 yılı başlarında bu serbesti daraltılmış ve bankalar tarafından belirlenecek kurların T.C Merkez Bankası kurlarının %1 altında ya da üstünde olması öngörülmüştür. 1986 y... Devamı »»»
1987-1993 Türkiye Ekonomisi « Türkiye Ekonomisi
1986-1989 döneminin ilk yarısında ekonomide canlılık, ikinci yarısında ise durgunluk görülmüştür. 1986 yılında iç talepteki artış, petrol fiyatlarındaki düşmenin yarattığı uygun uluslararası koşulların da katkısıyla, ekonominin hedeflenen uzun dönem büyüme hızının üzerinde büyümesine yol açmıştır. Bu süreç, 1987 yılında da devam etmiş ve büyüme hızı %9,8 olarak gerçekleşmiştir. Ekonomik büyüme oranlarında görülen bu yükselme, özellikle kamu kesimi yatırım-tasarruf farkının artmasına neden olmuş ve sonuçta kamu kesiminin borçlanma gereği 1986 yılında GSMH'nın %3,6'sı iken, 1987 yılında %6,1'in... Devamı »»»
Varlık Vergisi « Türkiye Ekonomisi
11 Kasım 1941 tarihinde, özellikle gayrimüslüm ticaret erbabını hedefleyen varlık vergisi kanunu çıkartıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de enflasyonun artması, karaborsacılığın yaygınlaşması ve bu sayede aşırı kazanç sağlayan bir zümrenin ortaya çıkması ile gelişen süreçte bu kazançların vergilendirilmesi amacıyla devlet tarafından konan vergidir. Uygulama 1,5 yıl sürdü. Ödeme yapmayanlar çalışma kamplarına gönderildi


AreX 26 Aralık 2006 11:41

26 Aralık 2006

İMKB PAZAR VE PİYASALARINDA BAYRAM ÇALIŞMASI... -1, 2 ve 3 OCAK 2007 TARİHLERİNİN RESMİ TATİL OLMASI NEDENİYLE İMKB PAZAR VE PİYASALARINDA UYGULANACAK İŞLEM VE TAKAS ESASLARI BELİRLENDİ

(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) pazar ve piyasalarında Kurban Bayramı tatili nedeniyle uygulanacak işlem ve takas esasları belirlendi.

Borsa Başkanlığından yapılan duyuruda, 1, 2 ve 3 Ocak 2007 tarihlerinin resmi tatil olması nedeniyle İMKB pazar ve piyasalarında uygulanacak işlem ve takas esaslarının aşağıdaki gibi olacağı belirtildi:

''Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım ve Repo Ters Repo Pazarlarında 1, 2, 3 Ocak 2007 tarihlerinde işlem ve takas yapılmayacaktır.

Hisse Senetleri Piyasasında 1-3 Ocak 2007 tarihleri arasında işlem yapılmayacak olup, 28 Aralık 2006 Çarşamba günü gerçekleştirilecek işlemlerin takası 4 Ocak 2007 Perşembe günü, 29 Aralık 2006 günü gerçekleştirilecek işlemlerin takası 5 Ocak 2007 Cuma günü yapılacaktır.

İMKB Uluslararası Pazar Depo Sertifikaları Piyasası ve Uluslararası Tahvil ve Bono Piyasasında 1, 2 ve 3 Ocak 2007 tarihlerinde işlem yapılmayacaktır. Daha önce gerçekleşmiş işlemlerin takas sürelerinin hesaplanmasında bu tarihler tatil olarak kabul edilecektir.''

26 Aralık 2006

İZTO'NUN ''EKONOMİYİ ETKİLEYECEK SİYASAL GELİŞMELER'' ANKETİ -ANKETE KATILANLARIN YÜZDE 55'İ, GELECEK DÖNEMDE EKONOMİYİ EN ÇOK ETKİLEYECEK GELİŞMENİN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ OLDUĞU GÖRÜŞÜNDE -İZTO YÖNETİM KURULU BAŞKANI DEMİRTAŞ: -''EKONOMİ ÇEVRESİ OLARAK GÖRÜŞÜMÜZ, CUMHURBAŞKANLIĞI KONUSUNDA UZLAŞMAYA VARILMASIDIR''

(A.A) - İzmir Ticaret Odasının (İZTO) internet sitesinde yaptığı ankete katılanların yüzde 55'i, gelecek dönemde ekonomiyi en çok etkileyecek siyasi gelişmenin Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğu görüşünde.

Edinilen bilgiye göre, İZTO, internet sitesinde üyelerine ''Önümüzdeki dönem ekonomiyi en çok etkileyecek siyasal olay hangisidir'' şeklinde soru yöneltti.

Ticaret Odası üyelerinin yüzde 55'i, Türkiye ekonomisini yakın dönemde en çok etkileyebilecek gelişmenin cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu yönünde görüş bildirirken, genel seçimler ise yüzde 23'lük oyla ikinci sırada yer aldı.

Ankete katılan üyelere göre, ekonomiyi etkileyebilecek diğer gelişmeler, yüzde 15 ile Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin seyri ve yüzde 13 ile Ortadoğu'daki gerginlikler olarak sıralandı.

Anketi AA muhabirine değerlendiren İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, 2007 yılı için umutlu olmak istediklerini belirterek, yaptırdıkları anketlerle üyelerinin ve Türkiye'nin gündeminin nabzını tutmayı hedeflediklerini söyledi.

Kamuoyunda Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimlere yönelik endişelerin bulunduğunu ifade eden Demirtaş, ''ekonomik çevreler olarak beklentilerinin, cumhurbaşkanlığı konusunda bir uzlaşmaya varılması olduğunu, toplumu germeden bu konunun atlatılarak sağlıklı bir genel seçime gidilmesinin uygun olacağını'' belirtti.

Demirtaş, ''Tüm kamuoyunun benimsediği bir cumhurbaşkanına sahip olmalıyız. Şu dönemlerde hükümet ve cumhurbaşkanlığı arasında bir gerginlik var. Biz daha önce de böyle bir dönem yaşadık. Aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz'' dedi.

''Sine-i millet'' tartışmalarının siyasi bir konu olduğunu, bununla ilgili bir yorum yapamayacağını da ifade eden Demirtaş, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da böyle bir konuyu gündeme getirmediğini kaydetti.


AreX 26 Aralık 2006 12:40

26 Aralık 2006

ASGARİ ÜCRET BELİRLENDİ (2) -BAŞESGİOĞLU, ASGARİ ÜCRETİN, 16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN, 2007'NİN İLK ALTI AYINDA, YÜZDE 6 ORANINDA ARTIRILARAK NET 403.03 YTL'YE, İKİNCİ ALTI AYDA İSE YÜZDE 4 ARTIRILARAK NET 419.15 YTL'YE YÜKSELTİLDİĞİNİ AÇIKLADI

(A.A) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, asgari ücretin, 2007 yılının ilk altı ayında, yüzde 6 oranında artırılarak, net 403.03 YTL'ye, yılın ikinci altı ayda da yüzde 4 oranında artırılarak net 419.15 YTL'ye yükseltildiğini bildirdi.

Başesgioğlu, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısının ardından, gelecek yıl uygulanacak asgari ücret miktarlarını açıkladı.

Murat Başesgioğlu'nun verdiği bilgilere göre, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için, gelecek yılın Ocak- Haziran aylarında yüzde 6 oranında artırılarak, brüt 562.50 YTL, net 403.03 YTL olarak belirlendi.

Asgari ücret, yine 16 yaşından büyükler için, 2007 yılının Temmuz-Aralık ayları arasında, yüzde 4 oranında artırılarak, brüt 585 YTL, net 419.15 YTL olarak uygulanacak.

Asgari ücret, halen, 16 yaşından büyükler için brüt 531, net 380.46 YTL olarak uygulanıyor.



AreX 26 Aralık 2006 13:46

26 Aralık 2006

ASGARİ ÜCRET BELİRLENDİ (3) -ASGARİ ÜCRET, 1 OCAK 2007'DEN İTİBAREN 16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN NET 403.03, 16 YAŞINDAN KÜÇÜKLER İÇİN İSE NET 341.56 OLARAK BELİRLENDİ -ASGARİ ÜCRET, 1 TEMMUZ 2007'DEN İTİBAREN 16 YAŞINDAN BÜYÜKLER İÇİN NET 419.15 YTL, 16 YAŞINDAN KÜÇÜKLER İÇİN NET 352.09 YTL OLACAK -KAPICILAR İÇİN ASGARİ ÜCRET 1 OCAK 2007'DEN İTİBAREN NET 474.75 YTL OLDU

Asgari ücret, 1 Ocak 2007'dan itibaren 16 yaşından büyükler için brüt 562.50, net 403.03 YTL oldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Asgari Ücret Tespit
Komisyonu'nun bugünkü toplantısının ardından yeni asgari ücreti açıkladı.
Başesgioğlu'nun verdiği bilgiye göre, asgari ücret 1 Ocak 2007'den itibaren
16 yaşından büyükler için brüt 562.50, net 403.03 YTL oldu.
16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretten 78.75 YTL SSK primi,
5.63 YTL işsizlik sigortası fonu, 71.72 YTL gelir vergisi, 3.38 damga vergisi
olmak üzere toplam 159.47 YTL kesinti yapılacak.
16 yaşından büyükler için asgari ücretin işverene toplam maliyeti 683.44 YTL
olacak.
16 yaşından büyükler için asgari ücret 1 Temmuz 2007'den itibaren ise brüt
585 YTL, net 419.15 YTL olacak.
16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretten 1 Temmuzdan itibaren
81.90 YTL SSK primi, 5.85 YTL işsizlik sigortası fonu, 74.59 YTL gelir vergisi,
3.51 YTl damga vergisi olmak üzere toplam 165.85 YTL kesinti yapılacak.
16 yaşından büyükler için asgari ücretin 1 Temmuz 2007'den itibaren işverene
toplam maliyeti 710.78 YTL olacak.

-16 YAŞINDAN KÜÇÜKLER-

Asgari ücret 16 yaşından küçük işçiler için ise 1 Ocak 2007'den itibaren
brüt 476.70, net 341.56 YTL olarak belirlendi.
16 yaşından küçükler için asgari ücretten 66.74 YTL SSK primi, 4.77 YTL
işsizlik sigortası fonu, 60.78 YTL gelir vergisi, 2.86 YTL damga vergisi olmak
üzere toplam 135.14 YTL kesinti yapılacak.
Asgari ücretin işverene maliyeti ise 610.51 YTL olacak.
Asgari ücret 16 yaşından küçükler için 1 Temmuz 2007 tarihinden itibaren ise
brüt 491.40, net 352.09 YTL olacak.
Asgari ücretten 68.80 YTL SSK primi, 4.91 YTL işsizlik sigortası fonu, 62.65
YTL gelir vergisi, 2.95 YTL damga vergisi olmak üzere toplam 139.31 YTL kesinti
yapılacak.
İşverene maliyet ise 631.22 YTL olacak.

-KAPICILAR-

Kapıcılar için asgari ücret ise 1 Ocak 2007'den itibaren brüt 562.50, net
474.75 YTL olarak tespit edildi.
Kapıcılar için belirlenen brüt asgari ücretten 78.75 YTL SSK primi, 5.63 YTL
işsizlik sigortası fonu, 3.38 YTL damga vergisi olmak üzere toplam 87.75 YTL
kesilecek.
Asgari ücretin işverene toplam maliyeti 683.44 YTL olacak.
Kapıcılar için asgari ücret 1 Temmuz 2007'den itibaren brüt 585, net 493.74
YTL olacak.
Asgari ücretten 81.90 YTL SSK primi, 5.85 YTL işsizlik sigortası fonu, 3.51
damga vergisi olmak üzere toplam 91.26 YTL kesinti yapılacak.
SSK primine esas kazancın alt sınırı ise 1 Ocak 2007'den itibaren asgari
ücretin brüt miktarı olan 562.50 YTL'ye, 1 Tmemuz 2007'den itibaren ise 585
YTL'ye yükseldi.

-HEDEF ENFLASYONUN 6 PUAN ÜZERİNDE-

Komisyonun aldığı karar uyarınca, 16 yaşından büyükler için açıklanan yeni
asgari ücret 2007 yılında yüzde 4'lük hedef enflasyonun kümülatif 6 puan üzerinde
artacak.
16 yaşından büyük işçiler için 1 Ocak 2007'den itibaren geçerli olacak
asgari ücret 2006 yılı Aralık ayına göre yüzde 6, 1 Temmuz 2007'den itibaren ise
2006 yılı Aralık ayına göre yüzde 4 oranında yükseltilmiş olacak.
Asgari ücret, komisyonda yer alan hükümet ve işveren temsilcilerinin
oylarıyla belirlendi, işçi kesimi karara muhalif kaldı.


AreX 27 Aralık 2006 11:14

27 Aralık 2006

HAZİNE YARIN 3 AY VADELİ REFERANS BONO İHALESİ DÜZENLEYECEK

Hazine yarın, 2006 yılının son ihalesi olan YTL cinsinden 3 ay vadeli, iskontolu referans bono ihalesi düzenlecek.

Söz konusu ihalede satılacak kağıtlar, 4 Ocak 2007 tarihinde ihraç edilirken geri ödeme tarihi 4 Nisan 2007 olarak belirlendi.

Öte yandan Merkez Bankası verilerine göre, Hazine 2006 yılında bugüne kadar toplam 52 hazine ihalesi düzenledi.


evo 28 Aralık 2006 11:14

MEMUR EMEKLİSİNE KATSAYI ZAMMI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/para_elde_2.jpg

ANKARA - Türkan Al - Memur emekli maaşları, Ocak ayında yüzde 3,1 ile yüzde 4,2 arasında artacak. Böylelikle memur emekli aylığındaki alt sınır, yeni yılda 27,36 YTL artışla 672,56 YTL olacak.
Anayasa Mahkemesinin sosyal güvenlik reformuyla ilgili 5510 sayılı Yasanın bazı hükümlerini iptal etmesi ve hükümetin de reformun yürürlük tarihini 6 ay ertelemesinin ardından, memur emekli maaşlarının hesabında yeniden katsayı sistemine dönüldü.
1 Ocakta yürürlüğe girecek yeni memur maaş katsayıları ile 1'in 4'ündeki bir öğretmen emeklisine 843,26 YTL yerine 875,84 YTL maaş ödenecek. Genel Müdür emeklisinin 2 bin 443,48 YTL olan aylık maaşı da, 2 bin 522,73 YTL'ye çıkacak.
Yeni katsayılar, milletvekili emekli maaşlarına da 116,20 YTL artış getirecek. Bu şekilde, 25 hizmet yılı bulunan bir milletvekili emeklisinin cebine yeni yılın ilk yarısında 3 bin 826,59 YTL girecek.
Ocakta emekli Genelkurmay Başkanlarına 4 bin 544,97 YTL, Anayasa Mahkemesi Başkanlığından emekli olanlara da 3 bin 175,26 YTL ödenecek.
Cumhurbaşkanlığı bütçesine göre hesaplanan Cumhurbaşkanları ve Başbakanların emekli maaşları, 2007 yılı Bütçesinde yer alan ödenek çerçevesinde zamlanacak. Bu şekilde emekli Cumhurbaşkanlarının halen 8 bin 440 YTL olan emekli maaşı, 2007 yılında 9 bin 470 YTL'ye yükselecek. Bu yıl 6 bin 330 YTL emekli maaşı ödenen eski Başbakanlara da 2007'de 7 bin 102,50 YTL emekli maaşı ödenecek.


AreX 28 Aralık 2006 16:31

28 Aralık 2006

MERKEZ BANKASI HAFTALIK VERİLERİ... -MERKEZ BANKASI DÖVİZ REZERVİ, 15-22 ARALIK TARİHLERİ ARASINDA 123 MİLYON DOLAR AZALIŞLA 59 MİLYAR 220 MİLYON DOLARA İNDİ -BANKALARDAKİ TOPLAM DÖVİZ MEVDUAT HESAPLARI DA 15 ARALIK İTİBARIYLA, 989 MİLYON DOLAR ARTIŞLA 94 MİLYAR 207 MİLYON DOLARA YÜKSELDİ

(A.A) - Merkez Bankasının döviz rezervleri, 15-22 Aralık tarihleri arasında 123 milyon dolar azalışla 59 milyar 220 milyon dolara indi.

Merkez Bankasının döviz rezervi, 15 Aralıkta 59 milyar 343 milyon dolar idi.

Merkez Bankası haftalık verilerine göre, Türkiye'nin ''uluslararası rezervleri'' ise 8 Aralık itibarıyla 2 milyar 52 milyon dolar artarak 97 milyar 266 milyon dolara çıktı. Uluslararası rezervler 1 Aralıkta 95 milyar 214 milyon dolar idi.

Bankalar ve katılım bankalarının toplam döviz rezervleri de 8 Aralık itibarıyla, 34 milyar 488 milyon dolardan 36 milyar 244 milyon dolara çıktı.

-DÖVİZ MEVDUAT HESAPLARI ARTTI-

Bankalardaki toplam döviz mevduat hesapları, 15 Aralık itibarıyla 989 milyon dolar artışla 94 milyar 207 milyon dolara yükseldi.

Toplam döviz mevduat hesapları, 8 Aralıkta 93 milyar 218 milyon dolar idi.

Döviz tevdiat hesapları toplamı 15 Aralık itibarıyla 77 milyar 126 milyon dolardan 78 milyar 233 milyon dolara, yurt içi döviz tevdiat hesapları toplamı 73 milyar 895 milyon dolardan 74 milyar 971 milyon dolara, yurt dışı döviz tevdiat hesapları toplamı da 3 milyar 231 milyon dolardan 3 milyar 262 milyon dolara çıktı.

-DIŞ BORÇ ÖDEMESİ-

Türkiye, 1-27 Aralık tarihleri arasında toplam 816,15 milyon dolar dış borç ödemesi yaptı.

Ödemelerin 626,10 milyon doları Hazine, 127,12 milyon doları Merkez Bankası ve 62,93 milyon doları genel ve katma bütçeli idarelerin dokümantasyon, kitap bedeli, katılma payı, üyelik aidatı gibi ödemeler ile MSB ve savunma sanayi ödemeleri gibi kalemlerden oluştu.

-REPO İŞLEMLERİ-

Bankaların müşterileriyle yaptığı repo işlemleri, 15-22 Aralık tarihleri arasında 451,6 milyon YTL azalarak 2 milyar 277,6 milyon YTL oldu. Repo işlemleri 15 Aralıkta 2 milyar 729,2 milyon YTL idi.

Mali kuruluşlar arası repo işlemleri de 22 Aralık itibarıyla 57,7 milyon YTL artışla 14 milyar 776,1 milyon YTL'den 14 milyar 833,8 milyon YTL'ye çıktı.


AreX 29 Aralık 2006 17:55

29 Aralık 2006

OCAK AYI BORÇLANMA PROGRAMI (1) -HAZİNE, OCAK'TA PİYASALARA YAPACAĞI 13,6 MİLYAR YTL'LİK İTFAYA KARŞILIK, PİYASALARDAN 10,3 MİLYAR YTL TUTARINDA BORÇLANMA ÖNGÖRÜYOR

(A.A) - Hazine, Ocak ayında piyasalara yapacağı 13,6 milyar YTL'lik itfaya karşılık, 10,3 milyar YTL tutarında borçlanma öngörüyor.

Hazine Müsteşarlığının Ocak ayına ilişkin İç Borçlanma Stratejisi açıklandı.

Buna göre, Ocakta piyasalara 13 milyar 562 milyon YTL, kamu kurumlarına 2 milyar 691 milyon YTL olmak üzere, toplam 16 milyar 253 milyon YTL'lik ödeme gerçekleştirilecek.

Söz konusu ödemenin 10,5 milyar YTL'sini anapara, 5,8 milyar YTL'sini ise faiz ödemeleri oluşturacak.

Ocakta yapılacak dış borç servisi ise 0,9 milyar YTL'si anapara 0,8 milyar YTL'si faiz olmak üzere, toplam 1,8 milyar YTL olacak.

Ocak ayı toplam iç ve dış borç ödemesi ise 18 milyar YTL olarak hesaplandı.


AreX 30 Aralık 2006 11:41

ARALIK AYINDA YATIRIM ARAÇLARI... -ARALIK AYINDA HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 2,49 ORANINDA DEĞER KAZANDI

A.A) - Aralık ayında, hisse senetleri ortalama yüzde 2,49 oranında değer kazandı.

Aralık ayı boyunca İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi 948,93 puanlık artışla 38.168,53 puandan 39.117,46 puana yükseldi. Mali Endeksteki aylık ortalama artış yüzde 1,42, Sanayi Endeksindeki ortalama artış yüzde 2,55 ve Hizmetler Endeksindeki ortalama artış da yüzde 6,43 oldu.

Aralık ayında serbest piyasada ABD Dolarının Yeni Türk Lirası satış fiyatı yüzde 2,81 düşerek, 1,4570 YTL'den 1,4160 YTL'ye geriledi.

Avro, aylık bazda yüzde 2,91 düşüşle Aralık sonunda 1,8660 YTL oldu. İngiliz Sterlini yüzde 2,45 düşüşle 2,7900 YTL'ye ve İsviçre Frangı yüzde 4,51 düşüşle 1,1650 YTL'ye indi.

Aralık ayında 24 ayar külçe altının satış fiyatı yüzde 3,67 oranında gerileyerek 30,00 YTL'den 28,90 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,47 oranında gerileyerek 202,00 YTL'den 195,00 YTL'ye düştü.

Yatırım fonlarına katılma belgeleri Aralık ayında ortalama yüzde 1,33 oranında artış kaydetti.

Aralık ayında, hazine bonosu ve devlet tahvilindeki aylık net kazançlar yüzde 1,26-1,67 arasında oldu. Repo yatırımcıları da net yüzde 1,39 kazanç elde ettiler. 1 ay vadeli mevduat faizinin net getirisi ise yüzde 1,19 olarak gerçekleşti.


AreX 5 Ocak 2007 14:40

05 Ocak 2007

EGE, İHRACATTA YILI ARTIŞLA KAPATTI -EGE BÖLGESİNDEN 2006 YILINDA YAPILAN İHRACAT, ÖNCEKİ YILA GÖRE YÜZDE 15'LİK ARTIŞLA 5 MİLYAR 946 MİLYON DOLARI BULDU -EİB BAŞKANLAR KURULU BAŞKANI TÜRKMENOĞLU: -''2007 YILI İHRACAT HEDEFİMİZ 7 MİLYAR DOLAR''

(A.A) - Ege Bölgesinden 2006 yılında yapılan ihracat, önceki yıla göre yüzde 15'lik artışla 5 milyar 946 milyon doları buldu.

Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan açıklamaya göre, EİB bünyesinde faaliyet gösteren 12 birliğe üye firmalar tarafından 2006 yılında yapılan ihracat, böylelikle 6 milyar dolar sınırına ulaştı.

Ege Bölgesinden 2006'nın son ayında yapılan ihracatta ise yüzde 12,5'lik artışla 589 milyon 382 bin 860 dolar oldu.

Bölgeden yapılan ihracatın sektörel dağılımına bakıldığında, EİB bünyesindeki madencilik en fazla ihracat artışı kaydedilen sektör olarak öne çıkıyor.

Yıllık dönemde, madencilik ihracında yüzde 24 olan artış, sanayi ürünlerinde yüzde 19,7 , tarım ürünlerinde ise yüzde 8 olarak gerçekleşti.

Yılın son ayında da, sanayi ürünleri ve madencilik, en fazla ihracat gerçekleştirilen sektörler oldu. Aralık ayında sanayi ürünleri ihracatında yüzde 43,7 , madencilik sektöründe de yüzde 43,5 artış sağlanırken, bu dönemde tarım ürünlerindeki ihracat ise yüzde 15,6 oranında geriledi.

-METAL İHRACATI HAZIR GİYİMİ GEÇTİ-

Ege Bölgesi ihracatında 2006 yılında en fazla ihracat gerçekleştirilen sektör, bu yıl el değiştirdi.

Yıllardır, EİB bünyesinde en fazla ihracatı gerçekleştiren birlik olan Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, bu unvanını Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği'ne kaptırdı.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, yüzde 42,7'lik artış ve 1,2 milyar doların üzerindeki ihracatıyla en fazla ihracat gerçekleştirilen sektör olurken, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin yıllık ihracatı yüzde 2,6 artışla 1,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ege Bölgesinden yapılan ihracatta, yıllık artış oranı bakımından ise Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği birinci sırada yer alırken, bu birliği yüzde 32,5 ile Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve yüzde 24 ile Ege Maden İhracatçıları Birliği oldu.

Yıllık bazda iki sektörel birliğin ihracatında ise gerileme yaşandı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin 2006 yılında gerçekleştirdiği ihracat geçen yıla göre yüzde 35,6 oranında gerilerken, Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğinin ihracatında da yüzde 1,5'lik düşüş yaşandı.

-''2007 HEDEFİ 7 MİLYAR DOLAR''-

EİB Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, yaptığı değerlendirmede, Ege İhracatçı Birliklerinin 2006 yılını başarılı şekilde bitirdiklerini vurgularken, ''2006 yılında tüm olumsuz ekonomik koşullara rağmen ihracatımızı 6 milyar dolara çıkardık. 2007 yılında ise hedefimiz 7 milyar dolar'' görüşünü bildirdi.

Türkmenoğlu bu arada, ihracat rakamında yakalanan artışın, Türkiye geneli ihracattaki yüzde 16,8'lik artışın gerisinde olduğuna dikkati çeken, bunun en büyük nedeninin EİB bünyesinde çoğunlukta bulunan ve yerli girdi maliyetleri kullanmak durumundaki tarım ve gıda alanlarındaki birliklerin karşılaştıkları olumsuzluklar olduğunu belirtti.

Türkmenoğlu, tarım ve gıda sektörleri ile maden, doğaltaş, tekstil, deri ve hazırgiyim gibi sektörlerin ağırlıklı olarak yerli girdi kullanan sektörler olduğunu ve bu nedenle YTL'deki değerlenmeden en fazla olumsuz etkilenen sektörler olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

''Kurların nispeten olumlu düzeylerde olduğu 2003 ve 2004 yıllarında ihracatımızdaki artış yüzde 30'ların üzerinde iken, bir yandan YTL'nin değer kazandığı bir yandan da üretim girdilerindeki artışın kendisini hissettirmeye başladığı 2005 yılından itibaren ihracatımızdaki artış yüzde 10'lu seviyelere düşmüş, kimi aylardaysa gerileme sinyalleri vermiştir.



Bunun tek istisnası, geçen Mayıs ayı sonunda dış piyasalardaki gelişmeler sonucunda kurlardaki kısa süreli yukarı yönlü gelişmenin sonucunda Haziran-Ağustos döneminde ihracatımızda görülen kısa süreli yüksek oranlı artıştır. Eğer dolar kuru en azından 1,55-1,60 YTL düzeylerinde korunabilseydi, bugün için yüzde 25'in de üzerinde bir ihracat artışından söz ediyor olurduk.''

-EKONOMİK PROGRAM ELEŞTİRİSİ-

Türkmenoğlu, ihracata yaklaşım açısından uygulanmakta olan ekonomik programı da eleştirerek, mevcut programın ihracat ve istihdam ayaklarının eksik olduğunu savundu.

Ekonomik yapı dikkate alındığında ihracata çok daha fazla önem verilmesi gerektiğini ifade eden Türkmenoğlu, şunları kaydetti:

''Cari açık, ülkemiz tarihindeki en yüksek düzeyine 2006 yılı sonunda ulaştı, yerli girdi kullanımı ağırlıkta olan sektörler başta olmak üzere, ihracatın desteklenmesi yönündeki tedbirlerin alınıp hayata geçirilmesinin gecikmesi durumunda, 2007 yılı ülkemiz ekonomisi ve dış ticareti açısından kayıp bir yıl olacaktır.''

Türkmenoğlu, son yıllarda Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında ihracat artışında ilk sırada yer almasına karşın, ithalat artışı ve istihdam üzerindeki vergilerde de ilklerde yer aldığına da dikkati çekerek, ihracatın ithalata bağımlılığının giderilmesinin öncelikli konular arasında değerlendirilmesi ve yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

-AB'NİN VİZE UYGULAMASI-

Öte yandan ihracatın önündeki engeller konusunda AB'nin yeni vize uygulamalarına da dikkati çeken Türkmenoğlu, AB ülkelerine yapılan TIR taşımacılığında TIR şoförlerine daha önce 90 gün için verilen vize sürelerinin 45 güne çekilmesinin, tarife dışı engel olduğunu belirtti.

Bu uygulamanın Türkiye ile AB arasında imzalanan ve taraflar arasında malların serbest dolaşımına imkan veren Gümrük Birliği Anlaşmasının ruhuna aykırı olduğuna dikkati çeken Türkmenoğlu, uygulamanın devamının ihracatçı ve taşımacı firmaları açısından karşılanması mümkün olmayan ek külfetler getirmekte olduğunu kaydetti.


AreX 5 Ocak 2007 15:41

05 Ocak 2007

PETROL FİYATLARI -YUMUŞAK GEÇEN KIŞ, FİYATLARI SON 1,5 YILIN EN DÜŞÜK DÜZEYİNE ÇEKTİ

(A.A) - Kuzey yarım kürede kış mevsiminin yumuşak geçmesi nedeniyle piyasalarda iki gündür inişe geçen petrol fiyatları, varil başına 56 doların altına indi.

Piyasalarda ABD hafif petrolünün varil fiyatı düne göre 12 sent gerileyip 55,47 dolara inerken, Brent petrolünün varili de 55,16 dolardan alıcı buldu.

Bu rakamlarla petrol fiyatları son iki günde yaklaşık yüzde 9 gerileyerek, son 1,5 yılın en düşük düzeyine indi.

Petrol fiyatlarının düşüşünde ılık havaların yanı sıra ABD'nin yakıt stoklarındaki artış da etkili oldu.


AreX 5 Ocak 2007 18:50

05 Ocak 2007

GEÇEN HAFTA YATIRIM ARAÇLARI... -GEÇEN HAFTA İMKB'DE HİSSE SENETLERİ ORTALAMA YÜZDE 1,74 DEĞER YİTİRDİ

(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsa'sında (İMKB) işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 1,74 değer yitirdi.

İMKB Bileşik Endeksi, haftalık bazda 682,31 puan düşerek 39.117,46 puandan 38.435,15 puana indi.

24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 1,73, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 1,54 oranında geriledi.

Önceki hafta sonu 28,90 YTL olan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 28,40 YTL'ye, Cumhuriyet altınının satış fiyatı 195,00 YTL'den 192,00 YTL'ye indi.

Kapanışta bugün, Amerikan Doları'nın satış fiyatı haftalık bazda yüzde 2,05 artarak 1,4450 YTL, avronunki de yüzde 0,75 artarak 1,8800 YTL oldu.

Yatırım fonlarına katılma belgeleri geçen hafta ortalama yüzde 0,19 oranında artış gösterdi. (A) tipi endeks haftalık bazda yüzde 0,31 gerilerken, (B) tipi endeks de yüzde 0,28 yükseldi.

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda, ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vadelerdeki bono ve tahvillerin haftalık net getirileri ise yüzde 0,30 ile yüzde 0,39 arasında gerçekleşti.

Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarına bakıldığında, mevduat faizinin haftalık net getirisi, bir aylık mevduatta yüzde 0,27 oldu.

Önceki hafta sonunda ortalama faizleri yüzde 18,3 dolayında olan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,32 olarak gerçekleşti.


AreX 5 Ocak 2007 19:06

05 Ocak 2007

YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATÇISI SIKINTIDA... -ANTALYA İHRACATÇILAR BİRLİĞİ BAŞKANI SATICI: -''YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATININ ARTMASINA RAĞMEN, ZİRAİ İLAÇ KALINTISI, FİYATLARDAKİ İSTİKRARSIZLIK, AB ÜLKELERİNİN TALEP ETTİĞİ ÇEŞİT ÜRÜNLERİN YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE İHRACATTA SORUN YAŞANIYOR'' -''AB ÜLKELERİNE YAPILAN YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATI DÜŞERKEN, RUSYA VE MOLDOVA İLE UKRAYNA'YA YAPILAN İHRACAT ARTTI'' -''İHRACATIMIZ ARTTI, AMA SORUNLARIMIZ DEVAM EDİYOR''

(A.A) - Antalya İhracatçılar Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, yaş meyve sebze ihracatının artmasına rağmen, zirai ilaç kalıntısı, fiyatlardaki istikrarsızlık, AB ülkelerinin talep ettiği çeşit ürünlerin yetersiz kalması nedeniyle ihracatta sorun yaşandığını bildirdi.

Satıcı, düzenlediği basın toplantısında, 2006 yılı yaş meyve sebze ihracatı, sorunları ve çözüm önerileri hakkında bilgi verdi.

Antalya'dan geçen yıl 224 milyon 953 bin 121 dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirildiğini ve önceki yıla göre yüzde 8 oranında artış sağlandığını belirten Satıcı, Rusya'ya yapılan ihracatın yüzde 54, Ukrayna'ya yüzde 173, Moldova'ya yüzde 207 oranında arttığını kaydetti. Satıcı, AB ülkelerine yapılan ihracatta ise azalma yaşandığına dikkat çekti.

AB ülkelerine yapılan ihracattaki düşüşü, ''zirai ilaç kalıntısı sorununun devam etmesi, EUREPGAP modeline uygun üretimin yaygınlaştırılması ile sürekli ve kaliteli ürün temininde sıkıntı yaşanmasına'' bağlayan Satıcı, şöyle devam etti:

-''SORUNLAR DEVAM EDİYOR...''-

''İhracatımız arttı, ama sorunlarımız devam ediyor. Fiyatlardaki istikrarsızlık, AB ülkelerinin, Türkiye'de ilaç kalıntısı limitlerinde uyguladığı çifte standart ile özellikle Kuzey Afrika ülkeleri Mısır ve Fas'ın pazarda büyümeleri, zirai ilaç kalıntısı sorununun devam etmesi, AB ülkelerine yapılan ihracatı düşürdü.''

Yaş meyve sebze ihracatında bir önceki yıla göre yüzde 8 artış olduğunu anlatan Satıcı, ihracatın bu koşullarda en üst seviyeye geldiğini, ancak sektördeki sorunların çözülememesi halinde artışın bundan sonra mümkün olamayacağını vurguladı. Satıcı, şunları kaydetti:

''Tüm iklimsel, bürokratik sorunlar ile olumsuz üretim koşullarına rağmen 2000'li yıllarda 40 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 225 milyon dolara tırmanışı büyük bir başarının ve özverinin sonucudur. İhracatçımızı bu çabalarından dolayı kutluyoruz. Sektörün gelişmesi için çeşitli yapısal değişimlere ve radikal kararlara ihtiyaç vardır ve ihracatçı bunu tek başına yapacak durumda değildir.''

-DÖVİZ KURLARI...

Döviz kurlarının baskı altında tutulmasının yaş meyve sebze ihracatçısının rekabet şansını zorladığını, üreticin sattığı ürünün daha az gelir sağlamasına yol açtığına işaret eden Satıcı, sektörün gelişmesi için acil alınması gereken önlemleri de dile getirdi. Satıcı, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

''Ziraat Bankası üretim alanlarının modernizasyonu için bir yıl ödemesiz, minimum 4-5 yıllık krediler tahsis etmeli. Üreticinin yapacağı yatırım ile arsası yeterli teminat olarak kabul edilmelidir.

Üretici Birlikleri Yasası yeniden gözden geçirilmelidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tüm ruhsatlı ilaçlarını yeniden gözden geçirmelidir.

Bugüne kadar hiç bir üreticinin rezidü çıkan ürünü imha edilmediği gibi fatura hep ihracatçıya kesilmiştir. İlaç kalıntısı çıkan ürünün üreticisine kadar inilmeli ve ağır yaptırımlar uygulanmalı. Bunun yanında üretici eğitimine ciddi bir şekilde ağırlık verilmelidir.

İhracatla ilgili gerek bakanlığın gerekse ilgili diğer bakanlıkların alacakları kararların uygulanmasında ihracatçıların da görüşü alınıp konsensüs sağlanmalı ve uygulamaya öyle geçilmelidir.

İhracata uygun kalite ve çeşitteki ürünlerin üretimi sözleşmeli tarımla 5 yıl süreyle desteklenmeli ve destek kapsamına tohum, fide, zirai ilaç ve danışmanlık girdilerinin yüzde 50'si dahil edilmelidir.''

Satıcı, Rusya'ya yapılan ihracatta analiz zorunluluğu getirilmesinin ihracatı baltalamaya yönelik olduğunu kaydetti.


AreX 5 Ocak 2007 19:24

05 Ocak 2007

PİYASALARDA BUGÜN... -HİSSE SENETLERİ GÜNLÜK BAZDA ORTALAMA YÜZDE 1,46 DEĞER KAYBETTİ

(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB)işlem gören hisse senetleri, bugün ortalama yüzde 1,46 değer kaybetti.

İMKB Ulusal-100 Endeksi, birinci seansta 450,78 puan azalarak 38.555,49 puana geriledi. İkinci seansta ise 120,34 puan azalan endeks, 38.435,15 puandan kapandı.

İMKB Ulusal 100 Endeksi, dünkü kapanışa göre 571,12 puan düştü, hisse senetleri yüzde 1,46 değer kaybetti.

Hisse senetleri piyasasında toplam 919 milyon 637 bin 673 YTL'lik günlük işlem hacmi oluştu.

Endeks, bugün ağırlıklı olarak yurt dışı gelişmelerin etkisinde kaldı. Gelişmekte olan piyasalardaki para çıkışları, ABD'de tarım dışı istihdamın beklentilerin üzerinde çıkması düşüşte etkili oldu.

Öte yandan, elektrik dağıtımının özelleştirmesinin ertelenebileceğine ilişkin basında çıkan haberler de piyasada tedirginlik yarattı.

-DÖVİZ-

Serbest piyasada, dünkü kapanışta 1,4240 YTL olan dolar güne 1,4270 YTL'den, 1,8630 YTL olan avro ise 1,8670 YTL'den başladı.

Doların bugünkü kapanıştaki satış fiyatı 1,4450 YTL, avronun satış fiyatı 1,8800 YTL oldu.

Merkez Bankası, doların bugünkü efektif kurunu alışta 1,4256 YTL, satışta 1,4357 YTL olarak açıkladı.

Merkez Bankası, dünkü efektif kurunu alışta 1,4076, satışta 1,4175 olarak belirlemişti.

-FAİZ-

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 13 Ağustos 2008 vadeli bugün valörlü tahvilin basit getirisi yüzde 22,61, bileşik getirisi yüzde 21,28 oldu.

Bu kağıdın bileşik getirisi, dünkü kapanışa göre 0,29 puan yükseldi.

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Repo Pazarında 3 günlük işlemlerde faiz ortalama yüzde 17,51'den gerçekleşti. Gecelik işlemlerde en düşük oran yüzde 17,25, en yüksek oran yüzde 17,60 oldu.


AreX 5 Ocak 2007 19:41

05 Ocak 2007

REPO-TAHVİL-BONO-PARİTE... -REPO-TERS REPO PAZARINDA, YAKLAŞIK 9,6 MİLYAR YTL'LİK İŞLEM HACMİ GERÇEKLEŞTİ

(A.A) - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Tahvil ve Bono Piyasası Repo-Ters Repo Pazarında, toplam 9 milyar 612 milyon 743 bin YTL'lik işlem hacmi kaydedildi.

Repo-Ters Repo Pazarında 3 günlük işlemlerde faiz, ortalama yüzde 17,51'den gerçekleşti. Gecelik işlemlerde en düşük oran yüzde 17,25, en yüksek oran yüzde 17,60 oldu.

-TAHVİL-BONO-

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem hacmi 1 milyar 304 milyon 157 bin 462,40 YTL olarak belirlendi.

13 Ağustos 2008 vadeli tahvilin bugün valörlü işlemlerinin basit getirisi yüzde 22,61, bileşik getirisi ise yüzde 21,28'den kapandı.

Bu kağıdın dünkü kapanıştaki basit getirisi yüzde 22,30, bileşik getirisi yüzde 20,99 olmuştu.

-PARİTE-

Uluslararası piyasalarda, saat 17.45 itibariyle avro-dolar paritesi 1,3014 sterlin-dolar paritesi 1,9309, yen-dolar paritesi ise 118,67 düzeyinde seyrediyor.


AreX 6 Ocak 2007 12:23

06 Ocak 2007

ÇİNKODA 2006 DA REKOR ARTIŞ OLDU -LONDRA METAL BORSASI FİYATLARINA GÖRE, 2000 YILINDA TONU 760 DOLAR OLAN ÇİNKO, 2005 SONLARINDA TONU 1.600, 2006 YILI SONUNDA İSE 4.600 DOLARA YÜKSELEREK, DÜNYADA FİYATI EN ÇOK ARTIŞ GÖSTEREN METAL OLDU -TÜRKİYE YILDA YAKLAŞIK 40.000 TON ÇİNKO ÜRETME KAPASİTESİNE SAHİPKEN, YILDA 60.000 TONLUK İHTİYACINI TAMAMEN YURT DIŞINDAN KARŞILIYOR

(A.A) - Londra Metal Borsası fiyatlarına göre, 2000 yılında tonu 760 dolar olan çinko, 2005 sonlarında tonu 1.600, 2006 yılı sonunda ise 4.600 dolara yükselerek, dünyada fiyatı en çok artış gösteren metal oldu.

AA muhabirinin ''Search the web - lme.org'' sitesinden derlediği bilgilere göre, 2006 yılında çinko fiyatları yüzde 187,5 oranında arttı.

Bu artışın sektörü olumsuz etkileyerek ''yatırım heyecanını da körelttiği'' iddia edildi.

Çinkonun ham madde olarak galvaniz işlerinde yüzde 75 girdiye sahip olduğu, Türkiye'de 2006 yılı başında tonu 500-700 YTL civarında yapılan fason galvaniz işlerinin, 2007 yılı başında 1000-1500 YTL aralığında gezinmesinin beklendiği kaydedildi.

Bu rakamın şu an Avrupa da yaklaşık 1000 avro (1800-1900 YTL) civarında uygulandığı bildirilerek, bunun en büyük sebebinin dünya genelinde çinko yataklarına yönelik yeni yatırımlar yapılmadığı için arzın sabit kalması gösterildi.

Fiyatın yüksek seyretmesinin bir sebebinin 2001-2004 yılları arası bir milyon tonda seyreden stokların bugün için yüz bin tona gerilemesi ve Çin gibi hızla gelişen ülkelerin aşırı talep artışı oluşturması gösterildi.

Çinko da zengin olmasa da iç talebi karşılayabilecek kapasiteye sahip olan Türkiye'nin, ''izlediği yanlış politikayla bu potansiyeli değerlendiremediği'' öne sürülerek, şu bilgiler verildi:

''Verilere göre, Türkiye'nin çinko rezervi yaklaşık 2,7 milyon tondur. Bu da dünya çinko rezervlerinin yüzde 2,1'ini karşılamaktadır. Türkiye yılda yaklaşık 40.000 ton çinko üretme kapasitesine sahipken, Türkiye yılda 60.000 tonluk ihtiyacını tamamen yurt dışından karşılıyor. Bu son derece dikkat çekici bir durumdur. Türkiye, bu sorunu kendi içinde mutlaka çözecek politikalar üretmelidir. Bugün ihtiyaç İtalya,

Bulgaristan, Kazakistan, İspanya, Belçika, Hollanda ve BDT gibi ülkelerden karşılanmaktadır. Cevher olarak da İran tek tedarikçi durumundadır.''

Çinko sektöründe ''Çinkur''un yılda 30 bin ton üretim kapasiteli ham cevherden çinko üreten Türkiye'nin tek fabrikası konumundayken, 1999 yılında İranlı iş adamlarının kurduğu şirkete daha sonra da 2004 yılında İpek Mobilya'ya özelleştirme kapsamında satıldığı ifade edildi.

Bu tesisin işlerlik kazandırılarak üretime geçmesinin önemli olduğu belirtildi.

Uluslararası Çinko Birliğine (IZA) ve uzmanlara göre, küçük galvaniz tesisler için 10-20 milyon dolar, orta büyüklükteki galvaniz tesisler için 30-50 milyon dolara, büyük çaptaki tesisler için 60-100 milyon dolar arası bir yatırım yapılması gerektiği bildiriliyor.

Yüksek yatırım ve işletme giderine sahip bu tesislerin gerek Türkiye, gerekse dünyadaki sayılarının sınırlı olduğu kaydedildi.

Uzmanlara göre, demir ve çeliğin korozyona uğramamasını sağlayan, ''ömrüne ömür katan'' galvaniz sektörü 2006'nın son aylarında tarihinin en yüksek fiyat noktasına ulaştı. Metal fiyatlarına bakıldığında, çinko fiyatları bir yıl içinde yaklaşık yüzde 187,5 oranla inanılmaz bir artış çizerek birinci olurken, çinkoyu fiyat artışında bakır ve alüminyum izledi.


Hi-LaL 8 Ocak 2007 16:33

Asgari ücretlinin son vergi iade tutarı 397 YTL olacak
 
Asgari ücretlinin son vergi iade tutarı 397 YTL olacak
(06.01.2007)
Vergi iade formunu bu yıl son kez dolduracak olan çalışanlar, belgelerini 20 Ocak'a kadar işyerine verecek...
Vergi iade formunu bu yıl son kez dolduracak olan çalışanlar, belgelerini 20 Ocak'a kadar işyerine verecek.

TBMM'de bulunan Gelir Vergisi Kanun Tasarısı'nın yasalaşması halinde çalışanlar artık vergi iadesi için faturafiş toplamayacak. Bu durumda vergi iade formunu son kez dolduran çalışanlar, belgelerini, işyerlerine 20 Ocak'a kadar teslim edecek. Çalışanlar, 2006 yılı harcamalarına ilişkin düzenledikleri belgelerin 3 bin 600 YTL'ye kadar olan bölümü için yüzde 8, 3 bin 600 YTL'den 7 bin 200 YTL'ye kadar olan bölümü için de yüzde 6 vergi iadesi alacak. 7 bin 200 YTL'yi aşan bildirimlerde ise 7 bin 200 için yüzde 7, aşan kısmı için yüzde 4 vergi iade oranı uygulanacak.
göre, 2006 yılında net aylık ücreti 380,46 YTL alan asgari ücretliler, 5.416,2 YTL'lik belge verecek ve karşılığında 396,97 YTL vergi iadesine hak kazanacak. Geçen yıl net aylık ücreti 2 bin YTL olanlar 1.454,83 YTL, 3 bin YTL olanlar da 2.155,58 YTL vergi iadesi alacak. Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ASMMMO) Başkanı Ali Metin Polat çalışanları yanıltıcı belge, fiş ve fatura konusunda uyardı. Polat vergi iadesi uygulamasının 2007'de son bulacağına güvenerek yanıltıcı fiş-fatura toplayanların 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.


http://www.sabah.com.tr/2007/01/06/im/C51BBFC2F45553428A010D4Ap.jpg


Kaynak: Sabah Gazetesi


Hi-LaL 8 Ocak 2007 16:56

Maliye, vergi borcunu 'cep'e gönderecek
 
http://www.muhasebetr.com/images/arrow.gif Maliye, vergi borcunu 'cep'e gönderecek
(05.01.2007)
Gelir İdaresi Başkanlığı, yeni dönemde mükelleflerine çeşitli hizmetler sunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda "Mükellef Hizmetleri Merkezi"ni açacak kurum, vatandaşları 'vergi borçları, ödemeler ...
Gelir İdaresi Başkanlığı, yeni dönemde mükelleflerine çeşitli hizmetler sunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda "Mükellef Hizmetleri Merkezi"ni açacak kurum, vatandaşları 'vergi borçları, ödemeler ve mevzuattaki değişiklikler' konusunda cep telefonlarına mesaj göndererek bilgilendirecek.
http://medya.zaman.com.tr/2007/01/05/sms.jpg
Başkanlık, e-posta uygulamasını da devreye sokacak. İlk aşamada vergiyle ilgili değişiklikler cep mesajı yoluyla kişi ve kuruluşlara iletilecek. Daha sonraki aşamada ise kişisel vergi bilgileri için e-postayla üyelik sistemi kullanılacak. Bu yolla mükelleflere vergi borçları ve ödemeleri hatırlatılacak. Beyanname süresinin uzaması gibi bilgiler de haber verilecek. Yeni dönemde, internet ortamında beyanname verme uygulaması da yaygınlaştırılacak. Örneğin, kira geliri elde edenler, elektronik ortamda beyanda bulunabilecek. Şu anda şirketler ve muhasebeciler, internet ortamında beyanname verebiliyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'na ev ve işyeri kirası için beyanname veren 450 bin kayıtlı mükellef bulunuyor.
Kurum, mükelleflerin dilekçe verme işlemini de kolaylaştıracak. Başkanlık, şu anda vergiyle ilgili verilen 30 ayrı dilekçeyi internet ortamına taşıyacak. Bu şekilde dilekçelere standart da getirilmiş olacak. Böylece mükellef, vergiyle ilgili her türlü dilekçeye internet ortamında ulaşacak. Ayrıca, merkezde online çalışacak Öneri Geliştirme Sistemi oluşturulacak. Başbakanlık, sistem görevlilerine gelecek bu önerilerden, uygulanabilir olanları 1 ay içinde yerine getirecek. Diğer yandan, OECD bünyesinde de cep telefonu ile vergi hizmetleri için aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir çalışma grubu oluşturuldu.


Kaynak: Zaman Gazetesi


AreX 11 Ocak 2007 20:10

11 Ocak 2007

ÖDEMELER DENGESİ (2) -BU YILIN OCAK-KASIM DÖNEMİNDE, NET TURİZM GELİRLERİNİN YÜZDE 6,6 ORANINDA AZALARAK 16 MİLYAR 273 MİLYON DOLAR OLDUĞU TAHMİN EDİLDİ -2006 YILI 11 AYLIK VERİLERE GÖRE DIŞ TİCARET DENGESİ, ÖDEMELER DENGESİ GÖSTERİMİ UYARINCA, 2005 YILININ AYNI DÖNEMİNE GÖRE YÜZDE 27,1 ARTIŞLA 37 MİLYAR 440 MİLYON DOLAR TUTARINDA AÇIK VERDİ

Türkiye'nin bu yılın Ocak-Kasım döneminde net turizm gelirlerinin, yüzde 6,6 oranında azalarak 16 milyar 273 milyon dolar olduğu tahmin edildi.

Merkez Bankası tarafından açıklanan 2006 yılı Ocak-Kasım dönemine ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre, 2006 Ocak-Kasım dönemi turizm gelirlerinin 2005 yılı aynı dönemine göre yüzde 6,6 azalarak 16 milyar 273 milyon dolarda kalması, turizm giderlerinin de yüzde 4,1 azalarak 2 milyar 505 milyon dolara düşmesi bekleniyor.

Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirlerinin yüzde 7 oranında azalarak 13 milyar 768 milyon dolar olduğu tahmin edildi.

-DIŞ TİCARET DENGESİ-

2006 yılı Ocak-Kasım dönemi verilerine göre dış ticaret dengesi, ödemeler tablosundaki dış ticaret dengesi, 2005 yılı aynı dönemine göre yüzde 27,1 artışla 37 milyar 440 milyon dolar tutarında açık verdi.

Söz konusu dönemde altın dahil ithalat harcamalarının bir önceki yıla oranla yüzde 19,2 artarak 125 milyar 298 milyon dolara, ihracat gelirlerinin yüzde 15,6 oranında artarak 76 milyar 566 milyon dolara ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin de yüzde 67,7 oranında artarak 5 milyar 303 milyon dolara yükseldi.

-NET HATA NOKSAN

Öte yandan ödemeler dengesi bilançosunda ''kaynağı belirsiz para giriş-
çıkışını'' gösteren net hata noksan kalemine göre, 2006 yılının Kasım ayında 1 milyar 721 milyon dolar para girişi, Ocak-Kasım döneminde ise 280 milyon dolar para çıkışı oldu.

-YATIRIM GELİRİ DENGESİ-

2005 yılının Ocak-Kasım döneminde 5 milyar 152 milyon dolar net çıkışla sonuçlanan yatırım geliri kalemi, 2006 yılının aynı döneminde 5 milyar 757 milyon dolar net ödemeyle sonuçlandı.

2006'nın Kasım ayında yatırım geliri dengesi kaleminin altında yer alan
doğrudan yatırımlar ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkışlar sırasıyla 79 milyon ve 677 milyon dolar olurken, portföy yatırımlarında 6 milyon dolar tutarında net giriş gerçekleşti.

-CARİ TRANSFERLER-

Bir önceki yılın Ocak-Kasım dönemiyle karşılaştırıldığında cari transferler, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 18,5 oranında artarak 1 milyar 556 milyon dolar oldu.

Söz konusu dönemde, işçi gelirleri ve resmi transferlerden kaynaklanan
girişler sırasıyla 1 milyar 43 milyon ve 513 milyon dolar olarak gerçekleşti.

-SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI-

Türkiye'deki yabancı sermaye şirketlerin yurt dışındaki ortaklarından
kullandıkları kredileri ve yurt dışındaki yerleşik kişilerin Türkiye'de
gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını da içeren, yurt dışında yerleşik kişilerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar, 2005 yılının Ocak-Kasım döneminde 7 milyar 421 milyon dolar iken geçen yılın aynı döneminde 18 milyar 135 milyon dolara yükseldi.

Yurt dışındaki yerleşik kişilerin Türkiye'deki gerçekleştirdikleri net
gayrimenkul alımlarının 2 milyar 829 milyon dolara yükseldiği de tahmin edildi.


evo 16 Ocak 2007 07:55

İŞSİZLİK ORANI % 9,3'E GERİLEDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/issizlik_5.jpg

ANKARA - Türkiye'de geçen yıl Ekim ayında, Eylül-Ekim-Kasım dönemini kapsayan üç aylık hareketli ortalamalara göre işsizlik oranı yüzde 9,3'e geriledi.
2005'in aynı döneminde işsizlik oranı yüzde 10,1 oranında bulunuyordu.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) üçer aylık dönemler itibarıyla her ay açıkladığı Hanehalkı İşgücü Anketinin ''Eylül-Ekim-Kasım'' dönemini kapsayan Ekim 2006 sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2006'nın Ekim döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre 143 bin kişi azalarak 2 milyon 344 bin kişiye düştü.
Geçen yıl Ekim döneminde Türkiye'de kurumsal olmayan sivil nüfus, 2005'in aynı dönemine göre 964 bin kişilik artışla 72 milyon 879 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus da 872 bin kişi artarak 51 milyon 922 bin kişiye çıktı.
2006'nın Ekim döneminde istihdam edilenlerin sayısı, 2005'in aynı dönemine göre 608 bin kişi artarak 22 milyon 805 bin kişiye ulaştı.


AreX 17 Ocak 2007 11:14

17 Ocak 2007

TBMM SANAYİ VE TİCARET KOMİSYONU...

Komisyonda, enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında endüstriyel işletmelerde, binalarda, elektrik enerjisi üretim tesislerinde, iletim ve dağıtım şebekelerinde ve ulaşımda enerji verimliliğinin artırılmasının desteklenmesine, toplum genelinde enerji bilincinin geliştirilmesine ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasına yönelik usul ve esasları kapsayan Enerji Verimliliği Kanunu Tasarısı benimsendi.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, Enerji Verimliliği Kanunu Tasarısını benimsedi.

Tasarı, enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında endüstriyel işletmelerde, binalarda, elektrik enerjisi üretim tesislerinde, iletim ve dağıtım şebekelerinde ve ulaşımda enerji verimliliğinin artırılmasının desteklenmesine, toplum genelinde enerji bilincinin geliştirilmesine, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasına yönelik usul ve esasları kapsıyor.

Tasarıya göre, enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik önlemlerin uygulanmasında; özellik veya görünümleri kabul edilemez derecede değişecek olan binalar, koruma altındaki bina veya anıtlar, ibadet yeri olarak kullanılan binalar, planlanan kullanım süresi 2 yıldan az olan geçici binalar, sanayi
alanlarında işletme ve üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü binalar, atölyeler, tarımsal binalar, yılın 4 ayından daha az kullanılan binalar ile toplam kullanım alanı 50 metrekarenin altında olan binalar, kanunun kapsamı dışında tutuluyor.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ KOORDİNASYON KURULU

Enerji verimliliği çalışmalarının ülke genelinde ilgili kuruluşlarca etkin olarak yürütülmesi, sonuçlarının izlenmesi ve koordinasyonu amacıyla Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu oluşturulacak.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Genel Müdürlüğü, meslek odalarına ve üniversitelere, uygulamalı eğitim yapabilmeleri ve şirketleri yetkilendirebilmeleri için kurul onayıyla yetki belgesi verecek.

Şirketlere de genel müdürlük ve yetkilendirilmiş kurumlarca eğitim, etüt, danışmanlık ve uygulama faaliyetlerini yürütmek üzere yetki belgesi verilecek.

Enerji verimliliği hizmetlerindeki etkinliği ve enerji bilincini artırmak amacıyla eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yapılacak.

Enerjinin verimli kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak; ulusal ve bölgesel yayın yapan televizyon ve radyolar, bilinçlendirme ve bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanan ve hazırlattırılan yarışma, kısa süreli film veya çizgi filmler, toplam yayın süresi, ayda asgari 30 dakikadan az olmamak üzere
yayınlayacak.

ENERJİ YÖNETİCİSİ

Endüstriyel işletmeler, çalışanları arasından enerji yöneticisi görevlendirecek.

Toplam inşaat alanı en az 20 bin metrekare veya yıllık tüketimi 500 ton eşdeğer petrol (TEP) ve üzerinde olan binaların yönetimleri, yönetimlerin olmadığı yerlerde binaların sahipleri, enerji yöneticisi görevlendirecek.

Merkezi ısıtma sistemine sahip binalarda, merkezi veya lokal ısı ve sıcaklık kontrol cihazları ve ısınma maliyetlerinin ısı kullanım miktarına bağlı olarak paylaşımını sağlayan sistemler kullanılacak. Buna aykırı hazırlanan projeler onaylanmayacak.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yürürlüğe konulacak yönetmeliğe göre, yapı projeleri kapsamında enerji kimlik belgesi düzenlenecek.


Belgede, binanın enerji ihtiyacı, yalıtım özellikleri, ısıtma ve soğutma sistemlerinin verimi ve binanın enerji tüketim sınıflandırmasıyla ilgili bilgiler bulunacak. Mücavir alan dışında kalan ve toplam inşaat alanı bin metrekareden az olan binalar için enerji kimlik belgesi düzenlenmesi zorunlu olmayacak.

Endüstriyel işletmeler tarafından sunulan ve onaylanan, geri ödeme süresi en fazla 5 yıl ve projede belirlenen bedelleri en fazla 500 bin YTL olan uygulama projeleri, bedellerinin en fazla yüzde 20'si oranında desteklenecek.

Verimlilik artırıcı projeleri desteklenen tüzel kişiler, bu projelerini işletmelerinde 2 yıl içinde uygulayacak. Bu süreyi aşan veya projesinden farklı yapılan uygulamalar desteklenmeyecek.

Yetkilendirmelerle ilgili yürürlüğe konulacak yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde, kurumların yetki belgesi Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulunun onayıyla, Elektrik İşleri Etüt (EİE) İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından; şirketlerin yetki belgesi ise anlaşma yaptıkları kurum tarafından iptal edilecek. Bu kurum ve şirketlere, en az 5 yıl süreyle yetki belgesi verilmeyecek.

BAKANLIĞIN YETKİLERİ

Tasarıya göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kurul vasıtasıyla kanun kapsamındaki yükümlülüklerin uygulanması, yönlendirilmesi, değerlendirilmesi, alınacak tedbirlerin planlanması ve uygulanmasında koordinasyonu sağlayacak.

Ayrıca Bakanlık, kanun kapsamında, enerji yöneticisi görevlendirilmesine ve enerji yönetimi birimi kurulmasına ilişkin olarak tanımlanan rakamsal sınır değerlerini yarısına kadar azaltmaya veya iki katına kadar artırmaya yetkili olacak.

EİE'NİN GÖREVLERİ

Elektrik İşleri Etüt İdaresinin (EİE) Teşkiline Dair Kanunda yapılan değişiklik uyarınca idare, ülkenin tüm enerji kaynaklarının değerlendirilmesine yönelik ölçümler yapacak, projeler hazırlayacak; diğer kurumlarla işbirliğiyle pilot sistemler geliştirecek.

EİE İdaresi, sanayide ve binalarda enerjinin rasyonel kullanımıyla ilgili eğitim hizmetleri verecek; üniversite, meslek odası ve tüzel kişileri aynı hizmetleri verebilmeleri için yetkilendirecek. Enerjinin etkin ve verimli kullanımı yönünde yürütülen çalışmaları izleyecek, enerji tüketim noktalarında çevreyi ilgilendiren zararlı atık ve emisyonların gelişimini izleyip değerlendirecek, önlem önerileri hazırlayacak.

EİE, HER TÜRLÜ BİLGİYİ İSTEYEBİLECEK

EİE İdaresi, görevleri kapsamında gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, gerçek ve tüzel kişilerden istemeye yetkili; bilgi istenenler ise gerekli bilgileri vermekle yükümlü olacak. İdare, sağladığı bilgilerden ülkenin emniyetine, güvenliğine ve ekonomik çıkarlarına, gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerine zarar verecek bilgi ve belgelerin gizliliğine uyacak.

DİĞER KURUMLARDAN UZMAN ALIMI

İdarede uzmanlık isteyen projelerde, bakanlık ile ilgili ve bağlı kuruluşlardan, üniversitelerden ve diğer kamu kuruluşlarından personel, bakan onayıyla görevlendirilebilecek. Projelerin 2 yılı aşması halinde, çalışma süresi bir katına kadar artırılabilecek.

EİE İdaresi, bu görevlerini yerine getirirken, hidrometrik ölçüm istasyonları kuracak; işletip sondajlar yapacak.


KOJENERASYON TESİSİ KURULMASI

Yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, bakanlık tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikte tanımlanan değerin üzerinde verimi olan kojenerasyon (ısı, elektrik ve mekanik enerjinin aynı tesiste eş zamanlı olarak üretimi) ile mikro kojenerasyon (elektrik enerjisine dayalı kurucu gücü 50 kilovat ve altında olan kojenerasyon tesisi) tesisi kuran gerçek ve tüzel kişilerin lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf tutulması, yönetmelikle düzenlenecek.

Yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulu gücü azami 200 kilowatlık üretim tesisi kuran gerçek veya tüzel kişilerin, bölgedeki dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiyi ve EPDK'yı bilgilendirmek koşuluyla anonim veya limitet şirket kurma ve lisans alma yükümlülüklerinden muaf olacak. Ancak bu
kişiler, aldıkları enerjiden mahsup edilmek kaydıyla, ürettikleri ihtiyaç fazlası enerjiyi dağıtım şebekesine verebilecek.

ISITMA SİSTEMİNDE DÖNÜŞÜM

Kat maliklerinden birinin isteğiyle ısı yalıtımı, ısıtma sisteminin yakıt dönüşümü ve ısıtma sisteminin merkezi sistemden ferdi sisteme veya ferdi sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla verecekleri karar üzerine yapılacak. Ancak toplam inşaat alanı 2 bin
metrekare ve üzeri olan binalarda merkezi ısıtma sisteminin ferdi sisteme dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı olarak oybirliğiyle verecekleri karar üzerine yapılacak.

FİYAT, 5 CENTTEN AZ OLAMAYACAK

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten YEK belgeli tesislerin 10 yılını tamamlamamış olanlarından da elektrik enerjisi satın alacak.

Satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat, her yıl için, EPDK'nın belirlediği bir önceki yıla ait Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatı olacak. Bu fiyat, 5 centten az, 5.5 centten fazla olamayacak.

Bu konudaki uygulamalar, 31 Aralık 2011 tarihinden önce işletmeye giren tesisleri kapsayacak. Bakanlar Kurulu, uygulamanın sona ereceği tarihi, 31 Aralık 2009'a kadar Resmi Gazetede yayınlamak şartıyla en fazla 2 yıl uzatabilecek.

Orman veya hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan her türlü taşınmazın, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretimi yapmak amacıyla kullanılması halinde, tesis, ulaşım yolları ve şebekeye bağlantı noktasına kadarki nakil hattı için kullanılacak
arazilere ilişkin olarak Çevre ve Orman ya da Maliye bakanlıkları tarafından izin verilecek.

EPDK, üretim lisanslarında ve lisans başvurularında teminat isteyecek.

Hilmi Güler, tasarının, merkezi ısıtma ve ferdi ısınmayla ilgili maddesi görüşülürken, ''Merkezi ısınma daha iyi olabilir. Toplu konutlar tek merkezden ısınsın da diyebiliriz... Ama bu ısınmada bir arıza olduğu zaman ısınmada sorunlar yaşanabilir. Adam belki dairede oturmayacak ama aidatını ödemek zorunda
kalacak. Ben, bir bakan, milletvekili olarak kat kaloriferinden memnunum'' diye konuştu.


Kaynak: Meclishaber


AreX 17 Ocak 2007 16:02

17 Ocak 2007

DEVLET BAKANI BABACAN: (2) -''2007, İÇ VE DIŞ SİYASİ GELİŞMELER AÇISINDAN, FAİZLERİN BİR MİKTAR YÜKSEK KALMASINI GEREKTİREN BİR YIL'' -''(ENFLASYONDA) YÜZDE 4 GERÇEKÇİ Mİ DEĞİL Mİ? BUNU SORGULADIK. BUNUN SONUCUNDA, EĞER DOĞRU POLİTİKALAR UYGULANIRSA, 2007'DE YÜZDE 4'LÜK HEDEF VE ARTI EKSİ 2 PUANLIK BANTIN ULAŞILABİLİR BİR HEDEF OLDUĞU KONUSUNDA MUTABIK KALDIK. BİZ 2007 YILI ENFLASYON HEDEFİMİZİN GERÇEKÇİ OLDUĞU GÖRÜŞÜNDEYİZ'' -''2007 YILINDA, CARİ AÇIK, 2006 YILINA ORANLA, BİR MİKTAR DAHA AZ OLACAK'' -''BİZ 2007 YILINDA DA YİNE OLDUKÇA YÜKSEK BİR DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE RAKAMI BEKLİYORUZ, 2008 YILINDA DA DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ'' -''BUGÜN İTİBARIYLA ELEKTRİKTE VERİLMİŞ BİR ZAM KARARI YOK AMA GEREKTİĞİ ZAMAN, HANGİ ÜRÜN OLURSA OLSUN, İSTER ELEKTRİK OLSUN, İSTER DOĞAL GAZ OLSUN EĞER GEREKİYORSA YAPARIZ''

(A.A) - Devlet Bakanı Ali Babacan, 2007'nin, iç ve dış siyasi gelişmeler açısından, faizlerin bir miktar yüksek kalmasını gerektiren bir yıl olduğunu söyledi.

Babacan, bu arada, ''biz 2007 yılında da yine oldukça yüksek bir doğrudan yabancı sermaye rakamı bekliyoruz, 2008 yılında da devam etmesini bekliyoruz'' dedi.

Devlet Bakanı Ali Babacan, NTV'de canlı yayında katıldığı programda, reel faizler düzeyine ilişkin bir soruya karşılık, şuandaki reel faiz seviyesinin geçici bir seviye olduğunu, bunun da 2-3-4 yıllık borçlanma enstrümanlarında, ilk bir yılı geçtikten sonra enstrüman faizlerinde düşüşlerin görüldüğünü ifade etti.

Babacan reel faizler konusunda şunları söyledi:
''Ancak bu yıl, iç ve dış siyasi gelişmeler açısından, faizlerin bir miktar yüksek kalmasını gerektiren bir yıl. Hiçbir Merkez Bankası, hiçbir Hazine yüksek faiz ödemek istemez, ancak istikrar ve ülke ekonomisinin uzun vadede sıhhati için kısa vadede faizlerin yüksek kalması gerekiyorsa bu maliyete katlanmamamız gerekiyor. Bunu bir bakıma istikrarın bir sigorta primi olarak düşünebiliriz. Merkez Bankası'ndaki arkadaşlarımızın hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu ülkeyi seven kişiler, yani ülkeye daha yüksek bedel ödetme gibi bir kasıtları olamaz. Faizler eğer bugün bu seviyede ise bu Türkiye'nin uzun vadedeki istikrarı ve enflasyonda kalıcı bir düşüşü sağlamak içindir.

Şundan herkesin emin olması lazım, ekonomi yönetiminin tüm birimleri Türkiye için en iyisi yapmaktadırlar. Tüm ekonomi kurumları arasında tam bir koordinasyon ve uyum mevcuttur.

Bütün kurumların birbirleriyle çok yakın temas içinde çalışıyorlar.

Hazine ile Merkez Bankası arasında tam bir koordinasyon var, çünkü Hazinenin ciddi bir rezervi ve borç yönetimi var. Bu para politikalarını çok yakından ilgilendiriyor.''

-''ELEKTRİKTE EĞER BİR AYARLAMA GEREKİYORSA BUNU YAPARIZ''-

Babacan, elektrik fiyatları ve zam tartışmaları konusunda ise Türkiye'de elektrik fiyatlarının, hükümetin iş başına geldiği andan bugüne kadar hiç artmadığını, hatta indirim yapıldığını hatırlattı.

Elektrikte maliyetin iki önemli unsurunun bulunduğunu belirten Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

''Birinci petrol fiyatları ki bu doğal gaza bağlı, ikincisi de kur unsurudur.

Geçtiğimiz dönem içinde kur oldukça düşük seyretti, petrol fiyatları arttı, ancak Enerji Bakanlığımız, elektrik üretimindeki kompozisyonunu sürekli ayarlayarak, maliyetleri düşük tutarak, işi bugüne kadar getirdi.

Biz tüm gelişmelere bakıyoruz ve eğer bir ayarlama gerekiyorsa bunu yaparız. Teknik olarak her kurumun kendi perspektifi olur, ancak siyasi karar aşamasına gelindiğinde biz ilgili bakanlar biraya geliriz ve durumu Başbakana arz ettikten sonra tek bir karar ortaya çıkar.

Bugün itibarıyla elektrikte verilmiş bir zam kararı yok ama gerektiği zaman, hangi ürün olursa olsun, ister elektrik olsun, ister doğal gaz olsun eğer gerekiyorsa yaparız.''

Babacan, zam öncesinde bakılan en önemli konulardan birisinin toplam kamudaki faiz dışı fazlanın olduğunu ve bunun için de tüm enerji KİT'lerinin bulunduğunu, dört yıldan bu yana da toplam faiz dışı fazla hedefinin tutturulduğunu vurguladı.

Ali Babacan, elektrik dağıtımında özelleştirilmeye gidilmesinin ertelenmesi kararının Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkilerde bir sorun yaratıp yaratmadığına ilişkin soruya verdiği yanıtta ise bunun bir sorun yaratmadığını söyledi.

-DAĞITIMDA ÖZELLEŞTİRMENİN ERTELENMESİ...-

Elektrik dağıtımında özelleştirmenin ertelenmesinin teknik gerekçelerle alınmış bir karar olduğunu vurgulayan Babacan, teknik gerekçelerde olabilecek bir sıkıntının, teknik konularda hata yapılması halinde, elektrik hizmetinin kötüleşmesi durumunda bunun sonucunun siyasi sıkıntıya da neden olabileceğini kaydetti.

Özelleştirme konusunda teknik olarak bazı hazırlıkların yapılması gerektiğini hatırlatan Babacan, bu nedenle biraz zamana ihtiyaç olduğunu, kararın teknik olduğunu ifade etti.

Hükümetin şimdiye kadar yaptığı özelleştirmelerin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan özelleştirmelerin iki katından daha fazla olduğunu belirten Babacan, özelleştirmedeki niyet konusunda kesinlikle bir şüphenin bulunmadığını bildirdi.

Babacan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 2006 yılı sonuna kadar tamamladığı yönetmeliklerin incelenmesi için bir IMF heyetinin davet edilip edilmediğine ilişkin bir soruya karşılık, 2007 yılında bilgi kirliliğinin yaşanacağının görüldüğünü, hayal ürünü yorumların ortaya çıkacağı bir yıl olacağını, siyasi ve ideolojik kaygılarla çok farklı haberler ve yanlış yorumların ortaya çıkacağını, bu konuda hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti.

Dünya Bankası ve IMF ile birlikte yürütülen, finansal sistemin tümüyle gözden geçirildiği bir çalışmanın bulunduğunu hatırlatan Babacan, bu çalışmayı yapmıyor olmanın, sistemi açmak istememe anlamına geldiğini, bu çalışmanın yaklaşık bir yıldır da devam ettiğini kaydetti.

Babacan, bir yıldan buyana süren bu çalışma kapsamında, BDDK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Hazine gibi kurumlarla çalışmalar yapıldığını, bunların da devam ettiğini vurguladı.

BDDK Başkanı ile görüştüğünü ifade eden Babacan, onun da bu türden haberlerin şaşkınlığı içinde olduğunu ifade ettiğini kaydetti.

-ÖZELLEŞTİRME HEDEFİ...-

Babacan, 2007 özelleştirme hedefi konusundaki soruya verdiği yanıtta ise 2006 sonunda 2007'ye ilişkin finansman programıyla beklentilerin açıklandığını kaydetti.

Finansman programı çerçevesinde, borçlanma dışı kaynaklar içinde yer alan kaynakların önemli bir kısmının, faiz dışı fazla sayılmazsa, TMSF ve özelleştirme gelirlerinden oluştuğunu ifade eden Babacan, 2007'de TMSF ve özelleştirmeden gelecek gelirin tamamının 4,5 milyar dolar olarak var sayıldığını bildirdi.

Babacan, 4,5 milyar doların 3 milyar dolarının özelleştirmeden, 1,5 milyar dolarının da TMSF'den geleceğini kaydetti.

TMSF'den gelecek kaynakların, belirli anlaşmalara bağlanmış ödeme gelirlerinden oluştuğunu belirten Babacan, özelleştirmeden gelecek 3 milyar dolarlık kaynağın 1,5 milyar dolarının Türk Telekom'un taksit ödemesi olduğunu, Türk Telekom'un ayrıca erken ödeme konusu üzerinde de çalıştığını, diğer 1,5 milyar doların da şimdiye kadarki tamamlanmış özelleştirmelerden yapılacak ekstra tahsilatların olduğunu ifade etti.

Babacan, 4,5 milyar dolarlık hedefin çok ihtiyatlı bir yaklaşım olduğunu, bunun üzerinde gerçekleşecek her miktarın da bir artı kaynak olacağını kaydetti.

Ali Babacan, 2007 finansman programını yaparken, elektrik ve Halk Bankası gibi özelleştirmelerden gelebilecek gelirlerin de hesaba katılmadığını o nedenle TEDAŞ'ın ertelenmesinin finansman programına hiçbir etkisinin bulunmadığını, finansman hedefi içindeki özelleştirme gelirlerinin oldukça ihtiyatlı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Babacan, ''yaz aylarında büyük bir ihtimalle Halk Bankası'nın özelleştirilmesinin tamamlanmasını bekliyoruz'' şeklinde konuştu.

-YABANCI SERMAYE GİRİŞİ...-

Ali Babacan, 2006 yılında doğrudan yabancı sermaye girişlerinin Kasım ayı sonu itibarıyla 18 milyar doları geçtiğini, bunun Türkiye tarihinde rekor bir seviye olduğunu vurguladı.

2007 yılına ilişkin olarak yoğun bir satın alma ve birleşme tahminlerinin olduğunun altını çizen Babacan, ''biz 2007 yılında da yine oldukça yüksek bir doğrudan yabancı sermaye rakamı bekliyoruz, 2008 yılında da güçlü bir şekilde doğrudan yabancı sermaye girişi devam etmesini bekliyoruz'' dedi.

-CARİ İŞLEMLER AÇIĞI...-

Devlet Bakanı Ali Babacan, cari işlemler açığı konusunda ise Türkiye'deki cari açığın yükselmesinin bir numaralı sebebinin enerji fiyatlarının artması olduğunu söyledi.

2006 yılında 29 milyar dolarlık bir enerji ithalatı gerçekleştirdiklerini belirten Babacan, ayrıca Türkiye'nin yatırım için makine ve teçhizat ithal ettiğini de vurguladı.

Ali Babacan, 2002'de 8 milyar dolar olan makine teçhizat ithalatının, geçen yıl 23-24 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini ifade etti.

Bakan Babacan, 2002'ye göre, 2006 yılındaki enerji ve makine-teçhizat toplam ithalatının 36 milyar dolarlık bir artış gösterdiğini belirterek, ''cari işlemler açığı geçen yıl 33-34 milyar dolar gibi bir rakamla bitecek, bunun sadece iki kalem ithalat 36 milyar dolar olmuş, bunlar olmasaydı Türkiye cari açık değil, fazla verecekti'' şeklinde konuştu.

Babacan, 2007 yılında, cari açığın, 2006 yılına oranla, bir miktar daha az olacağını da vurguladı.

-2007 ENFLASYON HEDEFİ...-

Ali Babacan, enflasyon konusunda ise orta vadeli enflasyon hedeflerinin yüzde 4 olduğunu söyledi.

Enflasyonda, nokta hedefinin etrafına bir belirsizlik aralığı koyduklarını belirten Babacan, ''gelecek yılki hedef yüzde 4, bunun artı eksi iki puanlık bir belirsizlik aralığı var'' dedi.

Babacan, şöyle devam etti:
''Enflasyonda belirsizlik aralığının dışına çıktığı zaman MB bunu izah ediyor. Biz açıkçası 2007 yılı için ilk açıkladığımız gibi bırakalım mı, yoksa revize edelim mi? diye çok düşündük. Revize edebilirdik, diyebilirdik ki, yüzde 8 diyebilirdik, nasılsa altında çıkar ve hedefi tutturmuşuz deriz. Ama bunu çok doğru bir yaklaşım olarak görmedik açıkçası. Yüzde 4 gerçekçi mi değil mi? Bunu sorguladık. Bunun sonucunda, eğer doğru politikalar uygulanırsa, 2007'de yüzde 4'lük hedef ve artı eksi iki puanlık bantın ulaşılabilir bir hedef olduğu konusunda mutabık kaldık. Biz 2007 yılı enflasyon hedefimizin gerçekçi olduğu görüşündeyiz.

Merkez Bankasının tahmin açıklamalarına baktığımızda, yüzde 70 ihtimalle, enflasyonun önümüzdeki sene yüzde 3 ile 6,5 arasında bir seviyede çıkacağı görülüyor.

2007 yılının, dış konjonktür açısından hem enflasyon hem de cari açık açısından daha rahat bir ortam sağlayacağını düşünüyoruz. 'Neden' derseniz, petrol fiyatlarının artış trendinin bir miktar yavaşladığı hatta bir miktar geri dönüşlerin olacağı bir yıl olacak. Programa ortalama petrol fiyatlarıyla ilgili 2007 yılı için 59,4 rakamını koyduk. Bunun altında gerçekleşirse, bu hem enflasyon hem de cari açık açısından olumlu katkı sağlayacak.''

Emtia fiyatlarında da bir gerilemenin olduğunun altını çizen Babacan, Türkiye'nin ham madde ithal ederek ürün ihraç eden bir ülke konumuna ulaşması nedeniyle emtia fiyatlarındaki düşüşün de enflasyonla mücadeleye ve cari açığın azalmasına olumlu katkı sağlayacağını kaydetti.

-SEÇİM EKONOMİSİ...-

Devlet Bakanı Babacan, bir soru üzerine, seçim ekonomisi terminolojisinin tarihe gömülmesi gerektiğini belirterek, geçmişte seçim döneminde izlenen politikaların ülkeye zarar verdiğini ifade etti.

Türkiye'de uzun vadeli bir bütçe disiplini sağladıklarının altını çizen Babacan, ''sadece 50 milyon YTL bütçeden daha fazla harcama yapmak için bile tekrar TBMM'ye gitmek gerekiyor'' dedi.


evo 18 Ocak 2007 01:39

KURUMLAR VERGİSİNDE KOLAYLIK

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2009/maliye_bakanligi_logo.jpg

ANKARA - Türkan Al - Kurumlar vergisinde, hem mükellefler hem de İdare için işler kolaylaşıyor. Maliye Bakanlığı, yeni Kurumlar Vergisi Kanunu ile ilgili uygulama esaslarını, tek bir tebliğde topluyor.
Maliye Bakanlığı, geçen yıl yeniden yazılarak, TBMM'de yasalaşan yeni Kurumlar Vergisi Kanunuyla ilgili uygulama Tebliğ Taslağını hazırladı.
Söz konusu düzenlemeyle, kurumlar vergisi ile ilgili 86 uygulama Tebliği yürürlükten kaldırılarak, tek bir Tebliğe dönüştürülüyor. Kurumlar Vergisi Kanunun her bir maddesinin uygulama esasları, taslakta aynı madde numarasının altında düzenleniyor.
Bu şekilde kurumlar vergisi, hem basit ve anlaşılır hale getiriliyor, hem de vergiyle ilgili işlemlerin hızlı ve sağlıklı yürütülmesine ortam hazırlanıyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı yetkilileri, Vergi Kanunlarının yeniden yazımı çalışmalarında öncelikle vergiyi basit, anlaşılır ve kolay uygulanır hale getirmeyi amaçladıklarını belirterek, ''Bunun ilk uygulaması kurumlar vergisinde olacak. Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu ile getirilen oran indiriminin yanı sıra oldukça basit bir sistem oluşturuluyor. Önce yürütme ve yürürlük dahil 38 maddelik bir kanun çıkarıldı. Şimdi aynı Kanunun uygulama esaslarını 1'i geçici madde olmak üzere 36 maddelik tek bir Tebliğ ile düzenliyoruz. Bu şekilde vergiyle ilgili tüm taraflar, Kanun veya Tebliği açtığında ne yapması gerektiğini kolayca anlayabilecek'' dediler.

http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif


http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/haberayrinti.gif NEMA ALACAKLILARINA ÖDEME

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/para_elde_3.jpg

ANKARA - Hazine, 29 Nisan 2003 tarihinden önce zorunlu tasarruf sisteminden kendi isteğiyle çıkan tasarruf sahiplerinin sistemden çıktıkları tarihte hesapta kalan devlet veya işveren katkısı tutarları ile şahıs kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarlarını bir defada ödeneceğini bildirdi.
Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, 29 Nisan 2003 tarihinden önce sistemden kendi isteğiyle çıkan tasarruf sahiplerinin sistemden çıktıkları tarihte hesapta kalan devlet veya işveren katkısı tutarları ile şahıs kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarları, Şubat 2007 sonu itibari ile değerlemeye tabi tutularak başvurmaları halinde tasarruf sahiplerine defaten ödenecek.
Açıklamada, söz konusu ödemelere ilişkin çalışmaların devam ettiği belirtilerek, hak sahiplerinin Ziraat Bankasına başvuru yapabilecekleri tarihin duyurulacağı ifade edildi.


AreX 18 Ocak 2007 12:40

18 Ocak 2007

SENDİKALI İŞÇİ SAYISI ARTTI -KAYITLI İŞÇİLERİN YÜZDE 58.42'Sİ SENDİKALI

(A.A) - Kayıtlı 5 milyon 210 bin 46 işçinin yüzde 58.42'sini oluşturan 3 milyon 43 bin 732 kişi sendikalara üye bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın işkollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Tebliğe göre, kayıtlı 5 milyon 210 bin 46 işçiden 3 milyon 43 bin 732'si (yüzde 58.42), sendikalara üye bulunuyor. Geçen yılın Temmuz ayı istatistiklerine göre, bu oran 58.21'e karşılık geliyordu.

Tebliğe göre, Türk-İş'e bağlı 33, DİSK'e bağlı 8, Hak-İş'e bağlı 7 ve bağımsız 2 sendika, yüzde 10 işkolu barajını aşarak, toplu iş sözleşmesi yapabilme hakkı kazandı. Toplu iş sözleşmesi yapabilme hakkı kazanan sendikalar ve üye sayıları şöyle:

''Orman-İş (58 bin 438), Tarım-İş (43 bin 54), Öz Tarım-İş (652), Emek Tarım-İş (3 bin 141), Tarım Orman-İş (19 bin 133), Türk Maden-İş (54 bin 870), Genel Maden-İş (31 bin 713), Petrol-İş (82 bin 697), Lastik-İş (41 bin 638), Öz Gıda-İş (65 bin 332), Tek Gıda-İş (185 bin 218), Şeker-İş (26 bin 390), Öz İplik-İş (84 bin 947), Teksif (330 bin 399), Tekstil (76 bin 238), Deri-İş (17 bin 127), Ağaç-İş (13 bin 100), Öz Ağaç-İş (11 bin 777), Selüloz-İş (16 bin 806), Tümka-İş (3 bin 539), Basın-İş (5 bin 176), BASS (16 bin 795), Banksis (28 bin 57), Basisen (67 bin 54), Türkiye Çimse-İş (66 bin 811), Kristal-İş (19 bin 875), Türk Metal (300 bin 365), Çelik-İş (94 bin 69), Birleşik Metal-İş (70 bin 575), Dok Gemi-İş (4 bin 757), Yol-İş (162 bin 606), Tes-İş (117 bin 361), Koop-İş (46 bin 157), Tez-Koop-İş (62 bin 377), Sosyal-İş (43 bin 914), TÜMTİS (14 bin 201), Nakliyat-İş (15 bin 678), Demiryol-İş (22 bin 23), Türk Deniz-İş (13 bin 815), Hava-İş (16 bin 135), Liman-İş (7 bin 316), Türkiye Haber-İş (29 bin 680), Sağlık-İş (16 bin 952), Toleyis (44 bin 555), Oleyis (32 bin 840), Türk Harb-İş (30 bin 263), TGS (3 bin 994), Belediye-İş (194 bin 106), Hizmet-İş (116 bin 003), Genel-İş (77 bin 404).

Tarım, ormancılık, hayvancılık ve balıkçılık işkolunda yüzde 10 barajı aranmıyor.


AreX 19 Ocak 2007 12:48

19 Ocak 2007

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELE... -KSO BAŞKANI KANBAK: ''İSTİHDAM VERGİLERİ VE İSTİHDAM YÜKLERİ DİYE ANILAN KESİNTİLER, OECD ÜYESİ ÜLKELERE ORANLA ÇOK YÜKSEK. KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELE İÇİN YÜZDE 45'İ BULAN BU KESİNTİLERİN DÜŞÜRÜLMESİ ŞART''

(A.A) - Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Yılmaz Kanbak, ''istihdam vergileri ve istihdam yükleri'' diye anılan kesintilerin, OECD üyesi ülkelere oranla çok yüksek olduğunu belirterek, kayıt dışı istihdamla mücadele için yüzde 45'i bulan bu kesintilerin düşürülmesinin şart olduğunu savundu.

Kanbak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oda olarak Kayıt Dışı İstihdam Projesi (KADİM) için bazı önerileri bulunduğunu belirtti.

Kayıt dışı istihdamın, Türkiye'nin en önemli, en ciddi ekonomik ve sosyal problemlerinden olduğunu ifade eden Kanbak, bürokrasinin azaltılmasına, sosyal güvenlik ve vergi işlemlerinde otomasyona geçilmesine ve az gelişmiş illerde istihdamın artırılmasının teşvikine rağmen, kayıt dışılık durumunun azaltılamadığını iddia etti.

Türkiye'de kayıt dışı istihdamın yaygın oluşunun en önemli sebepleri arasında, toplumsal sorumluluğun ve etik değerlerin yeterince yerleşmemesinin geldiğini söyleyen Kanbak, ''Dolayısıyla bu sorun, toplum olarak bilincimizin değişmesiyle uzun vadede çözülebilecek bir sorundur'' dedi.

-SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİLER-

Kanbak, bu sorunun kısa ve orta vadede kısmen çözülmesi için önerilerini ise şöyle açıkladı:

''İstihdam vergileri ve istihdam yükleri diye anılan kesintiler, OECD üyesi ülkelere oranla çok yüksek. Kayıt dışı istihdamla mücadele için yüzde 45'i bulan bu kesintilerin düşürülmesi şarttır. Bu konuda çeşitli çareler arandığı, ancak bütçenin buna imkan vermediği belirtilmektedir. Konunun önemi nedeniyle bütçelerde bir ayarlama yapılarak, diğer fasıllarda indirim gerçekleştirilip bu konuya ilave kaynak ayırmak çare olabilecektir. Yani, bu konuya bütçelerde öncelik tanınmalıdır.''

İşyerlerinde kayış dışı faaliyet konusunda yapılacak denetimlerin artırılması için denetim kadrolarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kanbak, ''Denetimler için gerekli organizasyon, altyapı mutlaka oluşturulmalı ve nitelikleri itibariyle tam kurumsallaşmamış ve emek yoğun sektörler başta olmak üzere ciddi, etkin denetimler yapılmalıdır. Ayrıca alt işveren kullanan firmaların denetlenmesi gerekmektedir'' diye konuştu.

-ASGARİ ÜCRET-

Kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ekonomiye uygulanan cezaların caydırıcı etki yapacak şekilde artırılması, uygulanması gerektiğini savunan Kanbak, şöyle devam etti:

''İki seneyi doldurmamış firmaların faturalarının genel vergide geçerli olması, ancak vergi iadelerinde mahsuplarda (katma değer, SSK gibi) geçerli olmaması uygun olacaktır. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması ve iş konularında tazminatın 100 bin YTL'yi geçmemesi gerekir.

Belgelerinde sahtecilik yapan firmaların ticaretten men edilmesi ve bu tür firmalardan dolayı aktif iş yapan firmaların korunması yararlı olacaktır.''

-ZORUNLU İSTİHDAM-

Kanbak, vergi ve sigorta primi dışında işletmeler üzerinde spor tesisi, kreş, anaokulu, eğitim birimi kurma, zorunlu istihdam gibi çeşitli sosyal yüklerin bulunduğuna değinerek, bu yüklerin önemli bir bölümünün çalıştırılan işçi sayısına bağlı olması yüzünden, özellikle KOBİ niteliğindeki istihdam yaratan işverenin de artık işçi çalıştırmaktan kaçındığını söyledi.

Toplam 247 bin sanayi işletmesinin 242 bininde 49 kişi ve altında işçi çalıştığını anlatan Kanbak, şunları kaydetti:

''Örneğin 4857 sayılı İş Kanunu'na göre 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri belirli oranlarda özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırmak zorundadır. 100 kişilik bir işletmede 15 kişilik zorunlu istihdam gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız. Ticaret ve istihdam üzerindeki kamu ve zorunlu istihdam yükleri yeni yatırım taleplerini azaltığı gibi mevcut yatırımcıların yatırımdan vazgeçmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle bu rakamların yeniden düzenlenmesi, istihdam daraltıcı rol oynayan mevzuat hükümlerinin değiştirilmesi büyük önem arz etmektedir.''


AreX 19 Ocak 2007 13:04

19 Ocak 2007

2007 YILINDA 387 FUAR... -BU YIL TOBB'DAN, 67'Sİ ULUSLARARASI NİTELİKTE 387 FUAR DÜZENLEME İZNİ ALINDI -166 FUAR İLE İLK SIRADA YER ALAN İSTANBUL'U, 31 FUARLA İZMİR İZLİYOR

A.A) - Bu yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nden (TOBB), 67'si uluslararası nitelikte olmak üzere 387 fuar düzenleme izni alındı.

AA muhabirinin, TOBB 2007 yılı fuar takviminden derlediği bilgiye göre, 166 fuar ile İstanbul ilk sırada yer alırken, İzmir'de 31, Ankara'da 30, Antalya'da 24, Bursa'da 23, Konya'da ise 20 fuar düzenlenecek.

Buna göre, Türkiye'de gelecek yıl gerçekleştirilecek fuarların yüzde 43'ü İstanbul'da, yüzde 33'ü ise ardından gelen 5 ilde yapılacak.

Fuarlar arasında ihtisas fuarları önemli yer tutarken, 2007 yılı takviminde gözüken 387 fuardan 371'i ihtisas fuarı niteliği taşıyor. Bu fuarların 66'sı uluslararası boyutta yapılacak. Kalan fuarlardan biri uluslararası nitelikte olmak üzere 11'i genel, 5'i ise tüketici fuarı olarak düzenlenecek.

Bu yılki fuarları toplam 105 firma gerçekleştirecek. Bu firmaların şehirlere dağılımında ise İstanbul yine ilk sırada yer aldı. İstanbul'dan, bu yıl TOBB'dan fuar düzenleme izni alan 62 firma bulunurken, Ankara'dan 13, İzmir ve Antalya'dan 6'şar, Gaziantep'ten 3, Bursa, Trabzon, Konya ve Muğla'dan 2'şer, Adana, Samsun, Manisa, Yalova, Ordu, Malatya ve Tekirdağ'dan ise birer firma yer alıyor.

Trabzon'da 1-7 Ocak tarihleri arasında İpekyolu Fuar Alanında gerçekleştirilen ''Tüketici Fuarı'' yılın ilk fuarı olurken, 25-31 Aralık tarihlerinde İstanbul Askeri Müze Kültür Sitesinde düzenlenecek ''Yılbaşı Hediye Fuarı'' ise yılın son fuarı olacak.


evo 19 Ocak 2007 13:38

KURŞUNSUZ BENZİN VE MOTORİN 3-6 YKR UCUZLADI



http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2007/benzin_pompa_8.jpgANKARA - Rafineri çıkış fiyatlarında yapılan ayarlamanın ardından, 95 oktan kurşunsuz benzinin pompa fiyatı litrede 5-6 YKr, motorinin pompa fiyatı ise litrede 3 YKr ucuzladı.
Benzin ve motorin pompa fiyatlarındaki indirim, bugünden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
Yeni ayarlamayla Ankara'da 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı Opet bayilerinde 2,62 YTL, POAŞ ve BP bayilerinde 2,63 YTL'ye indi.
Ayarlamanın ardından, motorinin pompa fiyatı da yaklaşık 3 YKr ucuzladı.
Buna göre motorinin pompa fiyatı Ankara'da Opet, POAŞ ve BP bayilerinde 2,14 YTL'den 2,11 YTL'ye geriledi. Söz konusu bayilerde motorinin fiyatı İstanbul'da 2,12 YTL'den 2,09 YTL'ye, İzmir'de ise 2,11 YTL'den 2,08 YTL'ye indi.


AreX 19 Ocak 2007 18:02

19 Ocak 2007

HAZİNE İHALELERİ... -HAFTAYA İHALESİ YAPILACAK DOLAR CİNSİ 6 AYDA BİR SABİT KUPON ÖDEMELİ TAHVİL İÇİN, YÜZDE 2,75 FAİZ ÖDENECEK

(A.A) - Hazine gelecek hafta, biri döviz cinsinden olmak üzere iki tahvil ihalesi birden yapacak.

Hazine'den yapılan açıklamaya göre, 20.01.2010 vadeli dolar cinsi 6 ayda bir sabit bonolu tahvil için, yüzde 2,75 faiz ödenecek.

Hazine, 23 Ocak Salı günü, 22 ay (672 gün) vadeli YTL cinsinden ıskontolu tahvil ile 3 yıl (1092 gün) vadeli döviz cinsinden tahvil ihaleleri düzenleyecek.

Söz konusu ihalelerde satılacak kağıtlar 24 Ocak Çarşamba günü ihraç edilirken, 22 ay vadeli tahvil için 26 Kasım 2008, 3 yıl vadeli için 20 Ocak 2010 olarak belirlendi.

Bu arada Hazine, gelecek hafta, Ocak ayının en büyük iç borç ödemesi olan ve 6 milyar 964 milyon YTL'si piyasaya olmak üzere toplam 9 milyar 250 milyon YTL ödemesi yapacak.



AreX 23 Ocak 2007 22:44

23 Ocak 2007

DESTEK ÖDEMELERİ, TARIMSAL KREDİYE TEMİNAT OLABİLECEK -TAPUYA KONULACAK ŞERH NEDENİYLE, ARAZİ EL DEĞİŞTİRSE DAHİ, ARAZİYE İLİŞKİN DESTEKLEME ÖDEMELERİ, KREDİ BORCUNA MAHSUBEN İLGİLİ KURULUŞA VERİLECEK

ANKARA (A.A) - Tarımsal arazilere verilecek her türlü destekleme ödemeleri, finansal kuruluşlar ve kooperatifler tarafından kullandırılacak yatırım amaçlı tarımsal krediler için teminat olarak gösterilebilecek.

Ulusal Tarım Stratejisi Doğrultusunda Tarımsal Destek Ödemelerine ve Sürdürülebilir Çiftçi Kayıt Sisteminin Geliştirilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karara göre, finans kuruluşları, kooperatifler ve diğer kredi kuruluşları tarafından kullandırılan yatırım amaçlı tarımsal kredinin teminatı olarak, kredi kullandırılan arazi için ödenecek her türlü tarımsal desteklemeler, temlik yoluyla teminat olarak verilebilecek.

Tapu kaydında yatırım amaçlı tarımsal kredi kullanıldığına ilişkin şerh bulunan araziler, kiralama, devir veya herhangi bir şekilde el değiştirse dahi, kredi vadesi içerisinde, araziye ilişkin ilgili mevzuatı çerçevesinde doğabilecek her türlü tarımsal desteklemeler kredi borcuna mahsuben ilgili kuruluşlara ödenmeye devam edilecek.

Kararı, Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütecek.

23 Ocak 2007

KAPALIÇARŞI'DA DÖVİZ... -DOLAR 1,4160 YTL, AVRO 1,8310 YTL'DEN GÜNE BAŞLADI

İSTANBUL (A.A) - İstanbul serbest piyasada dolar 1,4160 YTL, avro 1,8310 YTL'den güne başladı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Kapalıçarşı'da 1,4100 YTL'den alınan dolar 1,4160 YTL'den satılıyor. 1,8220 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,8310 YTL olarak belirlendi.

Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,4120 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,8260 YTL olmuştu.


AreX 23 Ocak 2007 23:01

23 Ocak 2007

"Değişen Güç Dengeleri"

İş, politika, üniversite ve medya dünyasından iki bini aşkın lider, 24-28 Ocak tarihleri arasında İsviçre' nin Davos şehrinde düzenlenecek olan Dünya Ekonomi Forum' unda bir kez daha bir araya gelecekler.
Bu yılın konusu olan " Değişen Güç Dengeleri" 2007 yılının küresel ajandasını şekillendirecek unsurları yansıtmaktadır.

Programa dahil edilmiş bir çok öncelikli konular hiçte yabancısı olmadığımız konulardır. Fakat gündem, bu konuları karşımıza farklı bir boyutta çıkaran bazı yeni güç unsurların meydana çıkmasına bağlı olarak çok büyük bir değişime uğramıştır. Bu unsurlar yeni ekonomilerin büyüyen önemini, mal sağlayıcıların artan hakimiyetini, kurumlar üzerinde söz sahibi olan şahıs ve küçük grupları ve tüketicilerin üreticiler üzerindeki daha baskın rolünü kapsamaktadır.

Bu yeni unsurlar konuları dört alt başlıkta gruplandıran zengin ve çeşitlilik gösteren bir programa dökülmüştür:

Ekonomi: Yeni oluşumlar, teşvikler
Jeopolitika: Yeni yetki ihtiyacı yok
Teknoloji ve Toplum: Kimlik, topluluk ve şebeke
İş: Bağlantılı bir dünyada öncülük

2007 Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısı dünyada çeşitli alanlarda ve dallarda söz sahibi liderlere bu konuları dile getirme ve küresel vatandaşlık ruhuna dair yeni yaklaşımlar yaratmak için gerekli olan etkili, yenilikçi topluluklar oluşturma fırsatı sağlayacaktır.


23 Ocak 2007

PETROL FİYATLARI -SUUDİ ARABİSTAN ''ILIMLI BİR FİYATTAN YANA'' -OPEC BAŞKANI EL HAMLİ: ''VARİL BAŞINA 55 DOLAR MAKUL''

TOKYO (A.A) - Petrol fiyatlarında geçen yılın sonlarında hızlanan düşüş, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) yeni bir üretim kısıntısına gideceği kaygılarını güçlendirirken, Suudi Arabistan ''ılımlı bir fiyattan yana'' olduğunu bildirdi.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve OPEC'in en sözü geçen üyesi Suudi Arabistan'ın petrol bakanı Ali el Naimi, Japonya ziyaretinde ''ülkesinin ılımlı bir fiyattan yana olduğunu ve olağanüstü durumlarda petrol arzının güvenliğini sağlamaya hazır bulunduğunu'' söyledi.

El Naimi, kafasındaki ''ılımlı fiyat''ın ne olduğu konusunda bir rakam telaffuz etmezken, OPEC'in bu konudaki tercihi, kartel başkanı ve Birleşik Arap Emirliği petrol bakanı Muhammed el Hamli'den geldi.

El Hamli, OPEC üyesi 7 ülkenin petrolünden oluşan ''OPEC sepeti''nin varil fiyatı için yaklaşık 55 doların makul olacağını söyledi.

Petrol fiyasasında gösterge oluşturan ABD hafif ve Brent petrollerinden daha ucuz olan OPEC sepetinin varil fiyatı, dün itibariyle 49,63 dolarda bulunuyordu. Dolayısıyla el Hamli'nin telaffuz ettiği rakamın OPEC'in petrolün varil fiyatında en az 5 dolarlık bir artıştan yana olduğuna işaret ediyor.

Uluslararası piyasalarda geçen Temmuzda 80 dolara yaklaşarak zirve yapan petrol fiyatları, o tarihten bu yana yüzde 33 değer yitirdi. Sadece yılbaşından bu yana yüzde 14 gerileyen ABD hafif petrolünün varil fiyatı, bugün itibariyle 52,70 dolar civarında seyrediyor.

23 Ocak 2007

BUSİAD'IN, ''2007 SİYASİ VE SOSYOEKONOMİK BEKLENTİLER ANKETİ''... -KATILIMCILARIN YÜZDE 70'İ, GENEL SEÇİMLER ÖNCESİNDE SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM KANUNUN DEĞİŞMESİNİ İSTEDİ

BURSA (A.A) - Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) tarafından yaptırılan, ''2007 Yılı Siyasi ve Sosyoekonomik Beklentiler Anketi''nin sonuçları açıklandı.

BUSİAD Başkanı Ali İhsan Yeşilova, düzenlediği basın toplantısında, dernek olarak Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini kınadıklarını belirterek, Dink'e sıkılan kurşunların aslında Türkiye'ye, demokrasiye, fikir özgürlüğüne, Türk basınına ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine sıkıldığını söyledi.

2007 yılının Türkiye için seçim yılı olduğunu hatırlatan Yeşilova, bu nedenle sürecin başında yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler gibi Türkiye'nin önemli konuları hakkında üyelerinin görüşlerini almak istediklerini, bu amaçla da ''2007 Yılı Siyasi ve Sosyoekonomik Beklentiler Anketi''ni düzenlediklerini kaydetti.

Yeşilova'nın açıkladığı anket sonuçlarına göre, ''Siyaseten söylenmiş sözlerin dışında siyasilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını ister misiniz?'' sorusuna katılımcıların yüzde 95'i ''evet'' yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 70'i, genel seçimler öncesinde Siyasi Partiler ve Seçim Kanununun değişmesini isterken, yüzde 67'si de cumhurbaşkanlığı seçiminin mevcut meclis tarafından yapılmaması yönünde görüş bildirdi.

Ankette yer alan, ''Sizce cumhurbaşkanı halk tarafından mı seçilmelidir?'' yönündeki soruyu, katılımcıların yüzde 72'si ''Evet'' diye yanıtladı.

Katılımcıların yüzde 70'i, 2007 yılında yüzde 10'luk bir enflasyon beklentisi içinde olurken, üyelerin çoğunluğunun ekonominin yüzde 5'lik bir büyüme kaydedeceği yönünde oy kullandığı belirtildi.

Ankete katılanların yüzde 88'inin AB'nin Türkiye'ye karşı uyguladığı politikaları doğru bulmadığı, yüzde 67'sinin de hükümetin AB politikasını onaylamadığı belirlenirken, katılımcılar, ''Sizce Türkiye'nin 2007 yılındaki en önemli sorunları neler olacaktır?'' şeklindeki soru üzerine, işsizlik, cumhurbaşkanlığı seçimi, siyasi istikrarsızlık, terör ve kayıt dışılığın Türkiye'nin en önemli sorunları olduğunu bildirdi.


AreX 24 Ocak 2007 11:10

24 Ocak 2007


BÜTÇE UYGULAMA TEBLİĞİ... -KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK AYRINTILI HARCAMA PROGRAMI İLE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINCA HAZIRLANACAK AYRINTILI FİNANSMAN PROGRAMININ USUL VE ESASLARI BELİRLENDİ

ANKARA (A.A) - Kamu idarelerince hazırlanacak ayrıntılı harcama programı ile özel bütçeli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarınca hazırlanacak ayrıntılı finansman programının usul ve esasları belirlendi.

Maliye Bakanlığının 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Tebliğde, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun bütçe ödeneklerinin kullanılmasına ilişkin maddesi anımsatıldı. Buna göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, ayrıntılı harcama programlarını hazırlayacak ve vize edilmek üzere Maliye Bakanlığına gönderecek. Bütçe ödenekleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, nakit planlaması da dikkate alınarak vize edilen ayrıntılı harcama programları ve serbest bırakma oranlarına göre kullanılacak.

Özel bütçeli idareler ve sosyal güvenlik kurumları da ayrıntılı finansman programlarını hazırlayacak ve harcamalarını bu programa uygun yapacaklar.

Tebliğde, ''program oluşturma ilkeleri'' ile ''program oluşturma yöntemi ve sürecine'' ilişkin unsurlar yer aldı.


AreX 24 Ocak 2007 15:58

24 Ocak 2007

''1 MİLYAR YTL KOBİ'LERİ BEKLİYOR''... -TOBB BAŞKANI HİSARCIKLIOĞLU: -''TOBB, 2007 İÇERİSİNDE 20 İLİMİZDE, KOSGEB, TÜBİTAK, HALKBANK VE TPE İŞBİRLİĞİYLE, KOBİ BİLGİ VE EĞİTİM FUARLARI DÜZENLEYECEK?? -''BU BÜROKRATİK ORTAMDA İŞ YAPABİLMEK İÇİN, MÜTEŞEBBİSTE PEYGAMBER SABRI OLMASI GEREKİYOR'' -''KOBİ BİLGİ VE EĞİTİM FUARLARI, BU SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKIDA BULUNACAK''

ANKARA (A.A) -Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB'un 2007 içerisinde 20 ilde, KOSGEB, Tübitak, Halkbank ve Türk Patent Enstitüsü (TPE) işbirliğiyle 'Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarları' düzenleyeceğini bildirdi.

Hisarcıklıoğlu bu arada, Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarları için ''1 milyar YTL kobi'leri bekliyor'' sloganının benimsendiğini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Kosgeb Başkanı Bayram Mecit, TPE Başkanı Yusuf Balcı, Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Cebeci'nin katıldığı ve ilki 26-27 Ocak?ta Ankara?da başlayacak Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarlarının tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında bir konuşma yaptı.

Hisarcıklıoğlu, Türk ekonomisinin dinamik gücü olan kobi'ler için, 6 kurumun birden biraraya gelerek böyle bir platformun oluşturulmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

Kobi'lerin faaliyetlerini yürütebilmek için çok sayıda kurum ve kuruluşla muhatap olduğunu belirterek, bir fabrika kurup, faaliyete geçirmek için 71 kurumdan belge onaylatıp, 349 adet imza tamamlamak zorunda olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, bunlardan 316?sının yatırım aşamasında gerektiğini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, daha sonra işletme aşamasına geçildiğinde, emisyon izninden tutun, itfaiye raporuna 33 imza daha gerektiğini ifade ederken, ''Böyle bürokratik bir ortamda iş yapabilmek için, müteşebbiste peygamber sabrı olması gerekiyor?? dedi.

Kobi'lerin sadece, izin ve ruhsat konularındaki mevzuatı takipte değil, çok çeşitli kurumlara dağılmış olan kobi desteklerinden yararlanma sonusunda da sıkıntı yaşadığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

''İşte TOBB, bu sorunların çözümüne katkıda bulunmak amacıyla 2007 yılı içerisinde 20 ilimizde Kosgeb, Tübitak, Halkbank ve Türk Patent Enstitüsü işbirliğiyle Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarları düzenleyecek. Kobi yöneticisi veya girişimci bu fuarlara geldiğinde, kobi'lerle ilgili ne kadar kamu veya özel sektör kuruluşu varsa bunları karşısında görecek.
Panel ve standlarda kobi'lere yönelik destekler, üretim, dış ticaret, sınai mülkiyet hakları, belgelendirme, finansman, pazarlama, fuarlar, iç ve dış yatırım ve mevzuat konularında kafasında oluşan sorulara cevap bulabilecek.??

Hisarcıklıoğlu, Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarlarına sadece destek veren kurumların değil, kobilerin çeşitli izin ve ruhsatlar almak zorunda oldukları kurum temsilcilerinin de katılacağını söyledi.

Bilgi fuarının bir diğer önemli faydasının, kobi desteklerini müteşebbislere tanıtmak olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, geçmiş yıllardaki uygulamaların, kaynakların kobi'ler tarafından verimli kullanılamadığını gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Bu yüzden biz, Kobi Bilgi ve Eğitim Fuarları için (1 milyar YTL kobi'leri bekliyor) slonganını benimsedik. Zira bu rakam, 2007 yılı içerisinde kobilere yönelik olarak değişik kurum ve kuruluşlar tarafından verilecek destek miktarlarının yaklaşık olarak toplamıdır. Fuarların ilki 26-27 Ocak?ta Ankara?da yapılacak ve kobilerle ilgili yaklaşık 100 kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşu bu fuarda kobilere bilgi vermek üzere stand açacaktır.''


sehrazat2415 25 Ocak 2007 02:35

10 Ekim 2006 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 26315

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG VE FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN
KURULUŞ VE FAALİYET ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketlerinin
a) Kuruluş ve faaliyet izinlerine,
b) Ana sözleşme değişiklikleri ve hisse devirlerine,
c) Yöneticilerine,
ç) Düzenleyecekleri sözleşmelere,
d) İşlem sınırlarına,
e) Faaliyet izinlerinin iptaline,
f) Birleşme, devir, bölünme ve tasfiyelerine,
g) Muhasebe, raporlama ve denetimlerine
ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 10 uncu, 12 nci ve 32 nci maddeleri ile 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci ve 13 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan;
a) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,
b) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,
c) Kontrol: Bir tüzel kişinin; sermayesinin, asgarî yüzde elli birine sahip olma şartı aranmaksızın, çoğunluğuna doğrudan sahip olunması veya bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan anlaşmalara istinaden oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması suretiyle veya herhangi bir suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulmasını,
ç) Özkaynak: Ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri ve dönem net karı toplamından varsa dönem zararı ve geçmiş yıllar zararının düşülmesi suretiyle elde edilen bakiye ile nitelikleri Kurulca belirlenecek sermaye benzeri borçları,
d) Şirket: Türkiye’de kurulu finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ile yurtdışında kurulu bu kuruluşların Türkiye’de açılacak ilk şubelerini,
e) Şube: Şirketlerin bağımlı bir parçasını oluşturan ve şirketlerin faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan her türlü işyerini,
f) Temsilcilik: Şirketlerin bağımlı bir parçasını oluşturan, herhangi bir finansal kiralama, faktoring veya finansman işlemi yapmamak kaydıyla müşteriler ile şirket merkezi arasında irtibatı sağlayan, ürün tanıtımı ve pazarlama hizmeti veren birimi,
g) Tüketici: Malı veya hizmeti satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişiyi
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Faaliyet İzinleri
Kuruluş şartları
MADDE 4 – (1) Şirketlerin;
a) Anonim şirket şeklinde kurulması,
b) Ödenmiş sermayelerinin faktoring ve finansman şirketleri için beş milyon Yeni Türk Lirasından, finansal kiralama şirketleri için 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen tutardan az olmaması,
c) Hisse senetlerinin tamamının nama yazılı ve nakit karşılığı çıkarılması,
ç) Ticaret unvanında "Finansal Kiralama Şirketi", "Faktoring Şirketi" veya "Finansman Şirketi" ibaresinin bulunması,
d) Ana sözleşmelerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olması,
e) Kurucularının bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan şartları taşıması,
f) Kurucularının tüzel kişi olması hâlinde Kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısının olması
şarttır.
Kurucuların nitelikleri
MADDE 5 – (1) Şirket kurucuları ile şirketin tüzel kişi kurucularında yüzde on ve daha fazla paya sahip veya kontrolü elinde bulunduran gerçek ve tüzel kişilerin;
a) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre müflis olmaması, konkordato ilân etmiş olmaması, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş olmaması,
b) İradî tasfiye haricinde faaliyet izni kaldırılmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş bankalarda veya 5411 sayılı Bankacılık Kanununun yürürlüğe girmesinden önce Fona devredilmiş olan bankalarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazla paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması,
c) Tasfiyeye tâbi tutulan bankerler ile iradi tasfiye haricinde faaliyet izni kaldırılan faktoring, finansal kiralama, finansman ve sigorta şirketleri ile para ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması,
ç) Taksirli suçlar hariç olmak üzere affa uğramış olsalar bile mülga 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca üç yıldan fazla hapis cezasıyla cezalandırılmamış olması veya mülga 25/4/1985 tarihli ve 3182 sayılı Bankalar Kanununun, mülga 18/6/1989 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun, 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun, 8/6/1933 tarihli ve 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununun ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun hapis cezası gerektiren hükümlerine muhalefet yahut mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunlar uyarınca basit veya nitelikli zimmet, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, karapara aklama, vergi kaçakçılığı suçlarından veya bu suçlara iştirakten hükümlü bulunmaması,
d) Şirketin kuruluşunda taahhüt ettikleri sermaye miktarını karşılayabilir düzeyde mali güç ve itibara sahip bulunması
zorunludur.
Kuruluş izni
MADDE 6 – (1) Şirket kuruluşlarına Kurulca izin verilir. Şirket kurulması için ek-1’de belirtilen belgelerle birlikte Kuruma başvurulması zorunludur. Kurum gerekli göreceği ilave bilgi ve belgeleri talep etmeye yetkilidir.
Faaliyet izni
MADDE 7 – (1) Kurulca kuruluş başvurusunun uygun görülmesi halinde kuruluş işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde tamamlanmasını müteakip şirketlerce;
a) Finansal faaliyet izin belgesi harç yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması,
b) Ana sözleşmenin Ticaret Siciline tescil edilip Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmış olması,
c) İmza yetkisine sahip kişilerin belirlenmiş olması,
ç) Uygun hizmet birimleri ile iç kontrol, muhasebe, bilgi işlem ve raporlama sistemlerinin kurulmuş, bu birimler için yeterli personel kadrosunun oluşturulmuş ve personelin buna uygun görev tanımları ile yetki ve sorumluluklarının belirlenmiş olması,
d) Yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürün bu Yönetmeliğin 14 ve 15 inci maddelerinde belirtilen şartları taşımaları
kaydıyla faaliyet izni alınmak üzere ek-2’de yer alan bilgi ve belgelerle Kuruma başvurulur. Kurum gerekli göreceği ilave bilgi ve belgeleri talep etmeye yetkilidir.
(2) Kuruluş iznini takip eden yüzseksen gün içerisinde faaliyet izni almak üzere başvuruda bulunmayan şirketlerin kuruluş izinleri geçersiz sayılır.
(3) Faaliyette bulunmaları Kurulca uygun görülenlere, Kurumca "Faaliyet İzin Belgesi" verilir. İzin belgesi, herkesin görebileceği şekilde, işyerinde asılı bulundurulur.
(4) Faaliyete geçilmesini müteakip faaliyete geçiş tarihinin bildirilmesi ve adres ve iletişim bilgilerinin Kuruma gönderilmesi zorunludur.
(5) Faaliyet izninin alınmasını müteakip bir yıl içerisinde faaliyete geçmeyen şirketlerin faaliyet izni Kurulca iptal edilir.
Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye’de ilk şubelerini açmaları
MADDE 8 – (1) Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye’de ilk şubelerini açmaları Kurulun iznine tabidir.
(2) Yurtdışında kurulu bir şirketin Türkiye’de ilk şubesini açabilmesi için;
a) Türkiye için ayırdığı sermaye miktarının bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen tutardan az olmaması,
b) Şirketin yüzde on ve daha fazla paya sahip gerçek kişi ortakları ile tüzel kişi ortaklarının sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip gerçek kişi ortaklarının bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen nitelikleri haiz olması,
c) Türkiye’deki faaliyet konusuyla ilgili olarak kurulu olduğu ülkede en az üç yıldır faaliyet gösteriyor olması,
zorunludur.
(3) Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye’de ilk şubelerini açabilmeleri için ek-3’te yer alan belgelerle Kuruma başvurulması gerekmektedir. Kurum gerekli göreceği ilave bilgi ve belgeleri talep etmeye yetkilidir.
(4) Bu şirketlerce ilk şube dışında şube açılması, yurtiçinde şube açılmasıyla aynı esas ve usullere tabidir. Ancak, bu halde şubelerden birinin merkez şube olarak tespit edilerek Kuruma bildirilmesi şarttır.
Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye’de temsilcilik açmaları
MADDE 9 – (1) Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye’de temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla Kurumun iznine tabidir. Temsilcilik açacak şirketlerin sermayelerinin bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen tutardan az olmaması ve konularıyla ilgili olarak kurulu oldukları ülkede en az üç yıldır faaliyet gösteriyor olmaları gerekir.
(2) Yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye temsilcilerinin bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nitelikleri taşıması zorunludur.
(3) Kuruma yapılacak başvurulara yurtdışında kurulu şirket ile temsilcisinin bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıdığını tevsik edici belgelerin eklenmesi zorunludur.
(4) Yapılacak değerlendirme sonucunda Kurumca uygun görülmesi halinde temsilcilik açma izni verilir. Temsilciliklerin açılış tarihleri ile adres ve iletişim bilgilerinin açılışlarını müteakip otuz gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur.
Türkiye’de faaliyette bulunan şirketlerin yurtiçinde şube ve temsilcilik açmaları
MADDE 10 – (1) Şirketlerin yurtiçinde şube ve temsilcilik açmaları Kurumun iznine tabidir. Şube veya temsilcilik açmak üzere Kuruma başvuracak şirketlerin bu Yönetmelikte yer alan işlem sınırlarına uyumlu olarak faaliyet göstermeleri ve her bir şube veya temsilcilik için bir milyon Yeni Türk Lirası tutarında ödenmiş sermayeye sahip olmaları gerekir. Kuruma yapılacak başvurulara şube veya temsilcilik açılışına ilişkin Yönetim Kurulu kararı ve şube veya temsilcilik açılma nedenlerini ayrıntılı olarak açıklayan fizibilite raporunun eklenmesi zorunludur. Yapılacak değerlendirme sonucunda Kurumca uygun görülmesi halinde şirketlere şube veya temsilcilik açma izni verilir.
(2) Şubeler ve temsilcilikler Kurumdan izin aldıktan sonra doksan gün içerisinde Ticaret Siciline tescil ve ilan ettirilerek faaliyete geçerler. Bu süre içerisinde faaliyete geçilmemesi halinde şube veya temsilcilik açılış izni geçersiz olur. Açılışına izin verilen şube ve temsilciliklere ilişkin Ticaret Sicil Gazetesinin noter onaylı bir örneği ile şubeler ile ilgili olarak 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca finansal faaliyet izin belgesi harç yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair belgenin Kuruma gönderilmesi zorunludur.
(3) Kurumca şubelere ayrıca "Şube İzin Belgesi" verilir. Bu belge herkesin görebileceği şekilde şubelerde asılı bulundurulur.
(4) Şirketler kapanan şubelerini ve temsilciliklerini, kapanış tarihini izleyen on beş iş günü içinde şubeler için "Şube İzin Belgesi"ni de iade etmek suretiyle Kuruma bildirirler.
(5) Şube ve temsilciliklerin adres değişikliklerinin on beş gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur. Şirketlerin bir ilde bulunan şube veya temsilciliklerinin başka bir ile taşınması yeni şube veya temsilcilik açılması esaslarına tabidir.
(6) Şirketler her ne ad altında olursa olsun şube ve temsilcilik dışında teşkilatlanmaya gidemezler ve acentelik veremezler.
(7) Serbest bölgelerde şube ve temsilcilik açılması yurtiçinde şube ve temsilcilik açma esaslarına tabidir.
Türkiye’de faaliyette bulunan şirketlerin yurtdışı teşkilatları
MADDE 11 – (1) Şirketlerin yurtdışında teşkilatlanması, ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbesttir. Faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip otuz gün içerisinde Kuruma bildirimde bulunulması şarttır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ana Sözleşme Değişikliği ve Hisse Devrine İlişkin Hükümler
Ana sözleşme değişikliği
MADDE 12 – (1) Şirketlerin ana sözleşmelerinin değiştirilmesinde Kurumun uygun görüşü aranır. Kurumca uygun görülmeyen değişiklik tasarıları genel kurulda görüşülemez. Sicil memuru, Kurumun uygun görüşü olmaksızın ana sözleşme değişikliklerini Ticaret Siciline tescil edemez.
(2) Şirketlerin adres değişikliklerini değişiklik tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Kuruma bildirmeleri zorunludur.
Hisse devri
MADDE 13 – (1) Bir kişinin, şirket sermayesindeki payının yüzde onu aşması veya şirket kontrolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran pay devirleri Kurulun iznine tabidir.
(2) Pay defterine kaydedilen hisse devirlerinin izne tabi olmasalar bile bir ay içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur.
(3) Şirket sermayesinde yüzde on ve üzeri paya sahip olan tüzel kişilerin kontrolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran hisse devirleri Kurulun iznine tabidir.
(4) İzne tabi hisse devirlerinde hisse devralacakların kurucularda aranan nitelikleri taşımaları şarttır. Hisse devralacakların kurucularda aranan nitelikleri taşıdıklarını tevsik edici belgelerin Kuruma tevdi edilmesi zorunludur.
(5) İzne tabi olup, izin alınmadan yapılan hisse devirleri pay defterine kaydolunamaz. Bu hükme aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtlar hükümsüzdür.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yöneticiler
Yönetim kurulu üyeleri ve birinci derece imza yetkilileri
MADDE 14 – (1) Şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ile birinci derece imza yetkililerinin bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları (d) bendi hariç olmak üzere taşımaları zorunludur.
Genel müdür ve yardımcıları
MADDE 15 –(1) Şirketlere bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları (d) bendi hariç olmak üzere taşıyan, lisans düzeyinde öğrenim görmüş ve finans veya işletmecilik alanında en az yedi yıllık mesleki tecrübeye sahip bir genel müdür atanır.
(2) Genel müdür yardımcılarının bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları (d) bendi hariç olmak üzere taşımaları, lisans düzeyinde öğrenim görmüş ve finans veya işletmecilik alanında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip olmaları şarttır. Başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, yetki ve görevleri itibarıyla genel müdür yardımcısına denk konumlarda icrai nitelikte görev yapan diğer yöneticiler de bu Yönetmeliğin genel müdür yardımcılarına ilişkin hükümlerine tabidir.
Müdürler kurulu
MADDE 16 – (1) Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan yurtdışında kurulu şirketlerin Türkiye'deki yönetim merkezlerinde, yönetim kurulu yetki ve sorumluluklarını taşıyan, merkez şube müdürünün de dahil olduğu en az üç kişilik bir müdürler kurulu oluşturmaları zorunludur. Bu Yönetmelik uygulamasında müdürler kurulu yönetim kurulu, merkez şube müdürü genel müdür hükmünde olup, bu Yönetmeliğin 14 ve 15 inci maddelerinde belirtilen şartlar müdürler kurulu üyeleri için de aranır.
Şube yöneticisi ve temsilciler
MADDE 17 – (1) Şirketlerin şube yöneticisi ve temsilcilerinin bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşımaları zorunludur.
Atama
MADDE 18 – (1) Genel müdür ve yardımcıları, birinci derece imza yetkisine sahip kişiler, şube yöneticileri ve temsilciler yönetim kurulu kararı ile atanır.
(2) Yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve yardımcıları ile birinci derece imza yetkisine sahip kişiler, müdürler kurulu üyeleri, şube yöneticileri ve temsilcilerin atanmalarını veya seçilmelerini müteakip bir ay içerisinde bu Yönetmelikte aranan şartları taşıdıklarını gösteren belgeler ve atanmalarına veya seçilmelerine ilişkin karar örneği ile birlikte Kuruma bildirilmesi şarttır. Kuruma yapılacak bildirimlere şube yöneticileri ve temsilciler için hizmet sözleşmelerinin bir örneğinin eklenmesi zorunludur.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Şirketlerin Düzenleyecekleri Sözleşmelere İlişkin Hükümler
Yazılı sözleşme zorunluluğu
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre kendilerine faaliyet izni verilen şirketlerin, müşterileri ile yapacakları işlemler için yazılı sözleşme düzenlemeleri zorunludur.
Finansman şirketlerinin genel sözleşme zorunluluğu
MADDE 20 – (1) Finansman şirketleri, kredilendirecekleri mal ve hizmetleri temin eden satıcılarla önceden genel bir sözleşme yaparlar. Finansman şirketlerince açılan krediler, genel sözleşmedeki esaslara göre tüketicinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim ve temini ile birlikte, doğrudan satıcıya ödenir. Ancak kredi geri ödemeleri adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılır.
Finansal kiralama sözleşmelerinde süre kısaltımı
MADDE 21 – (1) Finansal kiralama sözleşme süreleri aşağıdaki mallar için dört yıldan kısa olabilir:
a) Teknolojik niteliği veya ekonomik yararlanma ve işletme süresi itibariyle kullanımının dört yıldan kısa olduğu Kurumca onaylanan mallar.
b) Yurtiçinde ve yurtdışında yerleşik finansal kiralama şirketleri tarafından yapılan kiralama işlemlerinde, sözleşmenin ilgili düzenlemelerde yer alan haklı nedenlerle sona ermesi ya da feshi halinde, finansal kiralama sözleşmesine konu malın asgari dört yıl süresini doldurulması kaydıyla aynı kiracı veya başka bir kiracıyla yapılan finansal kiralama sözleşmesine konu olan mallar.
c) Yurtiçinde ve yurtdışında savaş hali ile savaşa yol açabilecek durumlar veya sabotaj, yangın, ağır kaza ve tabii afetler sebebiyle zarar gören mallar ile bu sebeplerle kiralayanı ya da kiracısı zarar gören mallar.

ALTINCI BÖLÜM
Sınırlamalar
Şirketlerin yapamayacakları iş ve işlemler
MADDE 22 – (1) Şirketler;
a) Ana faaliyet konuları dışında faaliyette bulunamazlar,
b) Teminat mektubu veremezler,
c) 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre menkul kıymet ihracı ile uluslararası piyasalardan ödünç para alınması dışında mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar.
(2) Birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler.
İşlem sınırı ve karşılıklar
MADDE 23 – (1) Finansal kiralama şirketlerinin net finansal kiralama alacakları ve kiracılardan diğer alacakları toplamı tutarı, faktoring şirketlerinin fon kullandırımından kaynaklanan alacaklarının toplam tutarı ve finansman şirketlerinin kullandırdıkları kredilerin toplam tutarı özkaynaklarının otuz katını geçemez.
(2) Şirketler, işlemlerinden kaynaklanan alacaklarından doğmuş veya doğması beklenen, ancak miktarı kesin olarak belli olmayan zararlarını karşılamak amacıyla Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde karşılık ayırmak zorundadır.

YEDİNCİ BÖLÜM
Muhasebe, Raporlama ve Denetim
Muhasebe ve raporlama
MADDE 24 – (1) Şirketler, Kurul tarafından uluslararası standartlar göz önünde bulundurularak belirlenecek usûl ve esaslara uygun olarak muhasebe sistemlerinde tekdüzeni uygulamak; tüm işlemlerini gerçek mahiyetlerine uygun surette muhasebeleştirmek; finansal raporlarını bilgi edinme ihtiyacını karşılayabilecek biçim ve içerikte, anlaşılır, güvenilir ve karşılaştırılabilir, denetime, analize ve yorumlamaya elverişli, zamanında ve doğru şekilde düzenlemek zorundadır.
(2) Şirketler, şekil ve kapsamı Kurumca belirlenecek mali tablolar ve istatistiki bilgileri istenilen süre ve yöntemlerle Kuruma göndermek zorundadırlar.
Denetim
MADDE 25 – (1) Şirketlerin faaliyetleri, Kurumun yerinde denetim yapmaya yetkili meslek personeli tarafından denetlenir.
(2) Şirketler, Kurumun yerinde denetim yapmaya yetkili meslek personeli tarafından istenecek her türlü bilgi ve belgeyi vermek, defter ve belgelerini ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak zorundadırlar.
Bağımsız denetim
MADDE 26 – (1) Şirketlerin genel kurullarına sunulacak yıllık bilançoları ve gelir tablolarının, Kurumca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde ve Kurulca uygun görülen bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesi şarttır. Şirketlerin yılsonu bağımsız denetim sözleşmelerinin ilgili yılın Ekim ayının sonuna kadar, bağımsız denetim raporlarının ise takip eden yılın 15 Nisan tarihine kadar Kuruma gönderilmesi zorunludur.
Bilgi verme
MADDE 27 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanması çerçevesinde şirketler, Kurum tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi Kuruma tevdi etmek zorundadırlar.
Yurtdışından temin edilecek belgeler
MADDE 28 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan başvurularla ilgili olarak temin edilecek belgelerle ilgili hükümler yabancı uyruklu kişiler hakkında da kıyasen uygulanır.
(2) Yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerden istenilen belgelerin bu kişilerin yerleşik olduğu ülkede kayıtların tutulduğu bir merci ya da sistem olmaması nedeniyle temin edilememesi durumunda, bu durumun ilgili ülkenin yetkili mercilerinden alınacak bir belge ile Kuruma tevsik edilmesi zorunludur.
(3) Bu Yönetmelikte yer alan başvurularla ilgili olarak yurtdışından temin edilecek belgelerin ilgili ülkenin yetkili makamlarınca ve Türkiye’nin o ülkedeki konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması ve başvuruya belgelerin noter onaylı tercümelerinin de eklenmesi şarttır.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Şirketin Sona Ermesi
Faaliyet izninin iptali
MADDE 29 – (1) Bu Yönetmeliğin 22 nci maddesi ile yasaklanan faaliyetlerde bulunan, adres değişikliğini süresi içerisinde Kuruma bildirmeyen ve yapılan yasal tebligata rağmen adresinde bulunamayan, faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren veya bir yıl içerisinde Yönetmelik hükümlerine aykırı fiil veya işlemleri iki defadan fazla gerçekleştiren şirketlerin faaliyet izni Kurulca iptal edilir.
(2) Ortakları kuruluşta aranan şartları kaybeden şirketlere durumlarını bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirmeleri için altı aya kadar süre tanınır. Bu süre zarfında durumlarını Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirmeyen şirketlerin faaliyet izni Kurulca iptal edilir.
(3) Merkezi yurtdışında bulunan şirketlerin, merkezinin bulunduğu ülkenin yetkili denetim mercii tarafından faaliyetlerinin durdurulması veya yasaklanması veya Türkiye’de faaliyetlerine devam etmesine ilişkin olumsuz görüş verilmesi durumunda faaliyet izni Kurulca iptal edilir.
(4) Faaliyet izni iptal edilen şirketlerin bu hususun taraflarına tebliğinden itibaren onbeş gün içerisinde "Faaliyet İzin Belgesi"ni Kuruma iade etmeleri gerekir.
(5) Faaliyet izni iptal edilen şirketlerin iptal tarihinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını toplayarak, şirket nevi ve unvanını değiştirmek veya tasfiye işlemlerini başlatmak üzere karar almaları zorunludur.
(6) Faaliyet izni bulunmayanlar ve faaliyet izni iptal edilenler bu Yönetmelikte belirtilen faaliyetlerle iştigal edemez, ticaret unvanlarında, ilan ve reklamlarında veya işyerlerinde söz konusu işlerle iştigal ettikleri izlenimini yaratacak hiçbir kelime, deyim ve işaret kullanamazlar.
Birleşme, devir, bölünme ve tasfiye
MADDE 30 – (1) Şirketlerin birleşme, devir ve bölünmesi Kurulun iznine tabidir. Şirketlerin birleşme, devir ve bölünmesine ilişkin izin işlemleri çerçevesinde Kurum gerekli göreceği her türlü bilgi ve belgeyi istemeye yetkilidir.
(2) Şirketlerin faaliyetlerine son vermeleri ve tasfiyeleri Kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla genel hükümlere tabidir. Şirketlerin tasfiye süreci gerekli görülmesi halinde Kurumca denetlenebilir.

DOKUZUNCU BÖLÜM
Diğer Hükümler
Parasal tutarlar
MADDE 31 – (1) Bu Yönetmelikteki parasal tutarlar her yıl Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan üretici fiyatları endeksindeki artış oranının iki katının gerektirdiği miktarı geçmemek üzere Kurul kararıyla artırılabilir.
Yürürlükten kaldırılan mevzuat
MADDE 32 – (1) 28/4/1992 tarihli ve 21212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Kiralama Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik, 8/7/1992 tarihli ve 21278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Kiralama İşlemlerinde Süre ve Sınırın Tesbitine Dair Yönetmelik, 21/12/1994 tarihli ve 22148 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik ve 26/7/1994 tarihli ve 22002 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
İntibak süresi
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Şirketler durumlarını, bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi de dahil olmak üzere bu Yönetmelik hükümlerine intibak ettirmek zorundadır. Mücbir sebeplerin bulunması ve Kurulca uygun görülmesi halinde bu süre iki yılı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu Yönetmeliğin 23 üncü maddesinde yer alan işlem sınırında aşım olan şirketler, söz konusu aşımları bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesini müteakip üç ay içinde gidermek zorundadır.
(2) Şirketlerin intibak süresi içerisinde mevcut irtibat bürolarını şube veya temsilciliğe dönüştürmeleri veya kapatmaları zorunludur.
(3) Şirketler bu Yönetmelik hükümlerine intibak edinceye kadar yeni şube veya temsilcilik açamazlar.
(4) Süresi içerisinde bu Yönetmelik hükümlerine intibak eden şirketlere Kurumca "Faaliyet İzin Belgesi" ve şubeler için de "Şube İzin Belgesi" verilir. Bu süre zarfında durumlarını bu Yönetmelik hükümlerine intibak ettiremeyenlerin faaliyet izni kaldırılır.
Yürürlük
MADDE 33 – (1) Bu Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası 1/1/2008 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 34 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.

Ekleri İçin Tıklayınız

http://www.turkyasam.com//images/icons/icon3.gif Dünyanın en sevilen ülkesi seçiliyor..
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2703530.jpg

11 Ocak 2007Dünyanın en sevilen ülkesi seçiliyor


İnternetteki www.thevotenation sitesi dünyanın en sevilen ve hiç sevilmeyen ülkelerini seçiyor. Şu ana kadar yapılan oylamalar sonucunda Türkiye, en sevilen 4'üncü ülke durumunda.

Geçen ağustos ayında başlayan oylama bu ülkelerden herhangi biri 5 milyon oy alana kadar devam edeek.
Siteyi hazırlayanlar amaçlarını, dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın hem kendi ülkelerini hem de diğer ülkeleri nasıl gördüklerini ortaya çıkarmak olarak ifade ediyor. Amaçlarının ırkçılık ya da ayrımcılık yapmak olmadığının da altını çiziyor.


Başörtülü Polis Memuru Müdürün Elini Sıkmadı
İngiltere'nin başkenti Londra'da polis teşkilatında göreve başlayan başörtülü bir Müslüman polis memurunun emniyet müdürünün elini sıkmaması, polis teşkilatı içinde tartışmalara neden oldu.


The Mail on Sunday gazetesi, emniyet teşkilatında göreve başlayan 200 polis memurunun katıldığı bir tören sırasında, Emniyet Müdürü Sir Ian Blair'in memurları tek tek elini sıkarak kutladığını, bu sırada Müslüman kadın polis memurunun Blair'in elini sıkmadığını ve kendisiyle fotoğraf çekmeyi reddettiğini yazdı.

Gazete, söz konusu polis memurunun yetkililer aracılığıyla Emniyet Müdürüne, ”Sizinle tokalaşamam, ben bir Müslümanım ve siz de bir erkeksiniz” dediğini ve fotoğraf çektirmeyi de aynı nedenle reddettiğini iddia etti.

The Mail on Sunday gazetesi, Müslüman polis memurunun başörtülü bir fotoğrafını yüzünü karartarak kullandı ve yaşanan bu olayın polis teşkilatı Scotland Yard içinde yeni tartışmalara yol açtığını belirtti.

Gazete, tartışmalarda bazı yöneticilerin bir polis memurunun erkeklere dokunmayı reddederek görev yapamayacağını savunurken, bazıları bu durumun anlayışla karşılanması görüşünü dile getirdiğini kaydetti.


evo 25 Ocak 2007 09:17

Davos Zirvesi başladı...
YATIRIMCILAR TÜRKİYE KONUSUNDA İYİMSER

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2008/wef_logo.gif

DAVOS - Mustafa Seven bildiriyor - Dünya Ekonomik Forumu'nun ''Davos Zirvesi'' olarak da bilinen yıllık toplantıları, İsviçre'nin Davos kasabasında başladı.
Zirveye katılan uluslararası yatırım bankaları, Türkiye ekonomisindeki gelişmelerden iyimser olduklarını vurguladılar.
Davos'ta yayınlanan kurumsal yatırım konusundaki yayın organına görüşlerini ifade eden yabancı yatırımcılar, Türkiye ekonomisinde son 4 yılda yaşanan olumlu gelişmelerin, bu yıl da devam edebileceği görüşünde.
Yatırım bankalarını en çok kaygılandıran konu ise sosyal güvenlik reformundaki muhtemel bir gecikme olarak dikkat çekiyor.
Yatırım bankalarına göre, bu yıl enerji, bankacılık gibi alanlarda yabancı sermaye yatırımları artarak devam edecek.
Bu arada Davos Zirvesine katılan liderler, gelecek nesilin, bugünden daha çok refah içinde, ancak bugünden daha az güvenli bir ortamda yaşayacağı görüşünde.
Öte yandan dünya liderleri arasında, geçen yıldan bu yana değişiklik gösteren bir konu da, çevre bilincinin güçlenmesi.
Çevrenin korunması konusuna odaklanan lider oranı geçen yıl yüzde 9 düzeyinde iken, artan küresel çevre sorunları nedeniyle, Davos'a katılan liderlerin yüzde 20'si, çevrenin korunmasını birinci öncelik olarak açıkladılar.
Davos Zirvesinde bu yıl dikkat çeken bir başka konu ise rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele olarak öne çıkıyor.
Zirvede, yolsuzluk ve rüşvetin, gelişmenin önündeki en büyük engellerden biri olduğu belirtilirken, bu konuda, özellikle az gelişmiş ülkelerin daha da bilinçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.


AreX 25 Ocak 2007 15:11

25 Ocak 2007

TÜKETİCİ KREDİLERİ 46,1 MİLYAR YTL'YE İNDİ

ANKARA (A.A) - Tüketici kredileri, 19 Ocak itibarıyla 112,3 milyon YTL azalarak 46 milyar 90,8 milyon YTL'ye indi. Söz konusu krediler, 12 Ocak tarihi itibarıyla 46 milyar 203,1 milyon YTL düzeyinde idi.

Merkez Bankası verilerine göre, tüketici kredileri kapsamında konut kredileri 22 milyar 191,4 milyon YTL, taşıt kredileri 6 milyar 237,6 milyon YTL, diğer krediler 17 milyar 661,8 milyon YTL olarak hesaplandı.

Bireysel kredi kartları ise 19 Ocak itibarıyla 21 milyar 406,9 milyon YTL'den 21 milyar 292,5 milyon YTL'ye indi.

YTL cinsinden bireysel kredi kartlarının 9 milyar 16,4 milyon YTL'si taksitli, 12 milyar 220,7 milyon YTL'si taksitsiz kredi kartından oluştu.

Tüketici kredilerinin yaklaşık 13,1 milyar YTL'si kamu bankaları, 24,1 milyar YTL'si özel bankalar, 8,9 milyar YTL'si de yabancı bankaları içeriyor.

Tasfiye olacak tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı da, bir hafta içinde yaklaşık 1,7 milyon YTL artarak yaklaşık 2 milyar 55,3 milyon YTL'ye çıktı.


AreX 25 Ocak 2007 15:31

25 Ocak 2007

AKARYAKIT ŞİRKETLERİNE CEZAYA DURDURMA ANKARA -

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, EPDK'nin, POAŞ, BP, Shell ve Opet'in de aralarında bulunduğu 23 akaryakıt şirketine verdiği idari para cezasına ilişkin kararlarının yürütmesini durdurdu.

POAŞ, BP, Shell ve Opet'in de aralarında bulunduğu 23 akaryakıt şirketi EPDK'nin, şirketlere verdiği idari para cezasına ilişkin kararlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 13. Dairesi, POAŞ, Opet, BP, Total Oil Türkiye, Turcas, Erk, Termopet, Bölünmez, Can Aslan, Enerji Petrol Ürünleri, Shell, Aytemiz, Sunpet, Balpet, Pet-Line, Delta, Selahattin Petrolcülük, Agpaş, Turkuaz, Altınbaş, Siyam, Yalçınkaya Petrol, GS Petrol şirketlerinin istemlerini kısmen red, kısmen kabul etmişti.

Şirketler, Danıştay 13. Dairesinin bu kararlarına itiraz ederek, yürütmenin durdurulmasını istemişlerdi.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, akaryakıt şirketlerinin itirazını bugün görüştü.

Kurul, akaryakıt şirketlerinin itirazını kabul ederek, dava konusu EPDK kararlarının yürütmesini durdurdu.

EPDK'nin, 5015 sayılı Petrol Piyası Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasını ihlal ettiği gerekçesiyle, aynı kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının a/4 bendi uyarınca idari para cezası verdiğini anımsatan Kurul, cezanın aynı kanunun ''idari para cezalarını'' düzenleyen 19. maddesinin 3. fıkrasındaki, ''maddede sayılanlar dışında kalan ancak kanun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara kurumca para cezası verilir'' hükmünün uygulanması gerektiğine dikkati çekti.

Danıştay 13. Dairesi, davayı daha sonra esastan karara bağlayacak.


Misafir 26 Ocak 2007 10:51

Akaryakıtta rekor cezaya durdurma

Danıştay, aralarında POAŞ, BP ve Shell’in de bulunduğu 23 şirketin cezasının yürütmesini durdurdu.

ANKARA - Akaryakıt sektöründe tartışma yaratan rekor cezaya yargı ‘dur’ dedi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), POAŞ, BP, Shell ve Opet’in de aralarında bulunduğu 23 akaryakıt şirketine verdiği idari para cezasına ilişkin kararlarının yürütmesini durdurdu.

23 akaryakıt şirketi EPDK’nın, şirketlere verdiği idari para cezasına ilişkin kararlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı. Kurul, akaryakıt şirketlerinin itirazını kabul ederek, dava konusu EPDK kararlarının yürütmesini durdurdu.

YANLIŞ MADDE UYGULANMIŞ
EPDK’nın, 5015 sayılı Petrol Piyası Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasını ihlal ettiği gerekçesiyle idari para cezası verdiğini anımsatan kurul, cezanın aynı kanunun idari para cezalarını düzenleyen 19. maddesinin 3. fıkrasındaki, “maddede sayılanlar dışında kalan ancak kanun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara kurumca para cezası verilir” hükmünün uygulanması gerektiğine dikkati çekti.

12 NİSAN 2005’TEN SONRAKİ İKMALLER İÇİN
Kurul, ayrıca EPDK’nın dağıtıcılara lisanslı bayilerin listesinin bildirildiği tarih olan 12 Nisan 2005’ten itibaren yapılan akaryakıt ikmalleri için ilgili şirketin sorumlu olduğunu vurguladı.

CEZA 115 MİLYON YTL’YE DÜŞECEK
Danıştay’ın uygulanmasını istediği madde üzerinden cezalar hesaplandığında kesilen toplam 1.6 milyar YTL’lik ceza yaklaşık 115 milyon YTL’ye düşüyor.

Kurulun kararıının gerekçesi yazılarak EPDK’ya tebliğ edildikten 30 gün sonra uygulanması gerekiyor. Danıştay 13. Dairesi ise davayı daha sonra esastan karara bağlayacak.

EPDK 1.6 MİLYAR YTL’LİK CEZA KESMİŞTİ
EPDK, 28 akaryakıt dağıtım şirketine yaklaşık 1.6 milyar YTL’lik idari para cezası kesmişti. EPDK, lisansı olmayan bayilere akaryakıt satışı yaptığı, bu nedenle Petrol Piyasası Kanunu’nun ilgili maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle POAŞ’a da 31 Ağustos 2006 günlü kararla 498 milyon 693 bin 80 YTL’lik idari para cezası vermişti.

Kime ne kadar ceza kesildi?

http://img254.imageshack.us/img254/4620/259055a7510hx6.jpg


AreX 26 Ocak 2007 12:06

26 Ocak 2007

DAVOS ZİRVESİ... -DEVLET BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ BABACAN: -''BİZ TÜRKİYE OLARAK AB DEĞERLERİNİ, TÜRKİYE TARAFINDAN DA PAYLAŞILABİLECEK DEĞERLER OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ İÇİNDİR Kİ TÜRKİYE'Yİ KARARLI ŞEKİLDE AB SÜRECİNE SOKTUK'' -''TÜRKİYE, AB'NİN ORTAK DEĞERLERİNİ PAYLAŞABİLECEK BİR ÜLKE OLDUĞUNU ARTIK İSPAT ETMİŞTİR'' -BABACAN, YATIRIM BANKASI YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜ

DAVOS (A.A) - Devlet bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye olarak Avrupa Birliği değerlerini, Türkiye tarafından da paylaşılabilecek değerler olarak gördükleri için Türkiye'yi kararlı şekilde Avrupa Birliği sürecine soktuklarını söyledi.

Babacan bu konuda, ''Türkiye, Avrupa Birliğinin ortak değerlerini paylaşabilecek bir ülke olduğunu artık ispat etmiştir'' dedi.

Babacan, Davos Zirvesi çerçevesinde düzenlenen ''Avrupalılık Kimliği'' konulu panele katılarak bir konuşma yaptı.

Avrupalılık kimliğinin gelecekte ne anlama geleceğinin tartışıldığı panele, Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet , Fransa'nın bütçeden sorumlu bakanı ve Hükümet sözcüsü Jean François Cope gibi isimler de katıldı.

Babacan, Türkiye'nin AB değerlerinin, Türkiye tarafından da paylaşılabilecek değerler olduğunu kaydetti.

Babacan, 2004 yılı sonu itibarıyla Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince karşılamayı başardığını ve müzakere sürecine başlayan bir ülke sıfatını elde etiğini söyledi.

Avrupa'nın istikrar, refah ve demokrasi gücüne sahip olduğunu belirten Babacan, AB'nin bu farklı gücünü, genişleme perspektifiyle koruyabileceğini ifade etti.

İletişimin AB sürecindeki önemine değinen Babacan, 11 Eylülün ardından, Türkiye'nin doğu-batı diyaloğundan önemli bir konumda bulunduğunu kaydetti.

-TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ-

Müslüman ülkelerin, Türkiye'nin AB sürecini yakından takip ettiklerini belirten Babacan, bu süreçte, Türkiye'nin Müslüman ülkeler için bir örnek oluşturacağını ifade etti.

Türkiye'nin AB üyeliğinin, diğer ülkelerin üyeliklerinden farklı olduğunu, çünkü Türkiye'nin, AB'nin 21.yy'daki barış projesi içinde önemli bir yerinin olduğunu vurguladı.

Ali Babacan, Avrupa'da yaşayanların çok farklı kimliklere sahip olduklarını belirtirken, kültürel kimlik farklılıklarına saygı göstermek gerektiğini ifade etti. Babacan, AB'nin ''farklılıkların birliği'' olması gerektiğini de vurguladı.

-AVRUPALILIK KÜLTÜRÜ

Avrupalılık kültürü üzerine konuşan Babacan, Avrupalılık kültürünün temelini ortak, paylaşılan idealler ve değerlerin oluşturduğunu belirtti ve bu değerleri, ''Hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler, katılımcı demokrasi, kültürel çoğulculuk, farklılıklara saygı göstermek ve farklılıkları zenginlik olarak kabul etmektir, bir arada bulunabilme ve bir arada yaşayabilmek'' olarak sıraladı.

Avrupalının din, dil ve ırk esasına göre ayrımlara tabi tutulamayacağının altını çizen Babacan, Avrupalılık kültürünün bir uzlaşı kültürü olması gerektiğini kaydetti.

Avrupalıların kendi aralarında savaşlar yaptıklarını hatırlatan Babacan, bu savaşların ardından, Avrupalıların, ortak değerler ve ortak noktalar etrafından buluşarak Avrupa Barış Projesini başlattıklarını bildirdi.

-AVRUPA MERKEZ BANKASI BAŞKANI-

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet ise avronun, güçlü bir para birimi olarak güven verdiğini ve gittikçe de yaygınlaştığını ifade etti.

Trichet, sirkülasyon açısından, Avrupa piyasalarındaki dolaşımdaki para olarak, avronun ABD Dolarını geçtiğini de vurguladı.

Trichet, İstanbul'un tarihsel anlamda çok önemli bir merkez olduğunu belirterek, Türkiye'nin, AB kültürünün bir parçası olduğunu belirtti.

-BABACAN, YATIRIM BANKASI YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜ-

Devlet Bakanı Babacan Davos'ta, Goldman Sachs başta olmak üzere, uluslar arası yatırım bankalarının yetkilileriyle bir araya geldi.

Babacan, görüşme taleplerinin yatırım bankalarının yetkililerinden geldiğini söyledi ve Türkiye'ye çok büyük bir ilgi olduğunu vurguladı.


AreX 26 Ocak 2007 12:29

26 Ocak 2007

SORGULAMA SKANDALI... -KANUN DIŞI SORGULAMALAR ÜZERİNE, GİB BİLGİ İŞLEM MERKEZİNDEKİ KULLANICI ŞİFRELERİ YENİLENECEK, EK GÜVENLİK TEDBİRLERİ DE DEVREYE GİRECEK -GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINDAN BİR ÜST DÜZEY YETKİLİ: -''OLDUKÇA İYİ BİR SİSTEME SAHİBİZ. ANCAK İNSAN KÖTÜ NİYETLİ İSE BİLEMEZSİN Kİ. ŞİMDİ BU TÜR YAKLAŞIMLARA KARŞI EK TEDBİRLER ALINACAK'' -OLAYI SORUŞTURAN KOMİSYON DA, KÖTÜ AMAÇLI KULLANIMA KARŞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA BİR ÖNERİ RAPORU GÖNDERİYOR -RAPORDAN: ''HASSAS VE ÖNEMLİ GÖREVLERDE BULUNANLAR İÇİN ÖZEL BİR VERİ AMBARI YA DA ERKEN UYARI SİSTEMİ KURULMALI. BİLGİLERE ERİŞİM HAKKI, YETKİ VE GÖREVLENDİRMEYE BAĞLANMALI. VERGİ MAHREMİYETİ TCK'YA PARALEL YENİDEN TANIMLANMALI. SİSTEMİN GÜVENLİĞİNİ DE İDARENİN KENDİSİ SAĞLAMALI''

ANKARA (A.A) - Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) Bilgi İşlem Merkezindeki kanun dışı sorgulamalar üzerine, merkezdeki kullanıcı şifrelerinin yenilenmesi kararı alındı.

Sorgulama skandalını soruşturan Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu da, Vergi Kanunlarındaki 'Vergi mahremiyetinin' Türk Ceza Kanunu'nun kişisel verilerle ilgili hükümleri uyarınca yeniden tanımlanması ve buna aykırı hareket edenlerin cezalarının arttırılmasını istedi.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, GİB Bilgi İşlem Merkezi kayıtlarına girilerek devlet görevlileri, siyasiler, gazeteciler ve iş adamlarının özel bilgilerinin kanun dışı sorgulanmasının ardından sistemin güvenliği de büyüteç altına alındı.

Gelir İdaresi, son gelişmelerin ardından kullanıcı şifrelerinin yenilenmesini ve sistemle ilgili ek güvenlik tedbirlerinin devreye sokulmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede 17 bin 912 kişisel bilgisayar karşılığında Maliyecilere dağıtılan 33 bin 710 şifre için yenileme çalışması yapılacak. Daha önce şifre dağıtılan kişilere ilişkin bilgiler güncellenecek, ayrılanların şifreleri iptal edilecek. Daha sonra da yeni şifreler, sorumlulukları da hatırlatan bir yazı ile kullanıcılara verilecek.

-VEDOP 3 İÇİN DE İHALEYE ÇIKILIYOR-

Bu arada Gelir İdaresi, Vergi Daireleri Otomasyon Projesinin (VEDOP) üçüncü ayağı için de yakında ihaleye çıkacak.

VEDOP-3 ile birlikte Bilgi İşlem Merkezi ve Veri Ambarına yönelik ek güvenlik tedbirleri de devreye girecek.

Gelir İdaresi Başkanlığından bir üst düzey yetkili, konuyla ilgili AA'ya şu açıklamada bulundu:

-''Bizim veri sistemimizde güvenlik açısından bugüne kadar bir sıkıntı yaşanmadı. Sisteme dışarıdan hackleyerek giriş yapılmış değil. Yine dışarıdan hiçbir saldırıya uğramadık. Bu olayda tamamen içeriden sisteme girilmiş, sorgulamalar yapılmış. İnsan kötü niyetli ise bilemezsin ki.

Biz, bugün beyannamelerin yüzde 80-90'ını elektronik ortamda alan bir idareyiz. Görevlilerimiz, vergi mükellefleriyle ilgili borç sorgulaması yapıyor, ödeme emri ve ödeme durumuna bakıyor. Yurt dışına çıkış yasağı konusunda vergi borcu bulunup, bulunmadığını irdelenirken, KDV iadesi için verilen faturaları düzenleyenlerin mükellef olup olmadığını inceliyor. İşte bu incelemeler için belli görevlilere şifre verildi. Şifreler de bu amaçla kullanılmalı. Ancak burada kötüye kullanım söz konusu. İşin yoksa sisteme niye giriyorsun ya da adı geçen kişileri niye sorguluyorsun?''

Sisteme usulsüz girişlerin de kayda alındığını belirten aynı yetkili, ''Son olaydaki sorgulamaları yapanlar ve sorguladıkları kişiler de, yine bizim kayıtlarımızdan bulunup çıkarıldı'' dedi.

GİB yetkilisi, gelişmelerin ardından ek güvenlik tedbirleri üzerinde çalıştıklarını, VEDOP-3'de de ihale aşamasına gelindiğini belirtti.

-KOMİSYONDAN GÜVENLİK RAPORU-

Öte yandan usulsüz sorgulamayı soruşturan özel komisyon da incelemeleri sırasındaki tespitler ışığında Gelir İdaresi Başkanlığına ''Güvenlik Raporu'' sunacak.

Teftiş Kurulu Başkanvekili ve Soruşturma Komisyonu Başkanı Cemal Boyalı'nın verdiği bilgiye göre, raporda, İdarede iyi bir sistem kurulduğu ancak kullanıcıların istismarlarının önlenmesi için ek önlemlere de ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Raporda, bu önlemler de şöyle sıralanıyor:

''-Önemli ve hassas görevlerde bulunanlara yönelik özel bir veri ambarı oluşturulmalı. Bu kişiler için bir liste çalışmalı yapılmalı. Bu listede yer alanların bilgilerine ulaşılması için ya Gelir İdaresi Başkanlığından izin alınmalı ya da bu listeye girenlere yönelik erken uyarı sistemi kurulmalı. Bu uygulamada örneğin Cumhurbaşkanı için sorgulama yapılması anında merkez otomatik olarak bu durumdan anında haberdar olmalı.

-Erişim kayıtları, daha geniş çerçevede tutulmalı ve güvenliği de sağlanmalı.

-Erişim hakkı hiyerarşik yapı içinde yeniden düzenlenmeli. Bilgilere erişim hakkı, yetki ve görevlendirmeye bağlanmalı.

-Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu, Gelirler Kontrolörleri ve VEDOS (Vergi Denetmenleri Otomasyon Sistemi) girişleri, mutlaka görev emrine bağlanmalı. Girişlerin de düzenli şekilde yapılması sağlanmalı.

Sisteme girişlere ilişkin kayıtlar da, Gelir İdaresi Başkanlığınca, düzenli şekilde tutulmalı.

-'Vergi güvenliğinin çok önemli bir konu olduğu Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı çalışanlarına, bir çalışma kültürü ve etik değerlerin parçası olarak anlatılmalı, öğretilmeli.

-Vergi Usul Kanunu'ndaki ''Vergi mahremiyeti'', Türk Ceza Kanunu'ndaki kişisel verilerle ilgili son düzenlemelere paralel yeniden tanımlanmalı. Buna aykırı davrananlara yönelik cezalar da arttırılmalı.

-Gelir İdaresi Başkanlığı, en az 100-150 bilgisayar mühendisi istihdam etmeli. Sistemin güvenliğini de İdarenin kendisi sağlamalı. Bu sistem için 200 milyon dolarlık bir harcama yapılmasına karşılık, sistemde 15-20 milyar dolarlık veri olduğu unutulmamalı.''


AreX 26 Ocak 2007 12:45

26 Ocak 2007

SORGULAMA SKANDALI... -SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLİRKEN, VERGİ DAİRELERİNE YÖNELİK SORUŞTURMALARA DA BAŞLANDI -ARAŞTIRMA SONUCUNDA, BAZI MALİYE MÜFETTİŞLERİ İLE GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ÜST DÜZEY BÜROKRATLARININ HESAPLARININ DA DİDİK DİDİK EDİLDİĞİ ANLAŞILDI -SON DÖNEMDE BAZI MALİYE MÜFETTİŞLERİNİN TELEFONLARININ DİNLENDİĞİ DE ÖNE SÜRÜLDÜ -TEFTİŞ KURULU BAŞKANVEKİLİ VE SORUŞTURMA KOMİSYONU BAŞKANI BOYALI: -''GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUZ. SORUŞTURMAYI DERİNLEŞTİRİYORUZ. BU İŞ SONUNA KADAR GÖTÜRÜLECEK. ALINAN BÜTÜN KARARLAR YARGI DENETİMİNE TABİ OLACAĞI İÇİN, HİÇ KİMSENİN DE HUKUKA AYKIRILIK ENDİŞESİ TAŞIMAMASI GEREKİR'' -''BU SORUŞTURMANIN, 2004'DE SONUÇLANDIRILAN EL KADI OLAYI İLE İLİŞKİLENDİRİLMESİ SON DERECE YAKIŞIKSIZ''

ANKARA (A.A) - Devlet görevlileri, siyasiler, iş adamları ve gazetecilere yönelik sorgulama skandalıyla ilgili soruşturma derinleştiriliyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, olayın boyutlarının her geçen gün biraz daha büyümesi üzerine, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak derinleştirilmesi kararı alındı.

Bu arada maliye müfettişleri, dünden itibaren vergi dairelerine yönelik soruşturmalara da başladı. Bu kapsamda, vergi dairelerinden yapılan sorgulamaların kimler tarafından, niçin ve ne şekilde gerçekleştirildiği araştırılıyor.

İnceleme kapsamında vergi dairelerinde de olaya karıştığı belirlenen kişilerin görevden uzaklaştırılması bekleniyor.

Çeşitli kişi ve kuruluşlara yönelik sorgulamaları soruşturmak için oluşturulan Komisyonunun Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezindeki çalışmaları da devam ediyor.

Komisyonun tespitleri sırasında, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan bazı Maliye Müfettişleri için de sisteme girilerek, geniş bir tarama yapıldığı ortaya çıkarıldı. Bu arada yetkililer, bazı Maliye Müfettişlerinin telefon konuşmalarının dinlendiği yolunda çeşitli bulgular olduğunu da ifade ettiler

-GELİR İDARESİ DE İNCELENMİŞ-

Araştırma sırasında, Gelir İdaresi Başkanlığının tepe noktalarında görev yapan 10'u aşkın bürokratın da bir vergi dairesinden Bilgi İşlem Merkezine girilerek, her yönden sorgulandığı anlaşıldı.

İncelemeler sırasında, Maliye bürokratlarının gayrimenkul ve araç alım satımı yaptıkları kişilerin dahi sayfalarına girilerek araştırma yapıldığı belirlendi.

-BOYALI: ''BU İŞ SONUNA KADAR GÖTÜRÜLECEK''-

Bu arada Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanvekili ve Soruşturma Komisyonu Başkanı Cemal Boyalı, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, sorgulamaların her yönüyle araştırıldığını ve bu işin sonuna kadar götürüleceğini söyledi.

Soruşturma kapsamında yeni görevden uzaklaştırmalar olabileceğine işaret eden Boyalı, ''5 kişi ile ilgili görevden uzaklaştırma kararı, tamamen ilk aşamadaki tespitlerle ilgilidir. Bu da, soruşturmanın daha sağlıklı yürütülmesi için gerekliydi. Kendi adamımızı korumak adına yapılanları görmemezlik edemeyiz'' dedi.

Kanun dışı sorgulamayla ilgili soruşturmanın daha da derinleştirileceğini ve çok yönlü araştırılacağını belirten Boyalı, olayla ilgili tahkikatı en kısa süre içinde tamamlayacaklarını ve ilgili bütün birimlere de bilgi vereceklerini bildirdi.

Soruşturmanın El Kadı olayıyla bir ilgisi bulunmadığını ifade eden Boyalı, şöyle devam etti:

-''Bu soruşturmanın El Kadı olayı ile ilişkilendirilmesi yakışıksızdır. Teftiş Kurulunda El Kadı olayıyla ilgili işlemler, 2004 yılı itibariyle sona ermiştir. Ben o dönemde ne Teftiş Kurulu Başkanıydım, ne de Kurulda müfettiş olarak bulunuyordum.

Kimsenin tereddütü olmasın. Soruşturmanın sonunda olayla ilgili bütün gerçekler ortaya çıkacak. Alınan tüm idari kararlar da, yargı denetimine tabi olacağı için hiç kimsenin hukuka aykırılık endişesi taşımaması gerekir.''



Saat: 00:08
Sayfa 7 / 14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık