![]() |
Şiir Nehri 2 Bundan Sonra Şiirleri Burada Paylaşmaya Devam Edebilirsiniz. Şiir Eklerken Dikkat Edilmesi Gereken Onemli Bir Konu İse Eklediginiz Şiirler Sizlere Ait ise; Sizin Şiirleriniz bölümüne yazmanızdır. Buradaki Şiirler Alıntı Oldugu İçin Lütfen Şairi Belirtin Aksi Halde Şiirler Silineceltir Okumayı Nasıl Sevıyorsak Yazana Saygımızı Elden Bırakmıyalım Arşivlenmiş "Şiir Nehri" konusu için bakınız: Şiir Nehri -1- [Arşiv] MsXLabs HQ Ekibi |
diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM |
Unutulmaz anları vardır hayatın Islak kirpiklere takıp kalan Zamana meydan okuyan Biz de öylesine yaşadık seninle Öylesine sevdik Hatırla aşkım... Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda Beni sensizliğe nikahladılar Yenildim duygularıma Yenildim gururuma ağlayamadım Şimdi sanadır bu ağlayışım Hatırla aşkım.. Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin Gelip gelip özlemin doluyor içime Yokluğunda şair kesildi gönlüm Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım Sen de nasıl sever nasıl söylerdin Hatırla aşkım.. Oysa nelere katlandı bu gönül Ne acılara halay çekti bu yürek Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler Bir yokluğuna alışamadım Bir de sensiz bu akşamlara Unutamam demiştin giderken bana Ben de unutamadım Bu bizim son yeminimizdi Hatırla aşkım.. Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor Gözlerine başka gözler gülüyor Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın Bitmedi bitmeyecek bu şarkım Nerede olursan ol Kiminle olursan ol Hatırla aşkım.. Hatırla Yanındayken bile özlerdim seni Şimdi içimde bir başka yangın Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın Ölmek kaderde var biliyorum Her şeyin sonu yakın Ama sen de bil ki Yağmurlarca sevdim seni Yağmurlarca sana yandım Hatırla derya gözlüm Hatırla Aşkım.. Ahmet Selcuk İlkan |
Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...! Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...! Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...! UMUT CAKMAK |
İlknot: Yeni Uygulamnız Çok güzel Teşekkür ederim...) ÇÖL DAHA İYİ ********** çöle kıyısı olan kentlerin limanları sıkıcı olur kuş uçar gemi geçmez, kervan zaman içinde. böyle kentlerde insan fırtına gibi sever, sevdiği için ağlamayı. hangi türküde sevmekten bahsedilse ben hicaz olurum elimi ıslatır elinin teri ziyan olurum seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım hangi türküde sevmekten bahsedilse bu çölde ben "şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor"da bahsedilen şair olurum! Yılmaz Erdoğan... |
Hani Bir An Gelir... Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur! ..... Hani bir ân gelir... Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! ..... Hani bir ân gelir... Bir ân gelir... Hani bir göz bir göze gelir. Hani, öyle bir ân gelir ki; En “gelinmez” yollarla en “varılmaz” yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün... Bu yar; iki yâr arasıdır! .. Her yar iki yâr arasıdır! .. Ve üstelik; Yaralar yara benzer, Her yar yaraya benzer! Yar başında duruşum; Yâre nâraya benzer! ... Halbuki gök yerin... Halbuki gök yarın... Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! .. ..... Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki kocca bir yarayı yâr bilmiş... Kendini parçalayan kooskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! ! Halbuki hep... Hep iki yârdır; Bir yar başında duran... ..... Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! .. Yolun biri gözlerinden başlaar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri... Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! .. Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan... Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! .. Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda” kopar! .. Biz, sarılmadıkça... ..... Yarlar kaldıkça yârlar arasında! .. Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur! ..... Hani bir ân gelir... Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada! ..... Hani bir ân gelir... Bir ân gelir... Hani bir göz bir göze gelir... Hani bir ân gelir... Bir ân... Bakışlar düğümlenir; Bütün yarlar silinir, Sıra söylenmezlere gelir... Muammer Erkul |
Acı İlişki Sevgilim, Bir ülke senin gövden kadar masum olsaydı Bir tek anne oğlunu devletten sormazdı... (1996) Şükrü Erbaş... |
Sen Olmasaydın Nerden düşecektim, çaresiz derde, Gözümde bu kadar, hoş olmasaydın. Yan yana uçardık, en yükseklerde, Kanadı kırılmış, kuş olmasaydın. Sanma bu hasretin elinden bezdim, Özlem gurbetini gözünde gezdim. Sevda şarabını sensiz içmezdim, Ezginler evinde keş olmasaydın. Yürekten sevsen de, hiç sevmesen de, En derin sevdayı bulmuşum sende. İpekten yumuşak gönülsün bende, Elim uzanında taş olmasaydın. Nasıl anlatayım, öyle bir hal ki? Yasımı tutuyor, sevenler halkı. Ben de eller gibi gülerdim belki, Ağlayan gönlümde yaş olmasaydın. Umutlar gönlümü süsleyen yardı, Seninle kesildi, umudun ardı. Kavuran çöllerde ne işim vardı? Leyla ordusuna baş olmasaydın. Resmini içerim, içtiğim sudan, Sarhoşluktan aymaz, bardağı tutan. Belki ayılırdım, derin uykudan, Bu kadar doyumsuz düş olmasaydın. Mehmet Nacar |
... Ve Mona Roza Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü Ve boğazımı sıktı parmaklar ince uzun Günahkar toprağımın saçından bir tel düştü Sana ne olmuş Roza, bir derde tutulmuşsun Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü Şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa Her şeyim sizin olsun, hep sizin, kesik başlar Rüyasında örümcek başlarsa ağlamaya İçine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar Günahını sırtına yüklenen kaplumbağa Gibi ölüm önünde özbenliğim yavaşlar Öyleyse bu şapkayı atıyorum ırmağa Bu erkekler kokuyu kediler gibi alır Ve kediler de her gece sürünür yastıklara Denizleri bahtiyar eden günler kısalır Satılmayan çiçekler zehirli ve kapkara Unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır Bir geyiğin eriyen gözleri düşer kara Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi Sana da Mona Roza, taşbebeği bıraktık Ellerinde kılıçlı balıkların bir dişi Senin hatıran kadar büyük, yeni, karanlık Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura Tüyüme horozdan çok itimat edeceğim İtimat edeceğim şu belalı yağmura Ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim Asılmış bir adamın iki eli yağmura Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni Ve bir şehir yaratmak ruhundan Geyve diye Parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni Katıvermek sessizce söylenen bir türküye Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni Ve son vermek bu bitmeyen şarkıya Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni Sana tavus kuşunun içine girdiğini En son söz olarak söylemek istiyorum İçimde tavusların kaybolduğunu Bana da bir çift ak kanat kaldığını Son, en son söz olarak söylemek istiyorum İçime girdiğini, tüyünü yolduğumu Son, en son söz olarak söylemek istiyorum Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara... |
Alışma Bana Alışma bana, ne yapacagım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum... Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bi yara da sen açma... Sevme beni, yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum... İsteme beni, yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum... Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum... Anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum... Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum... Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına, sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum... Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocugum, büyütemezsen kaybolurum... İbrahim Taner Ateş |
| Saat: 16:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık