![]() |
15 Şubat 2007 MERKEZ BANKASI VERİLERİ... -BANKALARDAKİ MEVDUAT 284 MİLYAR 507,4 MİLYON YTL'YE İNDİ ANKARA (A.A) - Bankalardaki mevduat, 26 Ocak-2 Şubat tarihleri arasında 5 milyar 462,2 milyon YTL azalarak 284 milyar 507,4 YTL oldu. Merkez Bankasının haftalık verilerine göre, bankalardaki toplam mevduat 26 Ocak tarihi itibarıyla 289 milyar 969,6 milyon YTL idi. Bankalardaki toplam mevduatın 106 milyar 548,4 milyon YTL'si yabancı para, 174 milyar 30,7 milyon YTL'si de YTL cinsinden bulunuyor. Toplam 3 milyar 928,2 milyon YTL olan bankalararası mevduatın ise 2 milyar 385,5 milyon YTL'si Türk parası, 1 milyar 542,7 milyon YTL'si de yabancı paradan oluştu. -KREDİ HACMİ- Bankaların kredi hacmi, 2 Şubat tarihi itibarıyla 1 milyar 344,3 milyon YTL azalarak 182 milyar 673,3 milyon YTL'ye indi. Bankaların kredi hacmi 26 Ocak tarihi itibarıyla 184 milyar 17,7 milyon YTL idi. Bankaların 2 Şubat tarihi itibarıyla kesime verilen kredilerin yaklaşık 713 milyon YTL'si mevduat bankaları, 2 milyar 809,3 milyon YTL'si de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluşuyor. Mali olmayan kesime verilen kredilerin dağılımına bakıldığında da 43,2 milyon YTL'sinin Merkez Bankası, 172 milyar 310,7 milyon YTL'sinin mevduat bankaları, 6 milyar 797,1 milyon YTL'sinin de kalkınma ve yatırım bankaları kredilerinden oluştuğu görüldü. -TÜKETİCİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN KREDİ HACMİ- Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 7,8 milyon YTL azalarak 9 Şubat tarihi itibarı ile 3 milyar 179,4 milyon YTL oldu. Tüketici finansman şirketlerinin kredi hacmi, 2 Şubat'ta 3 milyar 187,2 milyon YTL düzeyinde idi. Toplam kredinin yaklaşık 2 milyar 225 milyon YTL'si bireysel kredi, 954,4 milyon YTL'si de kurumsal krediden oluştu. |
15 Şubat 2007 DEVLET BAKANI BABACAN: -''TÜRKİYE'NİN AB PERSPEKTİFİ OLMASAYDI VE KÜRESEL SERMAYEYE AÇIK OLMASAYDIK BUGÜN İŞSİZLİKTE OLAĞANÜSTÜ BİR ARTIŞ OLUR VE SOSYAL SORUNLAR ORTAYA ÇIKARDI'' -''35 MÜZAKERE FASILI İÇİN 7 YILLIK BİR PROGRAM, YOL HARİTASI HAZIRLIYORUZ VE BUNU AÇIKLAYACAĞIZ. BU TAKVİMDE AB SÜRECİNDE NE YAPACAĞIMIZI NET BİR ŞEKİLDE BELİRTECEĞİZ'' BRÜKSEL (A.A) - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, ''Türkiye'nin AB perspektifi olmasaydı ve küresel sermayeye açık olmasaydık bugün işsizlikte olağanüstü bir artış olur ve sosyal sorunlar ortaya çıkardı'' dedi. Devlet Bakanı Babacan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Brüksel ofisinin açılışını gerçekleştirdikten sonra TUSKON ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yetkililerinin de arasında bulunduğu bir toplantı yaptı. Babacan toplantıda yaptığı konuşmada iş dünyasını AB sürecine başından itibaren dahil ettiklerini ve bütün fasıllarda sivil toplum kuruluşlarının tam bir desteğini aldıklarını belirten Babacan, en son olarak işletme ve sanayi politikaları faslında sivil toplum kuruluşlarıyla tam bir mutabakata vardıktan sonra müzakere belgesini Brüksel'e gönderdiklerini söyledi. Türkiye'nin AB sürecinden önemli faydalar sağladığını, doğrudan yabancı yatırımın 19,8 milyar dolara ulaştığını, Türk işadamlarının da geçen yıl yurt dışında 1 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Babacan, AB sürecinin yerli ve yabancı sermaye yatırımını güçlendireceğini, bunun da istihdamı artıracağını vurguladı. -''İSTİHDAMDA OLUMLU GELİŞMELER GÖRÜLDÜ''- İstihdamda olumlu gelişmeler görüldüğünün altını çizen Babacan, 2006 son çeyreğinde işsizliğin yüzde 9,6'ya gerilediğini, aynı rakamın 2005 yılında yüzde 10,6 olduğunu kaydetti. Tarım dışı istihdamda da 705 bin kişilik bir artış olduğunu kaydeden Babacan, şunları söyledi: ''Bu rakamlar AB'ye tam üye olan ülkeler için çarpıcı rakamlardır. Çünkü onlarda nüfus artmıyor. Bu nedenle Türkiye gibi istihdam sorunları da yok. Bizim her yıl nüfusumuz 1 milyon artıyor. Her yıl 500-700 bin kişiye istihdam sağlamak durumunda olan bir ülke olarak, AB dururken biz koşmak zorundayız. AB perspektifi Türkiye'nin istihdamını da olumlu yönde etkileyecektir.'' Türkiye'nin işsizliğe çözüm bulabilmesi için çok miktarda yerli ve yabancı yatırıma ihtiyacı olduğunu ifade eden Babacan, bunun da AB perspektifinin sağlam bir şekilde devam ettirilmesiyle gerçekleştirilebileceğini söyledi. AB sürecinde herhangi bir sıfata ihtiyaçlarının olmadığını, asıl önemli olan noktanın refahın yükseltilmesi olduğunu belirten Babacan, sadece ekonomik kalkınmanın değil, demokratik gelişmenin de paralel gitmesi gerektiğini belirterek, ''biz bu AB sürecinden sonuna kadar yararlanacağız'' dedi. Geçen yıl Kıbrıs bahanesiyle AB'de sıkıntılı bir dönem yaşadıklarını ifade eden Babacan, bu süreç sonunda edindikleri tecrübeye göre, bundan sonra Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerde teknikten ziyade siyasi unsurların rol oynayacağını, müzakerelerdeki ilerlemeye 27 ülkenin vereceği siyasi kararların belirleyeceğini, AB'nin de müzakere sürecinde olumsuz teknik gerekçeler üretebildiğini gördüklerini kaydetti. Bundan sonra Türkiye'nin kendi sürecine bakacağını, AB sürecinde ev ödevinin tam bir şekilde yerine getirileceğini anlatan Babacan, ''ne zaman 27 ülke mutabakat sağlarsa biz o zaman resmi sürece devam edeceğiz'' şeklinde konuştu. -7 YILLIK PROGRAM- Babacan, AB sürecinde Türkiye'nin Türk halkının refahını artırmak için takvime dayalı bir program hazırladıklarının altını çizerek, ''35 müzakere fasılı için 7 yıllık bir program, yol haritası hazırlıyoruz ve bunu açıklayacağız. Bu takvimde AB sürecinde ne yapacağımızı net bir şekilde belirteceğiz'' dedi. Bu arada TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral ise yaptığı konuşmada Brüksel ofisini açarak Türk iş dünyasının ağırlığını AB içinde daha çok hissettirmek istediklerini belirterek, bu süreçte yeni bir pencere açtıklarını, AB içindeki ön yargıları ortadan kaldırmayı hedeflediklerini kaydetti. Meral, 2,5 trilyon dolarlık bir dış ticaret hacmine sahip AB ile daha çok ticaret yapmak istediklerini ve bu nedenle Türk insanının refahını artıracak olan AB projesine çok önem verdiklerini anlattı. Öte yandan TOBB Başkan Vekili İbrahim Çağlar da Türkiye'nin AB sürecinden azami şekilde faydalanması gerektiğini belirterek, Aralık ayında yavaşlayan müzakere sürecinin halen devam ettiğini ve burada önemli olan noktanın Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin sürdürülüyor olmasının önemine dikkat çekti. |
16 Şubat 2007 İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ''BÖLÜNMÜŞ'' ARAZİ KORKUSU... -TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU'NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK, BÜYÜK KENTLERDE ARSA SORUNUNA YOL AÇTI -ÇOK HİSSELİ VE KÜÇÜK BOYUTLARDAKİ TARIMSAL ARAZİLERİN DAHA FAZLA KÜÇÜLMEMESİ İÇİN BU HİSSELERİN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA DEVRİNİ ENGELLEYEN YASA, İNŞAAT SEKTÖRÜNE ARSA, EMLAK SEKTÖRÜNE KONUT FRENİ YAPTIRDI -ATO BAŞKANI AYGÜN: ''BU YASA 'BÖLÜCÜ' YASA'' Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) Sinan Aygün, ''Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu''nda 9 Şubat 2007 tarihinde yapılan değişikliğin, inşaat sektöründe arsa sorununa yol açtığını bildirdi. Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, çok hisseli ve küçük boyutlardaki tarımsal arazilerin daha fazla küçülmemesi için bu hisselerin üçüncü şahıslara devrini engelleyen yasanın, inşaat sektörüne arsa, emlak sektörüne konut freni yaptırdığını öne sürdü. Söz konusu yasayı ''Bu yasa topal yasa, bölücü yasa'' olarak nitelendiren Aygün, İnşaat-Emlak sektörüne ivme kazandıracağı söylenen Mortgage Yasası'nın tartışıldığı bir dönemde, ilgili yasada yapılan değişikliğin arsa ve konut sorununa yol açacağını savundu. Tarım arazilerinin daha da küçülmesini önlemek ve tarımsal üretimin verimini artırmak amacıyla yasanın 8. maddesinde yapılan değişikliğin, bölünemez büyüklükteki tarım arazileri üzerinde, birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların üçüncü şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği ve rehnedilemeyeceği hükmünü içerdiğini söyledi. Aygün şöyle dedi: ''Ancak, tarım arazilerinin bölünme derdi, şu anda şehirleri gerdi. Büyük şehirlerdeki arsaların büyük çoğunluğu bu durumda. Büyük çoğunluğu, tarım arazisi niteliğini yitirmiş, arsa durumundalar. Öncelikle bunların ayıklanması lazım. Kimse hissesini satamıyor, devredemiyor. İnşaat sektörü orta vadede arsa bulamaz, konut üretemez duruma gelir. Emlak sektörü ile birlikte 200'e yakın sektör bu durumdan olumsuz etkilenir.'' -ACİLEN DEĞİŞTİRİLMELİ- Yasada yapılan değişikliğin, acilen değiştirilmesini talep ettiklerini kaydeden Aygün, ''Nazım İmar Planı içerisindeki arsaları bu yasa kapsamı dışında bırakmadılar, kaş yaparken göz çıkardılar. Nazım İmar Planı içerisindeki arsalar, bu yasanın dışına çıkarılmazsa, hisse sahipleri arasında husumet çıkar. Bu iş kan davasına dönüşür'' dedi. -YASA NE DİYOR?- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda 9 Şubat 2007 tarihinde yapılan değişikliğe göre, mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 20 dönüm, dikili tarım arazilerinde 5 dönüm, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dönüm altındaki araziler, miras hukuku bakımından bölünmez eşya niteliği kazanmış bulunuyor. Buna göre bu büyüklükteki araziler ifraz edilemiyor, üçüncü şahıslara satılamıyor, devredilemiyor. Yasa, Nazım İmar Planı içerisindeki arazileri kapsam dışında tutmadığı için, tarım arazileri sorunu, büyük şehirlerdeki inşaat ve konut sektörünü olumsuz etkiliyor. |
'PKK ile daha iyi mücadele sinyali var' 16 Şubat, 2007 07:47:00 (TSİ) http://www.cnnturk.com/images/1.gif http://www.cnnturk.com/images/DUNYA/BUYUKANIT_PACE1602HBR.jpg İLGİLİ HABERLER Büyükanıt-Pace görüşmesi olumlu bir havada geçti • "Ermeni tasarısının reddinde kararlılar" • "Büyük tehdit altındayız" • Büyükanıt Iraklı Kürt liderleri eleştirdi • "Kendimizi dünyaya anlatamıyoruz" Washington'daki temaslarını sürdüren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ABD'nin, PKK konusundaki tavrından umutlu. Büyükanıt, ''Terör örgütü PKK ile daha iyi mücadele edileceği izlenimini edindim'' dedi. Orgeneral Büyükanıt, Amerikan Genelkurmay Başkanı Peter Pace ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Amerikan yönetiminin olumlu tavrının yanısıra, terörle mücadelenin sonuçlarını görmenin de önemli olduğunu belirtti. Yaşar Büyükanıt, İran'ın silah kapasitesiyle ilgili bir soruya da, "Ortadoğu'da nükleer silahların olması, tüm bölge ülkelerini tehdit eder" yanıtını verdi. Amerikan Ulusal Savunma Üniversitesi'nde, basına kapalı bir konuşma yapan Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Amerikan Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ile de Pentagon'da bir araya geldi. Ankara'da Kürt tartışması Bu arada Ankara, Kuzey Iraklı Kürtlerle görüşme konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Dışişleri Bakanlığı ve hükümet PKK ve Kerkük'teki gelişmelerle ilgili Kürtlerle diyalogdan yana. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve askerler ise bu seçeneğe şiddetle karşı çıkıyor. Irak'ın bölünmesini engellemeye çalışan Türkiye bir yandan Bağdat hükümeti ile işbirliğini geliştirmeye çalışırken bir yandan da Kuzey Irak'taki sorunları aşmak için formül arıyor. Ankara'nın en önemli öncelikleri PKK ile mücadele ve Kerkük'ün geleceği. Her iki konuda da Irak Başbakanı Nuri El Maliki hükümeti Kürdistan bölgesel yönetimine söz geçiremiyor. Ankara ise sorunları çözmek için Kuzey Irak'la diyalog kurup kurmamakta kararsız. Başkent, Kürtlerle görüşme konusunda tam anlamıyla ikiye bölünmüş durumda. Bir yanda Dışişleri Bakanlığı ve hükümet uygun kanallardan Kuzey Iraklı liderlerle konuşulması gerektiği görüşünde. Ancak Cumhurbaşkanı Sezer ve askerler bu ihtimali düşünmek bile istemiyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Washington'da yaptığı açıklama, "Neçirvan Barzani hasmane konuşmalar yapıyor. Bu haliyle görüşmek mümkün mü?" sözleri ile tavrını bir kez daha ortaya koydu |
16 Şubat 2007 TAPDK'DAN, SİGARA BANDROLÜ TOPLAMA UYARISI... -TÜTÜN KURUMU BAŞKANI ADALI: -''HALK ARASINDA, SİGARA PAKETİNDEKİ BANDROL KARŞILIĞINDA ENGELLİ ARABASI VERİLECEĞİ ŞEKLİNDE BİR SÖYLENTİ OLDUĞU DUYUMUNU ALDIK. BÖYLE BİR KAMPANYA YOK'' Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) Başkanı Niyazi Adalı, halk arasında ''sigara paketlerindeki bandrol karşılığı engelli arabası verileceği'' şeklinde bir söylenti olduğu duyumunu aldıklarını belirterek, ''Böyle bir kampanya yok'' dedi. Konuya ilişkin A.A muhabirine açıklamalarda bulunan Adalı, geçmişte de sigara paketlerinin toplanması karşılığında engellilere araba verileceği söylentisi ile yıllarca bazı insanların sigara paketi topladığını hatırlattı. Bunun yine de bir mantığı olduğunu, sigara paketinin içinde yer alan alüminyum folyonun bir ekonomik değeri bulunduğu için bazı kişilerce toplandığını kaydeden Adalı, o dönemde de TEKEL'in bu tür bir kampanyasının olmadığını hatırlattı. -''MEHMETÇİĞE KARŞI KURŞUN OLUR''- Sigara bandrolü gibi küçük bir kağıdın hiçbir ekonomik değeri olmadığının altını çizen Adalı, vatandaşları uyardı ve ''Bu söylenti ile engellilere yardım gibi halkımızın iyi duygularını istismar ederek kaçakçılar halkı aldatmak peşinde'' diye konuştu. Toplanan bandrollerin olsa olsa yeniden kaçak sigaraların üzerine yapıştırılmak ve piyasaya sürülmek için kullanılabileceğini kaydeden Adalı, ''İnsanlar engellilere araba gibi iyi bir duygu ile bandrolleri toplayıp karanlık yerlere verirse, bu engellilere araba değil, korkarım Mehmetçiğe karşı kurşun olarak döner. Çünkü böyle kara para terör örgütlerine gidiyor'' dedi. (A.A.) |
16 Şubat 2007 İZMİR (A.A) - Aralarında Papua Yeni Gine, Japonya gibi ülkelerin de yer aldığı 10'dan fazla ülke temsilcilerinin katılacağı organizasyon ile 250 iş adamı Türkiye'ye gelecek. Ege ve Batı Akdeniz Sanayici İşadamları Federasyonu (ESİDEF) Başkanı Ramazan Davulcuoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinasyonuyla Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu tarafından 7-8 Nisan günlerinde İstanbul Cevahir Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek Türkiye-Pasifik Dış Ticaret Köprüsü Organizasyonu'na Ege ve Batı Akdeniz iş dünyasının katılımını, ESİDEF'in gerçekleştireceğini duyurdu. Türkiye-Pasifik Dış Ticaret Köprüsü programının Ege ayağını organize eden Davulcuoğlu, Ege'nin geleneksel ürünlerinin yanı sıra gıda, inşaat, yapı malzemeleri, otomotiv, mobilya gibi sektörlerde iş bağlantıları yapmayı hedeflediklerini belirtti. Avrupa Birliği hariç tutulduğunda dünya ticaretinin ilk 10'undaki ülkelerin 6'sının Pasifik coğrafyasında yer aldığını açıklayan Ramazan Davulcuoğlu, İstanbul'da yapılacak organizasyon sonrası katılımcı ülkelerden bir kaç ülke iş adamı heyetini Ege Bölgesi'nde ağırlamayı düşündüklerini ifade etti. |
17 Şubat 2007 BAKANLAR KURULU KARARI -BİTKİSEL YAĞ İTHALATINDA GÜMRÜK VERGİ ORANLARI YENİDEN BELİRLENDİ ANKARA (A.A) - Bakanlar Kurulu, İthalat Rejimi kapsamında ithaline izin verilen bazı ürünlerin gümrük vergilerini yeniden belirledi. Karar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Buna göre, İthalat Rejimi Kararı'nın birinci ekinde yer alan bitkisel yağların gümrük vergi oranı Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Serbest Ticaret Alanı (EFTA) ile Diğer Ülkeler kategorisi için yüzde 46,8 olarak belirlendi. Bu ürünler, pamuk, soya, yer fıstığı, rep, koza, susam, keten tohumu, ayçiçek tohumu, hindistan cevizi, mısır, hardal, babassu yağları ile palm, zeytinyağı ve hint yağından oluşuyor. Bu ürünlere uygulanacak gümrük vergisi, bugün yürürlüğe girdi. Bugün itibariyle yürürlüğe giren, ithalinde sıfır gümrük vergisi uygulanacak diğer ürünler ise şöyle: ''Potasyum veya o-etil, isobutilin sodyum tuzu, kartuş üretiminde kullanılan bazı kimyasal ürünler, plastikleştirici-alüminyum, demir, magnezyum, sanayi ve çelik katmanlarında kullanılan plastiklerin ısıl işlemlerinde ara madde olarak kullanılan çeşitli ürünler, tuvalet kağıdı imali için her iki tarafı dokunmamış polipropilen ve kağıt hamuruyla kaplanmış polietilen mensucat, hava filtresi üretimi için gereken ara malı malzemeler, cam lifleri, dizüstü bilgisayarlar için görüntü sansürleri, LCD modüllerin üretiminde kullanılan prizma levhalar, ekran uzunluğu 48,5 cm olan monitörler.'' Diğer yandan, toz halinde, perakende satılacak haldeki kurutulmuş kahve ve hulasalarının; En Az Gelişmiş Ülkeler (E.A.G.Ü), Özel Teşvik Düzenlemeleri İçinde Yer Alan Ülkeler (Ö.T.D.Ü) ile AB ve EFTA ülkelerinden ithalinde gümrük vergisi yüzde sıfır olarak belirlendi. Aynı ürün, Gelişme Yolunda Yer Alan Ülkelerden (G.Y.Ü) ithal edildiğinde yüzde 3,1 ile yüzde 4,2 oranında vergiye tabi olacak. Diğer Ülkeler kapsamında yer alan ülkeler sıralamasında, İsrail ve Makedonya hariç, gümrük vergisi yüzde 7,7 ile yüzde 9 olarak belirlendi. Bu kategoride yer alan İsrail ve Makedonya'dan ithalatta, sıfır gümrük vergisi uygulanacak. Bu ürünlere ilişkin uygulama ise 1 Mart 2007 tarihinden itibaren geçerli olacak. |
AKP'de 'Vadi' tartışması http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif AKP'li birçok bakan, parti yöneticisi ve milletvekili, Kurtlar Vadisi - Terör dizisinin yayından kaldırılmasına destek verdi. http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/sener1727_ic.jpg http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif Kurtlar Vadisi-Terör dizisinin yayından kaldırılması AKP'de farklı tepkilere neden oldu. AKP'li birçok bakan, parti yöneticisi ve milletvekili dizinin yayından kaldırılmasına destek verirken Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, "Rambo", "Terminatör" türü filmlerin yayımlanmasını örnek göstererek karşı çıkan bir mesaj verdi. AKP'liler, il başkanları toplantısında diziyle ilgili olarak şunları söyledi: Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener: 'Rambo, Terminatör' türü çok daha ağır şiddet içeren yayınlar serbest. Bir kez değil, hatta tekrar tekrar kanallarda gösteriliyor. O zaman şu tartışılır; Herkese veya tüm filmleri, tüm dizileri eşit zamanlı, aynı sisteme tabi tutacak bir sisteme ihtiyaç var mı? 'En önemli gündem bu mu?' Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin: Basın bugün Kurtlar Vadisi'ne daldı. Türkiye'nin en önemli gündemi şu anda bu mu Devlet Bakanı Beşir Atalay: Dizinin kaldırılması sansür değil. Televizyon yayınlarının denetlenmesiyle ilgili de bir süreç var. Tabii RTÜK denetleyici ve düzenleyici bir kuruluş. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: Sansür değil. Eğer çocuk pornosunu yasaklamak sansürse o da bir sansürdür. AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar: RTÜK'teki işleyişi bilemem, ama ben bir sade vatandaş olarak o dizinin çok doğru bir dizi olmadığını, çocuklarımızın, gençlerimizin üzerinde etkisi olduğunu biliyorum. Dolayısıyla kaldırılması yerindedir. AKP Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin: Bunu sansür olarak görmüyorum. Ben kendi çocuğumdan biliyorum. 10 yaşında oğlum var benim. Bunun gibi gençleri ve ergenlik dönemindeki çocuklarımızı çok ciddi anlamda etkilediğini biliyorum. (Milliyet) http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif Sigaraya ÖTV zammı http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif Sigaradan alınan maktu özel tüketim vergisi yüzde 16,67 oranında artırıldı. http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/sigara1727_ic.jpg http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif http://www.ekolay.net/sinema/images/trans.gif http://www.ekolay.net/sinema/images/trans.gif http://www.ekolay.net/haber/images/trans.gif Bakanlar Kurulunun bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile ÖTV'de 3 sayılı listedeki "tütün içeren purolar, uçları açık purolar ve sigarillolar, tütün içeren sigaralar, tütün yerine geçen maddelerden yapılmış purolar, uçları açık purolar, sigaralar ve içilen tütünler ile enfiye ve çiğnemeye mahsus tütünlerin" yer aldığı B cetvelindeki ürünlerin maktu özel tüketim vergisi tutarları yeniden belirlendi. Yeni düzenleme ile sigarada adet başına 0,0600 YTL (6 YKr) olan asgari maktu özel tüketim vergisi tutarı, 0,0700 YTL'ye (7 YKr) yükseltildi. Böylece paket başına 1,2 YTL olan maktu vergi de 1,4 YTL'ye çıktı. Sigaradaki ÖTV zammı yarın yürürlüğe girece |
İstanbul'da, 3 milyon 450 bin elektronik posta adresine virüs göndererek çeşitli bankalara ait 10 bin 580 interaktif hesabın bilgilerini elde ettikten sonra müşteri hesaplarını boşalttıkları öne sürülen 2'si kadın 10 kişi yakalandı. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, savcılık ve emniyet birimlerine yapılan interaktif banka dolandırıcılığı konusundaki şikayetlerin artması üzerine çalışma başlatıldı. Beyoğlu, Bakırköy, Fatih, Bahçelievler, Büyükçekmece, Avcılar ve Güngören'de belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda, aralarında suç örgütü elebaşı konumunda olan Ali A'nın da bulunduğu 2'si kadın 10 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, 1 adet dizüstü bilgisayar, 34 adet CD, 4 adet hard disk, 18 adet çeşitli bankalara ait hesap cüzdanı, 6 adet kart, sahte olarak düzenlenen tapu senedi, ustalık belgesi ile savcı, polis, asker ve SSK'ya ait sahte kimlik ile belgeler ele geçirildi. Poliste sorgulanan bu kişilerin, internet üzerinden bağlantı kurdukları kişilerden 150 YTL karşılığında satın aldıkları veya çeşitli yollardan elde ettikleri 3 milyon 450 bin elektronik posta adresine virüs göndererek bazı bankalara ait 10 bin 580 interaktif hesabın bilgilerini elde ettikleri, daha sonra da bu bilgileri kullanarak müşterilerin hesaplarını boşalttıkları anlaşıldı. Bu kişilerin elde ettikleri eletronik posta adresleri arasında medya mensupları, üniversiteler, öğretim görevlileri, belediyeler, holdingler ve çok sayıda iş adamının da adresinin bulunduğu belirtildi. Polisin, vurgunun boyutunun belirlenmesi için bankalar birliği, kredi kartları merkezi ve dolandırıcılık yapılan bankaların müfettişleriyle birlikte çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Yakalanan kişiler arasında bulunan ve Almanya doğumlu olan Ali Y'nin, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'nden mezun olduğu ve 5 yabancı dil bildiği öğrenildi. Polis yetkilileri, internet kullanıcılarından elektronik postalarına gelen şüphelendikleri mesajları açmamaları ve interaktif banka dolandırıcılığına karşı dikkatli olmalarını istedi.Polisteki işlemleri tamamlanan 10 kişi, daha sonra Beyoğlu Adliyesine gönderildi. |
19 Şubat 2007 TAV'IN HALKA ARZI... -HALK ARZA TOPLAM 5 MİLYAR DOLARLIK TALEP GELDİ -HALKA ARZ FİYATI 10,00 YTL OLARAK TESPİT EDİLDİ -HİSSELERİN, İMKB KARARINA BAĞLI OLARAK 23 ŞUBAT CUMA GÜNÜ İŞLEM GÖRMEYE BAŞLAMASI BEKLENİYOR TAV Havalimanları Holding A.Ş'nin (TAV) halka arzında toplam 5 milyar dolarlık talep geldiği bildirildi. TAV paylarının halka arz fiyatının 10 YTL olarak belirlendiği, hisselerin 23 Şubat Cuma günü Borsada işlem görmesinin beklendiği duyuruldu. Garanti Yatırım'dan TAV halka arz sonuçlarına ilişkin yapılan açıklamada, TAV paylarının halka arzının 15-16 Şubat 2007 tarihlerinde gerçekleştirilen talep toplama işlemiyle tamamlandığı belirtildi. Açıklamada, TAV'ın mevcut 232 milyon 500 bin YTL nominal değerli sermayesinin 242 milyon 187 bin 500 YTL'ye artırılacağı, artırılan 9 milyon 687 bin 500 YTL nominal değerli payları ile mevcut hissedarlara ait toplam 29 milyon 62 bin 500 YTL nominal değerli payların toplamı olan 38 milyon 750 bin YTL nominal değerli payların halka arz edildiği bildirildi. Global koordinatörlüğünü ortak olarak Garanti Yatırım, Credit Suisse Securities (Europe) Ltd. ve HSBC Bank PLC'nin yaptığı halka arzın yüzde 69'una denk gelen 26 milyon 737 bin 500 YTL nominal değerli payların yurt dışı kurumsal yatırımcılara tahsis edildiği, toplam 149 yurt dışı kurumsal yatırımcıdan 18 kat talep geldiği belirtilen açıklamada, halka arz edilen payların, yüzde 30'una denk gelen 11 milyon 625 bin YTL nominal değerli payların yurt içi küçük bireysel yatırımcılara tahsis edildiği, toplam 18 bin 428 yurt içi küçük bireysel yatırımcıdan 10,3 kat, 119 milyon 680 bin 745 adet pay talebi geldiği bildirildi. Halka arz edilen payların yüzde 0,5'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal değerli payların, yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edildiği toplam 105 fondan tahsisat miktarının 28,1 katı, 5 milyon 443 bin 694 adet pay talep geldiği ifade edildi. -EK SATIŞ HAKKI KULLANILDI- Açıklamada, halka arz edilen payların yüzde 0,5'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal değerli payların yurt içi alım gücü yüksek bireysel yatırımcılara tahsis edildiği belirtilirken, şunlar kaydedildi: ''TAV halka arzına, yurt dışı yatırımcılardan yaklaşık 4,1 milyar dolar ve yurt içi yatırımcılardan 928 milyon dolar olmak üzere toplam yaklaşık 5 milyar ABD doları talep gelmiştir. Gerek yurt içi yatırımcı gruplarından gerekse yurt dışı yatırımcılardan gelen yoğun talep nedeniyle 5 milyon 812 bin 500 YTL nominal değerli paylar Ek Satış Hakkı kapsamında dağıtıma tabi tutulan paylara ilave edilmiştir. Ek satış hakkının kullanılması sonrasında TAV'ın sermayesinin yüzde 18,4'ü olan 44 milyon 562 bin 500 YTL nominal değerli paylar halka arz edilmiştir.'' Açıklamaya göre her bir tahsisat grubu için yapılan dağıtım neticesinde, dağıtıma tabi tutulan toplam 44 milyon 562 bin 500 YTL nominal değerli payların, yüzde 69'una denk gelen 30 milyon 748 bin 125 YTL nominal değerli paylar yurt dışı kurumsal yatırımcılara, yüzde 30,130'una denk gelen 13 milyon 426 bin 875 YTL nominal değerli paylar yurt içi küçük bireysel yatırımcılara, yüzde 0,435'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal değerli paylar yurt içi alım gücü yüksek bireysel yatırımcılara ve yine yüzde 0,435'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal değerli paylar yurt içi kurumsal yatırımcılara satıldı. -FİYAT 10,00 YTL- 1,00 YTL nominal değerli her bir TAV payının halka arz fiyat aralığı 8,55 YTL-10,30 YTL olarak belirlendiği hatırlatılırken, 15-16 Şubat 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen talep toplama esnasında yatırımcıların taleplerinin bu fiyat aralığının tavanından toplandığı kaydedildi. Talep toplama neticesinde 1,00 YTL nominal değerli her bir TAV payının halka arz fiyatının 10,00 YTL olarak tespit edildiği belirtildi. Talep toplama neticesinde belirlenen 10,00 YTL halka arz fiyatıyla, TAV'ın piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 740 milyon dolar, halka arz büyüklüğünün 320 milyon doları olduğu bildirildi. TAV paylarının İMKB Yönetim Kurulu kararına bağlı olarak 23 Şubat 2007 tarihinde İMKB'de işlem görmeye başlamasının beklendiği ifade edildi. |
22 Şubat 2007 DSİ SULAMA PROJELERİNİ ÖZEL SEKTÖRE AÇIYOR... -İLK AŞAMADA 4 PROJENİN YİD YÖNTEMİYLE YAPILMASI İÇİN YPK KARARI ÇIKARILACAKKaynak yetersizliği nedeniyle sulama projelerini hızla tamamlamayı hedefleyen Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, ilk etapta 4 sulama projesini Yap-İşlet-Devret (YİD) yöntemiyle özel sektöre yaptıracak. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, DPT'den onay alındıktan sonra Yüksek Planlama Kurulu'na sunulacak 4 projeden ilki Manyas Ovası 2. Merhale Projesi olarak belirlendi. Balıkesir'deki proje ile 25 bin 169 hektarlık tarım alanının suya kavuşması planlandı. Proje çerçevesinde tamamlanan Manyas Barajı'ndan alınan su borulu sistemle sulama yapılacak bölgelere ulaştırılacak. Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilecek Adatepe Sulama Projesi ise iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda 10 bin 525 hektar cazibe, bin 771 hektar arazi de pompaj ile sulanacak. Projenin ikinci aşamasında ise 12 bin 656 hektar cazibe 10 bin 588 hektar arazide pompaj olmak üzere tamamlanmak üzere olan Adatepe Barajı'ndan alınacak suyla, toplam 35 bin 540 hektar büyüklüğündeki alanda sulu tarım yapılabilecek. Nusaybin Çağ sulama projesinde de Çağ regülatöründen alınacak suyla bin 150 hektar tarım alanı cazibe, 8 bin 20 hektar alan da pompaj yöntemiyle sulanabilecek. Son olarak İzmir Beydağı Ödemiş sulama projesiyle 18 bin 200 hektar büyüklüğündeki alan da sulu tarıma kavuşacak. Projelerin YİD usulüyle gerçekleşmesi için YPK'nın karar vermesi halinde görevlendirilecek DSİ bu projelerle ilgili ihaleleri kim daha ucuza sulama yapıyorsa o şirkete verecek. İhaleyi alan şirket barajlar zaten yapılmış olduğu için hem çok fazla sermayeye ihtiyaç duymayacak, hem de yatırımı kısım kısım yaptıkça su ulaştırdığı çiftçilerden ücretlerini toplamaya başlayabilecek. |
Türk Ekonomisi ve Dışa Açık Ekonomi Politikaları Türkiye, 1980 öncesi dönemde ithal ikamesine dayalı bir ekonomi politikası izlemiş ve iç talebin karşılanması için, öncelikle ithal edilen malların ülke içinde üretilmesi amaçlanmıştır. Yeni kurulan sanayi dalları, çok uzun sürelerle gümrük ve diğer eş etkili vergilerle korunmuştur. Ekonomide köklü dönüşümleri amaçlayan geniş kapsamlı bir İstikrar Programı ise 1980'li yılların başında hazırlanmış ve 24 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konmuştur. Böylece, ithal ikameci sanayileşme stratejisi terkedilmiş, ihracata ağırlık ve öncelik veren bir sanayileşme modeli benimsenmiştir. Gerçekleştirilen reform politikaları, merkezden yönetim yerine piyasa mekanizmalarına giderek daha fazla ağırlık verilmesi biçiminde bir felsefe değişikliğini de beraberinde getirmiştir. Sermaye piyasalarındaki yeniden yapılanma ve gelişmeler sonucunda 1981 yılında Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanun'un amacı; tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak, halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını sağlamaktır. Ertesi yıl Türk sermaye piyasasında düzenleyici ve denetleyici görevlere sahip Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuştur. 3 Ocak 1986 tarihinde ise Türk ekonomisinin gelişiminde son derece önemli bir rol oynayan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) faaliyete geçmiştir. Sağlanan vergi kolaylıklarının etkisiyle yatırım fonlarının hızla büyümesi ve yabancı yatırımcıların sermaye piyasalarına girişlerinin serbestleştirilmesi, İMKB'nin hızlı bir şekilde büyümesindeki etkenler arasındadır. İMKB'nda halen üç piyasa faaliyet göstermektedir. Bunlar; Hisse Senetleri Piyasası, Tahvil ve Bono Piyasası ile Uluslararası Pazar'dır. İMKB Hisse Senetleri Piyasası'nda Ulusal Pazar, Bölgesel Pazar, Yeni Şirketler Pazarı, Gözaltı Pazarı ve Toptan satışlar Pazarı olmak üzere beş pazar bulunmaktadır. Hisse Senetleri Piyasası'nda Temmuz 1999 itibariyle toplam işlem hacmi 41.7 milyar dolara ulaşmış, günlük ortalama işlem hacmi ise 302 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Yabancı yatırımcılar, İMKB'nda işlem gören şirket sermayelerinin halka açık bölümünün %55'ini portföylerinde bulundurmaktadır. |
"Emlak sektöründe yatırımlar artacak" 23 Şubat, 2007 11:38:00 (TSİ) http://www.cnnturk.com/images/1.gif http://www.cnnturk.com/images/ekonomi/alisverismerkezi23subathi.jpg The Wall Street Journal gazetesi, büyüyen ekonominin, Türkiye'de büyük alışveriş merkezleri başta olmak üzere, emlak sektörüne yapılacak yatırımları artıracağını yazdı. Tüketim talebinin artması alışveriş merkezi yatırımlarını hızlandırdı The Wall Street Journal gazetesinin haberinde, Türkiye'nin, düzelen ekonomik durumu, siyasi istikrarı ve potansiyel AB üyesi olmasının yanı sıra genç nüfusu ile artan tüketici talebinin emlak sektörüne yatırım açısından önemli unsurlar olduğu vurgulandı. Gazetenin haberinde, AB'de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) ortalama yüzde 2,4 oranında büyümesine rağmen, Türkiye'nin bu yıl, GSYH temelinde büyüme oranının yüzde 6,4 oranında olmasının beklendiği kaydedildi. Haberde, Türkiye'nin emlak sektörünün yerli ve yabancı yatırımcılar açısından cazibesinin daha da artacağı ifade edildi. 4 milyar dolarlık yatırım The Wall Street Journal gazetesinin haberinde, geçen yıl, emlak sektöründeki işlem hacminin 1,1 milyar dolar olduğu belirtilirken, bu yıl emlak sektöründe 4 milyar dolarlık bir işlem hacmi beklendiği vurgulandı. Türkiye'ye, son yıllarda, perakende sektörüne önemli oranda yatırım yapıldığı belirtilen haberde, bu yatırımların katlanarak devam edeceği ifade edildi. Haberde, Türkiye'de tüketim talebinin artması nedeniyle büyük alışveriş merkezi yatırımlarının artış gösterdiği ve başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Denizli, Muğla ve diğer bölgelere de alışveriş merkezi yatırımlarının sırada beklediği kaydedildi. Gazetenin haberinde, İstanbul'a, önümüzdeki beş yıl içinde 45 yeni büyük alışveriş merkezinin yapılmasının planlandığı belirtildi. |
23 Şubat 2007 TÜRKİYE-IMF -IMF HEYETİ, 6. GÖZDEN GEÇİRME ÇALIŞMALARI İÇİN ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA TÜRKİYE'YE GELECEK -1 MART'TA TEMASLARINA BAŞLAYACAK OLAN HEYET, 5 MART'TAN İTİBAREN ANKARA'DA RESMİ GÖRÜŞMELERDE BULUNACAK -GÖZDEN GEÇİRME ÇALIŞMALARI KAPSAMINDA, SON MAKRO EKONOMİK DURUM VE BEKLENTİLER, 2006 YILI KAMU MALİYESİ GERÇEKLEŞMELERİ, 2007 YILI PARA POLİTİKASI VE KAMU MALİYESİ PROGRAM HEDEFLERİ İLE YAPISAL REFORMLAR ELE ALINACAK ANKARA (A.A) - Uluslararası Para Fonu (IMF) Heyeti'nin, Stand-By düzenlemesinin 6. Gözden Geçirme çalışmaları için önümüzdeki hafta Türkiye'ye geleceği bildirildi. Hazine Müsteşarlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, IMF ile yürütülmekte olan Stand-By düzenlemesinin 6. Gözden Geçirmesi çalışmaları ve IMF'nin mutad 4. Madde görüşmeleri kapsamında Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki bir heyet 1 Mart'ta Türkiye'deki temaslarına başlayacak. Açıklamada, söz konusu heyetin 4. Madde kapsamındaki görüşmelerine bir süre için IMF İcra Direktörlerinden Willy Kiekens ve Avrupa Bölümü Direktör Yardımcısı Susan Schadler'ın da katılacağı, heyetin İstanbul'da temaslarda bulunduktan sonra, 5 Mart tarihinde Ankara'da resmi görüşmelere başlayacağı belirtildi. Hazine açıklamasında, 6. Gözden Geçirme çalışmaları kapsamında, son makro ekonomik durum ve beklentiler, bu çerçevede 2006 yıl sonu kamu maliyesi gerçekleşmeleri, 2007 yılı para politikası ve kamu maliyesi program hedefleri ile yapısal reformlar konusundaki son gelişmelerin ele alınacağı belirtilirken,heyetin ziyareti sırasında 6. Gözden Geçirme'nin yanı sıra, IMF'nin ana sözleşmesi gereğince tüm üye ülkelerle düzenli aralıklarla gerçekleştirdiği 4. Madde görüşmelerinin de yapılacağı bildirildi. 4. Madde görüşmeleri kapsamında ülkelerin orta ve uzun vadeli ekonomi politikalarının değerlendirildiği belirtilen açıklamada, bu kapsamda, IMF heyetinin kamu kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum örgütleriyle de görüşmelerde bulunacağı kaydedildi. |
Kurşunsuz benzine 5 kuruş zam 23 Şubat 2007 A.A. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2929611.jpg Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketinin (TÜPRAŞ) rafineri çıkış fiyatında yaptığı ayarlamanın ardından, 95 oktan kurşunsuz benzinin pompa fiyatına litrede 2-5 kuruş zam geldi. Rekabet ve serbestlik nedeniyle şirketler ve şehirlere göre değişen benzinin pompa fiyatındaki artış, bugünden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Yeni ayarlama ile Ankara'da OPET, POAŞ VE BP bayilerinde kurşunsuz benzinin litre fiyatı 2,70 YTL, Shell bayilerinde ise 2,69 YTL oldu. İstanbul'da ise OPET, POAŞ ve BP bayilerinde 2,71 YTL satılan kurşunsuz benzin, Shell bayilerinde ise 2,70 YTL'den alıcı buluyor. Ankara, İstanbul ve İzmir'de, bazı dağıtım şirketlerinin uyguladığı 95 oktan kurşunsuz benzinin eski ve bugünden geçerli yeni fiyatları (litre/YTL) şöyle: 95 OKTAN KURŞUNSUZ BENZİN Eski Fiyat Yeni Fiyat ANKARA OPET 2,67 2,70 POAŞ 2,67 2,70 BP 2,67 2,70 Shell 2,67 2,69 İSTANBUL (Anadolu) OPET 2,66 2,71 POAŞ 2,66 2,71 BP 2,66 2,71 Shell 2,66 2,70 İZMİR OPET 2,65 2,70 POAŞ 2,65 2,70 BP 2,65 2,70 Shell 2,65 2,69 |
EMLAĞA YATIRIM Emlağa 4 milyar dolarlık yatırım WSJ: Türkiye'de büyüyen ekonomi, emlak sektörüne yatırımları artıracakThe Wall Street Journal gazetesi, Türkiye'de, büyüyen ekonominin, büyük alışveriş merkezleri başta olmak üzere, emlak sektörüne yapılacak yatırımları artıracağını bildirdi. The Wall Street Journal Gazetesinin haberinde, Türkiye'nin, düzelen ekonomik durumu, siyasi istikrarı ve potansiyel AB üyesi olmasının yanı sıra genç nüfusu ile artan tüketici talebinin emlak sektörüne yatırım açısından önemli unsurlar olduğu vurgulandı. Gazetenin haberinde, AB'de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) ortalama yüzde 2,4 oranında büyümesine rağmen, Türkiye'nin bu yıl, GSYH temelinde büyüme oranının yüzde 6,4 oranında olmasının beklendiği kaydedildi. Haberde, Türkiye'nin emlak sektörünün yerli ve yabancı yatırımcılar açısından cazibesinin daha da artacağı ifade edildi. 4 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM... The Wall Street Journal gazetesinin haberinde, geçen yıl, emlak sektöründeki işlem hacminin 1,1 milyar dolar olduğu belirtilirken, bu yıl emlak sektöründe 4 milyar dolarlık bir işlem hacmi beklendiği vurgulandı. BÜYÜK ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNE İLGİ... Türkiye'ye, son yıllarda, perakende sektörüne önemli oranda yatırım yapıldığı belirtilen haberde, bu yatırımların katlanarak devam edeceği ifade edildi. Haberde, Türkiye'de tüketim talebinin artması nedeniyle büyük alışveriş merkezi yatırımlarının artış gösterdiği ve başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Denizli, Muğla ve diğer bölgelere de alışveriş merkezi yatırımlarının sırada beklediği kaydedildi. Gazetenin haberinde, İstanbul'a, önümüzdeki beş yıl içinde 45 yeni büyük alışveriş merkezinin yapılmasının planlandığı vurgulandı. |
24 Şubat 2007 MENKUL KIYMET İHRAÇLARI... Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Akbank T.A.Ş'nin sermaye artırma talebini kayda aldı. Buna göre Akbank, 2007 yılı içerisinde çıkarılmış sermayesini 600 milyon YTL, 2008 yılında 1 milyar YTL, 2009 yılında da 1 milyar YTL temettü dağıtımı yolu ile bedelsiz artırmayı öngörüyor. SPK'nın haftalık bültenine göre Kurul, Marshall Boya ve Vernik Sanayi A.Ş'nin 3 milyon 592 bin 192 YTL tutarında ve Serve Kırtasiye Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin 1 milyon 150 bin YTL tutarında iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz, hisse senedi ihraç taleplerini kayda aldı. Metemteks Tekstil San. ve Tic. A.Ş., 8 milyon 256 bin 700 YTL tutarında bedelli hisse senedi ihracı için Kurul'a başvururken, Selçuk Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş, Adana Çimento Sanayii T.A.Ş, Ditaş Doğan Yedek Parça İmalat ve Ticaret A.Ş, Acıselsan Acıpayam Selüloz San ve Tic. A.Ş, Türkiye Sınai Kanlkınma Bankası A.Ş. de sermaye tavanlarını yükseltmek amacıyla SPK'ya müracaat etti. Global Menkul Değerler A.Ş. 10 milyon YTL tutarında A tipi Karma Hızır Reis Fonu, Türkiye İş Bankası A.Ş. 25 milyon YTL tutarında A tipi Privia Değişken Yatırım Fonu ve yine Türkiye İş Bankası A.Ş. 100 milyon YTL tutarında B tipi Privia Değişken Yatarım Fonu ihracı nedeniyle Kurula başvurdu. a.a. |
AÇLIK SINIRI 629 YTL.. Açlık sınırı 629 YTL'ye yükseldi Türk-İş, Şubat'ta açlık sınırının 628 YTL 75 YKr, yoksulluk sınırının 2 bin 48 YTL 05 YKr'ye yükseldiğini bildirdi. Türk-İş Araştırma Merkezi'nce yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için aylık zorunlu gıda harcaması tutarı, bu ay bir önceki aya göre 1.75 oranında arttı. Bu artış ile son dört yılın en yüksek Şubat ayı artışı elde edildi. Gıda harcaması tutarında son 12 ay itibariyle artış oranı yüzde 13.27 olurken, geçen yıl bu oran yüzde 6.09 düzeyinde gerçekleşti. Açlık sınırı tutarındaki artış 10.81 YTL ve yoksulluk sınırı tutarındaki artış 35.22 YTL düzeyinde olurken, yıllık artış tutarı ise sırayla 73.68 YTL ve 240.01 YTL hesaplandı. Gıda harcaması çalışmasına temel alınan beslenme kalıbındaki ürünlerden süt, yoğurt, peynir grubunda sütün fiyatı bu ay gerilerken, peynirin fiyatı değişmedi, yoğurdun fiyatında ise yüzde 1.22 oranında artış tespit edildi. Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat grubunda et fiyatı değişmezken, tavuğun kilogram fiyatı 3.55 YTL'den 3.85 YTL'ye yükseldi, yumurta fiyatı ise değişmedi. Balık fiyatları genelde aynı kalırken, hamsinin fiyatı geçen aya göre 1 YTL arttı. Sakatat ürünlerinin fiyatı bu ay yine değişmedi. Bakliyat ürünlerindeki yüksek fiyat artışı dikkat çekti. Bakliyatlardan kuru fasulye, nohut, barbunya fiyatı artarken, kırmızı mercimek fiyatı aynı kaldı. Yeşil mercimek fiyatında ise 20 YKr gerileme görüldü. Meyve sebze grubunda bu ay ortalama itibariyle yüzde 7.39 oranında fiyat artışı yaşanırken, geçen ay 1.76 YTL olarak hesaplanan ortalama meyve sebze fiyatı bu ay 1.89 YTL olarak belirlendi. Ekmek, makarna, pirinç, un gibi ürünlerin bulunduğu grupta da bulgur fiyatı yüzde 20.69 ve irmik yüzde 9.47 oranında arttı. Şeker fiyatı yüzde 4.44 oranında artarken, margarin fiyatı geriledi. Reçel, zeytin, tuz ve baharat fiyatı değişmezken, bal, pekmez, çay ve ıhlamur fiyatı da arttı. Milliyet |
26 Şubat 2007 PETROL FİYATLARI YÜKSELDİ... SİNGAPUR (A.A) - Uluslararası ham petrol fiyatları yükseldi. ABD'deki petrol stoklarının azalması ve kış koşullarının sertleşmesi sebebiyle, ABD ham petrolünün Nisan ayı varil teslim fiyatı 31 sentlik artışla 61,45 dolara çıktı. Brent türü Kuzey Denizi petrolünün Nisan ayı varil teslim fiyatı da 34 sentlik yükselişle 61,22 dolara yükseldi. |
‘Erdoğan başbakan kalmalı’ görüşümü muhafaza ediyorum http://www.vatanim.com.tr/pics/news/110357000.jpg http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif Güler Sabancı, 7 Kasım’da yaptığı açıklamada Erdoğan’ın çok genç olduğunu, aktif siyasette kalıp Çankaya’ya çıkmaması gerektiğini belirtmişti. Sabancı, “Görüşümü aynen muhafaza ediyorum” diye konuştu http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif 26.02.2007 Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2007’ye dair bir risk görmediğini, seçimlerin de bir risk oluşturmadığını söyledi. Sabancı, bir sürpriz beklemediğini, sorun yaşanacağını düşünmediğini belirterek, “Demokrasi anlayışımız, ekonomik gücümüz var. Bir fevkaladelik yaşayacağımızı düşünmüyorum” dedi.Güler Sabancı, 7 Kasım 2006’da Çimsa’ya bağlı Eskişehir Çimento’nun ek tesislerinin temel atma töreninde, “Sayın Başbakan henüz 52 yaşında. Genç, dinamik. Aktif siyasette hem partisi, hem de Türk siyaseti için daha faydalı olacağını daha çok katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bu yüzden Çankaya’ya çıkmamalı” demişti. “Erdoğan’ın Başbakan olarak kalması yönündeki görüşünüzü muhafaza ediyor musunuz?” şeklindeki soruya Güler Sabancı, “Evet görüşümü aynen muhafaza ediyorum” karşılığını verdi. Sabancı, siyasi tahmin yapmakta başarısız olduğunu da itiraf ederken, “Ancak ben seçimlerde bir sürpriz çıkacağını sanmıyorum” diye konuştu. Risk yok faiz yüksek Güler Sabancı, risk görmemekle birlikte reel faizlerin neden bu kadar yüksek olduğunu anlamakta zorluk çektiğini ifade etti. Merkez Bankası’nın enflasyon hedefinin yüzde 4 olduğunu hatırlatan Sabancı, “Bizim tahminimiz yüzde 7.5 düzeyinde. Öyle bile olsa, şu anki reel faiz seviyesi çok yüksek” diye konuştu. Sabancı, geçtiğimiz günlerde özellikle Mısır’da yaptığı ve bazı sektörlerde artık üretim gerçekleştirerek rekabet etmenin zor olduğuna ilişkin açıklamasının anımsatılması üzerine, Türkiye’nin katma değeri yüksek işlere odaklanması gerektiğini anlattı. Güler Sabancı, 2000’li yıllara kadar cari işlemler açığı veren gelişmekte olan ülkelerin, 2000’den sonra işlem fazlası vermeye başladığını, bunun karşılığı kadar da harcama yapmadıkları için gelişmiş ülkeleri finanse etmeye başladıklarını belirtti. “Bunu iyi okumak lazım, fabrikaların daha ucuz yerlere gitmesi bunun bir sonucu, küreselleşmenin sonucu... Bize özel değil, herkes aynı durumda” diyen Güler Sabancı, Türkiye’nin de bunu geçmişte yaşadığını, Avrupa’dan da Türkiye’ye geldiklerini anımsattı. Bu, ”delokalizasyonun“ Türkiye’de hangi sektörler için geçerli olduğunu sorulması üzerine Sabancı, ”Ben Türkiye’de bilmiyorum, ama dünyada bu işi tekstil yapıyor. Türkiye’de de dünyadan farklı olacağını sanmıyorum“ karşılığını verdi. Kârlılık bizim genlerimizde var Sabancı Grubu’nun faaliyet gösterdiği tüm alanlarda rakiplerine göre iyi durumda olduğunu kaydeden Güler Sabancı, tekstildeki zorluklara rağmen Yünsa ve Bossa’nın da çok kârlı olduğunu söyledi. Sabancı, ”Galiba bu bizim iş yapma biçimimizden kaynaklanıyor. Rekabetçi anlayış bizim genlerimizde var. Bu bir kültür meselesi. İş mükemmeliyetçiliğine odaklıyız. Verimlilik asla taviz vermeyeceğimiz bir olgu. Bu yüzden de tüm şirketlerimiz rakiplerine göre iyi durumda“ dedi. Sabancı, Temsa ve Teknosa’nın bölgesel güç olma yolunda ilerlediğini ifade etti. Güler Sabancı, bazı aile üyelerinin hisse satışları olmasaydı holdingin daha iyi durumda olup olmayacağının sorulması üzerine, ”Hiçbir etkisi olmadı. Çok sağlıklı bir şey yaşadığımız. Hissedarlarımız genç. Kendileri bir girişimde bulunmak istiyor. Kurumsal bir yapıyız, yolumuza devam ediyoruz“ diye konuştu. Nükleer santral olacaksa ki bana göre mutlaka olacak bunu en iyi Sabancı yapar Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2015 yılına kadar sıfırdan 4500-4700 megawat enerji üretecek yatırım planladıklarını ve amaçlarının enerjide liderlik olduğunu söyledi. Sabancı, üretecekleri enerjinin en az yüzde 27’sinin ise yenilenebilir olmasına dikkat edeceklerini, tüm planlarını bunun üzerine yaptıklarını da kaydetti. Bu rakama nükleer santral yatırımının dahil olmadığını kaydeden Sabancı, şöyle devam etti: “Küresel ısınma söylemleri arttıkça nükleer enerjiye karşı olanlar bile yavaş yavaş yumuşuyor ve bunun gerekli olduğunu görüyor. Tüm dünya bu noktaya geliyor. Türkiye de bunun gerekli olduğunu anlayacak. Bu iş bu ülkede yapılacaksa ki bize göre mutlaka yapılacak. Bunu en iyi Sabancı yapar. Biz hükümetin de azınlık hissedarı olduğu, teknoloji sahibi yabancı bir ortak ve lokal oyunculu bir sermaye katılımının nükleer santral projesinde gerçekçi olacağını düşünüyoruz.” Kordsa operasyonunu galiba iyi anlatamadık Güler Sabancı, grup olarak 2006’nın önemli gelişmelerini de sıraladı. Bir numaraya Citigroup-Akbank ortaklığını koyan Sabancı, ikinci sıraya da CarrefourSa ile GİMA birleşmesini koydu. Sabancı, ”Bu birleşme ile çok önemli bir şirket halka açık hale geldi“ dedi. Polyester üretim işinden, hissedarlara değer sağlayarak çıktıklarını belirten Sabancı, Kordsa operasyonunun da 2006’nın en önemli gelişmelerinden biri olduğunu söyledi. Sabancı, ”Ancak galiba bu işi iyi duyuramadık. Artık İMKB’de Kordsa hissesi alan, global bir şirketin hissesini alıyor. Kordsa’yı çatı şirket yaptık. İçinde 11 ülkeden 12 fabrika var artık. Buradaki ciro hedefimiz ise 1 milyar dolar“ dedi. Dağıtım ihalelerinde ben açıklamayı baz alıyorum Dağıtım ihalelerinin ertelenmesine ilişkin olarak bunun beklemediği bir gelişme olduğunu ifade eden Güler Sabancı, ”Seçim nedeniyle ertelenmiş olabilir mi?“ sorusuna da, ”Olabilir, ama ben yapılan açıklamayı baz alıyorum“ dedi. Sabancı, yeni ihale açılıncaya kadar geçen sürenin iyi kullanılması ve hukuki altyapının tamamlanması gerektiğini sözlerine ekledi. Haber: Ercan İNAN |
26 Şubat 2007 ELEKTRİĞE ÖTV TALEBİ... -AVRUPA BİRLİĞİ, ELEKTRİĞİN DE ENERJİ ÜRÜNLERİ KAPSAMINDA ÖTV'YE TABİ TUTULMASINI İSTİYOR -AB, KONUTLARDA KULLANILAN ELEKTRİĞE YÜZDE 1, SANAYİDE KULLANILAN ELEKTRİĞE DE YÜZDE 0,5 ORANINDA ÖTV UYGULANMASINI TALEP EDİYOR -MALİYE BÜROKRATLARI, AB'NİN İSTEĞİ VE SANAYİCİLERİN UCUZ ELEKTRİK TALEBİ ÇERÇEVESİNDE ELEKTRİKTE YÜZDE 2'LİK TRT PAYININ KALKMASI, BUNUN YERİNE YÜZDE 1 YA DA 0,5'LİK ÖTV'NİN GELMESİ ÖNERİSİNDE BULUNACAK -MALİYE BAKANLIĞINDA BAŞTA GIDA VE TURİZM OLMAK ÜZERE, ÇEŞİTLİ MAL VE HİZMETLERDEKİ KDV İNDİRİMİNE DÖNÜK DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI DA DEVAM EDİYOR ANKARA (A.A) - Avrupa Birliği, elektriğin de enerji ürünleri kapsamında özel tüketim vergisine (ÖTV) tabi tutulmasını istedi. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Avrupa Birliği yetkilileri, AB Direktifleri çerçevesinde, Türkiye'de konutlarda kullanılan elektriğe asgari yüzde 1, sanayide kullanılan elektriğe ise yüzde 0,5 oranında özel tüketim vergisi uygulanması talebinde bulundu. Maliye Bakanlığı bürokratları da, AB'ye uyum çalışmaları çerçevesinde özel tüketim vergisi uygulamasında bu yönde bir değişiklik yapılabileceğine belirtiyor. Maliye bürokratları, Bakan Unakıtan ile Enerji Bakanlığına şu öneriyi götürmeye hazırlanıyor: ''Elektrikteki yüzde 2'lik TRT payı kaldırılsın ve TRT,bütçeden finanse edilsin. Bunun yerine elektriğe ya herhangi bir ayrım yapılmaksızın yüzde 1'lik ya da sanayi için yüzde 0,5, konutlar için de yüzde 1 oranında özel tüketim vergisi getirilsin. Bu şekilde, hem elektrik üzerindeki vergi yükü azaltılır ve sanayicilerin elektrik fiyatlarıyla ilgili şikayetleri bir ölçüde azaltılarak, sanayinin elektrik girdi maliyetleri düşürülür. Hem de, AB Direktifleri çerçevesinde hareket edilerek, AB'ye uyum sağlanır.'' Gelir İdaresi Başkanlığından bir üst düzey yetkili de, elektrik üzerindeki TRT payının sürekli eleştiri konusu yapıldığına dikkati çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı: ''TRT payı kaldırılarak, bunun yerine ÖTV'nin konulması en akılcı yol. ÖTV oranı daha düşük tutularak, elektriğin tüketiciye maliyeti de azaltılır. TRT'ye de istenirse bütçeden kaynak aktarılması, hem içerdeki, hem de AB nezdindeki sorunları çözer diye düşünüyoruz.'' Elektrikte halen yüzde 18'lik KDV'nin yanı sıra brüt hasılat üzerinden hesaplanan yüzde 2 TRT payı, yüzde 1 Enerji Fonu, sanayi kullanımında yüzde 1, konutlarda da yüzde 5 oranında tahsilat esasına dayalı Belediye Tüketim Vergisi bulunuyor. -KDV ÇALIŞMASI- Öte yandan Maliye Bakanlığında başta gıda maddeleri ve turizm olmak üzere, çeşitli mal ve hizmetlerdeki KDV indirimine dönük değerlendirme çalışmaları da sürüyor. Bu çalışmalarda olası bir KDV indiriminin, bütçeye ve iç turizme ne kadar yansıyacağı da tartışılıyor. Maliye Bakanlığı yetkilileri, turizmde yüzde 18'lik KDV'nin yüzde 8'e düşürülmesi halinde, bundan sadece dış operatörlerin yararlanabileceği endişesi taşıyor. Bu arada spesifik sektör analizlerinde lokantalarda belge düzeni için yeni KDV düzenlemelerine ihtiyaç olduğu da belirlendi. Bir Maliye yetkilisi, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: ''Bu sektörde 100'e aldığını, 118'e satıyorsun. Ancak aradaki 18'i KDV olarak devlete yatırmak durumundasın. Adam bu 18'i cebine atıyor ve gidip, civardan sahte fatura topluyor. Bu nedenle 18 yerine yüzde 8 KDV uygulansa, işletmeye yüzde 3-4'de kar marjı tanınsa, belki hukuk dışı yollara yönelme belli ölçüde önlenebilir.'' |
26 Şubat 2007 DIŞ TİCARET AÇIĞI... -TOBB BAŞKAN YARDIMCISI ÜZÜLMEZ: -''DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZDA RUSYA İLE ÇİN BAŞI ÇEKİYOR'' ''2006 YILINDA RUSYA VE ÇİN İLE YAPILAN DIŞ TİCARETTE, TOPLAM 22,9 MİLYAR DOLAR AÇIK VERDİK'' KONYA (A.A) - TOBB Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez, dış ticaret açığında Rusya ve Çin'in başı çektiğini bildirdi. Üzülmez, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin 2006 yılında 214 ülkeye 81,5 milyar dolar ihracat, 209 ülkeden ise toplam 137 milyar dolarlık ithalat yaptığını, toplam dış ticaret açığının ise 51,9 milyar dolar olduğunu ifade etti. Dış ticaret açığının, dikkatle takip edilmesi gereken bir unsur olduğunun altını çizen Üzülmez, 2006 yılında ülkeler bazında en yüksek dış ticaret açığının 14,3 milyar dolarla Rusya ve 8,9 milyar dolarla Çin'den kaynaklandığını belirtti. Üzülmez, geçen yıl Rusya'dan 17,5 milyar dolar ithalat yapıldığını, ancak buna karşılık Rusya'ya yapılan ihracatın 3,2 milyar dolarda kaldığını vurgularken, açıklamasında şöyle dedi: ''Korkulu rüyamız haline gelen Çin'e ise sadece 693 milyon dolar ihracat yapabildik. Buna karşın gerçekleştirilen ithalat ise 9,5 milyar dolar oldu. Türkiye geçen yıl en fazla ihracatı sırasıyla Almanya, İngiltere, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'ya yaptı. En çok ithalat ise sırasıyla Rusya, Almanya, Çin, İtalya ve Fransa'dan yapıldı. Rusya'dan kaynaklanan dış ticaret açığının temelinde ise sürekli artan doğal gaz ihtiyacımız yatıyor. Irak ile yapılan ticarette ise fazla veriyoruz.'' Üzülmez, Konya'dan iller bazında yapılan ihracatın ise en çok sırasıyla, İran, Almanya, Irak, Kazakistan ve Suudi Arabistan'a yapıldığını, mallar bazında da en çok, kazanlar, makineler, mekanik cihaz ve aksamı, motorlu kara taşıtı aksamı ve parçaların gönderildiğini kaydetti. |
27 Şubat 2007 TARIM KREDİ, UCUZ GÜBRE İÇİN DIŞA AÇILIYOR -TKKMB BAŞKANI TEKE: -''TÜRK ÇİFTÇİSİNE DAHA UCUZ GÜBRE SAĞLAMAK İÇİN, DOĞAL GAZI UCUZ OLAN ÜLKELERDE GÜBRE FABRİKASI KURACAĞIZ'' ANTALYA (A.A) - Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (TKKMB) Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Teke, Türk çiftçisine daha ucuz gübre temin etmek için, doğal gazı ucuz olan ülkelerde gübre fabrikası kuracaklarını bildirdi. Çiftçi Örgütlerinin Kurumsal Güçlendirilmesi Projesinin (IRFO) tanıtım toplantısı nedeniyle Antalya'da bulunan TKKMB Başkanı İlhami Teke, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çiftçilere verilen zirai kredilerin geri dönüşlerinde geçmiş dönemlerde çeşitli nedenlerden sıkıntı yaşandığını, ancak son yıllarda yapılan yeni uygulamalarla bu sıkıntıların sona erdiğini bildirdi. Türkiye'de 2 bin noktada çiftçiye hizmet verdiklerini anlatan Teke, çiftçilere geri dönüşü olmayan kredi vermediklerini vurguladı. Çiftçilerin daha iyi koşullarda yaşaması için kırsal alanda kalkınmanın öncelikli başlatılması gerektiğini ifade eden Teke, AB ve Dünya Bankası kaynaklarından çiftçilerin de yararlandırılması için çalıştıklarını belirtti. -YURT DIŞINDA GÜBRE FABRİKASI- TKKMB'nin çiftçilerin ucuz fiyattan gübre ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştıklarını, bunun için de yılda 1 milyon 400 bin ton kapasiteli gübre üretiklerini ifade eden Teke, şöyle konuştu: ''Çiftçilerin en büyük ihtiyacı olan gübre ve mazot, dışa bağımlı. Türkiye'de gübrenin yüzde 83'ü ithal ediliyor. Ham madde olarak da yüzde 83 oranında dışa bağımlıyız. Türk çiftçisine daha ucuz gübre sağlamak için doğal gazı ucuz olan ülkelerde gübre fabrikası kuracağız. Türk Cumhuriyetleri, İran, Fas ve Tunus'ta gübre fabrikası kurmak için çeşitli araştırmalar yapıldı. Bu konuda İran daha ağır basıyor. Gerekirse özel sektörle iş birliği yapabiliriz. Gübre fabrikası kurmak için, doğal gazı daha ucuz ve güvenli olan bir ülke gerekli. Türkiye'de gübre fiyatları çiftçilerin menfaatine göre olacak şekilde iş birliği yapabiliriz.'' |
http://www.sabah.com.tr/2007/02/27/im//3BA4A26E54CA8C4C89FA5713b.jpg http://img.sabah.com.tr/i/1_pix_beyaz.gif http://img.sabah.com.tr/i/1_pix_beyaz.gif http://img.sabah.com.tr/i/ikon_yeni.gifPiyasa nereye gidiyor? Türkiye'de piyasadaki dalgalanma ile borsa düşüşe geçerken dolar çıkış gösterdi. Küçük yatırımcılar birikimlerini korumak için gelişmelerin yönünü anlamaya çalıştı. Piyasanın uzman yorumcularına yaşanan dalgalanmanın sebeplerini sorduk.. İşte yorumlar Mehmet Şimşek / Merrill Lynch'in Ekonomik Araştırmalar Bölüm Başkanı: Türk piyasasındaki dalgalanmanın nedeni esas itibariyle kâr realizasyonudur. Bir düzeltmeye dönüşebilir. Bunun temelinde birkaç kaygı var. Asya piyasalarında şişen fiyatlar vardı. Çin Borsası'nda yılın en büyük düşüşünü yaşamak piyasaları tedirgin etti. Fiyatların epey şişmesi kaygıları artırmıştı. Piyasaylar hem Avrupa'da hem Asya'da her gün zirve yapıyordu. ABD http://ads.sabah.com.tr/adserver/view.ads?d2hhdD16b25lOjE5NyZhbXA7bj1hZjJkZjQ0Mw== eski Merkez Bankası Başkanı Greespan "Amerikan ekonomisinin resesyona girmesi mümkündür" dedi. "Mümkündür" demesi büyüme beklentilerini olumsuza dönüştürdü. Petrol fiyatları yükseliyordu. Bu Nijeryadan kaynaklanıyordu. İran ile tansiyon yükselebilir. İran dünyanın en büyük 3 . üreticisi. Dünya petrollerinin yüzde 46'sı Körfez'den geçiyor. O anlamda bir kaygı var. Toparlarsak. Bunu esas itibariyle kâr realizasyonu olarak görmek gerek. Piyasayı tedirgin etti. Düzeltmeye dönüşebilir. Temelde 3 etken var: 1) Fiyatlardaki şişkinlik 2) İran'daki gerilim 3) ABD ekonomisi ile ilgili kaygılar Türkiye'deki düzeltmeyi bu çerçevede değerlendirmek gerek. Türkiye son 1.5 ayda iyi performans gösterdi. Bono piyasasına girişler iyiydi. Kâr realizasyonu yatırımcıları rahatsız etti. Temel göstergeler itibariyle ciddi bir çıkış var diyemeyiz. Global piyasalardaki gelişmeleri iyi izlemek gerekiyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için petrol fiyatları önemli. Yüksek miktarda fon girerse bunlar bir süre sonra da çıkacaktır. Türkiye piyasasına geçen yıl yüksek oranda fon girdi. Mayıs-Haziran dalgalanması yaşandı. Bu yıl geçen yıl kadar taze para girişi olmasa da yine de yüksek. Ancak geçen yılki Mayıs-haziran dalgalanması yaşanacak anlamına gelmiyor. Bunun bir dalgaya dönüşmesi konusunda kaygılar var. Kâr realizasyonu olarak kalacak gibi görünüyor. Yatırımcı psikolojisi bu. Bunlar yeni faktörler değil. Benim bir tek kaygım var. Kâr realizasyonu çok derin oldu. Yatırımcılara düzeltmenin ne kadar derin olabileceğini hatırlattı. Meliha Okur / SABAH Gazetesi Yazarı: Nisan ortasına kadar kar realizasyonu devam eder. Kâr realizasyonları sürecek. Bu yeni bir global dalganın sinyali olarak algılanabilir mi? Gelişmeleri izlemek gerekir. Meliha Okur'un piyasadaki dalgalanmayla ilgili analizi yarın ki SABAH Gazetesi'nde okuyabilirsiniz... Abdurrahman Yıldırım / SABAH Gazetesi yazarı: Geçmiş yılların kâr realizasyonu dönemine denk gelmesi yöne eğilimin tekrarlanabileceğine işaret ediyor. Satışların boyutunu ve ne kadar süreceğini gelişmeler belirler. Abdurrahman Yıldırım'ın piyasadaki dalgalanmayla ilgili analizi yarın ki SABAH Gazetesi'nde okuyabilirsiniz... Alparslan Akça / Ziraat Yatırım Genel Müdür Yardımcısı: Türkiye yurtdışındaki satışları izledi. Öğleden sonraki satışlar Avrupa'daki satışları izledi. Bizi Brezilya izleyecek. Global piyasalarda satış gözükse de kâr realizasyonu olarak görüyoruz. Bu düşüşe kâr edenler karar verecek. Bizim kendi iç piyasamızda tahvil piyasasını izlemek gerekir. Faizlerde de yukarı doğru yükseliş var. Oradaki satış durduğunda Borsa'daki de durur diye düşünüyorum. Borsa'daki tepki tahvil piyasasından her zaman fazla olur. Bu bir trende dönmez. Japon yeni değer kazanmaya başladı. Yeni bir denge oluşacak. Mahmut Kaya / Garanti Menkul Kıymetler Genel Müdür Yardımcısı: Düşüşün ne kadar süreceği yurtdışına bağlı. Borsa'da yüzde 4,3'lük bir düşüş var. Piyasadaki dalgalanma yurtdışına bağlı. Yeni global bir dalgalanmamı bakacağız. ABDULLAH DEMİR/ SABAH İNTERNET Piyasalarda bugün yaşanan gelişmeler yarın SABAH Gazetesi Ekonomi sayfasında... - Dünya piyasalarında neler oldu? - An an piyasadaki gelişmeler? - Uzmanların yorumları? - Rakamlar ve grafikler? |
28 Şubat 2007 DÜNYA BANKASINDAN ELEKTRİK RAPORU... -RAPORDAKİ İYİMSER SENARYOYA GÖRE, TÜRKİYE'DE ELEKTRİKTE ARZ AÇIĞI 2011 YILINDA ORTAYA ÇIKABİLECEK. KÖTÜMSER SENARYOYA GÖRE İSE AÇIK 2009 YILINDA OLUŞACAK -RAPORDA, ÖZEL SEKTÖR TARAFINDAN YAPILAN DOĞAL GAZ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARININ GECİKMEMESİ İÇİN FİYATLARIN CAYDIRICI OLMAMASI GEREKTİĞİ VURGULANIYOR ANKARA (A.A) - Dünya Bankasının hazırladığı raporda Türkiye'de elektrik enerjisinde arz güvenliği konusu ele alınırken, iyimser senaryoya göre, 2011 yılında arz açığı ortaya çıkacak. Kötümser senaryoya göre ise elektrikte arz açığı 2009 yılında oluşacak. A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, Dünya Bankasının taslak olarak hazırladığı Elektrikte Arz Güvenliği konulu raporda, arz ve talep projeksiyonlarına yer veriliyor. Bu projeksiyonlarına göre değişik senaryoların ortaya konduğu raporda, durum, iyimser ve kötümser senaryo olmak üzere iki başlıkta inceleniyor. İyimser senaryoya göre, elektrikte arz açığı 2011 yılında ortaya çıkacak. Kötümser senaryoya göre ise elektrikte arz açığı 2009 yılında oluşacak. Raporda, beklenen yatırımlardaki aksama durumunda 2008 yılında da bir açığın söz konusu olabileceği vurgulanıyor. -STRATEJİLER- Arz güvenliğinin sağlanabilmesi için kısa ve orta vadeli stratejilerin de ortaya konduğu taslak raporda, kısa vadede, piyasanın yakından izlenmesi ve yapılan yatırımların süresinin gecikmemesi üzerine yoğunlaşılması isteniyor. Orta vadeli stratejide ise 2015 yılına kadar olan dönem ele alınıyor. Bu çerçevede, elektrik piyasasının etkin çalışması ve oluşturacak mekanizmalarla arz güvenliğinin sağlanması öngörülüyor. -ARZ GÜVENLİĞİ MEKANİZMALARI- Taslak raporda, arz güvenliğinin sağlanması için mekanizmalar da öneriliyor. Bu mekanizmalardan ilki, bire bir bilgilenme. Bu çerçevede ilgili kuruluşlardan oluşan bir komite oluşturulması öngörülüyor. İkinci olarak, kamu tarafından finanse edilen yatırımların aksamaması için gerekli finansmanın sağlanması öneriliyor. Özel sektör tarafından yapılan doğal gaz ve yenilenebilir enerji yatırımlarının gecikmemesi için de fiyatların caydırıcı olmaması gerektiği vurgulanıyor. -EÜAŞ'IN NE ZAMAN DEVREYE GİRECEĞİ NETLEŞMELİ...- Raporda, kanuna göre, arz güvenliğini tehlikeye düşürecek sorun oluştuğunda yatırımların Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) tarafından yapılabileceğinin hükme bağlandığı belirtilirken, ancak bunun ne zaman devreye gireceğinin net olmadığı, bunun netleştirilmesi gerektiği de ifade ediliyor. Bu arada, taslak raporun yarın Ankara'da yapılacak bir çalıştayda ele alınması bekleniyor. Hilton Otelinde gerçekleştirilecek çalıştaydan çıkacak sonucun rapora yansıtılması bekleniyor. |
28 Şubat 2007 OCAK AYINDAKİ SOSYAL GÜVENLİK AÇIĞI -ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI BAŞESGİOĞLU: -''SOSYAL GÜVENLİK REFORMU ERTELEMESİ HENÜZ YENİ. ERTELEMENİN MALİYETLERİNİ BU KADAR KISA SÜREDE GÖRMEK MÜMKÜN DEĞİL'' ANKARA (A.A) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Maliye Bakanlığının bu yılın Ocak ayındaki sosyal güvenlik açığına ilişkin verilerini değerlendirirken, ''Sosyal güvenlik reformu ertelemesi henüz yeni. Ertelemenin maliyetlerini bu kadar kısa sürede görmek mümkün değil'' dedi. Başesgioğlu, Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı'nda gerçekleştirilen ''Mesleki Yeterlilik Kurumu Olağanüstü Genel Kurulu''ndan ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başesgioğlu, bir gazetecinin, ''Maliye Bakanlığı'nın Ocak ayı verilerinde 6 milyar YTL'lik bir açık olduğu, bunun 3 milyar YTL'lik kısmının sosyal güvenlikten kaynaklandığı ifade edildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz. Sosyal güvenlik reformu ertelemesinin bunda etkisi olmuş mudur?'' sorusunu yanıtlarken, sosyal güvenlik reformu ertelemesinin henüz yeni olduğunu, ertelemenin maliyetlerini bu kadar kısa sürede görmenin mümkün olmadığını söyledi. Başesgioğlu, bunun kendisini daha uzun vadede belli edecek bir husus olduğunu kaydetti. Geçen yıl sosyal güvenlik açıkları açısından iyi performans gösterildiğini ve 2005 yılında gayri safi milli hasılanın yüzde 4.8'i oranındaki açığın yüzde 4'e düştüğünü anlatan Başesgioğlu, şöyle konuştu: ''Bir aylık açık kompozisyonunu bütün bir yıl içinde düşünmemiz lazım. Sağlık harcamaları tabiatıyla artış gösteren harcamalardır. Sosyal güvenlik açığı kavramını iyi değerlendirmek lazım. Bazen primsiz ödemeler dediğimiz prim almadan yapılan ödemeler de var. Bunlar da sosyal güvenlik çağı olarak değerlendiriliyor. 2007 yılını değerlendirmek için henüz erken. Bunu yıl sonunda değerlendirmek lazım.'' -İŞSİZLİK- Bakan Başesgioğlu, işsizlik rakamlarına ilişkin bir soru üzerine de işsizliğe ilişkin verileri ay ay takip ettiklerini, ellerindeki verilerden 2006 yılında son 4 yılın en düşük genel işsizlik oranının yakalanacağını beklediklerini söyledi. Bu oranın yüzde 10 veya altına düşme ihtimalinin kuvvetli olduğunu kaydeden Başesgioğlu, bunun ekonomik büyüme ve aktif istihdam politikalarından kaynaklandığını anlattı. Son 4-5 yılda tarımdan kopan yaklaşık 2 milyon kişinin diğer sektörlere geçtiğini, bu kişilere iş bulunduğu gibi kentlerdeki işsizliğin regüle edilmesi konusunda da bir başarı sağlandığını söyleyen Başesgioğlu, yaratılan 1 milyon 800 bin yeni istihdamın önemli bir rakam olduğunu dile getirdi. Başesgioğlu, ''Türkiye büyük bir ülke, rakamları da büyük. 2 milyon kişinin yer, sektör değiştirmesi çok önemli bir hadise. Ama bu, sağlıklı bir gidiştir. Tarımdaki verimliliği artırmak için bu alandaki istihdamın küçülmesi lazım'' dedi. |
Çinli Firmalar, Türk Ortak için Fırsat Kolluyor Çin Halk Cumhuriyeti'nin Bursa Fahri Konsolosu Nejat Yahya, Çinli Firmaların Avrupalılar'ın İhtiyaçlarını Karşılamak İçin Türk Şirketleriyle Ortaklıklar Kurma Yönünde Fırsat Kolladığını Söyledi. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Bursa Fahri Konsolosu Nejat Yahya, Çinli firmaların Avrupalılar'ın ihtiyaçlarını karşılamak için Türk şirketleriyle ortaklıklar kurma yönünde fırsat kolladığını söyledi. Bursa'da AISEC ve Ekometre Gazetesi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Çin Fırsat Projesi' konulu toplantıda konuşan Fahri Konsolos Nejat Yahya, Türkiye'nin Çin'de Batı'ya yakın olmasından dolayı cazibe merkezi haline geldiğini söyledi. Çinli firmaların Batılılar'ın ihtiyaçlarını karşılamak için Türk şirketleriyle ortaklıklar kurma yönünde fırsat kolladığını söyleyen Yahya, "Çin'de kalkınma bölgeleri kurulacak diye bir şey var. Şimdi biz Batı'ya yakınız ya. Zaten hep onun üzerinde duruyorlar. Siz Batı'ya yakınsınız ve Avrupa Topluluğu'na aday ülkesiniz. O kadar büyütüyorlar ki bizi gözlerinde. Gerçekten de büyütülecek bir olay. Biz sizin destekçiniz olalım. Hammaddesiyle, yedek parçasıyla, makinesiyle. Siz Batı'ya yakınsınız. Batı'nın ihtiyaçlarını bu şekilde beraberce karşılayalım. Ortaklıklar kurarak, beraber üretelim beraber satalım diyorlar. Kazan kazan politikası yani" dedi. Çin'in her yıl yüzde 10 büyüme gerçekleştirdiğini ve 670 milyar dolar tüketim malı ithal ettiğini bildiren Yahya, "Çinliler, geleneksel ev tipinden site yönetimine geçiyorlar. Ama devasa siteler. Bu sitelere her şey lazım. Kendi ürünleri bizim kadar kaliteli değil. İşte Erol Türkün var, başka sanayiciler var. Ev tekstili yapanlar, bayağı bir ev tekstili gidiyor. Mermerciler, diğer inşaat malzemeleri, bunlar bayağı gidiyor. Ve Türkiye'nin 'geçen hafta açıklandı' Çin'e yaptığı ihracat yüzde 70 arttı. Bu sene öyle. Gelecek sene biraz daha artacak. Ondan sonraki sene biraz daha. Aradaki fark yavaş yavaş kapanacak. Ev tekstilleri, inşaat malzemeleri, mermer gibi ürünleri oraya satma imkanımız var, neden? Bir de 1.5 milyar nüfus içerisinde 250 milyon insan üst düzeyde yaşıyor orada. 250 milyon insana da hitap etmekte fayda var. Türkiye çok önemli, marka üretim yapan şirketlere sahip. Bir Özdilek gibi. Veyahutta gıda ürünleri. Bakın gıda, çünkü 1.5 milyar nüfusu beslemek kolay bir şey değil. Bir de Mao döneminde çok aç kalmışlar. Şimdi onun acısını çıkartıyorlar. 480 dolarlık kişi başı gelirden şu anda bin 500 dolara geldiler. Önümüzdeki yıllarda 3 bin dolara çıkacaklar. Kişi başı gelir arttıkça, refah düzeyi arttıkça, yeni ürünlere talepler artacak. Yani ileride 'şu anda başladı' tüketim toplumuna doğru gidiyorlar. Bunu iyi değerlendirmemiz lazım" diye konuştu. Türkiye'nin Çin'den yılda 9.5 milyar dolarlık ithalat yaptığını ve bunun 9 milyar dolarını sanayi mallarının 500 milyon dolarını da tüketim malzemelerinin oluşturduğunu söyleyen Yahya, "Çin'den yapılan ithalat yılda 9.5 milyar dolar. Bunun 9 milyar doları sanayi malı, 500 milyon doları da tüketim malı. Tüketim malına çok karşıyız. Zaten devletimiz de bunun tedbirlerini alıyor. Vergi artırıyor tüketim mallarına karşı. Çin'den ayakkabı geliyor, gömlek geliyor, havlu geliyor. Bunlara hiç gerek yok. Bunların alası var Türkiye'de. Onlara vergi konuluyor, kotalar konuluyor. Ama rekabetimizi sağlayacak sanayi malları, hammaddeler, yedek parçalar, makineler gelsin. Biz aynı hammaddeleri, yedek parçaları Batı'dan almış olsaydık; İngiltere'den, Almanya'dan, Fransa'dan. Evvel zamanda alıyorduk. En az 3 misli fatura öderdik. Gidip gelmeler çok arttı. İşte THY uçmaya başladı. Şimdi uçaklar dolu, yer bulunmuyor. Yani doğru adresi bulduk. Bir de tabii tehdit deniyor. Bir tehlike var gibi ama bunu fırsata dönüştürebiliriz, hepimiz akıl sahipleri insanlarız. Diyaloglarla, sempatilerle, gidip gelmelerle. Onlar buraya geliyorlar, biz oraya gidiyoruz. Bu tür ilişkilerle o düzeyi sağlayalım" şeklinde konuştu. Çin'in Bursa Fahri Konsolosu Nejat Yahya, konuşmasında Çinli turist potansiyeline de değindi. Önümüzdeki 10 yılda 110 milyon Çinli'nin yurt dışına seyahatte bulunacağını ve dünya turizmini şekillendireceğini belirten Yahya, Türkiye'nin tercih sebebi olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: "Biliyorsunuz, Çinliler'in yurt dışına seyahat etmeleri devlet iznine bağlı. Bu konuda özgür değiller. Türkiye ile bu konuda ikili turizm anlaşması yapıldı ve Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına Türkiye'ye gitmeleri yönünde resmi izin verdi. Bu konuda Ruslar'ı örnek alabiliriz. Ruslar, bundan 10 sene önce 1-2 binle gelmeye başladılar. Güneydeki tesislerimiz hemen tedbirlerini aldı. Rusça tabelalar, Rusça şeyler yazdılar ve şu anda 5-6 milyon kişi geliyor oraya. Ve güneyin turizminin çeşitlenmesini onlar sağladı. Yakında Çinliler de buraya çok gelecek. Bu havzada en çok ilgilendikleri ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Mısır. En çok Türkiye'ye gelmek istiyorlar. Tesislerde bazı değişiklikler yapmakta fayda var. Mesela bir Çin lokantaları. Çünkü buraya gelip bizim gıdalarımızı 1-2 gün yiyip sonra kendi ülkelerinin damak tadını arayabilirler. Ruslar'ın da o şekilde veyahutta Almanlar'ın-Avrupalılar'ın güneyde damak tadlarına uygun şeyler var. Mesela diyelim ki bir otel 15 katlı. 1 katını-2 katını onlara uygun şekilde masaj salonları, restoranlar şeklinde donanımlar yapmaları lazım. İzmir'i çok görmek istiyorlar." (EŞ-SN-SN-E) (İhlas Haber Ajansı) |
28 Şubat 2007 EPDK'DAN DOĞAL GAZ FATURASI AÇIKLAMASI... -EPDK: ''DOĞAL GAZ ABONELERİNİN GERÇEK TÜKETİM MİKTARLARINI BELİRLEMEYE YARAYAN 'DÜZELTME KATSAYISI' UYGULAMASI RUTİN İNCELEMEMİZ VE İZLEMEMİZ ALTINDADIR'' -''ÜLKEMİZDEKİ TÜM DOĞAL GAZ DAĞITIM ŞİRKETLERİNİ ZAN ALTINDA BIRAKMAK VE BU ŞİRKETLERİ TÜKETİCİLER İLE KARŞI KARŞIYA GETİRMEK DOĞRU DEĞİLDİR'' ANKARA (A.A) - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), doğal gaz abonelerinin gerçek tüketim miktarlarını belirlemeye yarayan ''düzeltme katsayısı'' uygulamasının rutin inceleme ve izleme altında olduğunu bildirdi. EPDK'dan yapılan yazılı açıklamada, son günlerde bazı basın-yayın organlarında ''vatandaşların doğal gaz faturalarıyla kandırıldığı'' yönünde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Açıklamada, doğal gaz sayaçlarından okunan doğal gaz miktarı, basıncı, sıcaklığı ve sıkıştırılabilirlik katsayısı dikkate alınmadığı zaman gerçek hacmini yansıtmayacağı, soğuk havalarda gazın yoğunluğu azaldığı için sayacın gaz miktarını normalden daha eksik, sıcak havalarda ise gazın yoğunluğu arttığı ve gaz genleştiği için sayacın normalden daha fazla ölçtüğü belirtildi. Bu nedenle, gerçek değerin tespiti için basınç ve sıcaklık düzeltmesinin yapılmasının zorunlu olduğunun ifade edildiği açıklamada, sayaçlardan ölçülen hacim değeri, otomatik hacim düzelticisi vasıtasıyla veya düzeltme katsayısı ile çarpılarak düzeltilmiş hacme çevrildiği, her şehrin atmosferik basıncı ve sıcaklık değeri farklı olduğundan düzeltme katsayılarının da farklılık gösterdiği vurgulandı. Bu konuyla ilgili düzenlemenin EPDK tarafından 2003 yılında yapıldığının belirtildiği açıklamada, buna göre doğal gaz dağıtım şirketlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde, her yıl başında gelecek yılın her ayı için uygulayacakları katsayılarını kuruma bildirdikleri ve internet sitelerinden duyurdukları kaydedildi. Bu katsayıların faturalarda açıkça belirtildiği, tüketicilerin de her zaman bunları fatura üzerinden kontrol edebilme imkanı bulunduğunun ifade edildiği açıklamada, ''Diğer taraftan EPDK bu rakamları ve fatura örneklerini düzenli olarak izlemekte ve tutanak altına almaktadır. Konu sürekli, rutin incelememiz ve izlememiz altındadır'' denildi. Açıklamada, mevzuata göre bir dağıtım şirketinin bu katsayıyı yanlış uyguladığının tespit edilmesi halinde gerekli inceleme ve soruşturma sonucunda gerekli düzeltmelerin yaptırıldığı vurgulanarak, şöyle denildi: ''Kurumumuz tarafından bugüne kadar bu durumun sadece bir şirketin esasen özelleştirilmesinden önceki döneme ait uygulamalarında yaşandığı tespit edilmiş ve bu hususun düzeltilmesine karar verilmiştir. İlgili şirket kararı uygulamaya başlamıştır. Hal böyle iken, bazı medya haberlerinde yer alan, somut örneklere değil, bir takım duyumlara dayanan, kaynağı ve muhatabı belli olmayan değerlendirmelerle ülkemizdeki tüm doğal gaz dağıtım şirketlerini zan altında bırakmak ve bu şirketleri tüketiciler ile karşı karşıya getirmek ve bu konuda bir denetim yapılmadığı izlenimi uyandırmak doğru değildir.'' |
28 Şubat 2007 DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ OCAK/2007 İhracat Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre &,5 arttı... Geçici verilere göre 2007 yılı Ocak ayında; geçen yılın aynı ayına göre ihracat &,5 oranında artarak 6.492 Milyon Dolar, ithalat %18,3 oranında artarak 9.631 Milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde dış ticaret açığı %4,3 oranında artarak 3.008 Milyon Dolardan 3.138 Milyon Dolara yükselmiştir. 2006 Ocak ayında %63 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2007 Ocak ayında %67,4 olarak gerçekleşmiştir. Avrupa Birliği’ne ihracatımız 3.744 Milyon Dolar oldu... 2007 Ocak ayında Avrupa Birliği’nin (AB) ihracattaki ağırlığı devam etmektedir. Geçen yılın aynı ayına göre AB ülkelerine yapılan ihracat %29,5 artarak 3.744 Milyon Dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Toplam ihracat içinde AB ülkelerinin payı %57,7, Diğer ülkelerin payı ise %42,3 olmuştur. 2007 Ocak ayında en fazla ihracat yapılan ülke 765 Milyon Dolarla Almanya olmuştur. Geçen yılın aynı ayına göre bu ülkeye gerçekleştirilen ihracat %22,7 artmıştır. Ocak ayında Almanya’yı sırasıyla İngiltere (530 Milyon Dolar), İtalya (493 Milyon Dolar), Fransa (355 Milyon Dolar), Amerika Birleşik Devletleri (310 Milyon Dolar) ve Rusya Federasyonu (270 Milyon Dolar) izlemiştir. 2007 Ocak ayında; ithalatın %37,7’si Avrupa Birliği ülkelerinden yapılmıştır (3.634 Milyon Dolar). AB’ye dahil olmayan diğer Avrupa ülkelerinden 2.062 Milyon Dolar, Asya ülkelerinden 2.695 Milyon Dolar ve Türkiye Serbest Bölgelerinden 74 Milyon Dolar ithalat yapılmıştır. 2007 Ocak ayında en fazla ithalat yapılan ülke Rusya Federasyonu’dur (1.442 Milyon Dolar). Bu ülkeyi Almanya (910 Milyon Dolar), Çin (754 Milyon Dolar), İran (560 Milyon Dolar), İtalya (538 Milyon Dolar) izlemiştir. Fasıllara göre İhracatta motorlu kara taşıtları ilk sırada... 2007 Ocak ayında fasıllar bazında en büyük ihracat kalemi Kara taşıtları ve bunların aksam, parçaları (855 Milyon Dolar) olurken, bu fasılı örme giyim eşyası (532 Milyon Dolar), makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları (523 Milyon Dolar) izlemiştir. Aynı ayda, ithalatta ise en büyük kalem mineral yakıtlar, mineral yağlar (2.154 Milyon Dolar) olmuştur. Bu fasılı makinalar, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları (1.159 Milyon Dolar) izlemiştir. Geniş ekonomik grupların sınıflandırmasına göre ise; ithalattaki payı %77 olan ara mallarının ithalatı geçen yılın aynı ayına göre %25, tüketim malları ithalatı %6,5 oranında artarken, sermaye malları ithalatı %5,3oranında azalmıştır. Kaynak: TÜİK |
Türk Turizm Sektöründe 2006 Yılı Kaybedildi, 2007 İçin Neler Yapılabilir Şubat 28nd, 2007 1:25 pm (Turizm) Türk turizmi Irak krizinden Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına kadar çok sayıda kriz gördü ve bugüne kadar rahatça bütün bu krizleri başarıyla atlattı. Ancak 2006 yılında yaşanan ve şu anki durumu çokda iç açıçı değil. Türk turizmini besleyen katalogdan satışlarda yüzde 40 düzeyinde kayıp yaşanırken bu toplam rezervasyonlarda yüzde 20-22′yi buluyor. Türkiye’den kaçan talep İspanya, Yunanistan, Mısır, Portekiz ve Tunus gibi rakiplerimize kayarken sadece Avrupa pazarında 2 milyonluk potansiyelin kayıp durumda olduğu düşünülüyor. Antalya’da son birkaç yıldır kış aylarında da açık tutulan oteller bu yıl açılmadı. Bölgede otellerin sadece yüzde 5′i faaliyette, bu nedenle yaklaşık 200 bin kişi işsiz kaldı. İngiltere ve İskandinav pazarında sıkıntı yaşanırken yılbaşına kadar satışların iyi gittiği Belçika’da da satışlar düştü. Türk turizminin bel kemiği sayılan Almanya ve Avusturya pazarında ise durum iç açıcı değil.Türk turizmi 1.5 yıldır kur ve enflasyondaki düşüş nedeniyle maliyet sorunu yaşamakta ve istihdamın maliyetleri yüzde 45 artmış durumda. Bununla birlikte yüksek KDV, ÖTV ve YTL’nin değerli oluşu Türk turizminin rekabet gücünü iyice azaltmaktadır. Turizm sektöründe Aralık ve Mart sektörün katalogtan en pahalı satışlarını yaptığı dönemdir. Çünkü Avrupalılar yaz tatillerini bu dönemde satın alırlar. Geriye kalan boş odalar, uçak koltukları da son dakika satışları şeklinde gerçekleşir. Ama şu anda satın almaların yüzde 50′nin üzerinde ’son dakika’ üzerinde yoğunlaştığı sektör temsilcileri tarafından belirtilmekte. AKTOB’a göre sektörün sezon satışlarının yüzde 60′ını katalogdan yüzde 40′ını da son dakika satışlarından elde etmekte. Yine şu anda en çok İspanya’nın Mallorca Adası ‘turizmde kazanan’ durumda buna karşın İspanya, İtalya, Yunanistan’daki turist kazanımları çok yüksek değil. Genel olarak dünya turizm endüstrisinde bir resesyon yaşanmakta. Türk turizm sektörünü sıkıntıya sokan olayları şu şekilde sıralamak mümkün; -Onur Air’in Belçika’da yaşadıkları, -Kuş gribinin ülkemizdeki adeta akıldan yoksun bir şekilde medyada yansıtılması, - Karikatür krizi, - Orhan Pamuk davası, -Türkiye İsviçre maçında yaşananlar, -Irak savaşı, - İranda artan gerilim, Bütün bu sorunların etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmekte. Bunun yanında mutlaka vergiyle, tanıtımla ve planlamayla ilgili aşağıdaki uygulamaların kesinlikle yapılması gerektiğini düşünmekteyim; KDV oranları rekabet edilen İspanya, Yunanistan, Portekiz, İtalya gibi ülkelerdeki yüzde 4-7 seviyelerine inmeli Tanıtım bütçesinin artırılmalı, bunun yanında acil bir tanıtım ve PR atağına geçilmeli En çok turist gönderen ülkelerin tur operatörlerine ve uçak şirketlerine destek verilmeli Vergi yükü mutlaka azaltılmalı Master planı hazırlanmalı Erdinç KARADENİZ |
BERNANKE'NİN AÇIKLAMASI Bernanke yüreklere su serpti FED Başkanı, küresel borsalarda meydana gelen düşüşle ilgili iyimser açıklamalar yaptı 28.02.2007 19:03 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/borsapara.jpg ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, küresel borsalarda meydana gelen düşüşün ardından New York Borsası'nı da etkileyen gelişmelere ilişkin olarak piyasalarda bir tehlike görmediğini söyledi. Bernanke, Kongre'de yaptığı konuşmada, piyasalarda dün meydana gelen düşüşün tek bir tetikleyicisinin olmadığını belirtirken, tüm gelişmelerin yakından takip edildiğini ve piyasaların şimdiye kadar gayet iyi çalıştığını vurguladı. ABD ekonomisinin görünümünde büyük farklılıklar beklemediğini ve makul bir büyüme beklentisi içinde olduğunu ifade eden Bernanke, ancak Hükümetin, artan bütçe açığına erken ve anlamlı önlem alması gerektiğini söyledi. Bütçe açığının önemli bir unsuru olan sosyal güvenlik sistemine değinen Bernanke, yaşlanan nüfusun, sosyal güvenlik dengesini olumsuz etkilediğini bildirdi. Bernanke, sosyal güvenlik finansman sorununun çözümüne yönelik gerekli önlemin kısa zamanda alınmaması halinde, ABD ekonomisinin zayıflayacağını ve maliyeti gelecek nesillerin ödeyeceğini vurguladı. Bernanke'nin konuşmasının ardından, New York Menkul Kıymetler Borsası'ndaki alımlar da artış görüldü. Patronlar Dünyası |
01 Mart 2007 BABACAN'IN BRÜKSEL ZİYARETİ... -DEVLET BAKANI BABACAN SORULARI YANITLADI: (1) -''(OCAK AYINDAKİ BÜTÇE AÇIĞINA İLİŞKİN OLARAK) BENİM GÖZLEMLEDİĞİM, 2007 İLE İLGİLİ BAZI GİDERLERİN BİR MİKTAR ÖNE ÇEKİLMESİNDEN KAYNAKLANAN BELİRLİ BİR MİKTAR NORMALİN ÜSTÜNDE BİR GELİŞME VAR'' -''2007 BÜTÇESİNİ TEMELDEN SARSACAK, HEDEFLERİNDEN UZAKLAŞTIRACAK BİR GELİŞME SÖZ KONUSU DEĞİL. YÜZDE 6,5 FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİMİZ 2007 YILININ TÜMÜ İÇİN HALEN GEÇERLİ BİR HEDEF'' ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Ocak ayındaki bütçede ortaya çıkan açıkla ilgili olarak, ''Benim gözlemlediğim, 2007 ile ilgili bazı giderlerin bir miktar öne çekilmesinden kaynaklanan belirli bir miktar normalin üstünde bir gelişme var'' dedi. Brüksel ve Londra'da temaslarda bulunacak olan Başmüzakereci Babacan, Esenboğa Havalimanı'ndan ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında sorular yanıtladı. Babacan, bir gazetecinin Ocak ayında meydana gelen bütçe açığının nedenini sorması üzerine, bunun 2007 yılına ilişkin bazı giderlerin bir miktar öne çekilmesinden kaynaklandığını söyledi. Babacan, ''2007 bütçesini temelden sarsacak, hedeflerinden uzaklaştıracak bir gelişme söz konusu değil. Yüzde 6,5 faiz dışı fazla hedefimiz 2007 yılının tümü için halen geçerli bir hedef'' dedi. Babacan, mevsimsel sebepler ya da bazı özel gelir gider gelişmeleri nedeniyle bütçede ay ay farklılıkların yaşanabildiğini, bazı harcamaların ertelendiğini, bazı harcamaların ise öne çekilebildiğini ayrıca, bazı gelirlerinde beklenenden geç ya da erken gelebildiğini kaydetti. Bütün bu gelişmelere bakarak bütün bir yılı değerlendirmenin mümkün olmadığını vurgulayan Babacan, ''Tek tek, aya bakıp da yorum yapmayı ben uygun görmüyorum'' dedi. Babacan, IMF heyetinin ziyaretine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta ise bugün İstanbul'da çalışmalarına başlayan IMF heyetinin iki ana konu üzerinde duracağını, bunlardan birincisinin 4. madde çerçevesinde yapılacak olan olağan görüşmeler olduğunu, bu görüşmeler için üst düzey bazı IMF heyeti yetkililerin Türkiye'ye geleceğini, diğer görüşülecek ana konunun ise Stand-By düzenlemesinin 6. gözden geçirilmesi olduğunu anlattı. IMF heyetinin bu ziyaretinde her iki ana konununda birlikte yürütüleceğini ifade eden Babacan, ''Bir taşla iki kuş vurmuş olacağız'' dedi. Pazartesi günü Ankara'ya gelecek olan IMF heyetiyle kendisinin de bir toplantı yapacağını anlatan Babacan, heyetin ziyaretinde 2006 yılı bütçe görüşmeleri ve 2007 yılı bütçesine ilişkin beklentilerin ele alınacağını söyledi. Babacan, Stand-By çerçevesinde yapısal düzenlemeler konusunda fazla bir çalışmanın kalmadığını sosyal güvenlik reformu ile vergi reformunun iki yapısal konu olarak kaldığını bildirdi. Babacan, şöyle devam etti: ''Sosyal güvenlik reformuna ilişkin çok geniş bir çalışma yapmıştık ancak bu reform hükümetin dışındaki kurumların aldığı kararlar ve yaklaşımlar sonucu uygulanamadı. Sosyal güvenlik reformuyla ilgili artık bir karar vermek durumundayız. 1 Temmuz tarihi halen gerçekçi bir tarih mi değil mi kendi içimizde çalıştık değerlendirdik. Dünya Bankası ve IMF yetkilileri ile de istişare edeceğiz. '' Babacan, Stand-By düzenlemesindeki ikinci yapısal konu olan gelir vergisi reformuyla ilgili olarak, bu reformun meclisin gündeminde olduğunu belirterek, ''O da bugün, yarın ya da en geç önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşülecek'' dedi. Devlet Bakanı Babacan, bu iki yapısal reform konusu dışında para politikalarının da IMF heyetiyle ele alınacağını kaydetti. |
01 Mart 2007 TÜRKİYE'DE ELEKTRİK ARZ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI -DÜNYA BANKASI DİREKTÖRÜ ZACHAU: -''DÜNYA BANKASI VE ENERJİ BAKANLIĞI, TÜRKİYE'DE ENERJİ VE ELEKTRİK ARZ GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI İÇİN ETKİLİ BİR ÇALIŞMA İÇİNDE'' ANKARA (A.A) - Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zacau, banka ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Türkiye'de enerji ve elektrik arz güvenliğinin sağlanması için etkili bir çalışma içinde olduğunu söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Dünya Bankasınca ortaklaşa düzenlenen ''Türkiye'de Elektrik Arz Güvenliği Çalıştayı'' Ankara Hilton Otelinde başladı. Zachau, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye'de Dünya Bankası ve devlet ile özel ve kamu enerji sektörünü işbirliği içinde görmekten büyük memnunluk duyduğunu belirtti. Türkiye'de enerji alanında kapsamlı ve iddialı bir program yürütüldüğünü ifade eden Zachau, sektörde KİT'lerin durumunun olumlu yönde geliştiğini, enerji piyasasının da bir iki problem dışında iyi yönde ilerlediğini bildirdi. Zachau, banka olarak dünyanın başka yerlerinde edindikleri tecrübeleri Türkiye'ye aktarmaktan, burada edindikleri tecrübeleri de dünyanın başka yerlerde kullanmaktan büyük memnunluk duyduklarını sözlerine ekledi. |
Ekonomi İnternetten alışverişte yeni moda http://www.aksam.com.tr/foto/2007/03/01/e.jpg Sağlıklı beslenme furyası, internetten organik meyve ve sebze satışı yapan internet sitelerine yaradı. Küçük girişimcilerden büyük firmalara kadar pek çok şirket sanal manavcılığa başladı. 3 ay önce internetten tropik ve egzotik meyve satışına başladıklarını ve yoğun ilgiyle karşılaştıklarını söyleyen Gedik Holding'e ait online alışveriş sitesi www.gedikgross.com'un Genel Müdürü Ömür Topaç, 'Şili'den bile egzotik meyve getiriyoruz. Tropik meyvelerin fiyatı 50 YTL ila 150 YTL arasında değişiyor. Liçiden papaya kadar çok farklı meyveleri müşterilerimize sunabiliyoruz' diyor. ERKEKLER İLK SIRADA Egzotik meyveleri bulmak için tüketicinin Nişantaşı marketlerine gitmesine gerek kalmadığını söyleyen Topaç, en çok erkeklerin egzotik ve tropikal meyve siparişi verdiğini söylüyor. Lüks hediyelerin yerini ise dolarla satılan orjinal meyve sepetleri almış. 200 $'A MEYVE SEPETİ KDV hariç, 180 dolara büyük meyve sepeti hazırladıklarını ve bunları sevgililerin birbirlerine hediye olarak yolladıklarını söyleyen Topaç, 'Meyve bölümümüz yoğun ilgi görüyor. Genel olarak erkekler tarafından siparişler veriliyor. Artık çiçek yerine insanlar birbirlerine tropikal meyve sepetleri yolluyorlar. Siparişlerin farklı gramajlarda olması da her kesimin ilgisini çektiğini gösteriyor' diyor. 12 AY TAKSİTLİ ÖDEME Topaç, şöyle devam ediyor: 'Bu meyveleri, 12 ay taksitle ödeme imkanına sahipler. Meyveler 4 derece sıcaklıkta meyvesine göre değişmek üzere 10-15 gün boyunca tazeliğini koruyabiliyor. İstanbul içi 24-48 saat içerisinde meyvelerin teslimatı gerçekleştiriyoruz.' İNTERNETTEN ALKOL SATIŞI YAKINDA Hemen hemen birçok ürünün satışının gerçekleştiği internetten alkollü içecek satışına izin verilmiyordu. Bir ay önce değiştirilen yasa, internette alkollü içecek satışını yasallaştırdı. İnternet üzerinden alkollü içecek satışıyla ilgili açılacak sitelerin çoğalacağını söyleyen uzmanlar, şarap başta olmak üzere içki satışına büyük talep olacağını söylüyor. ALTIN GİBİ MEYVELER Gedikgross.com'da bir kutu sarı ananasın kilosu 85 YTL'ye satılırken, lime'ın kilosu 69 YTL'ye alıcı buluyor. Bir kilo mango almak isterseniz ise 45 YTL'yi gözden çıkarmak zorundasınız. Büyük boy karışık meyve sepetinin ise fiyatı KDV hariç 180 $. Manavim.com'da satılan en pahalı egzotik meyve ise tanesi 18 YTL'ye satılan pitahaya meyvesi. Pitahaya'nın kilosu 150 YTL'yi geçiyor. MaĞAzadan daha çok İnternetten saTIŞ YAPIYORUZ Kara incirde dünyanın en büyük, kirazda ise ikinci büyük sektörel ihracatçısı konumundaki Alara Tarım da yeni şirketi Alara Fidan ile internetten meyve satışı yapıyor. www.alarafidan.com.tr adresinden 10'dan fazla meyve çeşidininin bireysel müşterilerine satışını yaptıklarını söyleyen şirketin kurucusu Yavuz Taner, 'Perakende mağazalarımızdan çok internetten meyve, meyve fidanı ve meyve ağacı satışımızı gerçekleştiriyoruz. İnternet üyelerimiz kulüp üyesi gibi doğal ürünlere büyük ilgi gösteriyor. Arkadaşlarına tavsiye ediyor' diyor. Alaratarim.com'un sitesinde dileyen meyve ağacı alıp, evinin balkonuna koyabiliyor. Sitede elma, kiraz, nektarin, japon eriği, incir, nar ve trabzon hurması gibi meyvelerin satışı yapılıyor' diyor. BİR AYDA 35 BİN ZİYARETÇİYE ULAŞTIK BÜYÜK Yalan dizisinden tanınan oyuncu Aytaç Ağırlar ve kardeşi Erol Ağırlar'ın kurduğu Manavim.com'un bir buçuk ayda 35 bin ziyaretçiye ulaştığını söyleyen sitenin yöneticisi İknur Köse, en çok İstanbul, İzmir, Manisa ve Bursa'dan sipariş aldıklarını söylüyor. Manavim.com sitesinde, çeşitli egzotik meyve, tropikal meyve, organik meyve, sebze, baharat, bakliyat, çay, zeytin, zeytinyağ, salça, turşu, meyve suyu, şekerli ürün, kuruyemiş, kuru meyve satışı yapılıyor. Bebek sahibi anneler ile hamile bayanların siteyi daha çok ziyaret ettiğini söyleyen Köse, 'Hamileler aş erdiğinde, istedikleri meyveleri kolayca bulabiliyorlar. Bebek sahibi annenler ise, çocuklarının organik gıdalarla beslenmesini arzu ettiklerinde ister iş yerlerinden isterlerse evlerinden alışveriş yapabiliyorlar' diyor. Ayçe TARCAN |
BENZİNİN RAFİNERİ ÇIKIŞ FİYATINA ZAM http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2010/benzin_pompa_12.jpg ANKARA - Benzinin rafineri çıkış fiyatına yarından geçerli olmak üzere zam yapıldı. Artışın pompa fiyatlarına yüzde 2,7 oranında yansıması bekleniyor. TÜPRAŞ'ın bugün yaptığı ayarlamayla kurşunsuz benzinin çıplak rafineri çıkış fiyatı metreküpte (bin litre) 639,38 YTL'den 693,66 YTL'ye yükseldi. Kurşunsuz benzinin, pompa fiyatlarını ilgilendiren vergili rafineri çıkış fiyatı ise metreküpte 2 bin 363,78 YTL'den 2 bin 427,83 YTL'ye çıktı. Bu arada gazyağının rafineri çıkış fiyatı da yine yarından geçerli olmak üzere yüzde 2,09 oranında arttırıldı. http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/haberayrinti.gif ŞUBATTA TÜFE %0,43, ÜFE %0,95 ARTTI http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2010/enflasyon_02_03.jpg ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın Şubat ayında tüketici fiyatlarının (TÜFE) yüzde 0,43, üretici fiyatlarının (ÜFE) yüzde 0,95 arttığını açıkladı. TÜİK'in 2003 baz yıllı verilerine göre, Şubat ayı itibariyle yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 10,16, ÜFE'de yüzde 10,13 oldu. Şubat ayı itibariyle 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 9,92, üretici fiyatlarında yüzde 10,08 düzeyinde gerçekleşti. http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/385pxdots.gif http://www.aa.com.tr/components/com_haber/images/haberayrinti.gif ELEKTRİK ARZINDA AÇIK UYARISI http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2010/keban_baraji.jpg ANKARA - Enerji bürokratları ile özel sektör temsilcileri, gerekli önlem alınmazsa 2008 yılı yaz aylarında pik saatlerde elektrik talebinin karşılanmasında zorlanılacağını ve 2009 yılından itibaren elektrik arz açığı yaşanmaya başlanacağını bildirdiler. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Dünya Bankası tarafından ortaklaşa düzenlenen ''Türkiye'de Elektrik Arz Güvenliği Çalıştayı'' enerji bürokratları, özel sektör temsilcileri ve Dünya Bankası uzmanlarıyla dün Hilton Otel'de yapıldı. Çalıştayda, Türkiye'nin orta ve uzun vadede elektrikte arz güvenliği sorunuyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştayda enerji bürokratları ve özel sektör temsilcileri ''enerji açığı geliyor, tedbir alınmalı'' görüşünde birleştiler. Uzmanlar, mevcut eğilimler göz önüne alındığında, ekonomi yılda yüzde 6 olarak büyümeye devam ederse 2015 yılına gelindiğinde elektrik talebinin 300 milyar kWh'ye ulaşacağını düşündüklerini kaydettiler. Uzmanlar 2009 yılından itibaren Türkiye'nin, ciddi bir elektrik arz açığı sorunuyla karşı karşıya bulunacağını ve önlem alınmazsa 2012 yılında 40 milyar kWh'lık bir açıkla karşılaşılacağını da vurguladılar. Çalıştayın sonunda Türkiye'de elektrik arz açığı sorunun çözümüne yönelik olarak şu öneriler öne çıktı: ''• Elektrik özellikle sanayide etkin kullanmaya teşvik edilmeli, • Teknik olmayan kayıp-kaçaklar azaltılmalı, • Fiyatlandırma sistemi düzenlenmeli, elektrik fiyatları serbest piyasada oluşmalı, • Nükleer santral konusu açıklığa kavuşmalı, • Dağıtım ve üretim özelleştirilmeli, • DUY'un uygulanmasına devam edilmeli, • Yeni kapasite için rekabetçi ihaleler yapılmalı, • Özel sektör yatırıma teşvik edilmeli.'' a.a. |
Benzindeki zam ... Benzindeki zam pompaya nasıl yansıdı? Benzinin rafineri çıkış fiyatına yapılan zam yürürlüğe girdi. İŞTE YENİ FİYATLAR 03.03.2007 12:32 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/benzinkucuk.jpg Rekabet ve serbestlik nedeniyle şirketler ve şehirlere göre değişen benzinin pompa fiyatındaki artış, bugünden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Yeni ayarlama ile Ankara ve İzmir'de OPET, Petol Ofisi (PO) bayilerinde kurşunsuz benzinin litre fiyatı 2,83 YTL, İstanbul'da kurşunsuz benzinin litre fiyatı 2,84 YTL oldu. BP ve Shell bayilerinde ise Ankara ve İzmir'de kurşunsuz benzinin litre fiyatı 2,84 YTL'ye çıkarken, aynı bayilerde İstanbul'da kurşunsuz benzinin litresi 2,85 YTL'ye yükseldi. Kurşunsuz benzinin litre fiyatlarına en son 28 Şubat tarihinde 7-8 Ykr zam gelmişti. Ankara, İstanbul ve İzmir'de, bazı dağıtım şirketlerinin uyguladığı 95 oktan kurşunsuz benzinin eski ve bugünden geçerli yeni fiyatları (litre/YTL) şöyle: 95 OKTAN KURŞUNSUZ BENZİN ---------------------------------------- ANKARA Eski Yeni Fiyat Fiyat OPET 2,77 2,83 POAŞ 2,77 2,83 BP 2,77 2,84 Shell 2,77 2,84 İSTANBUL (Anadolu) Eski Yeni Fiyat Fiyat OPET 2,78 2,84 POAŞ 2,78 2,84 BP 2,78 2,85 Shell 2,78 2,85 İZMİR Eski Yeni Fiyat Fiyat OPET 2,77 2,83 POAŞ 2,77 2,83 BP 2,77 2,84 Shell 2,77 2,84 A.A |
Enflasyonu gıda ve tütün tetikledi http://www.bugun.com.tr/staticfiles/images/newsimages/HaberResmi/8975cd7e-2b0a-408b-abcb-f0ce4f9e58a5.jpg Şubat ayında tüketici enflasyonu, gıda ile alkollü içecek ve tütün fiyatlarının etkisiyle yüzde 0.43 arttı. TÜFE yıllık olarak da yüzde 10.16 ile yeniden iki haneli oldu. Üretici fiyatlarının aylık artışı yüzde 0.95 oldu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubat ayıyla ilgili enflasyon rakamlarını dün açıkladı. Şubat ayında, aylık bazda tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) yüzde 0.43, ilk 2 ayda yüzde 1.44 artarken, yıllık bazda da yüzde 10.16’ya yükseldi. Üretici fiyatları endeksi (ÜFE) ise aylık bazda yüzde 0.95, ilk 2 ayda yüzde 0.89 artarken, yıllık bazda yüzde 10.13’e çıktı. Böylece hem TÜFE hem ÜFE yeniden çift haneli rakamlara yükseldi. GİYİM FİYATLARI DÜŞTÜ TÜFE’nin, aylık bazda yüksek çıkmasında özellikle gıda ile alkollü içecek ve tütün (sigara) fiyatlarının artışı büyük etki yaptı. Şubatta gıda fiyatları yüzde 1.6, alkollü içecek ve tütün fiyatları ise yüzde 2.5 arttı. Buna karşın giyim fiyatlarının yüzde 6.5 düşüşü, enflasyonun daha yüksek çıkmasını engelledi. Merkez Bankası, daha önceki açıklamalarında, mevsimsel nedenlerle gıda fiyatlarındaki olası artışa dikkat çekmişti. Ürün bazında en yüksek artış yüzde 30.8 ile mandalinada olurken, ikinci sırayı yüzde 25 ile piyango bileti aldı. En çok fiyatı düşen ürün ise yüzde 12.6 ile ıspanak olurken, ikinci sırada yüzde 12.5 ile manto var. İl grubu bazında en yüksek fiyat artışı yüzde 0.94 ile Aydın-Denizli-Muğla’da oldu. En çok düşüş ise yüzde 0.35 ile Tekirdağ- Edirne-Kırklareli’nde. İstanbul’daki fiyat artışı ise yüzde 0.51. ÜFE’nin yükselişinde de yine tarım fiyatları başı çekerken, çekirdek enflasyon olarak nitelenen imalat sanayi fiyatları endeksi de önemli oranda arttı. Genel tarım fiyatları artışı yüzde 1.98 olurken, bu kapsamda balıkçılıktaki fiyatlar da yüzde 9.3 arttı. Hampetrol fiyatları ise yüzde 9.9 geriledi. İmalat sanayi kapsamında ise giyim fiyatlarındaki yüzde 6.2’lik artış dikkat çekiyor. Bu artışın, gelecek aylarda tüketici fiyatlarına yansıması beklenebilir. PALAMUT ŞAMPİYON ÜFE açısından en çok fiyatı artan ürün yüzde 27.9 ile palamut olurken, yüzde 19.2 ile mandalina ikinci sırada yer aldı. En çok fiyatı düşen mal ise yüzde 21.2 ile hampetrol. |
KOBİ'LERE 4 YENİ KREDİ http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Ekonomi/2010/kosgeb.jpg ANKARA - Halide Özkul - Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), bu ayın ortalarına doğru, küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) ''ihracat'', ''istihdam'',''gıda sektörüne yönelik makine teçhizat alımı'' ile ''deri sektörünün OSB'lere taşınmasına'' ilişkin 4 yeni krediyi eş zamanlı olarak kullandırmaya başlayacak. KOSGEB Başkan Vekili Bayram Mecit, söz konusu kredilerler ilgili Ziraat, Halk ve Vakıfbank ile görüşmelerin sürdüğünü, kullandırılacak kredilere son şeklinin verildiğini bildirdi. Mecit, KOBİ'lere yeni açılacak bu 4 yeni kredinin tümünün sıfır faizli olacağını belirtirken, kredi faizlerini KOBİ'ler adına KOSGEB'in üstleneceğini anlattı. a.a |
05 Mart 2007 ESNAF, İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TASLAĞINDAN ENDİŞELİ... -İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DÜZENLEMELERİNİN TÜM ÇALIŞANLARI KAPSAMASINI ÖNGÖREN TASARI TASLAĞIYLA İLGİLİ GÖRÜŞ HAZIRLAYAN TESK, ''KÜÇÜK ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİN BU SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMESİNİN MÜMKÜN GÖRÜLMEDİĞİNİ'' BİLDİRDİ -GÖRÜŞTEN: -''SAYILAN SORUMLULUKLAR; KURUMSALLAŞMIŞ, ORTA VE BÜYÜK ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE UYGULANABİLİR'' ANKARA (A.A) - Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin tüm çalışanları kapsamasını öngören taslaktaki sorumlulukların küçük işletmelerce yerine getirilmesinin ''mümkün görülmediğini'' bildirdi. Edinilen bilgiye göre, TESK, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı Taslağı'na ilişkin görüşünü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletti. TESK çatısı altında örgütlenen iş yerlerinin, Türkiye'deki iş yerlerinin yaklaşık yüzde 98'ini oluşturan küçük ve orta ölçekli iş yerleri olduğuna dikkat çekilen görüşte, resmi verilere göre iş kazalarının yüzde 70'inden fazlasının bu işletmelerde meydana geldiğine işaret edildi. Bu durumun, bu kesimin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yasal düzenlemelerde öncelikli kesim olarak ele alınması zorunluluğunu ortaya koyduğu ifade edilen görüşte, şunlar kaydedildi: ''Öte yandan, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de esnaf ve sanatkarların birtakım karakteristik özellikleri bulunmaktadır. Bu ortak özellikler bu işletmelerin sayısal olarak çok olması ve bu nedenle buralara ulaşılmada güçlük yaşanması, işletmelerin kredi ve diğer finansman araçlarına ulaşmada zorluk yaşaması ve bunun sonucunda mali yapılarının güçsüz olması, genellikle az elemanla çalışılması, iş yerlerinin fiziki şartlarının genellikle yeterli olmaması, iş gücü maliyetlerinin düşük tutulması amacıyla nitelik gerektiren işlerde vasıfsız işçilerin kullanılması olarak sayılabilir. Bu ortak özellikler aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorunlara da zemin oluşturmaktadır.'' -''KÜÇÜK İŞLETMELER İÇİN ZOR...''- Görüşte, ''tasarıda sayılan sorumlulukların kurumsallaşmış, orta ya da büyük ölçekli işletmelerde uygulanabileceği, ancak tek başına ya da çok az elemanla çalışan küçük ölçekli işletmelerin bunları yerine getirmesinin mümkün görünmediği'' ifade edildi. İş sağlığı ve güvenliğinin tüm işletmeleri ve çalışanları kapsayacak bir düzenlemenin gerekli olduğu belirtilen görüşte, ancak getirilecek düzenlemelerin ülke gerçeklerine uygun olması gerektiği kaydedildi. Görüşte, esnaf ve sanatkarların, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları belirtilerek, yeni yasal düzenlemeden, temel sorunlara çözüm getirecek, verimli ve etkin bir sistemin kurulmasının beklendiği bildirildi. |
07 Mart 2007 TÜRKİYE NÜFUSU EYLÜL'DE 74 MİLYON... -YIL ORTASINDA 73 MİLYON 875 BİN KİŞİYE ULAŞACAK TÜRKİYE NÜFUSUNUN, EYLÜL'DE 74 MİLYON KİŞİYİ AŞACAĞI TAHMİN EDİLİYOR -İSTANBUL'UN NÜFUSU EKİM AYINDA 12 MİLYONUN ÜZERİNE ÇIKACAK, ANKARA'NIN 4,5 MİLYONU GEÇMESİ İÇİN İSE GELECEK YILIN MART AYINI BEKLEMESİ GEREKECEK ANKARA (A.A) - Türkiye'nin nüfusu Eylül ayında 74 milyon kişiyi aşacak. Bu yıl ortasında 73 milyon 875 bin kişi olan Türkiye nüfusunun yıl sonunda 74 milyon 320 bin kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. A.A muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) projeksiyonlarını baz alarak yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'un yıl ortası nüfusu 11 milyon 914 bin kişi olarak hesaplanırken, Ekim ayında İstanbul nüfusunun 12 milyonu aşması bekleniyor. Her ay yaklaşık 24 bin 500 kişinin eklendiği İstanbul'un yıl sonu nüfusunun ise 12 milyon 61 bin kişi olması bekleniyor. -ANKARA 4,5 MİLYONU 1 YIL BEKLEYECEK- Başkent Ankara'nın bu yıl ortasında nüfusunun 4 milyon 453 bin kişi olması öngörülürken, 4,5 milyonluk barajı aşması için gelecek yılın Mart ayını beklemesi gerekecek. Ankara'nın bu yıl sonu nüfusunun yaklaşık 4 milyon 486 bin kişi olacağı tahmin ediliyor. -BURSA 2,5 MİLYONU GELECEK YIL AŞACAK- Bu arada, Türkiye'nin büyük illerinden Bursa'nın yıl ortası nüfusu 2 milyon 466 bin kişiye ulaşacak. Bursa'nın 2,5 milyon kişilik barajı aşması için gelecek yılın Şubat ayını beklemesi gerekecek. -TÜRKİYE'YE HER AY BİR TUNCELİ EKLENİYOR- Bu arada, Türkiye'nin nüfusuna her ay Tunceli ili kadar, yani yaklaşık 73 bin kişi ekleniyor. Türkiye nüfusunun gelecek yıl ortasında 74 milyon 766 bine ulaşması Kasım 2008'de ise 75 milyonu aşması bekleniyor. -DİĞER İLLER- Öte yandan, bu yıl ortasında İzmir'in nüfusu 3 milyon 769 bin kişiye, Antalya'nın nüfusu da 2 milyon 135 bin kişiye çıkacak. Adana'nın nüfusu 2 milyon sınırını aşarak 2 milyon 6 bin kişiye yükselecek. Aydın da 1 milyon barajını aşacak ve 1 milyon 6 bin kişiye ulaşacak. Konya'nın nüfusu 2 milyon 451 bine yükselirken, Türkiye'nin en az nüfusa sahip ile Tunceli'nin nüfusu ise 73 bine gerileyecek. |
09 Mart 2007 YURTDIŞINA ÇIKIŞ HARCI 15 YTL'YE İNDİ TBMM Genel Kurulu'nda, Yurtdışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı. Yurtdışına çıkış harcı, 70 YTL'den 15 YTL'ye indirildi. TBMM Genel Kurulunda, Yurtdışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuyla yurtdışına çıkış yapanlardan, çıkış başına 15 YTL harç alınacak. Çıkış tarihi itibariyle yurtdışında oturma izni bulunanlar ve 7 yaşını doldurmamış olanlar ile yurtdışına ticari amaçla sefer yapan kara, deniz, hava ve demiryolu toplu taşıma ve yük taşıma araçlarının personelinden, yurtdışına çıkış harcı alınmayacak. Harç tahsilatından sorumlu gerçek ya da tüzel kişiler, tahsil ettikleri harcı, Gelir veya Kurumlar Vergisi bakımından bağlı oldukları vergi dairesine bir beyannameyle bildirmek ve 3 gün içinde ödemekle yükümlü olacak. Gelir İdaresi Başkanlığı, harcın tahsilat şeklini belirlemeye, harca tabi işlemlere taraf olanları harcın ödenmesinden sorumlu tutmaya, harca ilişkin beyan dönemlerini, tahsilat tutarına bağlı olarak 15 günlük, aylık ya da üçer aylık dönemler itibariyle tespit etmeye, harcın iadesi ve düzenlemenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak. -SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kanunu ile bazı kanunlarda da değişiklik yapıldı. Buna göre, yetkili hastanelerden alınan (muhtaç, güçsüz ve kimsesiz maaşı almak isteyenlere verilen) sağlık kurulu raporları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından görevlendirilecek 3 uzman hekimden oluşan sağlık kurulunca karara bağlanacak. İhtiyaç halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından birden fazla sağlık kurulu oluşturulabilecek. Sosyal Güvenlik Kurumu, satın aldığı sağlık hizmetlerine ilişkin belgelerin incelenmesinde kurum dışından görevlendirilecek personele verilecek ücretin oranını artırılabilecek. Fatura inceleme ve kontrolünde örnekleme yöntemine gidilecek. Örnekleme yöntemi, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık ocakları, hastaneler, devlet üniversite hastaneleri, diğer gerçek ve tüzel kişiler ile sağlık kurumu ve eczaneleri kapsayacak. Faturaların incelenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu dışından doktor ve eczacı görevlendirilebilecek. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumunun temin edeceği sağlık hizmetlerinin bedelleri, elektronik ortamda faturalandırılarak, dayanağı belgelerle birlikte Kuruma gönderilebilecek. Sağlık Bakanlığına bağlı birinci basamak sağlık kuruluşlardan alınan hizmetler, sözleşmede belirtilen tutarları geçemeyecek ve bu hizmetler için ayrıca fatura istenmeyecek. Kaynak: Meclishaber |
09 Mart 2007 TOBB IV. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası ToplanıyorTOBB Bakanlar Kurulu Üyeleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında ve TOBB’un evsahipliğinde Türk özel sektörünün sorunlarını dinleyecek. IV. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası, 10 Mart 2007 Cumartesi günü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun evsahipliğinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında, Bakanlar Kurulu üyeleri ile TOBB’un ülke coğrafyasının her yerine yayılmış 81 il ve 157 ilçedeki oda ve borsaların başkanları ile Konsey üyelerinin geniş katılımıyla, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Hisarcıklıoğlu, Şura öncesi yaptığı açıklamada, “1 milyon 300 bini aşan üyesiyle Türk özel sektörünün en üst mesleki kuruluşu olan TOBB’un, bugüne kadar taşıdığı sorumluluk bilinci ve gösterdiği sağduyulu uygulama çerçevesinde, ülke ekonomisinin acil çözüm bekleyen sorunlarını ve önerilerini anlatmak amacıyla, geniş katılımlı IV. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nın toplanması önerisini Hükümete götürdüklerini ve Hükümet’in de bu konuya olumlu yaklaştığını” hatırlattı. TOBB’un bugün kamuoyu nezdinde kazanmış olduğu saygınlığın ve etkinliğin arkasında da, ülkenin ve vatandaşlarının çıkarlarını ön planda tutan tarafsız yönetim anlayışının yatmakta olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, bugünden sonra da, benimsedikleri bu prensibi aynen uygulamaya devam edeceklerini belirterek, “TOBB’un ev sahipliğinde toplanacak IV. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nda Hükümet ile oda ve borsa başkanlarını biraraya getirerek ortak bir payda da buluşmalarını, tarafların sadece kendi açılarından bakması yerine, daha geniş bir perspektiften ülkenin sorunlarına çözümler bulmalarını hedeflediklerini” anlattı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu açıklamasında, “TOBB’un toplantılarının, ülke sorunlarının çözümlerinin konuşulduğu platformlar olduğunu” belirterek, “Sayın Başbakan ile Bakanlar Kurulu’nun geniş katılımla toplantıya iştirak etmelerinden de memnuniyet duyduklarını” sözlerine ekledi. |
Babacan: Halkbank’ta ayrıcalık beklemeyin Devlet Bakanı Babacan, Halkbank’ın halka arzında bazı gruplara indirimler olup olmayacağına ilişkin, “Ayrıcalıklara alışanlar, özel muameleye alışanlar, artık bu dönemde bunu bulamayacaklar” dedi. http://www.ntvmsnbc.com/news/262488.jpg http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif NTV-MSNBC VE AJANSLAR Güncelleme: 14:04 TSİ 09 Mart 2007 Cuma ANKARA - Devlet Bakanı Ali Babacan, düzenlediği basın toplantısıyla Halkbank’ın son 4 yılını değerlendirdi. Babacan, Halkbank’ın karının 2006 sonu itibarıyla yüzde 62 oranında artarak 863 milyon YTL’ye ulaştığını söyledi.Babacan, bankanın 2002 yılında 17.4 milyar YTL olan aktif büyüklüğünün, 2006 yılında 34.4 milyar YTL’ye ulaştığını, 4 yıllık dönemde yaklaşık 2 kata varan bir artışın söz konusu olduğunu belirterek, “Halk Bankası gerçek bankacılığa 4 yıldır başladı” dedi. Devlet Bakanı Babacan, Halkbank’ın toplam kredilerine bakıldığında 2002 yılında 671 milyon YTL olan kredi hacminin, 2006 yılında 10.6 milyar YTL’ye ulaştığını ve 16 kat arttığını kaydetti. Babacan, bireysel kredilerin yüzde 20, diğer kredi kalemlerinin de yüzde 26 olduğunu belirterek, esnaf kredilerinin 153 milyon YTL iken, 2006 sonu itibarıyla 2.4 milyar YTL’ye çıktığını ve 15 kattan fazla artış yaşandığını söyledi. ‘HALKBANK ÜZERİNDE EK YÜK OLUŞTURULMUYOR’ Devlet Bakanı Babacan, kredi limitlerinin, esnaf kredisinde Hazine tarafından sübvanse edilen kısmı 2002’de en fazla 5 bin YTL iken, sonra 15’e çıktığını, bugün itibariyle 25 bin YTL’lik bir limit olduğunu söyledi. Bu kredilerin faizlerinin de yüzde 47’den yüzde 13’e inmiş durumda olduğunu anlatan Babacan, “Halkbank üzerinde kesinlikle herhangi bir politika aracı olan, herhangi bir politika uygulamak için herhangi bir zarar, ek yük kesinlikle oluşturulmuyor” dedi. Babacan, cirosu 1 milyon YTL’nin altında olan kuruluşlar için kolay kredi prosedürlerine tabi bir uygulamanın da yakında başlayacağını ve uygulamanın bir aya kadar açıklanacağını bildirdi. ‘HALKA ARZI İLK YARIDA TAMAMLAMAYI PLANLIYORUZ’ Toplantı sonrasında soruları yanıtlayan Babacan, halka arzı olağanüstü bir gelişme olmaması durumunda, yılın ilk yarısında tamamlamayı planladıklarını söyledi. Babacan, halka arzda ilk teklif toplama için Mayıs sonunu düşündüklerini kaydetti. Halka arzın, standart, açık ve objektif olacağının altını çizen Babacan, “’Ayrıcalıklara alışanlar, özel muameleye alışanlar, artık bu dönemde bunu bulamayacaklar” diye konuştu. Bu tür talepler karşısında, “bundan kimin çıkarı var” diye bakmak gerektiğini kaydeden Babacan, bu tür kuruluşların, muhalefetin popülizmi ve farklı ideolojik çevrelerin popülizmi ile karşı karşıya kalabildiklerini belirtti ve şöyle devam etti: “Halkbank hisseleri satışa çıkarılır, teklifler alınır. O günkü piyasa şartları neyse Halkbank’a en çok değer biçen kişiler, kurumlar, yerlisi yabancısı fark etmez, gelir alır. Yok, ‘yabancıyı sınırlayın şöyle yapın’, hep arkasında bu işten kimin menfaati var diye bakacaksınız.” ‘KREDİ KULLANANIN ORTAKLIĞI YANLIŞ’ Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği’nin (TESKOMB) yüzde 15’lik dilimi alabileceğine ilişkin açıklamasının hatırlatılması üzerine de Babacan, şöyle konuştu: “Bu yanlış. Kredi kullanıp aynı zamanda banka ortağı olması yanlış. Öyle kuruluşlar var ki Halkbank’ı alacak güçte. Fakat, hem ortağı olayım yönetime gireyim, hem de bu bankadan kendi kuruluşlarıma kredi kullandırayım. Burada ciddi bir çıkar çatışması olabilir. Yaklaşım olarak çok doğru değil. Herkese sunulan fiyattan gelir alır bir şey diyemeyiz. Bankalar bankacılığı, esnaf kredi kooperatifleri kendi işlerini, esnaf da kendi işini yapacak.” Bankacılık sistemi içinde yabancı sınırlaması getirilmesini isteyenler varsa, bunu söyleyenlerin ne çıkarı olabileceğinin düşünülmesi gerektiğini söyleyen Babacan, yerli- yabancı ayrımı uygulayanların, “yabancılar girmesin de ben uygun fiyata burayı kapatayım” niyetinde ise bunun doğru olmadığını söyledi. |
IMF'den enflasyon uyarısı http://www.halkinsesi-tv.com/OzelDosyalar/EmpKurlari/index_files/imf2.jpg Uluslararası Para Fonu, hazırladığı raporda, enflasyondaki düşüşün istenilen noktaya ulaşmadığını belirtti. Uluslararası Para Fonu (IMF) "Madde IV Görüşmeleri" kapsamında hazırladığı raporunda, enflasyondaki düşüşün istenilen noktaya ulaşmadığı, yeni enflasyon hedeflemesinde Merkez Bankası’nın operasyonel bağımsızlığı ve esnek kur rejiminin düşük enflasyon için gerekli olduğu kaydedildi. Hazine Müsteşarlığı'ndan yapılan açıklamada, IMF'nin ana sözleşmesi gereğince tüm üye ülkelerle düzenli aralıklarla "Madde IV Görüşmeleri" adı verilen görüşmelerde bulunduğu hatırlatıldı. Açıklamada söz konusu görüşmeler kapsamında ülkelerin orta ve uzun vadeli ekonomi politikaları incelendiği ve heyetin ziyareti sonrasında üye ülke yetkililerine kısa bir değerlendirme notu sunduğuna işaret edildi. Söz konusu IMF heyetinin değerlendirme raporunda, Türkiye'nin 2001 yılından bu yana etkileyici bir makroekonomik performans sergilediği kaydedildi. Raporda, "Mali disiplin ve bağımsız merkez bankası tarafından yürütülen ihtiyatlı para politikasının bileşimi, düşük enflasyon, azalan kamu borcu ve özel sektörün öncülük ettiği yüksek büyümeden oluşan olumlu bir döngü yaratmıştır. Siyasi istikrar, yapısal reformlar ve elverişli dış koşullar bu iyi performansın gerçekleşmesine yardımcı olmuştur. Özellikle bankacılık sistemi gözetim çerçevesindeki iyileşmeler, vergi reformu ve özelleştirmeler, bankacılık sistemini güçlendirmiş, doğrudan yabancı yatırımları teşvik etmiş ve verimliliği artırmıştır" denildi. Yakın dönemde, ekonomik koşulların daha az elverişli olduğu bir döneme girildiğini işaret edilen raporda, büyümenin 2001 krizi sonrası sıçramasının ardından yüzde 7.5’dan fazla bir oranda yavaşladığı kaydedildi. Geçen yıl finansal piyasalarda görülen dalgalanma ve artan cari açık piyasalardaki güven ve risk primi üzerinde etki ettiği belirtilen raporda, bunun yavaşlamaya katkıda bulunduğuna dikkat çekildi. "GSMH'NİN BÜYÜMESİ YÜZDE 5 OLACAK" Raporda, buna paralel olarak enflasyonda gözlemlenen yükselme eğilimine tepki olarak artırılan faiz oranlarının, kredi artış hızını düşürerek iç talebin ivmesini azalttığına işaret edildi. Gelecek dönem için raporda, GSYİH büyümesinin yavaşlayarak yaklaşık yüzde 5 düzeyinde gerçekleşmesinin beklendiği kaydedilen raporda, "Potansiyele yakın seyreden ekonomik aktiviteyle enflasyon oranları hedefe tedricen yakınsayabilecektir. Cari açık trendinin 2007 yılında tersine dönmesi (daha ılımlı iç talep büyümesi, düşük petrol fiyatları ve Türkiye’nin başlıca ticari ortaklarının güçlü büyümesinin yardımıyla) beklenmekle beraber, dış finansman ihtiyacı halen yüksek düzeyde olup, bu durum ekonomiyi finansal piyasalardaki dalgalanmalara karşı duyarlı kılmaktadır" görüşüne yer verildi. Bu çerçevede, Madde IV görüşmeleri potansiyel büyümeyi yükseltecek ve dış şoklara karşı dayanıklılığı artıracak politikalar üzerine odaklandığı belirtilen raporda, mevcut büyümenin Türkiye’nin uzun dönem ortalamasından yüksek olsa da, bir çok yükselen piyasa ekonomisinde görülen büyüme oranlarının halen gerisinde ve işsizliğin yüksek seviyesini koruduğu vurgulandı. Raporda, büyüme potansiyelinin artırılması, piyasaların ve potansiyel yerli ve yabancı yatırımcıların güveninde kararlı bir iyileşme gerektirdiği ifade edildi. Raporda, yetkililerle yapılan görüşmelerde bu amaca ulaşmaya yönelik politikalar üzerinde görüş birliği sağlandığı kaydedildi. Raporda uygulanması gereken politikalar şöyle sıralandı: "-Maliye ve para politikalarındaki disiplininin, düşük enflasyonu güvence altına almak ve özellikle halen yüksek seviyede bulunan kamu borcundan kaynaklanan kırılganlıkları azaltmak amacıyla sürdürülmesi, Verimliliği desteklemek ve istihdam ve yatırımı artırmak amacıyla arz odaklı yapısal reformların ilerletilmesi, Bu politikaların başarılı bir şekilde uygulanması potansiyel büyümeyi yüzde 5’in oldukça üzerinde bir seviyeye yükseltecektir. Daha güçlü büyüme ise, ekonominin, cari işlem hesabı açıklarının sürdürme yetisini iyileştirmek ve dış finansmanı doğrudan yabancı yatırım gibi daha istikrarlı kaynaklara yöneltmek suretiyle, dış şoklara karşı hassasiyetini azaltacaktır. "EFLANSYONDAKİ DÜŞÜŞ İSTENİLEN NOKTAYA ULAŞMADI" Düşük tek-haneli enflasyonun, güçlü ve istikrarlı orta-vadeli büyümeyi destekleyeceğine işaret edilen raporda, geride kalan beş yıllık dönem içerisinde enflasyondaki ciddi düşüşün güveni pekiştirdiği ve politika kredibilitesini artırdığı ifade edildi. Raporda, "Ancak, enflasyondaki söz konusu düşüş henüz istenilen noktaya varmamıştır. Uluslararası tecrübe düşük enflasyonun büyüme üzerindeki faydalarını açıkça ortaya koymaktadır. Enflasyondaki düşüş eğiliminde geçen yıl meydana gelen kesintiye rağmen, enflasyonu yüzde 4’lük hedefe düşürmek için gerekli nihai hamleyi yapmak için yetkililerin elinde eşsiz bir fırsat görülmektedir" denildi. "MERKEZ BANKASI'NIN OPERASYONAL BAĞIMSIZLIĞI GEREKLİ" Bu açıdan bakıldığında, faiz oranlarının mevcut seviyesinin "uygun" bulunduğu raporda, "Enflasyonda hedefe doğru bir yakınsama gerçekleşmediği takdirde merkez bankası politikasını daha da sıkılaştırmaya hazırdır. Enflasyonun somut bir şekilde düşüş eğilimine girdiğinin teyit edilmesi halinde, faiz oranları ihtiyatlı bir yaklaşım çerçevesinde düşürülecektir. Yeni enflasyon hedeflemesi rejimi altında Merkez Bankası’nın operasyonel bağımsızlığı ile esnek kur rejimi, düşük enflasyon için gereklidir" değerlendirmesi yapıldı. KAMU HARCAMALARI BELLİ SINIRLAR ALTINDA TUTULMALI 2007 kamu mali hedeflerinin karşılanmasıyla ilgili olarak raporda, enflasyonun düşürülmesine ve finansal piyasa güveninin muhafaza edilmesine yardım edeceği kaydedildi. Raporda şu ifadelere yer verildi: "Son yıllarda istikrarlı biçimde sürdürülen faiz dışı fazla; kamu borcunun hızla azaltılması, enflasyonun düşürülmesi, reel faiz oranlarının aşağıya çekilmesi, özel yatırımlar için kaynak yaratılması ve ulusal tasarrufların desteklenmesinde çok büyük faydalar sağlamıştır. GSMH’nin en az yüzde 6.5’i seviyesinde bir faiz dışı fazla hedefinin sürdürülmesi söz konusu eğilimleri daha da güçlendirecek, cari açığı sınırlı seviyede tutacak ve ekonomiyi olumsuz şoklara karşı koruyacaktır. Bu amaca ulaşmak için harcamaların belli sınırlar dahilinde tutulması büyük önem arz edecek olup, bütçe kalitesini azaltan ve vergi tabanını daraltan bir defaya mahsus girişimlerden kaçınılmalıdır". BORCUN SEVİYESİ GSMH'NIN YÜZDE 30'UNA DÜŞMELİ Maliye politikalarıyla ilgili olarak raporda orta vadede, başarılması gereken konunun, kamu borcunun düşürülmesi ve bozucu etkileri olan vergilerin azaltılmasına yönelik temel hedeflere odaklanılması suretiyle oluşturulması olduğu belirtildi. Borcun daha güvenli bir seviyeye (net bazda GSMH’nin yaklaşık yüzde 30’u) düşürülmesinin orta vadede kamu maliyesi önceliği olduğu konusunda mutabakat oluştuğu anlatıldı. Bu hedefe yönelik olarak, GSMH’nin yüzde 6.5’i seviyesindeki faiz dışı fazla hedefinin 2008 sonuna kadar muhafaza edilmesi konusunda uyarıda bulunulan raporda, daha sonra, borç hedefinin ulaşılabilir olması koşuluyla, faiz dışı fazla hedefinin düşürülmesi imkanının oluşabileceğine işaret edildi. "HARCAMA ARTIŞI VEYA TOPLAM AÇIĞA BİR SINIR KONULMALI" Raporda, bu aşamada maliye politikası için yeni bir çapaya ihtiyaç duyulacağı belirtildi. Raporda, "Bu kapsamda yetkililere, maliye politikasına ilişkin bir kuralın (harcama artışı veya toplam açığa bir sınır konulması gibi) dikkate alınması" önerildi. Harcama üzerine açık bir sınır getirilmesi sadece borcun düşük seviyede kalmasına yardımcı olmakla kalmayacağına dikkat çekilen raporda, aynı zamanda istihdam ve banka aracılık işlemleri üzerindeki yüksek vergi yükünün azaltılması gibi büyümeyi artırmaya yönelik vergi reformları için de kaynak yaratacağı kaydedildi. Raporda, herhangi bir maliye politikası kuralının etkili olabilmesi için, kamu mali yönetiminde ve mali şeffaflıkta süregiden iyileştirmelerle ve özellikle ihtiyari olmayan harcamaları belli sınırlar içinde tutmaya yönelik kamu personel ve sosyal güvenlik reformları gibi tedbirlerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı. SEÇİM SONRASI YENİ BİR YAPISAL REFORM GÜNDEMİ ORTAYA KONMALI Raporda, seçimin hemen sonrasındaki dönemin, yeni bir yapısal reform gündeminin ortaya konması için bir fırsat olduğu kaydedildi. Raporda, "İçinde bulunulan dönem, büyümenin, dinamik yükselen piyasa ekonomilerinde görüldüğü gibi yüksek seyirde devam etmesi için gerekli reformların hazırlıklarına başlanması zamanıdır. Bu aşamada, uzun vadeli kamu mali tasarruflarının güvence altına alınmasına, verimlilik ve istihdamın desteklenmesine yönelik tedbirler öncelikle ele alınmalıdır" denildi. "SOSYAL GÜVENLİK REFORMU YENİDEN HAYATA GEÇİRİLMELİ" Reform gündeminin en temel unsurlarından birinin sosyal güvenlik reformunun yeniden hayata geçirilmesi olduğu vurgulanan raporda, "Anayasa Mahkemesi 2006 yılında kabul edilen sosyal güvenlik kanunun önemli maddelerini iptal etmiştir. Ancak söz konusu reform, emeklilik ve sağlık sistemlerinde ileride büyük açıklar oluşmasının engellenmesi ve büyümeyi artırıcı diğer refomlar için gereken mali kaynağın oluşturulması için hayati önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi. Raporda, reform kapsamında öngörülen tasarrufları yaratabilecek revize bir kanunun "erken bir vakitte" kabul edilmesi tavsiye edildi. Aynı zamanda raporda, sosyal güvenlik katkı paylarının tahsilatını ve sağlık harcamalarının maliyet etkinliğini artıracak ek idari düzenlemelerin yapılması da dikkate alınması istendi. "BÜYÜME İSTİHDAM ARTIŞI VE İŞ GÜCÜ VERİMLİLİĞİNE BAĞLI" Gelecek dönemde büyümenin büyük ölçüde istihdamın artmasına ve iş gücü verimliliğine bağlı olacağı kaydedilen raporda, görüşmelerde emek piyasası düzenlemelerinin yumuşatılmasının ve yüksek istihdam vergilerinin azaltılmasının işsizliği düşürebileceği, işgücü katılımını artıracağı ve ciddi düzeydeki kayıt dışı kesimi daraltacağı hususunda görüş birliğine varıldığı anlatıldı. Bu şekilde, verimliliğin artırılmasına ve ülkede hızla büyüyen nüfusun yanı sıra tarım sektöründen diğer sektörlere yaşanan kayma nedeniyle ortaya çıkan yeni istihdam yaratılması ihtiyacının karşılanabilmesine de yardımcı olunacağı söylendi. Raporda, emek piyasasındaki katılıkları gidermek amacıyla atılabilecek adımlar arasında şunlar sıralandı: "Orta ve büyük ölçekli şirketler üzerinde işe almaya ilişkin bazı zorunlulukların kaldırılması, -Zorunlu kıdem tazminatı sisteminin rasyonelleştirilmesi, -Daha esnek koşullu istihdam uygulamalarına izin verilmesi -İstihdam üzerindeki vergi yükünün azaltılması'nın sayılabileceği" belirtildi. Raporda, "Reformun tümü kamu maliyesinde yapılacak tasarrufla gerekli kaynakların sağlanmasına bağlı olmak durumundadır" uyarı yapıldı. Büyümeyi artırmak için aynı zamanda güçlü bir finansal sisteme de ihtiyaç duyulduğuna da dikkat çekilen raporda, finansal sistemin 2001 krizinden bu yana, son dönemde bankalara akan doğrudan yabancı yatırımları da dahil, önemli bir dönüşüm yaşadığına işaret edildi. Konut finansmanı (mortgage) yasasının kabul edilmiş olması, değişken faizli mortgage kredisi imkanının getirilmesiyle hane halkının krediye ulaşımını kolaylaştıracağından olumlu karşılanan raporda, sermaye piyasalarının daha da gelişmesi amacıyla, uzun vadeli Türk Lirası finansmanı imkanının artırılması ve maliyetinin azaltılması da dahil olmak üzere bazı adımların atılma imkanının olduğu düşünüldüğü ifade edildi. Bu kapsamda öncelikler ise şöyle sıralandı: "-Bütçe şartları elverdiği ölçüde finansal aracılık vergilerinin kaldırılması -Başta Halk Bankası’nın halka arzının zamanlıca tamamlanması olmak üzere kamu bankalarının özelleştirilmesinin kararlılıkla ilerleme sağlanması." "BANKACILIK DENETİMİNDE GÖZETİM GELİŞTİRİLMELİ" Finansal sektör geliştikçe kurumsal çerçevenin ve denetim altyapısının aynı paralelde geliştirilmesi büyük önem kazanacağı vurgulanan raporda, bankacılık denetimine ilişkin kurumsal çerçevenin modernizasyonunda son dönemde kaydedilen ilerlemenin devam ettirilmesi istendi. Bunun için gözetim uygulamalarının yeni Bankacılık Kanununda ortaya konan yüksek standartları karşılayacak şekilde daha da geliştirilmesinin öncelikli olduğu vurgulandı. "YENİ TİCARET KANUNU BİR AN ÖNCE ÇIKMALI" Finansal sistemin giderek daha karmaşık bir yapıya kavuşmasının denetçilerin, riskleri konsolide bazda değerlendirmelerini zorunlu kıldığı belirtilen raporda, "Finansal risklerin daha yakından izlenebilmesi için şirket bilanço bilgilerinin kapsamının ve zamanlamasının da iyileştirilmesi gerekmektedir. Diğer birçok husus yanında, şirketlerin mali tablolarını Uluslararası Finansal Muhasebe Standartları’na uygun olarak hazırlamalarını zorunlu kılan yeni Ticaret Kanununun erken bir zamanda çıkarılması bu kapsamda yararlı olacaktır" görüşlerine yer verildi. IMF heyeti raporunda, "Görüşmelerimiz yatırım iklimini iyileştirilmesine ilişkin olarak devam eden çalışmaların geliştirilebileceği birçok alan olduğunu ortaya koymuştur. Doğrudan yabancı sermaye girişleri, başta bankacılık, iletişim ve gayrimenkul alanlarında olmak üzere son yıllarda ciddi bir sıçrama göstermiştir. Doğrudan yabancı yatırımların gelecekte daha da artması için önemli bir imkan mevcuttur. Özelleştirme programının ilerletilmesi, Avrupa Birliği ile yakınsama amacıyla yürütülen reformların devam ettirilmesi ve piyasalara giriş önündeki engellerin azaltılması amacıyla ürün piyasası düzenlemelerinin yumuşatılması yeni özel yatırımları destekleyecektir" değerlendirmesi yapıldı. "TÜRK EKONOMİSİNİN ÖNÜNDE DEVASA FIRSATLAR VAR" Türk ekonomisinin önünde "devasa fırsatlar" olduğu anlatılan raporda, bundan sonra hedefin, son beş yılda ekonomi alanında gösterilen başarıların üzerine hızlı büyümeyi kalıcı kılmak, düşük enflasyon ortamını korumak ve ekonomiyi dış şoklara karşı daha dayanıklı ve esnek kılmak amacıyla yeni başarıları eklemek olması gerektiği kaydedildi. "BAZI POLİTİKALARA KARŞI DİRENÇ OLABİLİR" Raporda, Türk ekonomisinin çok daha yüksek bir büyüme çizgisine çekilebilmesi için maliye ve para politikasında disiplinin korunması ve kapsamlı yapısal reformların bu politikalara eşlik etmesi hayati önem taşıdığı vurgulandı. Raporda, bu anlamda geniş bir gündem olduğu ve bazı reformlara karşı direnç olabileceği kaydedildi. Raporda, "Ancak, toplumun yaşam standartlarında kalıcı iyileşmeler şeklinde ortaya çıkacak kazanımların, bu yolda harcanacak çabanın hiç de boşa gitmediğini gösterecektir" denildi. ANKA |
09 Mart 2007 HAZİNE'DEN 2 İHALE... -HAZİNE, 13 MART'TA, 182 GÜN VADELİ BONO, 5 YIL VADELİ İSKONTOLU TAHVİL İHALESİ YAPACAK ANKARA (A.A) - Hazine Müsteşarlığı 13 Mart Salı günü, 182 gün vadeli bono ve 5 yıl vadeli iskontolu tahvil olmak üzere 2 adet devlet iç borçlanma ihalesi düzenleyecek. Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, 13 Mart Salı günü gerçekleştirilecek ihalede satılacak kağıtların valörü 14 Mart 2007 olacak. Buna göre Salı günü yapılacak itfa tarihi 12 Eylül 2007 olan 182 gün vadeli YTL cinsinden iskontolu referans bono ihalesinde, net 2 milyar 263 milyon YTL tutarında satış gerçekleştirilecek. Aynı gün, 5 yıl vadeli 6 ayda bir yüzde 8 sabit kupon ödemeli YTL cinsinden devlet tahvili ihalesi yapılacak. İtfa tarihi 7 Mart 2012 olan tahvilin kuponları, 12 Eylül 2007, 12 Mart 2008, 10 Eylül 2008, 11 Mart 2009, 09 Eylül 2009, 10 Mart 2010, 08 Eylül 2010, 09 Mart 2011, 07 Eylül 2011 ve 07 Mart 2012'de ödenecek. Kuponlar ayrıştırılarak işlem görebilecek. Açıklamada, piyasa yapıcılığı sistemi kapsamında değişim işlemine tabi tutulacak devlet iç borçlanma senetlerinin listesi de yer aldı. |
10 Mart 2007 DEVLET BAKANI ŞENER: (1) -''KONUT FİNANSMAN YASASI, TÜRK FİNANS TARİHİNDE EN ÖNEMLİ REFORMLARDAN BİRİDİR'' -''YASA İLE İLGİLİ İKİNCİL MEVZUATIN EN GEÇ 2 AY İÇİNDE TAMAMLANMASI LAZIM'' -''SİSTEMİN ADI KONUSUNDA HALK ARASINDA YERLEŞEN KELİME NE OLURSA BİZ ONU KABUL EDERİZ'' ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, geçen hafta yasalaşan konut finansman sistemi ile ilgili yasal düzenlemenin, Türk finans tarihindeki en önemli reformlardan biri olduğunu söyledi. Şener, Başbakanlıkta yasanın çıkmasıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, yeni bir sistemin artık finansman hayatının bir parçası haline geldiğini, düzenleme ile finans piyasalarının derinlik kazanacağını ve işlem hacminin artacağını bildirdi. Yasanın uygulamasına ilişkin ikincil mevzuatın da en geç 2 ay içinde tamamlanması gerektiğini belirten Şener, bu amaçla ilgili kuruluşların üst düzey yöneticileri ile bugün bir toplantı yapacaklarını kaydetti. Şener, toplantıda, ikincil mevzuat çalışmalarının tamamlanmasına ilişkin bir takvim belirleneceğini ve bu sürecin sıkı bir şekilde takip edileceğini kaydetti. Bakan Şener, kamuoyunda ''Tutsat, Mortgage, Tutulu satış'' olarak adlandırılan konut finansman sisteminin bundan sonra nasıl adlandırılması gerektiği yönünde bir soru üzerine, Ziya Paşa'nın bir sözünü hatırlatarak, şunları söyledi: ''Kalburun esas yazılışı kallaburdur ama halk arasında bu kalbur olarak kullanılır, bu bir galatımeşhurdur. Biz bu konuda Türk Dil Kurumuna danışmıştık, 2005 yılında bize Tutulu Satış'ı önermişlerdi. Ama artık Türk Dil Kurumu Başkanı da Tutsat'ı uygun buldu. Halk arasında yerleşen kelime ne olursa, biz bunu kabul ederiz.'' Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, ''Mortgage''de ipoteğe dayalı krediye vurgu yapıldığını, ''Tutsat'' kelimesinde ise satıcıya vurgu yapıldığını, kamuoyunun ise genelde alıcıya vurgu yaptığına işaret etti. |
Galatasaray Meydanı'nda Toplanan Grup ile Polis Arasında Gerginlik Yaşandı http://www.haberler.com/medya/haber/18/711918_97951_o.jpg Galatasaray Meydanı'nda Eylem İçin Toplanan Demokratik Toplum Partisi (DTP) Üyesi Grubun İçine Giren Bir Vatandaş, "Ben de Kürt'üm, Ben de Diyarbakırlıyım. Ayıptır Sizin Yaptığınız. Dış Ülkecilerin Politikacıları" Diye Tepki Gösterdi. Eylemci Grubun Tepki Göstermesi Üzerine Kişi, Polis Tarafından Bölgeden Uzaklaştırıldı. Galatasaray Meydanı'nda eylem için toplanan Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyesi grubun içine giren bir vatandaş, "Ben de Kürt'üm, ben de Diyarbakırlıyım. Ayıptır sizin yaptığınız. Dış ülkecilerin politikacıları" diye tepki gösterdi. Eylemci grubun tepki göstermesi üzerine kişi, polis tarafından bölgeden uzaklaştırıldı. Galatasaray Meydanı'ndan toplanan yaklaşık 100 kişilik bir grup, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddialarıyla ilgili eylem yaptı. Eylemde okuyacak bildiriden alarak kontrol eden polis, teröristbaşı için "PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan" yazılı bildirinin okunmasına izin vermedi. Bunun üzerine eylemciler ve polis arasında gergin bekleyiş başladı. Daha sonra DTP'li grup polis tarafından çember altına alındı.Bu sırada, polis çemberin içine giren ve Kürt kökenli olduğunu söyleyen bir vatandaş, eylemcilere tepki gösterdi. "Ben de Kürtüm, ben de Diyarbakırlıyım. Ayıptır sizin yaptığınız. Dış ülkenin politikacıları" diye tepki gösteren vatandaş, polis tarafından herhangi bir olay olmasına karşı bölgeden uzaklaştırıldı. Polisin bildiriyi okumalarına izin vermemesi üzerine DTP İl Başkanı Doğan Erbaş ve beraberindeki bir grup, Galatasaray Postanesi'ne giderek bildiriye Adalet Bakanlığı'na faksladı. Erbaş, eylemlerinin polis tarafından hukuksuz bir şekilde engellendiğini iddia etti. Eylemci grup daha sonra bir süre oturma eylemi yaptı ve alkışlı protestonun ardından polisin yoğun güvenlik önlemleri altında olaysız bir şekilde dağıldı. (Doğan Haber Ajansı |
12 Mart 2007 BRÜKSEL (A.A) - Dünya demir-çelik üretiminde 2001 yılında 15 milyon tonla 15'inci sırada bulunan Türkiye, 2006 yılında 23,3 milyon tonla 11'inci sıraya yükseldi. Uluslararası Demir ve Çelik Enstitüsünün verilerine göre, 2001 yılında 850,5 milyon ton olan küresel demir-çelik üretimi, geçen yıl 1 milyar 239,5 milyon tona ulaştı. Ekonomisi ve buna bağlı olarak demir-çelik talebi her yıl hızlı büyüyen Çin, geçen yıl 418,8 milyon tonla dünya toplam üretiminin 3'te 1'inden fazlasını tek başına gerçekleştirdi. Japonya'nın 116,2 milyon tonla 2'nci sırada yer aldığı listede, dünyanın diğer büyük demir-çelik üreticileri 98,5 milyon tonla ABD, 70,6 milyon tonla Rusya, 48,4 milyon tonla Güney Kore, 47,2 milyon tonla Almanya, 44 milyon tonla Hindistan, 40,8 milyon tonla Ukrayna, 31,6 milyon tonla İtalya ve 30,9 milyon tonla Brezilya şeklinde sıralandı. Türkiye, 23,3 milyon tonla 11'inci sırada yer alırken takip eden ülkeler 20,1'le Tayvan, 19,9'la Fransa, 18,3'le İspanya, 16,3'le Meksika, 15,4'le Kanada ve 13,9'la İngiltere oldu. 2001 yılında 15 milyon ton toplam demir-çelik üretimiyle dünyada 15'inci sırada bulunan Türkiye, 2002 yılında İspanya ve Kanada'yı geride bırakarak 16,5 milyon tonla 13'üncülüğe yükseldi. Bir yıl sonra 18,3 milyon tonluk üretimiyle dünya sıralamasındaki yerini koruyan Türkiye, 2004 yılında 20,5 milyon tonluk üretimiyle Tayvan'ı da geride bırakarak 12'nci sırayı aldı. Türkiye, 2005 yılında da 21 milyon tonluk demir-çelik üretimiyle Fransa'yı da arkada bırakarak 11'inci olmuştu. Uluslararası Demir ve Çelik Enstitüsünün verilerine göre Türkiye'nin demir-çelik üretimindeki artış bu yıl da sürüyor. Ocak ayında 2 milyon 28 bin tonluk üretim gerçekleştiren Türkiye, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,7'lik artış sağladı. |
12 Mart 2007 KOBİ'LERE 1 MİLYAR YTL KAYNAK FIRSATI... -TOBB'UN ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇEŞİTLİ KURUM VE KURULUŞLARIN DESTEĞİYLE 20 İLDE YAPILMASI PLANLANAN KOBİ BİLGİ VE EĞİTİM FUARLARININ 5'İNCİSİ 16-17 MARTTA BURSA'DA DÜZENLENECEK -BTSO GENEL SEKRETERİ YÜCEL: ''FUAR, KOBİ'LERİ FİNANSMAN VE BİLGİ EKSİĞİNİ GİDERMEK İÇİN ÇÖZÜM ORTAKLARIYLA BULUŞTURACAK'' BURSA (A.A) - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) öncülüğünde, çeşitli kurum ve kuruluşların desteğiyle 20 ilde yapılması planlanan KOBİ Bilgi ve Eğitim Fuarlarının (KOBİF) 5'incisi, 16-17 Martta Bursa'da düzenlenecek. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Genel Sekreteri Tolga Yücel, Forum Fuarcılık A.Ş. yetkilileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, KOBİF'in yeni girişimcilere yardımcı olmak, mevcut işletmelerin vizyonunu geliştirmek, üretim, dış ticaret, markalaşma, belgelendirme, finansman, pazarlama, iç ve dış yatırım olanakları gibi konularda bilgi birikimlerini karşılamayı amaçladığını söyledi. Yücel, fuarın bu amaçla tarafları bir araya getirmek gibi bir misyon üstlendiğini ifade ederek, ''Fuar, KOBİ'leri finansman ve bilgi eksiğini gidermek için çözüm ortaklarıyla buluşturacak'' dedi. -BURSA'NIN ÖNEMİ- Bursa'nın, sağladığı istihdam, gerçekleştirdiği ihracat ve yarattığı katma değer ile gelişmiş illerin başında geldiğine dikkat çeken Yücel, kentte başta otomotiv olmak üzere tekstil, konfeksiyon, gıda ve yaş sebze-meyve ihracatının önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirtti. Yücel, bu sektörlerde faaliyet gösteren 11 bin dolayında KOBİ düzeyinde firma bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: ''KOBİ'ler, teknik bilgilerin yanı sıra rekabet ortamı, talep, fiyat ve pazarlama unsurları gibi pazar bilgilerine de ulaşma fırsatı bulabilecekler. Fuarı ziyaret eden KOBİ yetkilileri, tüm sorularına, fuarda yer alacak ilgili kurumların ve çözüm ortaklarının en yetkili ağızlarından, yüz yüze görüşmeler yoluyla kısa sürede yanıt bulabilecekler.'' -1 MİLYAR YTL KAYNAK- KOBİ'lere 2007 yılı içinde çeşitli kurum ve kuruluşların sağlayacağı teşvik ve destek miktarının 1 milyar YTL olduğunu, ancak bu firmaların destek ve teşviklerden yeterince yararlanamadığını anlatan Yücel, birçoğunun bu destek ve teşvikten haberinin dahi olmadığını söyledi. Yücel, ''1 milyar YTL KOBİ'leri bekliyor'' sloganıyla düzenlenen fuarda, KOBİ'ler için sağlanan destek ve teşviklerin anlatılacağını ve sorunlarına yönelik bilgilerin aktarılacağını ifade etti. Ankara, Antalya, Adana ve İzmir'in ardından 5'incisi Bursa'da gerçekleştirilecek fuarın proje ortakları arasında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türk Patent Enstitüsü (TPE) ve Halk Bankası yer alıyor. Fuarın, yıl sonuna kadar 20 ilde gerçekleştirilmesi hedefleniyor. |
12 Mart 2007 ERDEMİR'İN HİSSE SIRASI AÇILDI -ERDEMİR, 2006 YILI NET DÖNEM KARININ ÖNCEKİ YILA GÖRE ARTIŞ ORANININ UFRS BAZ ALINARAK HESAPLANDIĞINI BİLDİRDİ İSTANBUL (A.A) - Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları TAŞ (Erdemir) geçtiğimiz günlerde açıkladığı 2006 yılı net dönem karının önceki yıla göre artış oranının Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) baz alınarak hesaplandığını bildirdi. Erdemir'den Borsaya yapılan açıklamada, şirket Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Ulusoy'un 2006 yılı net dönem karının önceki yıla göre artış oranına ilişkin basına yansıyan ifadelerine açıklık getirmek üzere, söz konusu oranın hangi finansal tablolar esas alınarak hesaplandığına ilişkin Sermaye Piyasası Kurulundan (SPK) özel durum açıklaması istendiği belirtildi. Açıklamada, şirketin UFRS bazında hesaplanarak 7 Mart 2007 tarihinde İMKB aracılığıyla ilan ettiği bağımsız denetimden geçmiş mali tablolara göre şirketin 2005 yılı konsolide net dönem karının 193 milyon 392 bin 407 YTL, yine aynı bazda (UFRS) hazırlanan 2006 yılı konsolide net dönem karının ise 684 milyon 864 bin 908 YTL olduğu bildirildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''UFRS bazında hesaplanarak 14 Mart 2006 tarihinde İMKB'de ilan edilen ve şirketin 30 Mart 2006 tarihli genel kurulunda da kabul edilen 193 milyon 392 bin 407 YTL'lik 2005 yılı karı ile mukayese edildiğinde aynı standartlara göre hesaplanan 2006 yılı karının, önceki yıl karının yaklaşık 3,5 katı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Yönetim Kurulu Başkanımız sayın Coşkun Ulusoy açıkladığı her iki rakamın da UFRS bazında olduğunu toplantıda ifade etmiştir.'' Bu açıklamanın ardından şirket hisse sırası 14.20'den itibaren yeninden işleme açıldı. |
| Saat: 00:09 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık