![]() |
Paris MsXLabs.org Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir ve Seine nehri'nin üzerine kurulmuştur. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile tanınmış olan Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yeralmakta ve uluslarası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve "Işık Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır. 2004 yılında Paris şehir sınırları içindeki nüfusun 2.144.700 kişi olduğu INSEE (Institut national de la statistique et des études économiques - Ulusal istatistik ve ekonomik çalışmalar enstitüsü) tarafından tahmin edilmektedir. [1] 20. yy.'da şehir sınırlarının dışına taşarak büyümüş ve banliyöleriyle birlikte 1999'da 11,1 milyonluk nüfusa ulaşmıştır. [2]. Paris şehrinin özlü sözü Latince "Fluctuat nec mergitur" yani "Sallanır ama batmaz" (Fransızca:« Il est battu par les flots sans être submergé »). Şehrin armasındaki "Scilicet" yani gemiyi anlatmak için kullanılır. Bu gemi Ortaçağ'da şehri yöneten güçlü "Gemiciler" (Nautes) ya da "Su tüccarları"nın kurduğu birliği sembolize eder. Şehrin koruyucusu, 5. yy.'da Attila'yı şehri yıkmaması için ikna ettiğine inanılan Azize Geneviève'dir. Paris Adının Kaynağı Paris adını Galya halklarından Parisiilerden almaktadır. "Paris" aslında Romalıların "Lutetia" yerine kullandıkları "Civitas Parisiorum" (Parisiilerin şehri) adının zamanla değişmesi sonucu oluşmuştur. Paris aynı zamanda şehrin etrafındaki yöreye de ("Parisis") verilen isim olmuştur. Cormeilles-en-Parisis ve Fontenay-en-Parisis gibi şehirlerin isimlerinde buna rastlanır. Bu adın kaynağı tam olarak bilinememektadir. Paris bölgesinde çokça bulunan taş ocaklarına istinaden Galce "kwar" (taş ocağı) kelimesinden geliyor olabilir. Başka etimolojilerde önerilmiştir. Pierre Hubac ve Cheikh Anta Diop'a göre, Parisiilerin adı Mısır tanrıçası İsis'ten gelmektedir çünkü Paris bölgesinde İsis'e adanmış birçok tapınak ya da Eski Mısır dilinde "per Isis" bulunmaktaydı. Bir efsane de Paris adını dalgalar altında kalıp denize batan efsanevi Ys şehriyle birlikte anar. Maurice Druon "Paris de César à Saint Louis" (Sezar'dan St.Louis'ye kadar Paris) adlı kitabında Paris adının Galce "par" (gemi) sözcüğünden geldiğini iddia eder. Şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş, geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir şehir. Bir ada olan Lutèce'in refahı "gemiciler" tarafından sağlanıyordu ve bu gemicilerin sembolü olan gemi de şehir armasını oluşturmuştur. Tarih Öncesi Seine nehri kıyılarında yapılan teraslama çalışmaları sırasında bulunan oymataş el aletlerinin gösterdiği gibi Paris kent alanı yaklaşık 40.000 yıldır insanlar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır. En önemli arkeolojik bulgular 12nci bölge'de 1991 yılında ortaya çıkartılan Paris bölgesindeki en eski kalıcı insan yerleşimine ait kalıntılardır. Bercy'de yapılan altyapı çalışmaları sırasında MÖ 4.000 ile 3.800 yılları arasında avcılık dönemine ait Seine nehrinin eski kıyısında yerleşik bir köyün izlerine rastlanmıştır. Bu kalıntılar çok önemli arkeolojik değere sahip olan birçok tahtadan oyma kayık, topraktan çanak çömlek, ok ve yaylar, kemşk ve taştan aletlerdi. Diğer buluşlar da 14ncü bölge ile 13ncü bölge arasındaki sukemerleridir |
Paris - Paris Resimleri http://orig01.deviantart.net/3ddb/f/2012/324/d/9/d9bf50eb02880f595e0346315f8383f8-d1jvzsp.jpg Paris : Timeline by svensson on deviantART |
Eyfel Kulesi Paris'in ünlü demir kulesi. Kule, aynı zamanda tüm dünyada Fransa'nın sembolü halini almıştır. İsmini, inşa eden mühendis Alexandre Gustave Eiffel'den alır. En büyük turizm cazibelerinden biri olan Eyfel Kulesi, yılda 6 milyon turist çeker. 2002 yılında toplam ziyaretçi sayısı 200 milyona ulaşmıştır. Tarihçe Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir. Aslında kulenin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin 'in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestre'dir. Meslektaşı Emile Nouguier ile beraber ilk tasarımları yapmıştır. Kulenin, 7.739.401 Frank 31 Sent tutan inşaat masrafları, Gustave Eiffel'in tahminlerinin 1 milyon frank üstündedir. 1889 yılındaki açılış tarihden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4'ü çıkartılmıştır. Böylelikle Eyfel Kulesi, daha başından, kazanç sağlayan bir şirket görünümüne bürünmüştü. 3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bu arada kule, onu bir utanç lekesi olarak gören Paris halkının tepkisini de çekmiştir. Bazı sanatçılar devasa bir sokak lambasına benzetirken, bir fabrika bacası gibi Paris'in görsel itibarını zedeleyeceğini ileri sürmüşlerdir. Böylelikle devrin sanatçı ve edebiyatçı çevresinde bir kampanya başlatılmış, bu kampanya süresince ünlü sanatçıların imzaladığı bildiriler dağıtılmıştır. Bugün ise Eyfel Kulesi, Dünya'nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul edilir. Parisliler onu Demir Bayan olarak adlandırırlar. İlk başlarda Eiffel, Kule'ye sadece 20 yıl için müsaade almıştı. Dolayısıyla, 1909 yılında kulenin sökülmesi gerekiyordu. Ancak kule, iletişim için çok uygun yüksekliğe ulaştığından ve yeni yüzyılda Atlantik ötesi haberleşmeye imkân tanıdığından, kalmasına izin verildi.http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/22/Tour_Eiffel_1878.jpg/200px-Tour_Eiffel_1878.jpg |
Paris (Paris Hakkında) Notre Dame Katedrali http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5c/Notre-Dame-night.jpg/800px-Notre-Dame-night.jpg Notre Dame Katedrali (Fransızca: Cathédrale Notre Dame de Paris) Paris, Fransa'da bulunan dünyaca ünlü bir katedraldir. Meryem Ana'ya ithafen isimlendirilmiştir. Gotik yapı Île de la Cité'in doğu kısmında, Paris'in diğer tüm önemli yapıları gibi Seine Nehri'nin kıyısında bulunur. Girişi batıya bakar. Fransız gotik mimarisinin en güzide örneği olarak bilinen Notre Dame, ayrıca ilk gotik katedrallerden biridir ve gotik dönem boyunca inşası sürmüştür. Heykellerin ve işlemeli camların ortaçağ Roma mimari üslubundan sonra pek görülmemiş bir dünyevilik içermesi, natüralizm akımının eserlerdeki ağır etkisi sebebiyledir. Turistler açısından popüler bir yer olmasının yanı sıra, halen bir Roma Katolik katedrali olarak kullanılır ve Paris başpiskoposluğuna ev sahipliği yapar. (15 Şubat 2005'ten beri görevi André Vingt-Trois yürütmektedir.) Bölümleri Batı cephesi Batı cephesi katedralin en ünlü kısmıdır. Birbirinden ayrılan üç parçadan oluşur ki, bu Roma mimari geleneğinden alınmıştır. En önemli kısımları şöyledir:
Katedralde Meryem Ana'nın bir heykeli bulunur. ("Paris'in Bakiresi" olarak tanınır.) Zenginliğin bol olduğu dönemde katedrali şehrin gururu ve yeni ekonomik özgürlüğün bir sembolü olarak gören yerel tüccarlar tarafından yaptırılmıştır. Zayıf estetik görüntüsü yanı sıra pahalı dekorasyonu ile dikkat çeken bu heykel bazı gözlemcilere dini bir ibadetten ziyade kibirli bir zenginlik çağrışımı yapar. Kuzey ve Güney Gül Pencereleri Gül pencereler (rose window) kiliselerde ve özellikle gotik katedrallerde görülen, genellikle ön cephede, yuvarlak pencerelerdir. renkli camlar, desenler ve resimlerle süslü pencerelerde yine oymalar ve desenlerle süslenmiş çerçeveler kullanılır. Notre Dame'ın iki kanadında bulunan bu pencereler geç gotik dönem bir tarza sahip olup 1250-1260 yılların arası yapılmıştır. Tarz batı façadedeki gömülü olan pencerenin aksine bunların duvarda kabarık bir şekilde durmasından anlaşılır, ki batıdaki pencere erken gotik dönem eseridir. Güneydeki pencerede Yeni Ahit'ten "İsa'nın zaferi" hikaye edilir. Bu pencereler katedraldeki sayılı renkli camlı pencerelerden olması açısından dikkat çeker, ve Avrupa'da özgün eserler olarak kalmayı başarmışlardır. Payandalar Notre Dame de Paris dünyada ana yapıdan ayrı payandaların kullanıldığı ilk binalardan biridir. Bina özgün tasarımında aslında bu payandalar yoktur. Ancak yapım başladıktan sonra gotik mimaride kullanılan ince duvarlar daha da yükseldikçe duvarlarda dışa doğru oluşan gerilimlerden dolayı çatlamalar başlamıştır. daha fazla bozulmayı engellemek için bu destekler düşünülmüştür. Uzun yıllar boyunca eleştirilmişler ve "birilerinin sökmeyi unuttuğu yapı iskeleleri" gibi durdukları söylenerek, katedrale "bitirilmemiş" bir hava verdikleri iddia edilmiştir. Bazı Rakamlar
1160 yılında Paris katedrali "Avrupa'nın krallarının bölge kilisesi" olduktan sonra Piskopos Maurice de Sully tarafından "mağrur görevi için yetersiz" bulundu ve "Paris piskoposu" unvanını aldıktan kısa süre sonra Sully katedrali yıktırdı. Efsaneye göre Sully Parisin yeni görkemli kilisesinin hayalini görmüş ve orijinal kilisenin dışına bu görüntüyü çizmiştir. Kilisenin yapımı için birçok evi yıktırmış ve malzemelerin taşınabilmesi için bir de yeni yol açtırmıştır. 1163'te Kral VII. Louis'nin hükümdarlığı döneminde başlamış olan inşaatın temel taşını Maurice de Sully'nin mi, yoksa Papa Alexander III'ün mü koyduğu tartışma konusudur, fakat her ikisinin de ilgili seremonide hazır bulunduğu bilinmektedir. Piskopos Sully ömrünün büyük kısmını ve parasını katedralin inşaatına vakfetmiştir. Batı cephenin ve çarpıcı iki kulesinin yapımı 1200 yılları civarında, sahın henüz tamamlanmadan başladı. Yapım süreci boyunca çok sayıda mimar çalıştı, ki değişik yüksekliklerde görülen değişik stillerin sebebi budur. 1210 ve 1220 yılları arasında dördüncü mimar gül pencerenin hizasını gördü ve 1245 yılında kuleler tamamlandı. Katedralin tamamlanması ise 1345'e uzanır. Yıllar boyunca kiliseye pek çok org getirildiyse de, hiçbiri binanın yapısına uygun olmamıştır. İlk uygun org Cliquot tarafından 1700'lü yılların başlarında tamamlandı. Cliquot'nun eserinin bir kısmı günümüze kadar dayanmıştır, fakat org 19. yüzyılda Aristide Cavaille-Coll tarafından büyük ölçüde yeniden yapıldı. Ne katedral, ne de org Paris'in en büyüğü olmamasına rağmen Notre Dame'ın piyanisti şehrin en kıdemlisi addedilmiştir. Bu konuda 18. yüzyılda öyle bir rekabet olmuştur ki, dört piyaniste unvan verilmiştir, ve her biri yılın üç ayı boyunca çalmıştır. Kilisenin en iyi piyanisti 1900-1937 yılları arasında çalan Louis Vierne olarak görülür. daha sonradan çalan orgçular, özellikle Pierre Cochereau orga önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yine de orgun orijinal tınısı bugün dahi Cavaille-Coll versiyonuna aittir, ve org yaptığı en iyi enstrümanlardan biri olarak kabul edilir. Yapılış zaman çizelgesi
19. yy başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini çekmek için Notre Dame'ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır. |
http://orig03.deviantart.net/ca00/f/2009/351/3/e/3e89103d2f9a7de115b98aa264c47171.jpg Paris by zemotion on deviantART |
http://orig00.deviantart.net/e312/f/2007/339/2/6/carousel_in_paris_by_cosmogurl.jpg Carousel in Paris by cosmogurl on deviantART |
Paris'te Eğlence Paris'te gece dışarı çıkmak için asla saat geç değildir. Eğlencenin doruklarına çıkmak için Le Lido, Crazy Horse Saloon, Bal du Moulin Rouge ve Les Folies Bergere, Paris'in en ünlü kabereleridir. Bu kabereler düzenledikleri görkemli şovlarla adlarından oldukça söz ettirmektedir. Paris'teki Olympia, ünlü sanatçıların konser ve şovlarını sundukları dünyaca tanına bir konser salonudur. Opéra Garnier ve Opéra de la Bastille ise Paris'te opera keyfini yaşayabileceğiniz yerlerdir. Tiyatro severler için Théâtre du Chatelet, Comédie Française, Odéon - Théâtre de l'Europe, Théâtre de la Ville - Théâtre Sarah Bernarht, kentin başlıca tiyatro salonlarıdır. Opéra Garnier 1, place de l'Opéra, 75009 01 40 01 80 52 Opéra de la Bastille 2bis, place de la Bastille, 75012 01 40 01 80 52 Olympia 28, blvd de Capucines, 75009 08 92 68 33 68 Théâtre du Châtelet 1 place du Châtelet, 75001 01 40 28 28 40 La Comédie Française 2, rue Richelieu, 75001 08 25 10 16 80 Odéon - Théâtre de l'Europe Place de l'Odéon, 75006 01 44 85 40 40 Théâtre de la Ville - Théâtre Sarah Bernarht 2 place du Châtelet, 75001 01 48 87 54 42 Tatilde bile spordan vazgeçmek istemeyenler içinse her zaman tenis, yüzme, paraşüt, squashEyfel Kulesinin tepesindeki lüks restoranda romantik bir yemek ya da restoran Les Bains'in eğlenceli atmosferi arasında bir seçim yapabilirsiniz. gibi aktivitelere katılma imkanı vardır. Acıktığınızda ise Paris'te Alış-Veriş Paris'teyken yapılabilecek en zevkli şeylerden birisi de şüphesiz alışveriştir. Paris bir çok ünlü markanın bir arada bulunduğu büyük alış veriş merkezlerine sahiptir. Bu merkezlerde giyimden, ev eşyası, mefruşat, aksesuvar, takı, mücevher, kitap, parfüm, yiyecek, antika eşya ve mücevher ve mutfak gereçlerine kadar aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Bunların başında The rue d'Alésia gelir. Versace, Gucci gibi markaların birarada bulunduğu bu merkezde fiyatlar oldukça yüksektir. Bir diğer alışveriş merkezi de yedi yüz metre kare alanda kurulu olan Quai des Marques'dir. Ventilo, Manfield, Weston, Rodier markalarına ev sahipliği yapar. Bir diğer merkez olan Usines Center'da Ercuis, Allibert, Kenzo, Esprit gibi markaları bulabilirken, antika eşyalar için Le Louvre des Antiquaires'e bakabilirsiniz. Virgin Megastore Müzik ve sinema CD ve DVDlerini bulmak için mükemmeldir. The rue d'Alésia Adres : Alésia , avenue du Maine side Quai des Marques Adres : 8, quai du Chatelier ,93450 L'lle Saint-Denis Tel : 01.42.43.70.20 Usines Center Adres : 395 avenue du Général Leclerc-95130 Franconville Tel : 01.34.13.93.74 Le Louvre des Antiquaires Adres : 2, place du Palais Royal , 75001 Tel : 01.42.97.27.10 Virgin Megastore Adres : 52-60, Champs-Elysées,75008 * +33 (0033 olarakda deneyebilirsiniz) Fransa'nın ülke kodu, 01 ise Paris'in şehir kodudur. |
PARİS. Eski Yunan efsanelerinde yer alan "Üç Güzeller" öyküsünün kahramanı Paris, Truva Kralı PriamosTa karısı Hekabe'nin oğludur. Paris doğmadan önce annesi Hekabe korkulu bir düş görür. Bu düşü kötüye yoran falcılar, doğacak çocuğun Truva'yı yıkıma uğratacağını söylerler. Bunun üzerine bebek doğar doğmaz, babası Priamos onu bir uşağa teslim eder; ölmesi için İda Dağı'na bırakmasını buyurur. Issız dağda küçük Paris'in yabanıl hayvanlara yem olması işten bile değildir. Ne var ki, çocuğu çobanlar bulur, alıp büyütürler. Yakışıklı ve yiğit bir delikanlı olan Paris'in sonradan kim olduğu anlaşılır ve ailesi onu yanına alır. Irmağın güney yakasındaki Sorbonne Üniversitesi ortaçağ Paris'inin bilim merkeziydi. Yaklaşık 1257'de kurulan ve Fransa'nın en büyük yüksekokulu olan Sorbonne günümüzde, çeşitli özerk üniversiteleri barındıran Paris Üniversitesi'nin bir bölümünü oluşturur. 19. yüzyıldan başlayarak Sorbonne'un çevresi sanatçıların, yazarların ve üniversite öğrencilerinin uğrak yeri oldu. Quartier Latin (Latin Mahallesi) adıyla bilinen bu bölge bugün de yenilikçi akımların yeşerdiği bir sanat ve kültür merkezidir. Victor Hugo, Voltaire, Jean-Jacques Rousseau ve Émile Zola gibi ünlü Fransızlar'ın gömülü olduğu Panthéon adlı yapı da Quartier Latin'dedir. Sen Irmağı'nın kuzey yakasında yer alan Louvre Sarayı'ndaki Louvre Müzesi, sahip olduğu yapıtlar bakımından dünyanın en büyük ve zengin müzelerinden biridir. Louvre' un batısında, eskiden büyük bir sarayın bulunduğu Tuileries Bahçeleri ile dünyanın en görkemli ve güzel meydanlarından biri olan Concorde Meydanı yer alır. İki yanı ağaçlı, geniş Champs Élysées Bulvarı buradan başlayarak Charles de Gaulle Meydanı'na (eskiden Etoile Meydanı) uzanır. Alanın ortasında Napolyon'un zaferlerinin anısına yaptırdığı Zafer Takı (Arc de Triomphe) bulunur. Takın altında da I. Dünya Savaşı'na katılan Fransız askerlerinin anısına dikilmiş Meçhul Asker Anıtı vardır. Batı yönünde devam eden geniş caddeler, eskiden Fransa krallarının avlanma alanı olan Boulogne Ormanı'na uzanır. Ormanda Longchamp ve Auteuil adlarında iki ünlü koşu yolu ve göller bulunur.1853-70 yılları arasında Paris valisi olan Baron Georges-Eugene Haussmann, III. Napolyon'un verdiği geniş yetkiyle Paris'e yepyeni ve modern bir görünüm kazandırdı. Kentin yarıya yakınını yıktırarak geniş caddeler ve bulvarlar açtırdı. Daha sonra bu bulvarların kentte çıkacak ayaklanmalarda göstericilerin barikatlar kurmasını engellemeyi amaçladığı yolunda eleştiriler yaygınlık kazandı. Haussmann kentin sağlık, bayındırlık ve ulaşım hizmetlerini geliştirici çalışmalar da yaptı. Bugün kenti boydan boya geçen büyük bulvarların iki yanında gösterişli mağazalar, restoranlar, tiyatrolar ve oteller sıralanır. Paris Operası ve 1960'ların sonuna değin varlığını koruyan ünlü pazaryeri Les Halles de Haussmann zamanında kurulmuştur. Bulvarların daha kuzeyinde gece kulüpleriyle tanınan bir bölge olan Montmartre'da çarpıcı güzellikteki beyaz Sacré-Coeur (Kutsal Yürek) Bazilikası göze çarpar.Bir gün tanrılar kralı Zeus, Paris'i Hera, Athena ve Afrodit adlı üç tanrıçadan en güzelini seçmekle görevlendirir. Ona, en güzel tanrıçaya verilmek üzere altından bir elma uzatır. Tanrıçalardan her biri, kendisini seçerse Paris'e değerli bir armağan vereceğini söyler: Hera Avrupa ve Asya krallığını; Athena Truvalılar'ı Yunanlılar'a karşı zafere kavuşturacak ordunun komutanlığını; Afrodit ise dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat eder. Sonunda Paris altın elmayı Afrodit'e sunar. Afrodit, Paris'i Sparta Kralı Menelaos'un Yunanistan'daki sarayına götürür. Bu sarayda dünyanın en güzel kadını, Menelaos'un karısı Helen (Truvah Helen) yaşamaktadır. Kralın saraydan uzaklaştığı bir günü kollayan Paris, Helen'i kaçırarak Truva'ya, babasının sarayına getirir. Yunanlılar Helen'in geri gönderilmesini isterler. Truvalılar bu isteği yerine getirmeyince de Truva Savaşı çıkar. Paris savaş sırasında Menelaos'a yenilmek üzereyken, Afrodit onun kaçmasına yardım eder. Daha sonra Paris'in fırlattığı zehirli bir okla topuğundan yaralanan Yunanlı kahraman Aşil ölür . Çok geçmeden ölümcül bir yara alan Paris'in de yaşamı son bulur. 10 yıllık korkunç bir savaş Truva'nın yerle bir olmasıyla sonuçlanmış, Hekabe'nin düşü gerçekleşmiştir. Tarihi Paris'in içinden geçen Sen Irmağı'nda île de la Cité ve île Saint-Louis adlarında iki adacık vardır. Paris kenti İÖ 3. yüzyılda, Parisli olarak bilinen Galyalı bir kabile tarafından bu adalardan île de la Cité'de kuruldu (bak. Galya). İki kıyıya tahta köprülerle bağlanan kente Romalılar Lutetia adını verdi. İS 1. yüzyılda gelişmeye başlayan kent, 4. yüzyıldan sonra Paris olarak anılmaya başladı. île de la Cité ortaçağ Paris'inin merkezi ve Fransa krallarının başkenti oldu. Yapımına 12. yüzyılda başlanan ve dünyadaki gotik kiliselerin en güzellerinden biri olan Nötre Dame Katedrali bu ada üzerindedir. 12. yüzyılda Paris ırmak kıyılarına yayıldı ve surlarla çevrildi. Kuzeybatıdaki bataklıklar kurutuldu ve burada Marais adı verilen bir mahalle oluştu. Bir zamanlar soyluların yaşadığı gözde bir yer alan Marais, bugün dar sokakları ve Vosges Meydam'nın çevresindeki üç katlı eski evleriyle ilginç bir bölgedir. Bu evlerin bir bölümü müzeye dönüştürülmüştür. Marais doğuya doğru Bastille Meydanı' na uzanır. Burada Paris halkının 14 Temmuz 1789'da basarak ele geçirdiği ve Fransız Dev-rimi'nden sonra yıktırılan ünlü Bastille Kalesi ve hapisanesi vardı. Sen Irmağı kıyısı boyunca resimler, eski afişler ve kullanılmış kitaplar satan sokak satıcılarına rastlanır. Irmağın güneyinde kalan Sol Yaka'da üniversitenin yanı sıra Fransız Parlamentosu'nun iki binası ve devlet dairelerinin çoğu ile Lüksemburg Sarayı ve bahçeleri yer alır. XIV. Louis'nin savaş gazileri için yaptırdığı Hôtel des Invalides (hôtel sözcüğü burada "yurt" anlamına gelir) Lüksemburg Sarayı'nın batısındadır. "Şen kıyısında, çok sevdiğim Fransız halkı arasına gömülmek istiyorum" diye vasiyette bulunan Napol-yon'un mezarı da bugün kısaca Invalides adıyla bilinen bu yapının içindedir. Daha batıda Paris'in simgesi olan ve televizyon anteniyle birlikte yüksekliği 300 metreyi geçen Eiffel Kulesi görülür 1980'lerin Paris'i Parisliler'in çoğu genellikle altı katlı apartmanlarda oturur. Her katta çoğunlukla iki ya da daha çok daire vardır. Parisliler café adı verilen bulvar kahvehanelerinin önünde oturup gazete okumaktan, dostlarıyla sohbet etmekten ya da gelip geçeni seyretmekten hoşlanırlar. Kent içi ulaşım otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır. Fransa'nın kara ve demiryolları Paris'ten başlayıp bütün ülkeye yayılacak biçimde planlanmıştır. Paris, Manş Denizi'ne dökülen Sen Irmağı'nın ağzından 375 km içerdedir. Ama Sen Irmağı kanallar ve akarsular yoluyla Manş Denizi ve Akdeniz'e, Almanya Federal Cumhuriyeti'ne, Belçika'ya ve Fransa'nın öbür bölümlerine bağlı olduğu için Paris bir liman kenti sayılır. Paris'te Orly ve Charles de Gaulle adlarında iki uluslararası havalimanı bulunur. Sanayi ürünleri arasında otomobiller, uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar sayılabilir. Paris aynı zamanda Fransa'nın film yapım merkezidir. Güneydeki sanayi bölgesinde tabakhaneler, çimento, bira ve tütün fabrikaları bulunur. Kentin içinde, başta giysi, mücevher, parfüm, porselen eşya ve mobilya olmak üzere birçok lüks tüketim eşyası üretilir. Modern gökdelenler 1970'lerden başlayarak Paris'e yeni bir görünüm kazandırdı. 1970'lerde ve 1980'lerde Pompidou Sanat ve Kültür Merkezi (Beauborg Merkezi) gibi birçok büyük proje gerçekleştirildi. 1986'da müzeye dönüştürülen eski Orsay Gan ile Bastille'in yanında yapılan yeni opera binası bunların en önemlileri arasındadır. Paris'in anakent nüfusu l().210.()59'dur (1982). MsxLabs & TemelBritannica |
|
http://orig12.deviantart.net/736e/f/2008/118/d/0/paris_by_merrymac.jpg Paris by Merrymac on deviantART |
Lüksemburg Bahçesi (Jardin du Luxembourg) Lüksemburg Bahçesi (Jardin du Luxembourg) MsXLabs.org Medici Çeşmesi Jardin du Luxembourg (Lüksemburg Bahçesi) Paris'in 6. bölgesinde bulunan çeşitli stillerdeki bir bahçeler bütünüdür. 1612 yılında, Médicis ailesinden Marie de Médicis'nin hükümdarlığın zamanında yapılan bahçe, Paris'lilerin, öğrencilerin, gezitiye çıkanların tercih ettikleri bir buluşma mekanı olmakla beraber tüm dünyadan ziyaretçilerin de dikkatini çeker. |
|
Paris MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi Tolstoy gezilerinin birinde Paris'ten Rusya'daki bir arkadaşına şöyle yazmıştır: ''Azizim! Bu şehir ne zaman benim üzerimde tesir etmez hâle gelecektir.''Fransa'nın başkenti. Yönetim bakımından "Ville-de-Paris" departmanını meydana getirir. Sen Irmağı'nın iki yanında kurulmuştur. Asıl Paris kenti ile, dört yönde uzantısını meydana getiren ve durmadan yayılan "Paris Aglomerasyonu", yani Büyük Paris'i, gerek alan ve gerekse nüfus bakımından birbirinden ayırmak güçtür: Paris kenti 20 "arrondissements"dan meydana gelir ve 2.152.429 (1994) nüfusu ile 105 km2'lik bir alana yayılır. Buna karşılık "Paris Aglomerasyonu"nun alanı 1700 km2'yi bulur ve 10 milyonun üstünde nüfus toplar. Alanı ve nüfusuyla Avrupa'da ikinci, dünyada dördüncü sırayı alan bu geniş kentleşme bölgesi, ekonomik, malî ve kültürel varlığı ile Fransa'nın bütünü içinde ağır basar. Yönetim bakımından komşu departmanlara dağılmıştır. Öte yandan Paris'in yakın banliyösü sayılan bir kentleşme alanı da söz konusudur ki, 350 km2 yer tutan bu alan Hauts-de-Seine, Seine-Saint-Denis ve Val-de-Marne departmanlarının sınırları içinde kalır. Geniş anlamda Paris, bu son bölümdür. Paris havzasının merkezî kesiminde kurulmuş olan kent, Sen ve kollarının (Oise, Marne vb.) meydana getirdiği iç su ağının ve çeşitli yönlerden gelen kara, hava ve demiryollarının düğümlendiği yerdir. Paris'e, Fransa'nın bütünü içinde bu üstünlüğü sağlayan başlıca neden, coğrafî yerinin çok elverişli ve avantajlı doğal koşullarıdır. Paris, öte yandan bazı uluslararası örgütlerin de merkezidir. Yüzyıllardan beri, fakat özellikle 19. yüzyılın ortalarında Haussmann tarafından büyük ölçüde değiştirilmesine karşın, Paris, ilk kuruluşundan beri bir merkez çevresinde, halkalar hâlinde genişlemiş biçimini bugün de korumaktadır: Tam ortasından geçen Sen, kentin ekseni durumundadır. İki yaka 33 köprüyle birbirine bağlanmıştır. Irmak üzerinde, birbirine bağlı Saint-Louis ve La Cité adaları kentin çekirdeğidir; burada kurulmuş ve buradan itibaren yayılıp büyümüştür. Bu iki ada üzerinde ünlü tarihî yapılar yer alır: Notre Dame de Paris ve Sainte-Chapelle; Adalet Sarayı ve Conciergerie vb. Buradan, Sen Irmağı'nın iki yakasında her yöne doğru yayılan Paris, Orta Çağ'dan beri durmadan değişmiş, özellikle 20. yüzyılın başlarından günümüze kadar bu değişiklikler artarak sürmüştür. Bugün, tarihinin çeşitli anılarını yansıtan eski sanat yapıtlarıyla modern kent mimarîsinin yeniden yarattığı yapıtlar, birbirini kucaklamakta; kente kendine özgü bir güzellik ve değer sağlamaktadır. Dünyanın en büyük kültür, sanat, ticaret ve turizm merkezi olan Paris'in başlıca cadde, meydan ve parkları; birer sanat yapıtı olan tarihî yapıları, ünlü semt ve müzeleri şunlardır: Caddeler: Boulevard de Sebastopol, Rue Saint-Michel, Rue de Rivoli, Avenue des Champs-Elysées, Avenue de la Grande Armée, Boulevard Saint-Germain, Rue Royal, Rue du Faubourg, Saint-Honoré; park ve meydanlar: Tuileries, Concorde Meydanı, Charles de Gaulle (eski adı Etoile) Meydanı, Luxembourg Bahçesi (İçinde Senato Sarayı), Botanik Bahçesi (Doğal Tarih Müzesi); République, İena, Bastille, Vendome, İnnocents, Etats-Unis, Champ de Mars (Eiffel Kulesi bu parktadır) meydanları; Boulogne, Vincennes ormanları; tarihî yapılar: Hotel-Dieu (Avrupa'nın en eski hastanesi), Louvre (dünyanın en ünlü sanat müzelerinden biri); Bourbon Sarayı (Ulusal Meclis), Luxembourg Sarayı, Tribunal de Commerce, Opera, Elysée Sarayı (Fransa Devlet Başkanlığı ikâmetgâhı), Chaillot Sarayı, Bibliothèque Nationale (Ulusal Kitaplık), Panthéon, Hotel des İnvalides, Tuileries Sarayı ve bahçeleri, Saint-Germain-des-Prés Kilisesi, Borsa binası; eğitim kurumları, müzeler. Paris Üniversitesi (Sorbonne, Collegé de France, İnstitute de France. Paris'e öğrenim için dünyanın her yanından gelen yabancı öğrencilerin toplandığı "Quartier Lâtin", kentin birçokları içinde en ünlü semti sayılabilir. 20. yüzyılın başlarından beri, büyük endüstri kuruluşları tarihî Paris'i yavaş yavaş terk etmeye ve daha çok kentin yakın ve uzak banliyösüne dağılmaya başlamıştır. Bugün kent içinde bu çeşitli ve güçlü endüstrilerin yönetim ve reklam büroları, çeşitli malî kuruluşların merkezleri kalmıştır. Paris çevresinde toplanan başlıca endüstri kolları şunlardır: Otomobil (Renault ve Simca), kimya, besin, elektronik, dokumacılık, konfeksiyon, sinema ve özellikle basın ve yayım. Paris, hava ve iç su ulaşımı bakımından Londra'dan sonra Avrupa'nın ikinci büyük merkezidir. |
Paris kentinin temsili olan Eyfel Kulesi |
1 ek ![]() 2.000 yıllık bir tarihi olan Paris, Fransa'nın başkenti ve dünyanın Önde gelen bilim, kültür, sanat ve eğlence merkezlerinden biridir. Paris, Fransa'nın kuzey kesiminde geniş, bereketli ovaların ortasından akan Sen Irmağı'nın iki yakasında kuruludur. Irmağın kuzeyinde kalan bölüme Sağ Yaka, güneyindeki bölüme ise Sol Yaka denir. Kent, sarmal bir dönüşle merkezden çevreye birbirini izleyen 20 ilçeden oluşur. Tarihi Paris'in içinden geçen Sen Irmağı'nda île de la Çite ve île SaintLouis adlarında iki adacık vardır. Paris kenti İÖ 3. yüzyılda, Parisli olarak bilinen Galyah bir kabile tarafından bu adalardan île de la Cite'de kuruldu {bak. Galya). İki kıyıya tahta köprülerle bağlanan kente Romalılar Lutetia adını verdi. İS 1. yüzyılda gelişmeye başlayan kent, 4. yüzyıldan sonra Paris olarak anılmaya başladı. île de la Çite ortaçağ Paris'inin merkezi ve Fransa krallarının başkenti oldu. Yapımına 12. yüzyılda başlanan ve dünyadaki gotik kiliselerin en güzellerinden biri olan Nötre Dame Katedrali bu ada üzerindedir. 12. yüzyılda Paris ırmak kıyılarına yayıldı ve surlarla çevrildi. Kuzeybatıdaki bataklıklar kurutuldu ve burada Marais adı verilen bir mahalle oluştu. Bir zamanlar soyluların yaşadığı gözde bir yer alan Marais, bugün dar sokakları ve Vosges Meydanı'nın çevresindeki üç katlı eski evleriyle ilginç bir bölgedir. Bu evlerin bir bölümü müzeye dönüştürülmüştür. Marais doğuya doğru Bastille Meydanı' na uzanır. Burada Paris halkının 14 Temmuz 1789'da basarak ele geçirdiği ve Fransız Devrimi'nden sonra yıktırılan ünlü Bastille Kalesi ve hapisanesi vardı {bak. Bastille). Irmağın güney yakasındaki Sorbonne Üniversitesi ortaçağ Paris'inin bilim merkeziydi. Yaklaşık 1257'de kurulan ve Fransa'nın en büyük yüksekokulu olan Sorbonne günümüzde, çeşitli özerk üniversiteleri barındıran Paris Üniversitesi'nin bir bölümünü oluşturur. 19. yüzyıldan başlayarak Sorbonne'un çevresi sanatçıların, yazarların ve üniversite öğrencilerinin uğrak yeri oldu. Quartier Latin (Latin Mahallesi) adıyla bilinen bu bölge bugün de yenilikçi akımların yeşerdiği bir sanat ve kültür merkezidir. Victor Hugo, Voltaire, JeanJacques Rousseau ve Emile Zola gibi ünlü Fransızların gömülü olduğu Pantheon adlı yapı da Quartier Latin'dedir. Sen Irmağı'nın kuzey yakasında yer alan Louvre Sarayı'ndaki Louvre Müzesi, sahip olduğu yapıtlar bakımından dünyanın en büyük ve zengin müzelerinden biridir. Louvre' un batısında, eskiden büyük bir sarayın bulunduğu Tuileries Bahçeleri ile dünyanın en görkemli ve güzel meydanlarından biri olan Concorde Meydanı yer alır. İki yanı ağaçlı, geniş Champs Elysees Bulvarı buradan başlayarak Charles de Gaulle Meydanı'na (eskiden Etoile Meydanı) uzanır. Alanın ortasında Napolyon'un zaferlerinin anısına yaptırdığı Zafer Takı (Arc de Triomphe) bulunur. Takın altında da I. Dünya Savaşı'na katılan Fransız askerlerinin anısına dikilmiş Meçhul Asker Anıtı vardır. Batı yönünde devam eden geniş caddeler, eskiden Fransa krallarının avlanma alanı olan Boulogne Ormanı'na uzanır. Ormanda Longchamp ve Auteuil adlarında iki ünlü koşu yolu ve göller bulunur. 185370 yılları arasında Paris valisi olan Baron GeorgesEugene Haussmann, III. Napolyon'un verdiği geniş yetkiyle Paris'e yepyeni ve modern bir görünüm kazandırdı. Kentin yarıya yakınını yıktırarak geniş caddeler ve bulvarlar açtırdı. Daha sonra bu bulvarların kentte çıkacak ayaklanmalarda göstericilerin barikatlar kurmasını engellemeyi amaçladığı yolunda eleştiriler yaygınlık kazandı. Haussmann kentin sağlık, bayındırlık ve ulaşım hizmetlerini geliştirici çalışmalar da yaptı. Bugün kenti boydan boya geçen büyük bulvarların iki yanında gösterişli mağazalar, restoranlar, tiyatrolar ve oteller sıralanır. Paris Operası ve 1960'ların sonuna değin varlığım koruyan ünlü pazaryeri Les Halles de Haussmann zamanında kurulmuştur. Bulvarların daha kuzeyinde gece kulüpleriyle tanınan bir bölge olan Montmartre'da çarpıcı güzellikteki beyaz SacreCoeur (Kutsal Yürek) Bazilikası göze çarpar. Sen Irmağı kıyısı boyunca resimler, eski afişler ve kullanılmış kitaplar satan sokak satıcılarına rastlanır. Irmağın güneyinde kalan Sol Yaka'da üniversitenin yanı sıra Fransız Parlamentosu'nun iki binası ve devlet dairelerinin çoğu ile Lüksemburg Sarayı ve bahçeleri yer alır. XIV. Louis'nin savaş gazileri için yaptırdığı Hötel des Invalides {hötel sözcüğü burada "yurt" anlamına gelir) Lüksemburg Sarayı'nın batısmdadır. "Şen kıyısında, çok sevdiğim Fransız halkı arasına gömülmek istiyorum" diye vasiyette bulunan Napolyon'un mezarı da bugün kısaca Invalides adıyla bilinen bu yapının içindedir. Daha batıda Paris'in simgesi olan ve televizyon anteniyle birlikte yüksekliği 300 metreyi geçen Eiffel Kulesi görülür {bak. Eiffel Kulesi). 1980'lerin Paris'i Parisliler'in çoğu genellikle altı katlı apartmanlarda oturur. Her katta çoğunlukla iki ya da daha çok daire vardır. Parisliler cafe adı verilen bulvar kahvehanelerinin önünde oturup gazete okumaktan, dostlarıyla sohbet etmekten ya da gelip geçeni seyretmekten hoşlanırlar. Kent içi ulaşım otomobil, otobüs ve metroyla sağlanır. Fransa'nın kara ve demiryolları Paris'ten başlayıp bütün ülkeye yayılacak biçimde planlanmıştır. Paris, Manş Denizi'ne dökülen Sen Irmağı'nın ağzından 375 km içerdedir. Ama Sen Irmağı kanallar ve akarsular yoluyla Manş Denizi ve Akdeniz'e, Almanya Federal Cumhuriyeti'ne, Belçika'ya ve Fransa'nın öbür bölümlerine bağlı olduğu için Paris bir liman kenti sayılır. Paris'te Orly ve Charles de Gaulle adlarında iki uluslararası havalimanı bulunur. Sanayi ürünleri arasında otomobiller, uçaklar, lokomotifler, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler ve ilaçlar sayılabilir. Paris aynı zamanda Fransa'nın film yapım merkezidir. Güneydeki sanayi bölgesinde tabakhaneler, çimento, bira ve tütün fabrikaları bulunur. Kentin içinde, başta giysi, mücevher, parfüm, porselen eşya ve mobilya olmak üzere birçok lüks tüketim eşyası üretilir. Modern gökdelenler 1970'lerden başlayarak Paris'e yeni bir görünüm kazandırdı. 1970'lerde ve 1980'lerde Pompidou Sanat ve Kültür Merkezi (Beauborg Merkezi) gibi birçok büyük proje gerçekleştirildi. 1986'da müzeye dönüştürülen eski Orsay Garı ile Bastille'in yamnda yapılan yeni opera binası bunların en önemlileri arasındadır. Paris'in anakent nüfusu 10.210.059'dur (1982). kaynak: nüveforum & Büyük L. |
| Saat: 11:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık