![]() |
Romantik Olmak Neleri Sağlar ? Kadınların çoğu yaşadıkları erkeklerin hayattan nasıl zevk aldığını anlamakta zorluk çeker. Daha fazla duyguya ihtiyaçları yok mudur? Hayatlarında seks dışında eğlenceye arzu duymazlar mı? Aileleriyle, arkadaşlarıyla daha yakın ilşkilerde olmak istemezler mi? Bu tarz sorular kadınların zaman zaman erkekler konusunda merak ettikleri hususlardır. Esasında erkekleri "duygusal deve" olarak düşünmemiz, merak ettiğimiz bu konulara cevap bulmamıza yardımcı olacaktır. Neden "duygusal deve?" Develer nasıl suya uzun zaman ihtiyaç duymazlarsa, erkekler de duygusallığa ve yakınlığa o derece ihtiyaç duymazlar. Erkeklerin çoğunun arzu ettiği yaşam tarzı esasında duygusallığın dengede olmasıdır. Bunu demekle birlikle erkeklerin duygulardan nefret ettiğini söylemiyoruz. Çoğu erkek deprezyondan, mutsuzluktan ve sinirli olmaktan hoşlanmaz. Bu tarz duyguların bir an önce bitip, o duygu dengesi düzeyde yaşamayı devam ettirmesini bekler. Olumsuz duygularda olduğu gibi olumlu duygularda da bu böyledir. Bu bahsettiğimiz husus bazı kadınlar için de geçerlidir ama genelde kadınlar çeşitli duyguları yaşamayı severler ve bu duyguları da uzun süre üzerlerinden atamazlar. Bu durumda erkekleri çileden çıkarır, özellikle kadının duyguları olumsuz dugulardan bir tanesi ise. Kadının bu durunda olması erkeğin duygu dengesinde yaşaması tehdit ettiği için problem ortaya çıkabilir. Erkeklerin çoğu romantik davranışlardan pek fazla etkilenmezler. Onlar için bunlar ne heyecan verir ne de önemlidirler. Bu konulara eğilim göstermelerinin tek sebebi kadınların bunlardan hoşlandıklarını bilmeleridir. Bu tarz davranışları da tabiki bu yüzden ilişkinin en başlarında gösterirler. Bu dönemden sonra en çabuk unuttukları davranıştır. Bütün bunların sonucunda erkeklerin duysallıktan yoksun olduğu mu çıkıyor? Hayır, sadece erkeklerin duygusallıklarını farklı yaşadıkları. Erkeklerin duygu alanlarının kadınkilerden daha farklı olduğunu, örneğin spor ve araba kullanmak gibi. Bunları bilmek kadınlara nasıl yardımcı olabilir? İlk etapta, kadının istediği ve önem verdiği şeylere (romantik olmak, duygusal seks yaşantısı gibi) erkeklerin heyecanla yaklaşmamasının farklı bir sebebi olduğunu ortaya çıkartması. Erkeklerin kendisinden sıkılmadığı sadece ve sadece kendilerinin bu durumlarda sıkıldığını bilmek önemlidir. Kadının vermesi gereken en önemli karar (verebilirse) erkekten onun istediği gibi duygu duymasını ve davranmasını beklememektir. Bunu istemek kolay ama yapmak o kadar da kolay değil. Eğer bir kadın bunu başarabilirse o zaman o da bu ilişki içerisinde "erkekleşmiş" olmayacak mıdır? O mutsuz olmayacak mıdır? Her şeyde olduğu gibi bu konuda da mı kadın değişirse ilişkide mutlu olma olasılığı artacaktır (erkek için tabii ki)?" Bunu yapabilirse partnerinin ilk düşündüğü şey ne olacaktır; "Acaba başka biri mi var?" Karar sizlerin. |
Alıntı:
Ben bir kadın olarak pek romantizmden hoşlanmam,bence gerçekçilikten uzak bişey bu..Bir erkeğin gözünden bakarak kadınların olayları değerlendirmesi.Maalesefki dediğin gibi zor.Ancak ortak yanları varsa oto,spor..vs... çiftler iyi anlaşıyolar.Romantizm denilen şey ilişkinin başlarında olan bişey sana katılıyorum.Çoğu erkeğin başvurduğu bir yöntem. Bu zamana kadar romantizm duygusuyla yaklaşan bir erkeğe hiçbir zaman olumlu bakmamaşımdır.Çünkü bana olan duyguları tam olarak bu değil.Böyle bir yaklaşım aşktan ziyade, sizden hoşlandıklarını gösterir.İsterse destanlar yazılsın bana göre romantizm saçma.duygusallık,şefkat gibi duygular sevgiyi besler..Bana çok rahatlıkla nutuk atan başkasınada atar.Bu artık o kişilerin yaşam tarzı olmuştur. Belki siz romantizmden hoşlanıyo olabilirsiniz ama bana kesinlikle ters bişey.Romantik olmanın bi artısı yok.Nezih mekanlara gidersiniz gözgöze vakit geçirirsiniz,dans edersinz,gece yakamozunda size şiirler söylenir,falan filan...evet ahenkli ama ya sonrası...Ele geçirildikten sonra devamı gelmiyo.Sana hak veriyorum Narquelion, kadınların çoğu bu duygudanm hoşlandıkları için erkekler böyle davranyolar.Demek istediğim ya sonrası ??İlk başlardaki o rüya gibi anlar sonra neden fısss oluverir?? Çünkü yapmacık,gerçeklikten uzak bişey olduğu için...Dudaklarına yapışmak için yapılan bir oyun gibi..Bilmem belkide çok azı gerçekten romantk,ama nereye kadar romantiksiniz??????:D |
Romantizm Nedir? Klasik edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçimesini ve insanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar. Romantizm akımı değişik ülkelerde değişik biçimlerde ortaya çıkmıştır. Alman edebiyatında 18. yüzyılın ikinci yarısında "coşkuculuk" hareketiyle birlikte gelişir. Bu hareketin öncüleri Klopstock ve Herder Romantizm'in müjdesini verir. Ancak Romantizm'e giden kapıyı dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Johann Wofgang Goethe açmıştır. "Genç Werther'in Acıları" romanında Goethe döneminin acılarını duygusal bir dille anlatmıştır. "Wilhelm Miester" ve "Wilhelm Miester'in Seyahat Yılları" adlı eserlerinde toplumun yeniden düzenlenmesi sorununa dokunur. Ama onun en büyük eseri "Faust"tur. Goethe'nin açtığı yoldan ilerleyen Friedrich von Schiller ise yapıtlarında özgürlük, isyan, doğa, ihtilal gibi Romantikler'in yaslandığı temel kavramları yadsımadan tarih olgusunu zenginleştirmiştir. "Haydutlar", "Hile ve Sevgi", "Mary Stuart", "Wilhelm Tell" gibi yapıtlarında despot yönetime başkaldırma temalarını işleyen Schiller'in tarihe açılma yönelimi daha sonraki Alman romantiklerini geliştirmiştir. Romantizmin Alman edebiyatında şiirdeki öncüsü Heinrich Heine'dir. İngiliz edebiyatında ise Romantizm kalın birer çizgi halinde kendini gösterir. Bu çizgide yer alan ilk isim tabiata karşı kutsal saygı düşüncesini benimseyen; şiirlerinde doğayı yapmacıksız bir dille anlatan William Wordsworth'tur. Onun dışında Samuel Taylor Coleridge, Percy Bysshe Shelley ve John Keats bu çizgide yer alır. Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur. İngiliz edebiyatında daha çok şiirde kendini gösteren Romantizm, Fransız edebiyatında daha yaygın bir özellik gösterir. François Rene de Chateaubrian, Romantizm'in müjdecisi olan roman, deneme ve gezi yazıları türünden eserler vermiştir. Fransızların dünya edebiyatına kazandırdığı ve bu akımın en önemli yazarları arasında bulunan Victor Hugo dışında Benjamin Constant, Alphonse de Lamartine, Alfred de Vigny, Alfred de Musset ve Theophile Gautier sayılabilir. Akımın öncüleri arasında bulunan Byron ve Schiller'den etkilenen Aleksandr Puşkin, Rus toplumunun renkliliğinden de yararlanarak bu akımı zengileştirmiştir. Yapıtlarında kullandığı yerel temalar nedeniyle kimi eleştirmenlerce Puşkin, Rus edebiyatında gerçekçiliğe giden yolun açıcısı olarak da değerlendirilir. İtalyan edebiyatında Romantizm akımı içinde anılması gereken iki isim vardır; Alessandro Manzonil ve Giacomo Leopardi. Romantizm, Türk edebiyatı üzerinde de etkili olmuş, özellikle Tanzimat dönemini yazarları bu akımı çağrıştıran eserler vermiştir. Namık Kemal ve arkadaşlarının Victor Hugo'dan etkilendiği bilinmektedir. |
ÇOK ÖZEL BİR EVLENME TEKLİFİ Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm.O ise beni sadece bir iş arkadaşı olarak görüyordu.Hatta bir seferinde,kız arkadaşıyla kavga etmiş ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi Rica etti. Göz yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barışması için ikna etmeye çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya yanaşmıyordu.Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.Aradan birkaç hafta geçmişti.Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat 22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun'du. Mesaj şöyleydi; "Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et." Bu mesaj beni beynimden vurmuştu.Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar, yastığımda acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı. İşe giderken ayaklarım beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatımda ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim. Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, "iyi günler" dedikten sonra hemen konuya girdi; "Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun." Elindeki telefon numarasını bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa; "Haldun seni hayatını paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini Kabul et İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor" dememi istedi. Sonra DA masama; "Bu emeğinin karşılığı değil AMA" diyerek küçük bir hediye paketi bıraktı. Masamdaki iş telefonunu alıp elimdeki telefon numarasını çevirmeye başladığımda, Haldun parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan DA kutuyu açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan aldı Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun, şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile Kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı tutamadım ve boynuna sarıldım. VAR MI BÖYLESİ ??? |
Alıntı:
Eeee böyle romantizme can kurban..çok hoş tabiii..Bu büyük bir jest;) |
ölmeyen sevgi Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı... Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü... Gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonrada gidip iki yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı... Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu... Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte her gün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??... Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı. Sevdiğine bir şey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı... Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı... Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı... |
Romantizm şu "zm" yazısı bana hiç yabancı gelmiyor doğrusu. Bazı yerlerde görmüş gibiyim yada duymuş... Düşündüğüme göre de insanlar için gerçek olandan uzak duran bir şey bu sanırım. Ben hep içimden geldiğince davranırım. Bu tür şeyler bana gelmiyor. Çok zorlanıyorum zaten bu durumlarda. Gereksiz bence stres yapabilir, sinirleri gerebilir, düşündürebilir, vs. vs. O kadar çok şey var ki aklımda yani ona dair. Romantizm gitsin de "zm"ler ne anlama geliyor. Ben bunu bilmiyorum... (Saçmalıyorum) |
Romantiklik çok sıkıyo beni benimle böyle özlü sözler kitabı gibi konuşan erkeklerden nefret ediorum çok yapmacık geliyolar zaten... En iyisi kendini rahat bırakmak romantizm varsa zaten o arada ortaya çıkar bizim özellikle yapmamız gerekmez bence... Mesela gidip güneşin batışını izleyelim demek yerine aa bak güneş batıyo şansımıza demek daha güzel.. |
Alıntı:
Ayrıca Şu güneş meselesine gelince; "Gidip güneşin batımını izleyelim" demek, Aaaa((( bak güneş batıyor demekten kat kat daha iyi. Aaaa bak güneş batıyor demek-, sanki gün batımı, Doğa üstüymüş gibi algılanıyor... Saçmalaktansa Süslü Romantizmi tercih ederim:D :D |
AGIR İNSANLAR ROMANTİK OLAMAZLAR OLSALARDA BELLİ EDEMEZLER ÇÜNKÜ KARİZMAMIZ HERŞEYDEN ÖENMLİDİR. VE VATANIMIZ. |
| Saat: 21:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık