MsXLabs
Sayfa 1 / 71

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Asla Bitmeyen Konu (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/11-asla-bitmeyen-konu.html)

Misafir 25 Ağustos 2005 23:24

Asla Bitmeyen Konu
 
Diğer konularla alakasız olduğunu düşündüğünüz, içinizden geçen her şeyi buraya yazabilirsiniz.

Forumun bazı kuralları bu konuda da geçerlidir fakat diğer konulara göre kurallarda esneklik gösterilebilir ;)

Yine de fazla kopukluk olmaması açısından bir önceki mesajdan yola çıkarak cevap yazmanız daha hoş olur...
Ya da siz bilirsiniz, ne de olsa bu konu asla bitmeyecek...


...ve MsXLabs tüm kapılarını ardına kadar açar...


NeutralizeR 30 Ağustos 2005 17:28



Misafir 20 Eylül 2005 12:52

Herkesin öyküsü aynıymış.. Anladım..


kompetankedi 20 Eylül 2005 14:53

buda benden
 
Bilirmisinizki endegerli şeyler toprak altından çıkar. Neden cok değerlidir az bulunan? Sır gizem niçin cekici olmuştur insanlar için? Oysa yaşam felsefi olmasada bu tür yaklaşımlar felsefeyle değerlendirilir.

Yaşam yaklaşımlar agaç olacak fidan kadar değerli olan su gibidir. Kayıplar yitikler başa geldiğinde degerlerine değer katsalarda asıl değerleri değişmiyecektir. Saklı olan ortada gözükmeyen ne varsa adı ne konursa konsun her zaman ilgi cekecektir. Ama unutulmaması gereken gizi saklayan perdenin dayanılmaz etkisidir. Tıpkı toprak gibi. Yaşama deger katan tüm cisim ve varlıklar sonunda bu giz perdesinin altında gizlenmiş yada gizleneceklerdir, takkii bir daha gün ışığına kavuşana kadar ederleri kendi değerleri olarak kalacaktır. Baki kalmak adına ugraşlar nafile olsada gelecekte ışık tutacaklarıda bir gerçektir.


:turkiye: MsXTeam.:turkiye:


kompetankedi 20 Eylül 2005 15:15

asla bitmez
 
yazan kalem mi değerlidir?
yoksa yazılı olan kağıt mı?


Misafir 28 Eylül 2005 21:07

Hastayım.
 
Asla bitmeyen bi ruh hastalığı var bende, :P diğer günlük konusunda çok güzel gün geçirdim dedim ve hasta olmak aklıma geldi suanda paket paket mendil kullanıyorum..:)

Utanmak istemiyorum mendil kullanırken..:msn_party


Misafir 30 Eylül 2005 13:51

Yitik Sevdalar Asla Bitmez
 
Her zaman yitik hanesinde yazılı kalacak duygular, zamanla biraz azalsa da asla sona ermez. Eremez!
Aslında tüm hayat böylesi olgularla doludur.Hani kimyanın esas prensibidir madde asla yok olmaz, yeniden de yaratılamaz.

Matematikte bir teori vardır;Tümevarım ve Tümdengelim.Bu kuram ilk defa Alman matematikçi Frederick Gauss tarafından kullanılmıştır. Sana bu kuramı şöyle anlatacağım: 100 metrelik bir yol olduğunu düşün ve sen bu yolun başlangıç çizgisindesin. Sen bu yolun hergün yarısını yürüyeceksin. Şimdi,ilk gün 50 metre yürürsün,ikinci gün kalan 50 metrenin yarısını, yani 25 metre yürürsün. Geriye kalır 25 metre ve sen üçüncü gün bunun yarısını, yani 12.5 metreyi yürürsün. Diğer gün 12.5 metrenin yarısı, bir diğer gün kalanın yarısını....Yani 6.5 metre, kalan 3.75'in yarısı,1.88. Kalan 1.88'in yarısı 0.94 metre, onun yarısı 0.47,onun yarısı 0.235,onun yarısı 0.1175,onun da yarısı 0.05875,onun da yarısı 0.029375 metre!....



Anlayacağın yol hiç bir zaman sıfır olmuyor. Sıfıra yaklaşıyor ama asla sıfır olmuyor. Bu böyle sonsuza kadar devam ediyor ama yol hiç bitmiyor! Oysa sen gideceğin yere çoktan varmış oldun!


Matematiksel olarak yol asla bitmiyor, ama fiziksel olarak bal gibi bitiyor. Peki matematikle fizik nasıl aynı noktada buluşacak!
İşte o zaman Gauss dizinleri imdada yetişiyor ve Tümevarım(Gauss) metodu ile olayı çözüyor. Yolun bittiği çok çok yaklaşık olarak matematiksel olarak da ispatlanmaya çalışılıyor. Oysa aslında yol hiç ama hiç
bitmiyor!!!!!Düşünebiliyor musun!

İşte yitik sevdalar da böyledir. Dışardan bakıldığı zaman unutulmuş gibi görünse de, çok azalmış olsa da asla bitmez, asla sıfır olmaz. Başkalarıyla birlikte mutluluğu arasak da, o hep içimizdedir, yüreğimizdedir, yüreğimizin bir yerlerindedir! ve sonsuza dek yaşayacağını bile bile.....


Misafir 8 Ekim 2005 10:05

Bu da Bitmez miş...
 
Asla Bitmeyen Aşk Sözlerinden...

SENİ ARIYORUM AKŞAMIN KARANLIĞINDA
GECENİN SOĞUK YALNIZLIĞINDA,
OLMAZLARI BİLE TERK EYLEDİM UĞRUNA,
SEN MİYDİN SEBEP AŞİNALARIMA ,
YOLLARIMA DİKEN KOYDULAR GELDİM
SAVRULDUM DÖNDÜM YİNE GELDİM
KENDİME ÇOK SORDUM NİYE DİYE
DEDİM Kİ KENDİME BU AŞK BİTMEZ!


KRALL 9 Ekim 2005 14:23

ya arkadaşlarım öncelikler herkeze selamlarımı sunuyorum ve sitenin açıldığına çok mutlu oldum inşallah bi daha aksaklık çıkmazda bu site devamlı ayakta kalır

çok resmi bi konuşma oldu ama güzel oldu


Misafir 9 Ekim 2005 16:48

Siteye Geldim Ne Oluyo Burasu Msx'mi Falan Oldum Biraz Sizleri Zaptetmek Zor Olacak Ama Hersey Msxlabs İçin Unutmayın Sizler İçin Varız Sizler İçin Çalışıyoruz Bu Ne Yoğunluk Böyle.. :) Bu arada saat 18:00'da ankara Kızılayda Olucam Varmı Bana Eşlik Edecek. (:


caglayannet 9 Ekim 2005 22:02

vallahi kardeş elime geçsede şu kafeden çıkıp ankaraya gelsem ordanda kızılaya insem ve şöyle bir ankaranın altını üstüne getirsem..............ahhhhhhhhhh..........cok özledim ........hiç bitmeyecek bir konu .......işşşşşşşşşşş....işşşşşşşş....işşşşşşşş........


melish 9 Ekim 2005 23:37

Alıntı:

CrasHofCinneT adlı kullanıcıdan alıntı
Siteye Geldim Ne Oluyo Burasu Msx'mi Falan Oldum Biraz Sizleri Zaptetmek Zor Olacak Ama Hersey Msxlabs İçin Unutmayın Sizler İçin Varız Sizler İçin Çalışıyoruz Bu Ne Yoğunluk Böyle.. :) Bu arada saat 18:00'da ankara Kızılayda Olucam Varmı Bana Eşlik Edecek. (:


ben eşlik ettim canım benim :D


Misafir 9 Ekim 2005 23:43

melish
 
Ufak Sırrım Benim... Sen Bana Her Zaman Eşlik Edersin Denizimdeki Fırtınam MsX Saolsun Bizi Tanıştırdı.. Tamam Bu Kadar Fazla Pembe Olmasın SiTe. :$


Misafir 14 Ekim 2005 12:39

Bastır CinneT Bastır...
 
Altını Üstüne Getirdiler Hayatımın, Darma Duman Hersey Yıkılyorum!!
******* Sattığımın Dünyasını 1 Beni Alamadılar Üzülüyorum..
Gururuma Yediremedim Olanları Arkada Bıraktıp Sövüp Sayanları
Haksız Yere Hak Kazananları Haktan Yaşayıp Hakkı Satanları
vede
Haksızlık Yapıp Hakkımı Çalanları ................

Psikolojik Bunalıma Girdim Çıkmaz Odalarda Kendimi Bitirdim
Benliğimi Kaybedip Bilincimi Yitirdim Orda Bi Köşede Ağlıyan Sessiz Benim..
Hani Nerde Sevdiklerim Hani Nerde Güvendiklerin Hani Nerde ?

Yaktın Beni Dünya Yaktın..

Kula Kul Olanlar Bunlar Bana Ters Gelir Sıfatsız Şerefsizler Var Bana Vız Gelir
Sı..... DÜnyası Bana Ne Verir? Hep İyi Oldum Yine Kötü Çıktım Düzeni Bozuk Dünyadan Ben Bıktım..

Sessiz Ölüm / Yaktın Beni Dünya!!


caglayannet 15 Ekim 2005 21:07

fazla bastırma cinnet
 
kendi kendini bu kadar yiyip bitirme sen bize daha bilgilerinle cok yardımcı olacaksın kendi kendine eziyet etme "keskin sirke küpüne zarar"kendine dikkat et hersey gelir gecer önemli olan saglık sıhhat..........;)(F) ;)(F) ;)




:turkiye: çağlayannet :turkiye:


Misafir 16 Ekim 2005 00:48

Tek Bir Yolcu
 
Sana Söyledim Herseyi, Alarmımı Kurdum Ama Payıma Düşeni Alamadım Hala Bi Oyunda Kaç Kere Rest Çekilir ?

Kalk Bi Bakım Haline!! *-)

Kozların Hepsi 1 Deste Değil Eda..(H)

Kremalı Pasta benden Sana Sonuna Kadar Hatıra Aynı Bi Mumya Çek Bi Cefa :msn_party

Dur Biiii.. ^o)


caglayannet 18 Ekim 2005 11:46

SAYIN LORD GETTO BU KONU BİTMEYECEĞE BENZİYO::::::::::
HALA SENLE BENİ ANLAYAN CIKMADI YA::::::::
BEN SANA DEDİM BU KONU BİTMEZ:::::::::::::::::::


djwerrt 19 Ekim 2005 02:50

nereye kdar sürecekki bu konu böle hiç düşündünüz mü arkdaşlar..


Misafir 19 Ekim 2005 03:25

Cık Düşünmedik Werrt...


AngeLus 20 Ekim 2005 06:59

Bu sorular ManyaKÇa
 
alın size bitmeyecek konular oluşduracak sorular:D

Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir rehinelik durumundan söz edilebilir mi?
Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara birşey yazabilirler mi?
Neden fare lezzetli kedi maması yoktur?
Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle besleniyorsa ne yapmalı?
Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler?
Neden kamikaze pilotları kask takarlar?
Ötenazi uygulanacak bir insana yapılacak iğne neden sterilize edilir?
Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi?
Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?
Eğer bir işi başarmayı seçip de, başarılı olursanız, aslında hangisini yapmış olursunuz?
Sağır ve dilsiz bir insan küfür ederse, annesi ellerini yıkamasını mı söylemeli?
Krematoryumlarda yanarak ölmüşler için indirim yapılmalı mı?
Eğer trafik kazalarının çoğu evden çıktıktan 5 km sonra oluyorsa, insanlar neden 10 km öteye taşınmazlar?
Eğer dünya bir sahneyse, seyirciler nerede oturuyor?
Eğer polis bir mim sanatçısını tutuklarsa, ona da susma hakkını kullanabileceğini söylerler mi?
Eğer onları avlayamıyorsak bir turist mevsiminden nasıl sözedilebilir?
Eğer bir uçağın karakutusuna bir kazada hiçbirşey olmuyorsa, tüm uçak neden bu maddeden yapılmaz?
Eğer insanlar maymunlardan geldilerse, neden hala maymunlar var?
Sivil savaş nasıl mümkün olabilir?
:-#


Misafir 20 Ekim 2005 21:06

Kahveci : Serap Ezgi
 
TOPRAKSIZ

Elleri sıcak, sımsıcak, taze, kırmızısı güzel bir kana bulanmıştı. Ellerine şöyle bir baktı, korktu, şaşırdı, sanki kan elinden bütün bedenine, ruhuna, beynine kadar bulaşmıştı. Üzerine sürüp ellerini temizlemeyi düşündü ama sadece düşünebildi bunu, yapamadı. Kendinden kaçarcasına, kaybolmuşluk içinde koşmaya başladı. Nefesi kesilene, boğazı kuruyana, ciğerleri göğsüne dar gelene kadar koştu. Durdu; kendini dinledi; istediği yere kadar koşamamış, bir yere varamamış gibi hissetti. Dermanı kalmamıştı. Dizlerinin üzerinde olduğu yere çöktü. Üzerinde gömlek, kazak, yelek vardı ama bacakları; yer yer elenmiş, eskilikten incelmiş tek kat kumaşa sarınmıştı. Bacaklarının değdiği yerden toprağın soğukluğunu hissediyordu. Bu soğukluk ona huzur veriyordu. Nedenini bilmeden öylece kalakalmak istedi orada, hiç kıpırdamadan tek damla su ve sese ihtiyaç duymadan, kalakalmak.

Zor olmamalıydı; bir dileğini de kabul edeydi tanrısı. Kime ne yapmışlığı vardı da, bu ona reva görülmüştü? Duymadan, işitmeden tek bir şey hissetti. Canı yanıyordu, yüreği yanıyordu. Yüreğinin olduğu yerde yumruğundan büyük bir ateş vardı. Kor gibiydi, eritiyordu bedenini ama bu erime yanmak gibiydi. Yok olmasına bile izin verilmiyordu. Nefesi boğazına düğümlendi. Geçememesini, orada kalakalmasını istedi. Sanki toprak yumuşadı altında, inanamadı elini uzatıp usulca toprağı okşadı. İlk çöktüğünden daha da yumuşak geldi. Bacakları kendine yer bulmuştu bu toprakta. Bacaklarını bile kabul etmişti, şeklini alıp rahat ettirmişti de bu toprak, yüreğindeki acıyı niye sarıp sarmalayamıyordu ki? Elleriyle göğsünü delip olduğu yerden yüreğini sökebilir miydi? Ellerinden damla damla kan akarken, toprağı avuçlarıyla açıp, sıcak yüreğini oraya koyuverseydi. Hemencecik gömseydi. Bastırıp toprağı, ellerinin nasır olmuş avuç içleriyle düzleseydi. Yavaşça ayağa kalkıp onu orada bırakıp arkasını dönebilse, yürüyüp gidebilseydi. Her şey o toprağın altında gömülü kalsaydı. Hiçbir şeyi hatırlamasaydı.

Ayakkabısı bileğini acıttı. Şaşakaldı bunu hissettiğine. Şekilsizce düşüvermişti olduğu yere. Ayağı neredeydi, eli, kolu nerede kalmıştı. Ya beli, sanki yoktu. Diliyle usulca dudaklarına dokundu. Çok mu kuruydular? Hayır, yüzü ıslaktı. Az önce toprağı okşadığı eli yavaşça havaya kalktı. Ellerine bulaşıp kurumuş kan toprakla karışınca bir garip olmuştu. Bunu görmek gözlerini iyice halsiz bıraktı. Yüzüne götürdü elini, ıslaktı yüzü. Ağlamış mıydı? Oysa anası ''sen doğarken bile ağlamadın oğul'' der; saçını, elini, yüzünü okşamaz mıydı? Hani doğarken bile ağlamayacak kadar güçlüydü. Neden ağlamıştı? Ağlamıştı da nasıl fark etmemişti. Bir kuş kondu az ötesine, öylece baktı ona. Özgürlüğünü kıskandı. Hele ki şimdi, kanatları kıskanılmayacak gibi değildi. Ayaklarından toprağa bağlanmış gibi, bacaklarından kök salmış gibi toprağa aitti. Onu oraya görünmez bir demir mıhlamıştı. Gerçekliğini sorgulayarak, gözlerini kırpmadan bakmaya devam etti. Kuş minikti. Avucuna alsa, kaybolurdu. Avuç içlerinde kuşu hayal etti. Yumruk olmuş elleri, yüreği kadar büyüktü. Bir ellerine baktı, bir yüreğine, birde kuşa. Kuş gidecekti birazdan. Elleri duracak, yüreği yanacak, bedeni orada öylesine kalacaktı. Gözleri acıyordu. Islık öttürüp kuşun dikkatini çekmek istedi. Sesi çıkmadı. Dudaklarını birbirine yaklaştıramadı bile. Oysa ıslaktı, biliyordu. Genzi yanıyordu, acıyordu. Yoksa az önce uzaktan duyduğu o haykırış sesleri kendisininki miydi? Zamansızlık buydu, buna inandı. Zamanın yok olduğuna tanık olmuştu işte. Hayatında geçmeyen, akmayan geceler olmuştu. Özlemden hasretten ağlayan anasına yandığı, nazlı yarine aklının takıldığı gecelerde. Hepsi, hepsi bitmişti gün doğmuştu sonunda da, bu günün gecesi ne zaman olacaktı. Ne kadar vardı daha karanlığın basmasına? Karanlık gelip kuşataydı her yanını bu utancı, acısı kaybolur muydu, biter miydi? Hiçbir utancı olmamıştı ki bugüne kadar. Böyle gömülmek istememişti karanlığa. Sevmezdi ki zaten geceyi. Arkadaşına ava çıkalım gece demişti; canı, ciğeri, dostu, kardeşi her şeyi de; ''gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir'' dememiş miydi? Ne gündüzün şerri kurtarabilirdi onu ne gecenin hayrı. Hangisi aldığı canı geri getirebilirdi ki? Olacaklardan değil, olmuş olandan yana korkuyordu. Savaşamayacak kadar pişmandı yaptığından. Şaka olacaktı hani, hep güreştikleri gibi sonunda sarmaş dolaş olup, gülüp eğleneceklerdi.

İkindiye doğru kapısına gelen yine o değil miydi? Ondan yardım dilemişti. Pek sevinmişti, pek severdi yardım etmeyi. Silahı temizlerken yardım et bana demişti. Yarın beraber, erkenden ava çıkacaklardı.
Yarın olsa ne olurdu olmasa ne?
Gün erken olsa
Güneş hemen batsa
Yarının olmamasını mı dilemeli tanrıdan
Yoksa bugünün yaşanmadığını mı?
Düşünemiyordu, düşünemeyecek kadar yok olmuş, kaybolmuştu, topraksızdı…

Serap Ezgi


Misafir 23 Ekim 2005 21:27

Hadi Tatile Çıkalım Kızlar
 
Hadi Tatile Çıkalım Kızlarrr
Uslu Uslu Geçmiyor Yazlar
Arabadayız Sabaha ÇoK Var
Arkada Sarı Ördekler Var *-)

Tatile Çıkıyoruz Araba Çoşuyoruz Uzun Yollar Aşıyoruz Havalara Giriyoruz Hopluyoruz Kopuyoruz Arabada Zıplıyorum Tam Gaz Gidiyoruz Moruk İşi Biliyoruz Kimseye Çaktırmadan Malı Götürüyoruz Saman Altından Deniz Yürütüyoruz.:msn_party

Anlayan Anladı Pantolona Damladı Şamata İle Beraber Hakladım Gambazı Şakladım Cambazı Unutma Kız Bu Yazı.. :D


Misafir 25 Ekim 2005 12:37

Harry Potter'a Yasak
 

'Harry Potter ve Ateş Kadehi' filmini, korkunç sahneler yer aldığı gerekçesiyle 12 yaşından küçük çocuklar tek başına izleyemeyecek.

Harry Potter serisinin son olarak beyazperdeye uyarlanan bölümü 'Harry Potter ve Ateş Kadehi', içerdiği korkutucu sahneler nedeniyle, İngiltere'de 12 yaşın altındaki çocuklara yanlarında bir yetişkin olmadan izletilmeyecek. İngiliz Film Sınıflandırma Kurulu, filmdeki şiddet ve korku öğeleri içeren sahneler ile bazı bölümlerde kullanılan dilin çocuklar için sakıncalı olabileceğini, ancak bu sahnelerin kesilmesine gerek görülmediğini belirtti.

İlk kez oldu
'Harry Potter ve Ateş Kadehi', İngiltere'de önümüzdeki ay gösterime girecek. İngiltere'de daha önce vizyona giren 3 Harry Potter filmi için böyle bir uyarı yapılmamıştı.


arsenik799 25 Ekim 2005 14:39

http://members.home.nl/saen/Special/zoeken.html biri şunun cevabını verebilir mi yalnız sesi iyice açıp öyle baksanız daha iyi olur ^o) :P


melish 25 Ekim 2005 23:03

ehuehhe
 
Flash..Flash..Flash..!


Msx moderatörlerinden CrasHofCinnet, üyelerden melish ile bugün kızılay sokaklarında yakalandı...Basına poz wermeyen ikilinin resimleri yakında msx'te olacak...


Misafir 25 Ekim 2005 23:05

Ay Ay :)
 
:| :| :|

Kim O Beni Yakalayan Nerde Kimle Nasıl Yalan Skandal Oluşturmayın Madem Flash Flash Yerine Koyalım O Zaman.. :D :D


NeutralizeR 27 Ekim 2005 02:16

Never...
 
[flash=https://www.msxlabs.org/msxteam/NeutralizeR/neutralizer.swf]width=468 height=60[/flash]

This story has not yet ended...


arsenik799 28 Ekim 2005 13:59

KAYITLI KURT ADAM OLAYLARINDAN ÖRNEKLER

* 12.yy.da İngiltere'de bir kadın, kurt adam olan kocasının giysilerini saklayarak eve dönmesini engellediğini söyler. Kocasının kaybolmasından kısa süre sonra da başkası ile evlenir. Olay kıralın ilgisini çeker ve konu mahkemeye intikal eder. Mahkeme sonucunda kadın ve yeni kocası, kurt adam olduğu iddia edilen eski kocayı öldürdüklerini itiraf ederler.

* 1573'de Fransa Dijon'da, Gilles Garnier adında bir kişi kurt adam olduğu için köye zarar vermek ve çocukları parçalamakla suçlanır. Gilles Garnier, işkencelere dayanamayarak suçunu itiraf eder ve kazığa geçirilerek yakılır.

* 1589'da görgü tanıklığı yapan kimseler, Peter Stubbe'nin bir kurda dönüştüğünü gördüklerini söylerler. Mahkeme kurulu Peter Stubbe'yi işkenceyle idam etmek için başka kanıt aramaz. Peter Stubbe, tüm Avrupa'da ''Cologne Kurt Adamı'' olarak tanınır.

* 16.yy.ın sonlarında Fransa'da Bordoeaux kentinin yakınlarında birkaç genç kızı vahşi bir yaratık öldürür. Margaret Poiret adında adında bir çocuk da bu yaratığın saldırısına uğrar; ama kaçmaz ve bir şiş ile yaralayarak ele geçirilmesini sağlar. Küçük Margaret saldırganın kurt gibi baktığını ileri sürer. Zeka özürlü genç Jean Grenier sanık olarak mahkemeye çıkarılır. Tanıklar, onun özel bir merhemle kurda dönüşebildiğini övünerek anlattığından söz ederler. Jean Grenier, genç kızları öldürerek yediğini itiraf eder. Mahkeme sonunda zeka özürlü ve 13 yaşındaki Jean Grenier'in halusinasyon gördüğü ve tedavi edilmesi gerektiği kararına varılır. Bu mahkeme, kurt adamlığa bakış açısını değiştirir. Artık, bu tür olaylar, gerçek kurt adamlık ve akıl hastalığı biçiminde ikiye ayrılır.

* 1598'de Fransa'nın Caude bölgesinde köylüler, bir gencin cesedini parçalayan 3 kurt görürler. Anlattıklarına göre, kurtlar kendilerini görünce ormana kaçarlar. Köylüler kurtları izler. Çalıların içinde uzun saçlı, sivri tırnaklı, tırnaklarının arasında kanlı et parçaları bulunan Jacques Rollet'i bulurlar. Jacques Rollet, mahkemede kurt adam olduğunu, öteki iki kurdun da kendisi gibi kurt adam olan arkadaşları olduğunu itiraf eder ve idama mahkum olur. Ancak, Paris mahkemesi kararı bozar ve sanığı akıl hastahanesine gönderir. Jacques Rollet, bir daha kurt adama dönüşemez ve iki arkadaşı da bulunamaz.
* 1949'da İtalya'da polisler, kurt adam olduğunu sanan ve dolunaylı gecelerde uluyan bir adamı izlemekle görevlendirilirler.
* 1975'de İngiltere'de Staffordshire'da yaşayan 17 yaşındaki bir genç dolunayda kurt adama dönüştüğünü öne sürer. Birgün arkadaşına telefon edip yüzü ve ellerinin renk değiştirdiğini, giderek tam bir kurt adama dönüştüğünü söyler. Genç, kısa süre sonra yüreğine bıçak saplayıp kendini öldürür.


melish 28 Ekim 2005 16:04

a$kTan anLayana..
 
Beni yak kendini yak her şeyi yak
Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak
İster öp okşa istersen öldür

Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk
Seni içime çektim bir nefeste
Yüreğim tutuklu göğsüm kafeste
Yanacağız ikimiz de ateşte
Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak

Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk
Beni yor hasretinle sevginle yor
Sevgisizlik ayrılıktan daha zor
Dilediğin kadar acıt canımı
Yokluğun da varlığında yetmiyor

Allahım Allahım
Ateşlere yürüyorum
Allahım acı ile
Aşk ile buyuyorum


Misafir 28 Ekim 2005 22:13

Senmisin ?
 
Acaba cennet dedikleri yer,
Kuşların uçarken avlanmadığı,
Ağaçların yeşilinin kurumadığı,
Çiçeklerin solmadığı,
Karşımda hayalinin değilde,
Bizzat senin olduğun bir yer mi?


Acaba cehennem dedikleri yer,
Sensizliğin ta kendisi mi?
Ve ateşleri,
Senin hasretinden mi?


Kimsenin görmediği,
Meleklerin meleği,
Rüyaların tek dileği,
Herkesin peşinden koştuğu,
Yoksa birtanem,
O Peri Sen misin?


LIBERTY 29 Ekim 2005 14:35

Benim için asla bitmeyecek tek şey kızım onu herşeyden herkezden çok seviyorum bir avcuma ay'ı bir avcuma güneş'i verseler hiç birşeylere değişmem canım kızım benim, seni kocaman SEVİYORUM..bende bitmeyecek tek şey O'dur....


ahmet1997 30 Ekim 2005 02:09

elinizdenken gülgoncalarını toplayın şimdi zamanınız varken bugün sana gülen çiçek belki ölüp olacaktır bir diken ÖOD


arsenik799 30 Ekim 2005 02:25

Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?... O zaman aya gidin


ahmetseydi 2 Kasım 2005 10:47

Unutmayın Hayat çok Kısa
 
Nazik olmak için bir gülümseme beklemeyin...

Sevmek için sevilmeyi beklemeyin...

Bir arkadaşın degerini anlamak için,yalnız kalmayı beklemeyin...

Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin...

Biraz paylaşmak için çok olmasını beklemeyin...

Ögütleri hatırlamak için,düşmeyi beklemeyin...

Dua'ya inanmak için,acıları beklemeyin...

Yardım edebilmek için,zamanınızın olmasını beklemeyin...

Ne özür dilemek için diğerinin acı çekmesini nede barışmak için ayrılıgı beklemeyin...
UNUTMAYIN HAYAT ÇOK KISA
8-|


melish 5 Kasım 2005 16:13

geLecek
 
Şaman büyücüLerin kötüLükLere karşı omuzLarından geriye attıkLarı tuz parcacıkLarı gibi maziye dogru fırLAtıp attıgımız hatıraLar,bir hayaLetLer panayırında canLanıweriyorLar..tek tek bütün günLeri buLuyorsunuz o panayırda..şu cok sewindigim gündü,şu beni acıyLa kıwrandıgım gün,hangisinin ne zaman geLecegini biLmiyordum we geLdiLer,binLerce siyah baLon gibi uçtuLar semaLarımda,her biri patLayıp içinden ayrı bir renk,bir başka hayat,bir başka yüz,bir başka duygu cıkarttı..
geLecek o siyah baLonLarLa doLu...
nasıL baş edecegim hayatın bekLenmedik degişikLikLeriyLe?
ne isteyip ne buLacagım hayattan?
geLecegini merak ederek izLedim kendi hayatımı.mutLuLuk we basarı bekLedim hep.
ikisini de buLdugum zamanLar oLdu,ikisini de kaybettigim zamanLar..
hayatın benLe daLga gectigi,benim hayatLa daLga gectigim zamanLar oLdu...
hayaL kurmaktan biLe korktugum günLer gördüm.hayaLLerimi aşan günLer bazen..!!
geçmişi unutmayı ögrendim,geLEcegi merak etmeyi.
insanLar ekLeniyor hayatına,insanLAr eksiLiyor,sen bir kaLabaLıktan bir başka kaLabaLıga çok da fark etmeden geçiyorsun,biriLeri senin hayatından çıkıyor,sen biriLerinin hayatından cıkıyorsun..
iLeriye baktıgında,gecmişin göLgeLeri kacınıLmaz oLarak düşüyor geLecegin üstüne,gitmiş oLanLarı hatırLadıgında gidecek oLanLarıda düşünüyorsun,en yakınından biLe uzakLaştırıyor insanı bu düşünceLer,o da eksiLecek mi hayatımdan diye soruyorsun kendine..
''O GİTMEZZ..!'' dedigin kaç kişi gitti,asLa kopamayacagını sandıgın kaç kişiden koptun,hafızanda birer soLuk bir hayaLet simdi onLar we sen onLarın hayatında birer soLuk bir hayaLetsin yine...
GELECEK,HAYATINDAN KİMLERİ SOLUK HAYALETLERE CEWİRECEK..???


Misafir 6 Kasım 2005 21:41

Bence Karnım Aç
 
Anlatmak İstediğim Nedir İnanın Bilmiyorum Ama Şöhret İşim Değil Ben Sevdiğim İçin Varım.. *-)


SaTaNisT 7 Kasım 2005 09:42

10 kişiden biri nette alışveriş yapıyor
 
Dünya nüfusunun onda biri, internet üzerinden alışveriş yapıyor. ACNielsen’ın son tüketici araştırmasına göre, dünya genelinde 627 milyondan fazla kişi bugüne kadar internet üzerinden alışveriş yaptı.

ANKARA - Buna göre, en çok online alışveriş yapanlar Almanlar, Avusturyalılar ve ingilizler. En çok satın alınanlar ise kitaplar, DVD-video-oyunlar ve uçak rezervasyonları. İnternette ödemeler ise kredi kartları ve banka hesabından transferle gerçekleştiriliyor.

Araştırmaya göre, sadece geçen ay 325 milyon kişi online alışveriş gerçekleştirmiş.

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde 212 milyonun üzerinde kişi kitap, 135 milyonun üzerinde kişi DVD ve/veya video oyunları, 135milyona yakın kişi uçak rezervasyonu, 128 milyondan fazla kişi giyim, aksesuar, ayakkabı gibi ürünler, 112 milyondan fazla kişi müzik indirme veya CD, 106 milyon kişi elektronik aletler (fotoğraf makineleri, kamera), 98 milyona yakın kişi bilgisayar donanım elemanları ve 86 milyondan fazla kişi otel ve/veya tur rezervasyonu satın aldığı tespit edildi. Aynı kişi birden fazla işlem yaptığı için yapılan işlem sayısı 627 milyonu aşıyor.

Online alışverişin en çok kullanıldığı bölgeler Avrupa ve Kuzey Amerika, en fazla alışveriş yapanlar ise Almanlar, Avusturyalılar ve İngilizler. Buna göre, Almanya, Avusturya ve İngiltere’de internet kullanıcılarının yüzde 95’i internet üzerinden alışveriş yapıyor. Asya Pasifik bölgesinde ise en fazla online alışveriş yapan ülkeler Güney Kore ve Tayvan.

ONLİNE ALIŞVERİŞLERDE EN POPÜLER ÜRÜN: KİTAP

Global olarak bakıldığında online alışverişte en popüler ürünler yüzde 34 ile kitaplar, yüzde 22 ile Video/DVD/Oyunlar, yüzde 22 ile uçak biletleri/rezervasyonlar ve yüzde 20 ile giyim, aksesuar, ayakkabı.

İnsanların neyi satın aldıkları ise bulundukları ülkeye göre değişiyor. Örneğin uluslararası kitap satan firmalar, en fazla kitap satın alan Çin (yüzde 56) ve Güney Kore (yüzde 50) gibi ülkelerdeki web sitelerinde, Korece ve Çince dillerini mutlaka bulundurmaya önem gösteriyor.
Asya Pasifik Bölgesi’nde ise daha çok havayolu ve seyahat acentaları internet üzerinden satış yapıyor. Söz konusu bölgede en fazla havayolu bileti satın alan ülkeler Malezya (yüzde 55), Yeni Zelanda (yüzde 40), Singapur (yüzde 36). Avrupa’da internet üzerinden havayolu bileti satın alan ülkelerde ise başı yüzde yüzde 58 ile İrlanda çekiyor.

Online alışverişlerde en fazla tercih edilen ödeme şekli yüzde 59 ile kredi kartı ve yüzde 23 ile banka hesabından transfer yöntemi. Ancak Avrupa’da, teslimatta ödeme (cash-on-delivery COD) seçeneği de tercih ediliyor.

AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER GÜVENLİK ENDİŞESİ TAŞIYOR

ACNielsen Finansal Hizmet Araştırmaları Başkanı Bruce Paul, gerek bölgesel, gerekse ülkeler bazında gerçekleştirdikleri araştırmalarında, daha az gelişmiş pazarlarda alışveriş yapanların ödeme konusunda güvenlik endişesi taşıdıklarını gördüklerini kaydetti.

Gelişmiş pazarlarda ise ödeme şekli için gelişmiş ve sofistike yöntemlerin talep edildiğine dikkat çeken Paul, bu sonuçların kredi kartı şirketleri açısından hem zorluklara hem de fırsatlara işaret ettiğine, aynı zamanda, farklı pazarlarda farklı stratejiler yönetmeleri gerektiğini de gösterdiğini ifade etti.

ACNielsen Tüketici Ürün Grubu Başkanı Klaas Hommez ise dünya nüfusunun onda birinin internet üzerinden alışveriş yapıyor olmasının başarılı satışlar yakalamak için yeterli olmadığını, araştırmaların, yüksek marka değerine sahip marka ve web sitelerinin daha fazla onlinetrafiği ve satışları üzerine çektiğini gösterdiğini kaydetti.

asLında bende netten aLısveriş yaparım ama param yok :)


melish 10 Kasım 2005 00:12

>> MeLisHh <<
 
Ben ne bahtsizim ki;
10 yil boyunca ugruna hayal kurup, bir gun belki ulasirim diye debelendigim seyi “monitorume” bakarak kaybettim.

10 yil boyunca ugruna hayal kurup, bir gun belki ulasirim diye debelendigim seyi aslinda “hic kazanamamisim”.

10 yil boyunca ugruna hayal kurup, bir gun belki ulasirim diye debelendigim seyin “spesifik kriter”lerine uygun degilmisim.

Atasozlerine, ozlu sozlere, gorup gecirmis kisilerin soylediklerine “inanmadim”, “inanmak istemedim”.

“Davul” ve “Denk”leri arasindaki bagi hic bir zaman cozemedim, ve cozmeyecegim!
Sigaram bitiyor.

Sigara icmek istemedigim halde okuz gibi iciyorum.Başladım (:

Yazmam gereken binlerce kufur olmasina ragmen, msn ‘de bile useniyorum bilmiyorumki!

“Kalp” mi dinlenmeli yoksa “beyin” mi sorusunu kendi kendime soramiyorum. Sorsam da dogru duzgun bir cevap alamiyorum zira ikisi de bir boka yaramiyor.

Gecmise donemiyorum.

Gelecegi goremiyorum.


“Her hatanin bir telafisi vardir, hihihih..” masalina inanacak kadar aptalim.

Insanlari kirmamak ugruna, “Hayir” diyemiyorum. Aman kirilmasin, aman uzulmesin diye kendimi super uzebiliyorum. ((:

Zamanin hic bi halti cozmedigini ogrenmem icin tecrube etmem gerekti. En aci sekilde..>>ÖĞRETENLER SAĞOLSUN.<<

“Dogru” ve “Gercek” olanlari bilmekten nefret ediyorum. Hepsi aci veriyor. Bu da tecrubeyle sabit..

“Ben” (melish) olmaktan memnunum.,

Dogum gunumde, bir kaybedis hikayesi yasiyorum. Surekli mail alip okuyup, sinirlenip uzulup cevap yazmak durumunda kaliyorum. (Sakin ve seker bir insanimdir halbuki..)

Dogum gunumu “bile”ki buna 365 gün dahil, bilgisayar basinda gecirecek kadar “aciz” ve “asosyal” olabiliyorum. (Ki cok sosyal bir insanimdir. (Yaaaalanciiiiii, yaaalanciiiiii TEK YALANCI BEN DEĞİLİM.)

Yazacagim ya da birisine soylemem gereken seyleri “zart” diye unutabiliyorum.

Sanirim alzaymir oldum.


:D :( :D BEN ÇOK MUTLUYUM KAHRETSİN :D :( :D


Misafir 24 Kasım 2005 09:37

İnan!
Ama yalnızca bildiğin gerçeklere.
Güven!
Ama yalnızca içinde bağladıklarına.
Sev!
Ama yalnızca hak edenleri.
Paylaş!
Ama yalnızca değerini bilenlerle.
Çalış!
Ama yalnızca doğruluk yolunda.
Yaşa!
Ama SAKIN ÖLÜMÜ AKLINDAN ÇIKARMA! ;)


DEsssT16 26 Kasım 2005 19:43

ŞaiR ne güzel söylemiş!

Seninle biRlikte olmak!..
Ve...
İşte hepsi bu!
Ve kelimeleRin yeteRsizliği!....


ahmetseydi 27 Kasım 2005 01:03

ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız .
sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
şimdi nerdesin, ne yapıyorsun?
güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın.
saçlarını tararken beni hatırladın , değil mi?
öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz .

zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
önce beklemekten. ömür boyunca
ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü,
ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra
yürümesini, konuşmasını, büyümesini...

zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini,
aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

ya o? ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor,
sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir
parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan.
zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin
çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor
bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu.

yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve
yaşayıp beklerken ölmek !

özleme bir diyeceğim yok. o, kömür kırıntıları
arasında parlayan bir cam parçası.
o, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
o, tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı,
yaşantımız özlemlerle güzel.

özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz .

verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
seni özlediğim içindir.
beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni;
seni özlediğim içindir.
yaşıyorsam; içimde umut varsa,
yine seni özlediğim içindir.
seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki !


Misafir 27 Kasım 2005 02:56

Bir Hikaye......
 
Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker.
Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır.
Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer.
O anda bilge düşünür:
-Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der.
-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa istediklerini elde edebilir.
Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur.
Bu yüzden dağarcığınızda ne varsa paylaşın lütfen, Bırak iyi vaya kötü olduğuna başkaları karar versin.sen bunu hiç dert etme senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...

Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır...(F)


DEsssT16 28 Kasım 2005 14:28



En Zayıf Anımda



Daha düne kadar sensiz olamam,

Ben senin gölgende varım diyordun.
Sensiz okuyamam ,sensiz yazamam,
Sensiz aklım bile yarım diyordun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Şarapla tütünle açtım arayı,
Bir de sen terk ettin bahtı karayı,
Bir seni düşündüm bir sigarayı,
Demek ki şeytanca bir tuzak kurdun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Bir yandan gönlümün işret çağrısı,
Bir yandan midemin ince sancısı,
Tetiği vaktinde çektin doğrusu,
Demek ki aylarca pusuda durdun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Övgüye değerdi oyun takatin,
Alkışlık bir roldü her hareketin,
Giderken vicdanın ve sadakatin,
Lügatçe manası ne diye sordun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Hayrını umsan da hain kararın,
Eyvah’la telafi olmaz zararın,
Yarama tuz bastı ani firarın,
Düşerken tuttuğum son dalı kırdın.


Sen beni en zayıf anımda vurdun
Cemal Safi






labsboy 28 Kasım 2005 15:57

varma sevmek gibisi sevilenden ötürü.
ben acıyı severim acı cekmek gibisi yoktur benim hayatımda. Her acı cekisim beni yasama daha cok baglar bilmiyorum belki sacma ama büle....


Misafir 28 Kasım 2005 17:47

Vazgectim..
 
Seni sevmem için
Gerekli gereksiz
Bir sürü neden varken
Vazgeçtim seni sevmekten
Hangisi daha kolay bilmem
Kalıp devam etmek mi kavgaya
Çekip gitmek mi yoksa
Yoruldum hem de çok
Ve işte... vazgeçtim
Oh be, yok artık seni düşünmek
Sensizliğinde sersemleyerek
Gecenin kör saatlerine dek
Düşünle dalıp uykulara
Uyanmak da yok kabuslarla
Sesini günlerce duymasam
Aklıma bile gelmeyecek
Aramak seni bundan sonra
Hem bana ne zaten
Nerdesin kiminlesin
Ne alemdesin
Kimi ne ilgilendirir ki
Önemli değil artık
Sevip sevmemen de beni
Bir sürü sevenim var nasılsa
Çoktan hakeden sevgimi
Yüzünü görmedikçe
Gülüşünü de unutacağım
Beni hep sarhoş eden
Ve çok mutlu olacağım
Hatta ve hatta
Adını bile unuttum bak
Daha şimdiden
İçimdeki ses
Yalan...yalan
Külliyen yalan diye
İnlese de
Bir çırpıda oldu işte
Vazgeçtim senden...


DEsssT16 28 Kasım 2005 17:57

Bulunur..

Çeker gibi bakma hançeri kından,
Seninde canını yakan bulunur.
Senin de bir zalim gelir hakkından,
Sana da bir kurşun sıkan bulunur.

Aşkımın ahıyla tutulur yakan,
Alıcıkuş kadar sürmez fiyakan.
Senin de gözünü yaşlı bırakan,
Senin de boynunu büken bulunur.

Merhamet olmazsa kalp kiracında,
Tahtın da kurtarmaz seni tacın da...
Bir kara sevdanın darağacında,
Senin de ipini çeken bulunur..!


Cemal Safi


Misafir 29 Kasım 2005 09:56

Mükemmellikten, kusursuzluktan asla korkmayın..
Nasılsa ulaşamayacaksınız..
S. Dali


DEsssT16 2 Aralık 2005 01:24

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, hayat deniyor.

Öylesine güçlü olun ki ,hiçbir şey huzurunuzu bozmasın.

Sağlık ,mutluluk ve zenginlikler hakkında konusun.

Dostlarınıza değerli oldukları hissini verin.

Her şeyin iyi yanını görmeye çalışın.

Başkalarının başarılarına kendi basarınız kadar sevinin.

Geçmişin hatalarını unutun ve onlardan yararlanın.

Neşeli davranın ve herkese gülümseyin.

Kuşkular karşısında çok düzeyli ,
Öfke karşısında çok olgun,
Korkular karşısında çok güçlü ve
Sorunlar karşısında çok mutlu olun ki, silgiye ihtiyacınız kalmasın...

Ve unutmayın; hayat duygularımızı bastırmamıza izin vermeyecek kadar kısa...


DEsssT16 2 Aralık 2005 16:49

KIRIK DÖKÜK HAYATLARI VARDI ...

Kırık dökük bina cephelerinin ardında saklıydı
Hayalleri, göz yaşları, suskunluk ve haykırışları...
Delik deşik ayakkabılarıyla atmıştı hayata ilk adımlarını...
Ve yüzünde umut dolu bir bakışın yanında
Akmaya hazır birkaç damla göz yaşı,
Ellerinde nasırlar,
Bedeni şimdiden yorgun...
Kırık dökük hayatları vardı ...
Acıları seninkine benimkine benzemeyen...
Dudakları çatlamış...
Hırçınlığında suçlanan ...
Dışlanan...
Derdini anlayamadığımız ...
Neden diye sormadan yargıladığımız...
Sokak çocuklarımız...


Ben sokak çocuğuyum abi, hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan, bilyelerini rüyalarında unutan ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya? O benim işte, o benim abi...


Sahi bir annem olmalıydı, değil mi? Ben dudaklarıimda sokakları besteliyorum oysa. Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün? Anneler nasıl okşar çocuklarını? Anne kokusu nasıldır, kimbilir? Ana ha!...Bir anne çizebilir misin benim için, karanliğin kar soğuğu parmak uçlarına? Bir anne!?... Unutulmuş çocukların ürkek avuçlarına, bir anne ve yanına beni ekler misin? Abi... Tıpkı sulu boya resimlerindeki gibi sımsıcak... Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi, bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni? Sahi sen hiç seyrettin mi, Aydede’yi bir köprünün altından? Üşüdün mü abi, kayan bir yıldıza bakarken? Abi sen..., Abi sen... Boş ver. Gel boyat istersen ayakkabılarını. Ben aha şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum yaşama. Gel boyat ayakkabılarını, boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın, tüm kaldırımların.

Yokların varlığında tam göbek bağından yakalandın mı hiç yalnızlığa? Bir de, bir de babam olmalıydı, değil mi? Baba! Beni dövecek bir babam bile yok. Biliyormusun? Nasırlı ellerinde şevkat arıyacağım bir insan. Kimbilir bayramlarda neler alırdı, babalar çocuklarına? Unutmuşum, bayramlarınız vardı, sizin öyle değil mi? Arifeleriniz, bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı, sonra. Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum; güneşe ve mehtaba, yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar. Bir babam olsaydı, belki yeterdi. Çocuk olurdum. Eskisi gibi şımarırdım, öylesine. Boş ver abi, kimin neyine bayram, kimin neyine hediye, baba kimin neyine abi!... Sahi senin düşlerin vardır. Söylesene göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın? Ahmet bir düş görmüş geçenlerde. Köprü altında tanıştık. Yorgun ve geç gelen bir gecede, utanırken anlattı, anlatırken utandı. Bir ip bağlamış gökkuşağına, “bak ana” diyormuş ”Uçurtmamı gördün mü? Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?” Ahmet'in düşü işte. Bana düşlerini kiralarmısın abi? Bedava boyarım ayakkabılarını. Bana düşlerini abi... Boş ver, boş ver


Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar. En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama, sen düşünme. Sokaklar düşünsün beni, gazete manşetlerinin üçüncü sayfa haberleri düşünsün. İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün. Sen beni düşünme, düşünme be abi. Nasıl olsa ben olmayan ayakkabıların sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara. Olmasada anne-babası sokakların, sokak çocuğuyum işte. Ben sokak çocuğuyum. Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin, herhangi bir yerinde. Ben sokak çocuğuyum abi. Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan, bilyelerini rüyalarında unutan. Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya, işte o benim. O benim abi. Ben sokak çocuğuyum abi........


ahmetseydi 8 Aralık 2005 23:35


Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.



Saat: 21:08
Sayfa 1 / 71

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık