![]() |
Keşanlı Ali'nin destan ve aşkla sınavıApartman aralarından sarkan çamaşırlar; derme çatma kondular ve kondu sakinleri... Kopup geldikleri topraklardan uzaklarda, kente teğet kenar mahallede, Sineklidağ'da yaşamı yeniden kodluyorlar. Tepeden baktıkları kenti gözleyen gözleri, yaşamlarını kimi zaman yaşanmaz kılsa da, onları sahici kılan tek şey, kendi kalmaları olmalı.http://medya.zaman.com.tr/2007/01/01/kultur4.jpg Haldun Taner'in usta kaleminde hayat bulan Sineklidağ ve bu kenar mahallenin destan sahibi bıçkın delikanlısı Keşanlı Ali. Ve Ali'nin gönlünü düğümleyen güzel Zilha. Yalçın Tura'nın müzikleri ile hafızalara kazınan Keşanlı Ali Destanı, 'müzikaller çağı' diye adlandırabileceğimiz günümüz tiyatro ortamının nitelikli eserlerinden bir tanesi. İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun seyirciyle buluşturduğu Keşanlı Ali Destanı, destanların yüzündeki aylayı sıyırıp ardındaki insanı çıkarması bakımından da farklı bir yerde duruyor. Tiyatroseverlerin ilk olarak Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu'ndan seyrettikleri Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosunun önemli yazın örneklerinden bir tanesi. Ali, kendi halinde bir kenar mahalle delikanlısı iken, namlı bir kabadayıya dönüşür. Yokluğunda mahallede başlamış olan anarşi, durulmak için Ali'nin mahpushaneden gelmesini bekler. Bir de gönlü kırık Zilha gizliden gizliye bekler, Ali'yi. Keşanlı Ali için Sineklidağ'ın kendisine biçtiği 'rol'ü giymek bir yana, 'aşk' postunu yerlere sermek ve serilmek de bir yoldur. Ali'nin önünde, bir yanda 'destan' öte yanda 'aşk' olmak üzere iki yol uzanır. Destan bu ya, her zaman 'kahraman' kılıç kuşanmaz; aşk da kuşanır. Ali'nin dramı ya da destanı... Bir şey keşfeder Ali; "Bu dünyada namuslu, insaniyetli oldun mu, alaya alınıyorsun. Zorba, katil oldun mu saygı itibar görüyorsun." Kentin içinde kaybolmaktansa, kenar semtlerine sığınıp kendileri olarak kalmış bu insanların yani kondu sakinlerinin önlerinde görmek istediği bir figürdür Ali. Onların yükünü sırtlanır; kendi yüküne ilaveten. Bir de aşkını vurunca sırtına, dizleri titrer, gözlerindeki fer yiter, dizindeki derman gider. Yüklendiği sorumluluk, "muhtar" bir Ali"yi doğururken, Ali'nin gönlü aşkta, Zilha'dadır. Bir an değiştiği, "makam"ın nimetini devşirdiği, semirdiği, serpildiği de olur. Öyle ki, kentin ağababası, müteahhit İhya Onaran'a (Sükan Kahraman) bile kafa tutabilecek duruma gelir. Fakat, aşk, sağaltan, durultan, yalınlaştıran bir şey olarak, yanı başında durur Ali'nin. Dram, budur. Seçilmişin, seçmek zorunda kaldığı iki gerçek vardır. Hangi yoldan giderse, başka bir Ali olacaktır. Keşanlı Ali Destanı, iflah olmaz kentliliğimiz ve vazgeçilmez köylülüğümüz ile dalga geçen, kahraman kültünü yerle bir ederken, geriye 'insaniyetliğimizi' sağ bırakan bir oyun. Keşanlı Ali Destanı, seyredenlere hoş vakit geçirten, düşündüren, eğlendiren bir oyun. Geçimini tuvaletten sağlayan Şerif Abla'sı (Hikmet Körmükçü); kundura boyacısı, cin fikirli İzmarit Nuri'si (Murat Garibağaoğlu), bıçak bileycisi Temel'i (Serdar Orçin), âkil kişisi Derviş Dayı'sı (Münir Kutluğ), hamalı Beşvakit Niyazi'si (Hakan Arlı), utangaç, mahçup, alımlı ve bir o kadar da mangal yürekli Zilha'sı (Meriç Benlioğlu), Çakal Rüstem'i (Tuğrul Arsever), Teke Kâzım'ı (Çağlar Yiğitoğulları), Kürt Sabri'si (Erarslan Sağlam), Sipsi Selim'i (Savaş Barutçu), Manyak Cafer'i (İskender Bağcılar), Suhandan Gülperi'si (Aslı Aybars) ile Sineklidağ'ın konduluları, bir destan yazıyor sahnede. Sineklidağ'a yolunuzu mutlaka düşürün ve destanı bir de Keşanlı Ali'den dinleyin. |
KIYAMET SULARI Yazan: Civan CANOVA Oyunu Oynayan Topluluk: Eskişehir B.B. Şehir Tiyatrosu Tarih / Saat / Yer: 10.02.2006 / 20.00 / Haller G. M. Tepebaşı Sahnesi Oyunun Konusu:Dünyaya çarpacağı kesinleşen bir göktaşının kıyameti getireceğini anlayan insanoğlu büyük bir buhran yaşar. Dünyanın bu son günlerinde karaborsacılık patlamış, insanlar birbirlerini öldürür olmuş, yalancı peygamberler bir bir ortaya çıkmışlardı. İşte bu günlerde oyuna konu olacak ailemizde iç hesaplaşmaları başlar. Kıyamet Sularında Seyrederken... CİVAN CANOVA / oyun yazarı “Oyununun konusu ne?” Bugünlerde karşılaşmaktan oldukça çekindiğim, ama sürekli karşıma çıkan ve de karşılık olarak ne diyeceğimi bilemediğim bir sorular bombardımanı: “Ne ile ilgili?” “Ne anlatıyorsun?” “Oyun yazmışsın?.. Eee?” “Kısaca anlatmaz mısın?” İki cümleyi bir araya getirip anlamlı bir yanıt veremiyorum. Daha doğrusu, oyunumu eksiksiz açıklayabilecek yetenekte, gönüllü iki cümle bulamıyorum bir türlü. On altı yaşlarındaydım. İngiliz Edebiyatı dersinde Julius Caesar’ ı okuyorduk. Şöyle bir soru gelmişti sınavda: “Bu oyunda Shakespeare’ in anlatmak istediği düşünceleri kısa cümleler halinde belirtiniz.” İki yılıma mal olan yanıtım şöyleydi: “Eğer Shakespeare’ in böyle bir derdi olsaydı, beş perdelik bir oyun yerine karamela kağıtları içine maniler yazardı. O da uzun gelirse vecizeler üretirdi.” İlkin “Parmak Çocuk” masallarıyla hayatımıza giren, “Demek ki neymiş?” ler, Ömer Seyfettin’ lere ulaştığımızda bizleri birer anafikir çıkarma ustası haline getirmişti. Öğrenim yıllarımızın daha ileri aşamalarında saplantıya dönüşmüştü bu alışkanlığımız. Descartes’ i, Racine Külliyatı’ nı, hatta Osmanlı Tarihi’ ni bile, ikişer cümlelik fikir hülasaları halinde algılayıp değerlendirir olmuştuk. Sözgelimi, “1. Napoleon ile savaşan Rus halkının hayatını, dolayısıyla savaşın insanlar üzerindeki menfi (kitabi olsun diye) tesirlerini (daha da kitabi olsun diye) anlatıyor efendim.” gibilerinden uyduruk bir tanımlama, kolayca “Harp ve Sulh” u yalayıp yuttuğumuz izlenimi uyandırabilirdi. “1. Napoleon” yerine, “1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası” yazıp, cümlenin sonunu “anlatıyor efendim” yerine “destansı bir uslupla anlatıyor efendim” olarak değiştirdiğimizde ise, şubat tatilini “Ve Durgun Akardı Don” u hatmederek geçirdiğimiz anlaşılırdı. Bu kadar basit. Koskoca yapıtlar, dört beş kelimenin içine sığdırılabiliyorsa eğer, ne gerek vardı ömür tüketip binlerce sayfa yazmaya?! Bir kelam yumurtla, geri kalan zamanında ise dünyanın nimetlerinden olabildiğince yararlan! Öyle değil mi?! ‘Elbette ki bütün yazılı metinler belli bir temel düşünce ya da düşünceleri içerir ya da çıkış noktaları bunlardır.’ diye inandırmaya çalışıyordum kendimi. Ama beş yaşından itibaren tiyatronun büyüsüne kapılmış haylaz bir meraklı olarak, konu Jül Sezar oldu mu iş daha da farklılaşıyordu. Sonuç olarak sınav sorusunu kalıplaşmış cümleler halinde yanıtlamak, koca bir Shakespeare dünyasına karşı yapılan en büyük saygısızlık gibi gelmişti bana. Saçma gelmişti. Saçmanın da ötesinde olanaksız gelmişti. Sonuç nedeniyle öğretmeni suçlayamazdım elbet. O yaşlarda aklımın beş karış havada olduğunu hepsi biliyordu. (Şimdilerde bir karışa indiğini duysalar iftihar ederler.) Üstüne üstlük, benim “Sosyal aktivite”, okul idarecilerininse “Haylazlık” olarak nitelendirdiği faaliyetlerim nedeniyle ders konularına pek vakıf olamadığımdan olsa gerek, aykırı, kendimce zeki yanıtlarla hem soruları geçiştirmek hem de göze girmek gibi boş bir umudum vardı. Bunun dafarkındaydılar kuşkusuz. Kaçınılmaz olarak verdiğim bu yanıt da genel alışkanlığım çerçevesinde değerlendirilmişti. Derdimi anlatamamanın sıkıntısı ve öfkesiyle bütün gece oturup Antonius’ un nutkunu İngilizce olarak ezberlediğimi hatırlıyorum. Çünkü o nutuk üzerinde en az yedi sekiz hafta durmuştuk. Öğretmenimiz o bölümü açıklamak için günlerce konuşmuştu. Sonra da tutmuş, bizden bütün piyesi birkaç cümleye sığdırmamızı istemişti. Olacak şey miydi bu? Ertesi gün ezberlediğim bölümü sınıfta kendimce Antonius edasıyla okumuş ve şöyle demiştim: “ İşte Shakespeare’ in, oyunun tümünde değil ama küçük bir bölümünde anlatmak istediği düşünceler.” Çocukluk işte. Nedendir bilmem, bu günlerde çok sık hatırlıyorum bu anımı. |
AKBANK SANAT YENİ KUŞAK TİYATRO YUVA Kurt, kamyon şöförü; karısı Martha hamile. Doğal olarak, bebekleri için herşeyin en iyisini almak istiyorlar. Doğduktan sonra da bitmiyor masraflar. Hep bir şeyler satın almak "zorundalar". Mesai saatleri dışında da çalışmak gerekiyor, ama yeterince iş yok. Ne iş olsa yaparım diyen Kurt’a patronu çok özel bir iş veriyor. Yazan: Franz Xavier Kroetz Çeviren: Leyla Nazlı Yöneten: Mehmet Ergen Dekor / Kostüm: Barış Dinçel Işık Tasarımı: Yakup Çartık Ses Tasarımı: Emre Ergen Asistan Yönetmen: Seçil Honeywill Oyuncular: Bekir Çiçekdemir, Evren Kardeş 5-12-19-26 Ocak 2007 Cuma - Saat: 20.00 |
TAKSIM'DE TIYATRO EGİTİMİ BASLIYOR.. Tiyatro baska bir yer Taksim’de Tiyatro Egitimine basliyor..! Beyoglu istiklal caddesi üzerinde bulunan sahnemizde hem caddenin tadını çıkarıp cafesinde kahvenizi yudumlarken bir yandan tiyatro eğitimi almak istermisiniz..? Tarkan çuhacı yönetiminde sürecek egitim de amaç bu sanati seven ilgi duyan insanlari tiyatro ile bulusturmak ve oyunculuga iyi bir baslangiç yapilmasidir.. Üç ay sürecek egitimde, Oyunculuk, sahne tatbikati, yaratıci drama, diksiyon, dogaçlama ve beden dili egitimleri verilecektir. Bu egitimlerin yani sıra vakit kaldıkça tiyatro tarihi de islenecek dersler arasındadir.. Egitim 16 yas ve üstü kisiler içindir.. Dersler haftada bir persembe günü 19:00 - 21:00 arasi olacaktir.. Basarili olan ögrencilerle egitim sonunda bir oyun sergilenecektir.. İlk ders 8 kasim Persembe günü baslayacaktır. İlk eğitim öncesi, 04 kasim Pazar günü saat 14:00’da tanisma toplantısi yapilacaktır. Bu toplantiya basvuru yapan herkesin katılma zorunlulugu vardir.. Ücret : Aylik 80 ytl'dir.. Not: Başvuru yapmak için, ekteki basvuru formunu doldurup varsa bir resminiz ile beraber tiyatrobaskabiryer@yahoo.com adresine göndermeniz yeterli olacaktır.. Cem safran sahnesi Istiklal caddesi Rumeli han No:88/4 Kat 2 BEYOGLU/IST. Ayrintilar için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.. www.tiyatrobaskabiryer.com BAŞVURU FORMU Adı, soyadı : Doğum yeri ve tarihi : Adres: Ev telefonu : Gsm : E-mail : Varsa tiyatro deneyimleriniz : Tiyatro sizce neyi ifade ediyor? Varsa çaldığınız Ensturmanlar : En sevdiğiniz Oyuncular : Bize nasıl ulaştınız? Başvuru formunu eksiksiz doldurup, varsa bir resminizle beraber tiyatrobaskabiryer@yahoo.com adresine gönderiniz.. |
Yoksa Oyuna Mı Geldik! http://www.7inci.com/img/519/wg25ek2.jpg Bir evin içine alınan 30 izleyici başlarına geleceklerden habersiz sadece oyun seyretmek için geldikleri bu mekanda oyunun başlamasını beklemektedirler...Fakat kendilerini bekleyen sürprizden habersiz rahat koltuklarında oyunun başlamasını bekleyen insanlar az sonra tuhaf bir durumla karşı karşıya geleceklerini hissetmeye başlarlar. Oyun izlemeye geldikleri bu mekanda oyunun birdenbire kendileri olan seyirciler,oyun bitiminde yoksa oyuna mı geldik sorusu ile başbaşa kalacaklar ve interaktif komedinin en doğru adresinde eğlencenin doruğuna vararak mekandan ayrılacaklardır. Ne Zaman: 26 Ekim Cuma, 20:30 - 31 Ekim Çarşamba, 20:30 Ne Kadar: Biletix 'ten, kişi başı; tam 22,50 ytl, halk günü:17 ytl Nerede: Kulis Sanat Evi Adres: Ethem Efendi Cad. Hacı Hakkı Bey Sk. Anadan Apt. No:5 Erenköy, İstanbul Tel: (216) 467 896 |
Ankara Devlet Tiyatrosu 2 Perde 2 Saat 05 Dakika Bir Mahalle ki Yazan: Münir Canar Yöneten: Münir Canar Dekor Tasarım: Güven Öktem Giysi Tasarım: Sevgi Türkay Işık Tasarım: Zeynel Işık Müzik: Kemal Günüç Dans Düzeni: Hakan Odabaşı, Nilgün Bilsen Asistan: Çağman Pala Özdever Sahne Amiri: Mustafa Yazar Işık Kumanda: Ahmet Erdem Rol Dağılımı: Fikret Ergin, Aydın Uysal, Sabri Özmener, Neşet Erdem, Levent Şenbay, Nejat Armutçu, İsmet Numanoğlu, Volkan Duru Fikriye Musluoğlu, Göktürk Arıkan, Hasan Ataman, Seda Özgiş, Erengül Öztürk, Halil İbrahim Yaman, Murat Kavas, Sinan Hürkardeş, Sinem Çekerek, Fahrettin Ünal, Fikri Özdemir, Mertol Aytekin, Tolga Ünsal, Hakan Şenlik, Fırat Erdoğan Özet "Bir nefeste yüzyılları aştık ta geldik, Öyle bir mahalle ki a dostlar, evlere şenlik. Tellallar çıkarıp bir güzel sattık, Alan, niye aldı acaba diye hiç sormadık." Ankara Devlet Tiyatrosu 1 Perde 1 Saat 30 dakika İki Kişilik Hırgür Yazan : Eugene Ionesco Çeviren : Ülkü Tamer Yöneten : Yunus Emre Bozdoğan Dekor Tasarımı : Behlüldane Tor Giyisi Tasarımı : Esra Selah Işık Tasarımı : Şükrü Kırımoğlu Müzik : Fatih Veli Ölmez Dans - Hareket Düzeni : Shota Skhirtladze Dramaturg: Servet Aybar Sahne Amiri : Erkan Ay Kondüvit : M.Levent Ünal Işık Kumanda : Mehmet Ataay Suflöz : Havva Evirgen Rol Dağılımı Oktay Dal , Benian Dönmez H.Didem Uzel, Orhan Kocabıyık, Fatih Veli Ölmez, Sebahattin Kılınç , Işılay Sahrı Özet Tehditlerle dolu bir dünya ve kendi kabuklarına çekilen iki kişi. Pişmanlıklar, keşkeler! Çıkış yok, kaçış yok! Tehlike ve hırgür her yerde! Hatta içerde ve içimizde! Ionesco, bu iki kişilik oyunuyla absürd dünyanın küçük bir modelini sunuyor bizlere İstanbul Devlet Tiyatrosu 1 Saat 30 Dakika Ben Ruhi Bey Nasılım Yazan: Edip Cansever Yöneten : Cüneyt Çalışkur Dekor Tasarımı : Ethem Özbora Giysi Tasarımı : Gülhan Kırçova Işık Tasarımı : Önder Arık Müzik : Tamer Çıray Rol Dağılımı Uğur Polat, Taner Birsel, Rüçhan Çalışkur, Mahmut Gökgöz, Ali Fuat Çimen Ali Ersin Yenar, Celal Kadri Kınoğlu, Canan Sanan Özet "Ruhi Bey'in yaşam alanı; geçmişi , düşleri, fantazileri ve de gerçekler, ölümle, dünle, bugünle ve yarınla hesaplaşması..." (İlk Oynanış: 19 Ekim 2001) 6. Afife Tiyatro Ödülleri En Başarılı Erkek Oyuncu (Uğur Polat) En Başarılı Işık Tasarımı (Önder Arık) İstanbul Devlet Tiyatrosu 1 Saat 30 Dakika Çayhane Yazan: Vern Sneider Uyarlayan: John Patric Çeviren: Ayşe Sarıalp Yöneten: Şakir Gürzumar Dekor Tasarımı: Ali Cem Köroğlu Giysi Tasarımı: Gülhan Kırçova Işık Tasarımı : Önder Arık Dans Düzeni: Nil Berkan Reji Asistanları :Mutlu Güney, Fikret Urucu, Elif Erdal, Ezgi Coşkun,Ünal Bostancı Rol Dağılımı Bülent Emin Yarar, Hakkı Ergök, Ali Düşenkalkar,Atilla Şendil Gılman Peremeci Ayumi Takano, Fikret Urucu, Seval Gökçe Tunç Günbay, Metin BeyenOrhan Tetikcan Özet Okinawa adası... Tarih boyunca önce Çinlilerin, sonra Japonların ve en sonunda Amerikalıların işgal ettiği bir garip ülke... Günümüzdeki şöhretini işte bu en son işgale borçlu.. 1945 yılı Nisanında 200 bin kayıpla sonuçlanan ve II. Dünya Savaşı'nın en kanlı çarpışmaları olarak bilinen Amerikan işgaline... Filme de alınan Çayhane romanının yazarı, o işgal ordusunun subaylarından Vern Sneider... Yine aynı ordunun subaylarından John Patric bu ünlü romanı oyunlaştırdı ve işgale bizzat tanıklık etmiş iki kalemin yarattığı bu olağanüstü eser ortaya çıktı. Amerika'nın işgal mantığı ve bu mantığın "öngörülemeyen" sonuçları üzerine muhteşem bir komedi izleyeceksiniz... 2005 Afife Tiyatro Ödülleri Yılın En Başarılı Prodüksiyonu Yılın En Başarılı Yönetmeni (Şakir Gürzumar) Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu (Bülent Emin Yarar) Yılın En Başarılı Sahne Tasarımcısı( Ali Cem Köroğlu) Yılın En Başarılı Işık Tasarımcısı (Önder Arık) 5. Lions Tiyatro Ödülleri (2005) En Başarılı Komedi Erkek Oyuncu (Bülent Emin Yarar) En Başarılı Sahne Tasarımı En Başarılı Kostüm Tasarımı İzmir Devlet Tiyatrosu 2 Perde 2 Saat Bahar Noktası Yazan : William Shakespeare Çeviren : Can Yücel Yöneten : Ali Ulvi Hünkar Dekor Tasarım: Şebnem Pamir Giysi Tasarım: Şebnem Pamir Işık Tasarım: Hasan K. Yalman Rol Dağılımı Sadık Yağcı, Füsun Masri, Ali Ulvi Hünkar, Melek Çekmece, Recep Ayyıldız Ekrem Kocaçal, Zafer Önal, Devrim Akkaya, Tayfun Bakırdöken, Alptekin Ertürk Özet "İçine düştüğümüz aşklara dışarıdan bakmak mümkün olabilseydi kendimizi nasıl görürdük acaba? Gördüğümüzden memnun olur muyduk? "Bahar Noktası" aşkın hallerini gözlerinizin önüne sererken kendinizi tiyatro büyüsünün içinde bulacaksınız. Shakespeare' in elinden, Can YÜCEL' in dilinden geçmiş bu olağanüstü komediyi iddia ediyoruz bir değil, birkaç kez izlemek isteyeceksiniz. İzmir Devlet Tiyatrosu https://www.dtgm.gov.tr/eser/eser1466afis.jpg Bir Garip Orhan Veli Yazan: Murathan Mungan Yöneten: Tayfun Erarslan Yönetmen Yardımcısı: Yusuf Köksal Dekor Tasarım: Behlül Tor Giyisi Tasarım: Nalan Alaylı Işık Tasarım: İbrahim Karahan Sahne Amiri: Feyyaz Yükselen Kondüvit: Nilgün Tüzün Işık Kumanda: Osman Kaya Rol Dağılımı Tayfun Erarslan Özet Orhan Veli KANIK' ın şiirlerinden, Murathan MUNGAN' nın uyarladığı "Bir Garip Orhan Veli", bizleri bir şiir yolculuğuna çıkarıyor. Orhan Veli' nin aynı zamanda bir döneme tanıklık eden şiirleri, hüznün ve sevincin harmanlandığı, şiirinin aynasında kendimizi bulacağımız bir evren sunuyor bize. Sonrası ? "Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur, başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi..." |
Anna Karenina http://www.7inci.com/img/540/wg2011_2.jpg Lev Tolstoy'un en önemli eserlerinden biri olan Anna Karenina, şimdi tiyatro oyunu olarak karşımızda. Onlarca karakteri bir arada barındıran ve her biri karmaşık ilişkiler yumağında yer alan oyunu izlerken, kendinizden bir şeyler bulmamak imkansız olacak. Yıldız Kenter, Cüneyt Türel, Demet Evgar ve Yeşim Koçak gibi usta oyuncularla genç yetenekleri buluşturan oyunu kaçırmayın. Ne Zaman: 25 Kasım Pazar, 20:30 Ne Kadar: Biletix 'ten, kişi başı; tam 34 ytl, indirimli 29 ytl Nerede: Caddebostan Kültür Merkezi Haldun Taner Sok. No:11 Caddebostan, İstanbul Tel: (212) 360 9095 |
tiyatroyu çok seviyorum..uzun yıllardan beri amatör tiyatronun içindeyim..sohbet etmek isteyen arkadaşlarım bu konuda muhabbet edebilirim. |
Kim O? http://www.7inci.com/img/551/wg0512_1.jpeg Beyaz Perde'de "Herşey Güzel Olacak" ve "Hokkabaz", tiyatro sahnelerinde ise mucize komedisi ile oyunculuğa giderek alışan Özlem Tekin ile usta oyuncu Metin Serezli "Kim O" adlı yepyeni oyunları ile tiyatro severlerin karşısına çıkıyor. Tiyatroda görmeye pek alışık olmadığımız bu romantik komedide Özlem Tekin 9 aylık hamile iken birden sevgilisinin karşısına çıkan sorumsuz bir genç kızı canlandırıyor. Kahkahaya ve eğlenceye doyacağınız bu oyun bu haftasonu güzel bir alternatif olabilir. Ne Zaman: 09 Aralık Pazar, 14:30 Ne Kadar: Biletix 'ten, kişi başı; tam 28,50 ytl, indirimli 23,50 ytl Nerede: Profilo Kültür Merkezi Profilo İş Merkezi İçi Mecidiyeköy, İstanbul Tel: (212) 216 3790 |
Hisseli Harikalar Kumpanyası http://www.7inci.com/img/555/eglnce1012.0.jpg 70'li yıllarda Türk Pop Müziği efsane olacak bir üçlü ile tanıştı. Melih Kibar, Erol Evgin ve Çiğdem Talu. Bu üçlünün şarkılarının çoğu hayatımızın bir parçası oldu. Canımız sıkılınca onlarla "ah bu hayat çekilmez" dedik, sevgilimize sitem ederken "gel sen ne çektiğimi bir de bana sor" diye içlendik. Üstümüzde karpuz kollu bluzlar, ispanyol paça pantolonlar, akşamdan bigudi ile sardığımız saçlarımız, apartman topuklu ayakkabılarımız ile pikaptan yükselen bu melodiler eşliğinde dans ettik. http://www.7inci.com/img/555/eglne0612.1.jpg Sonunda 1979'da Çiğdem Talu'nun sözlerini yazdığı, Melih Kibar'ın bestelediği ve Erol Evgin'in başrolünde oynadığı "Hisseli Harikalar Kumpanyası" perdelerini açtı. Adile Naşit, Ayşen Gruda, Haldun Dormen gibi oyuncuları, muhteşem müzikleri ile müzikal, bir döneme damgasını vurdu. http://www.7inci.com/img/555/eglnce1012.3.jpg Bu günlerde ise, "Hisseli Harikalar Kumpanyası" nostalji olmaktan çıkıyor. Türker İnanoğlu Maslak Show Center'da 8 Aralık'tan 27 Aralık'a kadar sahnelecek müzikalde, eserin orijinal halini bozmama konusunda oldukça özenli 50 kişilik bir kadro görev alıyor. Başrolünü yine Erol Evgin'in üstlendiği müzikalde bu kez, Ayça Varlıer, Ruhsar Öcal, ve Ayşen Gruda var. Anadolu'daki çadır tiyatrosundan gazinoya transfer olan bir assoliste eğlence, müzik ve tiyatro ile dolu hikayesinde eşlik etmek isterseniz, fiyatı 56 ytl olan biletlerden edinmek için Biletix'i bir ziyaret edin deriz. Özellikle, eski halini de izleyenlere müzikal unutamayacakları bir nostalji yaşatacak. Kısacası, hani eski bir resme bakarken hani yılları sayar ya insan, işte öyle bir şey bu müzikal. |
| Saat: 18:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık